//
Bulundugunuz alan:

İlhan KARAÇAY

Hollandalı mı, Nederlander mi? Türk mü, Türkiyeli mi ?

e-Posta Yazdır PDF

Yaşamımın ilkbaharı olarak  24 yılımı Türkiye’de geçirdim. Tam 44 yıldır yaşadığım Hollanda’da, bu ülkenin tabiyetine geçmiş olmama rağmen, kendimi hiçbir zaman Hollandalı olarak hissetmedim. Çok sevmiştim bu ülkeyi ve insanlarını. Bu ülkenin insanının sevinci ile sevinmiş, acılarını da paylaşmıştım. 1978 yılında Arjantin’de yapılan Dünya Futbol Şampiyonası’nda oradaydım. Bizim ‘Portakallar’ dediğimiz ‘Oranje’ final maçını kaybedince ben de göz yaşı dökmüştüm.

İlhan KARAÇAY Yazdı...

1970’li ve 80’li yılarda neler yazmıştım Hollanda ve Hollandalılar için.

‘Sen neymişsin be Hollanda’ diyerek övgüler yazmıştım. Lalelerini, yel değirmenlerini, futbollarını ve de sarışınlarını çok övmüştüm Hollandalıla’rın. Hele hele insan hakları savunucularını göklere çıkarmıştım.

Ama ne olduysa 11 Eylül sendromundan sonra oldu.
ABD’nin de kışkırtmasıyla, tüm Hıristiyan alemi artık İslam düşmanı kesilmişti.
Hollanda’da Pim Fortuyn isimli bir adam bu fırsattan yararlanmayı başardı ve İslam aleyhindeki söylemleri ile politikada ön sıralara geçti.
Sonra bir talihsizlik yaşandı. Pim Fortuyn bir suikasta kurban gitti. Düşüncelerini ve politikasını sevmesem de, bu adamın öldürülüşüne çok üzülmüş ve hatta daha sonra yazdığım bir yorumumda, Pim Fortuyn’ün yerde yatan cesedine bakıp ‘Fidan boylu bir adamdı’  diyerek üzüntumü dile getirmiştim.

Pim Fortuyn’un katili sarışın bir Hollandalı idi. Tesadüfen yakalandı. Tesadüfen yakalanmasaydı Hollanda alt üst olacaktı. Bu suikast kesinlikle Müslmanlar’a maledilecekti.

Ama ne mutlu ki Hollandalı katil tesadüfen yakalandı.

Pim Fortuyn’dan sonra O’nun yerini almak isteyenler çıktı. Uyum Bakanı Rita Verdonk ve Geert Wilders bunlardan ilk ikisiydi.
Yapılan son genel seçimlerde Wilders’in yükselişi çok tehlikeli oldu. Wilders bizleri hâlâ hiç bir ayırım yapmadan sınır dışı etme planları ile yaşıyor.

Şimdi, tabiyetlerine geçmiş olmamıza rağmen, 6 parlamenter,  15 İl Genel Meclisi Üyesi, 250 Belediye Meclisi Üyesi, 15 bin girişimci esnaf, binlerce üst düzey yönetici ve binlerce politikacı yetiştirdiğimiz halde, Geert Wilders ve ona oy veren milyonlarca Hollandalı, bizleri hâlâ kendilerinden saymıyorlar.

O zaman biz de kendimizi Hollandalı olarak hissedemeyiz.
Olsak olsak, Hollandalı değl, ‘Nederlander’ oluruz. Zira, sözünü ettiğimiz devletin adı, eskiden Endonezya ve Surinam da olmak üzere, Antil Adaları ile Avrupa’daki Hollanda topraklarından oluşan ‘Nederland Kraliyeti’dir.  Yani bir Antilli’ye Hollandalı denmez ‘Nederlander’ denir.

O halde biz de, onların bize baktığı gözle hareket edelim ve kendimizi birer Hollandalı değil, Nederlander olarak kabul edelim.

Şimdi gelelim Türkiye cephesine.
Türk müyüz, Türkiyeli miyiz?
Kendilerini Türk değil, Türkiyeli olarak niteleyenlerin bazıları, bu söylemlerinin siyasi mi yoksa coğrafi mi olduğu üzerinde tartışma açarlar. Ama açıkça belli ki, bu bir siyasi söylemdir.

Kendilerini Türk değil, bağlı oldukları etnik kökenin vatandaşı olduklarını saklamaya çalışanlar, hemen coğrafi tartışmayı başlatır.

Bakın ben açıkça yazıyorum. Ben Mersin’de doğmuş Arap kökenli bir Türk’üm. Köken möken de yok, ben bir Türk’üm. Kendimi hiç bir zaman Arap olarak hissetmedim. Yalnız ben değil, Doğu Akdeniz’de doğmuş olanların tümü bu hislerle yaşarlar. Doğu Akdenizli Arap kökenliler Türk devletine hep sadık kalmışlardır. Hatay için yapılan referandum sırasında, Mersin, Tarsus ve Adanalar’dan zor şartlar altında Hatay’a gidip Türkiye lehinde oy kullanma meşekkatine katlanmışlardır. Ölüm tehditlerine rağmen…

Haaa, Arap kökenliler hiç mi horlanmamıştır?

Elbette horlanmışlardır.

Daha önce yazmıştım. Uzak geçmişe değil, yakın geçmişe bakalım.

Şöyle yazmıştım geçen yıl:
“Tabii ki bireyler devleti temsil edemezler. Bireylerin yaptıkları yanlışlıklar devlete
maledilemez.
Ama alın size bir örnek:
30 yıl kadar once Mersin’de tatil yapıyordum. Elinizin artığı bizim orada bir motel, plaj ve gazinomuz vardı. Gazinoda yemek yenirdi ve dans edilirdi. Bir Pazar matinesine Mersin Valisi ve Emniyet Müdürü eşleriyle gelmişlerdi. Deniz kenarında bir masada oturuyorduk. Program öncesi sahneye Nina adlı sevimli bir kız çıktı. Nina Mersin’in Hıristiyan eşrafından ünlü bir ailenin kızıydı. Nina bize şarkılar söyledi durdu. İtalyanca söyledi. İbranice söyledi ve hatta Yunanca söyledi. Ama Nina Arapça bir şarkıya başladığı zaman, masamızda bulunan Emniyet Müdürü Reşat Akkaya ( Sonra Ordu’ya Vali oldu) arkada duran polislere emir verdi: “İndirin şu kızı sahneden, burası Arabistan mı?” diye bağrdı. O zaman ben müdahale ettim. “Ne oluyoruz yahu” dedim. “Kız İtalyanca söyledi, İbranice söyledi, Yunanca söyledi. Burası İtalya, İsrail ve Yunanistan olmadığı gibi Arabistan da olmaz” diye ekledim. O zaman Vali de beni destekler mahiyette baş sallayınca Nina sahneden indirilmedi.
İşte, Tükiyemizde bireyler de olsa, bazı yöneticilerimizin yaklaşımı böyle. Böyle olunca da devlet baba ile evlatlarının arası açılıyor.”

İşte, buna rağmen Doğu Akdeniz’deki Arap kökenliler kendilerini hep Türk olarak hissettiler ve kabul ettiler. Alevi mezhebine mensup Arap kökenliler, dualarında Türkçe ve Arapça olarak “Allah Türk devletine, Kara Kuvvetlerine, Hava Kuvvetlerine ve Deniz Kuvvetlerine zeval vermesin” derler. Bu dua ile de kendilerinin Türk devletine ve Türklüğe ne kadar bağlı olduklarını kanıtlarlar.

“Ben Türkiyeliyim” diyenlere hiç bir eleştiri yapmıyorum. İnsan kendini ne ve nasıl hissederse öyle yaşamalı. Ama “Türk mü, Türkiyeli mi” tartışmasını polemik haline getirmemek lazım. Arap kökenlilerden de bazıları bu polemiğe girebilirler ve kendilerini Türkiyeli olarak tanımlayabilirler. Ama şu kesin ki, Döğu Akdeniz’deki Alevi Arap kökenliler kendilerini hep Türk olarak tanımlarlar.

Ben de sapına kadar Türk’üm. Zira, belki babam Arap olarak doğdu ama, ben Türk topraklarında doğdum ve Türk’üm.

Benim Hollanda’da doğan kızım ve oğlum kendilerini yarı Türk ve yarı Hollandalı olarak hissettiler ama futbol maçlarında bile hep Türkiye’den yana oldular. Ama torunlarım öyle değil. Biri 11, diğeri de 10 yaşnda olan iki torunum “Biz Hollandalıyız” diyorlar. Maçlarda da Hollanda’yı tutuyorlar.

Ama ne yazık ki, ırkçı Wilders ve gibileri, benim torunlarımı Hollandalı olarak değl, “Nederlander” olarak damgalıyorlar.

Bunlar gerçekler ve doğrular.
Gerisi laf ola beri gele…

 

 

 


Bu kategorideki diğer yazılar;


ANKET

Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz ?
 

KİMLER BİZİMLE ?

Şu anda 10 konuk çevrimiçi

İSTATİKLER

Üyeler : 34
İçerik : 917
Web Bağlantıları : 7
İçerik Tıklama Görünümü : 99799