8 Mart Dünya Kadınlar Günü Hollanda’da yürüyüşler, toplantılar ve çeşitli etkinliklerle kutlandı.

Amsterdam’da Dam Meydanı’nda toplanan binlerce kadın pankartlar ve sloganlarla Museumplein’e yürürken, kadın hakları, özgürlük ve eşitlik taleplerini dile getirdi.

Hollanda’nın birçok kentinde düzenlenen programlarda kadınların toplumsal hayatta daha güçlü yer almasının önemi vurgulandı.

Lahey büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan, Kadınlar Günü nedeniyle, ilk kadın büyükelçimiz Filiz Dinçmen için bir mesaj yayınladı.

(Haberin Holandacası en altta.
De Nedelandse versie staat onderaan)


İlhan KARAÇAY yazdı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu yıl da dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Hollanda’da da binlerce kadının katıldığı etkinliklerle kutlandı. Amsterdam’dan Rotterdam’a, Arnhem’den Den Haag’a kadar birçok şehirde düzenlenen yürüyüşler, toplantılar ve dayanışma programları, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin hâlâ ne kadar güçlü ve canlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Başkent Amsterdam’da Dam Meydanı’nda toplanan binlerce kadın pankartlar, dövizler ve sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçerken, dünyanın farklı ülkelerinde hak mücadelesi veren kadınlarla dayanışma mesajları verildi. Kadınlar yalnızca kendi hakları için değil, daha adil, daha eşit ve daha özgür bir dünya için seslerini yükseltti. Bu anlamlı gün vesilesiyle Hollanda’da yaşayan Türk toplumu da çeşitli etkinliklerle Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı ve kadınların toplumdaki yerinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

                                     Grote drukte bij betoging voor vrouwenrechten in Amsterdam

Kadın hakları alanında çalışan kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve çeşitli dernekler tarafından düzenlenen programlarda kadınların eğitimde, çalışma hayatında, siyasette ve sosyal yaşamda daha güçlü bir konuma ulaşması gerektiği vurgulandı. Yapılan konuşmalarda, kadınların toplumsal hayata aktif katılımının yalnızca kadınlar için değil, toplumların gelişmesi ve demokrasinin güçlenmesi açısından da büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Ardından Amsterdam, Rotterdam, Arnhem, Utrecht ve Den Haag başta olmak üzere birçok şehirde düzenlenen yürüyüşler, toplantılar, paneller ve kültürel etkinliklerle kadınların toplumdaki yeri, hakları ve eşitlik mücadelesi bir kez daha gündeme getirildi.

AMSTERDAM’DA BİNLERCE KADIN SOKAĞA ÇIKTI

                                       Duizenden actievoerders bij mars voor vrouwenrechten in Amsterdam: 'Kwaad op het patriarchaat' - NRC

Hollanda’daki en dikkat çekici etkinliklerden biri başkent Amsterdam’da gerçekleşti. Binlerce kadın, eşitlik, özgürlük ve dayanışma taleplerini dile getirmek için sokaklara çıktı.

Gösteriye katılan kadınlar ve destek veren gruplar, Amsterdam’ın simgesel noktalarından Dam Meydanı’nda toplandı. Burada yapılan konuşmaların ardından kalabalık grup pankartlar ve dövizler eşliğinde Museumplein’e doğru yürüyüşe geçti.

Yürüyüş boyunca kadın hakları, toplumsal eşitlik ve özgürlük talepleri dile getirilirken dünyanın farklı bölgelerinde mücadele eden kadınlarla dayanışma mesajları verildi. Eylemde taşınan pankartlarda kadın cinayetlerine, savaş politikalarına, ayrımcılığa ve cinsiyet eşitsizliğine karşı güçlü mesajlar yer aldı.

Konuşmacılar yaptıkları açıklamalarda kadınların hem toplumsal yaşamda hem de siyasal alanda eşit temsil hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı. Kadınların örgütlü mücadelesinin yalnızca kadınlar için değil, daha özgür ve daha adil bir dünya için de büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Dam Meydanı’ndan Museumplein’e uzanan yürüyüş boyunca sloganlar atıldı, dayanışma mesajları paylaşıldı ve kadınların ortak mücadelesinin gücü vurgulandı. Program yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

             ARNHEM’DE DAYANIŞMA BULUŞMASI

Kadınlar Günü kapsamında dikkat çeken etkinliklerden biri de Arnhem kentinde gerçekleştirildi. Farklı kültürlerden kadınların katıldığı programda kadın haklarına dikkat çekildi ve dayanışma mesajları verildi.

Film gösterimi, sohbet ve sanat etkinliklerinin yer aldığı programda amaç yalnızca bir günü anmak değil, kadınların yaşadığı sorunları görünür kılmak ve bu sorunlara birlikte çözüm aramak olarak ifade edildi.

Etkinliği düzenleyen Demokratik Dernekler Federasyonu DSDF, Dolle Mina Vakfı ve IWEE vakfı yetkilileri yaptıkları konuşmalarda kadın haklarının yalnızca belirli ülkelerin değil tüm dünyanın ortak meselesi olduğunu vurguladılar.

Katılımcılar kendi deneyimlerini paylaşırken farklı kültürlerden kadınların bir araya gelmesi etkinliğe ayrı bir anlam kattı. Organizatörler, dayanışmanın kadınların sesini daha güçlü hale getirdiğini ifade etti.

      HOLLANDA’DA TÜRK KURULUŞLARINDAN ETKİNLİKLER

Hollanda’da yaşayan Türk toplumu da Dünya Kadınlar Günü’nü çeşitli etkinliklerle kutladı. Türk dernekleri, kadın kuruluşları ve bazı sivil toplum örgütleri düzenledikleri toplantılar ve yayımladıkları mesajlarla bu anlamlı güne dikkat çektiler.

Hollanda’da yıllardır düzenlenen bu etkinliklerde kadınların aile içindeki rolü, sosyal hayattaki katkıları ve toplumun gelişmesindeki etkileri sık sık dile getiriliyor. Kadınların eğitimde, iş hayatında ve sosyal yaşamda daha güçlü bir yer edinmesinin önemine vurgu yapılıyor.

Kadınların üretimde, eğitimde ve toplumsal yaşamda daha güçlü bir şekilde yer almasının toplumların gelişmesi için vazgeçilmez olduğu ifade edildi.

ATATÜRK VE TÜRK KADININA VERİLEN DEĞER

                                    8 Mart Kadınlar Günü Kutlama Mesajı - 8 Mart 2021 - Hava-Sen

Kadın hakları söz konusu olduğunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara verdiği önem her zaman hatırlanır.

Atatürk, Türk kadınının toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savunmuş ve bu doğrultuda önemli reformlara imza atmıştır. Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkının birçok Avrupa ülkesinden önce tanınmış olması, Atatürk’ün kadın haklarına verdiği değerin en somut göstergelerinden biridir.

1935 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 18 kadın milletvekilinin görev yapmaya başlaması da bu anlayışın önemli bir sonucudur.

                     

Atatürk’ün kadınların toplumdaki yerini anlatan sözleri bugün de sık sık hatırlatılmaktadır.
“Dünyada her şey kadının eseridir.”

Atatürk bir başka sözünde ise şu ifadeleri kullanmıştır: “Efendiler; erkek her şey olabilir. Ama ana olamaz. Bu yüzden kadın erkeklerden önce gelmelidir. Kadına hürmetle mükellefiz.”

Kurtuluş Savaşı sırasında Türk kadınının gösterdiği fedakârlıklar da tarihin unutulmaz sayfaları arasında yer almaktadır. Cephane taşıyan, yaralı askerleri tedavi eden ve cephe gerisinde büyük bir mücadele veren Anadolu kadınları, bağımsızlık mücadelesinin en önemli kahramanlarından biri olmuştur.

BÜYÜKELÇİ FATMA CEREN YAZGAN’DAN ANLAMLI MESAJ

                                   

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan da Uluslararası Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda Türk diplomasisinin öncü kadınlarından Filiz Dinçmen’i hatırlattı.

Büyükelçi Yazgan mesajında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın Büyükelçisi Sayın Filiz Dinçmen 1982’de Hollanda Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olarak Lahey’e atandı.

Büyükelçi Dinçmen ve onun kuşağı öncülerimizdi.
Verdikleri sessiz mücadelede, azimleriyle, dirayetleriyle ve vatan sevgilerini her şeyin, hatta kendilerinin de önüne koyarak Türk kadınlarının diplomaside yükselmesini sağlayan bu büyüklerimize Uluslararası Kadınlar Günü vesilesiyle bir kez daha saygılarımızı sunuyoruz.

Gelecek nesil kadın diplomatlarımıza onlardan bizlere miras kalan meslek sevgisini, mücadele ruhunu ve çalışma azmini devretmek için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.”

TÜRK DİPLOMASİSİNİN ÖNCÜ KADINI: FİLİZ DİNÇMEN

                                                     

Türkiye’nin ilk kadın büyükelçisi olan ve 1982 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin Hollanda Krallığı nezdindeki Büyükelçisi olarak Lahey’e atanan Filiz Dinçmen’in adı bugün de Türk diplomasisinin öncü isimleri arasında saygıyla anılmaktadır.

Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan’ın Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda da özellikle vurgulanan Filiz Dinçmen’in diplomasi hayatı, yalnızca bir dönemin hikâyesi değil, aynı zamanda Türk kadınının devlet yönetiminde ve uluslararası temsil alanında verdiği sessiz ama kararlı mücadelenin önemli bir simgesidir.

Bu değerli öncünün diplomasi yolculuğunu, görev yıllarını ve ardında bıraktığı güçlü mirası daha geniş kitlelere aktarabilmek amacıyla Filiz Dinçmen üzerine kapsamlı bir kitap hazırlığı yürüttüğümü de bu vesileyle okuyucularımla paylaşmak isterim. Bu çalışma, hem Türk diplomasisinin önemli bir sayfasını hem de öncü bir Türk kadınının ilham veren hikâyesini gelecek kuşaklara aktarmayı hedeflemektedir.

8 MART’IN TARİHİ: KADINLAR GÜNÜ NASIL DOĞDU

Dünya Kadınlar Günü’nün ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanan uzun ve zorlu bir mücadele tarihine dayanır. Bugün dünyanın birçok ülkesinde kutlanan 8 Mart, aslında kadın işçilerin daha iyi çalışma koşulları ve eşit haklar için verdikleri mücadeleden doğmuştur.

1857 yılında ABD’nin New York kentinde bir dokuma fabrikasında çalışan kadın işçiler, ağır çalışma koşullarına karşı seslerini yükseltti. O dönemde fabrikalarda çalışan kadın işçiler günde 16 saate varan sürelerle çalıştırılıyor ve çok düşük ücretler alıyordu. Çalışma saatlerinin düşürülmesi ve ücretlerin artırılması talebiyle yaklaşık 40 bin işçi greve başladı.

Kadın işçilerin öncülüğünde başlayan bu büyük direniş, tarihteki ilk kitlesel kadın işçi eylemlerinden biri olarak kabul edilir. Ancak grevi bastırmak isteyen polis işçilere müdahale etti. Fabrika sahiplerinin de desteğiyle bazı işçilerin fabrikaya kilitlendiği sırada çıkan yangın büyük bir felakete yol açtı. İçeride mahsur kalan işçilerden 129 kadın yanarak hayatını kaybetti.

Bu trajedi dünya kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. ABD basını olayın büyüklüğünü yeterince yansıtmasa da işçilerin cenaze törenine yüz binden fazla kişinin katıldığı kaydedildi. Kadınların eşit haklar için verdikleri mücadele böylece uluslararası bir sembole dönüşmeye başladı.

                       
Bu olaydan yıllar sonra, 1910 yılında Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da gerçekleştirilen Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Alman sosyal demokrat lider Clara Zetkin önemli bir öneride bulundu. Zetkin, kadınların eşit haklar için verdiği mücadeleyi simgeleyecek uluslararası bir gün belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Konferansa katılan delegeler bu öneriyi kabul etti. Böylece her yıl dünyanın farklı ülkelerinde kadınların eşitlik mücadelesini hatırlatacak uluslararası bir gün düzenlenmesi kararlaştırıldı. O yıllarda kadınların birçok ülkede seçme ve seçilme hakkı bile bulunmuyordu. Bu nedenle düzenlenecek etkinliklerin temel amacı kadınların siyasal haklarını kazanması ve çalışma hayatında eşitliğin sağlanması olarak belirlenmişti.

                 

Uluslararası anlamda ilk Kadınlar Günü 1911 yılında Avusturya, Almanya, Danimarka ve İsviçre’de düzenlenen gösterilerle kutlandı. On binlerce kadının katıldığı bu etkinliklerde kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi, kadınların çalışma hayatında eşit haklara sahip olması ve eğitim imkanlarının genişletilmesi talep edildi.

Sonraki yıllarda Fransa, Hollanda ve İsveç gibi ülkelerde de Kadınlar Günü etkinlikleri düzenlenmeye başladı. 1913 yılında Rusya’da kadınlar ilk kez 8 Mart günü gösteriler düzenledi. Zor siyasi koşullara rağmen kadınların örgütlediği bu etkinlikler kadın hareketinin uluslararası boyut kazanmasında önemli rol oynadı.

Aradan geçen yıllar içinde kadınların eşitlik mücadelesi giderek güçlendi. Birleşmiş Milletler ise 1977 yılında aldığı kararla 8 Mart’ı resmi olarak Dünya Kadınlar Günü ilan etti. Böylece kadın hakları mücadelesinin simgesi olan bu tarih uluslararası düzeyde resmiyet kazandı.

Türkiye’de ise Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında kutlanmaya başlandı. Ancak geniş katılımlı etkinlikler özellikle 1975 yılından itibaren yaygınlaştı. 1975 yılının Birleşmiş Milletler tarafından “Kadın Yılı” ilan edilmesi de bu sürecin hızlanmasına katkı sağladı. 12 Eylül askeri müdahalesinin ardından bir süre kutlamalar yapılmasa da 1984 yılından itibaren kadın örgütleri tarafından her yıl yeniden düzenlenmeye başlandı.

Bugün 8 Mart, dünyanın birçok ülkesinde yalnızca bir kutlama günü olarak değil, kadınların karşılaştığı sorunların dile getirildiği ve çözüm yollarının tartışıldığı önemli bir gün olarak görülmektedir.

KADINLARIN GÜÇLÜ OLDUĞU TOPLUMLAR DAHA GÜÇLÜ OLUR

Günümüzde kadınlar eğitimden bilime, siyasetten sanata, ekonomiden spora kadar pek çok alanda önemli başarılar elde ediyor. Buna rağmen kadınların eşit haklara ulaşması için verilen mücadele hâlâ devam ediyor.

Dünya genelinde kadınlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve fırsat eşitsizliği önemli sorunlar arasında yer alıyor. Araştırmalar, dünyada her üç kadından birinin hayatının bir döneminde fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Bu nedenle 8 Mart yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda kadın hakları konusunda farkındalık yaratma günü olarak görülüyor.

Hollanda’da düzenlenen etkinliklerde verilen ortak mesaj ise oldukça netti.
Kadınların güçlü olduğu bir toplum, geleceğe daha güvenle bakabilir.

                    *******************

VROUWENDAG WERD IN NEDERLAND MET ENTHOUSIASME GEVIERD.IN AMSTERDAM LIEPEN DUIZENDEN VROUWEN VOOR GELIJKHEID EN VRIJHEID

8 maart, Internationale Vrouwendag, werd in Nederland gevierd met wandelingen, bijeenkomsten en verschillende activiteiten.

In Amsterdam verzamelden duizenden vrouwen zich op de Dam en liepen met spandoeken en slogans naar het Museumplein, waar zij hun eisen voor vrouwenrechten, vrijheid en gelijkheid naar voren brachten.

In programma’s die in veel steden in Nederland werden georganiseerd, werd het belang benadrukt dat vrouwen een sterkere plaats innemen in het maatschappelijke leven.

Onze ambassadeur in Den Haag, Fatma Ceren Yazgan, publiceerde ter gelegenheid van Vrouwendag een boodschap over onze eerste vrouwelijke ambassadeur Filiz Dinçmen.


Geschreven door İlhan KARAÇAY

Internationale Vrouwendag op 8 maart werd dit jaar, net als in vele andere delen van de wereld, ook in Nederland gevierd met activiteiten waaraan duizenden vrouwen deelnamen. Wandelingen, bijeenkomsten en solidariteitsprogramma’s die werden georganiseerd in steden als Amsterdam, Rotterdam, Arnhem en Den Haag lieten opnieuw zien hoe levendig en krachtig de strijd van vrouwen voor gelijkheid en vrijheid nog steeds is.

In de hoofdstad Amsterdam verzamelden duizenden vrouwen zich op de Dam en begonnen hun mars met spandoeken, borden en slogans. Tijdens de demonstratie werden solidariteitsboodschappen uitgesproken voor vrouwen in verschillende delen van de wereld die strijden voor hun rechten. Vrouwen lieten niet alleen hun stem horen voor hun eigen rechten, maar ook voor een rechtvaardigere, gelijkere en vrijere wereld. Ter gelegenheid van deze betekenisvolle dag vierde ook de Turkse gemeenschap in Nederland Internationale Vrouwendag met verschillende activiteiten en werd benadrukt dat de positie van vrouwen in de samenleving verder moet worden versterkt.
Grote drukte bij betoging voor vrouwenrechten in Amsterdam

In programma’s die werden georganiseerd door organisaties die zich inzetten voor vrouwenrechten, maatschappelijke organisaties en verschillende verenigingen werd benadrukt dat vrouwen een sterkere positie moeten krijgen in het onderwijs, het arbeidsleven, de politiek en het sociale leven. In de toespraken werd onderstreept dat de actieve deelname van vrouwen aan het maatschappelijke leven niet alleen voor vrouwen zelf belangrijk is, maar ook van groot belang is voor de ontwikkeling van samenlevingen en voor de versterking van de democratie.

Daarna werd met wandelingen, bijeenkomsten, panels en culturele activiteiten die werden georganiseerd in onder meer Amsterdam, Rotterdam, Arnhem, Utrecht en Den Haag opnieuw aandacht gevraagd voor de positie van vrouwen in de samenleving, hun rechten en de strijd voor gelijkheid.

DUIZENDEN VROUWEN GAAN DE STRAAT OP IN AMSTERDAM

                                     Duizenden actievoerders bij mars voor vrouwenrechten in Amsterdam: 'Kwaad op het patriarchaat' - NRC

Een van de meest opvallende activiteiten in Nederland vond plaats in de hoofdstad Amsterdam. Duizenden vrouwen gingen de straat op om hun eisen voor gelijkheid, vrijheid en solidariteit kenbaar te maken.

De vrouwen die aan de demonstratie deelnamen en de groepen die hen steunden verzamelden zich op de Dam, een van de symbolische plekken van Amsterdam. Na de toespraken die daar werden gehouden, trok de grote menigte met spandoeken en borden richting het Museumplein.

Tijdens de mars werden eisen voor vrouwenrechten, maatschappelijke gelijkheid en vrijheid naar voren gebracht en werden solidariteitsboodschappen gedeeld met vrouwen die in verschillende delen van de wereld strijden. Op de spandoeken die tijdens de demonstratie werden gedragen stonden krachtige boodschappen tegen vrouwenmoorden, oorlogspolitiek, discriminatie en genderongelijkheid.

De sprekers benadrukten in hun verklaringen dat vrouwen zowel in het maatschappelijke leven als in de politiek recht hebben op gelijke vertegenwoordiging. Ook werd benadrukt dat de georganiseerde strijd van vrouwen niet alleen belangrijk is voor vrouwen zelf, maar ook voor een vrijere en rechtvaardigere wereld.

Tijdens de mars van de Dam naar het Museumplein werden slogans geroepen, solidariteitsboodschappen gedeeld en werd de kracht van gezamenlijke vrouwenstrijd benadrukt. Het programma eindigde na de toespraken.

             SOLIDARITEIT IN ARNHEM

Een van de opvallende activiteiten in het kader van Vrouwendag vond plaats in de stad Arnhem. Tijdens het programma, waaraan vrouwen uit verschillende culturen deelnamen, werd aandacht gevraagd voor vrouwenrechten en werden boodschappen van solidariteit gedeeld.

Tijdens het programma, dat bestond uit een filmvertoning, gesprekken en kunstactiviteiten, werd benadrukt dat het doel niet alleen is om één dag te herdenken, maar ook om de problemen waarmee vrouwen worden geconfronteerd zichtbaar te maken en samen naar oplossingen te zoeken.

De organisatoren, de Federatie van Democratische Verenigingen DSDF, de stichting Dolle Mina en de stichting IWEE, benadrukten in hun toespraken dat vrouwenrechten niet alleen een kwestie zijn van bepaalde landen, maar een gezamenlijke kwestie van de hele wereld.

Deelnemers deelden hun eigen ervaringen en het samenkomen van vrouwen uit verschillende culturen gaf het evenement een bijzondere betekenis. De organisatoren benadrukten dat solidariteit de stem van vrouwen sterker maakt.

ACTIVITEITEN VAN TURKSE ORGANISATIES IN NEDERLAND

                                 

Ook de Turkse gemeenschap in Nederland vierde Internationale Vrouwendag met verschillende activiteiten. Turkse verenigingen, vrouwenorganisaties en enkele maatschappelijke organisaties vestigden met bijeenkomsten en boodschappen de aandacht op deze betekenisvolle dag.

Tijdens deze activiteiten, die al jaren worden georganiseerd in Nederland, wordt vaak gesproken over de rol van vrouwen binnen het gezin, hun bijdragen aan het sociale leven en hun invloed op de ontwikkeling van de samenleving. Er wordt benadrukt hoe belangrijk het is dat vrouwen een sterkere plaats krijgen in het onderwijs, het arbeidsleven en het maatschappelijke leven.

Er werd benadrukt dat een sterkere positie van vrouwen in productie, onderwijs en het maatschappelijke leven onmisbaar is voor de ontwikkeling van samenlevingen.

ATATÜRK EN DE WAARDE DIE HIJ AAN TURKSE VROUWEN GAF

                                    8 Mart Kadınlar Günü Kutlama Mesajı - 8 Mart 2021 - Hava-Sen

Wanneer het over vrouwenrechten gaat, wordt altijd herinnerd aan het belang dat de stichter van de Republiek Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk, aan vrouwen heeft gegeven.

Atatürk verdedigde dat Turkse vrouwen in de samenleving gelijke rechten moesten hebben als mannen en voerde in die richting belangrijke hervormingen door. Dat Turkse vrouwen het recht kregen om te stemmen en gekozen te worden eerder dan in veel Europese landen, is een van de duidelijkste voorbeelden van het belang dat Atatürk aan vrouwenrechten hechtte.

In 1935 begonnen bovendien 18 vrouwelijke parlementsleden hun werkzaamheden in het Turkse parlement, wat een belangrijk resultaat van deze visie was.

De woorden van Atatürk over de plaats van vrouwen in de samenleving worden ook vandaag nog vaak herinnerd. “Alles in de wereld is het werk van vrouwen.”
In een andere uitspraak zei Atatürk: “Heren, een man kan alles zijn, maar geen moeder. Daarom komt de vrouw vóór de man. Wij zijn verplicht vrouwen met respect te behandelen.”

De offers die Turkse vrouwen tijdens de Onafhankelijkheidsoorlog hebben gebracht behoren eveneens tot de onvergetelijke bladzijden van de geschiedenis. Vrouwen uit Anatolië die munitie vervoerden, gewonde soldaten verzorgden en achter het front een grote strijd voerden, waren een van de belangrijkste helden van de onafhankelijkheidsstrijd.

EEN BETEKENISVOLLE BOODSCHAP VAN AMBASSADEUR FATMA CEREN YAZGAN

                                   

De ambassadeur van de Republiek Türkiye in Den Haag, Fatma Ceren Yazgan, herinnerde in haar boodschap ter gelegenheid van Internationale Vrouwendag aan een van de pioniers van de Turkse diplomatie, Filiz Dinçmen.

Ambassadeur Yazgan zei in haar boodschap onder meer: “De eerste vrouwelijke ambassadeur van de Republiek Türkiye, mevrouw Filiz Dinçmen, werd in 1982 benoemd tot ambassadeur van de Republiek Türkiye bij het Koninkrijk der Nederlanden en aangesteld in Den Haag.

Ambassadeur Dinçmen en haar generatie waren onze pioniers.
Met hun stille strijd, hun vastberadenheid en hun doorzettingsvermogen, en doordat zij hun liefde voor het vaderland boven alles plaatsten, zelfs boven zichzelf, hebben deze grote vrouwen de weg vrijgemaakt voor de opkomst van Turkse vrouwen in de diplomatie. Ter gelegenheid van Internationale Vrouwendag betuigen wij hun opnieuw onze diepe eerbied.

Wij doen ons uiterste best om de liefde voor het vak, de strijdlust en de werkkracht die zij ons hebben nagelaten door te geven aan de volgende generatie vrouwelijke diplomaten.”

DE PIONIER VAN DE TURKSE DIPLOMATIE: FİLİZ DİNÇMEN

 

                                       

Filiz Dinçmen, de eerste vrouwelijke ambassadeur van Türkiye, die in 1982 werd benoemd tot ambassadeur bij het Koninkrijk der Nederlanden in Den Haag, wordt vandaag nog steeds met respect herinnerd als een van de pioniers van de Turkse diplomatie.

Zoals ook wordt benadrukt in de boodschap die ambassadeur Fatma Ceren Yazgan ter gelegenheid van Vrouwendag publiceerde, is het diplomatieke leven van Filiz Dinçmen niet alleen het verhaal van een bepaalde periode, maar ook een belangrijk symbool van de stille maar vastberaden strijd van Turkse vrouwen in het staatsbestuur en in de internationale vertegenwoordiging.

Om de diplomatieke reis van deze waardevolle pionier, haar dienstjaren en de sterke erfenis die zij heeft achtergelaten aan een breder publiek over te brengen, wil ik bij deze gelegenheid ook met mijn lezers delen dat ik werk aan een uitgebreid boek over Filiz Dinçmen. Dit werk heeft tot doel zowel een belangrijke bladzijde uit de Turkse diplomatie als het inspirerende verhaal van een pionierende Turkse vrouw door te geven aan toekomstige generaties.

     DE GESCHIEDENIS VAN 8 MAART: HOE ONTSTOND VROUWENDAG

         

De oorsprong van Internationale Vrouwendag gaat terug tot een lange en moeilijke geschiedenis van strijd die teruggaat tot het einde van de negentiende eeuw. De datum van 8 maart, die vandaag in veel landen van de wereld wordt herdacht, komt voort uit de strijd van vrouwelijke arbeiders voor betere arbeidsomstandigheden en gelijke rechten.

In 1857 kwamen vrouwelijke arbeiders in een textielfabriek in New York in opstand tegen de zware arbeidsomstandigheden. In die tijd moesten vrouwen vaak tot zestien uur per dag werken voor zeer lage lonen. Ongeveer veertigduizend arbeiders gingen in staking met de eis om de werktijden te verkorten en de lonen te verhogen.

Deze grote actie, die door vrouwelijke arbeiders werd geleid, wordt beschouwd als een van de eerste massale vrouwenprotesten in de geschiedenis. De politie greep echter hard in tegen de staking. Met steun van de fabriekseigenaren werden sommige arbeiders in de fabriek opgesloten. Tijdens een brand die toen uitbrak kwamen 129 vrouwen om het leven.

Deze tragedie veroorzaakte grote verontwaardiging in de wereld. Hoewel de Amerikaanse pers weinig aandacht aan het incident besteedde, wordt vermeld dat meer dan honderdduizend mensen de begrafenis van de arbeiders bijwoonden. De strijd van vrouwen voor gelijke rechten werd daarmee een internationaal symbool.

                                     

Jaren later, in 1910, deed de Duitse sociaal-democratische leider Clara Zetkin tijdens de Socialistische Vrouwenconferentie in Kopenhagen een belangrijk voorstel. Zij stelde voor om een internationale dag in te stellen die de strijd van vrouwen voor gelijke rechten zou symboliseren.

De aanwezige afgevaardigden namen dit voorstel aan. Zo werd besloten om elk jaar in verschillende landen een internationale dag te organiseren die de strijd van vrouwen voor gelijkheid zou herdenken. In die jaren hadden vrouwen in veel landen nog niet eens het recht om te stemmen. Daarom werd het belangrijkste doel van deze dag het verkrijgen van politieke rechten voor vrouwen en het bereiken van gelijkheid in het arbeidsleven.

                         

De eerste internationale Vrouwendag werd in 1911 gevierd in Oostenrijk, Duitsland, Denemarken en Zwitserland met massale demonstraties waaraan tienduizenden vrouwen deelnamen. Zij eisten het recht om te stemmen en gekozen te worden, gelijke rechten op de arbeidsmarkt en betere mogelijkheden voor onderwijs.

In de daaropvolgende jaren begonnen ook landen als Frankrijk, Nederland en Zweden Vrouwendag te organiseren. In 1913 gingen vrouwen in Rusland voor het eerst op 8 maart de straat op. Ondanks de moeilijke politieke omstandigheden speelden deze acties een belangrijke rol bij het internationale karakter van de vrouwenbeweging.

In de loop der jaren werd de strijd voor gelijkheid steeds sterker. In 1977 besloot de Verenigde Naties officieel om 8 maart uit te roepen tot Internationale Vrouwendag.

In Türkiye werd Internationale Werkende Vrouwendag voor het eerst gevierd in 1921. Grootschalige vieringen begonnen vooral vanaf 1975. Dat jaar werd door de Verenigde Naties uitgeroepen tot Internationaal Jaar van de Vrouw, wat ook bijdroeg aan de groei van de beweging. Na de militaire interventie van 1980 werden de vieringen enige tijd onderbroken, maar vanaf 1984 werden zij opnieuw elk jaar georganiseerd door vrouwenorganisaties.

Vandaag de dag wordt 8 maart in veel landen van de wereld niet alleen gezien als een feestdag, maar ook als een dag waarop de problemen waarmee vrouwen worden geconfronteerd onder de aandacht worden gebracht en oplossingen worden besproken.

SAMENLEVINGEN WAARIN VROUWEN STERK ZIJN, ZIJN OOK STERKER

Tegenwoordig behalen vrouwen belangrijke successen op veel gebieden, van onderwijs en wetenschap tot politiek, kunst, economie en sport. Toch gaat de strijd voor gelijke rechten nog steeds door.

Wereldwijd behoren geweld tegen vrouwen, discriminatie en ongelijkheid van kansen nog altijd tot de belangrijkste problemen. Onderzoek laat zien dat wereldwijd één op de drie vrouwen in haar leven te maken krijgt met fysiek of psychologisch geweld.

Daarom wordt 8 maart niet alleen gezien als een dag van viering, maar ook als een dag om bewustzijn te creëren over vrouwenrechten.

De boodschap die tijdens de activiteiten in Nederland werd gegeven was duidelijk.
Een samenleving waarin vrouwen sterk zijn, kan met meer vertrouwen naar de toekomst kijken.