Ana akım partilerin oy kaybetmesi ya da en azından eski ağırlıklarını koruyamaması da bu seçimin ikinci büyük başlığı oldu

Amsterdam, Rotterdam, Den Haag ve Zaanstad ekseninde DENK’in tabanını koruduğu, bazı yerlerde büyüttüğü ve bazı yerlerde de kilit parti olma ihtimalini canlı tuttuğu görülüyor.

DENK, Zaanstad, Vlaardingen, Dordrecht ve Rijswijk hattında taban korundu ya da güçlendi.


İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda’da dün yapılan belediye meclisi seçimleri, ilk tablo itibarıyla yine çok net bir mesaj verdi. Seçmen, Lahey’den gelen büyük laflardan çok kendi mahallesinin, kendi semtinin ve kendi şehrinin sesine kulak verdi. Bu yüzden de yerel partiler ülke genelinde yine yükseldi. İlk genel tabloda en dikkat çekici sonuçlardan biri, yerel partilerin toplamda açık ara en büyük güç olmayı sürdürmesi oldu. Ayrıca ülke genelindeki katılım oranı da yüzde 54 seviyesinin üzerine çıktı. NOS ve diğer sonuç servislerine göre katılım 2022’ye kıyasla daha yüksek gerçekleşti.

Ana akım partilerin oy kaybetmesi ya da en azından eski ağırlıklarını koruyamaması da bu seçimin ikinci büyük başlığı oldu. NOS’un ülke genel değerlendirmesinde, yerel partilerin yükselişi öne çıkarılırken, klasik ulusal partilerin belediye siyasetindeki etkisinin birçok yerde aşıldığı görüldü. Seçmen bir bakıma, “Beni önce yaşadığım şehirde duy” dedi.

İşte DENK’in hikâyesi de tam bu zeminde anlam kazanıyor. Çünkü DENK, bir yandan ulusal kimliği olan bir parti gibi görünse de, özellikle büyük kentlerde göçmen mahallelerinin, dışlanmış seçmen gruplarının ve temsil açığı yaşayan toplulukların sesi olarak yerel düzeyde bir karşılık üretiyor.

DENK cephesine bakıldığında ilk dikkat çeken nokta şudur. Parti, kampanya döneminde 22 belediyede varlık göstermeyi hedeflediğini duyurdu. Şimdi gelen ilk sonuçlar, bu varlığın sadece sembolik olmadığını ve birçok şehirde gerçek sandalyeye dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle Randstad hattında, yani Amsterdam, Rotterdam, Den Haag ve Zaanstad ekseninde DENK’in tabanını koruduğu, bazı yerlerde büyüttüğü ve bazı yerlerde de kilit parti olma ihtimalini canlı tuttuğu görülüyor.

ROTTERDAM’DA DENK YERİNİ KORUDU VE AĞIRLIĞINI HİSSETTİRDİ

Rotterdam, DENK için her zaman sadece bir belediye değil, aynı zamanda siyasî kimliğinin en görünür laboratuvarlarından biri oldu. İlk sonuçlara göre DENK Rotterdam’da 18.521 oyla yüzde 8,8’e ulaştı ve 4 sandalyeyi korudu. Yani sandalye sayısı artmadı ama oy oranında yükseliş var. Bu küçümsenecek bir sonuç değildir. Çünkü Rotterdam’da hem yerel dengeler çok serttir hem de siyaset son derece parçalıdır. GL PvdA 11 sandalyeye çıkarken Leefbaar Rotterdam da 11 sandalyede kaldı. D66 5, VVD 5 sandalye aldı. Böyle bir tabloda DENK’in 4 sandalye ile sabit kalması, partinin erimediğini, tersine müzakere masasında yine dikkate alınacak bir güç olduğunu gösteriyor. Nitekim seçim sonrası ilk değerlendirmelerde de mevcut koalisyon aritmetiğinin farklı kombinasyonlarla yeniden kurulabileceği konuşuluyor.

Rotterdam açısından asıl önemli soru şudur: DENK sadece mecliste kalmayı mı başardı, yoksa yine belediye yönetiminde söz sahibi olabilecek mi? Mevcut sandalye tablosu, bu ihtimali tamamen dışlamıyor. Çünkü şehirde hiçbir büyük blok tek başına rahat hükümet kuramıyor. Bu da 4 sandalyelik DENK’i, sayıdan daha büyük bir siyasî değere taşıyor. Rotterdam’da göçmen mahalleleri, sosyal eşitsizlik, konut krizi, gençlik politikaları ve ayrımcılık gibi başlıklarda DENK’in sesi yine duyulacaktır. Bu seçim, partinin Rotterdam’da “geçici dalga” olmadığını bir kez daha göstermiştir.

DEN HAAG’DA BÜYÜME VAR: 2’DEN 3 SANDALYEYE

Den Haag’da gelen sonuç DENK açısından daha da dikkat çekici. Belediye’nin açıkladığı geçici sonuçlara göre kentte katılım yüzde 46,39 oldu. Sandalye dağılımında Hart voor Den Haag büyük sıçrama yaparak 16 sandalyeye ulaştı.
D66 8, GL PvdA 7, VVD 3 ve DENK de 3 sandalye aldı. Yerel basın ve sonuç servisleri, DENK’in burada 2022’deki 2 sandalyesini 3’e çıkardığını belirtiyor. Bu, sayı olarak küçük görünse de siyasî anlamı büyüktür. Çünkü Den Haag, göçmen kökenli nüfusun yoğun olduğu, temsil tartışmasının en canlı yaşandığı şehirlerden biridir. DENK burada tabanını genişletmiş görünmektedir.

Den Haag’daki bu yükselişin ayrıca sembolik bir tarafı da var. Çünkü şehirde kampanya çok parçalı geçti ve birçok parti aynı seçmen kümelerine seslendi. Böyle bir ortamda DENK’in 3 sandalyeye ulaşması, partinin şehirde sadece kimlik siyasetiyle değil, kalıcı örgütlenmeyle de yol aldığını düşündürüyor. Özellikle tercihli oylar ve aday bazındaki dağılım netleştikçe, DENK listesinden hangi isimlerin öne çıktığı ayrıca önem kazanacak. Fakat bugünden görülen şudur: DENK, Den Haag’da küçülen değil büyüyen partiler arasındadır.

AMSTERDAM’DA GERİ DÖNÜŞ: DENK 2 SANDALYEYE ULAŞTI

Amsterdam sonucu, DENK açısından belki de en anlamlı başlıklardan biridir. Çünkü başkentte yarış her zaman daha kalabalık, daha ideolojik ve daha parçalıdır. İlk sonuçlara göre Amsterdam’da PvdA 9, GroenLinks 8, D66 7 ve VVD 5 sandalyeye ulaştı. DENK ise yaklaşık 14 bin oyla 2 sandalye kazandı. Bu tablo, partinin Amsterdam’da meclise güçlü biçimde geri döndüğünü gösteriyor.

Seçim gecesi Amsterdam Belediyesi, sayımın aşamalı ilerlediğini ve aday bazındaki sayımın 19 ve 20 Mart’ta devam edeceğini duyurdu. Buna rağmen parti bazındaki ilk dağılımda DENK’in 2 sandalyeye yerleşmiş olması, şehirde kayda değer bir geri dönüş anlamına geliyor.

Amsterdam’daki asıl siyasî anlam şurada yatıyor. Başkentte sol partiler geleneksel olarak güçlüdür. Göçmen kökenli seçmenin bir bölümü de uzun yıllar boyunca PvdA, GroenLinks ya da zaman zaman D66 çizgisine yönelmiştir. DENK’in 2 sandalye alması, bu seçmen tabanında “ayrı bir temsil adresi” ihtiyacının hâlâ canlı olduğunu ortaya koyuyor. Bir başka ifadeyle, Amsterdam’daki sonuç DENK için sadece iki koltuk değil, yeniden görünürlük ve yeniden şehir siyasetine giriş kapısıdır.

ZAANSTAD, VLAARDINGEN, DORDRECHT VE RIJSWIJK HATTINDA TABAN KORUNDU YA DA GÜÇLENDİ

DENK’in başarısını yalnız üç büyük şehirle sınırlamak eksik olur. Zaanstad’da parti 2 sandalyeyi korudu ve oy oranını hafifçe artırdı. Vlaardingen’de 1 sandalye kazandı. Dordrecht’te 1 sandalyesini korudu. Rijswijk’te ise sonuç servislerinde DENK bağlantılı listenin 1 sandalye aldığı görülüyor. Bunlar ilk bakışta küçük sonuçlar gibi durabilir. Oysa Hollanda yerel siyasetinde 1 sandalye bile bazen bir partinin o şehirde kalıcı olduğunu gösteren siyasî bir mühürdür. Hele ki büyük ulusal partilerin çözülmeye başladığı, yerel listelerin büyüdüğü bir dönemde, DENK’in farklı şehirlerde tek tek de olsa temsil üretmesi önemlidir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur. DENK artık sadece “üç büyük şehir partisi” gibi okunmuyor. Zaanstad ve çevresi gibi göçmen nüfusun yoğun olduğu ama ulusal medyada daha az görünür kalan yerlerde de parti kök salıyor. Bu, belediye siyasetinde uzun vadeli örgütlenme açısından çok değerlidir. Çünkü ulusal seçimde alınan oy bir anda yükselebilir ya da düşebilir. Ama yerel seçimde belediye meclisine girmek, bir şehirde devamlılık kazanmak anlamına gelir.

ALMELO’DAN ALMERE’YE, DEVENTER’DEN TILBURG’A: DENK’İN HARİTASI GENİŞLİYOR

Doğu ve iç bölgelerde de DENK adına dikkat çekici işaretler var. Almelo’da parti 1 sandalye aldı. Almere’de 1 sandalyesini korudu. Deventer’de 1 sandalyesini korudu. Tilburg’da da 1 sandalye elde etti. Bu sonuçlar, partinin sadece klasik göç merkezlerinde değil, farklı şehir ölçeklerinde de meclis varlığı kurabildiğini gösteriyor. Ayrıca Enschede örneği ilginçtir. Orada DENK oyunu artırmasına rağmen henüz sandalye alamadı. Bu da partinin bazı şehirlerde sınırın hemen altında güçlü bir potansiyel taşıdığını düşündürüyor.

Bu genişleme, siyasî bakımdan iki anlama gelir. Birincisi, DENK’in oyları artık yalnızca birkaç yoğun mahalleye sıkışmış değil. İkincisi, parti hâlâ büyüme kapasitesine sahip. Bugün 1 sandalye alınan şehirler, yarın 2 ya da 3 sandalye çıkarabilecek alanlara dönüşebilir. Hele ki yerel teşkilat güçlenir, mahalle çalışması derinleşir ve aday profilleri şehirlerin sosyal dokusuna daha fazla temas ederse, bu küçük meclis grupları zamanla kilit fraksiyonlara dönüşebilir.

PEKİ DENK BU SEÇİMİN NERESİNDE KAZANDI?

Sandalye sayısına sadece kaba rakam olarak bakılırsa kimi yerlerde büyük patlama görülmeyebilir. Fakat siyasette bazen gerçek büyüme, rakamın altında yatan coğrafyada gizlidir. DENK bu seçimde üç alanda kazandı. Birincisi, büyük şehirlerde erimedi. İkincisi, bazı merkezlerde büyüdü. Üçüncüsü, orta ölçekli şehirlerde tutunabildi ve varlık gösterdi. Rotterdam’da 4’ü koruması, Den Haag’da 3’e çıkması ve Amsterdam’da 2’ye ulaşması, partinin ana omurgasının ayakta olduğunu gösteriyor. Buna Zaanstad, Almere, Almelo, Deventer, Dordrecht, Tilburg, Vlaardingen ve Rijswijk gibi yerler eklendiğinde ortaya küçümsenmeyecek bir yerel ağ çıkıyor.

Bir başka kazanç da psikolojik eşiğin aşılmasıdır. Hollanda’da uzun zamandır göçmen kökenli seçmenin önemli bir bölümünde şu duygu var: Oy veriyoruz ama yeterince temsil edilmiyoruz. DENK’in belediye meclislerinde görünür kalması, bu seçmene “siyasette yalnız değilsiniz” mesajı veriyor. Bu, özellikle Türkler, Faslılar, Surinam kökenliler ve genel olarak göçmen mahallelerinde önemlidir. Çünkü yerel siyaset; okul, mahalle güvenliği, kira, sosyal yardım, gençlik merkezi, ayrımcılık başvurusu ve cami çevresi gibi gündelik hayat konularının doğrudan belirlendiği alandır. DENK bu sahada varlığını sürdürerek kendi seçmenine dokunabileceği bir zemin buluyor.

TERCİHLİ OYLAR VE ADAY SIRALAMASI DAHA ÇOK KONUŞULACAK

Şu aşamada görülen sandalye dağılımları partiler bazında büyük ölçüde şekillenmiş olsa da, aday bazında kimin öne çıktığı konusu sayımlar tamamlandıkça daha net anlaşılacak. Amsterdam Belediyesi, aday düzeyindeki sayımın 19 ve 20 Mart’ta sürdüğünü duyurdu. Diğer belediyelerde de resmi kesinleştirme süreci devam ediyor. Bu nedenle özellikle DENK listelerinde tercihli oylarla hangi isimlerin öne çıkacağı, parti içi güç dengeleri açısından ayrıca önemli olacak. Bugün görülen tablo, yarın hangi adayların gerçek halk desteğiyle öne çıktığını da gösterecek.

DENK seçmeninin sandık davranışı uzun süredir dikkat çeken bir özellik taşıyor. Bu seçmen sadece partiye değil, aynı zamanda adaya da güçlü bir bağlılık gösteriyor. Mahallesinde tanınan, toplum içinde karşılığı olan, sahada çalışan ve seçmeniyle birebir temas kurabilen isimler, çoğu zaman liste sıralarını zorlayabiliyor. Bu gerçek, tercihli oyların DENK açısından neden her seçimde ayrı bir önem taşıdığını açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde tercihli oylar açıklandığında, DENK’in bu alanda yine öne çıktığı yönünde tartışmaların güçlenmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak bugünden kesin hükümler vermek yerine, bu tabloyu güçlü bir beklenti ve sahadan gelen gözlemlerin doğal sonucu olarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.
Yani, DENK dalga olmadı, kalıcı aktör oldu.

Bu seçimin özeti şudur. Hollanda’da seçmen yine merkeze mesafe koydu. Ana akım partilere tam teslim olmadı. Yerel partileri büyüttü. Ama bunun yanında, göçmen kökenli seçmenin kendi sesi olduğunu iddia eden partileri de tamamen dışarı itmedi. DENK tam bu aralıkta ayakta kaldı ve bazı şehirlerde güçlendi. Rotterdam’da ağırlığını korudu. Den Haag’da büyüdü. Amsterdam’da geri döndü. Çevre şehirlerde ise tek tek taşlarını yerine koydu.

Yani DENK için bu seçime bakıp “çok büyük sıçrama yaptı” demek erken olabilir.
Ama, “Yerel siyasette kalıcılaştı, alanını genişletti ve özellikle büyük şehirlerde hâlâ önemli bir temsil adresi olduğunu gösterdi” demek son derece yerinde olur.
Asıl mesele şimdi başlayacak. Çünkü seçim kazanmak bir şeydir, o sandalyeleri şehir siyasetine dönüştürmek başka bir şeydir. Eğer DENK bu meclis üyeliklerini mahalleye, gençlere, ailelere ve ayrımcılıkla mücadeleye somut şekilde bağlayabilirse, bu seçim ileride daha büyük bir yerel yükselişin başlangıcı olarak anılabilir.

TÜRK KÖKENLİ ADAYLARDA İLK TABLO: GÜÇLÜ TEMSİL DEVAM EDİYOR

Bu seçimlerin en dikkat çekici başlıklarından biri de, farklı partilerin listelerinde yer alan Türk kökenli adayların performansı oldu. Henüz tercihli oylar kesinleşmemiş olsa da, ilk sonuçlara ve liste sıralamalarına bakıldığında, çok sayıda Türk kökenli adayın belediye meclislerine girme ihtimalinin yüksek olduğu görülüyor.

Özellikle Rotterdam, Den Haag ve Amsterdam gibi büyük şehirlerde sadece DENK listelerinde değil, diğer siyasi partilerin listelerinde de üst sıralarda yer alan Türk kökenli isimler dikkat çekiyor. Bu durum, Türk toplumunun artık sadece tek bir parti üzerinden değil, farklı siyasi kanallar aracılığıyla da yerel yönetimlerde temsil edildiğini ortaya koyuyor.

Geçmiş seçimlerde Hollanda genelinde yaklaşık 200 Türk kökenli belediye meclis üyesinin seçildiği biliniyor. Bu seçimde de benzer bir tablonun korunup korunmadığı, hatta bu sayının artıp artmadığı sorusu önümüzdeki günlerin en önemli başlıklarından biri olacak.

Ancak kesin tablo için tercihli oyların açıklanması bekleniyor. Çünkü Hollanda’daki seçim sisteminde, özellikle Türk seçmenin yoğun olduğu bölgelerde tercihli oylar liste sıralamasını ciddi biçimde değiştirebiliyor. Bu nedenle bugün “seçilmiş” görünen bazı isimler yerini başka adaylara bırakabilir.

Buna rağmen ilk işaretler, Türk kökenli adayların yerel siyasetteki varlığını koruduğunu ve birçok şehirde etkisini sürdürdüğünü gösteriyor. Kesin liste açıklandığında ortaya çıkacak tablo, bu temsilin gücünü daha net ortaya koyacaktır.