BİR FUTBOLCUDAN DAHA FAZLASI: ORKUN KÖKÇÜ, SAHADAKİ LİDERLİĞİNİ İNSANLIĞIYLA TAÇLANDIRDI
Paylaş:
Haarlem’de bir göçmen ailesinin çocuğu olarak futbola başlayan Orkun Kökçü, daha 22 yaşındayken Feyenoord’un kaptanlığına yükseldi; takımını Hollanda şampiyonluğuna taşıyan bir lider oldu.
O, yalnızca pasları, golleri ve kupalarıyla değil; şampiyonluk coşkusunun ortasında, maçlara sedyeyle getirilen ağır hastaları ve tekerlekli sandalyedeki taraftarları fark ederek yanlarına gitmesiyle de gönüllerde taht kurdu.
Takım arkadaşı Quilindschy Hartman’ın, ‘Orkun saha içinde de dışında da bize örnek’ sözleri, genç kaptanın soyunma odasında nasıl bir güven ve saygı oluşturduğunu ortaya koydu.
Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat depremlerinden sonra acıyı sahaya taşıyan Kökçü, depremzedelerin unutulmaması için sergilediği hassasiyetle Hollanda’da geniş yankı uyandırdı. Siyah pazubandı takmayan Ajaxlı Tadić’in elini sıkmayan genç futbolcumuz, aynı ismin Fenerbahçe taraftarından alkış almasına üzülmüştü.
De Telegraaf’ın 35 kişilik jürisi tarafından ezici üstünlükle Altın Ayakkabı’ya layık görülen Kökçü, daha sonra Eredivisie’deki 18 takım kaptanının oylarıyla da 2022-2023 sezonunun en iyi futbolcusu seçildi.
Feyenoord’dan Benfica’ya rekor transferle giden, ardından çocukluk aşkı Beşiktaş’a kavuşan Orkun’un hikâyesi; yetenek, aidiyet, aile terbiyesi, vefa ve merhametin aynı insanda buluşabileceğini gösteriyor.
Orkun Kökçü’yü ve ailesini uzun yıllardır tanıyan Beşiktaş yöneticilerinden Erdal ve Aykut Torunoğulları, çocukluktan gelen Beşiktaş sevgisinin yıllar süren yolculuğunu anlattı: Erdal Torunoğulları geçmişte gerçekleşmeyen transfer girişimini, Aykut Torunoğulları ise Başkan Serdal Adalı’nın büyük rolüyle bu hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünü izah etti.
(Yazının Hollandacası en sonda.
De Nederlandse versie staat onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Bazı futbolcuları attıkları gollerle, bazılarını kazandıkları kupalarla, bazılarını da milyonlarca euroluk transfer bedelleriyle hatırlarız. Orkun Kökçü’nün hikâyesinde bunların hepsi var.
Fakat O’nu farklı kılan asıl özellik, başarı basamaklarını çıkarken çevresindeki insanları görmeye devam etmesi; alkışların en gürültülü anında bile bir hastanın, bir engellinin, bir depremzedenin acısını fark edebilmesidir.
Bu nedenle Orkun Kökçü’yü anlatırken yalnızca futbol istatistiklerine bakmak eksik kalır.
Çünkü O’nun kaptanlığı, koluna taktığı pazubanttan ibaret değildir.
Kaptanlık O’nun için, gerektiğinde takım arkadaşının sorumluluğunu almak, sevincin ortasında unutulan insana el uzatmak, ailesini ve köklerini unutmamak, inandığı değerleri açıkça savunurken başkasının varlığına da saygı göstermek demektir.
Henüz 25 yaşındaki bu genç adamın hayatında elbette tartışmalar, kırgınlıklar ve sert dönemeçler de oldu. İnsanlık timsali olmak kusursuz olmak değildir. Asıl değer, büyük başarıların ve büyük baskıların ortasında vicdanını kaybetmemektir. Orkun’un kısa fakat yoğun hayat çizgisi, tam da bunu anlatıyor.
HAARLEM’DE BAŞLAYAN GÖÇMEN AİLESİ HİKÂYESİ
Orkun Kökçü, 29 Aralık 2000’de Haarlem’de dünyaya geldi. Ailesinin kökleri Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Suvermez köyüne uzanıyordu. Hollanda’da doğup büyüyen iki kardeşten ağabey Ozan da profesyonel futbolcu oldu. Azerbaycan Millî Takımı’nı seçti. Küçük kardeş Orkun ise ilerleyen yıllarda Türkiye formasını giyecekti.
Kökçü ailesinde futbol yalnızca bir meslek değildi. Fedakârlık, yolculuk ve dayanışma demekti.
Baba Halis ile anne Sibel, çocuklarının antrenmanlarına ve maçlarına yetişebilmek için Hollanda yollarında yıllarca kilometreler yaptı. Orkun’un yeteneği elbette doğuştan geliyordu; fakat yeteneğin disipline dönüşmesini sağlayan, arkasındaki aile düzeni ve hiç eksilmeyen destekti.
Orkun, Haarlem çevresindeki Olympia Haarlem, EDO ve Stormvogels gibi kulüplerden sonra
FC Groningen altyapısına geçti. 2014 yılında Feyenoord Akademisi’nin kapısından girdiğinde henüz 13 yaşındaydı. Dört yıl sonra, 17 yaşında A takım formasını giydi. Hollanda KNVB Kupası’nda
VV Gemert karşısındaki ilk resmî maçında gol attı. 9 Aralık 2018’de FC Emmen karşısındaki ilk lig maçında ise oyuna sonradan girip bir gol ve bir asist üretti. Hollanda futbolu yeni bir yıldızın gelişini daha ilk adımlarda görmüştü.
22 YAŞINDA KAPTANLIK: PAZUBANDIN ÖTESİNDE BİR AĞABEY
Teknik direktör Arne Slot, 2 Eylül 2022’de Feyenoord kaptanlığını Orkun Kökçü’ye verdi.
Bu kararın ağırlığını anlamak için yalnızca yaşına bakmak yeterlidir:
Orkun henüz 21 yaşındaydı. Rotterdam gibi futbolun tutkuyla, kimi zaman da acımasız bir baskıyla yaşandığı bir şehirde, Feyenoord gibi köklü bir kulübün kaptanlığı genç bir futbolcuya kolayca teslim edilmez.
Orkun, o sezon takımın yalnızca oyun kurucusu olmadı. Orta sahada tempoyu belirledi, arkadaşlarının birbirine bağlanmasına katkı sağladı, sorumluluktan kaçmadı.
Feyenoord 2022-2023 sezonunda Hollanda şampiyonu olurken, Orkun ligde 32 maçta 8 gol kaydetti. Avrupa ve kupa karşılaşmalarıyla birlikte sezonu 12 golle tamamladı. Ancak rakamların söylemediği başka bir gerçek vardı: Takım arkadaşları O’nu, yaşından büyük bir olgunlukla soyunma odasını toparlayan bir lider olarak görüyordu.
Şampiyonluğu tek bir futbolcu kazanmaz. Bu nedenle ‘Feyenoord’u tek başına şampiyon yaptı’ demek futbolun takım ruhuna haksızlık olur. Fakat Orkun’un o şampiyonluğun oyun aklı, karakter merkezi ve en belirleyici liderlerinden biri olduğunu söylemek hiç de abartı değildir.
YÜZ BİNLERİN COŞKUSUNDA SEDYEDEKİ TARAFTARI GÖRDÜ
14 Mayıs 2023’te Feyenoord şampiyonluğunu ilan etti. Ertesi gün Rotterdam’daki Coolsingel, on binlerce taraftarla doldu. Belediye binasının balkonunda kupa kaldırılıyor, marşlar söyleniyor, şehir yıllardır beklediği şampiyonluğu kutluyordu. Bir futbolcunun böylesi bir anda kendisini kalabalığın ve alkışların büyüsüne bırakması son derece doğaldı.
Fakat aşağıda, kutlamaya sedyeyle getirilen ağır hasta taraftarlar ile tekerlekli sandalyedeki futbolseverler vardı. Kalabalığın içinde kolayca görünmez hâle gelebilecek bu insanları kaleci Justin Bijlow fark etti ve Orkun’u çağırdı. İki futbolcu balkonun ihtişamından ayrılıp onların yanına indi; sohbet etti, fotoğraf çektirdi, imza verdi ve sevinçlerini paylaştı.
NOS bu anları canlı yayınında özellikle duyurdu. Görüntüler ekrana geldiği sırada röportaj yapılan takım arkadaşı Quilindschy Hartman’ın ilk tepkisi çok anlamlıydı: “Orkun saha içinde de dışında da bize örnek. İnsanlar bazen O’nun daha 22 yaşında olduğunu unutuyor.”
Hartman, Orkun’un takımı şampiyonluğa götüren gerçek liderlerden biri olduğunu da vurguladı.
Daha da önemlisi, bu davranış bir defalık ve kameralar için hazırlanmış bir gösteri değildi.
Orkun, bir hafta önce Excelsior deplasmanının ardından da hasta taraftarların yanına gitmişti. Coolsingel’deki buluşma sorulduğunda, övgüyü kendisine mal etmedi. O gün hastaları Bijlow’un fark ettiğini anlattı ve sözü takım ruhuna getirdi.
Bu tavır, yaptığı iyilik kadar değerlidir: İyiliğin reklamını değil, iyiliğin çoğalmasını önemsemek.
İnsanlık bazen büyük nutuklarda değil, herkes yukarı bakarken aşağıda kalanı görebilmekte saklıdır. Orkun Kökçü’nün o gün yaptığı tam olarak buydu.
DEPREM ACISINI HOLLANDA SAHALARINA TAŞIDI
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler Türkiye ile Suriye’de on binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Hollanda’daki Türk toplumu günlerce yardım seferberliği yürütürken, Türkiye Millî Takımı’nın futbolcusu ve Feyenoord’un kaptanı olan Orkun da bu acıyı derinden yaşadı.
Hollanda sahalarında depremzedeler için saygı gösterileri düzenlendi ve kaptanlar özel pazubantlar taktı. Ajax kaptanı Dušan Tadić’in bu pazubandı takmaması, Türk kamuoyunda büyük tepki doğurdu. 19 Mart 2023’teki Feyenoord-Ajax karşılaşması öncesinde Orkun ile Tadić’in birbirlerinin elini sıkmaması geniş yankı uyandırdı.
Bununla birlikte tartışmanın merkezinde değişmeyen bir gerçek vardı: Orkun, deprem felâketinin unutulmasına razı değildi. O’nun hassasiyeti, Hollanda’da yaşayan ve yakınlarını kaybeden binlerce insanın duygusuna tercüman oldu. Futbol sahasının birkaç saniyelik protokolü, bir halkın yasının görünür olduğu simgesel bir ana dönüştü.
Nisan 2023’teki kupa maçında Orkun ile takım arkadaşı Oussama Idrissi’nin Ramazan oruçlarını saha kenarında açmaları sırasında Tadić’in yaptığı ağız hareketi de alay olarak yorumlandı ve yeni bir tartışmaya yol açtı. Sahada gerilim yaşandı; iki oyuncu da sarı kart gördü. Orkun’un zaman zaman sertleşen tepkileri tartışılabilir. Fakat O’nun açısından mesele, yalnızca kişisel bir rekabet değil; acıya, inanca ve kimliğe saygı meselesiydi.
Böylece büyük bir ayıba imza atan Sırp futbolcu, daha sonra oynadıkları bir maçın 27’inci dakikasında, orucuna açan Orkun Kökçü ve diğer bir müslüman futbolcunun, bu hareketi ile dalga geçmişti. Hareketleri ile iritasyon yaratan Tadić, aynı maçta Orkun ile kavgasını sürdürmüştü.
Depremzedelere ve müslümanlara yaptığı ayıpların üzerinden birkaç ay geçmişken, Fenerbahçe’ye transfer olan Dušan Tadić’in yaptıklarının unutulması ve alkışlanması, olayları yakından takip eden bizleri çok üzmüştü tabii…
Türk halkına sempatik görünmek için, bazı yayın organlarına demeçler veren ve kendisini savunan Tadic’in samimiyetine zaten güvenmemiştim.
YÜZ ROTTERDAMLIYI İFTAR SOFRASINDA BULUŞTURDU
Orkun Kökçü, inancını yalnızca tartışmalar sırasında savunan bir futbolcu değildi; birlik, paylaşma ve dayanışma için de sorumluluk aldı. 17 Nisan 2023’te takım arkadaşları Oussama Idrissi ve Mohamed Taabouni ile birlikte, Feyenoord’un stadı De Kuip’te yaklaşık yüz Rotterdamlıyı iftar sofrasında buluşturdu. Fikrin kendilerinden çıktığını belirten Orkun, kulübün de öneriyi hemen benimsediğini izah etti. Farklı çevrelerden insanları aynı sofrada buluşturan bu girişim, O’nun inancını ayrıştırmanın değil; paylaşmanın, cömertliğin ve toplumsal dayanışmanın vesilesi olarak gördüğünü ortaya koydu.
Orkun’un muhteşem 2022-2023 sezonu iki büyük bireysel ödülle taçlandı. Bunlardan ilki, De Telegraaf’ın eski millî futbolcular ve gözlemcilerden oluşan 35 kişilik jürisinin verdiği Altın Ayakkabı’ydı. Orkun 96 puan toplarken, PSV’nin yıldızı Xavi Simons 54, Feyenoord’dan Dávid Hancko ise 19 puanda kaldı. Böylesine büyük bir fark, Hollanda futbolunda ender görülen bir üstünlüktü.
Feyenoord ve Hollanda futbolunun efsane isimlerinden Rinus Israël, Orkun’un kondisyon gücünü, boş alanı bulmasını, sürekli derinlik aramasını, pas kalitesini, vuruş tekniğini ve oyun görüşünü övdü. Bu değerlendirme yalnızca popülerliğe değil, futbolun içinden gelen insanların sezon boyunca tuttuğu notlara dayanıyordu.
Ödül haberini Orkun’a babası Halis Kökçü verdi. Şampiyonluğun ilan edildiği maçtan sonra soyunma odasında yaşanan sürpriz buluşma, başarı hikâyesinin aile tarafını da görünür kıldı. Baba ile oğlun duygulandığı o an, yıllarca yapılan yolculukların, bekleyişlerin ve fedakârlıkların karşılığıydı.
İkinci büyük ödül 4 Eylül 2023’te geldi. Eredivisie’de mücadele eden 18 takımın kaptanları,
Orkun Kökçü’yü 2022-2023 sezonunun en iyi futbolcusu seçti. Böylece Orkun, De Telegraaf’ın Altın Ayakkabı’sından sonra ligin resmî ‘Yılın Futbolcusu’ ödülünü de kazandı. İki ödül aynı başarı dönemini onurlandırıyordu, fakat iki farklı seçim mekanizmasının sonucuydu.
BABA HALİS’İN SÜRPRİZİ, AĞABEY OZAN’IN EN KIYMETLİ ARMAĞANI
Orkun’un hikâyesinde aile, başarı fotoğraflarının kenarında duran bir ayrıntı değil, hikâyenin merkezidir. Baba Halis’in Altın Ayakkabı müjdesini bizzat vermesi bunun en güzel örneklerinden biriydi. Aile, Feyenoord’a ilk profesyonel imzadan kaptanlığa, Hollanda şampiyonluğundan Benfica transferine kadar her döneme birlikte tanıklık etti.
Ağabey Ozan ise kardeşine duyduğu sevgiyi ömür boyu yaşayacak bir armağana dönüştürdü: Oğluna Orkun adını verdi. Böylece Kökçü ailesinde ‘Orkun’ yalnızca bir yıldız futbolcunun adı değil; kardeşlik, hayranlık ve aile bağlılığının simgesi oldu.
Halis Kökçü’nün Orkun’un Beşiktaş’a gelişi üzerine kaleme aldığı mesajdaki, ‘Sen hayalini, biz hayalimizi yaşıyoruz’ cümlesi de bu ortak yolculuğu özetliyordu. Bir çocuğun başarısı, anne ve babanın yıllarca sessizce taşıdığı hayalin gerçeğe dönüşmesiydi.
REKOR TRANSFERLE BENFICA’YA
Feyenoord’daki şampiyonluk ve bireysel ödüllerin ardından Orkun, 10 Haziran 2023’te Benfica’ya transfer oldu. Portekiz kulübü 25 milyon euro sabit bedel ve 5 milyon euroya ulaşabilen bonuslarla beş yıllık sözleşme imzaladı. 45 milyon euroyu bulan bu transfer, o tarihte Benfica tarihinin en pahalı alımı ve Feyenoord’un en büyük satışlarından biri olarak kayda geçti.
Benfica formasıyla Portekiz Süper Kupası’nı ve Lig Kupası’nı kazandı.
İlk 50 resmî maçında 10 gol ve 14 asist üretti.
Portekiz’deki dönemi her zaman kolay geçmedi; görev yeri ve teknik direktör tercihleri konusunda açıkça konuştuğu için tartışmalar yaşadı. Fakat sahadaki üretkenliği, sorumluluk alma isteği ve kendi futbol kimliğine sahip çıkması devam etti.
Orkun’un karakterinin bir başka yönü de burada görüldü: O, rahatını korumak için susanlardan değildi. Bazen sözleri eleştirildi, bazen bedel ödedi. Fakat ne istediğini açıkça söylemekten kaçınmadı. Bu özellik, doğru yönetildiğinde büyük liderlerin en önemli vasıflarından biridir.
ÇOCUKLUK AŞKINA KAVUŞMAK İÇİN BÜYÜK FEDAKÂRLIK
Orkun Kökçü’nün Beşiktaş sevgisi sonradan kurulmuş bir transfer hikâyesi değildi.
Kökçü ailesi yıllardır siyah-beyaz renklere gönül vermişti.
Orkun, Avrupa’nın büyük kulüplerinde oynarken de bir gün Beşiktaş formasını giymek istediğini saklamadı.
Temmuz 2025’te Benfica ile Beşiktaş arasında anlaşma sağlandı.
Beşiktaş’ın resmî açıklamasına göre, ilk sezon için kiralama bedeli ödenmeyecek, sözleşmedeki şartların gerçekleşmesiyle 25 milyon euroluk kalıcı transfer hükmü devreye girecekti. Orkun için mesele yalnızca sözleşme değildi. Çocukken tribünlerinden etkilendiği kulübe, ‘ailem’ dediği camiaya kavuşmaktı.
13 Temmuz 2025’te Beşiktaş Park’ta 50 bin taraftarın önünde imza attığında, ailesinin yaşadığı duygu paradan ve kariyer hesabından daha büyüktü.
Baba Halis’in ifadesiyle, ‘Âşıklar buluşmuştu: Orkun Beşiktaş’ına, Beşiktaş evladına kavuşmuştu.’
Orkun, Beşiktaş’a kavuştuğu gün duygularını, “Ailem, taraftarlarımız ve bütün camiamız için savaşacağım. Yüzde yüz değil, yüzde iki yüz, üç yüz; her şeyimi vereceğim” sözleriyle dile getirmişti.
Beşiktaş yönetimi 17 Ekim 2025’te Orkun’u birinci kaptanlığa getirdi.
Feyenoord’da 21 yaşında kaptanlığa layık görülen Haarlemli çocuk, bu kez çocukluk aşkının pazubandını taşıyordu. Avrupa’da kazandığı tecrübeyi Türkiye’ye getirmiş, saha içindeki sorumluluğunun yanına milyonlarca taraftarın beklentisini de eklemişti.
Orkun, çocukluk aşkı Beşiktaş’taki ilk sezonunda yalnızca kaptanlık sorumluluğunu üstlenmekle kalmadı, takımın hücum gücüne de önemli katkı sağladı. 2025-2026 Süper Lig sezonunda çıktığı 30 karşılaşmada 8 gol attı ve 8 asist yaptı. Toplam 16 gole doğrudan katkıda bulunan Orkun, bu alanda Beşiktaş’ın en verimli futbolcusu oldu. Böylece Avrupa’dan Türkiye’ye yalnızca büyük bir isim olarak değil, sorumluluk alan ve sahada karşılığını veren bir lider olarak geldiğini de gösterdi.
ERDAL TORUNOĞULLARI: “ORKUN’UN BEŞİKTAŞ SEVGİSİ SONRADAN OLUŞMADI”
Orkun Kökçü’yü ve ailesini uzun yıllardır tanıyan Erdal Torunoğulları’nın arşivinden samimi bir buluşma… Torunoğulları, Beşiktaş’ta futbol şube sorumlusu olduğu dönemde de Kökçü’yü siyah-beyazlı takıma kazandırmak istemişti.
Çok iyi dostlarım olan ve halen Beşiktaş Yönetim Kurulu’nda görev yapan Erdal ve Aykut Torunoğulları’ndan, Orkun Kökçü hakkındaki görüşlerini benimle paylaşmalarını rica ettim. Erdal Torunoğulları, isteğime hemen karşılık verdi; Orkun’u ve ailesini uzun yıllardır tanıyan bir spor yöneticisi olarak düşüncelerini yazdı ve bu dostluğun sıcaklığını yansıtan samimi bir fotoğraf gönderdi.
Erdal Torunoğulları, Beşiktaş bünyesinde yıllarca transfer operasyonları, oyuncu izleme çalışmaları ve futbol dış ilişkileri alanlarında önemli sorumluluklar üstlendi. Fikret Orman ve Ahmet Nur Çebi’nin başkanlık dönemlerinde yönetim kurullarında görev yapan Torunoğulları; Futbol Dış İlişkiler Sorumluluğu, Transfer Komitesi Başkanlığı ve Futbol Şube Sorumluluğu gibi önemli görevlerde bulundu. Avrupa’da yetişen Oğuzhan Özyakup, Gökhan Töre ve Cenk Tosun gibi gurbetçi futbolcuların Beşiktaş’a kazandırılması süreçlerinde de etkin rol oynadı.
Orkun Kökçü’nün kariyerinin henüz başlarında Beşiktaş’a transfer olamamasıyla sonuçlanan sürecin merkezinde de Erdal Torunoğulları vardı. Feyenoord altyapısında oynadığı dönemde kendisine verilen A takım sözünün tutulmadığını düşünen Orkun, babasını arayarak kulüpten ayrılmak istediğini söyledi. Orkun’un babası da Hollanda’daki iş hayatından tanıdığı ve yakın ilişkiler içinde bulunduğu Erdal Torunoğulları’na ulaşarak oğlunun Beşiktaş’ta oynama arzusunu iletti.
Bunun üzerine hemen harekete geçen Erdal Torunoğulları, Feyenoord yönetimiyle masaya oturdu ve Hollanda kulübünü 1 milyon dolarlık bonservis bedeline ikna etti. Ancak dönemin Beşiktaş yönetimi ve teknik heyeti, henüz yolun başındaki genç bir oyuncu için bu bedeli yüksek buldu.
Böylece Torunoğulları’nın bütün çabalarına rağmen transfer gerçekleşmedi. Orkun’un daha sonra Avrupa futbolunda gösterdiği büyük gelişme ise kaçırılan fırsatın büyüklüğünü yıllar içinde çok daha belirgin hale getirdi. Erdal Torunoğulları, hem bu süreci hem de bugün çok daha olgun bir futbolcu haline gelen Orkun Kökçü hakkındaki görüşlerini şöyle dile getirdi:
“Orkun Kökçü’yü ve ailesini uzun yıllardır tanıyorum. Beşiktaş’ta futbol şube sorumlusu olduğum dönemde kendisini transfer etmek istemiştim. O dönem nasip olmadı. Belki de onun için daha iyi oldu. Çünkü ardından çok önemli bir gelişim gösterdi, Avrupa’nın üst düzey futbol ortamında kendisini kanıtladı ve büyük tecrübeler kazandı.
Orkun’u yalnızca yetenekli bir futbolcu olarak değerlendirmek eksik olur. O, sahadaki sorumluluğu üstlenmekten kaçmayan, mücadele gücü yüksek ve lider karakterli bir oyuncudur. Sahaya çıktığında kafasında yalnızca kazanmak vardır. Takımını harekete geçiren hırsı, oyunun hiçbir anında mücadeleden vazgeçmeyen yapısı ve profesyonelliği, onu diğer oyunculardan ayıran önemli özelliklerdir.
Bence Orkun’un Beşiktaş sevgisi de sonradan ortaya çıkmış veya şartlara göre oluşmuş bir sevgi değildir. O, Beşiktaş’la büyümüş; bu camianın kültürünü, duygusunu ve taraftarının beklentilerini bilen bir futbolcudur. Beşiktaş formasının taşıdığı anlamın ve sorumluluğun farkındadır.
Bugün geldiği noktada Orkun, hem futbolculuğu hem de Avrupa’da kazandığı tecrübeler sayesinde çok daha olgun ve güçlü bir oyuncu haline geldi. Ben, Orkun’un Beşiktaş formasını giymesini her zaman istedim. Çünkü Beşiktaş’ın yalnızca yetenekli futbolculara değil, sorumluluk alabilecek, takımına yön verebilecek ve zor anlarda öne çıkabilecek karakterlere de ihtiyacı vardır. Orkun, yeteneğinin yanı sıra Beşiktaş’ın ihtiyaç duyduğu bu liderlik karakterine de sahiptir.”
Erdal Torunoğulları’nın ardından, halen Beşiktaş Yönetim Kurulu’nda görev yapan kardeşi Aykut Torunoğulları’nın Orkun Kökçü hakkındaki değerlendirmesine de yer vermek istiyorum. Çünkü Aykut Torunoğulları da Orkun’u yalnızca bugünün başarılı futbolcusu olarak değil, çocukluk yıllarından itibaren tanıyan isimlerden biridir. Orkun ile Aykut Bey’in oğlu arasındaki arkadaşlık, Torunoğulları ailesi ile Kökçü ailesini yıllar öncesinden birbirine yakınlaştırmıştı.
Aykut Torunoğulları, Hollanda ile Beşiktaş arasında yıllardır köprü kuran deneyimli bir spor yöneticisi ve iş insanıdır. Edelstaal Group ve Orka Otelleri yönetim kurullarında görev yapan Torunoğulları, 2007-2022 yılları arasında tam 15 yıl Hollanda Beşiktaşlılar Derneği’nin başkanlığını yürüttü. Bu süre içinde Hollanda ve Avrupa’daki Beşiktaş taraftarlarının İstanbul’daki kulüple bağlarının güçlendirilmesine, dayanışma faaliyetlerinin geliştirilmesine ve siyah-beyazlı camianın Avrupa’daki yapılanmasına önemli katkılar sağladı. Görevini devrettikten sonra derneğin Onursal Başkanı oldu.
Uzun yıllar Avrupa’daki Beşiktaş yapılanmasının ön saflarında görev yapan Aykut Torunoğulları, bugün Beşiktaş’ta Dış İlişkiler ve Yurtdışı Derneklerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Hollanda’daki güçlü ilişkileri ve Avrupa futbol çevrelerini yakından tanıması sayesinde, gurbetçi futbolcular ile Beşiktaş arasında kurulan temaslarda da önemli bir köprü görevi üstlendi.
Orkun Kökçü’nün Beşiktaş sevgisinin sonradan veya transfer şartlarının oluşmasıyla ortaya çıkmadığını belirten Aykut Torunoğulları, genç futbolcunun siyah-beyazlı renklere çocukluk yıllarından beri tutkuyla bağlı olduğunu anlattı. Torunoğulları, yıllar önce gerçekleşmeyen buluşmanın Başkan Serdal Adalı’nın girişimleriyle sonunda gerçeğe dönüşmesini şu sözlerle değerlendirdi:
“Orkun’u ve ailesini Hollanda’dan çok eskiden tanıyorum. Yaş olarak benim oğlumun da arkadaşı. Orkun, çocukluğundan beri fanatik Beşiktaş taraftarıydı. Beşiktaş denildiği zaman gözü hiçbir şeyi görmez. Onu bir gün mutlaka Beşiktaş formasıyla buluşturmak istiyorduk ve nasip oldu. Başkanımız Serdal Adalı sağ olsun, gereken her şeyi yaparak camiamızın beklentisine cevap verdi. Burada Başkan’ın çok büyük rolü var.”
Aykut Torunoğulları’nın sözleri, Orkun Kökçü’nün Beşiktaş’a gelişinin sıradan bir transferden ibaret olmadığını da ortaya koyuyor. Yıllar önce kurulmuş bir aile dostluğu, çocukluktan gelen Beşiktaş sevgisi ve bir gün siyah-beyazlı formayı giyme hayali, uzun bir yolculuğun ardından aynı noktada birleşti. Orkun için Beşiktaş forması yalnızca kariyerindeki yeni bir durak değil, çocukluk yıllarından beri taşıdığı güçlü bir aidiyetin gerçekleşmesiydi.
MİLLÎ FORMA KONUSUNDA KALBİNİN SESİNİ DİNLEDİ
Hollanda’da doğan, bu ülkenin genç millî takımlarında oynayan Orkun’un önünde iki yol vardı.
O, 2019 yılında Türkiye’yi seçti. Önce Ümit Millî Takım formasını giydi; 6 Eylül 2020’de Sırbistan karşısında A Millî Takım’da ilk maçına çıktı. EURO 2020 ve EURO 2024 kadrolarında yer aldı.
Orkun’un millî takım yolculuğu, 2026 Dünya Kupası ile yeni bir zirveye ulaştı. Türkiye’nin 24 yıllık aradan sonra Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmasında önemli rol oynayan Orkun, turnuvada üç karşılaşmada forma giydi. Amerika Birleşik Devletleri karşısında alınan 3-2’lik galibiyette bir asist yapan genç futbolcu, çocukluk yıllarında gönülden bağlandığı ay yıldızlı formayı bu kez dünyanın en büyük futbol sahnesinde taşıdı.
Orkun Kökçü, Türkiye Millî Takımı’nın formasını giymeden önce de ay yıldıza gönülden bağlıydı. Feyenoord’un NEC Nijmegen ile oynadığı karşılaşmanın ardından Türk bayrağını gururla açan Kökçü, Türkiye’ye duyduğu aidiyeti açıkça gösteriyordu.
Bu tercih, doğduğu ülkeyi reddetmek anlamına gelmiyordu. Aksine Orkun, Hollanda futbol eğitiminin disiplinini Türkiye’ye duyduğu aidiyetle birleştirdi. Haarlem’den Rotterdam’a, Lizbon’dan İstanbul’a uzanan hayatı iki toplum arasında canlı bir bağ oluşturdu. O, Hollanda’nın yetiştirdiği; Türkiye’nin formasını gururla taşıyan bir futbolcuydu.
İNSANLIK TİMSALİ OLMAK, EN ZAYIF ANI GÖREBİLMEKTİR
Orkun Kökçü’yü yalnızca ‘çok iyi futbolcu’ diye anlatmak kolaydır.
Altın Ayakkabı’sı, Yılın Futbolcusu ödülü, Hollanda şampiyonluğu, Portekiz kupaları, rekor transferleri ve kaptanlıkları zaten bunu kanıtlıyor. Fakat bütün bu ünvanların üzerinde daha değerli bir ölçü vardır: İnsan, gücünü elde ettiğinde ne yapar?
Orkun, şampiyonluk balkonundayken aşağıdaki sedyeyi gördü. Herkes O’na ulaşmaya çalışırken O, ulaşmakta güçlük çekenlerin yanına gitti. Bir takım arkadaşı kendisini övdüğünde, başarının payını kalecisiyle ve takımıyla paylaştı. Deprem felâketinde yüreği yanan insanların acısını sahada görünür kıldı. Köklerini, ailesini ve çocukluk sevgisini milyonların alkışına değişmedi.
O’nun bütün kararlarına katılmak zorunda değiliz. Her tepkisini kusursuz bulmak da gerekmez. Fakat insanı insan yapan değerleri yalnızca sakin günlerde değil, baskı ve şöhret altında da taşıyabilmek kolay değildir. Orkun Kökçü’nün değeri burada ortaya çıkıyor.
Bugün Beşiktaş’ın ve Türkiye Millî Takımı’nın formasını giyen Orkun’a düşen sorumluluk büyüktür. Çünkü artık çocuklar yalnızca O’nun paslarını ve gollerini değil, davranışlarını da izliyor. Şampiyonluklar bir gün istatistik olur, transfer bedelleri unutulur, kupalar müzelere kaldırılır. Ama sedyedeki bir taraftarın omzuna konan el, yıllar sonra bile hatırlanır.
İşte bu nedenle Orkun Kökçü, bir futbolcudan daha fazlasıdır. O, yeteneğini emekle; liderliğini sorumlulukla; inancını saygıyla; şöhretini merhametle birleştirebildiği ölçüde, genç kuşaklara örnek olacak gerçek bir insanlık timsalidir.
**************************
DE NEDERLANDSE VERSIE
MEER DAN ALLEEN EEN VOETBALLER: ORKUN KÖKÇÜ BEKROONDE ZIJN LEIDERSCHAP OP HET VELD MET MENSELIJKHEID
Orkun Kökçü begon als kind van een migrantengezin in Haarlem met voetballen en werd op amper 22-jarige leeftijd aanvoerder van Feyenoord; als leider voerde hij zijn ploeg naar het landskampioenschap.
Hij veroverde niet alleen harten met zijn passes, doelpunten en prijzen, maar ook doordat hij tijdens de uitbundige kampioensviering oog had voor ernstig zieke supporters die op een brancard naar wedstrijden werden gebracht en voor fans in een rolstoel, en naar hen toe ging.
De woorden van ploeggenoot Quilindschy Hartman, ‘Orkun is voor ons een voorbeeld, zowel binnen als buiten het veld’, laten zien hoeveel vertrouwen en respect de jonge aanvoerder in de kleedkamer genoot.
Na de aardbevingen van 6 februari, die Türkiye in diepe rouw dompelden, bracht Kökçü het verdriet mee het veld op. Met zijn inzet om de slachtoffers niet te laten vergeten, maakte hij in Nederland veel indruk. Onze jonge international weigerde de hand van Ajacied Tadić, die de zwarte rouwband niet had gedragen, en was later teleurgesteld toen diezelfde speler applaus kreeg van Fenerbahçe-supporters.
Kökçü werd door de 35-koppige jury van De Telegraaf met overmacht bekroond met de Gouden Schoen. Daarna kozen ook de aanvoerders van de achttien Eredivisieclubs hem tot beste speler van het seizoen 2022-2023. Het verhaal van Orkun, die voor een recordbedrag van Feyenoord naar Benfica vertrok en vervolgens zijn jeugdliefde Beşiktaş bereikte, laat zien dat talent, verbondenheid, opvoeding, trouw en mededogen in één mens kunnen samenkomen.
Erdal en Aykut Torunoğulları, bestuurders van Beşiktaş die Orkun Kökçü en zijn familie al vele jaren kennen, vertelden over de lange weg van zijn liefde voor Beşiktaş sinds zijn jeugd. Erdal Torunoğulları sprak over de transferpoging die destijds niet doorging; Aykut Torunoğulları legde uit hoe de droom dankzij de grote rol van voorzitter Serdal Adalı uiteindelijk werkelijkheid werd.
Sommige voetballers herinneren we ons vanwege hun doelpunten, andere vanwege de prijzen die ze wonnen en weer andere vanwege transfersommen van miljoenen euro’s. Het verhaal van Orkun Kökçü bevat dit allemaal. Maar wat hem werkelijk bijzonder maakt, is dat hij tijdens zijn klim naar de top de mensen om zich heen bleef zien; zelfs wanneer het applaus het luidst klonk, merkte hij het verdriet van een zieke, een gehandicapte of een aardbevingsslachtoffer op.
Daarom schiet een beschrijving van Orkun Kökçü die uitsluitend naar voetbalstatistieken kijkt tekort. Zijn aanvoerderschap is immers meer dan de band om zijn arm. Voor hem betekent aanvoerder zijn: zo nodig verantwoordelijkheid nemen voor een ploeggenoot, midden in de vreugde een hand uitsteken naar wie dreigt te worden vergeten, zijn familie en wortels niet verloochenen en, terwijl hij openlijk opkomt voor zijn overtuigingen, ook respect tonen voor het bestaan van de ander.
In het leven van deze pas 25-jarige jongeman waren er natuurlijk ook controverses, teleurstellingen en scherpe wendingen. Een toonbeeld van menselijkheid zijn betekent niet dat iemand volmaakt is. De werkelijke waarde ligt in het bewaren van je geweten te midden van grote successen en zware druk. Precies dát vertelt Orkuns korte maar veelbewogen levenslijn.
HET VERHAAL VAN EEN MIGRANTENGEZIN DAT IN HAARLEM BEGON
Orkun Kökçü werd op 29 december 2000 in Haarlem geboren. De wortels van zijn familie liggen in het dorp Suvermez, dat behoort tot het district Emirdağ in de provincie Afyonkarahisar. Van de twee in Nederland geboren en opgegroeide broers werd ook de oudste, Ozan, profvoetballer. Hij koos voor het nationale elftal van Azerbeidzjan. De jongere broer Orkun zou later het shirt van Türkiye dragen.
In de familie Kökçü was voetbal meer dan een beroep. Het betekende opoffering, reizen en saamhorigheid. Vader Halis en moeder Sibel legden jarenlang vele kilometers af over de Nederlandse wegen om hun kinderen naar trainingen en wedstrijden te brengen. Orkuns talent was onmiskenbaar aangeboren; maar het waren de regelmaat binnen het gezin en de nooit aflatende steun die dat talent in discipline veranderden.
Na clubs uit de omgeving van Haarlem, zoals Olympia Haarlem, EDO en Stormvogels, belandde Orkun in de jeugdopleiding van FC Groningen. Toen hij in 2014 de Feyenoord Academie binnenstapte, was hij pas dertien jaar. Vier jaar later debuteerde hij op zeventienjarige leeftijd in het eerste elftal. In zijn eerste officiële wedstrijd, tegen VV Gemert in de KNVB Beker, scoorde hij. Bij zijn competitiedebuut tegen FC Emmen op 9 december 2018 viel hij in en leverde hij een doelpunt én een assist. Het Nederlandse voetbal zag al bij zijn eerste stappen de komst van een nieuwe ster.
AANVOERDER OP 22-JARIGE LEEFTIJD:
MEER DAN EEN BAND, EEN GROTE BROER
Trainer Arne Slot benoemde Orkun Kökçü op 2 september 2022 tot aanvoerder van Feyenoord. Om het gewicht van die beslissing te begrijpen, volstaat het naar zijn leeftijd te kijken: Orkun was nog maar 21 jaar. In een stad als Rotterdam, waar voetbal hartstochtelijk en soms onder meedogenloze druk wordt beleefd, wordt de aanvoerdersband van een traditieclub als Feyenoord niet zomaar aan een jonge speler toevertrouwd.
Orkun was dat seizoen niet alleen de spelverdeler van zijn ploeg. Hij bepaalde het tempo op het middenveld, bracht zijn ploeggenoten bij elkaar en liep nooit voor verantwoordelijkheid weg. Toen Feyenoord in het seizoen 2022-2023 landskampioen werd, had Orkun in 32 competitieduels acht keer gescoord. Met de Europese en bekerwedstrijden erbij sloot hij het seizoen af met twaalf doelpunten. Maar er was een waarheid die de cijfers niet vertelden: zijn ploeggenoten zagen in hem een leider die met een volwassenheid ver boven zijn leeftijd de kleedkamer bijeenhield.
Een kampioenschap wordt nooit door één speler gewonnen. Zeggen dat Orkun ‘Feyenoord in zijn eentje kampioen maakte’ zou daarom geen recht doen aan de teamgeest van het voetbal. Maar het is beslist niet overdreven om te zeggen dat hij het voetbalbrein, het karakter en een van de bepalendste leiders van die kampioensploeg was.
TE MIDDEN VAN DE MASSALE VREUGDE ZAG HIJ DE SUPPORTER OP DE BRANCARD
Op 14 mei 2023 stelde Feyenoord het kampioenschap veilig. De volgende dag stond de Coolsingel in Rotterdam vol met tienduizenden supporters. Op het balkon van het stadhuis werd de schaal omhooggehouden, klonken de liederen en vierde de stad de titel waarop zij jarenlang had gewacht. Het zou volkomen begrijpelijk zijn geweest als een voetballer zich op zo’n moment volledig had laten meeslepen door de menigte en het applaus.
Beneden bevonden zich echter ernstig zieke supporters die op een brancard naar de viering waren gebracht, en voetbalfans in een rolstoel. Doelman Justin Bijlow zag deze mensen, die in de massa gemakkelijk onzichtbaar hadden kunnen blijven, en riep Orkun erbij. De twee spelers verlieten de pracht van het balkon en gingen naar hen toe; ze praatten met hen, gingen op de foto, deelden handtekeningen uit en vierden de vreugde samen.
De NOS besteedde in de rechtstreekse uitzending nadrukkelijk aandacht aan deze momenten. Toen de beelden op het scherm verschenen, reageerde ploeggenoot Quilindschy Hartman tijdens zijn interview veelzeggend: ‘Orkun is voor ons een voorbeeld, zowel binnen als buiten het veld. Mensen vergeten soms dat hij pas 22 jaar is.’ Hartman benadrukte bovendien dat Orkun een van de echte leiders was die de ploeg naar het kampioenschap had geleid.
Nog belangrijker: dit was geen eenmalig optreden dat voor de camera’s was bedacht. Een week eerder, na de uitwedstrijd tegen Excelsior, was Orkun eveneens naar zieke supporters toegegaan. Toen hem naar de ontmoeting op de Coolsingel werd gevraagd, eigende hij zich de lof niet toe. Hij vertelde dat Bijlow de zieken die dag had opgemerkt en bracht het gesprek terug naar de teamgeest. Die houding is even waardevol als de goede daad zelf: niet de publiciteit rond goedheid telt, maar het vermenigvuldigen ervan.
Menselijkheid schuilt soms niet in grote redevoeringen, maar in het vermogen degene te zien die beneden achterblijft terwijl iedereen omhoogkijkt. Dat was precies wat Orkun Kökçü die dag deed.
HIJ BRACHT HET VERDRIET OM DE AARDBEVING NAAR DE NEDERLANDSE VELDEN
De aardbevingen met het epicentrum in Kahramanmaraş kostten op 6 februari 2023 in Türkiye en Syrië aan tienduizenden mensen het leven. Terwijl de Turkse gemeenschap in Nederland dagenlang een grote hulpactie op touw zette, beleefde ook Orkun, speler van het nationale elftal van Türkiye en aanvoerder van Feyenoord, dit verdriet zeer intens.
Op de Nederlandse velden werden herdenkingen voor de aardbevingsslachtoffers gehouden en droegen de aanvoerders speciale rouwbanden. Dat Ajax-aanvoerder Dušan Tadić deze band niet droeg, leidde in de Turkse publieke opinie tot grote verontwaardiging. Voorafgaand aan Feyenoord-Ajax op 19 maart 2023 schudden Orkun en Tadić elkaar niet de hand, wat veel aandacht trok.
Toch bleef in het hart van de discussie één feit onveranderd: Orkun wilde niet toestaan dat de aardbevingsramp werd vergeten. Zijn gevoeligheid vertolkte de gevoelens van duizenden mensen in Nederland die familieleden hadden verloren. Een protocolmoment van enkele seconden op een voetbalveld veranderde in een symbolisch ogenblik waarop de rouw van een volk zichtbaar werd.
Tijdens de bekerwedstrijd in april 2023 werd ook een mondgebaar van Tadić, op het moment dat Orkun en zijn ploeggenoot Oussama Idrissi langs de zijlijn hun ramadanvasten verbraken, als spot opgevat en ontstond er opnieuw een controverse. De spanning op het veld liep op; beide spelers kregen geel. Orkuns soms felle reacties kunnen ter discussie worden gesteld. Voor hem ging het echter niet alleen om een persoonlijke rivaliteit, maar om respect voor verdriet, geloof en identiteit.
De Servische voetballer maakte zich daarmee schuldig aan een ernstige misstand. In de 27ste minuut van een latere wedstrijd dreef hij met dat gebaar de spot met Orkun Kökçü en een andere moslimvoetballer die hun vasten verbraken. Tadić, wiens gebaren irritatie opriepen, zette in diezelfde wedstrijd zijn conflict met Orkun voort.
Enkele maanden nadat hij de aardbevingsslachtoffers en moslims op deze manier had beledigd, maakte Dušan Tadić de overstap naar Fenerbahçe. Dat zijn gedrag werd vergeten en dat hij applaus kreeg, stemde ons, die de gebeurtenissen van nabij hadden gevolgd, vanzelfsprekend zeer verdrietig. Om sympathiek over te komen bij het Turkse publiek gaf Tadić interviews aan verschillende media en verdedigde hij zichzelf, maar ik had al geen vertrouwen meer in zijn oprechtheid.
HIJ BRACHT HONDERD ROTTERDAMMERS SAMEN AAN DE IFTARTAFEL
Orkun Kökçü was niet iemand die zijn geloof alleen tijdens controverses verdedigde; hij nam ook verantwoordelijkheid voor verbondenheid, delen en solidariteit. Op 17 april 2023 bracht hij samen met zijn ploeggenoten Oussama Idrissi en Mohamed Taabouni ongeveer honderd Rotterdammers bijeen voor een iftar in De Kuip, het stadion van Feyenoord. Orkun legde uit dat het idee van henzelf was gekomen en dat de club het voorstel onmiddellijk had omarmd. Dit initiatief, dat mensen uit verschillende kringen aan één tafel samenbracht, liet zien dat hij zijn geloof niet als middel tot verdeeldheid zag, maar als aanleiding voor delen, vrijgevigheid en maatschappelijke solidariteit.
TWEE AFZONDERLIJKE TRIOMFEN: DE GOUDEN SCHOEN EN ‘VOETBALLER VAN HET JAAR’
Orkuns schitterende seizoen 2022-2023 werd bekroond met twee grote individuele onderscheidingen. De eerste was de Gouden Schoen van de 35-koppige jury van De Telegraaf, bestaande uit oud-internationals en waarnemers. Orkun behaalde 96 punten, tegenover 54 voor PSV-ster Xavi Simons en 19 voor Feyenoorder Dávid Hancko. Zo’n groot verschil geldt in het Nederlandse voetbal als een zeldzame overmacht.
Rinus Israël, een legende van Feyenoord en het Nederlandse voetbal, prees Orkuns conditie, zijn vermogen om vrije ruimtes te vinden, voortdurend diepte te zoeken, zijn passkwaliteit, traptechniek en spelinzicht. Die beoordeling berustte niet alleen op populariteit, maar op de aantekeningen die mensen uit het voetbal het hele seizoen hadden bijgehouden.
Orkuns vader Halis bracht hem het nieuws van de onderscheiding. De verrassende ontmoeting in de kleedkamer na de wedstrijd waarin het kampioenschap werd veiliggesteld, maakte ook de familiekant van het succesverhaal zichtbaar. Het ontroerende moment tussen vader en zoon was de beloning voor jaren van reizen, wachten en opofferingen.
De tweede grote onderscheiding volgde op 4 september 2023. De aanvoerders van de achttien clubs in de Eredivisie kozen Orkun Kökçü tot beste speler van het seizoen 2022-2023. Na de Gouden Schoen van De Telegraaf won Orkun daarmee ook de officiële onderscheiding ‘Voetballer van het Jaar’ van de competitie. Beide prijzen bekroonden dezelfde succesperiode, maar kwamen voort uit twee verschillende verkiezingsmethoden.
DE VERRASSING VAN VADER HALİS, HET KOSTBAARSTE GESCHENK VAN BROER OZAN
In Orkuns verhaal is de familie geen detail aan de rand van de succesfoto’s, maar het middelpunt. Dat vader Halis hem persoonlijk het nieuws over de Gouden Schoen bracht, was daarvan een van de mooiste voorbeelden. Van zijn eerste profcontract bij Feyenoord tot het aanvoerderschap, van het landskampioenschap tot de transfer naar Benfica: de familie maakte iedere periode samen mee.
Oudere broer Ozan veranderde zijn liefde voor zijn broer in een geschenk dat een leven lang meegaat: hij gaf zijn zoon de naam Orkun. Zo werd ‘Orkun’ binnen de familie Kökçü niet alleen de naam van een stervoetballer, maar ook het symbool van broederliefde, bewondering en familieband.
Ook de zin ‘Jij leeft jouw droom, wij leven de onze’ uit de boodschap die Halis Kökçü schreef naar aanleiding van Orkuns komst naar Beşiktaş, vatte die gezamenlijke reis samen. Het succes van een kind was de verwezenlijking van de droom die zijn vader en moeder jarenlang in stilte hadden gedragen.
VOOR EEN RECORDBEDRAG NAAR BENFICA
Na het kampioenschap en de individuele prijzen bij Feyenoord vertrok Orkun op 10 juni 2023 naar Benfica. De Portugese club sloot een vijfjarig contract voor een vaste transfersom van 25 miljoen euro en bonussen die konden oplopen tot 5 miljoen euro. Deze transfer, die een waarde van 45 miljoen euro kon bereiken, gold destijds als de duurste aankoop in de geschiedenis van Benfica en als een van de grootste verkopen van Feyenoord.
Met Benfica won hij de Portugese Supercup en de League Cup. In zijn eerste vijftig officiële wedstrijden was hij goed voor tien doelpunten en veertien assists. Zijn periode in Portugal verliep niet altijd gemakkelijk; hij raakte in opspraak omdat hij openlijk sprak over zijn positie op het veld en de keuzes van de trainer. Toch bleven zijn productiviteit, zijn bereidheid verantwoordelijkheid te nemen en zijn trouw aan zijn eigen voetbalidentiteit overeind.
Hier werd ook een andere kant van Orkuns karakter zichtbaar: hij was niet iemand die zweeg om zijn eigen comfort te beschermen. Soms werden zijn woorden bekritiseerd en soms betaalde hij er een prijs voor. Maar hij aarzelde niet openlijk te zeggen wat hij wilde. Mits goed geleid, is dat een van de belangrijkste eigenschappen van grote leiders.
EEN GROOT OFFER OM ZIJN JEUGDLIEFDE TE BEREIKEN
Orkun Kökçü’s liefde voor Beşiktaş was geen transferverhaal dat pas later ontstond. De familie Kökçü droeg de zwart-witte kleuren al jarenlang in het hart. Ook toen Orkun voor grote Europese clubs speelde, verborg hij niet dat hij ooit het shirt van Beşiktaş wilde dragen.
In juli 2025 bereikten Benfica en Beşiktaş overeenstemming. Volgens de officiële verklaring van Beşiktaş zou in het eerste seizoen geen huursom worden betaald en zou, zodra aan de voorwaarden in het contract was voldaan, de definitieve transferclausule van 25 miljoen euro in werking treden. Voor Orkun ging het niet alleen om een contract. Hij bereikte de club waarvan de tribunes als kind indruk op hem hadden gemaakt, de gemeenschap die hij ‘mijn familie’ noemde.
Toen hij op 13 juli 2025 voor vijftigduizend supporters in Beşiktaş Park zijn handtekening zette, was de emotie van zijn familie groter dan geld of carrièreberekening. In de woorden van vader Halis: ‘De geliefden waren herenigd: Orkun had zijn Beşiktaş gevonden en Beşiktaş zijn eigen kind.’
Op de dag dat hij Beşiktaş bereikte, verwoordde Orkun zijn gevoelens als volgt: ‘Ik zal strijden voor mijn familie, onze supporters en onze hele gemeenschap. Niet voor honderd procent, maar voor tweehonderd, driehonderd procent; ik zal alles geven.’
Het bestuur van Beşiktaş benoemde Orkun op 17 oktober 2025 tot eerste aanvoerder. De jongen uit Haarlem die bij Feyenoord op 21-jarige leeftijd de aanvoerdersband had gekregen, droeg nu de band van zijn jeugdliefde. Hij bracht de ervaring die hij in Europa had opgedaan naar Türkiye en voegde aan zijn verantwoordelijkheid op het veld de verwachtingen van miljoenen supporters toe.
In zijn eerste seizoen bij jeugdliefde Beşiktaş droeg Orkun niet alleen de verantwoordelijkheid als aanvoerder, maar leverde hij ook een belangrijke bijdrage aan de aanvalskracht van het elftal. In het Süper Lig-seizoen 2025-2026 kwam hij in dertig wedstrijden tot acht doelpunten en acht assists. Met zestien directe doelbijdragen was hij op dit gebied de productiefste speler van Beşiktaş. Zo liet hij zien dat hij niet alleen als grote naam vanuit Europa naar Türkiye was gekomen, maar ook als leider die verantwoordelijkheid nam en dat op het veld waarmaakte.
ERDAL TORUNOĞULLARI: ‘ORKUNS LIEFDE VOOR BEŞİKTAŞ IS NIET PAS LATER ONTSTAAN’
Een hartelijke ontmoeting uit het archief van Erdal Torunoğulları, die Orkun Kökçü en zijn familie al vele jaren kent… In zijn tijd als verantwoordelijke voor de voetbalafdeling van Beşiktaş wilde Torunoğulları Kökçü al naar de zwart-witte club halen.
Ik vroeg Erdal en Aykut Torunoğulları, goede vrienden van mij en beiden momenteel actief in het bestuur van Beşiktaş, om hun visie op Orkun Kökçü met mij te delen. Erdal Torunoğulları reageerde onmiddellijk. Als ervaren sportbestuurder die Orkun en zijn familie al vele jaren kent, schreef hij zijn gedachten op en stuurde hij een hartelijke foto die de warmte van deze vriendschap weerspiegelt.
Erdal Torunoğulları droeg binnen Beşiktaş jarenlang belangrijke verantwoordelijkheden op het gebied van transferoperaties, scouting en internationale voetbalrelaties. Tijdens de voorzitterschappen van Fikret Orman en Ahmet Nur Çebi maakte hij deel uit van de besturen en vervulde hij functies als verantwoordelijke voor internationale voetbalzaken, voorzitter van de transfercommissie en verantwoordelijke voor de voetbalafdeling. Ook speelde hij een actieve rol bij de komst naar Beşiktaş van in Europa opgegroeide spelers met Turkse wortels, zoals Oğuzhan Özyakup, Gökhan Töre en Cenk Tosun.
Erdal Torunoğulları stond ook centraal in het traject dat vroeg in Orkun Kökçü’s loopbaan eindigde met een misgelopen transfer naar Beşiktaş. Toen Orkun in de jeugdopleiding van Feyenoord speelde en meende dat de club haar belofte over het eerste elftal niet nakwam, belde hij zijn vader met de mededeling dat hij wilde vertrekken. Orkuns vader nam vervolgens contact op met Erdal Torunoğulları, die hij uit het Nederlandse zakenleven kende en met wie hij nauwe banden onderhield, en bracht persoonlijk de wens van zijn zoon over om voor Beşiktaş te spelen.
Erdal Torunoğulları kwam daarop onmiddellijk in actie, ging met de leiding van Feyenoord om tafel en overtuigde de Nederlandse club van een transfersom van 1 miljoen dollar. Het toenmalige bestuur en de technische staf van Beşiktaş vonden dat bedrag echter te hoog voor een jonge speler die nog aan het begin van zijn loopbaan stond.
Ondanks alle inspanningen van Torunoğulları ging de transfer daardoor niet door. Orkuns grote ontwikkeling in het Europese voetbal maakte in de jaren daarna steeds duidelijker hoe groot de gemiste kans was. Erdal Torunoğulları sprak als volgt over dat proces en over Orkun Kökçü, die inmiddels als voetballer veel rijper is geworden:
‘Ik ken Orkun Kökçü en zijn familie al vele jaren. Toen ik bij Beşiktaş verantwoordelijk was voor de voetbalafdeling, wilde ik hem contracteren. Het mocht destijds niet zo zijn. Misschien was dat voor hem zelfs beter, want daarna maakte hij een enorme ontwikkeling door, bewees hij zich op het hoogste Europese niveau en deed hij veel ervaring op.
Het zou tekortschieten om Orkun alleen als een talentvolle voetballer te beoordelen. Hij is een speler die verantwoordelijkheid op het veld niet uit de weg gaat, veel strijdlust bezit en over leiderschap beschikt. Zodra hij het veld betreedt, telt voor hem alleen winnen. Zijn gedrevenheid, waarmee hij zijn ploeg in beweging brengt, zijn instelling om geen moment van de wedstrijd op te geven en zijn professionaliteit onderscheiden hem van andere spelers.
Volgens mij is Orkuns liefde voor Beşiktaş evenmin later ontstaan of afhankelijk van de omstandigheden gegroeid. Hij is met Beşiktaş opgegroeid; hij kent de cultuur en het gevoel van deze gemeenschap en weet wat de supporters verwachten. Hij beseft welke betekenis en verantwoordelijkheid het dragen van het Beşiktaş-shirt met zich meebrengt.
Op het punt waar hij nu staat, is Orkun dankzij zijn voetbalontwikkeling en de ervaring die hij in Europa heeft opgedaan een veel rijpere en sterkere speler geworden. Ik heb altijd gewenst dat Orkun het shirt van Beşiktaş zou dragen. Want Beşiktaş heeft niet alleen talentvolle voetballers nodig, maar ook persoonlijkheden die verantwoordelijkheid nemen, richting geven aan hun ploeg en op moeilijke momenten naar voren stappen. Naast zijn talent beschikt Orkun ook over het leiderschap dat Beşiktaş nodig heeft.’
AYKUT TORUNOĞULLARI: ‘ORKUN WAS AL VANAF ZIJN JEUGD EEN FANATIEKE BEŞİKTAŞ-SUPPORTER’
Na Erdal Torunoğulları wil ik ook aandacht besteden aan de visie van zijn broer Aykut Torunoğulları, die momenteel lid is van het bestuur van Beşiktaş. Ook Aykut kent Orkun niet alleen als de succesvolle voetballer van vandaag, maar al sinds zijn kinderjaren. De vriendschap tussen Orkun en de zoon van Aykut bracht de families Torunoğulları en Kökçü vele jaren geleden al dichter bij elkaar.
Aykut Torunoğulları is een ervaren sportbestuurder en zakenman die al jarenlang een brug vormt tussen Nederland en Beşiktaş. Als bestuurslid van Edelstaal Group en Orka Hotels was Torunoğulları van 2007 tot 2022 vijftien jaar lang voorzitter van de Nederlandse Beşiktaş Vereniging. In die periode leverde hij een belangrijke bijdrage aan de versterking van de banden tussen de Beşiktaş-supporters in Nederland en Europa en de club in İstanbul, aan de ontwikkeling van solidariteitsactiviteiten en aan de Europese organisatie van de zwart-witte gemeenschap. Na zijn vertrek werd hij benoemd tot erevoorzitter van de vereniging.
Aykut Torunoğulları stond jarenlang in de voorste gelederen van de Europese Beşiktaş-organisatie en is tegenwoordig binnen Beşiktaş als bestuurslid verantwoordelijk voor internationale betrekkingen en buitenlandse supportersverenigingen. Dankzij zijn sterke netwerk in Nederland en zijn kennis van de Europese voetbalwereld vervulde hij ook een belangrijke brugfunctie in contacten tussen Beşiktaş en spelers met Turkse wortels die in Europa zijn opgegroeid.
Aykut Torunoğulları benadrukte dat Orkun Kökçü’s liefde voor Beşiktaş niet later ontstond of het gevolg was van gunstige transfervoorwaarden, maar dat de jonge voetballer al sinds zijn kinderjaren hartstochtelijk aan de zwart-witte kleuren is verknocht. Torunoğulları beschreef als volgt hoe de ontmoeting die jaren eerder niet doorging, dankzij de inspanningen van voorzitter Serdal Adalı uiteindelijk werkelijkheid werd:
‘Ik ken Orkun en zijn familie al heel lang uit Nederland. Hij is ongeveer even oud als mijn zoon en is ook een vriend van hem. Orkun was al vanaf zijn jeugd een fanatieke Beşiktaş-supporter. Zodra Beşiktaş ter sprake komt, ziet hij niets anders meer. We wilden hem ooit hoe dan ook in het shirt van Beşiktaş zien en dat is ons gegund. Onze voorzitter Serdal Adalı heeft, waarvoor dank, alles gedaan wat nodig was en daarmee aan de verwachtingen van onze gemeenschap voldaan. De voorzitter heeft hierin een bijzonder grote rol gespeeld.’
De woorden van Aykut Torunoğulları maken tevens duidelijk dat Orkun Kökçü’s komst naar Beşiktaş veel meer was dan een gewone transfer. Een jarenoude familievriendschap, liefde voor Beşiktaş sinds de jeugd en de droom om ooit het zwart-witte shirt te dragen, kwamen na een lange reis op hetzelfde punt samen. Voor Orkun was het Beşiktaş-shirt niet zomaar een nieuwe halte in zijn loopbaan, maar de verwezenlijking van een diep gevoel van verbondenheid dat hij al sinds zijn kinderjaren droeg.
BIJ DE KEUZE VOOR HET NATIONALE ELFTAL VOLGDE HIJ ZIJN HART
Orkun werd in Nederland geboren en speelde voor de Nederlandse jeugdelftallen. Hij stond voor twee mogelijkheden en koos in 2019 voor Türkiye. Eerst droeg hij het shirt van Jong Türkiye; op 6 september 2020 speelde hij tegen Servië zijn eerste wedstrijd voor het nationale A-elftal. Hij maakte deel uit van de selecties voor EURO 2020 en EURO 2024.
Orkuns loopbaan bij de nationale ploeg bereikte met het WK 2026 een nieuw hoogtepunt. Hij speelde een belangrijke rol bij de plaatsing van Türkiye voor het WK, na een afwezigheid van 24 jaar, en kwam tijdens het toernooi in drie wedstrijden in actie. In de met 3-2 gewonnen wedstrijd tegen de Verenigde Staten gaf hij een assist. Zo droeg de jonge voetballer het shirt met de halve maan en ster, waaraan hij zich al in zijn jeugd verbonden voelde, op het grootste voetbalpodium ter wereld.
Orkun Kökçü voelde zich al met de halve maan en ster verbonden voordat hij het shirt van het nationale elftal van Türkiye droeg. Na de wedstrijd van Feyenoord tegen NEC Nijmegen ontvouwde Kökçü trots de Turkse vlag en liet hij openlijk zien hoe sterk hij zich met Türkiye verbonden voelde.
Die keuze betekende niet dat hij zijn geboorteland afwees. Integendeel: Orkun verenigde de discipline van zijn Nederlandse voetbalopleiding met zijn verbondenheid met Türkiye. Zijn levensweg van Haarlem naar Rotterdam, van Lissabon naar İstanbul, vormde een levende brug tussen twee samenlevingen. Hij was een voetballer die door Nederland werd opgeleid en met trots het shirt van Türkiye droeg.
EEN TOONBEELD VAN MENSELIJKHEID ZIJN, IS OOG HEBBEN VOOR DE KWETSBAARSTE MENS
Het is gemakkelijk om Orkun Kökçü uitsluitend als een ‘zeer goede voetballer’ te beschrijven. Zijn Gouden Schoen, de onderscheiding Voetballer van het Jaar, het Nederlandse kampioenschap, de Portugese bekers, recordtransfers en aanvoerderschappen bewijzen dat al. Maar boven al die titels staat een waardevollere maatstaf: wat doet een mens wanneer hij macht en aanzien heeft verworven?
Vanaf het balkon tijdens de kampioensviering zag Orkun de brancard beneden. Terwijl iedereen hem probeerde te bereiken, ging hij naar de mensen toe die moeite hadden om hém te bereiken. Toen een ploeggenoot hem prees, deelde hij de eer met zijn doelman en zijn team. Hij maakte het verdriet van de mensen die door de aardbevingsramp waren getroffen zichtbaar op het veld. Hij ruilde zijn wortels, zijn familie en zijn jeugdliefde niet in voor het applaus van miljoenen.
We hoeven het niet met al zijn beslissingen eens te zijn en hoeven evenmin iedere reactie van hem volmaakt te vinden. Maar het is niet eenvoudig de waarden die een mens menselijk maken, niet alleen op rustige dagen maar ook onder druk en in de schijnwerpers te blijven dragen. Daarin ligt de waarde van Orkun Kökçü.
Vandaag rust op Orkun, die het shirt van Beşiktaş en het nationale elftal van Türkiye draagt, een grote verantwoordelijkheid. Kinderen kijken immers niet langer alleen naar zijn passes en doelpunten, maar ook naar zijn gedrag. Kampioenschappen worden op een dag statistieken, transfersommen raken vergeten en bekers verdwijnen in musea. Maar een hand die op de schouder van een supporter op een brancard wordt gelegd, blijft zelfs jaren later in het geheugen. Daarom is Orkun Kökçü meer dan alleen een voetballer. Voor zover hij zijn talent met arbeid, zijn leiderschap met verantwoordelijkheid, zijn geloof met respect en zijn roem met mededogen weet te verbinden, kan hij voor jonge generaties uitgroeien tot een werkelijk toonbeeld van menselijkheid.
Bir yanıt yazın