HAYATINI TÜRK ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNE ADAMIŞ BİR MELEK: CANAN GÖNENÇAY. HOLLANDA’DAKİ OKUL YÖNETİMLERİNE SESLENDİ: “TÜRKÇEYİ BİTİRME SINAVI DERSİ OLARAK SUNUN”
Paylaş:
Hollanda’da 20 yılı aşkın süredir dil eğitimi veren Canan Gönençay, Türkçe ana dilli çocukların eğitim sisteminde kaybolmaması, kendi dillerini akademik düzeyde öğrenmesi ve Türkçeyi bitirme sınavı dersi olarak değerlendirebilmesi için mücadele ediyor.
Marmara Üniversitesi Dil Fakültesi mezunu olan Gönençay; Türkçe, İngilizce ve Türkçe konuşanlara Hollandaca dersleri veriyor. vmbo, havo ve vwo öğrencilerini Türkçe bitirme sınavına hazırlıyor.
Canan Gönençay’ın son çağrısı doğrudan Hollanda’daki okul yöneticilerine yönelik: “Türkçe ana dilli öğrencilerinize, ana dillerini bitirme sınavı dersi olarak seçme fırsatı tanıyın. Gerekli eğitim ve sınav sürecinin tamamını üstlenebilirim.”
NOS’un yayınladığı bilgilere göre Gönençay, yüz yüze ve çevrim içi olmak üzere 13 ayrı okulda Türkçe dersi veriyor. Den Haag’daki Johan de Witt’te bir sınıfın tamamını, Zwolle’deki Deltion Sprint Lyceum’da ise yaklaşık 20 öğrenciyi sınava hazırlıyor.
Türkçe bitirme sınavına giren öğrenci sayısı 2022’de yalnızca 91 iken son sınav döneminde 338’e yükseldi. Canan Gönençay’ın paylaştığı 2026 sonuçlarında havo öğrencilerinin not ortalaması 7,8, vwo öğrencilerinin ortalaması ise 7,9 oldu.
Hollanda’ya geleli yalnızca bir ay olan 14 yaşındaki Türk öğrenci, Canan Gönençay’ın da katkıda bulunduğu doğru ve kişiye özel eğitim desteği sayesinde bir öğretim yılı içinde vwo düzeyine geçmeyi başardı.
(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan.)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Değerli Okurlarım,
Bazı insanlar vardır, yaptıkları işi yalnızca meslek olarak görmezler. Kendilerine verilen görevin sınırları içinde kalmaz, karşılarına çıkan her çocuğun geleceğini kendi sorumlulukları gibi kabul ederler.
Bir çocuğun başarısızlığına “Yapamadı” diyerek sırtlarını dönmezler. Önce o çocuğun nereden geldiğini, hangi dili konuştuğunu, daha önce nasıl bir eğitim aldığını ve içinde hangi yetenekleri taşıdığını anlamaya çalışırlar.
Canan Gönençay işte böyle bir eğitimci…
Hollanda’da yetişen veya Türkiye’den yeni gelen Türkçe konuşan çocukların eğitim sisteminde kaybolmaması için yıllardır çalışan Gönençay, onların yalnızca Hollandaca öğrenmelerine değil, ana dillerini korumalarına ve Türkçeyi akademik bir başarıya dönüştürmelerine de yardımcı oluyor.
Kimi zaman bir öğrenciyi Hollanda eğitim sistemine hazırlıyor, kimi zaman Türkçe bitirme sınavı için ders veriyor, kimi zaman okul yönetimleriyle görüşüyor, kimi zaman da gençlerin kendi dillerini ve kimliklerini daha iyi tanımaları için projeler hazırlıyor.
Şimdi ise Hollanda’daki okul yöneticilerine çok açık ve somut bir çağrıda bulunuyor: “Türkçe ana dilli öğrencilerinize de, Hollandaca ana dilli öğrencilerle aynı fırsatları tanıyın. Türkçeyi bitirme sınavı dersi olarak seçebilmelerine imkân verin.”
TÜRKÇE, RESMÎ BİR BİTİRME SINAVI DERSİ
Hollanda’da Türkçe, yalnızca evde konuşulan veya hafta sonu kurslarında öğretilen bir göçmen dili değil. Aynı zamanda, belirli koşullar altında vmbo, havo ve vwo öğrencileri tarafından seçilebilen resmî bir sınav dersi.
Hollanda Eğitim Programlarını Geliştirme Enstitüsü SLO’nun verdiği bilgilere göre Türkçe; vmbo alt sınıflarında Fransızca veya Almancanın yerine ikinci yabancı dil olarak seçilebiliyor. Vmbo’nun üst sınıflarında ise belirli bölümlerde serbest alana yerleştirilebiliyor veya ek sınav dersi olarak sunulabiliyor.
Havo ve vwo öğrencileri de Türkçeyi, okul ve bölüm programlarının sağladığı imkânlara bağlı olarak zorunlu yabancı dil, profil seçmeli dersi veya serbest seçmeli sınav dersi olarak alabiliyorlar.
Yani hukuki ve eğitimsel imkân var. Fakat birçok öğrenci ve veli bu hakkın varlığından haberdar değil. Bazı okullar da öğretmen yetersizliği, bütçe, ders programı ve öğrenci sayısının azlığı gibi gerekçelerle Türkçeyi sunmuyor.
Canan Gönençay’ın mücadelesi tam da bu noktada başlıyor.
“BİR ÖĞRETİM YILINDA SINAVA HAZIRLAYABİLİRİM”
Canan Gönençay, okul yönetimlerine yaptığı son çağrıda, Türkçe ana dilli öğrencilerin hedefe yönelik ve yoğun bir çalışma programıyla bir öğretim yılı içinde Türkçe bitirme sınavına hazırlanabileceğini belirtiyor.
Üstelik okullara yalnızca “Türkçe dersi açın” demekle yetinmiyor. Eğitimden sınava kadar gerekli olan bütün çalışmayı üstlenmeye hazır olduğunu açıklıyor.
Canan Gönençay’ın okullara sunduğu çalışma şu aşamaları kapsıyor:
*Program van Toetsing en Afsluiting olarak adlandırılan sınav ve değerlendirme programının hazırlanması,
*Yıllık ders planının oluşturulması,
*Derslerin verilmesi,
*Okul sınavlarının hazırlanması ve uygulanması,
*Okul sınavlarının değerlendirilmesi,
*Öğrencilerin merkezî bitirme sınavına hazırlanması.
Başka bir ifadeyle Canan Gönençay, “Öğretmenimiz yok, sınav programını nasıl hazırlayacağımızı bilmiyoruz” diyen okul yönetimlerine hazır bir çözüm sunuyor.
Canan Hanım’ın çağrısı şu sözlerle özetlenebilir: “Birlikte hareket ederek Türkçe konuşan öğrencilere, ana dillerini bitirme sınavı dersi olarak değerlendirme fırsatı verebiliriz. Bu, hem öğrenci hem de okul için kazançtır.”
20 YILI AŞAN EĞİTİM DENEYİMİ
Canan Gönençay, Marmara Üniversitesi Dil Fakültesi mezunu. Türkçe ve İngilizce öğretmenliği yapıyor; Türkçe konuşanlara Hollandaca eğitimi de veriyor.
Dil öğretimi, sınav hazırlığı ve kültürlerarası iletişim alanlarında 20 yılı aşkın deneyime sahip.
Amsterdam’daki çeşitli okullarda vmbo, havo ve vwo öğrencilerine Türkçe dersleri veriyor. Amsterdam dışında yaşayan öğrencilerini ise çevrim içi derslerle sınava hazırlıyor. Ayrıca devlet Türkçe sınavını seçen öğrencilere de rehberlik yapıyor.
PTA hazırlanması, okul sınavlarının oluşturulması ve merkezî Türkçe sınavlarının değerlendirilmesi alanlarında da deneyimli.
Canan Gönençay’ın eğitim yaşamı yalnızca sınıfta ders anlatmakla sınırlı değil. O, öğrenciyi sınava hazırlarken okul yönetimine yol gösteriyor, aileyi bilgilendiriyor, sınav sistemini takip ediyor ve Türkçenin Hollanda eğitimindeki görünürlüğünü artırmaya çalışıyor.
LEVENDE TALEN TÜRKÇE BÖLÜMÜ’NÜN EŞBAŞKANI
Canan Gönençay, Hollanda’nın en köklü dil öğretmenleri kuruluşlarından Vereniging van Leraren in Levende Talen bünyesindeki Türkçe Bölümü’nün eşbaşkanlığını da yürütüyor.
Kuruluşun 2025 yılı raporunda, Türkçe Bölümü’nün ülke genelinde Türkçe bitirme sınavını yaygınlaştırmaya öncelik verdiği belirtiliyor. Bu amaçla okullar; sınav imkânları, kayıt yöntemleri ve kullanılabilecek eğitim malzemeleri konusunda bilgilendiriliyor.
Çalışmalar yalnızca öğrencilere yönelik değil. Okul müdürlerine, eğitim yöneticilerine, rehber öğretmenlere ve ailelere ulaşmak için de iletişim faaliyetleri yürütülüyor.
Canan Gönençay’ın 2024 yılının temmuz ayında Türkçe Bölümü yönetimine eşbaşkan olarak katıldığı da kuruluşun yıllık raporunda yer alıyor.
13 OKULDA TÜRKÇE DERSİ VERİYOR
Canan Gönençay, öğrencilerine Orhan Pamuk’un “Kırmızı Saçlı Kadın” romanı üzerinden Türk edebiyatını anlatırken. Gönençay, Hollanda’da 13 ayrı okulun öğrencilerine yüz yüze ve çevrim içi Türkçe dersleri veriyor.
Canan Gönençay’ın çalışmaları artık Hollanda’nın ulusal medyasının da dikkatini çekti.
Hollanda Yayın Kurumu NOS’un, Türkçe ve Arapça bitirme sınavlarına yönelik ilgiyi ele aldığı haberinde, Gönençay’ın 13 ayrı okulda Türkçe dersi verdiği belirtildi. Bu derslerin bir bölümü okulda yüz yüze, bir bölümü ise çevrim içi gerçekleştiriliyor.
Den Haag’daki Johan de Witt okulunda bir sınıfın tamamına Türkçe dersi veren Gönençay’ın, Zwolle’deki Deltion Sprint Lyceum’da da yaklaşık 20 öğrencisi bulunuyor.
Bu sayıların önemi büyük. Çünkü Türkçe dersinin verilebilmesi için her okulda ayrı ayrı tam zamanlı bir Türkçe öğretmeni bulunması gerekmiyor. Bir öğretmen, farklı okullardaki öğrencileri yüz yüze ve çevrim içi yöntemleri birleştirerek sınava hazırlayabiliyor.
Böylece “Öğrenci sayımız az” gerekçesi de aşılabilecek bir sorun haline geliyor.
91 ÖĞRENCİDEN 338 ÖĞRENCİYE
Türkçe bitirme sınavına yönelik ilgi son yıllarda büyük bir artış gösterdi.
NOS’un College voor Toetsen en Examens verilerine dayanarak verdiği bilgiye göre 2022 yılında Türkçe bitirme sınavına giren öğrenci sayısı yalnızca 91’di. Son sınav döneminde bu sayı 338’e ulaştı.
Hollanda’da Türkçe bitirme sınavına giren öğrenci sayısı 2022’de 91 iken, 2026’da 338’e yükseldi. Dört yılda gerçekleşen bu büyük artış, Türkçeye yönelik ilginin giderek güçlendiğini gösteriyor. Grafik: NOS, kaynak: College voor Toetsen en Examens.
Bu, dört yıl içinde yaklaşık dört katlık bir artış anlamına geliyor.
Canan Gönençay’ın daha önce yaptığı bir açıklamada ise yaklaşık 400 öğrencinin vmbo 4, havo 5 ve vwo 6 düzeylerinde Türkçeyi seçmeli veya ek ders olarak aldığı belirtilmişti.
Artış sevindirici ama Hollanda’daki Türkçe konuşan yüz binlerce insan ve binlerce ortaöğretim öğrencisi düşünüldüğünde, 338 sınav adayı hâlâ çok düşük bir sayı.
Demek ki mesele öğrencilerin Türkçe istememesi değil. Asıl mesele, bu imkânın her okulda sunulmaması ve birçok ailenin böyle bir hakkın varlığından haberdar olmaması.
2026 SINAVLARINDA DİKKAT ÇEKİCİ BAŞARI
Canan Gönençay’ın paylaştığı 2026 yılı birinci dönem Türkçe merkezî sınav sonuçları, öğrencilerin başarı düzeyini de ortaya koyuyor.
Özellikle havo ve vwo öğrencilerinin elde ettiği sonuçlar, evde konuşulan Türkçenin doğru eğitimle akademik bir dile dönüştürülebileceğini gösteriyor.
Bir okul yetkilisinin, Canan Gönençay’ın sınav sonuçlarını paylaştığı mesajın altına yazdığı şu not da dikkat çekici: “Bizim iki vwo Türkçe öğrencimiz vardı. Birisi 10 aldı. Muhteşem bir başarı.”
Ancak bu başarı kendiliğinden gelmiyor.
“KONUŞUYORLAR AMA OKUYUP YAZMAKTA ZORLANIYORLAR”
Türk ailelerinde zaman zaman şu düşünceye rastlanıyor: “Çocuğumuz zaten Türkçe konuşuyor. Türkçe sınavında zorlanmaz.” Canan Gönençay’a göre gerçek hiç de öyle değil. Gençlerin büyük bölümü günlük Türkçeyi konuşup anlayabiliyor. Fakat okuma, yazma, dil bilgisi, metin çözümleme ve düşüncelerini akademik bir dille ifade etme konusunda zorlanıyor.
Canan Hanım, öğrencilerinin bir bölümünün kendisine gelinceye kadar Türkçe bir kitap okumadığını söylüyor.
Türkçe sınavına hazırlanan bazı öğrenciler, Sabahattin Ali ve Zülfü Livaneli gibi edebiyatçılarla ilk kez bu dersler sırasında tanışıyor. Başlangıçta sınav zorunluluğu olarak gördükleri kitaplar, zamanla onların ailelerinin geldiği ülkeyi, kültürel geçmişlerini ve kendi kimliklerini daha iyi tanımalarını sağlıyor.
Canan Gönençay, Türkçe sınavına hazırladığı öğrencilerine Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” romanını anlatırken. Gönençay’a göre Türkçe eğitimi, gençlerin yalnızca ana dillerini geliştirmelerini değil, Türk edebiyatını ve kültürel köklerini tanımalarını da sağlıyor.
Canan Gönençay’ın anlatımıyla Türkçe, böylece ev içinde kullanılan bir konuşma dili olmaktan çıkıp, okunabilen, yazılabilen, yorumlanabilen ve sınavı verilen akademik bir dile dönüşüyor.
BİR SINAV DERSİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI
Türkçenin sınav dersi olarak seçilmesinin diploma açısından da somut yararları bulunabiliyor.
Levende Talen Türkçe Bölümü Başkanı Mehmet Uz’un NOS’a verdiği bilgiye göre, öğrenciler Türkçeden aldıkları yüksek notu, bazı koşullarda başka bir dersin düşük notunu dengelemek için kullanabiliyor veya eğitim programlarının izin verdiği durumlarda başka bir ders yerine Türkçeyi seçebiliyor.
Fakat Canan Gönençay için mesele yalnızca yüksek bir not almak değil.
Türkçe dersi öğrencinin kelime hazinesini geliştiriyor; okuma, yazma, konuşma ve tartışma yeteneğini güçlendiriyor. Türk edebiyatıyla, kültürüyle ve tarihiyle tanışmasını sağlıyor.
Çocuk, anne ve babasının dilini yalnızca konuşmakla kalmıyor; o dilde düşünmeyi, metin çözümlemeyi ve kendisini daha güçlü ifade etmeyi öğreniyor.
HOLLANDA’YA YENİ GELEN ÇOCUKLARIN ELİNDEN TUTUYOR
Canan Gönençay’ın çalışmaları yalnızca Hollanda’da doğup büyüyen öğrencilerle sınırlı değil.
O, Türkiye’den kısa süre önce Hollanda’ya gelen ve kendisini birdenbire tamamen farklı bir eğitim sisteminin içinde bulan çocuklarla da ilgileniyor.
Bu çocuklar çoğu zaman yalnızca Hollandaca bilmedikleri için gerçekte sahip oldukları bilgi ve yeteneklerin altında değerlendirilebiliyorlar. Öğrencinin Türkiye’de nasıl bir eğitim aldığı, hangi derslerde başarılı olduğu ve öğrenme kapasitesinin ne olduğu, dil engelinin arkasında görünmez hale gelebiliyor.
Canan Gönençay’ın kendi çalışmalarından verdiği 14 yaşındaki bir öğrencinin hikâyesi bu bakımdan çok çarpıcı.
Hollanda’ya geleli henüz bir ay olan bu öğrenci, dil sınıfı ile bireysel desteğin birlikte yürütülmesi sayesinde kısa sürede büyük ilerleme gösterdi. Bir öğretim yılı içinde vwo düzeyindeki eğitime geçmeyi başardı.
Canan Hanım bu örnekle şu gerçeğe dikkat çekiyor: “Hollanda’ya bir ay önce gelen bir öğrenci, otomatik olarak yıllarca geride kalmak zorunda değildir. Bazen onun gerçek yeteneğini ortaya çıkarabilmek için doğru zamanda doğru desteğin verilmesi yeterlidir.”
“ÖNCE ÇOCUĞU ANLAMAK GEREKİR”
Canan Gönençay’a göre yeni gelen bir çocuğa yardımcı olmak, yalnızca Hollandaca kelimeler öğretmek değildir.
Canan Gönençay’a göre başarılı bir eğitim, çocuğa yalnızca yeni bir dil öğretmekle değil, O’nu dinlemek, ana dilini, kültürel çevresini ve daha önce kazandığı bilgileri anlamakla başlıyor.
İyi bir eğitim desteği için:
*Çocuğu kendi ana dili ve kültürel çevresi içinde anlamak,
*Daha önce öğrendiklerini ve yapabildiklerini belirlemek,
*Hollanda eğitim sistemine geçişini kolaylaştırmak,
*Kendisine güvenmesini sağlamak,
*Bağımsız hareket edebilme yeteneğini geliştirmek,
*Zor bir başlangıç nedeniyle sahip olduğu yeteneğin kaybolmasını önlemek gerekiyor.
Bu yaklaşımın temelinde çok önemli bir düşünce bulunuyor:
Çocuğun Türkçe bilmesi bir eksiklik değil, üzerine yeni bilgiler inşa edilebilecek sağlam bir temeldir.
Canan Gönençay’ın gençlerin Türkçeyle bağını korumak için verdiği mücadeleyi daha önce de sayfalarıma taşımıştım.
Levende Talen Türkçe Bölümü tarafından düzenlenen “İki Dünya Arasında: İki Dil, İki Ayrı Dünya” başlıklı podcast yarışması, 16 ile 21 yaş arasındaki gençlere kendi iki dillilik hikâyelerini anlatma fırsatı vermişti.
Gençlere şu sorular yöneltilmişti: “Evde Türkçe mi konuşuyorsun? Dışarıda Hollandaca mı düşünüyorsun? Rüyalarını hangi dilde görüyorsun? İki dillilik senin hayatında ne ifade ediyor?”
Canan Gönençay bu projeyle gençlere hazır cevaplar vermek yerine, onların kendi seslerini duyurmalarını istedi.
Çünkü Hollanda’daki Türk gençleri iki dil arasında sıkışmış bir kuşak değil; doğru eğitim verildiğinde iki dilin ve iki kültürün imkânlarından yararlanabilen zengin bir kuşaktır.
ELEŞTİRİLERE DE CEVAP VERİLMELİ
Elbette Hollanda’da Türkçe ve diğer ana dillerin okul programlarında yer almasına karşı çıkanlar da bulunuyor.
Bazıları Türkçe dersinin entegrasyona katkı sağlamadığını savunuyor. Bazıları da okullardaki zamanın yalnızca Hollandaca ve diğer temel dersler için kullanılması gerektiğini ileri sürüyor.
Bu eleştiriler yokmuş gibi davranmamak gerekir.
Ancak Canan Gönençay’ın savunduğu eğitim anlayışı, Hollandacanın yerine Türkçe koymayı amaçlamıyor. Tam tersine, çocuğun ana dilindeki bilgisinden yararlanarak hem Hollandacadaki hem de diğer derslerdeki gelişimini desteklemeyi hedefliyor.
İki dillilik, Hollandacayı daha az öğrenmek anlamına gelmiyor. Çocuğun iki dili de doğru, bilinçli ve akademik düzeyde kullanabilmesi anlamına geliyor.
Canan Hanım’ın hayatından verdiği örnek de dikkat çekici. Daha önce yaptığı bir açıklamada, kendi çocuklarının öncelikle Türkçeyi iyi öğrenmelerini sağladığını, onların daha sonra vwo eğitimine devam ettiklerini ve farklı dillerde başarılı olduklarını anlatmıştı.
“HER ÖĞRENCİ ANA DİLİNİ SINAV DERSİ OLARAK SEÇEBİLSİN”
Canan Gönençay’ın hayali yalnızca kendi öğrencilerinin başarılı olması değil.
O, Hollanda’nın hangi kentinde ve hangi okulunda okursa okusun, her öğrencinin kendi ana dilini sınav dersi olarak seçebilmesini istiyor.
Türkçe bugün Hollanda’da resmî olarak sınavı yapılabilen bir ders. Buna rağmen öğrencinin bu hakkı kullanabilmesi büyük ölçüde devam ettiği okulun imkânlarına ve yönetimin yaklaşımına bağlı.
Bir okul Türkçe için kapı açarken, birkaç kilometre ötedeki başka bir okul aynı imkânı sunmayabiliyor.
Canan Gönençay’ın itirazı bu eşitsizliğe…
Bir çocuğun ana dilini sınav dersi olarak seçebilmesi, posta koduna veya okul yönetiminin konuya gösterdiği ilgiye bağlı olmamalı.
OKUL YÖNETİMLERİNE, AİLELERE VE ÖĞRENCİLERE ÇAĞRI
Canan Gönençay’ın son mesajı yalnızca okul müdürlerine değil, Türk ailelerine de yapılmış bir çağrı olarak okunmalı.
Veliler, çocuklarının okuluna Türkçe sınavı imkânını sormalı.
Öğrenciler, Türkçeyi seçmeli veya ek sınav dersi olarak alıp alamayacaklarını okul rehberleriyle görüşmeli.
Okul yönetimleri ise öğrenci sayısının azlığını veya öğretmen bulunamamasını hemen ret gerekçesi yapmadan önce, yüz yüze ve çevrim içi eğitimi birleştiren çözümleri araştırmalı.
Canan Gönençay, eğitim programının hazırlanmasından merkezî sınava kadar bütün süreci üstlenmeye hazır olduğunu açıkça belirtiyor.
Öyleyse şimdi sıra okul yöneticilerinde…
BİR ÇOCUĞUN GELECEĞİ BAZEN BİR ÖĞRETMENİN ISRARINA BAĞLIDIR
Canan Gönençay’ın yıllardır yaptığı çalışmaların ortak bir amacı var:
Türkçe konuşan hiçbir çocuğun, yalnızca başlangıçta yeterince Hollandaca bilmediği veya okulu Türkçe dersi sunmadığı için sahip olduğu yetenekleri kaybetmemesi…
O, kimi zaman Hollanda’ya yeni gelmiş bir çocuğun elinden tutuyor; kimi zaman Türkçe konuşabilen fakat okuyup yazmakta zorlanan bir genci sınava hazırlıyor; kimi zaman okul yönetimlerini ikna etmeye çalışıyor; kimi zaman da gençlere mikrofon uzatıp kendi hikâyelerini anlatmalarını sağlıyor.
Bir öğrencinin aldığı yüksek not, okuduğu ilk Türkçe roman, kazandığı diploma veya vwo’ya uzanan eğitim yolculuğu, Canan Gönençay için yalnızca meslekî bir başarı değil.
Bir çocuğun geleceğinin kurtarılmasıdır.
İşte bu nedenle Canan Gönençay için kullanılabilecek en güzel tanım, başlığımızda yer alan şu söz olsa gerek:
HAYATINI TÜRK ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNE ADAMIŞ BİR MELEK…
*****************
NEDERLANDSE VERSIE
EEN ENGEL DIE HAAR LEVEN HEEFT GEWIJD AAN HET ONDERWIJS VAN TURKSE KINDEREN: CANAN GÖNENÇAY. HAAR OPROEP AAN SCHOOLBESTUREN IN NEDERLAND: “BIED TURKS AAN ALS EINDEXAMENVAK”
Canan Gönençay, die al meer dan twintig jaar taalonderwijs geeft in Nederland, zet zich ervoor in dat kinderen met Turks als moedertaal niet verdwalen in het onderwijssysteem, hun eigen taal op academisch niveau leren beheersen en Turks als eindexamenvak kunnen benutten.
Gönençay studeerde af aan de Faculteit der Talen van de Marmara Universiteit. Zij geeft les in Turks en Engels en geeft Nederlandse les aan Turkstaligen. Daarnaast bereidt zij leerlingen in het vmbo, havo en vwo voor op het eindexamen Turks.
De jongste oproep van Canan Gönençay is rechtstreeks gericht aan Nederlandse schoolbesturen: “Geef uw leerlingen met Turks als moedertaal de kans hun moedertaal als eindexamenvak te kiezen. Ik kan het volledige onderwijs- en examentraject op mij nemen.”
Volgens informatie van de NOS geeft Gönençay, zowel fysiek als online, Turkse les aan leerlingen van dertien verschillende scholen. Op het Johan de Witt in Den Haag bereidt zij een hele klas voor op het examen en op het Deltion Sprint Lyceum in Zwolle ongeveer twintig leerlingen.
Het aantal leerlingen dat eindexamen Turks deed, steeg van slechts 91 in 2022 naar 338 in de jongste examenperiode. Volgens de door Canan Gönençay gedeelde resultaten over 2026 behaalden havoleerlingen gemiddeld een 7,8 en vwo-leerlingen gemiddeld een 7,9.
Een 14-jarige Turkse leerling die pas een maand in Nederland was, wist dankzij passende en persoonlijke onderwijsondersteuning, waaraan ook Canan Gönençay bijdroeg, binnen één schooljaar door te stromen naar het vwo.
Geschreven door İlhan KARAÇAY:
Beste lezers,
Sommige mensen beschouwen hun werk niet alleen als een beroep. Zij beperken zich niet tot de grenzen van hun functie, maar zien de toekomst van ieder kind dat op hun pad komt als hun eigen verantwoordelijkheid.
Wanneer een kind niet slaagt, keren zij het niet de rug toe met de woorden: “Het kon het niet.” Eerst proberen zij te begrijpen waar dat kind vandaan komt, welke taal het spreekt, welk onderwijs het eerder heeft gevolgd en welke talenten het in zich draagt.
Canan Gönençay is precies zo’n onderwijsprofessional…
Gönençay werkt al jaren om te voorkomen dat Turkstalige kinderen die in Nederland opgroeien of pas uit Türkiye zijn gekomen, verdwalen in het onderwijssysteem. Zij helpt hen niet alleen Nederlands te leren, maar ook hun moedertaal te behouden en van het Turks een academisch succes te maken.
De ene keer bereidt zij een leerling voor op het Nederlandse onderwijssysteem, de andere keer geeft zij les voor het eindexamen Turks. Ook overlegt zij met schoolbesturen en ontwikkelt zij projecten waarmee jongeren hun eigen taal en identiteit beter leren kennen.
Nu doet zij een duidelijke en concrete oproep aan de schoolbesturen in Nederland: “Geef leerlingen met Turks als moedertaal dezelfde kansen als leerlingen met Nederlands als moedertaal. Maak het mogelijk dat zij Turks als eindexamenvak kiezen.”
TURKS IS EEN OFFICIEEL EINDEXAMENVAK
Turks is in Nederland niet uitsluitend een migrantentaal die thuis wordt gesproken of tijdens weekendcursussen wordt onderwezen. Onder bepaalde voorwaarden is het ook een officieel examenvak dat leerlingen in het vmbo, havo en vwo kunnen kiezen.
Volgens het nationaal expertisecentrum leerplanontwikkeling SLO kan Turks in de onderbouw van het vmbo als tweede moderne vreemde taal worden gekozen in plaats van Frans of Duits. In de bovenbouw van het vmbo kan het in bepaalde leerwegen in het vrije deel worden opgenomen of als extra examenvak worden aangeboden.
Ook havo- en vwo-leerlingen kunnen Turks volgen als verplichte vreemde taal, profielkeuzevak of examenvak in het vrije deel, afhankelijk van de mogelijkheden binnen hun school- en profielprogramma.
De juridische en onderwijskundige mogelijkheid bestaat dus. Veel leerlingen en ouders weten echter niet dat zij dit recht hebben. Sommige scholen bieden Turks niet aan vanwege een tekort aan docenten, het budget, het lesrooster of het geringe aantal leerlingen.
Precies op dit punt begint de strijd van Canan Gönençay.
“IK KAN LEERLINGEN BINNEN ÉÉN SCHOOLJAAR OP HET EXAMEN VOORBEREIDEN”
In haar jongste oproep aan schoolbesturen stelt Canan Gönençay dat leerlingen met Turks als moedertaal met een doelgerichte en intensieve aanpak binnen één schooljaar op het eindexamen Turks kunnen worden voorbereid.
Zij beperkt zich bovendien niet tot de oproep: “Bied Turkse les aan.”
Zij verklaart zich bereid het volledige traject, van onderwijs tot examen, op zich te nemen.
Het aanbod van Canan Gönençay aan scholen omvat de volgende onderdelen:
*Het opstellen van het Programma van Toetsing en Afsluiting (PTA),
*Het maken van de jaarplanning,
*Het verzorgen van de lessen,
*Het opstellen en afnemen van de schoolexamens,
*Het nakijken en beoordelen van de schoolexamens,
*De voorbereiding van de leerlingen op het centraal examen.
Met andere woorden: Canan Gönençay biedt een kant-en-klare oplossing aan schoolbesturen die zeggen: “Wij hebben geen docent en weten niet hoe wij het examenprogramma moeten opstellen.”
De oproep van mevrouw Canan kan als volgt worden samengevat: “Door samen te werken kunnen wij Turkstalige leerlingen de mogelijkheid bieden hun moedertaal als eindexamenvak te benutten. Dat is winst voor zowel de leerling als de school.”
MEER DAN TWINTIG JAAR ERVARING IN HET ONDERWIJS
Canan Gönençay studeerde af aan de Faculteit der Talen van de Marmara Universiteit. Zij geeft les in Turks en Engels en verzorgt ook Nederlandse lessen voor Turkstaligen.
Zij heeft meer dan twintig jaar ervaring met taalonderwijs, examenvoorbereiding en interculturele communicatie.
Op verschillende scholen in Amsterdam geeft zij Turkse les aan leerlingen in het vmbo, havo en vwo. Leerlingen buiten Amsterdam bereidt zij online voor op het examen. Ook begeleidt zij leerlingen die voor het staatsexamen Turks kiezen.
Daarnaast heeft zij ervaring met het opstellen van PTA’s, het maken van schoolexamens en het beoordelen van centrale examens Turks.
Het onderwijsleven van Canan Gönençay beperkt zich niet tot lesgeven in de klas. Terwijl zij leerlingen voorbereidt op het examen, adviseert zij schoolbesturen, informeert zij gezinnen, volgt zij het examensysteem en probeert zij de zichtbaarheid van het Turks binnen het Nederlandse onderwijs te vergroten.
MEDEVOORZITTER VAN DE SECTIE TURKS VAN LEVENDE TALEN
Canan Gönençay is ook medevoorzitter van de sectie Turks van de Vereniging van Leraren in Levende Talen, een van de oudste vakverenigingen voor taaldocenten in Nederland.
In het jaarverslag over 2025 staat dat de sectie Turks prioriteit geeft aan het landelijk uitbreiden van het eindexamen Turks. Daarom worden scholen geïnformeerd over examenmogelijkheden, aanmeldingsprocedures en bruikbare lesmaterialen.
De werkzaamheden zijn niet alleen op leerlingen gericht. Er worden ook communicatieactiviteiten uitgevoerd om schooldirecteuren, onderwijsbestuurders, decanen en gezinnen te bereiken.
In het jaarverslag van de vereniging staat eveneens dat Canan Gönençay in juli 2024 als medevoorzitter tot het bestuur van de sectie Turks is toegetreden.
ZIJ GEEFT TURKSE LES AAN LEERLINGEN VAN DERTIEN SCHOLEN
Canan Gönençay vertelt haar leerlingen over de Turkse literatuur aan de hand van de roman “De vrouw met het rode haar” van Orhan Pamuk. In Nederland geeft zij fysiek en online Turkse les aan leerlingen van dertien verschillende scholen.
Het werk van Canan Gönençay heeft inmiddels ook de aandacht van de landelijke media in Nederland getrokken.
In een reportage van de NOS over de belangstelling voor de eindexamens Turks en Arabisch werd gemeld dat Gönençay lesgeeft aan leerlingen van dertien scholen. Een deel van de lessen vindt fysiek op school plaats en een deel online.
Op het Johan de Witt in Den Haag geeft Gönençay een hele klas Turkse les. Op het Deltion Sprint Lyceum in Zwolle heeft zij ongeveer twintig leerlingen.
Deze aantallen zijn belangrijk. Voor het aanbieden van Turkse les hoeft immers niet iedere school afzonderlijk een fulltime docent Turks in dienst te hebben. Eén docent kan leerlingen van verschillende scholen op het examen voorbereiden door fysieke en online lessen te combineren.
Daarmee wordt ook het argument “Wij hebben te weinig leerlingen” een oplosbaar probleem.
VAN 91 NAAR 338 LEERLINGEN
De belangstelling voor het eindexamen Turks is de afgelopen jaren sterk toegenomen.
Volgens de cijfers van het College voor Toetsen en Examens waarop de NOS zich baseert, deden in 2022 slechts 91 leerlingen eindexamen Turks. In de jongste examenperiode liep dit aantal op tot 338.
Het aantal leerlingen dat in Nederland eindexamen Turks deed, steeg van 91 in 2022 naar 338 in 2026. Deze sterke groei in vier jaar laat zien dat de belangstelling voor Turks steeds verder toeneemt. Grafiek: NOS, bron: College voor Toetsen en Examens.
Dat betekent een bijna verviervoudiging in vier jaar.
In een eerdere verklaring van Canan Gönençay werd gemeld dat ongeveer vierhonderd leerlingen in vmbo 4, havo 5 en vwo 6 Turks als keuzevak of extra vak volgden.
De groei is verheugend. Maar gezien de honderdduizenden Turkstaligen en de duizenden middelbare scholieren in Nederland, blijft een aantal van 338 examenkandidaten zeer laag.
Het probleem is dus niet dat leerlingen geen Turks willen. Het werkelijke probleem is dat deze mogelijkheid niet op iedere school wordt aangeboden en veel gezinnen niet weten dat dit recht bestaat.
OPVALLENDE SUCCESSEN BIJ DE EXAMENS VAN 2026
De door Canan Gönençay gedeelde resultaten van de centrale examens Turks in het eerste tijdvak van 2026 laten ook het niveau van de leerlingen zien.
Vooral de resultaten van havo- en vwo-leerlingen tonen aan dat het Turks dat thuis wordt gesproken, met goed onderwijs tot een academische taal kan worden ontwikkeld.
Ook de volgende reactie van een schoolmedewerker onder het bericht waarin Canan Gönençay de examenresultaten deelde, is opvallend: “Wij hadden twee vwo-leerlingen die Turks volgden. Een van hen haalde een 10. Een fantastische prestatie.”
Maar dit succes komt niet vanzelf.
“ZE SPREKEN HET, MAAR HEBBEN MOEITE MET LEZEN EN SCHRIJVEN”
In Turkse gezinnen leeft soms de gedachte: “Ons kind spreekt al Turks. Het examen Turks zal dus niet moeilijk zijn.”
Volgens Canan Gönençay ligt de werkelijkheid heel anders.
De meeste jongeren kunnen alledaags Turks spreken en verstaan. Zij hebben echter moeite met lezen, schrijven, grammatica, tekstanalyse en het formuleren van hun gedachten in een academische taal.
Mevrouw Canan zegt dat een deel van haar leerlingen nog nooit een Turks boek had gelezen voordat zij bij haar kwamen.
Sommige leerlingen die zich op het examen Turks voorbereiden, maken tijdens deze lessen voor het eerst kennis met schrijvers als Sabahattin Ali en Zülfü Livaneli. Boeken die zij aanvankelijk als verplichte examenstof beschouwen, helpen hen na verloop van tijd het land van herkomst van hun familie, hun culturele verleden en hun eigen identiteit beter te leren kennen.
Canan Gönençay vertelt haar leerlingen die zich voorbereiden op het eindexamen Turks over de roman “Madonna in een bontjas” van Sabahattin Ali. Volgens Gönençay helpt Turks onderwijs jongeren niet alleen hun moedertaal te ontwikkelen, maar ook kennis te maken met de Turkse literatuur en hun culturele wortels.
In de benadering van Canan Gönençay verandert het Turks zo van een omgangstaal voor thuis in een academische taal die leerlingen kunnen lezen, schrijven en analyseren en waarin zij examen kunnen doen.
VEEL MEER DAN ALLEEN EEN EXAMENVAK
De keuze voor Turks als examenvak kan ook concrete voordelen voor het diploma opleveren.
Volgens Mehmet Uz, voorzitter van de sectie Turks van Levende Talen, kunnen leerlingen onder bepaalde voorwaarden een hoog cijfer voor Turks gebruiken om een laag cijfer voor een ander vak te compenseren. Wanneer hun onderwijsprogramma dat toestaat, kunnen zij Turks ook in plaats van een ander vak kiezen.
Voor Canan Gönençay draait het echter niet alleen om een hoog cijfer.
Het vak Turks vergroot de woordenschat van de leerling en versterkt diens vermogen om te lezen, schrijven, spreken en discussiëren. Het laat de leerling kennismaken met de Turkse literatuur, cultuur en geschiedenis.
Een kind spreekt de taal van zijn ouders dan niet alleen, maar leert ook in die taal denken, teksten analyseren en zich krachtiger uitdrukken.
ZIJ HELPT KINDEREN DIE PAS IN NEDERLAND ZIJN AANGEKOMEN
Het werk van Canan Gönençay beperkt zich niet tot leerlingen die in Nederland zijn geboren en opgegroeid.
Zij begeleidt ook kinderen die kort geleden uit Türkiye naar Nederland zijn gekomen en zich plotseling in een volledig ander onderwijssysteem bevinden.
Omdat deze kinderen nog geen Nederlands spreken, worden zij vaak onder hun werkelijke kennis- en vaardigheidsniveau ingeschat. Het onderwijs dat een leerling in Türkiye heeft gevolgd, de vakken waarin het kind goed was en diens leervermogen kunnen achter de taalbarrière onzichtbaar worden.
Het verhaal van een 14-jarige leerling uit de eigen praktijk van Canan Gönençay is in dit opzicht bijzonder treffend.
De leerling was pas een maand in Nederland, maar boekte dankzij de combinatie van een taalklas en individuele begeleiding in korte tijd grote vooruitgang. Binnen één schooljaar wist het kind door te stromen naar onderwijs op vwo-niveau.
Met dit voorbeeld vestigt mevrouw Canan de aandacht op een belangrijke waarheid: “Een leerling die pas een maand geleden in Nederland is aangekomen, hoeft niet automatisch jarenlang achter te blijven. Soms is de juiste ondersteuning op het juiste moment voldoende om het werkelijke talent van dat kind zichtbaar te maken.”
“EERST MOET JE HET KIND BEGRIJPEN”
Volgens Canan Gönençay betekent het helpen van een pas aangekomen kind meer dan alleen Nederlandse woorden aanleren.
Volgens Canan Gönençay begint goed onderwijs niet alleen met het aanleren van een nieuwe taal, maar ook met luisteren naar het kind en begrijpen wat diens moedertaal, culturele omgeving en eerder verworven kennis zijn.
Goede onderwijsondersteuning vraagt om:
*Het kind begrijpen vanuit de eigen moedertaal en culturele omgeving,
*Vaststellen wat het kind al heeft geleerd en kan,
*De overstap naar het Nederlandse onderwijssysteem vergemakkelijken,
*Het zelfvertrouwen versterken,
*De zelfstandigheid ontwikkelen,
*Voorkomen dat talent verloren gaat door een moeilijke start.
Aan deze benadering ligt een belangrijke gedachte ten grondslag:
Dat een kind Turks spreekt, is geen tekortkoming, maar een stevig fundament waarop nieuwe kennis kan worden gebouwd.
MET “TWEE TALEN, TWEE WERELDEN” GAF ZIJ JONGEREN EEN MICROFOON
Ik schreef eerder al over de inzet van Canan Gönençay om de band van jongeren met het Turks te behouden.
De podcastwedstrijd “Tussen twee werelden: twee talen, twee afzonderlijke werelden”, georganiseerd door de sectie Turks van Levende Talen, bood jongeren van 16 tot en met 21 jaar de gelegenheid hun eigen verhaal over tweetaligheid te vertellen.
Aan de jongeren werden de volgende vragen gesteld: “Spreek je thuis Turks? Denk je buitenshuis in het Nederlands? In welke taal droom je? Wat betekent tweetaligheid in jouw leven?”
Met dit project wilde Canan Gönençay jongeren geen kant-en-klare antwoorden geven, maar hun eigen stem laten horen.
Turkse jongeren in Nederland zijn immers geen generatie die klemzit tussen twee talen. Met goed onderwijs kunnen zij juist profiteren van de mogelijkheden van twee talen en twee culturen.
OOK DE KRITIEK MOET WORDEN BEANTWOORD
Natuurlijk zijn er in Nederland ook mensen die zich verzetten tegen een plaats voor Turks en andere moedertalen in het lesprogramma.
Sommigen beweren dat Turkse les niet bijdraagt aan integratie. Anderen vinden dat de beschikbare onderwijstijd uitsluitend aan Nederlands en andere kernvakken moet worden besteed.
Wij moeten niet doen alsof deze kritiek niet bestaat.
Maar de onderwijsvisie die Canan Gönençay verdedigt, wil het Nederlands niet door het Turks vervangen. Integendeel, zij wil de kennis in de moedertaal benutten om de ontwikkeling van het kind in zowel het Nederlands als andere vakken te ondersteunen.
Tweetaligheid betekent niet dat een kind minder Nederlands leert. Het betekent dat het beide talen correct, bewust en op academisch niveau kan gebruiken.
Ook een voorbeeld uit het leven van mevrouw Canan is treffend. In een eerdere verklaring vertelde zij dat zij ervoor zorgde dat haar eigen kinderen eerst goed Turks leerden, waarna zij hun opleiding op het vwo vervolgden en succesvol werden in verschillende talen.
“IEDERE LEERLING MOET DE EIGEN MOEDERTAAL ALS EXAMENVAK KUNNEN KIEZEN”
De droom van Canan Gönençay beperkt zich niet tot het succes van haar eigen leerlingen.
Zij wil dat iedere leerling, ongeacht de Nederlandse stad of school waar die onderwijs volgt, de eigen moedertaal als examenvak kan kiezen.
Turks is in Nederland officieel een vak waarin examen kan worden gedaan. Toch hangt de mogelijkheid om van dit recht gebruik te maken nog grotendeels af van de voorzieningen op de school en de houding van het schoolbestuur.
De ene school opent de deur voor Turks, terwijl een andere school enkele kilometers verderop diezelfde mogelijkheid niet biedt.
Tegen deze ongelijkheid maakt Canan Gönençay bezwaar…
De mogelijkheid voor een kind om de eigen moedertaal als examenvak te kiezen, mag niet afhangen van de postcode of van de belangstelling die een schoolbestuur voor dit onderwerp toont.
EEN OPROEP AAN SCHOOLBESTUREN, GEZINNEN EN LEERLINGEN
De jongste boodschap van Canan Gönençay moet niet alleen als een oproep aan schooldirecteuren worden gelezen, maar ook als een oproep aan Turkse gezinnen.
Ouders moeten bij de school van hun kind informeren naar de mogelijkheid om examen Turks te doen.
Leerlingen moeten met hun decaan bespreken of zij Turks als keuzevak of extra examenvak kunnen volgen.
Schoolbesturen zouden een gering aantal leerlingen of het ontbreken van een docent niet onmiddellijk als reden voor afwijzing moeten gebruiken, maar eerst oplossingen moeten onderzoeken die fysieke en online lessen combineren.
Canan Gönençay maakt duidelijk dat zij bereid is het hele traject, van het opstellen van het onderwijsprogramma tot het centraal examen, op zich te nemen.
Nu zijn de schoolbesturen aan zet…
DE TOEKOMST VAN EEN KIND HANGT SOMS AF VAN DE VOLHARDING VAN ÉÉN LERAAR
Al het werk dat Canan Gönençay al jarenlang verricht, heeft één gezamenlijk doel:
Geen enkel Turkstalig kind mag talent verloren laten gaan, alleen omdat het aanvankelijk onvoldoende Nederlands spreekt of omdat de school geen Turks aanbiedt…
De ene keer helpt zij een kind dat pas in Nederland is aangekomen. De andere keer bereidt zij een jongere voor op het examen die wel Turks spreekt, maar moeite heeft met lezen en schrijven. Soms probeert zij schoolbesturen te overtuigen en soms geeft zij jongeren een microfoon zodat zij hun eigen verhaal kunnen vertellen.
Een hoog cijfer van een leerling, het eerste Turkse boek dat die leest, een behaald diploma of een schoolloopbaan die naar het vwo leidt, is voor Canan Gönençay niet alleen een professioneel succes.
Het betekent dat de toekomst van een kind is gered.
Daarom is de mooiste omschrijving die wij voor Canan Gönençay kunnen gebruiken wellicht de zin uit onze kop:
EEN ENGEL DIE HAAR LEVEN HEEFT GEWIJD AAN HET ONDERWIJS VAN TURKSE KINDEREN…
Bir yanıt yazın