98 YIL SONRA TESTA ADI BEYOĞLU’NDA YENİDEN HAYAT BULDU. CENOVA’DAN İSTANBUL’A, İSTANBUL’DAN HOLLANDA’YA UZANAN BİR AİLENİN HİKÂYESİ
Paylaş:
Yüzyıllar boyunca İstanbul’da yaşayan, Osmanlı ile Avrupa arasında tercümanlık ve diplomasi görevleri üstlenen Cenova kökenli Testa ailesinin adı, 98 yıl sonra eski sokağındaki tabelada yeniden yerini aldı.
Terkos Çıkmazı’nın girişine yerleştirilen tarihî bilgilendirme tabelası, bir aile adının ardındaki İstanbul ve Hollanda bağını yeniden görünür kıldı.
Andre ve Patrick Testa’nın aile mirasını yaşatma isteği, Dr. Mehmet Tütüncü’nün araştırmalarıyla birleşti; arşivlerdeki belgeler Beyoğlu’nun sokak hafızasına taşındı.
“Levantenlerin İstanbul’u, İstanbul’un Levantenleri” sergisi, bu buluşmayı İstanbul’un çok kültürlü geçmişine açılan daha geniş bir pencereye dönüştürdü.
Genç Gaspard Testa’nın 1793’te başlayan 84 günlük Hollanda yolculuğu, Mehmet Tütüncü’nün hazırladığı kitap sayesinde bugünün okurlarına ulaştı.
Kitabın Haarlem’deki tanıtımını şahsım da izlemiş ve haberleştirmiştim. Şimdi aynı ailenin İstanbul’daki izleri, yeni bir haberin konusu oldu.
(Haberin Hollandacası, Türkçe haberin hemen altında.
De Nederlandse versie van het artikel staat direct onder de Turkse tekst.)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Değerli Okurlarım,
Testa ailesini, yalnızca Hollanda’da yaşayan bir aile olarak tanıtmak eksik kalır. Bu soyun hikâyesi Cenova’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Hollanda’ya uzanıyor. Yüzyıllar boyunca Galata ve Beyoğlu çevresinde yaşayan aile fertleri, Osmanlı dünyası ile Avrupa temsilcilikleri arasında tercümanlık ve diplomasi görevleri üstlenmişler. Bugün Hollanda ile anılan soyadlarının ardında, İstanbul’da yaşanmış uzun bir hayat var.
Ailenin geçmişi, 13’üncü yüzyılda Cenova’dan Bizans İstanbul’una gelen atalarına kadar uzanıyor. Osmanlı döneminde ise Testalar, yabancı temsilciliklerle saray arasındaki ilişkilerde görev alan Levanten ailelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle onları anlatırken, bir ülkeden diğerine giden insanların yanı sıra, kuşaklar boyunca iki farklı dünyayı birbirine yaklaştıran bir aileyi de anlatmış oluyoruz.
Testa adını daha önce sizlerle paylaşmıştım. Araştırmacı Dr. Mehmet Tütüncü’nün hazırladığı, Gaspard Testa’nın Hollanda yolculuğunu konu alan kitabın Haarlem’deki tanıtımına katılmış ve gördüklerimi yazmıştım. O gün, eski bir seyahat günlüğünün sayfaları üzerinden tanıdığımız aile, şimdi Beyoğlu’ndaki bir tabelayla yeniden gündemimizde.
İstanbul’dan gelen haberin merkezinde Terkos Çıkmazı var.
Bir zamanlar Testa Çıkmazı olarak anılan bu sokağın girişine, eski adı ve ailenin geçmişini anlatan bir tabela yerleştirildi. Aynı dönemde açılan Levanten sergisi de, bu aile hikâyesini İstanbul’un daha geniş kültürel mirasıyla buluşturdu.
98 YIL SONRA ESKİ SOKAĞINDA YENİDEN TESTA ADI
Testa ailesinin geçmişini yaşatan tabela için Beyoğlu’nda bir araya gelen katılımcılar.
Beyoğlu Belediyesi’nin açıklamasına göre, sokak 1928 yılına kadar Testa Çıkmazı adıyla anılıyordu. Bugün Terkos Çıkmazı olarak bilinen yerde yapılan çalışma, aradan geçen 98 yılın ardından bu tarihî adı yeniden hatırlattı. İstiklal Caddesi’nden geçenler artık sokağın geçmişini ve Testa ailesinin İstanbul’la bağını anlatan bir işaretle karşılaşacak.
Yeni tabela, sokağın eski adını ve Testa ailesinin geçmişini anlatıyor. Terkos Çıkmazı’nda tarihî adın yeniden görünür olması, ailenin hafızasını yaşatmak açısından anlamlı bir sonuç. Aynı zamanda ziyaretçilere, bugün önünden geçtikleri yerin geçmişine bakma fırsatı sunuyor.
Törene Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga, Levanten Kültür ve Mirasını Koruma Derneği Başkanı Mario Antonio Ebcim, aile üyeleri Andre ve Patrick Testa ile Dr. Mehmet Tütüncü katıldı. Beyoğlu Belediyesi ile Hollanda Başkonsolosluğu’nun iş birliği, ailenin İstanbul geçmişini bugünkü Türkiye–Hollanda ilişkileriyle aynı noktada buluşturdu.
Bu buluşmanın gerisinde aile üyelerinin ısrarlı talebi ve tarihî belgeler bulunuyor. Andre ve Patrick Testa, eski haritalarda görülen aile adının yeniden yaşatılmasını istemişlerdi. Tütüncü’nün araştırmalarıyla desteklenen başvuru, 2024 yılında basına da yansımıştı. Şimdi o isteğin sokakta görülebilen bir karşılığı var.
BİR TABELANIN ÖTESİNDE AİLEYE AİT BİR HATIRA
Türkiye’nin Hollanda’daki Fahri Konsolosu Titus Kramer, Beyoğlu’ndaki tarihî tabelayı gösteriyor.
Açılış sırasında Patrick Testa, ailenin İstanbul’la bağını ve bu buluşmanın kendileri için taşıdığı anlamı anlattı. Açıklamasında, aile mezarlarının Feriköy’de bulunduğunu hatırlattı; Beyoğlu Belediyesi’ne, Hollanda temsilciliğine ve dilekçe sürecinde yardımcı olan Mehmet Tütüncü’ye teşekkür etti.
Patrick Testa’nın üzerinde durduğu bir başka ayrıntı da aile armasıydı. Tabeladaki armada Hollanda aslanı, Türk kartalı ve Osmanlı hilalinin birlikte yer aldığını belirten Testa, bu sembolleri ailenin iki ülke arasında üstlendiği görevlerin hatırası olarak anlattı.
Aile fertlerinin bu sokağa bakışını anlamak zor değil. Bugün başka bir ülkede yaşayan insanlar için, atalarının adını İstanbul’da görmek, geçmişte kalan bir adresle yeniden bağ kurmak anlamına geliyor. Bir soyadının eski yerinde okunması, aile içinde anlatılan hatıraları sokaktan geçen herkesin öğrenebileceği bir bilgiye dönüştürüyor.
Açılışta aile fertlerinin dile getirdiği duyguyu, Andre Testa’nın sözleri anlatıyor: “Burası benim evim; dünyada kaybolup da yeniden evime dönmüş gibi hissediyorum.”
Bu duygunun arkasında evler, mezarlar, okul yılları, görevler ve birbirini izleyen kuşaklar var. Testa ailesinin hikâyesi bize, İstanbul’da yaşamanın ve İstanbullu hissetmenin farklı kökenlerden gelen insanlar için de ne kadar güçlü bir bağ olabildiğini hatırlatıyor.
ARŞİVDEN SOKAĞA UZANAN EMEK
Dr. Mehmet Tütüncü’nün araştırmaları, İstanbul ile Hollanda arasındaki tarihî bağlara ışık tutuyor.
Dr. Mehmet Tütüncü’nün bu süreçteki rolü, yalnızca bir aileyi tanıtmakla sınırlı değil. O, arşivlerdeki kayıtları, seyahat günlüklerini ve eski haritaları bir araya getirerek, unutulmaya yüz tutmuş bir geçmişi yeniden okunabilir hale getiriyor. Aile fertlerinin kendi ataları hakkında bilmedikleri ayrıntılar da bu araştırmalarla ortaya çıkıyor.
Tütüncü yaptığı değerlendirmede, İstanbul’da geride kalan izleri araştırarak torunlara yardımcı olduğunu anlattı. Sokak adının yaşatılması için yürütülen girişimde basında çıkan haberlerin katkısına da dikkat çekti. Böylece arşiv araştırması, aile talebi, gazetecilik ve yerel yönetimin çalışması aynı sonuca ulaşmış oldu.
Tabelanın açılışının ardından Tütüncü, Hollanda Başkonsolosluğu’nun ev sahipliğinde düzenlenen “İstanbul, İzmir ve Amsterdam Arasında Testa ve Hochepied Aileleri” başlıklı konferansta da konuştu. Ailelerin geçmişi üzerinden üç şehir arasındaki tarihî ilişkilerin anlatılması, Beyoğlu’ndaki buluşmanın kapsamını genişletti.
Benim açımdan da bu haberin ayrı bir anlamı var. Yıllar önce bir kitap tanıtımında dinlediğim aile hikâyesinin, bugün İstanbul’da yaşayan bir hatıraya dönüşmesini görmek sevindirici. Bir araştırmanın değeri, bazen kitabın okunmasıyla, bazen de o kitabın açtığı yoldan geçmişe ait bir izin korunmasıyla ortaya çıkıyor.
LEVANTENLERİN İSTANBUL’U SERGİYLE BULUŞTU
Sergide ziyaretçilere, İstanbul’un Levanten ailelerinin geçmişi belgeler ve fotoğraflarla anlatılıyor.
Testa ailesinin yeniden hatırlanmasına, “Levantenlerin İstanbul’u, İstanbul’un Levantenleri” sergisi eşlik etti. Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Levanten Kültür ve Mirasını Koruma Derneği ile hazırlanan sergi, derneğin beşinci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında ziyaretçilere açıldı.
Küratörlüğünü Prof. Dr. Seza Sinanlar Uslu’nun üstlendiği serginin adresi İstiklal Sanat Galerisi. Geçmişte Sebah & Joaillier Fotoğraf Stüdyosu’na ev sahipliği yapan tarihî binada, arşiv belgeleri, koleksiyonlar ve araştırmalar aracılığıyla İstanbul’un Levanten geçmişi anlatılıyor. Sergi 8 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.
Levanten sergisinin açılışında ziyaretçi defterine de duygu ve düşünceler yazıldı.
Açılışta Beyoğlu Belediyesi Başkan Vekili Sefer Karaahmetoğlu, Levantenlerin İstanbul’un ve Beyoğlu’nun karakterinin oluşumuna katkılarını vurguladı. Seza Sinanlar Uslu, belgelerle bilgi sunarken ziyaretçiyi düşünmeye de yöneltmek istediklerini anlattı. Dernek Başkanı Mario Antonio Ebcim ise Beyoğlu’nda bir merkez açma hedeflerini paylaştı.
Bu serginin Testa haberine kattığı değer açık: Bir ailenin geçmişini, yaşadığı şehrin içinden görmemize yardımcı oluyor. Evler, işyerleri, sanat, ticaret ve temsilcilikler arasında kurulan ilişkiler, Levantenlerin İstanbul hayatındaki yerini anlamak için birlikte ele alınıyor. Testa adı da bu geniş hikâyenin içinde anlam kazanıyor.
GASPARD TESTA’NIN 84 GÜNLÜK HOLLANDA YOLCULUĞU
Gaspard Testa’nın seyahat günlüğünü okurlarla buluşturan Van de Bosporus naar de Zuiderzee adlı kitap.
Ailenin Hollanda ile bağını anlatırken Gaspard Testa’ya ayrı bir yer açmak gerekiyor. 1770 doğumlu Gaspard, 1793 yılında henüz 23 yaşındayken Hollanda Büyükelçisi Frederik Gysbert van Dedem’in yolculuk grubuna katıldı. İstanbul’dan başlayan, at arabalarıyla yapılan seyahat 84 gün sürdü.
Gaspard, yol boyunca gördüklerini Fransızca bir günlükte kaydetti. Bu kayıtlar, bir Osmanlı tebaasının Avrupa’ya bakışını öğrenmemizi sağlayan değerli bir seyahat anlatısı. Mehmet Tütüncü’nün arşivden çıkarıp kitap olarak hazırladığı günlük, “Van de Bosporus naar de Zuiderzee” adıyla okurlara ulaştı.
Kitabın künyesinde derleme ve giriş Mehmet Tütüncü’ye, Hollandaca çeviri ise Heinerich Kaegi ile Inês de Brito’ya ait. Bu ayrıntı, araştırma ve çeviri emeğini doğru kişilere teslim etmek açısından önemli. Kitabın merkezinde Gaspard’ın gözlemleri bulunuyor; Tütüncü’nün çalışması da bu gözlemleri tarihî bağlamıyla okumamızı sağlıyor.
Gaspard Testa daha sonra Hollanda’nın İstanbul’daki diplomatik temsilinde görevler üstlendi. Uzun hizmetlerinin karşılığında 1847’de baron ünvanı aldı. İstanbul’da doğmuş bir insanın Hollanda adına çalışması, Testa ailesinin birden fazla ülkeyle kurduğu ilişkinin somut bir örneği.
HAARLEM’DE ŞAHSIMIN DA İZLEDİĞİ BULUŞMA
Testa ailesinin Hollanda’daki geçmişini anlatan önceki haberimizden bir görsel.
Kitabın Haarlem’deki tanıtım resepsiyonunu ben de izlemiştim. Dönemin Türkiye Büyükelçisi Şaban Dişli’nin onur konuğu olduğu buluşmada, Mehmet Tütüncü’nün araştırmaları, tarihçilerle, diplomatlarla ve aile fertleriyle paylaşıldı. Testa soyunun İstanbul’dan Hollanda’ya uzanan hikâyesi, o gün iki ülkenin temsilcilerini aynı salonda bir araya getirmişti.
Haarlem’deki kitap tanıtımına katılan konuklar.
Tanıtımda Mehmet Tütüncü, kendi ailesiyle Hollanda’ya yaptığı yolculuk ile Gaspard Testa’nın çok daha önceki seyahati arasında bir bağ kurmuştu. Bir araştırmacının geçmişteki yolcuya duyduğu yakınlık, çalışmanın kişisel tarafını da ortaya koyuyordu. Yüzyıllar ayrı olsa da İstanbul’dan Hollanda’ya uzanan yol, farklı kuşakların hayatlarında yeniden karşılık bulmuştu.
Mehmet Tütüncü, Testa ailesi ve seyahat günlüğü üzerine bilgi verirken.
Resepsiyonda kitabın hazırlanmasına destek veren kurumların temsilcileri, Hollanda arşivlerinden yöneticiler ve diplomatik çevrelerden konuklar vardı. Testa ailesinin fertleri de atalarının geçmişini anlatan kitabın tanıtımında yerlerini aldılar. Araştırmanın aile hafızasıyla buluşması, toplantının en dikkat çekici yanlarından biriydi.
Kitap tanıtımında bir araya gelen davetliler.
Araştırmanın paylaşıldığı toplantıdan bir başka görünüm.
Kitabın basımına destek veren Egbert ten Cate, Türkçe çeviri için de destek sağlayacağını açıklamıştı. O günkü bu yaklaşım, çalışmanın iki ülkedeki okurlara ulaşmasına verilen önemi gösteriyordu. Türkiye’de yaşamış bir ailenin Hollanda’da korunan belgeleri, her iki toplumun da ilgisini hak ediyordu.
Mehmet Tütüncü kitabını, Şaban Dişli ve tanıtıma katılan kurum temsilcileriyle paylaşırken.
Programın kültürel bölümünde Ceylan Utlu, saz ve piyano eşliğinde Türkiye ve Hollanda’nın millî marşlarını seslendirdi. Ardından konuklara Türk mutfağından ikramlar sunuldu. Tarihî bir kitabın etrafında başlayan buluşma, müzik ve sohbetle devam etmişti.
Ceylan Utlu’nun saz ve piyano eşliğindeki dinletisi.
Hollanda basınında Testa ailesini konu alan kitap tanıtımına ilişkin haber.
GÜNAY USLU’YA SUNULAN KİTAP
Mehmet Tütüncü, kitabını dönemin Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Günay Uslu’ya sunarken.
Mehmet Tütüncü, tanıtım resepsiyonuna katılamayan dönemin Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Günay Uslu’yu daha sonra makamında ziyaret ederek kitabını sunmuştu. Uslu’nun araştırmaların sürdürülmesini teşvik etmesi, bu çalışmaların kültürel miras açısından taşıdığı değerin bir başka karşılığıydı.
Bugün Beyoğlu’ndaki tabelaya baktığımızda, o kitap tanıtımını ve bu ziyaretleri aynı hikâyenin aşamaları olarak okuyabiliriz. Belgenin bulunması, kitabın hazırlanması, ailenin talebinin duyurulması ve sokakta geçmişin hatırlatılması, birbirini besleyen çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye–Hollanda ilişkilerinin 400 yıllık geçmişi üzerine hazırladığım kitap.
Türkiye–Hollanda ilişkilerinin 400 yıllık geçmişini ben de kitaplaştırmıştım. Testa ailesi üzerine yapılan araştırmalar, bu ilişkilerin ardındaki insan hikâyelerini daha yakından tanımama yardımcı oldu. Ancak iki ülkenin diplomatik ilişkileriyle, Cenova kökenli bir ailenin İstanbul’daki daha eski geçmişini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Hollanda ile Osmanlı arasındaki resmî diplomatik ilişkilerin başlangıcı 1612 yılına, Cornelis Haga’nın İstanbul’daki görevine dayanıyor. Testa ailesinin İstanbul’a yerleşmesi ise bundan çok daha eski. Ailenin Cenova’dan başlayan serüveni, Osmanlı dönemindeki görevleri ve daha sonra Hollanda ile gelişen bağları, birbirini izleyen farklı tarihî dönemlere ait.
Bu geçmiş, onların Cenova, İstanbul ve Hollanda arasında zaman içinde kurdukları bağın nasıl geliştiğini daha iyi anlamamızı sağlıyor. İnsanların aile geçmişi, vatandaşlığı, yaşadığı şehir ve görev yaptığı devlet her zaman aynı çizgide ilerlemiyor. Testa hikâyesi de bunu gösteriyor.
BEYOĞLU’NDA GEÇMİŞE AÇILAN BİR ADRES
Şimdi Terkos Çıkmazı’nın girişindeki tabela, İstanbul’un iç içe geçmiş hayatlarından birini yeniden anlatıyor. Ailenin adını bilenler için bir hatıra, ilk kez duyanlar için ise araştırılabilecek yeni bir konu. Yanından geçip giden bir insan, bu küçük sokaktan Hollanda’ya uzanan bir geçmiş bulunduğunu öğrenebilecek.
Beyoğlu’nun mirası, yalnızca büyük binalarda ve bilinen anıtlarda saklı değil. Bir sokak adı, bir aile kaydı veya eski bir seyahat günlüğü de şehrin geçmişine ait bilgi taşıyor. Bunları korumak, o bilgiyi sonraki kuşakların ulaşabileceği hale getiriyor.
Testa ailesinin eski sokağında yeniden hatırlanmasını bu nedenle önemsiyorum. Mehmet Tütüncü’nün araştırmalarıyla aydınlanan, aile fertlerinin isteğiyle gündeme gelen geçmiş, artık İstanbul’un sokaklarında da okunabiliyor. Haarlem’de bir kitabın sayfalarında dinlediğimiz hikâye, Beyoğlu’nda bir adresle yeniden karşımıza çıkıyor.
****************
NEDERLANDSE VERSIE
NA 98 JAAR KOMT DE NAAM TESTA IN BEYOĞLU OPNIEUW TOT LEVEN. HET VERHAAL VAN EEN FAMILIE DIE VAN GENUA NAAR İSTANBUL EN VAN İSTANBUL NAAR NEDERLAND TROK.
De naam van de familie Testa, die uit Genua afkomstig is, eeuwenlang in İstanbul woonde en als tolk en diplomaat tussen het Ottomaanse Rijk en Europa optrad, is na 98 jaar weer zichtbaar op het informatiebord in haar vroegere straat.
Het historische informatiebord bij de ingang van Terkos Çıkmazı maakt de band tussen İstanbul en Nederland achter deze familienaam opnieuw zichtbaar.
De wens van Andre en Patrick Testa om het familie-erfgoed levend te houden, kreeg steun van het onderzoek van dr. Mehmet Tütüncü; archiefdocumenten brachten de geschiedenis terug naar de straten van Beyoğlu.
De tentoonstelling “Het İstanbul van de Levantijnen, de Levantijnen van İstanbul” plaatste deze bijeenkomst in een breder perspectief en opende een venster op het multiculturele verleden van İstanbul.
De 84 dagen durende reis naar Nederland die de jonge Gaspard Testa in 1793 maakte, bereikte dankzij het door Mehmet Tütüncü samengestelde boek de lezers van vandaag.
Ik was zelf aanwezig bij de boekpresentatie in Haarlem en deed er verslag van. Nu zijn de sporen van dezelfde familie in İstanbul het onderwerp van een nieuw artikel.
Geschreven door İlhan KARAÇAY:
Beste lezers,
Wie de familie Testa uitsluitend beschrijft als een familie die in Nederland woont, vertelt maar een deel van het verhaal. Haar geschiedenis loopt van Genua naar İstanbul en van İstanbul naar Nederland. Eeuwenlang woonden familieleden in en rond Galata en Beyoğlu, waar zij als tolken en diplomaten optraden tussen de Ottomaanse wereld en Europese vertegenwoordigingen. Achter hun familienaam, die tegenwoordig met Nederland wordt verbonden, gaat een lange geschiedenis in İstanbul schuil.
De geschiedenis van de familie gaat terug tot haar voorouders die in de dertiende eeuw vanuit Genua naar het Byzantijnse İstanbul kwamen. In de Ottomaanse periode behoorden de Testa’s tot de Levantijnse families die een rol speelden in de betrekkingen tussen buitenlandse vertegenwoordigingen en het hof. Wanneer we over hen vertellen, gaat het dus niet alleen over mensen die van het ene land naar het andere trokken, maar ook over een familie die generaties lang twee verschillende werelden dichter bij elkaar bracht.
De naam Testa heb ik eerder met u gedeeld. Ik woonde in Haarlem de presentatie bij van het door onderzoeker dr. Mehmet Tütüncü samengestelde boek over Gaspard Testa’s reis naar Nederland en schreef over wat ik daar zag. De familie die we destijds via de bladzijden van een oud reisdagboek leerden kennen, staat nu opnieuw in de belangstelling dankzij een informatiebord in Beyoğlu.
In het nieuws uit İstanbul staat Terkos Çıkmazı centraal. Bij de ingang van dit straatje, dat ooit Testa Çıkmazı heette, is een bord geplaatst dat de vroegere naam en de familiegeschiedenis toelicht. De Levantijnse tentoonstelling die in dezelfde periode opende, verbindt dit familieverhaal bovendien met het bredere culturele erfgoed van İstanbul.
NA 98 JAAR WEER DE NAAM TESTA IN DE VROEGERE STRAAT
De deelnemers kwamen in Beyoğlu bijeen bij het informatiebord dat de geschiedenis van de familie Testa levend houdt.
Volgens de gemeente Beyoğlu stond het straatje tot 1928 bekend als Testa Çıkmazı. Met het initiatief op deze plek, die tegenwoordig Terkos Çıkmazı heet, wordt de historische naam na 98 jaar weer onder de aandacht gebracht. Voorbijgangers op de İstiklal Caddesi vinden hier voortaan een verwijzing naar het verleden van de straat en de band van de familie Testa met İstanbul.
Het nieuwe bord vertelt over de vroegere straatnaam en de geschiedenis van de familie Testa. Dat de historische naam in Terkos Çıkmazı weer zichtbaar is, betekent veel voor het behoud van de familieherinnering. Het biedt bezoekers ook de gelegenheid om stil te staan bij het verleden van de plek waar zij nu langslopen.
De ceremonie werd bijgewoond door Daan Huisinga, de Nederlandse consul-generaal in İstanbul, Mario Antonio Ebcim, voorzitter van de vereniging voor het behoud van de Levantijnse cultuur en het erfgoed, de familieleden Andre en Patrick Testa en dr. Mehmet Tütüncü. De samenwerking tussen de gemeente Beyoğlu en het Nederlandse consulaat-generaal bracht het İstanbulse verleden van de familie samen met de huidige betrekkingen tussen Türkiye en Nederland.
Achter deze bijeenkomst liggen het aanhoudende verzoek van de familieleden en historische documenten. Andre en Patrick Testa wilden de familienaam die op oude kaarten staat, opnieuw laten voortleven. Het verzoek, dat werd ondersteund door Tütüncü’s onderzoek, kreeg in 2024 ook aandacht in de pers. Nu heeft die wens een zichtbaar resultaat in de straat gekregen.
MEER DAN EEN INFORMATIEBORD: EEN HERINNERING AAN DE FAMILIE
Titus Kramer, honorair consul van Türkiye in Nederland, wijst het historische informatiebord in Beyoğlu aan.
Bij de onthulling vertelde Patrick Testa over de band van de familie met İstanbul en over wat deze bijeenkomst voor hen betekende. Hij herinnerde eraan dat de familiegraven zich in Feriköy bevinden en bedankte de gemeente Beyoğlu, de Nederlandse vertegenwoordiging en Mehmet Tütüncü, die bij de verzoekschriftprocedure had geholpen.
Patrick Testa stond ook stil bij het familiewapen. Volgens hem zijn op het wapen op het bord de Nederlandse leeuw, de Turkse adelaar en de Ottomaanse halve maan samen afgebeeld. Hij beschreef deze symbolen als een herinnering aan de rol die de familie tussen beide landen vervulde.
Het is niet moeilijk te begrijpen hoe de familieleden naar deze straat kijken. Voor mensen die tegenwoordig in een ander land wonen, betekent het zien van de naam van hun voorouders in İstanbul dat zij opnieuw verbonden raken met een adres uit het verleden. Een familienaam op zijn vroegere plek maakt herinneringen die binnen de familie worden verteld, toegankelijk voor iedereen die langsloopt.
De woorden van Andre Testa verwoorden het gevoel dat de familieleden bij de onthulling uitten: “Dit is mijn thuis; het voelt alsof ik verdwaald was in de wereld en nu weer thuis ben gekomen.”
Achter dat gevoel liggen huizen, graven, schooljaren, werkzaamheden en opeenvolgende generaties. Het verhaal van de familie Testa herinnert ons eraan hoe sterk de band met İstanbul kan zijn voor mensen met verschillende achtergronden die er woonden en zich İstanbulser voelen.
HET WERK DAT HET ARCHIEF MET DE STRAAT VERBINDT
Het onderzoek van dr. Mehmet Tütüncü werpt licht op de historische banden tussen İstanbul en Nederland.
De rol van dr. Mehmet Tütüncü in dit proces beperkt zich niet tot het bekendmaken van een familie. Hij brengt archiefstukken, reisdagboeken en oude kaarten samen en maakt zo een verleden dat in de vergetelheid dreigde te raken, opnieuw leesbaar. Dankzij dit onderzoek komen ook bijzonderheden aan het licht die de familieleden zelf niet over hun voorouders wisten.
Tütüncü vertelde in zijn toelichting dat hij de achtergebleven sporen in İstanbul onderzoekt om de nakomelingen te helpen. Hij wees ook op de bijdrage van persberichten aan het initiatief om de straatnaam levend te houden. Zo kwamen archiefonderzoek, het verzoek van de familie, journalistiek en het werk van het lokale bestuur samen in één resultaat.
Na de onthulling van het bord sprak Tütüncü ook op de door het Nederlandse consulaat-generaal georganiseerde conferentie “De families Testa en Hochepied tussen İstanbul, İzmir en Amsterdam”. Het vertellen van de historische banden tussen deze drie steden aan de hand van familiegeschiedenissen gaf de bijeenkomst in Beyoğlu een bredere betekenis.
Ook voor mij heeft dit nieuws een bijzondere betekenis. Het is verheugend te zien dat de familiegeschiedenis die ik jaren geleden bij een boekpresentatie hoorde, nu een levende herinnering in İstanbul is geworden. De waarde van onderzoek blijkt soms uit het lezen van een boek, en soms uit het behoud van een spoor uit het verleden dankzij de weg die dat boek heeft geopend.
HET İSTANBUL VAN DE LEVANTIJNEN IN EEN TENTOONSTELLING
In de tentoonstelling wordt het verleden van de Levantijnse families van İstanbul aan de hand van documenten en foto’s aan bezoekers verteld.
Het opnieuw onder de aandacht brengen van de familie Testa ging gepaard met de tentoonstelling “Het İstanbul van de Levantijnen, de Levantijnen van İstanbul”. De tentoonstelling werd door de gemeente Beyoğlu en de vereniging voor het behoud van de Levantijnse cultuur en het erfgoed georganiseerd en opende in het kader van de activiteiten rond het vijfjarig bestaan van de vereniging.
De tentoonstelling, samengesteld door prof. dr. Seza Sinanlar Uslu, is te zien in de İstiklal Sanat Galerisi. In dit historische gebouw, waar vroeger de fotostudio Sebah & Joaillier was gevestigd, wordt het Levantijnse verleden van İstanbul belicht met archiefdocumenten, collecties en onderzoek. De tentoonstelling is tot 8 november te bezoeken.
Bij de opening van de Levantijnse tentoonstelling werden ook gevoelens en gedachten in het gastenboek opgeschreven.
Bij de opening benadrukte Sefer Karaahmetoğlu, waarnemend burgemeester van Beyoğlu, de bijdrage van de Levantijnen aan het karakter van İstanbul en Beyoğlu. Seza Sinanlar Uslu vertelde dat zij bezoekers met documenten wilde informeren en tegelijk aan het denken wilde zetten. Verenigingsvoorzitter Mario Antonio Ebcim sprak over hun streven om in Beyoğlu een centrum te openen.
De betekenis van deze tentoonstelling voor het Testa-verhaal is duidelijk: zij helpt ons het verleden van een familie te bekijken vanuit de stad waarin zij leefde. Huizen, werkplekken, kunst, handel en vertegenwoordigingen worden in samenhang belicht om de plaats van de Levantijnen in het leven van İstanbul te begrijpen. Ook de naam Testa krijgt betekenis binnen dit bredere verhaal.
GASPARD TESTA’S REIS VAN 84 DAGEN NAAR NEDERLAND
Van de Bosporus naar de Zuiderzee, het boek dat Gaspard Testa’s reisdagboek toegankelijk maakte voor lezers.
Bij het beschrijven van de band van de familie met Nederland verdient Gaspard Testa bijzondere aandacht. Gaspard, geboren in 1770, sloot zich in 1793 op 23-jarige leeftijd aan bij het reisgezelschap van de Nederlandse ambassadeur Frederik Gysbert van Dedem. De reis begon in İstanbul, werd met paardenkoetsen gemaakt en duurde 84 dagen.
Gaspard legde zijn waarnemingen onderweg vast in een Franstalig dagboek. Deze aantekeningen vormen een waardevol reisverslag dat ons laat zien hoe een Ottomaanse onderdaan naar Europa keek. Het dagboek, dat Mehmet Tütüncü uit het archief haalde en als boek samenstelde, bereikte de lezers onder de titel “Van de Bosporus naar de Zuiderzee”.
Volgens het colofon verzorgde Mehmet Tütüncü de samenstelling en de inleiding; de Nederlandse vertaling is van Heinerich Kaegi en Inês de Brito. Dat detail is van belang om het onderzoeks- en vertaalwerk aan de juiste mensen toe te schrijven. Gaspards waarnemingen staan centraal in het boek; Tütüncü’s werk helpt ons die in hun historische context te lezen.
Gaspard Testa bekleedde later functies binnen de Nederlandse diplomatieke vertegenwoordiging in İstanbul. Als erkenning voor zijn langdurige diensten kreeg hij in 1847 de titel baron. Dat iemand die in İstanbul was geboren, voor Nederland werkte, is een concreet voorbeeld van de banden die de familie Testa met meer dan één land onderhield.
DE BIJEENKOMST IN HAARLEM DIE IK ZELF BIJWOONDE
Een afbeelding uit ons eerdere artikel over het verleden van de familie Testa in Nederland.
Ook ik woonde de receptie bij de boekpresentatie in Haarlem bij. Tijdens de bijeenkomst, met de toenmalige ambassadeur van Türkiye, Şaban Dişli, als eregast, werden de onderzoeksresultaten van Mehmet Tütüncü gedeeld met historici, diplomaten en familieleden. Het verhaal van de familie Testa, dat van İstanbul naar Nederland voert, bracht die dag vertegenwoordigers van beide landen in dezelfde zaal samen.
Gasten bij de boekpresentatie in Haarlem.
Tijdens de presentatie legde Mehmet Tütüncü een verband tussen de reis die hij met zijn eigen familie naar Nederland had gemaakt en Gaspard Testa’s veel eerdere reis. De verbondenheid die een onderzoeker met een reiziger uit het verleden voelde, liet ook de persoonlijke kant van het werk zien. Hoewel er eeuwen tussen lagen, kreeg de weg van İstanbul naar Nederland opnieuw betekenis in het leven van verschillende generaties.
Mehmet Tütüncü vertelt over de familie Testa en het reisdagboek.
Bij de receptie waren vertegenwoordigers van instellingen die de totstandkoming van het boek hadden gesteund, leidinggevenden van Nederlandse archieven en gasten uit diplomatieke kringen aanwezig. Ook leden van de familie Testa woonden de presentatie van het boek over hun voorouders bij. Dat onderzoek en familieherinneringen hier samenkwamen, was een van de opvallendste aspecten van de bijeenkomst.
De genodigden kwamen bijeen bij de boekpresentatie.
Een andere blik op de bijeenkomst waar het onderzoek werd gepresenteerd.
Egbert ten Cate, die de uitgave van het boek had gesteund, kondigde aan ook steun te zullen geven aan de Turkse vertaling. Daarmee liet hij zien hoe belangrijk het werd gevonden dat het werk de lezers in beide landen zou bereiken. De documenten die in Nederland worden bewaard over een familie die in Türkiye leefde, verdienen de belangstelling van beide samenlevingen.
Mehmet Tütüncü deelt zijn boek met Şaban Dişli en de aanwezige vertegenwoordigers van instellingen.
Tijdens het culturele deel van het programma bracht Ceylan Utlu de volksliederen van Türkiye en Nederland ten gehore, met begeleiding op saz en piano. Daarna kregen de gasten hapjes uit de Turkse keuken aangeboden. De bijeenkomst rond een historisch boek werd voortgezet met muziek en gesprekken.
Het optreden van Ceylan Utlu, met begeleiding op saz en piano.
Een bericht in de Nederlandse pers over de presentatie van het boek over de familie Testa.
HET BOEK AANGEBODEN AAN GÜNAY USLU
Mehmet Tütüncü biedt zijn boek aan Günay Uslu aan, destijds staatssecretaris voor Cultuur en Media.
Mehmet Tütüncü bezocht Günay Uslu, destijds staatssecretaris voor Cultuur en Media, later op haar kantoor om haar zijn boek aan te bieden, omdat zij niet bij de receptie aanwezig had kunnen zijn. Dat Uslu hem aanmoedigde zijn onderzoek voort te zetten, was een verdere erkenning van de betekenis van dit werk voor het culturele erfgoed.
Wanneer we vandaag naar het bord in Beyoğlu kijken, kunnen we die boekpresentatie en deze bezoeken zien als opeenvolgende stappen in hetzelfde verhaal. Het vinden van het document, het samenstellen van het boek, het bekendmaken van het verzoek van de familie en het terugbrengen van de geschiedenis naar de straat blijken elkaar te hebben versterkt.
DIPLOMATIEKE GESCHIEDENIS EN FAMILIEGESCHIEDENIS SAMEN LEZEN
Mijn boek over de vier eeuwen oude betrekkingen tussen Türkiye en Nederland.
Ook ik heb de vier eeuwen oude betrekkingen tussen Türkiye en Nederland in een boek beschreven. Het onderzoek naar de familie Testa hielp mij de menselijke verhalen achter deze betrekkingen beter te leren kennen. Daarbij moeten we wel onderscheid maken tussen de diplomatieke betrekkingen van beide landen en het veel oudere İstanbulse verleden van een familie uit Genua.
De officiële diplomatieke betrekkingen tussen Nederland en het Ottomaanse Rijk begonnen in 1612, met de missie van Cornelis Haga in İstanbul. De vestiging van de familie Testa in İstanbul gaat veel verder terug. De geschiedenis die in Genua begon, haar werkzaamheden in de Ottomaanse periode en de banden die later met Nederland ontstonden, behoren tot verschillende, opeenvolgende historische perioden.
Deze geschiedenis helpt ons beter te begrijpen hoe de banden van de familie tussen Genua, İstanbul en Nederland zich in de loop van de tijd ontwikkelden. Familiegeschiedenis, staatsburgerschap, woonplaats en het land waarvoor iemand werkt, volgen niet altijd dezelfde lijn. Ook dat laat het verhaal van de Testa’s zien.
EEN ADRES IN BEYOĞLU DAT TOEGANG GEEFT TOT HET VERLEDEN
Het bord bij de ingang van Terkos Çıkmazı vertelt nu opnieuw over een van de vele met elkaar verweven levensgeschiedenissen van İstanbul. Voor wie de familienaam kent, is het een herinnering; voor wie hem voor het eerst hoort, een nieuw onderwerp om te verkennen. Een voorbijganger kan ontdekken dat achter dit kleine straatje een geschiedenis schuilgaat die tot Nederland reikt.
Het erfgoed van Beyoğlu ligt niet alleen besloten in grote gebouwen en bekende monumenten. Ook een straatnaam, een familieregister of een oud reisdagboek bevat kennis over het verleden van de stad. Door die te bewaren, blijft deze kennis toegankelijk voor volgende generaties.
Daarom vind ik het belangrijk dat de familie Testa opnieuw wordt herinnerd in haar vroegere straat. Het verleden dat door Mehmet Tütüncü’s onderzoek werd belicht en op verzoek van de familie onder de aandacht kwam, is nu ook in de straten van İstanbul te lezen. Het verhaal dat we in Haarlem via de bladzijden van een boek leerden kennen, verschijnt in Beyoğlu opnieuw voor ons, verbonden met een adres.
Bir yanıt yazın