Geri
20 Temmuz 2026 2026

52 YIL SONRA, KIBRIS DESTANININ EKSİK BIRAKILAN SAYFALARI

Yarın üç gün sürecek bu özel dosya başlıyor.

Sadece bir harekât değil, Türk milletinin hafızasına kazınan bir destandı.

(Anonsun Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)

İlhan KARAÇAY’dan duyuru:

Değerli Okurlarım,

Bugün, Türk milletinin hafızasına destan olarak kazınan 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52’nci yıl dönümündeyiz.
Türk tarihinin unutulmaz sabahlarından biriydi 20 Temmuz 1974.

Saatler sabah beşi gösterirken, Kıbrıs semalarında paraşütler açılıyor, çıkarma gemileri Girne kıyılarına yaklaşıyor, yıllardır ölüm korkusuyla yaşayan Kıbrıs Türkü ise gözyaşları içinde tek bir cümleyi tekrarlıyordu: “Geldiler…”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, o anı yıllar sonra şöyle anlatacaktı: “Allah’ım… Geldiler… Gökten iniyorlar… Yağmur gibi…”

İşte o sabah, yalnızca bir askerî harekât başlamadı.
Türk milletinin hafızasına kazınacak bir destan yazıldı.
Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Türk, nefesini tutmuş radyoların başındaydı…

MUSTAFA BÜLENT ECEVİT ''KARAOĞLAN'' (28 Mayıs 1925 - 5 Kasım 2006) - Alanya Time Haber
Başbakan Bülent Ecevit, halkın gönlünde artık yalnızca bir siyasetçi değildi.
O günlerden sonra herkes ona tek bir isimle seslenecekti: KARAOĞLAN…


O günlerde dillerden düşmeyen Karaoğlan plaklarının sanatçısı Rıza Konyalı’yı, Barış Harekâtı’nın hemen ardından Hollanda’da düzenlenen konser turnesi için getirmiş, o büyük heyecanın Avrupa’daki Türkler arasında da nasıl yaşandığına yakından tanıklık etmiştim.
Meydanlarda söylenen marşlar ve radyolardan yükselen haberler, yalnızca bir askerî başarıyı değil, bir milletin ortak heyecanını anlatıyordu.

ARADAN 52 YIL GEÇTİ…

➖Avrupa Parlamentosu’nun;, ➖Geçen ay kabul ettiği raporda Türkiye aleyhine çok ağır eleştiriler yer alırken,, ➖8 Temmuz 2026’da Strazburg’da yapılan genel kurul oylamasında yeni bir karar daha kabul ...

Ancak Kıbrıs meselesi hâlâ kapanmadı.
Bugün Avrupa Parlamentosu’nda yeni kararlar alınıyor.
Birleşmiş Milletler’de yeni raporlar hazırlanıyor.
Rum ve Yunan lobileri dünyanın dört bir yanında kendi tezlerini anlatmaya devam ediyor.

Kıbrıs Türk tarafı ise, sesini uluslararası kamuoyuna daha güçlü duyurabilmek için yeni girişimlerde bulunuyor.
Bugün Kıbrıs’ta birçok sivil toplum kuruluşu ve düşünce insanı, tarihî gerçeklerin Avrupa Parlamentosu, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kamuoyuna daha güçlü anlatılması gerektiğini savunuyor.
Avrupa Parlamentosu üyelerine ve uluslararası kuruluşlara gönderilen açık mektuplar ile elektronik posta kampanyaları da bu çabanın bir parçası olarak görülüyor.

Bu yazı dizisi de, belgeler ışığında bu tartışmaya mütevazı bir katkı sunmayı amaçlıyor.
Çünkü bugün verilen mücadele artık yalnızca cephede değil…
Diplomasi masasında, uluslararası hukukta, medyada ve dünya kamuoyunda da sürüyor.

İşte tam da bu nedenle…
Yarım asrı aşan gazetecilik arşivimi bir kez daha açıyorum.

ÜÇ GÜN BOYUNCA;

Kanlı Noel’den başlayarak 20 Temmuz 1974’e uzanan süreci,
Makarios, EOKA, EOKA-B ve Enosis’in bilinmeyen yönlerini,
Türkiye’nin Garanti Antlaşması’ndan doğan hukukî haklarını,
Rauf Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük ile yaptığım görüşmeleri, Kıbrıs ziyaretlerimde tuttuğum notları, uluslararası belgeleri, gazetecilik arşivimde bugüne kadar sakladığım fotoğrafları ve yıllardır eksik anlatıldığını düşündüğüm birçok ayrıntıyı sizlerle paylaşacağım.

Bu yazı dizisi, tarihî olayları belgeler, tanıklıklar ve yarım asrı aşan gazetecilik arşivimin ışığında yeniden değerlendirme çabasıdır. Nihai hükmü ise her zamanki gibi değerli okurlarım verecektir.

Tarih bazen kazananlar tarafından yazılır…
Bazen de eksik yazılır…
Ben, yarım asırdır topladığım belge ve tanıklıklarla eksik kalan sayfaları tamamlamaya çalışacağım.
Kararı ise, okuyacağınız belgelerden sonra siz vereceksiniz.

YARIN BAŞLIYORUM

Birinci gün:

DE TELEGRAAF GAZETESİ KIBRIS’I YAZDI AMA TARİHİN BAZI SAYFALARI EKSİK KALDI

İkinci gün:

KANLI NOEL’DEN BARIŞ HAREKÂTI’NA…
1963-1974 ARASINDA KIBRIS’TA NELER YAŞANDI?

Üçüncü gün:

MURATAĞA, SANDALLAR VE ATLILAR…
SAVAŞIN EN ACI YÜZÜ

Bazı yazılar okunur ve unutulur… Bazıları ise hafızalara kazınır. İnanıyorum ki, bu üç günlük dosya da onlardan biri olacak.

********************

52 JAAR LATER, DE VERZWEGEN PAGINA’S VAN HET CYPRUS-EPOS

Morgen begint deze bijzondere driedelige serie.

Het was niet alleen een militaire operatie, maar een epos dat voorgoed in het collectieve geheugen van het Turkse volk gegrift staat.

Mededeling van İlhan KARAÇAY

Beste lezers,

Vandaag herdenken wij de 52e verjaardag van de Vredesoperatie op Cyprus van 20 juli 1974, die als een heldenepos in het geheugen van het Turkse volk is gegrift. 20 juli 1974 was een van de meest onvergetelijke ochtenden uit de Turkse geschiedenis.

Terwijl de klok vijf uur in de ochtend sloeg, openden parachutes zich boven de hemel van Cyprus, naderden de landingsschepen de kust van Kyrenia en herhaalden de Turks-Cyprioten, die jarenlang in doodsangst hadden geleefd, huilend steeds weer één zin: “Ze zijn gekomen…”

De stichter en eerste president van de Turkse Republiek Noord-Cyprus, Rauf Denktaş, zou dat moment jaren later als volgt beschrijven: “Mijn God… Ze zijn gekomen… Ze dalen neer uit de hemel… Als regen…”

Die ochtend begon niet alleen een militaire operatie. Er werd een epos geschreven dat voor altijd in het geheugen van het Turkse volk gegrift zou blijven. Miljoenen Turken, in Turkije en overal ter wereld, zaten ademloos aan de radio gekluisterd…

MUSTAFA BÜLENT ECEVİT ''KARAOĞLAN'' (28 Mayıs 1925 - 5 Kasım 2006) - Alanya Time Haber
Premier Bülent Ecevit was in de ogen van het volk niet langer slechts een politicus. Vanaf die dag zou iedereen hem nog maar met één naam aanspreken: KARAOĞLAN…


Kort na de Vredesoperatie haalde ik Rıza Konyalı, de zanger van de destijds immens populaire Karaoğlan-platen, naar Nederland voor een concerttournee. Zo was ik van dichtbij getuige van hoe die enorme emotie ook onder de Turken in Europa werd beleefd. De marsliederen op de pleinen en de nieuwsberichten die uit de radio’s klonken, vertelden niet alleen het verhaal van een militaire overwinning, maar ook van de gezamenlijke emotie van een heel volk.

52 JAAR ZIJN VERSTREKEN…

Maar de kwestie-Cyprus is nog altijd niet afgesloten. Ook vandaag worden er in het Europees Parlement nieuwe resoluties aangenomen. Bij de Verenigde Naties worden nieuwe rapporten opgesteld. Griekse en Grieks-Cypriotische lobbyorganisaties blijven overal ter wereld hun eigen visie uitdragen.

De Turks-Cypriotische zijde onderneemt op haar beurt nieuwe initiatieven om haar stem krachtiger te laten doorklinken in de internationale publieke opinie. Tal van maatschappelijke organisaties en denkers op Cyprus vinden vandaag dat de historische feiten veel krachtiger onder de aandacht moeten worden gebracht van het Europees Parlement, de Verenigde Naties en de internationale gemeenschap. Open brieven aan leden van het Europees Parlement en internationale organisaties, evenals e-mailcampagnes, worden eveneens gezien als onderdeel van deze inspanningen.

Ook deze artikelenreeks wil, aan de hand van documenten, een bescheiden bijdrage leveren aan die discussie. Want de strijd wordt vandaag niet langer alleen op het slagveld gevoerd… Maar ook aan de diplomatieke onderhandelingstafel, binnen het internationale recht, in de media en in de wereldwijde publieke opinie.

Juist daarom… Open ik opnieuw mijn journalistieke archief van meer dan een halve eeuw.

DRIE DAGEN LANG;

Het proces vanaf Bloody Christmas tot aan 20 juli 1974, de minder bekende kanten van Makarios, EOKA, EOKA-B en Enosis, de juridische rechten van Turkije die voortvloeien uit het Garantieverdrag, mijn gesprekken met Rauf Denktaş en dr. Fazıl Küçük, mijn aantekeningen van mijn bezoeken aan Cyprus, internationale documenten, foto’s die ik al die jaren in mijn journalistieke archief heb bewaard en vele andere details waarvan ik meen dat zij jarenlang onderbelicht zijn gebleven.

Deze serie is een poging om de historische gebeurtenissen opnieuw te beoordelen aan de hand van documenten, ooggetuigenverslagen en mijn journalistieke archief van meer dan een halve eeuw. Het eindoordeel laat ik, zoals altijd, over aan u, mijn gewaardeerde lezers.

De geschiedenis wordt soms geschreven door de overwinnaars… En soms wordt zij onvolledig geschreven… Met de documenten en getuigenissen die ik in ruim een halve eeuw heb verzameld, zal ik proberen de ontbrekende pagina’s aan te vullen. Het oordeel laat ik vervolgens aan u, nadat u de documenten hebt gelezen.

MORGEN VAN START

Dag één:
DE TELEGRAAF SCHREEF OVER CYPRUS, MAAR ENKELE BELANGRIJKE BLADZIJDEN VAN DE GESCHIEDENIS ONTBRAKEN

Dag twee:
VAN BLOODY CHRISTMAS TOT DE VREDESOPERATIE… WAT GEBEURDE ER TUSSEN 1963 EN 1974 OP CYPRUS?

Dag drie:
MURATAĞA, SANDALLAR EN ATLILAR… HET MEEST PIJNLIJKE GEZICHT VAN DE OORLOG

Sommige artikelen worden gelezen en daarna vergeten… Andere blijven voorgoed in het geheugen gegrift. Ik ben ervan overtuigd dat ook deze driedelige serie tot die laatste categorie zal behoren.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir