CORENDON’DAN YENİ VE İDDİALI BİR ADIM: YEŞİM CANDAN, AMSTERDAM’DAKİ İLK ‘TRAVEL BOUTIQUE’İN BAŞINA GEÇTİ.
Paylaş:
AİLESİNİN ROTTERDAM’DAKİ “REİSTÜRK” ACENTESİNDE BİLETLERİN ARASINDA BAŞLAYAN YOLCULUK, YILLAR SONRA YENİDEN TURİZME DÖNDÜ.
“BENİM İÇİN BU, EVE DÖNMEK GİBİ” DİYEN YEŞİM CANDAN, MEDYADA SORU SORMAYI, GİRİŞİMCİLİKTE İSE BEKLEMEMEYİ ÖĞRENDİĞİNİ SÖYLÜYOR.
ROTTERDAM-WEST’TE “KÜÇÜK TÜRKİYE”DE BAŞLAYAN HİKÂYE; “BICULTUREEL” KAVRAMI, YES I’M, PARTİJ ÉÉN VE “NEDERLAND, WORD WAKKER!” İLE HOLLANDA’NIN KAMUSAL TARTIŞMASINA TAŞINDI.
D66 ADAYLIĞI 24 SAAT SÜRDÜ, EXPEDITIE ROBINSON MACERASI ERKEN BİTTİ; AMA CANDAN HER KIRILMADAN SONRA BAŞKA BİR KAPI AÇTI.
“11 RED FLAGS” İLE KADINLARI ZEHİRLİ İLİŞKİLERİN ERKEN UYARI İŞARETLERİNE KARŞI UYARAN CANDAN, ŞİMDİ TURİZMDE İNSAN VE GÜVEN MERKEZLİ YENİ BİR MODEL KURUYOR.
(Haberin Hollandacası, Türkçe haberin hemen altında.
De Nederlandse versie van het artikel staat direct onder de Turkse tekst.)
Corendon, dijital rezervasyonların giderek yaygınlaştığı bir dönemde ters yönde ama dikkat çekici bir adım attı. Şirket, Amsterdam-Zuid’ın seçkin caddelerinden Cornelis Schuytstraat’ta ilk Corendon Travel Boutique’i açtı. 28 Ağustos 2026’da resmen açılan ve ertesi günden itibaren ziyaretçilerini kabul etmeye başlayan bu yeni mekân, yalnızca tatil satılan bir acente olarak değil, tatilin daha yolculuğa çıkmadan başladığı bir deneyim merkezi olarak tasarlandı.
Corendon’un CEO’su Günay Uslu, Corendon’un Brand, Media & Partnerships Direktörü Dick Gussen ve Yeşim Candan Amsterdam-Zuid’daki yeni Travel Boutique’in önünde.
Günlük yönetim, Hollanda kamuoyunun yazar, köşe yazarı, radyo ve televizyon sunucusu olarak tanıdığı Yeşim Candan’a verildi. Corendon açısından bu tercih tesadüf değildir. Candan daha önce şirketin Halkla İlişkiler bölümünde çalışmış, kurucu ortak Atilay Uslu ile yıllara dayanan bir ilişki kurmuştu. Turizm ise O’nun hayatına sonradan girmiş bir alan değil, çocukluğundan beri içinde bulunduğu bir dünyaydı.
“TEKLİF GELDİĞİNDE BİR SANİYE BİLE TEREDDÜT ETMEDİM”
Corendon CEO’su Günay Uslu’nun teklifini neden hemen kabul ettiği sorulduğunda Candan’ın cevabı, kişiliğini de özetliyordu: “Bu görev bana bütünüyle uyuyor. Günay bana sorduğunda bir saniye bile tereddüt etmedim. Benim adım Yeşim ama şaka yollu hep ‘Yes, I am’ derim. Yeni meydan okumalara neredeyse her zaman “evet” derim. Corendon’un özel bir girişimcilik zihniyeti var. İmkânsızlıkları düşünmek yerine, ‘Neden olmasın?’ diye soruyor.”
Corendon Travel Boutique’in açılışında davetlilerden bir görüntü.
Bu sözler, O’nun daha önce kurduğu YES I’M markasını da hatırlatıyor.
Yeşim adını İngilizce “Yes, I am” ifadesine dönüştüren Candan için “evet” yalnızca bir kelime değil, yeni bir başlangıca hazır olma biçimidir.
REİSTÜRK’TE UÇAK BİLETLERİNİN ARASINDA BÜYÜDÜ
Yeşim Candan’ın anne ve babası yıllar önce Ankara yakınlarındaki bir köyden Rotterdam’a taşındı. Orada Türkiye ve Fas seyahatlerinde uzmanlaşan Reisturk adlı seyahat acentesini kurdular. Candan, acentede geçen çocukluk yıllarını şöyle anlatıyor: “Ben kelimenin tam anlamıyla uçak biletlerinin arasında büyüdüm. Küçük bir kızken seyahat belgelerini götürür, müşterilere kahve yapar, temizlik yapar ve elimden gelen her işe yardım ederdim. Annemle babam rezervasyonları yapardı ve dükkân her zaman çok kalabalıktı. İnsanların seyahat danışmanlarına ne kadar büyük güven duyduklarını yakından gördüm.”
Yeni görevi, bu nedenle yalnızca kariyer değişikliği değil, anne ve babasına bir saygı duruşudur. Babasının, uçuşunu kaçıran bir müşterinin gece yarısı telefonuyla uyandığında bile hemen yeni bilet aramaya başladığını hatırlıyor. Candan’a göre iyi bir seyahat acentesinin özü, sattığı paketten önce müşterisine karşı duyduğu sorumluluktur.
“BENİM İÇİN BU, EVE DÖNMEK GİBİ”
Corendon’un resmi tanıtımında Yeşim Candan, yeni görevini yalnızca bir iş değişikliği olarak değil, başladığı yere dönüş olarak anlatıyor. Yıllar boyunca medya, girişimcilik ve toplumsal tartışmalarda edindiği deneyimi şimdi yeniden seyahat dünyasına taşıyor.
“Benim için bu, eve dönmek gibi. Anne ve babamın seyahat acentesinde büyüdüm ve tatil seçiminde kişisel temasın ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Medyada soru sormayı, girişimcilikte ise beklememeyi öğrendim. Burada bu iki deneyimi bir arada kullanabilirim.”
SEYAHAT DANIŞMANI DEĞİL, “REISCOACH” OLMAK İSTİYOR
Candan, Travel Boutique’te elbette tatil satacak. Fakat kendisini yalnızca rezervasyon yapan bir görevli olarak görmüyor. “Reiscoach”, yani seyahat koçu olmayı hedefliyor. Müşterinin elinde hazırlanmış bir planla gelmesini beklemek yerine önce O’nu dinlemek istiyor: Dinlenmeye mi ihtiyacı var, macera mı arıyor, ailesiyle nitelikli zaman mı geçirmek istiyor? Tatil seçimi bu ihtiyaçlardan hareketle yapılacak. “İnsanların tamamen hazırlanmış bir planla gelmesi gerekmiyor. Ben önce neye ihtiyaç duyduklarını duymak istiyorum. Onları ne mutlu eder? Dinlenmeye mi, maceraya mı, aileleriyle kaliteli zamana mı ihtiyaçları var? Doğru tatili oradan hareketle birlikte bulacağız.”
Yeşim Candan, kendi çocuklarıyla ilk kez her şey dâhil bir tatile çıktığında, tatil kavramını yeniden keşfettiğini söylüyor. Bir tatil evinde alışveriş, yemek, bulaşık ve planlama devam ettiği için özellikle çocuklu ailelerin dinlenemediğini; gerçekten dinlenmenin bazen bütün bu işlerden kurtulmakla mümkün olduğunu düşünüyor.
Corendon Travel Boutique’in açılışına gelen davetlilerden bir görüntü.
OTEL LOBİSİ, AIRPORT LOUNGE VE MAHALLE SICAKLIĞI
Travel Boutique’in iç mekânında otel lobisi ile airport lounge havası birleştirildi. Ziyaretçiler yalnızca rezervasyon için değil, kahve içmek, yeni destinasyonlar hakkında bilgi almak ve sohbet etmek için de içeri girebilecek. Çiçekler karşıdaki çiçekçiden, şaraplar komşu esnaftan, ikramlar ise aynı caddedeki işletmelerden gelecek. Otel tanıtımları, kitap sunumları, ilham toplantıları ve mahalle buluşmaları düzenlenecek.
Travel Boutique’in açılışında kadın davetliler bir arada.
Yeşim Candan’ın Amsterdam-Zuid’da uzun yıllardır yaşaması bu yaklaşım için önemli. Çocuklarının okulundan Nyenrode çevresine, girişimci ağlarından esnaf birliğine kadar geniş bir çevresi var. O da bu ağı Travel Boutique’e taşımayı planlıyor. “İçeri giren insanların kendilerini hemen hoş karşılanmış hissetmelerini, oturmalarını ve belki planladıklarından daha uzun kalmalarını istiyorum. Evime gelenlere önce yiyecek ve içecek ikram ederim. Bizim ailede böyledir. Travel Boutique’te de aynı duyguyu yaratmak istiyorum.”
Corendon, yeni mekânla mevcut seyahat acentesi ortaklarına rakip olmayı hedeflemediğini özellikle vurguluyor. Boutique yalnızca Corendon’un kendi ürünlerini satacak. Şirketin klasik paket tatillerinin yanı sıra By June villaları, özel butik oteller, lüks resortlar, cruise seyahatleri ve premium konaklama seçenekleri yeni müşteri kitlesine anlatılacak.
Corendon’un çeşitli branşlarında hissesi bulunan ve Başkanlık yapan Titus Kramer (solda),Travel Boutique’in açılışına katılan onur konuklarından biriydi.
“İNSANLAR, HAYDİ CORENDON’A UĞRAYALIM DESİNLER”
Travel Boutique’in iç mekân tasarımı. Corendon, dijital dünyada yeniden değer
kazanan kişisel temas ve misafirperverlik üzerine yeni bir model kuruyor.
Candan’ın bir yıl sonrası için kurduğu hayal, satış rakamlarından önce mekânın yarattığı merakla ilgilidir. İnsanların yalnızca tatil almak için değil, içeride ne olduğunu görmek için sıraya girmesini; “Haydi Corendon’a uğrayalım” demesini istiyor. Bu hedef, yeni işin özünü anlatıyor: Önce insan, sonra güven, ardından seyahat.
Uçak kapılarını çağrıştıran Travel Boutique cephesi, ziyaretçileri “Merak ediyor musunuz, burada Ne olacak?” mesajıyla karşıladı.
ŞİMDİ, BU YENİ GÖREVİN ARDINDAKİ HAYAT HİKÂYESİNE BAKALIM ve YEŞİM CANDAN’I TANIYALIM
Corendon’daki yeni görevin neden Yeşim Candan’a verildiğini anlamak için O’nun yalnızca bugünkü ünvanına bakmak yetmez. Rotterdam’ın yoksul bir mahallesinden başlayıp iş dünyasına, entegrasyon çalışmalarına, siyasete, yazarlığa, radyo ve televizyona, kadın hakları mücadelesine uzanan hayatı, yeni işinin de gerçek arka planını oluşturuyor.
1968’DE BAŞLAYAN AİLE HİKÂYESİ
Yeşim Candan’ın büyükbabası 1968 yılında Ankara yakınlarındaki Tuz Gölü havzasından Hollanda’ya geldi. Aile, Hollanda’daki ilk Türk göçmen kuşağının çalışma ve tutunma mücadelesini yaşadı. Babası Rotterdam’daki ilk Müslüman kasaplardan birini açtı; daha sonra farklı dükkânlar ve Reisturk seyahat acentesi geldi. Candan, ailesini her zaman girişimci olarak gördüğünü söylerken çocukluğunda zihnine yerleşen cümleyi de açıklıyordu: “Kazanmak için yaşa, kaybetmek başarısızlara aittir. İçinden çıktığım semt bana kavgayı öğretti. Buna rağmen hep birleştirmeden yana oldum. Bana engel olmalarına izin vermedim.”
1975: ROTTERDAM-WEST’TE “KÜÇÜK TÜRKİYE”NİN ÇOCUĞU
Yeşim Candan, 12 Mayıs 1975’te Rotterdam’da doğdu. Çocukluğu Rotterdam-West’te, yoksulluğun, sokak kavgalarının ve uyuşturucu sorununun hissedildiği bir çevrede geçti. Polislerin sık görüldüğü sokaklarında neredeyse bütün çocuklar Türk olduğu için yaşadığı yer “Küçük Türkiye” diye anılıyordu. Hollandacayı ilkokulda öğrendi. “Ayrımcılık gerçeğini biliyorum. Rotterdam-West’te yoksul bir semtte büyüdüm. Benim oturduğum sokak “Küçük Türkiye” idi. Hep Türk çocuklarıyla oynadım ve Hollandacayı ilkokulda öğrendim. Eskiden Türkler arasında gruplaşmalar yoktu. Bölünmemiş bir toplumduk ve o toplumun bir parçası olmaktan gurur duyuyordum.”
Yıllar sonra fırsat eşitliğini tartışırken kullandığı “Benim beşiğim bir gettodaydı” sözü, bu çocukluk deneyiminin kısa ama güçlü bir özetidir: “Beşiğinizin nerede olduğu genellikle geleceğinizi belirler. Her zaman değil elbette. Çünkü benim beşiğim bir gettodaydı ve çok çalışarak bulunduğum yere geldim. Ama bu, yoksul bir mahallede doğan her çocuk için geçerli bir kural değildir.”
İKİ KÜLTÜRÜN ARASINDA DEĞİL, İKİSİNİN DE İÇİNDE
Yeşim Candan’ın gençlik yıllarından bir başka kare.
Candan’ın kimlik anlayışı, hayatının ilk yıllarından itibaren Hollanda’da büyümek ile Türk bir aile tarafından yetiştirilmek arasındaki bağı kabul etmeye dayanıyordu. O, bu iki yönün birbirini yok etmesini değil, birbirini tamamlamasını savundu. Eski bir röportajındaki sözleri bu yaklaşımı açıklıyordu: “Bütün hayatım boyunca Hollanda’da yaşadım, ama anne ve babam Türk. Hollanda toplumu beni yetiştirdi, ailem ise kim olduğumu ve nereden geldiğimi öğretti. Bunlardan birini seçmemi istemek, hayatımın yarısını inkâr etmemi istemektir.”
Nyenrode yıllarında elinde kırmızı şarapla bir toplantıya katıldığında, dininin buna izin verip vermediğinin sorulduğunu; kendisini yürekten Türk hissettiğini söylediğinde ise yine şaşkınlıkla karşılandığını anlatmıştı. Cevabı kesindi: “Milliyet, nerede büyüdüğünle değil, seni kimin yetiştirdiğiyle ilgilidir. Benden köklerimi inkâr etmemi isteyemezsiniz. İnsanların artık at gözlüklerini çıkarmasının zamanı geldi. İki kültürlü biri olarak ne yapsanız yine yanlış sayılıyorsunuz.”
EĞİTİMDEN İŞ DÜNYASINA: NYENRODE, KLM CARGO VE RECKITT BENCKISER
Ortaöğrenimin ardından Rotterdam International School of Economics’te okudu. Dünyanın farklı kültürlerinden öğrencilerle aynı ortamda bulunması, insan ve kültür meselelerine ilgisini büyüttü. Daha sonra Nyenrode Business Universiteit’te işletme eğitimi aldı. Bitirme çalışmasını KLM Cargo’da yaptı. Profesyonel hayatına uluslararası tüketim ürünleri şirketi Reckitt Benckiser’de başladı.
Fakat kurumsal kariyer, toplumdaki önyargılara ve yetenek kaybına karşı duyduğu rahatsızlığı gidermiyordu. Fas’ta profesörlük yapmış bir kişinin Hollanda’da yıllarca iş bulamamasına, MBA eğitimi almış bir Türk gencinin asbest temizlemek zorunda kalmasına isyan ediyordu. Bu örneklerin yalnızca kişisel dram değil, Hollanda ekonomisinin de kaybı olduğunu düşünüyordu.
“HOLLANDSE OBAMA” DİYE TANITILDI, ÖNYARGILARA SERT ÇIKTI
De Telegraaf, 32 yaşındaki Yeşim Candan’ı yüksek eğitimli göçmen kökenli yeni kuşağın simgelerinden biri olarak tanıtırken “Hollandse Obama” benzetmesini kullandı. Haber, O’nun De Baak’ta önyargıları kırmak için yürüttüğü çalışmaları anlatıyor ve başlığa şu keskin cevabı taşıyordu: “Türkler tembel mi? Bence asıl Hollandalılar tembel!”
De Telegraaf’ın Yeşim Candan ve iki kültürlü kuşak hakkındaki haberinden bir sayfa.
Bu cümle, bilimsel bir genelleme değil, göçmenleri kolayca “tembel” diye yaftalayan zihniyete yöneltilmiş bilinçli bir ters köşeydi. Candan’ın kamusal üslubu böyle şekillendi: Önce dikkat çekmek, sonra yerleşmiş kanaatin arkasındaki çifte standardı göstermek.
Aynı haberde, karşılaştığı bir boyacının kendisine “Tatlım, sen hangi ırktansın?” diye sorduğu aktarılıyordu. Candan’ın itirazı, köken sorusunun tek başına sorulmasına değil; bütün kişiliğinin bu soruya indirgenmesineydi.
“ALLOCHTOON” YERİNE “BICULTUREEL”
Yeşim Candan’ın Hollanda’daki toplumsal tartışmaya en kalıcı katkılarından biri, “allochtoon” kelimesine karşı “bicultureel”, yani iki kültürlü kavramını savunmasıdır. “Allochtoon” insanların önce yabancılığını, sonra kişiliğini hatırlatan bir damgaya dönüşmüştü. Candan ise ikinci kültürün kusur değil, birikim ve güç olduğunu anlatmak istiyordu.
De Baak Management Centrum VNO-NCW’de çalışırken bu düşünceyi iş dünyasına taşıdı. Mesajı, şirketlerin çeşitliliği bir sosyal yardım konusu gibi değil, uluslararası rekabet, yeni pazarlar ve farklı bakış açıları sağlayan ekonomik değer olarak görmesiydi.
“INSPIRATIE VOOR INTEGRATIE”:
SORUN DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETEN GENÇLER
De Baak bünyesinde başlattığı “Inspiratie voor Integratie” yarışmasına 125 proje başvurdu. On beş genç girişimci, cezaevi ziyaretinden entegrasyon oyununa, kültürlerarası tiyatrodan sanal müzeye ve inançlararası yardım konserine uzanan fikirlerini geliştirmek için eğitim aldı. “Finalistlerimiz alınlarına bir damga vurulup bir kutuya sıkıştırılmaktan bıktılar. Sürekli ‘allochtoon’diye görülmekten ve kendilerini açıklamak zorunda kalmaktan bıktılar. Onlar rol modellerdir. İki kültürlülerin gücünü göstermeliler.”
Projenin olumlu dili, dönemin Başbakanı Jan Peter Balkenende, Ahmed Aboutaleb, Kraliçe Máxima ve Neelie Kroes gibi farklı çevrelerden isimleri bir araya getirdi. Candan’ın asıl başarısı, entegrasyon tartışmasını yalnızca suç, işsizlik ve uyumsuzluk başlıklarından çıkarıp yetenek, girişim ve rol model kavramlarıyla buluşturmasıydı.
“Inspiratie voor Integratie” projelerinden birinde gençlerle çalışma. Amaç, gençleri sorunların nesnesi değil, çözümün öznesi hâline getirmekti.
2009’un sonunda YES I’M adlı şirketini kurdu. Kendi adından ürettiği bu marka, “Kim olduğunla ve yapabildiklerinle gurur duy” mesajını taşıyordu. Candan; çeşitlilik, yetenek geliştirme, ağ kurma ve ilham konularında dersler ve atölyeler verdi; toplantı yöneticisi, sunucu ve tartışma moderatörü olarak görev yaptı.
YES I’M, hem Yeşim Candan’ın kurduğu şirketin adı hem de yeni meydan okumalara “evet” deme felsefesiydi.
2010: PARTİJ ÉÉN İLE “DUTCH DREAM” ARAYIŞI
2010’da Partij Eén hareketini başlattı. Hareket, sol ve sağ etiketlerinden önce değerlere dayanan yeni bir siyaset arıyordu. Girişimcilik ile idealizmi, bireysel sorumluluk ile sürdürülebilirliği aynı çatı altında buluşturmak; korku ve kutuplaşma yerine bağlantı, insan ve çeşitlilik kavramlarını öne çıkarmak istiyordu.
Partij Eén, Hollanda’nın fırsatlar ülkesi olduğuna ilişkin “Dutch Dream” düşüncesini savundu. Sosyal sistemin insanları edilgenleştirmemesini, girişimcilik eğitiminin ilkokulda başlamasını ve kültürel çeşitliliğin ekonomik fırsat olarak görülmesini önerdi. Candan listenin başına geçmekten çok, hareketi bir arada tutan kurucu rolünde kalacağını açıklamıştı.
Parti beklediği seçmen desteğini oluşturamadı ve parlamento yolculuğu başlamadan sona erdi. Buna rağmen Candan’ın risk alma isteğini gösterdi. 2010’da aldığı Aletta van Nu Ödülü, bu siyasi girişimin toplumsal görünürlüğünü tescilledi.
Partij Eén buluşmalarından görüntüler. Hareket, korku siyasetine karşı girişimcilik, idealizm ve çeşitlilik vurgusu yaptı.
2011: “NEDERLAND, WORD WAKKER!”
Yeşim Candan, 2011’de ilk kitabı “Nederland, word wakker!”ı yayınladı. Kitapta entegrasyonun neden başarısız olduğunu sorgularken hem Hollanda toplumuna hem göçmen kökenli topluluklara ayna tuttu. “Hollanda ile Türkiye arasında seçim yapmak, annemle babam arasında seçim yapmak gibidir” diyerek dayatılan sadakat sınavına itiraz etti.
Jan Peter Balkenende karşılıklı saygı mesajını överken, Frits Bolkestein O’nu “sokak savaşçısı” diye tanımladı. Guus Hiddink ise kitabı çok kültürlü toplumu anlamak isteyenlere önerdi. Candan kitabın ilk nüshasını da Hiddink’e sundu.
“Nederland, word wakker!”, Yeşim Candan’ın Hollanda’ya ve göçmen kökenli topluluklara birlikte yönelttiği uyanış çağrısıydı.
De Volkskrant’ta Yeşim Candan’ın görüşlerine yer verilen gazete sayfası.
30 Haziran 2018’de de Volkskrant’ta yayınlanan uzun yazısı, Yeşim Candan’ın en çok yankı uyandıran çıkışlarından biri oldu. Türkiye’deki seçim gecesi Amsterdam’daki Mercatorplein’de Erdoğan’ın zaferini kutlayan gençleri görünce şaşırmış, burada doğup büyüyen insanların neden kendilerini uzaktaki bir lidere bu kadar güçlü biçimde bağladıklarını sorgulamıştı.
Yazı iki tarafa birden yöneliyordu. Erdoğan yönetiminin Türk toplumundaki bölünmeleri derinleştirdiğini söylüyor; aynı zamanda Mark Rutte’nin “Pleur op”, yani “Defolup gidin” söyleminin, dışlanan Türk gençlerini Erdoğan’ın kucağına ittiğini savunuyordu. De Volkskrant yazıyı “Erdoğan’ın şefkati ile Rutte’nin soğukluğu arasında” ve “Türk Hollandalılar iki popülist akım arasında sıkışıyor” mesajlarıyla sundu.
“Karına ‘Defol git’ dersen, eninde sonunda O’nu başka bir erkeğin kucağına itersin. Hollandalı genç Türkler arasında tanık olduğumuz budur. Erdoğan onlara ‘Siz benim vatandaşlarımsınız, lideriniz benim’ diyor ve gurur duyacakları bir kimlik sunuyor.”
Candan, Türk toplumuna da sorumluluk çağrısı yaptı. İslamcılar ile laikler aynı fikirde olmasa bile konuşmayı sürdürmeli, tehdit ve yıldırmaya izin vermemeliydi. Son sözü, iki ülkenin liderlerinden bağımsız yaşama iradesiydi: “Asıl liderlik, buradaki toplum yaşamında ayakta kalmanın sorumluluğunu taşımaktır. Kendi yaşamına yön vermektir. Bunun için Rutte’ye veya Erdoğan’a ihtiyaç yoktur.”
Hollanda’daki Türk toplumunun aidiyet tartışmasını anlatan çizim.
De Volkskrant’ın, Hollandalı Türklerin Erdoğan ile Rutte arasında sıkışmışlığını anlatan yazı için yayınladığı illüstrasyon.
RUTTE’YE: “NEDEN BU GENÇLERİN BAŞBAKANI OLMUYORSUNUZ?”
Rotterdam olaylarından sonra katıldığı RTL Late Night yayınında, Başbakan Mark Rutte’ye doğrudan bir soru yöneltti. Hollanda’da doğan gençlerin neden Türkiye Cumhurbaşkanı’nı lider olarak gördüğünü sorguladı: “Neden kendinizi bu gençlerin başbakanı olmaya zorlamıyorsunuz? O zaman bu gençler Türk diasporasını tercih etmezlerdi. Bu gençler, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı lider olarak görüyorlar.”
Rutte’nin cevabı yalnızca “Bu iyi bir soru” oldu; ardından başka bir konuya geçti. Candan yıllar sonra Rutte’nin kölelik geçmişi için özür dilemesini ve Fas kökenli bir çocukla Baarnlı (Zenginler köyü) bir çocuğun aynı fırsatlara sahip olmadığını kabul etmesini ele aldı. Eski “Defol git” söylemi ile yeni fırsat eşitliği dili arasındaki farkı “180 derecelik dönüş” olarak değerlendirdi.
“Defol git”ten, “Seni görüyorum”a… Bu ani dönüşün arkasında ne var? Yoksa bu, çocuk bakımı yardımları skandalı için yapılan bir makyaj mı?”
Bu yorumunda, Vergi Dairesi’ndeki soyad ayrımcılığını, çocukların yoksulluğunu ve zengin ile fakir arasındaki uçurumu hatırlattı. Rutte’nin yeni sözlerini olumlu bulurken, bunların neden ancak on iki yıllık iktidarın ardından söylendiğini sormaktan vazgeçmedi.
YAZARLIK, RADYO VE TELEVİZYONDA TARTIŞMADAN KAÇMAYAN SES
Yeşim Candan, bir televizyon programında güncel gelişmeleri değerlendirirken.
Yeşim Candan; RTL Nieuws, De Telegraaf ve de Volkskrant için yazdı. NPO Radio 2’de “Wild in de Middag” programını sundu, televizyon tartışmalarında yer aldı ve 2026 baharında Het Parool’un köşe yazarları arasına katıldı. Kimlik, siyaset, kadın erkek ilişkileri, ayrımcılık ve ifade özgürlüğü gibi konularda doğrudan konuşması hem geniş destek hem sert tepki doğurdu.
2024’te D66 tartışmalarının ardından “Kendimi kazığa bağlanıp yakılmış gibi hissettim” derken, Hollanda’da ırkçılık, kadın hakları ve eşcinsel hakları için mücadele eden iki kültürlü özgür bir kadına yeterince alan açılmadığını savundu. Kendisini korumak için sessizleşmek yerine, kamusal alandaki sözünü sürdürdü.
2023: D66 LİSTESİNDE YALNIZCA 24 SAAT
2023 genel seçimleri öncesinde D66’nın taslak aday listesinde 11’inci sıraya yerleştirildi. Milletvekilliği ihtimali doğmuştu. Ancak geçmişte Sigrid Kaag için kullandığı ağır ifade ve 2018 ile 2019’da Forum voor Democratie ile yaptığı adaylık görüşmeleri gündeme geldi. D66’ya zarar vermek istemediğini belirterek bir gün sonra adaylıktan çekildi.
Olay, geçmişte yazılmış bir köşe yazısının siyasette yıllar sonra nasıl geri dönebildiğini gösterdi. Candan, partiye geçmiş görüşmelerini bildirmesi gerektiğini sonradan anladığını söyledi. Yaşadığı hayal kırıklığı büyük olsa da, medyadan ve tartışmalardan çekilmedi.
2025: EXPEDITIE ROBINSON’DA KISA AMA ÖĞRETİCİ MACERA
2025’te RTL 4’ün Expeditie Robinson yarışmasına katıldı. Ada macerası kısa sürdü; kaybettiği mücadeleden sonra yarışmaya ilk veda eden isim oldu. Fakat deneyimi başarısızlık diye saklamak yerine, kendi sınırlarını, ekip ilişkilerini ve hayatındaki öncelikleri yeniden düşünmesine yol açan bir yüzleşme olarak anlattı.
2026: KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI “11 RED FLAGS”
Son yıllarda kadın cinayetleri, yakın ilişkide şiddet ve “intieme terreur” Candan’ın temel mücadele alanlarından biri oldu. Dünya Kadınlar Günü’nde kırmızı topuklu ayakkabılarla düzenlenen eylemlere öncülük etti. 2026’da yayınlanan “11 Red Flags, Een toxische relatie herkennen en stoppen” adlı kitabında, zehirli bir ilişkinin erken uyarı işaretlerini anlattı.
Sevgi bombardımanı, kıskançlık, kontrol, arkadaş ve aileden uzaklaştırma, takip ve fiziksel şiddet gibi aşamaları gerçek kadın hikâyeleri ve uzman görüşleriyle ele aldı. Kitabın mesajı açıktı: Sevgi güvenli hissettirmeli; sahip olmak değil özgür bırakmak olmalıdır.
BENİM YEŞİM CANDAN İLE HATIRAM
Yeşim Candan, yıllar önce Corendon’un Public Affairs bölümünde çalışırken yaptığım bir ziyaret sırasında fotoğrafımı çekmiş ve sosyal medyada şu notu paylaşmıştı: “İlhan Karaçay, Hürriyet’in Hollanda’daki ilk gazetecilerinden. Bana çok öğüt veren bilge bir adam. Beni eleştiriyor ve bana cesaret veriyor.”
Bu sözler beni elbette mutlu etmişti. Fakat daha önemlisi, Candan’ın eleştiriden kaçmadığını gösteriyordu. O, yalnızca alkış duymak isteyenlerden değildir. Eleştiriyi dinler, gerektiğinde karşı çıkar, tartışır ve sonunda kendi kararını verir. Yıllardır izlediğim Yeşim Candan’ın en belirgin özelliklerinden biri budur.
Yeşim Candan, Corendon ziyareti sırasında benim bu fotoğrafımı çekmiş ve “Beni eleştiriyor ve bana cesaret veriyor” notuyla paylaşmıştı.
DÜNÜN REISTURK’U İLE BUGÜNÜN TRAVEL BOUTIQUE’İ ARASINDAKİ KÖPRÜ
Yeşim Candan’ın hayatında birbirinden çok farklı görünen işler vardır: Kasap ve seyahat acentesi işleten göçmen bir ailenin çocuğu, Nyenrode mezunu işletmeci, entegrasyon öncüsü, yeni parti kurucusu, yazar, sunucu, kadın hakları savunucusu ve turizm yöneticisi. Fakat bütün bu rollerin merkezinde aynı iki kavram bulunur: insanları birbirine bağlamak ve insanın kendi hayatının sorumluluğunu alması.
Partij Eén parlamentoya giremedi, D66 adaylığı yalnızca bir gün sürdü, Expeditie Robinson macerası ilk elenmeyle bitti. Kullandığı bazı sözler sert bulundu, siyasi arayışları eleştirildi. Fakat Candan her kırılmadan sonra başka bir kapı açtı. Corendon’un uçak kapısını andıran Travel Boutique cephesi, bu bakımdan yalnızca mimari bir fikir değil, O’nun hayatının yeni kapısıdır.
Rotterdam’daki Reisturk’ta kahve taşıyan ve biletlerin arasında büyüyen küçük Yeşim, bugün Amsterdam-Zuid’da müşterilerini dinleyip onlara seyahat yolculuğu çizmek istiyor. Aradan geçen yıllar O’nu çok farklı alanlara götürdü; ama turizme dönüşü, başladığı yere daha büyük bir deneyimle dönmek anlamına geliyor. “Seyahat yalnızca gidilecek yer değildir. Yaşadığınız duygu, biriktirdiğiniz hatıralar ve edindiğiniz deneyimlerdir. İlk temastan eve döndüğünüz ana kadar gerçek bir deneyim yaratmak istiyoruz.”
**************************
NEDERLANDSE VERSIE
CORENDON ZET EEN NIEUWE EN AMBITIEUZE STAP: YEŞİM CANDAN KRIJGT DE LEIDING OVER DE EERSTE ‘TRAVEL BOUTIQUE’ IN AMSTERDAM
DE REIS DIE TUSSEN DE VLIEGTICKETS IN HET ROTTERDAMSE REISBUREAU ‘REİSTÜRK’ VAN HAAR FAMILIE BEGON, BRENGT HAAR JAREN LATER TERUG NAAR HET TOERISME.
‘VOOR MIJ VOELT DIT ALS THUISKOMEN’, ZEGT YEŞİM CANDAN. ZIJ VERTELT DAT ZIJ IN DE MEDIA HEEFT GELEERD VRAGEN TE STELLEN EN IN HET ONDERNEMERSCHAP HEEFT GELEERD NIET AF TE WACHTEN.
HET VERHAAL DAT BEGON IN ‘KLEIN TÜRKİYE’ IN ROTTERDAM-WEST, VOND VIA HET BEGRIP ‘BICULTUREEL’, YES I’M, PARTIJ ÉÉN EN ‘NEDERLAND, WORD WAKKER!’ ZIJN WEG NAAR HET PUBLIEKE DEBAT IN NEDERLAND.
HAAR KANDIDATUUR VOOR D66 DUURDE 24 UUR EN HAAR AVONTUUR BIJ EXPEDITIE ROBINSON EINDIGDE VOORTIJDIG, MAAR NA ELKE TEGENSLAG OPENDE CANDAN EEN ANDERE DEUR.
MET ‘11 RED FLAGS’ WAARSCHUWT CANDAN VROUWEN VOOR DE VROEGE WAARSCHUWINGSSIGNALEN VAN TOXISCHE RELATIES. NU BOUWT ZIJ IN HET TOERISME AAN EEN NIEUW MODEL WAARIN DE MENS EN VERTROUWEN CENTRAAL STAAN.
Geschreven door İlhan KARAÇAY:
Yeşim Candan voor de Corendon Travel Boutique in Amsterdam-Zuid.
CORENDON VERTROUWT ZIJN NIEUWE REISVISIE TOE AAN YEŞİM CANDAN
In een tijd waarin digitale boekingen steeds gebruikelijker worden, kiest Corendon voor een tegengestelde maar opvallende stap. Het bedrijf opende aan de Cornelis Schuytstraat, een van de vooraanstaande straten van Amsterdam-Zuid, zijn eerste Corendon Travel Boutique. Deze nieuwe locatie, die op 28 augustus 2026 officieel werd geopend en een dag later bezoekers begon te ontvangen, is niet alleen ontworpen als een reisbureau waar vakanties worden verkocht, maar als een belevingscentrum waar de vakantie al vóór het vertrek begint.
Corendon-CEO Günay Uslu, Dick Gussen, Director Brand, Media & Partnerships van Corendon, en Yeşim Candan voor de nieuwe Travel Boutique in Amsterdam-Zuid.
De dagelijkse leiding werd toevertrouwd aan Yeşim Candan, die bij het Nederlandse publiek bekend is als auteur, columnist en radio- en televisiepresentator. Voor Corendon is die keuze niet toevallig. Candan werkte eerder op de afdeling Public Affairs van het bedrijf en onderhoudt al jarenlang een band met medeoprichter Atilay Uslu. Toerisme is bovendien geen sector die pas later in haar leven verscheen, maar een wereld waarin zij vanaf haar jeugd heeft geleefd.
‘TOEN IK HET AANBOD KREEG, HEB IK GEEN SECONDE GETWIJFELD’
Toen haar werd gevraagd waarom zij het voorstel van Corendon-CEO Günay Uslu onmiddellijk aanvaardde, gaf Candan een antwoord dat ook haar karakter samenvatte: ‘Deze functie past helemaal bij mij. Toen Günay het mij vroeg, heb ik geen seconde getwijfeld. Mijn naam is Yeşim, maar voor de grap zeg ik altijd: Yes, I am. Tegen nieuwe uitdagingen zeg ik bijna altijd ja. Corendon heeft een bijzondere ondernemersmentaliteit. In plaats van aan onmogelijkheden te denken, vraagt men: waarom niet?’
Een beeld van de gasten bij de opening van de Corendon Travel Boutique.
Deze woorden herinneren ook aan het merk YES I’M dat zij eerder oprichtte. Voor Candan, die haar naam Yeşim verbond aan de Engelse uitdrukking ‘Yes, I am’, is ‘ja’ niet alleen een woord, maar een manier om klaar te zijn voor een nieuw begin.
ZE GROEIDE OP TUSSEN DE VLIEGTICKETS BIJ REISTURK
De ouders van Yeşim Candan verhuisden jaren geleden vanuit een dorp bij Ankara naar Rotterdam. Daar richtten zij het reisbureau Reisturk op, gespecialiseerd in reizen naar Türkiye en Marokko. Candan vertelt over haar jeugd in het reisbureau: ‘Ik ben letterlijk tussen de vliegtickets opgegroeid. Als klein meisje bracht ik reisdocumenten rond, zette ik koffie voor klanten, maakte ik schoon en hielp ik met alles wat ik kon. Mijn ouders verzorgden de boekingen en het was altijd ontzettend druk in de zaak. Van dichtbij zag ik hoeveel vertrouwen mensen in hun reisadviseur stelden.’
Haar nieuwe functie is daarom niet alleen een loopbaanverandering, maar ook een eerbetoon aan haar ouders. Zij herinnert zich hoe haar vader, zelfs wanneer hij midden in de nacht werd gebeld door een klant die zijn vlucht had gemist, onmiddellijk naar een nieuw ticket begon te zoeken. Volgens Candan ligt de kern van een goed reisbureau niet in het verkochte pakket, maar in de verantwoordelijkheid tegenover de klant.
‘VOOR MIJ VOELT DIT ALS THUISKOMEN’
In de officiële presentatie van Corendon beschrijft Yeşim Candan haar nieuwe functie niet alleen als een verandering van baan, maar ook als een terugkeer naar de plek waar het voor haar allemaal begon. De ervaring die zij in de loop der jaren in de media, het ondernemerschap en het maatschappelijke debat heeft opgedaan, brengt zij nu opnieuw mee naar de reiswereld.
“Voor mij voelt dit als thuiskomen.Ik ben opgegroeid in het reisbureau van mijn ouders en weet hoe belangrijk persoonlijk contact is bij het kiezen van een vakantie. In de media heb ik geleerd vragen te stellen en als ondernemer heb ik geleerd niet af te wachten. Hier kan ik die twee ervaringen met elkaar combineren.”
GEEN REISADVISEUR, MAAR EEN ‘REISCOACH’
Candan zal in de Travel Boutique uiteraard vakanties verkopen. Toch ziet zij zichzelf niet uitsluitend als iemand die boekingen verwerkt. Zij wil een ‘reiscoach’ zijn. In plaats van te verwachten dat de klant met een volledig uitgewerkt plan binnenkomt, wil zij eerst luisteren: heeft iemand behoefte aan rust, zoekt diegene avontuur of wil men waardevolle tijd met het gezin doorbrengen? Vanuit die behoeften wordt de vakantie gekozen. ‘Mensen hoeven niet met een volledig voorbereid plan binnen te komen. Ik wil eerst horen wat zij nodig hebben. Waar worden zij gelukkig van? Hebben zij behoefte aan rust, avontuur of waardevolle tijd met hun gezin? Van daaruit zoeken we samen de juiste vakantie.’
Yeşim Candan zegt dat zij het begrip vakantie opnieuw ontdekte toen zij voor het eerst met haar kinderen op all-inclusivevakantie ging. In een vakantiehuis gaan boodschappen doen, koken, afwassen en plannen gewoon door, waardoor vooral gezinnen met kinderen nauwelijks uitrusten. Soms is echte ontspanning pas mogelijk wanneer al die taken wegvallen.
Een beeld van de gasten bij de opening van de Corendon Travel Boutique.
DE SFEER VAN EEN HOTELLOBBY, AIRPORT LOUNGE EN DE BUURT
In het interieur van de Travel Boutique worden de sfeer van een hotellobby en een airport lounge gecombineerd. Bezoekers kunnen niet alleen binnenlopen om te boeken, maar ook voor koffie, informatie over nieuwe bestemmingen en een gesprek. De bloemen komen van de bloemist aan de overkant, de wijn van ondernemers uit de buurt en de hapjes van zaken in dezelfde straat. Er komen hotelpresentaties, boekvoorstellingen, inspiratiesessies en buurtbijeenkomsten.
Vrouwelijke gasten samen bij de opening van de Travel Boutique.
Dat Yeşim Candan al jarenlang in Amsterdam-Zuid woont, is voor deze benadering belangrijk. Van de school van haar kinderen en het Nyenrode-netwerk tot ondernemerskringen en de winkeliersvereniging beschikt zij over een breed netwerk. Dat netwerk wil zij meenemen naar de Travel Boutique. ‘Ik wil dat mensen die binnenkomen zich meteen welkom voelen, gaan zitten en misschien langer blijven dan zij van plan waren. Wie bij mij thuis komt, krijgt eerst eten en drinken. Zo gaat dat in onze familie. In de Travel Boutique wil ik hetzelfde gevoel creëren.’
Corendon benadrukt dat de nieuwe locatie niet bedoeld is om met bestaande reisbureaupartners te concurreren. De boutique verkoopt uitsluitend producten van Corendon. Naast de klassieke pakketreizen worden ook By June-villa’s, bijzondere boetiekhotels, luxe resorts, cruises en premium accommodaties onder de aandacht van een nieuwe doelgroep gebracht.
TitusKramer, links, die belangen heeft in verschillende onderdelen van Corendon en daar voorzittersfuncties bekleedt, behoorde tot de eregasten bij de opening van de Travel Boutique.
‘MENSEN MOETEN ZEGGEN: LATEN WE EVEN BIJ CORENDON BINNENLOPEN’
Het interieurontwerp van de Travel Boutique. Corendon bouwt aan een nieuw model rond persoonlijk contact en gastvrijheid, waarden die in de digitale wereld opnieuw aan betekenis winnen.
Candans droom voor over een jaar draait vóór de verkoopcijfers om de nieuwsgierigheid die de locatie oproept. Zij wil dat mensen niet alleen komen om een vakantie te kopen, maar ook in de rij staan om te zien wat er binnen gebeurt en zeggen: ‘Laten we even bij Corendon binnenlopen.’ Dat vat de kern van de nieuwe functie samen: eerst de mens, dan vertrouwen en vervolgens de reis.
De gevel van de Travel Boutique, die aan vliegtuigdeuren doet denken, begroette bezoekers met de boodschap: ‘Bent u benieuwd wat hier gaat gebeuren?’
LATEN WE NU KIJKEN NAAR HET LEVENSVERHAAL ACHTER DEZE NIEUWE FUNCTIE EN KENNISMAKEN MET YEŞİM CANDAN
Om te begrijpen waarom de nieuwe functie bij Corendon aan Yeşim Candan werd toevertrouwd, is het niet voldoende alleen naar haar huidige titel te kijken. Haar leven begon in een arme Rotterdamse wijk en voerde via het bedrijfsleven en integratieprojecten naar de politiek, het schrijverschap, radio en televisie en de strijd voor vrouwenrechten. Dat vormt ook de werkelijke achtergrond van haar nieuwe functie.
HET FAMILIEVERHAAL DAT IN 1968 BEGON
De grootvader van Yeşim Candan kwam in 1968 vanuit de omgeving van het Tuz Gölü, bij Ankara, naar Nederland. De familie maakte de strijd van de eerste generatie Turkse arbeidsmigranten mee om hier werk en een bestaan op te bouwen. Haar vader opende een van de eerste islamitische slagerijen in Rotterdam; later volgden verschillende winkels en het reisbureau Reisturk. Candan noemt haar familie altijd ondernemend en verwoordde ook de zin die zich in haar jeugd in haar hoofd vastzette: ‘Leef om te winnen, verliezen is voor mislukkelingen. De wijk waar ik vandaan kom heeft mij geleerd te vechten. Toch heb ik altijd geprobeerd te verbinden. Ik liet mij niet tegenhouden.’
1975: HET KIND VAN ‘KLEIN TÜRKİYE’ IN ROTTERDAM-WEST
Yeşim Candan werd op 12 mei 1975 in Rotterdam geboren. Zij groeide op in Rotterdam-West, in een omgeving waar armoede, straatgevechten en drugsproblemen voelbaar waren. Omdat in haar straat vrijwel alle kinderen Turks waren, werd de buurt ‘Klein Türkiye’ genoemd. Zij leerde Nederlands op de basisschool. ‘Ik ken de werkelijkheid van discriminatie. Ik groeide op in een arme wijk in Rotterdam-West. Mijn straat heette Klein Türkiye. Ik speelde altijd met Turkse kinderen en leerde Nederlands op de basisschool. Vroeger waren er onder Turken geen afzonderlijke groepen. Wij vormden een ongedeelde gemeenschap en ik was er trots op daar deel van uit te maken.’
Jaren later vatte haar uitspraak ‘Mijn wieg stond in een getto’ die jeugdervaring kort maar krachtig samen: ‘De plek waar je wieg staat, bepaalt meestal je toekomst. Natuurlijk niet altijd. Mijn wieg stond immers in een getto en door hard te werken ben ik gekomen waar ik nu ben. Maar dat is geen regel die voor ieder kind geldt dat in een arme wijk wordt geboren.’
NIET TUSSEN TWEE CULTUREN, MAAR MIDDEN IN BEIDE
Nog een foto van Yeşim Candan in haar jonge jaren.
Candans kijk op identiteit is vanaf haar jeugd gebaseerd op de erkenning van de band tussen opgroeien in Nederland en opgevoed worden door een Turkse familie. Zij wilde niet dat die twee kanten elkaar uitsloten, maar dat zij elkaar aanvulden. In een eerder interview zei zij: ‘Ik heb mijn hele leven in Nederland gewoond, maar mijn ouders zijn Turks. De Nederlandse samenleving heeft mij gevormd, mijn familie heeft mij geleerd wie ik ben en waar ik vandaan kom. Van mij vragen een van beide te kiezen, betekent mij vragen de helft van mijn leven te ontkennen.’
Tijdens haar Nyenrode-jaren kwam zij eens met een glas rode wijn naar een bijeenkomst. Er werd gevraagd of haar geloof dat wel toestond. Toen zij zei dat zij zich in haar hart Turks voelde, leidde ook dat tot verbazing. Haar antwoord was duidelijk: ‘Nationaliteit gaat niet over waar je bent opgegroeid, maar over wie je heeft opgevoed. U kunt niet van mij vragen mijn wortels te ontkennen. Het wordt tijd dat mensen hun oogkleppen afzetten. Als bicultureel mens doe je het blijkbaar altijd verkeerd.’
VAN ONDERWIJS NAAR HET BEDRIJFSLEVEN: NYENRODE, KLM CARGO EN RECKITT BENCKISER
Na het voortgezet onderwijs studeerde zij aan de Rotterdam International School of Economics. De omgang met studenten uit uiteenlopende culturen vergrootte haar belangstelling voor mens en cultuur. Vervolgens studeerde zij bedrijfskunde aan Nyenrode Business Universiteit. Haar afstudeeronderzoek deed zij bij KLM Cargo. Haar professionele loopbaan begon bij het internationale consumentenbedrijf Reckitt Benckiser.
Een loopbaan in het bedrijfsleven nam haar onvrede over vooroordelen en verloren talent echter niet weg. Zij verzette zich tegen situaties waarin iemand die in Marokko hoogleraar was geweest jarenlang geen werk vond in Nederland, of waarin een Turkse jongere met een MBA-diploma asbest moest verwijderen. Zij zag daarin niet alleen persoonlijke drama’s, maar ook verlies voor de Nederlandse economie.
ALS ‘HOLLANDSE OBAMA’ GEPRESENTEERD, FEL TEGEN VOOROORDELEN
De Telegraaf presenteerde de 32-jarige Yeşim Candan als een symbool van een nieuwe, hoogopgeleide generatie met een migratieachtergrond en gebruikte de vergelijking ‘Hollandse Obama’. Het artikel beschreef haar werk bij De Baak om vooroordelen te doorbreken en zette haar scherpe reactie in de kop: ‘Turken lui? Volgens mij zijn juist Nederlanders lui!’
Een pagina uit De Telegraaf over Yeşim Candan en de biculturele generatie.
Die zin was geen wetenschappelijke generalisatie, maar een bewuste omkering, gericht tegen de mentaliteit die mensen met een migratieachtergrond gemakkelijk als ‘lui’ bestempelt. Zo ontwikkelde zich Candans publieke stijl: eerst de aandacht trekken en daarna de dubbele standaard achter een vastgeroeste opvatting blootleggen.
In hetzelfde artikel werd verteld dat een schilder haar vroeg: ‘Schat, van welk ras ben jij?’ Candans bezwaar richtte zich niet alleen tegen de vraag naar haar afkomst, maar vooral tegen het reduceren van haar hele persoonlijkheid tot die ene vraag.
‘BICULTUREEL’ IN PLAATS VAN ‘ALLOCHTOON’
Een van Yeşim Candans meest blijvende bijdragen aan het maatschappelijke debat in Nederland is haar pleidooi voor het woord ‘bicultureel’ in plaats van ‘allochtoon’. Het woord ‘allochtoon’ was een etiket geworden dat eerst iemands vreemd-zijn benadrukte en pas daarna de persoon zag. Candan wilde duidelijk maken dat een tweede cultuur geen gebrek is, maar juist kennis, ervaring en kracht.
Tijdens haar werk bij De Baak Management Centrum VNO-NCW bracht zij die gedachte naar het bedrijfsleven. Haar boodschap was dat bedrijven diversiteit niet als een vorm van sociale hulp moesten zien, maar als economische waarde die internationale concurrentiekracht, nieuwe markten en andere perspectieven oplevert.
‘INSPIRATIE VOOR INTEGRATIE’: JONGEREN DIE GEEN PROBLEMEN, MAAR OPLOSSINGEN AANDRAGEN
Voor de door haar binnen De Baak opgezette wedstrijd ‘Inspiratie voor Integratie’ werden 125 projecten ingediend. Vijftien jonge ondernemers kregen begeleiding om ideeën te ontwikkelen die uiteenliepen van gevangenisbezoeken en een integratiespel tot intercultureel theater, een virtueel museum en een interreligieus benefietconcert. ‘Onze finalisten zijn het zat dat zij een stempel op hun voorhoofd krijgen en in een hokje worden gestopt. Zij zijn het zat voortdurend als allochtoon te worden gezien en zichzelf te moeten uitleggen. Zij zijn rolmodellen. Zij moeten de kracht van biculturele mensen laten zien.’
De positieve taal van het project bracht mensen uit verschillende kringen samen, onder wie toenmalig premier Jan Peter Balkenende, Ahmed Aboutaleb, koningin Máxima en Neelie Kroes. Candans grootste verdienste was dat zij het integratiedebat weghaalde uit de exclusieve sfeer van criminaliteit, werkloosheid en aanpassingsproblemen en verbond met talent, initiatief en rolmodellen.
Werken met jongeren binnen een van de projecten van ‘Inspiratie voor Integratie’. Het doel was jongeren niet als object van problemen te behandelen, maar als dragers van oplossingen.
2009: YES I’M, EEN OPROEP TOT ZELFVERTROUWEN VANUIT HAAR EIGEN NAAM
Eind 2009 richtte zij het bedrijf YES I’M op. Het merk, afgeleid van haar eigen naam, droeg de boodschap uit: ‘Wees trots op wie je bent en op wat je kunt.’ Candan gaf lessen en workshops over diversiteit, talentontwikkeling, netwerken en inspiratie. Ook werkte zij als dagvoorzitter, presentator en debatleider.
YES I’M was zowel de naam van het bedrijf dat Yeşim Candan oprichtte als haar filosofie om ‘ja’ te zeggen tegen nieuwe uitdagingen.
2010: PARTİJ ÉÉN EN DE ZOEKTOCHT NAAR DE ‘DUTCH DREAM’
In 2010 begon zij de beweging Partij Eén. De beweging zocht, vóór de etiketten links en rechts, naar een nieuwe politiek die op waarden was gebaseerd. Zij wilde ondernemerschap en idealisme, individuele verantwoordelijkheid en duurzaamheid onder één dak brengen en tegenover angst en polarisatie juist verbinding, menselijkheid en diversiteit plaatsen.
Partij Eén verdedigde de gedachte van een ‘Dutch Dream’, Nederland als land van kansen. Het sociale stelsel mocht mensen niet passief maken, ondernemerschap moest al op de basisschool worden onderwezen en culturele diversiteit moest als economische kans worden gezien. Candan verklaarde dat zij niet zozeer bovenaan de kandidatenlijst wilde staan, maar vooral de oprichter wilde blijven die de beweging bijeenhield.
De partij wist niet de gehoopte steun van kiezers te verwerven en de weg naar het parlement eindigde voordat die werkelijk was begonnen. Toch liet de poging Candans bereidheid zien om risico’s te nemen. De Aletta van Nu Prijs, die zij in 2010 ontving, bevestigde de maatschappelijke zichtbaarheid van dit politieke initiatief.
Beelden van bijeenkomsten van Partij Eén. De beweging legde tegenover angstpolitiek de nadruk op ondernemerschap, idealisme en diversiteit.
2011: ‘NEDERLAND, WORD WAKKER!’
In 2011 publiceerde Yeşim Candan haar eerste boek, ‘Nederland, word wakker!’. Daarin onderzocht zij waarom integratie was mislukt en hield zij zowel de Nederlandse samenleving als gemeenschappen met een migratieachtergrond een spiegel voor. Met de woorden ‘Kiezen tussen Nederland en Türkiye is alsof ik tussen mijn vader en mijn moeder moet kiezen’ verzette zij zich tegen een opgelegde loyaliteitstest.
Jan Peter Balkenende prees de boodschap van wederzijds respect, terwijl Frits Bolkestein haar een ‘straatsoldaat’ noemde. Guus Hiddink raadde het boek aan iedereen aan die de multiculturele samenleving wilde begrijpen. Candan overhandigde het eerste exemplaar aan Hiddink.
‘Nederland, word wakker!’ was Yeşim Candans gezamenlijke wake-upcall aan Nederland en aan gemeenschappen met een migratieachtergrond.
2018: ‘TUSSEN DE LIEFDE VAN ERDOĞAN EN DE KILHEID VAN RUTTE’
De krantenpagina van de Volkskrant waarop de opvattingen van Yeşim Candan werden gepubliceerd.
Haar lange artikel, dat op 30 juni 2018 in de Volkskrant werd gepubliceerd, werd een van Yeşim Candans meest besproken bijdragen. Toen zij op de avond van de verkiezingen in Türkiye jongeren op het Amsterdamse Mercatorplein de overwinning van Erdoğan zag vieren, vroeg zij zich verbaasd af waarom mensen die hier waren geboren en opgegroeid zich zo sterk aan een leider op afstand verbonden.
Het artikel richtte zich tot beide kanten. Zij stelde dat het bestuur van Erdoğan de verdeeldheid binnen de Turkse gemeenschap verdiepte, maar betoogde tegelijk dat Mark Ruttes uitspraak ‘Pleur op’ buitengesloten Turkse jongeren in de armen van Erdoğan dreef. De Volkskrant presenteerde het stuk met de boodschappen ‘Tussen de liefde van Erdoğan en de kilheid van Rutte’ en ‘Turkse Nederlanders zitten klem tussen twee populistische stromingen’.
‘Als je tegen je vrouw zegt: pleur op, drijf je haar uiteindelijk in de armen van een andere man. Dat is wat wij onder jonge Turkse Nederlanders zien. Erdoğan zegt tegen hen: jullie zijn mijn burgers, ik ben jullie leider, en biedt hun een identiteit waarop zij trots kunnen zijn.’
Candan deed ook een beroep op de verantwoordelijkheid van de Turkse gemeenschap. Islamisten en seculieren moesten, ook wanneer zij het oneens waren, met elkaar blijven praten en mochten bedreiging en intimidatie niet toestaan. Haar slotboodschap was de wil om onafhankelijk van de leiders van beide landen te leven: ‘Echt leiderschap betekent verantwoordelijkheid nemen om je hier in de samenleving staande te houden. Het betekent richting geven aan je eigen leven. Daarvoor heb je Rutte of Erdoğan niet nodig.’
Een illustratie over het identiteitsdebat binnen de Turkse gemeenschap in Nederland.
De illustratie die de Volkskrant publiceerde bij het artikel over Turkse Nederlanders die klem zitten tussen Erdoğan en Rutte.
TEGEN RUTTE: ‘WAAROM WORDT U NIET DE PREMIER VAN DEZE JONGEREN?’
Na de gebeurtenissen in Rotterdam stelde zij tijdens RTL Late Night een rechtstreekse vraag aan premier Mark Rutte. Zij vroeg waarom jongeren die in Nederland waren geboren de president van Türkiye als hun leider zagen: ‘Waarom dwingt u zichzelf niet om de premier van deze jongeren te worden? Dan zouden zij niet voor de Turkse diaspora kiezen. Deze jongeren zien de Turkse president Erdoğan als hun leider.’
Ruttes antwoord bleef beperkt tot: ‘Dat is een goede vraag.’ Daarna ging hij over op een ander onderwerp. Jaren later besprak Candan Ruttes excuses voor het slavernijverleden en zijn erkenning dat een kind met een Marokkaanse achtergrond niet dezelfde kansen heeft als een kind uit Baarn, het dorp van de welgestelden. Het verschil tussen zijn vroegere taal van ‘pleur op’ en de nieuwe taal over kansengelijkheid noemde zij een draai van 180 graden. ‘Van pleur op naar ik zie jou… Wat zit er achter deze plotselinge ommekeer? Of is dit make-up voor het toeslagenschandaal?’
In dat commentaar herinnerde zij aan de discriminatie op achternaam door de Belastingdienst, de armoede onder kinderen en de kloof tussen rijk en arm. Zij waardeerde Ruttes nieuwe woorden, maar bleef vragen waarom die pas na twaalf jaar regeringsmacht werden uitgesproken.
EEN STEM DIE IN KRANTEN, OP RADIO EN TELEVISIE HET DEBAT NIET UIT DE WEG GAAT
Yeşim Candan tijdens een televisieprogramma, waarin zij actuele ontwikkelingen bespreekt.
Yeşim Candan schreef voor RTL Nieuws, De Telegraaf en de Volkskrant. Op NPO Radio 2 presenteerde zij ‘Wild in de Middag’, zij nam deel aan televisiedebatten en in het voorjaar van 2026 werd zij columnist bij Het Parool. Haar directe uitspraken over identiteit, politiek, verhoudingen tussen mannen en vrouwen, discriminatie en vrijheid van meningsuiting leidden zowel tot brede steun als tot felle reacties.
Na de D66-discussie zei zij in 2024: ‘Ik voelde mij alsof ik aan de brandstapel was gebonden en verbrand.’ Zij stelde dat Nederland te weinig ruimte bood aan een vrije biculturele vrouw die streed tegen racisme en voor vrouwenrechten en homorechten. In plaats van te zwijgen om zichzelf te beschermen, bleef zij haar stem in het publieke domein gebruiken.
2023: SLECHTS 24 UUR OP DE KANDIDATENLIJST VAN D66
Voor de Tweede Kamerverkiezingen van 2023 stond zij op de elfde plaats van de conceptkandidatenlijst van D66. Daarmee ontstond uitzicht op een Kamerzetel. Een eerdere harde uitspraak over Sigrid Kaag en gesprekken die zij in 2018 en 2019 met Forum voor Democratie over een mogelijke kandidatuur had gevoerd, kwamen echter opnieuw ter sprake. Zij wilde D66 niet beschadigen en trok zich een dag later terug.
De gebeurtenis liet zien hoe een jaren eerder geschreven column in de politiek kan terugkeren. Candan zei later dat zij had moeten begrijpen dat zij de partij over die eerdere gesprekken had moeten informeren. De teleurstelling was groot, maar zij trok zich niet terug uit de media of het debat.
2025: EEN KORT MAAR LEERZAAM AVONTUUR IN EXPEDITIE ROBINSON
In 2025 deed zij mee aan Expeditie Robinson van RTL 4. Haar avontuur op het eiland duurde kort; na een verloren proef moest zij als eerste deelnemer vertrekken. Zij verborg die ervaring niet als een mislukking, maar beschreef haar als een confrontatie die haar opnieuw liet nadenken over haar grenzen, de verhoudingen binnen een team en de prioriteiten in haar leven.
2026: TEGEN VROUWENMOORDEN MET ‘11 RED FLAGS’
Vrouwenmoorden, geweld binnen relaties en ‘intieme terreur’ behoren de laatste jaren tot Candans belangrijkste strijdpunten. Op Internationale Vrouwendag gaf zij leiding aan acties met rode schoenen. In haar in 2026 gepubliceerde boek ‘11 Red Flags, Een toxische relatie herkennen en stoppen’ beschreef zij de vroege waarschuwingssignalen van een giftige relatie.
Aan de hand van echte verhalen van vrouwen en deskundige inzichten behandelde zij fasen als lovebombing, jaloezie, controle, isolatie van vrienden en familie, stalking en lichamelijk geweld. De boodschap van het boek was helder: liefde moet veiligheid bieden; liefhebben betekent niet bezitten, maar vrijheid geven.
MIJN HERINNERING AAN YEŞİM CANDAN
Toen Yeşim Candan jaren geleden op de afdeling Public Affairs van Corendon werkte, maakte zij tijdens een bezoek een foto van mij en deelde die op sociale media met de woorden: ‘İlhan Karaçay is een van de eerste journalisten van Hürriyet in Nederland. Een wijze man die mij veel raad geeft. Hij bekritiseert mij en geeft mij moed.’ Die woorden deden mij vanzelfsprekend goed. Belangrijker was echter dat zij lieten zien dat Candan kritiek niet uit de weg gaat. Zij behoort niet tot degenen die alleen applaus willen horen. Zij luistert naar kritiek, spreekt tegen wanneer dat nodig is, discussieert en neemt uiteindelijk haar eigen besluit. Dat is een van de opvallendste eigenschappen van de Yeşim Candan die ik al jarenlang volg.
Yeşim Candan maakte deze foto van mij tijdens een bezoek aan Corendon en deelde hem met de woorden: ‘Hij bekritiseert mij en geeft mij moed.’
DE BRUG TUSSEN HET REISTURK VAN TOEN EN DE TRAVEL BOUTIQUE VAN NU
In het leven van Yeşim Candan zijn er rollen die op het eerste gezicht sterk van elkaar verschillen: dochter van een migrantenfamilie met een slagerij en reisbureau, bedrijfskundige van Nyenrode, integratiepionier, oprichter van een nieuwe partij, auteur, presentator, voorvechter van vrouwenrechten en manager in het toerisme. Toch staan in al die rollen dezelfde twee begrippen centraal: mensen met elkaar verbinden en verantwoordelijkheid nemen voor het eigen leven.
Partij Eén kwam niet in het parlement, haar kandidatuur voor D66 duurde slechts één dag en haar avontuur in Expeditie Robinson eindigde met de eerste uitschakeling. Sommige uitspraken werden te scherp gevonden en haar politieke zoektocht werd bekritiseerd. Toch opende Candan na iedere breuk een andere deur. De gevel van de Travel Boutique, die op een vliegtuigdeur lijkt, is daarom niet alleen een architectonisch idee, maar ook een nieuwe deur in haar leven.
Het meisje Yeşim, dat in het Rotterdamse Reisturk koffie rondbracht en tussen de tickets opgroeide, wil vandaag in Amsterdam-Zuid naar klanten luisteren en samen met hen hun reis uitstippelen. De tussenliggende jaren voerden haar naar zeer uiteenlopende terreinen, maar haar terugkeer naar het toerisme betekent dat zij met veel meer ervaring terugkeert naar haar beginpunt. ‘Reizen is niet alleen de bestemming. Het gaat om wat je voelt, de herinneringen die je verzamelt en de ervaringen die je opdoet. Vanaf het eerste contact tot het moment waarop je thuiskomt, willen wij een echte beleving creëren.’
KORTE CHRONOLOGIE
JAAR
ONTWIKKELING
1968
Haar grootvader kwam vanuit de omgeving van het Tuz Gölü naar Nederland.
1975
Yeşim Candan werd in Rotterdam geboren.
Jaren 1990
Zij studeerde aan de International School of Economics en Nyenrode en deed onderzoek bij KLM Cargo.
Jaren 2000
Reckitt Benckiser en De Baak; het begrip ‘bicultureel’; Inspiratie voor Integratie.
2009
Zij richtte YES I’M op.
2010
Zij begon Partij Eén en ontving de Aletta van Nu Prijs.
2011
Zij publiceerde ‘Nederland, word wakker!’.
2018
In de Volkskrant verscheen haar uitgebreide artikel over Erdoğan, Rutte en Turkse Nederlanders.
2023
Na 24 uur trok zij zich terug van de kandidatenlijst van D66.
2025
Zij deed mee aan Expeditie Robinson.
2026
‘11 Red Flags’, haar columns in Het Parool en de leiding over de Corendon Travel Boutique.
Bir yanıt yazın