Şahin Yıldırım’ın hazırladığı açık hava sergisi, Hollanda’nın kalkınmasına emek veren insanların hikâyelerini, Lange Voorhout’un ağaçları arasında buluşturdu. Açılışı, Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen yaptı.
Yıllar önce birkaç yıllığına yola çıkanların hayatları, bugün şehrin ortasındaki panolarda anlatılıyor. Sergide, benim aile fotoğrafım da var. Bağışladığım binlerce fotoğrafın ardından, kendi ailemden bir kareyi bu ortak tarihin içinde görmek, elbette ayrı bir anlam taşıyor.
Bir işçi çocuğu olarak babasının kuşağının hikâyelerini araştıran Şahin Yıldırım, yıllardır topladığı fotoğraf ve hatıralarla, Hollanda’nın göç tarihini gelecek kuşaklara taşıyor.
(Haberin Hollandacası, Türkçe haberin hemen altında.
De Nederlandse versie staat direct onder de Turkse tekst.)
İlhan KARAÇAY yazdı
Serginin hazırlayıcısı Şahin Yıldırım ile açılışı gerçekleştiren Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen, Lange Voorhout’ta.
Şahin Yıldırım’ı, Hollanda’daki göç tarihine sahip çıkan çalışmalarıyla yıllardır tanırım. O, birinci kuşağın aile albümlerinde saklanan fotoğraflarını, hatıralarını ve hayat hikâyelerini toplayıp, kitaplarla ve sergilerle yeni kuşaklara ulaştırıyor. Babası da Hollanda’ya çalışmaya gelen ilk kuşaktan olan Şahin’in bu emeğini, daha önce de çeşitli haberlerimde anlatmıştım.
Türkiye’nin ve Hollanda’nın farklı kentlerine taşıdığı “Gurbette” sergileriyle pek çok insanı geçmişiyle buluşturan Yıldırım, şimdi de Lahey’in merkezinde, alışılmışın dışında bir sergiye imza attı. Bu kez fotoğraflar, Lange Voorhout’un ağaçları arasına yerleştirilen panolarda sergileniyor. Açılışı da, Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen yaptı.
Sonbahar yaprakları arasında sergilenen bu fotoğraflara bakarken, insan, kendi ailesinden, komşusundan veya yıllar önce aynı işyerinde çalıştığı bir dostundan izler bulabiliyor.
BELEDİYE BAŞKANINDAN GÖÇ TARİHİNE DESTEK
“Hollanda’da 60 Yıllık İşçi Göçü” adıyla hazırlanan sergi, Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen tarafından açıldı. Milletvekillerinin, senatörlerin, diplomatik temsilcilerin ve çok sayıda davetlinin katıldığı buluşma, ilk kuşağın hatıralarını kent yaşamının içine taşıdı.
Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen, açılış konuşmasında göç hikâyelerinin korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına dikkat çekti.
Van Zanen, Şahin Yıldırım’ın kitapları, tiyatro çalışmaları ve sergileri aracılığıyla, göçmenlerin kişisel hikâyelerinin yaşatılmasına verdiği emeği anlattı. İşçi göçünün, Hollanda’nın ekonomik gelişiminde ve bugünkü toplum yapısının oluşmasında oynadığı role değindi.
Ben, belediye başkanının bu açılışı yapmasını önemsiyorum. Çünkü bir ülkenin kalkınmasında payı olan insanların geçmişine, o ülkenin yöneticilerinin de sahip çıkması gerekir. İlk kuşağın alın terinin, şehrin merkezinde ve belediye başkanının katılımıyla hatırlanması, çocuklarına ve torunlarına da anlamlı bir mesaj veriyor.
Serginin açık havada kurulması da bu buluşmayı kolaylaştırıyor. Bir sergi salonuna gitmek için ayrıca hazırlık yapmanız gerekmiyor. Yürürken durup bir fotoğrafa bakabiliyor, altındaki hayat hikâyesini okuyabiliyorsunuz.
BİRKAÇ YILLIĞINA GELİP HAYAT KURANLAR
İtalya, İspanya, Yunanistan, eski Yugoslavya, Türkiye ve Fas’tan gelen işçiler, savaş sonrası Hollanda’nın işgücü ihtiyacını karşılayan kuşaklar arasındaydı. Birçoğu, para biriktirip memleketine dönmeyi düşünüyordu. Yıllar geçti, aileler birleşti, çocuklar büyüdü, burada yeni bir hayat kuruldu.
Lange Voorhout’un ağaçları arasındaki panolar, ziyaretçileri Hollanda’nın göç geçmişiyle buluşturuyor. Fotoğrafta, Hollanda’da iki dönem milletvekilliği yapmış olan Fatma Koşer Kaya görülüyor.
Bu süreç, birkaç cümleyle anlatıldığı kadar kolay yaşanmadı. Dilini bilmediğiniz bir ülkede çalışmak, geride bıraktığınız yakınlarınızdan haber beklemek, bir odada başka işçilerle yaşamak, çocuklarınızın geleceği için karar vermek… Eski sergilerle ilgili haberlerimde de üzerinde durduğum bu konular, ailelerin hayatında derin izler bıraktı.
Göçmenlere yıllar boyunca verilen farklı adların da yer aldığı sergi panosunu inceleyen ziyaretçiler.
Göçmenlerin hangi işlerde çalıştıklarını bilmek kadar, gündelik hayatlarını nasıl kurduklarını da öğrenmek gerekiyor. Hollandalı komşularıyla ilişkileri, çocukların okula başlaması, aile birleşimleri ve kültürel faaliyetler, bu tarihin birbirini tamamlayan parçalarıdır.
Şahin Yıldırım’ın çalışmaları da bu kişisel hatıraları bir araya getiriyor. Fotoğraftaki bir yüzün arkasında, ziyaretçinin birkaç dakikada okuyacağı, fakat sahibinin bir ömür boyunca yaşadığı bir hikâye var.
ŞAHİN YILDIRIM’IN BABASININ GÖÇ HİKÂYESİ
Şahin Yıldırım için bu konu, kendi ailesinin geçmişine de uzanıyor. Açılışta anlattığına göre, babası Ahmet Yıldırım, Hollanda’ya çalışmak için gelen ilk kuşak işçilerden biriydi. İnşaat sektöründe önce temizlik işlerinde çalıştı, ardından vinç operatörlüğü yaptı.
Yıldırım, babasının 25 yılı aşan çalışma hayatında, Schiphol Havalimanı ile Lahey’deki Westeinde Hastanesi’nin inşasında da görev aldığını anlattı. İlk kuşağın ağır çalışma şartlarını hatırlatarak, haftada altı, hatta yedi gün çalışan insanların emeğine dikkat çekti.
Açılış programında Şahin Yıldırım, kendi ailesinin göç geçmişini de paylaştı. O’nun için sergideki hikâyelerin, aile hayatına uzanan bir karşılığı var.
Bugün bir havalimanından geçerken veya bir hastanenin önünden yürürken, o yapının inşasında kimlerin çalıştığını düşünmeyebiliyoruz. Yıldırım’ın babasının hikâyesi, bu yapılara başka bir gözle bakmamızı sağlıyor. Şehrin gelişmesinde, adını bilmediğimiz insanların da payı olduğunu hatırlatıyor.
Babalarının hayat hikâyelerini kayda geçiren çocukların emeği, bu nedenle değerli. Eski bir fotoğrafın ne zaman ve nerede çekildiğini, içindeki insanların kim olduğunu, ilk kuşak hayattayken öğrenip yazmak gerekiyor. Sonraki kuşakların, ellerindeki albümü anlayabilmesi, biraz da buna bağlı.
BENİM AİLE FOTOĞRAFIM DA SERGİDE
Eşim Jeanne, çocuklarım Ruşen ve Vahide ile aile fotoğrafımız, sergide “Sınır Tanımayan Aşklar” başlıklı panoda yer alıyor.
Gelelim, bu serginin benim için taşıdığı ayrı anlama. Panolardan birinde, bizim aile fotoğrafımız da yer alıyor. Eşim Jeanne ve çocuklarımız Ruşen ve Vahide ile birlikte olduğumuz o kare, “Grenzeloze liefdes”, yani “Sınır Tanımayan Aşklar” başlığı altında sergileniyor.
Atlas Kültür Merkezi, 2019–2022 yılları arasında, farklı kültürlerden insanların kurdukları evlilikler üzerine de bir araştırma yaptı. Bu çalışmada, çiftlerin karşılaştıkları sorunlar, çocukların yetiştirilmesi, geleceğe ilişkin endişeler ve önyargılar ele alındı. Bizim aile fotoğrafımızın yer aldığı “Sınır Tanımayan Aşklar” panosu da, göçün aile hayatında açtığı bu pencereyi gösteriyor. Yıllar önce çalışmak için başlayan yolculuklar, zamanla farklı kültürlerden insanların birbirlerini sevmesine, evlenmesine ve birlikte çocuk yetiştirmesine uzandı.
Yıllar içinde biriktirdiğim binlerce fotoğrafı, Şahin Yıldırım’a bağışladım. Gazetecilik hayatım boyunca çekilen ve saklanan bu karelerin, göç tarihini araştıranlara ve yeni kuşaklara ulaşmasını istedim. Bir arşivin değeri, içindeki görüntülerin yeniden okunmasıyla, anlatılmasıyla daha iyi ortaya çıkıyor.
Şimdi, o ortak tarihin içinde kendi ailemden bir fotoğrafı görmek, beni de gülümsetiyor.
Eeee, kendisine binlerce fotoğraf bağışladık, bizim aileyi de bir köşeye koysun artık, değil mi?
Şaka bir yana, aile albümümüzden bir karenin bu sergide bulunması, göçün insanların özel hayatında açtığı yeni yolları da gösteriyor.
YILLARDIR SÜREN BİR ARŞİV EMEĞİ
Şahin Yıldırım’ın çalışmalarını uzun zamandır izliyorum. 2021 yılında, kardeşleri Murat, Yasin ve Hamza ile eğitim, teknoloji ve kültür alanlarında yaptıkları işleri yazmıştım.
Aynı yıl, “Gurbette” sergisinin Trabzon’daki durağını da okurlarıma duyurmuştum. İstanbul, Ankara ve Bursa’dan sonra, göçmenlerin hatıraları, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde ziyaretçilerle buluşmuştu.
Şahin Yıldırım’ın göç tarihine ilişkin araştırmaları, yıllar içinde kitaplara, sergilere ve eğitim çalışmalarına dönüştü.
Bu çalışmaların önemli duraklarından biri, 2014 yılında yayımlanan “50 jaar, 50 verhalen”, yani “50 Yıl, 50 Hikâye” adlı eserdi. Birinci kuşağın hayatlarını kayıt altına alan çalışma, “Gurbette” sergilerine de kaynak oldu.
Türkiye’deki ziyaretçiler, Hollanda’ya gönderdikleri yakınlarının hangi şartlarda yaşadığını, fotoğraflar ve hayat hikâyeleriyle görebildiler.
2022 yılında ise Utrecht’te, Belediye Başkanı Sharon Dijksma’nın ev sahipliğinde açılan sergiyi yazdım. O çalışmada da Türklerin yanında, Hollanda’ya farklı ülkelerden gelen işçilerin hikâyeleri yer alıyordu. Bugünkü Lahey sergisine, yıllar içinde biriken bu emeğin devamı olarak bakmak gerekiyor.
Atlas Kültür Merkezi’nin araştırma, arşiv ve eğitim faaliyetleri, ailelerde saklanan hatıraların daha geniş bir çevreye ulaşmasına imkân veriyor. Şahin’in bu konuda gösterdiği ısrarın karşılığını, bugün kent merkezinde durup panoları okuyan insanlarda görebiliyoruz.
GÖÇ TARİHİNİ ÇOCUKLARA ANLATMAK
Açılış programında, göçmen ailelerin çocuklarının eğitimde karşılaştıkları güçlükler ve fırsat eşitliği de konuşuldu. Fatima Akchar’ın yönettiği panelde, Milletvekili Mohammed Mohandis, iş insanı Oktay Ünlü ve öğretmenlik geçmişi bulunan Bart ten Broek yer aldı.
Soldan sağa Mohammed Mohandis, Oktay Ünlü, Bart ten Broek ve paneli yöneten Fatima Akchar, göç, eğitim ve toplumsal katılım üzerine konuştu.
Yıldırım, göç tarihinin eğitimde daha geniş yer bulması gerektiğine dikkat çekiyor. O’na göre, çocukların, Hollanda’nın gelişmesinde göçmen işçilerin payını öğrenmesi, birlikte yaşayacakları toplumu daha iyi tanımalarına yardımcı olacak. LinkedIn paylaşımında da göç eğitiminin geleceğimiz için bir gereklilik olduğunu izah ediyor.
Bu düşünceye katılıyorum. Bir çocuğun, arkadaşının dedesinin nereden geldiğini, burada ne iş yaptığını öğrenmesi, birbirlerini tanımaları için bir başlangıç olabilir. Kendi ailesinin hikâyesini bilmek de çocuğun, yaşadığı ülkeyle bağını anlamasına yardımcı olur.
İlk kuşağın çocukları ve torunları, bugün öğretmen, hekim, hukukçu, araştırmacı, girişimci ve milletvekili olarak toplumun içinde. Bu değişimin nasıl yaşandığını anlatırken, başarılarla birlikte karşılaşılan engelleri de konuşmak gerekir. Panelin eğitim ve katılım konularını ele alması, serginin bugüne uzanan yönünü de görünür kılıyor.
AİLENİZLE BİRLİKTE GÖREBİLECEĞİNİZ BİR SERGİ
Açılışta, keman sanatçısı Eddie Salomon’un müziği de katılımcılara eşlik etti. Konuşmaların ardından ziyaretçiler, Lange Voorhout boyunca yerleştirilen panoları gezerek, fotoğrafları ve hayat hikâyelerini inceledi.
Keman sanatçısı Eddie Salomon, ağaçlar arasında kurulan sahnede, açılış programına müziğiyle eşlik etti.
Yıldırım’ın duyurusuna göre sergi, 18 Kasım’a kadar, Lahey’deki Lange Voorhout’ta ücretsiz ziyaret edilebiliyor. Hollanda’da yaşayan dostlarıma, fırsat bulurlarsa çocukları ve torunlarıyla birlikte bu sergiyi görmelerini öneririm. Bir fotoğrafın önünde başlayacak sohbet, aile içinde henüz anlatılmamış hatıraların da ortaya çıkmasına vesile olabilir.
Elinizde eski fotoğraflar varsa, arkalarına isimleri, yerleri ve bildiğiniz tarihleri yazın. Bir gün o kareyi eline alan torununuz, kimlere baktığını bilsin. Şahin Yıldırım’ın yıllardır yaptığı çalışmanın, hepimize hatırlattığı pratik bir görev de bu.
Kendi aile fotoğrafımı bu sergide görmekten memnuniyet duyuyorum. Daha da önemlisi, birlikte yaşadığımız bu ülkenin geçmişinde, bizim ailelerimizin de yerinin görülmesi. Şahin Yıldırım’a ve bu hatıraların korunmasına emek veren herkese teşekkür ediyorum.
YAZILARIMI YAYINLAYAN DOST HABER PORTALLARI MİLYONLARCA OKURA KAVUŞTURUYOR
*********** NEDERLANDSE VERSIE
MIGRATIEGESCHIEDENIS IN BEELD IN HET HART VAN DEN HAAG
De openluchtfototentoonstelling van Şahin Yıldırım brengt op het Lange Voorhout de verhalen samen van mensen die Nederland hielpen opbouwen. Burgemeester Jan van Zanen verrichtte de opening.
De levens van mensen die ooit voor een paar jaar vertrokken, zijn nu te zien op panelen midden in de stad. Ook een foto van mijn gezin maakt deel uit van de tentoonstelling. Nadat ik duizenden foto’s heb geschonken, heeft het voor mij natuurlijk een bijzondere betekenis om onze eigen familie terug te zien als onderdeel van deze gezamenlijke geschiedenis.
Als zoon van een arbeidsmigrant onderzoekt Şahin Yıldırım de verhalen van de generatie van zijn vader. Met de foto’s en herinneringen die hij al jarenlang verzamelt, geeft hij de Nederlandse migratiegeschiedenis door aan volgende generaties.
Door İlhan KARAÇAY
Initiatiefnemer Şahin Yıldırım en burgemeester Jan van Zanen, die de tentoonstelling opende, op het Lange Voorhout.
Ik ken Şahin Yıldırım al jaren door zijn werk voor het behoud van de migratiegeschiedenis in Nederland. Hij verzamelt foto’s, herinneringen en levensverhalen van de eerste generatie, die vaak nog in familiealbums verborgen liggen. Via boeken en tentoonstellingen maakt hij ze toegankelijk voor nieuwe generaties. Zijn vader behoorde zelf tot de eerste generatie die naar Nederland kwam om te werken. Over Şahins inzet heb ik al in verschillende artikelen geschreven.
Met zijn tentoonstelling “Gurbette”, over het leven ver van het geboorteland, bracht Yıldırım in verschillende Turkse en Nederlandse steden veel mensen in contact met hun verleden. Nu heeft hij in het centrum van Den Haag een bijzondere tentoonstelling gerealiseerd. Ditmaal hangen de foto’s op panelen tussen de bomen van het Lange Voorhout. Burgemeester Jan van Zanen verrichtte de opening.
Wie deze foto’s tussen de herfstbladeren bekijkt, kan er iets in herkennen van zijn eigen familie, een buur of een vriend met wie hij jaren geleden op de werkvloer stond.
DE BURGEMEESTER STEUNT HET BEHOUD VAN DE MIGRATIEGESCHIEDENIS
De tentoonstelling “60 jaar arbeidsmigratie in Nederland” werd geopend door de Haagse burgemeester Jan van Zanen. Kamerleden, senatoren, diplomatieke vertegenwoordigers en vele andere genodigden waren aanwezig. Zo kregen de herinneringen van de eerste generatie een zichtbare plaats in het stadsleven.
Burgemeester Jan van Zanen benadrukte in zijn openingstoespraak het belang van het bewaren en doorgeven van migratieverhalen.
Van Zanen sprak over de inzet van Şahin Yıldırım, die met zijn boeken, theaterprojecten en tentoonstellingen de persoonlijke verhalen van migranten levend houdt. Hij stond stil bij de rol van arbeidsmigratie in de economische ontwikkeling van Nederland en in het ontstaan van de samenleving zoals we die nu kennen.
Ik vind het belangrijk dat de burgemeester deze tentoonstelling heeft geopend. Bestuurders horen immers ook zorg te dragen voor de geschiedenis van mensen die aan de opbouw van hun land hebben bijgedragen. Dat het werk van de eerste generatie midden in de stad, in aanwezigheid van de burgemeester, wordt erkend, geeft ook hun kinderen en kleinkinderen een betekenisvolle boodschap mee.
De opstelling in de buitenlucht maakt een bezoek bovendien laagdrempelig. Je hoeft er geen apart museumbezoek voor te plannen. Tijdens een wandeling kun je stilstaan bij een foto en het bijbehorende levensverhaal lezen.
ZE KWAMEN VOOR EEN PAAR JAAR EN BOUWDEN HIER EEN LEVEN OP
Arbeiders uit Italië, Spanje, Griekenland, voormalig Joegoslavië, Turkije en Marokko behoorden tot de generaties die na de oorlog het tekort aan arbeidskrachten in Nederland hielpen opvangen. Velen wilden wat geld sparen en daarna terugkeren naar hun geboorteland. De jaren verstreken, gezinnen werden herenigd, kinderen groeiden op en hier ontstond een nieuw bestaan.
De panelen tussen de bomen van het Lange Voorhout laten bezoekers kennismaken met de Nederlandse migratiegeschiedenis. Op de foto is Fatma Koşer Kaya te zien, die twee termijnen lid was van de Nederlandse Tweede Kamer.
Die ontwikkeling verliep niet zo eenvoudig als een korte samenvatting doet vermoeden. Werken in een land waarvan je de taal niet spreekt, wachten op nieuws van achtergebleven dierbaren, een kamer delen met andere arbeiders, beslissingen nemen over de toekomst van je kinderen… Deze onderwerpen, die ik ook in mijn artikelen over eerdere tentoonstellingen beschreef, hebben diepe sporen nagelaten in het leven van gezinnen.
Bezoekers bekijken een paneel waarop ook de verschillende benamingen staan die migranten in de
loop der jaren kregen.
Naast hun werk verdient ook het dagelijks leven van migranten aandacht. Het contact met Nederlandse buren, de eerste schooldag van hun kinderen, gezinshereniging en culturele activiteiten zijn allemaal onderdelen van dezelfde geschiedenis.
Yıldırım brengt deze persoonlijke herinneringen samen. Achter een gezicht op een foto schuilt een verhaal dat een bezoeker in enkele minuten kan lezen, maar dat voor de betrokkene een heel mensenleven omvat.
HET VERHAAL VAN ŞAHİN YILDIRIMS VADER
Voor Şahin Yıldırım raakt dit onderwerp ook aan zijn eigen familiegeschiedenis. Tijdens de opening vertelde hij dat zijn vader Ahmet Yıldırım tot de eerste generatie arbeidsmigranten behoorde. In de bouw begon hij met schoonmaakwerk, waarna hij kraanmachinist werd.
Zijn vader werkte meer dan 25 jaar en was onder meer betrokken bij de bouw van Schiphol en het Westeinde Ziekenhuis in Den Haag, vertelde Yıldırım. Hij herinnerde aan de zware omstandigheden waarin de eerste generatie werkte en aan de mensen die zes, soms zelfs zeven dagen per week aan het werk waren.
Tijdens de opening deelde Şahin Yıldırım ook zijn eigen familiegeschiedenis. De verhalen op de tentoonstelling hebben voor hem een persoonlijke betekenis.
Als we vandaag door een luchthaven lopen of langs een ziekenhuis wandelen, denken we vaak niet na over de mensen die eraan hebben gebouwd. Het verhaal van Yıldırıms vader laat ons met andere ogen naar zulke gebouwen kijken. Het herinnert ons eraan dat ook mensen van wie we de naam niet kennen, aan de ontwikkeling van de stad hebben bijgedragen.
Daarom is het waardevol dat kinderen de levensverhalen van hun ouders vastleggen. Wanneer en waar een oude foto is gemaakt en wie erop staan, moet worden uitgezocht en opgeschreven zolang de eerste generatie het nog kan vertellen. Alleen zo kunnen volgende generaties hun familiealbums blijven begrijpen.
OOK ONZE GEZINSFOTO MAAKT DEEL UIT VAN DE TENTOONSTELLING
Dan de bijzondere betekenis die deze tentoonstelling voor mij persoonlijk heeft. Op een van de panelen staat ook onze gezinsfoto. De foto waarop ik samen met mijn vrouw Jeanne en onze kinderen Ruşen en Vahide sta, is opgenomen onder de titel “Grenzeloze liefdes”.
Atlas Cultureel Centrum deed tussen 2019 en 2022 ook onderzoek naar huwelijken tussen mensen met verschillende culturele achtergronden. Daarbij kwamen de problemen van deze stellen, de opvoeding van hun kinderen, zorgen over de toekomst en vooroordelen aan bod. Het paneel “Grenzeloze liefdes”, waarop onze gezinsfoto staat, belicht eveneens deze kant van migratie. Reizen die ooit begonnen om elders te gaan werken, leidden na verloop van tijd ook tot liefde, huwelijken en het samen grootbrengen van kinderen.
Onze familiefoto, met mijn vrouw Jeanne en mijn kinderen Ruşen en Vahide, is in de tentoonstelling te zien op het paneel met de titel ‘Liefde zonder grenzen’.
Ik heb Şahin Yıldırım duizenden foto’s geschonken die ik door de jaren heen heb verzameld. Het gaat om beelden die tijdens mijn journalistieke loopbaan zijn gemaakt en bewaard. Ik wilde dat ze beschikbaar zouden komen voor onderzoekers van de migratiegeschiedenis en voor nieuwe generaties. De waarde van een archief wordt pas echt zichtbaar als de beelden opnieuw worden bekeken en de verhalen erbij worden verteld.
Het doet me glimlachen om nu ook een foto van mijn eigen gezin in die gezamenlijke geschiedenis terug te zien.
Ach, als je iemand duizenden foto’s schenkt, mag hij je eigen gezin toch ook wel ergens een plekje geven?
Alle gekheid op een stokje, deze foto uit ons familiealbum laat zien welke nieuwe wegen migratie ook in het persoonlijke leven heeft geopend.
JARENLANGE INZET VOOR HET BEWAREN VAN HERINNERINGEN
Ik volg het werk van Şahin Yıldırım al lange tijd. In 2021 schreef ik over zijn activiteiten met zijn broers Murat, Yasin en Hamza op het gebied van onderwijs, technologie en cultuur.
Datzelfde jaar berichtte ik over de tentoonstelling “Gurbette” in Trabzon. Na İstanbul, Ankara en Bursa waren de herinneringen van migranten toen te zien aan de Karadeniz Technische Universiteit.
Şahin Yıldırıms onderzoek naar de migratiegeschiedenis heeft in de loop der jaren geleid tot boeken, tentoonstellingen en educatieve activiteiten.
Een belangrijke mijlpaal was het boek “50 jaar, 50 verhalen”, dat in 2014 verscheen. Het legde de levens van mensen uit de eerste generatie vast en vormde ook een bron voor de tentoonstellingen “Gurbette”. Bezoekers in Turkije konden aan de hand van foto’s en levensverhalen zien onder welke omstandigheden hun familieleden in Nederland hadden geleefd.
In 2022 schreef ik over de tentoonstelling in Utrecht, waarbij burgemeester Sharon Dijksma als gastvrouw optrad.
Ook daar kwamen naast Turkse arbeiders mensen uit andere herkomstlanden aan bod. De huidige tentoonstelling in Den Haag bouwt voort op het werk dat in al die jaren is verzet.
Met onderzoek, archivering en educatieve activiteiten zorgt Atlas Cultureel Centrum ervoor dat herinneringen uit familiekring een breder publiek bereiken. Wie nu in het stadscentrum de panelen staat te lezen, ziet het resultaat van Şahins vasthoudendheid.
KINDEREN LATEN KENNISMAKEN MET DE MIGRATIEGESCHIEDENIS
Tijdens de opening werd ook gesproken over de moeilijkheden die kinderen uit migrantengezinnen in het onderwijs tegenkomen en over gelijke kansen. Onder leiding van Fatima Akchar namen Tweede Kamerlid Mohammed Mohandis, ondernemer Oktay Ünlü en voormalig docent Bart ten Broek deel aan het panelgesprek.
Van links naar rechts Mohammed Mohandis, Oktay Ünlü, Bart ten Broek en gespreksleider Fatima Akchar. Zij spraken over migratie, onderwijs en maatschappelijke deelname.
Yıldırım vindt dat de migratiegeschiedenis meer aandacht moet krijgen in het onderwijs. Als kinderen leren welke bijdrage arbeidsmigranten aan de ontwikkeling van Nederland hebben geleverd, kunnen zij de samenleving waarin ze opgroeien beter begrijpen. Ook in zijn LinkedIn-bericht legt hij uit waarom migratie-educatie volgens hem noodzakelijk is voor onze toekomst.
Daar ben ik het mee eens. Als een kind leert waar de grootvader van een klasgenoot vandaan komt en wat hij hier voor werk deed, kan dat een begin zijn om elkaar beter te leren kennen. Ook kennis van de eigen familiegeschiedenis helpt een kind zijn band met het land waarin het leeft te begrijpen.
De kinderen en kleinkinderen van de eerste generatie zijn nu onder meer docent, arts, jurist, onderzoeker, ondernemer en Kamerlid. Om te begrijpen hoe die ontwikkeling is verlopen, moeten we zowel de successen als de hindernissen bespreken. De aandacht voor onderwijs en deelname aan de samenleving maakt duidelijk hoe de tentoonstelling ook met het heden verbonden is.
EEN TENTOONSTELLING OM SAMEN MET UW FAMILIE TE BEZOEKEN
Violist Eddie Salomon verzorgde tijdens de opening de muzikale omlijsting. Na de toespraken bekeken de bezoekers de foto’s en levensverhalen op de panelen langs het Lange Voorhout.
Violist Eddie Salomon zorgde op het podium tussen de bomen voor de muzikale omlijsting van de opening.
Volgens de aankondiging van Yıldırım is de tentoonstelling tot en met 18 november gratis te bezoeken op het Lange Voorhout in Den Haag. Mijn vrienden in Nederland raad ik aan om, als ze de gelegenheid hebben, samen met hun kinderen en kleinkinderen te gaan kijken. Een gesprek bij een foto kan herinneringen losmaken die binnen de familie nog nooit zijn verteld.
Heeft u oude foto’s, schrijf dan op de achterkant de namen, plaatsen en voor zover bekend de data. Dan weet uw kleinkind later wie er op de foto staan. Ook die praktische taak brengt het jarenlange werk van Şahin Yıldırım ons in herinnering.
Ik ben blij dat onze gezinsfoto deel uitmaakt van deze tentoonstelling. Nog belangrijker vind ik dat zichtbaar wordt dat ook onze families een plaats hebben in de geschiedenis van het land waarin we samen leven. Ik dank Şahin Yıldırım en iedereen die zich inzet voor het bewaren van deze herinneringen.
BEVRIENDE NIEUWSSITES BRENGEN MIJN ARTIKELEN BIJ MILJOENEN LEZERS…
Bir yanıt yazın