Ethem Emre yönetimindeki Türk Hukuku Bürosu, Hollanda-Türkiye Ticaret Odası, İnter Talent Gençlik Vakfı, İnter Focus ve Elfi Sigorta ile sorunları çözüyor.
*Karayolu ile anavatana gidecek olanlara en son sağlıklı
bilgileri bu yazıda bulacaksınız.
*Nişanlılığın sona ermesi halinde yapılacak olanlar…
*Sağ kalan eşin mirasçılığı…
*Hollanda-Türkiye arasındaki ticaret…
*Hollanda’daki kaza tazminatları için yapılacak olan işlemlerin bedelini, müşteri değil, sigorta ödüyor.
İlhan KARAÇAY derledi:
Hollanda’da, yurttaşlarımızın hukuki sorunları için faaliyette bulunan Türk avukat sayısı yüze yaklaşmaktadır. Eğitimlerini Hollanda’da tamamlayıp diplomalarını alan genç avukatlarımız, özellikle dil sorunu çeken yurttaşlarımız için biçilmiş kaftandır. Bu genç avukatlarımızın varlığı, Hollanda’daki yurttaşlarımız için çok önemlidir.
Hollanda’da öyle bir ‘Sosyal yapılı ve tüccar kafalı’ kişi var ki, bu kişinin yarattığı hizmetlere bakanlar, gerçekten küçük dillerini yutacak gibi şaşırıyorlar.
Kim mi bu herkesi şaşkınlatıran adam?
Kendisinden daha önce, ‘Bir koltukta üç karpuz taşıyan Türk: Ethem Emre’ diye söz etmiştim.
Neler yazmıştım neler?
*Kaza kurbanlarına tazminatlarını kazandırıyor…
*Miras sorunlarına çare buluyor…
*Nişanlılık sonrası doğan sorunları çözüyor… *Hollanda-Türk Ticaret Odası’nı başarıyla yönetiyor… *Türk gençlerini eğitim sonrası iş hayatına hazırlıyor…
*Türk Hukuk Enstitüsü ile genç avukatları bir araya getiriyor… *Türk Ticaret Merkezi’ni planlıyor…
Dördüncü karpuzun yolda olduğunu yazmıştım ama, şimdi beşinci karpuz da koltuk altına girdi. Aslında bu gelişmeyi daha önce, ‘Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, dördüncü ve hatta sonraki karpuzları da diğer koltuğunun altına sığdıracak gibi Ethem Emre…’ diyerek kehânette bulunmuştum.
1962 yılında doğan Ethem Emre, 1974 yılında Lahey’de yaşayan babasının yanına aile birleşimi kapsamında gelmiş. İlkokulu burada tamamladıktan sonra eğitimini teknik alanda sürdürdü.
Hollandacayı, Türkçeden daha iyi yazıp okuduğu söylenince, yeminli tercümanlık belgesini aldı ve 1981 yılında yurttaşlarına ilk hizmeti tercüman olarak vermeye başladı.
Yurttaşlardan gelen, kaza şikâyetlerinin artması üzerine, bu konuda hazırlıklar yaptı ve anlaştığı hukukçulardan yararlanarak ‘Kaza Uzmanı’ oldu.
Gerek trafik kazaları ve gerekse işyeri kazaları sonunda iş göremez hale gelen kazazedelerin tazminat haklarını elde etmek için harekete geçen Ethem Emre, bu konuda kendisine başvuran müşterilerinden tek cent para almadı. Hollanda yasalarına göre, bu konuda açılan dosyanın masrafını sigorta şirketleri ödüyor.
Ethem Emre’yi, Rotterdam’daki Holding binasında ziyaret ettiğiniz zaman tam beş bölüm içinde şaşırıyorsunuz.
Hizmetleri en iyi şekilde verebilmek için, en yetenekli elemanları da bulmayı beceriyor Ethem Emre.
Türkiye ve Hollanda hukukunu çok iyi bilen dört Türk avukat ile çalışıyor Ethem Emre.
Bu iş için, merkez binalarının dışında bir adreste ‘Türk Danışma Merkezi’ olarak hizmet veriyor.
Bu merkezde hukukun çeşitli dallarında uzmanlaşmış olan Av. Ahmet Burak Sarı, Av. Emre Dinç, Av. Mete Noyan Yorulmaz ve Av. Deniz Cem Toptaş hizmet veriyorlar.
Avukat Ahmet Burak Sarı Türk Danışma Merkezi hakkında şunları söylüyor: “Van Galenstraat 103 Rotterdam adresinde yeni bir hizmet birimi, Türk danışma merkezi olarak hizmete açmış bulunmaktayız. Türk danışma merkezi olarak bünyemizde bulunan ve alanında uzman kadromuzla Hollanda ve Türkiye’de kaza hukuku, miras hukuku, aile ve boşanma hukuku, yabancılar ve vatandaşlık hukuku, vergi hukuku, şirket kurma ve şirketler hukuku, alacak takibi gibi hukuk alanına giren konuların yanında lobicilik anlamında kamu ve kültür diplomasisi alanında da ücretsiz danışmanlık hizmetleri sunmaktayız.
Özellikle son yıllarda gelişim gösteren danışmanlık merkezleri alanında uzman kadrolarıyla muhasebeden markalaşmaya, eğitimden sağlık ve hukuk alanına kadar pek çok alanda müşterilerine profesyonel destek sağlamaktalar.
Danışmanlık merkezimiz birbirinden farklı faaliyet alanlarında yatırımcıların iş alım süreçlerinde, sürecin kendileri için daha verimli olmasını sağlamakta yardımcı olur. Danışman kişi ya da kişiler talep ettiğiniz bir alanda profesyonel destek sunarak süreci çok daha kolay atlatmanıza yardımcı olurlar.
Strateji belirleme danışmanlığı kapsamında, insan kaynaklarını doğru kullanarak, kurum kültürünün gelişmesini sağlayacak yöntemlerle kurumsal sürdürülebilirliği sağlamak.
Kurumsal stratejilerin hayata geçirilmesinde kurum kültürü geliştirilmesine katkı sağlamak.
Danışmanlık hizmetlerimiz pek çok konu özelinde çeşitlenebilir. Danışmanlık hizmetlerimizden yararlanmak isteyen kişi veya kuruluşlar, hangi alanda destek almak istediklerini belirleyerek profesyonel kadrolarımızdan yardım alırlar.
İnsan Kaynakları Danışmanlığı Hizmeti, Proje Yönetimi Danışmanlığı Hizmeti, Pazarlama Danışmanlığı Hizmeti
Marka ve Patent Danışmanlığı Hizmeti, Ar-Ge Danışmanlığı Hizmeti, Uluslararası İşlemler Danışmanlığı Hizmeti,
Finans ve Muhasebe Danışmanlığı Hizmeti, Eğitim Danışmanlığı Hizmeti.”
TÜRK HUKUKU BÜROSU
Avukat Emre Dinç, Türk hukuku hakkındaki görüşlerini şöyle açıklıyor:
Türk Hukuku Bürosu olarak, Hollanda ve Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının, Türkiye’deki dava ve diğer hukuki ihtiyaçlarına yerinden ve tek merkezden avukatlık hizmeti veriyoruz. Rotterdam, Amsterdam, Den Haag ve Arnhem’de bulunan ofislerimizden, kişilere avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.
Büromuz ile iletişime geçen danışanlarımıza öncelikle konu hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Gerektiği takdirde ofislerimizde kendileriyle görüşüyor, sorunu titizlikle inceledikten sonra müvekkilimizin Türkiye’ye gitmesine gerek kalmadan, Türkiye’deki dava ve hukuki işlerini yürütüyoruz. Böylece tek merkezden kolaylıkla ulaşılabilir bir hukuk hizmeti sunuyoruz.
Müvekkillerimizi birçok alanda temsil ediyoruz. Kurumumuzda Miras Hukuku, Gayrımenkul ve Kira Hukuku, Borçlar, Alacak ve Tazminat Hukuku, Aile ve Boşanma Hukuku, Nüfus ve Vatandaşlık İşlemleri, Ticaret Hukuku, Tüketici Hukuku, Uluslararası Hukuk, Sigorta Hukuku dahil birçok alanda avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti veriyoruz.
Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın hayat düzeni her ne kadar bu ülkede kurulu olsa da Türkiye ile olan sosyal, ekonomik ve kültürel bağları sıkı bir şekilde devam etmektedir. Sosyal ve ekonomik ilişkilerin bulunduğu her yerde, hukuka ve dolayısıyla hukukçuya da ihtiyaç vardır. Ancak gözlemlerimize göre, buradaki vatandaşlarımızın rahatlıkla ulaşabileceği Türk Hukuku hizmetleri son derece yetersiz idi. Bu yüzden, hak arama özgürlüğü ve hukuki bilgiye erişim imkanının kısıtlı kaldığını; bu durumun ise ne yazık ki hak kayıplarına ve mağduriyetlere yol açtığını gözlemlemekteydik. Konunun Avrupa’daki Türk toplumunun toplumsal bir ihtiyacı haline geldiğini düşünüyor ve bu ihtiyacın karşılanması için sıkı bir şekilde çalışıyoruz. Türk Hukuku Bürosu’nun kuruluş temelinde bu anlayış vardır.
Hollanda’da Türk toplumunun çok önemli bir yere sahip olduğunun bilincindeyiz. Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımız, Türkiye’deki dava ve hukuki işlemleri için bugüne dek Türkiye’ye gitmek durumunda kalıyorlardı. Bu durum ise, hukuki sürecin yönetimi ve takibinde sorunlara yol açmakta; sıklıkla mağduriyet ve hak kayıplarına sebep olmaktaydı. Dolayısıyla sağladığımız hizmeti, bir toplumsal ihtiyaç olarak görüyor ve sahip çıkıyoruz. Amacımız, Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun, burada sürdürdüğü hayat düzenini bozmasına gerek kalmadan, yerinden avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti alabilmesidir.”
BİR DE HUKUK ENSTİTÜSÜ VAR
Ethem Emre’nin bir avantajı var tabii…
Zira oğlu Onur Emre de avukat. Elfi (Letselschade Advocaat) Kaza Sigortası’nı yönetiyor. Onur Emre ayrıca ‘Türk Hukuk Enstitüsü’nü kurmuş. Hollanda’da yetişen hukukçuları bir araya toplamak ve geliştirmek amacıyla kurulan enstitüyü şöyle anlatıyor Onur Emre:
“Hollanda-Türk Hukuk Enstitüsü, Türk ve Hollanda Hukuku arasında uyum ve işbirliğinin gelişmesi ve iki ülke hukukçuları arasında işbirliği hukukçular birliği gibi, mesleki dayanışmanın sağlanmasına katkıda bulunur.
Hollanda ile Türkiye iki ülke arasında anlaşmazlığa sebep olan hukuki meselelerde talep olması durumunda, iki ülkenin hukukuna uygun çözümler üretir ve gerekli görür ise kamuoyunu bilgilendirir.
Ülkelerin iç hukuk mevzuatlarını bahane ederek ihmal ettikleri, uluslararası hukuk ilkeleri ve evrensel değerlerin iç hukuk mevzuatlarına uyarlanması ve uygulanması hususunda teşvik edici çalışmalar yapar. Ayrıca Hollanda, Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinin iç hukuklarında vuku bulan mevzuat değişikliklerini takip eder ve ilgilileri haberdar eder.
Hollanda’nın yerel mahkemelerinin Türkler ile ilgili verdiği kararları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Uluslararası Adalet Divanı tarafından verilen kararları inceler, yerel hukuk nezdinde icra edilebilirliğini gözlemler. Yasama ve idari alanlardaki düzenlemelerin iyileştirilmesine katkı vermek için hukuki referans olabilecek kürsü veya araştırma merkezleri kurar ve yönetir.
Hollanda ve Türkiye iki ülke arasında hukuki ilişkilerin uluslararası normlara ulaşması için, resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yapar, konferanslar ve toplantılar tertipler.
Türkiye ve Hollanda hukukunun temel meseleleri ve çözümlerini araştırmak ve bu alandaki resmi ve özel faaliyetlere yardımcı olmak için seminer, konferans, serbest ders, kurs ve benzeri programlı faaliyetler düzenler.
Hukuk ve Adalet alanında araştırma inceleme ve her türlü çalışma sonuçlarını gerekirse Türkçe, Hollandaca ve diğer yabancı dillerde basılacak veya başka türlü çoğaltılacak şekilde kitap, dergi ve benzeri yayınlarla açıklar.
Türkiye ve Hollanda hukukuna hizmet eden hukukçular, ilim adamları vs. akademisyenler, hukuk öğrencileri, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve barolar gibi kişi ve kuruluşlar arasından uygun göreceği kimse kişi veya kurumları ödüllendirir.
Genç hukukçuların iyi yetişmesini temin için Hollanda ve Türkiye hukuk fakültelerinde yetişen öğrenci ve ya stajyerlere burslar verir, misafirhaneler ve ya lokaller kurar.
Hollanda-Türk Hukuk Enstitüsü amacına ulaşmak için, Enstitü genel kurulunun ve ya yönetim kurulunun uygun göreceği ve mevzuatın yasaklamadığı başka yöntemlerle Hukuk ve Adalet alanında yürüttüğü faaliyetler dışında sosyal ve kültürel alanlarda faaliyetlerde bulunan diğer başka kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak ortak çalışma alanları yaratır. Misyonumuz, Hollanda ve Türkiye’de, kişi ve kurumlardan bağımsız olarak, adalet ve hukuk alanını ilgilendiren akademik seviyede ARGE çalışmalarını teşvik ve takip ederek değerlendirme sonuçlarını her iki toplumla paylaşmak.
Her iki ülke arasında hukuki ilişkilerin uluslararası hukukun tarif ettiği normlara uygun düşecek hale gelecek seviyede gelişmesine katkı sağlayacak eğitim ve ARGE çalışmaları yapmak. Vizyonumuz, Adalet ve Hukuk alanında uluslararası projeler geliştirerek model ve muhatap alınan Enstitü olmak.”
KARAYOLU YOLCULARINA
Ethem Emre, kaza sigortası uzmanlığı olarak, anavatana kara yolu ile gidecek olanlara şu tavsiyelerde bulunuyor:
Sigortalarınızı kontrol ettiniz mi? Çünkü Kaza Geliyorum Demez!
Tatile karayolu ile gidecek yolcuların, tatile çıkmadan önce trafikle ilgili sigortalarını kontrol etmeleri gerekir. İzinde veya izin yolunda başınıza bir trafik kazası gelmesi halinde, nasıl hareket etmeniz gerektiği ile ilgili aşağıda ki önerilerimizi dikkatle okumanızı tavsiye ederiz. Öncelikle sigorta hizmeti aldığınız kuruluştan mevcut sigortanızı kontrol ettirip, eksiklerinizi tamamlamanızı ve sigorta poliçelerinizi iyi okumanızı öneriyoruz.
Trafik sigortaları ile ilgili kısa bilgileri şu şekildedir:
Hukuk Sigortası (Rechtsbijstandverzekering)
Sadece taşıt sigortanız içinde ek bir sigorta olabileceği gibi, ailenin başına gelebilecek bir çok sorun için aile hukuk sigortası paketi de yaptırmak mümkündür. Bu durumda sigorta paketinin içerisinde mutlaka araç hukuku sigortası olmalıdır. Yurtiçi ve yurtdışında yasal haklarınızın takibi için bu sigorta önemlidir. Avukat tutmak gerektiğinde bu sigortanız devreye girecektir.
Adalet Divanı’nın, Avrupa ülkelerini kapsayan kararına göre, 2013 Aralık ayından itibaren insanların avukat seçme hakkı serbest bırakılmıştır. İnsanlar genelde istedikleri avukatları tutabilir ve verilen hukuk hizmeti masraflarını bu hukuk sigortası karşılar.
Kasko Sigortası (All Risk Verzekering)
Tatil yollarında kaza yapma riski daha yüksek olduğu için, araba ile izine gidecek olanlara kasko sigorta yapmalarını öneriyoruz. Elbette arabayı dikkatli kullanmak gerekir ama “Kaza geliyorum demez!“. Kasko sigorta ile araba hasarını sigortalamış olursunuz.
Arabanıza ek olarak yapacağınız sigortadır. Kaza anında arabada bulunanlarda kalıcı hasar (blijvende letsel) oluşması ya da ölüm halinde, önceden anlaşılmış miktar tazminat olarak ödenir. Bu sigorta genelde otomatikman yaptırılmakta olup kısmi masrafları karşılamaktadır.
Kazalarda Yolcu Sigortası
-2 (Schade Verzekering Inzittenden (SVI))
Kaza sonrasında arabadaki yolcuların ‘Letselschade’ bedensel yaralanma veya psikolojik incinme (manevi hasar) olarak kaza tazminatını öder. Ayrıca şoför haksız olsa bile, ‘Letselschade’ masraflarını karşılar. Yurtdışına çıkacak yolcuların bu sigortayı mutlaka yaptırmalarını öneriyoruz.
Seyahat Sigortası (Reisverzekering)
Hollanda’da sağlık sigortanız Hollanda sınırları içinde sizin sağlık masraflarınızı karşılar. Yurtdışında olduğunuzda ise sigortanın kapsama alanı azalır. İstediğiniz hastane ya da doktora gidemeyebilirsiniz, yada bazı ülkelerde sağlık sigortanız geçerli olmayabilir. İzinde yanınıza aldığınız bagaj, karşılaştığınız bir hasar seyahat sigortası kapsamına girer. Hırsızlık durumunda ‘inboedelverzekering’ kapsamından çıkar ve seyahat sigortası kapsamına girer. Seyahat sigortasını gideceğiniz yerlere göre, Türkiye’nin tümünü kapsayacak şekilde bir sigorta yaptırmanızı öneririz.
Yurtdışında Kaza Sonrası Ne Yapmalı?
Trafik kazası her ne kadar arzu edilmeyen bir durum olsa da kaza geliyorum demez. Trafik kazalarında, kaza formunu (Europees Schadeformulier SAF) iki tarafın da doldurması ve imzalaması hukuken zorunludur; Türkiye için de geçerlidir. Bazı ülkelerde farklı kurallar söz konusu olabilmektedir. Yurtdışında geçerli olacak ‘groenekaart’ sigortanız mutlaka yanınızda bulunmak zorundadır.
Kaza Yapıldığında Önerilerimiz:
– Alarm merkezini (ANWB ya da SOS’u) arayın
– Anlaşamama durumunda ANWB ya da SOS yurtdışı hizmetleri size yardımcı olacaktır. Genelde sigortaların kaza yaptığınız ülkelerde temsilcilikleri vardır.
– Polis ya da güvenliğe haber verin; yaralanmalarda mutlaka polis raporu isteyin;
– Okuyamadığınız, anlayamadığınız durumlarda formları imzalamayın;
– Kaza yeri ve her iki aracın resimlerini çekin, hatta yaralanmaları da;
– Tanıkların bilgilerini alın;
– Hastaneden sağlık raporu isteyin;
– Sigortanıza kaza haberini iletin ve kayıt altına alınmasını sağlayın;
– Yaptığınız maddi harcamaların belgelerini saklayın;
– Yaralanmalarda kaza haklarınızın aranması için zamanında başvuruda bulunun;
– Sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin.
Kaza sonrası haklarınızın savunulması için başvuruda gecikmeyin
Yurtdışı kazalarında, yukarıdaki noktalara dikkat ederek gerekli belgeleri toplayın. Hollanda’ya döndüğünüzde beklemeden; araba, yol seyahati sigortanız dışında, ayrıca kaza tazminatı (Letselschade) konusunda bizimle bir an önce iletişim kurun.
Randstad Kaza Hukuku Kurumu (Randstad Personenschade BV) olarak şimdiden bütün yolcularımıza kazasız ve belasız yolculuklar diliyoruz.
NİŞANLILIĞIN SONA ERMESİ HALİNDE YAPILACAK OLANLAR
Avukat Deniz Cem Toptaş, nişanlılığın sona ermesi halinde yapılması gerekenleri anlatıyor:
Türk Hukukunda nişanlılığın sona ermesinin hukuki sonuçlarını ele alacağız. Hukukumuzda nasıl ki evlenme ve evliliğin sona ermesinin hukuki neticeleri düzenlenmişse; benzer şekilde nişanlanmanın ve nişanlılığın sona ermesinin de hukuki sonuçları düzenlenmiştir. Nişanlanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 118. ve 123. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanuna göre, nişanlanma, evlenme vaadiyle olur. Diğer bir anlatımla, birbiriyle evlenmek isteyen kadın ve erkeğin resmi evlilik öncesinde, birbiriyle evlenme niyetlerini birbirlerine açıklamaları sonucunda, hukuken nişanlanma gerçekleşir. Tarafların evlenme vaadi, yazılı veya sözlü; açık veya zımni olabilmektedir. Kültürümüzde bir erkeğin bir kadına yüzük vermesi ve kadının da yüzüğü takması, zımni evlenme vaadine örnek olarak gösterilebilir. Peki, hukuken geçerli olarak kurulan bir nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi yani nişanın bozulması halinde, tarafların hak ve yükümlülükleri ne olacaktır? Gelin birlikte inceleyelim.
Nişanlılığın sona ermesi halinde öncelikle taraflar, hukuken “nişanlı” konumundan çıkmakta ve nişanlanmadan önceki kişisel hallerine geri dönmektedir. Nişanın bozulmasının hukuki sonuçları, Türk Medeni Kanunu’nun 120, 121 ve 122. Maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda gösterilen şartların oluşması halinde tarafların “Maddi Tazminat”, “Manevi Tazminat” ve “Hediyelerin geri verilmesi” hakları doğabilmektedir. Maddi Tazminat hakkındaki kanuni düzenleme şu şekildedir:
“Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.
Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.”
Kanun maddesinden görüldüğü üzere, nişanı tek taraflı irade beyanı ile haklı bir sebep olmaksızın sonlandıran veya nişanlılık ilişkisinin bozulmasına kendi kusuru ile sebep olan taraf, diğer tarafın evlenme amacıyla yaptığı harcamalar karşılığında, uygun bir tazminat vermekle yükümlü kılınmıştır. Evlenme amacıyla yapılan harcamalara, evlenmenin gerçekleşeceği düşüncesi ile yapılan düğün salonu kiralanması, mobilya ve çeyiz eşyalarının satın alınması, balayı erken rezervasyonları gibi pek çok örnek gösterilebilir. Maddi tazminatın koşullarının oluşması halinde nişanlı taraf, diğer nişanlıya karşı maddi tazminat istemiyle dava açabilecektir. Ayrıca, tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için tazminat isteyebilecektir. Davalı nişanlının vefatı halinde, dava nişanlının mirasçılarına da yöneltilebilmektedir.
Manevi tazminat ise Kanunumuzda şu şekilde düzenlenmiştir:
“Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Görüldüğü üzere Kanun, nişanın bozulması sebebiyle nişanlılardan birinin kişilik haklarının saldırıya uğraması halinde kusurlu olan diğer nişanlıdan uygun bir miktarda manevi tazminat ödenmesini talep edebileceğini düzenlemiştir. Burada maddi tazminattan ayrılan önemli bir ayrıntı vardır: Maddi tazminat taleplerinde nişanlının ana ve babası ya da onlar gibi davranan kimselerin de hak talep edebileceğini yukarıda açıklamıştık. Oysa ki manevi tazminat isteme hakkı, yalnızca nişanlılara tanınmıştır.
Son olarak, “Hediyelerin Geri Verilmesi” ise Kanunumuzda şu şekilde düzenlenmiştir:
“Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.
Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.”
Görüleceği üzere nişanlılık ilişkisinin sona ermesi halinde, her iki nişanlının da kusurluluk durumlarına bakılmaksızın, diğer nişanlıya verilen alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesi talep edilebilecektir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus ise, “alışılmışın dışındaki hediye” kavramından ne anlamak gerektiğidir. Kanun bu şartı getirmesine rağmen, kavramın sınırları hakkında bir açıklık getirmemiştir. Hangi hediyelerin alışılmışın dışındaki hediye sayılacağı, yerel örf ve adet kuralları, tarafların sosyoekonomik durumları ve Yargıtay içtihatları ile tespit edilmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre, nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışındaki hediye olarak kabul görmektedir. Öte yandan, takıların bizzat nişanlı tarafından takılması zorunluluğu da yoktur. Örneğin aile arasında yapılan bir nişan töreninde, ana-babanın veya onlar gibi davrananların diğer nişanlıya taktığı takılar da Yargıtay içtihatlarına göre nişanlı tarafından takılmış sayılır ve nişanın bozulması durumunda bizzat talep edilebilir.
Kanunumuza göre, nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır.
SAĞ KALAN EŞİN MİRASÇILIĞI
Avukat Mete Noyan Yorulmaz, sağ kalan eşin miras konusunu şöyle anlatıyor:
“Hukukumuzda, mirasa ilişkin genel kurallar Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanuna göre, sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:
1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte biri,
2. Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısı,
3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
Miras hakkı bakımından sağ kalan eşin karı veya koca olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Geride kalan eş (karı veya koca) aynı koşullarla terekede hak sahibi olur. Sağ kalan eşin mirasçı olabilmesi için mirasbırakanla arasında ölüm anında resmî bir evlilik ilişkisinin bulunması gerekir. Evlilik ilişkisinin, resmî olarak kurulmamış olması veya mirasbırakanın ölümünden önce sona ermesi, eşin mirasçılığını engelleyecektir. Evlilik dışı birliktelikler, hayat arkadaşlığı veya resmi evlilik olmaksızın imam nikâhıyla birliktelik hallerinde taraflardan birinin vefatı, sağ kalana mirasçılık hakkı vermeyecektir. Bu sebeple, eşler arasında resmi bir evliliğin mevcudiyeti, sağ kalan eşin mirasçılığı için gerekli bir koşuldur. Örneğin, aralarında resmi evlilik birliği bulunmayan ancak nişanlı olan bir çiftin taraflarından birinin ölümü halinde, sağ kalan nişanlının yasal mirasçılık hakkı olmayacaktır. Ancak miras bırakanın sağlığında, resmi olarak evli olmasalar dahi nişanlısı, hayat arkadaşı veya imam nikahlı eşine ölüme bağlı tasarrufla kazandırmada bulunmasına hiçbir engel bulunmamaktadır. Örneğin mirasbırakan yasal koşulları sağlayan bir vasiyetname ile ve yasal mirasçıların saklı paylarını ihlal etmemek kaydıyla, nişanlısına belirli mal bırakabileceği gibi mirasçı da atayabilir.
Miras bırakanın ölümünden sonra sağ kalan eşin bir başkasıyla evlenmesi, ölen eski eşine olan mirasçılığını etkilemez. Diğer bir anlatımla, eşi ölen kişinin sonradan başkası ile evlenmiş olması ölen eşinden miras almasına engel değildir. Öte yandan, eşler hakkında boşanma kararının kesinleşmesinden sonra, eski eşlerden biri ölürse, sağ kalan eski eşin mirasçılığı söz konusu olmayacaktır. Peki, eşler arasında bir boşanma davası açılmış ve dava devam ederken eşlerden biri ölürse, sağ kalan eşin mirasçılığı ne olacaktır? Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölmesi, sağ kalan eşin mirasçılığını kural olarak etkilemez. Bu durumda, evlilik birliği boşanmayla değil; ölümle sona ermiş olur ve eldeki boşanma davası konusuz kalır. Ancak bu kuralın da istisnası vardır: Mirasçılardan birinin boşanma davasına devam etmesi ve sağ kalan eşin kusurunu ispatlaması halinde; sağ kalan eş, tıpkı miras bırakan ile onun ölümünden önce boşanmışçasına, mirasçılık haklarını kaybedebilir ve hatta miras bırakan tarafından lehine düzenlenen bir vasiyet varsa hükümsüz hale gelebilir.
Eşler arasındaki mal rejiminin ise eşin mirasçılığına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Özellikle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi bakımından değerlendirme yaparsak, mal rejimi eşin miras payını etkilemez. Ancak, miras payından farklı olarak mal rejiminin sona ermesine bağlı olarak sağ kalan eşin terekeden alacağı olabileceği gibi terekeye borcu da söz konusu olabilir. Örneğin bir kimse öldüğünde 600.000 TL’lik edinilmiş malı varsa, ölüme bağlı olarak mal rejimi de sona erer. Bu halde net tereke hesaplanırken öncelikle borçların terekeden çıkarılması gerekir. Eşler arasında aksine bir anlaşma yoksa, her eş diğerine ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olduğundan dolayı sağ kalan eşin diğer eşten 300.000 TL alacağı olur. Bu halde katılma alacağı çıktıktan sonra kalan net tereke (300.000 TL) üzerinden sağ kalan eş yasal miras payını alacaktır.
Hayatın her alanında ihtiyacımız olan hukuka, elbette ki hayatın doğal bir parçası olan ölüm halinde de ihtiyaç duymaktayız. “
HOLLANDA’DAKİ TALİHSİZ KAZALARINIZ
Ethem Emre, iş hayatına Kaza Sigortası Uzmanlığı ile başlamıştı. Bakınız Ethem Emre bu konudaki gelişmeyi nasıl anlatıyor:
Hollanda Rotterdam Merkezli, Utrecht, Amsterdam, Den Haag ve Arnhem şehirlerinde şubeleri bulunan kaza hukuku bürolarımızda kendi dil ve kültürünü bilen tecrübeli personellerimiz vasıtasıyla hizmet ağımızı genişleterek, tüm Avrupa ülkelerine ve Türkiye’de de hizmet vermekteyiz.
Randstad Letselschade, Türkçe adıyla “Kaza Uzmanı’’ kuruluşlarımız, 15 yıldır Hollanda genelinde Kaza Hukuku hizmeti vermektedir. Trafik ya da işyeri kazası gibi kazalarda mağdur (kazazede) insanlara tazminat ve hukuk hizmetleri sunulur; İnsanlara kendi dil ve kültüründe hizmet verilir; Hızlı işlem ve müşteri memnuniyetine önem verilir; Danışma hatlarımızda ücretsiz bilgi verilir; Mağdurlar adına açılan dosyalarda müşteriden ücret alınmaz; bu masrafları yasal olarak sorumlu sigorta karşılar; Tazminat direkt olarak müşterinin hesabına yatırılır; Bünyemizde avukat ve sağlık danışmalarımız bulunur. Unutulmamalıdır ki her trafik kazasında az ya da çok, mutlaka bedensel zedelenmelerde tazminat hakkınız vardır!
“Kaza sonrası hukuksal yardım ve tazminat” hizmetlerimizi Randstad Letselschade & Advieswww.letseladvies.nl ve Türkçe adıyla Kaza Uzmanıwww.kazauzmani.nl olarak Rotterdam merkezli olmak üzere Hollanda geneline hizmet vermekteyiz.
Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızı sevindirecek bir haber olarak iletebiliriz ki, Hollanda genelinde verdiğimiz hukuk hizmeti yelpazemizi Avrupa geneli ve Türkiye’ye yaymak için altyapımızı oluşturmuş durumdayız.
Rotterdam, Amsterdam, Arnhem, Utrecht, Den Haag şubelerimizde Avrupa ülkelerinden iş ya da aile ziyareti vesilesiyle Hollanda’ya gelen vatandaşlarımızın Hollanda da karıştıkları trafik ve ya iş kazalarında, bedensel hasarlı kaza zedelerin mağduriyet ve kaza tazminatı haklarını takip ediyoruz. Aynı hizmetler, www.kazauzmani.com adresimiz de göreceğiniz gibi, Türkiye de vuku bulan bedensel hasarlı trafik kazalarınızda da hizmet sunuyoruz.
Danışma hattımız ücretsiz olup, bünyemizde ki kadrolarımızda uzman exper, hukukçu, avukat, danışman, sağlık uzmanı temsilci, teknik mühendis, hukuk ve hizmet sektörü temsilcileri, öğrenciler ve çok sayıda stajyer ile insanlara kendi dil ve kültüründe hizmet sunuyoruz.
Kurum olarak mağdura verdiğimiz hukuk hizmetleri masrafları, sorumlu sigortadan talep edilir. Müşterilerimize verdiğimiz tüm hukuki hizmetler karşılığında herhangi bir ücret talep etmiyoruz ve hakedilen tazminatı, sorumlu sigorta tarafından direkt olarak mağdur müşterinin hesabına çıkartılmasını sağlıyoruz.
Yine bünyemizde bulunan Türk Hukuku Ofisimizle Hollanda ve Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın Türkiyeye gitmeden Türkiye Barolarına kayıtlı avukatlarımız vasıtasıyla, vatandaşlarımızın Miras, Gayrimenkul ve Kira Hukuku, Borç, Alacak ve Ticaret Hukuku, Aile ve Boşanma Hukuku, Nüfus ve Vatandaşlık hizmetleri gibi birçok alanda Türkiye mahkemelerinde ki davalarında avukatlık ve hukuk danışmanlığı hizmeti vermekteyiz. Böylece Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’ye gitmesine gerek kalmadan bulunduğu ülkeden tek merkezden avukatlık ve hukuk danışmanlığı hizmeti almasını sağlıyoruz.
HOLLANDA-TÜRKİYE TİCARET ODASI
Ethem Emre, Türkiye ile Hollanda arasında ticaret yapan Türk ve Hollandalıların yararlanabilceği, Hollanda-Türkiye Ticaret Odası Derneği’ni kurdu ve bu kuruluşun başkanlığını yapmaya başladı.
Hollanda, Avrupa ekonomisi arasında en ileri ülkeler arasında yer alıyor. Hollanda ekonomisinin temel dinamiklerini tarım, sanayi ürünleri, gemicilik ve bankacılık sektörleri oluştururken, nüfusun ise % 40’lık kısmı sanayide çalışıyor. Dünyanın en büyük çiçek ihracatını gerçekleştiren Hollanda, turizm sektöründe ise geçtiğimiz yıl 13 milyar avroluk gelirle 17.5 milyon turisti ağırladı. Girişimcilerinin Türkiye’de kayda değer yatırımları olan Hollanda, dünyanın en büyük 16. ekonomisine sahip.
Hollanda Türkiye Ticaret Odası, Türk ekonomisine katkıyı hedefleyen misyonuyla, Avrupa’da yetişen üçüncü nesil uzman gençleri, Türkiye’deki meslektaşlarıyla bir araya getirerek, özellikle “Hukuk, Finans ve Denetim” konularında Türk markası yaratmayı amaçlıyor.
Ethem Emre, Hollanda’ya yatırım yapmayı düşünenlere ne gibi yardımlar yapabileceklerini şöyle anlatıyor: ‘Hollanda ve Türkiye Ticaret Odası olarak, her iki ülkede de networkümüzde bulunan uzman “işbirliği kuruluşları” ve “çözüm ortakları” kanalıyla, Türk ve Hollandalı işadamlarının , kurumsal hedefleri doğrultusunda işlerini geliştirmeleri ve dış pazarlara açılabilmeleri hususunda, tavsiye ve önerilerde bulunmaktan, detay sektörel pazar araştırması yapmaya; sektörel B2B matchmaking toplantıları organize etmekten, risk analizi ve fizibilite analizleri hazırlamaya; kurumların oluşturabilecekleri her türlü işbirliği imkanlarını (distribütörlükten kontratlı üretime, lisanslı imalattan joint venture’a kadar her tipte) yaratmakta ve ilgili her tür konularda onlara rehberlik ederek hizmet vermekteyiz. Her kuruma ve kuruluşa basmakalıp tekdüze çözümler önermekten ziyade, başvuruda bulunan kuruluşlarla mümkünse yüzyüze görüşerek herbirinin kurumsal hedeflerini ve kısıtlarını da gözönüne alarak özgün gereksinimlerini belirlemekte ve adım adım modüler bir şekilde bunlara uygun çözümler üreterek, uygulamaları gerçekleştirmekte ve kurumların uluslararası alanda büyümelerine ve hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmaktayız.’
Ethem Emre, Hollanda’nın Türk girişimciler için verdiği teşvikleri şöyle anlatıyor: ‘Hollanda hükümeti 9 üst ana sektör olmak üzere çeşitli iş kollarında teşvik programları sunmakta. Hollanda’da iş kuran yabancı şirketlerde doğal olarak bu teşvik programlarına başvurabilmekte. Ancak bu konuda spesifik bir uzmanlık alanı olup, HTTO olarak yine ilgili “çözüm ortaklarımız” kanalıyla , gerektiğinde uzman danışmanlık hizmetleri sunabilmekteyiz.
Ülke yönetiminin politik olarak desteklediği ve önem verdiği dokuz üst ana sektör söz konusudur. Bu sektörler; ziraat ve gıda, bahçe bitkileri, yüksek teknoloji endüstrileri, yaratıcı endüstriler, lojistik, enerji (bilhassa yenilenebilir), yaşam bilimleri ve sağlık, kimya, denizcilik ve su yönetimi olarak sıralanıyor.’
Türk girişimcilere neler önerebileceğini sorduğumuz Emre şu yanıtı verdi: ‘Hollanda hemen hemen her tür girişimciye açık, tamamen serbest rekabete uyumlu bir ülkedir. Her tür sektörün ve kurumun güçlü ve zayıf yanları, kendine özgün amaçları ve kısıtları olabilir. Yani biz hazır reçeteler sunmak yerine önce ihtiyaç ve gereksinimleri belirleyip, sonra öneride bulunuyoruz. Teşhis koymadan tedavi önermeyi doğru bulmuyoruz. Bu bağlamda bu sorunuza peşinen bir yanıt vermem sağlıklı olmaz.
Ancak zaman zaman bünyemizde bulunan “Green & Black Consulting – International Business Intelligence & Cooperation Services”, “ESJ Financial Engineering” vb., kurumlar kanalıyla ülkemizde mevcut odalara, sanayi birliklerine, sektör kümelenmelerine Hollanda ekonomisi, teknolojisi, teknoloji transfer imkanları, işbirliği olanakları, uluslararası işbirliğinde dikkat edilmesi gereken hususlar, Hollanda ticari ve hukuki altyapısı vb.” konularda bilgilendirme toplantıları düzenliyoruz. Böylece en azından katılanların kafasında bazı sorgulamaların oluşmasına, kendi gereksinimlerini gözden geçirme ihtiyacı hissetmelerine vesile oluyoruz.’
Ethem Emre, Hollandalıların da Türkiye’de yatırım yapmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini şöyle anlatıyor: ‘Öncelikle Hollandalı yatırımcını hedefini belirlemek lâzım. Sadece Türk pazarına mı açılmak istiyor? Yoksa bir Türk firmayla iş ortaklığı oluşturup, Türkiye çevresindeki (malum bizim ülkemizde iki kıtayı birleştiren bir köprü olması sebebiyle son derece stratejik ve sıçrama yapmaya müsait bir coğrafi lokasyona sahip) pazarlara da kaymayı düşünür mü? Bunun için yeterli bütçesi ve insan kaynağı var mı? Finansman ve teknoloji imkanları kısıtlı mı? Özetle teşhis koymadan tedavi önerilmesi doğru değil. Mevcut durumu ve imkanları görmeden, bilmeden ve analiz etmeden bir şey önermek ne kadar doğru? Bu nedenle önerilerimiz sektörden sektöre, firmadan firmaya değişiklikler göstermekte.
Bir önceki sorunuza verdiğim yanıtta olduğu gibi Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz bilgilendirme sunum ve toplantılarının bir benzerini Hollanda da, çeşitli Hollanda meslek kuruluşlarına ve kümelenmelerine yönelik olarak gerçekleştiriyor ve programlarımıza alıyoruz.
Özetle, kurum olarak, her iki ülke arasındaki ticaret ve işbirliği imkanlarının geliştirilmesi konusunda, her iki ülkede de aktif çalışmalar yürütmeye çaba sarf etmekteyiz.
Geçmişte İstanbul’da da farklı alanlarda hizmetlerimiz olduğu için ticaret trafiğini de takip etme durumum oldu. Hollanda ve Türkiye arasında iyi bir ticari ilişki var. Hollanda, son 20 yılda Türkiye’de en çok yatırım yapan ülke konumunda. Bu ikili ilişkilerde sıkıntılar yaşandığına şahit oldum. Girişimcilerin bazen hizmet almada zorlandıklarını, yanlışlıklar yüzünden mağdur olduklarını gördüm. Bundan dolayı da 10 yıl önce bu sıkıntıların giderilmesine dönük ve ikili ilişkileri daha verimli, sağlıklı bir hale getirmek, ticaret ağının daha kolay işlemesi için böyle bir adım attık ve Hollanda Türk Ticaret Odası Derneğini kurduk. Sadece Hollandalı girişimcilerin değil Türk girişimcilerin de haklarını korumak, onların taleplerini takip etmek ve onların da mağduriyetlerini gidermek için yola çıktık.
Her iki grubun da gerektiğinde hem Türkiye’ye hem de Hollanda’ya yatırımlarını artırmak, yerleşim işlerini halletmek ve kendi dilinde ve kültüründe hizmet etmek istedik. Çünkü her insan gittiği yabancı bir ülkede kendi diliyle hizmet alacak kaynaklar arar.
Şu ana kadar çok güzel tepkiler ve talepler alıyoruz. İstanbul’da da ofisimizi kurduk. Oradaki elemanlarımız da Hollanda dili ve kültürünü bilen arkadaşlarımızdan oluştu. Hollanda’dan Türkiye’ye giden firmaların gelişimi için çaba harcıyor ve işlerini oradan takip ediyoruz. Desteğimiz kesilmiyor. Alacakları hizmetleri koordine ediyoruz. İlişki içerisinde olduğu firmaların güvenilir olmasına kadar ön araştırma yapılıyor. İş yapacak olan firmaları önceden hazırlıyoruz, eksikleri varsa tamamlıyoruz, tavsiyelerle yola çıkarıyoruz. Bu hizmetlerin benzerini de, Türk firmaları için Hollanda’da yapmaktayız. Bir nevi bir köprü oluşturduk.
Türkiye’de iş yapmak için bize başvuran sayısız gencimiz var, onlara da rehberlik hizmeti veriyoruz. İstanbul Ticaret Üniversitesi ile yeni bir protokol imzaladık. Amaç, buradaki üniversiteler ile işbirliği yapmak ve geliştirmek. Türkiye’deki pek çok Ticaret Odalarıyla ilişkimiz ve işbirliği anlaşmalarımız var. Türkiye’nin her yeriyle olan ciddi bir ilişkimiz var. Oradan gelen Hollanda’ya dönük talepleri nasıl değerlendiririz diye çalışma ve proje üretiyoruz. Hedefimiz, Hollanda’da bir Türk Ticaret Merkezi’nin kurulması. Bu uzun vadeli bir hedef olsa da, bu tür çalışmalar çok kısa zamanda bizleri bu hedefe ulaştıracaktır.
Kâr amacı olmayan bir kuruluşuz. Ülkemize katkı sağlayalım, ihracatçımıza yol gösterelim düşüncesiyle başladık. Her geçen gün gelişiyor. İhtiyaç olduğunu daha iyi görüyoruz. Hollanda’da buna benzer 60 kadar kuruluş var hepsiyle de işbirliği içinde temas hâlindeyiz. Profesyonel anlamda hizmet yürütülüyor. Yönetim kurulumuzda kendi alanlarında uzman üç Hollandalı arkadaşımız var. Ülkemize katkı sağlıyoruz, bundan da mutluluk duyuyoruz.’
GENÇLİĞİ İŞ DÜNYASINA HAZIRLAMA VE TÜRKİYE’DEN SERMAYE VE BEYİN GÖÇÜNÜ TERSİNE ÇEVİRME…
Ethem Emere’nin koltuğuna sığdırdığı üçüncü karpuzun konusu, gençlerimizin eğitim sonrasında iş dünyasına hazırlanması. Bu konuyu da az sonraki söyleşimizde genişçe okuyacaksınız ama, Emre’nin önemli bir çift sözüne yer vermek istiyorum: ‘Türkiye’deki gençlerimiz, atalarından kalma mirasları satarak yurt dışına yerleşiyorlar. Hem paraların yurt dışına çıkmaması ve hem de gençlerimizi kaybetmemek için çaba göztermemiz lâzım. Ben bu konuda girişimlerde bulundum. Umarım semeresini görürüz.’
Ülkemizde iyi eğitim görmüş, alanlarında uzmanlaşmış gençlerimiz ve sermayelerini en uygun yatırımlarla değerlendirmek isteyen girişimciler, genellikle daha iyi standartlarda iş imkânlarına sahip olmak amacıyla yönlerini farklı ülkelere çevirmekteler.
Türkiye’de özellikle son yıllarda beyin ve sermaye göçü hareketleri büyük bir hız kazandı.
Özellikle eğitimli ve yetenekli gençlerimizin ülkemiz için önemini vurgulayan Ethem Emre şunları söyledi: ‘Ülkemizde ve yurt dışında bulunan gençlerimizi ekonomik ve sosyal yönden destek vererek kazanmalıyız. Beyin göçünün önlenmesinin yanında, gençlerimizin yurt dışında asimile olmalarını önlemek için gecikmemeliyiz. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarımız ile el el vererek adım atmada gecikmemeliyiz.’
Gençlerimize sahip çıkma toplantılarına çok önem veren Ethem Emre, yakında Türkiye’de de toplantılar düzenleyeceğini belirtiyor.
Ethem Emre, Gençlerimize fırsatlar sunulması gerektiğini vurgularken, Türkiye’deki gençlerimizin varlıklarını ve miraslarını yurt dışına taşımalarının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. ‘Düşünen ve üreten değerlerimizi kaybetmeyelim’ diyen Emre şöyle devam etti:
‘Ülkemizde düşünce ve sermaye göçü yaşanmaması adına hepimiz üzerimize düşeni yerine getirmekten kaçınmamalıyız. Bunun aksi olması halinde, vatanından kopan gençlerimizin asimile olmalarının önü kesilmelidir. Düşünen ve üreten, sahip oldukları alanlarda başarılı olan pırıl pırıl gençlerimiz var. Bu gençlerimizin ülkemizi terketmelerine fırsat vermemeliyiz.’
Hollanda’daki gençlerimiz için de önemli projeleri olduğunu söyleyen Emre şöyle devam etti: ‘Gençlerimize sahip çıkarsak, onlar da kendilerinden sonraki kuşağa sahip çıkarlar. Bizler şimdi bunu yapmazsak gelecekte neslimizi kaybederiz. Zira aksi takdirde asimile olmaları kaçınılmazdır. Bizim geleceğimiz olan gençlerimizi, dernek olarak iş ve staj konularında desteklemeye devam edeceğiz.’
Ethem Emre, Devletimizin, kurumlarımızın, işadamlarımızın, STK’ların ve medyanın gençlerimize yardım için gayret sarfetmelerini, aksi takdirde gençlerimizi kaybedeceğimizi belirtirken, Hollanda’da 300’ü aşkın iş kadınımızın olduğunu, bu kesimin de desteğe ihtiyacı olduğunu belirtiyor.
TÜRK TİCARET MERKEZİ
Ethem Emre’nin öteden beri arzuladığı bir Türk Ticaret Merkezi’nin oluşmasıdır. Bu konuda çok yoğun çalıştığı halde bir sonuç elde edemeyen Emre, desteklendiği takdirde yakın bir gelecekte bu emeline nail olacağını umut ediyor.
Ethem Emre, çeşitli konularda hizmet yarışını sürdürken, gerek yetenekli personelinden ve gerekse uzmanlardan destek görüyor.
YÜKSEK OKUL MEZUNLARI İÇİN İNTER TALENTEN VAKFI
Ethem Emre yüksek okul mezunu gençler için kurduğu bir de Inter Talenten Vakfı var. Emre, bu konuda şunları söylüyor:
“Üniversite ve Yüksek Okul mezunu gençlerimizin okul bittikten sonra onları bir araya getirecek, onlara destek olacak bir oluşumun olmadığını gördüm. Bunlar bizim gençliğimiz, geleceğimiz. Onların pek çok alanda eksiklikleri var. Özellikle Türkçe dili, tarih ve kültürel alanda bilgi eksikliği yaşıyorlar. Gençlerimiz çok sosyal değiller, birbirleri ve toplum ile olan ilişkileri çok zayıf. Onları haftada bir de olsa bir araya getirerek hem birbirilerini tanıma hem dertlerini, sıkıntılarını paylaşma hem de bilgi ve birikimlerini birbirlerine aktarma zemini oluşturuyoruz. Camilerimizin Gençlik Kolları da bu manada büyük hizmetler veriyor ama onların herkese el uzatması mümkün değil. İnşallah ileriki zamanlarda bu gençleri bir araya getirerek, birlikte geniş bir çalışma ortamı hazırlamak istiyoruz. Şimdilik 20 kişilik bir genç grubu oluştu. Pandemi nedeniyle toplantılar online olarak gerçekleştiriliyor. Herkes çok mutlu, geleceğe olan güven ve umutları her geçen gün daha da artıyor.
Eğer biz gençlerimize sahip çıkmaz isek, onların yolunu açmaz, desteklemez isek onları kaybederiz. Daha doğrusu bizler kaybederiz. Biz onlara kendi bilgi, birikim tecrübelerimizi aktaracağız ki, onlar da kendilerinden sonra gelecek olan nesle bizden aldıklarını ve kendi edindiklerini, birikimlerini aktarsınlar.
İşte bu eksiklikleri nasıl giderebiliriz, meslek sahibi olmuş gençlerimizi mesleğine uygun olarak iş hayatına nasıl hazırlarız gibi düşüncelerle Inter Talenten Vakfı’nı kurduk.
Bizler ikinci nesil olarak çok zenginiz. Hem anne ve babalarımızın yaşlanmasına ve onların bizlere bıraktığı bilgi mirasına sahip olduk hem de çocuklarımızın büyümesine tanıklık ettik ve bu bilgi akışının onlara ulaşmasına vesile olduk. Bagajımız dolu dolu. Bu birikimi mezara götürmek bize yakışmaz. Elimizden geldiğince topluma hizmet etmek için gayret sarf edeceğiz. Zira her şey para değil. Her şey para karşılığı yapılmaz, yapılmamalı.
O gençlerin bir araya gelmesi, tanış olması, birbirleriyle ülfet kurması her şeye değer. Biz ebeveynlere de büyük görevler düşüyor. Toplum için, gençlerimiz ve çocuklarımız için daha başka neler yapılabilir, bunları konuşmamız ve gereğini yerine getirmemiz lazım.”
SONUÇ
Ethem Emre ile yaptığım uzun görüşme sonunda, koltuğundaki karpuz sayısını hesap edemeyecek duruma geldiğimi belirttikten sonra, son sorularım şöyle yanıt buluyor:
-Sizin gözünüzle bakarsak, Hollanda nereye gidiyor?
-‘Hollanda zengin bir ülke. Kendi insanına bakacak, esnaf ve çiftçisini destekleyecek kadar varlıklı bir devlet. 70’li, 80’li yılların ülkesi değil elbette. O zamanlar “özgürlükler ve refah ülkesi” olarak anılırdı. Şimdi bu tanımlamadan hayli uzaklaştı. Rotterdam gibi büyük kentlerin bazı semtlerinde Hollandalı görmek mümkün değil. Gittikçe gettolaşan ve Güney Afrika’da var olan “apartheid” denilen bir yere doğru sürükleniyor. Belli bir yerde yaşamak zorunda kalan yabancıların yaşam koşulları ve kültürleri farklılaşıyor.
Gençler belli gerekçelerle nefret ve kinlerini ortaya koyuyor, bunun da siyasi bir kaynaktan beslendiği aşikâr.
Bu nedenle gençlere sürekli söylüyorum: Her ne kadar Hollanda’da doğmuş, büyümüş ve meslek sahibi olsanız da bir gün gelir bu ülkeyi terk etmek zorunda kalırsınız. Zira çok yakın bir zamanda bu ilkenin kendilerine çok yakın olmasına rağmen Yahudilere yaşattıklarına da şahitlik ettik.
Gün gelir, olağan bazı durumlar yaşanır ve riskler de artar. Bugün her şey yolunda olabilir ama gün gelir burası da yaşanmaz hâle gelebilir. Bu nedenle her şeye hazırlıklı olmak lazım. İyi ki gidebileceğimiz bir ülkemiz var. Bazılarının böyle bir seçeneği de yoktur.
Hollanda bu manada değerlendirildiğinde güçlü bir ülke. Bizim gençlerimiz de burada nasıl bir yer edinir, toplumla olan münasebetlerini sağlıklı bir zemine nasıl oturtur, bunlar üzerinde fikir üretmek, geliştirmek ve gençliği desteklemek lazım. Toplum olarak yerimizi iyi belirlemeliyiz. Eksikliklerimizi görerek, nasıl daha iyi seviyeye geliriz, iş ve sosyal hayatta nasıl daha güçlü ilişkiler kurarız, bunlar üzerinde kafa yormamız lazım. Her ne kadar bir tecrit hâli yaşansa da bizler onlarla olan münasebetlerimizi diri tutmalıyız, hâkim toplumla azınlıklar arasındaki diyalog ve ilişkinin olması gerektiği gibi davranmalıyız. İçimize kapanarak sorunlarımızı çözemeyiz. Türk toplumunun girişimci ruhunu her alana yayarak, geleceğimizi sağlam bir zemine oturtmamız gerek.
Avrupa siyasi olarak sağa doğru evriliyor.
Wilders bu kıvılcımın ateşini fitilliyor. İslam korkusunu toplum üzerinde inşa ederek bir politik gelecek umuyor. Bu popülist çıkışlara diğer partiler de katılıyorlar ve her geçen gün tırmanan bir ırkçılığın fitilini ateşliyorlar. Bu duruma ancak toplumumuzun birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek karşı duracağını ve bu sorunun üstesinden geleceğine inanıyorum. Gelecek neslimize, ayrılıklarımızı değil, birlik ve beraberlik ruhumuzu miras olarak bırakmalıyız.
Güçlerini birleştirsinler, yardımlaşma ve dayanışma ruhuyla hareket etsinler. Bu da gelecek nesle bırakılacak en büyük değerdir, diye düşünüyorum. Dertlerimiz, sıkıntı ve sorunlarımız çok ve büyük. Bu nedenle sık sık bir araya gelmeli, birbirimizi dinlemeli, istişare edip bir yol haritası çizmeliyiz.
Bizlerden sonra bu işleri düzgün bir şekilde götürecek olan gençlerimize yatırım yapmalıyız. Kurumlarımızı kurumsallaştırma, kalitesini artırma, Hollandalı rakipleriyle yarışma ve kalıcı olması yoluna gitmeliyiz.’
-Hayatınızın merkezinde neler var?
-‘Çoluk çocuğumuz. Yaptığımız işlerin kaliteli olması ve yarınlara güzel şeyler bırakabilmek için verilen mücadelemiz…’
-Hayatta en çok neyi önemsersiniz?
-‘Dürüst yaşamak, insanlara katkı sağlamak, toplumsal olaylara karşı duyarlı olmak, ihtiyaç sahibi olanlara yardımı esirgememek ve bunların toplumda yaygınlaşmasını sağlamak gibi insanı insan yapan değerleri önemserim. “Dünyayı ben mi kurtaracağım” mantığı ile değil de “Bir insanı kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibi olur” inancıyla hareket etmek lazım. Her şeyi başkalarından bekleme lüksümüz yoktur. Görev ve sorumluluklarımız bellidir. Herkes bu manada bir iki kişiye el uzatsa, ne sorunlu ne de ihtiyaç sahibi insan kalır.’
-Bir insanda neyi ararsınız?
-‘Dürüstlük, şeffaflık, samimiyet aranır. İnsan bu duygularla güzelleşir. Dünya geçici, iyi miraslar ve hoş bir seda bırakmak lazım.’
-En çok ne mutlu eder sizi?
-‘Toplumumuzun her alanda gelişmesi, ülkemizle olan bağlarımızın güçlenmesi beni mutlu eder.’
-Son olarak neler söylemek istersiniz?
-‘Neslimizin ülkemizle olan bağları gittikçe kopuyor eğer bunu sosyal ve ekonomi anlamında yatırım yaparak güçlendirmezsek bu bağ tamamen bitecek. Gençlerimizin ülkemizi bir tatil ülkesi olarak değil, orayla hem sosyal hem de ekonomik bir bağ kurmaları için projeler üretmek lazım. Babalarının mirasını değerlendirmeleri için çocuklara bu alanda yol açmak gerek. Ülkesiyle ticari bağı olmayan biri, Türkiye yerine tatil için başka bir ülkeyi de rahatlıkla seçebilir. Bu nedenle bağlar zayıflar. Şimdilerde cenazelerin buraya defnedilmesi konuşuluyor. Bir-iki nesil sonra neslimizin ülkemizle bir bağı kalmaması muhtemel. Gelecek nesil bizim kadar bu meseleyi umursamayacak. Kendi hâllerine bırakırsak, yok olmakla karşı karşıya kalacaklar. Bu alana biraz kafa yormak lazım. Emek verirsek, uğraşırsak bir şeyleri kurtarabiliriz. Devletimize de burada görev düşüyor. Bu bağın hep güçlü kalması için devletimizin Avrupa’daki insanımızın sadece gerektiğinde değil hep yanında olmasını istiyoruz.’
Belediye Başkanı Sharon Dijksma’nın ev sahipliğinde açılacak olan sergiye milletvekilleri, siyasetçiler ve özel olarak davet edilen 6 ülkenin büyükelçilikleri katılacak.
17 Ekim’e kadar açık kalacak olan sergide, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Hollanda’ya gelmiş ve kalkınmada büyük rol oynamış, birinci nesil işçilerin fotoğrafları ve hayat hikâyeleri yer alacak.
Daha önce, Türkiye ve Hollanda’nın çeşitli kentlerinde ‘Gurbette’ sergilerini açan Atlas Kültür Merkezi, bu kez İtalyan, İspanyol, Yugoslav, Türk, Faslı ve Yunan işçilerinin fotoğraflarını sergileyecek.
Göçmenlerin yaşamını simgeleyen bir anıt da bu yıl içinde Utrecht’te açılacak.
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
UTRECHT,- Daha önceleri Türkiye ve Hollanda’nın çeşitli kentlerinde, ‘Gurbette’ adlı fotoğraf sergileriyle, Türk işçilerini tanıtan Atlas Kültür Merkezi, şimdi de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu ülkeye gelerek, kalkınmada büyük rol oynayan diğer ülke insanlarının da fotoğrafları ile yeni bir sergi açacak.
24 Haziran günü saat 15.00’te, Utrecht Merkez Tran İstasyonu’na yakın olan Stadsplateau 1 adresinde yapılacak olan açılışa, Utrecht Belediye Başkanı Sharon Dijksma’nın ev sahipliğinde, milletvekilleri, siyasetçiler ve özel davetli 6 ülke büyükelçiliği de katılacak.
17 Ekim’e kadar açık kalacak olan sergide, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Hollanda’ya gelmiş ve kalkınmada büyük rol oynamış, birinci nesil işçilerin fotoğrafları ve hayat hikâyeleri yer alacak.
Ayrıca, Hollanda’nın kalkınmasında büyük rol oynayan İtalyanlar (1960), İspanyollar (1961), Türkler (1964), Yunanlılar (1966) Faslılar (1969) ve Yugoslavlar (1970)’dan oluşan birinci nesilden insanların anısına bir anıt da, bu yıl içinde yine Utrecht’te kurulacak.
Başarılı bir şekilde geçen organizasyonların baş mimarı olan, Atlas Kültür Merkezi’nin kurucusu ve Başkanı olan Şahin Yıldırım, bu güne kadar yaptıklarını ve bundan sonra yapacaklarını şöyle dile getiriyor:
“Atlas Kültür Merkezi, 2011 yılında Hollanda’nın Den Haağ şehrinde oturan ikinci nesilden bir grup Türk’ün girişimiyle çalışmalarını başlatılmış ve 2014 yılında Hollanda yasalarına göre kurulmuştur. Atlas Kültür Merkezi’nin amacı, birinci nesil Türk, Faslı , İtalyan, İspanyol ve Yunan işçilerin hayat hikâyelerini ve burada yaşadıkları yarım asırlık tarihi, araştırmak, muhafaza etmek ve oluşan kollektif tarihimizi gelecek nesillere aktarmaktır. Atlas Kültür Merkezi ayrıca, Hollanda genelinde eğitim programları, konferanslar, resim sergileri ve film günleri düzenleyerek farklı etnik guruplar arasında kaynaşmayı sağlıyor ve bu alanda farkındalık oluşturuyor.
Daha önce Atlas Kültür Merkezi olarak desteklediğimiz ve gerçekleştirdiğimiz bazı projeler şöyle:
Atlas Kültür Merkezi 2012 yılında Hollanda-Türkiye ilişkilerinin 400’üncü yılı çerçevesinde aktif rol oynayarak ‘Prins en Pasja’ sergisine ve Hollanda-Türkiye ilişkilerine katkı sunmuştur.
Bunun yanı sıra, 2014 yılında Hollanda’ya göç eden birinci nesil Türkler ile alakalı ilk defa çok kapsamlı bir araştırma yaparak ’50 jaar, 50 verhalen’ (50 Yıl 50 Hikâye) adlı eser yayımladı ve fotoğraf sergisi, konferanslar ve edebiyat günleri düzenledi. 2019 yılından itibaren ise Marmara Üniversitesi ortaklığıyla ‘Gurbette’ adlı bir sergi hazırladı ve bu sergi İstanbul, Ankara, Bursa, Trabzon illerinde kültür, tarih ve sanat severlerle buluşturuldu.
Atlas Kültür Merkezi 2019-2022 yıllarında ‘Karma evlilikler’ projesi ile, farklı kültürden evlenen çiftlerin karşılaştığı sorunlarını, geleceğe dair endişelerini, çocuk pedagojisi ve eğitimi ve kişiler ile ilgili önyargıları üzerinde bir araştırma yaptı.
Atlas Kültür Merkezi şu anda farklı üniversiteler ile çalışmalar yapıyor ve yüksek lisans ve doktora üzerine tez hazırlığında olan öğrencilere destek oluyor.
Ayrıca okullarda eğitim programları, konferanslar, edebiyat günleri, müzik ve eğlence programları yanı sıra, Utrecht Üniversitesi ile birlikte göçmenlerin, özelde Utrecht şehrine ve genelde Hollanda’ya yaptıkları katkılar üzerine bir araştırma yapılacak ve 2022 yılının sonunda da diğer göçmen gurupları ile birlikte bir göçmen anıtının açılışı yapılacak
Göç süreci farklı etnik, inanç ve düşünceye sahip olan insanları Hollanda’da birleştirdi, sıla artık vatan oldu ve bu da kalıcı, uyumlu, barışçı bir ortak hayatın kurulmasının yolunu açmıştır.
2036 yılına kadar Hollanda nüfusun 19 milyonu geçeceğini öngören Hollanda İstatik Kurumu, nüfusunun %29’unun farklı ırk ve etnik guruplardan oluşacağını tahmin ediyor. Özellikle Amsterdam, Rotterdam, Den Haağ ve Utrecht şehrinde şu anda azıklık etnik gurupların nüfusunun çoğunluğu oluşturduğunu göz onunda bulundurduğumuzda, Atlas Kültür Merkezinin öneminin bu farklı etnik azınlıklar arasında ve devlet kurumları arasındaki önemi daha net anlaşılmaktadır.”
Başkan Muharrem Cengiz, “Binamızdan sadece Aleviler değil, toplumun diğer kesimleri de yararlanacaktır” dedi.
Hollanda’da ‘Semt evi’ (Buurthuis) olarak adlandırılan HALKEVİ, sosyal ve kültürel etkinliklerin yanında, her türlü hakkın arandığı bir mekân olacak.
Çalışma yelpazesi çok geniş olan dernek, Hindistanlılar’ın 149 yıl önce Surinam’a göç zorunluluğunu anlatan bir konferans düzenledi.
İlhan KARAÇAY yazdı:
LAHEY,- Hollanda’da sayıları bin beş yüze ulaşan Türk dernekleri içinde sadece biri, bir Halkevi binasına sahip oldu.
Lahey Belediye Meclisi’nin kararı ile açılan Halkevi’ne, burada Semt Evi (Buurthuis) deniliyor.
Hollanda’da bir ilk olan, Türklere tahsis edilmiş olan Lahey Halkevi’nin açılışı, Belediye yetkilileri tarafından yapıldı.
Başkanlığını Muharrem Cengiz’in yaptığı Den Haag Alevi Bektaşi Kültür ve Tanıtma Derneği (Dab Der), 1994 yılında kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur.
Başkan Muharrem Cengiz, “Alevilik tarihsel olarak, kendisini kaide, kural ve kitaplarla ortaya koyan inançların aksine, aydınlanmayı, paylaşımı, dayanışmayı, özgürleşmeyi, kadın-erkek eşitliğini esas alır, ve ‘benim kâbem insandır’ der ve felsefesini olayların akıl yoluyla sonuçlar üretmesine bağlar.” diyor.
Lahey’de yürüttükleri faaliyetlerin çoğunda, kadın erkek eşitliği, din, dil ve mezhep hürriyeti mücadelesi olduğunu belirten Cengiz, “Alevilik felsefesi sol sosyalist değerlerin ortaya henüz çıkmadığı o dönemlerde toplumsal tarihe ışık tutmuştur. Ezilen sömürülen horlanan toplumsal kesimlerin kendilerini ifade etmelerine kaynaklık etmiş hem de yol göstermiştir. “ diye devam ediyor.
Lahey’deki Alevi Bektaşi Kültür ve Tanıtma Derneği (Dab Der), sadece kendi mensuplarının değil, mahalledeki diğer din ve milletlere ait sorunlar ile de uğraşıyor. Mahallede ikamet eden Hindistan asıllı Surinamlılar’ın, 149 yıl önceki göçünü anlatan bir konferans da düzenleyen dernek, gönüllerde taht kuruyor. Fotoğrafta Hindistan asıllı Surinamlı temsilci ile Muharrem Cengiz, konuyla ilgili anıt önünde görülüyorlar.
Muharrem Cengiz’in başkanlığını yaptığı Den Haag Alevi Bektaşi Kültür ve Tanıtma Derneği (Dab Der)deki diğer yöneticler şunlar: Başkan Yardımcısı Zeynep Yıldırım, Başkan Yardımcısı Necdet Yüksekbaş, Sekreter Pelin Yıldırım, Sekreter Yardımcısı Gönül Yıldırım, Sayman Nur Biever, Sayman Yardımcısı Mehmet Şahin, İnanç Kurulu Sorumlusu Mürşit Arslan, Halkla İlişkiler Ceyhun Özçelik, Sosyal Kültürel Faaliyet Sorumlusu Mustafa Kırmızı, Sosyal ve Kültür Sorumlusu Zeynep Yıldırım, Halkla İlişkiler Sorumlusu Hakan Yildirim, Bina sorumlusu Ali Ergül.
Disiplin Kurulu: 1-Hasan Sarıkaya 2-Serdar Kutlutürk 3-Sinan Urtekin 4-Rasim Şahin 5-Celal Tekin
Denetleme Kurulu: 1-Eylem İmeci 2-Zahide Şahin 3-Hasan Basri 4-Bora Çelik 5-Gullu Pala
ALEVİLİK DÜSTURLARI
Tarih boyunca ayrımcılığa maruz kaldıklarına ve horlandıklarına inanan Aleviler, kendileri için ‘defolup gitsinler’ diyen çevrelere karşı şöyle bir ironiyi benimsemişler:
“DEFOL ALEVİ..!
Defolsun mu Alevi?
Gitsin mi?
Gitsin!
Giderken yanında Aleviliğin edep ve erkânını da götürsün. “İncinsen de incitme” diyen edebi götürsün mesela. “Her ne arar isen kendinde ara” diyen edebi götürsün… “Çalışmak ibadettir” diyen edebi götürsün. “Kadın erkek sorulmaz muhabbetin dilinde” diyen edebi götürsün… “Kız çocuklarını okutunuz” diyen edebi götürsün. “72 millete bir nazarla bak” diyen edebi götürsün… “Taş taşı laf taşıma, taş ye haram yeme” diyen edebi götürsün… “Misafir 9 nasiple gelir, birini yer, 8’ini bırakır, misafiri geri çevirme” diyen edebi götürsün. “İnsan gönlü kıbledir, kâbedir, gönül kırma” diyen edebi götürsün. “Yuva yıkma, kurdun kuşun yuvasını dahi bozma” diyen edebi götürsün. “Kibirlenme, gösteriş yapma, israf etme” diyen edebi götürsün.
Gitsin!
Giderken, ne kadar bağlaması varsa, alsın götürsün.
Ozanlarını, âşıklarını…
Şiirlerini, demelerini, koşmalarını, semahlarını…
Mesela Sivas ellerinden Aşık Veysel’i, Ali İzzet’i, Ruhsati’yi, Agahi’yi…
Maraş ellerinden Mahsuni’yi, Meftuni’yi…
Urfa ellerinden Sıdkı’yı…
Üsküdar’dan Muhyi’yi…
Eskişehir’den Yunus’u…
Malatya’dan Battal Gazi’yi, Ankara’dan Hüseyin Gazi’yi, Nevşehir’den Hacı Bektaş Veli’yi, Antalya’dan Abdal Musa’yı, Tokat’tan Hubyar’ı, Dersim’den Baba Mansur’u, Sivas’tan Ali Baba’yı yanında götürsün.”
Organizasyonda başarı örneği gösteren müteşebbüsler,
bazılarına, ‘Öyle yapılmaz, böyle yapılır’ dersi verdiler.
Amsterdam’daki Anadolu Festivali 50.000 kişi, Utrecht’teki Fuarım sergisi 25.000 kişi ziyaret etti.
2 Yıllık pandemi hapisliğinden kurtulan Türkler, adeta bir patlama yarattılar.
İlhan KARAÇAY derledi:
AMSTERDAM,- Korona pandemisi nedeniyle iki yıldır, bırakın eğlenmeyi, dışarı çıkmayı bile özleyen Hollandalılar, pandeminin gevşemesi sonrasında, çeşitli organizasyonlar ile eğlenmeyi sürdürürlerken, ülkede yaşayan 500 bini aşkın Türk ve Türk kökenli de, festivallar, fuarlar ve kermesler ile eğlendiler.
Hollanda’da sorunların bir kenara bırakılıp, eğlence furyasına katılanlar için, bakınız Türkevi Araştırmalar Merkezi Başkanı Veyis Güngör ne diyor:
“Türkler de, havaların ısınmasıyla, mayıs ve haziran ayları ağırlıklı olmak üzere, coştular adeta. Oteller, parklar, salonlar, tiratrolar, cami önleri, dernek ve vakıf binaları, hemen hemen her hafta Türk programlarıyla doldu. Festivaller, konserler, hayır pazarları, panayırlar, şenlikler, tiyatro gösterileri, halk dansları yarışmaları, fuarlar, birbirini takip etti. Kalabalıklar salonlara, parklara sığmıyor.
Örneğin, mayıs ve haziran aylarında sadece Hollanda’da, ülke düzeyinde yapılan bazı organizasyonlar şöyle: Amsterdam’da Sağlık Fuarı, Schiedam’da Festi Ala, Amsterdam’da Anatolia Festijn, Utrecht’de FUARIM.
Bunların yanı sıra, bazen iki gün süren Utrecht Ulu Camii, Zaandam Sultan Ahmet Camii, Almere Sultan Ahmet Camii, gibi bir çok caminin ‘Hayır Çarşısı’ organizasyonları da Türklerin bahar etkinlikleri arasında yer alıyor. Fuar, hayır çarşısı, panayır, festival yanı sıra, bir de konserler var Türklerin coştuğu etkinlikler arasında…
Rotterdam’da organize edilen ‘Arabeks Müzikali AFARA’, Capelle aan den IJssel’da yapılan ‘Yaz Konseri’, Amsterdam’da Candan Erçetin ve Metropole Orkestrası ve diğerleri bunlardan bazıları… Türklerin organize ettikleri programlar, Hollanda’nın Amsterdam, Rotterdam, Utrecht, Den Haag şehirleriyle sınırlı değil elbette. Benzer organizasyonlar, ülkenin dört bir yanında organize edildi. Bu programlar, sosyal medya sayesinde kısmen canlı olarak da izlenebilildi. Programlarda hem yerel hem de Türkiye’den gelen tanınmış sanatçılar, konuşmacılar, yazarlar yer aldı. Avrupa’nın her yerinde gözlenen bu olağanüstü hareketlilik, esasen Ramazan ayında başlamıştı. Bir çok kuruluş tarafından, adeta birbirleriyle yarışırcasına organize edilen iftar sofraları, daha sonra yerini, kültür, sanat, eğitim ve spor etkinliklerinden oluşan fuar, festival ve konserlere bıraktı. Zira, tam iki yıl insanlar, bırakın parklarda piknik yapmayı, bayramlarda bile, büyüklerini ziyarete gidemediler. Salgın geçince de, Türkleri tutmak mümkün olmadı.”
AMSTERDAM’DA ANADOLU FESTİVALİ
Evet, organizasyon bakımından bazıları için ders niteliği taşıyan bu etkinliklerin en büyüğü Amsterdam’da yapıldı.
Hollanda’nın “Kültürel Buluşması” olarak gelenekselleşen Anatolia Festijn etklinliğinin üçüncüsü ‘Ailemle orda olmak istiyorum’ aile teması ile 03-06 Haziran 2022 tarihlerinde Stadspark Osdorp’ta düzenlendi.
Anatolia Festijn, Hollanda kültürünü, Anadolu kültürleri ile tanıştırmayı ve kaynaştırmayı amaç edinen ve bu anlamda kültürler arası bir köprü vazifesi gören Stichting Markad kurumunun düzenlemiş olduğu Anadolu Kültür Günleri’nin adıdır.
Anatolia Festijn, Anadolu’nun sahip olduğu zenginlikleri, çeşitliliği ve kültürel birikimini bu etkinlikler aracılığı ile ziyaretçilerle buluşturdu. Anatolia Festijn’de, Anadolu’nun farklı bölgelerine ait özelliklerin, yöresel unsurların, mutfak lezzetleri stantlarında uzun kuyruklar oluştu.
Katılımcılar festival kapsamında tiyatro gösterileri, yazar buluşmaları, ebru, hat ve cam üfleme sanatı, mehter ve halk oyunları gösterileri gibi çok sayıda etkinliği izleme imkanı buldu.
Festivalde, Türk kahvesinden tatlılara, gözlemeden dönere, simit ve lokmadan mantıya kadar Türk mutfağından çok sayıda lezzetin yanı sıra, Hollanda firmalarınca da ülkeye özgü tatlıların satışı yapıldı.
Etkinlikte Dr. Savaş Şafak Barkçin, Hatayi İnanç, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil ve Bahadır Yenişehirlioğlu ile sanatçı Dursun Ali Erzincanlı da katılımcılarla sohbet edip, kitaplarını imzaladı.
Anadolu Festivali Genel Koordinatörü Kürşat Murat yaptığı açıklamada, festivali düzenlemekteki amaçlarının Anadolu kültürünü Avrupalılara tanıtırken, Avrupa’da yaşayan Türklere de bu kültürü hatırlatmak olduğunu söyledi.
Katılımdan oldukça memnun olduklarını dile getiren Kürşat Murat, “Festivale Hollanda’daki Türklerin yanı sıra Belçika, Almanya, Danimarka ve İngiltere gibi birçok ülkeden ziyaretçi katıldı.” dedi. Festivalin organizasyonunda, medya ilişkilerini sürdüren Şerafettin Babacan’ın,
başarılı çalışmaları, 4 günlük katılımcı sayısının 50 bini aşmasında büyük rol oynadı.
UTRECHT HOUTEN’DE ‘KÜLTÜR FESTİVALİ FUARIM’DA ÜNLÜ SANATÇILAR MUSTAFA CECELİ VE SİNAN AKÇIL 25 BİN KİŞİ ÇEKTİ
Zekeriya Aslan’ın organizasyonu ile yapılan ‘Kültür Festivali Fuarım’, ünlü sanatçıların katılımı sayesinde 25 bini aşkın ziyaretçi topladı.
Fuarda Mustafa Ceceli, Sinan Akçıl, Hakan Mengüç, Çağatay Akman, By Kuş, Kenan Çoban, Prof. Dr. Hayati İnanç, Alişan Kapaklıkaya, Sinan Yağmur, Bülent Gardiyaoğlu, Saliha Erdim, Julia Sena Yamanoğlu, Erol Çalı, Serhat Yabancı, Yunus Arıkan, Gülsemin Konca, Süyeybe Kevser, Mehmet Küçük, Aysel Yalçın, Leyla Karabağlı, Elif Akkar Küçük, Nezaket Kıraçtı ve Erol Göksü gibi isimler 3 gün boyunca ziyaretçilerle kaynaştılar.
Fuara gelen engelli yurttaşlarımız unutulmamıştı. Onlar için özel yer ayrılan engellileri Mustafa Ceceli de unutmadı ve aralarına karışarak fotoğraf çektirdi.
‘6 Fuar bir arada’ sloganı ile açılan fuarın ilk günü sahne alan Mustafa Ceceli, salonu doluran binlerce kişiye coşkulu anlar yaşattı.
Fuarım’ın ikinci gününde ünlü yazarlar, güfteci, besteci ve şarkıcıların yanında, sosyal medyada 6 milyon takipçisi olan Sinan Akçıl sahneye çıktılar ve büyük ilgi gördüler.
KERMES PATLAMASI
Fuarlar ve festivaller ile şenlenen Hollanda’da, çeşitli dernek ve federasyonların organize ettikleri kermesler ile tam anlamıyla coşku seline dönüştü. Bu kermeslere de onbinlerce ziy aretçi akın etti.
Böylelikle, sorunlardan uzak neşeli günler yaşanmış oldu.
Şimdi de, gerek Hollandalılar ve gerekse burada yaşayan Türkler, tatilllerini Türkiye’de geçirmek üzere yollara dökülecekler.
Avrupa ülkelerinde Sağlık Turizmi Fuarları’nın, bundan sonra hatasız ve bizler ile işbirliği yapılarak tekrarlanacağı sözünü veren önemli aracılar ve bizzat organizatörün ricaları üzerine haberi yayından kaldırmıştım.
Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, Amsterdam’da açılan Sağlık Turizmi Fuarı ile ilgili iddiaları, Bakan Fahrettin Koca’ya 6 madde olarak sordu:
1-Dünyanın en iyi sağlık sistemini uyguladığı bilinen Hollanda’da Türkiye’nin sağlıkla ilgili fuar düzenlemesinin amacı nedir?
2-20-21 Mayıs 2022 günleri arasında düzenlenen fuar sonunda Türkiye ve
Türk sağlık sektörü adına ne gibi kazanımlar elde edilmiştir?
3-Fuar organizasyona tam olarak ne kadar para harcanmıştır?
4-Organizasyona katılan firmalar ve kişiler hangi kriterlere göre
belirlenmiştir?
5-Hollanda’da gerçekleşmesine rağmen fuar organizasyonuna Hollandalılar
neden ilgi göstermemiştir?
6- Fuarda Türk vatandaşlarımız dışında yabancı ülkelerden katılımcı olmuş
mudur?
Üstte: Müzeyyen Şevkin’in soru önergesi medyada geniş yer aldı.
AMSTERDAM,- 23 Mayıs 2022 günü haber portalımda yayınladığım ve ricalar üzerine aynı gün yayından kaldırdığım, Amsterdam Turizm Fuarı haberimdeki iddialar, Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin tarafından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya soruldu.
Avrupa ülkelerinde Sağlık Turizmi Fuarları’nın, bundan sonra hatasız ve bizler ile işbirliği yapılarak tekrarlanacağı sözünü veren önemli aracılar ve bizzat organizatörün ricaları üzerine haberi yayından kaldırmıştım.
Ne var ki, dosyalara kaydedilmiş olan haberi yayından kaldırmış olmam bir fayda sağlamadı ve konu Büyük Millet Meclisi’ne taşınmış oldu.
Şüphesiz ki, sayın Bakan’ın bu sorulara vereceği cevaplar hepimizde merak konusu.
Yine de, Bakan’ın vereceği cevapların, bundan sonra yapılması planlananları engellemeyecek bir düzeyde olmasını dileyerek, sayın Şevkin’in Bakan’a sunduğu önergeyi altta yayınlıyorum.
Müzeyyen Şevkin’in, Meclis Başkanlığı kanalıyla Bakan Koca’ya soruları:
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Hollanda’nın Amsterdam şehrinde düzenlenen ve Türk sağlık sektörünün temsilcilerinin katıldığı ‘Türk Sağlık Turizmi Fuarı’ çeşitli olumsuzlukları beraberinde getirmiştir. Sektör temsilcileri fuara vaat edilen sayıda ziyaretçinin gelmemesi nedeniyle adeta isyan etmiştir. Türk ve Hollanda medyasını harekete dahi geçiremeyen organizasyon nedeniyle Türkiye’nin kasasından yaklaşık 1 Milyon Euro’nun adeta çöpe atıldığı öne sürülmektedir.
Lahey Büyükelçiliği Basın Müşavirliği tarafından medyaya gönderilen bir bildiride, fuar ziyaretçisi kategorisinde ana hedef kitlenin Hollanda’da yaşayan 500.000 kişinin üzerindeki Türk kökenli nüfus olduğu, Hollandalılara yönelik bir girişim olmadığı belirtilmiştir.
Fuar alanı olarak bir otel salonunun seçilmesi başta olmak üzere, fuar giriş belgelerinde Türkiye’ye ait fuar olduğuna dair bir ibare bulunmaması, 56 Türk firmasının katıldığı, 20-21 Mayıs 2022 günlerinde (2 gün) düzenlenen fuar süresince toplamda 700-800 kişinin fuarı ziyaret etmesi Türkiye açısından son derece olumsuz bir durum oluşturmuştur.
Fuarın katılımcı firmaları hayal kırıklığı içinde Türkiye’ye dönmüş, firma yöneticileri; hem kendilerinin hem de devletin sunduğu maddi katkının bir anlamda çöpe atıldığını vurgulamış, haklı olarak fuara katılımcı çekilememesinin nedenlerini sorgulamıştır.
Bu bilgiler ışığında aşağıdaki sorularımın Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Dr. Müzeyyen ŞEVKİN
CHP Adana Milletvekili
SORULAR
1- Dünyanın en iyi sağlık sistemini uyguladığı bilinen Hollanda’da Türkiye’nin sağlıkla ilgili fuar düzenlemesinin amacı nedir?
2- 20-21 Mayıs 2022 günleri arasında düzenlenen fuar sonunda Türkiye ve Türk sağlık sektörü adına ne gibi kazanımlar elde edilmiştir?
3- Fuar organizasyona tam olarak ne kadar para harcanmıştır?
4- Organizasyona katılan firmalar ve kişiler hangi kriterlere göre belirlenmiştir?
5- Hollanda’da gerçekleşmesine rağmen fuar organizasyonuna Hollandalılar neden ilgi göstermemiştir?
6- Fuarda Türk vatandaşlarımız dışında yabancı ülkelerden katılımcı olmuş mudur?
Karaçay’ın notu:
Soruda bulunan,“Lahey Büyükelçiliği Basın Müşavirliği tarafından medyaya gönderilen bir bildiride, fuar ziyaretçisi kategorisinde ana hedef kitlenin Hollanda’da yaşayan 500.000 kişinin üzerindeki Türk kökenli nüfus olduğu, Hollandalılara yönelik bir girişim olmadığı belirtilmiştir.” ifadesine açıklık getirmek istiyorum.
Bildiri, Müşavirlik tarafından kaleme alınmamıştır. Müşavirlik, devlet görevi yapmış ve bildiriyi medyaya göndermiştir.
Sağlık Turizmi Fuarı haberimi, hatırı sayılır kişilerin ricası üzerine yayından kaldırdıktan sonra çok üzülmüş ve aşağıdaki yazıyı yayınlamıştım:
ONCE UPON A TİME İLHAN KARAÇAY
Bir zamanlar İlhan Karaçay
Bir haberin geri çekiliş hikâyesi…
Dün servise konan Amsterdam’daki Türk Sağlık Turizmi Fuarı ile ilgili haberi web sayfamdan okumak isteyenler ‘Sözü edilen haber, görülen lüzum üzerine servisten kaldırılmıştır…’ ibaresini görüyorlar.
O haberin kaldırılış nedenini fantazili bir anlatım ile açıklıyorum.
Hollanda’ya geldiğim ilk yıl 1968 idi. Şimdiki eşim Jeanne ile ilk arkadaşlığımız sırasında, sinemalarda ‘Once upun a time in the West’ filmi gösterimi vardı.
Sergio Leone’nin senaryosu ve Ennio Morricone’nin muhteşem müziği ile, başrolleri
Claudia Cardinale, Henry Fonda ve Charles Bronson paylaşmıştı.
İnanır mısınız, Jeanne ile ilkini zevkle izlediğim bu filmi daha sonra belki de 10 defa hiç sıkılmadan izledim.
Zaten filmin adı da çok çekiciydi. İtalyanca adı ‘C’era una volta il West’ olan bu filmin adı pek çok defa kopyalanarak adepte edilmeye çalışıldı. Tıpkı bizim ‘Bir Zamanlar Çukurova’ da olduğu gibi.
Şimdi, ‘Sen bu konuya neden girdin, nedir senin Bir Zamanlar İlhan Karaçay zırvan’ diye sorabilirsiniz.
Cevabını vereyim değerli okurlarım: Bir zamanlar var olan İlhan Karaçay’dan şimdi eser kalmadı.
Neden mi? Çünkü bir zamanlar dünyanın dört bir yanında yaptığı gazetecilik ile, Türkiye’de ve Türklerin yaşadıkları yerlerde takdir ile izlenen İlhan Karaçay, korkusuzca gazetecilik yapıyor ve gazeteciliğinin yanında da toplumun sosyal, kültürel ve geçim sorunları ile de ilgileniyordu.
O İlhan Karaçay, Hollanda’daki haksızlıklar karşısında haberlerini yaparken, Krallara, Kraliçelere ve Başbakanlara isyan mektupları yazmaktan korkmuyordu.
O İlhan Karaçay, tam 7 Dünya ve 7 de Avrupa Futbol Şampiyonası’nı okuyucuları için izlerken, Arjantin cuntasının kontrolünde yapılan 1978 Dünya Şampiyonasında, Peru milli takımına yapılan tehditleri de korkusuzca yazıyordu. (Peru milli takımı ile aynı oteldeydim)
Rusya’nın Sochi kentinde yapılan Kış Olimpiyatları’na da giden İlhan Karaçay, Rusya’nın eşcinsellere kapıları kapattığı açıklamasına rağmen, eşcinsel olmadığı halde bir eşcinsel rengi sayılan pembe kazağı ile gitti. O zaman Putin’in sarayının duvarına işeyen Corendon’un sahibi Atilay Uslu’nun tutuklanışını da korkusuzca takip etti o Karaçay.
Af edersiniz değerli okurlarım, kendimden bir megaloman gibi söz ederken, bir konuya daha değinmek istiyorum. Hatırlayanlarınız olacaktır. 1990’lı yıllarda Alanya’da Hollandalı turist kızara saldırarak birini öldüren canilerin yargılanmaları devam ederken, Türkiye’ye gitme planı olan Prens Willem Alexander ile Prenses Maxima’nın bu ziyaretleri, protesto amaçlı olarak iptal edilmişti. Ben de o zaman bu tutuma isyan etmiş ve konuyla ilgili olarak Türkçe ve Hollandaca bir yorum yazmıştım. Bu yorumda, saldırganları lanetlerken, Hollandalı kızlara da ‘Gittiğiniz ülke bir İskandinav ülkesi değil, sekse ve çıplaklığa susamış kişilerin de bulunduğu bir ülkedir. Bu nedenle oradaki davranışlarınıza dikkat edin’ tavsiyesinde bulunmuştum. Hollanda’daki tüm gazeteler benim yazıma yer verirken, GPD Ajansı’nın redaktörü benimle ilgili yazıya, ‘Karaçay:Hollandalı kızlar suçlu’ başlığını attı. Bu yazı ajansın abone olduğu 28 gazetede yayınlandı. Tabii ki bunun üzerine, mağdurların aileleri hakkımda şikâyette bulundular. Yargılanmam çok adaletsiz oldu. Avukatımın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden örnekler göstererek fikir hürriyetini öne sürdü ama, Hollandalı yargıçlar bana 18 bin euro tazminat cezası vermişti. Böylece de benim önümün kesilmesi amaçlanmış gibiydi… ‘Gibiydi’ diyorum, zira o günlerde benim Avrupa DÜNYA gazetesinde korkusuzca yazdıklarım siyasetçileri de kızdırmıştı. İran asıllı bir parlamenter, ‘Kim bu İlhan Karaçay, akljna her geleni nasıl böyle pervasızca yayınlayabiliyor’ diye feryat etmişti.
Ülkenin en büyük gazetesi De Telegraaf, Türkiye ve Türkler aleyhindeki her yayınından sonraki eleştirilerim karşısında pes etmişti. Gazetenin Genel Yayın Müdürü, beni iyi tanıyan turizm sayfası müdürüne, ‘Şu Karaçay’ı buraya davet eder misin?’ diyerek sulh yolunu aramıştı.
Bu kadar megalomanlığı neden yaptım biliyor musunuz değerli okurlarım.
Çünkü, o korkusuz Karaçay’dan bugün artık eser kalmadı.
Korkuyor artık Karaçay. Tabii ki korktukları da dostları.
Gazeteciliği yaptığı sürece tükürdüğünü yalamayan Karaçay, şimdi tükürdüğünü yaladı. Dün servise koyduğu bir yayınını geri çekti Karaçay.
Eskiden, tehdit ve hatır ile haberlerinde düzeltme yapmayan Karaçay, şimdi tehdit olmasa da hatırın kurbanı oldu ve haberini geri çekti.
Bakın neydi o haber.
Geçtiğimiz hafta sonu Amsterdam’da Türk Sağlık Turizmi konulu bir fuar açılmıştı.
O haberi çok değişik bir stilde yazan Karaçay, açılışın muhteşem, ama ziyaretçi sayısının fiyasko olduğunu iddia etmişti.
İşte ne olduysa ondan sonra oldu.
Önce okurlardan ve fuar katılımcılarından tebrikler yağdı.
Ama daha sonra da dost telefonları başladı. Lahey’den Ankara’ya, Amsterdam’dan Marmaris’e kadar dört bir koldan telefon ve dijital not yağıyordu.
Telefon edenlerin ve not gönderenlerin hepsi, fuar organizasyonunu yapan beyefendinin dürüstlüğünden ve becerisinden söz ediyordu. ‘Bu konuda bir düzeltme yap veya haberi yayından kaldır’ diyenlerin hepsi, gerçekten çok samimi ve dikkatli konuşuyorlardı.
Daha sonra, İlhan Karaçay’ı organizasyonu üstlenen beyefendi Ankara’dan aradı.
Daha önce hiç tanışmamışlardı ama, Ankara’daki beyefendi, İlhan Karaçay’a hitap ederken, yukarıda anlatılan megalomanlık hikâyesini sanki kopya etmiş gibi konuşuyordu.
Gerçekten çok beyefendi bir tavır sergiliyordu Ankara’daki yetkili.
Fuar için yaptıklarını tek tek anlatırken, hatalarının da olabileceğini ama bundan sonraki etkinliklerde hata yapılmayacağını ve hatta medya ile de ortak çalışma yapılacağını anlatıyordu Ankara’daki yetkili.
Ankara’daki yetkili, yazılanlar hakkında tek kelime tartışma yapmıyor ve çok kibar bir şekilde yaptıklarını ve bundan sonra yapacaklarını anlatırken, işbirliğinden de söz ediyordu.
İlhan Karaçay ise hiç araya girmiyor ve sukûnet ile dinliyordu. İlhan Karaçay çok duygulanmıştı. Google’de her saat başı daha da güçlenen haberin, ileride yapılacak olanlar için bir sıkıntı yaratabileceği fikrine de inanıyordu Karaçay.
İşte, bir zamanların o korkusuz Karaçay’ı, dün korkmadı ama, dost baskıları etkisinde kalarak, gelecekte yapılması planlananları zedelememek için, ‘Hiç bir menfaat karşılığı olmadan haberi servisten kaldırıyorum’ dedi.
İlhan Karaçay’ın bu haberi, gerek Avrupa’da ve gerekse Türkiye’de çok sayıda haber portalı tarafından yayınlandı. İlhan Karaçay sadece Doğuş yayınını aradı ve haberin kaldırılmasını rica etti. Şimdi de tüm diğer haber portalı sahiplerinden aynı ricada bulunuyor ve bugünkü haber ile yetinmelerini istiyor Karaçay.