“Geleceğin Mahalle Evi” statüsü verilen derneğin binası onarıldı, dekore edildi ve diğer derneklere sosyal kültürel ve sportif faaliyetler yapma imkânı tanındı.
Alevi Kültür Derneği DAB-DER adeta “Belediye içinde Belediye”veya“İkinci bir Belediye binası”pozisyonunda…
Dernek Başkanı Muharrem Cengiz, “Hizmetlerimiz, mahallemizdeki tüm kişi ve kuruluşları kapsıyor” diyerek, ayrımcılığa yer olmadığını belirtiyor.
Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan ve Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen’in onurlandırdıkları derneğin, diğer Belediyelere de örnek olması bekleniyor.
(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan.)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Lahey Belediyesi, Alevi Kültür Derneği DAB-DER’in binasını mahalleye açık bir sosyal merkez olarak konumlandırarak, göçmen kökenli bir sivil toplum kuruluşuna kamusal rol tanıyan dikkat çekici bir adım attı. Dünya hukukunun ve uluslararası adalet kurumlarının simgesi olarak bilinen Lahey’de alınan bu karar, yerel yönetim ile toplum merkezleri arasındaki yeni iş birliği modelinin somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Lahey’deki dernek binası, artık yalnızca bir dernek binası değil. Belediye tarafından tanınan, desteklenen ve mahalleye açılan bir kamusal merkez haline geldi.
Lahey Belediyesi’nin Alevi Kültür Derneği DAB-DER’e verdiği, “Buurthuis van de Toekomst”(Geleceğin Mahalle Evi) statüsü, Hollanda’daki göçmen kurumları açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Bu gelişme, sıradan bir destek kararı değil. Belediyenin sosyal politika anlayışının, mahalle yaşamını örgütleme biçiminin ve göçmen kurumlara bakışının somut bir yansımasıdır.
Bu nedenle konu sadece bir dernek haberi değildir. Bu, yerel yönetim modeli ile toplum merkezlerinin kesiştiği noktada ortaya çıkan yeni bir kamusal rolün hikayesidir.
“BELEDİYE İÇİNDE BELEDİYE” VEYA “İKİNCİ BİR BELEDİYE BİNASI MI”
Gurbetçi toplumun uzun yıllar “dernek binası” diye bildiği adresler, artık başka bir kapıya açılıyor. Çünkü “Buurthuis van de Toekomst” modeli, Belediyenin klasik mahalle evi anlayışını yenileyerek bazı sivil adresleri, mahallede herkesin girebildiği ve faaliyet üretebildiği bir “kamusal buluşma noktası” haline getirmeyi hedefliyor. Bu yüzden insanın aklına şu soru geliyor.
Bu, adeta “Belediye içinde Belediye” veya “İkinci bir Belediye binası” oluyor
Elbette hukuken Belediye değil. İmza yetkisi yok. Resmi kamu gücü yok. Ancak fiiliyatta, Belediyenin mahalleye dönük sosyal hizmetlerinin bir kısmı burada görünür hale geliyor. Belediyenin desteklediği ve Belediyenin hedeflerine bağlanan bir işlev üstleniyor. Bu da sıradan bir “dernek lokali” tanımını aşıyor.
İnsanlar, ilk bakışta şunları soruyor: Bir derneğe böyle bir statü verilmesi ne anlama geliyor?
Bu yapı Belediyenin bir uzantısı mı oluyor? İkinci bir Belediye binası mı ortaya çıkıyor?
Hukuken böyle bir durum yok. Belediyenin yetkileri, karar alma mekanizmaları ve idari sorumlulukları bu merkezlere devredilmez. Ancak pratikte farklı bir gerçeklik ortaya çıkıyor.
Bu merkezler, Belediyenin mahalleye dönük sosyal faaliyetlerinin yürütüldüğü, vatandaşın kapısını çalabildiği ve toplumun kendi kendine örgütlenebildiği bir alan haline geliyor.
Bir başka ifadeyle, Belediye hizmetlerinin yerel ölçekte hissedildiği bir “toplumsal temas noktası” oluşuyor.
Bu yüzden “Belediye içinde Belediye” benzetmesi mecazi olarak yapılıyor. Çünkü bu merkezler mahallede sosyal bağ kurma, yalnızlıkla mücadele, gençleri yönlendirme ve kültürel etkileşim gibi alanlarda Belediyenin hedeflerini sahaya taşıyor.
Bu benzetmenin altını özellikle çizmek gerekir. Burada söz konusu olan, hukuki bir yetki devri değildir. Derneğe resmi imza hakkı ya da idari karar alma yetkisi verilmiş değildir. Anlatılmak istenen, Belediyenin mahalleye dönük sosyal temas noktalarından birinin bu merkez üzerinden görünür hale gelmesidir.
Bir süre önce yapılan Yeni Yıl Resepsiyonunda, Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan ve Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen’in onurlandırdıkları derneğin, diğer Belediyelere de örnek olması bekleniyor. Dernek Başkanı Muharrem Cengiz ise, “Hizmetlerimiz, mahallemizdeki tüm kişi ve kuruluşları kapsıyor” diyerek, ayrımcılığa yer olmadığını belirtiyor.
BUURTHUIS VAN DE TOEKOMST NEDİR
“Buurthuis van de Toekomst” kavramı Hollanda’da yıllardır konuşulan bir mahalle politikası yaklaşımıdır.
Ama bu bir isim değildir. Bu bir rol tanımıdır.
Bu statü verilen yerlerden beklenen temel şey şudur: Kapı yalnızca üyeye değil, mahallede yaşayan herkese açık olacak. İnsanlar sadece katılımcı olmayacak. İsterlerse faaliyet düzenleyebilecek. Toplumsal ihtiyaçlara cevap verecek programlar üretilecek.
Bu merkezlerde şu faaliyetler önceliklidir.
*Gençler için eğitim ve yönlendirme çalışmaları.
*Yaşlılar için sosyal buluşmalar.
*Kadınlara yönelik destek ve dayanışma programları.
*Mahalle sakinlerini bir araya getiren kültürel etkinlikler.
*Gönüllülük ve katılımı güçlendiren projeler.
Belediye, böyle bir merkez oluştuğunda mahalleye yapılan sosyal yatırımın kalıcı hale geldiğini düşünüyor.
Bu model, klasik anlamda bir ruhsat ya da özel bir imtiyaz değildir. Belediyenin, mahallede zaten aktif olan bir kurumu kamusal sosyal buluşma noktası olarak tanımasıdır. Yani burada verilen şey bir ayrıcalık değil, mahalleye açık olma ve toplumsal sorumluluk üstlenme çerçevesidir.
LAHEY MODELİ VE SİYASİ ARKA PLAN
Lahey, mahalle temelli sosyal politikalar konusunda, Hollanda’nın en aktif Belediyelerinden biridir.
Bu şehirde “Buurthuis van de Toekomst” yaklaşımı yalnızca bütçe tasarrufu ya da bina kullanımını artırma fikrinden doğmadı. Amaç, sosyal izolasyonu azaltmak ve mahalle ölçeğinde dayanışma kurmaktı.
Yerel yönetim şu gerçeği gördü.
Bir mahallede okul var. Spor kulübü var. Kültür merkezi var. Ama bu yapılar çoğu zaman birbirinden kopuk çalışıyor.
Bu kopukluğu ortadan kaldırmak için yeni bir model geliştirildi.
Tek işlevli binalar yerine çok işlevli sosyal merkezler.
Bu merkezlerde farklı kesimler bir araya geliyor. Aynı çatı altında spor etkinliği, kültürel program, sosyal destek ve eğitim faaliyetleri yapılabiliyor.
Bu yaklaşım zamanla Belediye politikasının önemli bir parçası haline geldi.
DAB-DER ÖRNEĞİ NEDEN ÖNEMLİ
Lahey’deki Alevi Kültür DerneğiDAB-DER, bu modelin göçmen toplum üzerinden hayata geçtiği en dikkat çekici örneklerden biri oldu.
Derneğin binası, Belediyenin katkısıyla kapsamlı biçimde yenilendi. Zeminler, tuvaletler, etkinlik alanları ve mutfak modern hale getirildi. Bu süreç 2018 yılında başladı ve 2020 sonunda tamamlandı.
Belediye daha sonra bu yapıya “Buurthuis van de Toekomst” etiketi verdi. Etiketin sunumu için Belediye yöneticilerinin katıldığı bir program düzenlendi.
Bu adım, göçmen kökenli bir kültür kurumunun mahalle ölçeğinde kamusal rol üstlenmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
27 YILLIK BİR TOPLUMSAL BİRİKİM
DAB-DER, kendisini yalnızca bir inanç merkezi olarak değil, sosyal ve kültürel faaliyetler yürüten bir toplum kurumu olarak tanımlıyor.
Kuruluşun yaklaşık 27 yıllık geçmişi bulunuyor. Gençlere yönelik eğitim faaliyetleri, yaşlılara yönelik sosyal programlar ve kültürel etkinlikler uzun yıllardır devam ediyor.
Bu birikim, Belediyenin derneği mahalle evi rolü için uygun görmesinde etkili oldu.
Çünkü, “Buurthuis van de Toekomst” etiketi, sıfırdan verilen bir yetki değildir. Zaten toplumsal faaliyet yürüten kurumların kapasitesi üzerine inşa edilir.
BU BİR AYRICALIK MI?
En çok sorulan soru budur.
Bir derneğe böyle bir statü verilmesi ayrıcalık mıdır?
Cevap net.
Hayır.
Bu bir ayrıcalık değil, sorumluluk yükleyen bir statüdür.
Bu statüye sahip olan kurumlar şu yükümlülükleri taşır.
Mahalleye açık olmak.
Farklı kesimlerden insanları buluşturmak.
Toplumsal fayda üretmek.
Belediyenin sosyal hedeflerine katkı sağlamak.
Bu yüzden Belediye böyle bir etiketi verirken yalnızca destek sağlamaz. Aynı zamanda beklenti oluşturur.
Bu nedenle “Belediye işlemleri yapma hakkı” ifadesi, resmi işlem yürütme yetkisini değil, Belediyenin sosyal hedeflerine bağlı faaliyet üretme ve mahalle sakinlerine açık bir merkez olma sorumluluğunu ifade etmektedir.
MAHALLE SOSYOLOJİSİ AÇISINDAN ANLAMI
Hollanda’da son yıllarda yalnızlık, kuşaklar arası kopukluk ve göçmen toplumların kendi içine kapanması sık tartışılan konular arasında yer alıyor.
Mahalle merkezleri bu sorunlara karşı bir çözüm aracı olarak görülüyor.
İnsanların aynı ortamda buluşması, birlikte etkinlik üretmesi ve birbirini tanıması sosyal uyumu güçlendiriyor.
Bu model, göçmen kurumların toplumdan kopmadığını ve mahalle yaşamına katkı sunduğunu da görünür kılıyor.
LAHEY İÇİN SOSYAL BİR DÖNÜM NOKTASI
Lahey, çok kültürlü yapısıyla bilinen bir şehir.
Türkler, Faslılar, Surinamlılar ve birçok farklı topluluk burada yaşıyor.
Bu çeşitlilik, sosyal politikaların mahalle ölçeğinde yürütülmesini zorunlu kılıyor. DAB-DER’in “Buurthuis van de Toekomst” statüsü alması, bu çeşitlilik içinde köprü kuran bir merkez modelinin güçlenmesi anlamına geliyor.
Bu nedenle gelişme, yalnızca Alevi toplumunu ilgilendirmiyor.
Tüm mahalleyi ilgilendiriyor.
Tüm şehri ilgilendiriyor.
GELECEKTE NE OLACAK
Bu modelin yaygınlaşması bekleniyor.
Belediyeler, toplumun kendi iç dinamikleriyle sosyal faaliyet üretmesini desteklemek istiyor.
Bu nedenle spor kulüpleri, kültür kurumları ve gönüllü kuruluşlar da benzer statüler için değerlendiriliyor.
DAB-DER örneği, göçmen kurumların yalnızca kendi topluluklarına değil, tüm topluma hizmet üretebileceğini gösteren güçlü bir örnek olarak kayda geçiyor.
Lahey’de bir dernek binasına verilen “Buurthuis van de Toekomst” statüsü, basit bir tabeladan ibaret değil.
Bu karar, Belediyenin mahalle politikasını, göçmen toplumlara yaklaşımını ve sosyal dayanışma modelini yansıtan önemli bir adım.
Bu yapı artık yalnızca bir dernek değil.
Mahalleye açılan bir kapı.
Toplumun buluştuğu bir alan.
Belediyenin sosyal vizyonunun sahadaki karşılığı.
Ve belki de en doğru tanım şu.
Bu, klasik anlamda bir dernek binasının ötesinde, mahalle yaşamının kalbine yerleşen yeni nesil bir toplum merkezi.
Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği, Den Haag’daki Alevi topluluğunun çıkarlarını savunmaya yönelik bir sosyal yardım kuruluşudur. Özellikle Den Haag bölgesinde 27 yıldır faaliyet göstermektedir ve gençler ile yaşlılar için sosyal, kültürel ve eğitimsel alanlarda çalışmaktadır. Ayrıca, Alevi Bektaşi Kültür ve Tanıtma Derneği, bir köprü işlevi görerek, Türk Alevi topluluğu ile Hollandalılar, diğer etnik gruplar ve Den Haag’daki sosyal kuruluşlar arasında bağ kurmaktadır. “Geleceğin Mahalle Evi” olarak, farklı kültürlere saygı göstererek, renkli bir Den Haag için çeşitli etkinliklerin yapıldığı bir alan sunmaktadır.
DAB-DER YÖNETİM KURULU
Muharrem Cengiz: Eş başkan
Pelin Yıldırım: Eş başkan
Haydar Özmen: Sekreter
Gönül Yıldırım: Sekreter yardımcısı
Hakan Yıldırım: Sayman
Bora Çelik: Sayman yardımcısı
Ceyhun Özçelik: Yönetim kurulu üyesi
Mürşit Aslan: Yönetim kurulu üyesi
Ali Ergül: Yönetim kurulu üyesi
Tarık Kutlutürk: Yönetim kurulu üyesi
Yusuf Yıldız: Yönetim kurulu üyesi
DENETLEME KURULU
Abuzer Şaş, Hasan Sarıkaya, Piraye Yıldırım, Düzgün Şahinkaya, Selin Cengiz, Hasan Basri Yılmaz, Sebahattin Erbaş, Mustafa Kırmızı, Mahmut Kirmit.
Bilgi için: Muharrem Cengiz, Dab Der Başkanı: E-posta: info@dabder.nl
Telefon: 06-53208121
Adres: Monstersestraat 184, 2512 PE Den Haag
SYMBOL VAN WERELDVREDE DEN HAAG GEEFT AAN DE ALEVITISCHE CULTUURVERENIGING HET RECHT OM TE BEMIDDELEN BIJ GEMEENTELIJKE PROCEDURES
Het verenigingsgebouw dat de status van Buurthuis van de Toekomst kreeg, is gerenoveerd, ingericht en opengesteld voor andere verenigingen om sociale, culturele en sportieve activiteiten te organiseren.
De Alevitische Cultuurvereniging DAB DER bevindt zich bijna in een positie van een Gemeente binnen de Gemeente of een tweede gemeentegebouw.
Voorzitter Muharrem Cengiz benadrukt dat hun diensten alle personen en instellingen in de wijk omvatten en dat er geen plaats is voor discriminatie.
De vereniging die werd geëerd door onze ambassadeur Fatma Ceren Yazgan en de burgemeester van Den Haag Jan van Zanen zal naar verwachting ook een voorbeeld zijn voor andere gemeenten.
İlhan KARAÇAY schreef:
De gemeente Den Haag heeft een opvallende stap gezet door het gebouw van de Alevitische Cultuurvereniging DAB DER te positioneren als een sociaal centrum dat openstaat voor de wijk en door een maatschappelijke rol toe te kennen aan een maatschappelijke organisatie met migratieachtergrond. Deze beslissing in Den Haag, bekend als symbool van internationaal recht en internationale gerechtelijke instellingen, wordt gezien als een concreet voorbeeld van een nieuw samenwerkingsmodel tussen lokaal bestuur en maatschappelijke centra.
Het verenigingsgebouw in Den Haag is niet langer alleen een verenigingsgebouw. Het is een publiek centrum geworden dat wordt erkend, ondersteund en opengesteld voor de wijk door de gemeente.
De status Buurthuis van de Toekomst die de gemeente Den Haag aan de Alevitische Cultuurvereniging DAB DER heeft gegeven, opent een nieuw tijdperk voor migrantenorganisaties in Nederland. Deze ontwikkeling is geen gewone ondersteuningsbeslissing. Het is een concrete weerspiegeling van de sociale beleidsvisie van de gemeente, van de manier waarop het wijkleven wordt georganiseerd en van de benadering van migrantenorganisaties.
Daarom is dit onderwerp niet slechts een verenigingsnieuws. Het is het verhaal van een nieuwe publieke rol die ontstaat op het snijvlak van lokaal bestuur en maatschappelijke centra.
GEMEENTE BINNEN DE GEMEENTE OF EEN TWEEDE GEMEENTEGEBOUW
De adressen die de migrantengemeenschap jarenlang kende als verenigingsgebouwen openen zich nu naar een andere functie. Het model Buurthuis van de Toekomst vernieuwt de klassieke visie op buurthuizen en wil bepaalde maatschappelijke adressen omvormen tot een publieke ontmoetingsplek waar iedereen uit de wijk kan binnenkomen en activiteiten kan organiseren. Daardoor komt een vraag naar voren. Wordt dit bijna een Gemeente binnen de Gemeente of een tweede gemeentegebouw.
Juridisch gezien is het uiteraard geen gemeente. Het heeft geen tekenbevoegdheid. Het beschikt niet over officiële publieke macht. Maar in de praktijk wordt een deel van de sociale diensten van de gemeente voor de wijk hier zichtbaar. Het neemt een functie op zich die wordt ondersteund door de gemeente en verbonden is met gemeentelijke doelstellingen. Dit overstijgt de definitie van een gewone verenigingsruimte.
Mensen stellen bij eerste indruk vragen. Wat betekent het dat een vereniging zo’n status krijgt. Wordt deze structuur een verlengstuk van de gemeente. Ontstaat er een tweede gemeentegebouw.
Juridisch bestaat zo’n situatie niet. De bevoegdheden, besluitvormingsmechanismen en administratieve verantwoordelijkheden van de gemeente worden niet overgedragen aan deze centra. Maar in de praktijk ontstaat een andere realiteit. Deze centra worden plaatsen waar sociale activiteiten van de gemeente voor de wijk worden uitgevoerd, waar burgers kunnen aankloppen en waar de samenleving zichzelf kan organiseren. Met andere woorden ontstaat er een maatschappelijk contactpunt waar gemeentelijke diensten op lokaal niveau voelbaar worden.
Daarom wordt de vergelijking Gemeente binnen de Gemeente metaforisch gebruikt. Deze centra brengen de doelstellingen van de gemeente naar het veld op gebieden zoals sociale verbinding in de wijk, bestrijding van eenzaamheid, begeleiding van jongeren en culturele interactie.
Het is belangrijk deze vergelijking te onderstrepen. Er is geen sprake van een juridische overdracht van bevoegdheden. De vereniging heeft geen officiële tekenbevoegdheid of bestuurlijke beslissingsmacht gekregen. Wat wordt bedoeld is dat een van de sociale contactpunten van de gemeente in de wijk zichtbaar wordt via dit centrum.
Tijdens een recente nieuwjaarsreceptie werd de vereniging geëerd door onze ambassadeur Fatma Ceren Yazgan en de burgemeester van Den Haag Jan van Zanen. Verwacht wordt dat dit voorbeeld ook andere gemeenten zal inspireren. Voorzitter Muharrem Cengiz stelt dat hun diensten alle personen en instellingen in de wijk omvatten en dat er geen plaats is voor discriminatie.
WAT IS BUURTHUIS VAN DE TOEKOMST
Het begrip Buurthuis van de Toekomst is in Nederland al jaren een benadering binnen het wijkbeleid. Het is geen naam. Het is een rolomschrijving.
Van locaties met deze status wordt het volgende verwacht. De deur staat open voor iedereen in de wijk en niet alleen voor leden. Mensen zijn niet alleen deelnemers. Zij kunnen ook zelf activiteiten organiseren. Programma’s worden ontwikkeld die inspelen op maatschappelijke behoeften.
In deze centra krijgen de volgende activiteiten prioriteit.
*Onderwijs en begeleiding voor jongeren.
*Sociale ontmoetingen voor ouderen.
*Ondersteunings en solidariteitsprogramma’s voor vrouwen.
*Culturele activiteiten die wijkbewoners samenbrengen.
*Projecten die vrijwilligerswerk en participatie versterken.
De gemeente beschouwt het ontstaan van zo’n centrum als een duurzame sociale investering in de wijk.
Dit model is geen vergunning en geen speciaal privilege. Het is de erkenning door de gemeente van een reeds actieve instelling als publieke sociale ontmoetingsplek. Wat wordt gegeven is geen voorrecht maar een kader van openheid voor de wijk en maatschappelijke verantwoordelijkheid.
HET MODEL VAN DEN HAAG EN DE POLITIEKE ACHTERGROND
Den Haag is een van de meest actieve gemeenten van Nederland op het gebied van wijkgerichte sociale politiek.
De benadering Buurthuis van de Toekomst ontstond niet alleen uit budgetbesparing of uit het idee om gebouwen efficiënter te gebruiken. Het doel was het verminderen van sociale isolatie en het opbouwen van solidariteit op wijkniveau.
Het lokaal bestuur zag een realiteit. In een wijk is er een school. Er is een sportclub. Er is een cultureel centrum. Maar deze structuren werken vaak los van elkaar. Om deze scheiding te doorbreken werd een nieuw model ontwikkeld. Multifunctionele sociale centra in plaats van gebouwen met één functie.
In deze centra komen verschillende groepen samen. Onder hetzelfde dak kunnen sportactiviteiten, culturele programma’s, sociale ondersteuning en onderwijsactiviteiten plaatsvinden. Deze benadering werd in de loop van de tijd een belangrijk onderdeel van het gemeentelijk beleid.
WAAROM HET VOORBEELD VAN DAB DER BELANGRIJK IS
De Alevitische Cultuurvereniging DAB DER in Den Haag is een van de meest opvallende voorbeelden van dit model binnen de migrantengemeenschap.
Het gebouw van de vereniging werd met steun van de gemeente grondig vernieuwd. Vloeren, toiletten, activiteitenruimten en keuken werden gemoderniseerd. Dit proces begon in 2018 en werd eind 2020 voltooid. Daarna gaf de gemeente het label Buurthuis van de Toekomst aan dit gebouw en werd een programma georganiseerd met deelname van gemeentelijke bestuurders.
Deze stap wordt gezien als een belangrijk keerpunt waarin een culturele instelling met migratieachtergrond een publieke rol op wijkniveau op zich neemt.
EEN MAATSCHAPPELIJKE OPBOUW VAN 27 JAAR
DAB DER definieert zichzelf niet alleen als een geloofscentrum maar ook als een maatschappelijke instelling die sociale en culturele activiteiten uitvoert. De organisatie heeft een geschiedenis van ongeveer 27 jaar. Educatieve activiteiten voor jongeren, sociale programma’s voor ouderen en culturele evenementen worden al jarenlang voortgezet. Deze opgebouwde ervaring speelde een rol in de keuze van de gemeente om de vereniging geschikt te achten voor de rol van buurthuis. Het label Buurthuis van de Toekomst wordt namelijk niet vanaf nul gegeven. Het wordt opgebouwd op basis van de capaciteit van instellingen die al maatschappelijke activiteiten uitvoeren.
IS DIT EEN VOORRECHT?
Dit is de meest gestelde vraag. Is het een voorrecht dat een vereniging zo’n status krijgt.
Het antwoord is duidelijk. Nee. Het is geen voorrecht maar een status die verantwoordelijkheid met zich meebrengt.
Instellingen met deze status hebben de volgende verplichtingen.
Openstaan voor de wijk.
Mensen uit verschillende groepen samenbrengen.
Maatschappelijke meerwaarde produceren.
Bijdragen aan de sociale doelstellingen van de gemeente.
Daarom geeft de gemeente bij het toekennen van zo’n label niet alleen steun maar schept zij ook verwachtingen.
De uitdrukking recht om gemeentelijke procedures uit te voeren verwijst dus niet naar officiële administratieve bevoegdheden maar naar de verantwoordelijkheid om activiteiten te produceren die aansluiten bij de sociale doelstellingen van de gemeente en om een centrum te zijn dat openstaat voor wijkbewoners.
BETEKENIS VOOR DE WIJKSOCIOLOGIE
In Nederland worden onderwerpen zoals eenzaamheid, generatiebreuken en het naar binnen keren van migrantengemeenschappen de laatste jaren veel besproken. Buurtcentra worden gezien als een instrument tegen deze problemen. Het samenkomen van mensen in dezelfde omgeving, het gezamenlijk organiseren van activiteiten en het leren kennen van elkaar versterken de sociale samenhang. Dit model maakt ook zichtbaar dat migrantengemeenschappen niet losstaan van de samenleving maar bijdragen aan het wijkleven.
EEN SOCIAAL KEERPUNT VOOR DEN HAAG
Den Haag staat bekend om zijn multiculturele structuur. Turken, Marokkanen, Surinamers en vele andere gemeenschappen leven hier samen. Deze diversiteit maakt het noodzakelijk om sociale politiek op wijkniveau te voeren. Dat DAB DER de status Buurthuis van de Toekomst heeft gekregen betekent dat een centrum dat bruggen slaat binnen deze diversiteit wordt versterkt.
Deze ontwikkeling betreft daarom niet alleen de Alevitische gemeenschap. Zij betreft de hele wijk. Zij betreft de hele stad.
WAT GEBEURT ER IN DE TOEKOMST
Verwacht wordt dat dit model zich verder zal verspreiden. Gemeenten willen dat de samenleving met eigen dynamiek sociale activiteiten produceert. Daarom worden sportclubs, culturele instellingen en vrijwilligersorganisaties ook voor vergelijkbare statussen geëvalueerd.
Het voorbeeld van DAB DER wordt geregistreerd als een sterk voorbeeld dat migrantengemeenschappen niet alleen voor hun eigen gemeenschap maar voor de hele samenleving diensten kunnen produceren.
De status Buurthuis van de Toekomst die aan een verenigingsgebouw in Den Haag werd gegeven is geen eenvoudig bord. Deze beslissing weerspiegelt het wijkbeleid van de gemeente, de benadering van migrantengemeenschappen en het model van sociale solidariteit.
Deze structuur is niet langer alleen een vereniging. Het is een deur die openstaat naar de wijk. Het is een ruimte waar de samenleving samenkomt. Het is de weerspiegeling op het terrein van de sociale visie van de gemeente. En misschien is de meest juiste definitie deze. Het is een nieuw generatie maatschappelijk centrum dat verder gaat dan een klassiek verenigingsgebouw en zich in het hart van het wijkleven heeft geplaatst.
De Alevitische Bektasi Cultuur en Promotievereniging is een maatschappelijke organisatie die zich inzet voor de belangen van de Alevitische gemeenschap in Den Haag. Zij is vooral actief in de regio Den Haag en werkt al 27 jaar op sociaal, cultureel en educatief gebied voor jongeren en ouderen. Daarnaast vervult de vereniging een brugfunctie tussen de Turks Alevitische gemeenschap, Nederlanders, andere etnische groepen en maatschappelijke organisaties in Den Haag. Als Buurthuis van de Toekomst biedt zij een ruimte waar activiteiten plaatsvinden met respect voor verschillende culturen en waar wordt gewerkt aan een kleurrijk Den Haag.
BESTUUR
Muharrem Cengiz – Co-voorzitter
Pelin Yıldırım – Co-voorzitter
Haydar Özmen – Secretaris
Gönül Yıldırım – Adjunct-secretaris
Hakan Yıldırım – Penningmeester
Bora Çelik – Adjunct-penningmeester
Ceyhun Özçelik – Bestuurslid
Mürşit Aslan – Bestuurslid
Ali Ergül – Bestuurslid
Tarık Kutlutürk – Bestuurslid
Yusuf Yıldız – Bestuurslid
RAAD VAN TOEZICHT
Abuzer Şaş, Hasan Sarıkaya, Piraye Yıldırım, Düzgün Şahinkaya, Selin Cengiz,
Hasan Basri Yılmaz, Sebahattin Erbaş, Mustafa Kırmızı, Mahmut Kirmit.
Voor informatie: Muharrem Cengiz voorzitter van Dab Der
E mail info@dabder.nl
Telefoon 06 53208121
Adres Monstersestraat 184 2512 PE Den Haag