Dünya’da en çok ünvana sahip kişi olduğuna inandığım Günay Uslu paye toplamaya devam ediyor
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Numan Olcar, kutladığı Uslu ile sıkı bir işbirliğine girişeceğini belirtti.
(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Hollanda’da turizm ve seyahat dünyasının yakından tanıdığı isimlerden Günay Uslu, bir kez daha önemli bir göreve seçildi.
Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet eski Bakanı olan ve halen Corendon’un CEO’luğunu yürüten Uslu, bu kez Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’nin yönetim kuruluna girdi.
10 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen ANVR Genel Kurulu’nda alınan kararla, Günay Uslu ile birlikte Helen van Berkel de yeni yönetim kurulu üyeleri olarak seçildi. Böylece Uslu, Hollanda turizm sektörünün karar mekanizmalarında söz sahibi olan isimler arasındaki yerini daha da pekiştirmiş oldu.
Bu yeni yapılanmayla birlikte Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’in yönetim kurulu yeniden şekillendi ve tam kadro olarak görevine devam edecek.
Yönetimde Günay Uslu ve Helen van Berkel’in yanı sıra, sektörün önde gelen şirketlerinden temsilciler yer alıyor.
Kurulda TUI’den Arjan Kers, Schiphol Travel’dan Daan Lenderink ve Travix’ten Casper Maasdam gibi dikkat çeken isimler bulunuyor.
ANVR Direktörü Frank Radstake de yönetimin doğal üyesi olarak görev yapıyor.
Günay Uslu’nun bu göreve seçilmesi, hem Türk kökenli bir isim olarak hem de Hollanda’daki başarı hikâyesini sürdüren bir kadın yönetici olarak dikkat çekiyor. Uslu’nun kamu görevinden özel sektöre geçtikten sonra da etkisini artırarak sürdürmesi, kariyerindeki istikrarlı yükselişi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Turizm sektörünün en önemli çatı kuruluşlarından biri olan Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’de söz sahibi olacak olan Uslu’nun, önümüzdeki dönemde özellikle uluslararası seyahat politikaları ve sektörün geleceğine ilişkin kararlarda etkin rol oynaması bekleniyor.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Numan Olcar, kutladığı Uslu ile sıkı bir işbirliğine girişeceğini belirtti.
GÜNAY USLU’DAN GENÇLERE DESTEKTE YENİ ADIM
Gunay Uslu, göçmen kökenli gençlerin gelişmesine katkı sağladığı çalışmalarıyla da biliniyor. İşte son gelişmelerden biri:
Hollanda’da iş dünyası ile kamu temsilcilerini bir araya getiren dikkat çekici bir buluşmada, Corendon Airlines CEO’su Günay Uslu ile gençlerin geleceğine yönelik önemli bir görüşme gerçekleştirildi. Görüşmede, özellikle fırsatlara erişimde zorlanan gençlerin nasıl desteklenebileceği konusu ele alındı.
Toplantıya, Youssef Noudri, Faysal Settout, Azzdin El Hamdaoui ve Said Majiti (Gemeente ‘s-Hertogenbosch) katıldı. Ayrıca Ministerie van Onderwijs, Cultuur en Wetenschap bünyesinde görev yapan Çağrı Ekmen de toplantıda yer aldı.
Yapılan açıklamalara göre, taraflar yalnızca iyi niyet beyanlarıyla yetinmeyip somut adımlar üzerinde durdu. Gençlerin eğitimden iş hayatına uzanan süreçte daha güçlü bir şekilde yer alabilmesi için yeni iş birlikleri ve projeler masaya yatırıldı. Görüşmede ayrıca bazı somut adımlar üzerinde mutabakata varıldığı ve bu adımların yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.
Uzmanlara göre, Hollanda’da özellikle göçmen kökenli gençlerin iş gücü piyasasına katılımı ve eğitimde fırsat eşitliği hâlâ önemli bir gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Bu nedenle kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi, çözüm açısından büyük önem taşıyor.
Gerçekleştirilen bu buluşma da tam olarak bu ihtiyaca işaret ediyor. Kurumlar arası sınırların aşılması ve ortak hedefler doğrultusunda hareket edilmesi, gençlerin geleceği açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Görüşmeye katılan isimler, gençlerin geleceğinin sözlerle değil, bugün alınan cesur kararlarla şekilleneceğine dikkat çekerek, bu tür iş birliklerinin artarak devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Değerli Okurlarım,
Daha önce sizleri bıktırma derecesinde yazdığım Günay Uslu haberleri, Hollanda’nın ünlü söyleşi yazarı Maddie READTS’ın da dikkatini çekti.
…Ve READTS, Uslu ile alttaki röportajı yayınladı.
Maddie RAEDTS
Hollanda’daki birçok kişi onu Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet eski Bakanı olarak tanıyor.
Bugün ise ülkenin en bilinen seyahat şirketlerinden biri olan Corendon’un CEO’su.
Ancak siyaset ve iş dünyasından önce Günay bir tarihçi ve akademisyendi. Kültür, kimlik ve toplumların nasıl evrildiği konularına derin ilgi duyan bir isimdi.
Onun hikâyesini benim için ilginç kılan şey, bu kadar farklı dünyalar arasında geçiş yaparken tutkuyla bağlı olduğu değerlerle bağını hiç koparmamış olmasıdır.
Bir şirketi yönetmenin yanı sıra Hollanda Film Festivali ve Hollanda’nın en büyük halk kütüphanesi ağı olan OBA’nın yönetim kurulunda yer alıyor. Daha önce EYE Film Müzesi’nin yönetim kurulunda bulundu, Rembrandt Derneği’ne danışmanlık yaptı ve Homeros, Truva ve Türkler üzerine doktora çalışmasını tamamladı. Gerçekten etkileyici.
Bu söyleşide Günay, göçmen bir ailenin çocuğu olarak büyümesini, akademi, siyaset ve iş dünyası arasında yaptığı geçişleri ve seyahat, kültür ve hikâye anlatımının dünyayı algılayışımızı nasıl şekillendirmeye devam ettiğini anlatıyor.
Maddie Raedts: Akademi, siyaset ve şimdi de Corendon’daki iş liderliği arasında geçiş yaptınız. Bu farklı dünyalar size kendiniz hakkında ne öğretti?
Günay Uslu: Geriye baktığımda bu dünyalar birbirinden uzak görünebilir. Ama benim için hepsi merak duygusu ve toplumların nasıl işlediğini anlama isteğiyle birbirine bağlı. Bir tarihçi olarak geçmişe bakmayı ve kimlik, güç ve kültür üzerine sorular sormayı öğrendim. Siyaset ise fikirlerin insanların günlük hayatını etkileyen kararlara nasıl dönüştüğünü gösterdi.
İş dünyasında, özellikle Corendon’da, odak daha hızlı ve daha pratiktir. Her gün insanlarla birlikte bir şey inşa edersiniz. Kendim hakkında öğrendiğim şey, fikirlerin eyleme dönüştüğü ortamlardan keyif aldığım. Düşünmeyi seviyorum ama aynı zamanda üretmeyi de seviyorum.
Bu dünyaların her biri bana farklı bir şey öğretti. Akademi derinliği, siyaset sorumluluğu, iş dünyası ise girişimciliğin ve ekip çalışmasının önemini her gün hatırlatıyor.
MR: Kendinizi “öncülerin kızı” olarak tanımlıyorsunuz. Büyüdüğünüz ortama baktığınızda bu size cesaret ve hırs hakkında ne öğretti?
GU: Ailem Hollanda’ya göçmen olarak geldi ve hayatlarını sıfırdan kurdu. Bu büyük bir cesaret gerektirir ama aynı zamanda sessiz bir kararlılık da ister. Çok çalışırsınız, uyum sağlarsınız ve belirsizlikler olsa bile yolunuza devam edersiniz.
Ailem için eğitim çok önemliydi. Oysa bu, onların kendi hayatlarında doğal bir şey değildi. Örneğin annem kırk yaşına doğru okumayı öğrendi. Bir anlamda birlikte okumayı öğrendik. Bu, o kuşağın kararlılığını çok iyi anlatır.
Okulda bir öğretmen bana çok düşük bir yönlendirme verdi. “Ülkenize döndüğünüzde işinize yarar” diyerek bir meslek öğrenmemi önerdi. Oysa ben Haarlem’de doğmuştum. Böyle deneyimler insanı kırabilir ama aynı zamanda motive de edebilir.
Bu ortamda büyümek, hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını öğretir. Fırsatlar garanti değildir ama yaratılabilir. Ailem her zaman merakı ve azmi teşvik etti. Benim için hırs sadece kariyer demek değildi. Topluma ve kültüre katkı sunmakla ilgiliydi. Bu bakış açısı bugün hâlâ yaptığım seçimleri şekillendiriyor.
MR: Siyaseti bırakıp CEO’luk görevine geçmek büyük bir değişim. Bu geçiş sizden
GU: Siyaset ve iş dünyası çok farklı tempolarda işler. kişisel olarak ne talep etti?Devlette kurumlar, prosedürler ve kamu tartışmaları içinde çalışırsınız. İş dünyasında tempo daha hızlıdır ve kararların sonuçları çoğu zaman hemen görülür.
Benim için bu geçiş, politika odaklı kamusal bir rolden, çok sayıda yetenekli meslektaşımla birlikte bir organizasyonu kurmaya ve yönetmeye odaklanan bir liderlik rolüne geçmek anlamına geldi.
Ama bazı yönleri şaşırtıcı şekilde benzer. Liderlik her zaman dikkatle dinlemeyi, farklı görüşleri tartmayı ve birçok insanı etkileyen kararlar almayı gerektirir. Her iki dünyada da dayanıklılık gerekir. Çünkü alınan her karar kolay ya da herkes tarafından kabul edilebilir değildir.
MR: Seyahat Corendon’un merkezinde yer alıyor. Aynı zamanda insan olarak bizim de özümüzde var. Sizce seyahat arzusu tatilin ötesinde neyi temsil ediyor?
GU: Seyahat sadece tatil demek değildir. Merak demektir. Kendi bildiğiniz çevrenin dışına çıkmak ve dünyayı başka gözlerle görmek demektir.
İnsanlar seyahat ettiğinde farklı kültürlerle, yaşam biçimleriyle ve coğrafyalarla karşılaşır. Bu deneyim çoğu zaman kendi hayatınıza bakışınızı da değiştirir. Empati ve anlayış geliştirir.
Elbette birçok insan için tatil aynı zamanda dinlenme ve mutluluk anıdır. Bu da çok önemlidir. Yoğun bir dünyada insanların yeniden enerji toplaması, aileleriyle ve arkadaşlarıyla zaman geçirmesi ve birlikte anılar oluşturması gerekir. Corendon’da her gün bu anların insanlar için ne kadar değerli olduğunu görüyoruz.
MR: Corendon’u yönetmenin yanı sıra Hollanda Film Festivali ve OBA gibi kurumlarla da yakın çalışıyorsunuz. Kültüre, kitaplara ve hikâye anlatımına olan bu güçlü bağınız nereden geliyor?
GU: Kültürle bağım akademik geçmişime ve tarih sevgime dayanıyor. Hikâyeler kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi anlamamıza yardımcı olur. Kitaplar, filmler ve sanat bize başka dünyaların kapılarını açar.
Büyürken kütüphaneler ve kitaplar hayatımda önemli bir yer tutuyordu. Keşif ve hayal gücü alanlarıydı. Daha sonra tarihçi ve araştırmacı olarak hikâye anlatımı mesleki hayatımın da bir parçası oldu.
Bugün iş dünyasında bile hikâye anlatımı önemini koruyor. Her kurumun bir hikâyesi vardır ve her kültür bu hikâyelerin paylaşılacağı ve korunacağı alanlara ihtiyaç duyar. OBA ve Hollanda Film Festivali gibi kurumlar bu açıdan büyük rol oynar. İnsanları fikirler, yaratıcılık ve hayal gücü üzerinden birbirine bağlar.
MR: Anne olmak, hırs ve liderlik anlayışınızı etkiledi mi?
GU: Anne olmak bakış açımı kesinlikle etkiledi. Ancak bu sorunun neredeyse sadece kadınlara yöneltildiğini de fark ediyorum. Denge sağlamak için aynı sorunun babalara da sorulması gerekir.
Annelik insanı doğal olarak uzun vadeye ve gelecek nesillere bırakılacak topluma odaklar. Sorumluluk duygusunu derinleştirir ve kararların etkisini daha geniş bir perspektiften görmenizi sağlar.
Ayrıca liderliğin sadece vizyon ve kararlılıktan ibaret olmadığını da hatırlatır. Sabır, dinleme ve başkalarının gelişmesine alan açmak da en az bunlar kadar önemlidir. Liderlik böylece bireysel bir performans olmaktan çıkar ve ortak bir üretim sürecine dönüşür.
MR: Kariyerinize baktığınızda sizi gerçekten sınayan ya da değiştiren bir an oldu mu?
GU: Belirleyici anlardan biri girişimcilikten kamu hizmetine geçişimdi. Girişimcilikte odak kurmak, risk almak ve hızlı hareket etmektir. Kamu hizmetinde ise alınan her karar toplumun farklı kesimlerinde, kurumlarda ve uzun vadeli sonuçlarda yankı bulur.
Bu deneyim liderlik anlayışımı değiştirdi. Liderlik artık kişisel inisiyatiften çok kamu yararına hizmet etmek, dikkatle dinlemek ve farklı bakış açılarını dengeli şekilde değerlendirmek anlamına geliyordu. Bana, etkinin sadece kararlılıkla değil, iş birliğiyle de ortaya çıktığını öğretti.
***********
GÜNAY USLU OPNIEUW IN HET NIEUWS: DIT KEER IN HET BESTUUR VAN DE NEDERLANDSE REISBRANCHEVERENIGING (ANVR)
Günay Uslu, van wie ik denk dat zij de persoon is met de meeste titels ter wereld, blijft nieuwe onderscheidingen verzamelen.
Numan Olcar, bestuurslid van de Vereniging van Turkse Reisorganisaties, verklaarde dat hij Uslu feliciteerde en een nauwe samenwerking met haar zal aangaan.
İlhan KARAÇAY schreef:
Günay Uslu, een naam die in Nederland in de toerisme- en reiswereld goed bekend is, is opnieuw gekozen voor een belangrijke functie.
Uslu, voormalig staatssecretaris verantwoordelijk voor Cultuur en Media en momenteel CEO van Corendon, is dit keer toegetreden tot het bestuur van de Nederlandse Reisbranchevereniging ANVR.
Tijdens de Algemene Vergadering van de ANVR op 10 maart 2026 werd besloten dat naast Günay Uslu ook Helen van Berkel als nieuwe bestuursleden zijn gekozen. Daarmee heeft Uslu haar positie verder versterkt binnen de besluitvormingsmechanismen van de Nederlandse toerismesector.
Met deze nieuwe samenstelling is het bestuur van de ANVR opnieuw gevormd en zal het volledig operationeel verdergaan.
Naast Günay Uslu en Helen van Berkel maken ook vertegenwoordigers van toonaangevende bedrijven uit de sector deel uit van het bestuur.
Onder de leden bevinden zich opvallende namen zoals Arjan Kers van TUI, Daan Lenderink van Schiphol Travel en Casper Maasdam van Travix.
Ook ANVR-directeur Frank Radstake maakt als natuurlijk lid deel uit van het bestuur.
De verkiezing van Günay Uslu voor deze functie trekt de aandacht, zowel als iemand met een Turkse achtergrond als een vrouwelijke bestuurder die haar succesverhaal in Nederland voortzet. Dat Uslu na haar overstap van de publieke sector naar het bedrijfsleven haar invloed verder heeft vergroot, laat opnieuw haar stabiele carrièreontwikkeling zien.
Als lid van het bestuur van de ANVR, een van de belangrijkste koepelorganisaties in de toerismesector, wordt verwacht dat Uslu de komende periode een actieve rol zal spelen, vooral bij internationale reisbeleid en beslissingen over de toekomst van de sector.
Numan Olcar, bestuurslid van de Vereniging van Turkse Reisorganisaties, verklaarde dat hij Uslu feliciteerde en een nauwe samenwerking met haar zal aangaan.
EEN NIEUWE STAP VAN GÜNAY USLU TER ONDERSTEUNING VAN JONGEREN
Günay Uslu staat ook bekend om haar inzet voor de ontwikkeling van jongeren met een migratieachtergrond. Dit is een van de recente ontwikkelingen:
Tijdens een opvallende bijeenkomst in Nederland waar vertegenwoordigers uit het bedrijfsleven en de publieke sector samenkwamen, vond een belangrijk gesprek plaats tussen Corendon Airlines CEO Günay Uslu en betrokken partijen over de toekomst van jongeren.
In dit gesprek stond centraal hoe jongeren die moeite hebben met toegang tot kansen beter ondersteund kunnen worden.
Aan de bijeenkomst namen Youssef Noudri, Faysal Settout, Azzdin El Hamdaoui en Said Majiti namens de gemeente ’s-Hertogenbosch deel.
Daarnaast was ook Çağrı Ekmen, werkzaam bij het Ministerie van Onderwijs, Cultuur en Wetenschap, aanwezig.
Volgens verklaringen van de betrokkenen bleef het niet bij goede intenties, maar werd er gesproken over concrete stappen. Nieuwe samenwerkingen en projecten werden besproken om jongeren sterker te positioneren in de overgang van onderwijs naar arbeidsmarkt.
Er werd ook aangegeven dat over enkele concrete stappen overeenstemming is bereikt en dat deze binnenkort met het publiek zullen worden gedeeld.
Volgens experts blijft de deelname van jongeren met een migratieachtergrond aan de arbeidsmarkt en gelijke kansen in het onderwijs een belangrijk aandachtspunt in Nederland.
Daarom is samenwerking tussen overheid en bedrijfsleven van groot belang voor oplossingen.
Deze bijeenkomst wijst precies op die noodzaak. Het doorbreken van institutionele grenzen en het handelen vanuit gezamenlijke doelen wordt gezien als een hoopvolle ontwikkeling voor de toekomst van jongeren.
De deelnemers benadrukten dat de toekomst van jongeren niet wordt bepaald door woorden, maar door moedige beslissingen die vandaag worden genomen, en onderstreepten dat dergelijke samenwerkingen moeten blijven toenemen.
************
Waarde lezers,
De berichten die ik eerder uitvoerig over Günay Uslu heb geschreven, trokken ook de aandacht van de bekende Nederlandse interviewschrijfster Maddie Readts.
En Readts publiceerde het onderstaande interview met Uslu.
Maddie READTS
Deze keer spreek ik met Günay Uslu.
Veel mensen in Nederland kennen haar als voormalig staatssecretaris voor Cultuur en Media en vandaag leidt zij Corendon als CEO, een van de bekendste reisbedrijven van het land.
Maar vóór de politiek en het bedrijfsleven was Günay historicus en academicus, iemand met een diepe interesse in cultuur, identiteit en de manier waarop samenlevingen zich ontwikkelen.
Wat haar verhaal voor mij zo interessant maakt, is hoe zij zich tussen deze totaal verschillende werelden heeft bewogen en tegelijkertijd trouw is gebleven aan waar haar passie ligt.
Naast haar rol als CEO is zij bestuurslid van het Nederlands Film Festival en de OBA, het grootste openbare bibliotheeknetwerk van Nederland. Daarvoor was zij bestuurslid van het EYE Filmmuseum, adviseur van de Rembrandt Vereniging en promoveerde zij op Homerus, Troje en de Turken. Indrukwekkend.
In dit gesprek blikt Günay terug op haar jeugd als kind van migranten, haar overgang tussen academie, politiek en bedrijfsleven en legt zij uit waarom reizen, cultuur en verhalen nog altijd bepalend zijn voor hoe wij de wereld zien.
Maddie Raedts: U bent actief geweest in de academische wereld, de politiek en nu in het bedrijfsleven als CEO van Corendon. Wat hebben deze verschillende werelden u over uzelf geleerd?
Günay Uslu: Als ik terugkijk lijken die werelden misschien ver uit elkaar te liggen, maar voor mij zijn ze verbonden door nieuwsgierigheid en de wens om te begrijpen hoe samenlevingen functioneren. Als historicus ben ik opgeleid om naar het verleden te kijken en vragen te stellen over identiteit, macht en cultuur. De politiek liet mij zien hoe ideeën worden vertaald naar beslissingen die het dagelijks leven van mensen beïnvloeden.
In het bedrijfsleven, en vooral bij Corendon, ligt de nadruk meer op het directe en praktische. Je bouwt elke dag samen met mensen iets op. Wat ik over mezelf heb geleerd, is dat ik graag werk in omgevingen waar ideeën en actie samenkomen. Ik houd van denken, maar ook van bouwen.
Elke wereld heeft mij iets anders geleerd: de academie gaf mij diepgang, de politiek leerde mij verantwoordelijkheid en het bedrijfsleven herinnert mij elke dag aan het belang van ondernemerschap en teamwork.
MR: U noemt uzelf een dochter van pioniers. Wat heeft uw jeugd u geleerd over moed en ambitie?
GU: Mijn ouders kwamen als migranten naar Nederland en bouwden hun leven vanaf nul op. Dat vraagt om moed en een stille vastberadenheid. Je werkt hard, past je aan en gaat door, ook als de toekomst onzeker is.
Onderwijs speelde een grote rol in ons gezin, ook al was dat voor mijn ouders niet vanzelfsprekend. Mijn moeder leerde bijvoorbeeld pas rond haar veertigste lezen. In zekere zin leerden wij samen lezen. Dat zegt veel over de vastberadenheid van die generatie.
Op school kreeg ik ooit een laag advies. Een leraar zei dat het nuttig zou zijn een vak te leren “voor wanneer je teruggaat naar je land”, terwijl ik in Haarlem was geboren. Zulke ervaringen kunnen je ontmoedigen, maar ook motiveren.
Je leert dat niets vanzelfsprekend is. Kansen zijn niet gegarandeerd, maar je kunt ze wel creëren. Mijn ouders stimuleerden altijd nieuwsgierigheid en doorzettingsvermogen. Voor mij ging ambitie nooit alleen over carrière, maar ook over iets betekenisvols bijdragen aan de samenleving en cultuur.
MR: De overstap van politiek naar CEO is groot. Wat vroeg dat persoonlijk van u?
GU: Politiek en bedrijfsleven kennen een ander tempo. In de overheid werk je binnen structuren en procedures. In het bedrijfsleven gaan beslissingen sneller en hebben ze vaak direct effect.
Voor mij betekende het de overgang van beleid naar leiderschap, van publieke verantwoordelijkheid naar het samen opbouwen van een organisatie met collega’s. Tegelijk zijn er overeenkomsten: luisteren, afwegen en beslissingen nemen die veel mensen raken.
MR: Wat betekent reizen voor u, buiten vakanties?
GU: Reizen is meer dan vakantie. Het gaat om nieuwsgierigheid en het verlaten van je vertrouwde omgeving. Je ontmoet andere culturen en perspectieven. Dat verandert ook hoe je naar jezelf kijkt.
Daarnaast is vakantie ook gewoon rust en geluk. Mensen hebben dat nodig. Tijd met familie en vrienden en het maken van herinneringen is van grote waarde.
MR: Waar komt uw sterke band met cultuur en verhalen vandaan?
GU: Die komt voort uit mijn academische achtergrond en liefde voor geschiedenis. Verhalen helpen ons begrijpen wie we zijn. Boeken, films en kunst openen nieuwe werelden.
Bibliotheken speelden een grote rol in mijn jeugd. Later werd storytelling ook professioneel belangrijk. Zelfs in het bedrijfsleven blijft dat zo.
MR: Heeft het moederschap uw kijk op leiderschap veranderd?
GU: Zeker. Tegelijk wordt die vraag vooral aan vrouwen gesteld. Misschien moeten we die ook vaker aan vaders stellen.
Moederschap richt je blik op de lange termijn en verantwoordelijkheid. Leiderschap gaat dan niet alleen over beslissingen, maar ook over geduld, luisteren en ruimte geven aan anderen.
MR: Was er een moment dat u echt veranderde?
GU: De overgang van ondernemerschap naar de publieke sector. Daar besefte ik dat leiderschap minder gaat om jezelf en meer om het algemeen belang. Samenwerking is net zo belangrijk als daadkracht.