2017’de Hollanda Sosyal İşler Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Lodewijk Asscher, Diyanet Vakfı’nı vesayet altına almıştı.

C:\Users\ILHAN\Desktop\TEMMUZ BULTENINE GIRECEKLER\download (2).jpg
Zamanın Sosyal İşler Bakanı ve de Sosyal Demokrat Lodewijk Asscher

Malumunuz, Hollanda’da faaliyet gösteren Diyanet Vakfı, siyasetçiler ve medya tarafından topa tutulmuştu. Gerekçe de, bu vakıfın başkanı ve cami derneklerine bağlı imamların, ‘Ankara’ya casusluk yapıyorlar’ iddiasıydı.

Vakıf’ın o zamanki Başkanı Yusuf Acar ‘Casus başı’ olarak damgalanmış ve Hollanda’da ‘İstenmeyen diplomat’ olarak sınırdışı edilmesi gündeme gelmişti.
İki ülke arasındaki ilişkilerin daha da kötüye gitmemesi için iki ülkenin Dışişleri Bakanları aralarında konuşmuş ve Hollanda sınırdışı etmeden, Türkiye’nin bu diplomatı geri çağırması en iyi çözüm olarak bulunmuştu.
C:\Users\ILHAN\Desktop\TEMMUZ BULTENINE GIRECEKLER\Yusuf Acar-Diyanet (1).JPG
Lahey Din İşleri Müşaviri ve Diyanet Vakfı Başkanı Yusuf Acar

Ne var ki, Diyanet Vakfı Başkanı’nın Ankara’ya gitmesiyle konu kapanmamıştı.
Başta ana muhalefetin lideri Sybrand Buma olmak üzere pek çok politikacı, sadece Diyanet Vakfı’nın değil, diğer Türk vakıf ve derneklerinin de takibe alınmasını isteyerek, bu konuda daha önceden ipi çeken Sosyal İşler Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher’in ekmeğine yağ sürmüşlerdi.
Zira Lodewijk Asscher, Hollanda’daki 5 Türk kuruluşu hakkında bir araştırma yaptırmış ve daha sonra da bu araştırmanın çok olumsuz sonuçlarını ballandıra ballandıra anlatmıştı. Türk toplumundan yükselen tepkiler üzerine, araştırmayı yeniden yaptıracağını belirten Asscher, Türkler için ‘antipatik’ bir adam olmuştu.

Asscher, yapılacak olan genel seçimler arifesinde, Türkler için ‘antipatik’ olma korkusu yaşamıyordu.
Hoş, Türkler’in gönlünü kazanmak için daha önceleri bir camiyi ziyaret eden Asscher, Diyanet Vakfı yöneticileri ile biraraya gelerek ‘sempati’ kazanmaya çalıştı ama, yapılan son görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, hiç de hoş olmayan sözlerini tekrarlamıştı.

Sosyal Demokrat geçinen İşçi Partililer’in, Türkiye ve Türkler aleyhine yedikleri ilk nane değildi bu. Yakın bir zamana kadar, sağ görüşlü Türkler’in bile oylarını alan İşçi Partisi, geçmişte de Türkiye ve Türkler aleyhine pek çok eyleme imza atmıştı.

Şimdi, Asscher’in 19 Ocak 2017 günü yapmış olduğu açıklamayı okuyalım:

*Bugün öğleden sonra, Diyanet’in bir dalı olan Hollanda İslam Vakfı
yöneticileri ile Bakanlık’ta bir görüşme yaptım.
*Görüşmenin nedeni, geçen yılın sonunda başgösteren, Diyanet Vakfı Başkanı
Yusuf Acar’ın, hem Türk devletinin bir diplomatı ve hem de Diyanet’te dini
lider olarak üstlendiği çifte rolüydü. Böylesi bir çifte rol, siyaset ile dinin
karışımı nedeniyle ülkemizde nahoş gelişmelere neden olabilirdi.

*Hollanda Diyanet Vakfı’nın yöneticilerine, Hollanda’da din ile siyasetin ayrı
tutulduğunu ve dışarıdan politikamıza karışılmasına musaade etmeyeceğimizi
bir kez daha hatırlattım.

*Hollanda’da yaşayan herkesten ve yabancı din liderlerinden, ülkemizin hürriyet
esaslarına ve anayasasına saygılı olmalarını istedim.

*Hollanda Diyanet Vakfı’nın gelecekteki yapısal konumunu ve yönetim şeklini
de ele aldık.

*Hollanda Diyanet Vakfı yöneticilerinin oluşturacağı yeni bir komisyon, yeni
bir organizasyon yapılanması çalışması yapacak ve din ile siyasetin birbirine
karışmasını önleyecek.

*Bu demek oluyor ki, Diyanet’in gelecekteki başkanı, sadece bir dini lider olarak
rol alacaktır.

*Hollanda Diyanet Vakfı ile, finansman konusunu, imamların durumunu bana
kısa zamanda yazılı olarak beyan etmeleri konusunda da anlaştık.

*Hollanda Diyanet Vakfı ile, benim Bakanlığım işbirliği yaparak, Türkiye’den
gelecek olan imamların, Hollanda’daki yaşama ayak uydurabilmeleri için
yapılacak ön hazırlıklar konusunda da anlaşmaya vardık.
(Asscher’in açıklamasının Hollandaca metnini orijinal haliyle yazımın sonuna ekliyorum.)

‘EEEEY HOLLANDA’NIN İNTİKAMI

Asscher’in yapmış olduğu bu açıklamadan sonra, Hollanda’daki Türk Sivil Toplum Kuruluşları’nın çoğu, ‘Diyanet vakfı vesayet altına alındı’ kanısına vardılar.
Kimileri resmi açıklama yaptılar, kimileri de sosyal medyada ironik serzenişte bulundular.

İşte o ironik serzenişlerden bir örnek:
”Salon ağzına kadar dolmuştu. Heyecanlı bir grup toplanmıştı.Türkiye’den gelen milletvekilleri ve erkan yerini almıştı. O’nun sırası gelene kadar konuşmalar yapılmıştı. Ama salondakiler O’nu bekliyordu. Siyasetin ağır abisini…

O abi, kendisinden önce konuşanlardan daha fazla bağırmalı, daha gür konuşmalıydı…
Konuşmak için kürsüye çıktı. Sesinin tonu gürleşmeye başladı. Gürleştikçe salondakiler de coştu. Alkışlar, ‘bravo’ sesleri salonu inletiylordu.

Artık salonun hakimiyetini eline almıştı. Dayanamadı, önce kravatını çıkardı ve attı. Ardından ceketi çıkardı.

Salondakiler de coşmuş, abilerinin coşkusunu alkışlıyorlardı.
‘EEEEY HOLLANDA, EEEEY AVRUPA !’ diyerek racon kesmeye başladı. ‘Biz varken kimse bizden habersiz birsey yapamaz’ dedi.
O, ‘Eeeey Hollanda’ dedikçe salondakiler daha çok coşuyordu ve ıslıklar çalınıyordu.

Savas kazanmış komutan edasıyla programdan ayrıldı.
Daha sonra da racon kestiği ülkenin topraklarından…..

C:\Users\ILHAN\Desktop\TEMMUZ BULTENINE GIRECEKLER\Metin Kulunk (1).jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\TEMMUZ BULTENINE GIRECEKLER\Metin Kulunk (2).jpg

Tabii ki, ‘EEEEY HOLLANDA !’ diye racon kesilen ülkenin sahipleri, bu raconu not ettiler.
Hollanda da Batılı bir ülkeydi. Elbette sırasını bekleyecek ve
‘EEEY HOLLANDA’nın intikamını alacaktı.
Gecikmediler de…
Hemen araştırmalar, soruşturmalar yapıldı ve Lahey Din İşleri Müşavirimiz ile Hollanda Diyanet Vakfı’nın ipi çekildi.
Diyanet Vakfı Başkanı Yusuf Acar geri çağrıldı. Kim bilir nasıl bir anlaşma yapılmıştı.

Sonunda Başbakan Yardımcısı Asscher bizi hizaya çekmişti. Yapılması gerekenleri notlar halinde önümüze koymuştu. Asscher, ‘Bundan sonra Diyanet ve diğer Vakıflar, artık bizim kontrolümüzde’ demiş oldu.

Şimdi gözler, kravatını ve ceketini çıkararak ‘EEEY HOLLANDA’ diye bağırıp racon kesenleri arıyor.
Son olanlardan sonra sesleri çıkmadı.
Biz de haklı olarak, ‘Neredesin gözlerim arar seni’ şarkısını söylemeye başladık.
(Sözünü ettiğim politikacı, Başkan Recep Tayyip Erdoğan değildir. Siz artık kim olduğunu tahmin edin)

Lodewijk Asscher’in açıklamasının Hollandacası:

Persverklaring minister Asscher over gesprek met Diyanet Nederland
op 19 januari 2017

• Vanmiddag heb ik op het ministerie gesproken met een aantal bestuursleden
van de Islamitische Stichting Nederland (ISN), de Nederlandse tak van
Diyanet.
• Aanleiding voor het gesprek is de onrust die eind vorige jaar ontstond rond de
dubbelrol van Diyanet Nederland-voorzitter dhr. Acar, als diplomaat voor de
Turkse overheid en als religieus leider van Diyanet in Nederland. Een dubbelrol
die kan leiden tot ongewenste vermenging van politiek en religie in ons land.

• Ik heb richting de bestuursleden van Diyanet Nederland herhaald dat in
Nederland politiek en religie gescheiden zijn en dat we geen buitenlandse

politieke inmenging accepteren.
• Ook heb ik benadrukt dat we van iedereen, ook van buitenlandse religieuze
leiders, verwachten dat zij de vrijheden en grondrechten van ons land
respecteren.
• We hebben een constructief gesprek gehad over de toekomstige rol en
organisatiestructuur van Diyanet in Nederland.
• Het bestuur van Diyanet Nederland zal een commissie instellen die werkt aan
een nieuwe organisatiestructuur waarbij elke vermenging van religie en
politiek wordt voorkomen.
• Dat betekent dat de toekomstige voorzitter van Diyanet Nederland ook
uitsluitend een rol als religieus leider zal hebben.
• Verder heb ik met Diyanet Nederland afgesproken dat ze mij op korte termijn
schriftelijk inzichtelijk zullen maken hoe de financiering rond Diyanet
Nederland en de bij hen aangesloten imams geregeld is.
• Tot slot heb ik afgesproken dat Diyanet Nederland samen met mijn ministerie
gaat bekijken hoe door Turkije uitgezonden imams beter kunnen worden
voorbereid op de Nederlandse samenleving.