Geri
21 Ekim 2026 2026

HOLLANDA BAŞBAKANI VE ERKEK NİŞANLISI BABA OLUYOR: BEBEK SEVİNCİNE NEFRETİN GÖLGESİ!

Başbakan Rob Jetten ile Arjantinli hokeyci nişanlısı Nicolás Keenan, bir yumurta bağışçısı ve taşıyıcı annenin yardımıyla çocuk bekliyor. Bebeğin 2027 ilkbaharında dünyaya gelmesi bekleniyor.

Türkiye ve dünyada pek çok okurun şaşkınlıkla karşılayacağı bu aile tablosu, Hollanda’da yalnızca tebrikleri değil, hukuk boşluklarını ve eşcinsel karşıtı tepkileri de gündeme taşıdı.

Başbakan, bebeğin doğacağı günlerde birkaç gün izin alacak. Keenan ise babalıkla profesyonel hokeyi birlikte sürdürebilmek için, kulübü ve Arjantin millî takımıyla anlaşmalar yaptı.

Asıl çarpıcı çıkış De Telegraaf’tan geldi: Gazete, bebek haberine gelen hakaretler nedeniyle internet sitesindeki yorumları sadece dokuz dakika sonra kapattığını açıkladı.

İki babalı bir ailenin sevincinin arkasında zor bir soru var: Çocuğu büyütecek olmak, doğduğu andan itibaren hukuken anne veya baba sayılmaya yetiyor mu?

Taşıyıcı annelik deneyimi yaşayan aileler ve uzmanlar uyarıyor: Çocuğun, taşıyıcı annenin ve ebeveyn olmak isteyenlerin hakları, iyi niyetin ötesinde açık güvenceler istiyor.

(Haberin Hollandacası, Türkçe haberin hemen altında.
De Nederlandse versie staat direct onder de Turkse tekst.)


          İlhan KARAÇAY yazdı:

Değerli Okurlarım.

Hollanda medyasında yayınlanarak geniş yankı uyandıran bu haberi, şimdi de ben sizlere aktarıyorum.
Bu haber, Türkiye’de alışık olduğumuz Başbakan haberlerine pek benzemiyor.
Konunun merkezinde bir seçim, bir hükümet krizi ya da bir dış politika açıklaması yok.
Başbakan Rob Jetten ile erkek nişanlısı Nicolás Keenan’ın çocuk sevinci var. Biri ülke yönetiyor, diğeri uluslararası düzeyde hokey oynuyor. Şimdi ikisi de baba olmaya hazırlanıyor.

Haberin ilk anda şaşırtan tarafı bu. Ancak De Telegraaf’ın iki sayfalık haberini dikkatle okuyunca, karşımıza yalnızca farklı bir aile tablosu çıkmıyor. Bir yanda çocuk bekleyen iki insanın mutluluğu, diğer yanda o çocuğun hukuki konumu var.
Bir yanda hoşgörüsüyle tanınan Hollanda, diğer yanda bir gazetenin yalnızca dokuz dakika açık tutabildiği yorum bölümü var.

BAŞBAKAN, NİŞANLISI VE ULTRASON FOTOĞRAFI


Solda Nicolás Keenan, ortada taşıyıcı anne Lisa, sağda Rob Jetten. Kamuoyuyla paylaşılan ultrason fotoğrafı, çiftin çocuk beklediğini duyurdu.

39 yaşındaki Başbakan Jetten ile 29 yaşındaki Arjantinli nişanlısı Keenan’ın aile kurma hayali, bir yumurta bağışçısı ve taşıyıcı annenin katkısıyla gerçekleşme yoluna girdi.
De Telegraaf’ın yer verdiği fotoğrafta, Keenan ile Jetten’ın arasında taşıyıcı anne Lisa bulunuyor.
Ellerindeki ultrason görüntüsü, haberin en sade ve en etkili anlatımı.

Başbakan’ın partisi D66’nın açıklamasına göre, bebeğin 2027 ilkbaharında dünyaya gelmesi bekleniyor. Taşıyıcı anne ve yumurta bağışçısı, Jetten ile Keenan’ın tanıdığı iki Hollandalı kadın. Tüp bebek yöntemiyle gerçekleştirilen süreç, tamamen Hollanda’da yürütülmüş. D66, işlemlerin Hollanda yasalarına uygun olduğunu ve taşıyıcı anneliğin ticari bir amaç taşımadığını özellikle vurguluyor.

Jetten’ın açıklamasında iki kadına duyulan minnetin yanında, bir başka vurgu da bulunuyor: Taşıyıcı annenin ve bebeğin sağlıklarının iyi olması. Çift, sürece katılan kişilerin özel hayatlarına saygı gösterilmesini istiyor.

Lisa ise zaten kendi ailesi olan bir kadın. Arkadaşlarının çocuk hayaline katkıda bulunmayı, yakınlarının desteğiyle üstlendiği özel bir sorumluluk olarak anlatıyor. Böylece kamuoyunun önüne yalnızca bir Başbakan ile nişanlısı değil, bu aileyi mümkün kılan bir dayanışma ilişkisi de çıkıyor.

BAŞBAKANLIK VE BABALIK AYNI ANDA


Rob Jetten ve nişanlısı Nicolás Keenan çiftinin çocuk haberi, aile hayatları kadar taşıyıcı annelik tartışmasını da gündeme taşıdı. Fotoğraf: Rob Jetten; NOS haberinde yayınlanan görsel.

De Telegraaf’ın haberine göre Jetten, bebeğin doğacağı günlerde birkaç gün izin alacak. Ardından Başbakanlık çalışmalarını sürdürecek. Keenan da profesyonel spor hayatını babalıkla birlikte yürütebilmek için kulübü ve Arjantin millî takımıyla düzenlemeler yapmış durumda.

Türkiye ve dünyada birçok okur için, daha başlı başına şaşırtıcı olan tablo, Hollanda’da bu kadar somut ayrıntılarla konuşuluyor:
Başbakan kaç gün izin alacak?
Sporcu nişanlısı antrenman ve maç programını nasıl ayarlayacak?
Bebek geldiğinde aile düzeni nasıl kurulacak?

Fakat haberin ilginçliği, bu hayatın herkes tarafından sorunsuz kabul edildiği anlamına gelmiyor. Gazetenin kendi başyazısı, bunun tersini gösteren çarpıcı bir örnek veriyor.

DOKUZ DAKİKADA KAPANAN YORUMLAR!


De Telegraaf’ın iki sayfalık dosyasında, soldaki ilk sütunda “Homo-intolerant” (eşcinsellere karşı hoşgörüsüzlük) başlıklı gazete yorumu bulunuyor. Yanındaki fotoğrafta, beş yaşındaki ikizleriyle görülen Arnoud Breitbarth ve eşi Tomer, çocuklarının hukuki ebeveynleri sayılabilmek için yaklaşık iki yıl beklediklerini anlatıyor. Sağ sayfadaki büyük fotoğrafta ise erkek nişanlısı Nicolás Keenan ile Başbakan Rob Jetten, taşıyıcı anne Lisa’nın yanında bebek sevincini paylaşıyor. Dosya, bu sevincin arkasındaki taşıyıcı annelik sürecini ve ailelerin karşılaştığı hukuki güçlükleri ele alıyor.

Gazetenin açıklamasına göre bebek haberi internet sitesinde yayınlandıktan tam dokuz dakika sonra yorum yapma imkânı kapatıldı. Çünkü bu kısa süre, onlarca kişinin eşcinsel karşıtı veya başka biçimde incitici yorum yazmasına yetmişti. Sosyal medyada da benzer bir üslup görülüyordu.

Bu ayrıntı çok şey söylüyor. Hollanda’da bir başbakan, erkek nişanlısıyla çocuk beklediğini açıklayabiliyor. Aynı Hollanda’da, bu haberin altındaki yorum bölümü hakaretler yüzünden birkaç dakika içinde kapatılabiliyor. Toplumsal özgürlük ile toplumun bütün kesimlerinin o özgürlüğü benimsemesi, aynı hızda ilerlemiyor.

Gazete, Hollanda’nın yaklaşık çeyrek yüzyıl önce eşcinsel çiftlere evlilik yolunu açan ilk ülke olduğunu hatırlatırken, özellikle gençler arasındaki artan eşcinsel karşıtı hoşgörüsüzlüğe dikkat çekiyor. Ancak bunu gazetenin değerlendirmesi olarak okumak gerekiyor; iki sayfada bu eğilimi ölçen ayrı bir araştırmanın verileri sunulmuyor.

“HÜKÜMETİ ELEŞTİRİN, AİLESİNE HAKARET ETMEYİN”

De Telegraaf’ın çizdiği sınır açık: Jetten’ın ve hükümetinin politikaları eleştirilebilir. Sosyal medya açıklamalarına sert karşılık verilebilir. Hatta bebek haberi üzerinden, Başbakan’ın vergi dosyaları yerine bebek parkıyla daha çok ilgileneceği yolunda alaycı bir espri bile yapılabilir.
Gazete, Hollanda’daki “box-3” vergi sistemi ile bebek parkı anlamındaki “box” sözcüğü üzerinden böyle bir kelime oyunu da yapıyor.

Ancak ardından, aşağılayıcı dilin ve eşcinsel düşmanlığının özgür bir topluma yakışmadığını belirtiyor. Jetten ile nişanlısının, yasal çerçeve içinde aile kurma hayallerini gerçekleştirmeleri nedeniyle hedef alınmasına karşı çıkıyor. Bebek haberinin Jetten’ın eşcinseller için örnek kişi niteliğini güçlendirdiğini savunuyor.

Yorumun sonu da dikkat çekici. Gazete, hoşgörüsüzlüğün nedenlerini açıkça konuşmak gerektiğini; din veya değişen toplum yapısı bu nedenler arasında olduğunda, gözleri kapatmanın doğru olmadığını ileri sürüyor. Bu, gazetenin kendi görüşü. Belirli bir topluluğa ilişkin kanıtlanmış bir sonuç olarak sunulmuyor.

Türk okuru açısından burada üzerinde durulacak nokta, bir gazetenin kendi okurlarından gelen tepkilere de açıkça itiraz edebilmesi. Gazete, Başbakan’ın politikalarını tartışmakla, O’nun aile hayatına nefret yöneltmek arasına belirgin bir sınır koyuyor.

BEBEK GELİYOR, AMA HUKUK HAZIR MI?

Gemeente doet onnodig moeilijk bij inschrijven van onze baby's' - NRC

De Telegraaf’ın ana haberindeki uyarı ise bambaşka bir noktadan geliyor.
Eşi Tomer ile beş yaşındaki ikizlerini büyüten Arnoud Breitbarth, çocuklarının hukuki ebeveynleri sayılabilmek için yaklaşık iki yıl beklediklerini anlatıyor.

Gazetenin büyük başlığı, O’nun sert değerlendirmesini öne çıkarıyor: Hollanda’da ebeveyn olmak isteyenler için hiçbir şeyin düzenlenmediği yönündeki yakınması. Bu ifadeyi, taşıyıcı anneliğin yasak olduğu ya da hiçbir hukuk kuralının bulunmadığı şeklinde anlamamak gerekiyor.
Haberin bütünü, asıl sorunun ebeveynliğin tanınması ve sürecin yeterince açık, öngörülebilir güvencelere bağlanmaması olduğunu gösteriyor.

Breitbarth’ın anlattığına göre ABD’de doğumdan itibaren yasal ebeveyn sayılmaları, Hollanda’da bütün işlemlerin kendiliğinden tamamlanmasını sağlamamış. Çocuklara BSN numarası alınması, sağlık sigortası ve kreş gibi günlük hayatın temel işleri bile zorlaşmış.

Burada Jetten ile Keenan açısından bir ayrımı korumak şart: Bu ailenin yaşadıkları, Başbakan’ın da aynı sorunları mutlaka yaşayacağı anlamına gelmiyor. Çiftin kendi hukuki dosyasının ayrıntıları bu iki sayfada açıklanmıyor. Anlatılan deneyim, sistemdeki güçlükleri görünür kılıyor.

ÇOCUĞU BÜYÜTEN BAŞKA, İMZA ATAN BAŞKA OLABİLİYOR


Sağda görülen Pauline van Berkel, iki ayrı erkek çift için taşıyıcı annelik yaptı. Kendi deneyiminde, doğumlardan sonra bir buçuk yıl çocukların hukuki annesi olarak kaldığını anlatıyor. Görüntü: WNL / Stand van Nederland.

Taşıyıcı annelik sürecinde hukuki ebeveynlik henüz devredilmemişse, çocuğu büyüten kişilerin her konuda kendiliğinden karar verememesi mümkün. Breitbarth, tıbbi karar gerektiğinde bile güçlük çıkabildiğini söylüyor. Bu, yalnızca evrak meselesi olarak görülemeyecek kadar önemli.

İki ayrı erkek çift için taşıyıcı annelik yapan Pauline van Berkel de kendi deneyiminde doğumlardan sonra bir buçuk yıl çocukların hukuki annesi olarak kaldığını anlatıyor. Belgeleri imzalaması, aşılar için onay vermesi gerekmiş. Çocukları kimin büyüteceği belli olduğu hâlde, hukukta sorumluluğun başka bir kişide sürmesi dikkat çekici.

Van Berkel, taşıyıcı annenin de korunması gerektiğini vurguluyor: Gebelikte sorun çıkarsa ne olacak?
O’na kim eşlik edecek? Hangi durumlar için önceden anlaşma yapılacak? Bir çocuk dünyaya getirme kararı, bütün taraflar için uzun vadeli sonuçlar doğuruyor.

TAŞIYICI ANNE İLE YUMURTA BAĞIŞÇISI AYNI KİŞİ DEĞİL


Yumurta bağışçısı, taşıyıcı anne ve çocuğu büyütecek iki baba, aynı süreçte farklı roller üstleniyor. Çocuğun ve bütün tarafların haklarının korunması için hukuki ebeveynliğin ayrıca düzenlenmesi gerekiyor.

Gazetenin görüştüğü aile hukuku avukatı Martijn Mok, taşıyıcı annelikte farklı yöntemler bulunduğunu açıklıyor. Bir yöntemde taşıyıcı annenin kendi yumurtası kullanılıyor; bu durumda doğumu yapan kadınla çocuk arasında genetik bağ da bulunuyor. Diğer yöntemde ise başka bir kadının yumurtası kullanılıyor. Bu durumda gebeliği sürdüren kadınla çocuk arasında yumurtadan kaynaklanan genetik bağ bulunmuyor.

Jetten ile Keenan’ın açıklamasında yumurta bağışçısı ve taşıyıcı anneden ayrı ayrı söz ediliyor. Dolayısıyla okurun bu iki rolü birbirine karıştırmaması gerekiyor. Buna karşılık kamuya açıklanmayan genetik babalık ayrıntıları hakkında bir sonuç çıkarmak mümkün değil.

Mok, Hollanda’da taşıyıcı anneliğin şartlar altında mümkün olduğunu, ancak kazanç sağlamak amacıyla yürütülemeyeceğini anlatıyor. Taşıyıcı annenin yaptığı giderlerin karşılanmasıyla, çocuk taşımak karşılığında ücret alınması arasındaki farkı özellikle belirtiyor. Sürecin tıbbi, psikolojik ve hukuki hazırlık gerektirdiğine de dikkat çekiyor.

MESELE YALNIZCA İKİ ERKEĞİN ÇOCUK SAHİBİ OLMASI DEĞİL

Bu iki sayfanın önemli bir başka ayrıntısı, taşıyıcı anneliğin yalnızca eşcinsel çiftleri ilgilendirmediği. Breitbarth, bu yola başvuranlar arasında heteroseksüel çiftlerin de büyük yer tuttuğunu söylüyor. Gazetede dörtte üçe kadar çıkan bir orandan söz ediyor; ancak bunun yanında bağımsız bir istatistik kaynağı gösterilmiyor.

Bu nedenle haberin insani ve hukuki boyutu, tek bir aile biçiminden daha geniş. Çocuk sahibi olamayan farklı çiftler, taşıyıcı kadınlar, bağışçılar ve elbette doğacak çocuklar aynı sorularla karşılaşabiliyor.

Gazetenin haberinde, “Wet Kind, Draagmoederschap en Afstamming” adlı yasa tasarısının Temsilciler Meclisi’nde ele alınmasının beklendiği de belirtiliyor. Van Berkel’in vurgusu, herkesin hangi sorumluluğu taşıdığının açık olması gerektiği. Bunun nedeni güvensizlik değil; çocuğun da dahil olduğu bütün tarafların korunmaya ihtiyaç duyması.

BİR ÇOCUK HABERİNDEN ÇIKAN BÜYÜK FOTOĞRAF

İlk bakışta haber, “Hollanda Başbakanı ve erkek nişanlısı baba oluyor” cümlesinden ibaret görünebilir. Oysa iki sayfa birlikte okunduğunda, bir ülkenin hem ulaştığı özgürlükleri hem de çözmekte zorlandığı meseleleri gösteriyor.

Jetten ile Keenan, çocuklarını bekleyen iki baba adayı. Lisa ve yumurta bağışçısı, bu hayalin gerçekleşmesine katkı veren iki kadın. Gazetenin görüştüğü aileler, iyi niyetin yanında hukuki güvence isteyen insanlar. İnternetteki hakaretler ise, kâğıt üzerindeki eşitliğin toplumsal kabulü kendiliğinden sağlamadığını gösteriyor.

Türkiye’den bakınca şaşırtıcı gelebilecek bu tablonun Hollanda’ya sorduğu soru da son derece ciddi: Aile kurma hakkını tanıyan bir ülke, o ailede doğacak çocuğun ve sürece katılan herkesin haklarını aynı açıklıkla güvenceye alabiliyor mu?

                                                           *********

                                           NEDERLANDSE VERSIE


DE NEDERLANDSE PREMIER EN ZIJN VERLOOFDE WORDEN VADER: EEN SCHADUW VAN HAAT OVER HET BABYGELUK!

Premier Rob Jetten en zijn verloofde, de Argentijnse hockeyer Nicolás Keenan, verwachten een kind met hulp van een eiceldonor en een draagmoeder. De geboorte wordt verwacht in het voorjaar van 2027.

Dit gezinsbeeld, dat veel lezers in Türkiye en elders in de wereld zal verbazen, heeft in Nederland niet alleen felicitaties opgeleverd, maar ook juridische lacunes en homofobe reacties onder de aandacht gebracht.

De premier neemt rond de geboorte enkele dagen verlof op. Keenan heeft afspraken gemaakt met zijn club en het Argentijnse nationale elftal om het vaderschap met tophockey te kunnen combineren.

De opvallendste reactie kwam van De Telegraaf: de krant maakte bekend dat zij de reactiemogelijkheid op haar website al na negen minuten had gesloten wegens beledigingen onder het babynieuws.

Achter de vreugde van een gezin met twee vaders schuilt een lastige vraag: is het voornemen om een kind op te voeden voldoende om vanaf de geboorte ook juridisch als ouder te worden erkend?

Gezinnen met ervaring met draagmoederschap en deskundigen waarschuwen: de rechten van het kind, de draagmoeder en de wensouders vragen om duidelijke waarborgen die verder gaan dan goede bedoelingen.


İlhan KARAÇAY schreef:

Beste lezers.

Dit nieuws, dat in de Nederlandse media verscheen en veel losmaakte, breng ik nu ook onder uw aandacht. Het lijkt nauwelijks op de berichten over premiers die wij in Türkiye gewend zijn. Ditmaal draait het niet om verkiezingen, een kabinetscrisis of een verklaring over buitenlands beleid. Centraal staat het babygeluk van premier Rob Jetten en zijn verloofde Nicolás Keenan. De een bestuurt een land, de ander speelt hockey op internationaal niveau. Nu bereiden zij zich beiden voor op het vaderschap.

Dat is wat bij dit nieuws in eerste instantie opvalt. Maar wie de twee krantenpagina’s van De Telegraaf aandachtig leest, ziet meer dan alleen een andere gezinsvorm. Aan de ene kant is er het geluk van twee mensen die een kind verwachten, aan de andere kant de juridische positie van dat kind. Aan de ene kant staat Nederland, bekend om zijn tolerantie, aan de andere kant een krant die haar reactierubriek slechts negen minuten open kon houden.

DE PREMIER, ZIJN VERLOOFDE EN DE ECHOFOTO


Links Nicolás Keenan, in het midden draagmoeder Lisa en rechts Rob Jetten. Met de gedeelde echofoto maakte het stel bekend een kind te verwachten.

De gezinswens van de 39-jarige premier Jetten en zijn 29-jarige Argentijnse verloofde Keenan lijkt met hulp van een eiceldonor en een draagmoeder in vervulling te gaan. Op de foto die De Telegraaf publiceerde, staat draagmoeder Lisa tussen Keenan en Jetten. De echofoto die zij vasthouden, vertelt het nieuws op de eenvoudigste en treffendste manier.

Volgens een verklaring van D66, de partij van de premier, wordt de geboorte verwacht in het voorjaar van 2027. De draagmoeder en de eiceldonor zijn twee Nederlandse vrouwen die Jetten en Keenan kennen. Het traject met behulp van IVF is volledig in Nederland doorlopen. D66 benadrukt dat de procedure aan de Nederlandse wet voldoet en dat er geen sprake is van commercieel draagmoederschap.

Naast zijn dankbaarheid jegens de twee vrouwen benadrukt Jetten nog iets anders: het gaat goed met de draagmoeder en het kind. Het stel vraagt iedereen de privacy van de betrokkenen te respecteren.

Lisa heeft zelf al een gezin. Zij beschrijft haar bijdrage aan de kinderwens van haar vrienden als een bijzondere verantwoordelijkheid, die zij met steun van haar naasten op zich heeft genomen. Zo krijgt het publiek niet alleen een premier en zijn verloofde te zien, maar ook de onderlinge steun die dit gezin mogelijk maakt.

TEGELIJK PREMIER EN VADER


Het babynieuws van Rob Jetten en zijn verloofde Nicolás Keenan heeft niet alleen hun gezinsleven, maar ook de discussie over draagmoederschap in de belangstelling gebracht. Foto: Rob Jetten; beeld gepubliceerd bij het NOS-bericht.

Volgens De Telegraaf neemt Jetten rond de geboorte enkele dagen verlof op. Daarna hervat hij zijn werkzaamheden als premier. Keenan heeft op zijn beurt afspraken gemaakt met zijn club en het Argentijnse nationale elftal om zijn loopbaan als topsporter met het vaderschap te kunnen combineren.

Wat voor veel lezers in Türkiye en elders in de wereld op zichzelf al verrassend is, wordt in Nederland aan de hand van heel concrete vragen besproken: hoeveel dagen verlof neemt de premier? Hoe past zijn sportende verloofde zijn trainings- en wedstrijdschema aan? Hoe wordt het gezinsleven ingericht wanneer de baby er is?

Dat dit nieuws bijzonder is, betekent echter niet dat iedereen dit leven zonder problemen accepteert. Het commentaar van de krant zelf geeft daarvan een treffend voorbeeld.

NA NEGEN MINUTEN GING DE REACTIERUBRIEK DICHT!


In de eerste kolom links van het tweepagina-artikel van De Telegraaf staat het redactionele commentaar met de titel “Homo-intolerant”. Op de foto daarnaast staan Arnoud Breitbarth en zijn echtgenoot Tomer met hun vijfjarige tweeling. Zij vertellen dat zij bijna twee jaar moesten wachten voordat zij zich juridisch de ouders van hun kinderen mochten noemen. Op de grote foto op de rechterpagina delen premier Rob Jetten, zijn verloofde Nicolás Keenan en draagmoeder Lisa hun vreugde over de komst van het kind. Het artikel belicht het draagmoederschapstraject achter dat geluk en de juridische moeilijkheden waarmee gezinnen te maken krijgen.

Volgens de krant werd de mogelijkheid om te reageren precies negen minuten na de online publicatie van het babynieuws uitgeschakeld. Die korte tijd was voor tientallen bezoekers voldoende om een homofobe of anderszins aanstootgevende reactie te plaatsen. Op sociale media klonk een vergelijkbare toon.

Dat detail zegt veel. In Nederland kan een premier bekendmaken dat hij samen met zijn mannelijke verloofde een kind verwacht. In datzelfde Nederland kan de reactierubriek onder dat nieuws door beledigingen binnen enkele minuten moeten sluiten. Maatschappelijke vrijheid en de aanvaarding van die vrijheid door alle delen van de samenleving ontwikkelen zich niet in hetzelfde tempo.

De krant herinnert eraan dat Nederland ongeveer een kwart eeuw geleden het eerste land was dat het huwelijk openstelde voor paren van hetzelfde geslacht. Tegelijk wijst zij op toenemende homo-intolerantie, vooral onder jongeren. Dat moet wel als een beoordeling van de krant worden gelezen: op de twee pagina’s worden geen gegevens uit een afzonderlijk onderzoek naar deze ontwikkeling gepresenteerd.

“BEKRITISEER JETTENS BELEID, BELEDIG ZIJN GEZIN NIET”

De grens die De Telegraaf trekt, is duidelijk: het beleid van Jetten en zijn kabinet mag worden bekritiseerd. Op zijn uitingen op sociale media mag fel worden gereageerd. Zelfs een cynische grap dat de premier door het babynieuws drukker zal zijn met een box dan met belastingdossiers, moet kunnen. De krant speelt daarbij met het woord “box” voor een babybox en “box 3” in het Nederlandse belastingstelsel.

Maar vervolgens stelt de krant dat kleinerende taal en homohaat niet in een vrije samenleving passen. Zij verzet zich ertegen dat Jetten en zijn verloofde worden aangevallen omdat zij binnen de wettelijke kaders hun gezinswens vervullen. Volgens de krant versterkt het babynieuws Jettens betekenis als rolmodel voor de homogemeenschap.

Ook het slot van het commentaar valt op. De krant betoogt dat de oorzaken van intolerantie eerlijk moeten worden besproken en dat men de ogen niet mag sluiten wanneer religie of veranderingen in de samenleving daarbij een rol spelen. Dat is het standpunt van de krant. Het wordt niet gepresenteerd als een bewezen conclusie over een bepaalde bevolkingsgroep.

Voor de Turkse lezer is het opmerkelijk dat een krant zich ook openlijk kan keren tegen reacties van haar eigen lezers. De krant trekt een duidelijke grens tussen het bekritiseren van het beleid van de premier en het richten van haat op zijn gezinsleven.

DE BABY KOMT, MAAR IS HET RECHT ER KLAAR VOOR?

Gemeente doet onnodig moeilijk bij inschrijven van onze baby's' - NRC

De waarschuwing in het hoofdartikel van De Telegraaf komt uit een heel andere hoek. Arnoud Breitbarth, die samen met zijn echtgenoot Tomer hun vijfjarige tweeling opvoedt, vertelt dat zij bijna twee jaar moesten wachten voordat zij juridisch als ouders van hun kinderen werden erkend.

De grote krantenkop zet zijn scherpe oordeel centraal: zijn verzuchting dat er in Nederland niets geregeld is voor wensouders. Dat moet niet worden opgevat alsof draagmoederschap verboden is of er helemaal geen rechtsregels bestaan. Het artikel als geheel laat zien dat het vooral gaat om de erkenning van het ouderschap en om een traject dat onvoldoende met duidelijke, voorspelbare waarborgen is omgeven.

Volgens Breitbarth betekende het feit dat zij in de Verenigde Staten vanaf de geboorte de wettelijke ouders waren niet dat alle procedures in Nederland vanzelf waren afgerond. Zelfs basiszaken zoals een BSN-nummer voor de kinderen, een zorgverzekering en kinderopvang leverden moeilijkheden op.

Voor Jetten en Keenan moet hier een onderscheid worden gemaakt: de ervaringen van dit gezin betekenen niet dat de premier onvermijdelijk dezelfde problemen zal ondervinden. De bijzonderheden van het juridische dossier van Jetten en Keenan worden op deze twee pagina’s niet beschreven. De ervaringen maken wel de knelpunten in het systeem zichtbaar.

DE EEN VOEDT HET KIND OP, DE ANDER MOET TEKENEN


Pauline van Berkel, rechts op de foto, was draagmoeder voor twee verschillende mannenstellen. Zij vertelt dat zij na de bevallingen nog anderhalf jaar de wettelijke moeder van de kinderen bleef. Beeld: WNL / Stand van Nederland.

Zolang het juridische ouderschap in een draagmoederschapstraject nog niet is overgedragen, kunnen de mensen die het kind opvoeden niet noodzakelijkerwijs zelfstandig over alles beslissen. Breitbarth zegt dat er zelfs problemen kunnen ontstaan wanneer een medische beslissing nodig is. Dat is te belangrijk om als een louter administratieve kwestie te beschouwen.

Pauline van Berkel, die voor twee verschillende mannenstellen draagmoeder was, vertelt dat zij na de bevallingen nog anderhalf jaar de wettelijke moeder van de kinderen bleef. Zij moest documenten ondertekenen en toestemming geven voor vaccinaties. Hoewel duidelijk was wie de kinderen zou opvoeden, bleef de juridische verantwoordelijkheid bij iemand anders liggen.

Van Berkel benadrukt dat ook de draagmoeder bescherming nodig heeft: wat gebeurt er als er tijdens de zwangerschap complicaties optreden? Wie staat haar bij? Voor welke situaties moeten vooraf afspraken worden gemaakt? De beslissing om een kind ter wereld te brengen heeft voor alle betrokkenen gevolgen op lange termijn.

DE DRAAGMOEDER EN DE EICELDONOR ZIJN NIET DEZELFDE PERSOON


De eiceldonor, de draagmoeder en de twee vaders die het kind gaan opvoeden, vervullen verschillende rollen binnen hetzelfde traject. Het juridische ouderschap moet afzonderlijk worden geregeld om de rechten van het kind en alle betrokkenen te beschermen.

Familierechtadvocaat Martijn Mok, met wie de krant sprak, legt uit dat er verschillende vormen van draagmoederschap zijn. Bij de ene vorm wordt de eigen eicel van de draagmoeder gebruikt; in dat geval is de vrouw die het kind baart ook genetisch aan het kind verwant. Bij de andere vorm wordt een eicel van een andere vrouw gebruikt. De vrouw die de zwangerschap draagt, heeft dan via de eicel geen genetische band met het kind.

In de verklaring van Jetten en Keenan worden de eiceldonor en de draagmoeder afzonderlijk genoemd. De lezer moet die twee rollen dus niet verwarren. Over niet openbaar gemaakte bijzonderheden van het genetische vaderschap kunnen daarentegen geen conclusies worden getrokken.

Mok legt uit dat draagmoederschap in Nederland onder voorwaarden mogelijk is, maar niet om financieel gewin mag draaien. Hij benadrukt het verschil tussen vergoeding van de door een draagmoeder gemaakte kosten en betaling voor het dragen van een kind. Ook wijst hij op de medische, psychologische en juridische voorbereiding die het traject vereist.

HET GAAT NIET ALLEEN OM TWEE MANNEN DIE EEN KIND KRIJGEN

Een ander belangrijk detail op deze twee pagina’s is dat draagmoederschap niet alleen paren van hetzelfde geslacht aangaat. Breitbarth zegt dat ook heteroseksuele stellen een groot deel vormen van degenen die hiervoor kiezen. In de krant noemt hij een aandeel van tot driekwart; een onafhankelijke statistische bron wordt daarbij echter niet vermeld.

De menselijke en juridische betekenis van dit nieuws reikt daarom verder dan één gezinsvorm. Verschillende stellen die geen kinderen kunnen krijgen, draagmoeders, donoren en uiteraard de kinderen die geboren zullen worden, kunnen met dezelfde vragen te maken krijgen.

De krant vermeldt ook dat het wetsvoorstel “Wet kind, draagmoederschap en afstamming” naar verwachting in de Tweede Kamer zal worden behandeld. Van Berkel benadrukt dat duidelijk moet zijn wie waarvoor verantwoordelijk is. Niet uit wantrouwen, maar omdat alle betrokkenen, inclusief het kind, bescherming nodig hebben.

HET GROTERE BEELD ACHTER HET BABYNIEUWS

Op het eerste gezicht lijkt dit nieuws samen te vatten als: “De Nederlandse premier en zijn verloofde worden vader.” Wie de twee pagina’s samen leest, ziet echter zowel de vrijheden die een land heeft verworven als de vraagstukken waarmee het nog worstelt.

Jetten en Keenan zijn twee aanstaande vaders die op hun kind wachten. Lisa en de eiceldonor zijn twee vrouwen die helpen deze droom mogelijk te maken. De gezinnen die de krant sprak, vragen naast goede bedoelingen ook om rechtszekerheid. De beledigingen op internet laten zien dat gelijkheid op papier niet vanzelf tot maatschappelijke aanvaarding leidt.

Het beeld dat vanuit Türkiye verrassend kan lijken, stelt Nederland een ernstige vraag: kan een land dat het recht om een gezin te stichten erkent, de rechten van het kind dat in dat gezin wordt geboren en van alle andere betrokkenen even duidelijk waarborgen?

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir