Bakan’lık istifasından iki yıl sonra planı gerçekleşti.
Uslu’nun, istifasının ardından da süreci yakından izlediği ve kulislerde etkisini sürdürdüğü ifade ediliyor.
(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Günay Uslu’nun Kültür ve Medya alanında Devlet Bakanlığı yaptığı dönemde başlattığı “her belediyeye bir kütüphane” hedefi bugün somut bir gerçeğe dönüştü. Görev süresi boyunca kütüphanelerin toplumun eğitim ve kültür hayatındaki yerini güçlendirmeyi savunan Uslu, bu fikri yalnızca bir öneri olarak bırakmadı; devlet politikası haline gelmesi için adım adım takip etti.
Bir dönem çeşitli nedenlerle yavaşlayan ve gündemin gerisinde kalan bu plan, aradan geçen zamana rağmen tamamen rafa kaldırılmadı. Günay Uslu’nun kurduğu vizyon ve oluşturduğu politika zemini, bakanlık içinde etkisini sürdürdü. Süreç zaman zaman ağır ilerlese de, Uslu’nun attığı temeller ve yaptığı yönlendirmeler sayesinde yeniden hareket kazandı.
Bugün gelinen noktada “her belediyeye bir kütüphane” hedefi artık bir niyet beyanı değil, uygulamaya geçen bir devlet programı olarak karşımızda duruyor. Kütüphanelerin sadece kitap alınan yerler değil, eğitimden dijital becerilere ve sosyal yaşama kadar geniş bir alanda hizmet veren merkezler olması gerektiği fikri, Uslu’nun başlattığı yaklaşımın en belirgin sonucu olarak öne çıkıyor.
Kısacası, yıllar önce ortaya konan bir düşünce, sabırla izlenen bir politika ve kararlı bir vizyon sayesinde hayata geçti. “Her belediyeye bir kütüphane” projesinin gerçekleşmesi, Günay Uslu’nun başlattığı sürecin ve uzaktan da olsa sürdürdüğü etkisinin somut bir karşılığı olarak değerlendiriliyor.
Hollanda’da bilgiye erişimin güçlendirilmesi ve toplumun her kesiminin kültürle buluşması amacıyla yürütülen “Her belediyede bir kütüphane” hedefi yeni bir aşamaya ulaştı. Bakanlar Kurulu’nun kütüphane yasasında değişiklik yapılmasını kabul etmesi, yıllardır sürdürülen bir politikanın somut sonuç vermesi anlamına geliyor. Bu politikanın arkasındaki en belirleyici isimlerden biri ise eski devlet sekreteri Günay Uslu oldu.
Uzun vadeli ve kararlı bir politika çizgisiyle ilerleyen bu süreçte Günay Uslu’nun attığı adımlar, bugün ülke genelinde her belediyeye kütüphane hedefinin hayata geçirilmesinin temelini oluşturdu.
BİLGİYE ERİŞİMİ HERKES İÇİN HAK HALİNE GETİRMEK
Yeni düzenleme ile kütüphaneler artık yalnızca kitap ödünç verilen yerler olarak görülmeyecek. Belediyeler için yasal bir sorumluluk oluşturulacak ve herkesin erişebileceği, tam donanımlı bir kütüphane ağı kurulacak. Bu kapsamda her yıl 60 milyon euro kaynak ayrılması planlanıyor.
Kütüphaneler sadece okuma mekânı değil. Aynı zamanda toplumun buluştuğu, eğitim ve kültür faaliyetlerinin yürütüldüğü, dil öğrenme ve dijital becerilerin geliştirildiği merkezler olarak konumlandırılıyor. Çocuklar için okuma alışkanlığı kazandıran programlar, yaşlılar için bilgisayar kursları ve sosyal etkinlikler bu yaklaşımın bir parçası.
Bu bakış açısının temeli, Günay Uslu’nun görev yaptığı dönemde attığı adımlarla atıldı. Uslu, kütüphanelerin toplumdaki rolünü yalnızca kültürel değil aynı zamanda sosyal bir gereklilik olarak tanımladı ve “erişilebilirlik” ilkesini politika haline getirdi.
GÜNAY USLU’NUN BAŞLATTIĞI SÜREÇ
Kütüphaneler için belediyelere “bakım ve erişim sorumluluğu” getirilmesi fikri ilk olarak Günay Uslu döneminde gündeme geldi. O dönemde yapılan değerlendirmeler, ülkede kütüphane sayısının azaldığını ve bazı mahallelerle köylerde sadece kitap teslim noktalarının kaldığını ortaya koydu.
Bu tablo üzerine başlatılan yatırım süreci, yeni yasa teklifinin altyapısını oluşturdu. Belediyelere finansman sağlandı, yeni kütüphaneler açıldı ve sınırlı hizmet veren noktalar geliştirilerek tam donanımlı kütüphanelere dönüştürüldü. Son yıllarda 46 yeni kütüphane kurulması ve yaklaşık 100 sınırlı hizmet noktasının genişletilmesi bu politikanın somut sonuçları arasında yer aldı.
Bu süreç, eğitim politikası ile kültür politikasının birleştiği bir model olarak dikkat çekti. Uslu’nun yaklaşımında kütüphaneler, okul sistemi ile iş birliği içinde çalışan ve okuma kültürünü sınıflara kadar taşıyan merkezler olarak konumlandı.
OKUMA KÜLTÜRÜ VE GENÇLERİN KATILIMI
Veriler, bu politikanın toplumsal karşılığının güçlü olduğunu gösteriyor. 2024 yılı itibarıyla 18 yaş altındaki çocukların yaklaşık dörtte üçü kütüphane üyesi oldu. Bu yaş grubunda üyeliğin ücretsiz olması, erişimi daha da artırdı.
Çocukların ve gençlerin kütüphanelere yönelmesi, Günay Uslu’nun uzun vadeli hedeflerinden biriydi. Okuma alışkanlığının erken yaşta kazanılmasını savunan Uslu, kütüphaneleri eğitim sisteminin doğal bir parçası haline getirmeyi amaçladı.
YENİ YASA VE YENİ DÖNEM
Bakanlar Kurulu’nun kabul ettiği düzenleme ile kütüphane yasası değiştirilecek ve belediyelere açık bir sorumluluk yüklenecek. Yasa taslağı parlamentoya gönderilecek ve yasalaşma sürecinin ardından uygulamaya geçilecek.
Bu adım, 2015 yılında başlatılan kamu kütüphaneleri sisteminin geliştirilmesi politikasının devamı niteliğinde görülüyor. Günay Uslu’nun o dönemde ortaya koyduğu strateji, bugün yeni hükümet tarafından da sürdürülen bir devlet politikası haline geldi.
Kültür ve eğitim alanındaki birçok uzman, bu süreci “uzun vadeli ve tutarlı kamu politikası” örneği olarak değerlendiriyor. Kütüphanelerin sosyal eşitliği güçlendiren, eğitim fırsatlarını artıran ve toplumun kültürel bağlarını kuvvetlendiren kurumlar olduğu vurgulanıyor.
TOPLUMSAL MERKEZ OLARAK KÜTÜPHANELER
Yeni yaklaşım, kütüphaneleri sadece kitap okunan mekânlar olmaktan çıkarıp toplumun kalbi haline getirmeyi amaçlıyor. Dil öğrenme programları, dijital eğitimler, kültür etkinlikleri ve sosyal buluşmalar bu merkezlerde yapılacak.
Bu dönüşümün fikir aşamasından uygulamaya kadar uzanan yolculuğunda Günay Uslu’nun rolü belirleyici oldu. Attığı adımlar, oluşturduğu politika çerçevesi ve ısrarla savunduğu “herkes için erişilebilir kütüphane” anlayışı bugün ülke çapında somut bir hedefe dönüştü.
KAHRAMANIN ADI: GÜNAY USLU
Bugün Hollanda’da her belediyeye kütüphane hedefi konuşuluyorsa, bu sadece yeni bir yasa teklifinin sonucu değil. Bu, yıllar önce başlatılmış, sabırla takip edilmiş ve adım adım büyütülmüş bir vizyonun ürünü.
O vizyonun merkezinde ise Günay Uslu yer alıyor.
Kültür politikalarını sosyal devlet anlayışıyla birleştiren yaklaşımı, kütüphaneleri yeniden toplumun gündemine taşıdı. Bugün atılan her adım, onun başlattığı sürecin devamı niteliğini taşıyor.
Hollanda’da “her belediyede bir kütüphane” artık bir temenni değil. Gerçekleşmesi için güçlü bir siyasi irade ve hazır bir politika altyapısı bulunan somut bir hedef. Bu hedefin arkasındaki isim ise, attığı adımlarla uzun vadeli bir dönüşümün kapısını açan Günay Uslu olarak öne çıkıyor.
SAHADAKİ KARŞILIĞI: ÇOCUKLAR, KÜTÜPHANELER VE TOPLUM
Günay Uslu’nun kütüphane politikasının en dikkat çekici yönlerinden biri, bu yaklaşımın sadece yönetmelik ve yasa düzeyinde kalmaması oldu. Uslu, görev süresi boyunca kütüphanelerin toplumla doğrudan temas kurduğu etkinliklere özellikle önem verdi. Çocukların ve gençlerin kütüphanelerle erken yaşta bağ kurmasını sağlayan çalışmalar bu politikanın temel ayaklarından biri haline geldi.
Bu kapsamda düzenlenen etkinliklerde devletin kültür politikası ile yerel uygulamalar arasında güçlü bir bağ kuruldu. Çocuk kitapları haftası kapsamında kütüphanelerde yapılan okuma etkinlikleri, yazar buluşmaları, tiyatro gösterileri ve atölyeler yalnızca kültürel faaliyetler olarak değil, eğitim politikasının sahadaki uzantısı olarak değerlendirildi. Uslu’nun bizzat katıldığı ve çocuklara kitap okuduğu etkinlikler, kütüphanelerin yeni rolünü somut biçimde ortaya koydu.
Kütüphaneler artık yalnızca raflardan kitap alınan yerler olarak değil, çocukların kendilerini ifade ettikleri, ailelerin katıldığı ve mahalle ölçeğinde sosyal hayatın şekillendiği merkezler olarak görülüyor. Bu yaklaşım, kütüphanelerin toplumun gündelik yaşamına yeniden dahil edilmesini sağladı.
YEREL YATIRIMLAR VE DEVLET DESTEĞİ
Kütüphane politikasının hayata geçirilmesinde yerel yönetimlere sağlanan destekler belirleyici rol oynadı. Belediyelerin yeni kütüphaneler kurabilmesi ve mevcut kütüphaneleri geliştirebilmesi için özel devlet teşvik programları devreye alındı. Bu destekler sayesinde bazı şehirlerde yeni kütüphaneler açıldı, bazı bölgelerde ise sınırlı hizmet veren noktalar tam donanımlı merkezlere dönüştürüldü.
Devlet tarafından sağlanan kaynaklar, kütüphanelerin fiziksel kapasitesini artırmakla kalmadı. Aynı zamanda hizmet saatlerinin genişletilmesini, çocuk ve gençlere yönelik programların çoğalmasını ve eğitim içeriklerinin güçlendirilmesini mümkün kıldı. Böylece kütüphaneler, günün daha uzun saatlerinde yaşayan ve hizmet veren mekânlara dönüştü.
Bu yatırımlar, kültür politikasının sosyal devlet anlayışıyla birleştiği alanlardan biri olarak öne çıktı. Eğitim, kültür ve yerel yönetim politikaları aynı hedef etrafında buluştu. Amaç, her yaştan vatandaşın kütüphanelere kolayca ulaşabilmesi ve bu merkezleri aktif biçimde kullanabilmesiydi.
KÜTÜPHANELERİN YENİ TOPLUMSAL ROLÜ
Günay Uslu’nun yaklaşımında kütüphaneler, toplumun sosyal dokusunu güçlendiren kurumlar olarak tanımlandı. Bu kurumlar, dil öğrenme kurslarından dijital beceri eğitimlerine, çocuk etkinliklerinden yetişkinlere yönelik kültürel programlara kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan merkezler haline geldi.
Özellikle göçmen kökenli ailelerin çocukları için kütüphaneler önemli bir buluşma alanı oluşturdu. Okuma alışkanlığının erken yaşta kazanılması, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlenmesi ve toplumla bağ kurma süreçlerinin desteklenmesi açısından bu merkezler kritik rol üstlendi.
Bu tablo, kütüphanelerin yalnızca kültür politikası içinde değil, sosyal uyum ve eğitim politikaları içinde de merkezi bir konuma yerleştiğini gösterdi.
POLİTİKADAN UYGULAMAYA UZANAN BİR MODEL
Ortaya çıkan model, uzun vadeli kamu politikalarının nasıl sonuç verdiğini gösteren dikkat çekici bir örnek oldu. Bir dönem fikir olarak ortaya konan ve ardından adım adım geliştirilen kütüphane yaklaşımı, bugün ülke genelinde hissedilen bir dönüşüme dönüştü.
Günay Uslu’nun görev yaptığı dönemde başlatılan bu süreç, yalnızca yeni kütüphanelerin açılmasıyla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda toplumun kütüphanelere bakışını değiştirdi. Bu kurumlar yeniden gündelik yaşamın parçası haline geldi. Çocukların, ailelerin ve gençlerin aktif olarak kullandığı canlı merkezlere dönüştü.
Bugün kütüphaneler üzerinden yürüyen tartışmalar, bir altyapı meselesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Eğitim, kültür ve sosyal politika başlıklarının kesiştiği bir alanda yeni bir model ortaya çıkmış durumda.
Ve bu modelin oluşumunda, fikri ortaya atan, zemini hazırlayan ve süreci ısrarla takip eden isim olarak Günay Uslu öne çıkıyor.
*************
DE NAAM ACHTER HET DOEL “EEN BIBLIOTHEEK IN ELKE GEMEENTE” IN NEDERLAND: GÜNAY USLU
Het plan werd twee jaar na haar aftreden als minister gerealiseerd.
Er wordt gesteld dat Uslu ook na haar aftreden het proces nauwlettend heeft gevolgd en haar invloed in de coulissen heeft voortgezet.
İlhan KARAÇAY schreef:
Het doel “een bibliotheek in elke gemeente”, dat door Günay Uslu werd gelanceerd tijdens haar periode als staatssecretaris voor Cultuur en Media, is vandaag uitgegroeid tot een concrete realiteit. Gedurende haar ambtstermijn verdedigde Uslu het versterken van de positie van bibliotheken in het onderwijs en het culturele leven van de samenleving. Zij liet dit idee niet als een eenvoudige aanbeveling achter maar volgde het stap voor stap zodat het kon uitgroeien tot staatsbeleid.
Het plan vertraagde in een bepaalde periode om uiteenlopende redenen en raakte op de achtergrond van de agenda maar werd ondanks het verstrijken van de tijd nooit volledig terzijde geschoven. De visie die Günay Uslu had opgebouwd en het beleidskader dat zij vormgaf bleven binnen het ministerie hun invloed behouden. Het proces verliep soms traag maar kreeg dankzij de fundamenten die Uslu had gelegd en haar sturende rol opnieuw momentum.
Op het punt waar men vandaag staat is het doel “een bibliotheek in elke gemeente” niet langer een intentieverklaring maar een staatsprogramma dat daadwerkelijk wordt uitgevoerd. Het idee dat bibliotheken niet enkel plaatsen zijn waar boeken worden geleend maar centra die een breed spectrum aan diensten bieden van onderwijs tot digitale vaardigheden en sociaal leven, is het meest zichtbare resultaat van de benadering die Uslu opstartte.
Kort samengevat: een gedachte die jaren geleden werd geformuleerd is dankzij een beleid dat met geduld werd gevolgd en een vastberaden visie werkelijkheid geworden. De realisatie van het project “een bibliotheek in elke gemeente” wordt beschouwd als een concrete weerspiegeling van het proces dat Günay Uslu in gang zette en haar blijvende invloed, ook vanop afstand.
In Nederland heeft het doel “een bibliotheek in elke gemeente”, dat wordt uitgevoerd om de toegang tot kennis te versterken en de samenleving in al haar geledingen met cultuur te verbinden, een nieuwe fase bereikt. Het feit dat de ministerraad een wijziging van de bibliotheekwet heeft aanvaard, betekent dat een jarenlang gevoerd beleid tastbare resultaten oplevert. Een van de meest bepalende namen achter dit beleid is de voormalige staatssecretaris Günay Uslu.
In dit proces dat met een langetermijnvisie en vastberaden beleidslijn werd voortgezet, vormden de stappen die Günay Uslu zette de basis voor de realisatie van het doel om in het hele land elke gemeente van een bibliotheek te voorzien.
TOEGANG TOT KENNIS TOT EEN RECHT VOOR IEDEREEN MAKEN
Met de nieuwe regeling zullen bibliotheken niet langer enkel worden gezien als plaatsen waar boeken worden uitgeleend. Voor gemeenten zal een wettelijke verantwoordelijkheid ontstaan en er zal een volledig uitgerust bibliotheeknetwerk worden opgezet dat voor iedereen toegankelijk is. In dit kader is gepland om jaarlijks 60 miljoen euro aan middelen toe te wijzen.
Bibliotheken zijn niet enkel leesruimtes. Tegelijk worden zij gepositioneerd als centra waar de samenleving samenkomt en waar educatieve en culturele activiteiten plaatsvinden en waar taalvaardigheid en digitale vaardigheden worden ontwikkeld. Programma’s die kinderen een leesgewoonte bijbrengen en computerlessen en sociale activiteiten voor ouderen maken deel uit van deze benadering.
De basis van deze visie werd gelegd met de stappen die Günay Uslu zette tijdens haar ambtsperiode. Uslu definieerde de rol van bibliotheken in de samenleving niet alleen als cultureel maar ook als een sociale noodzaak en maakte het principe van “toegankelijkheid” tot beleid.
HET PROCES DAT GÜNAY USLU IN GANG ZETTE
Het idee om gemeenten een “verantwoordelijkheid voor onderhoud en toegankelijkheid” van bibliotheken te geven kwam voor het eerst op de agenda tijdens de periode van Günay Uslu. Evaluaties uit die tijd toonden aan dat het aantal bibliotheken in het land afnam en dat in sommige wijken en dorpen enkel nog boekafhaalpunten overbleven.
Het investeringsproces dat naar aanleiding van dit beeld werd opgestart vormde de basis voor het nieuwe wetsvoorstel. Gemeenten kregen financiering, nieuwe bibliotheken werden geopend en punten met beperkte dienstverlening werden ontwikkeld tot volledig uitgeruste bibliotheken. De oprichting van 46 nieuwe bibliotheken in de afgelopen jaren en de uitbreiding van ongeveer 100 beperkte servicepunten behoren tot de concrete resultaten van dit beleid.
Dit proces trok de aandacht als een model waarin onderwijsbeleid en cultuurbeleid samenkomen. In de benadering van Uslu werden bibliotheken gepositioneerd als centra die in samenwerking met het schoolsysteem functioneren en de leescultuur tot in de klaslokalen brengen.
LEESCULTUUR EN PARTICIPATIE VAN JONGEREN
Gegevens tonen aan dat de maatschappelijke weerklank van dit beleid sterk is. Vanaf 2024 is ongeveer drie kwart van de kinderen onder de 18 jaar lid geworden van een bibliotheek. Het feit dat het lidmaatschap voor deze leeftijdsgroep gratis is heeft de toegankelijkheid nog verder vergroot.
Dat kinderen en jongeren zich naar bibliotheken wenden was een van de langetermijndoelen van Günay Uslu. Uslu verdedigde dat een leesgewoonte op jonge leeftijd moet worden verworven en had als doel bibliotheken tot een natuurlijk onderdeel van het onderwijssysteem te maken.
NIEUWE WET EN EEN NIEUWE PERIODE
Met de regeling die door de ministerraad werd aanvaard zal de bibliotheekwet worden gewijzigd en zal er een duidelijke verantwoordelijkheid voor gemeenten worden vastgelegd. Het wetsvoorstel zal naar het parlement worden gestuurd en na het wetgevingsproces zal de uitvoering starten.
Deze stap wordt gezien als een voortzetting van het beleid dat in 2015 werd gestart om het systeem van openbare bibliotheken te ontwikkelen. De strategie die Günay Uslu toen naar voren bracht is vandaag uitgegroeid tot een staatsbeleid dat ook door de nieuwe regering wordt voortgezet.
Veel deskundigen op het gebied van cultuur en onderwijs beschouwen dit proces als een voorbeeld van “langetermijn en consistent overheidsbeleid”. Er wordt benadrukt dat bibliotheken instellingen zijn die sociale gelijkheid versterken en onderwijs kansen vergroten en de culturele banden van de samenleving verdiepen.
BIBLIOTHEKEN ALS MAATSCHAPPELIJKE CENTRA
De nieuwe benadering heeft als doel bibliotheken te transformeren van plekken waar enkel boeken worden gelezen tot het hart van de samenleving. Taalprogramma’s en digitale opleidingen en culturele activiteiten en sociale ontmoetingen zullen in deze centra plaatsvinden.
In deze reis van idee tot uitvoering speelde Günay Uslu een bepalende rol. De stappen die zij zette en het beleidskader dat zij vormde en het principe van “een toegankelijke bibliotheek voor iedereen” dat zij met nadruk verdedigde zijn vandaag uitgegroeid tot een concreet doel op nationaal niveau.
DE NAAM VAN DE HELD: GÜNAY USLU
Als vandaag in Nederland het doel van een bibliotheek in elke gemeente wordt besproken dan is dit niet enkel het resultaat van een nieuw wetsvoorstel. Het is het product van een visie die jaren geleden werd gestart en met geduld werd gevolgd en stap voor stap werd uitgebouwd.
In het centrum van die visie staat Günay Uslu.
Haar benadering die cultuurbeleid combineert met het idee van de sociale staat heeft bibliotheken opnieuw op de agenda van de samenleving geplaatst. Elke stap die vandaag wordt gezet draagt het karakter van een voortzetting van het proces dat zij in gang zette.
In Nederland is “een bibliotheek in elke gemeente” niet langer een wens. Het is een concreet doel met een sterke politieke wil en een gereed beleidskader om het te realiseren. De naam achter dit doel treedt naar voren als Günay Uslu, die met haar stappen de deur opende naar een langetermijntransformatie.
DE PRAKTISCHE UITWERKING: KINDEREN EN BIBLIOTHEKEN EN SAMENLEVING
Een van de meest opvallende aspecten van het bibliotheekbeleid van Günay Uslu is dat deze benadering niet beperkt bleef tot regelgeving en wetgeving. Tijdens haar ambtsperiode hechtte Uslu bijzondere waarde aan activiteiten waarbij bibliotheken rechtstreeks in contact stonden met de samenleving. Werken die ervoor zorgden dat kinderen en jongeren al op jonge leeftijd een band met bibliotheken opbouwden werden een van de pijlers van dit beleid.
Binnen dit kader werd een sterke band gelegd tussen het cultuurbeleid van de staat en lokale toepassingen. Leesactiviteiten en ontmoetingen met schrijvers en theateractiviteiten en workshops die tijdens de Kinderboekenweek in bibliotheken werden georganiseerd werden niet enkel als culturele activiteiten beschouwd maar ook als een verlengstuk van het onderwijsbeleid in de praktijk. De activiteiten waarbij Uslu persoonlijk aanwezig was en kinderen voorlas maakten de nieuwe rol van bibliotheken concreet zichtbaar.
Bibliotheken worden nu niet enkel gezien als plaatsen waar boeken uit de rekken worden gehaald maar als centra waar kinderen zich uitdrukken en gezinnen participeren en het sociale leven op buurtniveau vorm krijgt. Deze benadering zorgde ervoor dat bibliotheken opnieuw deel gingen uitmaken van het dagelijks leven van de samenleving.
LOKALE INVESTERINGEN EN STAATSONDERSTEUNING
De ondersteuning die aan lokale besturen werd geboden speelde een bepalende rol bij de realisatie van het bibliotheekbeleid. Speciale staatsstimuleringsprogramma’s werden ingezet zodat gemeenten nieuwe bibliotheken konden oprichten en bestaande bibliotheken konden verbeteren. Dankzij deze steun werden in sommige steden nieuwe bibliotheken geopend en werden in bepaalde regio’s servicepunten met beperkte mogelijkheden omgevormd tot volledig uitgeruste centra.
De middelen die door de staat werden verstrekt vergrootten niet alleen de fysieke capaciteit van bibliotheken. Zij maakten ook het uitbreiden van openingstijden en het vermeerderen van programma’s voor kinderen en jongeren en het versterken van educatieve inhoud mogelijk. Zo werden bibliotheken plekken die gedurende langere uren van de dag leven en diensten verlenen.
Deze investeringen traden naar voren als een van de domeinen waar cultuurbeleid samenvloeide met het idee van de sociale staat. Onderwijs en cultuur en lokaal bestuur kwamen samen rond hetzelfde doel. Het doel was dat burgers van alle leeftijden bibliotheken gemakkelijk konden bereiken en deze centra actief konden gebruiken.
DE NIEUWE MAATSCHAPPELIJKE ROL VAN BIBLIOTHEKEN
In de benadering van Günay Uslu werden bibliotheken gedefinieerd als instellingen die het sociale weefsel van de samenleving versterken. Deze instellingen groeiden uit tot centra die een breed scala aan diensten aanbieden van taalonderwijs tot digitale vaardigheden en van kinderactiviteiten tot culturele programma’s voor volwassenen.
Vooral voor kinderen uit gezinnen met een migratieachtergrond vormden bibliotheken een belangrijk ontmoetingspunt. Het verwerven van een leesgewoonte op jonge leeftijd en het versterken van gelijke onderwijskansen en het ondersteunen van processen om met de samenleving te verbinden maakten deze centra tot een kritische factor.
Dit beeld toont aan dat bibliotheken niet alleen binnen het cultuurbeleid maar ook binnen het beleid rond sociale cohesie en onderwijs een centrale positie innemen.
VAN BELEID NAAR PRAKTIJK: EEN MODEL
Het model dat ontstond werd een opmerkelijk voorbeeld van hoe langetermijn overheidsbeleid resultaten oplevert. Een benadering rond bibliotheken die ooit als idee werd geformuleerd en daarna stap voor stap werd ontwikkeld is vandaag uitgegroeid tot een transformatie die in het hele land voelbaar is.
Het proces dat tijdens de ambtsperiode van Günay Uslu werd opgestart bleef niet beperkt tot het openen van nieuwe bibliotheken. Het veranderde ook de manier waarop de samenleving naar bibliotheken kijkt. Deze instellingen werden opnieuw onderdeel van het dagelijks leven en transformeerden tot levendige centra die actief worden gebruikt door kinderen en gezinnen en jongeren.
Discussies die vandaag rond bibliotheken worden gevoerd verwijzen naar veel meer dan een kwestie van infrastructuur. Op het snijvlak van onderwijs en cultuur en sociaal beleid is een nieuw model ontstaan.
En in de vorming van dit model treedt Günay Uslu naar voren als de naam die het idee lanceerde en de basis legde en het proces met volharding opvolgde.