İlhan KARAÇAY bir bilinmeyeni açıklıyor:

Mozart ve Beethoven’in Türk Marşı’nı bestelediklerini biliyoruz. Rembrandt da Türk Portresi çizmiş

*Osmanlı İmparatorluğu’nun korku saldığı yıllardan sonra,
Türk kıyafetleri giyerek ve Türk kahvesi içerek sempati
beslenilen yıllarda, Önce Mozart ve sonra Beethoven Türk
Marşı’nı bestelemişlerdi.

*Ünlü Hollandalı ressam Rembrandt da, o yıllarda Türkler’den etkilenmiş ve bir   Türk Portesi çizmişti.

Değerli Okurlarım,

‘Türkler Avrupa’ya uygun mu?’ başlıklı bir araştırma yazısı okurken, altında ‘De Turk’ resimaltı yazısı bulunan bir portre görünce donup kaldım.
‘Türk’ başlıklı bir portre karşısında neden donup kalacakmışım?
Donup kalmamın nedeni, bu portreyi, Hollanda’nın dünyaca ünlü ressamı Rembrandt’ın çizmiş olmasıdır.

55 yıldır yaşadığım Hollanda’da, bugüne kadar hiç duymadığım bu gerçeği araştırmak için girdiğim Google’da da konuyla ilgili Türkçe bir şey bulamadım. Google’de Hollandaca aradığım bu konu hakkında kısa da olsa birkaç satır bulabildim ama yeterli bilgi yoktu.

Okuduğum ‘Türkler Avrupa’ya uygun mu?’ başlıklı yazıda yayınlanan
‘De Turk’ adlı portrenin altında sadece şunlar yazılıydı:
‘Türkiye ile Avrupalılar arasındaki ilişkiler yüzyıllar öncesine dayanıyor. Ticaretin yanında kültür etkinlikleri de çok iyi durumdaydı. Avrupa ile savaşlar sona erdikten sonra, Avrupalılar Türkler’e sempati ile bakmaya başlamışlardı. Türk giysileri ve Türk kahvesi revaçtaydı. O sıralarda Wolfgang Amadeus Mozart, Osmanlı müziğinden esinlenerek ‘Rondo alla Turca’yı bestelemişti.
Daha sonra Beethoven de bu kervana katıldı ve ‘Türk Marşı’nı besteledi.
Tabii ki Rembrandt da bu kervana katılmaktan den geri kalmadı ve ‘De Turk’ portresini çizdi.’

Fotoğraflı olarak gördüğüm ve okuduğum bu ilginç gelişmeden sonra yaptığım araştırmada sadece şunu buldum:
‘Rembrandt’ın eserleri arasında, kendisine ait olmadığı iddia edilenler de var. Bunlardan ikisinin kendisine ait olmadığı kesin. Ama O’nun, ortak çalışma ile gerçekleştirdiği iddia edilen iki eser de var. Bu iki eserden biri de ‘De Turk’tür. Zira, Rembrandt bu eseri bir öğrencisi ile birlikte çizmiş.’

Varsın öyle olsun. Farzedelim ki Rembrandt bu eseri bir öğrencisi ile birlikte çizmiş olsun. Tabloları milyonlarca dolara satılan ve dünyanın en önemli müzelerinde sergilenen Rembrandt’ın eserleri arasında bir de ‘Türk Portresi’ olması gurur verici değil mi?

Rembrandt’ın (bir öğrenci ile ortaklaşa) çizdiği ‘De Turk’ portresi en son Washington’da sergilenmiş.
Takip edeceğim. Portre Avrupa’ya getirilir getirilmez öğreneceğim ve sizlere bilgi vereceğim.

MOZART ve BEETHOVEN

Rembrandt’ın ‘De Türk’ Portresinden söz ederken, Mozart ve Beethoven’in eserlerinden de söz edildi.
İsterseniz şimdi bu iki sanatçının o eserlerine ait haberlere de bir göz atalım:

Wolfgang Amadeus Mozart için Türklerin ayrı bir önemi vardır, Türkler için de Mozart’ın. Mozart Türklerle, müzik ve töreleriyle gençlik çağlarından başlayarak ilgilenmiştir.

Osmanlılar’ın Viyana’yı kuşatmaları sırasında ve sonrasında, Avrupalılar, özellikle de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yurttaşları Türklerle yakın ilişkilere girmiştir. Kuşatma dağılıp Viyana kurtulunca, daha önce korkulan düşman artık merak konusu olmaya başlamıştır. Osmanlı giysileri hem erkekler hem de kadınlar arasında moda olmuş, Mozart’ın da tiryakisi olduğu Türk kahvesi Viyanalılar’ın yaşamına bir daha çıkmamak üzere girmiştir. Mehter takımının vurmalı ve üflemeli çalgıları da Avrupa askeri bandolarını etkilemiş, mehter müziğinden Mozart başta olmak üzere çok sayıda besteci yararlanmıştır.

Türklerle ilgili konular müzikli sahne oyunlarının en gözde malzemesi durumuna gelmiş ve bu gelişme 18. yüzyılda Avrupa’da “Türk Operası” akımını yaratmıştır. Bu akımın sayısı yüzü aşan örnekleri arasında en ölümsüz olanı ise Mozart’ın ‘Saraydan Kız Kaçırma” adlı eseri olmuştur.

Korsanlar tarafından kaçırılarak Osmanlı sarayına, ya da paşa konağına satılan bir Avrupalı genç kızın, vatanındaki sevgilisi tarafından bin türlü hile ve desiseye başvurularak kaçırılması temasını işleyen “Saraydan Kız Kaçırma” operası, Mozart’ın Türk müziği motiflerine ve harem hikâyelerine olan ilgisinin bir ürünüdür. Bu ünlü eser, Mozart’ın yeni yerleşik olduğuViyana’da kendisine duyulan hayranlığın artmasına, imparatorun gözüne girmesine ve Alman operasının İtalyan stilinin egemenliğinden bir ölçüde kurtulmasına yol açmıştır.

Mozart’ın Türk müziğinin ritmik, ezgisel ve tınısal özelliklerine duyduğu ilgi ve sevda sadece operalarla sınırlı kalmamıştır. Dünyanın “Türk Marşı” diye adlandırdığı ünlü eser, Mozart’ın en sevilen eserleri arasındaki yerini bu yüzyılımızda da korumaktadır.
“Türk Marşı” aslında K.V. 331 La major piyano sonatının “Alla Turca” başlıklı son rondo bölümüdür.

Beethoven ve Türk Marşı

Müzik tarihinin efsanevi isimlerinden biri olan Ludwig van Beethoven,
8 engelli çocuğa sahip bir ailenin son oğludur.
Kendisinden 14 yaş büyük olan Mozart‘tan bir süre dersler almış, Mozart erken yaşta öldükten sonra, çalışmalarına Haydn ile devam etmiştir.
47 yaşında tamamen sağır olduktan sonra da beste yapmıştır.
Meşhur 9. senfonisi bu döneme aittir.

‘Copying Beethoven’ (Beethoven’i Anlamak) filminde hayat hikayesi anlatılmaktadır.
Beethoven’in 2/4’lük bu Türk Marşı’nda da askeri ritimleri farkedebilirsiniz.
Türk rap sanatçısı Ceza, Mozart’ın Türk Marşı’na 2012 yılında Türkçe söz yazdı ve parçaya bir klip çekildi.

Kaynak: BEYHAN ASMA

 

Sohbeti başlat
1
Yardımcı olabilir miyim?
Merhaba, yardımcı olabilir miyim?