İlhan KARAÇAY’ın analizi:

*Bir yanda umut kesilen hastaların fişini çeken zulmet,
diğer yanda can kurtarmak için özel uçak gönderen merhamet.

*Bir yanda ölüm için ötenazi uygulayan zihniyet,
diğer yanda hayat kurtarmak için çareler arayan yürek.

*Korona’ya yakalanan iki Türk’ün yaşam fişleri çekilmeden
harekete geçen Ankara’nın, iki ülke medyasındaki
değerlendirmesi.

Milli şairimiz Mehmet Akif, Avrupa medeniyetini anlatmaya çalışırken, acaba neden ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ demişti?
Mehmet Akif, mutlaka bizim göremediğimiz şeyler görmüş ve sezinlemişti.
Bu laf belki de o dönem için geçerliydi.
Ama şimdilerde bu lafı yeniden gündeme getirmek isteyenler olabilir.
Ben mümkün mertebe tarafsız kalmaya çalışacağım ama, bazı vurgulamalarımdan, yine de taraf olduğum anlaşılacaktır.

Pek çok kişi, tarihin derinliklerine indiği zaman şunu söyleyebilir: ‘Avrupalılar Gerçekten medeni mi? İnsanları hak, hukuk, adalete riayet eden insanlar mıdırlar? Avrupalılar, haçlı orduları ile gittikleri yerlere kan, gözyaşı, sömürü ve vahşetle çıkmadılar mı? Başta ABD ve Avrupa olarak günümüze kadar kan, gözyaşı, zulüm ve işkenceler yaparak, gittikleri yerleri sömürmediler mi? Köle pazarları kurarak insanları bir eşya gibi alıp satmadılar mı?’

Bu kadar lafı neden sarfettim biliyor musunuz?
Hollanda’da koronaya yakalanan ve umut kesilen iki Türk ve ailelerinin uğradığı mağduriyeti dile getirmek için.
Bu Türkler’den biri İlhan Duman, sonuncusu da Selahattin Kandaz’dır.

Bu iki yurttaşımızın, hastanede fişleri çekilmeden önce, Ankara’dan gönderilen özel uçaklarla Türkiye’ye naklediliş haberlerini hepiniz okumuşsunuzdur.
İşte ben şimdi o haberlere değineceğim ve Türk medyası ile Hollanda medyasının olaylara nasıl baktığını anlatacağım.

Önce, Hollanda medyasında yer alan bir habere bakalım:

‘Türkiye Sağlık Bakanlığı, korona pandemisi başladığından bu yana, diğer ülkelerden hastanelerde yatan 233 hastayı yurda getirdiklerini söylüyor. Bunların yarısının covid hastası olduğu belirtiliyor.

Hastaların 74’ü, 4’ü Hollanda’dan olmak üzere Avrupa Birliği’nden.
Türk hükümetine göre, bu hastalar, ikamet ettikleri ülkelerde sağlık bakımı açısından gerekli şekilde yararlanamıyorlar.

Dün akşam, bir yoğun bakım hastası Hollanda’dan Türkiye’ye uçuruldu. Hasta, Amsterdam’daki OLVG Hastanesi’nde yatıyordu. Sözü edilen bu Hollandalı Türk için tedaviyi durdurma kararı alınmıştı.

‘Bunu yapamazsınız’

                            İlhan Duman’ı almaya gelen Sağlık bakanlığı’na ait özel uçak ve Furkan Durmaz

Aynı hastaneden, ocak ayı sonunda 47 yaşındaki İlhan Duman da Türkiye’ye taşınmıştı.
NOS Televizyonu bu hastanın 23 yaşındaki oğlu Furkan Duman ile konuştu.
Doktorlar, pazar günü yoğun bakıma yatırılan hastanın oğlu Furkan’a, çarşamba günü tedavinin durdurulacağını söyledi

Doktorlar Furkan’a, ‘Tedaviye devam edersek acıları da devam eder. Hiçbir girişim ile kendisine yardım edemeyiz’ dediler.

Bu çok acı mesaja, ‘Bunu yapamazsınız, kabul etmem mümkün değil’ diyen Furkan’a, ‘Yasalara göre buna biz karar veririz’ dediler.

Furkan, ‘Birkaç gün içinde bir hastanın iyileşmeyeceğine nasıl karar verirsiniz?
Beyin çalışıyor, kalp atıyor, diğer organlarda bir arıza yok. Tedaviye neden son vermek istiyorsunuz?’
diye itiraz ediyor. Ama doktorlar fişi çekmekte direniyor.

Furkan mücadeleyi bırakmıyor ve Türkiye’den yardım istiyor. Önce Amsterdam’daki Türk konsolosluğunu arıyor. Konu sosyal medyaya yansıyınca bu kez Turkiye Sağlık Bakanlığı kendisini arıyor.
Hastanın dosyası Bakanlık tarafından incelendikten sonra Ankara’ya uçak ile götürülmesine karar veriliyor.
Hastane, Furkan’ın babasını havalimanına götürecek bir ambülans bulamıyor. Bunu Furkan’ın bulması ve ödemesi lâzım. Uçak ve hastane gibi diğer tüm mastarfları Türkiye üstleniyor.

İlhan Duman’ın yattığı Ankara’daki hastane ile temasa geçen NOS Televizyonu, Türk doktorlarının günlük verileri kontrol ettklerini, gün be gün değerlendirme yapıldığını ve hastanın hâlâ solunum cihazına bağlı olduğunu öğreniyor.

Amsterdam’daki hastane, tedavide yapılması gerekenlerin, doktorların kararları ile yapıldığını belirterek, ‘İyileşme umudu kesilince tedaviyi durdurma hakkımız var’ diyor.

Doktorların, hasta aileleri ile görüşerek kararı bildirdiklerini, ailelerin ‘Second opinion’ hakkını kullanarak bir başka ülke hastanesine götürme hakkın bulunduğunu belirten hastane yetkilileri, bunun masraflarının ailece kabul edilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Türkiye için her zaman önemlisiniz

Türkiye’deki muhabir Mitra Nazar’a göre, Türk vatandaşıysanız ve Türkiye’de yaşıyorsanız, kalitesi ve itibarı çok iyi olan sağlık hizmetinden yararlanabilirsiniz. Hastane kapasitesi çok geniş olduğundan pandemi sırasında yoğun bakım sıkıntısı yaşanmadı. Türk hükümeti sık sık hep bu konuyu vurguladı.

Nazar’a göre, Avrupa diasporasındaki Türkler çok önemli bir seçmen kitlesi oluşturuyor. Bu nedenle dünyanın neresinde olursa olsunlar Türkiye için çok önemlidirler.

Gazete haberinde şu da vurgulanıyor: Bu haberde Türkiye’ye 233 hastanın uçakla taşındığı belirtildi Ama bu doğru değil. Doğrusu bu sayının yarısı olmalı.

Duman ailesinin bu haberdeki ifadeleri iki hafta önce Türk medyasında yayınlanmıştı. Furkan Duman da medyaya konuşmuştu. NOS TV ile telefonda konuşmuştu.

Türk medyası


                                      Selahattin Kandaz’ı almaya gelen Sağlık Bakanlığı uçağı ve bayan Kandaz

İlhan Duman’a ait yaşananları Hollanda gazetesinden okumuştuk.
Şimdi de Selahattin Kanmaz için yayınlananları Türk medyasından okuyalım.

‘Türkiye’den uçak gelince Hollandalı doktorlar şoke oldu’, ‘Türkiye’den uçak gelecek dediğimizde bize güldüler’, ‘Hollandalı doktorlar inanamadı’, ‘Selahattin Kandaz’ın hayatına son vermek istiyorlar’, ‘Fişi çekilecek Türk korona hastası Türkiye’ye getirildi’ ve ‘Korona değil, bürokrasi öldürecekti’ gibi başlıklarla yayınlanan haberlerde, eleştirilmesi gereken Hollanda’ya karşı biraz insafsızca yüklenildiği görüşünde olalar var tabii.

Korona değil bürokrasi öldürecekti

Hollanda’nın, tedavisinde başarısız olduğu Selahattin Kandaz için Türkiye ambulans uçak gönderme kararı aldı.

Hollanda üç gündür ambulans ayarlayamadı, uçak bekledi.

Sağlık skandallarının adresi konumuna gelen Hollanda’da bir rezalet daha yaşandı. Koronavirüs tedavisi için hastaneye yatan Selahattin Kandaz (61) tedavi süreci biterken hastanede mikrop kapıp fenalaştı. Hastane, aileye yaşam destek ünitesinin fişini çekeceklerini bildirdi. Kandaz’ın eşi Emine Kandaz ile kızı Müberra Kandaz, Türkiye’den yardım istedi. Sağlık Bakanlığı’ndan ambulans uçağa izin çıktı.

ÜÇ GÜNDÜR UÇAK BEKLİYOR
Aile, geçtiğimiz cuma günü yaşam destek ünitesinden koparılması kararı verilen Kandaz’ın, Türkiye’ye naklini beklerken, ambulans rezaleti ile karşı karşıya kaldı. Hastane, Kandaz’ı havalimanına götürecek ambulans olmadığını bildirdi. Aile, çalmadık kapı bırakmadı. Avukatın araya girmesi ile durum sonuçlandı. Üç gündür havalanmayı bekleyen uçak, Kandaz’ın Türkiye’ye naklini gerçekleştirdi.

AVUKAT DEVREYE GİRİNCE ÇÖZDÜLER

Hollandalı avukat Anthony Wijnberg devreye girdi ve hastaneye hastanın haklarını sıraladı. Hastane yönetimine ambulans bulması için süre tanıyan avukat, aksi takdirde hukuki işlem başlatacağını bildirdi. Bu yola gerek kalmadan hastane ambulansı ayarladı.

TÜRKİYE’DE İYİLEŞECEĞİNE OLAN İNANCIM SONSUZ

Selahattin Kandaz’ın kızı Müberra, “Babam 51 yıldır gönüllü işlerde çalışarak bu ülkeye hizmet verdi. Babamı ölüme terk ettiler. 15 Ocak’ta hastaneye yattığında konuşuyor, gülüyordu. İyileşerek çıkmasını beklerken, her geçen gün daha da kötüye gittiği söylendi. Hastanede virüs kapmış. Türkiye bize sahip çıktı ama karşımıza ambulans sorununu getirdiler. Çok şükür o da büyük çaba sonrası çözüldü. Babamın Türkiye’de eski sağlığına kavuşacağına olan inancım sonsuz” dedi.
Haber:Fatih Özyar

Hollanda‘da hasta haklarıyla ilgilenen ‘Zorgen na Coma’ Vakfı başkanı Osman Elmacı ve Denk Partisi üyesi Süleyman Koyuncu’nun desteğinin yanı sıra, ailenin avukatının devreye girmesiyle ambulans sorunu aşılarak Selahattin Kandaz Ankara’ya gönderildi.

Konuya dair kişisel Twitter hesabından açıklama yapan Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, “Dünyanın neresinde olursa olsun vatandaşımızın yanındayız.” ifadesini kullandı.

İşte böyle sevgili okuyucular.
Medeniyet ile ilkellik arasındaki uçurumu görememek tabii ki çok vahim.
Medeniyet, bir insanın acı çekmesi halinde, kendi canına kıyma özgürlüğü olduğunu söylüyor. Ama diğer yanda da bir başka grup, insan canına kıymanın günah olduğuna ve hiç kimsenin Allah’ın verdiği canı alamayacağına inanıyor.

İdam cezasına, ‘Suçsuz olduğu yıllar sonra ortaya çıkarsa, bunun vebalini kim ödeyecek’ diyen medeniyet, ne var ki, ‘Umut kesilen hastanın daha sonra iyileşebileceği’ ihtimaline neden değer vermiyor?
Umut kesilen ve komaya giren ünlü ve önemli şahsiyetler aylarca ve yıllarca fişe takılı yaşatılırken, üç beş günlük masraftan kaçmak için, kendilerine göre ünsüzve önemsiz insanların fişi neden hemen çekiliyor?
Hastaya acı çektirmemek, tabii ki bir vicdan meselesidir. Bu kararı verirken, hastayı canları kadar seven aile fertlerinin görüş ve istekleri gözardı edilmemelidir.

Kalın sağlıcakla…

 

Sohbeti başlat
1
Yardımcı olabilir miyim?
Merhaba, yardımcı olabilir miyim?