Hollanda’da ‘Mister Einstein’ uygulamasıyla öğrencilerin hiç bir sorusu cevapsız kalmayacak.
Uygulamanın mucidi Şahin Yıldırım, öğrencilerin matematik, fizik, kimya, İngilizce, Almanca vs. gibi toplamda 12 dersten anında online yardım alabildiklerini söylüyor.
İlhan KARAÇAY
Hollanda’da çok başarılı gelişmelere imza atmış olan Şahin Yıldırım, dijital eğitimde çığır açacak bir sistemi yerleştirmeye çalışıyor.
Yıldırım’a göre, ‘Mister Einstein’ sistemindeki dijital eğitim programı sayesinde, Hollanda’daki öğrencilerin, artık hiç bir sorusu cevapsız kalmayacak. Bu yeni uygulama sayesinde öğrenciler nerde olursa olsunlar, matematik, fizik, İngilizce ve kimya gibi derslerde haftanın yedi günü online alanında uzman öğretmenler ile iki tuşla iletişime geçip istedikleri tüm sorulara cevap alabiliyorlar. Hollanda’da benzeri olmayan bu çalışma sayesinde artık veliler ile öğrenciler hiç stres yapmayacak ve sınavlara daha iyi hazırlanabilecekler.
Yeni uygulamanın baş aktörlerinden Şahin Yıldırım ile dijital dünya ve dijital eğitim uygulama ile ilgili olarak bir söyleşi yaptık.
Soru: Bu uygulamaya neden ihtiyaç duyuldu ve nasıl bir içeriğe sahip, biraz bilgi verebilir misiniz?
Cevap: “Bir seneden fazladır dünya olarak koronavirüs salgını ile mücadele ediyoruz. Salgın milyonlarca insanın ölümüne sebep olduğu gibi aradan bir yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen halen salgının yaygınlaşmasını tamamen önleyecek bir aşı bulunmaması, elbette tüm insanları çok tedirgin ediyor. Bu salgın sadece ekonomiyi, turizmi vs. değil aynı zamanda eğitim sektörünü de ciddi şekilde etkiledi. Salgının iyice yayılmasından dolayı okullar kapandı, dersler yarım kaldı, tatiller uzatıldı. Yapılan son araştırmaya göre, Hollanda’daki öğrencilerin yarısından fazlasında çok ciddi bir şekilde gerileme kaydedildi. Bu hususla alakalı yapılan farklı araştırmaların detaylarına baktığımız zaman, özellikle yabancı kökenli öğrencilerin salgından çok daha fazla etkilendiğini ve bir çok öğrencinin bu yıl mayıs ve haziran aylarında yapılacak sınavlara (Vmbo, Havo, Vwo) hazır olmadıklarını ve bunun kendileri üzerinde çok ciddi stres ve özgüven sorunu meydana getirdiğini görüyoruz.”
Soru: Dijital dünya ve yeni düzen hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Cevap: “Hepimizin evinde bilgisayar olacak mı?” diye sorduğumuz yıllar, bundan on beş yıl öncesine aittir. Şaşılacak bir hızla dün düşündüğümüz bu gün gerçekleşmektedir. Hayatımızın içine biraz daha dijital ağlar, dâhil olmaktadır.
Eskiden uzak görünen her şey artık bize çok daha yakın olmaya başladı. Ticaretten politikaya, eğitimden eğlenceye kadar yaşamımızın her safhasında artık dijital uygulamalar ve bu dijital uygulamanın parçası hâline gelen yeni bir nesil yetişiyor. Aslında bu değişimleri tanımlamakta da artık zorlanmıyoruz; küreselleşme, bilgi teknolojileri, dijital toplum, dijital silah, dijital para ve dijital eğitim sistemi gibi terimler, gündelik hayatın bir parçası hâline geldi.”
Soru: Online eğitim hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Cevap: “Koronavirusü ile birlikte dünya ülkeleri online eğitimine tüm bireyleri entegre etmek için çalışmalara çoktan başladı. Önümüzdeki yıllarda dijital eğitim artık alternatif değil, hayatın ta kendisi olacak.
İşte, ‘Mister Einstein’ da bu değişimdeki yerini almak için iki yıl önce ilk adımlarını attı ve kısa süre önce online bir platform kurdu ve bu platform üzerinden online ev ödevleri yardımı, özel ders ve öğrencilere özel olarak sınav hazırlıkları yardımında bulunmak için dijital eğitim programını kurdu.”
Soru: Mister Einstein uygulaması tam olarak nedir?
Cevap: “Mister Einstein, Hollanda’da benzeri olmayan yeni dijital bir eğitim programıdır. Ortaokul / Lise öğrencileri (voortgezetonderwijs) evdeki bilgisayardan veya tabletten giriş yapabilir ve haftanın yedi günü sabah 10.00 ve 22.00 arası istedikleri zaman iki tuş sayesinde profesyonel öğretmenlerden matematik, fizik, kimya, İngilizce, Almanca vs. gibi toplamda 12 dersten anında online yardım alabiliyorlar. Öğrenciler için özel tasarlanan ve herkesin kolayca kullanabildiği bu uygulama aslında günümüzde yetişkinlerin kullandığı bilindik Microsoft Teams, Zoom ve benzeri uygulamaların hepsini kapsayan ve öğrenciler için özel uyarlanan bir uygulama. Bu uygulama sayesinde öğrenciler öğretmenlere yazılı bir şekilde soru sorabilir, video görüşmesi yapabilir, ses kaydı gönderebilir, ekran paylaşımı yapabilir ve daha sonra memnun kaldığı öğretmeni ile her zaman özel bir iletişim kod aracılığı (koppelcode) ile iletişime geçebilir. Bunun yanı sıra öğrenciler arşiv konuşmalardan yaptıkları görüşmeleri tekrar okuyabilir ve uygulamanın içinde bulunan özel bir kütüphane sayesinde zorlandıkları ders ve konular hakkında yüzlerce videoya erişim sağlayabilirler.”
Soru: Mister Einstein nasıl kaliteli bir hizmet sunabiliyor?
Cevap: “Mister Einstein ekibi pedagojik, psikolojik eğitimi tamamlamış ve bir çoğu gündelik hayatlarında ilkokul veya ortaokul/Lisede (Basisscholen en Voortgezet Onderwijs) ders veren profesyonel öğretmenlerden oluşuyor. Yani öğretmenler hem alanlarında uzman hem de çocukları nasıl yönlendirebileceklerini çok iyi biliyorlar.
Daha kaliteli bir hizmet sunabilmek için öğrenciler uygulama üzerinden yaptıkları her görüşme sonrasında, ders aldıkları öğretmenlere bir not verebiliyor ve durum değerlendirmesi yapabiliyor. Böylece tüm konuşmaları anında takip eden ekibimiz, öğretmen ve öğrenci görüşmelerini takip edebiliyor ve anında öğrenciye detaylı bilgileri sağlıyor. ”
Soru:Neden Mister Einstein?
Cevap: “Mister Einstein öğretmenleri öğrencilerle bir bir ilgileniyor ve anlamadıkları yerleri tek tek anlatıyorlar. Bunun sayesinde öğrenci kaldığı yerden dersine devam edebiliyor. Sonuç olarak da öğrencinin başarısı notlarına yansıyor. Ayrıca Mister Einstein dijital bir uygulama olduğunda dolayı fiziki derslerden, yani özel dershanelerden çok daha ucuz. Normalde özel dershanelerde haftanın iki günü çoğunuza ders aldırırsanız bu size ortalama aylık € 200 Euro’dan € 350 Euro’ya kadar mal olabiliyor. Oysa bu yeni uygulama sayesinde aylık € 59,95 ile haftanın yedi günü, günde 12 saat sınırsız olarak sorularınızı sorabiliyorsunuz. Mister Einstein sayesinde artık hiçbir soru cevapsız kalmıyor. ”
Şahin Yıldırım Kimdir?
LOYAAL GROEP, Yönetim Kurulu Üyesi olan Sahin Yıldırım, bünyesinde bulunan şirketlerin (Mister Einstein, Excellent Academy, TASA Consultancy, InnTech vs.) strateji, koordinasyon ve yönlendirme çalışmalarını yürütüyor. Ayrıca 2011’de TRT yayımlanan ‘Almanya Treni Belgeseli’ koordinatörlüğünü, 2012 yılında Hollanda Türkiye ilişkilerinin 400.yilı çerçevesinde Hollanda ulusal arşivinde ‘De Prins en de Pasja’ sergisi koordinatörlüğünü, 2014 yılında Hollanda’ya Göçün 50. yılı çerçevesinde geniş araştırma yapıp, çalışmasını ’50 yılda, 50 Öykü’ (50 jaar, 50 Verhalen) adında bir eser yayımlamış ve Hollanda’daki kolektif tarihimizi yeni nesillere anlatmak için “Gurbette” fotoğraf sergisini Türkiye’de farklı illere götürerek ikili ülke ilişkilerine kültürel ve diplomatik katkı sağlıyor.
Başbakan Rutte koalisyon kurma görüşmesi sırasında Pieter Omtzigt adlı politikacıyı dışladığını inkâr edip yalan söylediği anlaşılınca kıyamet koptu.
Meclis’ten özür dileyen Rutte, ‘güvensizlik’ önergesinden kurtuldu ama ‘kınama’ önergesine tüm partiler onay verdi.
Mecliste sabaha kadar devam eden görüşmeler sırasında yaşanan uygar tartışmalar, Türk politkacıların örnek alabileceği nitelikteydi.
İlhan KARAÇAY yazdı:
Bu yılın başında, vergi dairelerinin, özellikle yabancı kökenlilere uyguladığı haksız girişimlere duyarsız kaldığı gerekçesi ile suçlanan ve istifaya zorlanan Hollanda Başbakanı Mark Rutte, şimdi de Ayfer Koç adlı bir Türk ile evli olan Pieter Omtzigt adlı politikacıyı dışladığına dair haberleri inkâr edip yalan söyleyince, iki ay içinde ikinci kez aşağılanmış oldu.
Hıristiyan Demokratlar Birliği CDA’ın önemli üyesi Pieter Omtzigt ve eşi Ayfer Koç
Konuyu tam olarak anlayabilmeniz için geçtiğimiz aralık ayına dönmem lâzım.
Hollanda vergi dairelerinin, özellikle yabancı kökenli ailelere uyguladığı haksızlıklara karşı duyarsız davranan Bakan ve Başbakan’a karşı savaş açan Hıristiyan Demokratlar Birliği Partisi CDA milletvekili Pieter Omtzigt, daha sonra parti kongresinde yapılan oylamada, siyasi liderliği, şimdiki Maliye Bakanı Wopke Hoekstra’ya kaptırdı.
Bir Türk ile evli olan Omtzigt, iki hafta önce yapılan seçimlerde, listenin ikinci sırasında yer almıştı. Listede ikinci sırada olmasına rağmen tam 334.213 seçmenin tercihli oy verdiği Omtzigt, partinin gözdesi olmuştu. Seçimde yarı yarıya sandalye kaybeden CDA’nın bu hezimeti, Bakan Hoekstra’nın başarısızlığına bağlanmıştı.
Seçimlerden sonra, koalisyon çalışmaları için Annemarie Jorritsma ve Kajsa Ollongren arabulucu olarak seçilmişlerdi. Arabulucuların, Başbakan Rutte ile yapmış oldukları görüşme sonrasında yapılan açıklamalarda, önemli bir konu dile getirilmemişti. Bu konu, büyük bir tesadüf eseri, çekilen bir fotoğraf sayesinde su yüzüne çıkmıştı.
Yağmurlu bir günde elinde dosyalarla yürüyen Ollogren’in bir fotoğrafı çekilmişti. O fotoğrafta, dosyanın görülen yüzündeki sayfa büyütülünce, ‘Omtzigt’e başka bir görev’ satırı rahatça okunuyordu.
İşte bu fotoğraf, Başbakan Rutte’nin arabuluculara ‘Omtzigt’i kabinede istemiyorum’ demiş olduğunu ortaya seriyordu. Ama nedense Başbakan bu konuya hiç girmediklerini bir hafta boyunca tekrarladı. Kaldı ki, kendisini daha önce istifaya zorlayan bir olayın savunucusu olan Pieter Omtzigt’i yeni kabinede istememek, Rutte için normal bir istek olabilirdi.
Dikkatsizlik sonucunda çekilen bir fotoğraftan sonra iki arabulucu da görevlerini bıraktılar ve onların yerine iki yeni arabulucu seçildi.
Daha sonraki gelişmelerde, Başbakan’ın yalan söylediği kesinleşmiş gibi olunca, konu parlamentoda ele alındı.
Başbakan Rutte’nin, tüm veri ve ifadelere göre yalan söylediği ortadayken, yalan söylemediği üzerinde ısrar etmesi, parlamentoda bulunan diğer 16 siyasi partinin liderleri tarafından ağır bir şekilde kınandı. Rutte, belki de hayatının en zor anlarını yaşıyordu ama, 16 parti liderinin sorularına da ter dökerek yanıt vermeye çalışıyordu.
Geert Wilders’in Başbakan’a söylediği sözler yenilir içilir cinsten değildi. ‘Burada bir tek kişi bile seni savunma yanaşmadığı gibi, hepsi teker teker yalan söylediğini ifade ediyor, ama sen hâlâ yalan söylediğini inkâr ediyorsun’ diyen Wilders, Başbakan Rutte’yi yerin dibine sokuyordu.
Tüm bu tartışmalar çok uygar bir şekilde yapılıyordu. 16 siyasi lider, Rutte’yi top atışına tutarken, ağır eleştiriler yapıyorlardı ama, ne bağırıp çağırma ve ne de sinkaf bir söz söylemiyorlardı. En iyi görüntü de, tartışma sonunda Rutte ile Wilders’in, tokalaşma yerine yaptıkları dirsek hareketiydi.
Bu sahneler, Türk politikacılar için uygarlık dersi olabilecek cinstendi.
İşte, uygarlığın örneğini veren iki siyasi lider Geerd Wilders ve Mark Rutte
Mecliste, arabulucular Jorritsma ve Ollongren de birer konuşma yaptılar ve sorulara yanıt verdiler. Ne var ki bu iki arabulucu da, tıpkı Rutte gibi, Omtzigt konusunu hatırlamadıklarını ifade ettiler.
Daha sonra yeniden söz alan Başbakan Rutte, yine yalan söylemediğini ama hata yaptığını, bunun için de özür dilediğini belirttikten sonra, ‘Bana bir şans daha verin. Göreceksiniz, yapacağım çalışmalar ile güveninizi yeniden kazanacağım’ dedi.
Gece saat 03.00’e kadar süren meclis tartışmaları sonucunda önergeler oylamaya sunuldu.
Pek çok önergenin en önemlisi ‘güvensizlik’ önergesiydi ki, onaylanması halinde Rutte’nin düşmesi kaçınılmazdı.
Koalisyonun büyük ortakları D66 ve CDA, ‘güvensizlik’ önergesine oy vermezken, ‘kınama’ önerisine, diğer tüm partiler gibi onay verdi.
Şimdi, koalisyon kurma çalışmaları yeniden başlayacak. Seçilen ikinci arabulucular da görevlerini bıraktılar. Yeni arabulucuların seçimi çok zor olacak. Bazı siyasetçiler, Kral Willem Alexander’in arabulucu olmasını istiyorlar.
Bakalım bundan sonraki gelişmeler nasıl yürüyecek ve Pieter Omtzigt’in durmu ve tutumu ne olacak?
Hollanda’da yaşayan Çakmak, halterde thruster stiliyle 1 saat içerisinde 50 kilogramlık ağırlıkları 158 kez ve toplamda 7900 kilogram kaldırdı.
Daha önce pek çok dalda rekorlar kıran başarılı sporcumuz, bu defa da Çanakkale şehitleri için muhteşem bir rekor kırdı.
İlhan KARAÇAY
Yaşamını Hollanda’da sürdüren Tolga Çakmak ile ilgili ‘rekor’ haberlerini, daha önceleri benim imzam ile pek çok okumuşsunuzdur. Halter dalında inanılmaz rekorlara imza atarak, adını Guinnes Rekorlar Kitabı’na yazdıran Çakmak, bu defa da Çanakkale Şehitleri anısına podyuma çıktı.
Tolga Çakmak, 50 kilogramlık bir ağırlığı, bir saat içinde ’thruster’ stiliyle tam 158 kez kaldırarak, 4.500 kg. olan bundan önceki rekoru, 7.900 kilogramla kırdı.
Rekorlar zincirine beşincisini ekleyen Tolga Çakmak, ‘Bundan sonra da boş durmayacağım ve rekor sayımı 10’a çıkaracağım’ derken, kendisine maddi ve manevi olarak destek veren tüm kişi ve kuruluşlara teşekkürlerini iletti.
‘Kütüphane Haftası’ çerçevesinde, Avrupa Türkleri sosyolojisi literatürüne 4 yeni eser daha kazandırıldı. Aynı zamanda, Avrupa’ya Türk iş gücü göçünün 60’ıncı yılına armağan olan 4 yeni eser, 2 doktora tezi ve 2 sosyoloji yazılarından oluşmakta. Yeni eserler Çizgi Kitabevi ve Türkevi ortak yayını olarak okuyucuya sunuldu.
Amsterdam merkezli, Türkevi Araştırmalar Merkezi desteği ve koordinesinde gerçekleştirilen kitap yayın faaliyetleri, Avrupa’daki Türklerin sosyolojisi başta olmak üzere, Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri, Türk ve İslam kültürünün Avrupa dillerine tercümesi ve yayınlamasını kapsıyor. Aynı zaman da Hollanda Türkevi Doktora Tezleri Yayınlama projesi çerçevesinde, 2021 yılının ilk çeyreğinde yayınlanan ve Avrupa Türkleri literatürüne zenginlik katacak dört yeni eser ve yazarları şöyle:
“RELIGIOUS EDUCATION OF CHILDREN IN MIXED-MARRIAGE FAMILIES, The British Case”, Fatma KURTTEKİN,
– “Politics of Ethnicity, Identity and Religion: Turkish Muslims in Britain”,Talip KÜÇÜKCAN – “DİASPORA TÜRKLERİ: Avrupa’da Türk imajı ve İslamofobi”, Talip KÜÇÜKCAN – “AMSTERDAM TARTIŞMALARI Siyasi Katılım, Türkiye-AB İlişkileri, Göç, İslam, Irkçılık, İslamofobi”, Ahmet Suat ARI
Karma Evlilikler ve Çocukların Din Eğitimi
Fatma Kurttekin tarafından hazırlanan doktora tezi, “RELIGIOUS EDUCATION OF CHILDREN IN MIXED-MARRIAGE FAMILIES, The British Case” (Karma Evliliklerden Doğan Çocukların Din Eğitimi) kitabı, Britanya’daki Müslüman ve gayrimüslimler arasındaki evlilikler başta olmak üzere, evliliklerin ebeveynlerin ve çocukların dinî kimliklerini etkilemesi ve ebeveynlerin çocuklarına dinî nasıl ve hangi boyutta aktardıklarını ele almaktadır.
Araştırmada, karma evliliklerden doğan çocukların dinî-kültürel kimliklerinin gelişimi ele alınmıştır. Bu tür ailelerdeki çocukların kendilerini nasıl tanımladıkları ve hangi faktörlerin dinî inançlarını etkilediği incelenmiştir. Türk Müslüman ve gayrimüslimlerden oluşan karma ailelerde çocuklara aktarılan dinî inançlar, uygulamalar ve gelenekler anket formu ve görüşmelerle toplanan veriler aracılığıyla dinî sosyalleşmenin ve din eğitiminin çocukların dinî gelişimleri ve tepkileri üzerine etkisi değerlendirilmiştir.
Diaspora Türkleri
Talip Küçükcan tarafından yazılan, “Diaspora Türkleri: Avrupa’da Türk İmajı ve İslamofobi” kitabı, geçmişten günümüze Avrupa’daki Türk imajını ve Türk Diasporasının içinde yaşadığı toplumla ilişkilerini etkileyen sosyolojik yapısını aydınlatmaya çalışıyor. Kitapta yer alan yazılar ayrıca sosyoloji, antropoloji ve siyaset bilimi çalışmalarının verilerine dayalı olarak Diaspora Türklerinin karşılaştığı temel meselelere ve Avrupalıların zihin haritasına ışık tutuyor.
Türkler dünyanın her bölgesine yayılmış durumda. Nüfusu her geçen gün artan, ekonomik ve kültürel sermayesi güçlü büyük bir Türk Diasporası var. Ancak popülizm yükselirken bilhassa Avrupa ülkelerinde Türk ve Müslüman olmak, Türk ve Müslüman olarak yaşamak hiç te kolay değil. Avrupa’daki dördüncü ve beşinci kuşak Türkler bu coğrafyada doğup büyümelerine ve yaşadıkları ülkenin vatandaşı olmalarına rağmen hala önyargıların ve eşitsizliklerin kurbanı olabiliyor.
Din, Etnisite ve Kimlik Siyaseti
Talip Küçükcan tarafından İngiltere’de yapılan saha araştırması ve yüz yüze görüşmelerden oluşan, “Politics of Ethnicity, Identity and Religion: Turks in Britain” (Din, Etnisite ve Kimlik Siyaseti: İngiltere Türkleri) kitabı İngiltere’de yaşayan Türkleri anlatıyor. Kitap, Türklerin İngiltere’ye göç serüveninin başlıca neden ve sonuçları, özellikle genç kuşakların kimlik inşasına etki eden faktörleri değerlendirirken, dini inanç ve değerlerin kültürel kimliğin oluşumuna nasıl ve ne kadar katkıda bulunduğunu analiz ediyor.
Kitapta yer alan bilgilere göre, Avrupa’da yaklaşık 6 milyon, İngiltere’de ise (Kıbrıs Türkleri de dahil) 450 bin Türk yaşıyor. Gittikçe genişleyen ve büyüyen Türk Diasporasının önemli bir parçası olan İngiltere Türkleri bir taraftan kendi kimlik ve değerlerini korumaya, diğer yandan da içinde yaşadıkları topluma uyum sağlamaya gayret ediyorlar.
Amsterdam Tartışmaları
Ahmet Suat Arı tarafından derlenen “Amsterdam Tartışmaları” kitabı, adından da anlaşılacağı üzere Amsterdam merkezli tartışmalardan oluşmaktadır. Amsterdam Tartışmaları, Hollanda Türkevi Araştırmalar Merkezinin bir alt faaliyeti olarak 2010 yılında yapılmaya başlamış ve bugüne kadar 60 tartışmayı geride bırakmıştır. Amsterdam Tartışmaları; katılımcılar ve ilgi duyanlara, başta yaşadığımız ülkenin ve toplumun sosyal yapısı, ilişkileri ve kurumlarını tanımaları, toplumsal konularda fikir yürütmelerine yardımcı olmayı hedefler. Bununla birlikte, Avrupa ve küresel gelişmeleri öğrenme, algılama ve yorumlamayı da teşvik eder.
Süreli olarak yapılan Amsterdam Tartışmalarında siyasi katılım, sivil toplum, Avrupa Türk diasporası, Türkiye-Hollanda ilişkileri, ana dili, göç, Avrupa Birliği değerleri, İslamofobi, yabancı düşmanlığı, ırkçılık gibi bir çok konu ele alınmıştır. Bugüne kadar, Hollanda ve Avrupa’daki toplumsal ve siyasi gelişmeler, Türkiye’deki değişim, Türkiye-Avrupa ilişkileri, sivil diplomasi ve tüm insanlığı yakından ilgilendiren küresel konular başta olmak üzere birçok konu alanlarında uzman kişilerin davet edilmesiyle ele alınarak tartışılmıştır. Elinize alacağınız kitap bu tartışmaların notlarından oluşmuştur.
Kitaplar, Çizgi Kitabevi Yayınları ve Bengü Kitabevi ve diğer kitapçılardan temin edilebilir.
Türk mü, ‘Türkiyeli’ mi? Türk mü, ‘Türk kökenli Hollandalı’ mı?
Türk göçmen topluluğuna ‘Türk diasporası’, futbol kalesinin üstündeki lataya ‘üst direk’ ve çok güzel hareket yerine ‘kritik’ diyenlere de cevap.
Hollanda vatandaşlığına geçtikten sonra subay olan bir Türk kökenliye ‘Türk subay mı’ yoksa ‘Türk kökenli Hollandalı subay mı’ denir?
Önceki gün değerli bir dostum, Facebook’ta ‘Türk kökenli’ ve ‘Türkiyeli’ laflarına kafayı takmış. Bakınız ne diyor o değerli dost: ‘Hollanda basını veya resmi kurumları, Hollanda’da yaşayan Türkiye’den gelmiş olanları ‘Türk kökenli’ olarak ifade ederken, nedendir bilinmez Türk kökenli olmakdan imtina edenler kendilerine ‘Türkiyeli veya Türkiye kökenli’ demeye başladılar.. Türkiye, Türklerin yaşadığı bir devletin adıdır. Orada yaşayanlara batılılar dahi ‘Türk’ler’ diye hitap eder. Oradan Hollanda’ya göc etmiş olanlardan olan bizler de kendimizi Hollandada yaşayan azınlık Türk’ü olarak görürüz. Kendilerini ‘Türkiye kökenliler ve Türkiyeliler’ diye ifade edenler olabilir, o da onların tercihidir. Ama bizler Türk’üz. Kimliğimizin sulandırılması, gelecekteki neslimiz varlığının devamiyetini tehlikeye düşereceğinden, kullanılan ifadeler bize göre yanlıştır. Hadi bir kesimi anladık da, Türkçe lisanı ile Hollanda Türklerine bilgilendirme yapmaya calışan bazı medya organlarının yazılarında kullandıkları ‘Türkiye kökenliler’ gibi ifadelere dikkat etmeleri gerekir.
Eğer kendileri icin Türk olmak bir değer ifade ediyorsa. “Soyunu bilmeyen nesilden, güçlü bir gelecek inşa etmesini beklemek hüsran olur.” Kaşgarlı Mahmud Divanü Lugati’t Türk’
Yukarıdaki serzenişi yazan değerli dosta ben de şu yanıtı verdim: ‘Türk kökenli’ ifadesini kullanan gazetecilerden biri de benim.
Özellikle seçim yazılarımda bu sözü çok kullandım.
Bunun nedeni şu: Genel seçimlerde Türkler oy kullanamaz.
Hollanda tabiyetine geçmiş olanlar oy kullanabiliyor.
Bu nedenle, Hollanda tabiyetine geçmiş olanları anlatabilmek için en doğru söz, ‘Türk kökenli’dir.
Yani, Türk kökenli Hollandalı.
Bu sözde siyasi bir amaç yoktur.
Ama, ‘Türkiyeli’ sözü için eleştirine katılıyorum.
Ben bu sözü, 57 yıllık gazetecilik yaşamımda bir tek defa bile kullanmadım.
Adı, resmi olarak ‘Türkiyeli İşçiler Birliği’ olan kuruluşu bile ben, ‘Türk İşçiler Birliği’ olarak yazmışlığım oldu.
HOLLANDA‘nın başkenti Amsterdam’da, geçen yıl Hollandalı komşularını yangından kurtaran Türk kökenli Hollanda subayı Ekrem Karadeniz, kahramanlık ödülüne layık görüldü.Hollanda ordusunda Kara Kuvvetlerinde Yüzbaşı olarak görev yapan 44 yaşındaki Ekrem Karadeniz, 15 Mart 2017’de çıkan yangının dumanı nedeniyle evlerinde yarı baygın bulduğu komşularını kurtararak hayatta kalmalarına yardımcı oldu.Komşularına ambulans gelene kadar ilk yardımı sağlayan Karadeniz’e, bu başarısı için Carnegie Kahramanlar Vakfınca verilen ödül, Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema tarafından takdim edildi. Fotoğraftaki Hollandalı subaya, ‘Türk kökenli Hollandalı’ demek en doğru olan değil mi?
Coğrafi olarak kabul edilebilecek olan ‘Türkiyeli’ sözcüğünün, siyasi olarak kullanıldığı kesin.
Yani diyeceğim şu: ‘Türk kökenli’ sözü, siyasi amaç taşımayan doğru bir sözdür. ‘Türkiyeli’ sözü ise, kendilerini ‘Türk’ olarak kabul etmeyenlerin, siyasi amaçlı sözüdür.
Tekrar ediyorum: Türk kökenli demek, kökü Türk olan demek. Yani Türk oğlu Türk.
Oy kullanabilen bir Hollanda tabiyetli yabancı, ancak böyle ifade edilebilir.
Umarım anlatabilmişimdir. Okurlarımın da anlamış olması dileğiyle, selamlar.
Yukarıdaki sözcüklerden başka bir başka sözcük daha var ki, ben de o sözcüğe takıntılıyım.
Sözünü ettiğim sözcük, ‘diaspora’dır.
Yabancı dillerde ‘Greek diaspora’ olarak kullanılan kelime, bizde ‘Rum diasporası’ olarak kullanılır. Yunanistan dışında yaşayan tüm Yjnanlılar’a ‘Rum’ diyoruz. Greek diasporası bu eski haritaya göre, Anadolu’nun tüm kıyılarına yayılmıştı.
Eskiden bu sözü, en çok ‘Ermeni diasporası’, ‘Rum Diasporası’ ve ‘Yahudi diasporası’ olarak kullanırdık. Nedense şimdilerde, ‘Türk diasporası’ olarak da kullanılmaya başlandı.
Sözlüklerde daha önce, diasporanın karşılığı olarak, ‘Ülkelerinden göç etmeye zorlanmış gruplara diaspora denir’ diye yazılıydı. Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler, ülkelerinden göç etmeye zorlandıkları bir tartışma konusudur ama, Türkler’in böyle bir zorlanma ile göç ettikleri savı bence doğru değildir. Zorlanmadan kasıt, dini ve siyasi nedenler olmalıydı.
Ama nedense şimdiki sözlük açıklamalarına, ‘ekonomik nedenlerle’ lafı da eklenmiş.
Anlayacağınız, eskiden Türkler için kullanılmasından imtina ettiğimiz ‘diaspora’, son yıllarda üst düzey birkaç yöneticimiz tarafından kullanılmaya başlanınca, birden bire sempatik bir laf oldu.
Dilimizdeki imla ve sözcük hatalarından sık sık söz etmişimdir.
Özellikle futbol maçı spikerlerinin, en çok kullandıkları ‘kritik’ sözcüğü gibi. Spikeler, ‘kritik’ sözcüğünü çok yerde yanlış kullanıyorlar. Örneğin, kalecinin güzel bir gol önlemesine, ‘Kritik bir kurtarış’ diyorlar. Bir futbolcunun güzel bir hareketine ‘çok kritik’ diyorlar. Kaldı kı, ‘kritik’ sözcüğünün anlamı ‘tehlikeli’dir. Kaleci bir tehlikeyi önler. Futbolcu güzel bir hareket yapar. Ama bizim spikerler hep ‘kritik’ sözcüğünü kullanııyorlar.
Spikerlerin bir de ‘üst direk’ yanlışı vardır. Direk, dikine duran desteğin adıdır. Bu destek demirden de olabilir, tahtadan da. Futbl sahasındaki kaleler, tahtadan yapılmış, iki direk ve bir de latadan oluşur. Zira, iki direğin üzerine yatay olarak yerleştirilen tahta ‘direk’ olmaz ‘lata’ olur.
İki kale direğinin üzerine yatay konulan tahtaya üst direk değil ‘lata’, kalecinin kurtarışına da kritik değil ‘Güzel kurtarış’ denir.
Ne ilginçtir ki, Hollandaca dilinde bizim lata, ‘lat’ olarak geçer. Direk ise ‘Paal’ olarak geçer.
Vallahi biz Hollandalı spikerlerden sürekli olarak ‘lat’ veya ‘paal’ sözlerini duyuyoruz.
Tehlikeli bir durum karşısında da ‘kritisch’, yani kritik lafını duyuyoruz.
Dilerim, bizim dil bilimcilerimiz bir gün bu konulara el koyarlar.