Lahey’deki tanışma toplantısı vesilesiyle, 1416 sayılı Kanun (MEB-YLSY) bursu başta olmak üzere devlet, üniversite ve vakıf/şirket burslarını mercek altına aldım.
Hollanda’daki üniversite burslarını tek tek özetledim, başvuru ölçütleri ile yükümlülükleri netleştirdim;
Sağlık sigortası, çalışma izni, yaşam maliyetleri gibi pratik başlıkları güncel mevzuatla açıklığa kavuşturdum.
Burslar, Şartlar, İmkânlar ve Gerçekler…
(Derlemenin Hollandacası en altta
Nederlandse versie staat onderaan)
İlhan KARAÇAY araştırdı ve derledi:
Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan’ın ev sahipliğinde, Hollanda’da resmî burslu statüde yüksek lisans yapan öğrencilerle ilk tanışma toplantısı büyükelçilikte gerçekleştirildi. Amsterdam, Leiden, Utrecht, Maastricht, Groningen, Erasmus, Tilburg, TU Delft, TU Eindhoven ve Wageningen gibi Hollanda’nın önde gelen üniversitelerinde okuyan bursiyerler, Büyükelçilik personeliyle bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı.
Büyükelçi Yazgan konuşmasında, “Yeni akademik yıl başlarken Hollanda’daki Türk Hükümeti burslu Türk yüksek lisans öğrencileriyle ilk buluşmamızı gerçekleştirdik. Girişiminden dolayı Doç. Dr. Miyase Koyuncu Kaya’ya; ‘Tarımda Dijitalleşme’ sunumuyla disiplinlerarası araştırmaya ilham veren Dr. Can Atik’e teşekkür ederiz.” dedi.
Hollanda’daki burslu öğrenciler, her yıl Lahey Büyükelçiliğimiz’de, Eğitim Müşavirleri’nin ev sahipliğinde bir aray gelirler ve gelişmelerden haberdar edilirler.
“Burs” Nedir?
Burs: Öğrencinin eğitimini sürdürebilmesi için devlet, üniversite, vakıf ya da özel şirket tarafından belirli süre karşılıksız sağlanan maddi destektir. (Gündelik dilde “burs”, karşılıksız desteği;
“kredi” ise geri ödemeli desteği anlatır. KYK örneği gibi.)
Şartlı Burs: Şirket/vakıf bursları şartlı olabilir (mezuniyet sonrası belirli bir süre o kurumda çalışma, başarı barajı, staj vb.). Bu tür taahhütlü burslarda öğrencinin hizmet yükümlülüğü veya “bursu kesilirse/şartlar sağlanmazsa iade” gibi maddeler sözleşmeyle açıkça belirlenir.
Devlet Bursu: MEB–YLSY (1416 Sayılı Kanun) “Kimler, Nasıl, Hangi Şartlarla?”
Amaç: Türkiye’nin üniversiteleri ve kamu kurumlarında ihtiyaç duyulan uzman insan kaynağını yetiştirmek. Dayanak: 1416 sayılı Kanun; yürütme MEB – Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim GM.
Temel Şartlar – Öne Çıkanlar:
Mecburi Hizmet: Yurt dışındaki öğrenim süresinin iki katı, yurt içindeki sürenin aynı süre kadar mecburi hizmet. (Örnek: 24 ay yurt dışı + 6 ay yurt içi hazırlık = 54 ay mecburi hizmet.)
Sözleşme/Kefalet: Bursiyerler yüklenme ve kefalet senedi imzalar; yükümlülük yerine getirilmezse yapılan tüm ödemeler yasal faiziyle tahsil edilir.
Giderler: Öğrenim/araştırma süresine göre aylık burs, yol/yerleşme katkıları ve sağlık sigortası kapsamı yönergede düzenlenir (her çağrıda tutarlar ve kapsam güncellenir; güncel esaslar kılavuz ve SSS’de yayımlanır).
Pratik İpucu: YLSY’de akademik başarı, yabancı dil yeterliği ve kurum/alan eşleştirmesi kritik. Mezuniyet sonrası atama/yerleştirme süreçleri ve mecburi hizmet planlaması baştan bilinmeli.
Hollanda’daki Üniversite Bursları – Kısa Kılavuz
NL Scholarship (eski adıyla Holland Scholarship)
Tutar: İlk yıl için €5.000 (tam burs değil; bir defaya mahsus katkı).
Kimler: EEA dışı ülkelerden lisans veya yüksek lisans öğrencileri.
Not: Programın adı Haziran 2023’te “NL Scholarship” olarak değişti. Başvurular katılımcı üniversiteler üzerinden yürür.
Üniversite Bazlı Örnekler (Master odaklı)
Maastricht University – UM High Potential Scholarship: Tam öğrenim ücreti muafiyeti + aylık yaşam desteği içeren paket burs; toplam destek paketi yıllık €34.000 civarı (programa göre değişir).
TU Delft – Justus & Louise van Effen Excellence: İki yıl boyunca program ücretinin tamamı + yaşam giderlerine katkı (kur/fakülteye göre). Ayrıca TU Delft’te NL Scholarship seçeneği de var.
Utrecht Excellence Scholarship (UES): Öğrenim ücreti veya €11.000 yaşam gideri; iki yıllık programlarda ilk yıl verilir, yenileme koşula bağlı.
University of Groningen – Eric Bleumink Fund: 1–2 yıl için tam burs (öğrenim + yaşam), üniversite nominasyonu gerektirir ve sınırlı kontenjan.
University of Amsterdam (UvA) – AMS/AES/LLAMS: Fakülteye göre değişen mükemmellik bursları (ör. Fen Bilimleri’nde €26.125’e kadar AMS; bazı bölümlerde AES tam burs düzeyinde olabilir). Her fakülte kendi ölçüt ve tutarını ilan eder.
Leiden University – LExS: Kısmi burs (fakülte/programa göre değişir); tam maliyeti karşılamaz ve vize için ayrıca yeterli fon kanıtı istenir.
Önemli: Tutarlar program ve fakülteye göre değişir; kontenjanlar çok sınırlıdır. Burslar çoğunlukla üstün başarı (not ortalaması/top %10), etkili motivasyon mektubu, referans ve araştırma uyumu kriterleriyle verilir. Üniversitelerin güncel sayfalarını mutlaka kontrol edin.
BURSUN GERÇEK ANLAMI VE YÜKÜMLÜLÜKLER
Burs, yalnızca “karşılıksız maddi yardım” değildir. Her bursun kendi şartları vardır:
Firma/Vakıf Bursları: Mezuniyet sonrası kurumda çalışma, staj veya sosyal sorumluluk şartı olabilir.
Devlet Bursları: 1416 sayılı yasa kapsamındaki burslarda mezuniyet sonrası belirli süre kamu hizmeti zorunludur. Yerine getirilmezse yapılan harcamalar faiziyle geri ödenir.
Üniversite Bursları: Hollanda’daki bursların çoğunda geri ödeme yükümlülüğü yoktur, ancak öğrenciden yüksek akademik performans beklenir.
HOLLANDA’DA EĞİTİM VE YAŞAM GİDERLERİ
Eğitim Ücretleri: Lisans programları 6.000–15.000 €, yüksek lisans programları 8.000–20.000 € aralığındadır.
Yaşam Giderleri: Öğrenciler konaklama dâhil ortalama 1.000–1.500 € / ay masraf yapmaktadır.
Sağlık Sigortası: Öğrenci statüsünde özel öğrenci sigortası kullanılır. Ancak ücretli çalışan öğrenciler Hollanda’nın temel sağlık sigortasına geçmek zorundadır.
HOLLANDA’DA ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER
Hollanda üniversitelerindeki öğrencilerin yaklaşık %15–20’si yabancıdır.
Times Higher Education sıralamalarında Hollanda’nın 13 üniversitesi dünyanın en iyi 200 üniversitesi arasındadır.
Tarım, mühendislik, sağlık ve sosyal bilimler gibi alanlarda Avrupa’nın en cazip merkezlerinden biridir.
TÜRKİYE–HOLLANDA EĞİTİM KÖPRÜSÜ
Lahey Büyükelçiliği’nde düzenlenen bu tür toplantılar yalnızca öğrencilerin tanışması için değil, aynı zamanda Türkiye ile Hollanda arasındaki eğitim diplomasisinin gelişmesi açısından da önemlidir. Türk bursiyerler hem akademik birikim kazanmakta hem de iki ülke arasında kültürel ve bilimsel işbirliğine katkı sunmaktadır.
TÜRKİYE KAYNAKLI DİĞER BURSLAR (YABANCIYA DEĞİL, TÜRK ÖĞRENCİYE)
Türkiye Bursları (YTB): Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası öğrencilere dönük programı; 2024’te 170 ülkeden 121.830 başvuru alındı; her yıl yaklaşık 5.000 öğrenciye burs sağlanıyor. (Bu program Türkiye’ye gelecek yabancılar içindir; karşılaştırma için veriyoruz.)
TEV Yüksek Lisans Bursları (Türkiye): Devlet üniversitelerinde tezli YL’nin ilk yılı/bilimsel hazırlık aşamasındaki başarılı Türk öğrencilere; 2025 başvuru: 29 Eylül–16 Ekim; miktar: 8.700 TL/ay, 9 ay ödeme.
Resmî rehberlere göre barınma dâhil aylık toplam gider €975–€1.500 (şehir/konaklama tipine göre çok değişir; Amsterdam belirgin şekilde daha pahalı).
Sağlık Sigortası – En Çok Karıştırılan Konu
Yalnızca “öğrenim amacıyla” gelen uluslararası öğrenciler çoğunlukla Hollanda kamu sağlık sigortasına (Zvw) geçmek zorunda değildir; özel öğrenci sigortası (ör. AON) ile kapsama girerler.
Ancak: Ücretli çalışma (part-time iş) ya da asgari ücret ve üzeri ödenen staj yapıldığında Hollanda temel (kamu) sağlık sigortası zorunlu olur; geçiş yapılmazsa ciddi para cezası gelebilir.
Öğrenciyken Çalışma İzni – Net Kurallar
EEA dışı öğrenciler için kural: Haftada en fazla 16 saat veya Haziran–Temmuz–Ağustos’ta tam zamanlı; her iki seçenek birlikte kullanılamaz. İşverenin TWV (çalışma izni) alması gerekir. (Serbest çalışmada farklı kurallar var.)
HOLLANDA’DA ULUSLARARASI ÖĞRENCI TABLOSU VE GÜNDEM
2024/25’te Hollanda yükseköğreniminde 131.004 uluslararası “derece” öğrencisi bulunuyor (rekor).
Ülkede İngilizce programların sayısı, kapasite planlaması ve dil dengesi üzerine “Dengeli Uluslararasılaşma” başlıklı reform tartışmaları sürüyor; üniversiteler yabancı öğrenci kabulünü daha kontrollü yönetecek adımları değerlendiriyor.
Sıralamalarda Hollanda üniversiteleri 2025’te de güçlü: THE 2025 listesinde TU Delft (56) ve UvA (58) ilk 100’de; Maastricht, VU, Radboud, Twente, Eindhoven gibi kurumlar ilk 200’de.
“BURSU KİM VERİRSE ŞARTI O KOYAR”:
ÜÇ KAYNAĞIN ÜÇ FARKLI MANTIĞI
Devlet Bursu (MEB–YLSY)
Hedef: Kamu ve akademi için nitelikli insan kaynağı.
Büyük avantaj: Tam destek, mentorluk ve kurum güvencesi.
Net yükümlülük: Mecburi hizmet (yurt dışının 2 katı + yurt içinin 1 katı); aksi hâlde faizli iade.
Üniversite Bursu (Hollanda)
Hedef: Üstün başarı ve çeşitlilik.
Şartlar: Yüksek not ortalaması, güçlü referans/motivasyon, program–aday uyumu.
Kapsam:Kısmi katkı (NL Scholarship €5.000) ile tam kapsamlı paket burslar (TU Delft, UM gibi) arasında geniş yelpaze.
Vakıf/Şirket Bursu
Hedef: Sosyal sorumluluk ve/veya insan kaynağı yetiştirme.
Muhtemel şartlar:Başarı barajı, çakışan burs yasağı, gerektiğinde mezuniyet sonrası çalışma yükümlülüğü (şartlı burs), dönemsel performans raporu.
Uyarı: Sözleşme maddeleri (kesilme, iade, hizmet) satır satır okunmalı.
BAŞVURU VE DOSYA HAZIRLAMA REHBERİ
Akademik Paket: Not dökümü, dil puanı (genelde IELTS/TOEFL), niyet mektubu, referans.
Araştırma Uygunluğu: Konu–danışman eşleşmesi, alanın Hollanda’daki güçlü kümelerine (tarım–WUR; mühendislik–TU Delft/TU/e; tıp–Erasmus MC vb.) bağ kuran net bir anlatı.
Bütçe Planı: Burs çıksa da çıkmasa da ilk yıl için gerçekçi bir bütçe hesabı (konaklama, depozito, sigorta, vize, yerleşme).
Vize–Sigorta–Çalışma: Çalışma planınız varsa sigorta rejimini ve TWV süreçlerini baştan okuyun.
SIK SORULAN ÜÇ KRİTİK SORU
1) “Burs aldım; Hollanda’da sağlık hizmetlerinden ‘tam’ yararlanır mıyım?”
Burs tek başına sizi Hollanda kamu sigortasına geçirmez. Sadece öğrenci statüsünde iseniz özel öğrenci sigortası uygundur. Ücretli iş veya asgari ücret ve üzeri ödenen staj yaparsanız kamu sigortası zorunlu olur.
2) “Part-time çalışabilir miyim?”
EEA dışı öğrenciler haftada 16 saat veya yaz aylarında tam zamanlı (Haz–Tem–Ağu) çalışabilir; işverenin TWV alması şarttır.
3) “YLSY’de okumayı bitirdim; ne kadar mecburi hizmetim var?”
Yurt dışındaki süre x2, yurt içindeki süre x1 kadar. Yerine getirilmezse faiziyle geri ödeme doğar.
TOPLULUK VE KÖPRÜ ETKİSİ
Lahey’deki buluşma, burslu Türk öğrencilerin birbirini desteklediği kurumsal bir ağın çekirdeğini oluşturuyor. Hollanda tarafında NL Scholarship ve üniversite mükemmeliyet bursları, Türkiye tarafında YLSY gibi programlar, bilgi–teknoloji–tarım–sağlık alanlarında iki ülke arasında kalıcı köprüler kuruyor.
BURS KAVRAMI VE YÜKÜMLÜLÜKLER
Burs, öğrencinin eğitimini sürdürebilmesi için devlet, üniversite, vakıf veya özel şirketler tarafından sağlanan mali destektir. Ancak bursun tek tanımı “karşılıksız yardım” değildir. Her bursun kendi şartları ve beklentileri vardır:
Firma ve Vakıf Bursları: Çoğu zaman mezuniyet sonrası belirli bir süre kurumda çalışma, staj yapma veya sosyal sorumluluk projelerine katılma gibi yükümlülükler getirebilir.
Devlet Bursları: Özellikle 1416 sayılı yasa kapsamındaki burslarda, öğrenci mezuniyetin ardından belirlenen süre kadar Türkiye’de kamu kurumlarında görev yapmak zorundadır. Aksi durumda, burs süresince yapılan tüm harcamaların geri ödenmesi gerekir.
Üniversite Bursları: Hollanda üniversitelerinin sunduğu bursların çoğu akademik başarıya ve uluslararası çeşitliliğe odaklanır. Çoğu zaman geri ödeme veya hizmet yükümlülüğü bulunmaz, ancak öğrenciden yüksek performans beklenir.
HOLLANDA’DA YAŞAM VE EĞİTİMİN MALİYETİ
Hollanda’da lisans eğitimi 3 yıl, yüksek lisans programları ise genellikle 1–2 yıl sürmektedir. Eğitim ücretleri ve yaşam giderleri ülke genelinde belli bir aralıkta seyretmektedir:
Eğitim Ücretleri: Lisans programlarında yıllık 6.000–15.000 €, yüksek lisans programlarında 8.000–20.000 €.
Yaşam Giderleri: Konaklama, ulaşım, beslenme ve diğer ihtiyaçlar dahil olmak üzere öğrencilerin aylık ortalama gideri 1.000–1.500 € arasında değişmektedir.
Sağlık Sigortası: Hollanda’da eğitim gören her uluslararası öğrenci için sağlık sigortası zorunludur. Sadece eğitim amacıyla gelen öğrenciler özel öğrenci sigortası kullanabilirken, part-time çalışmaya başlayan öğrencilerin Hollanda temel sağlık sigortasına geçmesi zorunlu hale gelir.
HOLLANDA’DA ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİN TABLOSU
Hollanda, yüksek eğitimde uluslararasılaşmaya en fazla önem veren ülkelerden biridir.
Ülkede toplam üniversite öğrencilerinin yaklaşık %15–20’si uluslararası öğrencilerden oluşmaktadır.
Times Higher Education sıralamalarında Hollanda’nın 13 üniversitesi dünyanın en iyi 200 üniversitesi arasına girmektedir.
Tarım, mühendislik, sağlık ve sosyal bilimlerde öne çıkan programlarıyla Hollanda, Avrupa’nın en cazip eğitim merkezlerinden biri haline gelmiştir.
TÜRKİYE–HOLLANDA EĞİTİM KÖPRÜSÜ
Lahey Büyükelçiliği’nde düzenlenen bu tür toplantılar sadece öğrencilerin dayanışmasını güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye ile Hollanda arasında eğitim diplomasisinin de bir parçası oluyor. Hollanda’da eğitim gören Türk bursiyerler, hem ülkelerine yeni birikimler kazandırıyor hem de iki ülke arasında kültürel ve akademik işbirliğini daha da ileri taşıyorlar.
KAYNAK NOTLARI
MEB–YLSY (1416) mecburi hizmet/ssenet/SSS ve kılavuz: MEB Yurt Dışı Eğitim SSS; Yüklenme ve Kefalet Senedi; 2024 YLSY Kılavuzu. yyegm.meb.gov.tr+1
NL Scholarship ad değişimi ve tutar: Nuffic & Study in NL. NufficStudy in NL
IN NEDERLAND: “NETWERK VAN TURKSE BEURSGENIETEN”
KWAM SAMEN IN ONZE AMBASSADE IN DEN HAAG
Bij de eerste kennismakingsbijeenkomst in Den Haag heb ik, naast de beurs volgens de Wet 1416 (MEB–YLSY), ook beurzen van staat, universiteiten en stichtingen/bedrijven onder de loep genomen.
We hebben de Nederlandse universitaire beurzen stuk voor stuk samengevat, de toelatingscriteria en verplichtingen verduidelijkt;
En praktische onderwerpen zoals ziektekostenverzekering, werkvergunning en kosten van levensonderhoud volgens de actuele regelgeving toegelicht.
Beurzen, voorwaarden, mogelijkheden en realiteiten…
Onderzocht en samengesteld door İlhan KARAÇAY
Onze Ambassadeur in Den Haag, Fatma Ceren Yazgan, ontving Turkse masterstudenten die met een officiële beurs in Nederland studeren bij de eerste kennismakingsbijeenkomst in de ambassade. Beursstudenten van vooraanstaande universiteiten zoals Amsterdam, Leiden, Utrecht, Maastricht, Groningen, Erasmus, Tilburg, TU Delft, TU Eindhoven en Wageningen kwamen samen met ambassadepersoneel om ervaringen uit te wisselen.
Ambassadeur Yazgan zei in haar toespraak: “Aan het begin van het nieuwe academische jaar hebben we onze eerste ontmoeting gehad met Turkse masterstudenten in Nederland die met een beurs van de Turkse regering studeren. Dank aan Doç. Dr. Miyase Koyuncu Kaya voor haar initiatief; en aan Dr. Can Atik voor zijn presentatie over ‘Digitalisering in de Landbouw’, een inspirerend voorbeeld van interdisciplinair onderzoek.”
De beursstudenten in Nederland komen elk jaar bijeen op onze ambassade in Den Haag, onder gastheerschap van de Onderwijsattachés, en worden op de hoogte gebracht van de ontwikkelingen.
“WAT IS EEN BEURS?” (IN DE MEEST EENVOUDIGE VORM)
Beurs: Financiële steun die voor een bepaalde periode kosteloos wordt verstrekt door de staat, universiteiten, stichtingen of particuliere bedrijven zodat de student zijn/haar studie kan voortzetten. (In de dagelijkse taal betekent “beurs” kosteloze steun; “studielening” betekent terugbetaalbare steun, zoals bij KYK in Turkije.)
Voorwaardelijke beurs: Beurzen van bedrijven/stichtingen kunnen voorwaardelijk zijn (bijvoorbeeld na afstuderen een bepaalde periode bij dat bedrijf werken, prestatienormen, stages). In dit soort contractuele beurzen zijn verplichtingen of bepalingen zoals “terugbetaling bij stopzetting” duidelijk vastgelegd.
STAATSBEURS: MEB–YLSY (WET 1416) “VOOR WIE, HOE, ONDER WELKE VOORWAARDEN?”
Doel: Het opleiden van gespecialiseerd menselijk kapitaal dat nodig is in Turkse universiteiten en overheidsinstellingen. Basis: Wet 1416; uitgevoerd door MEB – Directoraat-Generaal Hoger Onderwijs en Buitenlands Onderwijs.
Belangrijkste voorwaarden:
Verplichte dienst: Twee keer de duur van de buitenlandse opleiding + dezelfde duur als de binnenlandse voorbereiding. (Voorbeeld: 24 maanden buitenland + 6 maanden voorbereiding = 54 maanden verplichte dienst.)
Contract/Borgstelling: Studenten ondertekenen een contract en borgstelling; als verplichtingen niet worden nagekomen, worden alle kosten met wettelijke rente teruggevorderd.
Kosten: Maandelijkse beurs, reis- en vestigingsbijdragen en ziektekostenverzekering worden geregeld in de richtlijnen (bedragen en voorwaarden worden per oproep bijgewerkt).
Praktische tip: Bij YLSY zijn academisch succes, taalvaardigheid en de juiste match met instelling/veld cruciaal. Planning van plaatsing en verplichte dienst moet van tevoren bekend zijn.
NEDERLANDSE UNIVERSITAIRE BEURZEN – KORTE GIDS
NL Scholarship (voorheen Holland Scholarship)
Bedrag: €5.000 voor het eerste jaar (eenmalige bijdrage, geen volledige beurs).
Wie: Studenten van buiten de EER voor bachelor- of masterstudies.
Opmerking: De naam is in juni 2023 veranderd in “NL Scholarship”. Aanvragen lopen via deelnemende universiteiten.
Voorbeelden per universiteit (mastergericht):
Maastricht University – UM High Potential Scholarship: Volledige vrijstelling collegegeld + maandelijkse bijdrage levensonderhoud; totaal ca. €34.000 per jaar (afhankelijk van programma).
TU Delft – Justus & Louise van Effen Excellence: Twee jaar volledige dekking collegegeld + bijdrage in levensonderhoud. TU Delft biedt ook de NL Scholarship.
Utrecht Excellence Scholarship (UES): Dekking collegegeld of €11.000 voor levensonderhoud; bij tweejarige masters alleen eerste jaar, verlenging afhankelijk van resultaten.
University of Groningen – Eric Bleumink Fund: Volledige beurs (collegegeld + levensonderhoud) voor 1–2 jaar; nominatie door de universiteit vereist; zeer beperkt aantal.
University of Amsterdam (UvA) – AMS/AES/LLAMS: Facultaire excellentiebeurzen (bijv. AMS tot €26.125 in de bètawetenschappen; AES soms volledige dekking). Criteria en bedragen verschillen per faculteit.
Leiden University – LExS: Gedeeltelijke beurs (afhankelijk van faculteit/programma); dekt niet alle kosten; bewijs van aanvullende middelen vereist voor visum.
Belangrijk: Bedragen verschillen per programma en faculteit; aantal plaatsen is zeer beperkt. Meestal gelden voorwaarden als uitmuntende cijfers (top 10%), sterke motivatiebrief, referenties en onderzoeksrelevantie.
DE WERKELIJKE BETEKENIS EN VERPLICHTINGEN VAN BEURZEN
Een beurs is niet altijd “kosteloze steun”. Elke bron heeft eigen voorwaarden:
Bedrijf/Stichting: Verplichting tot werken na afstuderen, stage of maatschappelijke projecten.
Staat (Wet 1416): Verplichte overheidsdienst na terugkeer; bij niet-naleving terugbetaling met rente.
Universiteit: Meestal geen terugbetaling, maar wel hoge academische prestaties vereist.
STUDIE EN LEVENSKOSTEN IN NEDERLAND
Collegegeld: Bachelor €6.000–15.000 per jaar; master €8.000–20.000.
Levensonderhoud: Gemiddeld €1.000–1.500 per maand inclusief huisvesting.
Ziektekostenverzekering: Studenten gebruiken meestal een particuliere studentenverzekering. Bij betaalde arbeid is de basisverzekering (Zvw) verplicht.
INTERNATIONALE STUDENTEN IN NEDERLAND
Ongeveer 15–20% van de studenten in Nederland is internationaal.
Volgens de ranglijst van Times Higher Education behoren 13 Nederlandse universiteiten tot de top 200 wereldwijd.
Nederland is aantrekkelijk in landbouw, techniek, gezondheidszorg en sociale wetenschappen.
ONDERWIJSBRUG TUSSEN TURKIJE EN NEDERLAND
Bijeenkomsten in de Ambassade in Den Haag dienen niet alleen om studenten samen te brengen, maar vormen ook een onderdeel van de onderwijsdiplomatie tussen Turkije en Nederland. Turkse beursstudenten doen academische kennis op en dragen bij aan de culturele en wetenschappelijke samenwerking tussen beide landen.
ANDERE TURKSE BEURZEN (VOOR TURKSE STUDENTEN, NIET VOOR BUITENLANDERS)
Türkiye Scholarships (YTB): Internationaal programma van Turkije; in 2024 waren er 121.830 aanvragen uit 170 landen; jaarlijks krijgen ca. 5.000 studenten een beurs. (Dit programma is bedoeld voor buitenlanders die in Turkije willen studeren.)
TEV Masterbeurzen (Turkije): Voor succesvolle studenten in het eerste jaar van een master met scriptie of voorbereidende fase aan staatsuniversiteiten; 2025-aanmelding: 29 september–16 oktober; bedrag: 8.700 TL/maand, 9 maanden uitbetaling.
LEVEN IN NEDERLAND: KOSTEN, VERZEKERING, WERK
Levensonderhoud – realistische bandbreedte
Volgens officiële gidsen bedragen de totale maandelijkse kosten €975–€1.500 inclusief huisvesting (Amsterdam is duidelijk duurder).
Ziektekostenverzekering – vaak verkeerd begrepen
Internationale studenten die uitsluitend voor studie komen, hoeven meestal geen basisverzekering af te sluiten; particuliere studentenverzekering (bijv. AON) is voldoende.
Maar: bij betaald werk of een stage boven minimumloon is de basisverzekering verplicht; wie dit niet regelt, riskeert hoge boetes.
Werkvergunning voor studenten – heldere regels
Studenten van buiten de EER mogen maximaal 16 uur per week werken, of fulltime in juni–juli–augustus. Beide opties tegelijk zijn niet toegestaan. De werkgever moet een TWV (tewerkstellingsvergunning) aanvragen.
INTERNATIONALE STUDENTEN IN NEDERLAND: CIJFERS EN DEBAT
In 2024/25 studeerden er 131.004 internationale “degree-studenten” in Nederland (record).
Discussies over “Gebalanceerde Internationalisering” lopen: beheersing van Engelstalige programma’s, capaciteitsplanning en taalbalans. Universiteiten overwegen striktere instroombeperkingen.
Nederlandse universiteiten blijven hoog scoren: in THE 2025 staan TU Delft (56) en UvA (58) in de top 100; Maastricht, VU, Radboud, Twente en Eindhoven in de top 200.
“WIE DE BEURS GEEFT, BEPAALT DE VOORWAARDEN”: DRIE BRONNEN, DRIE LOGICA’S
Staatsbeurs (MEB–YLSY):
Doel: hooggekwalificeerd personeel voor overheid en academie.
Groot voordeel: volledige steun, mentorschap en institutionele zekerheid.
Duidelijke verplichting: verplichte dienst (2x buitenland + 1x binnenland); anders terugbetaling met rente.
Universitaire beurs (Nederland):
Doel: excellentie en diversiteit.
Voorwaarden: hoge cijfers, sterke motivatiebrief en referenties, academische relevantie.
Omvang: van eenmalige bijdrage (€5.000 NL Scholarship) tot volledige pakketten (TU Delft, Maastricht).
Stichting/Bedrijfsbeurs:
Doel: maatschappelijk engagement en/of talentontwikkeling.
Voorwaarden: prestatienormen, geen cumulatie met andere beurzen, soms verplichte dienstverbanden, voortgangsrapportages.
Waarschuwing: lees contractvoorwaarden (stopzetting, terugbetaling, verplichtingen) zorgvuldig.
Onderzoeksfit: koppeling onderwerp-begeleider; aansluiting bij sterke clusters in Nederland (bijv. landbouw – WUR; techniek – TU Delft/TU/e; geneeskunde – Erasmus MC).
Budgetplanning: ook zonder beurs moet een realistisch jaarbudget beschikbaar zijn (huisvesting, borg, verzekering, visum, vestiging).
Visum–Verzekering–Werk: bij werkplannen vooraf regels TWV en verzekeringsstelsel checken.
DRIE VEELGESTELDE VRAGEN
1-“Ik heb een beurs; krijg ik volledige toegang tot Nederlandse zorg?”
Nee, de beurs op zich geeft geen recht op de basisverzekering. Alleen studentenstatus → particuliere studentenverzekering. Betaald werk of stage boven minimumloon → basisverzekering verplicht.
2-“Mag ik parttime werken?”
Ja, studenten van buiten de EER: max. 16 uur per week of fulltime in de zomermaanden; TWV vereist.
3-“Hoeveel verplichte dienst na YLSY?”
Buitenland x2 + binnenland x1; anders terugbetaling met rente.
COMMUNITY- EN BRUGEFFECT
De ontmoeting in Den Haag vormt de kern van een netwerk van Turkse beursstudenten die elkaar ondersteunen. Aan Nederlandse kant zijn er NL Scholarship en excellentiebeurzen; aan Turkse kant YLSY. Samen bouwen ze blijvende bruggen op het gebied van kennis, technologie, landbouw en gezondheid.
BRONNOTITIES
MEB–YLSY (1416) verplichte dienst/contract/FAQ en gids: yyegm.meb.gov.tr
NL Scholarship naamswijziging en bedrag: Nuffic & Study in NL
Universitaire beurzen: Maastricht UM High Potential; TU Delft J&L & NL Scholarship; Utrecht UES; Groningen Eric Bleumink; UvA beurzen
Zorgverzekering/werk: Study in NL, universiteitsgidsen, IND-regels
Levensonderhoud: UvA, Study in NL
Aantal internationale studenten (2024/25): Nuffic
Türkiye Bursları (YTB) 2024 aanvragen: YTB Officieel
Demokratik ve gelişmiş ülkelerde basın özgürdür; ama bu özgürlük, liderlerin uluorta aşağılanması anlamına gelmez.
Amsterdam’daki sinagog ziyareti ve Kral’ın sessizliği…
Sinagog’da İsrail devleti, ordu ve rehineler için dua edildi. Kral Willem-Alexander oradaydı. Tebessümler ve kibar alkışlar dışında tek bir şey belli etmedi. Muhabir, kralın bu “duygusuz” hâlini özellikle öne çıkardı.
Kral Willem-Alexander’dan Trump’a, Putin’den Erdoğan’a, sessizlik ile gürültü arasındaki ince çizgiler nelerdir?
(Yorumun Hollandacası en altta.
Nederlandse versie van commentaar staat onderaan)
İLHAN KARAÇAY’IN YORUMU
Günümüzde gazetecilik anlayışı ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Her toplumun kendine özgü bir üslubu ve bir gazetecilik terbiyesi vardır. Medenî dünyada gazetecilik, gelişmemiş ülkelerdekinden hem üslup hem de nezaket bakımından ayrılır. Demokratik ve gelişmiş ülkelerde basın özgürdür; fakat bu özgürlük, liderlerin uluorta küçümsenmesi ya da aşağılanması anlamına gelmez. Türkiye’de ise basın özgürlüğü tartışmaları sık sık gündeme gelir; gazeteciler ya sert eleştirilerle ya da otosansür baskısıyla karşı karşıya kalabilir. İşte bu farkı daha iyi anlamak için Hollanda’dan dikkat çekici bir gazetecilik örneğine bakalım:
Geçtiğimiz günlerde Hollanda gazetelerinde Kral Willem-Alexander’ın Amsterdam’daki Portekiz Sinagogu ziyaretine dair haberler yayınlandı. Haberi okuduğumda kendi kendime şu soruyu sordum: “Kral eleştiriliyor mu, övülüyor mu?”
Cevabı kolay değildi. Muhabir, kralın törendeki tavrını aktarırken, kimi yerde onu nazik, kibar ve toplumla sıcak ilişki kuran bir figür olarak yansıtıyordu. Ama aynı muhabir, dua sırasında kralın yüzünden tek bir şey okunmadığını defalarca vurguluyor, Belçika Kralı Filip’in Gazze konusunda yaptığı net açıklamaları hatırlatıyordu.
Yani aslında kralı açıkça eleştirmiyor ama satır aralarında “neden sessiz kaldı?” sorusunu sorduruyordu.
MEDENİ DÜNYADA ELEŞTİRİNİN DOLAYLI DİLİ
Bu durum bize şunu gösteriyor: Medeni dünyada liderler, çoğu zaman doğrudan değil, dolaylı yollarla eleştirilir.
Gazeteci, “yanlış yaptı” demez; bunun yerine “hiç tepki vermedi”, “belki zor durumda kaldı” gibi ifadeler kullanır. Böylece hem okura mesaj verir, hem de resmi saygıyı korur.
AMSTERDAM’DAKİ SİNAGOG ZİYARETİNİN MESAJI
Portekiz Sinagogu’nun 350’nci yılı vesilesiyle düzenlenen törende Yahudi toplumu, İsrail devleti, ordu ve rehineler için dua etti. Kral Willem-Alexander oradaydı, tebessümler ve kibar alkışlar dışında tek bir şey belli etmedi. Muhabir, kralın bu “duygusuz” hâlini özellikle öne çıkardı.
Ama işte gariplik de burada: Kral bir yandan “ülkesinin toplumu ile kucaklaşan, sembolik görevini yerine getiren” olarak gösterildi, diğer yandan “politik mesajı olmayan, sessiz bir lider” olarak resmedildi. Övgü ile eleştiri aynı anda yan yana verildi.
MEDENİ DÜNYADA ELEŞTİRİNİN İNCELİĞİ
Demokratik ve gelişmiş ülkelerde basın özgürdür; ama bu özgürlük, liderlerin uluorta aşağılanması anlamına gelmez. Eleştiri, daha çok şu yöntemlerle yapılır:
ÖRTÜLÜ ELEŞTİRİ: Liderin tavrını “hiçbir şey göstermedi” diyerek yansıtmak.
KARŞILAŞTIRMALI YÖNTEM: Belçika Kralı Filip örneğinde olduğu gibi, başka bir liderin tavrı hatırlatılarak “bizimki neden söylemedi?” iması yapmak.
SEMBOLİK SESSİZLİK: Bir liderin sessizliği bile, “yanlış tavır aldı” demeden eleştirinin aracı hâline getirilir.
DÜNYADAN ÖRNEKLER: ELEŞTİRİ VE ÖVGÜNÜN DENGE OYUNU
DONALD TRUMP (ABD)
Amerikan ve İngiliz basınında Trump açık hedef hâline geldi. The Guardian ve Washington Post gibi gazeteler, onun “kuralları tanımayan, kutuplaştırıcı” tarzını rahatlıkla eleştiriyor. Ama aynı zamanda, onun popülist yöntemlerle kitle desteği bulduğunu da göz ardı etmiyorlar. Trump örneği, “sert eleştiri + toplumsal gerçeklik” ikilemini net şekilde ortaya koyuyor.
VLADİMİR PUTİN (RUSYA)
Batı basını Putin’i çoğu zaman doğrudan “otoriter” ve hatta “diktatör” olarak tanımlıyor. Çünkü Rusya’daki medya kontrolü, muhalefete baskı ve Ukrayna savaşı gibi konular, uluslararası kamuoyunda kesin ve sert bir dille ele alınıyor. Burada diplomatik dilin sınırları aşılıyor, çünkü Putin demokratik kulvarın dışına yerleştiriliyor.
NARENDRA MODİ (HİNDİSTAN)
Modi hakkındaki haberlerde genellikle bir denge gözetiliyor. Bir yandan “bölücü ve medya kontrolünü seven” bir lider olarak eleştiriliyor, diğer yandan “ülkesinde çok güçlü halk desteğine sahip” olduğu özellikle belirtiliyor. Yani eleştiriyle övgü yan yana veriliyor.
LULA DA SİLVA (BREZİLYA)
Latin Amerika basını Lula’yı demokrasiye bağlılığı ve sosyal adalet için verdiği mücadele nedeniyle övüyor. Ancak çevre politikaları ve ekonomik krizler söz konusu olduğunda hemen eleştiriler geliyor. Bu da liderlerin tek boyutlu değil, çok boyutlu şekilde değerlendirildiğini gösteriyor.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN (TÜRKİYE)
Batı basınında Erdoğan sık sık “otoriterleşen lider” olarak ele alınıyor. Özellikle basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve seçim güvenliği konularında sert eleştiriler var. Ama öte yandan, Erdoğan’ın “krizlerde hızlı karar alabilen, uluslararası arenada güçlü pazarlıklar yapabilen” bir lider olduğu da teslim ediliyor. Mesela mülteci krizi, Ukrayna savaşı veya NATO içindeki pazarlıklarda “olmazsa olmaz bir aktör” olarak gösteriliyor. Yani Erdoğan da Batı basınında hem eleştirilen hem de pragmatik gücü nedeniyle takdir edilen liderler arasında.
KRİZ DÖNEMLERİNDE LİDERLERİN ELEŞTİRİSİ
Kimi zaman liderler kriz dönemlerinde eleştiriden geçici olarak muaf tutulur. Buna, “rally round the flag” (bayrağın etrafında toplanma) etkisi denir.
Örneğin Zelenskyy, Rusya saldırısı sonrası Batı basınında “kahraman” ilan edildi. Ama aynı basın, savaş uzadıkça ve ekonomik yük arttıkça eleştirilerini de artırdı. Yani övgü ve eleştiri, zamanın ruhuna göre değişebiliyor.
ELEŞTİRİ İLE ÖVGÜ ARASINDA İNCE ÇİZGİ
Sonuç olarak medeni dünyada liderler ne tamamen övülür, ne de tamamen yerilir. Basın özgürlüğü sayesinde liderlerin tavırları rahatça incelenir, ama bu eleştiriler çoğu zaman diplomatik ve ince yollarla yapılır.
Amsterdam’daki Kral Willem-Alexander örneği bize şunu gösterdi: Muhabir, kralı doğrudan eleştirmedi ama satır aralarına yerleştirdiği ifadelerle okura mesaj verdi. Bu da aslında sessizliğin bile en gürültülü eleştiri olabileceğini ortaya koydu.
SESSİZLİK BAZEN GÜRÜLTÜDEN DAHA GÜRÜLTÜLÜDÜR
Bugün dünya basını liderleri değerlendirirken şu ince çizgiyi gözetiyor: Demokrasi ve evrensel değerlere yakın duranlar övülüyor. Popülizm, otoriterlik ve sessizlikle krizlerden kaçanlar ise eleştiriliyor.
Ama bu eleştiri çoğu zaman “yumuşak”, satır aralarına gizlenmiş ve diplomatik bir dille yapılıyor.
Hollanda Kralı Willem-Alexander’ın sinagog ziyaretinde yaşanan “sessizlik” bunun en çarpıcı örneğiydi. Aynı şekilde, Trump’ın açıkça eleştirilmesi, Putin’in diktatör diye anılması, Modi’nin bölücü politikalarının vurgulanması, Lula’nın çevre politikalarının sorgulanması ve Erdoğan’ın otoriterleşme eleştirileri…
Hepsi, medeni dünyada basının liderlerle kurduğu karmaşık ilişkinin göstergeleri.
Ve unutmayalım: KİMİ ZAMAN EN GÜRÜLTÜLÜ MESAJ, EN SESSİZ DURUŞTAN ÇIKAR.
******************
HOE WORDEN LEIDERS IN DE BESCHAAFDE WERELD BEKRITISEERD EN GELOOFD?
In democratische en ontwikkelde landen is de pers vrij; maar die vrijheid betekent niet dat leiders zomaar kunnen worden beledigd.
Het synagogebezoek in amsterdam en de stilte van de koning
In de synagoge werd gebeden voor de staat Israël, het leger en de gijzelaars. Koning Willem-Alexander was aanwezig. Behalve glimlachjes en beleefde applaus liet hij niets blijken. De verslaggever benadrukte vooral deze “gevoelloze” houding van de koning.
Van koning Willem-Alexander tot Trump, van Poetin tot Erdoğan: wat zijn de dunne lijnen tussen stilte en lawaai?
COMMENTAAR: İLHAN KARAÇAY
In onze tijd verschilt de journalistieke benadering van land tot land. Elke samenleving heeft zijn eigen stijl en journalistieke etiquette. In de beschaafde wereld onderscheidt de journalistiek zich van die in minder ontwikkelde landen, zowel in stijl als in beleefdheid. In democratische en ontwikkelde landen is de pers vrij; maar die vrijheid betekent niet dat leiders zomaar kunnen worden geminacht of beledigd. In Turkije daarentegen komen discussies over persvrijheid vaak naar voren; journalisten worden geconfronteerd met ofwel scherpe kritiek, ofwel de druk van zelfcensuur. Om dit verschil beter te begrijpen, laten we eens kijken naar een opvallend voorbeeld van journalistiek uit Nederland:
Onlangs verschenen in de Nederlandse kranten berichten over het bezoek van koning Willem-Alexander aan de Portugese Synagoge in Amsterdam. Toen ik het las, vroeg ik mij af: “Wordt de koning bekritiseerd of juist geprezen?”
Het antwoord was niet eenvoudig. De verslaggever schetste de koning enerzijds als een beleefde, vriendelijke figuur die warm contact met de samenleving onderhoudt. Anderzijds benadrukte diezelfde verslaggever herhaaldelijk dat er tijdens het gebed niets van zijn gezicht af te lezen viel, en herinnerde hij aan de duidelijke uitspraken van de Belgische koning Filip over Gaza.
Met andere woorden: de koning werd niet openlijk bekritiseerd, maar tussen de regels door werd de vraag gesteld: waarom bleef hij stil?
DE INDIRECTE TAAL VAN KRITIEK IN DE BESCHAAFDE WERELD
Dit toont ons iets belangrijks: in de beschaafde wereld worden leiders vaak niet rechtstreeks, maar op indirecte wijze bekritiseerd.
Een journalist zegt zelden “hij deed het fout”. In plaats daarvan schrijft men:
“Hij gaf geen enkele reactie.”
“Misschien zat hij in een moeilijke positie.”
Zo krijgt de lezer toch de boodschap mee, terwijl de officiële eerbied behouden blijft.
DE BOODSCHAP VAN HET SYNAGOGEBEZOEK
Het bezoek vond plaats ter gelegenheid van het 350-jarig bestaan van de Portugese Synagoge. De Joodse gemeenschap bad voor de staat Israël, het leger en de gijzelaars. Koning Willem-Alexander was aanwezig, maar behalve glimlachjes en beleefde applaus liet hij niets blijken. De verslaggever benadrukte deze “gevoelloze” houding.
Daar zit de paradox: de koning werd enerzijds voorgesteld als “een symbool dat zich met zijn volk verbindt en zijn ceremoniële plicht vervult”, maar anderzijds als “een stille leider zonder politieke boodschap.” Lof en kritiek stonden pal naast elkaar.
DE FINESSE VAN KRITIEK IN DEMOCRATISCHE LANDEN
In democratische en ontwikkelde landen is persvrijheid vanzelfsprekend. Maar dat betekent niet dat leiders zomaar grof beledigd worden. Kritiek gebeurt meestal via subtiele methoden:
INDIRECTE KRITIEK: De houding van de leider wordt beschreven als “hij liet niets zien.”
VERGELIJKING: Zoals bij koning Filip van België, wiens woorden over Gaza als contrast worden aangehaald.
SYMBOLISCHE STILTE: Zelfs de stilte van een leider kan dienen als instrument van kritiek, zonder dat er staat “hij zat fout.”
VOORBEELDEN UIT DE WERELD: HET EVENWICHT TUSSEN KRITIEK EN LOF
DONALD TRUMP (VS)
In de Amerikaanse en Britse pers was Trump een gemakkelijk doelwit. The Guardian en The Washington Post bekritiseerden zijn “regels doorbrekende, polariserende stijl.” Maar tegelijk wezen ze erop dat hij met populistische methoden steun onder de massa wist te krijgen.
VLADIMIR POETIN (RUSLAND)
De westerse media omschrijven Poetin vaak ronduit als “autoritair” of zelfs “dictator.” Vanwege:
mediacontrole,
onderdrukking van oppositie,
de oorlog in Oekraïne.
De diplomatieke toon wordt hier verlaten, omdat Poetin buiten de democratische orde wordt geplaatst.
NARENDRA MODI (INDIË)
De berichtgeving over Modi balanceert meestal tussen lof en kritiek. Hij wordt bekritiseerd als “verdeeldheid zaaiende leider die de media graag controleert”, maar men benadrukt ook dat hij een zeer brede steun in eigen land geniet.
LULA DA SILVA (BRAZILIË)
In Latijns-Amerika wordt Lula geprezen om zijn verbondenheid met de democratie en zijn strijd voor sociale rechtvaardigheid. Maar op het gebied van milieu en economie krijgt hij meteen stevige kritiek. Dit toont dat leiders niet eendimensionaal, maar veelzijdig worden beoordeeld.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN (TURKIJE)
In de westerse pers wordt Erdoğan vaak een “verhardende, autoritaire leider” genoemd. Kritiek richt zich vooral op:
persvrijheid,
onafhankelijkheid van de rechtspraak,
betrouwbaarheid van verkiezingen.
Maar men erkent tegelijk dat hij in crisissituaties snel besluiten kan nemen en internationaal sterke onderhandelingen kan voeren. In dossiers als de vluchtelingencrisis, de oorlog in Oekraïne of de NAVO-onderhandelingen wordt hij vaak een “onmisbare speler” genoemd.
HOE LEIDERS IN CRISISTIJDEN WORDEN BEHANDELD
Soms worden leiders tijdens crisistijden tijdelijk gevrijwaard van kritiek. Dit fenomeen heet “rally round the flag.”
Zo werd Zelensky na de Russische aanval door de westerse pers als held neergezet. Maar naarmate de oorlog langer duurde en de economische last groeide, nam ook de kritiek toe.
TUSSEN KRITIEK EN LOF LIGT EEN DUNNE LIJN
Kortom: in de beschaafde wereld worden leiders nooit uitsluitend geprezen of uitsluitend verguisd. Dankzij de persvrijheid worden hun daden kritisch bekeken, maar meestal op een subtiele en diplomatieke manier.
Het voorbeeld van koning Willem-Alexander laat zien dat de verslaggever hem niet direct bekritiseerde, maar de lezer via formuleringen tussen de regels door een boodschap meegaf. Zo werd duidelijk dat zelfs stilte de luidste vorm van kritiek kan zijn.
STILTE IS SOMS LUIDER DAN LAWAAI
Vandaag de dag hanteren de media in hun beoordeling van leiders deze dunne scheidslijn:
Degenen die dichtbij democratie en universele waarden staan, worden geprezen.
Degenen die kiezen voor populisme, autoritarisme of stilte in crisissituaties, worden bekritiseerd.
Maar die kritiek is meestal zacht, verhuld tussen de regels en verpakt in diplomatie.
Het bezoek van koning Willem-Alexander aan de synagoge in Amsterdam was daar een treffend voorbeeld van. Net zoals de openlijke kritiek op Trump, de benoeming van Poetin tot dictator, de verwijzingen naar Modi’s verdeelpolitiek, de vraagtekens bij Lula’s milieubeleid en de kritische toon jegens Erdoğan.
Al deze voorbeelden tonen hoe complex de relatie is tussen pers en leiders in de beschaafde wereld.
En laten we niet vergeten: SOMS KOMT DE LUIDSTE BOODSCHAP UIT DE STILSTE HOUDING.
Sayısız atamalar ve Kültür/Medya’dan Sorumlu Devlet Bakanlığı sonrasında, 2025’in başında, Boekenbon Edebiyat Ödülü Jüri Başkanlığına da atanmıştı.
Günay Uslu’nun başarılarla örülü bu yolculuğu, göçmen çocuklarının azim ve çalışkanlıkla neler başarabileceğinin en güçlü kanıtıdır.
Günay Uslu haberleri için ‘yetti artık’ diyecek olanlar, bu haberi okuduktan sonra, “Helal olsun, her türlü övgüyü hak ediyor” diyeceklerdir.
(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie van het nieuws is onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Hollanda’da tanınan Türk kökenli kültür sanat uzmanı ve iş insanı Günay Uslu, bugüne kadar üstlendiği önemli görevlerle dikkat çekmeye devam ediyor.
Uslu, Hollanda hükümetinde Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Bakanlığı görevini yürütmüş, ardından ülkenin en büyük turizm şirketlerinden biri olan Corendon’un CEO’su olarak iş dünyasında da öne çıkmıştı.
Elde etmiş olduğu sayısız payelerden sonra aynı Uslu, Hollanda’nın en köklü kültürel etkinliklerinden biri olan ‘Hollanda Film Festivali’nin Denetim Kurulu Başkanlığı’ görevine getirildi. Önümüzdeki aralık ayından itibaren görevi, sekiz yıl boyunca bu makamda bulunan Ruurd Bierman’dan devralacak.
Günay Uslu bu yeni atama ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:
“Film hayattır, hayat da bazen tam bir film gibidir. Film çok sayıda insana ulaşır ve onlara dokunur. Hollanda Film Festivali, bu yaratıcıların dikkat çekmesi, takdir edilmesi ve bir sahne bulması için en uygun yerdir. Denetim Kurulu’nun yeni başkanı olarak ben de buna katkı sunmak istiyorum: yönetmenlerin yaratıcılığına, yapımcıların becerikliliğine, oyuncuların yeteneğine ve filmlerimizi mümkün kılan tüm diğer insanlara geniş alan açmak.”
Festival yönetimi ve Denetim Kurulu, yıllar süren özverili çalışmaları için Ruurd Bierman’a teşekkür ederken, Günay Uslu ile birlikte festivalin geleceğini şekillendirecek olmaktan büyük memnuniyet duyduklarını açıkladı.
Günay Uslu’nun bu göreve gelişi, Hollanda Film Festivali’nin yalnızca ulusal sinemanın vitrini olmasının ötesinde, kültürel çeşitlilik ve yenilikçilik açısından da daha kapsayıcı bir yapıya kavuşabileceğinin işaretidir. Uslu’nun kültür politikaları ve sanat yönetimi alanındaki deneyimleri, festivalin hem yerel sinemacıları uluslararası sahneye taşımasına hem de farklı toplumsal kesimlerden gelen yaratıcıların daha görünür hale gelmesine katkı sağlayacaktır.
Denetim Kurulu Başkanlığı, yalnızca idari bir sorumluluk değil, aynı zamanda stratejik bir vizyon belirleme makamıdır. Uslu’nun bu vizyonu, festivalin Hollanda sinemasının geçmişine saygı duyan, ama aynı zamanda geleceğin hikâyelerine alan açan bir platform olmasına yön verecektir. Özellikle dijitalleşmenin ve yeni anlatı biçimlerinin öne çıktığı günümüzde, Uslu’nun liderliğiyle festival, genç kuşak yönetmen ve yapımcıların önünü açabilecek, onları destekleyecek projelere daha fazla önem verebilir.
Böylelikle Hollanda Film Festivali, Günay Uslu’nun katkılarıyla yalnızca bir sanat buluşması değil, aynı zamanda kültürel diyaloğun ve toplumsal yansımanın güçlü bir arenası olma özelliğini daha da pekiştirecektir.
ÖNCEKİ ATAMA
Uslu, bu yılın başında da, bir başka atama ile gündeme oturmuştu. Uslu bu kez, ‘Boekenbon Edebiyat Ödülü Jüri Başkanlığı’na atanmıştı.
Günay Uslu’nun jüri başkanlığına seçilmesi, Boekenbon Edebiyat Ödülü’nün daha geniş bir kültürel ve toplumsal anlam kazanmasının önünü açmaktadır. Uslu, kültür ve medyadaki geçmiş deneyimlerini edebiyat dünyasına taşıyarak, ödülün yalnızca edebi başarıyı değil, aynı zamanda kültürel çeşitliliği ve toplumsal etkiyi de vurgulamasına katkıda bulunuyor.
Uslu’nun liderliği, jüri üyelerinin uzmanlıklarını bir araya getirerek adil ve çok yönlü değerlendirmeler yapılmasını sağlayacaktır. Özellikle, farklı disiplinlerden gelen jüri üyeleriyle birlikte çalışarak, hem çağdaş hem de geleneksel edebiyat eserlerinin titizlikle değerlendirilmesine öncülük edecektir.
Boekenbon Edebiyat Ödülü jürisinin, Günay Uslu gibi bir lider tarafından yönlendirilmesi, ödülün uluslararası arenadaki saygınlığını artırabileceği gibi, edebiyatın toplumda oynadığı rolü daha görünür hale getirebilir. Bu durum, sadece yazarlar ve okuyucular için değil, edebiyatın tüm paydaşları için bir kazanım olacaktır.
Günay Uslu’nun jüri başkanlığı, Boekenbon Edebiyat Ödülü’nün kültürel ve toplumsal bir olay olarak değerini güçlendirecektir. Onun vizyonu ve liderliği, ödülün hem edebi hem de toplumsal etkisini artırarak, edebiyat dünyasında yeni ufuklar açacaktır. Bu durum, hem ödülün prestijini hem de Günay Uslu’nun kültürel alandaki etkisini daha da pekiştirecektir.
Bir insanın hayat hikâyesi, sadece başarı listeleriyle ölçülmez. O kişinin yürüdüğü yollar, aşındırdığı eşikler, karşılaştığı engeller ve bu engeller karşısında yüzünden eksik etmediği gülümseme çok daha derin bir anlatıdır. Günay Uslu, işte böyle bir anlatının başkahramanıdır.
Hollanda’nın soğuk sabahlarında, göçmen bir ailenin çocuğu olarak başlayan bu hikâye, sıcak bir Anadolu evinin disipliniyle, Batı Avrupa üniversitelerinin entelektüel derinliğiyle ve kıtalar ötesi kültürel etkileşimle örülmüştür.
Günay Uslu, her şeyden önce bir kültür köprüsüdür.
Doğu ile Batı arasında, akademiyle halk arasında, tarih ile gelecek arasında…
Bir yanında Osmanlı arşivlerinden çıkan tozlu belgeler, öte yanında Amsterdam müzelerinde sergilenen çağdaş sanat eserleri.
Bir sabahını radyo mikrofonlarında Mozart’ın “Türk Müziği Sevgisi”ni anlatmakla geçirirken, akşamını Corendon’un otel yatırımlarıyla ilgili toplantılarda tamamlar.
Günay Uslu sadece görev alan değil, görev tanımını yeniden yazan bir lider. Akademi, siyaset, kültür, medya ve iş dünyası… Bu alanların her birinde ayrı ayrı değil, bir bütün olarak var olmayı başarmış bir kadın. Gülümsediğinde yalnızca yüzü değil, tarihi de aydınlatıyor.
NEDEN EN BAŞARILI?
Çünkü kariyerindeki her adımı tesadüf değil, bilinçli tercihlerle inşa etti. Kültür tarihçiliğinden akademisyenliğe, girişimcilikten siyasetçiliğe kadar pek çok alanda kalıcı katkılar sundu. Hollanda Kültür ve Medya Bakanlığı görevini sadece siyasi bir pozisyon olarak değil, içerik ve vizyon üreten bir platform olarak değerlendirdi.
NEDEN EN SEMPATİK?
Günay Uslu, zamanın Başbakanı Rütte ile görüşürken de kahkahasını atıyordu…
Çünkü tüm bu başarılarına rağmen ulaşılmaz bir figür olmadı. Gülümsediğinde samimiyet, konuştuğunda paylaşma arzusu hissedilir. Sert siyaset ortamlarında bile nezaketini koruyan, entelektüel üstünlüğünü kibire dönüştürmeyen, kararlılıkla zarafeti dengeleyen nadir isimlerden biri.
Ata Uslu’nun kızı, Atilay Uslu’nun kardeşi ama her şeyden önce: Günay Uslu’dur. O, yalnızca Türk toplumunun değil, Hollanda’nın da kıymetli bir yüzüdür.
GÜNAY USLU’NUN BUGÜNE KADAR YAPTIĞI İŞLER VE ATANDIĞI POZİSYONLAR
Kendisinden sitayişe söz ettiğim Günay Uslu için, hiç de abartı yapmadığımın katınına, aşağıdakileri okuduktan sonra siz de ikna olacaksınız.
Bakınız Günay Uslu’nun, hiç kimseye nasip olmayacak geçmişine:
İlkokul: Hollanda’da göçmen bir ailenin çocuğu olarak ilkokulu tamamladı. Ortaokul – Lise: Hollanda’da eğitimine devam ederek üniversiteye hazırlandı. 1993: Amsterdam Yüksekokulu’nda Tarih öğretmenliği propaedeutic diploması. 1996: Amsterdam Üniversitesi’nde Hollanda Hukuku propaedeutic diploması. 2000’li yıllar: Amsterdam Üniversitesi’nde Kültür Bilimi ve Avrupa Kültür Tarihi alanlarında yüksek lisans (MA). 2015: Amsterdam Üniversitesi’nde doktora (Osmanlı İmparatorluğu’nda Kültür Politikaları üzerine).
Akademik görevler:
*Amsterdam Üniversitesi’nde kültür ve tarih araştırmacısı.
*Leiden Üniversitesi’nde Hoşgörü Kürsüsü’nde görev.
Kültürel ve sanatsal kurumlar:
*Amsterdam Eye Film Müzesi Konseyi Başkanı.
*Lahey’deki Maurits Müzesi Danışma Kurulu Üyesi.
*Rembrand Derneği Danışma Kurulu Üyesi.
*Allard Pierson Danışma Kurulu Üyesi.
*NIOD Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi.
İş dünyası:
*Corendon Turizm Grubu’nda çeşitli dönemlerde yöneticilik.
*Corendon Yan Vakfı Başkanlığı.
*2023 itibarıyla Corendon CEO’su.
Siyaset:
10 Ocak 2022 – 1 Aralık 2023 arasında Hollanda hükümetinde Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Bakanı.
Kültürel görevler:
*2025 Boekenbon Edebiyat Ödülü Jüri Başkanlığı.
Son görev:
*2025 itibarıyla Hollanda Film Festivali Denetim Kurulu Başkanlığı.
*****************
CORENDON’DAKİ SON GELİŞMELER
Corendon’un CEO’su Günay Uslu, kazandıkları parayı paylaşmasını da iyi bilen bir yapıya sahip. Corendon’un yaptığı sosyal ve kültürel yardımlar arasına bir yenisi daha eklendi. Corendon’un, dünya basınında da yankı uyandıran bu ilginç yardımının konusu şöyle:
CORENDON DUTCH AİRLİNES, TUVALET KAĞIDI THE GOOD ROLL’U UÇAKTA SUNAN İLK HAVA YOLU ŞİRKETİ OLDU
Corendon Dutch Airlines, dünyada ilk kez The Good Roll marka tuvalet kâğıdını uçaklarında sunan hava yolu şirketi oldu. Bu iş birliğiyle Corendon, The Good Roll’un Gana’da güvenli ve hijyenik tuvaletler inşa etmesine katkı sağlıyor. Şirket, net kârının %50’sini tuvalet imkânı bulunmayan topluluklarda bu tür tesislerin kurulmasına ve okullarda hijyen eğitimi verilmesine yatırıyor.
Bu adım, daha önce Corendon Hotels & Resorts’un tamamen sürdürülebilir bambu tuvalet kâğıdına geçmesinin ardından geldi. Havacılık sektörüne de taşınan bu girişimle iş birliği daha da üst seviyeye çıkarıldı. corendon uçaklarinda yilda 4.320.000 yaprak tuvalet kâğıdı kullanılıyor.
ANLAMLI BİR İŞ BİRLİĞİ
Corendon satın alma sorumlusu Gertjan van den Berg şunları söyledi: “The Good Roll’u tercih etmek, Corendon’un toplumsal duyarlılığıyla örtüşüyor. Biz de Afrika’da aktif olarak çalışıyoruz; örneğin Gambiya’da su kuyuları açıyoruz. Bu da The Good Roll’un herkesin temel hizmetlere erişimini mümkün kılma hedefiyle çok iyi örtüşüyor.”
“HEM YERDE HEM GÖKTE ETKİ”
The Good Roll müşteri sorumlusu Josje Noë ise şu açıklamayı yaptı: “Bizim için her şey etki yaratmakla ilgili. Gana’da temiz tuvaletlere erişim sağlarken ve eğitim verirken, aynı zamanda tarlalarında bambu yetiştiren 1.500’den fazla çiftçiyle de çalışıyoruz. Daha önce yabani ot olarak görülen bu ürün için onlara adil fiyat ödeyerek hayatlarını iyileştiriyoruz. Dünyada 2,3 milyar insanın yaşadığı tuvalet erişim sorununa çözüm üretirken, Gana’daki yoksulluk sınırının altındaki çiftçilerin yaşamına da dokunuyoruz. Corendon’un bu misyona hem yerde hem gökte sahip çıkması bizi gururlandırıyor.”
THE GOOD ROLL HAKKINDA
The Good Roll, %100 ağaç dostu bambu veya geri dönüştürülmüş kâğıttan tuvalet kâğıdı üretiyor. Ürünler sürdürülebilir şekilde imal ediliyor, plastiksiz paketleniyor ve koku ya da boya içermiyor. Ayrıca Gana’daki yerel çiftçilere iş ve adil gelir sağlanıyor.
Hijyen eğitimi ve tuvalet projelerine vurgu için elleri havaya yükselten Ganalı çocuklar.
The Good Roll ürününü olan tuvalet kağıtları ve Gana’daki bambu üreticilerine destek için bambu kaldıran bir çiftçi.
Willemstad, 25 Ağustos 2025 – Corendon Curaçao, eğitim kurumu At Your Service ile iş birliği yaparak 200’den fazla otel çalışanını kapsayan geniş kapsamlı bir eğitim programına start verdi. Programın amacı, otel hizmetlerinde kaliteyi yükseltmek ve misafir deneyimini daha da güçlendirmek.
Eğitimler toplamda on dersten oluşuyor ve iki ana alana ayrılıyor:
*Genel misafirperverlik (hospitality) eğitimi
*Barmenlik (bartender) kursu
Derslerde; misafir ilişkileri, profesyonel görünüm, iletişim, ekip çalışması, saygı ve mesleki bilgi gibi konular işleniyor. Ayrıca günlük hayatta karşılaşılan otel içi senaryolar üzerinden pratik uygulamalar yapılıyor.
“Daha sıcak ve profesyonel bir deneyim”
Atacan Uslu şunları söyledi: “Bu iş birliğiyle çalışanlarımıza yalnızca ek bilgi ve beceri kazandırmıyoruz, aynı zamanda misafirlerimizin tatillerinde daha sıcak ve profesyonel bir deneyim yaşamalarını da sağlıyoruz.”
Sertifikalı eğitim
Eğitimleri, Curaçao’da konaklama sektöründe uzman olan At Your Service veriyor. Karayipler’de bu alanda resmî olarak tanınan tek kurum olan At Your Service, katılımcılara SVH onaylı sertifika alma imkânı sunuyor.
İlk eğitimler Eylül 2025’te başlayacak. Corendon, kendi açıklamasına göre Curaçao’daki en büyük konaklama sektörü işvereni konumunda.
Fotoğrafta soldan sağa; Elianne Eissens (At Your Service eğitim sorumlusu), Biray Ogut (Corendon Hotels Genel Müdürü), Ron van der Velden (At Your Service kurucusu) ve Atacan Uslu (Corendon Hotels Yönetimi) görülüyor.
CORENDON AİRLİNES, BORSAYA AÇILMAYI PLANLIYOR
Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yıldıray Karaer, şirketin halka arz planını duyurdu. Karaer, “Regülasyonlardan kaynaklanan eksiklerimizi tamamladıktan sonra borsaya kote olmayı hedefliyoruz,” dedi.
Karaer yaptığı açıklamada, Corendon’un hibrit bir modelle çalıştığını belirterek, hem charter uçuşlar hem de bireysel bilet satışlarıyla yolculara hizmet verdiklerini vurguladı.
Antalya’nın Türk turizminin merkezi olduğunu kaydeden Karaer, 2024 yılında Antalya Havalimanı’na 17 milyon yolcu geldiğini, bu yıl ise neredeyse aynı seviyede bir talep görüldüğünü söyledi. Türkiye’nin artık “pahalı destinasyon” olarak anıldığını belirten Karaer, “Geçmişte ucuz ama kaliteli hizmetimizle öne çıkıyorduk. Şimdi fiyat algısı değişti,” dedi.
Karaer, döviz kurunun enflasyona paralel artmamasının otelciler ve havacılık sektörü için ciddi sıkıntılar yarattığını ifade etti: “Otellerde giderlerin %95’i Türk lirası. Ücretler ve maliyetler artarken kur aynı oranda yükselmiyor. Uçak bakım maliyetleri ve süreleri de ciddi şekilde arttı.”
Pilot sayısının sektörün büyümesine yetişmediğini söyleyen Karaer, mühendis ve teknisyen maaşlarının yükseldiğini, bazı başarılı Türk mühendislerin yurtdışına hizmet vermeye başladığını anlattı. Ayrıca, pandemi sonrası havalimanı vergilerinin küresel ölçekte ciddi şekilde yükseldiğine dikkat çekti.
Karaer, Airbus ve Boeing’te yaşanan sorunlara da değindi: “Airbus’ta 2 bin 500 motor arızalı. Boeing’de Max 8 ve Max 9 uçaklarında sorunlar devam ediyor. Piyasada müsait uçak yok, bu da fiyatları artırıyor. Biz büyümek istiyoruz ama 2030’a kadar uygun uçak bulunmuyor.”
Türkiye’deki her şey dahil sisteminin aşırıya kaçtığını belirten Karaer, “Peynirin, salatanın 15–20 çeşidi sunuluyor. Alkollü içeceklerde oteller yarışa girdi. Oysa turistin beklentisi makul yemek, deniz ve rahat bir yatak. Abartıdan kaçınmak lazım,” dedi.
Yılda yaklaşık 10 milyon yolcu taşıdıklarını, kapasitenin %70’inin Almanya pazarına ait olduğunu söyleyen Karaer, İngiltere ve Polonya’daki paylarını artırmayı hedeflediklerini belirtti.
Karaer son olarak, “Biz tur operatörlüğü, otelcilik ve havacılıkta aktif bir grubuz. Arkasında bir fon olmayan, bağımsız bir şirketiz. Yatırımcıya her zaman açığız. Eğer yatırım gelmezse, üç yıl içinde borsaya kote olmayı planlıyoruz. Bu iş artık tek başına yapılabilecek bir iş değil. Antalya merkezli çalışıyoruz ama global ölçekte rekabet ediyoruz,” dedi.
CORENDON’DAN SPOR YATIRIMLARI VE DESTEKLER
Corendon Hotels & Resorts’un Spor Altyapısına Yatırımları (2024–2026)
Corendon Tennis Club (Kemer) – 5 Nisan 2024’te açıldı. 14 kil çim kort, açık fitness alanı, kafe ve üyelik hizmetleriyle bölgeye spor ve sosyal yaşamı birleştiren bir merkez oldu. İlk yılında Ten Pro Global Junior Tour kapsamında “Turkish Bowl” turnuvasına ev sahipliği yaparak, 50 ülkeden genç sporcuları ağırladı. Nisan 2026’da turnuva üç haftalık uzunlukta gerçekleştirilecek.
Corendon Football Center (Kundu) – Uygun konaklama ve antrenman olanaklarıyla hem yerli hem yabancı takımlar için spor turizmine katkı sağlıyor.
2026 Yazında Açılacak Yeni Otel (Kemer) – Denize sıfır konumda, bölgenin en büyük Aqua Park’ına ev sahipliği yapacak. Aileler ve spor grupları için cazibe merkezi olacak.
Bu yatırımlar, Corendon’un sadece turizm değil, aynı zamanda spor turizmi ve yerel spor altyapısına yaptığı uzun vadeli katkının açık göstergesi.
Corendon ve Türk Sporuna Destek Örnekleri
Alanyaspor ile İsim Sponsorluğu: 14 Ağustos 2022’de Corendon Turizm Grubu, Alanyaspor ile isim sponsorluğu anlaşması imzaladı. Kulüp, Süper Lig’deki maçlarına “Corendon Alanyaspor” adıyla çıkıyor. Corendon logosu ayrıca formaların kol kısmında yer alıyor ve deplasman maçlarında Corendon Airlines ile seyahat ediyorlar.
Antalyaspor Stadyumu Sponsorlukları: Corendon Airlines, Antalyaspor’a uzun süredir destek veriyor. 2022’den beri stadyumun isim sponsoru olarak görev yapıyor ve “Corendon Airlines Park” adıyla taraftarlara Fan Zone etkinlikleri de sunuyor.
Havacılıkta Güncel Gelişme
2025–2026 Kış Sezonu için Sharm el-Sheikh Rotası
Corendon Airlines, 2025 Kasım’ından itibaren Düsseldorf, Hannover ve Nürnberg çıkışlı kış uçuşlarına Sharm el-Sheikh’i de ekliyor. Ayrıca 20. yıl anısına 20 000 uçak bileti için %20 indirim ve özel ikramlarla kutlama yapılıyor.
**************
GÜNAY USLU, OVERLAAD MET TITELS MAAR NU OOK NOG VOORZITTER VAN DE RAAD VAN TOEZICHT VAN HET NEDERLANDS FILMFESTIVAL
Na talloze benoemingen en het staatssecretariaat van Cultuur en Media, werd zij begin 2025 ook benoemd tot juryvoorzitter van de Boekenbon Literatuurprijs.
Günay Uslu’s met successen doorspekte reis is het sterkste bewijs van wat kinderen van migranten met doorzettingsvermogen en ijver kunnen bereiken.
Wie inmiddels moe zou kunnen worden van al het nieuws over Günay Uslu, zal na dit bericht waarschijnlijk zeggen: “Petje af, zij verdient alle lof.”
İlhan KARAÇAY schrijft:
De Turks-Nederlandse cultuur- en media-expert én zakenvrouw Günay Uslu blijft in de schijnwerpers staan door de vele belangrijke functies die zij tot nu toe heeft bekleed.
Uslu was staatssecretaris van Cultuur en Media in het Nederlandse kabinet en maakte daarna furore in het bedrijfsleven als CEO van reisgigant Corendon.
Na deze indrukwekkende reeks benoemingen is Uslu nu gekozen tot voorzitter van de Raad van Toezicht van het Nederlands Film Festival, een van de meest toonaangevende culturele evenementen van het land. Vanaf december neemt zij het stokje over van Ruurd Bierman, die acht jaar lang deze functie vervulde.
Over haar nieuwe benoeming zei Günay Uslu:
“Film is leven, en het leven voelt soms als een film. Film bereikt velen en raakt hen diep. Het Nederlands Film Festival is de plek waar makers de aandacht krijgen die ze verdienen, waar ze erkenning vinden en een podium krijgen. Als nieuwe voorzitter van de Raad van Toezicht wil ik daaraan bijdragen: ruimte scheppen voor de creativiteit van regisseurs, de vindingrijkheid van producenten, het talent van acteurs en al die anderen die onze films mogelijk maken.”
Het festivalbestuur en de Raad van Toezicht spraken hun dank uit aan Ruurd Bierman voor zijn jarenlange inzet, en toonden zich verheugd samen met Günay Uslu de toekomst van het festival vorm te geven.
Meer dan een vitrine
De komst van Günay Uslu wijst erop dat het Nederlands Film Festival niet alleen een etalage van de nationale cinema blijft, maar ook een inclusiever karakter zal krijgen waarin culturele diversiteit en innovatie een grotere rol spelen. Haar ervaring met cultuurbeleid en kunstmanagement kan ervoor zorgen dat het festival zowel Nederlandse filmmakers internationaal onder de aandacht brengt, als makers uit uiteenlopende maatschappelijke groepen zichtbaarder maakt.
De functie van voorzitter van de Raad van Toezicht is immers meer dan een bestuurlijke taak; het is ook een positie van strategische visie. Uslu’s visie kan het festival sturen naar een platform dat eer betoont aan het verleden van de Nederlandse film, maar tegelijk ruimte biedt aan de verhalen van de toekomst. In een tijd waarin digitalisering en nieuwe vertelvormen sterk opkomen, kan haar leiderschap deuren openen voor jonge regisseurs en producenten, en meer aandacht vestigen op vernieuwende projecten.
Zo wordt het Nederlands Film Festival, dankzij de bijdrage van Günay Uslu, niet enkel een artistieke ontmoeting, maar ook een krachtige arena voor culturele dialoog en maatschappelijke reflectie.
Eerdere benoeming
Begin dit jaar kwam Uslu ook al in het nieuws met een andere benoeming: Juryvoorzitter van de Boekenbon Literatuurprijs.
Dat Uslu tot juryvoorzitter werd gekozen, betekende dat de prijs een bredere culturele en maatschappelijke betekenis zou krijgen. Met haar ervaring in cultuur en media brengt zij nieuwe perspectieven naar de literatuurwereld, waardoor de prijs niet enkel literaire kwaliteit bekroont, maar ook culturele diversiteit en maatschappelijke impact benadrukt.
Onder haar leiding kan de jury expertise bundelen en een eerlijke, veelzijdige beoordeling garanderen. Vooral door de samenwerking met juryleden uit verschillende disciplines, kan zowel hedendaagse als traditionele literatuur met zorg worden gewogen.
Met een voorzitter als Günay Uslu kan de Boekenbon Literatuurprijs niet alleen internationaal aan aanzien winnen, maar ook de maatschappelijke rol van literatuur zichtbaarder maken. Dit is een verrijking voor schrijvers, lezers en alle andere betrokkenen bij de literaire wereld.
Haar voorzitterschap versterkt de waarde van de prijs als cultureel en maatschappelijk evenement, en haar visie opent nieuwe horizonten voor de literaire sector. Daarmee groeit zowel het prestige van de prijs als de culturele impact van Günay Uslu zelf.
Een levensverhaal
Het verhaal van een mens laat zich niet enkel meten aan een lijst van prestaties. De wegen die zij heeft bewandeld, de drempels die zij heeft gesleten, de obstakels die zij is tegengekomen en de glimlach die zij ondanks alles behield, vertellen veel meer. Günay Uslu is de hoofdpersoon van zo’n verhaal.
Wat begon op koude Nederlandse ochtenden in een migrantenfamilie, werd gevormd door de warmte van een Anatolisch gezin, de intellectuele diepgang van West-Europese universiteiten en interculturele ervaringen over continenten heen.
Uslu is bovenal een culturele brug:
tussen Oost en West, tussen academie en samenleving, tussen geschiedenis en toekomst.
Aan de ene kant de stoffige documenten uit de Ottomaanse archieven, aan de andere kant de moderne kunstwerken in Amsterdamse musea. ’s Ochtends een radiogesprek over Mozart’s liefde voor Turkse muziek, ’s avonds een vergadering over de hotelinvesteringen van Corendon.
Günay Uslu neemt niet alleen functies aan, zij herschrijft de functieomschrijving. Academie, politiek, cultuur, media en bedrijfsleven… ze is aanwezig in al die domeinen, niet afzonderlijk, maar als geheel. Wanneer zij lacht, verlicht zij niet enkel haar gezicht, maar ook de geschiedenis.
Waarom de meest succesvolle?
Omdat elke stap in haar carrière geen toeval was, maar een bewuste keuze. Van cultuurhistorica tot academica, van ondernemer tot politica, overal leverde zij blijvende bijdragen. Haar periode als staatssecretaris van Cultuur en Media zag zij niet als louter een politieke functie, maar als een platform om inhoud en visie te ontwikkelen.
Waarom de meest sympathieke?
Omdat zij ondanks al deze successen bereikbaar bleef. Tijdens een gesprek met toenmalig premier Rutte kon zij nog altijd hartelijk lachen. In een harde politieke omgeving behield zij haar vriendelijkheid, en combineerde ze intellectuele superioriteit met bescheidenheid.
Ata Uslu’s dochter, Atilay Uslu’s zus, maar bovenal: Günay Uslu. Zij is niet alleen een waardevol gezicht voor de Turkse gemeenschap, maar ook voor heel Nederland.
WAT GÜNAY USLU TOT NU TOE DEED EN WELKE FUNCTIES ZIJ BEKLEEDDE
Wie denkt dat mijn lof voor Günay Uslu overdreven is, zal na het lezen van haar indrukwekkende loopbaan overtuigd zijn. Kijk naar deze unieke lijst:
Basisschool: afgerond in Nederland als kind van een migrantenfamilie.
Middelbare school: vervolgopleiding in Nederland, voorbereiding op de universiteit.
1993: propedeuse Geschiedenis, Hogeschool van Amsterdam.
1996: propedeuse Nederlands Recht, Universiteit van Amsterdam.
2000’s: Master in Cultuurwetenschappen en Europese Cultuurgeschiedenis, Universiteit van Amsterdam.
2015: promotie aan de Universiteit van Amsterdam (over cultuurpolitiek in het Ottomaanse Rijk).
Academische functies:
Onderzoeker cultuur en geschiedenis aan de Universiteit van Amsterdam.
Medewerker aan de Leerstoel Tolerantie, Universiteit Leiden.
Culturele en artistieke instellingen:
Voorzitter Raad van Toezicht, Eye Filmmuseum Amsterdam.
Lid Raad van Advies, Mauritshuis Den Haag.
Lid Raad van Advies, Vereniging Rembrandt.
Lid Raad van Advies, Allard Pierson Museum.
Bestuurslid Stichting NIOD.
Bedrijfsleven:
Diverse managementfuncties bij Corendon Groep.
Voorzitter Stichting Corendon.
Sinds 2023 CEO van Corendon.
Politiek:
Staatssecretaris van Cultuur en Media (10 januari 2022 – 1 december 2023).
Culturele functies:
Juryvoorzitter Boekenbon Literatuurprijs (2025).
Voorzitter Raad van Toezicht Nederlands Film Festival (vanaf 2025).
**************
CORENDON DUTCH AIRLINES EERSTE LUCHTVAARTMAATSCHAPPIJ MET THE GOOD ROLL AAN BOORD
Corendon CEO Günay Uslu weet de winst ook goed te delen.
Corendon voegt opnieuw een sociaal en cultureel initiatief toe aan zijn lijst. Dit keer gaat het om een bijzondere samenwerking die ook in de internationale pers aandacht heeft gekregen:
Corendon Dutch Airlines is de eerste luchtvaartmaatschappij ter wereld die The Good Roll toiletpapier aan boord introduceert. Met deze samenwerking ondersteunt Corendon de bouw van veilige en hygiënische toiletten in Ghana. Het bedrijf investeert 50% van de nettowinst in sanitaire voorzieningen in gemeenschappen waar dit geen vanzelfsprekendheid is, en in hygiëne-educatie op scholen.
Deze stap volgt op de eerdere overgang van Corendon Hotels & Resorts naar volledig duurzaam bamboe toiletpapier. Met de uitbreiding naar de luchtvaart wordt de samenwerking naar een hoger niveau getild. Jaarlijks worden er 4.320.000 velletjes toiletpapier gebruikt in de Corendon-vliegtuigen.
“Een samenwerking met betekenis”
Corendon-inkoper Gertjan van den Berg zegt: “De keuze voor The Good Roll past bij de maatschappelijke betrokkenheid van Corendon. Wij zijn zelf ook actief in Afrika, onder meer met het aanleggen van waterputten in Gambia. Dit sluit goed aan bij het doel van The Good Roll om toegang tot basisvoorzieningen voor iedereen mogelijk te maken.”
“Impact op de grond en in de lucht”
Volgens Josje Noë, accountmanager bij The Good Roll: “Bij ons draait alles om impact maken. Terwijl we in Ghana werken aan sanitaire voorzieningen en educatie, werken we ook samen met meer dan 1.500 boeren die bamboe verbouwen. Door hen een eerlijke prijs te betalen voor een gewas dat vroeger als onkruid werd gezien, verbeteren we levens. Zo helpen we niet alleen de 2,3 miljard mensen wereldwijd zonder toilet, maar ook de vele boeren in Ghana die onder de armoedegrens leven. Dat Corendon deze missie zowel op de grond als in de lucht omarmt, maakt ons trots.”
Over The Good Roll
The Good Roll produceert 100% boomvriendelijk toiletpapier van bamboe of gerecycled papier. Het papier is duurzaam geproduceerd, plasticvrij verpakt en bevat geen geur- of kleurstoffen. Daarnaast creëert The Good Roll werkgelegenheid en eerlijke inkomens voor boeren in Ghana.
Ghanese kinderen die hun handen in de lucht steken om de nadruk te leggen op hygiëne-educatie en toiletprojecten. Een boer die bamboe omhooghoudt ter ondersteuning van toiletpapierproducten van The Good Roll en de bamboeproducenten in Ghana.
CORENDON START GROOTSCHALIG TRAININGSPROGRAMMA VOOR 200 HOTELMEDEWERKERS
Corendon Curaçao gaat samen met opleidingsinstituut At Your Service meer dan 200 hotelmedewerkers trainen. Het programma is bedoeld om de servicekwaliteit en gastbeleving verder te versterken.
Het trainingsprogramma bestaat uit tien lessen in twee richtingen: Algemene hospitalitytraining. Bartendercursus.
De lessen richten zich op gastbeleving, professionele uitstraling, interactie met gasten, teamwork, respect en vakkennis. Ook praktische vaardigheden en herkenbare werksituaties komen aan bod.
“Nog warmere en professionelere ervaring”
Volgens Atacan Uslu: “Met deze samenwerking geven we onze medewerkers niet alleen extra kennis en kunde mee, maar zorgen we er ook voor dat onze gasten een nog warmere en professionelere ervaring hebben tijdens hun vakantie.”
Erkend certificaat
De trainingen worden verzorgd door At Your Service, gespecialiseerd in werving en opleiding binnen de hospitalitysector op Curaçao. Als enige erkende opleider in het Caribisch gebied kunnen deelnemers na afronding een SVH-erkend certificaat behalen.
De eerste trainingen starten in september 2025. Corendon is naar eigen zeggen de grootste w erkgever in de hospitalitysector op Curaçao.
Op de foto van links naar rechts: Elianne Eissens (hoofd opleidingen At Your Service), Biray Ogut (algemeen directeur Corendon Hotels), Ron van der Velden (oprichter At Your Service) en Atacan Uslu (Management Corendon Hotels)
CORENDON AIRLINES OVERWEEGT BEURSGANG
Antalya, september 2025 – Corendon Airlines bereidt zich voor op een mogelijke beursnotering. Bestuursvoorzitter en CEO Yıldıray Karaer verklaarde: “Zodra we onze regulatoire tekortkomingen hebben aangevuld, willen we naar de beurs.”
In een interview benadrukte Karaer dat Corendon werkt met een hybride model: zowel chartervluchten als individuele ticketverkoop via eigen kanalen.
Toerisme in Antalya en prijsperceptie
Volgens Karaer is Antalya het hart van het Turkse toerisme. In 2024 arriveerden er 17 miljoen passagiers op de luchthaven van Antalya, een aantal dat in 2025 vrijwel gelijk blijft. Turkije wordt volgens hem echter steeds vaker gezien als een “dure bestemming”.
Wisselkoersdruk en kosten
Karaer waarschuwde dat de stijgende kosten, gecombineerd met een achterblijvende wisselkoers, de sector onder druk zetten: “In hotels zijn 95% van de uitgaven in Turkse lira. Terwijl lonen en prijzen stijgen, beweegt de koers niet mee. Ook onderhoudskosten en wachttijden voor vliegtuigen nemen sterk toe.”
Personeel en mondiale problemen
Het aantal piloten groeit niet mee met de vraag, aldus Karaer. Ook zijn de salarissen van technici en ingenieurs sterk gestegen, waarbij veel Turkse specialisten inmiddels vanuit huis voor buitenlandse partijen werken. Daarnaast zijn luchthavenbelastingen wereldwijd na de pandemie flink toegenomen.
Karaer wees verder op de problemen bij Airbus en Boeing: “Bij Airbus zijn er 2.500 motoren defect. Bij Boeing blijven de Max 8 en Max 9 toestellen problematisch. Er zijn simpelweg geen geschikte vliegtuigen beschikbaar tot 2030. Dit drijft de prijzen op.”
“All-inclusive doorgeschoten”
Volgens Karaer is het all-inclusive concept in Turkije te ver doorgeschoten: “Er worden 15–20 soorten kaas en salades aangeboden. Hotels concurreren in alcoholische dranken. Terwijl toeristen vooral gewoon goed willen eten, de zee in willen en lekker willen slapen. We moeten het eenvoudiger houden.”
Wereldwijde concurrentie en beursplannen
Corendon vervoert jaarlijks ongeveer 10 miljoen passagiers, waarvan 70% op de Duitse markt. Het bedrijf wil groeien in onder meer het Verenigd Koninkrijk en Polen.
Karaer sloot af met: “Wij zijn actief in touroperating, hotels en luchtvaart. We zijn onafhankelijk, zonder fonds of holding achter ons. Buitenlandse investeerders zijn altijd welkom. Als die er niet komen, willen we ons binnen drie jaar voorbereiden op een beursnotering. Want dit is geen business die je nog alleen kunt doen. We zijn in Antalya gevestigd, maar concurreren wereldwijd.”
CORENDON INVESTEERT IN SPORT EN BREIDT ROUTES UIT
Kemer / Antalya / Sharm el-Sheikh, 2024–2026 – Corendon blijft niet alleen groeien in de luchtvaart en hotelsector, maar ook in de sportwereld. Met nieuwe investeringen en sponsorovereenkomsten zet de groep haar naam stevig neer in zowel Turkije als internationaal.
Sportieve investeringen
Corendon Tennis Club (Kemer) – Geopend in april 2024 met 14 gravelbanen, een fitnesszone en café. Het park was gastheer van het internationale Ten Pro Global Junior Tour toernooi, met deelnemers uit meer dan 50 landen. In april 2026 wordt het evenement uitgebreid naar drie weken.
Corendon Football Center (Kundu) – Biedt accommodatie en trainingsfaciliteiten voor zowel Turkse als buitenlandse teams en versterkt zo het sporttoerisme.
Nieuw hotel in Kemer (2026) – Direct aan zee en met het grootste aquapark van de regio, bedoeld voor gezinnen en sportgroepen.
Sponsoring in het Turkse voetbal
Alanyaspor – Sinds augustus 2022 treedt de club aan onder de naam Corendon Alanyaspor. De samenwerking omvat naamsponsoring, shirtreclame en het vervoer van het team met Corendon Airlines.
Antalyaspor – Het stadion draagt sinds 2022 de naam Corendon Airlines Park. Daarnaast organiseert Corendon fan-events en ondersteunt de club in de regio.
Nieuwe routes en jubileum
Voor de winter 2025/2026 kondigt Corendon Airlines een uitbreiding aan met Sharm el-Sheikh als nieuwe bestemming vanuit Düsseldorf, Hannover en Neurenberg.
De luchtvaartmaatschappij viert bovendien haar 20-jarig bestaan met 20.000 tickets tegen 20% korting en speciale services aan boord.
Hollanda medyası, Türkiye’nin yeni Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan’ın zarafeti ve şıklığını dile getirdi.
Kral Willem-Alexander, Yazgan’a yakın ilgi gösterirken törendeki tüm ihtişam, Türk–Hollanda ilişkilerinde yeni bir dönemin sembolü oldu.
(Haberin Hollandacası en altta. De Nederlandse versie van het nieuws staat onderaan.)
İlhan KARAÇAY’ın haberi
Lahey’e bir ay önce atanan ve güven mektubunu sunmadan önce çeşitli etkinliklerde boy gösteren Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan, 3 Eylül Çarşamba sabahı Hollanda Kralı Willem-Alexander’a güven mektubunu sundu.
Büyükelçi Yazgan, Kral’ın yaveri eşliğinde, zarif bir tören arabasıyla Paleis Noordeinde Sarayı’na getirildi. Büyükelçilik heyeti mavi bir araçla saraya ulaştı. Üniformalarıyla ihtişam saçan refakatçiler, altın işlemeli protokol arabasının yanına dizildi. Sarayın önünde bir onur kıtası, askeri bando ve Kraliyet Donanması Deniz Piyadeleri Bandosu yerini almıştı.
Bando, melodileriyle adeta bir saygı selamı sundu. Milli marşımızın güçlü tınıları, dört davul selamı ile birleşince atmosfer büyülü bir hâl aldı. Onur kıtasının dikkatle teftiş edilmesinin ardından, Yazgan zarif ama kendinden emin adımlarla saraya girdi. Çıkışında da aynı ihtişamla yeniden dört davul selamı yapıldı.
Bu görkemli tören, yalnızca bir protokol gereği değil; diplomasiye verilen önemin, iki ülke arasındaki saygının ve ciddiyetin de göstergesiydi.
ZARAFETİN DİPLOMASİYLE BULUŞMASI
Tören, üç büyükelçiyi aynı anda ağırlıyordu: Birleşik Krallık Büyükelçisi Joanna Roper, Belçika Büyükelçisi Thomas Adam ve Türkiye Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan. Ancak Hollanda medyası, törende en çok Türk Büyükelçi’nin şıklığını ve zarafetini yazdı.
Fatma Ceren Yazgan’ın sade ama asil kıyafeti, toprak tonları ve inci beyazının zarif bir birleşiminden oluşuyordu. Altın rengi ipeksi şalı, yüzünü nazikçe çerçeveliyor ve gülümsemesini öne çıkarıyordu. Bu görünüm, yalnızca bir giyim tercihi değil; Türk kadınının uluslararası alandaki gurur verici temsilini simgeliyordu.
Yazgan’ın sakin ve kendinden emin duruşu, diplomasiye estetik bir boyut kazandırdı. Kral Willem-Alexander’ın Yazgan’a gösterdiği yakın ilgi, sıcak sohbetleri ve birlikte verdikleri pozlar, törendeki samimiyetin en net göstergeleriydi. Bu sahne, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği için güçlü bir işaret oldu.
GÜVEN MEKTUPLARININ ANLAMI
Güven mektupları, büyükelçilik görevlerinin resmen başlamasını sağlayan en önemli diplomatik adımdır.
*İlk mektup, önceki büyükelçinin geri çağrıldığını bildirir.
*İkinci mektup ise, yeni büyükelçinin kendi devlet başkanı adına konuşmaya yetkili olduğunu beyan eder.
Bu belgeler, yalnızca bir diplomatik prosedür değil; aynı zamanda iki ülke arasındaki iyi ilişkilerin teyididir. Kral, mektupları kabul ettiği andan itibaren yeni büyükelçi resmen görevine başlamış olur.
Hollanda’da güven mektuplarının takdimi, kural gereği Çarşamba sabahları Paleis Noordeinde’de yapılır. Bu tören, yalnızca resmiyetin icrası değil; aynı zamanda Hollanda’nın misafirperverliği, kraliyet geleneğine bağlılığı ve diplomatik ilişkilere verdiği önemin de bir ifadesidir.
Kral, her kabulde aslında tek bir mesaj verir: “Biz sizi önemsiyoruz.”
GÖZ KAMAŞTIRAN BİR TEMSİL
Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan’ın Hollanda Kralı’na sunduğu güven mektubu töreni, diplomatik bir görev başlangıcının ötesinde, zarafetin ve temsil gücünün birleştiği unutulmaz bir an oldu.
O, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin Hollanda’daki resmî temsilcisi olarak değil; aynı zamanda Türk kadınının uluslararası arenadaki gücünü, nezaketini ve onurunu yansıtan bir simge olarak öne çıktı.
Bu tören, protokolün soğuk yüzünü değil; zarafetin, inceliğin ve karşılıklı saygının ışıldadığı bir sahneyi dünyaya gösterdi.
Ve en önemlisi, Hollanda Kralı’nın gülümseyerek kabul ettiği o güven mektubu, iki ülke arasında yeni bir dönemin kapısını açtı.
FATMA CEREN YAZGAN’IN DİPLOMATİK YOLCULUĞU
1971 yılında Bursa’da doğan Fatma Ceren Yazgan, 1993’te Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu ve aynı yıl Dışişleri Bakanlığı’na katıldı.
Kariyerinde sırasıyla:
Muskat, Kiev ve Moskova’daki temsilciliklerde görev aldı.
Bakanlık bünyesinde Doğu Avrupa, Balkanlar, Kuzey Amerika ve Güvenlik & İstihbarat Genel Müdür Yardımcılıkları yaptı. 2017–2022 yılları arasında Türkiye’nin Gürcistan Büyükelçisi olarak görev yaptı. Bu dönemde Gürcistan ile ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesine büyük katkıda bulundu.
2023 yılında Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürü olarak atandı.
Lahey Büyükelçiliği’ne atanmadan önce de diplomatik donanımı ve başarılarıyla uluslararası platformda dikkat çekmiştir:
Daha önceki görevleri arasında; Türkiye’nin farklı ülkelerdeki önemli elçiliklerinde stratejik roller üstlenmiş, bölgesel iş birliği ve kültürel diplomasi projelerinde aktif görünürlük kazanmıştır.
Eğitim ve geçmiş: Diplomasi ve uluslararası ilişkiler alanında önde gelen bir kurumdan mezun olmuş, özellikle kültürlerarası iletişim ve küresel iş birliği konularında derin analiz ve pratik deneyime sahiptir.
Projeleri: Kültürel değişim programları, ekonomik iş birliği projeleri ve kriz yönetimi süreçlerinde aktif rol alarak hem akademik hem de uygulamalı yönleriyle başarı elde etmiştir. Bu sayede hem Türkiye’nin dış politikada esneklik kazanmasına, hem de iş birliği köprülerinin sağlamlaşmasına katkıda bulunmuştur.
Bugün Lahey’de Türkiye’yi temsil eden Yazgan, hem mesleki birikimi hem de kişisel zarafetiyle dikkat çekmektedir.
Not: Haberimi okuyan ve Hâlâ Deventer’de yaşayan eski bbir başkonsolosumuz, “Benden duymamıṣ ol. Lahey yeni büyükelçimiz iyi caz ṣarkıcısıdır. Extravert yapısı vardır. Buradaki yurttaşlarımız için iyi bir şanstır” notunu gönderdi.
Arama yaptığım Google’de bakınız neler buldum:
“Piyanoda Azerbaycan’dan Salman Gambarov, saksofonda Ermenistan’dan Armen Hyusnunts, bas gitarda Türkiye’den Şentürk Öztaş ve davulda Gürcistan’dan George Melikishvili. Bu dört müzisyen, bir yıl boyunca hiç görüşmediler ama buluştuktan bir saat sonra, Gürcistan Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan’ın verdiği festivalin gayrı resmi açılış davetinde sahneye çıktılar, sanki araya hiç zaman girmemişti. Dinleyen de, çalan da keyifliydi. Büyükelçimizin yaptığı açılış konuşmasıysa hepimizi ayrı bir keyiflendirdi. Sanata duyarlı, kültürel diyaloğun öneminin farkında bir diplomatımızla tanışmak yalnız biz Türklerde değil, tüm davetlilerde hoş bir sada bıraktı.”
Google’da yukarıdaki habere benzer pek çok caz destek haberi var.
Kim bilir, yeni büyükelçimiz, Hollanda’da da caz festivalleri desteğini sürdürecektir belki.
***********************
EEN BETOVEREND MOMENT: ONZE AMBASSADEUR IN DEN HAAG, FATMA CEREN YAZGAN, SCHITTERDE VOOR DE KONING
De Nederlandse media besteedden minder aandacht aan de ambassadeurs van het Verenigd Koninkrijk en België, en juist meer aan de elegantie en stijl van Turkije’s nieuwe ambassadeur in Den Haag, Fatma Ceren Yazgan.
Koning Willem-Alexander toonde grote belangstelling voor Yazgan. De luisterrijke ceremonie werd zo een symbool van een nieuw hoofdstuk in de Turks-Nederlandse betrekkingen.
Door İlhan KARAÇAY
Fatma Ceren Yazgan, die een maand geleden naar Den Haag is benoemd en nog vóór de aanbieding van haar geloofsbrieven al bij verschillende evenementen aanwezig was, heeft op woensdagochtend 3 September haar geloofsbrieven aangeboden aan koning Willem-Alexander.
Ambassadeur Yazgan arriveerde in een stijlvolle ceremoniële koets, begeleid door de adjudant van de koning. De delegatie van de ambassade kwam in een blauwe auto aan bij Paleis Noordeinde. Begeleiders in schitterende uniformen stonden opgesteld naast de goudversierde protocolaire koets. Voor het paleis stonden een erewacht, een militaire kapel en de Marinierskapel der Koninklijke Marine opgesteld.
De kapel bracht met haar melodieën als het ware een eerbetoon. De krachtige klanken van ons volkslied gingen samen met vier tromslagen, waardoor de sfeer bijna magisch werd. Na een zorgvuldige inspectie van de erewacht betrad Yazgan met verfijnde en zelfverzekerde passen het paleis. Bij haar vertrek klonken opnieuw vier tromslagen met dezelfde luister.
Deze indrukwekkende ceremonie was niet slechts een protocol; zij liet ook zien hoeveel waarde er wordt gehecht aan diplomatie, en hoeveel respect en ernst beide landen elkaar toedragen.
WAAR ELEGANTIE EN DIPLOMATIE ELKAAR ONTMOETEN
De ceremonie ontving drie ambassadeurs tegelijk: Joanna Roper, ambassadeur van het Verenigd Koninkrijk; Thomas Adam, ambassadeur van België; en Fatma Ceren Yazgan, ambassadeur van Turkije. Toch schreven de Nederlandse media vooral over de stijl en verfijning van de Turkse ambassadeur.
Yazgan droeg een sobere maar toch vorstelijke outfit in elegante aardetinten en parelwit. Haar goudkleurige, zijdezachte sjaal omlijstte haar gezicht op delicate wijze en benadrukte haar glimlach. Deze uitstraling was niet zomaar een kledingkeuze; zij symboliseerde ook de eervolle vertegenwoordiging van de Turkse vrouw op internationaal niveau.
Yazgans kalme en zelfverzekerde houding gaf de diplomatie een esthetische dimensie. De warme belangstelling die koning Willem-Alexander haar toonde, hun gemoedelijke gesprek en de gezamenlijke foto’s waren duidelijke tekenen van de hartelijkheid tijdens de plechtigheid. Dit tafereel werd een krachtig signaal voor de toekomst van de betrekkingen tussen beide landen.
DE BETEKENIS VAN GELOOFSBRIEVEN
Geloofsbrieven vormen de belangrijkste diplomatieke stap waardoor een ambassadeur officieel met zijn of haar mandaat begint.
De eerste brief meldt dat de vorige ambassadeur is teruggeroepen.
De tweede brief verklaart dat de nieuwe ambassadeur gemachtigd is om namens het staatshoofd te spreken.
Deze documenten zijn niet enkel een diplomatische formaliteit; zij bevestigen tevens de goede betrekkingen tussen twee landen. Vanaf het moment dat de koning de brieven aanvaardt, begint de nieuwe ambassadeur formeel aan haar functie.
In Nederland vindt de aanbieding van geloofsbrieven volgens vaste regels plaats, op woensdagochtenden in Paleis Noordeinde. Deze ceremonie is niet alleen een formaliteit, maar ook een uitdrukking van de Nederlandse gastvrijheid, de trouw aan koninklijke tradities en het belang dat aan diplomatieke relaties wordt gehecht.
Bij elke aanvaarding geeft de koning in feite één boodschap: “Wij hechten waarde aan u.”
EEN OOGVERBLINDENDE VERTEGENWOORDIGING
De ceremonie waarbij ambassadeur Fatma Ceren Yazgan haar geloofsbrieven aan de Nederlandse koning aanbood, was meer dan het begin van een diplomatieke opdracht: het was een onvergetelijk moment waar elegantie en representatieve kracht samenkwamen.
Zij was niet alleen de officiële vertegenwoordiger van de Republiek Turkije in Nederland. Ze was ook een symbool van de kracht, hoffelijkheid en waardigheid van de Turkse vrouw op het internationale toneel.
Deze plechtigheid liet de wereld niet de kille kant van het protocol zien, maar een scène waarin elegantie, verfijning en wederzijds respect schitterden.
En vooral: de met een glimlach aanvaarde geloofsbrieven van de Nederlandse koning openden de deur naar een nieuw hoofdstuk tussen beide landen.
DE DIPLOMATIEKE REIS VAN FATMA CEREN YAZGAN
Fatma Ceren Yazgan werd in 1971 in Bursa geboren. In 1993 studeerde zij af aan de Boğaziçi-universiteit (Politieke Wetenschappen en Internationale Betrekkingen) en trad in hetzelfde jaar toe tot het Turkse ministerie van Buitenlandse Zaken.
In haar loopbaan bekleedde zij achtereenvolgens functies in Muscat, Kiev en Moskou.
Binnen het ministerie was zij plaatsvervangend directeur-generaal voor Oost-Europa, de Balkan, Noord-Amerika en voor Veiligheid & Inlichtingen.
Van 2017 tot 2022 was zij Turkije’s ambassadeur in Georgië. In die periode droeg zij aanzienlijk bij aan de ontwikkeling van de economische en culturele relaties met dat land.
In 2023 werd zij benoemd tot directeur-generaal Onderzoek en Veiligheidsaangelegenheden.
Nog vóór haar benoeming tot ambassadeur in Den Haag trok zij op internationale fora de aandacht met haar diplomatieke kennis en successen.
Onder haar eerdere functies nam zij strategische rollen op bij belangrijke Turkse ambassades in verschillende landen, waarbij zij zichtbaar was in projecten voor regionale samenwerking en culturele diplomatie.
Opleiding en achtergrond: Afgestudeerd aan een toonaangevende instelling op het gebied van diplomatie en internationale betrekkingen; zij beschikt over diepgaande analyses en praktische ervaring, met name in interculturele communicatie en mondiale samenwerking.
Projecten: Zij speelde een actieve rol in uitwisselingsprogramma’s op cultureel gebied, economische samenwerkingsprojecten en crisismanagementprocessen, en boekte zowel academisch als praktisch succes. Zo droeg zij bij aan meer flexibiliteit in het Turkse buitenlands beleid en aan het verstevigen van samenwerkingsbruggen.
Vandaag vertegenwoordigt Yazgan Turkije in Den Haag, waar zij opvalt door zowel haar professionele ervaring als haar persoonlijke elegantie.
( 3 Eylül günü sizlere sunduğum bu haberi okuyamamıştınız. Tıkladığınız zaman, Osmanlı’ya hediye edilen kandil hikâyesini görüyordunuz.)
Yarı devlet kuruluşu olan NOS’ta 16 yıldır çalışan Erçetin, ‘başarılı Türk kızları’ listesinde üst sıralara yükseldi.
Hollanda’da medya dalında faaliyet gösteren Türk kızlarının kısa profilleri bu haberde…
(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie van het bericht is onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Hollanda’da doğup büyüyen göçmen kökenli gençlerimizden biri daha, önemli bir basın kuruluşunda çok değerli bir göreve getirildi. Gülsah Erçetin, yıllardır çalıştığı NOS’ta artık Türkiye muhabiri olacak. Böylece o da, Hollanda’daki başarılı kızlarımız arasında gurur verici bir yer edinecek.
Haber Merkezi’nde redaktör olarak çalışırken, seçimleri izlemek üzere Türkiye’ye gitmiş olan Erçetin deneyimli bir gazeteci olarak, Türkiye muhabirliğini başarı ile yönetecek niteliktedir.
Erçetin, on altı yıldır NOS’un dış haberler servisinde görev yapıyor. 1 Ocak’tan itibaren ise, bugüne kadar Türkiye muhabirliğini üstlenen Mitra Nazar’ın yerine geçecek. Mitra Nazar, bundan sonra Nieuwsuur programında muhabirlik yapacak.
Gülsah Erçetin, Türkiye muhabirliği görevlendirilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, hem kişisel hem de duygusal bir noktaya değindi: “Ne kadar özel bir duygu… Yakında, anne babamın bir zamanlar bir valiz dolusu hikâyeyle ayrıldıkları ülkeye varacağım. Şimdi ise ben, bambaşka bir dönemde, muhabir olarak yeni valizleri önemli haberlerle doldurmaya gidiyorum. Hem de, Türkiye’nin dünya sahnesindeki rolünün giderek daha önemli göründüğü bir dönemde…”
Bu sözler, aslında hem göçmen çocuklarının yaşadığı kimlik yolculuğunu, hem de yeni kuşakların kendi kökleriyle olan bağını çok güzel özetliyor.
TÜRKİYE UZMANI OLARAK YETİŞTİ
Erçetin, 6 Şubat deprem felaketi sırasında da Türkiye’de çalışmalar yapmıştı.
44 yaşındaki Erçetin, NOS’un dış haberler servisinde yıllar içinde Türkiye uzmanı olarak yetişti. Defalarca Türkiye’ye giderek büyük haber olaylarını yerinde takip etti ve muhabirlere destek verdi.
Örneğin, geçtiğimiz mart ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınışı sırasında gelişmeleri değerlendiren isimlerden biri yine oydu. Ayrıca 2023 yılında, Türkiye’yi sarsan büyük depremin ardından gerçekleşen seçimler üzerine özel bir çevrim içi haber dosyası da hazırladı.
NOS YÖNETİMİNDEN TAM GÜVEN
NOS Haberler Genel Yayın Yönetmeni Giselle van Cann, Gülsah Erçetin hakkında övgü dolu sözler sarf etti:
“Gülsah, uzun yıllara dayanan gazetecilik deneyimi ve Türk dili ile kültürü konusundaki bilgisi sayesinde bu pozisyon için biçilmiş kaftan. İnsan hikâyelerine iyi bakışı var, daha büyük bağlamları görebiliyor ve bunları Hollanda kamuoyuna aktarabiliyor.”
PEKİ TÜRKİYE’DE NASIL KARŞILANACAK?
Bütün bunlar elbette sevindirici. Ancak bir başka noktayı da sorgulamadan edemiyoruz:
Gülsah Erçetin, Türkiye’de görevini nasıl sürdürecek?
Zira herkesin bildiği gibi, yabancı basının Türkiye’deki çalışmaları her zaman hassasiyetler barındırır. Bir yanda Hollanda kamuoyuna doğru, derinlikli ve eleştirel haber sunma gerekliliği vardır. Öte yanda ise Türkiye’nin, özellikle de siyasetçilerin tepkileriyle karşılaşma ihtimali…
Bu nedenle diyebiliriz ki: Umuyoruz ve diliyoruz ki Gülsah Erçetin, yeni görevinde hem olumlu hem de tarafsız bir muhabirlik anlayışı sergiler. Çünkü yapacağı her haber, Hollanda’da yaşayan bizler için gurur kaynağı olsa da, Türkiye açısından nasıl bir yankı bulacağını şimdiden kestirmek kolay değil.
Ama ne olursa olsun, Hollanda’da doğup büyüyen göçmen kökenli gençlerimizin böyle önemli görevlerde yer alması, hepimiz için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağıdır. Gülsah Erçetin’in İstanbul’daki yeni görevinde başarılı olacağına dair inancımız tamdır.
HOLLANDA’DA MEDYA DÜNYASINDA ÖNE ÇIKAN TÜRK KADINLARIMIZ VE PROFİLLERİ
Hollanda’da, medya alanında başarıya imza atan kızlarımızın arasına şimdi bir de Gülsah Erçetin’in, NOS gibi yarı devlet kuruluşunda Türkiye muhabiri olarak katılması, buradaki yurttaşlarımız arasında sevinçle karşılandı.
Ama elbette Gülsah’tan önce, Hollanda’da gazetecilik, yazarlık, oyunculuk ve sahne sanatlarıyla üne kavuşmuş pek çok kadın öncümüz vardı. Onların açtığı yolda şimdi yeni kuşaklar yürüyor. İşte, bugüne kadar Hollanda’da medya alanında adından söz ettirmiş önde gelen kızlarımızdan bazıları:
Gazetecilik, Televizyon, Yazarlık ve Sahne Dünyasında yükselenler.
Nilgün Yerli – Hollanda’da ün kazanmış en önemli kabare sanatçılarımızdan ve yazarlardan biridir. Sahne gösterilerinde mizahla göçmenlik ve kimlik meselelerini işledi. Het Parool ve NRC gibi gazetelerde yazdı, kitapları çok sattı. Hem kültür hem medya alanında yıllardır en bilinen Türk kadın figürü olmuştur. Sahnelerde yıllarca izleyiciyi güldürürken düşündürdü.
Funda Müjde – Oyunculuk, kabare ve yazarlık kariyerini bir arada yürüten Müjde, 2007’de geçirdiği trafik kazasından sonra tekerlekli sandalyeye bağımlı kaldı, ama sanatını bırakmadı. Ülkenin en çok satan gazetesi De Telegraaf’taki köşe yazıları, kitapları ve sahne çalışmalarıyla ilham veren bir örnek oldu.
Fidan Ekiz – Günümüzde Hollanda medyasının en güçlü kadın figürlerinden biri. 2010’da “Veerboot naar Holland” belgeseliyle göçmen aileleri anlattı, 2016’da dokuz bölümlük “De Pen & Het Zwaard” serisiyle basın özgürlüğünü işledi. De Telegraaf’ın KADIN ekindeki yazarlığı da çok ses getirdi.
Nazmiye Oral – Yazar ve tiyatro oyuncusu olarak Hollanda kültür hayatında geniş yankı uyandırdı. Kimlik, aile ve toplumsal meseleleri işleyen oyunları ve yazılarıyla edebiyat ve sahne sanatlarında öne çıktı.
Sevtap Baycılı – Hollanda’da edebiyat alanında öne çıkan bir yazar. Romanları ve denemeleriyle entelektüel çevrelerde tanındı.
Lale Gül – Son yıllarda yazdığı tartışmalı roman ve yazılarla Hollanda’da geniş yankı uyandırdı. Cesur ve aykırı kalemiyle özellikle genç kuşağın dikkatini çekti.
Ebru Umar – Dobra üslubu ile tanınan bir köşe yazarı. Hollanda basınında sivri çıkışları ve net tavırlarıyla bilinir.
Yeşim Candan – Gazeteci, yazar ve sunucu olarak Hollanda-Türkiye ilişkileri üzerine çalıştı. Medya ve iş dünyasında köprü rolü üstlendi, toplum içi tartışmalarda sıkça moderatörlük yaptı.
Şenay Özdemir – Gazeteci, yazar ve yapımcı. Özellikle kadın hakları, eşitlik ve toplumsal sorunlar üzerine çalışmalarıyla bilinir. Hollanda’da Türk kadınının sesi olmayı başardı.
Tülay Demir Oktay – Hollanda’da gazetecilik kariyeriyle tanındı, ardından Türkiye’de televizyon yıldızı olarak yoluna devam ediyor.
Dilan Yurdakul – Hollanda’nın popüler dizilerinden “Goede Tijden, Slechte Tijden”deki rolüyle ülke çapında ün kazandı. Oyunculuğu sayesinde geniş kitlelere ulaşan genç kuşak temsilcilerimizden biri oldu.
Fadime Demir – (De Telegraaf muhabirliği sırasında, iki yıl önce başlayan İsrail saldırısından hemen sonra, Filistin ve Gazze’ye Hollanda’dan giden ilk gazeteci oldu)
Sevim Çelik – Uuzun yıllar yerel radyo-televizyon programlarıyla tanınmış bir isim.
Hande Karacasu – Özellikle kültür-sanat içerikli yazılarıyla bilinir.
Derya Türkan – Hollanda-Türkiye hattında köşe yazarlığı ve röportajlarıyla tanınır.
Burcu Sahin – Şiir ve edebiyat alanındaki üretimleriyle İsveç’te ödül alsa da, Hollanda’daki Türk medyasında da iz bırakmış bir yazar.
Gamze Tuncel – Özellikle sosyal medya üzerinden Hollanda’daki genç göçmen kadınların sesi olmuş bir gazeteci.
ÇEŞİTLİ ALANLARDA FAALİYET GÖSTERENLER:
Aşağıdaki isimler farklı mecralarda yazarlık, gazetecilik, kültürel üretim veya yayıncılık yapmış; bazıları yerel medya, bazıları edebiyat, bazıları da sivil toplum çalışmalarıyla anılmıştır.
Onlarin isimlerini de burada onurlandırmak önemlidir.
Yukarıdaki liste, Hollanda’daki Türk kadınlarının medya, sanat ve kültür alanındaki başarılarının küçük bir panoramasıdır.
Nilgün Yerli’den Funda Müjde’ye, Fidan Ekiz’den günümüzün tartışmalı ve aykırı yazarı Lale Gül’e kadar uzanan bu çizgi, hem toplumumuzun görünürlüğünü artırmış hem de genç kuşaklara ilham olmuştur.
Şimdi de bu güçlü isimlerin yanına Gülsah Erçetin ekleniyor. Onun NOS’taki yeni görevi, Hollanda’daki Türk kadınlarının medya dünyasında nasıl kalıcı bir iz bıraktığının en güncel göstergesidir.
TÜRK ERKEKLERİNİ SORANLARA:
Yazar, muhabir ve ekran yüzü olan kadınlarımızın isimlerini tek tek saymak mümkünken, çok ünlenmiş erkek yazar ve çizerlerimizin isimlerini sıralamak ise hayli uzun bir liste olur. Geçen ay yayınladığım yazımda da belirttiğim gibi, onların en ünlülerinden biri hiç kuşkusuz Özcan Akyol’dur.
********************
GÜLSAH ERÇETİN BENOEMD TOT TURKIJE-CORRESPONDENT VAN DE NEDERLANDSE OMROEP STICHTING (NOS)
Na zestien jaar bij de semi-publieke omroep NOS gewerkt te hebben, klimt Erçetin naar de top van de lijst met ‘succesvolle Turkse vrouwen’.
In dit bericht korte profielen van Turkse vrouwen die actief zijn in de Nederlandse media…
İlhan KARAÇAY schrijft:
Opnieuw is een van onze in Nederland geboren en getogen jongeren met migrantenachtergrond benoemd tot een zeer waardevolle functie bij een belangrijk persbureau. Gülsah Erçetin, die al jarenlang bij de NOS werkt, wordt voortaan correspondent in Turkije. Daarmee verovert ook zij een eervolle plaats tussen onze succesvolle vrouwen in Nederland.
Tijdens haar werk als redacteur bij het Nieuwscentrum reisde Erçetin naar Turkije om de verkiezingen te volgen. Als ervaren journaliste beschikt zij over de kwaliteiten om het correspondentschap in Turkije succesvol te leiden.
Erçetin werkt al zestien jaar bij de buitenlandredactie van NOS. Vanaf 1 januari neemt zij het stokje over van Mitra Nazar, die tot nu toe correspondent in Turkije was. Nazar gaat voortaan als verslaggever werken voor het programma Nieuwsuur.
HAAR OUDERS KWAMEN MET EEN KOFFER VOL VERHALEN, ZIJ GAAT MET KOFFERS VOL NIEUWS TERUG
In een verklaring over haar benoeming tot Turkije-correspondent raakte Gülsah Erçetin zowel een persoonlijk als emotioneel punt: “Wat een bijzonder gevoel… Binnenkort kom ik aan in het land dat mijn ouders ooit verlieten met een koffer vol verhalen. En nu ga ik, in een totaal andere tijd, als correspondent terug om nieuwe koffers te vullen met belangrijke nieuwsverhalen. Juist in een periode waarin Turkije’s rol op het wereldtoneel steeds belangrijker lijkt te worden…”
Deze woorden vatten eigenlijk prachtig samen wat de identiteitsreis van migrantenkinderen betekent, maar ook hoe nieuwe generaties hun band met hun eigen wortels blijven ervaren.
OPGELEID ALS TURKIJE-EXPERT
Ook tijdens de rampzalige aardbeving van 6 februari verrichtte Erçetin werkzaamheden in Turkije.
De 44-jarige Erçetin groeide bij de buitenlandredactie van de NOS uit tot een Turkije-specialist. Ze reisde talloze keren naar Turkije om grote nieuwsgebeurtenissen ter plekke te volgen en verslaggevers te ondersteunen.
Zo was zij een van de namen die de ontwikkelingen duidde tijdens de arrestatie van burgemeester Ekrem İmamoğlu van Istanboel in maart van dit jaar. Ook stelde zij in 2023 een speciaal online nieuws-dossier samen over de verkiezingen die volgden op de verwoestende aardbevingen in Turkije.
VOLLEDIG VERTROUWEN VAN DE NOS-LEIDING
.
Hoofdredacteur van NOS Nieuws, Giselle van Cann, sprak lovende woorden over Gülsah Erçetin:
“Gülsah is dankzij haar jarenlange journalistieke ervaring en haar kennis van de Turkse taal en cultuur de perfecte kandidaat voor deze positie. Ze heeft oog voor menselijke verhalen, kan grotere verbanden zien en weet dit allemaal op een toegankelijke manier aan het Nederlandse publiek te vertellen.”
HOE ZAL HET IN TURKIJE ONTVANGEN WORDEN?
Al dit nieuws is uiteraard verheugend. Toch kunnen we ons nog een andere vraag stellen:
Hoe zal Gülsah Erçetin haar werk in Turkije kunnen uitvoeren?
Zoals bekend, brengt het werk van buitenlandse media in Turkije altijd gevoeligheden met zich mee. Aan de ene kant is er de noodzaak om het Nederlandse publiek correcte, diepgaande en kritische berichtgeving te bieden. Aan de andere kant bestaat de kans op reacties vanuit Turkije, vooral van politici.
Daarom kunnen we zeggen: we hopen en wensen dat Gülsah Erçetin in haar nieuwe functie zowel positief als objectief verslag zal doen. Want hoewel elk van haar reportages voor ons in Nederland een bron van trots zal zijn, is het moeilijk te voorspellen hoe deze in Turkije zullen weerklinken.
Maar hoe dan ook, dat in Nederland geboren en getogen jongeren met migrantenachtergrond zulke belangrijke posities bereiken, is voor ons allen een bron van vreugde en trots. Wij hebben er alle vertrouwen in dat Gülsah Erçetin in haar nieuwe functie in Istanboel succesvol zal zijn.
TURKSE VROUWEN DIE OPNIEUW UITBLINKEN IN DE NEDERLANDSE MEDIAWERELD
Het feit dat Gülsah Erçetin nu wordt toegevoegd aan de lijst van vrouwen die in de Nederlandse mediawereld naam hebben gemaakt – en dan nog wel als Turkije-correspondent bij een semi-publieke omroep als de NOS – is met grote blijdschap ontvangen binnen onze gemeenschap.
Maar natuurlijk waren er vóór Gülsah al vele pioniers die in Nederland beroemd werden als journalist, schrijver, actrice of cabaretière. Nieuwe generaties volgen nu in hun voetsporen. Hier een greep uit de belangrijkste namen die in de loop der jaren in de Nederlandse media opvielen:
Journalistiek, televisie, literatuur en podiumkunsten
Nilgün Yerli – Een van de bekendste cabaretières en schrijfsters in Nederland. Behandelde migratie en identiteitskwesties in haar shows, schreef voor Het Parool en NRC, en publiceerde succesvolle boeken.
Funda Müjde – Actrice, cabaretière en schrijfster. Na een zwaar auto-ongeluk in 2007 raakte ze aan een rolstoel gebonden, maar bleef actief. Ze werd een inspiratiebron met columns in De Telegraaf, boeken en optredens.
Fidan Ekiz – Tegenwoordig een van de machtigste vrouwen in de Nederlandse media. Bekend van de documentaire Veerboot naar Holland (2010), de serie De Pen & Het Zwaard (2016) en columns in De Telegraaf.
Nazmiye Oral – Schrijfster en actrice, bekend om toneelstukken en teksten die thema’s als identiteit, familie en samenleving behandelen.
Sevtap Baycılı – Schrijfster die in de Nederlandse literaire wereld naam maakte met romans en essays.
Lale Gül – Recent bekend door haar controversiële romans en columns, met een gedurfde en afwijkende stijl die vooral jongeren aanspreekt.
Ebru Umar – Columniste met een uitgesproken stijl, bekend om haar scherpe toon en duidelijke standpunten.
Yeşim Candan – Journalist, schrijfster en presentatrice, actief op het gebied van Nederlands-Turkse relaties en vaak moderator in maatschappelijke debatten.
Şenay Özdemir – Journalist, schrijfster en producent, vooral actief rond vrouwenrechten, gelijkheid en maatschappelijke thema’s.
Tülay Demir Oktay – Journalist in Nederland, later tv-ster in Turkije.
Dilan Yurdakul – Werd landelijk bekend met haar rol in de populaire soap Goede Tijden, Slechte Tijden.
Fadime Demir – Werd als De Telegraaf-journalist de eerste Nederlandse verslaggever die na de Israëlische aanvallen twee jaar geleden naar Palestina en Gaza reisde.
Sevim Çelik – Bekend van jarenlang lokaal radio- en tv-werk.
Hande Karacasu – Vooral bekend door haar cultuur- en kunstpublicaties.
Derya Türkan – Columniste en interviewer op de as Nederland-Turkije.
Burcu Sahin – Dichter en schrijfster, bekroond in Zweden maar ook actief binnen de Turkse media in Nederland.
Gamze Tuncel – Journalist die vooral via sociale media de stem werd van jonge migrantenvrouwen in Nederland.
ACTIEF IN UITEENLOPENDE DOMEINEN
Andere namen die actief waren in journalistiek, literatuur, cultuurproductie of lokale media, en die eveneens genoemd moeten worden:
Şenay Tosun, Suzan Yücel, Rukiye Sultan Gür, Elif Işıtman, Çilay Özdemir, Ela Çolak, İffet Subaşı, Zehra Kaya, Ümran Özbalcı Aria, Şüheda Özyar, Nurgül Özkanlı, Meltem Halaçeli, Leyla Çimen, Berrin Kaplan, Güliz Tomruk Kişi, Hale Besen Mouritz, Asuman Roğlu Göl, Şeyda Koç Asyalı, Gülsemin Konca, Neslihan Üre, Jale Şimşek.
De bovenstaande lijst vormt slechts een kleine panorama van de successen van Turkse vrouwen in Nederland binnen media, kunst en cultuur. Van Nilgün Yerli tot Funda Müjde, van Fidan Ekiz tot de controversiële schrijfster Lale Gül: allemaal hebben zij bijgedragen aan de zichtbaarheid van onze gemeenschap en een inspiratiebron gevormd voor jongere generaties.
En nu voegt ook Gülsah Erçetin zich bij deze sterke namen. Haar nieuwe rol bij de NOS is het meest recente bewijs van de blijvende impact van Turkse vrouwen in de Nederlandse mediawereld.
VOOR WIE VRAAGT NAAR DE TURKSE MANNEN
Terwijl het mogelijk is de namen van vrouwelijke journalisten en mediamakers één voor één op te sommen, zou de lijst van bekende mannelijke auteurs en columnisten veel langer worden. Zoals ik in mijn artikel van vorige maand al schreef, is een van de bekendste onder hen ongetwijfeld Özcan Akyol.