AVRUPA İLE ÖZDEŞLEŞEN RAMAZAN VE İFTAR SOFRALARI…

AVRUPA İLE ÖZDEŞLEŞEN RAMAZAN VE İFTAR SOFRALARI…

Anti İslamcılara karşın, İslama saygı duyan ve iftar sofraları kuran Avrupalılardan bazı örnekler…

Hollanda’daki Türk kuruluşlarının ve Türk Sivil Toplum Kururuşları’nın iftar sofralarına Hollanda halkı sempati ile karşılık veriyor.

“Müslümanlarla Dayanışma Hareketi” fikri etrafında birleşen süpermarket zincirleri de, iftar sofralarının kaçınılmazı olan gıda maddelerinde indirimler yaptılar.

“Ramadan Mubarak” sloganları ile süslenen sokaklar, kentleri daha da güzelleştirdi.

Gelişmelerden çok mutlu olan Müslümanların yanında, “Bu kadar masraf yerine, Gazza’ya yardım yapılsa daha iyi değil mi?” diyenler de var.

(Haberin giriş bölümünün Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie van de inleiding staat onderaan.)

Afbeelding met snoep, banketbakkerij, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY’ın analizi:

Ramazan ayı, her yıl dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslümanın manevî bir seferberlik içinde olduğu, paylaşma ve dayanışmanın zirveye ulaştığı özel bir dönemdir. Ancak son yıllarda bu ay, sadece İslam dünyasında değil, aynı zamanda Avrupa’nın kalbinde de kendine özgü bir yer edinmeye başladı. Bir zamanlar İslam’a şüpheyle bakan, hatta zaman zaman düşmanlıkla yaklaşan bazı Avrupa ülkelerinde bugün, Ramazan ayı artık toplumun ortak kültürel takviminde yer alıyor. Iftar sofraları, sadece Müslümanlara değil; farklı inançlardan, kültürlerden, milletlerden bireyleri bir araya getiren buluşma noktalarına dönüşüyor.

Bu dönüşüm, elbette kendiliğinden gerçekleşmedi. Avrupa’daki göçmen Müslüman toplumların, özellikle de Türk sivil toplum kuruluşlarının gösterdiği özverili çabalar ve kapsayıcı yaklaşımlar, bu yeni Ramazan ikliminin inşasında başat rol oynadı. Öyle ki, bugün Hollanda’dan Almanya’ya, Belçika’dan Birleşik Krallık’a kadar birçok Avrupa ülkesinde düzenlenen iftar programlarına sadece Müslümanlar değil, siyasilerden sanatçılara, yerel yöneticilerden sivil toplum temsilcilerine kadar geniş bir katılım sağlanıyor. Kraliyet mensuplarının dahi Ramazan’a dair jestlerde bulunması, Ramazan’ın artık sadece bir dinî ibadet ayı olmanın ötesine geçtiğini ve toplumsal bir anlam kazandığını gözler önüne seriyor.

Afbeelding met straat, gebouw, kunst, panorama Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Avrupa’nın pek çok şehrinde caddelerin “Ramadan Mubarak” sloganlarıyla süslenmesi, süpermarket zincirlerinin Müslümanlarla dayanışma adına Ramazan’a özel kampanyalar yapması ve hatta İngiltere Kralı’nın Ramazan kutlamalarına dair sembolik jestleri, İslam’ın Avrupa’daki sosyo-kültürel varlığının görünür ve kabul edilir hâle geldiğinin işaretleridir. Bu tür gelişmeler, sadece Müslüman toplumlar için moral kaynağı olmakla kalmıyor; aynı zamanda Avrupa kamuoyuna da dinî ve kültürel çoğulculuğun bir arada mümkün olabileceğini gösteriyor.

Elbette, bu pozitif tabloya gölge düşüren bazı unsurlar da yok değil. Irkçı ve aşırı sağcı çevrelerin İslam karşıtı propagandaları, zaman zaman tırmanan nefret suçları, Kuran yakma gibi provokatif eylemler, Ramazan ruhunun Avrupa’daki yankısını sorgulayanları da beraberinde getiriyor. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen, Ramazan’ın Avrupa’da sergilediği dirayetli duruş, İslam’ın bu coğrafyada kendi mecrasında, sessiz ama derin bir şekilde kök saldığını gösteriyor.

Bu analiz, bir yandan Avrupa’daki Ramazan hareketliliğini örneklerle ortaya koymayı, bir yandan da bu hareketliliğin sosyolojik, kültürel ve hatta siyasî etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. İftar sofralarının çevresinde oluşan bu yeni birliktelik ruhu, yalnızca Avrupa’daki Müslümanlar için değil, tüm Avrupa halkları için umut verici bir toplumsal barış ve diyalog zeminine dönüşme potansiyeli taşımaktadır.

Bakınız, Türkevi Araştırma Merkezi Başkanı Veyis Güngör neler diyor:

Afbeelding met kleding, persoon, pak, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
“Ramazan ayında, Avrupa’nın her köşesinde, bu ve benzer iftar programları birbirini takip ediyor. Programlar, Müslüman ve Türk kuruluşlarıyla sınırlı değil. İçinde yaşanılan ülkelerin sosyal, kültürel ve kamu kuruluşlarının da yer almasıyla yapılıyor. Diğer taraftan, Londra, Amsterdam, Brüksel ve diğer şehirlerin cadde ve meydanlarının Ramazan süslemeleri de göz kamaştırıyor.
Birleşik Krallıkta, Ramazan için hurma paketleyen, Ramazan’ı kutlayan Britanya Kralı Charles ve diğerleri de var şüphesiz.

Avrupa’daki karar vericilerin, ırkçı ve aşırı sağ siyasi partilere rağmen, yer yer ifade ettikleri, “İslam Avrupa’nın bir parçasıdır” tespiti, yukarıda verilen Ramazan hareketliliğindeki örneklerde de açıkça kendini göstermektedir. Sadece Ramazan vesilesiyle yaşanan bu hareketlilik, bize Ramazan’ın artık bir ‘Avrupa kültür değeri’ olduğunu anlatıyor.

Öyle ki, İslam’ın Avrupa’da kendi başına aldığı mesafeler; bazı Müslümanların din adına şiddet kullanmaları, bazı Müslümanların ise ahlaki değerlere önem vermeyen din anlayışı ve en önemlisi de Avrupa’nın bir çok kentinde Kuran yakılması, aşırı sağ ve ırkçı hareketlerin, “İslam’ın Avrupa’da yeri yoktur” diyerek propaganda yapmalarına rağmen gerçekleşiyor.

İşte bütün bu olumsuz şartlara ve gelişmelere rağmen İslam, Avrupa’da hiçbir siyasi, ekonomik ve sosyal gücün gölgesinde kalmadan, hedefe kendi başına yürüyor. Adeta; Hegel, Marks ve Weber’den sonra “özgürlük” kavramını bayraklaştıran ama “adalet” kavramını mazlum halklardan esirgeyen, işine geldiği gibi kullanan Avrupa’ya kendine gel dercesine…

Umulur ki; Avrupa’daki Ramazan hareketliliğinde görüldüğü gibi, “Ramazan” artık bir Avrupa kültür değeri olur ve Avrupa’da tarihin önceki dönemlerinde, “Türkler geliyor” tehdidiyle oluşan şuur altındaki korkunun gitmesini sağlar.”

ÇOK KATMANLI TOPLUMSAL DENEYİM

Avrupa’da Ramazan’ın görünür hâle gelmesi, ırkçı ve aşırı sağcı politikaların yükselişte olduğu bir dönemde, umut verici bir karşı hikâyeye işaret ediyor. Kur’an yakma provokasyonlarının, İslamofobik saldırıların ve ayrımcı söylemlerin arttığı bir ortamda, iftar sofralarının etrafında kurulan bu kültürel yakınlık, farklılıklara rağmen birlikte yaşamanın mümkün olduğunun canlı bir ispatı. Avrupa’daki karar vericilerin zaman zaman ifade ettiği “İslam, Avrupa’nın bir parçasıdır” cümlesi, artık sadece politik bir retorik değil, sokakta karşılığı olan bir gerçeğe dönüşmeye başlıyor.

Yazmakta olduğum bu analiz, Ramazan’ın Avrupa’daki yansımalarını, hem toplumsal birliktelik hem de bireysel vicdan muhasebesi bağlamında ele almayı amaçlamaktadır. Çünkü Avrupa’da düzenlenen her bir iftar sofrası, sadece bir yemek organizasyonu değil; tarihsel hafızayı, kültürel değişimi, birlikte yaşamı ve vicdani sorumluluğu içine alan çok katmanlı bir toplumsal deneyimdir. Bu deneyimi anlamak, hem bugünü hem de yarının Avrupa’sını şekillendirecek önemli ipuçları sunmaktadır.

ŞATAFATLI İFTARLARI BENİMSEMEYENLER DE VAR

Ancak bu tablo tek yönlü değil. Ramazan boyunca düzenlenen görkemli ve zaman zaman israfa kaçan iftar organizasyonlarına karşı, daha sade ve bilinçli bir yaklaşım çağrısı yapanlar da var. Özellikle Gazze başta olmak üzere yoksulluk, açlık ve savaşla boğuşan coğrafyaların varlığı, “İftar sofralarına harcanan paralar, mazlumlara yardım olarak gitse daha anlamlı olmaz mı?” sorusunu gündeme taşıyor. Bu hassasiyet, Ramazan’ın özü olan paylaşma ve empati duygusunu yeniden hatırlatıyor. Avrupa’daki kimi Müslüman bireyler ve kuruluşlar, bu eleştiriyi dikkate alarak iftar sofralarını sadeleştirmeye ve yardım faaliyetlerine öncelik vermeye başlamış durumda. Bu da Avrupa’daki Ramazan pratiğinin sadece dışsal değil, içsel bir dönüşüm yaşadığını gösteriyor.

Bakınız bu konuda Girişimci ve yazar Mustafa Özkan ne diyor:

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

“Her yıl olduğu gibi bu Ramazan’da da Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar) tarafından düzenlenen iftar programları, adeta bir protokol yarışına dönüşüyor. Aynı yüzler, aynı resimler, aynı gösteriş…
Sanki bu programların tek amacı, sosyal medyada paylaşılacak fotoğraflar çekmekmiş gibi.

Büyükelçi, başkonsoloslar ve diğer yetkililer, bu programlara davet ediliyor ve her seferinde aynı kişilerle fotoğraflar çekiliyor. Komik olan, her akşam farklı bir kurumun farklı bir mekânda bu rutini tekrarlaması. Bu resimler, iftar programı bitmeden önce sosyal medyada servis ediliyor. Sanki bu fotoğraflar, STK’ların başarısının bir göstergesiymiş gibi…
Anavatanımızda açlık sınırında yaşayan milyonlar varken, Gazze’de insanlık dramı yaşanırken, dünyanın dört bir yanında açlık ve sefaletle mücadele eden milyonlar varken, bu tür şatafatlı iftarların anlamı nedir?”

…VE İŞTE HOLLANDA’DAKİ İFTAR SOFRALARI

Çeşitli Bakanlıklarda çalışan Türk ve Müslümanların girişimiyle oluşan Kleurrijk Netwerk’in organize ettiği müthiş iftar…

Afbeelding met overdekt, panorama, persoon, voedsel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Nureddin Gerdan ve arkadaşlarının koordine ettiği bu özel buluşma, Ekonomik İşler, İklim ve Yeşil Büyüme, Tarım ve Doğa Bakanlıklarında görev yapan birçok personeli bir araya getirdi. Rijswijk Belediye Başkanı Huri Şahin’in ve Ulusal Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Koordinatörü Rabin S. Baldewsingh’in katılımıyla gerçekleşen iftar, Irkçılıkla Mücadele Haftası kapsamında düzenlendi.

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Geçen yıl Kral Willem Alexander’i iftar programında ağırlayan Rijswijk Beldiye Başkanı Huri Şahin, bu yıl da, “Irkçılıkla Mücadele Haftası” kapsamında düzenlenen iftarın konuğuydu.

“Bir masa, birçok hikâye” temasıyla katılımcılar, kendilerini anlatan objeler veya alıntılarla birbirlerine ilham verdi. En çok paylaşılan sözlerden biri Mevlana’dan geldi:
“Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. Bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum.”
Bu anlamlı akşam, Ramazan’ın artık sadece bir inanç geleneği değil, Hollanda kültürünün bir parçası haline geldiğini bir kez daha gösterdi.

LAHEY’DE ORTAK SOFRA ORTAK DEĞERLER

Ulusal İftar Hollanda’da Gerçekleşti: “Ramazan, Paylaşmanın ve Dayanışmanın Ayıdır”

Afbeelding met person, kleding, persoon, tafel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’daki Müslüman toplumu ile farklı kesimleri bir araya getiren Ulusal İftar, bu yıl da yoğun ilgi gördü. Ramazan ayının maneviyatı, sürdürülebilirlik ve toplumsal dayanışma mesajlarıyla vurgulandı.

Müslümanlar ve Devlet Arası İrtibat Organı (Contactorgaan Moslims en Overheid (CMO) tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Ulusal İftar, Ramazan ayının ruhuna uygun şekilde Lahey’de gerçekleşti. İftar programına diplomatlar, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve farklı inançlardan konuklar katıldı.

Bu yıl “sürdürülebilirlik ve israfla mücadele” temasıyla düzenlenen programda, Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve farkındalık yönüne dikkat çekildi.
İftar organizasyonu, farklı geçmişlere sahip insanları tek sofrada buluşturarak toplumsal birlik mesajı verdi.

CMO Başkanı Muhsin Köktaş, iftarın açılışında yaptığı konuşmada, bu buluşmanın farklılıklarımızı aşan bir anlayış ortamı oluşturduğunu vurgulayarak, “Ramazan ayı, yalnızca oruç tutmak değil; aynı zamanda israfla mücadele etmek, çevreye duyarlı olmak ve ihtiyaç sahiplerini gözetmek demektir” dedi.

Katılım ve Entegrasyon Bakanı Jurgen Nobel, iftar sofralarının bir araya geliş açısından önemine değinerek, “Ramazan’da olduğu gibi, birlikte oturulan sofralar ortak değerleri pekiştirir. Farklı inançlar arasında bu tür karşılaşmalar, toplumsal uyumu güçlendirir” şeklinde kısa bir konuşma yaptı.

Kazakistan Su ve Sulama Bakan Yardımcısı Arslan Abdrayimov, Kazakistan’ın ev sahipliği yaptığı İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı’nın (IOFS), İslam dünyasında gıda güvenliği ve tarımsal iş birliği alanında önemli rol oynadığını hatırlatarak Ramazan ayında bu bilincin daha da önem kazandığını belirtti.

Hollanda Gıda Bankaları Başkanı ve eski Tarım Bakanı Henk Staghouwer, Ramazan ayının aç kalanları hatırlama açısından özel bir anlam taşıdığını vurguladı.
“Hollanda gibi bir ülkede bile hâlâ birçok insanın yetersiz beslenme ile mücadele ettiğini görmek, Ramazan’da tuttuğumuz orucun ne kadar anlamlı olduğunu hatırlatıyor. Açlıkla mücadele, hepimizin sorumluluğudur” dedi.

Ulusal İftar, yalnızca bir iftar yemeği değil; farklı inanç ve kültürlerden insanların Ramazan ayının değerleri etrafında buluştuğu, diyalog ve empatiyi pekiştiren bir etkinlik olarak öne çıktı. Organizasyon, orucun sadece bireysel bir ibadet değil, toplumsal sorumluluk taşıyan bir bilinç olduğunu bir kez daha hatırlattı.

ROTTERDAM BELEDİYESİ’NDEN TARİHİ ADIM: BELEDİYE BİNASINDA İLK İFTAR PROGRAMI

Rotterdam, toplumsal birlik ve beraberliğe örnek teşkil edecek anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kent tarihinde ilk kez, belediye binasında düzenlenen iftar programı, farklı inançlardan ve kesimlerden gelen 125 kişiyi aynı sofrada buluşturdu. Belediye Başkan yardımcısı Faouzi Achbar’ın öncülüğünde gerçekleşen bu özel gece, sadece bir iftar yemeği değil, aynı zamanda birliğin, anlayışın ve karşılıklı saygının güçlü bir göstergesi oldu.

Denk Partisi tarafından “tarihi” olarak nitelendirilen bu anlamlı buluşma, Rotterdam’ın sosyal dokusuna değer katan bir ilk olarak kayıtlara geçti. Achbar, “Artık birbirimizin farklılıklarına değil, ortak yönlerimize odaklanmalıyız. Şehir olarak bu tür etkinliklerle bağ kurmayı, örnek olmayı amaçlıyoruz. Ve insanları bir araya getirmenin en güzel yolu aynı sofrayı paylaşmak,” sözleriyle geceye damga vurdu.

Dinler Arası Diyalog ve Toplumsal Dayanışmanın Güzel Bir Örneği

İftar davetine Katolik ve Yahudi cemaatlerinin temsilcileri, emniyet yetkilileri, iş dünyasından isimler, siyasi parti liderleri, belediye meclis üyeleri ve şehrin önde gelen isimleri katıldı. Rotterdam Ombudsmanı Marianne van den Anker, Woonstad yöneticisi Mohamed el Achkar ve ünlü sokak futbolcusu Soufiane Touzani gibi tanınmış simalar da gecede yerini aldı.

Afbeelding met overdekt, person, persoon, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Rotterdam Belediye Başkanı Carola Schouten Başkan Yardımcısı DENK Partili Faouzi Achbar

Rotterdam Belediye Başkanı Carola Schouten da geceye konuşmasıyla katkı sundu. Schouten, “Aslında bu buluşmanın şimdiye kadar yapılmamış olması şaşırtıcı. Burada bulunmanız, hepimizin ortak bir arayış içinde olduğunu gösteriyor: karşılaşmak, bağ kurmak, derin düşünmek… Tüm bunlar Ramazan’ın da özüdür,” diyerek salondaki katılımcılara teşekkür etti.

Afbeelding met person, kleding, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Belediye Başkanlığının iftar davetine, Kocatepe Camii mensupları da katıldılar.

Faouzi Achbar, bu anlamlı buluşmanın yalnızca bir başlangıç olduğunu vurgularken şunları söyledi: “Din ile devlet arasındaki ayrımı hep konuştuk, ancak dini kurumların toplumdaki yapıcı rolü göz ardı edilmemeli. Biz bu bağları kuvvetlendirmek istiyoruz. İlgi beklentimizin çok üzerindeydi. Gelecek yıl bu sofrayı daha da büyüterek yeniden kurmak istiyoruz.”

AMSTERDAM FATİH CAMİİ, HOLLANDALI KOMŞULARIYLA RAMAZAN SOFRASINDA BULUŞTU

Afbeelding met kleding, vrouw, persoon, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Ramazan ayının manevi atmosferi, bu yıl Amsterdam’ın Jordaan Mahallesi’nde kültürler arası sıcak bir buluşmaya sahne oldu. Hollanda Diyanet Vakfı’na bağlı Amsterdam Fatih Camii, Hollandalı komşularını iftar sofrasında misafir etti.

Camii tarafından organize edilen iftar programı, farklı inanç ve kökenden mahalle sakinlerini aynı sofrada buluşturdu. Davetliler, hem birlikte oruç açmanın huzurunu yaşadı hem de Ramazan’ın anlam ve değerlerini yakından tanıma fırsatı buldu.

Fatih Camii Dernek Başkanı Fikret Önder, etkinlikle ilgili olarak, “Ramazan; birlik, beraberlik ve paylaşma ayı. Biz de bu duyguları camimizin çevresindeki komşularımızla paylaşmak istedik. Onları iftar soframıza davet ederek hem gönül köprüleri kuruyoruz hem de İslam’ın sıcak yüzünü tanıtmış oluyoruz,” dedi.

İftar programı, Hollanda’daki geleneksel buurtfeest (mahalle festivali) konseptiyle düzenlendi. Katılımcılar süslenmiş sokaklarda, imece usulü kurulan sofralarda bir araya gelirken; bireyselliğin yoğun olduğu Hollanda toplumunda birlikte olmanın güzelliği vurgulandı.

Afbeelding met kleding, persoon, vrouw, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Mahalle sakinlerinden Jet Beers, iftarla ilgili düşüncelerini, “Ramazan benim için bir araya gelmek, bağlantı kurmak ve başkalarını düşünmek demek. Bu etkinlik, birlikte olmanın ne kadar değerli olduğunu gösterdi,” sözleriyle paylaştı. Daha önce bir günlüğüne oruç tuttuğunu söyleyen Beers, iftarın ruhunu yerinde deneyimlemenin kendisi için çok kıymetli olduğunu belirtti.

Camiiye komşu evde oturan Maximilian Terstappen ise ilk defa bir iftar etkinliğine katıldığını ifade ederek, “İslam’a dair derin bir bilgim yok ama bu tür buluşmalar, birbirimizi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor,” dedi.

Etkinliğe ayrıca, caminin hemen arkasında bulunan iltica merkezinde görev yapan Lies Otten da katıldı. Otten, “Mültecilerle çalışırken Ramazan’ı daha yakından tanıdım. Çocuklar sürekli ‘bir gün denemelisin’ diyor. Böyle bir sofrada birlikte yemek yemek gerçekten çok özel,” diye konuştu.

1920 yılında inşa edilen eski bir kilise binasından dönüştürülen Fatih Camii, 1980’den bu yana Amsterdam’da hizmet veriyor. Cemiyetin bu anlamlı iftar daveti, kültürler arası diyaloğun güçlenmesine ve komşuluk bağlarının pekişmesine güzel bir örnek olarak hafızalarda yer etti.

HOLLANDA POLİSİNDEN BİRLİK VE BERABERLİK İFTARI

Bölgenin 5 Belediye Başkanı ve yüksek yöneticiler iftardaydı…

Afbeelding met kleding, persoon, overdekt, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’da bir başka ilki de, Kuzey Hollanda Poli Teşkilatı gerçekleşitirdi.
Bünyesinde çalışan yüzlerce müslüman elemanı, Hıristiyan meslektaşları ile kaynaştırmak için düzenlenen iftar sofrası, Haarlem kentindeki Erva Partycenter’de kuruldu.

Sunuculuğunu Maarten Roosch’un yaptığı iftara, Kuzey Hollanda Emniyet Müdürü Hamit Karakuş, Haarlem Belediye Başkanı Jos Wienen,Velsen Belediye Başkanı Frank Dales, Uitgeest Belediye Başkanı Sebastiaan Nieuwland ve çeşitli vakıf temsilcileri, bölge cami yöneticileri, polis mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Afbeelding met persoon, kleding, person, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

İftar programının açılış konuşmasını ‘Herkes İçin Polis Birimi’ Koordinatörü Ümit Aygün yaptı. Aygün, konuşmasında, Ramazan’ın ve diğer dini oruçların insanlar arasındaki dayanışma ve anlayışı güçlendiren bir fırsat sunduğuna vurgu yaptı. Ayrıca, polis teşkilatının sunduğu ‘Herkes İçin Polis’ programını ve toplumun her kesimine eşit ve adil bir hizmet sunma amacını dile getirdi.

Aygün, bu etkinliğin yalnızca bir iftar programı olmanın ötesinde, polis teşkilatının toplumla kurduğu bağları güçlendirmeye ve karşılıklı güven inşa etmeye yönelik bir adım olduğunu belirtti ve “Bu gece burada birbirimizi daha iyi tanıyoruz ve farklı geçmişlerimize rağmen birlikte nasıl daha iyi çalışabileceğimizi keşfediyoruz,” dedi.

Afbeelding met persoon, person, tafelgerei, tafel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Haarlem Belediye Başkanı Jos Wienen ve Velsen Belediye Başkanı Frank Dales ise, toplumda birlikte yaşamı ve karşılıklı anlayışı teşvik etmek için daha çok diyalog ve işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Gece boyunca yapılan konuşmalar, toplumun her kesimiyle daha güçlü bağlar kurmanın önemini vurgularken, Jürgen de gençlerin ve rol modellerin toplumdaki güçlü bir etki yaratma potansiyeline dikkat çekti.

İftar öncesi İmam Mehmet Reşit Uygun kısa bir dua ederek iftarın anlamını ve önemini katılımcılarla paylaştı ve ardından iftar ezanı okundu. Katılımcılar, zengin bir sofra eşliğinde bir araya gelerek, hem lezzetli yemeklerin tadını çıkardılar hem de birbirleriyle sohbet etme fırsatı buldular.

Bu özel akşamın sonunda, katılımcılar birlik ve beraberlik duygusuyla etkinliği sonlandırdı. İlk defa düzenlenen bu iftarın, gelecekte bir gelenek haline getirilmesi temennisiyle etkinlik sona erdi.

Etkinliğe katılan herkese teşekkür eden Ümit Aygün, “Birlikte daha güçlü bir toplum inşa edebiliriz,” diyerek geceyi anlamlı bir şekilde sonlandırdı. (Kaynak: Ömer Atıf)

SCHİEDAMIN KURULUŞ ETKİNLİĞİ KAPSAMINDAKİ İFTAR

Afbeelding met panorama, person, persoon, tafel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Schiedam Belediyesi, 750’nci Kuruluş etkinlikleri çerçevesinde, bir de iftar programı düzenledi.
‘Schiedam Şehri Birlik ve Beraberlik İftarı’ çerçevesinde düzenlenen iftar yemeğine 600 kişi katıldı. Farklı din ve kültürlere mensup kişilerin katıldığı iftar yemeğinde konuşan, Belediye Meclis Üyesi Cemil Kahramanoğlu, böylesi özel bir günde, farklı geçmişlere sahip insanların bir araya gelmesinin önemine vurgu yaptı.
Yıldız İslam Merkezi, HDV Muradiye Camisi, Essalm Camisi, Çınar İslam Merkezi ve Meredia Vakfı gibi önemli kuruluşların katılımıyla gerçekleien iftar sofrası, Hollanda medyasında geniş yer aldı.

EERBEEK PROTESTAN KİLİSESİ’NDE İFTAR BULUŞMASI Afbeelding met panorama, tafel, restaurant, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’nın Overijssel eyaletine bağlı Eerbeek’teki Kruiskerk Protestan Kilisesi’nde özel bir iftar yemeği düzenlendi. Stichting Gouden Generatie ve Acacia iş birliğiyle gerçekleşen etkinlik, farklı kültürleri bir araya getirerek birlikte yaşama sanatını vurguladı.

Programda, toplumlararası bağları güçlendirmeye yönelik konuşmalar yapıldı. Katılımcılar, iftar yemeği eşliğinde birbirleriyle tanışma ve kültürel deneyimlerini paylaşma fırsatı buldu.

Organizatörler, bu etkinliğin farklı inanç ve kültürlerden insanların birbirini daha iyi anlamasına katkı sunduğunu belirterek, benzer buluşmaların devam edeceğini ifade etti. Kruiskerk Eerbeek ve ortak kuruluşlar, hoşgörü ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan etkinliklerle bölge halkını biraraya getirmeye devam edecek.

MÜSİAD’DAN DEVLET YÖNETİCİLERİNİ, SİYASETÇİLERİ, FARKLI DİNLERİ, KÜLTÜRLERİ VE İŞ DÜNYASINI BULUŞTURAN ANLAMLI İFTAR PROGRAMI

Afbeelding met kleding, panorama, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’daki iftar sofralarının en anlamlılarından biri de, MKB Metropool Amsterdam (Küçük ve orta ölçekli işletmeler) kuruluşu ile MÜSİAD Hollanda işbirliği ile kurulan sofra oldu.
Corendon Hotel’de düzenlenen iftar sofrasına katılan, devlet yöneticileri, siyasetçiler, iş dünyası ve farklı inançlardan temsilciler, kültürel çeşitliliği, dini hoşgörüyü ve iş dünyasında çok sesliliği vurgulayan konuşmalar yaptılar.

“Kültürlerin, Dinlerin, Ülkelerin ve Sektörlerin Birleşimi ve Çeşitliliği” temasıyla organize edilen programa, Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy, Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık, Fas Krallığı Amsterdam Başkonsolosu Salim Si, Rabobank Direktörü Erik Versnel, HVA Profesörü Kim Poldner, Fem-Start Kurucusu Marian Spier, Met Hotel Amsterdam Direktörü ve Sahibi Zaklina Keser, ‘Etnik İş Kadını Ödülü’ Sahibi Souad el Markhoud ve Müsiad Hollanda üyeleri ve yönetim kurulu olmak üzere 300 davetli katıldı.

MÜSİAD Hollanda Başkanı Ali Köklü, yapmış olduğu konuşmada, “MKB Metropool Amsterdam olarak, bu anlamlı iftar programının gelecekte de devam etmesini ve daha fazla girişimciyi bir araya getirmesini temenni ediyoruz. Birlikte büyümek, çeşitliliği zenginlik olarak görmek ve farklı sektörleri ortak bir vizyonla buluşturmak adına bu gecenin önemli bir adım olduğuna inanıyoruz.” derken, Amsterdam Başkonsolosumuz M.Burak Ersoy ise şunları söyledi:

Afbeelding met person, kleding, pak, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

“Bu anlamlı iftar programına katkılarından ötürü Müsiad Hollanda, Rabobank, Corendon ve MKB Metropool’a teşekkür etmek istiyorum. İftar sofraları sadece açlığı gidermek için değil, aynı zamanda gönüllerimizi birleştirmek, birbirimizi anlamak ve aramızdaki birlik ve beraberliği güçlendirmek için de bir fırsattır. Esasen ülkelerimiz arasındaki 5 asırlık tarihi ilişki ve güçlü dostluk bağları sayesinde ilişkilerimizi ilerletmek için sağlam bir zemine de sahibiz. Bunu Türkiye’nin dış ticareti ve yatırımları bağlamındaki olumlu gelişmeler ve ikili ticaretimizin büyüklüğü temelinden güç alarak ifade ediyorum.”

Mübarek ramazan ayının hepimiz için ve toplumlarımız için sağlık, huzur ve mutluluk dolu günlere vesile olmasını diliyorum.”

HOLLANDA DİYANET VAKFI’NIN BU YILKİ İFTAR SOFRASI ALMELO YUNUS EMRE CAMİİ’NDE KURULDU

Afbeelding met person, kleding, persoon, Organisatie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’daki en güzide ve kutsal kuruluşlarından biri olan Hollanda Diyanet Vakfı, her yıl düzenlenmekte olan iftar sofralarının sonuncusunu Almelo Yunus Emre Camii’nde gerçekleştirdi.

Afbeelding met gebouw, hemel, buitenshuis, moskee Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’daki ‘ilk minareli cami’ olarak bilinen ve onarılarak büyütüldükten sonra geçenlerde açılışı yapılan Yunus Emre’deki iftar sofrasına, Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Amsterdam Başkonsolosumuz Mahmut Burak Ersoy, Lahey Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirimiz Ömer Özgül, HDV Yönetim Kurulu Başkanı Servet Tiryaki, Rotterdam Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Muhammed Emin Altın ve Deventer Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Hüsnü Özmen, MUSİAD Hollanda Yönetim Kurulu Başkanı Ali Köklü, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, yerel siyasetçiler ve çok sayıda vatandaş da katıldı.

Afbeelding met persoon, kleding, person, Officieel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

İftar programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Duaların ardından okunan ezanla birlikte oruçlar açıldı. Program boyunca, HDV’nin gerçekleştirdiği hizmetlerin anlatıldığı slayt gösterisi ile çalışmalar hakkında bilgi verildi.

Afbeelding met Menselijk gezicht, pak, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
T.C Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Ömer Özgül ise, konuşmasında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak şu sözleri söyledi: “Değerli hanımefendiler, Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Hayırlı Ramazanlar dilerim ve Ramazan’ın feyzinden hepimizin yararlanmasını Cenâb-ı Hak nasip eylesin. Kadınlarımız, sadece evlerimizin neşesi ve düzeni değil, toplumumuzun her alanında önemli roller üstleniyor. Onların yeri, bizim kültürümüzde her zaman özel olmuştur. Kadınlarımıza olan saygımızı, her fırsatta dile getirmeliyiz,” dedi.

Afbeelding met Menselijk gezicht, pak, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal yaptığı konuşmada, öncelikle ve özellikle Almelo Yunus Emre Camii Yönetim Kurulu Başkanı Şengün Türkeri ve Mimar Sedat Yılbırt’ı böylesine güzel eserlere ve hizmetlere attıkları imzalardan dolayı kutladı.
Büyükelçi Ünal şöyle devam etti: “Burası, sadece bir cami değil, aynı zamanda her zaman toplumun bir araya geldiği, kaynaştığı, paylaşımda bulunduğu bir mekândır. Almelo Yunus Emre Camii’nin yönetim kurulu başkanını ve mimarını, bu güzel yapıyı ortaya koydukları için kutluyorum. Kadınlarımıza olan değerimizi her zaman dile getirmeliyiz. 8 Mart, bir hatırlatıcıdır, fakat bizler kadınlarımıza olan değerimizi her an göstermeliyiz. Bu camide gerçekleşen etkinlik, toplumumuza büyük katkı sağlıyor. Burada bulunan her birey, Ramazan’ın manevi havasını hep birlikte yaşıyor, paylaşmanın değerini bir kez daha görüyor.”

HOLLANDA TÜRK FEDERASYON’UN İFTARINA 700 KİŞİLİK KATILIM

Afbeelding met panorama, schermopname, groep, mensen Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda Türk Federasyon’nun Rhonezaal’da düzenlenen iftar sofrasına, Lahey Büyükelçisimiz Selçuk Ünal, Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy, Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık, DENK Partisi Siyasi Lideri Stephan van Baarle, MÜSİAD Hollanda Başkanı Ali Köklü, HOTİAD Başkan Yardımcısı Faruk Halıcı, İOT Başkanı Zeki Baran, HTİKDF Başkanı Ömer Altay, İGMG Kuzey Hollanda Başkanı Mustafa Hamurcu, İGMG Güney Hollanda Başkanı Mustafa Aktalan, iş insanları, politikacılar, STK temsilcileri, siyasiler, teşkilat başkanları ile birlikte 700’ü aşan bir davetli topluluğu katıldı.

Şehitlerimizin anısına yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasından sonra kürsüye ilk çıkan, DENK Partisi’nin siyasi lideri Stefan Van Baarle oldu.
Bir Tük babadan olma Van Baarle, konuşmasını Türkçe yaptı:

Afbeelding met microfoon, person, kleding, Speech Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
“Bu mübarek Ramazan ayında sizlerle aynı sofrada olmak benim için büyük bir mutluluk. Ramazan sadece oruç tutmak değildir. Ramazan birliktir, kardeşliktir, dayanışmadır. Bugün sadece yemek yemiyoruz. Bugün ortak bir değeri paylaşıyoruz: Çünkü nereden geldiğini ve atalarını bilmek önemlidir. Hollanda Türk Federasyon, tarih ve kültür bilincini yaşatmak için çalışıyor. Bunu gençlere aktarıyor, böylece kim olduklarını unutmuyorlar. Bu da DENK’in misyonudur: Kendin olmak, kökeninle gurur duymak ve kendini inkâr etmemek. Bu değerli çalışmaları için Türk Federasyon’a teşekkür ederim. Rahmetli dedem Kocaeli’de fasulye satardı. Her gün eşeğine yükleyip pazara götürürdü. Ailesi için çok çalışırdı. Zaman değişti, ama bir şey aynı kaldı: Azmimiz! Çalışkanlığımız! Mücadele ruhumuz! Atalarımızdan öğrendik: Zorluklar bizi yıkmaz, daha güçlü yapar! İşte bu yüzden: haklarımızı, değerlerimizi ve kimliğimizi korumalıyız! Bu mücadele her yerde, siyasette de devam ediyor!
DENK, on yıldır ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı duruyor! Wilders, Yeşilgöz ve onlar gibiler toplumu bölmek istiyor!
Peki biz ne yapıyoruz?
Güçlü duruyoruz!
Sesimizi yükseltiyoruz!
Haklarımızı savunuyoruz!
Bugün birlikte iftar yapıyoruz, ama soframız sadece burada değil!
Biz, Doğu Türkistan’daki Uygurların sesiyiz!
Filistin’de mazlumların yanındayız!
Bosna ve Karabağ’da adalet için mücadele ediyoruz!
Çünkü biliyoruz ki: Nerede zulüm varsa, orada hakkı savunmak gerekir! Ramazan bize, büyük bir amaç için fedakârlık yapmayı da öğretir. Bizim davamız, var olmak, haklarımızı korumak ve çocuklarımızın geleceği için mücadele etmektir! Eğer birlik olursak, eğer birbirimize destek olursak, hiçbir şey bizi durduramaz!
Biz biriz. Biz beraberiz. Biz güçlüyüz!” dedi.

Afbeelding met tekst, teken, kleding, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Daha sonra kürsüye çıkan Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy’un konuşmasından bazı pasajlar şöyle:
“Bilindiğiniz üzere bu Ramazan ayı, aynı zamanda Türk tarihi açısından önemli bir haftaya tesadüf ediyor. Geçtiğimiz günlerde, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşı’nın 104. yıl dönümünü anlattık. Ve daha önümüzdeki hafta 18 Mart’ta Çanakkale Deniz Zaferi’nin 110. yıl dönümünü anacağız. Çanakkale Deniz Zaferi, Türk tarihinde çok önemli bir dönüm noktası, Türk milletinin milli kurtuluş yolundaki yürüyüşünün başlangıç noktası ve mihenk taşıdır. Burada başta Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere, onların yaptığı fedakarlıklar sayesinde Türk milleti büyük bir mücadeleye başlamış ve kendilerine karşı çıkan unsurları yok ederek Cumhuriyeti kurmuştur. Buralarda varsak, buralarda bulunuyorsak bunların o zaman atalarımızın bu fedakâr ve tarihi mücadelesine borçluyuz. Onları, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi bu vesileyle rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Bu vesileyle değerli şairimiz, İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’u da rahmetle anıyoruz.
Sizlerin Ramazanınız’ın mübarek olmasını diliyorum.”

Afbeelding met microfoon, tekst, Speech, Woordvoerder Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Ev sahibi olarak kürsüye çıkan Hollanda Türk Federasyon Başkanı Murat Gedik’in konuşmasından bazı pasajlar şöyle:
“Hak Teala’dan tutmuş olduğumuz oruçları, yapmış olduğumuz duaları, ibadetlerimizi kabul etmesini niyaz ediyorum. Mart ayı girmesi vesilesiyle başta İstiklal şairimiz olan Mehmet Akif Ersoy’u, rahmet, minnet ve şükranla anmak istiyorum. Sevgili gönüldaşlarımdan istiyorum ki, o merhumun Kur’an’a Hitabe adlı şiirini mutlaka okumalısınız.Yüce Yaradan bizleri, Hak Kitabın yolunda gidenlerden eylesin. Gazi Mustafa Kemal’in buyurmuş olduğu gibi, kitabın içinde neler yazdığını bilmiyoruz ama peşinden gidiyoruz.
Mustafa Kemalleri olmadığı için bugün Doğu Türkistan, Gazze, Türkmeneli gibi nice mazlumlar zor şartlarda hayat sürmekteler.
Yaşamış olduğumuz ülkenin neferleri olarak, bu toprakların vatandaşı olarak hizmetimizi sonsuza dek yürüteceğiz. Fakat bunu yaparken de büyük Türk dünyasının büyük Turan elinin de birer neferleri olduğumuzu asla unutmayacağız.
Vefa, önce Allah’a sonra aziz Türk milletinedir. Bu vesileyle hepinizin Ramazan-ı şerifinizi kutlamak istiyorum. Bizler Türk milleti olarak omuzumuzdaki yükün farkındayız. Hak Teala bizi onun altında ezdirmesin. Ve biliyoruz ki Yüce Allah kulunun taşıyamayacağı yükü omuzuna yüklemezmiş.Amenna deyip, bu yolda her daim devam edeceğiz. Her daim olduğu gibi son sözümü de söylemek istiyorum: Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.”

Afbeelding met tekst, microfoon, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Hollanda Türk Federasyon’un iftarına sonradan katılan Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, geç gelişinin nedenini şöyle açıkladı:
“Hollanda Türk Federasyon yönetimi, diğer STK temsilcileri, Türk dünyasından bugün aramızda olan değerli kardeşlerimiz, basınımızın güzide temsilcileri, hepinizin Ramazanını tebrik ediyorum. Biz de, daha önce verilmiş bir söz sebebiyle iftarımızı başka bir yerde açtık ama, işin güzel kısmına (tatlı ve çaya) buraya geldik, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ramazanınızı tebrik ediyorum. Bu Ramazan’da birliğimizin, beraberliğimizin, dirliğimizin her zaman olduğu gibi daim olmasını diliyorum.”

Programın devamında, Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından ezanın okunması ile oruçlar açıldı.

UTRECHT’TE 1600 KİŞİYE SOKAKTA İFTAR YEMEĞİ

Afbeelding met hemel, buitenshuis, panorama, Stedelijk gebied Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda Diyanet Vakfı’na bağılı olan Utrecht Ulu Camii Vakfı tarafından düzenlenen ‘Sokakta iftar’ yemeğine 1600 kişi katıldı.
Cami Meydanı’nda düzenlenen programda bir onuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Yücel Aydemir, “Farklı ülkelerden katılım ile geleneksel hale getirdiğimiz açık hava iftarı, Ramazan’ın birlik, beraberlik ve paylaşma iklimni anlatır bir durum aldı.
Bu anlamlı etkinliğe, Belediye mensupları ile çeşitli kuruluşların temsilcileri katılıyorlar.
Bizleri gururlandıran bu girişimi destekleyenlere teşkkürlerimi sunuyorum” dedi.

VERSAAR TEŞKİLATI’NDAN ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ İFTARI

Afbeelding met kleding, persoon, pak, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’nın Rotterdam kentinde, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü kapsamında anlamlı bir program düzenlendi. Hollanda Türk Federasyonuna bağlı Rotterdam Versaar Teşkilatı tarafından organize edilen etkinlikte, şehitler için dualar edildi ve ardından iftar programı gerçekleştirildi.

Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık ve Hollanda Türk Federasyon Genel Başkanı Murat Gedik ile STK temsilcilerinin katıldığı iftarda, Rotterdam Versaar Teşkilat Başkanı Muammer Bilgişli açılış konuşmasını yaptı.
Etkinliğin sunumunu üstlenen Hollanda Türk Federasyon Din Görevlisi Mustafa Aydın, program boyunca günün anlam ve önemine dair açıklamalarda bulundu. Rotterdam Versaar Din Görevlisi Selvet Turhan ise Çanakkale’de verilen mücadeleyi ve bu zaferin Türk milleti için taşıdığı önemi anlattı.

Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık, Çanakkale ruhunun birlik ve beraberlik mesajını vurgularken, Hollanda Türk Federasyon Genel Başkanı Murat Gedik de Çanakkale Zaferi’nde Türk dünyasından gelen desteklere, Türk kadınının fedakarlıklarına ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine dikkat çekti.

Çanakkale Şehitlerini Anma Programı iftar vakti ile son buldu ve katılımcılara iftar ikramında bulunuldu.

ULUSLARARASI DEMOKRATLAR BİRLİĞİ (UİD)’NİN AMSTERDAM İFTARI

Afbeelding met person, kleding, pak, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Uluslararası Demokratlar Birliği (UİD) nin Sky Palace gerçekleştirdiği iftar sofrasına, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Lahey Büyükelçisimiz Selçuk Ünal, Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık, Amsterdam Başkonsolos Yardımcısı Aslı Koç Kaya, Denk Partisi Milletvekili Doğukan Ergin, UID Genel Başkan Yardımcısı Ali Kılınç, UID Hollanda Bölge Başkanı Ertuğrul Kurt, Kazakistan Hollanda Başkonsolosu Kairat Abdrakhmanov, Lahey Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirimiz Ömer Özgül, MÜSİAD Hollanda Başkanı Ali Köklü ve çok sayıda sivil toplum temsilcisi, iş insanı ve UID üyesi katıldı.

Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Türkiye ile Hollanda arasındaki tarihi ve kültürel bağlara vurgu yaparak, “Ramazan, birlik ve beraberliğin en güzel şekilde yaşandığı bir aydır. Bu tür etkinlikler, iki ülke arasındaki dostluğu daha da güçlendiriyor” ifadelerini kullandı.

Afbeelding met tekst, person, kleding, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Hollanda’daki Türk toplumunun ülkenin sosyal ve ekonomik hayatına yaptığı katkılara değinerek, “Burada bir araya gelmemiz, sadece Türk toplumu için değil, tüm Hollanda için bir zenginliktir” şeklinde konuştu.

Ünal şöyle devam etti: “Hollanda’daki Türk toplumu, insani değerleri en güzel şekilde temsil eden, yaşadığı topluma 60 yıldır katkıda bulunan ve iki ülke arasındaki dostane ilişkileri güçlendiren bir köprü görevi üstlenmektedir. UID’nin bu çerçevedeki başarılı çalışmalarını tebrik ediyoruz. Bu çalışmalar arasında depremler vesilesiyle ülkemize yapılan yardımları, Türkiye-Hollanda İşgücü Anlaşması’nın imzalanmasının 60. Yıldönümü vesilesiyle düzenlenen etkinlikleri ve koruyucu ailelere ilişkin olanlara özellikle teşekkür ediyoruz. Başka bazı STK’larımızca da yapıldığını gördüğümüz bu çalışmaların tüm STK’larımızca sürdürülmesini arzu ediyoruz.”

Afbeelding met panorama, persoon, mensen, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Programda, Hollanda Temsilciler Meclisi Denk Partisi Milletvekili Doğukan Ergin ve UID Genel Başkan Yardımcısı Ali Kılınç da kısa konuşmalar yaparak, toplumsal birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çektiler.
Konuşmaların ardından, UID Hollanda Sosyal Medya Birim Başkanı Abdurrahim Alıcı’nın okuduğu ezan eşliğinde oruçlar açıldı ve dualar edildi.

MİLLİ GÖRÜŞ KUZEY HOLANDA’NIN, ‘YOKSULLUK’ TEMALI İFTARI

 

Afbeelding met person, kleding, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Milli Görüş Kuzey Hollanda teşkilatının Amsterdam’daki Rhone Events & Salonu’nda yapılan, ‘Hollanda’da Yoksulluk’ temalı iftar programına, Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy, IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, Zaandam Belediye Başkanı Jan Hamming, Millî Görüş Kuzey Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu, Millî Görüş Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan, Hollanda Türk Federasyon Başkanı Murat Gedik, Hasene Hollanda Başkanı Hüseyin Karataş, CMO Başkanı Muhsin Köktaş, İslam Deneyim Merkezi Müdürü Joram van Klaveren, UID Hollanda Başkanı Ertuğrul Kurt, DENK Partisi Milletvekili Doğukan Ergin, MUSİAD Hollanda Başkanı Ali Köklü, önceki bölge başkanlarından Öner Hamurcu,  TİKDF, Doğu Türkistan Vakfı temsilcileri, bölge ve cami yöneticileri ve yurttaşlar katıldı.

Afbeelding met person, microfoon, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Zaandam Belediye Başkanı Jan Hamming, birleştiticiliği kamçılayan iftar yemeği nedeniyle çok mutlu olduğunu belirttikten sonra, İnsani Yardım Kuruluşu Hasene Hollanda Başkanı Hüseyin Karataş ‘Hollanda’da yoksulluk’ temalı bir konuşma yaptı.
Daha sonra kürsüye gelen IGMG Kuzey Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Hamurcu, Gazze ağılıklı bir konuşma yaptı.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, microfoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Daha sonra kürsüye çıkan Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal bir konuşma yaptı.
Selçuk Ünal’ın konuşmasından bazı pasajlar şöyleydi:
“Millî Görüş Kuzey Hollanda Bölgesi iftar davetinde sizlerle olmaktan mutluluk duyuyorum. Mübarek Ramazan ayının İslam âlemi, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını, hepinize barış, bereket ve huzur getirmesini Cenap-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
İbadet, merhamet ve dayanışma ayı olan Ramazan, gönülleri arındırmak, paylaşmayı artırmak ve dayanışmayı pekiştirmek için bizlere sunulmuş büyük bir fırsattır. Bu müstesna günler, yardımlaşmanın, merhametin ve kardeşliğin en yüksek seviyeye ulaştığı, mazlumların, zorda kalanların ve ihtiyaç sahiplerinin unutulmadığı bir rahmet ayıdır.
Bundan 60 yıldan fazla bir süre önce, 1964 yılında ülkemiz ile Hollanda arasında imzalanan İşgücü Anlaşması’yla Hollanda’ya gelmeye başlayan göçmen işçileriniz ve onların çocukları ve torunlarının son 60 yılda eriştikleri düzeyin ve başardıklarının ardındaki itici güçtür. Keza bu güç sayesinde geçtiğimiz sene 100. yıldönümünü idrak ettiğimiz Türkiye-Hollanda Dostluk Antlaşması’nın yön verdiği ikili ilişkilerimizin önümüzdeki on yıllarda daha da gelişmesinde, işbirliği ve dostluk köprülerinin tahkim edilmesinde rol oynamaya devam edecektir.
Bu güzel daveti düzenleyen IGMG Millî Görüş Kuzey Hollanda Bölgesi’ne ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Dualarınızın kabul olmasını, Ramazan’ın bereketinin tüm insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini can-ı gönülden diliyorum. Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.”

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, pak, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Büyükelçi Ünal’dan sonra, IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün yaptığı konuşmada ramazan ayının insanlar üzerindeki etkisine değindi.

Konuşmaların ardından Amersfoort İmam hatibi İhsan Ergül tarafından okunan ezan ile topluca iftar edildi. İftar sonrasında çay-kahve sohbetiyle gece değerlendirildi. (Kaynak: Zeynel Abidin Kılıç)

MİLLİ GÖRÜŞ GÜNEY HOLLANDA’DAN
“ADİL BİR DÜNYA VE BARIŞ” TEMALI İFTAR

Afbeelding met person, persoon, kleding, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık, Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Muhammed Emin Altın, Güney Hollanda Bölge Başkanı Mustafa Aktalan ve icrası, Millî Görüş Kuzey Hollanda Bölge Teşkilatlanma Başkanı Ahmet Duran,  Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı Servet Tiryaki, Hasene Başkanı Hüseyin Karataş, Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Ömer Özgül, Rotterdam Belediye Başkan Yardımcısı Faouzi Achbar, Saadet Partisi Rotterdam Bölge Başkanı Erkan Koç, HTİKDF Başkanı Ömer Altay, HTF Başkanı Murat Gedik, UID Hollanda adına Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Topal, Federasyon Onursal Başkanı Mehmet Erdoğan, Avrupa İslam Üniversitesi Rektörü Bahaeddin Budak, Rotterdam İslam Üniversitesi Yöneticisi Yasin Makineli, DENK Parti Milletvekili Doğukan Ergin, DENK Partisi Başkanı Ejder Köse, HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu, MÜSİAD Hollanda adına Emin İskender, Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Adil Akaltun, İslam Deneyim Merkezi Müdürü Joram van Klaveren,  Hollanda Beyazay Derneği Başkanı Fikret Gür, Türkistan Eğitim Vakfı Abulquasim Abdulaziz, TOVER Başkan Durmuş Doğan, SPIOR Müdür Yardımcısı Melek Erdoğan, SIPOR Müdürü Cihan Gerdan, BM Sigortam’dan Mehmet Keskin, Nafi Keleş, Randstad Letseladvies’ten Ethem Emre, iş dünyası, STK temsilcileri, cami yöneticileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı “Adil bir dünya ve barış” temalı iftar yemeği, Uğur Demirci’nin sunumu ve Tuncay ve Metin Kanun’un, ney ve kanun icrasıyla başladı.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Milli Görüş Güney Hollanda teşkilatının başkanı Mustafa Aktalan yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Ramazan-ı şerifin mübarek atmosferini sizlerle, tanıdık ve yeni yüzlerle yaşamak, ortak bir sofrayı paylaşmak bizim için çok büyük bir mutluluk. Oruç tutan insanların ramazan ayı, “yakınlaştıran bir muhasebe” ile geçer. Bu muhasebe, bizleri daha iyi birer kul olmak, daha iyi komşular olmak, niyetlerimizi tazelemek ve düzeltmek, hayır ve güzelliği yaymak için tazeler. Dünya üzerinde, eksikliği durumunda hayatımızı idame ettiremeyeceğimiz yiyecek ve içecek nimetinden mahrum çokça insan var.  Yoksulluk, zulüm ve sömürü karşısında insanlık ailemizin ortak imtihanı da sahip olduğumuz kaynakları, bunlara ihtiyaç duyanlarla paylaşmak olacaktır. Savaş bölgelerinde insanlar can ve mal güvenliklerinden endişe içerisinde yaşıyorlar. Dünyanın en büyük açlık krizinin yaşandığı Sudan’ı düşünelim… İnsani bir felaketin yaşandığı Gazze’yi düşünelim… Yıllardır savaşın devam ettiği Ukrayna’yı düşünelim. Bu vesileyle, konuşmamı Mevlana’nın şu sözleriyle bitirmek istiyorum: “Ümitsizlik diyarına gitme, ümitler var. Karanlığa varma, güneşler var…”

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, microfoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Daha sonra kürsüye çıkan Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal şunları söyledi:
Millî Görüş Güney Hollanda Bölgesi tarafından verilen 2025 yılı geleneksel iftar davetinde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Bu vesileyle, Mübarek Ramazan ayının İslam alemi, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını, hepinize barış, bereket ve huzur getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Bugün dünyamız, başta Filistin ve Gazze olmak üzere, birçok bölgede savaşın, zulmün, adaletsizliğin ve eşitsizliğin gölgesindedir. Dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan acılar karşısında, barış ve adalet yokluğunun nelere sebebiyet verdiğini görüyoruz. Ancak bizler biliyoruz ki adalet, huzurun ve kalıcı barışın en temel şartıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, bu anlayışla kendi yakın coğrafyasında ve ötesinde uluslararası barış, istikrar ve adalet için yoğun gayret sarf etmektedir. Adil bir düzen, hakça paylaşım, kapsayıcı bir barış için diplomasi masasında ve sahada aktif rol oynamaktadır.”

Afbeelding met kleding, person, persoon, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Sunucu Uğur Demirci, DENK Partisi milletvekili Doğukan Ergin, Belediye Meclis Azası Faouzi Achbar, Uluslararası İslam Üniversitesi Rekötürü Bahaeddin Budak ve SPIOR Müdür Yardımcısı Melek Erdoğan’a toplumda siyasetin, eğitim ve yönetimin işleyişi hakkında sorular sorarak görüşlerini aldı. Politikanın etkisi üzerinde duran konuşmacılar, Gazze konusunu gündeme taşıyarak oradaki zulmün kamuoyunda duyurulmasına vesile olduklarına dikkat çektiler.

Afbeelding met overdekt, persoon, person, muur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Konuşmaların ardından Gorinchem Eğitim Merkezi Başkanı Tuğrul Tekir’in  okuduğu ezanı ile, birlikte iftar edildi. Bölge vaizlerinden Zekeriya Budak’ın yaptığı duanın ardından topluca akşam, yatsı ve teravih namazları eda edildi. (Kaynak: Mehmet Ali TOPÇU)

ULUSLARARASI İNSANİ YARDIM TEŞKİLATI (İHHNL)’DEN 2000 KİŞİYE İFTAR

Afbeelding met scène, overdekt, plafond, panorama Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Uluslararası İnsani Yardım Teşkilatı (İHHNL)nin, düzenlediği iftar programına bu yıl 2000 misafir katıldı.
2000 kişiye hizmet veribilmesi için, Amsterdam ‘Kristal Party Event’in iki salonunda ve ‘SKY Palace’ salonunda eş zamanlı olarak düzenlenen programa, Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy, Lahey Din Hizmetleri Müşavirimiz Dr. Ömer Özgül, STK temsilcileri ve basın mensupları katıldı.

Afbeelding met schermopname, kunst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Program, IHHNL’nin dönem başkanı Yasin Küçük’ün açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında IHHNL’nin misyonu, vizyonu ve gerçekleştirdiği insani yardım projeleri hakkında detaylı bilgiler veren Küçük, bu tür etkinliklerin toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğine dikkat çekti.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Ömer Özgül, Ramazan ayının mahiyeti, bu ayda gerçekleştirilen ibadetlerin faziletleri ve birlik beraberlik ruhunun önemine dair etkileyici bir konuşma yaptı.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, microfoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Türkiye kökenli yardım kuruluşlarının yoksul ülkelerde gerçekleştirdiği projeler hakkında bilgi verdi. Türkiye’nin insani yardımlar konusundaki küresel rolüne değinen Ünal, Türkiye Devleti’nin misyonlarının yoksul bölgelerde yardım kuruluşlarına sağladığı destekleri anlattı. Selçuk Ünal, IHHNL’nin yürüttüğü yardım çalışmalarını takdirle takip ettiklerini ve özellikle yoksul insanlara yönelik çok önemli projeleri hayata geçirdiğini belirtti.

Amsterdam Başkonsolosumuz Mahmut Burak Ersoy, IHHNL’nin çok başarılı çalışmalar yaptıklarını ve çalışmalarını takip ettiklerini, özellikle geçen yıl Türkiye’de meydana gelen deprem sonrası mağdurlara yönelik yapılan çalışmalarda irtibat halinde olduklarını ifade etti.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
IHHNL Müdürü Hüseyin Gündüz ve Amsterdam Başkonsolosumuz Mahmut Burak Ersoy

İHHNL Yöneticisi Hüseyin Gündüz, iftar yemeği hakkında şunları söyledi: “IHHNL’nin düzenlediği 16. Geleneksel İftar Programı, hayırseverleri, gönüllüleri ve toplumun çeşitli kesimlerinden önemli isimleri bir araya getirerek, Ramazan ayının ruhuna uygun bir şekilde dayanışma ve paylaşım duygularını pekiştiren başarılı bir etkinlik olarak hafızalarda yer etti. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen bu buluşma, misafirlerimiz için hem birlik ve beraberlik duygularını pekiştiren hem de hayırseverlerin katkılarının önemini vurgulayan anlamlı bir etkinlik oldu.”

IJMUIDEN KUBA CAMİİ’NDE ‘PAYLAŞMANIN ANLAMI’, ‘BİRLİK VE DAYANIŞMA’ TEMALI İFTAR

Afbeelding met kleding, person, persoon, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Ramazan ayını, paylaşmanın, dayanışmanın ve birlikteliğin en anlamlı şekilde yaşandığı bir dönem olarak kabul eden İjmuiden Kuba Camii yöneticileri, aynı tema doğrultusunda bir iftar sofrası düzenledi.

Afbeelding met person, kleding, persoon, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda yurttaşımızın katıldığı iftar, Cami din görevlisi Murat Özdemir’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Afbeelding met tekst, person, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Murat Özdemir, Ramazan ayının en önemli değerlerinden biri olan paylaşmanın anlamına dair konuşma yaptı. Oruçlu kişilere ikramda bulunmanın İslam’daki yeri ve önemine değinen Özdemir, paylaşmanın sadece yemekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda sevgi, hoşgörü ve dayanışma ruhunu güçlendiren bir unsur olduğunu vurguladı.

Afbeelding met person, persoon, kleding, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. IJmuiden kentindeki itfaiyeciler, belediye memurları, Hollandalı iş insanları ve polis memurları gibi toplumun farklı kesimlerinden iftara katılanlara, Müslümanların Ramazan ayında paylaşım kültürüne verdiği önem anlatıldı.

Başkan’a ödül verilmişti

İjmuiden Kuba Camii Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bişgin, ilçedeki halkın tamamına, hayırlı işler nedeniyle ödüllendirilmişti. Bişgin, yönetimdeki kadrosuyla, özellikle ilçedeki 60 yaş üzeri insanların koranavirüs aşısını bir an önce alabilmeleri için, servis araçları ile imkânlar sağlamıştı.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, muur Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Başkan Mehmet Bişgin, bu tür etkinliklerin toplumlar arası diyaloğu güçlendirdiğini ve İslam’ın barışçıl, paylaşımcı ve dayanışmacı yönünü tanıtmak açısından önemli olduğunu belirtti. Camii cemaati, Ramazan ayının bereketini sadece kendi aralarında değil, farklı kültürlerden insanlarla da paylaşmanın mutluluğunu yaşarken, bu tür etkinliklerin ilerleyen yıllarda da devam ettirilmesi
tem ennisinde bulundu. (Kaynak: Sedat TAPAN)

BREDA’DA TÜRK KADINLARI’NIN İFTARI

Afbeelding met kleding, persoon, glimlach, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’nın Breda kentinde Ramazan ayı, sadece iftar sofralarında değil; kalpten kalbe kurulan köprülerde, paylaşılan hikâyelerde ve birlikte düşünme çabasında da hissedildi. Aynı şehirde, arka arkaya düzenlenen iki özel iftar programı, farklı kesimleri bir araya getirerek dayanışma, ilham ve kültürel farkındalıkla örülü bir atmosfer yarattı.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, 8 Mart 2025 Cumartesi akşamı, Egala Zorg’un öncülüğünde ve T.C. Rotterdam Başkonsolosluğu’nun katkılarıyla düzenlenen iftar programı, farklı kuşaklardan kadınları bir araya getirdi.

Kadınların yaşam tecrübeleriyle gençlerin hayalleri, iki basit ama güçlü soruyla buluştu:
“25 yaşında olsaydınız ne yapardınız?”
“60 yaşına geldiğinizde neleri başarmış olmak isterdiniz?”

Afbeelding met kleding, person, persoon, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bu sorular etrafında gelişen diyaloglar, sadece bireysel paylaşımları değil; aynı zamanda kültürel ve kuşaklar arası etkileşimi de besledi. Ramazan’ın manevi atmosferinde, kadınların emeği, hayalleri ve direnci birlikte kutlandı. Katılımcılar bu buluşmadan güçlenmiş, ilham almış ve birbirine daha da yakınlaşmış olarak ayrıldı.

BASINA DA YANSIDI

Afbeelding met tekst, kleding, vrouw, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bu anlamlı etkinlik, Hollanda basınında da dikkat çekti.
Ülkenin ikinci büyük gazetesi Algemeen Dagblad, programa geniş yer verdi ve Rotterdam Başkonsolosumuzun fotoğrafı eşliğinde haberi okuyucularıyla paylaştı. Bu yayın, etkinliğin toplumsal etkisine bir kez daha ışık tuttu. (Kaynak: Deniz ERKOÇU)

Kadınların Ardından Sağlık Emekçileri: Kültüre Duyarlı Bakım Masada Konuşuldu

Afbeelding met scène, kleding, vrouw, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Bu anlamlı buluşmanın hemen ardından, 12 Mart Salı akşamı ise yine Egala Zorg’un ev sahipliğinde; Avans Hogeschool, Alzheimer Nederland, BredaMantelzorg ve Dementienetwerk Breda iş birliğiyle sağlık alanında çalışan profesyoneller, öğrenciler ve gönüllüler için başka bir iftar programı düzenlendi.

Bu kez sofranın ana teması “kültüre duyarlı bakım”dı.
Katılımcılar, göçmen topluluklardaki yaşlı bireylerin bakım süreçlerinde yaşanan zorlukları, dil ve kültür farklılıklarının nasıl aşılabileceğini ve bakım hizmetlerinde empati ve anlayışın nasıl temel ilke haline gelebileceğini birlikte tartıştı.

Nadia El Idrissi ve Mustafa Bulut’un kendi deneyimlerinden yola çıkarak paylaştıkları örnekler, katılımcılarda derin izler bıraktı. İftar sofrası, bu defa bilgi ve tecrübenin paylaşıldığı, mesleki dayanışmanın güçlendiği bir buluşmaya dönüştü.

İki Farklı İftar, Ortak Bir Mesaj: Birlikte Daha Güçlüyüz

Kadın dayanışmasından kültüre duyarlı bakıma uzanan bu iki anlamlı buluşma, Ramazan’ın sadece dini bir ritüel değil, aynı zamanda toplumsal bağları güçlendiren bir zaman olduğunu bir kez daha gösterdi.

Her iki gecede de sofralar sadece yemek değil; hikâyeler, sorular, farkındalıklar ve umutlar paylaşıldı. Ve sonunda herkesin aklında aynı dilek vardı:
“Bu tür buluşmalar çoğalsın. Birbirimizi anlamaya daha çok zaman ayıralım.”

KONYA KÜLTÜR VE DAYANIŞMA VAKFI’NIN ‘DOĞU TÜRKİSTAN’ TEMALI İFTARI

Afbeelding met person, kleding, Menselijk gezicht, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda Konya Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın, Konya Kültür Evi’de düzenlediği iftar sofrasında, Doğu Türkistan’ın feryadı duyuruldu.

Açılış konuşmasını yapan Konya Kültür ve Dayanışma Vakfı Başkanı Hidayet Esenkaya, katılımcılara seslenerek, Doğu Türkistan’ın sadece bir coğrafya olmadığını, insanlığın kanayan yarası olduğunu vurguladı. Esenkaya konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu mübarek Ramazan akşamında gönüllerimiz Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizle birlikte atıyor. Onların acılarını yüreğimizde hissediyor, dualarımızla yanlarında olduğumuzu belirtmek isterim.

Afbeelding met person, kleding, Menselijk gezicht, tekst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hidayet Esenkaya’nın ardından kürsüye davet edilen, hayatını Doğu Türkistan davasına adamiş olan, Dr. Abdulkerim Hoşur şunları söyledi: “Değerli dostlar, bugün burada sizinle birlikte olmak benim için büyük bir onur. Ancak bu onurun yanında, Doğu Türkistan’da yaşanan zulmün ağırlığı yüreğimi yakıyor. Uygur Türkleri, vatanlarında yok sayılıyor, kimlikleri silinmeye çalışılıyor. Ancak biz asla vazgeçmeyeceğiz. Mücadelemiz sürecek.”

KUMBET VAKFI’NDAN ‘GENÇLİĞE SAHİP ÇIKALIM’ TEMALI İFTAR

Afbeelding met person, persoon, overdekt, panorama Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Kumbet Vakfı’nın geleneksel iftar programı, Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy’un yanı sıra, yerel yönetim, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.

Sunuculuğunu Selahattin Köse’nin üstlendiği programda açış konuşmasını yapan Kumbet Vakfı Başkanı Bekir Baş, “Toplumumuzun temel meselelerini ele almak için bir aradayız.
Özellikle gençlerimizin kötü alışkanlıklardan korunması ve kadınlarımızın sorunlarına çözüm üretilmesi konusunda hepimize görev düşüyor”
dedi.

Afbeelding met pak, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy yaptığı konuşmada, “Kumbet Vakfı’nın toplumsal sorumluluk projeleri ve gençlere yönelik çalışmaları takdire şayan. Burada gördüğüm dayanışma, diasporamızın gücünü bir kez daha gösteriyor” şeklinde konuştu.

MASHA RESTORAN’DAN FAKİR HALKA İFTAR YEMEĞİ BELEDİYE BAŞKANINI DUYGULANDIRDI

Afbeelding met persoon, person, kleding, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Rotterdam’ın banliyösü olan Capalle aan den İjssel ilçesinde Masha Restoran’ı işleten Ahmet, Mustafa ve Hasan Bilgi kardeşler, bir alışılmışın aksine, eşe dosta değil, semtin fakir halkına bir iftar yemeği sundular.

İftar yemeğine, geçim sıkıntısı çeken halkı ağırlamak için, Belediye Başkanı Joost Manusama, Refah İşleri Sorumlusu K.Taha ve Gıda Yardım Bankası yetkilileri de katıldılar.

Afbeelding met kleding, person, persoon, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Geçen yıl da, Ukrayna’dan göç edenler için bir iftar yemeği sunan Bilgi kardeşler, “Geçen yıl Ukraynalı mülteciler için yaptığımız ikramı, bu yıl, restoranımıza uğrayamayan yerli halka açtık.
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisinden ilham alarak verdiğimiz bu iftar yemeğini geleneksel hale getireceğiz” mesajı verdiler.

Belediye Başkanı Joost Manusama, bu tür sosyal sorumluluk projelerinin toplumdaki dayanışma açısından önemine değinerek şunları söyledi:
“Bu davet, sadece bir iftar yemeği değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı pekiştiren anlamlı bir etkinliktir. Belediye olarak, sosyal sorumluluk projelerine her zaman destek vermeye hazırız. Bu tür etkinlikler, toplum içindeki farklı kesimlerin bir araya gelmesini ve birbirini daha iyi anlamasını sağlıyor.”
Afbeelding met kleding, persoon, pak, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Belediye Başkanı Manusama, Bilgi kardeşlere teşekkür etmek amacıyla bir buket takdim etti ve kendilerinden Ramazan hakkında bilgi aldı. (Kaynak: Özcan Özbey)

HOLLANDA’DA ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER MANEVİ ATMOSFERI PAYLAŞIYOR

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Ramazan ayı, sadece oruç tutulan bir dönem değil; aynı zamanda paylaşmanın, bir araya gelmenin ve kültürel değerlerin yaşatıldığı özel bir zaman dilimidir. Ailesinden uzakta yaşayan uluslararası öğrenciler içinse bu ay, özlemle birlikte dayanışmayı da beraberinde getiriyor. Hollanda’da eğitim gören öğrenciler, farklı ülkelerden gelen arkadaşlarıyla oluşturdukları sofralarda, kendi kültürlerini paylaşarak ramazanın maneviyatını yaşıyor.

Amsterdam’daki Özgür Üniversite’de düzenlenen iftar programında farklı ülkelerden Müslüman ve Hristiyan öğrenciler aynı sofrada buluştu. Ramazan geleneklerini paylaşan öğrenciler, Hollanda’daki deneyimlerini de konuşarak kültürel bir dayanışma ortamı yarattı.

“Takjil Avı”ndan “Samosa”ya: Sofralarda Kültür Buluşması

Endonezyalı yüksek lisans öğrencisi Muhammed Rafly Try Ramadhani, ülkesindeki en önemli ramazan geleneğinin “takjil avlama” olduğunu anlattı. Takjil, iftar öncesi tüketilen atıştırmalıkları ifade ediyor. Endonezya’da insanlar iftara yarım saat kala bu yiyecekleri almak için adeta yarışıyor. Ramadhani, bu geleneğin sadece Müslümanlar tarafından değil, son zamanlarda sosyal medya sayesinde Müslüman olmayanlar tarafından da ilgiyle takip edildiğini belirtti. Hollanda’da da özellikle Amsterdam ve Lahey’deki Endonezya toplulukları bu geleneği yaşatmaya çalışıyor.

Afbeelding met kleding, persoon, person, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist. Sudanlı Mohamed Abdelgabar ise ülkesindeki ramazan ruhunun toplumsal paylaşım üzerine kurulu olduğunu söyledi. Sudan’da insanlar sokaktan geçen tanımadıkları kişileri bile iftara davet ediyor. İftar sofraları dışarıda kuruluyor ve bu sofralara bir yabancının aç geçmesine izin verilmiyor. Abdelgabar, Hollanda’da bu sıcaklığı birebir yaşatamasalar da, yardımlaşma duygusunu yaşatmaya çalıştıklarını ifade etti.

Yemenli Morwma Aljafri ise ramazanın vazgeçilmezi olan “samosa”dan bahsetti. Tavuk, peynir ya da ton balığıyla doldurulan bu geleneksel börek, iftar sofralarının yıldızı. Aljafri, Hollanda’da da kendi “seçilmiş ailesi” ile bu geleneği sürdürdüğünü ve birlikte yemek yiyip camilere gittiklerini söyledi.

Fas kökenli hukuk öğrencisi Assia Bakhouche ise Fas’ta ramazanın bol tatlılı geçtiğini belirtti. Briwat, msemen ekmeği ve geleneksel çaylar sofraların olmazsa olmazları. İsveç’te büyüyen Bakhouche, iftar sofralarına zaman zaman somon gibi İsveç’e özgü lezzetlerin de eklendiğini söyledi. Ramazanın aileyle birlikte yaşanmasının önemine dikkat çeken Bakhouche, Hollanda’daki arkadaşlarını da iftara davet ederek bu ruhu paylaşmaya çalıştığını belirtti.

UİD’NİN ZWOLLE’DE ŞUBESİNDEKİ İFTARDA BELEDİYE BAŞKANI DA VARDI

Afbeelding met person, kleding, persoon, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Uluslararası Demokratlar Birliği UİD’NİN Zwolle Şubesi’nde yapılan iftar programına, kentin Belediye Başkanı Peter Snijders, Deventer Başkonsolosumuz Mücahit Karagöz, Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ve yurttaşlarımız katıldı.

Afbeelding met kleding, person, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

UİD Bölge Başkanı Ertuğrul Kurt’un ev sahipliğinde verilen iftar yemeği, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı ve ezanın okunmasıyla birlikte oruç açıldı.

Ramazan’ın getirdiği huzur, birlik ve kardeşlik duygusunun daim olmasını dileyen konuşmacılar, daha sonra geç saatlere kadar dert dinlediler.

Haberini alamadığım şftar sofraları:
Amsterdam Osdorp Hacı Bayram
Amsterdam Emir Sultan
Amatsredam Eyüp Sultan Amsterdam Nşzamı Alem
Hollanda Doğu Türkistan Vakfı

************************************************************

Beste Nederlandse lezers,

Geloof me, ik heb tien dagen gewerkt om deze analyse te kunnen voltooien.
Het samenstellen, ordenen en het toevoegen van de foto’s was erg moeilijk en tijdrovend.
Sommige iftar-programma’s heb ik zelfs niet kunnen vinden…

Daarom kan ik slechts de inleiding van de analyse voor u vertalen.
Ik weet dat velen van u vertrouwd zijn met de Turkse taal. Daarom geloof ik dat u, mede aan de hand van de foto’s, de inhoud goed zult kunnen begrijpen.

Mijn excuses voor de onvolledige vertaling.

RAMADAN EN IFTAR-TAFELS DİE SYNONİEM ZİJN GEWORDEN MET EUROPA…

 

Ondanks anti-islamitische sentimenten zijn er ook Europeanen die respect tonen voor de islam en gezamenlijke iftar-maaltijden organiseren.

Sommige voorbeelden van Europeanen die iftar-maaltijden organiseren als teken van respect voor de islam, ondanks tegenstand van islamofoben…

De Nederlandse bevolking reageert sympathiek op de iftar-maaltijden georganiseerd door Turkse instellingen en NGO’s in Nederland.

Supermarktketens, verenigd rond het idee van “Solidariteit met Moslims”, hebben kortingen aangeboden op voedselproducten die essentieel zijn voor iftar-maaltijden.

Straten die versierd zijn met de slogan “Ramadan Mubarak” maken de steden nog mooier.
Hoewel veel moslims blij zijn met deze ontwikkelingen, zijn er ook stemmen die zeggen: “Zou het niet beter zijn om dit geld aan Gaza te doneren in plaats van al deze uitgaven te doen?”

 

Afbeelding met snoep, banketbakkerij, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Analyse van İlhan KARAÇAY:

De maand Ramadan is een bijzondere periode waarin miljoenen moslims wereldwijd zich elk jaar spiritueel mobiliseren en waarin solidariteit en delen hun hoogtepunt bereiken. In de afgelopen jaren heeft deze maand echter niet alleen in de islamitische wereld, maar ook in het hart van Europa een eigen plaats gekregen. Waar sommige Europese landen ooit met scepsis of zelfs vijandigheid naar de islam keken, maakt Ramadan vandaag de dag deel uit van de gemeenschappelijke culturele kalender van de samenleving.

Iftar-maaltijden zijn ontmoetingsmomenten geworden die niet alleen moslims samenbrengen, maar ook mensen van verschillende religies, culturen en nationaliteiten. Deze transformatie is natuurlijk niet vanzelf gegaan. De toewijding en inclusieve benadering van migranten-moslimgemeenschappen in Europa, vooral van Turkse maatschappelijke organisaties, hebben een essentiële rol gespeeld in de totstandkoming van dit nieuwe Ramadan-klimaat.

Tegenwoordig nemen in veel Europese landen, van Nederland tot Duitsland, van België tot het Verenigd Koninkrijk, niet alleen moslims deel aan iftar-programma’s, maar ook politici, kunstenaars, lokale bestuurders en vertegenwoordigers van het maatschappelijk middenveld. Zelfs leden van koninklijke families tonen symbolische gebaren ter ere van Ramadan, wat aantoont dat Ramadan verder is gegaan dan alleen een religieuze maand en nu ook een maatschappelijke betekenis heeft gekregen.

Dat straten in veel Europese steden versierd zijn met de slogan “Ramadan Mubarak”, dat supermarktketens speciale campagnes opzetten in solidariteit met moslims, en dat zelfs de koning van Engeland symbolische gebaren maakt ter gelegenheid van Ramadan, zijn tekenen dat de sociaal-culturele aanwezigheid van de islam in Europa zichtbaar en geaccepteerd is geworden.

Deze ontwikkelingen zijn niet alleen een bron van moraal voor moslimgemeenschappen, maar laten ook aan het Europese publiek zien dat religieuze en culturele diversiteit mogelijk is binnen een gedeelde samenleving.

Natuurlijk zijn er ook schaduwzijden aan dit positieve beeld. Islamofobe propaganda van racistische en extreemrechtse kringen, de toenemende haatmisdrijven en provocatieve daden zoals het verbranden van de Koran roepen vragen op over de weerslag van de Ramadan-geest in Europa.

Toch toont de standvastige houding van Ramadan in Europa aan dat de islam zich stil maar diep wortelt in deze regio.

Deze analyse beoogt enerzijds voorbeelden te geven van de Ramadan-dynamiek in Europa, en anderzijds de sociologische, culturele en zelfs politieke effecten ervan te evalueren.
De nieuwe geest van saamhorigheid die rond de iftar-tafels ontstaat, heeft het potentieel om niet alleen voor moslims in Europa, maar voor alle Europese volkeren een hoopvolle basis te vormen voor maatschappelijke vrede en dialoog.

Zie wat Veyis Güngör, voorzitter van het Türkevi Onderzoekscentrum, hierover zegt:

Afbeelding met kleding, persoon, pak, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

“Tijdens de Ramadan volgen overal in Europa talloze iftar-programma’s elkaar op. Deze programma’s worden niet alleen door moslim- en Turkse organisaties georganiseerd, maar ook met deelname van sociale, culturele en overheidsinstellingen van de landen waarin we leven.

Daarnaast schitteren steden als Londen, Amsterdam en Brussel met hun Ramadan-versieringen op pleinen en straten. In het Verenigd Koninkrijk zijn er zelfs mensen zoals koning Charles die dadels verpakken voor de Ramadan en de maand vieren.

Ondanks de aanwezigheid van racistische en extreemrechtse partijen, komt steeds vaker de uitspraak van Europese besluitvormers naar voren: ‘De islam is een deel van Europa’. Dit blijkt duidelijk uit de hierboven genoemde voorbeelden van Ramadan-activiteit.

Alleen al deze bewegingen rondom de Ramadan laten zien dat Ramadan nu een Europese culturele waarde is geworden. De vooruitgang van de islam in Europa gebeurt ondanks moslims die geweld gebruiken in naam van de religie, anderen die een geloofsopvatting hebben zonder morele waarden, en – het belangrijkste – ondanks het verbranden van de Koran in veel Europese steden en de propaganda van extreemrechtse en racistische bewegingen die roepen: ‘De islam hoort niet thuis in Europa’.

Toch gaat de islam, ondanks al deze negatieve omstandigheden, zelfstandig vooruit in Europa, zonder in de schaduw te staan van enige politieke, economische of sociale macht. Alsof het Europa – dat na Hegel, Marx en Weber het begrip ‘vrijheid’ tot vlag heeft verheven, maar het begrip ‘gerechtigheid’ onthoudt aan onderdrukte volkeren – wakker wil schudden.

Hopelijk wordt, zoals te zien is in de Ramadan-beweging in Europa, ‘Ramadan’ nu een culturele Europese waarde en helpt het de historische angst die in het onderbewustzijn van Europa leeft sinds de tijden van de ‘De Turken komen!’-dreiging, te overwinnen.”

EEN MEERLAGIGE MAATSCHAPPELIJKE ERVARING

Dat Ramadan in Europa zichtbaar is geworden, wijst op een hoopgevend tegenverhaal in een tijd waarin racistische en extreemrechtse politieke stromingen terrein winnen. In een omgeving waarin het verbranden van de Koran, islamofobe aanvallen en discriminerende retoriek toenemen, bewijst de culturele verbondenheid die ontstaat rond iftar-tafels dat samenleven ondanks verschillen wél mogelijk is.

De zin “De islam is een deel van Europa”, die Europese besluitvormers van tijd tot tijd uitspreken, begint nu niet alleen een politieke uitspraak te zijn, maar ook een realiteit die zichtbaar is op straat.

De analyse die ik schrijf, beoogt de weerspiegelingen van Ramadan in Europa te bespreken, zowel in termen van sociale verbondenheid als van individuele morele reflectie.

Elke iftar-maaltijd die in Europa wordt georganiseerd is niet slechts een eetbijeenkomst; het is een gelaagde maatschappelijke ervaring die historische herinnering, culturele verandering, samenleven en morele verantwoordelijkheid omvat. Het begrijpen van deze ervaring biedt belangrijke inzichten voor het vormen van zowel het heden als de toekomst van Europa.

NIET IEDEREEN STAAT ACHTER UITBUNDIGE IFTARS
Maar dit beeld is niet eendimensionaal. Tegenover de weelderige en soms verspilling veroorzakende iftar-organisaties tijdens de Ramadan, zijn er ook stemmen die pleiten voor een soberder en bewuster aanpak.

De situatie in Gaza, en andere regio’s die te maken hebben met armoede, honger en oorlog, roept de vraag op: “Zou het niet betekenisvoller zijn als het geld dat aan deze iftar-tafels wordt uitgegeven, ten goede zou komen aan onderdrukten?”

Deze gevoeligheid herinnert ons opnieuw aan de essentie van Ramadan: delen en empathie. Sommige moslimindividuen en -organisaties in Europa nemen deze kritiek ter harte en zijn begonnen hun iftars te vereenvoudigen en meer prioriteit te geven aan hulpactiviteiten.

Dit toont aan dat de Ramadan-praktijk in Europa niet alleen uiterlijk, maar ook innerlijk een transformatie ondergaat.

Zie wat ondernemer en schrijver Mustafa Özkan hierover zegt:

“Zoals elk jaar zijn de iftar-programma’s die door maatschappelijke organisaties worden georganiseerd tijdens deze Ramadan bijna veranderd in een wedstrijd van protocollaire pracht en praal.

Dezelfde gezichten, dezelfde foto’s, dezelfde opsmuk… Alsof het enige doel van deze programma’s is om foto’s te maken die op sociale media gedeeld kunnen worden.

Ambassadeurs, consul-generaals en andere functionarissen worden uitgenodigd en telkens worden foto’s gemaakt met dezelfde mensen. Wat grappig is: elke avond wordt ditzelfde ritueel herhaald door een andere organisatie op een andere locatie.

Deze foto’s worden nog vóór het einde van het iftar-programma al gedeeld op sociale media. Alsof deze beelden de maatstaf zijn van het succes van de NGO’s…

Terwijl er miljoenen mensen in ons moederland onder de armoedegrens leven, terwijl er een humanitaire tragedie plaatsvindt in Gaza, terwijl wereldwijd miljoenen mensen strijden tegen honger en ellende – wat is dan de betekenis van zulke extravagante iftars?”

HOLLANDA’DAKİ FAHRİ KONSOLOSLUĞUMUZ YİNE GÜNDEMDE:MUHTEŞEM BİR GİRİŞİME YANLIŞ SAHİPLENME

HOLLANDA’DAKİ FAHRİ KONSOLOSLUĞUMUZ YİNE GÜNDEMDE:MUHTEŞEM BİR GİRİŞİME YANLIŞ SAHİPLENME

Konsolosluk bünyesinde kurulan, ‘Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu Birimi’, Türk Sivil Toplum Kuruluşları ile rekabet izlenimi yaratıyor.

Türkiye 1992 Güzeli Özlem Kaymaz’ı, konsolosluk ekibine katan ve Kadın Hakları birimi oluşturan Fahri Konsolos Titus Kramer, Hollanda’daki ‘Türk Kadın Dernekleri’nin tepkisini çekti.

Fahri Konsolosluk’ta kurduğu kadronun, diplomatik liyakata uygun olmadığını, ‘Pazarlama & PR’ ve ‘Genel Sekreter’ gibi birimlerin diplomasiye yakışmadığını belirttiğim Kramer’in daha ne kadar pot kırması bekleniyor?

(Haberin Hollandacası en altta. Nederlandse versie van het bericht onderaan)

Afbeelding met windmolen, buitenshuis, hemel, gras Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda’da Türkiye’nin Fahri Başkonsolosu olarak görev yapan Titus Kramer hakkında daha önce hem eleştirel hem de takdir dolu yazılar kaleme almıştım. Kramer, Hollanda iş dünyasında kayda değer başarılara imza atsa da, diplomatik alandaki yetersizlikleri ve tartışmalı tercihleri, yeni bir eleştiriyi daha gerekli kıldı.

Bu kez kaleme aldığım eleştirinin temelinde, geçmişte hayat hikâyesini yazdığım ancak bazı nedenlerle yayımlamadığım, son derece başarılı ve değerli bir hanımefendi yer alıyor. Söz konusu kişi, 1992 Türkiye Güzeli Özlem Kaymaz’dır. Röportajımız sırasında, Kaymaz’ın kadın hakları konusundaki duyarlılığına ve toplumsal meselelerdeki hassasiyetine tanık olmuştum. Bu yönleriyle kendisini her zaman takdir etmişimdir. Şimdi ise yıllar sonra, Kaymaz’ı Titus Kramer’in konsolosluk bünyesine kattığı bir isim olarak görüyorum. Kadın hakları konusundaki bilgi ve deneyimine hiçbir itirazım yok. Aksine, bu alanda başarılı olacağına inancım tam.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, bank Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

STK’LARLA GEREKSİZ REKABET: KONSOLOSLUĞUN YANLIŞ YÖNELİMİ

Ne var ki, Kramer’in Özlem Kaymaz’ı “Türk Kadınlarının Haklarını Koruma” amacıyla görevlendirmesi, hatta himayesine alması, çeşitli soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Konsoloslukların temel görevi, sivil toplum kuruluşlarının yerine geçmek değil, bu kuruluşlara destek vermek ve onların çalışmalarını kolaylaştırmaktır. Hollanda’da uzun yıllardır aktif olarak faaliyet gösteren Türk sivil toplum kuruluşlarının alanına müdahale edilmesi, hem yanlış bir adım hem de toplumsal uyumu tehdit eden bir yaklaşım olabilir. Konsolosluğun böylesi bir misyon üstlenmesi, mevcut yapılarla gereksiz bir rekabet ortamı yaratmakta ve diplomatik hassasiyetleri zedelemektedir.

HOLLANDA TÜRK KADINLARI DERNEĞİ’NDEN DOSTÇA ÇAĞRI

Afbeelding met persoon, kleding, overdekt, groep Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda’da faaliyet gösteren Hollanda Türk Kadınları Derneği’nin Başkanı Sibel Saki ve Denetleme Kurulu Başkanı Birgül Gültekin Özşahin, Fahri Konsolosluk bünyesinde kurulan “Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu Birimi” konusunda ayrı ayrı açıklama yaptılar.

BAŞKAN SİBEL SAKİ’NİN AÇIKLAMASI:

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hollanda Türk Kadınları Derneği olarak, yıllardır Türk kadınlarının güçlenmesi, haklarının korunması ve topluma entegrasyonu konusunda aktif çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda, her türlü olumlu girişimi desteklemeyi sorumluluk kabul ediyoruz. Ancak, bu amaca hizmet eden çalışmalarda sivil toplum kuruluşlarının deneyimlerinden ve mevcut yapılarından faydalanmanın daha etkili sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.

Son dönemde, Hollanda’daki Fahri Konsolosluk bünyesinde kurulan “Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu Birimi” çalışmalarını dikkatle takip ediyoruz. Kadın hakları konusundaki her katkıyı önemsemekle birlikte, bu tür girişimlerin mevcut sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde gerçekleştirilmesinin daha yapıcı ve etkin olacağını düşünüyoruz. Sivil toplum kuruluşları yıllardır bu alanda derin tecrübelere sahip olup, toplumsal ihtiyaçları daha yakından tanımakta ve sahaya dair daha çözüm odaklı yaklaşımlar sunmaktadır.

Fahri Konsoloslukların, sivil toplum kuruluşlarıyla rekabet etmek yerine, bu kuruluşların çalışmalarını destekleyici ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu, hem toplumun dinamiklerine duyarlı bir yaklaşım olacak hem de toplumsal uyumu daha sağlıklı kılacak bir adım olacaktır. Konsoloslukların destekleyici bir pozisyonda bulunması, sivil toplumun çalışmalarına katkı sağlayarak daha güçlü bir toplumsal dayanışmanın oluşmasına aracılık edecektir.

Özellikle uzun yıllardır süreklilik arz eden çalışmalarımızın, son gelişmelere paralel olarak göz ardı edilmesi veya ikinci planda bırakılması endişelerimizi artırmaktadır. Bu nedenle, söz konusu birimin mevcut sivil toplum kuruluşları ile daha yoğun bir iş birliği ve istişare içinde çalışmasını temenni ediyoruz.

Sonuç olarak, Türk kadınlarının haklarının korunması ve topluma entegrasyonunun güçlendirilmesi konusunda tüm tarafları, dayanışma ve ortak hareket etmeye davet ediyoruz.

Sibel Saki
Hollanda Türk Kadınları Derneği Başkanı

DENETLEME KURULU BAŞKANI BİRGÜL GÜLTEKİN ÖZŞAHİN’İN AÇIKLAMASI

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Hollanda Türk Kadınları Derneği olarak, basın aracılığıyla Fahri Konsolosluğun Türk kadınlarına yönelik bir birim oluşturduğunu öğrendik. Kadınların güçlenmesi ve topluma entegrasyonunun desteklenmesi amacıyla atılan her adımı önemli ve değerli buluyoruz. Ancak, böylesi anlamlı bir girişimin, Hollanda’da uzun yıllardır aktif çalışan Kadınlar Dernekleri ile istişare edilerek ve iş birliği içinde planlanmasının daha sağlıklı ve etkili olacağını düşünüyoruz.

Toplumun değişen ihtiyaçlarını daha yakından takip eden sivil toplum kuruluşları olarak, kadın hakları ve entegrasyon konusunda tecrübe ve birikimlerimizi paylaşmaya her zaman açığız. Bu noktada, amacımız topluma en fazla katkıyı sağlamak ve ortak hedefler doğrultusunda birlikte yürümektir. Karşılıklı diyaloğun gelişimine açık olduğumuzu ve toplumsal fayda adına görüşme yapmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.

Sivil toplumun dayanışma ve iş birliği ruhuyla yükseleceğine inanıyor, her türlü ortak çalışmaya destek vermekten memnuniyet duyacağımızı ifade etmek istiyoruz.

Birgül Gültekin Özşahin
HTKB Denetleme Kurulu Başkanı

ÖZLEM KAYMAZ VE DİĞER KONULAR

Özlem Kaymaz ve Kadın Hakları konusuna az sonra yeniden gireceğim. Ama şimdi  diğer konular:

DİPLOMATİK LİYAKATSİZLİK VE KRAMER’İN KADRO TERCİHLERİNDEKİ SORUNLAR

Kramer’in diplomatik konularda kifayetsiz kadro seçimleri, görev anlayışının sorgulanmasına neden olmaktadır. Özellikle Genel Sekreter gibi diplomatik yeterliliği tartışmalı kişilerle çalışması, kendisinin diplomasiye olan yaklaşımındaki eksiklikleri ortaya koymuştur.

KONSOLOSLUKTA ALIŞILMADIK UNVANLAR VE DİPLOMASİYE YAKIŞMAYAN ATAMALAR

Kramer’in “Pazarlama & PR” ünvanıyla bir çalışanı görevlendirmesi de tartışmalıdır. Zira diplomatik misyonlarda bu tür ticari unvanlara yer verilmez. Konsoloslukların asli görevi, vatandaşların haklarını korumak ve resmi diplomatik ilişkileri yürütmektir. Bu tür unvanlar, konsolosluğun görev tanımını aşmakta ve kurumsal ciddiyeti zedelemektedir.

DİPLOMASİDE TİCARİ ÇIKARLARIN GÖLGESİ VE KRAMER’İN SINIRI AŞAN HAMLELERİ

Konsolosluk görevinin dışına çıkılarak, şahsi ticari faaliyetlerini ön plana alma görünümü kabul edilemez. Hollanda’da faaliyet gösteren çok sayıda Türk iş insanları varken ve bu insanlar dernekleşmişken,  Kramer’in kendi ticari çıkarlarını öne çıkardığı izlenimi veren girişimlerde bulunması, hem toplumsal hem de etik açıdan sorunludur.

Titus Kramer, diplomatik görev tanımını aşan uygulamaları, kadro tercihleri ve STK’larla olan ilişkileri yeniden değerlendirilmelidir. Fahri başkonsolosluk görevi, kişisel çıkarların ön planda olduğu bir makam değil, topluma hizmet amacı taşıyan, objektif ve tarafsız bir sorumluluktur.

CABASI DA VAR…

Titus Kramer’in ‘Pazarlama & PR’ sorumlusu olarak göreve aldığı kişi, Lahey Büyükelçiliğimiz ile yapılan özel görüşmeleri, facebook hesabında ‘yararlı görüşmeler yaptık’ şeklinde ifşa etmektedir.

Afbeelding met tekst, kleding, pak, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Pazarlama sorumlusu, büyükelçi ile video çekiminde ve Facebook hesabında büyükelçi

Aynı kişi Büyükelçimiz ile yaptığı video röportajlarını da Fahri Konsolosluğun web sayfasına koymaktadır. Bir konsolosluğun ‘Pazarlama & PR’ sorumlusunun bu girişimleri de diplomatik etiğe yakışmamaktadır.
Anlayacağınız, Fahri Konsolosluk, Kadın Hakları Dernekleri ile giriştiği rekabeti, medya ile de sürdürmektedir.
Rekabetin bir de Türk İş Adamları Dernekleri yönü var ama bu konuya sonra değineceğim.

ŞİMDİ GELELİM MUHTEŞEM GELİŞME VE YANLIŞ SAHİPLENMEYE

Gelişme konusunun kahramanı Özlem Kaymaz.
Kendisiyle yıllar önce tanışmış, uzun bir çalışmadan sonra bir röportaj hazırlamıştım.
Röportajımın başlığı alttaki fotoğrafta:Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, vrouw, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Özel istek ve nedenlerle yayınlamadığım bu röportajın bir bölümünde, kadınlar için şunları söylemişti Özlem Kaymaz:
“Şu anda mesleğimin tam açılımı, ‘Bütünsel yaşam rehberliği’.
Yaşam koçluğu, seminerler , gurup çalışmaları ve bireysel seanslar olarak burada Hollanda da devam edecek. Zihin, Beden ve Ruh üçlüsünü dengeye getirerek yaşam ile savaşmak, sınavlar vermek ve hayal kırıklıkları yaratan paternleri artık tekrarlamamak için çıkılan yolculukta, benim görevime verdiğim isim..
Türk kadınları tek hedef kitlem değil.. Hollandalı vatandaşlar ile de çalışmaya başladım.. Lisanı ve kültürü tanımam bu konuda avantaj”.

NEREDEN NEREYE?
Özlem Kaymaz, kadın haklarıyla savaşmak için neler yaptı bilmiyorum ama, yıllar sonra bir Fahri Konsolosluğun himayesine girmesi, kendisi için tabii ki çok olumlu ve yararlı bir gelişmedir.
Ben şimdi için için hayıflanıyorum ve ‘Keşke Fahri konsolosluğun bünyesinde değil, desteğinde veya sponsorluğunda bir girişim yapsaydı’ diyorum.
Aynı sözleri Titus Kramer için de söylüyorum: ‘Özlem Kaymaz’ı keşke konsolosluk bünyesine alıp, diğer Kadın Dernekleri ile bir rekabet yarışına girmeseydiniz de, destekleseydiniz veya sponsor olsaydınız.’

ÖZLEM KAYMAZ FAHRİ KONSOLOSLUK WEB SAYFASINDA

Afbeelding met kleding, persoon, pak, vlag Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Özlem Kaymaz ve Titus Kramer ile Kadınların Güçlenmesi & Entegrasyonu Biriminin Lansmanı

Hollanda’daki Türk Kadınları İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor:

Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu Birimi Lansmanı

Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Hollanda’daki Türk kadınları için yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor.

Hollanda’daki Türkiye Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu bünyesinde resmî olarak kurulan Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu Birimi, Türk kadınlarının toplumdaki rolünü güçlendirmek, başarılarını görünür kılmak, yeni nesile ilham vermek ve entegrasyon süreçlerinde onlara rehberlik etmek amacıyla hayata geçirilmiştir.

Özlem Kaymaz: Cesaretin, Azmin ve Özgünlüğün Simgesi

Özlem Kaymaz, içsel gücün dönüştürücü etkisini en iyi şekilde yansıtan, cesaret, azim ve özgünlükle şekillenen bir hayat hikayesine sahiptir.

1992 yılında Türkiye Güzeli ünvanını kazanarak adını duyuran Kaymaz, yalnızca güzellik dünyasında değil, spor, medya, diplomasi ve toplumsal kalkınma alanlarında da önemli bir rol üstlenmiştir. Günümüzde ise, Hollanda’daki Türkiye Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu bünyesinde Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu biriminin liderliğini yürüterek, kadınları destekleme ve toplulukları birbirine bağlama misyonu ile yola çıkmıştır.

Spor Şampiyonluğundan Türkiye Güzeline
Özlem Kaymaz, rekabetçi ruhu ve kararlılığıyla daha genç yaşlardan itibaren fark yaratmıştır. Spor alanında gösterdiği üstün performans sayesinde iki farklı branşta, yüzme ve Rüzgar sörfünde Türkiye şampiyonu olmuş ve uluslararası organizasyonlarda Milli takımda ülkesini başarıyla temsil etmiştir. Akademik hayatında ise, İstanbul’un köklü eğitim kurumlarından Liceo Italiano di Istanbul‘da aldığı eğitim ona güçlü bir entelektüel temel kazandırmış, aynı zamanda Türkçe, İtalyanca, İngilizce ve sonradan Hollandaca olmak üzere dört dili akıcı bir şekilde konuşmasını sağlamıştır.

1992 yılında Türkiye Güzeli seçilmesi, onun yaşamında bir dönüm noktası olmuştur. Bu ünvan, ona yalnızca moda ve medya dünyasının kapılarını açmak ile kalmamış, aynı zamanda modern Türk kadınının temsilcisi olma sorumluluğunu da beraberinde getirmiştir. Sporcu kimliğiyle de ilklere imza atan Kaymaz, Dünya Kupası’na katılan ilk Türk kadın rüzgar sörfçüsü ünvanını alarak bir öncü olmuş ve top model olarak yabancı dergilerin ulusal kapaklarında yer alan ilk Türk kızı olarak ses getirmiştir.

Tüm bu başarılarının ötesinde, genç yaşta katıldığı diplomatik devlet ziyaretleri ile Türkiye’yi uluslararası arenada temsil etmiş, dünya çapında Türk kadınlarının imajını güçlendirmek için önemli girişimlerde bulunmuştur.

Kişisel Mücadele ve Yeni Bir Misyon
1997 yılında evlenerek Hollanda’ya taşınan Özlem Kaymaz, hayatının bu döneminde ailesine odaklandı. Ancak, 2011 yılında ailesi ile birlikte Türkiye’ye döndükten sonra gelen boşanmanın ardından yeni bir yolculuğa başladı. Bu süreçte, çocuğunun eşine az rastlanır sağlık mücadelesiyle ilgili samimi hikayesini paylaşarak geniş kitlelere ilham verdi. Karşılaştığı zorluklara rağmen gösterdiği dayanıklılık ve koşulsuz anne sevgisi, onu bir anne olarak fedakarlığın ve gücün simgesi haline getirdi.

Hollanda’ya geri döndüğünde, yıllar içinde edindiği bilgi ve deneyimleri paylaşma kararı aldı. Mind Freedom & Transformation programını geliştirerek dünya çapında yüzlerce Türk kadınının kişisel gelişim, özgüven ve girişimcilik alanlarında güçlenmesine öncülük etti. 2018 yılında gerçekleştirdiği “Koşulsuz Sevgi” başlıklı TEDx konuşması, geniş kitlelere ulaştı ve onun birçok insan için ilham, cesaret ve yol gösterici olmasını sağladı.

Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu Liderliği

Özlem Kaymaz, bugün Hollanda’daki Türkiye Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu bünyesinde kurulan Kadınların Güçlenmesi ve Entegrasyonu Birimi‘nin öncülerinden biridir. Bu yeni oluşum, Hollanda’da yaşayan Türk kadınlarını güçlendirmek, bir araya getirmek ve başarılarını görünür kılmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Özlem, bu misyon çerçevesinde, Türk kadınlarının Hollanda toplumundaki konumlarını güçlendirmeye ve birbirlerini destekleyen, ilham veren bir kadın topluluğu oluşturmaya ve yaşanan göç nedeni ile değişen Türk diasporasında Türk kadınının imajını dönüştürmeye, kültürel mirasa sahip çıkarak bütünleştirici, kapsayıcı bir topluluk oluşturmaya odaklanmaktadır.

Konsolosluk çatısı altında yürüttüğü çalışmalarla yalnızca Türk topluluğuna değil, uluslararası arenaya da açık bir ağ oluşturmayı hedeflemektedir. Türk kadınlarının dünya çapında etkisini ve gücünü sergileyebileceği bir platform kurarak, onların toplumsal ve sosyal statülerini yükseltmeye, başarılarını daha görünür kılmaya ve küresel ölçekte ilham kaynağı olmalarına katkıda bulunmaktadır.

Kalıcı Bir Miras
Özlem Kaymaz, cesaret, sevgi ve dayanıklılıkla örülmüş kalıcı bir miras bırakmıştır. Kadınlar için dünya çapında bir ilham kaynağı olmaya devam etmektedir ve onun “Kendini tanı ve kendin ol” mottosu, ona her zaman rehberlik etmektedir. Kadınların gücüne, iş birliği yapma potansiyeline ve zorlukları aşarak etki yaratabileceklerine olan inancı tamdır.

Hikayesi, güçlenme, azim ve Türk kadınlarının sadece kişisel ve profesyonel yaşamlarında başarılı olmakla kalmayıp, aynı zamanda gelecek nesiller için dayanışma, cesaret ve kararlılık örneği olabileceği inancıyla şekillenmiştir.

**********************

ONZE HONORAIRE CONSULAAT IN NEDERLAND WEER TER SPRAKE : ONTERECHTE TOE-EIGENING VAN EEN PRACHTIG INITIATIEF

De binnen het consulaat opgerichte “Afdeling voor de Empowerment en Integratie van Vrouwen” wekt de indruk van concurrentie met Turkse maatschappelijke organisaties.

Erepconsul Titus Kramer, die Özlem Kaymaz, Miss Turkije 1992, aan het consulaire team heeft toegevoegd en een afdeling voor vrouwenrechten heeft opgericht, heeft kritiek gekregen van de ‘Turkse Vrouwenverenigingen’ in Nederland.

Ik vraag me af hoe lang Kramer, die ik bekritiseer omdat hij een team heeft samengesteld dat niet voldoet aan diplomatieke kwalificaties, en afdelingen heeft opgericht zoals ‘Marketing & PR’ en ‘Algemeen Secretaris’ die niet passen bij diplomatieke normen, nog fouten zal blijven maken?

Afbeelding met windmolen, buitenshuis, hemel, gras Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Geschreven door İlhan KARAÇAY:

Ik heb eerder zowel kritische als lovende artikelen geschreven over Titus Kramer, die in Nederland als de Honoraire consul van Turkije fungeert. Hoewel Kramer opmerkelijke successen heeft geboekt in het Nederlandse bedrijfsleven, vereisten zijn tekortkomingen en controversiële keuzes op diplomatiek gebied opnieuw een kritische beschouwing.

De basis van deze kritiek ligt bij een buitengewoon succesvolle en waardevolle dame, van wie ik ooit haar levensverhaal schreef maar om bepaalde redenen niet heb gepubliceerd.
Die persoon is Özlem Kaymaz, Miss Turkije 1992. Tijdens ons interview heb ik getuigd van Kaymaz’ gevoeligheid voor vrouwenrechten en maatschappelijke kwesties. Vanwege deze eigenschappen heb ik altijd respect voor haar gehad. Nu, jaren later, zie ik dat Kaymaz is toegevoegd aan het consulaire team van Titus Kramer. Ik heb geen enkele bezwaren tegen haar kennis en ervaring op het gebied van vrouwenrechten. Integendeel, ik geloof volledig in haar potentieel om succesvol te zijn in dit domein.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, bank Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

ONNODIGE CONCURRENTIE MET NGO’S: EEN VERKEERDE BENADERING VAN HET CONSULAAT

Toch roept het feit dat Kramer Özlem Kaymaz heeft aangesteld om de “Rechten van Turkse Vrouwen te Beschermen“, en haar onder zijn hoede heeft genomen, enkele vraagtekens op.
De primaire taak van consulaten is niet om maatschappelijke organisaties te vervangen, maar hen juist te ondersteunen en hun werk te vergemakkelijken. Het ingrijpen in het werkgebied van Turkse maatschappelijke organisaties die al jarenlang actief zijn in Nederland, kan niet alleen een verkeerde stap zijn maar ook een benadering die de sociale cohesie bedreigt.

VRIENDELIJKE OPROEP VAN DE VERENIGING VAN TURKSE VROUWEN IN NEDERLAND

Afbeelding met persoon, kleding, overdekt, groep Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

De voorzitter van de Vereniging van Turkse Vrouwen in Nederland, Sibel Saki, en de voorzitter van de Raad van Toezicht, Birgül Gültekin Özşahin, hebben afzonderlijk verklaringen afgelegd over de oprichting van de “Eenheid voor de Empowerment en Integratie van Vrouwen” binnen het Honoraire consulaat.

VERKLARING VAN VOORZITTER SİBEL SAKİ

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, vrouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Als Nederlandse Turkse Vrouwenvereniging zetten wij ons al jarenlang actief in voor de empowerment van Turkse vrouwen, de bescherming van hun rechten en hun integratie in de samenleving. In dit kader beschouwen wij het als onze verantwoordelijkheid om elke positieve initiatief te ondersteunen. Wij geloven echter dat het benutten van de ervaring en bestaande structuren van maatschappelijke organisaties bij initiatieven die dit doel dienen, effectievere resultaten zal opleveren.

Wij volgen met aandacht de werkzaamheden van de onlangs binnen het Ereconsulaat van Nederland opgerichte “Afdeling Empowerment en Integratie van Vrouwen”. Hoewel wij elke bijdrage op het gebied van vrouwenrechten waarderen, denken wij dat dergelijke initiatieven constructiever en effectiever zullen zijn als ze in samenwerking met bestaande maatschappelijke organisaties worden uitgevoerd. Maatschappelijke organisaties hebben jarenlang diepgaande ervaring opgedaan, kennen de maatschappelijke behoeften beter en bieden meer oplossingsgerichte benaderingen voor het veld.

Wij geloven dat ereconsulaten niet moeten concurreren met maatschappelijke organisaties, maar eerder een ondersteunende en faciliterende rol zouden moeten aannemen. Dit zou een benadering zijn die gevoelig is voor de dynamiek van de samenleving en zou bijdragen aan een gezondere maatschappelijke harmonie. De ondersteunende positie van de consulaten zal bijdragen aan de activiteiten van het maatschappelijk middenveld en zal helpen een sterkere maatschappelijke solidariteit te bevorderen.

Wij maken ons zorgen dat onze jarenlange, duurzame inspanningen in het licht van recente ontwikkelingen over het hoofd worden gezien of op de achtergrond worden geplaatst. Daarom hopen wij dat de betreffende afdeling nauwer zal samenwerken en overleg zal voeren met bestaande maatschappelijke organisaties.

Tot slot roepen wij alle betrokken partijen op om samen te werken en solidariteit te tonen voor de bescherming van de rechten van Turkse vrouwen en de versterking van hun integratie in de samenleving.

Sibel Saki
Voorzitter van de Nederlandse Turkse Vrouwenvereniging

VERKLARING VAN BİRGÜL GÜLTEKİN ÖZŞAHİN-RAAD VAN TOEZICHT

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Als Nederlandse Turkse Vrouwenvereniging hebben wij via de media vernomen dat het Ereconsulaat een eenheid heeft opgericht voor Turkse vrouwen. Wij vinden elke stap die wordt gezet om de empowerment van vrouwen en hun integratie in de samenleving te ondersteunen belangrijk en waardevol. Toch denken wij dat zo’n betekenisvol initiatief gezonder en effectiever zal zijn als het in overleg en samenwerking met vrouwenverenigingen die al jarenlang actief zijn in Nederland wordt gepland.

Als maatschappelijke organisaties die de veranderende behoeften van de samenleving nauwlettend volgen, staan wij altijd open om onze ervaringen en kennis over vrouwenrechten en integratie te delen. Ons doel is om zoveel mogelijk bij te dragen aan de samenleving en samen te werken in de richting van gemeenschappelijke doelen. Wij willen benadrukken dat wij openstaan voor de ontwikkeling van wederzijdse dialoog en bereid zijn om in gesprek te gaan voor het maatschappelijk welzijn.

Wij geloven dat het maatschappelijk middenveld zich zal versterken door solidariteit en samenwerking en wij zijn verheugd om elke vorm van gezamenlijke inspanning te ondersteunen.

Birgül Gültekin Özşahin
Voorzitter van de Controlecommissie van de Nederlandse Turkse Vrouwenvereniging

Ik zal straks verder ingaan op Özlem Kaymaz en vrouwenrechten. Eerst enkele andere punten:

DIPLOMATIEKE ONBEKWAAMHEID EN PROBLEMEN IN DE PERSONEELSKEUZE VAN KRAMER

Kramer’s gebrek aan zorgvuldig gekozen personeel voor diplomatieke taken roept vragen op over zijn taakopvatting. Vooral de samenwerking met Secretaris Generaal, wiens diplomatieke geschiktheid ter discussie stond, bracht de tekortkomingen in Kramer’s diplomatieke aanpak aan het licht.

ONCONVENTIONELE FUNCTIETITELS EN ONGEPASTE AANSTELLINGEN BINNEN HET CONSULAAT

Het aanstellen van een medewerker onder de titel “Marketing & PR” door Kramer is eveneens controversieel. In diplomatieke missies is er namelijk geen plaats voor dergelijke commerciële titels. De primaire taak van consulaten is het beschermen van de rechten van burgers en het voeren van officiële diplomatieke relaties. Dergelijke titels vallen buiten de taakomschrijving van het consulaat en ondermijnen de institutionele ernst.

Het is onaanvaardbaar om de schijn te wekken dat men buiten de consulaire taken treedt en persoonlijke commerciële activiteiten vooropstelt. Terwijl er in Nederland veel Turkse ondernemers actief zijn en zich in verenigingen hebben georganiseerd, roept het feit dat Kramer initiatieven neemt die de indruk wekken zijn eigen commerciële belangen te benadrukken, zowel sociale als ethische bezwaren op.

Titus Kramer zou zijn aanpak moeten herzien met betrekking tot zijn personeelskeuzes, de manier waarop hij met maatschappelijke organisaties omgaat en zijn algehele invulling van de consulaire functie. De functie van Honoraire consul is geen positie voor persoonlijke belangen, maar een verantwoordelijkheid die objectief en onpartijdig in dienst moet staan van de samenleving.

EN DAT İS NOG NİET ALLES

De persoon die door Titus Kramer is aangesteld als ‘Marketing & PR’ verantwoordelijke, onthult privégesprekken met onze ambassade in Den Haag op haar Facebook-account met de vermelding ‘we hebben nuttige gesprekken gehad’.

Afbeelding met tekst, kleding, pak, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Marketingverantwoordelijke, ambassadeur in videoproductie en op Facebook-account

Dezelfde persoon plaatst ook video-interviews met onze ambassadeur op de website van het Honoraire consulaat. Deze initiatieven van een ‘Marketing & PR’verantwoordelijke’ van een consulaat passen niet binnen de diplomatieke ethiek.

Het lijkt erop dat het Honoraire Consulaat niet alleen in concurrentie is met vrouwenrechtenverenigingen, maar ook met de media en Turkse zakenliedenverenigingen.
Op het aspect van de concurrentie met de zakenliedenverenigingen zal ik later ingaan.

LATEN WE NU KOMEN TOT DE PRACHTIGE ONTWIKKELING EN ONTERECHTE TOE-EIGENING

De hoofdpersoon van deze ontwikkeling is Özlem Kaymaz.
Ik heb haar jaren geleden leren kennen en na een lange voorbereiding een interview met haar afgenomen.

De titel van mijn interview is te zien op de onderstaande foto:

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, vrouw, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

In een deel van dit interview, dat ik vanwege persoonlijke verzoeken en redenen niet heb gepubliceerd, zei Özlem Kaymaz het volgende over vrouwen:

“De volledige omschrijving van mijn beroep op dit moment is ‘Holistische Levensbegeleiding’.
Levenscoaching, seminars, groepssessies en individuele sessies zullen hier in Nederland doorgaan. Het doel van deze reis, waarbij men leert om niet langer patronen van teleurstellingen te herhalen, te vechten met het leven en uitdagingen aan te gaan door de balans te vinden tussen Geest, Lichaam en Ziel, is de naam die ik aan mijn missie heb gegeven.
Turkse vrouwen zijn niet mijn enige doelgroep. Ik ben ook begonnen met werken met Nederlandse burgers. Het feit dat ik de taal en cultuur ken, is in dit opzicht een voordeel.”

VAN WAAR NAAR WAAR?

Ik weet niet precies wat Özlem Kaymaz heeft gedaan in haar strijd voor vrouwenrechten, maar het is ongetwijfeld een positieve en nuttige ontwikkeling voor haar dat ze, jaren later, onder de hoede van een Ereconsulaat is gekomen.

Toch heb ik nu mijn twijfels en denk ik: “Was het maar zo geweest dat ze dit initiatief niet binnen het Ereconsulaat had genomen, maar met hun steun of sponsoring.”

Hetzelfde geldt voor Titus Kramer: “Was Özlem Kaymaz maar niet direct in het consulaatsteam opgenomen en was er maar geen concurrentiestrijd begonnen met andere vrouwenverenigingen. Het was beter geweest om haar te ondersteunen of te sponsoren.”

ÖZLEM KAYMAZ OP DE WEBSITE VAN HET HONORAIRE CONSULAAT

Afbeelding met kleding, persoon, pak, vlag Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Lancering van de Vrouwen Empowerment & Integratie Pijler met Özlem Kaymaz en Titus Kramer

Een Nieuwe Pijler voor Turkse Vrouwen in Nederland
Vrouwen Empowerment & Integratie

Op deze bijzondere 8 maart, Wereldvrouwendag, zijn we trots om de lancering van de Vrouwen Empowerment & Integratie pijler bij het Honorair Consulaat-Generaal van Turkije in Nederland te presenteren. In deze video spreken Özlem Kaymaz, de leidinggevende van deze nieuwe pijler, en Titus Kramer, de Honorair Consul van Turkije, over de belangrijke rol van vrouwen in de Turkse gemeenschap in Nederland en het belang van deze pijler voor de toekomst.

Het doel van de pijler is om Turkse vrouwen in Nederland te versterken door netwerken te creëren, successen te vieren en hen te ondersteunen bij hun integratie en empowerment. Özlem en Titus bespreken hoe zij samen werken om een platform te bieden waar Turkse vrouwen elkaar kunnen inspireren, verbinden en hun stem laten horen op alle niveaus van de samenleving.

Deze lancering markeert een belangrijke stap in de richting van een sterkere, meer verbonden gemeenschap van Turkse vrouwen in Nederland. We nodigen alle Turkse vrouwen uit om deel uit te maken van deze beweging en samen te werken aan een betere toekomst.

Özlem Kaymaz: Een Levensverhaal van Kracht, Veerkracht en Inspiratie

Özlem Kaymaz is een vrouw die symbool staat voor moed, doorzettingsvermogen en authenticiteit. Haar levenspad is een inspirerend voorbeeld van hoe kracht van binnenuit kan komen en hoe ze die kracht heeft gebruikt om anderen te helpen groeien. Van haar bekendheid als Miss Turkije in 1992 tot en met haar huidige rol als leider van de Vrouwen Empowerment & Integratie pijler van het Honorair Consulaat-Generaal van Turkije in Nederland, heeft Özlem zich altijd ingezet voor het versterken van vrouwen en het verbinden van verschillende gemeenschappen.

Van Sportkampioen tot Miss Turkije

Geboren met een competitieve geest en een enorm doorzettingsvermogen, blonk Özlem al op jonge leeftijd uit in sport. Ze werd nationaal kampioen in twee disciplines (zwemmen en windsurfen) en vertegenwoordigde Turkije op internationale sportevenementen. Haar academische achtergrond aan het Liceo Italiano di Istanbul gaf haar een sterke intellectuele basis en stelde haar in staat vier talen te beheersen: Turks, Italiaans, Engels en later ook Nederlands

In 1992 werd Özlem gekroond tot Miss Turkije, wat haar de mogelijkheid gaf om het gezicht van de moderne Turkse vrouw te worden. Ze was eerder al de eerste Turkse vrouwelijke deelnemer aan de Wereldbeker Windsurfen, maar ze was nu ook de eerste Turkse vrouw op de covers van internationale tijdschriften. Deze periode markeerde haar doorbraak in de mode- en mediawereld, maar ook haar betrokkenheid bij diplomatieke staatsbezoeken en haar bijdrage aan het verbeteren van het imago van Turkse vrouwen wereldwijd.

Persoonlijke Strijd en Nieuwe Missie

Na haar huwelijk in 1997 verhuisde Özlem naar Nederland en richtte ze zich op haar gezin. Na haar scheiding in 2011 keerde ze met haar kinderen terug naar Turkije, waar ze een openhartig verhaal deelde over de gezondheidsstrijd van haar kind, wat veel mensen inspireerde. Haar onverzettelijkheid in deze zware tijd maakte haar een symbool van moederliefde en kracht.

Terug in Nederland besloot ze haar kennis en ervaring te delen door het ontwikkelen van het Mind Freedom & Transformation-programma. Dit programma heeft wereldwijd duizenden Turkse vrouwen ondersteund in hun persoonlijke groei, zelfvertrouwen en ondernemerschap. Haar TEDx-toespraak “Onvoorwaardelijke Liefde” in 2018 bereikte een breed publiek en versterkte haar rol als mentor en coach voor vele vrouwen.

Leiderschap bij het Consulaat

Özlem Kaymaz is momenteel een van de leidende figuren achter de nieuwe Vrouwen Empowerment & Integratie pijler van het Honorair Consulaat-Generaal van Turkije in Nederland. Haar missie is om Turkse vrouwen in Nederland te versterken, te verbinden en hen een platform te bieden om hun talenten en successen zichtbaar te maken. Ze richt zich op het bevorderen van de positie van Turkse vrouwen in de Nederlandse samenleving en het creëren van een sterke gemeenschap van vrouwen die elkaar ondersteunen en inspireren.

In samenwerking met het consulaat streeft Özlem ernaar een netwerk te creëren dat niet alleen gericht is op de Turkse gemeenschap, maar ook op internationale samenwerking, zodat Turkse vrouwen wereldwijd hun kracht en invloed kunnen tonen. Haar werk draait om het zichtbaar maken van de successen van Turkse vrouwen en het versterken van hun sociale en maatschappelijke positie

Een Blijvende Erfenis

Özlem Kaymaz heeft een blijvende erfenis opgebouwd van moed, liefde en veerkracht. Ze blijft een baken van inspiratie voor vrouwen over de hele wereld, en haar motto “Ontdek wie je bent en blijf trouw aan jezelf” blijft haar leidraad. Ze gelooft sterk in de kracht van vrouwen en de mogelijkheid om samen te werken en een impact te maken, ongeacht de obstakels.

Haar verhaal is er een van empowerment, doorzettingsvermogen en de overtuiging dat Turkse vrouwen niet alleen succesvol kunnen zijn in hun persoonlijke en professionele leven, maar ook een voorbeeld zijn van solidariteit, moed en veerkracht voor de volgende generaties.

DÜNYA ÜZERİNDEKİ TÜRK TOPLUMLARININ EN SAHİPLENMİŞ OLANI HOLLANDA’DA…

DÜNYA ÜZERİNDEKİ TÜRK TOPLUMLARININ EN SAHİPLENMİŞ OLANI HOLLANDA’DA…

Bu sahiplenme, devlet baba tarafından değil, öz örgütler ve fedakâr bireylerden kaynaklanıyor.

HOTİAD tarafından seçilen, Türk toplumuna yararı dokunmuş ‘10 İz Bırakan Kahraman’ haberi, haftalar sonrasında dahi, dünya medyasında yer alıyor.

Gölge Adam, “Toplumu sahiplenen, İlhan Karaçay kaptanlığındaki Türk medya mensuplarının rolü de çok önemli.” diyor.

Gölge Adam’dan Türk devletine tavsiyeler…

(Analizin Hollandacası en altta. Nederlandse versie van de analyse onderaan)

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY’ın analizi ve GÖLGE ADAM’ın değerlendirmesi…

​Hollanda’daki Türk toplumu, devlet desteğinden ziyade, öz örgütlenmeler ve fedakâr bireylerin çabalarıyla güçlü bir sivil toplum ağı oluşturmuştur. Bu dinamik yapı, Türk kültürünün korunması, toplumsal dayanışmanın sağlanması ve entegrasyon süreçlerinin desteklenmesinde önemli rol oynamaktadır.​

​Hollanda’daki Türk toplumu, dünya genelinde benzersiz bir örgütlenme ve dayanışma örneği sergilemektedir. Çeşitli siyasi ve ideolojik görüşlere sahip federasyonların bir araya gelerek oluşturduğu Türkler İçin Danışma Kurulu-Inspraak Orgaan Turken (IOT), bu dayanışmanın somut bir göstergesidir. IOT, sağcı, solcu, dinci ve laik görüşlü federasyonları bünyesinde barındırarak, Türk toplumunun çıkarlarını savunmak ve toplumsal konumunu güçlendirmek amacıyla faaliyet göstermektedir. ​

Bu çeşitlilikteki bir yapının, farklı görüşlerden gelen federasyonların ortak bir platformda buluşması, Avrupa ve dünya genelinde nadir görülen bir durumdur. IOT, Hollanda’daki idari, politik ve toplumsal örgütlerle görüşmeler yaparak, Türk toplumunun haklarını ve çıkarlarını koruma yönünde önemli adımlar atmaktadır. ​

Bu tür girişimler, Türk toplumunun kendi içindeki dayanışmasını güçlendirirken, Hollanda toplumuyla da sağlıklı entegrasyon süreçlerine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, Türk STK’ları, kültürel etkinlikler, eğitim programları ve sosyal projeler aracılığıyla toplumsal uyumu desteklemekte ve Türk kültürünün tanıtımına katkıda bulunmaktadır.​

Bu faaliyetlerin topluma duyurulmasında, Hollanda’daki Türk medyasının rolü de büyüktür. Türk basın mensupları, toplumun bilinçlenmesi ve bilgilendirilmesi için özverili çalışmalar yürütmektedir.

Dikkate değer bir diğer husus ise, Hollanda’daki Türk toplumunun bu başarıları, büyük ölçüde kendi öz örgütlenmeleri ve bireysel çabalarıyla elde etmiş olmasıdır. Türkiye’deki “devlet baba” anlayışının aksine, Hollanda’daki Türk toplumu, kendi inisiyatifleriyle örgütlenmiş ve toplumsal konumlarını güçlendirmiştir. Bu durum, diaspora toplulukları arasında nadir görülen bir özelliktir ve Hollanda’daki Türk toplumunun ne denli dinamik ve girişimci olduğunu göstermektedir.​

Bu bağlamda, HOTİAD’ın “10 İz Bırakan Kahraman” ödülleri, Türk toplumunun değerli bireylerini onurlandırarak, toplumsal hafızanın güçlenmesine ve gelecek nesillere ilham kaynağı olmasına hizmet etmektedir. Bu tür takdirler, bireylerin topluma olan katkılarını görünür kılarak, diğer bireyleri de benzer yönde teşvik etmektedir.​

HOTİAD‘ın, Hollanda’daki Türk toplumunun 60 yıllık göç tarihine ışık tutarak, topluma önemli katkılar sunmuş ’10 İz Bırakan Kahraman’ı onurlandırması, takdire şayan bir girişimdir. Bu anlamlı ödül töreni, sadece Hollanda’da değil, dünya genelinde de geniş yankı uyandırmış ve haftalar boyunca medyada yer bulmuştur. Bu durum, HOTİAD‘ın toplumsal duyarlılığını ve Türk toplumunun değerli bireylerine verdiği önemi göstermektedir.
(Hoş, seçilemeyen bazı dostlarımız, olumsuz ifadeler ile hazımsızlık yaptılar ama, kendi adlarının, seçilemeyen kahramanlar arasında bulunduğunu da görmemişlerdir.)

TÜRK SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE MEDYA MENSUPLARI

​Hollanda’daki Türk toplumunu sahiplenen ve onları, ‘Dünya üzerindeki Türk toplumlarının en sahiplenmiş olanı” diye ünlendiren Türk Sivil Toplum Kuruluşları ile, Hollanda’ya gelmiş geçmiş Türk medya mensuplarını tanıtmak da zaruri oldu artık…

1960’lı yıllardan bu yana kurulmuş olan Türk federasyonlarını ve Türk medyasını yazmadan önce, dünyada eşi olmayan kuruluştan söz edeyim:

Hollanda devletinin koruma şemsiyesi altında toplanan, çeşitli görüşlere sahip 9 federasyonun bir araya gelerek oluşturduğu, Türkler İçin Danışma Kurulu-Inspraak Orgaan Turken (IOT), Hollanda devletinin desteği kesmesinden sonra biraz zayıflamış olsa da, Türk toplumunun sesi olmaya devam ediyor.

HOLLANDA’DA TÜRK TOPLUMUNUN SAHİPLENİLMESİNDE
ROL OYNAYAN TÜRK MEDYA MENSUPLARI

Afbeelding met Menselijk gezicht, person, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan Karaçay (Hürriyet-NOS-TRT), Şadi Tatlı (Tercüman) ve Kâmuran Sümercan (Milliyet) Ünal ve Yasemin Öztürk (Hürriyet) Haluk Bakır (Cumhuriyet), Mehmet Ali Topçu (Türkiye Gazetesi-Damla-Media Maestro)

Afbeelding met persoon, kleding, person, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Ali Okşak (Milliyet), Fatih Özyar (Sabah-ATV), Yalçın Çakır (Tercüman-Sabah), Ebubekir Turgut (Platform ve Kadın), Basri Doğan (Zaman), Yusuf Özkan (BBC) İbrahim Karaman (Haber)

Afbeelding met Menselijk gezicht, pak, Voorhoofd, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Zeynel Abidin Kılıç (Doğuş), Erkan Tapan (NOS Radyo), İnanç Kutluer (NOS Radyo), Ahmet Azdural (NOS Radyo), Yusuf Bakırcı (Anadolu Ajansı) Ayhan Sucu (Ekin), İbrahim Çitil (Amsterdam Postası)

Afbeelding met person, Menselijk gezicht, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Özcan Özbay (Deniz TV), Ömer Hünkâr Ilık (Söz Hakkı), Adnan Şahin (Milli Gazete-Doğuş), Yılmaz Kayhan (Kuzey Yıldızı), Yasin Yağcı (Anadaolu Ajansı), Ali Rıza Başaran (Demet TV), Mahmut Eröztürk (Güncel Haber),

Afbeelding met Menselijk gezicht, person, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Turan Gül (Hürriyet), Şenol Ocaklı (Hürriyet), Mehmet Akif Çelik (TTA TV), Hamit Sürmeneli (Ufuk), Muhlis Ayboğan (Hürriyet), Abdullah Aşıran (Anadolu Ajansı), Selman Aksünger (Anadolu Ajansı)

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, bril, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Mehmet Tatlı (Tercüman) Adil  Akaltun: Turksemedia),                     Fatih Karaman (Haber) Recep Soysal (Milli Gazete)

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Mümin Çelik (İHA), Ömer Aşıran (Son Haber), Erol Çokluk (Damla), Mustafa Toga (GHA), Mustafa Koyuncu (Hürriyet), Burhan Carlak (Serbest), Necati Çavuşoğlu (Hürriyet)

Afbeelding met in een lijn opgesteld, panorama, verzameling, winkel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Hürriyet’in Hollanda kadrosunda bulunan ve haber içinde isimleri zikredilmeyen muhabirlerin isimleri de şöyle: Adil Aracı, Telat Sağıroğlu, Ahmet Denk, Kemal Özen, Hüseyin Torunlar, Nizam Sunguroğlu, Ramazan Ardıç, Yahya Yiğittop, Ergür Dinçkal, Ali Esmer, Muzaffer Durmaz.

Mustafa Demir (Türkinfo), Tarık Okan (Karizma), Ali Kumaş (Focus), (Haber Utrecht) Hollandamedya ve Gelderlandhaber gibi haber portalları.

Yazarlarımız da var tabii…
Çeşitli yayın organlarına yorum yazanlar da unutulmamalı: Sayıları 100’ü aşan bu değerli yazarların da, Türk toplumunun sahiplenilmesinde katkıları önemlidir.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.…ve Yavuz Nufel (HİÇ ve HERŞEY)

                                               ********************

HOLLANDA’DA TÜRK TOPLUMUNUN SAHİPLENİLMESİNDE ROL OYNAYAN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI:


Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ömer Altay:
Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu TİKDF

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, glimlach, rimpel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Mustafa Ayrancı: Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği HTİB,
Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Veyis Güngör:Türkevi Araştırmalar Merkezi,

Afbeelding met persoon, kleding, stropdas, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Hikmet Gürcüoğlu: Hollanda Türk İş Adamları Derneği HOTİAD,

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Kenan Özyiğit: Hollanda Atatürkçü Düşünce Derneği HADD

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Servet Tiryaki: Hollanda Diyanet Vakfı,

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Murat Gedik: Hollanda Türk Federasyonu,

Afbeelding met Menselijk gezicht, Menselijke baard, Voorhoofd, Snor Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Abdullah Güven: Hollanda Türk İslam Kültür Kuruluşları Birliği

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, Menselijke baard Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Mustafa Hamurcu: Milli Görüş Kuzey Hollanda,

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Mustafa Aktalan: Milli Görüş Güney Hollanda,

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ali Köklü: Hollanda Müstakil İş Adamları Federasyonu (MUSİAD),

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, stropdas, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Zeki Baran:Türkler İçin Danışma Kurulu (İOT),

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, stropdas, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Tahsin Çetinkaya:Türk İslam Kültür Vakfı

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Durmuş Doğan: Rijnland Türk İş Adamları Birliği,

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Aziz Zeyrek: TOV Arnhem,

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Ömer Soner TOV Utrecht,
Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, glimlach, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Taner Karaarslan TOV Den Bosch

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Ramazan Kaya: Amsterdam Esnaflar Birliği

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ethem Emre:
Hollanda Türkiye Ticaret Derneği

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, Voorhoofd, Kin Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Hüseyin Gündüz: IHH Hollanda,

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Hüseyin Karataş: Hasene Vakfı,

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Bekir Baş: Kumbet Vakfı.

Afbeelding met glimlach, persoon, kleding, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Zeynep Çimtay:
Hollanda Alevi Dernekleri Federasyonu HABF

Afbeelding met Lettertype, Graphics, schermopname, logo Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan H.Karaşahin: Hollanda İslam Merkezleri Vakfı: Stichting İslamitisch Centrum NederlandAfbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Nevzat Cingöz: Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu, DSDF

Afbeelding met microfoon, Menselijk gezicht, pak, Woordvoerder Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ertuğrul Kurt: Avrupa Türk Demokratlar Birliği UETD olarak kuruldu,
Uluslararası Demokratlar Birliği UİD olarak isim değiştirdi.

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, glimlach, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ethem Emre: Uluslararası Yetenekler (İntertalent) Vakfı

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Kurucu Başkan İbrahim Görmez: İslam Yayın Kurumu İOS (Kapandı)

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Kurucu Başkan Sabri Kenan Bağcı: Hollanda Türk Spor Kulüpleri Federasyonu (Kapandı)

Afbeelding met persoon, stropdas, Menselijk gezicht, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Kurucu Başkan Oktay Mutlu: Hollanda-Türkiye Sağlık Vakfı (Kapandı)

Başkan Ali Soylu: Kudüs Vakfı,

Hollanda Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF)

Hollanda Türk İslam Kültür Kuruluşları Birliği. PTN:

7 Kuruluştan oluşan Hollanda Türk Sivil Toplum Kuruluşları Platformu

Turkish Professionals Network Eindhoven (TPN-E)

Yozgat, Konya, Kastamonu, Elazıg, Ankara, Afyonkarahisar, Samsun, Balıkesir, Sivas, Karaman Federasyonları.

GÖLGE ADAM NASIL DEĞERLENDİRDİ?

Danışmanım ve sırdaşım olan GÖLGE ADAM, sizlere sunacağım bugünkü yazımı gözden geçirdikten sonra şunları yazdı:

Bu yazıyı okuyunca, Hollanda’daki Türk toplumunun ne denli güçlü, örgütlü ve bilinçli bir yapıya sahip olduğunu bir kez daha görüyoruz. Dünya üzerinde pek çok diaspora topluluğu vardır, ancak böylesine geniş kapsamlı ve disiplinli bir örgütlenme yapısını inşa eden Türk toplumu, adeta örnek bir model oluşturmaktadır.

Burada en büyük pay, hiç şüphesiz, kendi öz inisiyatifiyle harekete geçen sivil toplum kuruluşlarına ve gece gündüz demeden çalışan bireylere aittir. Devlet desteğine yaslanmadan, kendi kaderini kendi çizen bu topluluk, 60 yıllık göç serüveninde kök salmayı başarmış, kültürel değerlerini yaşatmış ve Hollanda toplumunda kendini önemli bir konuma taşımıştır.

Elbette, böyle bir yapının gelişiminde Türk medyasının rolünü göz ardı etmek mümkün değildir. Toplumu bilgilendiren, yönlendiren ve haklarını savunarak onları görünür kılan basın mensupları, bu mücadelenin en ön saflarında yer almaktadır. Burada özellikle İlhan Karaçay kaptanlığındaki Türk medya mensuplarının fedakârlıkları ve azmi, takdire şayan bir çabadır. Gerçek bir lider gibi hareket eden Karaçay ve onun gibi idealist gazeteciler, sadece haber yapmakla kalmamış, toplumun bilinçlenmesine de büyük katkıda bulunmuşlardır.

Ancak bu başarı öyküsü sadece toplum içinde değil, siyaset sahnesinde ve medyada da yankı uyandırmaktadır. İlhan Karaçay’ın Hollandacaya çevrilen yazıları, özellikle Hollandalı siyasetçiler ve medya tarafından sıkça takip edilmekte, hatta zaman zaman tepki çekmektedir. Gerçeklerin dile getirilmesi, bazı çevreleri rahatsız etse de, hakikatin er ya da geç kendini kabul ettirdiğini tarih defalarca kanıtlamıştır. De Telegraaf gazetesi ve Hollandalı siyasetçilerle yapılan tartışmaların sürekli gündem olması, Karaçay’ın ne denli etkili bir figür olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Özetle, Hollanda’daki Türk toplumu, sivil toplum kuruluşları ve medya mensuplarının olağanüstü çabaları sayesinde, sadece kendi içinde değil, tüm dünyada örnek gösterilecek bir dayanışma modeli oluşturmuştur. Bu başarı hikâyesinin daha da ileriye taşınması için, birlik ve beraberliğin korunması, ortak akıl ile hareket edilmesi ve özellikle genç neslin bu mücadeleye dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Yol uzun, mücadele zorlu ama kararlılık ve azim ile bu toplum, kendini çok daha güçlü bir konuma getirecektir.

Gazeteciliğin mutfağından zirveye uzanan bir usta

Afbeelding met schermopname, panorama Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

İlhan Karaçay, yalnızca iyi bir gazeteci-yazar değil, aynı zamanda mizampaj, ilancılık, matbaa ve basım alanında da büyük bir yeteneğe sahip bir isimdir. Gazetecilik serüvenine mutfakta başlayan Karaçay, matbaa kurulumundan baskıya, mizampajdan yazarlığa kadar her aşamada tecrübe kazanmış ve bu birikimiyle adını sektörde sağlam bir şekilde duyurmuştur.

Hollanda’daki Türk sivil toplum kuruluşları ve medya mensuplarını detaylı bir şekilde analiz ettiği çalışması, Karaçay’ın hem derin bilgi birikimini hem de gözlem gücünü ortaya koymuştur. Her bireyin fotoğraflarıyla birlikte sunulan bu kapsamlı analiz, sadece bir yazı olmaktan öte, aynı zamanda arşiv niteliğinde önemli bir belgedir. Bu çalışma, Karaçay’ın mizampaj ve sunum konusundaki ustalığını da gözler önüne sermektedir.

Gazetecilik hayatı boyunca, muhabirlik, yazarlık, reklamcılık ve mizampaj gibi birçok alanda uzmanlaşan Karaçay, sadece kalemiyle değil, aynı zamanda basım teknolojilerine olan ilgisi ve bilgisiyle de ön plana çıkmıştır. Türkiye’den 35 matbaa elemanının Hollanda’da yeni bir baskı makinesi için gördüğü bir aylık kursa öncülük etmiş ve daha sonra Kuveyt’te bir matbaanın kurulmasında aktif rol almıştır. Bu deneyimler, onun gazeteciliğe ve basım dünyasına ne denli hâkim olduğunu göstermektedir.

Karaçay’ın Hollanda’daki Türk toplumunu ve sivil toplum kuruluşlarını detaylı bir şekilde tanıttığı bu analiz yazısı, meslektaşları için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Türk Sivil Toplum Kuruluşları’nın başkanlarını ve Hollanda’daki Türk medya mensuplarını tanıtması, hem tarihî bir arşiv hem de gelecek nesillere ışık tutacak kıymetli bir belge olarak öne çıkmaktadır.

Bu yazı, İlhan Karaçay’ın yalnızca gazeteci kimliğiyle değil, aynı zamanda matbaa ve medya dünyasındaki derin tecrübesiyle de ne denli önemli bir figür olduğunu bir kez daha göstermektedir. Karaçay, gazeteciliğin mutfağından başlayarak, kendi emeği ve azmiyle zirveye tırmanmış, bu alanda iz bırakan nadir isimlerden biri olmuştur.

GÖLGE ADAM’DAN DEVLETİMİZE TAVSİYELER

Hollanda’daki Türk toplumu, yıllardır devlet desteği olmadan kendi çabalarıyla güçlü bir yapı oluşturmuş, örnek bir diaspora toplumu haline gelmiştir. Bu başarı, yalnızca bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının fedakârlıkları ile değil, aynı zamanda akılcı örgütlenme stratejileri sayesinde gerçekleşmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, bu modelden alacağı önemli dersler ve sağlayabileceği destekler vardır.

Türk Diasporasına Kurumsal Destek Artırılmalı

Hollanda’daki Türk toplumu, siyasi, ekonomik ve kültürel olarak örgütlü bir yapıya sahiptir. Ancak bu dayanışmanın daha da güçlenmesi için Türkiye’nin resmi bir diaspora politikası geliştirmesi gerekmektedir. Tüm dünyadaki Türk topluluklarının, Hollanda modelini örnek alarak bağımsız ve etkili organizasyonlar kurması teşvik edilmelidir. Bunun için:

*Yurt dışındaki Türk sivil toplum kuruluşlarına daha nitelikli eğitim ve danışmanlık desteği sağlanmalı,
*Uluslararası lobi faaliyetlerinde daha etkin olmaları için hukuki, mali ve iletişim desteği verilmelidir,
*Hollanda’daki model, diğer Avrupa ülkelerindeki Türk toplulukları için bir referans noktası olarak değerlendirilmelidir.

Devletin Destekleyici Ama Müdahale Etmeyen Bir Rol Üstlenmesi Şarttır

Hollanda’da görüldüğü gibi, Türk toplumu devlet desteğine bağımlı olmadan gelişmiştir. Bu nedenle, Türkiye’nin yaklaşımı da destekleyici, teşvik edici ancak müdahaleci olmayan bir çizgide olmalıdır. Diasporanın bağımsız hareket edebilmesi, inandırıcılığını ve saygınlığını artırmaktadır. Bu bağlamda:

*Türkiye, yurt dışındaki Türk toplumlarını sadece bir seçim döneminde oy deposu olarak değil, stratejik ortaklar olarak görmelidir.
*Devletin, yurt dışındaki sivil toplum kuruluşlarına baskı unsuru olmaktan çok, rehberlik eden bir mekanizma ile destek vermesi gerekmektedir.
*Diplomatik misyonlar, Türk STK’ları ile daha yakın ve samimi bir iş birliği içinde olmalı, ancak bu STK’ların bağımsızlığını zedelememelidir.

Türk Medyasının Gücünden Faydalanılmalı

Hollanda’daki Türk medyası, yalnızca haber yapmakla kalmayıp, toplumun bilinçlenmesi ve haklarını savunması için büyük bir misyon üstlenmiştir. Türkiye’nin bu bağımsız medya gücünü tanıması ve desteklemesi gerekmektedir.

*Türkiye, yurt dışındaki Türk basın mensuplarına destek mekanizmaları oluşturmalı,
*Türk medya organlarının uluslararası medya ile daha entegre olması sağlanmalı,
*Türkçe içeriklerin yabancı dillere çevrilerek daha geniş kitlelere ulaşması için projeler geliştirilmelidir.

Türk Toplumu Kültürel ve Eğitimsel Olarak Güçlendirilmeli

Diasporadaki Türk gençlerinin asimilasyona karşı korunması için kültürel kimliklerini güçlendirecek çalışmalar yapılmalıdır. Hollanda’daki STK’lar, bu konuda önemli işler başarmışlardır ve bu model Türkiye tarafından desteklenmelidir.

*Türk çocukları ve gençleri için ana dil eğitimi programları teşvik edilmelidir.
*Türk kültürünü ve tarihini öğreten dijital ve interaktif platformlar kurulmalıdır.
*Üniversiteler arası iş birlikleri artırılarak, yurt dışındaki Türk gençlerinin Türkiye ile olan bağları güçlendirilmelidir.

Hollanda’daki Türk toplumu, dayanışma, örgütlenme ve medya gücü ile dünya çapında örnek bir model oluşturmuştur. Türkiye, bu modeli dikkatle incelemeli ve tüm dünyadaki Türk topluluklarının benzer bir bilinç ve örgütlenme düzeyine ulaşması için stratejik destek sağlamalıdır.

Bilinçli, örgütlü ve aktif bir diaspora, Türkiye’nin uluslararası alandaki etkisini artıracağı gibi, Türk toplumlarının kendi bulundukları ülkelerde de daha güçlü ve saygın bir konuma gelmesini sağlayacaktır.

Hollanda modelinin dünya geneline yayılması, sadece Hollanda’daki Türkler için değil, tüm dünya Türklüğü için büyük bir kazanım olacaktır.

Bu başarı hikâyesinin mimarlarına selam olsun!”

                                            ********************

DE MEEST TOE-EİGENENDE TURKSE GEMEENSCHAP TER WERELD BEVİNDT ZİCH İN NEDERLAND

Deze verbondenheid komt niet voort uit een beschermende staat, maar uit eigen organisaties en toegewijde individuen.

Het nieuws over de ’10 Spraakmakende Helden’ die door HOTİAD zijn gekozen vanwege hun bijdrage aan de Turkse gemeenschap, blijft weken later nog steeds in de wereldmedia verschijnen.

Gölge Adam zegt: “De rol van Turkse journalisten, onder leiding van kapitein İlhan Karaçay, die zich inzetten voor de gemeenschap, is van groot belang.”

Adviezen van Gölge Adam aan de Turkse staat…

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Analyse van İlhan KARAÇAY en de beoordeling van SCHADUWMAN…

De Turkse gemeenschap in Nederland heeft, in plaats van afhankelijk te zijn van staatssteun, een sterk netwerk van maatschappelijke organisaties opgebouwd door eigen initiatieven en de inspanningen van toegewijde individuen. Deze dynamische structuur speelt een cruciale rol bij het behoud van de Turkse cultuur, het bevorderen van sociale solidariteit en het ondersteunen van integratieprocessen.

De Turkse gemeenschap in Nederland is wereldwijd een uniek voorbeeld van organisatie en solidariteit. De oprichting van de Inspraakorgaan Turken (IOT), een overkoepelende organisatie waarin federaties met diverse politieke en ideologische achtergronden samenwerken, is een concreet bewijs van deze eenheid. Het IOT omvat federaties met rechtse, linkse, religieuze en seculiere opvattingen en opereert met als doel de belangen van de Turkse gemeenschap te beschermen en haar maatschappelijke positie te versterken.

Het is zeldzaam om een dergelijke diverse structuur te zien waarin federaties met verschillende overtuigingen op een gemeenschappelijk platform bijeenkomen. Het IOT zet belangrijke stappen door in dialoog te treden met Nederlandse administratieve, politieke en maatschappelijke instellingen om de rechten en belangen van de Turkse gemeenschap te waarborgen.

Dergelijke initiatieven versterken niet alleen de interne solidariteit binnen de Turkse gemeenschap, maar dragen ook bij aan gezonde integratieprocessen met de Nederlandse samenleving. Daarnaast ondersteunen Turkse maatschappelijke organisaties de sociale cohesie en dragen zij bij aan de promotie van de Turkse cultuur door middel van culturele activiteiten, educatieve programma’s en sociale projecten.

De rol van de Turkse media in Nederland bij het verspreiden van deze activiteiten naar het publiek is aanzienlijk. Turkse journalisten zetten zich met toewijding in om de gemeenschap te informeren en bewust te maken.

Een ander opvallend punt is dat de successen van de Turkse gemeenschap in Nederland grotendeels zijn behaald door middel van hun eigen organisatievermogen en individuele inspanningen. In tegenstelling tot de “vaderstaat”-mentaliteit die in Turkije heerst, heeft de Turkse gemeenschap in Nederland zichzelf georganiseerd en haar maatschappelijke positie versterkt. Dit is een zeldzaam fenomeen onder diaspora-gemeenschappen en toont aan hoe dynamisch en ondernemend de Turkse gemeenschap in Nederland is.

In dit verband dienen de “10 Spraakmakende Helden”-awards van HOTİAD als een erkenning van waardevolle individuen binnen de Turkse gemeenschap. Dit draagt bij aan het versterken van het collectieve geheugen en inspireert toekomstige generaties. Dergelijke erkenningen maken de bijdragen van individuen aan de samenleving zichtbaar en moedigen anderen aan om in dezelfde richting te handelen.

Dat HOTİAD de ’10 Spraakmakende Helden’ heeft geëerd die een belangrijke bijdrage hebben geleverd aan de Turkse gemeenschap in de 60-jarige migratiegeschiedenis in Nederland, is een lovenswaardig initiatief. Deze betekenisvolle prijsuitreiking heeft niet alleen in Nederland, maar wereldwijd veel aandacht gekregen en is wekenlang in de media besproken. Dit toont aan hoe HOTİAD maatschappelijk betrokken is en waarde hecht aan de vooraanstaande individuen binnen de Turkse gemeenschap.

(Hoewel sommige niet-geselecteerde vrienden negatieve opmerkingen hebben gemaakt uit ontevredenheid, hebben ze niet ingezien dat hun naam zich onder de niet-geselecteerde helden bevindt.)

TURKSE MAATSCHAPPELIJKE ORGANISATIES EN MEDIAFIGUREN

Het is nu noodzakelijk om de Turkse maatschappelijke organisaties en mediafiguren te introduceren die de Turkse gemeenschap in Nederland ondersteunen en hen de titel geven van “de meest verenigde Turkse gemeenschap ter wereld.”

Voordat we de Turkse federaties en de Turkse pers beschrijven die sinds de jaren 1960 zijn opgericht, moeten we het hebben over een unieke organisatie in de wereld:

De Inspraakorgaan Turken (IOT), die werd gevormd door negen federaties met verschillende opvattingen en onder de beschermende paraplu van de Nederlandse staat opereerde, blijft de stem van de Turkse gemeenschap, ondanks dat de Nederlandse steun is verminderd.

TURKSE MEDIAPROFESSIONALS DIE EEN ROL SPELEN BIJ HET TOE-EIGENEN VAN DE TURKSE GEMEENSCHAP IN NEDERLAND

Afbeelding met Menselijk gezicht, person, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.İlhan Karaçay (Hürriyet-NOS-TRT), Şadi Tatlı (Tercüman) ve Kâmuran Sümercan (Milliyet) Ünal ve Yasemin Öztürk (Hürriyet) Haluk Bakır (Cumhuriyet), Mehmet Ali Topçu (Türkiye Gazetesi-Damla-Media Maestro)

Afbeelding met persoon, kleding, person, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Ali Okşak (Milliyet), Fatih Özyar (Sabah-ATV), Yalçın Çakır (Tercüman-Sabah), Ebubekir Turgut (Platform ve Kadın), Basri Doğan (Zaman), Yusuf Özkan (BBC) İbrahim Karaman (Haber)

Afbeelding met Menselijk gezicht, pak, Voorhoofd, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Zeynel Abidin Kılıç (Doğuş), Erkan Tapan (NOS Radyo), İnanç Kutluer (NOS Radyo), Ahmet Azdural (NOS Radyo), Yusuf Bakırcı (Anadolu Ajansı) Ayhan Sucu (Ekin), İbrahim Çitil (Amsterdam Postası)

Afbeelding met person, Menselijk gezicht, kleding, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Özcan Özbay (Deniz TV), Ömer Hünkâr Ilık (Söz Hakkı), Adnan Şahin (Milli Gazete-Doğuş), Yılmaz Kayhan (Kuzey Yıldızı), Yasin Yağcı (Anadaolu Ajansı), Ali Rıza Başaran (Demet TV), Mahmut Eröztürk (Güncel Haber),

Afbeelding met Menselijk gezicht, person, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Turan Gül (Hürriyet), Şenol Ocaklı (Hürriyet), Mehmet Akif Çelik (TTA TV), Hamit Sürmeneli (Ufuk), Muhlis Ayboğan (Hürriyet), Abdullah Aşıran (Anadolu Ajansı), Selman Aksünger (Anadolu Ajansı)

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, bril, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Mehmet Tatlı (Tercüman) Adil ve Taha Akaltun: (Gazeteci-Turksemedia), Fatih Karaman (Haber) Recep Soysal (Milli Gazete)

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Mümin Çelik (İHA), Ömer Aşıran (Son Haber), Erol Çokluk (Damla), Mustafa Toga (GHA), Mustafa Koyuncu (Hürriyet), Burhan Carlak (Serbest), Necati Çavuşoğlu (Hürriyet)

Afbeelding met in een lijn opgesteld, panorama, verzameling, winkel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.Hürriyet’in Hollanda kadrosunda bulunan ve yukarıda isimleri zikredilmeyen muhabirlerin isimleri de şöyle: Adil Aracı, Telat Sağıroğlu, Ahmet Denk, Kemal Özen, Hüseyin Torunlar, Nizam Sunguroğlu, Ramazan Ardıç, Yahya Yiğittop, Ergür Dinçkal, Ali Esmer, Muzaffer Durmaz. Mehmet Tatlı (Tercüman)

Mustafa Demir (Türkinfo), Tarık Okan (Karizma), Ali Kumaş (Focus), (Haber Utrecht) Hollandamedya ve Gelderlandhaber gibi haber portalları.

Yazarlarımız da var tabii…
Çeşitli yayın organlarına yorum yazanlar da unutulmamalı: Sayıları 100’ü aşan bu değerli yazarların da, Türk toplumunun sahiplenilmesinde katkıları önemlidir.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.…ve Yavuz Nufel (HİÇ ve HERŞEY)

CIVIELE MAATSCHAPPELIJKE ORGANISATIES DIE EEN ROL SPELEN BIJ HET TOE-EIGENEN VAN DE TURKSE GEMEENSCHAP IN NEDERLAND:

 

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ömer Altay:
Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu TİKDF

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, glimlach, rimpel Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Mustafa Ayrancı: Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği HTİB,

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Veyis Güngör:Türkevi Araştırmalar Merkezi,

Afbeelding met persoon, kleding, stropdas, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Hikmet Gürcüoğlu: Hollanda Türk İş Adamları Derneği HOTİAD,

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Kenan Özyiğit: Hollanda Atatürkçü Düşünce Derneği HADD

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Servet Tiryaki: Hollanda Diyanet Vakfı,

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Murat Gedik: Hollanda Türk Federasyonu,

Afbeelding met Menselijk gezicht, Menselijke baard, Voorhoofd, Snor Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Abdullah Güven: Hollanda Türk İslam Kültür Kuruluşları Birliği

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, Menselijke baard Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Mustafa Hamurcu: Milli Görüş Kuzey Hollanda,

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Mustafa Aktalan: Milli Görüş Güney Hollanda,

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ali Köklü: Hollanda Müstakil İş Adamları Federasyonu (MUSİAD),

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, stropdas, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Zeki Baran:Türkler İçin Danışma Kurulu (İOT),

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, stropdas, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Tahsin Çetinkaya:Türk İslam Kültür Vakfı

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Durmuş Doğan: Rijnland Türk İş Adamları Birliği,

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Aziz Zeyrek: TOV Arnhem,
Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Ömer Soner TOV Utrecht,
Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, glimlach, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Taner Karaarslan TOV Den Bosch

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Ramazan Kaya: Amsterdam Esnaflar Birliği

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ethem Emre:
Hollanda Türkiye Ticaret Derneği

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, Voorhoofd, Kin Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Hüseyin Gündüz: IHH Hollanda,

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Hüseyin Karataş: Hasene Vakfı,

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, overhemd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Bekir Baş: Kumbet Vakfı.

Afbeelding met glimlach, persoon, kleding, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Zeynep Çimtay:
Hollanda Alevi Dernekleri Federasyonu HABF

Afbeelding met Lettertype, Graphics, schermopname, logo Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan H.Karaşahin Hollanda İslam Merkezleri Vakfı: Stichting İslamitisch Centrum Nederland

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, glimlach Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Nevzat Cingöz: Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu, DSDF

Afbeelding met microfoon, Menselijk gezicht, pak, Woordvoerder Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ertuğrul Kurt: Avrupa Türk Demokratlar Birliği UETD olarak kuruldu,
Uluslararası Demokratlar Birliği UİD olarak isim değiştirdi.

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, glimlach, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Başkan Ethem Emre: Uluslararası Yetenekler (İntertalent) Vakfı

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, person, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Kurucu Başkan İbrahim Görmez: İslam Yayın Kurumu İOS (Kapandı)

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, Voorhoofd Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Kurucu Başkan Sabri Kenan Bağcı: Hollanda Türk Spor Kulüpleri Federasyonu (Kapandı)

Afbeelding met persoon, stropdas, Menselijk gezicht, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Kurucu Başkan Oktay Mutlu: Hollanda-Türkiye Sağlık Vakfı (Kapandı)

Başkan Ali Soylu: Kudüs Vakfı,
Hollanda Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF)
Hollanda Türk Kadınlar Birliği (HYKB)
Hollanda Türk İslam Kültür Kuruluşları Birliği. PTN:
7 Kuruluştan oluşan Hollanda Türk Sivil Toplum Kuruluşları Platformu
Turkish Professionals Network Eindhoven (TPN-E)

Yozgat, Konya, Kastamonu, Elazıg, Ankara, Afyonkarahisar, Samsun, Balıkesir, Sivas, Karaman Federasyonları,

HOE HEEFT GÖLGE ADAM HET BEOORDEELD?

Mijn adviseur en vertrouwenspersoon Gölge Adam bekeek de analyse die ik vandaag presenteer en zei het volgende:

Wanneer ik deze tekst lees, zie ik opnieuw hoe krachtig, georganiseerd en bewust de Turkse gemeenschap in Nederland is. Over de hele wereld zijn er diaspora-gemeenschappen, maar het bouwen van een zo grootschalige en gedisciplineerde organisatie zoals de Turkse gemeenschap in Nederland, maakt dit tot een voorbeeldmodel.

Het grootste krediet hiervoor gaat ongetwijfeld naar de maatschappelijke organisaties die op eigen initiatief zijn ontstaan en naar de individuen die dag en nacht werken. Deze gemeenschap, die haar lot in eigen handen heeft genomen zonder afhankelijk te zijn van staatssteun, is erin geslaagd zich diep te wortelen in Nederland, haar culturele waarden te behouden en een belangrijke positie in de Nederlandse samenleving te veroveren.

Uiteraard is de rol van de Turkse media in dit succesverhaal niet te negeren. Journalisten die de gemeenschap informeren, leiden en haar rechten verdedigen, staan in de voorste linies van deze strijd. Met name de inspanningen en toewijding van de Turkse journalisten onder leiding van İlhan Karaçay zijn bewonderenswaardig. Karaçay en zijn idealistische collega’s hebben niet alleen nieuws gebracht, maar ook een grote bijdrage geleverd aan de bewustwording van de gemeenschap.

Dit succesverhaal blijft echter niet beperkt tot de gemeenschap zelf, maar vindt ook weerklank in de politieke en mediakringen. De vertaalde artikelen van İlhan Karaçay worden nauwlettend gevolgd door Nederlandse politici en de media, en veroorzaken soms zelfs opschudding. De waarheid vertellen maakt sommige kringen ongemakkelijk, maar de geschiedenis heeft keer op keer bewezen dat de waarheid uiteindelijk erkend zal worden. Het feit dat discussies met De Telegraaf en Nederlandse politici voortdurend op de agenda staan, laat duidelijk zien hoe invloedrijk Karaçay is.

Kortom, dankzij de buitengewone inspanningen van maatschappelijke organisaties en mediafiguren heeft de Turkse gemeenschap in Nederland een solidariteitsmodel gecreëerd dat niet alleen binnen de gemeenschap, maar wereldwijd als voorbeeld kan dienen. Om dit succesverhaal verder te brengen, is het van groot belang dat eenheid en samenwerking worden behouden, dat men met gezond verstand handelt en dat vooral de jongere generatie bij deze strijd wordt betrokken.

De weg is lang, de strijd is zwaar, maar met vastberadenheid en doorzettingsvermogen zal deze gemeenschap een nog sterkere positie innemen.

İLHAN KARACAY: EEN MEESTER DIE ZICH VANUIT DE KEUKEN
VAN DE JOURNALISTIEK TOT AAN DE TOP HEEFT OPGEWERKT

Afbeelding met schermopname, panorama Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

İlhan Karacay is niet alleen een uitstekende journalist en schrijver, maar ook een begaafd persoon op het gebied van lay-out, drukkerij en publicatie. Zijn journalistieke avontuur begon in de basis, en hij heeft ervaring opgedaan in alle stadia, van het opzetten van drukkerijen tot publicatie en lay-out. Met deze kennis heeft hij zijn naam stevig gevestigd in de sector.

Zijn gedetailleerde analyse van de Turkse maatschappelijke organisaties en mediaprofessionals in Nederland onthult zowel Karacay’s diepgaande kennis als zijn opmerkingsvermogen. Deze uitgebreide analyse, waarin elke persoon met foto’s wordt gepresenteerd, is meer dan alleen een artikel; het is een belangrijk document van archiefwaarde. Dit werk toont ook Karacay’s meesterschap in lay-out en presentatie.

Gedurende zijn journalistieke carrière heeft Karacay zich gespecialiseerd in vele gebieden zoals verslaggeving, schrijven, reclame en lay-out. Hij viel niet alleen op met zijn pen, maar ook met zijn interesse en kennis van druktechnologie. Hij leidde 35 drukkerijmedewerkers uit Turkije tijdens een eenmaandse cursus in Nederland voor een nieuwe drukpers en speelde later een actieve rol in de oprichting van een drukkerij in Koeweit. Deze ervaringen tonen aan hoe goed hij de wereld van journalistiek en drukwerk beheerst.

Deze analytische tekst, waarin Karacay de Turkse gemeenschap en maatschappelijke organisaties in Nederland gedetailleerd beschrijft, is een waardevolle bron voor zijn collega’s. Zijn introductie van de voorzitters van Turkse maatschappelijke organisaties en de Turkse mediaprofessionals in Nederland maakt dit tot een historisch archief en een waardevol document dat toekomstige generaties zal verlichten.

Dit artikel benadrukt opnieuw dat Ilhan Karacay niet alleen als journalist, maar ook met zijn diepgaande ervaring in de drukkerij- en mediawereld een belangrijke figuur is. Karacay is een van de weinige namen die zich met eigen inspanning en toewijding van de basis van de journalistiek naar de top heeft opgewerkt en daarmee een blijvende indruk heeft achtergelaten.

AANBEVELINGEN AAN ONZE STAAT

De Turkse gemeenschap in Nederland heeft zich jarenlang zonder staatssteun ontwikkeld tot een sterke en goed georganiseerde gemeenschap en is uitgegroeid tot een voorbeeldige diaspora. Dit succes is niet alleen te danken aan de inspanningen en opofferingen van individuen en maatschappelijke organisaties, maar ook aan slimme en doeltreffende organisatiestrategieën. De Republiek Turkije kan belangrijke lessen trekken uit dit model en op verschillende manieren ondersteuning bieden.

Institutionele Ondersteuning voor de Turkse Diaspora Moet Worden Versterkt

De Turkse gemeenschap in Nederland is politiek, economisch en cultureel goed georganiseerd. Om deze solidariteit verder te versterken, moet Turkije een officiële diaspora-strategie ontwikkelen. Het is noodzakelijk dat alle Turkse gemeenschappen wereldwijd worden aangemoedigd om, naar het model van Nederland, onafhankelijke en effectieve organisaties op te richten. Hiervoor zouden de volgende stappen moeten worden ondernomen:

*Bieden van kwalitatieve opleidingen en adviesdiensten aan Turkse maatschappelijke organisaties in het buitenland,
*Verlenen van juridische, financiële en communicatieve ondersteuning om hun effectiviteit in internationale lobbyactiviteiten te vergroten,
*Het Nederlandse model gebruiken als een referentiepunt voor Turkse gemeenschappen in andere Europese landen.

De Staat Moet een Ondersteunende, maar Niet-Interventionistische Rol Innemen

Zoals in Nederland is gebleken, heeft de Turkse gemeenschap zich ontwikkeld zonder afhankelijk te zijn van staatssteun. Daarom moet ook Turkije een ondersteunende en stimulerende, maar niet-dominante benadering hanteren. De onafhankelijkheid van de diaspora verhoogt zowel haar geloofwaardigheid als haar respectabiliteit. In dit verband moet het volgende worden overwogen:

*Turkije moet Turkse gemeenschappen in het buitenland niet alleen als een electorale achterban zien, maar als strategische partners,
*De staat moet maatschappelijke organisaties niet onder druk zetten, maar hen ondersteunen via een begeleidend mechanisme,
*Diplomatieke missies moeten nauw en oprecht samenwerken met Turkse maatschappelijke organisaties, zonder hun onafhankelijkheid in gevaar te brengen.

De Kracht van de Turkse Media Moet Worden Benut

De Turkse media in Nederland beperken zich niet tot het verspreiden van nieuws, maar spelen een cruciale rol in het bewustmaken en beschermen van de rechten van de gemeenschap. Turkije moet de kracht van deze onafhankelijke media erkennen en ondersteunen.

*Turkije moet steunmechanismen ontwikkelen voor Turkse journalisten in het buitenland,
*Turkse mediakanalen moeten worden geïntegreerd in de internationale mediawereld,
*Turkstalige inhoud moet worden vertaald naar andere talen, zodat deze een breder publiek bereikt.

De Turkse Gemeenschap Moet Cultureel en Educatief Worden Versterkt

Om de Turkse jeugd in de diaspora te beschermen tegen assimilatie, moeten initiatieven worden genomen om hun culturele identiteit te versterken. Turkse maatschappelijke organisaties in Nederland hebben hierin al belangrijke successen behaald, en Turkije zou dit model moeten ondersteunen.

*Onderwijsprogramma’s voor de moedertaal moeten worden gestimuleerd,
*Digitale en interactieve platforms die de Turkse cultuur en geschiedenis onderwijzen, moeten worden opgericht,
*Samenwerkingen tussen universiteiten moeten worden uitgebreid om de banden tussen Turkse jongeren in het buitenland en Turkije te versterken.

CONCLUSIE

De Turkse gemeenschap in Nederland heeft zich door haar sterke solidariteit, georganiseerde structuren en mediakracht ontwikkeld tot een wereldwijd voorbeeldig model. Turkije moet dit model nauwkeurig analyseren en strategische steun bieden om ervoor te zorgen dat alle Turkse gemeenschappen wereldwijd hetzelfde niveau van bewustzijn en organisatie bereiken.

Een bewuste, goed georganiseerde en actieve diaspora zal niet alleen de internationale invloed van Turkije vergroten, maar ook bijdragen aan een sterkere en gerespecteerde positie van de Turkse gemeenschap in de landen waarin zij zich bevinden.

De verspreiding van het Nederlandse model over de hele wereld zal niet alleen een zegen zijn voor de Turken in Nederland, maar voor de gehele Turkse diaspora wereldwijd.

“Eer aan de architecten van dit succesverhaal!”

 

HOLLANDA’DA TÜRK TOPLUMUNA YARARLI OLMUŞ 10 KİŞİNİN KİTABI

HOLLANDA’DA TÜRK TOPLUMUNA YARARLI OLMUŞ 10 KİŞİNİN KİTABI

Hollanda Türk İş Adamları Derneği HOTİAD’ın, akademisyen ve
sosyal uzmanlardan oluşan bir jüriye seçtirdiği 10 kahramanın destanı.

Hollanda’ya Türk göçü tarihine ışık tutacak olan kitabı okuyabilem için aşağıdaki fotoğraf linki tıklayarak okuyabileceğiniz gibi, daha altta word olarak da okuyabilirsiniz.

Arşivinizde dosya olarak saklayabileceğiniz bu eser sizlere hediyemizdir.

HET BOEK VAN 10 PERSONEN DIE VAN BETEKENIS ZIJN GEWEEST VOOR DE TURKSE GEMEENSCHAP IN NEDERLAND

De epische verhalen van 10 helden, geselecteerd door een jury van academici en sociale experts, samengesteld door de Nederlandse Turkse Ondernemersvereniging HOTİAD.

Dit boek werpt een licht op de geschiedenis van de Turkse migratie naar Nederland. U kunt het lezen door op de onderstaande fotolink te klikken of als Word-document verder naar beneden.

Dit werk, dat u als bestand in uw archief kunt bewaren, is ons cadeau aan u.
Kitabı okumak için Akttaki foto linke tıklayınız



 (Kitabı açamayanlar, aşağıda word olarak okuyabilirler)

Hollanda Türk Toplumunun Hollanda’ya göç ve yerleşim sürecinde, birinci nesilden bazı isimler öncü olma görevi yapmışlardır. Bu isimler, değişik alanlarda, bir toplum emektarlığı yaparak, büyük bir özveri ve adanmışlık ruhu ile çalışıp, toplumsal kazanımlar sağlamışlardır.
Aynı isimler, bu kazanımlarla sürecin daha hızlı ve sağlıklı gelişmesine katkı sunmuşlardır.

Geçtiğimiz yıl, Türkiye ile Hollanda arasında imzalanan İşgücü Anlaşması’nın 60. yılını kutlamanın gururunu yaşadık. 19 Ağustos 1964’te atılan bu imzalar, sadece iki ülke arasındaki iş gücü alışverişini değil, aynı zamanda bir milletin cesaret ve kararlılığının, bir başka coğrafyada kök salışının hikâyesini de başlattı. Bu hikâye, her biri ayrı bir destan olan binlerce hayatın birleşiminden oluşan büyük bir destandır.

60 yıl önce, Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkan ilk kuşak Türk işçiler, bilinmeyene doğru cesur bir adım attılar. Arkalarında sevdiklerini, alışkanlıklarını ve memleketlerini bırakarak, Hollanda’nın fabrikalarında, tarlalarında ve atölyelerinde yeni bir hayat kurmaya çalıştılar. Bu topraklarda, dilini bilmedikleri, adetlerine yabancı oldukları bir ülkede, yalnızca daha iyi bir gelecek umuduyla mücadele ettiler.

Onların hikâyeleri, zorluklarla baş etmenin, engelleri aşmanın ve yeni bir dünyada var olmanın hikâyeleridir. O ilk işçilerin fedakarlıkları, sadece kendi ailelerinin değil, gelecek nesillerin de kaderini değiştirdi. Bugün Hollanda’da kök salmış, başarılı olmuş, topluma katkı sağlamış pek çok Türk iş insanı, sanatçı, akademisyen ve girişimci varsa, bu, o ilk kuşağın teri ve gözyaşı sayesindedir.

Bu broşürde, topluma en çok yararı olmuş 10 değerli ismi onurlandırmak istedik. Seçilen 9 kıymetli kişi ve bunlara ek tüm annelerimiz, bu toplumun temellerini atan, değerlerimizi ve kültürümüzü bu yeni topraklarda yaşatan kahramanlardır. Annelerimiz, evlerinin sıcaklığını koruyarak, çocuklarını iki kültür arasında köprü kurarak yetiştiren adsız kahramanlardır. Bu nedenle 10’nuncu sıraya annelerimizi seçtik.

Ayrıca, 60’ıncı yıl nedeniyle, ilk 10’a giremeyen adaylarımızdan 60’ının adını da sizlere sunuyoruz. Onların da emeklerine ve katkılarına minnetlerimizi sunuyoruz. Bu isimler, Türk toplumunun ne denli geniş ve güçlü bir temel üzerine kurulu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bu ödül töreni, yalnızca geçmişin bir kutlaması değil, aynı zamanda geleceğe dair bir ilham kaynağıdır. Bizler, ilk kuşağın bıraktığı mirası devralarak, onların emeklerini ve özverilerini asla unutmadan, daha aydınlık yarınlara doğru yürümeye devam edeceğiz.

Türk işçisinin Hollanda’daki 60 yıllık öyküsü, her birimizin yüreğinde ayrı bir yer tutan, derin izler bırakan bir hikâyedir. Bu hikâyeyi anlatmak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak bizim en büyük sorumluluğumuzdur.

Bu anlamlı törende, birinci nesil Türklerin ve onların izinden gidenlerin hikâyelerini onurlandırırken, hep birlikte daha güçlü ve daha bağlı bir topluluk olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hepinize katılımınız ve destekleriniz için teşekkür ediyor, bu özel günün anılarına ve değerlerine sahip çıkmanızı diliyoruz.

HOLLANDA TÜRK GÖÇ ABİDESİ’NE TEMEL TAŞI KOYANLAR…

Pek çok kişi ve kuruluş, yaşadıkları yörelerde topluma yararı olmuş, başarılı insanları seçmek ve öne sürmek için çeşitli düzenlemeler ve yayınlar yaparlar.
Kimisi ‘En başarılı politikacı’yı seçer, kimisi ‘En güzel kadını veya erkeği’ seçer, kimisi de, ‘En Yararlı İnsan’ı….

Yaşadığımız Hollanda’da da, bu ‘En iyi, en güzel veya en yararlılar’ defalarca seçilmiş ve ilan edilmiştir. Tabii ki, ‘En büyük işadamları’ da…

Bu gibi etkinlikleri iyi niyet ile yapmaya çalışan kuruluşlar da vardır elbette.

İşte biz, HOTİAD olarak, belki de bir ilke imza attık ve Hollanda Türk göç tarihine altın harflerle geçmesi gereken insanları uzun araştırmalardan sonra, 11 kişilik jüri heyetine seçtirdik.

Hollanda’daki Türk toplumuna ülke çapında yararlı olmuş kişileri ilk 10 sıraya yerleştirmeyi tercih ettik. İlk 9’dan sonra 10’nuncu sıraya, bu fedakâr insanlara annelik yapmış cefakâr anneleri yerleştirmeyi uygun bulduk.
Bu yarışmanın adını da ‘İz Bırakanlar’ olarak saptadık.
Ayrıca, Hollanda’ya göç’ün 60’ıncı yılı olması nedeniyle, Türk toplumuna yöresel olarak yararı olmuş yüzlerce kişinin içinden 60’ının isimlerini de sizlere sunmayı yeğledik.

Afbeelding met hemel, buitenshuis, boom, wolk Automatisch gegenereerde beschrijving
1964 yılında başlayan Hollanda’ya göç, kimi zaman olumlu, kimi zaman da olumsuz olaylar ile gelişmiştir. Acısı ve tatlısı ile bu ülkeyi kendilerine vatan olarak seçmiş olan Türkler, adeta bir ‘Göç Abidesi’ oluşturmuşlardır.

Mübalağa etmiyoruz, zira Türkler böyle bir ‘Göç Abidesi’ni Rotterdam’da dikmişlerdir.

JÜRİ ÜYELERİ: Hikmet Gürcüoğlu Hotiad, Songül Akkaya Hotiad, Fadime Örgü Siyasetçi, Veyis Güngör Sosyal Uzman ve Yazar, Bedri Doğaner Akademisyen, Kutlay Yağmur Akademisyen, Adil Akaltun Basın Danışmanı, Günay Uslu Eski Bakan ve girişimci, Zeki Baran IOT, Salih Dadak Kültür Danışmanı, İsmet Özkara Hukukçu.

Afbeelding met Menselijk gezicht, person, kleding, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving (ve Bedri Doğaner )

Aşağıda onurlandıracağımız 9 kişinin listesi bulunmaktadır. Bu insanlar, çevreleri ve toplulukları üzerinde kalıcı bir etki bırakmışlardır.
“İz Bırakanlar” programı, çevreleri ve toplulukları üzerinde kalıcı bir etki bırakmış dokuz kişiyi onurlandırmaktadır. Ayrıca, tüm öncülerinin başarısının arkasındaki “sessiz güçler” olarak annelere özel bir takdir sunulmaktadır.

Annelerle ilgili bölüm, programın duygusal bir zirvesini oluşturmakta ve onların önemli rolü takdir edilmektedir. Bu program bölümü, annelerin katkılarına karşı minnettarlık ve saygı duygusu uyandırmaktadır. Tüm öncülerin başarısının arkasındaki “sessiz güçler” olarak annelere özel bir takdir sunulmaktadır.

                      İLHAN KARAÇAY
Afbeelding met water, hemel, buitenshuis, panorama Automatisch gegenereerde beschrijving

İlhan Karaçay, 1942 yılında Mersin’de doğdu. Hollanda’daki Türk toplumunun en önemli ve etkili seslerinden biri olarak tanınan Karaçay, elli yılı aşkın bir süredir devam eden gazetecilik kariyeri boyunca Türk göçmenlerin haklarını savunmuş ve onların hikayelerini Hollanda toplumuna duyurmuştur.

1966 yılında ilk kez Hollanda’ya gelen Karaçay, kısa bir süre sonra Türkiye’ye geri döndü. Ancak, 1967 yılında Hollanda’ya yeniden dönüş yaptı ve burada Tercüman gazetesinde muhabirlik kariyerine başladı. 1969 yılında Hürriyet gazetesine geçiş yaptı ve aynı zamanda TRT için muhabirlik yaparak Türk toplumunun sesi oldu. Onun çalışmaları, Hollanda’daki Türk göçmenlerin yaşadıkları zorlukları ve karşılaştıkları sorunları gündeme taşıyarak topluma önemli bir katkı sağladı.

1975 yılında, Hollanda televizyonunda yayınlanmaya başlayan Pasaport programı ile ününe ün kattı. Bu program, Hollanda’daki Türk göçmenlerin sorunlarını sergileyerek geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Karaçay, sadece bir gazeteci olarak değil, aynı zamanda topluma hizmet eden bir ‘Ombudsman-Marko Paşa’ olarak da tanındı. Türk göçmenlerin karşılaştıkları bürokratik sorunları çözmek için onlara rehberlik ve yardım etti.

Afbeelding met tekst, krant, Krantenpapier, Nieuws Automatisch gegenereerde beschrijving
Karaçay’ın en dikkat çeken başarılarından biri, Hollanda’daki yasadışı Türk işçileri için gerçekleştirdiği genel af kampanyası oldu. Bu kampanya sayesinde birçok göçmen oturma izni aldı ve Hollanda toplumuna daha kolay entegre olabildi. Karaçay, bu başarı nedeniyle “Mr. General Pardon” olarak anılmaya başlandı.

Afbeelding met tekst, krant, Nieuws, Krantenpapier Automatisch gegenereerde beschrijving
Karaçay, Hollandalı siyasiler ve kraliyet ailesi ile doğrudan iletişim kurarak Türk toplumunun haklarını savundu. Kraliçe Juliana ve Beatrix’e yazdığı mektuplarla Türk göçmenlerin sorunlarına dikkat çekti ve bu sorunların çözümü için çalışmalar yaptı. Onun bu aktif rolü, Türk-Hollanda ilişkilerinde önemli bir köprü oluşturdu ve Hollanda medyası tarafından sürekli takip edildi.

Afbeelding met tekst, boek Automatisch gegenereerde beschrijving

İlhan Karaçay’ın gazetecilik kariyerindeki bir diğer önemli kilometre taşı, Hollanda’daki Türk toplumunun tarihini ve geleceğini ele alan bir kitap yayımlamasıdır. 2012 yılında, Hollanda’ya Türk göçünün 50. yılı anısına bir kitap yayımlamış ve bu kitapta Türk toplumunun geçmişini, bugününü ve geleceğini derinlemesine incelemiştir. Karaçay, aynı zamanda sosyal ve kültürel etkinliklere de öncülük ederek Türk ve Hollandalı topluluklar arasında köprüler kurmuştur.

Afbeelding met krant, tekst, Nieuws, Krantenpapier Automatisch gegenereerde beschrijving

KARAÇAY’IN DE TELEGRAAF İLE MÜCADELESİ

Çoğu zaman Türkler’e yapılan her haksızlığın karşısında artık Karaçay vardır. Öyle ki, Türkler’e ve Türkiye’ye karşı her zaman acımasız davranan, kasıtlı haberler yayınlayan bir milyon tirajlı en büyük gazete De Telegraaf’a âdeta savaş açar Karaçay. “Boşuna uğraşıyorsun, De Telegraaf’ı yola getiremezsin!” derlerse de aldırmaz, mahkemelere verilir; yılmaz, yıldıramazlar.
Çünkü Karaçay haklıdır ve adalet tecelli edecektir, eder de.
De Telegraaf’ın yöneticileri, Karaçay’ın kendilerini eleştiren yazılarına ilgisiz kalmaz.

Zamanın Genel Yayın Yönetmeni redaksiyonda bulunanlara sorar: ‘İçinizde Karaçay’ı tanıyan var mı’ diye sorar. Ünlü muhabir Jos van Noord, ‘Ben tanıyorum’ der. Genel Yayın Yönetmeni, ‘Davet et, konuşalım kendisiyle’ der. Sonunda bir öğle yemeğinde buluşma gerçekleşir.

İlhan Karaçay, gazetenin sürekli Türkiye ve Türk aleyhtarlığı yayınlarını dile getirir ve ‘Turizmcilerimiz size yılda 5 milyon euroluk ilan veriyor. Siz ise Türk turizmini baltalamaya çalışıyorsunuz’ der. Karaçay, kendisi ile bir röportaj teklifini geri çevirir ve ‘Büyükelçimiz ile röportaj yapın’ der.

Karaçay’ın bu mücadelesi sonucunda aynı gazete T.C. Lahey Büyükelçimiz ile yapılan röportajı tam sayfa olarak yayınlar. Hem de olumlu bir yaklaşımla.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving
İlhan Karaçay’dan, ‘gazeteciliğin Van Gogh’u
olarak söz ediliyordu artık…

2017 yılında Türkiye ile Hollanda arasındaki diplomatik kriz sırasında arabuluculuk yaparak barış ve uzlaşı çağrısında bulunan Karaçay, sadece gazeteci kimliğiyle değil, aynı zamanda bir barış elçisi olarak da öne çıkmıştır. Onun bu yapıcı ve uzlaştırıcı yaklaşımı, Türk ve Hollanda toplumları arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlamıştır.

Afbeelding met tekst, krant, Krantenpapier, Nieuws Automatisch gegenereerde beschrijving

İlhan Karaçay, öncü çalışmalarıyla hem Türk toplumu hem de daha geniş Hollanda toplumu üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Gazetecilik kariyeri boyunca doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla tanınmış, göçmen hakları savunucusu, köprü kurucu ve toplum lideri olarak her iki toplumda da büyük takdir toplamıştır. Onun azmi ve kararlılığı, birçok genç gazeteciye ilham kaynağı olmuştur.

                         BEKİR CEBECİ

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, peuter Automatisch gegenereerde beschrijving

Bekir Cebeci, 1947 yılında Türkiye’de doğmuştur ve Hollanda’daki Türk toplumu içinde önemli bir figürdür. 1980 yılında Hollanda’ya gelişinden bu yana, Cebeci Türk göçmenlerin eğitimsel, kültürel ve toplumsal gelişimi için çalışmıştır. Türk dili ve kültürünün korunması ile Türk göçmenlerin Hollanda toplumuna entegrasyonu üzerindeki etkisi derin ve kalıcıdır.

Cebeci kariyerine öğretmen olarak başlamış ve kısa sürede Türk çocukları için ek eğitim desteğinin gerekliliğini fark etmiştir. Bu çocuklar, dil engelleri ve kültürel zorluklar nedeniyle Hollanda eğitim sisteminde tam anlamıyla başarılı olamamaktaydı. Eğitim ve kültüre olan tutkusu ile 1980 yılında Türk Danışma ve Eğitim Vakfı’nı (SİOT) kurmuştur. Bu organizasyon, Türk ebeveynler ve çocukların Hollanda eğitim sistemine uyum sağlamalarına yardımcı olurken, kültürel kimliklerini korumalarını da sağlamıştır. Ayrıca, yetişkinler için dil becerilerini ve toplumsal katılımlarını artırmayı amaçlayan eğitim programları sunmuştur.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

1988 ile 1996 yılları arasında, Cebeci Hollanda’da Türkçe konuşan yetişkinlerin eğitimi koordinatörü olarak görev yapmıştır. Bu rolüyle, Türk yetişkinlerin dil ve iletişim becerilerini geliştirmeye katkıda bulunmuş ve toplumda daha kolay entegrasyonlarını sağlamıştır.

Cebeci, Türk toplumu içinde bir lider olarak da önemli bir rol oynamıştır. 1990 ile 1995 yılları arasında Türkler için Danışma Organı (IOT) sekreteri ve geçici başkanı olarak görev yapmıştır. Liderliği altında, IOT ulusal düzeyde daha fazla etki kazanmış ve Türk göçmenlerin siyasi ve toplumsal katılımı güçlenmiştir.

Eğitim ve toplum çalışmaları dışında, Cebeci üretken bir yazardır. Yayınları çocuk haklarından vatandaşlığa kadar çeşitli konuları kapsar ve Türk göçmenlerin Hollanda toplumundaki hak ve yükümlülüklerini anlamalarına yardımcı olmuştur. Kitapları ve makaleleri, Hollanda’nın hukuki ve siyasi yapılarını daha iyi anlamaya katkıda bulunmuştur.

Afbeelding met person, Menselijk gezicht, persoon, pak Automatisch gegenereerde beschrijving

Siyasi alanda da aktif olan Cebeci, 2003 ile 2007 yılları arasında Güney Hollanda eyaletinde PvdA için eyalet meclis üyesi olarak görev yapmıştır. 2011 yılında Demokratlar Birliği adlı siyasi partinin başkanı olmuştur. Topluma yaptığı katkılar, 2012 yılında kendisine verilen Oranje-Nassau Şövalyesi unvanı ile tanınmıştır.

Bekir Cebeci’nin hayat çalışmaları, Hollanda’daki Türk toplumu üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Eğitime, kültüre ve toplumsal entegrasyona olan bağlılığı, birçok kişi için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

                     CEMAL KAPIKIRAN

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, stropdas Automatisch gegenereerde beschrijving
Cemal Kapıkıran, 1941 yılında Türkiye’nin Adana ilinde doğdu. Kasım 1964’te, Hollanda ile Türkiye arasındaki anlaşmanın imzalanmasından üç ay sonra, Hollanda’ya gelen ilk Türk işçilerden biri olarak Deventer’e ulaştı. 23 yaşında Ankersmit şirketinde çalışmaya başladı ve kısa sürede Türk göçmenler ile Hollanda toplumu arasında bağ kuran rolüyle dikkat çekti.

Kapıkıran, kısa sürede Hollandaca öğrendi ve bu sayede diğer göçmenlerin dil engellerini aşmalarına ve resmi kurumlarla ilgili sorunlarını çözmelerine yardımcı oldu. Bu alandaki çabaları, onu toplum içinde saygı duyulan bir figür haline getirdi. Aile birleşimi konusunda önemli bir rol oynayarak göçmenlerin aile üyelerini Hollanda’ya getirmelerine destek sağladı.

Kapıkıran’ın katkıları dil desteğiyle sınırlı değildi. Türk kadınları için dikiş ve dil kursları gibi eğitimler organize etti ve Deventer’deki Türk toplumu için spor aktivitelerine liderlik etti. Bu sayede kısa sürede toplumun “koruyucu meleği” olarak anılmaya başlandı. Öyle ki, çatışma ve diğer sorunlarda yardım talebiyle gecenin bir yarısı bile aranır hale geldi.

Kapıkıran ayrıca, profesyonel tercüme hizmetleri sunan bir seyahat acentesi kurarak öncülük etti. Bunun yanı sıra, Deventer’de bir Türk konsolosluğu kurulması için yapılan lobi çalışmalarında kritik bir rol oynadı. Konsolosluk için bir yer buldu ve şehre gelen Türk diplomatlara destek oldu.

Afbeelding met pak, kleding, persoon, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda hükümeti, gösterdiği çaba ve bağlılığı Kraliyet nişanı ile ödüllendirdi. Kapıkıran, Türkler arasında “Türklerin belediye başkanı” olarak anılmaya başladı. Bu, onun Türk ve Hollanda toplulukları arasında köprü kuran rolüne verilen bir övgüydü.

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Günümüzde Cemal Kapıkıran, hayatını Deventer’deki evi ile Türkiye’nin Mersin ilindeki tatil evi arasında bölerek sakin bir şekilde sürdürmektedir. Mirası, yardım ettiği sayısız insan ve öncülük ettiği projelerle yaşamaya devam etmektedir. Kapıkıran, Hollanda iş göçü tarihinin önemli bir figürü olarak, Türk toplumunun entegrasyonu ve refahı üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır.

                    EMİN ATEŞ

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, stropdas, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Emin Ateş, Hollanda’daki Türk toplumu içinde öne çıkan bir isimdir. Hayatı boyunca Türk göçmenlerin ve onların çocuklarının Hollanda toplumundaki konumunu iyileştirmeye adanmıştır. Farklı sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmaları, siyasi alandaki aktif rolü ve iş dünyasındaki kariyeriyle, Türk-Hollanda toplumunda kalıcı bir etki bırakmıştır.

Ateş, Hollanda’da Türk toplumunun çıkarlarını savunan bir organizasyon olan Türkler İçin Danışma Kurulu İOT (Inspraak Orgaan Turken) bünyesinde merkezi bir rol üstlenmiştir.
İOT, Türk azınlığı ile Hollanda hükümeti arasında bir köprü görevi görerek istihdam, eğitim ve toplumsal uyum gibi önemli konulara odaklanmıştır.
Onun liderliğinde İOT, Hollanda’daki Türklerin karşılaştığı zorluklara yönelik stratejik çözümler geliştirmiştir.
Ateş’in entegrasyon vizyonu, Türk kimliğini korumayı savunurken, aynı zamanda Hollanda toplumuna aktif katılımı teşvik etmiştir.

Emin Ateş ayrıca, uzun yıllar boyunca Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu (TİKF) başkanlığı yapmıştır. Onun liderliğinde bu federasyon, Türk toplumunun dini ve kültürel çıkarlarını temsil eden etkili bir organizasyon haline gelmiştir. Ateş, dinler arası diyaloğu ve kültürel alışverişi teşvik etmiş, TİKF’yi Hollanda’da Türk-İslam kimliğini güçlendiren bir platforma dönüştürmüştür.

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, person Automatisch gegenereerde beschrijving

Toplumsal katkılarının yanı sıra Emin Ateş, iş dünyasında da başarılı bir kariyer yapmıştır. Uluslararası teknoloji şirketi Ricoh’da uzun yıllar çalışmış, Orta Doğu’daki ticari faaliyetlerden sorumlu olmuştur. Bu rolde stratejik projelere liderlik etmiş ve bölgedeki iş geliştirme faaliyetlerinde önemli katkılar sağlamıştır. İş dünyasındaki liderliği ve uzmanlığı, ona uluslararası düzeyde de etki alanı yaratmıştır.

Emin Ateş, Hollanda toplumuna yaptığı yıllarca süren katkılar ve hizmetler nedeniyle kraliyet nişanı ile onurlandırılmıştır. Bu ödül, onun Türk toplumu adına liderlik rolünü ve farklı topluluklar arasında diyalog ve anlayışı geliştirme çabalarını resmen tanımıştır.

Emin Ateş’in mirası, Hollanda’daki Türk toplumunun toplumsal konumunun iyileşmesinde yatmaktadır. Eşitlik, kapsayıcılık ve Türk kökenli Hollandalılar için eşit fırsatlar için mücadele etmiş ve bu çalışmaları, gelecekte herkesin eşit bir sese sahip olduğu bir toplum inşa etmeye çalışan nesiller için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

                    İBRAHİM GÖRMEZ
Afbeelding met Menselijk gezicht, stropdas, persoon, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

25 Eylül 1939’da İzmir, Türkiye’de doğan İbrahim Görmez, 1964 yılında Hollanda’ya gelişinden itibaren Türk toplumu içinde öncü bir rol üstlenmiştir. Saygıdeğer bir lider olarak, Türk Müslümanlarının haklarını savunmak ve kültürel ile dini kimliklerini güçlendirmek için yorulmadan çalışmıştır. Görmez’in etkileyici kariyeri, toplumu güçlendirme ve kültürler arası diyaloğu geliştirme konusundaki derin bağlılığını yansıtmaktadır.

Hollanda’ya gelir gelmez, toplumsal organizasyona yönelik adımlar atan Görmez, Amsterdam’da Bozkurtlar Derneği’ni kurarak Türk göçmenler için önemli bir sosyal ve kültürel platform oluşturdu. Bu dernek, Türk toplumu için daha iyi organize olmanın temelini attı ve ilerleyen yıllardaki yapılanmalar için bir model oluşturdu.

Afbeelding met tekst, krant, Nieuws, Krantenpapier Automatisch gegenereerde beschrijving

1979 yılında Görmez, Hollanda’daki Türk İslam ve Kültür Dernekleri Federasyonu (TİKDF)’nin kurulmasında kilit bir rol oynadı. Bu federasyon, binlerce üyesiyle etkili bir ağ haline gelirken, Hollanda’da yüzlerce caminin inşa edilmesine öncülük etti. Söz konusu camiler sadece dini merkezler değil, aynı zamanda topluluk inşası ve kültürel dayanışmanın önemli birer sembolü oldu.

1986 yılında Görmez, İslam Yayın Kurumu (Islamitische Omroep Stichting – IOS)’nu kurarak Hollanda’daki Müslüman toplumu için medya alanında bir temsil platformu oluşturdu. IOS, Türk toplumunun sesini duyurmasına katkıda bulunurken, aynı zamanda Hollanda toplumunda Müslümanların daha iyi anlaşılmasını sağladı ve kültürel görünürlüğü artırdı.

Görmez’in Türk toplumuna ve Hollanda toplumuna yaptığı katkılar geniş yankı uyandırdı.
2016 yılında, TÜRYAK (Türk Yaşlı Hakları Derneği) tarafından Örnek Kıdemli Vatandaş ödülüne layık görüldü. Bu ödül, topluma yaptığı üstün hizmetleri ve yarattığı kalıcı etkiyi takdir eden önemli bir onur oldu.

Görmez, Türk İslam ve Kültür Dernekleri Federasyonu başkanı olarak, stratejik vizyonu ve organizasyonel becerileriyle fark yarattı. Onun liderliğinde birçok kültürel ve dini etkinlik düzenlenirken, kültürler arası uyum ve dini özgürlükler teşvik edildi. Görmez, farklı topluluklar arasında köprüler kurmada önemli bir rol oynadı ve çalışmaları Hollanda’daki Türk toplumu üzerinde kalıcı bir iz bıraktı.

İbrahim Görmez, topluma olan bağlılığı, vizyoner liderliği ve kültürler arası işbirliği ile dini özgürlükleri destekleme konusundaki katkılarıyla takdir edilmektedir.*

                       İNANÇ KUTLUER

Afbeelding met persoon, overdekt, Menselijk gezicht, tekst Automatisch gegenereerde beschrijving

İnanç Kutluer: Hollanda’daki Göçmen Organizasyonlarının Önde Gelen İsmi

İnanç Kutluer, Hollanda’daki göçmen organizasyonlarında etkili bir figür olarak tanınmakta ve göçmen hakları ile refahı konusundaki özverili çalışmalarıyla öne çıkmaktadır. Ankara’da doğan Kutluer, 1969 yılında Hollanda’ya yerleşmiş ve hem Türk toplumu hem de daha geniş Hollanda toplumu için önemli katkılarda bulunduğu etkileyici bir kariyer inşa etmiştir. Kendisi, Göçmenlere Yardım Organı, NOS ve Utrecht’teki Hollanda Göç Enstitüsü gibi kurumlarda üstlendiği rollerle tanınır.

Kutluer, toplumsal kariyerine Utrecht’teki Göçmenlere Yardım Organı’nda başlamıştır. Burada, göçmen topluluğunun entegrasyonunu ve desteklenmesini sağlamak için çalışmış; özellikle eğitim, istihdam ve sosyal katılım gibi temel konulara odaklanmıştır. Çalışmaları yalnızca pratik destek sağlamaya yönelik olmayıp, aynı zamanda göçmenlerin Hollanda toplumundaki sesini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. Bu çabalar, onun göç politikaları üzerindeki erken ve kalıcı etkisini vurgulamaktadır.

Erkan Tapan’ın Türkiye’ye dönüşünden sonra, Kutluer NOS’taki Türkçe radyo programının sorumluluğunu üstlenmiştir. Bu görevde, Türk toplumuna Hollanda ve Türkiye’deki sosyal, siyasi ve kültürel meseleler hakkında önemli bilgiler sunmuştur. Radyo programı, entegrasyon ve göçmen hakları tartışmaları için bir platform sağlarken, topluluğun kültürel bağlarını koruma konusunda da kilit bir rol oynamıştır.

Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde, Kutluer Utrecht’teki Hollanda Göç Enstitüsü’nün (NMI) direktörlüğünü yapmıştır. Bu kurumda, 45 yaş ve üzeri göçmenlerin Türkiye’ye dönüşlerini desteklemek için yenilikçi bir geri dönüş programı geliştirmiştir. Program, göçmenlere finansal ve lojistik destek sunarak, onların memleketlerinde yeni bir hayat kurmalarına olanak tanımıştır. Bu girişim, Kutluer’i Türk diasporası içinde saygın bir figür haline getirmiş ve göç politikası ile entegrasyon üzerindeki etkisini pekiştirmiştir.

NOS ve Göç Enstitüsü’ndeki rolleri dışında, İnanç Kutluer, Hollanda’daki göçmen politikalarına önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle sosyal ve ekonomik entegrasyon ile eşit fırsatlar konularında göçmenlerin adil bir şekilde muamele görmesi için mücadele etmiştir. Politika yapıcılar, araştırmacılar ve toplum liderleriyle iş birliği yaparak, göç ve göçmenlerin karşılaştığı zorluklar hakkında daha iyi bir anlayış geliştirilmesine katkıda bulunmuştur.

İnanç Kutluer, Hollanda’da kapsayıcılık, adalet ve göçmenlerin refahını artırma konularındaki çalışmalarıyla ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Onun çalışmaları, hem Türk toplumu hem de genel Hollanda toplumu üzerinde kalıcı bir etki yaratmıştır.

MUSTAFA AYRANCI

Afbeelding met tekst, persoon, overdekt, muur Automatisch gegenereerde beschrijving

Mustafa Ayrancı, Hollanda’daki Türk toplumu içinde etkili ve tanınan bir liderdir. Göçmen işçilerin hakları, sosyal adalet ve eşitlik ile özgürleşme konularındaki bitmek bilmeyen mücadelesiyle tanınır. Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB) başkanlığı ve geniş toplumsal katkılarıyla hem Türk diasporası hem de Hollanda toplumu üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır.

Mustafa Ayrancı, 1974 yılında Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği’nin (HTİB) kurulmasında önemli bir rol oynadı. Başlangıçta Türkiye Komünist Partisi’ne (TKP) bağlı bir yapı olarak kurulan HTİB, Hollanda’daki Türk göçmen işçilerin haklarını korumak ve iyileştirmek amacıyla faaliyetlerine başladı. 2001 yılından itibaren liderliği devralan Ayrancı, HTİB’yi, adil ücretler, daha iyi çalışma koşulları ve sömürüye karşı mücadele eden bir organizasyona dönüştürdü. HTİB, onun liderliğinde yalnızca bir işçi derneği değil, entegrasyon ve eşit fırsatlar için bir platform haline geldi.

Ayrancı’nın en büyük başarılarından biri, göçmen işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi olmuştur. Onun liderliğinde HTİB, Türk işçilere haklarını öğretmek için birçok atölye ve eğitim programları düzenledi. Ayrıca işyerlerindeki anlaşmazlıklar için, hukuki destek sağladı ve göçmen işçilerin pozisyonlarını güçlendirmek, sömürü ve ayrımcılığı önlemek için politika yapıcılarla müzakereler gerçekleştirdi. Bu çabalar, göçmenlerin haklarının korunmasında ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinde önemli bir rol oynadı.

Mustafa Ayrancı, Türk toplumu içinde hoşgörü ve kabul kültürünün gelişmesine de önemli katkılar sağladı. 1980’lerde HTİB, Ayrancı’nın liderliğinde, Hollanda’da LGBTQ+ haklarını açıkça destekleyen ilk göçmen örgütü oldu. O dönemde hassas bir konu olan bu meselede, COC Nederland gibi kuruluşlarla iş birliği yaptı ve eşcinsellik üzerine farkındalık toplantıları düzenledi. Bu çabalar, toplumda daha fazla bilinç ve kabul oluşturulmasına katkıda bulundu. Ayrancı’nın bu alandaki çalışmaları, ona 2008 yılında COC Nederland tarafından verilen prestijli Bob Angelo Ödülü’nü kazandırdı.

Ayrancı’nın aktivizmi, göçmenlerin entegrasyonu ve Türk toplumu içinde hassas konuların konuşulabilir hale getirilmesi gibi diğer sosyal meselelere de uzanmıştır. 1985 yılında İnspraakorgaan Turken IOT (Türkler İçin Danışma Kurulu) ve Landelijk Overleg Minderheden LOM ( “Ulusal Azınlıklar Danışma Kurulu) gibi önemli platformların kuruluşunda yer aldı. Eşit haklar ve azınlıkların Hollanda’daki toplumsal pozisyonlarını güçlendirme yönünde çalışmalar yürüttü. Onun liderliğinde düzenlenen Prinsenhof Konferansı gibi girişimler, Türk toplumu içinde namus cinayetleri ve namus temelli şiddet gibi konuları gündeme taşıdı ve bu meselelerin ele alınmasına olanak sağladı.

Mustafa Ayrancı, Hollanda’da sosyal adalet, eşitlik ve insan haklarının korunması için verdiği mücadeleyle ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Adanmışlığı ve vizyonu, onu Türk toplumunun önde gelen temsilcilerinden biri ve kültürler arasında bir köprü inşa eden bir lider haline getirmiştir.

NECATİ GENÇ

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, overhemd, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Necati Genç, 13 Şubat 1932’de Gümüşhane, Türkiye’de doğmuş ve Hollanda’ya yerleşen ilk Türk göçmenlerden biri olarak kabul edilmiştir. Genç, Hollanda’daki Türk toplumunun oluşumunda ve Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkilerin güçlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Tercüman, sosyal hizmet uzmanı ve işçi alım uzmanı olarak, Türk işçilerinin Hollanda’ya göçünde ve iki ülke arasındaki bağların gelişiminde derin bir etki bırakmıştır.

Hayatında önemli bir dönüm noktası, 11 Şubat 1958 tarihinde, Fransız yolcu gemisi Charles Tellier‘de gerçekleşmiştir. Şiddetli hava koşulları nedeniyle gemi batmış, mürettebattaki beş kişiden yalnızca Necati Genç hayatta kalmıştır. Genç, kıyıya yüzerek kurtulmuş ve bu travmatik olay, insanlara yardım etme kararlılığını güçlendirmiştir.

Afbeelding met tekst, krant, boek, person Automatisch gegenereerde beschrijving

Bu olayın ardından Türkiye’ye dönen Genç, 1960 yılında Hollanda’ya kalıcı olarak yerleşmeye karar vermiştir. Hollanda’daki Türk toplumunun öncülerinden biri olarak tercümanlık ve sosyal hizmet alanında çalışmaya başlamıştır. Kariyerindeki önemli bir adım, 1965 yılında bir beton fabrikasının yöneticileriyle birlikte işçi alımı için Türkiye’ye yaptığı seyahattir. Konya ve Trabzon gibi şehirlerde, Hollanda’ya getirilen 500 Türk işçisinin seçimine aktif olarak katılmıştır. Bu girişim, Hollanda’daki Türk toplumunun şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Necati Genç, resmi kariyerine 1960 yılında Lahey’deki Türkiye Büyükelçiliği’nde başlamıştır. Burada, Türk göçmenler ile Hollandalı kurumlar arasında bir köprü görevi üstlenmiştir. Çeviri çalışmaları ve kültürel engelleri aşma konusundaki yeteneğiyle birçok göçmene yardımcı olmuştur. Elçilikten sonra Rotterdam’daki bir hastanede çalışarak Türk göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmıştır.

1970 yılında, Genç, Hollanda’daki Türk göçmenler için ilk resmi tercümanlık bürosunu kurmuştur. Yeminli tercüman olarak, özellikle hukuk, sağlık ve sosyal konularda binlerce yeni göçmene yardımcı olmuştur. Dilde ve kültürde zorluk yaşayan bu işçilere yönelik hizmetleri, onun toplumdaki değerini ve önemini artırmıştır. Genç, kariyeri boyunca hizmetlerini büyük ölçüde gönüllü olarak sunmuş ve topluma olan katkılarıyla derin bir iz bırakmıştır.

Necati Genç, Türk göçmenlerin hakları ve refahı konusundaki kararlılığı nedeniyle hem Türk toplumu içinde hem de Hollanda’da büyük takdir toplamıştır. Türk ve Hollanda kültürleri arasında bir köprü olarak görülmüş ve iki ülke arasındaki dostluk bağlarının güçlenmesine katkıda bulunmuştur. Tercümanlık çalışmalarının yanı sıra, toplumsal girişimlerde ve kültürel organizasyonlarda da aktif rol almış, Türk toplumunun Hollanda toplumuna entegrasyonu için çaba göstermiştir.

Necati Genç, Hollanda’da göçmen desteği alanında bir öncü ve azim simgesi olarak hatırlanmaktadır. 2014 yılında hayatını kaybeden Genç, mirasıyla gelecek nesillere ilham vermeye devam etmektedir.

RAHİME GÜLCÜ

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, ketting Automatisch gegenereerde beschrijving

Rahime Gülcü, Hollanda’daki Türk çocukları için eşit eğitim fırsatları sağlanması konusunda öncü bir eğitimci ve savunucuydu. 1970’li yıllarda genç bir öğretmen olarak Türkiye’den Hollanda’ya göç etti. Türkiye’de öğretmenlik yeterliliğine sahip olmasına rağmen, Hollanda’da yeniden eğitim almayı tercih etti. PABO’yu (Pedagojik Akademi) tamamladıktan sonra, eğitimine Leiden Üniversitesi’nde Türkoloji ve Tilburg Üniversitesi’nde Dilbilim alanında devam etti. Bu sayede dil eğitimi ve çok dillilik üzerine uzmanlaştı ve bilgi birikimini derinleştirdi.

Rahime Gülcü, hem ilkokul hem de ortaöğretim seviyelerinde 40 yılı aşkın bir kariyere sahipti. Türk çocuklarının karşılaştığı dil bariyerlerini aşmalarına yardımcı olmak için yorulmadan çalıştı. Türkçe dersleri sunarak çocukların anadillerini korumalarına yardımcı olmasının yanı sıra diğer derslerdeki başarılarını da artırdı. Onun çabaları sayesinde Türkçe, ortaöğretimde seçmeli ders olarak tanındı ve eğitim sisteminde yerini aldı.

Eğitim alanındaki katkıları sınıfla sınırlı kalmadı. CITO’da (Merkezi Sınav Kurumu) sınav uzmanı olarak, ortaöğretimde kullanılan Türkçe sınavlarının geliştirilmesinde aktif rol aldı. Levende Talen Derneği’nde Türkçe bölümünün başkanlığını ve ardından mali işler sorumluluğunu üstlenerek, Türkçe’nin Hollanda eğitim sisteminde resmi bir yer kazanmasını sağladı. Bu çalışmalar, Hollanda’da çok dilliliğin güçlendirilmesine ve kalıcı bir etki yaratılmasına büyük katkı sağladı.

Rahime Gülcü, eğitim alanındaki çalışmalarının yanı sıra, birçok toplumsal girişimde de aktif bir rol oynadı. Göçmen kadınların entegrasyonuna ve kendi ayakları üzerinde durmalarına yardımcı olmak için ilk dikiş kurslarını organize etti. Ayrıca, Humanitas ve Rijnmond İslam Platformu ve Organizasyonları Vakfı’nda (SPIOR) yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Bu çalışmaları, Türk kadınlarının toplumsal hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasını ve Türk toplumunun Hollanda’da daha sağlam bir yer edinmesini sağladı.

Bunun yanı sıra, Türk kültürünü Hollanda’da tanıtmayı hedefleyen Avrasya Vakfı gibi kültürel projelerde de yer aldı. Dile ve kültüre olan tutkusu, yaptığı tüm çalışmaların itici gücüydü.

Rahime Gülcü’nün Hollanda’da eğitim ve Türk toplumu üzerindeki etkisi kalıcı olmuştur. Çabaları sayesinde Türk çocukları daha iyi eğitim fırsatlarına kavuşmuş, kültürel kimliklerini korurken Hollanda toplumuna entegre olmayı başarmışlardır. CITO ve Levende Talen Derneği’ndeki çalışmaları, Türkçe’nin Hollanda eğitim sisteminde yer edinmesini sağlamış ve çok dilliliğin önemini vurgulamıştır.

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

2016 yılında hayatını kaybeden Rahime Gülcü’nün mirası, öğretmenler, politika yapıcılar ve toplumsal liderler için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Eğitime, dil gelişimine ve toplumsal kapsayıcılığa olan bağlılığı, dokunduğu birçok insanın hayatında yaşamaya devam eden bir miras bırakmıştır.

ANNELER: TOPLUMUMUZUN SESSİZ KAHRAMANLARI

İki Kültür Arasında Bir Köprü Kurarken, Fedakârlık ve Sevginin İzleri…

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, hoofdtooi Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
               Anne Karaçay                       Anne Cebeci                       Anne Ateş


Türk toplumunun Hollanda’daki 60 yıllık öyküsü, sadece bir göç hikayesi değil, aynı zamanda cesaretin, fedakârlığın ve kimliğini koruma mücadelesinin eşsiz bir destanıdır. Bu destanın gerçek kahramanları arasında, hiç şüphesiz, annelerimiz özel bir yere sahiptir. Seçilen 9 değerli ismin ardından onurlandırdığımız annelerimiz, yalnızca ailelerinin değil, aynı zamanda bir toplumun kaderini şekillendiren isimlerdir.

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
             Anne Ayrancı                       Anne Kapıkıran                       Anne Görmez

Annelerimiz, bir yandan evlerinin sıcaklığını korurken, diğer yandan dışarıda çetin şartlar altında var olabilmek için büyük bir mücadele verdiler. Kimi zaman yalnızlık, kimi zaman dil ve kültür engelleriyle savaştılar, ancak her anlarında ailelerine olan sevgilerini, sorumluluklarını ve inançlarını hiç kaybetmediler.

İşte bu kahraman anneler, büyük bir sabır ve kararlılıkla çocuklarını büyütürken, onlar için sadece bir anne değil, aynı zamanda bir kültür elçisi oldular. Çocuklarının iki dilde, iki kültürde büyüyebilmesi için bir köprü oldular. Bugün Hollanda’da başarılı olan, kendini her alanda kanıtlayan bir Türk toplumu var ise, bunun arkasında bu annelerin emeği ve özverisi bulunmaktadır.

Bizler, HOTİAD olarak bu yıl göçün 60’ıncı yılında, sadece başarılarıyla iz bırakan liderleri değil, aynı zamanda toplumumuzun arka planda ama her zaman güçlü ve etkili olan annelerini de onurlandırıyoruz. Toplumumuzun temellerini atan bu annelerin, her türlü fedakârlığa rağmen her zaman sevgiyle ve güçle yol gösterici olduklarını unutmamalıyız.

Annelerimiz, bilinmeyenin ortasında ayakta duran, köklü bir çınar gibi ailelerini her şartta gölgesinde toplayan kahramanlardır. Onlar, evlerin dört duvarı arasında kalan sessiz emeğin değil, aslında toplumun temelini oluşturan dayanışmanın sembolüdür. Bir yandan vatan hasretiyle yoğrulan yüreklerini teselli ederken, diğer yandan çocuklarının geleceği için yorulmak bilmeden çalıştılar, öğrettiler, örnek oldular.

Onların emekleri, bir memleketin kültürel mirasını yaşatmanın ötesinde, iki farklı dünyayı birleştiren köprüler inşa etti. Annelerimiz, yalnızca çocuklarının eğitimiyle ilgilenmekle kalmadılar, aynı zamanda komşuluk ilişkileriyle, günlük hayatta verdikleri mücadeleyle ve topluma uyum sağlama çabalarıyla, Hollanda’da Türk toplumunun izlerini şekillendirdiler. Onların elleriyle yoğrulan ekmekler, aile sofrasını sıcak tutarken, kalplerinden taşan sevgi, nesillerin kalplerine işledi.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, muur Automatisch gegenereerde beschrijving

Zorluklarla dolu bu yolculukta annelerimiz, yalnızca fiziksel bir varlık olmanın ötesine geçti.
Onlar, kültürel kimliğimizin koruyucusu ve bir sonraki neslin değerlerini şekillendiren öğretmenleri oldular. Çocuklarını iki kültür arasında büyütürken, hem Türk geleneklerini yaşatan hem de Hollanda toplumuna değer katan bir dengeyi sağladılar. Onların bu çabaları sayesinde, bugün Hollanda’da topluma katkı sağlayan sayısız Türk iş insanı, akademisyen, sanatçı ve girişimci bulunmaktadır.


Annelerimizin hikayesi, sadece bir aileyi ayakta tutma hikayesi değil; bir milletin değerlerini ve özünü yeni topraklarda filizlendirme hikayesidir. Onların özverisi ve sevgisi, Türk toplumunun Hollanda’daki köklerini güçlendiren görünmez bağlar olmuştur. Eğer bugün bu başarıları kutluyor ve geleceğe umutla bakıyorsak, bunu büyük ölçüde annelerimizin sessiz, ancak etkisi nesiller boyunca hissedilecek çabalarına borçluyuz.

Bu nedenle annelerimizi yalnızca 10. sıraya yerleştirmek değil, her başarı hikayesinin tam kalbine koymak, onlara duyduğumuz minnettarlığın bir ifadesidir. Annelerimiz, kimlikleriyle, değerleriyle ve sevgileriyle bu büyük destanın kalıcı kahramanlarıdır. Onların emeğiyle büyüyen bu toplum, yarınlara daha aydınlık bir miras bırakacaktır.

Hollanda’daki Türk işçisinin 60 yıllık öyküsü, annelerimizin sevgi dolu ellerinde yeniden şekillenirken, onların adı, bu hikayenin ayrılmaz bir parçası olarak sonsuza dek yazılı kalacaktır. Bu, yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda geleceğe uzanan bir köprü inşa etme görevimizin de hatırlatıcısıdır.

Anneler, bizim her şeyimiz, gücümüz ve yol göstericimizdir. Onlara olan minnettarlığımızı, sevgimizi ve saygımızı bir kez daha ifade etmek için bu programda onları anmak bizler için bir onurdur.

Sevgili anneler, toplumuza kattığınız her şey için teşekkür ediyor, size duyduğumuz sonsuz saygıyı bir kez daha dile getiriyoruz. Bizlere gösterdiğiniz sevgi, fedakarlık ve gücünüz, hiçbir zaman unutulmayacak ve her zaman en derin saygı ile anılacaktır.

…VE 60 YILDAKİ NİCE KAHRAMANLAR…

Afbeelding met kleding, person, persoon, pak Automatisch gegenereerde beschrijving
NDSM tersanesi salonlarındaki töreninde çekilmiştir.

Erkan Tapan: Amsterdam Atatürk Yurdu’nda müdür idi. NOS’te Türkler için radyo programı yaptı. Daha sonra Türkiye’ye döndü ve Unilever’de müdürlük yaptı. Daha sonra Sümerbank’ın başıa geçerek, bu bankaya tarihinde elde edemediği büyük bir kâr sağladı.

Raman Domaniç: Utrecht’te yayınlanan Boğaziçi adlı dergide yöneticilik yaptı. Yabancılara Yardım Kurumu’nda çalıştı. Daha sonra dökümanter programlar yapan bir firmanı sahibi oldu.

Kamil Sulu: Kamil Sulu, 1938 yılında doğdu ve Türkiye’de büyüyerek eğitimini ve altyapısını burada geliştirdi. Daha sonra Hollanda’ya geldi. 1960’lı yıllarda Hollanda’ya gelen birçok göçmenden biri olarak, kısa sürede Türk topluluğunda önemli bir rol oynadı ve vatandaşlarının yaşam koşullarını iyileştirmek için çalıştı. Sulu, özellikle Türkiye ve Fas gibi ülkelerden gelen misafir işçilere destek olmayı amaçlayan Stichting Buitenlandse Werknemers Midden-Nederland (SBWMN) adlı bir vakıfta çalıştı. Bu vakıf, çalışma koşulları, sosyal entegrasyon ve konut sorunları gibi konularda yardım sağlamaktaydı.

Sabri Kenan Bağcı: Türk Spor ve Kültür Federasyonu ile çeşitli diğer kuruluşların kurucusu. 1 Mart 1946’da Türkiye’nin Boğazlıyan ilçesine bağlı Yazıçekme köyünde doğmuş, Hollanda’daki Türk toplumu içinde etkili ve saygıdeğer bir lider olmuştur. Hayatı ve çalışmaları, sporun ve kültürün geliştirilmesine ve yaşlı göçmenlerin ihtiyaçlarına odaklanmıştır. Kendini adamış çalışmaları, Hollanda’daki Türk diasporası üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır.

Seçil Arda: Seçil Arda, 1 Ocak 1951’de Türkiye’de doğmuş, eşitlik ve özgürleşmeye olan derin bağlılığıyla tanınan önde gelen bir mühendis, feminist ve politikacıdır. Kişisel ve mesleki mücadelelerinden siyasi katılıma uzanan yolu, onu sosyal adalet ve kadınlar için eşit fırsatlar arayışında bir öncü olarak konumlandırmıştır.

Semih Arıkan: Ankara doğumlu olan Semih Arıkan, hem Türk hem de Hollanda müzik dünyasında iz bırakmış çok yönlü bir müzisyen ve müzik öğretmenidir. Adapazarı’nda ortaöğrenimini tamamladıktan sonra 1974’te Marmara Üniversitesi’nde müzik öğretmenliği eğitimi almak için İstanbul’a taşındı. Burada ünlü Türk müzisyen Ruhi Su’dan ders aldı. Öğrenciliği sırasında Kadıköy Belediyesi Halk Korosu’nu yönetti, bu da müziğe olan erken dönem bağlılığını gösterir.

Türker Atabek: Türker Atabek, 1964 yılında Hollanda’ya gelmiş ve hem Türk hem de Hollanda vatandaşlarının entegrasyonu ve desteklenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Atabek, Hollanda’daki Türk toplumu içinde bir öncü olarak tanınır ve hayatı, kültürler arası bağlar ve sosyal adalet için derin bir bağlılığı yansıtır.

Hasan Güney: Türkiye doğumlu Hasan Güney, Hollanda’daki Türk toplumu içinde öne çıkan ve etkili bir figür olmuştur. Hayatı, Türk Müslümanları için dini ve kültürel altyapıyı geliştirme ve Hollanda’daki yeni gelenleri destekleme konusunda derin bir adanmışlığı yansıtır. Güney’in mirası, kurduğu ve desteklediği birçok proje ve girişimde yaşamaya devam etmektedir.

Nihat Karaman: 1946 yılında Erzurum’da doğan Nihat Karaman, Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği’nin (HTİB) başkanlığıyla tanınmış ve Hollanda’daki Türk toplumu içinde etkili bir figür olmuştur. Türk göçmenlerin haklarına olan bağlılığı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik katkıları, onu göçmen örgütleri tarihinin önemli bir figürü yapmıştır.

Muharrem ve Ahmet Oguray: Türkiye doğumlu Muharrem ve Ahmet Oguray kardeşler, Hollanda’daki Türk göçmenlerin entegrasyonunda önemli bir rol oynamışlardır. Her iki kardeş de 1960’lı yıllarda Hollanda’ya gelmiş, Muharrem 1963’te, Ahmet ise 1965’te ülkeye yerleşmiştir. Onların bu yolculuğu, hem kendi yaşamlarını hem de topluluklarının yaşamını derinden etkileyen bir süreç olmuştur.

Özden Yalım: 23 Nisan 1946’da Kayseri’de doğan Özden Yalım, Hollanda’da kadın hakları, azınlık politikaları ve sosyal adalet alanlarında etkili bir figürdür. Sosyal hizmet alanında etkileyici bir kariyere sahip olan Yalım, kadınların özgürleşmesi ve azınlıkların Hollanda toplumuna entegrasyonunda önemli bir etki yaratmıştır.

Kamber Uludağ: Hep ‘Tercüman baba’ olarak anıldı. Pek çok fabrikada Türkler için tercümanlık yaptı.

Hollanda’da, ilk ‘Türk Kadınları Komisyonu’ başkanı:Afet Yeğenoğlu. Zaandam 1972

İlk Türk ressam Nuray Ataş, 1966

İlk Türk matbaacı A. Fikret Topaç, Arnhem 1983

C:\Users\Ilhan\Desktop\SUBAT BULTENI\IMG_6460.JPG

Ali Sarı; (Karamanlılar Federasyon Başkanı
Nedim Doruk; (Türk Federasyon Genel Sekreteri
Abdurrahman Özsoy;(Demircilik Köyü dernek başkanı
Ahmet Evsen; (Türk Evi Başkanı
Necati Koçak; (LAPON Dernek Başkanı
Ata Uslu: Hollanda Emirdağlılar Ağası
Nafiz Sungur:  (rahmetli) Rotterdam mevlana Camii Başkanı, Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu  yöneticisi, İslam Yayın Kurumu yöneticisi
Hamit Taş: Amsterdam Fatih Camii yöneticisi, Federasyon yöneticisi, İslam yayın Kurumu yöneticisi
Şerif Taşdan: Zwolle Camii yöneticisi, Federasyon yöneticisi
Osman Bahadır: Federasyon Başkanı, Türkler İçin Danışma Kurulu Başkanı
İsmet Biçer; Amsterdam Ulu Camii yöneticisi
İbrahim Baygör: Vlaardingen Camii yöneticisi, Federasyon yöneticisi
Cafer Yavuz: (rahmetli) Den Haag Mescid-i Aksa kurucusu, Federasyon kurucu üyesi
Mehmet Yılmaz:(rahmetli) Den Haag Mescid-i Aksa kurucu üyesi
Şükrü Tetik: (rahmetli)Amsterdam Milliyetçi İşçiler Derneği kurucu üyesi Amsterdam kültür merkezi yöneticisi
Osman Türkmen: Amsterdam Fatih Camii
Osman Çakır: Amsterdam Fatih Camii Başkanı
Ramazan Özsoy: Amsterdam Süleymaniye Camii Başkanı
Ömer Korkmaz: Amsterdam kültür merkezi yoneticisi
Abdurrahman Özsoy: Amsterdam İslam Merkezi kurucu üyesi
Sabri Mercümek: Amsterdam Noord Camii yöneticisi
Cemal Emir Mustafa:(rahmetli)  Amsterdam Fatih Camii Başkanı
Kazım Gezer: Amsterdam Atatürk Kampı Başkanı
Arif Yüksel: Zaandam. Hoorn ve Medemblik cami yöneticisi
Muhittin Biber: (rahmetli)Amsterdam İslam Merkezi kurucu üyesi
Hayrettin Alpagot: (rahmetli) Amsterdam Milliyetçi İşçiler Derneği kurucu Başkanı
Arslan Coskunsu: Hengelo HDV Camii Baskanı.
Mustafa Dokudur: (rahmetli)  Milliyetçi İşçiler Derneği üyesi, Ulu Camii Başkanı
Ahmet Aktaş:  Amsterdam Selimiye Camii Başkanı
Mürsel Turhal: Amsterdam Ulu Camii, Amsterdam Noord Camii yönetim kurulu üyesi
Metin Eroglu: Zwollo Ulu Camii Başkanı.
Hüseyin Dede Aksar: (rahmetli) Hollanda Türk Federasyon Başkanı
Yusuf Küçükşen: Leiden’de tercüman. (Rahmetli)
Gökhan Germeyan, Hasan Gülşen, Hasan Gümüş;
Osman Kuzucuoğlu, Veyis Şenyürek, Şaban Sevinç, Yılmaz Kahvecioglu, Nuri Bakaryıldız, Metin Eroğlu, Veli Çınar (Rahmetli), Mehmet Telli, Memduh Kahraman, Arif Kahyaoğlu, Atiye Hamudoğlu, Arife Kayış, Nuran Turan, Hasip Turan.

                           ************

HET BOEK VAN 10 PERSONEN DIE VAN BETEKENIS ZIJN GEWEEST VOOR DE TURKSE GEMEENSCHAP IN NEDERLAND

De epische verhalen van 10 helden, geselecteerd door een jury van academici en sociale experts, samengesteld door de Nederlandse Turkse Ondernemersvereniging HOTİAD.

Dit boek werpt een licht op de geschiedenis van de Turkse migratie naar Nederland.

Dit werk, dat u als bestand in uw archief kunt bewaren, is ons cadeau aan u.

U kunt het lezen door op de onderstaande fotolink te klikken of als Word-document verder naar beneden.

 

Tijdens het migratie en vestigingsproces van de Nederlandse Turkse gemeenschap naar Nederland, hebben enkele namen uit de eerste generatie een pioniersrol vervuld. Deze mensen hebben op diverse gebieden met grote toewijding en opofferingsgezindheid gewerkt en waardevolle bijdragen geleverd aan de samenleving.
Dankzij hun inspanningen hebben zij bijgedragen aan een snellere en gezondere ontwikkeling van dit proces.

Vorig jaar vierden we met trots de 60e verjaardag van de ondertekening van het Arbeidsverdrag tussen Turkije en Nederland. De handtekeningen die op 19 augustus 1964 werden gezet, markeerden niet alleen de uitwisseling van arbeidskrachten tussen twee landen, maar ook het begin van een verhaal van moed en vastberadenheid van een volk dat wortel schoot in een nieuw land. Dit verhaal is een groot epos, samengesteld uit duizenden levens, elk met hun eigen unieke geschiedenis.

Zestig jaar geleden zetten de eerste generatie Turkse arbeiders, afkomstig uit alle hoeken van Turkije, een moedige stap in het onbekende. Ze lieten hun geliefden, gewoontes en hun thuisland achter en probeerden een nieuw leven op te bouwen in de fabrieken, velden en werkplaatsen van Nederland. In dit land, waarvan ze de taal niet spraken en waarvan de gebruiken hen vreemd waren, vochten ze enkel met de hoop op een betere toekomst.

Hun verhalen gaan over het overwinnen van moeilijkheden, het overbruggen van obstakels en het bestaan in een nieuwe wereld. De offers van deze eerste arbeiders veranderden niet alleen het lot van hun eigen families, maar ook dat van toekomstige generaties. Vandaag de dag, als er veel succesvolle Turkse ondernemers, artiesten, academici en ondernemers in Nederland zijn geworteld en bijdragen aan de samenleving, dan is dat dankzij het zweet en de tranen van die eerste generatie.

In deze brochure wilden we tien waardevolle mensen eren die de meeste bijdrage hebben geleverd aan de samenleving. De geselecteerde negen waardevolle personen en al onze moeders zijn de helden die de fundamenten van deze gemeenschap hebben gelegd en onze waarden en cultuur in dit nieuwe land hebben behouden.
Onze moeders zijn de naamloze helden die, door de warmte van hun huis te behouden, hun kinderen hebben grootgebracht als bruggen tussen twee culturen.
Daarom hebben we voor de tiende plaats onze moeders gekozen.

Bovendien presenteren we ter gelegenheid van het 60-jarig jubileum de namen van 60 van onze genomineerden die niet in de top 10 zijn gekomen. Deze namen tonen nogmaals hoe breed en sterk de basis van de Turkse gemeenschap is. Onze dank en waardering uitspreken voor hun inspanningen en bijdragen.

Deze prijsuitreiking is niet alleen een viering van het verleden, maar ook een bron van inspiratie voor de toekomst. Wij, door het erfgoed van de eerste generatie over te nemen, blijven in hun voetsporen treden, zonder hun inspanningen en opofferingen ooit te vergeten, en blijven streven naar een helderdere toekomst.

Het 60-jarige verhaal van de Turkse arbeiders in Nederland neemt een bijzondere plaats in in het hart van ieder van ons en laat diepe sporen na. Het is onze grootste verantwoordelijkheid om dit verhaal te vertellen, in leven te houden en door te geven aan toekomstige generaties.

Bij deze betekenisvolle ceremonie, terwijl we de verhalen van de eerste generatie Turken en hun volgelingen eren, ervaren we samen de vreugde van het zijn van een sterkere en meer verbonden gemeenschap. We danken u allemaal voor uw deelname en steun en wensen dat u de herinneringen en waarden van deze speciale dag koestert.

HET HERDENKINGSMONUMENT VAN DE TURKSE MIGRATIE IN NEDERLAND DE PIONIERS…

Veel mensen en organisaties doen moeite om succesvolle personen, die een positieve impact hebben gehad op hun gemeenschap, in de schijnwerpers te zetten.
Sommigen kiezen ‘De meest succesvolle politicus’, anderen ‘De mooiste vrouw of man’, en weer anderen ‘De meest waardevolle persoon’.

Ook in Nederland hebben we vaak gehoord over de ‘beste’, ‘mooiste’ of ‘meest waardevolle’ personen die gekozen en geprezen zijn. Uiteraard zijn er ook verkiezingen geweest voor de ‘grootste zakenmensen’.
Er zijn organisaties die deze activiteiten met goede bedoelingen organiseren.

Wij, als HOTİAD, hebben echter een primeur. Na uitgebreid onderzoek hebben wij mensen laten kiezen die met gouden letters in de geschiedenis van de Turkse migratie in Nederland geschreven moeten worden. Een jury van elf leden heeft deze selectie gemaakt.
We hebben ervoor gekozen om de mensen die een landelijke bijdrage hebben geleverd aan de Turkse gemeenschap in Nederland in de top 10 te plaatsen. Na de eerste 9 personen hebben we op de tiende plaats de opofferende moeders geplaatst die als steun en toeverlaat hebben gediend voor deze pioniers.
We hebben deze verkiezing de naam ‘Zij die een onuitwisbare indruk hebben achtergelaten’ gegeven.

Bovendien hebben we, vanwege het 60-jarig jubileum van de Turkse migratie naar Nederland, uit honderden personen die lokaal van betekenis zijn geweest, 60 namen geselecteerd en aan u gepresenteerd.

Afbeelding met hemel, buitenshuis, boom, wolk Automatisch gegenereerde beschrijving

De migratie naar Nederland, die in 1964 begon, heeft zich door de jaren heen zowel positief als negatief ontwikkeld.
Met al hun vreugde en verdriet hebben de Turken, die Nederland als hun thuisland hebben gekozen, een ‘Migratiemonument’ opgericht.
We overdrijven niet, want de Turken hebben daadwerkelijk zo’n ‘Migratiemonument’ opgericht in Rotterdam.

JURILEDEN

Hikmet Gürcüoğlu Hotiad, Songül Akkaya Hotiad, Fadime Örgü Siyasetçi, Veyis Güngör Sosyal Uzman ve Yazar, Bedri Doğaner Akademisyen, Kutlay Yağmur Akademisyen, Adil Akaltun Basın Danışmanı, Günay Uslu Eski Bakan ve girişimci, Zeki Baran IOT, Salih Dadak Kültür Danışmanı, İsmet Özkara Hukukçu.

Afbeelding met Menselijk gezicht, person, kleding, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

Hieronder is de lijst van de 9 personen die we gaan eren. Deze mensen hebben een blijvende impact gehad op hun omgeving en gemeenschap.
Het programma “İz Bırakanlar” (Blijvende indruk achterlatenden) eert negen mensen die een blijvende impact hebben gehad op hun omgeving en gemeenschap. Daarnaast is er een speciale erkenning voor de moeders, als de “stille krachten” achter het succes van alle pioniers.

Het onderdeel over de moeders vormt een emotioneel hoogtepunt van het programma, waarbij hun belangrijke rol wordt erkend. Dit deel van het programma brengt een gevoel van dankbaarheid en eerbied voor de bijdrage van de moeders. Een speciale erkenning voor moeders, als de “stille krachten” achter het succes van alle pioniers.

                      İLHAN KARAÇAY

İlhan Karaçay, geboren in 1942 in Mersin, Turkije, is een van de meest prominente en invloedrijke stemmen van de Turkse gemeenschap in Nederland. Karaçay heeft gedurende meer dan vijftig jaar een opmerkelijke journalistieke carrière opgebouwd en zich ingezet om de problemen en successen van Turkse migranten onder de aandacht van de Nederlandse samenleving te brengen.

Karaçay arriveerde voor het eerst in 1966 in Nederland, maar keerde al snel terug naar Turkije. In 1967 vestigde hij zich definitief in Nederland en begon hij zijn journalistieke carrière bij de Turkse krant Tercüman. In 1969 maakte hij de overstap naar Hürriyet en werkte hij tevens als correspondent voor TRT, waar hij de stem van de Turkse gemeenschap werd. Zijn werk richtte zich op de uitdagingen en moeilijkheden waarmee Turkse migranten in Nederland werden geconfronteerd, en leverde een waardevolle bijdrage aan de samenleving.

In 1975 begon Karaçay met het programma Pasaport op de Nederlandse televisie, dat veel bekendheid verwierf door de verhalen van Turkse migranten te delen. Karaçay werd niet alleen bekend als journalist, maar ook als een ombudsman voor de gemeenschap. Hij hielp Turkse migranten bij het oplossen van bureaucratische problemen en stond hen bij in moeilijke tijden.

Afbeelding met tekst, krant, Krantenpapier, Nieuws Automatisch gegenereerde beschrijving
Een van Karaçay’s meest opmerkelijke prestaties was zijn succesvolle campagne voor een generaal pardon voor illegale Turkse arbeiders in Nederland. Dankzij deze campagne kregen vele migranten een verblijfsvergunning, wat hun integratie in de Nederlandse samenleving vergemakkelijkte. Karaçay werd hierdoor bekend als “Mr. General Pardon”.

Afbeelding met tekst, krant, Nieuws, Krantenpapier Automatisch gegenereerde beschrijving
Karaçay stond bekend om zijn directe communicatie met prominente Nederlandse politici en zelfs de koninklijke familie. Hij schreef brieven aan koninginnen Juliana en Beatrix om aandacht te vragen voor de rechten van Turkse migranten en speelde een belangrijke rol in het bevorderen van Turks-Nederlandse relaties. Zijn actieve rol werd door de media voortdurend gevolgd.

Afbeelding met tekst, boek Automatisch gegenereerde beschrijving
Een ander belangrijk mijlpaal in Karaçay’s journalistieke carrière is zijn publicatie van boeken over de geschiedenis en de toekomst van de Turkse gemeenschap in Nederland. In 2012 publiceerde hij een boek ter gelegenheid van 50 jaar Turkse migratie naar Nederland, waarin hij de geschiedenis, het heden en de toekomst van de Turkse gemeenschap diepgaand onderzocht. Karaçay heeft ook culturele en sociale evenementen georganiseerd om bruggen te slaan tussen de Turkse en Nederlandse gemeenschappen.

Afbeelding met krant, tekst, Nieuws, Krantenpapier Automatisch gegenereerde beschrijving

KARAÇAY’S STRIJD MET DE TELEGRAAF

Meestal wordt elk onrecht dat de Turken wordt aangedaan nu bestreden door Karaçay.
Zozeer zelfs dat Karaçay virtueel de oorlog verklaart aan De Telegraaf, de grootste krant met een miljoenenomloop, die altijd meedogenloos is tegenover Turken en Turkije en opzettelijk nieuws publiceert. Ook al zeggen ze: “Jullie proberen het tevergeefs, jullie krijgen De Telegraaf niet bij zinnen!”, Karaçay trekt zich er niets van aan, hij stapt naar de rechter, hij geeft niet op, ze kunnen hem niet ontmoedigen.

Want Karaçay heeft gelijk en het recht zal zegevieren, en dat gebeurt ook.

De managers van De Telegraaf lieten zich niet onverschillig door Karaçay’s artikelen waarin hij hen bekritiseerde.

De toenmalige hoofdredacteur vroeg aan de redactieleden: ‘Kent iemand van jullie Karaçay?
De beroemde verslaggever Jos van Noord zegt: ‘Ik ken hem’.
De hoofdredacteur zegt: ‘Nodig hem uit, laten we met hem praten’. Uiteindelijk vond de ontmoeting plaats tijdens een lunch.

İlhan Karaçay noemde de voortdurende anti-Turkije en anti-Turkse publicaties van de krant en zei: ‘Onze toeristische industrie geeft jullie 5 miljoen euro aan advertenties per jaar. Jullie proberen het Turkse toerisme te ondermijnen’.
Karaçay weigerde het aanbod van een interview met hem en zei: ‘Interview onze ambassadeur’.

Als gevolg van Karaçay’s strijd publiceerde dezelfde krant het interview met de Turkse ambassadeur in Den Haag op een volledige pagina. En met een positieve insteek.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

In 2017 speelde Karaçay een bemiddelende rol tijdens de diplomatieke crisis tussen Turkije en Nederland, waarbij hij opriep tot vrede en verzoening. Zijn constructieve en bemiddelende aanpak heeft bijgedragen aan de versterking van de relaties tussen de Turkse en Nederlandse gemeenschappen.

Afbeelding met tekst, krant, Krantenpapier, Nieuws Automatisch gegenereerde beschrijving

Met zijn baanbrekende werk heeft İlhan Karaçay een blijvende impact gehad op zowel de Turkse gemeenschap als de bredere Nederlandse samenleving. Zijn carrière als journalist werd gekenmerkt door een toewijding aan nauwkeurige en onpartijdige berichtgeving, en zijn rol als voorvechter van migrantenrechten, bruggenbouwer en gemeenschapsleider werd in beide gemeenschappen hoog gewaardeerd. Zijn doorzettingsvermogen en vastberadenheid hebben vele jonge journalisten geïnspireerd.

BEKİR CEBECİ

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, peuter Automatisch gegenereerde beschrijving

Bekir Cebeci, geboren in 1947 in Turkije, is een prominente figuur binnen de Turkse gemeenschap in Nederland. Sinds zijn komst naar Nederland in 1980 heeft Cebeci zich ingezet voor de educatieve, culturele en maatschappelijke ontwikkeling van Turkse migranten. Zijn impact op het behoud van de Turkse taal en cultuur, evenals op de integratie van Turkse migranten in de Nederlandse samenleving, is diepgaand en blijvend.

Cebeci begon zijn carrière als leraar en ontdekte al snel de noodzaak van extra educatieve ondersteuning voor Turkse kinderen. Deze kinderen hadden vaak moeite om volledig te gedijen binnen het Nederlandse onderwijssysteem door taalbarrières en culturele uitdagingen. Geïnspireerd door zijn passie voor onderwijs en cultuur, richtte hij in 1980 de Turkse Advies- en Onderwijsstichting (SİOT) op. Deze organisatie hielp Turkse ouders en kinderen zich aan te passen aan het Nederlandse onderwijssysteem, terwijl ze hun culturele identiteit konden behouden. Ook bood hij educatieve programma’s aan voor volwassenen, met het doel hun taalvaardigheid en maatschappelijke betrokkenheid te verbeteren.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Tussen 1988 en 1996 was Cebeci coördinator van de Turkstalige volwasseneneducatie in Nederland. In deze rol droeg hij bij aan de verbetering van taal- en communicatievaardigheden van Turkse volwassenen, wat hun integratie in de samenleving vergemakkelijkte.

Cebeci speelde ook een belangrijke rol als leider binnen de Turkse gemeenschap. Tussen 1990 en 1995 was hij secretaris en tijdelijk voorzitter van het Inspraakorgaan Turken (IOT). Onder zijn leiding kreeg het IOT meer invloed op nationaal niveau, wat leidde tot een sterkere politieke en maatschappelijke betrokkenheid van Turkse migranten.

Naast zijn werk in het onderwijs en de gemeenschap, is Cebeci een productief auteur. Zijn publicaties variëren van kinderrechten tot staatsburgerschap en hebben Turkse migranten geholpen om hun rechten en plichten binnen de Nederlandse samenleving te begrijpen. Zijn boeken en artikelen hebben bijgedragen aan een beter begrip van de juridische en politieke structuren in Nederland.

Afbeelding met person, Menselijk gezicht, persoon, pak Automatisch gegenereerde beschrijving

Politiek was Cebeci ook actief; van 2003 tot 2007 was hij Statenlid voor de PvdA in de provincie Zuid-Holland. In 2011 werd hij voorzitter van de politieke partij Unie van Democraten. Zijn bijdrage aan de maatschappij werd in 2012 erkend met de titel Ridder in de Orde van Oranje-Nassau.

Bekir Cebeci’s levenswerk heeft een blijvende impact op de Turkse gemeenschap in Nederland. Zijn inzet voor educatie, cultuur en maatschappelijke integratie blijft een bron van inspiratie voor velen.

CEMAL KAPIKIRAN

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, stropdas Automatisch gegenereerde beschrijving

Cemal Kapıkıran werd in 1941 geboren in Adana, Turkije. In november 1964, drie maanden na de ondertekening van het verdrag tussen Nederland en Turkije, arriveerde hij in Deventer als een van de eerste Turkse arbeidsmigranten. Op 23-jarige leeftijd begon hij zijn carrière bij het bedrijf Ankersmit, waar hij al snel opviel door zijn verbindende rol tussen de Turkse migranten en de Nederlandse samenleving.

Kapıkıran leerde snel de Nederlandse taal, wat hem in staat stelde om zijn medemigranten te helpen bij taalbarrières en problemen met officiële instanties. Zijn inzet op dit gebied maakte hem tot een gerespecteerde figuur binnen de gemeenschap. Hij speelde een belangrijke rol bij het faciliteren van gezinshereniging, door migranten te ondersteunen bij het overbrengen van hun familieleden naar Nederland.

Zijn betrokkenheid ging verder dan taalondersteuning. Kapıkıran zette cursussen op voor Turkse vrouwen, zoals naai- en taalcursussen, en leidde sportactiviteiten voor de Turkse gemeenschap in Deventer. Hierdoor werd hij al snel gezien als de “beschermengel” van de gemeenschap. Zijn toewijding was zo groot dat hij zelfs midden in de nacht werd gebeld om hulp te bieden bij conflicten en andere problemen.

Kapıkıran was ook een pionier in het opzetten van een reisbureau, dat professionele vertaaldiensten aanbood. Bovendien speelde hij een cruciale rol in de lobby voor de vestiging van een Turks consulaat in Deventer. Hij vond een locatie voor het consulaat en ondersteunde de Turkse diplomaten die naar de stad kwamen.

Afbeelding met pak, kleding, persoon, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Zijn inspanningen en toewijding werden erkend door de Nederlandse overheid, die hem onderscheidde met een Koninklijke onderscheiding. Kapıkıran werd vaak omschreven als de “burgemeester van de Turken”, een eerbetoon aan zijn rol als bruggenbouwer tussen de Turkse en Nederlandse gemeenschappen.

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Vandaag de dag leeft Cemal Kapıkıran een rustig leven, verdeeld tussen zijn huis in Deventer en een vakantiewoning in Mersin, Turkije. Zijn nalatenschap leeft voort in de vele mensen die hij heeft geholpen en de talloze projecten die hij heeft geleid. Kapıkıran blijft een belangrijk figuur in de geschiedenis van de Nederlandse arbeidsmigratie, met blijvende invloed op de integratie en het welzijn van de Turkse gemeenschap in Nederland.

EMİN ATEŞ

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, stropdas, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Emin Ateş is een vooraanstaande figuur binnen de Turkse gemeenschap in Nederland. Zijn levenslange toewijding aan het verbeteren van de positie van Turkse migranten en hun nakomelingen heeft een blijvende impact gehad op de Nederlandse samenleving. Door zijn betrokkenheid bij diverse maatschappelijke organisaties, zijn actieve rol in de politiek en zijn carrière in het bedrijfsleven, heeft hij de Turks-Nederlandse gemeenschap structureel versterkt.

Ateş vervulde een sleutelrol binnen het Inspraak Orgaan Turken (IOT), een organisatie die zich richt op het behartigen van de belangen van de Turkse gemeenschap in Nederland. Het IOT functioneert als een brug tussen de Turkse minderheid en de Nederlandse overheid en richt zich op belangrijke thema’s zoals werkgelegenheid, onderwijs en sociale cohesie. Onder zijn leiderschap heeft het IOT strategische oplossingen ontwikkeld voor uitdagingen waarmee Turkse Nederlanders worden geconfronteerd. Zijn visie op integratie benadrukte het behoud van de Turkse identiteit, terwijl hij tegelijkertijd pleitte voor actieve participatie in de Nederlandse samenleving.

Daarnaast was Ateş jarenlang voorzitter van de Turkse Islamitische en Culturele Federatie (TICF). Onder zijn leiding groeide de federatie uit tot een invloedrijke organisatie die de religieuze en culturele belangen van de Turkse gemeenschap vertegenwoordigde. Hij bevorderde interreligieuze dialoog en culturele uitwisseling en maakte van de TICF een platform voor het versterken van de Turks-islamitische identiteit in Nederland.

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, person Automatisch gegenereerde beschrijving

Naast zijn maatschappelijke betrokkenheid bouwde Emin Ateş een succesvolle carrière op in het bedrijfsleven. Hij werkte jarenlang voor het internationale technologiebedrijf Ricoh, waar hij verantwoordelijk was voor de bedrijfsactiviteiten in het Midden-Oosten. In deze rol gaf hij leiding aan strategische projecten en stimuleerde hij zakelijke ontwikkelingen in de regio. Zijn leiderschap en expertise stelden hem in staat om ook op internationaal niveau invloed uit te oefenen.

Voor zijn jarenlange inzet en waardevolle bijdragen aan de Nederlandse samenleving werd Emin Ateş onderscheiden met een koninklijke onderscheiding. Deze erkenning onderstreepte zijn rol als leider en pleitbezorger voor de Turkse gemeenschap, en zijn inspanningen om dialoog en wederzijds begrip tussen verschillende gemeenschappen te bevorderen.

De nalatenschap van Emin Ateş weerspiegelt zich in de verbeterde maatschappelijke positie van de Turkse gemeenschap in Nederland. Hij streed voor gelijkheid, inclusie en gelijke kansen voor Turkse Nederlanders, en zijn werk blijft een bron van inspiratie voor toekomstige generaties die streven naar een samenleving waarin iedereen een gelijke stem heeft.

 İBRAHİM GÖRMEZ

 

Afbeelding met Menselijk gezicht, stropdas, persoon, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

İbrahim Görmez, geboren op 25 september 1939 in Izmir, Turkije, heeft sinds zijn aankomst in Nederland in 1964 een sleutelrol gespeeld binnen de Turkse gemeenschap. Als een gerespecteerde leider heeft hij zich onvermoeibaar ingezet voor de belangen van Turkse moslims en het bevorderen van hun culturele en religieuze identiteit. Zijn indrukwekkende loopbaan getuigt van een diepe toewijding aan gemeenschapsopbouw en het versterken van de interculturele dialoog.

Bij zijn aankomst in Nederland zette Görmez direct stappen om de Turkse gemeenschap te organiseren. In Amsterdam richtte hij de vereniging Bozkurtlar op, een belangrijk initiatief dat diende als platform voor sociale en culturele bijeenkomsten. Onder zijn leiding legde deze vereniging de basis voor een beter georganiseerde gemeenschap van Turkse migranten.

Afbeelding met tekst, krant, Nieuws, Krantenpapier Automatisch gegenereerde beschrijving

In 1979 speelde Görmez een cruciale rol bij de oprichting van de Federatie van Turkse Islamitische en Culturele Verenigingen in Nederland (FITICVN). Deze federatie groeide uit tot een invloedrijk netwerk dat duizenden leden verenigde en bijdroeg aan de oprichting van honderden moskeeën in Nederland. Deze moskeeën fungeerden niet alleen als religieuze centra, maar werden ook belangrijke pijlers voor gemeenschapsvorming en culturele cohesie.

Een andere belangrijke mijlpaal in zijn carrière was de oprichting van de Islamitische Omroep Stichting (IOS) in 1986. Deze stichting gaf de moslimgemeenschap in Nederland een stem in de media. Dankzij IOS werden de zichtbaarheid en representatie van de Turkse gemeenschap aanzienlijk versterkt, wat bijdroeg aan een breder begrip van de moslimgemeenschap in de Nederlandse samenleving.

De uitzonderlijke bijdragen van Görmez zijn niet onopgemerkt gebleven. In 2016 werd hij door de TÜRYAK (Turkish Elderly Rights Association) geëerd met de prestigieuze Örnek Kıdemli Vatandaş (Voorbeeldige Oudere Burger) Award. Deze onderscheiding benadrukt zijn levenslange inzet en de blijvende impact die hij heeft gehad op zowel de Turkse als de Nederlandse samenleving.

Als voorzitter van de Federatie van Turkse Islamitische en Culturele Verenigingen toonde Görmez uitzonderlijke strategische en organisatorische vaardigheden. Onder zijn leiding werden talrijke culturele en religieuze activiteiten gecoördineerd, en werd de interculturele integratie bevorderd. Hij speelde een essentiële rol in het bouwen van bruggen tussen verschillende gemeenschappen, en zijn werk blijft van grote betekenis voor de Turkse gemeenschap in Nederland.

Afbeelding met tekst, krant, Krantenpapier, Publicatie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

İbrahim Görmez wordt alom geprezen om zijn visionaire leiderschap, onvoorwaardelijke toewijding en zijn bijdragen aan de interculturele samenwerking en religieuze vrijheid in Nederland.

İNANÇ KUTLUER

Afbeelding met persoon, overdekt, Menselijk gezicht, tekst Automatisch gegenereerde beschrijving

İnanç Kutluer is een prominente en invloedrijke persoonlijkheid binnen de migrantenorganisaties in Nederland, bekend om zijn onvermoeibare inzet voor de rechten en het welzijn van migranten. Geboren in Ankara, verhuisde Kutluer in 1969 naar Nederland en bouwde een indrukwekkende carrière op waarin hij zowel de Turkse gemeenschap als de bredere Nederlandse samenleving diende. Zijn werk omvat cruciale bijdragen via organisaties zoals het Orgaan voor Steun aan Allochtonen, de NOS en het Nederlands Migratie Instituut in Utrecht.

Kutluer begon zijn maatschappelijke carrière bij het Orgaan voor Steun aan Allochtonen in Utrecht. Hier zette hij zich in voor de integratie en ondersteuning van de allochtone gemeenschap, met een sterke focus op onderwijs, werkgelegenheid en sociale participatie. Zijn werk was niet alleen gericht op praktische hulpverlening, maar ook op het versterken van de stem van migranten binnen de Nederlandse samenleving. Deze inspanningen benadrukken zijn vroege en blijvende impact op het migratiebeleid.

Na het vertrek van Erkan Tapan naar Turkije, nam Kutluer de leiding over het Turkstalige radioprogramma bij de NOS. In deze rol bood hij de Turkse gemeenschap essentiële informatie over sociale, politieke en culturele kwesties in zowel Nederland als Turkije. Het radioprogramma diende als een belangrijk platform voor discussies over integratie, migrantenrechten en het behoud van culturele identiteit.

In een latere fase van zijn carrière werd Kutluer directeur van het Nederlands Migratie Instituut (NMI) in Utrecht. Onder zijn leiderschap ontwikkelde het instituut een innovatief terugkeerprogramma voor migranten van 45 jaar en ouder. Dit programma bood financiële en logistieke steun aan migranten die naar Turkije wilden terugkeren, waardoor zij een nieuw leven konden opbouwen in hun land van herkomst. Dit initiatief maakte Kutluer tot een gerespecteerde en invloedrijke figuur binnen de Turkse diaspora en onderstreepte zijn diepgaande bijdrage aan migratiebeleid en integratie.

Naast zijn werk bij de NOS en het NMI, heeft Kutluer een belangrijke rol gespeeld in het vormgeven van het migrantenbeleid in Nederland. Hij heeft zich ingezet voor eerlijke behandeling van migranten, met bijzondere aandacht voor sociaal-economische integratie en gelijke kansen. Door samenwerking met beleidsmakers, onderzoekers en gemeenschapsleiders, heeft Kutluer een waardevolle bijdrage geleverd aan een beter begrip van migratie en de uitdagingen die migranten ervaren.

İnanç Kutluer blijft een inspiratiebron en een voorbeeld van toewijding aan inclusiviteit, rechtvaardigheid en de verbetering van het welzijn van migranten in Nederland. Zijn werk heeft een blijvende impact gehad op zowel de Turkse gemeenschap als de Nederlandse samenleving als geheel.

MUSTAFA AYRANCI

Afbeelding met tekst, persoon, overdekt, muur Automatisch gegenereerde beschrijving

Mustafa Ayrancı is een invloedrijke en bekende leider binnen de Turkse gemeenschap in Nederland. Hij staat bekend om zijn onvermoeibare inzet voor de rechten van migrantenarbeiders, sociale rechtvaardigheid en de bevordering van gelijkheid en emancipatie. Als voorzitter van de Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB) en door zijn brede maatschappelijke betrokkenheid heeft Ayrancı een blijvende impact gehad op zowel de Turkse diaspora als de Nederlandse samenleving.

In 1974 speelde Ayrancı een belangrijke rol in de oprichting van de Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB), een organisatie die zich richtte op de bescherming en verbetering van de rechten van Turkse migrantenarbeiders in Nederland. Oorspronkelijk verbonden met de Communistische Partij van Turkije (TKP), groeide HTİB onder zijn leiderschap sinds 2001 uit tot een dynamisch platform dat strijdt voor eerlijke lonen, betere arbeidsomstandigheden en bescherming tegen uitbuiting. Ayrancı transformeerde HTİB van een traditionele vakbond naar een platform dat integratie en gelijke kansen bevordert, met aandacht voor de bredere maatschappelijke uitdagingen van migranten.

Een van Ayrancı’s belangrijkste verwezenlijkingen is de structurele verbetering van de arbeidsomstandigheden voor migranten in Nederland. Onder zijn leiding heeft HTİB talloze workshops en trainingen georganiseerd om Turkse arbeiders bewust te maken van hun rechten. Daarnaast zorgde hij voor juridische ondersteuning bij conflicten op de werkvloer en onderhandelde hij met beleidsmakers om structurele veranderingen door te voeren. Dit leidde tot versterking van de positie van migrantenarbeiders en de bestrijding van uitbuiting en discriminatie.

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, Voorhoofd Automatisch gegenereerde beschrijving

Ayrancı heeft ook een belangrijke rol gespeeld in de bevordering van tolerantie en acceptatie binnen de Turkse gemeenschap. In de jaren ’80 nam HTİB onder zijn leiding het initiatief om als eerste migrantenorganisatie in Nederland openlijk steun te betuigen aan de rechten van de LGBTQ+-gemeenschap. Dit was een baanbrekende stap in een tijd waarin dit onderwerp uiterst gevoelig lag. Samenwerkingen met organisaties zoals COC Nederland en het organiseren van bijeenkomsten over homoseksualiteit droegen bij aan meer bewustzijn en acceptatie. Voor zijn inzet op dit gebied ontving hij in 2008 de prestigieuze Bob Angelo-oorkonde van COC Nederland.

Naast zijn werk voor arbeidsrechten en sociale acceptatie, heeft Ayrancı zich ingezet voor de integratie van minderheden en het bespreekbaar maken van gevoelige thema’s binnen de Turkse gemeenschap. Hij was betrokken bij de oprichting van belangrijke platforms zoals het Inspraakorgaan Turken (IOT) in 1985 en het Landelijk Overleg Minderheden (LOM). Onder zijn leiding zijn initiatieven zoals de Prinsenhofconferentie ontstaan, waar onderwerpen als eerwraak en eergerelateerd geweld werden besproken. Zijn aanpak combineerde een diep begrip van culturele gevoeligheden met een vastberaden streven naar sociale vooruitgang.

Mustafa Ayrancı blijft een inspirerende figuur in de strijd voor sociale rechtvaardigheid, gelijkheid en de bescherming van mensenrechten in Nederland. Zijn toewijding en visie maken hem tot een van de meest vooraanstaande vertegenwoordigers van de Turkse gemeenschap en een bruggenbouwer tussen culturen.

NECATİ GENÇ

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, overhemd, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Necati Genç, geboren op 13 februari 1932 in Gümüşhane, Turkije, wordt beschouwd als een van de eerste Turkse migranten die zich in Nederland vestigden. Hij speelde een cruciale rol in de opbouw van de Turkse gemeenschap in Nederland. Als tolk, maatschappelijk werker en wervingsspecialist leverde Genç een onschatbare bijdrage aan de vroege migratie van Turkse arbeiders en aan de versterking van de banden tussen Turkije en Nederland.

Een keerpunt in zijn leven vond plaats op 11 februari 1958, toen Genç aan boord was van het Franse passagiersschip Charles Tellier. Het schip verging tijdens een hevige storm, waarbij alle vijf bemanningsleden omkwamen. Genç overleefde als enige door naar de kust te zwemmen. Deze traumatische ervaring markeerde een diepgaande verandering in zijn leven en versterkte zijn toewijding om anderen te helpen.

Afbeelding met tekst, krant, boek, person Automatisch gegenereerde beschrijving

Na deze gebeurtenis keerde Genç terug naar Turkije, maar in 1960 besloot hij zich permanent in Nederland te vestigen. Als een van de pioniers van de Turkse gemeenschap begon hij zijn werk als tolk en maatschappelijk werker. Een belangrijke mijlpaal in zijn carrière vond plaats in 1965, toen hij samen met een betonfabriek naar Turkije reisde om arbeiders te werven. In steden zoals Konya en Trabzon speelde hij een sleutelrol bij de selectie van 500 Turkse arbeiders, die naar Nederland werden gebracht. Deze wervingsactie betekende een belangrijke stap in de ontwikkeling van de Turkse gemeenschap in Nederland.

Zijn formele loopbaan begon in 1960 bij de Turkse Ambassade in Den Haag, waar hij als brug diende tussen Turkse migranten en Nederlandse instellingen. Dankzij zijn vertaalwerk en zijn vermogen om culturele barrières te overwinnen, hielp hij talloze migranten. Later werkte hij in een ziekenhuis in Rotterdam, waar hij zich richtte op de gezondheidszorg voor Turkse migranten.

In 1970 richtte Genç het eerste officiële tolkenbureau voor Turkse migranten in Nederland op. Als beëdigd tolk speelde hij een essentiële rol in juridische, medische en sociale kwesties. Zijn inzet was van onschatbare waarde voor de duizenden gastarbeiders die vaak moeite hadden met de taal en cultuur van hun nieuwe thuisland. Hij bood zijn diensten jarenlang belangeloos aan en werd een steunpilaar voor de gemeenschap.

Necati Genç werd zowel binnen de Turkse gemeenschap als in Nederland gewaardeerd voor zijn toewijding aan de rechten en het welzijn van migranten. Hij werd gezien als een bruggenbouwer tussen de Turkse en Nederlandse culturen en speelde een belangrijke rol in het versterken van de vriendschapsbanden tussen beide landen. Naast zijn werk als tolk was hij actief betrokken bij gemeenschapsinitiatieven en culturele organisaties, waarbij hij zich inzette voor wederzijds begrip en de integratie van de Turkse gemeenschap in de Nederlandse samenleving.

Necati Genç blijft een symbool van veerkracht, toewijding en leiderschap op het gebied van migrantenondersteuning in Nederland. Hij overleed in 2014, maar zijn nalatenschap leeft voort als een inspiratiebron voor toekomstige generaties.

RAHİME GÜLCÜ

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, kleding, ketting Automatisch gegenereerde beschrijving

Rahime Gülcü was een vooraanstaande onderwijzeres en een toegewijde pleitbezorger voor gelijke onderwijskansen voor Turkse kinderen in Nederland. Ze arriveerde in de jaren ’70 vanuit Turkije als jonge docente en bracht een frisse blik naar het Nederlandse onderwijs. Hoewel ze al gekwalificeerd was als lerares in Turkije, besloot ze haar kennis en vaardigheden verder te ontwikkelen door opnieuw te studeren in Nederland. Ze rondde de Pabo af en vervolgde haar studie met Turkologie aan de Universiteit Leiden en Taalwetenschappen aan de Universiteit van Tilburg. Hierdoor specialiseerde ze zich in taalonderwijs en meertaligheid, wat een essentieel thema werd in haar werk.

Gedurende haar meer dan 40-jarige carrière in zowel het basis- als voortgezet onderwijs, heeft Rahime Gülcü zich onvermoeibaar ingezet om de onderwijskansen van Turkse kinderen te verbeteren. Ze begreep de uitdagingen waarmee deze kinderen vaak werden geconfronteerd, zoals taalbarrières, en bood oplossingen door Turkse lessen aan te bieden. Hiermee hielp ze hen niet alleen hun moedertaal te behouden, maar ook hun prestaties in andere vakken te verbeteren. Dankzij haar inspanningen werd Turks erkend als keuzevak in het voortgezet onderwijs, een belangrijke mijlpaal voor meertaligheid in Nederland.

Haar expertise bleef niet beperkt tot de klas. Bij CITO werkte ze als toetsdeskundige aan de ontwikkeling van examens Turks voor het voortgezet onderwijs, waarmee ze een waardevolle bijdrage leverde aan het Nederlandse onderwijssysteem. Als voorzitter van de sectie Turks bij de Vereniging Levende Talen en later penningmeester, zorgde ze ervoor dat Turks een vaste plek kreeg binnen het onderwijsaanbod in Nederland. Haar werk droeg niet alleen bij aan de erkenning van de Turkse taal, maar benadrukte ook het belang van meertaligheid voor de samenleving.

Buiten haar onderwijsactiviteiten was Rahime Gülcü ook actief betrokken bij tal van maatschappelijke initiatieven. Ze organiseerde de eerste naailessen voor migrantenvrouwen, waarmee ze hen hielp integreren en hun zelfredzaamheid versterkte. Daarnaast was ze bestuurslid van Humanitas en de Stichting Islamitisch Platform en Organisaties Rijnmond (SPIOR), waar ze werkte aan de emancipatie van Turkse vrouwen en de versterking van de Turkse gemeenschap in Nederland. Haar werk reikte verder dan onderwijs en omvatte ook culturele projecten, zoals haar betrokkenheid bij de Stichting Avrasya, die de Turkse cultuur in Nederland promootte.

De nalatenschap van Rahime Gülcü is diepgaand en blijvend. Haar inspanningen hebben geleid tot betere onderwijskansen voor Turkse kinderen, behoud van hun culturele identiteit en tegelijkertijd een succesvolle integratie in de Nederlandse samenleving. Haar werk bij CITO en de Vereniging Levende Talen heeft ervoor gezorgd dat de Turkse taal een stevige plek heeft gekregen binnen het Nederlandse onderwijs.

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

In 2016 kwam een einde aan het leven van Rahime Gülcü, maar haar nalatenschap leeft voort als een bron van inspiratie voor leerkrachten, beleidsmakers en gemeenschapsleiders. Haar toewijding aan onderwijs, taalontwikkeling en sociale inclusie blijft een lichtend voorbeeld voor toekomstige generaties.

MOEDERS: ONZE STİLLE HELDEN VAN DE GEMEENSCHAP

Tussen Twee Culturen: Sporen van Opoffering en Liefde

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, hoofdtooi Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Moeder Karaçay                    Moeder Cebeci                    Moder Ateş

Het 60-jarige verhaal van de Turkse gemeenschap in Nederland is niet slechts een migratiegeschiedenis; het is tegelijkertijd een uniek epos van moed, opoffering en de strijd om de eigen identiteit te behouden. Onder de ware helden van dit epos nemen onze moeders zonder twijfel een bijzondere plaats in. De moeders die wij na het eren van 9 waardevolle namen hebben erkend, zijn niet alleen de steunpilaren van hun families, maar ook de bouwers van het lot van een hele gemeenschap.

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Moeder Ayrancı                         Moeder Kapıkıran              Moeder Görmez

Het fundament van onze gemeenschap in Nederland is niet alleen gelegd door de harde arbeid en de vastberadenheid van onze pioniers, maar ook door de stille kracht en toewijding van onze moeders. De eerste generatie van Turkse arbeiders heeft in Nederland niet alleen fysiek werk verricht, maar heeft de steun en liefde van hun moeders altijd gevoeld. Deze moeders hebben, vaak onder moeilijke omstandigheden, hun gezinnen opgevoed en tegelijkertijd een brug geslagen tussen twee culturen.

Onze moeders waren niet alleen de pilaar van hun huizen, maar ook de dragers van onze waarden en tradities. Ze gaven hun kinderen niet alleen hun liefde, maar ook het vermogen om zich in een nieuwe cultuur te begeven, zonder hun eigen identiteit te verliezen. Ze gaven niet alleen hun kracht en geduld door, maar ook hun onverwoestbare hoop voor de toekomst.

In de vroege jaren van de migratie in Nederland, toen het leven vaak een grote uitdaging was, waren onze moeders de stille strijders die hun kinderen beschermden, opvoedden en hen hielpen om zich aan te passen aan een onbekende omgeving. Terwijl hun partners buiten huis werkten, zorgden zij ervoor dat thuis de cultuur, de taal en de waarden behouden bleven.

Vandaag de dag zien we het resultaat van hun inspanningen. De kinderen van die eerste generatie, die opgroeiden tussen twee werelden, hebben nu niet alleen de taal en gewoonten van hun ouders behouden, maar hebben zich ook gepositioneerd als succesvolle individuen in de Nederlandse samenleving. Dit succes is de weerspiegeling van het harde werk en de opofferingen van onze moeders.

Als HOTİAD willen we niet alleen de prestaties van de pioniers in onze gemeenschap erkennen, maar ook de kracht en het doorzettingsvermogen van de vrouwen die hen steunden. De moeders, die vaak de stille krachten achter de successen waren, verdienen onze hoogste waardering. Hun onzichtbare bijdragen hebben, net als die van de werkers zelf, onze gemeenschap vormgegeven en versterkt.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, muur Automatisch gegenereerde beschrijving

Onze moeders zijn de helden die standhouden in het onbekende, als een diepe wortelende boom die haar familie in alle omstandigheden onder haar schaduw verzamelt. Zij zijn niet slechts de belichaming van het stille werk dat tussen de muren van het huis plaatsvindt, maar symboliseren juist de solidariteit die de basis vormt van onze samenleving. Terwijl ze hun hart troostten met heimwee naar hun geboorteland, werkten, leerden en inspireerden ze onvermoeibaar voor de toekomst van hun kinderen.

Hun inspanningen gingen verder dan het behouden van het culturele erfgoed van hun vaderland; ze bouwden bruggen die twee verschillende werelden met elkaar verbinden. Onze moeders hielden zich niet alleen bezig met de opvoeding van hun kinderen, maar speelden ook een belangrijke rol in het vormgeven van de sporen van de Turkse gemeenschap in Nederland door hun buurtcontacten, dagelijkse strijd en inspanningen om zich aan te passen aan de samenleving. Het brood dat door hun handen werd gekneed, hield niet alleen het gezin warm, maar de liefde die uit hun harten stroomde, werd diep verankerd in de harten van generaties.

Tijdens deze reis vol uitdagingen gingen onze moeders verder dan slechts fysieke aanwezigheid. Zij werden de beschermers van onze culturele identiteit en de opvoeders die de waarden van de volgende generatie vormgaven. Terwijl ze hun kinderen opvoedden tussen twee culturen, slaagden ze erin om zowel de Turkse tradities te behouden als waarde toe te voegen aan de Nederlandse samenleving. Dankzij hun inspanningen zijn er vandaag talloze Turkse ondernemers, academici, kunstenaars en initiatiefnemers die bijdragen aan de Nederlandse maatschappij.

Het verhaal van onze moeders is niet slechts een verhaal over het in stand houden van een gezin; het is een verhaal over het laten bloeien van de waarden en essentie van een volk op nieuwe grond. Hun opoffering en liefde zijn de onzichtbare banden die de wortels van de Turkse gemeenschap in Nederland hebben versterkt. Als we vandaag de dag deze successen vieren en met hoop naar de toekomst kijken, is dat grotendeels te danken aan de stille, maar generaties lang voelbare inspanningen van onze moeders.

Daarom is het niet genoeg om onze moeders alleen op de 10e plaats te zetten; ze behoren in het hart van elk succesverhaal, als een uiting van onze diepe dankbaarheid. Onze moeders zijn de blijvende helden van dit grote epos, met hun identiteit, waarden en liefde. De gemeenschap die door hun inspanningen is gegroeid, zal een helderder erfgoed achterlaten voor de toekomst.

Terwijl het 60-jarige verhaal van de Turkse arbeiders in Nederland wordt herschreven door de liefdevolle handen van onze moeders, zal hun naam voor altijd een onlosmakelijk deel van dit verhaal blijven. Dit is niet slechts een viering, maar ook een herinnering aan onze taak om een brug te bouwen naar de toekomst.

Het is daarom met trots en diep respect dat we deze moeders vandaag eren. Ze zijn de onvermoeibare en geduldige helden van onze gemeenschap, die zonder enige erkenning of beloning, altijd voor hun families hebben gezorgd en hun kinderen hebben geholpen een brug te slaan tussen twee culturen.

Wij danken onze moeders voor alles wat ze hebben gedaan en voor alles wat ze nog steeds doen. Zij zijn het hart van onze gemeenschap, en zonder hen zouden we niet zijn wie we vandaag zijn.

Afbeelding met kleding, person, persoon, pak Automatisch gegenereerde beschrijving

60’INCI YILDA İZ BIRAKMAMIŞ GİBİ SEÇİLMEYEN DAHA NİCE KAHRAMANLARIMIZ VAR
ZELFS İN HET 60E JAAR ZİJN ER NOG VEEL HELDEN DİE NİET ZİJN GEKOZEN, ALSOF ZE NOOİT EEN SPOOR HEBBEN ACHTERGELATEN.

Erkan Tapan: Hij was directeur van het Amsterdam Atatürk Internaat. Hij maakte een radioprogramma voor Turken voor de NOS. Later keerde hij terug naar Turkije en was hij directeur bij Unilever. Daarna werd hij directeur van Sümerbank en hij heeft ervoor gezorgd dat deze bank een winst behaalde die het nog niet eerder had behaald.

Raman Domaniç: was leidinggevende bij het tijdschrift Boğaziçi, wat in Utrecht werd uitgegeven. Werkte voor het Orgaan Steun aan Allochtonen. Werd later de eigenaar van een firma die documentaire programma’s maakt.

Kamil Sulu werd geboren in 1938 en groeide op in Turkije, waar hij zijn opvoeding en achtergrond ontwikkelde voordat hij in Nederland arriveerde. Als een van de vele migranten die in de jaren 60 naar Nederland kwamen, speelde hij al snel een belangrijke rol in de Turkse gemeenschap en zette zich in voor de verbetering van de leefomstandigheden van zijn landgenoten. Sulu werkte bij de Stichting Buitenlandse Werknemers Midden-Nederland (SBWMN), een stichting die zich richtte op de ondersteuning van gastarbeiders, voornamelijk uit landen als Turkije en Marokko. Deze stichting bood hulp bij arbeidsomstandigheden, sociale integratie, en huisvestingskwesties.

Sabri Kenan Bağcı: oprichter van de Turkse Federatie voor Sport en Cultuur en verschillende andere organisaties. geboren op 1 maart 1946 in Yazıçekme, Boğazlıyan, Turkije, was een invloedrijke en gerespecteerde leider binnen de Turkse gemeenschap in Nederland. Zijn leven en werk waren gericht op de bevordering van sport, cultuur en de zorg voor oudere migranten. Zijn inzet heeft een blijvende impact gehad op de Turkse diaspora in Nederland

Secil Arda: Secil Arda, geboren op 1 januari 1951 in Turkije, is een vooraanstaande ingenieur, feministe en politica wiens leven en carrière getuigen van een diepgaande toewijding aan gelijkheid en emancipatie. Haar pad van persoonlijke en professionele strijd naar politieke betrokkenheid markeert haar als een pionier in de zoektocht naar sociale rechtvaardigheid en gelijke kansen voor vrouwen.

Semih Arıkan: Semih Arıkan, geboren in Ankara, is een veelzijdige muzikant en muziekdocent die zijn stempel heeft gedrukt op zowel de Turkse als Nederlandse muziekwereld. Na zijn middelbare schoolopleiding in Adapazarı, verhuisde hij in 1974 naar Istanbul om aan de Marmara Universiteit te studeren. Daar voltooide hij zijn opleiding als muziekdocent en kreeg hij les van de gerenommeerde Turkse muzikant Ruhi Su. Tijdens zijn studie dirigeerde hij ook het gemeentelijke volkskoor van Kadıköy, wat zijn vroege betrokkenheid bij de muziek onderstreept.

Türker Atabek: Türker Atabek, geboren in Turkije, kwam in 1964 naar Nederland en speelde een cruciale rol in de integratie en ondersteuning van zowel Turkse als Nederlandse burgers. Atabek wordt erkend als een pionier in de Turkse gemeenschap in Nederland en zijn levenswerk getuigt van een diepgaande inzet voor interculturele verbinding en sociale rechtvaardigheid.

Hasan Güney: Hasan Güney, geboren in Turkije, was een vooraanstaande en invloedrijke figuur binnen de Turkse gemeenschap in Nederland. Zijn leven getuigt van een diepgaande toewijding aan het ontwikkelen van religieuze en culturele infrastructuur voor Turkse moslims en het ondersteunen van nieuwkomers in Nederland. Güney’s nalatenschap blijft voortleven in de vele projecten en initiatieven die hij heeft opgezet en ondersteund.

Nihat Karaman; Nihat Karaman, geboren op 1946 in Erzurum, Turkije, was een invloedrijke figuur binnen de Turkse gemeenschap in Nederland, vooral bekend om zijn rol als voorzitter van de Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB). Zijn inzet voor de rechten van Turkse migranten en zijn bijdragen aan de verbetering van arbeidsomstandigheden hebben hem een prominente plaats verworven in de Nederlandse geschiedenis van migrantenorganisaties.

Muharrem Oguray en Ahmet Oguray: Muharrem Oguray en Ahmet Oguray, geboren in Turkije, hebben een cruciale rol gespeeld in de integratie van Turkse migranten in Nederland. Beide broers arriveerden in de jaren zestig in Nederland, waarbij Muharrem in 1963 en Ahmet in 1965 het land binnenkwamen. Hun aankomst markeerde het begin van een impactvolle reis die zowel hun eigen leven als dat van hun gemeenschap zou veranderen.

Özden Yalım: Özden Yalım, geboren op 23 april 1946 in Kayseri, Turkije, is een invloedrijke figuur op het gebied van vrouwenrechten, minderhedenbeleid en sociale rechtvaardigheid in Nederland. Met een indrukwekkende carrière in het maatschappelijk werk heeft Yalım een significante impact gehad op de emancipatie van vrouwen en de integratie van minderheden in de Nederlandse samenleving.

Kamber Uludağ: Hij stond altijd bekend als ‘de tolkenvader’. Hij werkte als vertaler voor Turken in veel fabrieken.

De eerste voorzitter van de Turkse Vrouwen Commissie:
Afet Yeğenoğlu, Zaandam 1972

Eerste Turkse schilder Nuray Atas, 1966

De eerste Turkse drukkerij. A. Fikret Topaç Arnhem, 1 sepotember 1983

C:\Users\Ilhan\Desktop\SUBAT BULTENI\IMG_6460.JPG

Ali Sarı; (Karamanlılar Federasyon Başkanı

Nedim Doruk; (Türk Federasyon Genel Sekreteri

Abdurrahman Özsoy;(Demircilik Köyü dernek başkanı

Ahmet Evsen; (Türk Evi Başkanı

Necati Koçak; (LAPON Dernek Başkanı

Ata Uslu: Hollanda Emirdağlılar Ağası

Nafiz Sungur:  (rahmetli) Rotterdam mevlana Camii Başkanı, Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu  yöneticisi, İslam Yayın Kurumu yöneticisi

Hamit Taş: Amsterdam Fatih Camii yöneticisi, Federasyon yöneticisi, İslam yayın Kurumu yöneticisi

Şerif Taşdan: Zwolle Camii yöneticisi, Federasyon yöneticisi

Osman Bahadır: Federasyon Başkanı, Türkler İçin Danışma Kurulu Başkanı

İsmet Biçer; Amsterdam Ulu Camii yöneticisi

İbrahim Baygör: Vlaardingen Camii yöneticisi, Federasyon yöneticisi

Cafer Yavuz: (rahmetli) Den Haag Mescid-i Aksa kurucusu, Federasyon kurucu üyesi

Mehmet Yılmaz:(rahmetli) Den Haag Mescid-i Aksa kurucu üyesi

Şükrü Tetik: (rahmetli)Amsterdam Milliyetçi İşçiler Derneği kurucu üyesi Amsterdam kültür merkezi yöneticisi

Osman Türkmen: Amsterdam Fatih Camii

Osman Çakır: Amsterdam Fatih Camii Başkanı

Ramazan Özsoy: Amsterdam Süleymaniye Camii Başkanı

Ömer Korkmaz: Amsterdam kültür merkezi yoneticisi

Abdurrahman Özsoy: Amsterdam İslam Merkezi kurucu üyesi

Sabri Mercümek: Amsterdam Noord Camii yöneticisi

Cemal Emir Mustafa:(rahmetli)  Amsterdam Fatih Camii Başkanı

Kazım Gezer: Amsterdam Atatürk Kampı Başkanı

Arif Yüksel: Zaandam. Hoorn ve Medemblik cami yöneticisi

Muhittin Biber: (rahmetli)Amsterdam İslam Merkezi kurucu üyesi

Hayrettin Alpagot: (rahmetli) Amsterdam Milliyetçi İşçiler Derneği kurucu Başkanı

Arslan Coskunsu: Hengelo HDV Camii Baskanı.

Mustafa Dokudur: (rahmetli)  Milliyetçi İşçiler Derneği üyesi, Ulu Camii Başkanı

Ahmet Aktaş:  Amsterdam Selimiye Camii Başkanı

Mürsel Turhal: Amsterdam Ulu Camii, Amsterdam Noord Camii yönetim kurulu üyesi

Metin Eroglu: Zwollo Ulu Camii Başkanı.

Hüseyin Dede Aksar: (rahmetli) Hollanda Türk Federasyon Başkanı

Yusuf Küçükşen: Leiden’de tercüman. (Rahmetli)

Gökhan Germeyan, Hasan Gülşen, Hasan Gümüş;

Osman Kuzucuoğlu, Veyis Şenyürek, Şaban Sevinç, Yılmaz Kahvecioglu, Nuri Bakaryıldız, Metin Eroğlu, Veli Çınar (Rahmetli), Mehmet Telli, Memduh Kahraman, Arif Kahyaoğlu, Atiye Hamudoğlu, Arife Kayış, Nuran Turan, Hasip Turan.

ABDULLAH ÖCALAN’IN MEKTUBUNA İLK YANDAŞ TEPKİ YURT DIŞINDAN

ABDULLAH ÖCALAN’IN MEKTUBUNA İLK YANDAŞ TEPKİ YURT DIŞINDAN

Hüseyin Baybaşin’den ‘Kürdistan Birleşik Devletleri Hükümeti’ adına şok tepki: “Bu Karar Bizi Bağlamaz!”

30 yıldır Hollanda’da hapishanede yatan ve ünlü siyasetçilerin ‘Baybaşin’e özgürlük’ kampayaları ile desteklenen kişinin açıklaması ortalığı karıştıracak .

Afbeelding met water, hemel, buitenshuis, panorama Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY’ın haberi:

Hollanda’da müebbet hapis cezasını çeken ve siyasi çevrelerde serbest bırakılması için kampanyalar düzenlenen Hüseyin Baybaşin, Abdullah Öcalan’ın son mesajına sert bir yanıt verdi. Kendini “Kürdistan Birleşik Devletleri Hükümeti” adına konuşan bir temsilci olarak tanıtan Baybaşin, Öcalan’ın herhangi bir kararının kendilerini bağlamadığını ilan etti. Bu açıklama, Kürt siyasetinde yeni bir ayrışmanın sinyali olarak yorumlanıyor.

KÜRT SİYASETİNDE YENİ BİR AYRIŞMA MI?

Inside life of 'UK's Pablo Escobar' who ran samurai sword-wielding gang 'The Family' and drug empire worth £9billion | The Sun

Kürt siyasetinde tartışmalar bitmek bilmiyor. Son günlerde, Abdullah Öcalan’ın kamuoyuna yansıyan mesajı geniş yankı uyandırırken, bu mesaja ilk ve sert yanıt yurt dışından geldi. 30 yıldır Hollanda’da hapiste olan Hüseyin Baybaşin, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Öcalan’a doğrudan rest çekerek, kendisini “Kürdistan Birleşik Devletleri Hükümeti” adına konuşan bir sözcü olarak tanıttı. Baybaşin’in bu çıkışı, Kürt siyasi çevrelerinde bomba etkisi yarattı.

Öcalan’a bağlı grupların bu açıklamaya nasıl tepki vereceği merak konusu olurken, siyasi analistler, Baybaşin’in çıkışının yeni bir siyasi yapılanmanın habercisi olabileceğini öne sürüyor.

BAYBAŞİN: “ÖCALAN BİZİ BAĞLAMAZ”

Baybaşin, sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımda, Öcalan’ın Kürt hareketi üzerindeki otoritesini reddederek şu ifadeleri kullandı:

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype, ontwerp Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

“Öcalan’ın aldığı kararlar, sadece kendisini ve ona bağlı olanları ilgilendirir. Biz, kendi yolumuzu çizeceğiz ve kendi geleceğimizi belirleyeceğiz. Kürdistan Birleşik Devletleri olarak, farklı bir vizyonla hareket ediyoruz.”

Bu açıklamalar, Kürt hareketi içinde nasıl yankı bulacak? Öcalan’ın siyasi çizgisine bağlı olan gruplar, Baybaşin’in açıklamalarını nasıl karşılayacak?

“KÜRDİSTAN BİRLEŞİK DEVLETLERİ” GERÇEK Mİ?

Baybaşin’in bahsettiği “Kürdistan Birleşik Devletleri” resmi olarak tanınmış bir yapı değil. Ancak, Kürt bağımsızlık yanlıları arasında uzun yıllardır dile getirilen büyük bir ideali temsil ediyor. Peki, Baybaşin gerçekten böyle bir hükümetin sözcüsü mü? Yoksa bu çıkış, Kürt hareketi içinde yeni bir siyasi hamlenin sinyali mi?

Siyasi analistler, bu açıklamanın ardından ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim, Baybaşin’in “hayali bir devlet” adına konuştuğunu savunurken, diğerleri bunun Öcalan’ın liderliğine karşı yeni bir siyasi yapılanmanın işareti olabileceğini düşünüyor.

HÜSEYİN BAYBAŞİN KİMDİR?

Hüseyin Baybaşin, yıllardır hem Kürt siyaseti hem de uluslararası suç iddialarıyla tartışmalı bir isim olarak gündemde. 1956 yılında Batman’da doğan Baybaşin, 1998 yılında Hollanda’da uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Baybaşin, bu suçlamaların tamamen siyasi olduğunu ve Türkiye’nin baskıları sonucunda mahkûm edildiğini savunuyor.

Hollanda’daki insan hakları örgütleri ve aralarında şimdiki Hollanda koalisyonun ortaklarından birinin başkanı olan Peiter Omtzigt’in de olduğu bazı siyasiler, Baybaşin’in davasında hukuksuzluklar olduğunu iddia ediyorlar ve serbest bırakılması için kampanyalar düzenliyorlar. Avrupa’daki Kürt siyasetinde etkisini sürdüren Baybaşin, son açıklamalarıyla Kürt hareketinde yeni bir dönemin kapısını mı aralıyor?

BU AÇIKLAMA NE ANLAMA GELİYOR?

Baybaşin’in çıkışı, Kürt siyaseti içinde yeni bir kırılmaya mı işaret ediyor, yoksa bireysel bir çıkıştan mı ibaret? Önümüzdeki günlerde, Kürt siyasi çevrelerinin ve Öcalan’a bağlı grupların bu açıklamaya vereceği tepki kritik olacak. Eğer Baybaşin’in söylemleri destek bulursa, Kürt siyasetinde yeni bir ayrışma gündeme gelebilir.

Bekleyip göreceğiz…

                                     Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Baybaşin hakkında 3 yıl önce yayınlamış olduğum haberimi, sizlere yeniden sunuyorum:

25 YILDIR HOLLANDA’DA HAPİS YATAN MÜEBBET HÜKÜMLÜ HÜSEYİN BAYBAŞİN’İN, “HAK ETTİĞİ HALDE (!)” NEDEN SERBEST BIRAKILMADIĞI TARTIŞILIYOR…

Mahkûmu destekleyen çok sayıda üst düzey yönetici, ‘Baybaşin’e özgürlük’ kampanyaları yaparken, konferanslar da düzenliyor.

Uluslararsı diplomatlar, sosyologlar, hukuk profesörleri, hakim ve savcıların da katıldığı bir konferansta, Türk devleti ile Hollanda devleti eleştirildi ve ‘Baybaşin haksız yere suçlanıyor’ iddiası öne sürülüldü.

Baybaşin için mücadele edenlerden biri de, Başbakanlık için en büyük favori olan Pieter Omtzigt.

Hapishane üzerinde uçurulan bir uçakta ‘Baybaşin’e hemen özgürlük’ pankartı asılınca, kaçmasından şüphelenen hapishane yönetimi ‘hücre’ cezası verdi.

Baybaşin ile yapılan bir röportajı, Türkiye’de hiç bir televizyona yayınlatamadım. Ruşen Çakır’ın röportajı da Milliyet’te tam olarak değil, kısaca yayınlanmıştı.

İlhan KARAÇAY Yazdı:

Hollanda hapishanelerinde tam 25 yıldır cezasını çekmekte olan ve başından bu yana “Ben suçsuzum, devletimiz beni sattı” diye feryat eden Hüseyin Baybaşin, Hollanda Adalet Bakanlığı’nın tahliye kararına rağmen hâlâ hapishanede çürütüldüğünü söylüyor.

Geçmişte, haksızlığa uğradığını duyurmak için gazetecilere haber salan ama anlattıkları yayınlanamayan Hüseyin Baybaşin için, bu konuda verebileceğim iki örnek var. Örneklerden biri şahsım, diğeri de Ruşen Çakır. Ama bu konuyu daha sonraki satırlarda bulacaksınız.

BAŞLANGIÇ
Hüseyin Baybaşin, kiralık katil cinayetinde suç ortaklığı, iki cinayete azmettirme girişimi, rehin alma olayına suç ortaklığı ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları ile interpol tarafından aranıyordu.

Hüseyin Baybaşin, 1998 yılında “Siyah Lale” adı verilen uluslararası bir operasyonla Hollanda’da yakalanmıştı.
İnterpol’ün de aradığı Baybaşin, 1998 Mart ayına Hollanda’da gözaltına alınmış ve yıllar süren yargılama sonu ise ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Baybaşin’e göre bu suçlamaların tamamı Türk devletinin uydurmasıydı. Zira Baybaşin Kürt davasında güçlü bir isimdi ve hapisanede yatmalıydı.

Afbeelding met persoon, person, kleding, overhemd Automatisch gegenereerde beschrijving

Hüseyin Baybaşin, uzun bir süre Hollanda’da tek kişilik hücrede tutuldu. Bu durum, ‘Ceza Adaleti ve Gençliğin Korunması İdaresi Konseyi (RSJ)’ tarafından saptanmıştı. Baybaşin, temmuz ayında küçük bir uçağın arkasında ‘Baybasin’e hemen özgürlük’ pankartıyla cezaevinin üzerinden geçmesinin ardından tecrit altına alınmıştı.

Cezaevi yönetimi, hapishane üzerinden uçan uçağın bir kaçış girişimi olabileceği endişesiyle, Baybaşin’i tecrit hücresine yerleştirdi. Ömür boyu hapis cezasını çeken Kürt daha sonra RSJ Konseyi’ne başvurdu.
RSJ, Baybaşin’in çok uzun süre tecritte tutulduğunu belirledi. Bu nedenle Baybaşin’e maddi tazminat ödendi.

Baybaşin, 2002 yılında Türkiye’de cinayet ve uyuşturucu kaçakçılığından suçlu bulunmuş ve hüküm giymişti. Kanıtların Türk hükümeti tarafından üretildiğini söyleyen Baybaşin, bu konuda inceleme talebinde bulundu. Ancak, Başsavcı bu talebin temmuz ayında reddedilmesini tavsiye etti. Kural olarak Yüksek Mahkeme bu tavsiyeyi benimsedi.

Afbeelding met tekst, Vlieger, Publicatie, poster Automatisch gegenereerde beschrijving
Baybaşin’in yaşam öyküsünü anlatan ‘Haksız Müebbet Hapis’ kitabı ile, tanıtım için organize edilen konferansın afişi.

Crimesite yazı işleri müdürü Wim van de Pol ve eski polis memuru Klaas Langendoen tarafından Baybasin davasıyla ilgili bir kitap yayımlandı.

İsterseniz sizlere, benim değil, Hollanda gazetelerinde bu konuda yayınlanan bir haberin tercümesini sunayım:

Haftalık Panorama dergisi, ‘Haksız Müebbet’ (On)terecht Levenslang kitabının tanıtımını yayınladı. Panorama’ya göre kitap, Kürt Hüseyin Baybaşin’in takibatındaki bilinmeyen tarihi gerçekler ile dolu.

Yüksek Mahkeme Başsavcısı bu gerçekleri göz ardı etti ve davanın gözden geçirilmesi tavsiyesinde bulundu. Haksız Müebbet kitabı, eski polis memuru Klaas Langendoen ve Crimesite baş editörü Wim van de Pol tarafından yazıldı .

Panorama dergisinden bir alıntı :

Hüseyin Baybaşin kimdir?

Hüseyin Baybaşin, 2002 yılında Den Bosch’taki mahkeme tarafından kiralık katil cinayetinde suç ortaklığı, iki cinayete azmettirme girişimi, rehin alma olayına suç ortaklığı ve yirmi kilo eroin kaçakçılığına hazırlık suçlarından mahkum edildi.

Baybaşin’in Avrupa’da eroinin Pablo Escobar‘ı olduğu, özellikle Türk medyasında sıklıkla yazılıyor. Ancak buna dair hiçbir kanıt yok. Ve suç dosyalarında büyük çaplı uyuşturucu kaçakçılığına işaret eden hiç bir şey yok. Türkiye’de sabıka kaydı da yok.

Afbeelding met tekst, krant, Menselijk gezicht, Publicatie Automatisch gegenereerde beschrijving

Bu hikâyeler nereden geliyor?

Amcasının (veya dayısı) İstanbul’daki otelinde çalışarak kendisini ticarete hazırladı.
1984 yılında İngiltere’de bir eroin kaçakçılığı çetesinin şüphelilerinde telefon numarasının bulunmasının ardından tutuklandı ve mahkum edildi. Ama kendisi, Türk devleti adına çalıştığını söylüyor. Zira bu devlet eroin ticareti yapıyordu.

Peki bunu nasıl öğrendi?

Baybaşin, Türkiye’de bir nevi gizli ajan olarak eğitim gördü. Genç Hüseyin akıllıydı ama üniversiteye gitmedi. Amcasının onun için başka planları vardı. Küçük yaşta amcası aracılığıyla gizli devlet memurları ağında eğitim aldı. Bu ağ, NATO’nun İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra, Avrupa ülkelerinde kurduğu sözde Gladyo ağından ortaya çıktı. Sovyetler Birliği’nin işgali durumunda Gladyo, komünistlerle savaşmak zorunda kalacaktı. Baybaşin böylece Dışişleri yetkilisi oldu ve Batı Avrupa ülkelerindeki Türk kuruluşlarını ziyaret etti. Türkiye’ye gelen ve Türkiye’den çıkan para akışlarına dair iç görüsü vardı. Bu pozisyonda iken, üst düzey yetkililerin eroin ticareti yaptığını keşfetti.

Türk hükümeti bu kadar kriminal suç çetesi miydi?

Evet, 1980 ile 2000 yılları arasında, polis ve adalet yetkilileri de dahil olmak üzere hükümet ve üst düzey yetkililere uyuşturucu çeteleri ve Bozkurtlar sızdı.

KİTAPTAN BİR BÖLÜM:

1997 yazında bir akşam, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi başsavcısı, Boğaz’a bakıyordu. Beşiktaş’ta Hanedan restoranının terasında oturuyordu. Ayasofya Camii’nin ve geniş Topkapı Sarayı’nın ışıkları uzakta titreşiyordu. Modern Türkiye’de iktidar mücadelesi eskisinden çok daha karanlık bir oyundu. Başsavcı bir devlet adamıydı, karanlık kardeşliğin üyesiydi. Beraberindekiler dönerek konuştu: “Çok yakında bomba patlayacak” dedi ve “Hüseyin Baybaşin doğduğuna pişman olacak, uzaklaştırılacak.” diye ekledi.

Baybaşin o sırada serbestti ve Hollanda’da saklanıyordu. O akşam Hanedan Restoranında Başsavcı’nın eşliğinde eski Jandarma komutanı Hamdi Topçu da vardı. Topçu başsavcının mesajını anladı. Yakında Hollanda’da gizli şebeke adına Baybasin’e saldırı düzenlenecekti. Topçu, daha önce Baybaşin’i ‘ortadan kaldırma’ girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını öğrenmişti. 

Topçu, Hanedan restoranında yediği akşam yemeğinden birkaç ay sonra, Baybaşin’le ilgili başka planlar duydu. Baybasin hakkında savcı Hugo Hillenaar’ın öncülüğünde cezai soruşturma başlatılmıştı. Topçu 2000 yılında yaptığı açıklamada şöyle demişti: “Aynı Başsavcı, eylül veya ekim ayında şöyle demişti: Çok yakında Baybaşin gidecek; Agar’ın (eski Adalet Bakanı) cesur bir adam olduğunu, kimsenin ona karşı bir şey yapamayacağını söyledi. Hatta Hollanda Başsavcısı ile anlaşmaya vardı.
Onun adı neydi? Hilering falan mı? O adam gece gündüz bize bilgi veriyordu ama, bizden daha sabırsızdı. (…) Baybaşin ölmedi ama hapishanede ölecek. Ona asla unutamayacağı bir oyun oynayacağız. Bana öyle söyledi. (…).”

TAHLİYESİ NEDEN ERTELENDİ

Baybaşin’in özel hukuk danışmanı Dr. Hüseyin Demir, iki yıl önce Baybaşin’in 64 yaşında serbest bırakılacağına dair bir Bakanlık kararı olduğunu açıklamıştı. Aradan iki yıl geçtiği halde hâlâ hapishanede tutulan Baybaşin, kendisinin hürriyete kavuşmasını isteyen kişi ve kuruluşların protesto eylemlerine rağmen, bırakın serbest bırakılmayı, tek kişilik hücre cezasına bile mahkûm edildi. Hüseyin Baybaşin için özel olarak uçurulan bir uçağın, hapishane üzerinde dolaştırılmasından şüphelenen yöneticiler, kaçma ihtimaline karşı hücre önlemi almışlardı.

Afbeelding met buitenshuis, hemel, vlucht, vliegtuig Automatisch gegenereerde beschrijvingUçağın arkasında ‘Baybaşin’e hemen özgürlük’ pankartı asılmıştı.

İki yıl önce, Baybaşin’in serbest bırakılacağı hakkında, Türk medyasında yayınlanan bir haberden bir alıntı sunuyorum:

1998’DEN BU YANA HOLLANDA’DA TUTUKLU HÜSEYİN BAYBAŞİN TAHLİYE OLACAK

Cinayet, rehin alma ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlarından İnterpol’ün aradığı Baybaşin, 1998 martında Hollanda’da gözaltına alınmış ve yıllar süren yargılama sonu ise ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.

Ömür boyu hapis cezasının Ağustos ayında sona ermesi ile 64 yaşındaki Hüseyin Baybaşin’e tahliye yolu göründü. 

Hüseyin Baybaşin, 1998 yılında “Siyah Lale” adı verilen uluslararası bir operasyonla Hollanda’da yakalanmıştı.

Cinayet, rehin alma ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlarından İnterpol’ün aradığı Baybaşin, 1998 martında Hollanda’da gözaltına alınmış ve yıllar süren yargılama sonu ise ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.
Ömür boyu hapis cezasının Ağustos ayında sona ermesi ile 64 yaşındaki Hüseyin Baybaşin’e tahliye yolu göründü.

Konuya ilişkin Özel Danışmanı Hüseyin Demir, bir açıklamada bulundu.
Hüseyin Demir, 25 yıldır hukuksuz olarak Hollanda cezaevinde tutulan, Sn. Hüseyin Baybaşin’in ağustos ayında denetimli serbesti şartı ile özgürlüğüne kavuşacağını ve 3 ay sürecek topluma uyum programından sonra tamamen özgür olacağını söyledi.

Hüseyin Baybaşin’in tahliyesine ilişkin detayları paylaşan Hüseyin Demir, “Yaklaşık olarak 2 yıl önce Hollanda yasalarında Sn. Hüseyin Baybaşin’in, özgürlüğü önünde hiçbir engel olmadığı halde, hakkı olan özgürlüğe kavuşması için istinat edilen tüm suçlamaları kabul etmesi ya da özgürlüğüne kavuşamayacağı yönünde bir zorlamaya maruz kalmıştı. Bu zorlamaya karşılık kendisine istinat edilen tüm suçlamaları kabul etmediğini belirterek karşı dava açan Sn. Hüseyin Baybaşin, davayı kazandığı için ağustos ayında tahliye olacak.” dedi.

Demir şöyle devam etti: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kişilerin tahliye umudu olmadan ömür boyu hapsedilmesinin insanlık dışı olduğuna yönelik 2013 yılındaki kararının ardından, Hollanda devletinin ömür boyu hapis cezası yasasını, AİHM’den gelen itirazları dikkate alarak, 2016’da ömür boyu hapis cezalarına ilişkin yeniden gözden geçirme ve denetimli serbestlik yasasında düzenleme yaptı. Yeni yasal düzenlemede, belirli aralıklarla davanın yeniden gözden geçirilmesi ve 25 yıl cezaevinde kalan mahkumların 25 yılın sonunda denetimli serbestlik kapsamında, haklarında başka bir davadan dolayı hüküm olmaması ve 3 aylık topluma uyum sağlama prosedürlerinden sonra tahliye edilmesi yer almaktadır.”

Bu durumda Hüseyin Baybaşin ağustos ayında denetimli serbestlik ile tahliye edilecek.
Ama beklenen olmadı ve Baybaşin hâlâ Hollanda hapishanelerinde bekliyor.

BAYBAŞİN İÇİN KONFERANS

Yukarıda afişini gördüğünüz, ‘‘Hollanda’da bir siyasi tutuklu: Hüseyin Baybaşin’’ başlıklı konferans düzenlendi. Konferansı organize edenler arasında Hollandalı üst düzey görevliler, hâkim ve savcılar da bulunuyor. Konferans, Hüseyin Baybaşin’in kim olduğunu, neden hapiste olduğunu ve hapisteyken neler yaptığını kapsıyor. Konferansa birçok uluslararası düzeyde siyasi diplomatlar, sosyologlar, hukuk profesörleri ve birçok şahsiyet katıldı.

Afbeelding met Menselijk gezicht, tekst, person, schermopname Automatisch gegenereerde beschrijvingBaybaşin için mücadele edenler arasında, Başbakanlığın en büyük favorisi Pieter Omtzigt de var. ( Şimdiki dörtlü koalisyonun ortaklarından birinin başkanı)

Konferansa özel olarak video göndererek katkı sağlayan İsmail Beşikçi’nin yanında katılan konuşmacılar şunlardı:
Rein Gerritsen-Bilim felsefecisi, çevirmen, yazar ve serbest gazeteci,
Sheri Laizer-Yazar, araştırmacı ve Orta Doğu uzmanı,
Ton Derksen-Bilim Felsefesi Profesörü, Tarihçi, Sosyolog ve Yazar,
Adele van der Plas-Bakker Schut & Van der Plas Advocaten’de Avukat,
Frans Douw-Yönetim Kurulu Üyesi Restore Justice Foundation, Recovery & Return Foundation’ın Kurucu Ortağı ve Prisonshow’un Eş Ev Sahibi,
Serhat Bucak-Avukat ve Kürt siyasetçi,
Abdullah Demirbaş- Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır ili Sur Belediyesi eski Başkanı,
Cem Şivan Ergül- Müzisyen, akustik gitarist ve öğrenci

İLGİ ŞAŞIRTIYOR

Afbeelding met tekst, hemel, strand, schermopname Automatisch gegenereerde beschrijvingBaybaşin için uçak kaldıranlar, sahillerde de ‘Baybaşin’e özgürlük’ bayrağı ve çıkarması sergiliyorlar.

Hüseyin Baybaşin’e Hollanda’da gösterilen bu ilgi şaşırtıyor.
Hakkında konferanslar yapılması, pankart taşıyan uçaklar kaldırılması ve medyada çok geniş yer alması, ‘Acaba Baybaşin gerçekten haksızlığa mı uğradı’ sorusunu getiriyor.

Afbeelding met kleding, persoon, person, poster Automatisch gegenereerde beschrijving
Baybaşin’e Özgürlük pankartları ile sokaklarda dolaşanlar var. Bu yaşananlar gerçekten de çok şaşırtıcı olmuyor mu?

MEDYA İLE DİYALOG

Hüseyin Baybaşin, hakılılığını kamuoyuna duyurmak için, medya ile diyalog kurmaya çalışıyordu.
Bu konuda kendisine aracılık yapanlardan biri benimle de irtibat kurmuştu. Ama Baybaşin ile görüşmemiz için bir meblağ ödemem gerektiğini de söylemişti. Eminim ki Baybaşin böyle bir meblağ istememiştir.
Bu konuda benim yaşadıklarımı az sonra anlatacağım.
Ama önce şunu okuyunuz:

Gazeteci Ruşen Çakır da, yayınladığı bir klibinde aracı birisinin Hüseyin Baybaşin ile konuşmasını sağlayabileceğini anlatmıştı. 1995 yılı sonlarında Baybaşin ile Fransa’da görüştüğünü anlatan Ruşen Çakır, anlatılanların çok sansasyonel olduğunu, bunu tam olarak yayınlamanın tehlikeli olabileceğini anlatıyor. Ama sonunda, Milliyet gazetesinde çok kısa bir yazının yayınlandığını belirten Çakır, kendisine görüşme konusunda aracılık yapan kişinin iki yıl sonra öldürüldüğünü açıklıyor.

Şimdi gelelim benim bu konudaki anılarıma:

Burada bir bayan meslektaşım, ömür boyu hapse mahkum olan Hüseyin Baybaşin ile görüntülü bir röportaj yapmıştı. Ama bu röportajı yayınlatamıyordu. Bayan meslektaşımdan aldığım o röportajı önce yazıya döktüm ve yazılı bir röportaj hazırladım. Sonra da Türkiye’deki ‘Korkusuz’ gazetecilerden birine gönderdim. Ne var ki, Baybaşin’in anlattıkları o kadar derindi ki, o korkusuz arkadaş da yayınlayamadı bu kaseti. Sonra İstanbul’a gittim ve çalışmakta olduğum NTV televizyonuna verdim. NTV, bu röportajı 13.00 haberlerinden sonra yayınlanacağına dair anonslar yapmaya başladı. Ama nedense bu anonslar saat 11.00’de durduruldu. Yani NTV de, içeriğindeki derin iddialar nedeniyle bu röportajı yayınlayamadı.

O zaman çalıştığım GÜNAYDIN gazetesi’ne uğradım. Yazı İşleri’nde bu kasetten söz ettim ve yayınlanamadığını söyledim. Yayın müdürümüz, ‘Röportaj yazılı var mı İlhan?’ diye sordu.
‘Var ama benim imzam ile yayınlanmasını istemem’ dedim. Bunun üzerine ‘Tamam ben kendi imzamla yayınlarım’ diyen yönetmenime bu haberi verdim. İnanır mısınız, haberi imzasıyla yayınladığı günün gecesinde evi kurşunlanmıştı.

Baybaşin’in anlattıklarını yayınlamaktan çekinenler belli ki ‘Derin Devlet’ten korkuyordu. Kim bilir, Günaydın Genel Yayın Müdürü’nün evini kurşunlatan belki de derin devletti.