*Asya ve Balkanlar’dan gelenlerle birlikteki sayı:1.000.000
*Dünyadaki Türk orijinlilerin tahmini sayısı: 300.000.000
(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie van het nieuws is onderaan)
İlhan KARAÇAY araştırdı ve yazdı:
Hollanda’daki Türk topluluğunun sayısına dair tartışmalar, yıllardır kamuoyunda süregelen bir merak ve tartışma konusudur. Çoğu zaman, bu konuda dolaşan sayıların gerçeği ne derece yansıttığı sorusu zihinleri kurcalıyor. 400 bin veya 450 bin gibi sayılar, Türklerin Hollanda’daki nüfusuna dair yaygın olarak dile getirilen sayılardır. Ancak, bu sayılar gerçeği tam anlamıyla ifade ediyor mu?
İşte bu noktada detaylı ve titizlikle yürüttüğüm araştırmaların önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Bu konuya olan ilgi, özellikle 1970’li yıllardan bu yana artarak devam etmiş, Türk göçmenlerin sayısı ve Hollanda’daki yerleşim biçimlerine dair pek çok değerlendirme yapılmıştır. Ancak, günümüzde bile bu konuya dair pek çok bilgi kaynağı arasında tutarsızlıklar gözlenmektedir. Hollanda’daki Türklerin sayısını anlamaya çalışırken, sadece sayılarla sınırlı kalmayıp, bu topluluğun demografik yapısını, kültürel çeşitliliğini ve toplumsal etkilerini de dikkate almak gerekiyor.
Bizzat bu konuyu derinlemesine incelemek adına, yalnızca duyulan ya da varsayılan bilgilere dayanmanın ötesine geçerek, daha ciddi bir yaklaşım olması gerektiğine inanıyorum. Tam da bu bağlamda, yaptığım kapsamlı çalışmalar, Türklerin Hollanda’daki tarihsel süreçteki rolünü daha iyi anlamamıza ışık tutabilir. Bugün, Hollanda’daki Türk nüfusuna dair net bir tablo çizmek, sadece bir sayıdan ibaret değil, aynı zamanda göçmen toplulukların toplumsal yapısına dair geniş bir perspektif sunmak anlamına geliyor.
1970’lerden itibaren bu alana duyulan ilginin sürekliliği ve bugün gelinen noktada elde edilen bulgular, Hollanda’daki Türk toplumunun nüfus verilerinin nasıl bir değişim gösterdiğini anlamamızda önemli bir rol oynuyor. Bu yüzden, gerçek verilere dayalı bir değerlendirme yapmak, toplumun bu konudaki yanlış algılarını düzeltmek açısından büyük önem taşıyor. Öyle ki, bu mesele, yalnızca sayıların doğruluğunu sorgulamakla kalmıyor, aynı zamanda Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun geçmişten bugüne taşıdığı dinamikleri de gözler önüne seriyor.
HOLLANDA’DAKİ TÜRKLERİN RESMİ VE GERÇEK SAYISI
Hollanda’daki Türk nüfusu, genellikle tartışmalı rakamlarla gündeme gelmektedir. Ancak, bu konuda yaptığım son araştırmaya göre, Hollanda’daki Türk ve Türk kökenlilerin resmi sayısını 566.109 olarak saptadım.
(Soladan sağa) Deventer Başkonsolosumuz Muammer Hakan Cengiz, Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık ve Amsterdam Başkonsolosumuz Mahmut Burak Ersoy, Başkonsolosluklara kayıtlı Türk ve Türk kökenlilerin toplam sayısını 566.109 olduğunu ortaya koydular.
Başkonsolosluklara kayıtlı Türk ve Türk kökenlilerin sayıları şöyle dağılıyor:
Rotterdam: 332.609, Deventer: 150.000, Amsterdam: 83.500. Toplam: 566.109
Başkonsolosluklara, Hollanda’da ikamet izni olmayan hiç bir Türk’ün kayıtlı olmadığı da vurgulandı.
HOLLANDA’YA GÖRE TÜRK SAYISI
Hollanda Merkezi İstatistik Bürosu’nun (Centraal Bureau voor de Statistiek CBS) verilerine göre de, Türk ve Türk kökenlilerin toplam sayısı, Başkonsolosluklardaki sayılarla hemen hemen eşit durumda.
CBS’e göre sayılar şöyle:
*Türk kökenli Hollandalılar: 457.100 (231.594’ü Hollanda’da doğmuş, 225.506’sı yurt dışında doğmuş).
*Türk vatandaşlığında kalmış olanlar: 92.331
*Toplam resmi Türk nüfusu: 549.431
Gayri resmi rakamlar dahil edildiğinde, izinsiz yaşayan Türklerle birlikte bu sayı 700.000‘e ulaşmaktadır.
ASYA ÜLKELERİNDEN GELENLER
Hollanda, Asya’dan gelen göçmenler için önemli bir destinasyon olmuştur. Göçmenlerin ülkelerine göre dağılımı aşağıdaki gibidir:
*Afganistan: Savaş ve siyasi kargaşalar nedeniyle Afganistan’dan gelen göçmen sayısı 50.000’e yaklaşmıştır. Bu grup, genelde mülteci statüsünde Hollanda’ya yerleşmiştir.
*Irak: Saddam Hüseyin dönemi, Körfez Savaşı ve IŞİD çatışmaları sonrası gelen Iraklıların sayısı yaklaşık 60.000 civarındadır.
*Suriye: İç savaş sonrası, Hollanda’ya sığınan Suriyelilerin sayısı 100.000’i bulmaktadır. Bu grup, Avrupa’ya göç eden en yeni topluluklardan biridir.
*İran: İran İslam Devrimi sonrası gelen göçmenlerin sayısı 30.000-40.000 arasında tahmin edilmektedir. Politik ve ekonomik nedenlerle göç etmişlerdir.
Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Çin’den gelen Uygurlar da cabası oluyor…
BALKAN ÜLKELERİNDEN GELENLER
Balkanlar’dan gelen göçmenler de, Hollanda’daki diasporada önemli bir yer tutar. Ülkelere göre dağılım şu şekildedir:
*Kosova: Kosova savaşı sonrası Hollanda’ya göç edenlerin sayısı 40.000-50.000 arasındadır.
*Bosna-Hersek: Bosna savaşı sırasında gelen Bosnalı göçmenlerin sayısı yaklaşık 25.000-30.000 civarındadır.
*Arnavutluk: Ekonomik nedenlerle göç eden Arnavutların sayısı 10.000-15.000 arasındadır.
*Makedonya: Eski Yugoslavya’nın dağılması sonrası Makedonya’dan gelenlerin sayısı 15.000-20.000 civarındadır.
*Sırbistan ve Karadağ: Eski Yugoslavya bölgesinden gelen Sırp ve Karadağlı göçmenlerin sayısı 10.000-15.000 arasında tahmin edilmektedir.
HOLLANDA’DA DİASPORA İLE TOPLAM TÜRK SAYISI
*Türkler (resmi ve izinsiz nüfus): 700.000.
*Asya ve Balkanlardan gelenler arasındaki Türk kökenliler: 300.000
*Toplamda Hollanda’da Türklerin sayısı, 1.000.000 olmalı.
HOLLANDA’DAKİ TÜRKLER EN ÇOK HANGİ ŞEHİRLERDE YAŞIYORLAR?
Hollanda’da en çok Türk’ün yaşadığı kentler, Rotterdam, Amsterdam, Lahey, Utrecht, Zaanstad, Eindhoven, Enschede, Arnhem ve Tilburg olarak ön plana çıkıyor.
Verilere bakıldığında en çok Türk’ün yaşadığı kent olarak 47 bin 750 ile Rotterdam ilk sırada yer alıyor. Başknet Amsterdam ise 44 bin 882 ile listenin ikinci sırasında yer alırken, başkent Amsterdam’ı 42 bin 148 ile Lahey (Den Haag) takip ediyor.
Listenin 4’üncü sırasında 14 bin 466 ile Utrecht, 5’inci sırasında 12 bin 848 sayısı ile Zaanstad, 6’ncı sırasında 11 bin 819 ile Eindhoven, 7’nci sırasında 8 bin 812 ile Enschede, 8’inci sırasında 8 bin 621 ile Arnhem, 9’uncu sırasında 8 bin 431 ile Tilburg, 10’uncu sırasında 8 bin 137 ile Schiedam ve 11’inci sırasında 6 bin 819 ile Deventer yer alıyor.
DÜNYA’DAKİ TÜRKLERİN SAYISI 300 MİLYONU BULUR MU?
Tüm verilere baktığımız zaman, dünyanın dör bir yanına dağılmış ve özellikle Asya ve Balkanlardaki Türk kökenliler ile birlikte, Türk sayısını, 300 milyonu bulmuş olarak kabul edebilir miyiz?
Türkiye’nin nüfusu:
Türkiye’nin nüfusu 2023 itibarıyla yaklaşık 85 milyon olarak tahmin edilmektedir. Bu nüfusun tamamı Türk kökenli olmasa da çoğunluğu Türk kabul edilir.
Türk Cumhuriyetleri (Orta Asya):
Kazakistan: 19 milyon (Türk kökenliler %70 civarında, yaklaşık 13 milyon).
Özbekistan: 35 milyon (büyük çoğunluğu Türk kökenli).
Türkmenistan: 6 milyon.
Kırgızistan: 7 milyon.
Azerbaycan: 10 milyon.
Toplamda yaklaşık 70 milyon Türk kökenli.
Çin (Doğu Türkistan/Uygurlar):
Çin’deki Uygur Türklerinin nüfusu yaklaşık 12-15 milyon olarak tahmin edilmektedir.
Rusya Federasyonu:
Tatarlar, Başkurtlar, Çuvaşlar ve diğer Türk kökenli halklar yaklaşık 20-25 milyon kişiyi oluşturur.
Balkanlar:
Balkanlardaki Türkler (Kosova, Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan, Bosna vb.) yaklaşık 10-12 milyon civarındadır.
Avrupa Diasporası:
Avrupa’daki Türk nüfusu (Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya, Belçika vb.) yaklaşık 6-7 milyon olarak tahmin edilmektedir.
Amerika ve Diğer Bölgeler:
ABD, Kanada, Avustralya ve diğer ülkelerdeki Türk diasporası toplamda 2-3 milyon civarındadır.
Toplam Tahmin Türkiye: 85 milyon KKTC : 400.000 Türk Cumhuriyetleri: 70 milyon Çin (Doğu Türkistan): 15 milyon Rusya Federasyonu: 25 milyon Balkanlar: 12 milyon Avrupa Diasporası: 7 milyon Diğer bölgeler: 3 milyon Toplam: 217 milyon
************************************************
İLHAN KARAÇAY ONDERZOEKT EN VINDT DE WAARHEID:
Aantal officiële Turken in Nederland: 549.431
Aantal niet-geregistreerde Turken: 700.000
Aantal inclusief migranten uit Azië en de Balkan: 1.000.000
Geschatte aantal Turkse afstammelingen wereldwijd: 300.000.000
İlhan KARAÇAY onderzocht en schreef:
Discussies over het aantal Turken in Nederland zijn al jarenlang een onderwerp van publieke interesse en debat. Vaak rijst de vraag in hoeverre de rondgaande cijfers overeenkomen met de werkelijkheid. Cijfers zoals 400.000 of 450.000 worden vaak genoemd als het gaat om de Turkse gemeenschap in Nederland. Maar vertegenwoordigen deze cijfers de realiteit?
Hier komt het belang van mijn gedetailleerde en nauwkeurige onderzoek naar voren. Sinds de jaren 70 is er steeds meer aandacht gekomen voor dit onderwerp, en zijn er talrijke studies uitgevoerd naar het aantal Turkse migranten en hun vestigingspatronen in Nederland. Toch bestaan er zelfs vandaag de dag nog veel inconsistenties tussen verschillende informatiebronnen.
Bij het proberen te begrijpen van het aantal Turken in Nederland, is het essentieel om niet alleen naar de cijfers te kijken, maar ook om rekening te houden met de demografische structuur, culturele diversiteit en maatschappelijke impact van deze gemeenschap.
Het is belangrijk om verder te gaan dan veronderstellingen en overgeleverde informatie, en een meer serieuze benadering te hanteren. Mijn uitgebreide onderzoek kan licht werpen op de historische rol van Turken in Nederland. Een helder beeld van het aantal Turken in Nederland biedt niet alleen inzicht in cijfers, maar ook in de bredere maatschappelijke structuur van migranten in Nederland.
HET OFFICIËLE EN WERKELIJKE AANTAL TURKEN IN NEDERLAND
De Turkse populatie in Nederland wordt vaak besproken met tegenstrijdige cijfers. Volgens mijn laatste onderzoek is het aantal officiële Turken en Turkse afstammelingen in Nederland vastgesteld op 566.109.
(Van links naar rechts) Onze consul-generaal in Deventer, Muammer Hakan Cengiz, onze consul-generaal in Rotterdam, Sevgi Kısacık, en onze consul-generaal in Amsterdam, Mahmut Burak Ersoy, hebben vastgesteld dat het totale aantal geregistreerde Turken en mensen van Turkse afkomst bij de consulaten 566.109 bedraagt.
De aantallen geregistreerde Turken en mensen van Turkse afkomst zijn als volgt verdeeld over de consulaten:
Rotterdam: 332.609, Deventer: 150.000, Amsterdam: 83.500. Totaal: 566.109
Ook werd benadrukt dat er geen enkele Turk zonder verblijfsvergunning in Nederland bij de consulaten geregistreerd staat.
VOLGENS NEDERLANDSE STATISTIEKEN
Volgens het Centraal Bureau voor de Statistiek (CBS) komt het aantal Turken en Turkse afstammelingen in Nederland vrijwel overeen met de consulaire cijfers.
De CBS-cijfers zijn als volgt:
Turkse Nederlanders: 457.100 (231.594 in Nederland geboren, 225.506 in het buitenland geboren)
Turkse staatsburgers: 92.331
Totale officiële Turkse bevolking: 549.431
Wanneer niet-geregistreerde migranten worden meegerekend, loopt dit aantal op tot 700.000.
MIGRANTEN UIT AZIË
Nederland is een belangrijke bestemming voor migranten uit Aziatische landen. De verdeling per land is als volgt:
Afghanistan: Bijna 50.000, voornamelijk vluchtelingen vanwege oorlog en politieke onrust.
Irak: Ongeveer 60.000, met pieken na de Golfoorlog en de opkomst van ISIS.
Syrië: Ongeveer 100.000 vanwege de burgeroorlog, een van de meest recente migrantengroepen.
Iran: Tussen 30.000-40.000, vooral door politieke en economische redenen.
Ook migranten uit Azerbeidzjan, Georgië, Kazachstan, Kirgizië, Oezbekistan, Tadzjikistan, Turkmenistan en Oeigoeren uit China maken deel uit van deze groep.
MIGRANTEN UIT DE BALKAN
Migranten uit de Balkan hebben ook een belangrijke plaats in de diaspora in Nederland. De verdeling per land:
Kosovo: 40.000-50.000, na de oorlog in Kosovo.
Bosnië en Herzegovina: 25.000-30.000, voornamelijk tijdens de Bosnische oorlog.
Albanië: 10.000-15.000, door economische migratie.
Macedonië: 15.000-20.000, na de val van Joegoslavië.
Servië en Montenegro: 10.000-15.000, eveneens uit voormalig Joegoslavië.
HET TOTALE AANTAL TURKEN IN DE NEDERLANDSE DIASPORA
Turken (officiële en niet-geregistreerde populatie): 700.000
Turken van Aziatische en Balkan-achtergrond: 300.000
Totale Turkse bevolking in Nederland: ongeveer 1.000.000
IN WELKE STEDEN IN NEDERLAND WONEN DE MEESTE TURKEN?
De steden met de grootste Turkse populatie in Nederland zijn Rotterdam, Amsterdam, Den Haag, Utrecht, Zaanstad, Eindhoven, Enschede, Arnhem en Tilburg.
Uit de gegevens blijkt dat Rotterdam met 47.750 de meeste Turken herbergt, gevolgd door de hoofdstad Amsterdam met 44.882. Den Haag (Den Haag) staat op de derde plaats met 42.148 inwoners.
Andere steden in de ranglijst:
4e: Utrecht – 14.466
5e: Zaanstad – 12.848
6e: Eindhoven – 11.819
7e: Enschede – 8.812
8e: Arnhem – 8.621
9e: Tilburg – 8.431
10e: Schiedam – 8.137
11e: Deventer – 6.819
KAN HET AANTAL TURKEN WERELDWIJD 300 MILJOEN BEREIKEN?
Als we alle gegevens in overweging nemen, kunnen we stellen dat het aantal Turken wereldwijd, inclusief die in Azië en de Balkan, mogelijk 300 miljoen bereikt.
Bevolking van Turkije:
De bevolking van Turkije wordt in 2023 geschat op ongeveer 85 miljoen. Hoewel niet iedereen in Turkije van Turkse afkomst is, wordt de meerderheid als Turks beschouwd.
Turkse Republieken (Centraal-Azië):
Kazachstan: 19 miljoen (ongeveer 70% Turks, ca. 13 miljoen)
Oezbekistan: 35 miljoen (grotendeels van Turkse afkomst)
Turkmenistan: 6 miljoen
Kirgizië: 7 miljoen
Azerbeidzjan: 10 miljoen
Totaal: ongeveer 70 miljoen
China (Oost-Turkestan/Oeigoeren):
De Oeigoerse bevolking in China wordt geschat op 12-15 miljoen.
Russische Federatie:
Tataaren, Basjkieren, Tsjoevasjen en andere Turkse bevolkingsgroepen tellen samen ongeveer 20-25 miljoen.
Balkan:
In de Balkan wonen naar schatting 10-12 miljoen mensen van Turkse afkomst (Kosovo, Noord-Macedonië, Bulgarije, Griekenland, Bosnië, enz.).
Turken in Europa:
De Turkse diaspora in Europa (Duitsland, Nederland, Frankrijk, Oostenrijk, België, enz.) wordt geschat op 6-7 miljoen.
Amerika en andere regio’s:
De Turkse diaspora in de VS, Canada, Australië en andere landen omvat ongeveer 2-3 miljoen mensen.
*Misafir İşçiler Anıtı etrafındaki ‘Saygı Etkinliği’ ile, Rotterdam’ın kalbinden bir teşekkür.
*Rotterdam’ın geleceğini şekillendiren emeğe karşı ‘minnet borcu’ ödeniyor…
(Haberin Hollandacası en altta. Nederlandse versie van het nieuws is onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Rotterdam, savaş sonrası harabiyetten yeniden inşaa edilmiş, modern bir kent haline gelirken, bu büyük dönüşümü, misafir işçilerin çabalarını anmadan anlatmak mümkün değildir. Bu katkıları onurlandırmak için, Rotterdam’da birinci kuşak misafir işçileri anma toplantısı gerçekleştirildi. Anma etkinliği, Rotterdam Belediyesi’nin maddi desteğiyle, Misafir İşçi Anıtı Çalışma Grubu’ndan, Ömer Hünkar Ilık ve Zeki Baran’ın liderliğinde organize edildi.
EMEĞİN ANISINA BÜYÜK BİR BULUŞMA
Anma toplantısı Afrikaanderpark’ta bulunan ve 2023 yılında açılışı gerçekleştirilen Misafir İşçi Anıtı’nda başladı. Etkinliğe İşçi Partisi/Yeşil Sol Grubu’ndan iki milletvekili, DENK Partisi yetkilileri, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve misafir işçi torunları katıldı.
Sunuculuğunu, babası da bir misafir işçi olan Fas kökenli Hanan Cherif’in yaptığı etkinlik, duygu dolu anlara sahne oldu. Cherif, babasıyla paylaştığı çocukluk anısını aktararak, “Babam Fas’ı çok özlüyordu; ben ise tatilin bir an önce bitip Hollanda’ya dönmek istiyordum. Şimdi ise babamı çok özlüyorum,” dedi.
Toplantıda özellikle öncü misafir işçilerden örnek isimler anıldı: 1962 yılında İspanya’dan Rotterdam’a gelen Juan Arnau Esteller, 1969’da Fas’tan gelen Abdelrahmanne Ryahi ve 1970’te Türkiye’den gelen Karabey Baran.
Ne yazık ki Karabey Baran’ın hastalığı ve Juan Arnau Esteller’in vefatı nedeniyle etkinliğe katılamadılar. Ancak, Belediye Başkan Yardımcısı Faouzi Achbar, bu öncü isimlerin çocuklarına birer buket çiçek ve Rotterdam Belediyesinin armasını taşıyan seramikler takdim etti.
BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI ACHBAR’IN İLHAM VEREN KONUŞMASI
Belediye Başkan Yardımcısı Faouzi Achbar’ın konuşması ise etkinliğin en duygusal anlarından biriydi. Kendisi de bir misafir işçi çocuğu olan Achbar, şu sözlerle şehrin toplumsal dokusuna değindi: “190 farklı kökenden gelen insanın yaşadığı bir kentte kimse kendisini ‘gerçek Rotterdamlı’ olarak tanımlayamaz. Hepimiz Rotterdamlıyız.”
Konuşmasının bir bölümünü, duygu yükü nedeniyle atlamak zorunda kalan Achbar, misafir işçi olan babasının Hollanda’ya geliş hikâyesini anlatırken salonu hüzün kapladı. Şehri yeniden inşa etmek için ailesinden ayrılan bu insanların çektikleri zorluklar, bir çağın unutulmaması gereken şahitlikleriydi.
Faouzi Achbar, kendisinin de bir misafir işçi çocuğu olduğunu belirterek konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Babam, Fas’tan Hollanda’ya daha iyi bir gelecek kurmak için geldi. Ancak bu yolculuk kolay değildi. Almanya sınırındaki madenlerde çalışmaya başlayarak uzun bir yol kat etti. Bugün 190 farklı kökenden gelen insanların bir arada yaşadığı bu şehirde kimse, diğerini ‘gerçek Rotterdamlı’ ya da ‘değil’ diye ayıramaz. Hepimiz Rotterdamlıyız.”
Achbar’ın konuşması sırasında duygulanarak verdiği iki dakikalık sessizlik, salonda bulunan birçok kişinin gözyaşlarına hakim olamamasına neden oldu. Bu duygusal anlar, Rotterdam’ın birlikte inşaa edilmiş tarihinin ne kadar derin bir anlam taşıdığını herkese bir kez daha hatırlattı.
ZEKİ BARAN’DAN BİRLİK MESAJI
Misafir İşçi Anıtı Çalışma Grubu Başkanı Zeki Baran’ın sözleri, etkinlik boyunca yankılanan bir gerçeği dile getirdi: Birinci kuşağın, Rotterdam’ın bugünkü haline gelmesindeki katkılarının asla unutulmaması gerektiğini belirten Baran, şu ifadeleri kullandı:
“Birinci kuşak misafir işçiler, savaşın yıktığı bir şehri yeniden ayağa kaldırdı. Bugün, torunları olan yaklaşık 120 bin kişi bu şehirde yaşıyor. Onlar Rotterdam’ın geleceğidir. Fakat bu geleceğin temelinde birinci kuşak misafir işçilerin emekleri vardır. Bunu unutmamalı ve gelecek nesillere hatırlatmalıyız.”
Baran ayrıca, günümüzde entegrasyon ve kimlik konularındaki zorlu siyasi iklimin insanlara cesaret kırıcı olabileceğine dikkat çekerek şu mesajı verdi:
“Bugün toplumun her alanında misafir işçilerin torunlarının katkılarını görüyoruz. Kamu yöneticilerinden bilim insanlarına, sanattan sağlık hizmetlerine kadar bu çeşitlilik, Rotterdam’ın esas gücüdür.” Zeki Baran’ın konuşmasının tam metnin, en altta bulacaksınız.
ÖMER HÜNKÂR ILIK’IN KONUŞMASI
Misafir İşçi Anıtı Çalışma Grubu Yöneticisi Ömer Hünkar Ilık ise şunları söyledi: “İçinde misafir işçilerin çocuklarının yer aldığı bir portre kitabı yayına hazırlama sürecindeyim. Misafir işçilerin çocukları, 1970’lerden itibaren aile birleşimi yoluyla Rotterdam toplumunda görünür hale geldi. Bu nesil çoğunlukla başka bir ülkede doğdu ama Rotterdam’da büyüdü. Bu kuşak misafir işçi dönemi hakkında en taze kişisel deneyim ve hatıralara sahipler. Misafir işçilerin çocukları uzun yıllar kuşaklar arası ve kültürel çatışmalarla, kan, ter ve gözyaşı dökerek ve genellikle önlerine çıkarılan engeller nedeniyle dolambaçlı yollardan geçip, toplumsam yaşamın merdivenini tırmandılar ve önemli görevlere geldiler. Bu neslin, bugünün Rotterdam’ını şekillendiren birçok girişimci temsilcisi var. Örnek olarak bu günün sunucusu Hanan, Zeki ve Belediye Başkan Yardımcısı Achbar gibi… Bu yüzden ikinci neslin sesini duyurmanın zamanı geldi. Burada bir çağrım var. Hala özel hikayeleri olan misafir işçilerin çocuklarını arıyorum. Onları tanıyorsanız, lütfen bana bildirin.”
ANMA YÜRÜYÜŞÜ VE IŞIKLARLA DONATILAN ANIT
Toplantının ardından katılımcılar, Rotterdam’ın güneyindeki Afrikaander Park’a yürüyerek Misafir İşçi Anıtı’na geldiler. Katılımcılar yanlarında getirdikleri işıkları, çelenkleri ve çiçekleri anıta bırakarak, birinci kuşağın anısına saygı duruşunda bulundu.
Anıta çelenk bırakanlar arasında Rotterdam Belediyesi, Misafir İşçi Anıtı Çalışma Grubu, DENK Partisi, İşçi Partisi ve Türkler için Danışma Kurulu (IOT) gibi kurumlar yer aldı.
Birinci kuşak misafir işçilerin, savaşın harap ettiği Rotterdam’ı yeniden inşaa eden emeği, bugün şehrin çeşitliliği ve zenginliği ile yaşıyor.
Bugün Rotterdam’ın spor kulüplerinden okullarına, sanatçılarından bilim insanlarına kadar her alanında, birinci kuşağın çocukları ve torunlarının katkıları görülüyor. Bu insanlar, sadece Rotterdam’ı yeniden inşa etmediler, şehrin kültürel mozaiğini de oluşturdular. Misafir işçilerin mirası, bugün hala Rotterdam’ın gücü ve geleceği olmaya devam ediyor.
Misafir İşçi Anıtı’nın önünde toplanan kalabalık, Rotterdam’ın birleştirici ruhunu ve geleceğinin ortak emeğimizle şekillendiğini bir kez daha hatırlatarak etkinliği sonlandırdı.
ZEKİ BARAN’IN KONUŞMA METNİNİN TAMAMI:
Değerli katılımcılar, Sayın Belediye Başkan Yardımcısı, milletvekilleri, örgüt temsilcileri, gönüllüler, misafir işçiler ve çocukları;
Bu etkinliği düzenleme kurulu adına hepinize hoş geldiniz diyorum.
Bugün Uluslararası Göçmenler Günü. Biz de misafir işçileri anmak için bir aradayız.
Tanıdık bir hikaye bu: 50’lerin sonundaki, ekonominin aşırı büyümesi Rotterdam’da işçi sıkıntısını doğurdu ve babam gibi genç erkekler de iş arıyordu.
1960-1974 yılları arasında Yunanistan, Portekiz, İtalya, İspanya, eski Yugoslavya, Türkiye ve Fas gibi ülkelerden binlerce işçi Rotterdam’da çalışmak üzere işe alındı.
Yeni gelenler Rotterdam’ın savaş sonrası ekonomisinin muazzam bir şekilde büyümesine katkı sağlayarak kentin bugünkü haline gelmesine yardımcı oldular.
Bugün, bu öncülerin torunları olan yaklaşık yüz yirmi bin insan Rotterdam’da yaşıyor. Yani kentteki her 5 kişiden birisi.
Evet, babam da 1970 yılında çok para biriktirmek ve hızlı bir şekilde geri dönmek için Rotterdam’a kendi başına gelen bir misafir işçiydi. Ama düşündüğü gibi olmadı. Sonra babam beni ve tüm ailenin geri kalanını 1980 yılında Rotterdam’a getirdi.
O andan itibaren Rotterdam’da mutfak yardımcısı/bulaşıkçı, halkla ilişkiler uzmanı, yerel politikacı ve yerel yönetici olarak çalıştım. Şimdi ise serbest meslek sahibi olarak çeşitli Türk ve Hollandalı şirketlere danışmanlık yapıyorum. Aynı zamanda Hollanda’daki Türkler için Danışma Kurulu Başkanıyım.
Benim gibi göçmen kökenli insanların topluma her düzeyde katkıda bulundukları bir gerçektir. Bizler kamu ve şirket yöneticisi, alt yapı çalışanı, bilim insanı, sanatçı, öğretmen, sağlık profesyoneli ve daha nice meslek erbabı olarak her alanda topluma katkı sunuyoruz. Bu çeşitlilik Rotterdam’ın gücüdür.
Benim 3 çocuğum ve 3 torunum var. Çocuklarımdan ikisi üniversiteyi, biri meslek yüksek Okulunu bitirdi. Üçü de çalışıyor. Torunlarım ilkokulda okuyor. Bunlar temelleri misafir işçiler tarafından atılan Rotterdam’ın geleceğidir.
Sevgili konuklar,
2013 yılında arkadaşım Ömer Ilık’ın bir hayalini gerçekleştirdik. Rotterdam’da Misafir İşçi Anıtı’nın açılışını yaptık. O zaman mesajımız açıktı: Bundan böyle artık misafir değiliz. Hollanda bizim ülkemizdir. Bu ülkede sıkı çalışma takdir edilir ve kimlik farklılıklarına saygı duyulur. Gençler, ülkeniz Hollanda için çok çalışın
Ne yazık ki, bu gün karşılaştığımız göç, entegrasyon ve kültürel kimliklerle ilgili mevcut siyasi iklimin birçok Rotterdamlı için cesaret kırıcı ve incitici olduğunu vurgulamak zorundayım.
Umarım toplumdaki rasyonel güçler yakında bunu görür ve yeterli dengeyi sağlar. Çünkü biz 60 yılı aşkın bir süredir Rotterdamlıyız. Rotterdamlıların çeşitliliği Rotterdam’ın gücüdür.
Ama unutmayın; çeşitlilik bir gerçektir, kapsayıcılık ise bir seçimdir. Bizim seçimimiz açık; hiç kimsenin ırkı, etnik kökeni, inancı ve geldiği ülke nedeniyle dışlanmadığı veya ayrımcılığa uğramadığı kapsayıcı bir Rotterdam şehri.
Bu nedenle, konuk işçilerin anma törenine katılımınızı içtenlikle takdir ediyorum. Geldiğiniz için teşekkür ederim.
*******************************
EEN GROTE CEREMONIE VOOR DE EERSTEGENERATIE MIGRANTEN DIE BIJDROEGEN AAN DE HEROPBOUW VAN ROTTERDAM NA DE OORLOG…
*Een ‘Respectceremonie’ rondom het Gastarbeidersmonument als een dankbetuiging vanuit het hart van Rotterdam.
*Een ‘schuld van dankbaarheid’ wordt vereffend voor de arbeid die de toekomst van Rotterdam vormgaf.
Geschreven door İlhan KARAÇAY:
Rotterdam, dat na de oorlog werd heropgebouwd tot een moderne stad, heeft deze transformatie mede te danken aan de inspanningen van gastarbeiders. Om deze bijdragen te eren, vond op 18 december 2024 een herdenking plaats voor de eerste generatie gastarbeiders in Rotterdam. De herdenkingsbijeenkomst werd georganiseerd door de Werkgroep Gastarbeidersmonument onder leiding van Ömer Hünkar Ilık en Zeki Baran, met financiële steun van de gemeente Rotterdam.
EEN GROTE BIJEENKOMST TER HERINNERING AAN HET WERK
De bijeenkomst begon bij het Gastarbeidersmonument in Afrikaanderpark, dat in 2023 werd onthuld. Aanwezig waren twee Kamerleden van de Partij van de Arbeid/GroenLinks, vertegenwoordigers van de DENK-partij, diverse maatschappelijke organisaties en kleinkinderen van gastarbeiders.
De ceremonie werd gepresenteerd door Hanan Cherif, van Marokkaanse afkomst en dochter van een gastarbeider. Met ontroerende woorden deelde Cherif een herinnering aan haar vader: “Mijn vader miste Marokko enorm, terwijl ik als kind verlangde dat de vakantie snel voorbij was zodat we terug naar Nederland konden. Nu mis ik mijn vader enorm.”
Tijdens de bijeenkomst werden vooral pioniers onder de gastarbeiders geëerd: Juan Arnau Esteller, die in 1962 vanuit Spanje naar Rotterdam kwam, Abdelrahmanne Ryahi, die in 1969 uit Marokko arriveerde, en Karabey Baran, die in 1970 uit Turkije kwam. Helaas konden Karabey Baran wegens ziekte en Juan Arnau Esteller wegens zijn overlijden niet aanwezig zijn. Toch ontvingen hun kinderen bloemen en keramieken met het stadswapen van Rotterdam uit handen van wethouder Faouzi Achbar.
EEN INSPIRERENDE TOESPRAAK VAN WETHOUDER FAOUZI ACHBAR
Een van de meest emotionele momenten van de bijeenkomst was de toespraak van wethouder Faouzi Achbar, zelf een kind van een gastarbeider. Hij sprak over het sociale weefsel van de stad met de woorden: “In een stad met 190 verschillende achtergronden kan niemand zichzelf ‘de echte Rotterdammer’ noemen. Wij zijn allemaal Rotterdammers.”
Achbar, zichtbaar geëmotioneerd, moest een deel van zijn toespraak overslaan. Terwijl hij het verhaal van zijn vader vertelde, die naar Nederland kwam om een betere toekomst op te bouwen, vulde de zaal zich met stilte en ontroering. De moeilijkheden die deze mensen ondergingen om hun gezinnen achter te laten en mee te helpen aan de wederopbouw van de stad, vormen een onuitwisbaar hoofdstuk in de geschiedenis.
Hij benadrukte: “Mijn vader kwam vanuit Marokko naar Nederland om een betere toekomst te bouwen. Maar deze reis was allesbehalve eenvoudig. Hij begon met werken in de mijnen nabij de Duitse grens en legde een lange weg af. Vandaag de dag, in een stad waar mensen uit 190 verschillende achtergronden samenleven, kan niemand de ander als ‘echte Rotterdammer’ of ‘niet echte Rotterdammer’ bestempelen. Wij zijn allemaal Rotterdammers.”
De twee minuten stilte die volgde tijdens zijn emotionele toespraak zorgde ervoor dat veel aanwezigen hun tranen niet konden bedwingen. Dit moment benadrukte eens te meer hoe diepgeworteld de gezamenlijke geschiedenis van Rotterdam is en hoe waardevol deze verhalen zijn.
EEN BOODSCHAP VAN EENHEID VAN ZEKİ BARAN
Voorzitter van de Werkgroep Gastarbeidersmonument, Zeki Baran, benadrukte tijdens de ceremonie een belangrijke waarheid: de bijdragen van de eerste generatie gastarbeiders aan het huidige Rotterdam mogen nooit worden vergeten. Baran zei het volgende:
“De eerste generatie gastarbeiders heeft een door oorlog verwoeste stad weer opgebouwd. Vandaag de dag wonen ongeveer 120.000 kleinkinderen van deze generatie in deze stad. Zij zijn de toekomst van Rotterdam. Maar aan de basis van deze toekomst ligt het harde werk van de eerste generatie gastarbeiders. We moeten dit niet vergeten en het doorgeven aan toekomstige generaties.”
Baran wees ook op het uitdagende politieke klimaat rondom integratie en identiteit en gaf de volgende boodschap:
“Vandaag zien we de bijdragen van de kleinkinderen van gastarbeiders in alle lagen van de samenleving. Van bestuurders en wetenschappers tot kunstenaars en gezondheidswerkers, deze diversiteit is de ware kracht van Rotterdam.”
De volledige tekst van Zeki Barans toespraak vindt u onderaan.
DE TOESPRAAK VAN ÖMER HÜNKÂR ILIK
Ömer Hünkar Ilık, bestuurslid van de Werkgroep Gastarbeidersmonument, sprak de volgende woorden:
“Ik ben bezig met de publicatie van een portretboek waarin kinderen van gastarbeiders centraal staan. Vanaf de jaren 70 werden gastarbeiderskinderen zichtbaar in de Rotterdamse samenleving via gezinshereniging. Deze generatie is vaak in een ander land geboren maar groeide op in Rotterdam. Zij hebben de meest levendige persoonlijke herinneringen en ervaringen met de gastarbeidersperiode.
De kinderen van gastarbeiders hebben jarenlang te maken gehad met generatie- en cultuurconflicten, en hebben met bloed, zweet en tranen – vaak via moeilijke omwegen – hun plek in het maatschappelijk leven gevonden en belangrijke posities bereikt. Deze generatie heeft veel invloedrijke vertegenwoordigers die het huidige Rotterdam hebben gevormd, zoals onze presentatrice Hanan, Zeki en wethouder Achbar.
Daarom is het tijd om de stem van de tweede generatie te laten horen. Hierbij doe ik een oproep: ik ben op zoek naar kinderen van gastarbeiders met bijzondere verhalen. Als u iemand kent, laat het me dan alstublieft weten.”
DE HERDENKINGSMARS EN HET VERLICHTE MONUMENT
Na de bijeenkomst liepen de deelnemers naar het Gastarbeidersmonument in het Afrikaanderpark in Zuid-Rotterdam. Deelnemers lieten lichten, kransen en bloemen achter bij het monument als eerbetoon aan de eerste generatie.
Onder degenen die kransen bij het monument legden, waren vertegenwoordigers van de gemeente Rotterdam, de Werkgroep Gastarbeidersmonument, de DENK-partij, de Partij van de Arbeid en de Adviesraad voor Turken in Nederland (IOT).
DE TOEKOMST VAN ROTTERDAM: DE KLEINKINDEREN VAN GASTARBEIDERS
De inspanningen van de eerste generatie gastarbeiders, die het door oorlog verwoeste Rotterdam hielpen herbouwen, zijn vandaag de dag terug te zien in de diversiteit en rijkdom van de stad.
In alle facetten van de Rotterdamse samenleving – van sportclubs en scholen tot kunstenaars en wetenschappers – zijn de bijdragen van de kinderen en kleinkinderen van de eerste generatie duidelijk zichtbaar. Deze mensen hebben niet alleen geholpen Rotterdam opnieuw op te bouwen, maar ook het culturele mozaïek van de stad gecreëerd. De erfenis van de gastarbeiders blijft een bron van kracht en hoop voor de toekomst van Rotterdam.
De menigte die zich verzamelde bij het Gastarbeidersmonument sloot de ceremonie af met een hernieuwd gevoel van eenheid, herinnerend aan de verbindende geest van Rotterdam en het idee dat de toekomst gezamenlijk wordt gevormd.
DE VOLLEDIGE TOESPRAAK VAN ZEKİ BARAN:
Geachte aanwezigen, Waarde wethouder, Kamerleden, vertegenwoordigers van organisaties, vrijwilligers, gastarbeiders en hun kinderen,
Namens het organisatiecomité heet ik u allen van harte welkom.
Vandaag is het Internationale Migrantendag, en wij zijn hier samen om de gastarbeiders te herdenken.
Dit is een bekend verhaal: aan het eind van de jaren 50 zorgde de snelle economische groei in Rotterdam voor een tekort aan arbeidskrachten, terwijl jonge mannen zoals mijn vader op zoek waren naar werk.
Tussen 1960 en 1974 werden duizenden arbeiders uit landen als Griekenland, Portugal, Italië, Spanje, het voormalige Joegoslavië, Turkije en Marokko naar Rotterdam gehaald om hier te werken.
De nieuwkomers droegen bij aan de enorme economische groei van Rotterdam na de oorlog en hielpen de stad te worden wat ze nu is.
Vandaag de dag wonen ongeveer 120.000 mensen, kleinkinderen van deze pioniers, in Rotterdam. Dat is één op de vijf Rotterdammers.
Ja, ook mijn vader was een gastarbeider. Hij kwam in 1970 in zijn eentje naar Rotterdam, met het idee om snel veel geld te sparen en terug te keren. Maar het liep anders. In 1980 haalde mijn vader mij en de rest van ons gezin naar Rotterdam.
Vanaf dat moment heb ik in Rotterdam gewerkt als keukenhulp, public relations-specialist, lokale politicus en gemeentelijk bestuurder. Nu werk ik als zelfstandig adviseur voor verschillende Turkse en Nederlandse bedrijven. Daarnaast ben ik voorzitter van de Adviesraad voor Turken in Nederland.
Het is een feit dat mensen met een migratieachtergrond op alle niveaus bijdragen aan de samenleving. Wij leveren een bijdrage in alle sectoren, van bestuurders en bedrijfsleiders tot infrastructuurmedewerkers, wetenschappers, kunstenaars, docenten en zorgprofessionals. Deze diversiteit is de kracht van Rotterdam.
Ik heb drie kinderen en drie kleinkinderen. Twee van mijn kinderen hebben een universitaire opleiding afgerond, één heeft een hogeschoolopleiding gevolgd. Alle drie werken zij. Mijn kleinkinderen zitten op de basisschool. Zij zijn de toekomst van Rotterdam, gebouwd op de fundamenten die door gastarbeiders zijn gelegd.
Beste gasten,
In 2013 hebben wij, samen met mijn vriend Ömer Hünkar Ilık, een droom waargemaakt: we hebben het Gastarbeidersmonument in Rotterdam onthuld. Onze boodschap was destijds duidelijk: wij zijn geen gasten meer. Nederland is ons land. Hard werken wordt hier gewaardeerd, en verschillen in identiteit worden gerespecteerd. Jongeren, werk hard voor jullie land Nederland!
Helaas moet ik benadrukken dat het huidige politieke klimaat rondom migratie, integratie en culturele identiteit ontmoedigend en kwetsend is voor veel Rotterdammers.
Ik hoop dat de rationele krachten in de samenleving dit snel inzien en voor een goede balans zorgen. Want wij zijn al meer dan 60 jaar Rotterdammers. De diversiteit van de Rotterdammers is de kracht van Rotterdam.
Maar onthoud: diversiteit is een feit, inclusie is een keuze. Onze keuze is helder: een inclusieve stad Rotterdam, waar niemand wordt buitengesloten of gediscrimineerd vanwege ras, etniciteit, geloof of herkomst.
Daarom waardeer ik uw aanwezigheid bij deze herdenkingsceremonie voor de gastarbeiders enorm. Bedankt dat u hier bent.
*********************
YAZILARIMI YAYINLAYARAK, MİLYONLARA OKUTULMASINI SAĞLAYAN HABER PORTALI SAHİBİ DOSTLARIMA TEŞEKKÜRLERİMLE…
Hollada Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Bakanlığı yapmış ve daha bir çok başarıya imza atmış olan Günay Uslu, ‘Paye’ kazanmaya devam ediyor.
Ülkenin en prestijli ‘Boekenbon Edebiyat Ödülü’nün jüri başkanlığına seçilen Uslu, Corendon’un CEO’luğunu da yürütüyor.
(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie van het nieuws is onderaan)
İlhan KARAÇAY yazdı:
Günay Uslu, 2025 yılında Boekenbon Edebiyat Ödülü’nün yeni jüri başkanı olacak.
Uslu, 2024 yılında jüri başkanlığını yapan José van Dijck’in yerini alacak.
Günay Uslu’ya ek olarak Margot Vanderstraeten, Jenneke Harings, Bernice Vreedzaam ve Willem Bongers-Dek de jüriye katılıyor.
Jüri üyeleri Steven van Ammel ve Sebastiaan Spiekerman ise bu yıl jüri üyeliğinde ikinci dönemlerini tamamlıyorlar.
Margot Vanderstraeten, Flaman bir yazar, gazeteci ve belgesel yapımcısıdır.
Jenneke Harings, edebiyat uzmanı ve edebiyat sektöründe serbest çalışan bir uzmandır.
Bernice Vreedzaam, şair, yazar ve Athenaeum Boekhandel Zuidoost’ta kitap satıcısıdır.
Willem Bongers-Dek ise Vlaams-Nederlands Huis deBuren’in genel müdürüdür.
İşte, Günay Uslu, bu önemli isimlerin hepsine başkanlık yapacaktır.
BOEKENBON EDEBİYAT ÖDÜLÜ VE ÖNEMİ
Boekenbon Edebiyat Ödülü, Hollanda ve Vlaanderen bölgesinde edebiyat dünyasının en prestijli ödüllerinden biridir. Hem kurgu hem de kurgu dışı eserleri kapsayan bu ödül, yazarların edebi niteliklerini ve eserlerinin topluma etkisini takdir eden bir platform sunar. Her yıl düzenlenen ödül töreni, yalnızca yazarların başarılarını kutlamakla kalmaz, aynı zamanda edebiyatın toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü de vurgular.
2025 yılı için jüri başkanı olarak seçilen Günay Uslu, bu ödülün değerini daha da artıracak bir lider olarak öne çıkmaktadır. Uslu’nun geçmişteki başarıları, özellikle kültür ve medya alanındaki Devlet Bakanlığı görevi ve Corendon CEO’su olarak gösterdiği liderlik, onun çok yönlü bir birikime sahip olduğunu göstermektedir. Bu özellikleri, jüriye yeni bir perspektif kazandırması açısından büyük önem taşır.
GÜNAY USLU’NUN JÜRİ BAŞKANI SEÇİLMESİNİN ÖNEMİ
Günay Uslu’nun jüri başkanlığına seçilmesi, Boekenbon Edebiyat Ödülü’nün daha geniş bir kültürel ve toplumsal anlam kazanmasının önünü açmaktadır. Uslu, kültür ve medyadaki geçmiş deneyimlerini edebiyat dünyasına taşıyarak, ödülün yalnızca edebi başarıyı değil, aynı zamanda kültürel çeşitliliği ve toplumsal etkiyi de vurgulamasına katkıda bulunabilir.
Uslu’nun liderliği, jüri üyelerinin uzmanlıklarını bir araya getirerek adil ve çok yönlü değerlendirmeler yapılmasını sağlayacaktır. Özellikle, farklı disiplinlerden gelen jüri üyeleriyle birlikte çalışarak, hem çağdaş hem de geleneksel edebiyat eserlerinin titizlikle değerlendirilmesine öncülük edecektir.
Boekenbon Edebiyat Ödülü jürisinin, Günay Uslu gibi bir lider tarafından yönlendirilmesi, ödülün uluslararası arenadaki saygınlığını artırabileceği gibi, edebiyatın toplumda oynadığı rolü daha görünür hale getirebilir. Bu durum, sadece yazarlar ve okuyucular için değil, edebiyatın tüm paydaşları için bir kazanım olacaktır.
Günay Uslu’nun jüri başkanlığı, Boekenbon Edebiyat Ödülü’nün kültürel ve toplumsal bir olay olarak değerini güçlendirecektir. Onun vizyonu ve liderliği, ödülün hem edebi hem de toplumsal etkisini artırarak, edebiyat dünyasında yeni ufuklar açacaktır. Bu durum, hem ödülün prestijini hem de Günay Uslu’nun kültürel alandaki etkisini daha da pekiştirecektir.
BOEKENBON EDEBİYAT ÖDÜLÜ JÜRİSİ YÖNETMELİĞİ
a. Jüri, Yıllık Kurgu ve Kurgudışı Edebiyat Ödülü Vakfı tarafından atanan altı üyeden oluşur. Bu üyeler, yazarların ve eserlerinin edebi niteliklerini değerlendirme konusundaki uzmanlıklarına dayanarak seçilir. Jüri sekreteri, jüri toplantılarına destek sağlar.
b. Jüri üyeleri iki yıllık bir dönem için seçilir ve bu süre, iki yıl daha uzatılabilir.
c. Yıllık Kurgu ve Kurgudışı Edebiyat Ödülü Vakfı Yönetim Kurulu, istisnai durumlarda jüri üyeliği süreleri ile ilgili kurallardan sapmaya karar verebilir.
Jüri, 2022 Katılım Yönetmeliği’ni dikkate alır ve buna uygun olarak çalışır. Gönderim kriterlerine uyulduğunu denetler. Jüri, başvuran kitapları inceleyerek bir değerlendirme yapar. Gerekli görüldüğü takdirde, jüri kendi içinde görev dağılımı yapabilir. Jüri, 2022 yılı Ağustos ayında başvuran kitaplardan en fazla 15 eserden oluşan bir Uzun Liste (Longlist) hazırlar ve Eylül 2022’de bu listeden en az üç ve en fazla beş eseri içeren bir Kısa Liste (Shortlist) belirler. Jüri, seçimlerini bir jüri raporunda açıklar. Aday eserlerden biri, jüri tarafından yapılacak son oturumda Boekenbon Edebiyat Ödülü’ne layık görülür.
Tüm jüri üyeleri, ön eleme aşamasına giren kitaplar hakkında bir değerlendirme yapar.
Jüri, gerekli gördüğü sıklıkta toplanır.
Uzun Liste ve Kısa Liste, yazarların soyadlarına göre alfabetik sırayla yayımlanır.
Ödül töreninden önce jüri toplanır ve ödüle layık görülecek eseri belirler.
Jüri, tüm durumlarda çoğunluk oyu ile karar alır.
Jüri üyeleri, jüri çalışmaları hakkında dışarıya kesinlikle bilgi vermez.
GÜNAY USLU’NUN GEÇMİŞİNE BİR GÖZ ATALIM
Hollanda’daki Emirdağ ağası Ata’nın kızı Günay Uslu Kültür ve Medyadan sorumlu Devlet Bakanı oldu.
Demokrat 66 Partisi tarafından, siyaset dışı bir sima olan Günay Uslu büyük başarılarıyla göze çarptığı için Bakan yapıldı.
Gurbete çıkan birinci nesil Türk işçilerinin, binbir meşekkat ile geride bıraktıkları çocuklarının, babaları ve dedeleri gibi ‘temizlik işçisi’ olarak kalmadıklarını ve çalışkanlıkları ile işadamı olduklarını, eğitimleri ile önemli postları kaptıklarını sık sık övgüyle yazmışımdır.
Başarılı ikinci ve üçüncü nesil çocuklarımız arasında milletvekili olanlar da vardı. Ama şimdi, umutlarla gireceğimiz yılının ilk günlerinde, sizlere çok mutlu olacağınız bir haber veriyorum:
Yukarıdaki gazete kupürünü daha önce de birkaç haberimde görmüşsünüzdür. Bir zamanlar Haarlem kentinde ‘Emirdağlılar’ın Ağası’ olarak tanınan Ata Uslu, emekliliğini yaşadığı Foça’da, Hollanda’da geride bıraktığı çocuklarının başarıları ile ne kadar övünse azdır.
Tabii ki biz de bu övgülere ortak oluyoruz. Zira, oğlu Atilay Uslu tarafından, çok ilginç ve ansızın kurulan Corendon adlı Tur Operatörlüğü ve Havacılık şirketi, nasıl ki efsanevi bir hal aldıysa, Ata Ağa’nın diğer çocukları da efsaneleşenler arasına girmeye başladılar.
Ata Ağa’nın efsane olmaya namzet ikinci çocuğu Günay Uslu.
Abisinin kurduğu şirketin önemli postlarında yer alan Günay Uslu, aynı şirketin Yardım Vakfı’nın da Başkanlığını yapıyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, ‘Eee, ne var bunda, abisinin şirketinde görev almak o kadar önemli mi?’ Tabii ki değil. Günay Uslu, abisinin şirketi dışında o kadar postlara el atmış ki, bunları alta sıraladığım zaman sizde şaşıracaksınız.
Bakınız hangi postları kapmış Günay Uslu: -Amsterdam Üniversitesi’de Kültür ve Tarih Araştırmacısı olarak görev yapıyor.
-Amsterdam Eye Film Müzesi Konseyi’ne Başkanlık yapıyor.
-Lahey’de Maurits Müzesi’nin Danışma Kurulu Üyesi.
-Rembrand Derneği’nin Danışma Kurulu Üyesi.
-Leiden Üniversitesi’nde Hoşgörü Kürsüsü ve Allard Pierson’da Danışma Kurulu Üyesi.
-NIOD Vakfı’nda da Yönetim Kurulu Üyesi.
Yetti mi değerli okurlar?
Günay Uslu, benim 2012 yılında yayınladığım, ‘Türkiye-Hollanda Arasında 400 Yıllık resmi ilişkiler ve Hollanda’ya Türk Göçünün 50’inci Yılı’ kitabıma da katkıda bulunmuştu.
Üstteki fotoğrafta gördüğünüz Geert Snoeijer ile birlikte, Türkiye’ye göç etmiş olan Hollandalı aileler ile yapılan röportajları, kitabıma koymama ‘evet’ demişti Günay Uslu.
İşte değerli okurlarım, yukarıda sıraladığım çeşitli ve önemli postları kapmış olan Günay Uslu, siyaset dışı bir kişi olmasına rağmen, D’66 Partisi’nin Başkanı Sigrid Kaag’ın da dikkatini çekmiş veya ona tavsiye edilmiş ki, uzun çalışmalardan sonra nihayet kurulan Hollanda kabinesinde, kendisine Kültür ve Medya’dan sorumlu Devlet Bakanlığı lâyık görülmüştür.
Emirdağlılar’ın Haarlem’deki ağası Ata Uslu’nun diğer çocukları ve torunları da, üstlenmiş oldukları görevler ile, övünç kaynağımız olmaya namzetler. Fotoğrafta, Atilay Uslu’nun, Amsterdam Corendon Otel’in Genel Müdürlüğünü yapan oğlu Atacan (solda), Atilay Uslu, eşi Leoni ve şimdi Bakan olan Günay Uslu (sağda) görülüyor.
PAYE DAGITIMI DEVAM EDİYOR Günay Uslu’nun geçmişte yaşadığı başarılar ile kazanmış olduğu paye dağıtımı devam ediyor.
Yukarıda sizlere sunduğum Jüri Başkanlığı görevinden sonra, bakalım Günay hanıma daha ne payeler kısmet olacak?
*************************************************
**********************************************************GÜNAY USLU WORDT VOORZITTER VAN DE JURY VAN DE ‘LITERATUURPRIJS 2025’
Günay Uslu, voormalig staatssecretaris van Cultuur en Media in Nederland en een succesvolle professional met vele prestaties op haar naam, blijft erkenning ontvangen.
Uslu is gekozen als voorzitter van de jury voor de meest prestigieuze prijs van het land, de ‘Boekenbon Literatuurprijs’, en is daarnaast ook CEO van Corendon.
Geschreven door İlhan KARAÇAY:
Günay Uslu wordt in 2025 de nieuwe juryvoorzitter van de Boekenbon Literatuurprijs.
Zij zal José van Dijck opvolgen, die in 2024 juryvoorzitter was.
Naast Günay Uslu treden Margot Vanderstraeten, Jenneke Harings, Bernice Vreedzaam en Willem Bongers-Dek toe tot de jury.
Juryleden Steven van Ammel en Sebastiaan Spiekerman beëindigen dit jaar hun tweede termijn als jurylid.
Margot Vanderstraeten is een Vlaamse auteur, journalist en documentairemaker.
Jenneke Harings is literatuurdeskundige en een onafhankelijke expert in de literaire sector. Bernice Vreedzaam is dichter, schrijver en boekverkoper bij Athenaeum Boekhandel Zuidoost.
Willem Bongers-Dek is algemeen directeur van het Vlaams-Nederlands Huis deBuren.
Günay Uslu zal als voorzitter leiding geven aan deze belangrijke namen.
BOEKENBONPRIJS VOOR LITERATUUR EN HET BELANG ERVAN
De Boekenbon Literatuurprijs is een van de meest prestigieuze literaire prijzen in Nederland en Vlaanderen. Deze prijs, die zowel fictie als non-fictie omvat, biedt een platform dat niet alleen de literaire kwaliteiten van auteurs erkent, maar ook de impact van hun werk op de samenleving waardeert. De jaarlijkse uitreiking van de prijs viert niet alleen de prestaties van schrijvers, maar benadrukt ook de transformatieve kracht van literatuur op de maatschappij.
Voor 2025 is Günay Uslu gekozen als juryvoorzitter, een benoeming die de waarde van deze prijs nog verder zal vergroten. Uslu’s eerdere successen, waaronder haar rol als staatssecretaris van Cultuur en Media en haar leiderschap als CEO van Corendon, tonen aan dat zij over een veelzijdige achtergrond beschikt. Deze kwaliteiten zijn van groot belang om een nieuwe dimensie toe te voegen aan het jurywerk.
HET BELANG VAN DE SELECTIE VAN GÜNAY USLU ALS JURYVOORZITTER
De benoeming van Günay Uslu als juryvoorzitter opent de deur naar een bredere culturele en maatschappelijke betekenis voor de Boekenbon Literatuurprijs. Door haar eerdere ervaring in de cultuur- en mediasector kan Uslu niet alleen literaire prestaties benadrukken, maar ook culturele diversiteit en maatschappelijke impact centraal stellen.
Onder haar leiding zullen de juryleden hun expertise bundelen om een eerlijke en veelzijdige beoordeling te garanderen. Vooral door samen te werken met juryleden uit verschillende disciplines kan zij ervoor zorgen dat zowel hedendaagse als traditionele literaire werken zorgvuldig worden geëvalueerd.
De Boekenbon Literatuurprijs onder leiding van een leider als Günay Uslu kan niet alleen het internationale aanzien van de prijs vergroten, maar ook de rol van literatuur in de samenleving zichtbaarder maken. Dit is een voordeel voor niet alleen schrijvers en lezers, maar voor alle belanghebbenden in de literaire wereld.
Het voorzitterschap van Günay Uslu zal de culturele en maatschappelijke waarde van de Boekenbon Literatuurprijs versterken. Haar visie en leiderschap zullen de literaire en maatschappelijke impact van de prijs vergroten, en nieuwe perspectieven openen in de literaire wereld. Dit zal niet alleen het prestige van de prijs, maar ook Uslu’s invloed in het culturele domein verder versterken.
REGLEMENT VOOR DE JURY VAN DE BOEKENBON LİTERATUURPRİJS
1. a. De jury bestaat uit zes leden, die worden benoemd door de Stichting Jaarlijkse Literatuurprijs voor Fictie en Non-fictie. Deze leden worden gekozen op grond van hun deskundigheid in het beoordelen van de literaire kwaliteiten van auteurs en hun werk. De jurysecretaris ondersteunt de vergaderingen van de jury.
b. De juryleden zijn gekozen voor een termijn van twee jaar, met de mogelijkheid om daarna nog eens twee jaar als jurylid aan te blijven.
c. Het bestuur van de Stichting Jaarlijkse Literatuurprijs voor Fictie en Non-fictie kan bij uitzondering besluiten om van de bovengestelde termijnen van het jurylidmaatschap af te wijken.
2. De jury neemt kennis van en werkt volgens het Deelnamereglement 2022. Daarbij ziet zij er op toe dat aan de criteria van inzending wordt voldaan. De jury wordt in het bezit gesteld van de aangemelde boeken, zodat zij zich een oordeel kan vormen over deze boeken. Indien daartoe aanleiding bestaat kan de jury tot een interne taakverdeling besluiten. De jury stelt uit de aangemelde boeken in augustus 2022 een Longlist op van ten hoogste 15 titels, waaruit door haar op september 2022 ten minste drie en ten hoogste vijf titels worden gekozen voor de Shortlist. De jury licht haar keuze toe in een juryrapport. Een van de genomineerde werken wordt door de jury in een slotzitting uiteindelijk bekroond met de de Boekenbon Literatuurprijs 2022.
3. Alle juryleden vormen zich een oordeel over de in deze voorselectie voorkomende boeken.
4. De jury vergadert zo vaak als zij dit nodig acht.
5. De Longlist en de Shortlist zal worden gepubliceerd in alfabetische volgorde naar de achternamen van de auteurs.
6. Vóór de prijsuitreiking komt de jury bijeen en bepaalt dan van welke genomineerde auteur het werk bekroond zal worden met de Boekenbon Literatuurprijs.
7. De jury beslist in alle gevallen bij meerderheid van stemmen.
8. Juryleden bewaren naar buiten toe absoluut stilzwijgen over het werk van de jury.
LATEN WE KIJKEN NAAR HET VERLEDEN VAN GÜNAY USLU
De dochter van Ata, de ağa (stamhoofd) van Emirdağ in Nederland, Günay Uslu, is benoemd tot Staatssecretaris van Cultuur en Media.
Günay Uslu, die geen politieke achtergrond heeft, werd door de Democraten 66 (D66) benoemd vanwege haar opmerkelijke prestaties.
Ik heb vaak met lof geschreven over hoe de kinderen van de eerste generatie Turkse gastarbeiders, die met veel opoffering hun vaderland verlieten, niet alleen schoonmakers zijn gebleven zoals hun vaders en grootvaders, maar door hun ijver zakenmensen werden en door hun opleidingen belangrijke posities hebben bereikt.
Onder onze succesvolle tweede en derde generatie kinderen waren er al Kamerleden. Maar nu, in de eerste dagen van een nieuw jaar vol hoop, heb ik een nieuwsbericht waar jullie erg blij van zullen worden:
Het hierboven afgebeelde krantenknipsel hebben jullie misschien al in een van mijn eerdere artikelen gezien. Ata Uslu, ooit bekend als de ‘Ağa van Emirdağ’ in Haarlem, geniet nu van zijn pensioen in Foça. Hij kan niet trots genoeg zijn op de successen van zijn kinderen in Nederland.
Natuurlijk delen wij in deze trots. Zo is het bedrijf Corendon, opgericht door zijn zoon Atilay Uslu, een luchtvaart- en touroperatorbedrijf dat een legendarische status heeft bereikt. Maar ook de andere kinderen van Ata Ağa beginnen zich bij de legendes te voegen.
De tweede zoon van Ata Ağa die op weg is een legende te worden, is Günay Uslu.
Günay Uslu bekleedt belangrijke posities binnen het bedrijf van haar broer en is voorzitter van de stichting van hetzelfde bedrijf.
Nu zouden jullie misschien zeggen: “Nou en? Is het zo bijzonder om een functie te hebben binnen het bedrijf van je broer?”
Natuurlijk niet. Maar Günay Uslu heeft ook buiten het bedrijf van haar broer zoveel posities bekleed dat jullie versteld zullen staan als ik deze opsom:
De Posities die Günay Uslu Bekleedt:
Ze is cultuur- en geschiedkundig onderzoeker aan de Universiteit van Amsterdam.
Voorzitter van de Raad van Toezicht van het Eye Filmmuseum in Amsterdam.
Lid van de adviesraad van het Mauritshuis in Den Haag.
Lid van de adviesraad van de Vereniging Rembrandt.
Lid van de leerstoel Tolerantie aan de Universiteit Leiden en van de adviesraad van het Allard Pierson Museum.
Lid van de Raad van Bestuur van de NIOD Stichting.
Is dit genoeg, waarde lezers?
Günay Uslu heeft ook bijgedragen aan mijn boek uit 2012, getiteld “400 Jaar Officiële Relaties tussen Turkije en Nederland en 50 Jaar Turkse Migratie naar Nederland”.
Samen met Geert Snoeijer, die op de foto bovenaan staat, stemde Günay Uslu ermee in om de interviews met Nederlandse families die naar Turkije zijn geëmigreerd in mijn boek op te nemen.
Zoals ik hierboven heb opgenoemd, heeft Günay Uslu ondanks haar apolitieke achtergrond de aandacht getrokken van Sigrid Kaag, de voorzitter van D66, of werd zij aan haar aanbevolen. Uiteindelijk werd zij na lang overleg in het nieuwe Nederlandse kabinet benoemd tot Staatssecretaris van Cultuur en Media.
De andere kinderen en kleinkinderen van Ata Uslu, de ağa van Emirdağ in Haarlem, zijn ook kandidaten om trots op te zijn vanwege hun prestaties.
Op de foto zijn te zien: Atacan (links), de zoon van Atilay Uslu en algemeen directeur van Corendon Hotel Amsterdam; Atilay Uslu; zijn vrouw Leoni; en Günay Uslu, die nu staatssecretaris is.
De Eerbewijzen Gaan Door
De eerbewijzen die Günay Uslu heeft verdiend door haar eerdere prestaties, blijven binnenstromen.
Na haar voorzitterschap van de jury die ik hierboven heb genoemd, ben ik benieuwd welke andere eerbewijzen mevrouw Günay zullen toevallen.
NAÇİZANE ŞAHSIMIN YAZILARINI YAYINLAYAN AŞAĞIDAKİ HABER PORTALLARINA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve PSV Teknik Direktörü Peter Bosz, turnuvanın tanıtım kitabına önsöz yazdılar.
Turnuvaya spor camiasından her yıl, Dick Advocaat, Frank de Boer, Louis van Gaal, Sjaak Swart ve Edgar Davits gibi tanınmış simalar katıldılar.
40’ıncı Yıl kutlaması 28 Aralık’ta yapılacak olan turnuvaya, diplomatlar ve spor baronları katılacak.
28 ARALIK CUMARTESİ GÜNÜ HENGELO SİZLERİ BEKLİYOR
(Haberin Hollandacası en altta.) (Nederlandse versie van het bericht is onderaan)
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
Hollanda’da düzenlenen salon futbolu turnuvalarının en görkemlisini Avni Kandemir adlı bir Türk organize ediyor. 1985 yılında henüz 15 yaşındayken başlattığı turnuvaya, kendi adını vermek isteyen Türk genci Avni, adının Hollandalılarca telaffuz edilemediğini, bu nedenle Avni yerine Auni adını kullanmayı tercih ettiğini söylüyor.
Amacının değişik kültürlerden gençleri bir araya getirip kaynaştırmak olduğunu belirten bu yetenek, Hollanda’daki ırkçılığın da önüne bir sed çekiyor.
Ülke genelinde farklı etnik kültürden futbolcuların yer aldığı kulüplerin katılacağı geleneksel Auni Salon Futbol Turnuvası, 28 Aralık Cumartesi günü Hengelo`daki Kuipersdijk 46 adresinde bulunan Veldwijk Spor Salonu’nda yapılacak.
Turnuvayı, kendi kurduğu, ‘Auni, Dostluk, Kardeşlik ve Spor Vakfı’ kanalıyla organize eden Kandemir’e, 20 yaşındaki oğlu Emre ve arkadaşları yardım ediyor.
Turnuvaya spor camiasından her yıl tanınmış simalar katılıyor. Daha önce ünlü teknik direktör Dick Advocaat, Frank de Boer, Louis van Gaal, Sjaak Swart, Edgar Davits, Enes Ünal ve Guus Hiddink de turnuvaya katılmışlardı. Ayrıca, şimdi Galatasaray’da forma giyen Hakim Ziyech’in kardeşi Hicham da turnuvaya renk katmıştı.
Turnuvayı tam 40 yıl sürdürme başarısını gösteren Avni Kandemir bakın neler diyor:
“1985 yılından beri, 40 yıldır, AUNI Turnuvası’nın ardındaki itici güç olan gururlu bir Türk kökenli birisiyim. Küçük bir çocukken büyük bir hayalim vardı: farklı kültürlerden ve geçmişlerden insanları bir araya getirecek bir salon futbol turnuvası düzenlemek. Kendi adımı verdiğim bu turnuva, mütevazı bir yerel etkinlik olarak başladı ve bugün Hollanda’nın en büyük ve en popüler salon futbol turnuvalarından biri haline geldi. AUNI Turnuvası’nın sadece Hollanda’daki Türk topluluğunu gururlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda tüm Avrupa’da benzersiz bir takdir kazandığı için büyük bir gurur duyuyorum.
Bu yılki salon futbol turnuvası, yalnızca sportif anlamda büyük bir öneme sahip olmakla kalmayıp, sosyal entegrasyona da değerli katkılarda bulunmaktadır. Sporu, toplulukları birbirine bağlamak ve iş birliğini teşvik etmek için bir araç olarak kullanıyoruz. AUNI Turnuvası her yıl, farklı etnik ve sosyal kökenlerden gelen grupları birleştirmek için sporun mükemmel bir araç olduğunu kanıtlıyor. Spor birleştirir!
Beş yıl önceki turnuvanın şampiyon takımı
28 Aralık günü, yüksek seviyeli futbol, coskulu ve kültürel etkinliklerin yaşanacağı ‘40 YIL AUNİ TURNUVASI’ bu kez beklenmedik ünlülerin katılacağı bir şenlik olacaktır.
Fenerbahçe’nin Başkanı Ali Koç, PSV’nin teknik direktörü Peter Bosz, Deventer Başkonsolosumuz Muammer Hakan Cengiz, Hengelo Belediye Başkanı Sander Schelberg, tanıtım kitabımıza önsöz yazdıkları gibi, turvamızı onurlandıracaklarını da bildirdiler.”
PROGRAM
Avni Kandemir, tyrnuva programı hakkında şunları söyledi:
Çeşitli kültürel geçmişe sahip 16 takım, AUNİ Kupası’nı kazanmak için mücadele edecek. Geçen yılın şampiyornu FC Posof, bu yıl da turnuvaya katılıyor. Program saat 09.00’dan 19.45’e kadar sürecek. Grup maçları 09.00 – 13.30 arasında, çeyrek finallaer ise 14.30’dan itibaren oynanacak. Ödül töreni ise, yaklaşık saat 20.00’de gerçekleşecek.
Çok Kültürlü Pazar Yeri: Saat 11.00’den 17.00’ye kadar, spor salonunun yanındaki ısıtmalı çadırda renkli bir Pazar yeri kurulacak. Topluluklar burada, kültürlerini, yaratıcılıklarını ve çeşitliliklerini sergileyecek. Saat 13.00’te gereçekleşecek olan resmi açılış, Hengelo Belediye Başkanı Sander Schelberg ve Deventer Başkonsolosumuz Muammer Hakan Cengiz tarafından yapılacaktır.
G-Takımları Gösteri Maçı: İkinci arada, engelli futbolcular yeteneklerini sergileyecekleri özel bir gösteri maçı yapacaklar. Bu anlamlı an, sporun herkes için varolduğunu vurgulayan inancımızı temsil edecek.
Gösteriler: Dans gösterileri ve diğer performanslar, turnuvanın kutlama havasına katkıda bulunarak renk katacaktır.
14 Kasım 2024 tarihinde, organizasyonun özverili bir üyesi olan Emre Kandemir, Hengelo Belediyesi tarafından verilen Gençlik Onur Madalyası’nı alan ilk kişi olma onurunu yaşadı. Emre, AUNI Turnuvası’na yıllardır yaptığı katkılar ve Hengelo’daki sayısız toplumsal girişime olan bağlılığı nedeniyle bu özel ödüle lâyık görüldü. Bu saygın ödül, Belediye Başkanı Sander Schelberg tarafından belediye binasında düzenlenen coşkulu bir törenle kendisine takdim edildi. Bu, sadece Emre için değil, ailesi, arkadaşları ve destekçileri için de gurur verici bir andı.
Hak Edilen Bir Takdir
Gençlik Onur Madalyası, Hengelo Belediyesi’nin, topluma anlamlı katkılar sağlayan 8 ile 21 yaş arasındaki gençlere her yıl verdiği yeni bir ödüldür. Şu anda 20 yaşında olan Emre, bunun mükemmel bir örneğidir. Yedi yaşından beri AUNI Turnuvası’na katılan Emre, burada coşkulu bir katılımcıdan organizasyonun vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Görevleri, organizasyondan, Stichting AUNI’nin diğer çeşitli projelerinin başarısına katkıda bulunmaya kadar uzanmaktadır.
Ödül töreninde Emre mütevazı ama gururlu bir şekilde şu ifadeleri kullandı: “Bunları tamamen kalpten yapıyorum. Karşılığında bir şey beklemiyorum, ancak takdir edildiğini görmek harika bir his.”
Ayrıca Emre, turnuva dışında, toplum içinde aktif bir rol üstlenmektedir. Bakıcı olarak gönüllü faaliyetlere katılmakta ve mahalle etkinlikleri, açık hava oyun günleri ve bölge festivalleri gibi birçok girişimde aktif rol oynamaktadır. Emre’nin çabaları daha önce de dikkat çekmiştir: 2019 yılında, sadece 15 yaşındayken, Hengelo Genç Gönüllü Ödülü’ne lâyık görülmüştür. Gençlik Onur Madalyası, yıllar süren özveri ve bağlılığın bir tacıdır. Bu başarının bir diğer dikkat çekici yanı, Emre’nin tüm bu gönüllü faaliyetleri, Saxion Üniversitesi’nde üçüncü sınıf İşletme öğrencisi olarak eğitim hayatıyla birleştirebilmesidir. Bu dengeyi sağlayabilmesi, başarısını daha da etkileyici kılmaktadır.
Öneri ve Destek
Hengelo Gençlik Onur Madalyası önerisi, eski profesyonel hakem Eric Braamhaar tarafından yapılmıştır. Braamhaar, Emre’yi diğer gençler için ilham verici bir örnek olarak tanımlamıştır. Emre’nin doğal liderlik yeteneğini, organizasyondaki birleştirici rolünü ve AUNI Turnuvası’ndaki yıllara yayılan gönüllü katılımını vurgulamıştır. Eski belediye başkanı Frank Kerckhaert de kişisel bir mektupla bu öneriyi desteklemiş, Emre’nin özverisini, sorumluluk duygusunu ve girişimciliğini övmüştür. Kerckhaert, Emre’yi “babasıyla aynı izden yürüyerek” sadece AUNI Turnuvası’nı değil, Hengelo topluluğunu da katkılarıyla zenginleştiren biri olarak tanımlamıştır. Her iki öneri de Emre’nin bu ödülü fazlasıyla hak ettiğini ifade etmiştir.
Diğerlerine İlham
Emre’nin hikayesi, gençlerin gönüllü çalışmalarla çevrelerinde nasıl kalıcı bir etki yaratabileceklerini göstermektedir. Spor, entegrasyon ve farklı kültürler arasında karşılıklı saygıyı bir araya getiren AUNI Turnuvası’nın arkasındaki itici güç olarak Emre, vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Onun özverisi, duyarlılığı ve sorumluluk bilinci, onu sadece organizasyon için bir destek noktası değil, aynı zamanda başkaları için ilham kaynağı ve rol modeli yapmaktadır. Emre, gönüllü çalışmanın ne kadar anlamlı olabileceğini göstermektedir.
Tören sırasında Emre, babasının kendisi için nasıl bir örnek teşkil ettiğini vurgulamıştır: “Babam her zaman bana ilham oldu ve umarım ben de başkaları için aynı anlamı ifade edebilirim.”
SON SÖZ
Yukarıdaki açıklamalardan sonra söylenecek son söz açıktır.
Önümüzdeki Cumartesi gününüzü Hengelo seyahati için ayırınız.
Sadece futbol gösterleri ile değil, her türlü eğlencenin de var olacağı organizasyondan faydalanmak için, kendinizi hazırlayın.
“Bağlılık ve Sportmenlik: AUNI Turnuvası ile Spora ve Gençlere emek verdiğiniz nice 40 yıllar diliyorum”
Büyük bir mutlulukla, Multikültürel AUNI Salon Futbol Turnuvası’nın 40. yıl dönümünü kutlarım. 1985 yılında gençleri spor aracılığıyla bir araya getirmek amacıyla başlayan bu turnuva, 40 yıl içinde sportmenliğin, çeşitliliğin ve kapsayıcılığın bir kutlaması haline gelmiş ve birçok insanın kalbinde özel bir yer edinmiştir.
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ve tutkulu bir sporsever olarak, her zaman Fair Play’in ve adil rekabetin önemini vurguluyorum. AUNI Turnuvası, farklı kökenlerden ve milletlerden oyuncuların dostluk ve sportmenlik ruhu içinde bir araya getirerek bu değerleri en iyi şekilde somutlaştırmaktadır.
Bu yıl AUNI Turnuvası sadece 40. yılını kutlamakla kalmıyor, aynı zamanda topluluk üzerindeki kalıcı etkisini de kutluyor. Turnuva, yalnızca sportmenliği ve adil rekabeti teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda farklı kültürler arasındaki dostluğu da güçlendiriyor. Bu turnuvanın arkasında çok sayıda tanınmış kişinin yer alması, etkinliğin kalitesi ve saygınlığı hakkında çok şey söylüyor.
AUNI Turnuvası’nın zengin tarihi, unutulmaz anlar ve dikkat çekici başarılarla doludur. Her yıl, takımlar heyecan ve dayanışma atmosferinde mücadele eder, bu da turnuvanın büyümesine ve gelişmesine katkıda bulunur. AUNI Turnuvası’nın sadece bir spor kutlaması değil, aynı zamanda inanıyorum ki insanlığın evrensel değerleri olan paylaşma, iyi niyet, dostluk, anlayış gibi hayatı kıymetli kılan duyguların da hatırlanmasını sağlıyor, spor vesilesi ile toplumla, gençlerle buluşmasını mümkün kılıyor.
Fenerbahçe SK Başkanı ve bir birey olarak, bu harika etkinliğin bir parçası olmaktan onur duyuyorum.
Sonuçlarından bağımsız olarak, tüm katılımcı takımları ve sporcuları tebrik ediyor, hakemlere, izleyicilere ve başta organizasyona teşekkürlerimi sunuyorum. Özellikle turnuvanın isim babası, organizatörü Avni Kandemir’e sonsuz teşekkürler. 1985 yılından bu yana bu etkinliği büyük bir özveriyle gerçek bir marka haline getirmiştir. Bu başarının organizasyon için haklı bir gurur olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca bu anlamlı organizasyon çerçevesinde dile getirmek istediğim şudur ki; Her geçen yıl değerinin daha da arttığına inandığım bu organizasyonun hem basında hem de toplumda hak ettiği yeri almasını, amaçlarının ve kazanımlarının başka insanlara ve kurumlara da örnek olmasını çok önemli buluyorum.
AUNI Turnuvası’nın, topluluklarımızda bağlılık ve sportmenlik için ilham kaynağı olarak daha uzun yıllar sürmesini temenni ediyorum. Sporu birleştirici güç olarak kullanıp, kapsayıcı ve güçlü bir toplum inşa edelim.
Bu özel yıl dönümü edisyonunda, herkesin güzel bir gün geçirmesini ve turnuvanın her yıl getirdiği benzersiz atmosferin tadını çıkarmasını diliyorum.
Saygılarımla,
Ali Koç
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı
BAŞKONSOLOSUMUZ MUAMMER HAKAN CENGİZ’İN YAZISI
“Birlikte Başarıya”
Değerli Sporseverler,
Deventer Başkonsolosluğu görevime 1 Ocak 2023 tarihinde başlamamın hemen ardından Başkonsolos olarak katıldığım ilk etkinlik 7 Ocak 2023’te düzenlenen 37. AUNI Salon Futbolu (Futsal) Turnuvası olmuştur. Bu nedenle AUNI Futsal Turnuvası, benim için ayrı bir hatıraya sahiptir.
Türkiye-Hollanda ilişkileri bakımından özel bir yıl geçiriyoruz. 2024 yılında, Türkiye Cumhuriyeti ile Hollanda Krallığı arasında 1924 yılında imzalanan Dostluk Antlaşması’nın 100. yılı ve iki ülke arasında 1964’te imzalanan İşgücü Anlaşmasının 60. yılı idrak edilmektedir. Hollanda Türk toplumunun yasal temelini oluşturan işgücü anlaşmasının 60. yıldönümü, toplumumuzun bu sürede kaydettiği aşamaların, elde ettiği kazanımların ve karşılaştığı sorunların muhasebesini yapmak ve gelecek dönemde Hollanda Türk toplumunun daha ileriye gitmesi, haklarının korunması ve refahının artırılması için yapılabilecekleri değerlendirmekte bir vesile teşkil etmektedir.
Bu yıldönümleriyle birlikte, Hengelo’da bu yıl 40. kez AUNI Futsal turnuvasının düzenlenecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. AUNI Futsal Turnuvası, 1985 yılında yapılan ilk turnuvadan bugüne 40 turnuvayla, Hollanda’nın en köklü spor faaliyetlerinden birisi haline gelmiştir. Bu köklü spor etkinliği, farklı kökenlerden gelen Hollandalıların kurduğu takımların da yer aldığı, bu ülkenin çok kültürlü zenginliğini vurgulayacak şekilde tasarlanmıştır. Böylelikle spor yoluyla toplumun tüm kesimlerinin biraraya gelebileceğini ve başarılı olabileceğini ortaya koyan bir gelenek yaratmıştır. Ayrıca, 1979’da Lahey’de şehit edilen dönemin Büyükelçisi Özdemir Benler’in oğlu Ahmet Benler anısına başlatılan turnuva ve bu yıl Hengelo’da yapılan 60. Yıl Kupası gibi sportif etkinliklerle birlikte, toplumsal hafızamızın korunmasına da katkı vermektedir. Bu turnuvalar, Hollandalı Türklerin kurmuş olduğu çok sayıda spor kulübünün ulaştığı yüksek sportif ve sosyal bilinç düzeyini de göstermektedir.
Hollanda Türk toplumu, siyasetten ticarete, eğitimden kültüre, sanattan spora kadar toplumsal yaşamın her alanında mevcudiyet göstermektedir. Türk toplumu Hollanda’ya başarılı bir şekilde entegre olmuş, bu ülkenin eşit vatandaşları olarak Hollanda’ya somut katkıda bulunmakta ve örnek bir diaspora teşkil etmektedir. Hollanda Türk toplumu, bugün spor dahil, Hollanda toplumunun ayrılmaz bir parçası olmuştur. Hollanda Birinci Ligi’nde mücadele eden Türk yatırımı futbol takımı dahi bulunmaktadır.
Hollanda’ya başarıyla uyum sağlarken, Türk toplumunun, Türkiye ve Türk kültürü ile bağlarını muhafaza etmek istemesi, her iki ülke için de bir zenginliktir. AUNI Futsal Turnuvası bu zenginliği doğal bir şekilde ortaya koyan, toplumumuzun uyumunun en iyi örneklerinden birisidir.
Avni Kandemir’in, ailesi, Hengelo Türk toplumu ve Hollandalı dostlarının katkı ve destekleriyle 40. yaşına ulaştırdığı turnuvanın daha uzun yıllar başarıyla devam etmesini diliyorum. Avni Kandemir’e, ailesine ve bu turnuvaya 40 yıldır katkı veren herkese teşekkür ediyor, kendilerini tebrik ediyor ve katılan tüm takımlara başarılar diliyorum.
Muammer Hakan Cengiz
Türkiye Cumhuriyeti Deventer Başkonsolosu
BELEDİYE BAŞKANI SANDER SCHELBERG’İN YAZISI
“40 Yıllık AUNI Turnuvası, ne büyük bir kilometre taşı!”
Farklı kültürel geçmişlere sahip insanları futbol sahasında bir araya getirmek – işte Auni Kandemir’in 40 yıldır bağlılık ve tutkuyla yaptığı tam da bu. Veldwijk Spor Salonu’nda düzenlediği çok kültürlü salon futbolu turnuvası, yalnızca bir spor etkinliği olmaktan çok daha fazlası; bu turnuva, bağ kurmak, dostluklar geliştirmek ve karşılıklı anlayış sağlamak için bir platform. Mütevazı bir turnuva olarak başlayan etkinlik, bugün Hengelo’da ve ötesinde tanınan bir organizasyona dönüşmüş durumda.
AUNI Turnuvası, sportif yönüyle tanınmakla birlikte, esas olarak getirdiği muazzam toplumsal değerlebilinir.
Sosyal uyumun ve entegrasyonun her zamankinden daha önemli olduğu bir dönemde, bu turnuva sporun farklı topluluklar arasında köprüler kurabileceğini kanıtlıyor. Her yıl, turnuva sadece futbolcuları değil, aynı zamanda her kesimden aileleri, seyircileri ve gönüllüleri bir araya getiriyor. Bu etkinlik, şehirdeki sosyal bağı güçlendiriyor ve futbol sahasının ötesine uzanan bir dayanışma ve saygı atmosferi yaratıyor.
Bu eşsiz sportif mücadele ile sosyal entegrasyonu birleştiren özellik, AUNI Turnuvasını 40 yıldır özel kılan şey.
Her şey 1982 yılında, Hengelo’nun Sterrenbuurt mahallesindeki Landmansweg Caddesi’nde bulunan bir sahada, farklı kökenlerden gençleri spor aracılığıyla bir araya getirme amacıyla düzenlenen bir kış turnuvasıyla başladı. Amaç, karşılıklı anlayışı geliştirmekti.
İki yıl sonra turnuva ilk kez bir spor salonunda düzenlendi ve böylece AUNI Turnuvası’nın resmi başlangıcı gerçekleşti. Bugün bu olayın üzerinden 40 yıl geçti. Şu anda salon futbolu turnuvası, Hengelo şehrinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
AUNI Turnuvası, her yıl sporun insanları bir araya getirmek için güçlü bir araç olduğunu kanıtlıyor.
Futbol sahasında ve tribünlerde farklılıklar önemini yitiriyor, dostluklar büyüyor. Ve bu, farklı geçmişlere sahip insanlara bazen şüpheyle yaklaşılan bu dönemde büyük bir ihtiyaç. Farklı kültürlerden gençlerin birlikte spor yapması sayesinde, karşılıklı anlayış ve saygı doğuyor.
Bu turnuva aynı zamanda şehrimizin gerçek bir sportif vitrini. Amatörler ve üst liglerden oyuncular, kaliteli futbol eşliğinde çok değerli bir kupayı kazanmak için mücadele ediyor. Küçük oyun alanı ve takımlar nedeniyle salon futbolu hızlı ve dinamik bir oyun tarzına sahip. Bu da genellikle bolca gol atılmasına neden oluyor ve izleyiciler için oldukça cazip bir hal alıyor. Kısacası, 28 Aralık Cumartesi günü bu etkinliği kaçırmamanız için birçok neden var!
Tüm katılımcılara, izleyicilere, organizasyona ve gönüllülere şimdiden başarılı bir yıl dönümü turnuvası diliyorum. Hep birlikte fark yaratın ve bu günün merkezine sportmenlik, adil oyun, dostluk ve saygıyı koyun!
Sportif selamlarımla, Sander Schelberg Hengelo Belediye Başkanı
PSV TEKNİK DİREKTÖRÜ PETER BOSZ’UN YAZISI
“Spor ve İşbirliği: AUNI Turnuvası Güçlü Bir Sembol!”
Bir zamanlar küçük bir yerel etkinlik olarak başlayan bu organizasyon, Hollanda’nın en tanınmış salon futbolu turnuvalarından biri haline geldi. Ve şimdi, Hengelo’da düzenlenecek olan çok kültürlü AUNI Turnuvası’nın 40. yılına yaklaşmış durumdayız. Bu özel yıl dönümü baskısının önsözünü yazma onuruna sahip olmak benim için büyük bir mutluluk.
Birçok kişinin bilmediği bir şey var: Salon futbolunun kalbimde özel bir yeri vardır. Daha genç yaşlardan itibaren salon futbolunu saha futboluyla birleştirerek oynadım. Salon futbolunda sık sık topa sahip oluyorsunuz ve genellikle küçük alanlarda hızlı kararlar vermeniz gerekiyor. Bu, top hakimiyetini geliştirmek için mükemmel bir yöntemdi ve hala öyle olduğunu düşünüyorum.
Vitesse’de profesyonel futbolcu olarak sahneye çıktığım ve daha sonra RKC Waalwijk’te oynadığım yıllarda bile en üst seviyede salon futbolu oynamaya devam ettim. Burada 80’li yıllardan bahsediyorum. Önce Arnhem’de Hevex, sonra Utrecht’te All In Stars takımlarında oynadım. Tabii bu, saha futboluyla çakışmadığı sürece mümkündü ve bunu sık sık başarabildim. O zamanlar gerçekten harika bir dönemdi ve o yılları büyük bir memnuniyetle hatırlıyorum.
Salon futbolunun ve genel olarak futbolun en güzel yönlerinden biri, sahada kimsenin statü, din veya milliyete bakmamasıdır. O anda önemli olan tek şey yetenektir. Bunun dışında, futbol herkesindir; futbol, dünyanın dört bir yanındaki insanları birbirine bağlayabilir.
Bu nedenle AUNI Turnuvası gibi bir girişim gerçekten güçlü bir semboldür. Farklı geçmişlere ve milletlere sahip insanlar burada bir araya gelerek sporun tadını çıkarıyor. Tabii ki kazanmak çoğu kişi için hala ön planda, olması gerektiği gibi. Ancak her şeyin temeli olan eğlence ve saygıyı asla göz ardı etmeyin.
Hep birlikte, sahada ve saha dışında, spor dolu ve başarılı bir yıl dönümü kutlaması yapın. Bu günler gerçekten kıymetlidir.
Spor dolu selamlarımla, Peter Bosz PSV Teknik Direktörü
PROGRAM AŞAĞIDAKİ GİBİ
*************************
DE MEEST PRESTIGIEUZE ZAALVOETBALTOERNOOI IN NEDERLAND WORDT GEORGANISEERD DOOR EEN TURK.
Fenerbahçe-voorzitter Ali Koç en PSV-trainer Peter Bosz schreven een voorwoord voor het programmaboek van het toernooi.
Elk jaar nemen prominenten uit de sportwereld zoals Dick Advocaat, Frank de Boer, Louis van Gaal, Sjaak Swart en Edgar Davids deel aan het evenement.
De 40-jarige jubileumviering van het toernooi vindt plaats op zaterdag 28 december. Diplomaten en sportbaronnen zullen aanwezig zijn.
ZATERDAG 28 DECEMBER IN HENGELO – KOM LANGS!
Verslag van İlhan KARAÇAY:
Het meest prestigieuze zaalvoetbaltoernooi van Nederland wordt georganiseerd door een Turk, Avni Kandemir. In 1985, toen hij pas 15 jaar oud was, begon Avni met het organiseren van het toernooi. Hij wilde het evenement naar zichzelf vernoemen, maar besloot zijn naam in ‘Auni’ te veranderen omdat Nederlanders moeite hadden met de uitspraak van ‘Avni’.
Avni, een getalenteerde organisator, wil met zijn toernooi jongeren uit verschillende culturen samenbrengen en verbinden. Hij benadrukt dat zijn initiatief ook bijdraagt aan het bestrijden van racisme in Nederland.
Het traditionele Auni Zaalvoetbaltoernooi, waaraan teams van verschillende etnische achtergronden deelnemen, wordt op zaterdag 28 december gehouden in de Veldwijk Sporthal aan Kuipersdijk 46 in Hengelo.
Avni Kandemir organiseert het toernooi via zijn zelf opgerichte stichting ‘Auni, Vriendschap, Broederschap en Sport’. Hij wordt hierbij ondersteund door zijn 20-jarige zoon Emre en diens vrienden.
Elk jaar trekt het toernooi prominente figuren uit de sportwereld. In het verleden hebben beroemde trainers zoals Dick Advocaat, Frank de Boer, Louis van Gaal, Sjaak Swart en Edgar Davids deelgenomen. Ook Enes Ünal en Guus Hiddink hebben het evenement bijgewoond. Daarnaast was Hicham Ziyech, de broer van Hakim Ziyech, die nu bij Galatasaray speelt, ook een opvallende deelnemer.
Avni Kandemir, die al 40 jaar dit toernooi organiseert, zegt het volgende:
“Ik ben een trotse Turkse Nederlander en de drijvende kracht achter het AUNI-toernooi sinds 1985, nu al 40 jaar. Als klein kind had ik een grote droom: een zaalvoetbaltoernooi organiseren dat mensen uit verschillende culturen en achtergronden samenbrengt. Wat begon als een bescheiden lokaal evenement is uitgegroeid tot een van de grootste en populairste zaalvoetbaltoernooien in Nederland. Ik ben enorm trots dat het AUNI-toernooi niet alleen de Turkse gemeenschap in Nederland trots maakt, maar ook unieke waardering geniet in heel Europa.
Dit jaar heeft het toernooi niet alleen een grote sportieve betekenis, maar draagt het ook waardevol bij aan sociale integratie. We gebruiken sport als een middel om gemeenschappen te verbinden en samenwerking te bevorderen. Het AUNI-toernooi bewijst elk jaar opnieuw dat sport een uitstekend instrument is om mensen van verschillende etnische en sociale achtergronden samen te brengen. Sport verbindt!
Op 28 december wordt het ‘40 JAAR AUNI TOERNOOI’ een groot feest met hoogwaardig voetbal, enthousiasme en culturele evenementen. Dit jaar zullen onverwachte beroemdheden deelnemen.
Fenerbahçe-voorzitter Ali Koç, PSV-trainer Peter Bosz, de consul-generaal van Deventer Muammer Hakan Cengiz en de burgemeester van Hengelo Sander Schelberg hebben niet alleen een voorwoord geschreven voor ons programmaboek, maar hebben ook laten weten dat ze het toernooi zullen bijwonen en eren.”
PROGRAMMA
Avni Kandemir vertelde het volgende over het programma van het toernooi:
Zestien teams met verschillende culturele achtergronden zullen strijden om de AUNI Cup. Vorig jaar won FC Posof het kampioenschap, en ook dit jaar nemen ze deel aan het toernooi. Het programma duurt van 09:00 tot 19:45. De groepswedstrijden worden gespeeld van 09:00 tot 13:30, en de kwartfinales starten om 14:30. De prijsuitreiking vindt plaats rond 20:00 uur.
Multiculturele Markt:
Van 11:00 tot 17:00 wordt naast de sporthal een verwarmde tent opgezet met een kleurrijke markt. Hier kunnen gemeenschappen hun cultuur, creativiteit en diversiteit laten zien. De officiële opening om 13:00 uur wordt verricht door burgemeester van Hengelo Sander Schelberg en de consul-generaal van Deventer Muammer Hakan Cengiz.
Demonstratiewedstrijd G-teams:
Tijdens de pauze zal er een speciale demonstratiewedstrijd plaatsvinden, waarin voetballers met een beperking hun talenten laten zien. Dit bijzondere moment symboliseert onze overtuiging dat sport er voor iedereen is.
Optredens:
Dansoptredens en andere shows zullen bijdragen aan de feestelijke sfeer van het toernooi en zorgen voor extra kleur.
EMRE KANDEMİR ONDERSCHEID MET JEUGDEREER-MEDAILLE VAN HENGELO
Op 14 november 2024 had Emre Kandemir, een toegewijd lid van de organisatie, de eer de eerste ontvanger te zijn van de Jeugdereer-medaille, toegekend door de gemeente Hengelo. Emre werd beloond met deze speciale onderscheiding vanwege zijn jarenlange bijdragen aan het AUNI-toernooi en zijn betrokkenheid bij talloze maatschappelijke initiatieven in Hengelo. Deze prestigieuze medaille werd tijdens een feestelijke ceremonie in het gemeentehuis overhandigd door burgemeester Sander Schelberg. Het was een trotse gebeurtenis, niet alleen voor Emre, maar ook voor zijn familie, vrienden en supporters.
Een welverdiende erkenning
De Jeugdereer-medaille is een nieuwe prijs die jaarlijks door de gemeente Hengelo wordt uitgereikt aan jongeren tussen de 8 en 21 jaar die een betekenisvolle bijdrage leveren aan de samenleving. De 20-jarige Emre is hier een perfect voorbeeld van. Sinds zijn zevende is hij betrokken bij het AUNI-toernooi, waar hij is uitgegroeid van een enthousiaste deelnemer tot een onmisbaar onderdeel van de organisatie. Zijn verantwoordelijkheden variëren van het organiseren van evenementen tot het bijdragen aan het succes van andere projecten van Stichting AUNI.
Tijdens de uitreiking sprak Emre bescheiden maar trots: “Ik doe dit volledig vanuit mijn hart. Ik verwacht er niets voor terug, maar het is een geweldig gevoel om waardering te krijgen.”
Naast zijn werk voor het toernooi speelt Emre ook een actieve rol in de gemeenschap. Hij doet vrijwilligerswerk als verzorger en is actief betrokken bij tal van initiatieven, zoals buurtactiviteiten, buitenspeeldagen en regionale festivals. Emre’s inspanningen zijn eerder ook al opgevallen: in 2019, op slechts 15-jarige leeftijd, ontving hij de Hengelo Jeugdvrijwilligersprijs. De Jeugdereer-medaille is de kroon op jarenlange toewijding en inzet. Een ander opmerkelijk aspect van dit succes is dat Emre al zijn vrijwilligerswerk combineert met zijn studie: hij is derdejaars student Bedrijfskunde aan Saxion University. Zijn vermogen om deze balans te behouden, maakt zijn prestatie des te indrukwekkender.
Aanbevelingen en steun
Het voorstel voor de Jeugdereer-medaille voor Hengelo werd ingediend door voormalig professioneel scheidsrechter Eric Braamhaar. Braamhaar beschreef Emre als een inspirerend voorbeeld voor andere jongeren. Hij benadrukte Emre’s natuurlijke leiderschapskwaliteiten, zijn verbindende rol binnen de organisatie en zijn jarenlange vrijwillige betrokkenheid bij het AUNI-toernooi. Voormalig burgemeester Frank Kerckhaert ondersteunde dit voorstel met een persoonlijke brief waarin hij Emre’s toewijding, verantwoordelijkheidsgevoel en ondernemerschap prees. Kerckhaert noemde Emre iemand die, “in de voetsporen van zijn vader”, niet alleen het AUNI-toernooi maar ook de gemeenschap van Hengelo heeft verrijkt met zijn bijdragen. Beide aanbevelingen benadrukten dat Emre deze onderscheiding meer dan verdiend heeft.
Inspiratie voor anderen
Het verhaal van Emre laat zien hoe jongeren met vrijwilligerswerk een blijvende impact kunnen maken in hun omgeving. Als drijvende kracht achter het AUNI-toernooi, dat sport, integratie en wederzijds respect tussen verschillende culturen samenbrengt, speelt Emre een onmisbare rol. Zijn toewijding, betrokkenheid en verantwoordelijkheidsgevoel maken hem niet alleen een steunpilaar voor de organisatie, maar ook een inspiratiebron en rolmodel voor anderen. Emre toont aan hoe betekenisvol vrijwilligerswerk kan zijn.
Tijdens de ceremonie benadrukte Emre hoe zijn vader een voorbeeld voor hem is geweest: “Mijn vader is altijd een inspiratie voor mij geweest, en ik hoop dat ik dezelfde betekenis kan hebben voor anderen.”
SLOTWOORD
Na het bovenstaande verhaal is het laatste woord duidelijk.
Reserveer aanstaande zaterdag voor een bezoek aan Hengelo.
Bereid je voor om te genieten van niet alleen voetbalshows, maar ook allerlei soorten amusement tijdens het evenement.
PROGRAMMA
GEDEELTEN UİT DE BROCHURE VAN HET AUNİ ZAALVOETBALTOERNOOİ
NAÇİZANE ŞAHSIMIN YAZILARINI YAYINLAYAN AŞAĞIDAKİ HABER PORTALLARINA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM:
Son dönemde gurbetçiler akın akın Mersin’e yöneldi. Deprem riski bulunmayan Mersin en çok ev satılan ve alınan illerden biri oldu.
MERSİN’DEN HABERİ
Mersin, Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz kıyısında uluslararası limanı olan büyük bir şehirdir ve Mersin ilinin merkezidir.
Merkez, her birinin kendi belediyesi olan dört kaymakamlıktan oluşur: Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir.
İl bazındaki ilçeler ise, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Silifke, Tarsus, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar ve Mut’tur.
Mersin, Türkiye’nin coğrafi, ekonomik ve kültürel bölgesi olan Çukurova’nın batı tarafında yer almaktadır.
Türkiye’de gayrimenkul yatırımları son yıllarda hızla yükselirken, özellikle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları, sıcak bir yuva arayışında Mersin’e yöneliyor. Peki, bu Akdeniz incisi, gurbetçilerin gözdesi olmayı nasıl başarıyor?
İşte Mersin’i cazip kılan başlıca nedenler:
DEPREM GÜVENLİĞİ VE DOĞAL GÜZELLİKLER BİR ARADA
Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması, gayrimenkul alırken güvenliği ön plana çıkaran bir gerçek. Mersin ise bu konuda oldukça avantajlı bir konumda. Akdeniz’in serin esintilerini ve eşsiz doğal güzelliklerini sunan şehir, aynı zamanda deprem riski düşük bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Bu durum, hem yatırımcıları hem de huzur içinde yaşamak isteyenleri cezbediyor.
YAŞAM KALİTESİ VE YATIRIM POTANSİYELİ
Mersin, sadece güvenli bir liman değil, aynı zamanda yüksek yaşam kalitesi sunan modern bir şehirdir. Sahil şeridi boyunca uzanan lüks konut projeleri, gelişmiş sağlık hizmetleri, kaliteli eğitim kurumları ve hareketli sosyal yaşam, Mersin’i yaşanabilir kılan unsurlar arasında yer alıyor.
Ayrıca, uygun fiyata alınan konutların fiyatları, sürekli arttığı için yatırımcılara cazip bir fırsat sunuyor.
ULAŞIM KOLAYLIĞI VE STRATEJİK KONUM
Mersin, gelişmiş ulaşım ağı sayesinde, Türkiye’nin ve dünyanın diğer bölgelerine kolayca ulaşım imkânı sunuyor. Modern limanı sayesinde uluslararası ticaretin önemli bir merkezi olan şehir, aynı zamanda karayolu ve havayolu bağlantılarıyla da öne çıkıyor.
Şehir merkezindeki, Marina’yı da içine alan, 10 kilometrelik yürüyüş bulvarı ve gastronomi yerleri, hem iş hem de tatil için Mersin’i tercih edenlerin sayısını artırıyor.
ALTTAKİ BİR İLANDIR
… VE TOROSLAR’DAKİ KEPİRLİ YAYLASI
Mersin, Akdeniz’in doğusunda, Türkiye’nin en uygar şehirlerinden biri. Yazın sıcağından kaçmak isteyenler, Toroslar’daki yaylalarda mesken kurarlar. Yaylaların en gözdesi Gözne yaylasıdır. Trafiği yoğun olan Gözne yolu, çağımıza uygun bir hale getirilmiştir. Gözne’ye varmadan önce, Kepirli sapağı görülür. Bu yola girenler, Yeni keşfedilen Keprli yaylasına gelirler.
Mersin’e gelen bir Hollandalı çift, sıcaktan kurtulmak için, tavsiye üzerine Kepirli’ye gelir. İnek ve koyunların otladığı kocaman bir ağacın altındaki serinliğe rastlayan Hollandalı çift, bu arsayı hemen satıl alır ve bir mesken yapılması için Durak Yapı’ı ile anlaşır. Hollandalı çifin tahayyüllerinde kurdukları meskeni projelendiren Durak Yapı, arazi üzerindeki düzenlemelerden sonra inşaata başlar. Hollandalı çift, Durak Yapı’ya verdikleri genel vekaletname sayesinde, tek bir merciye bile gitmeden, inşaatın gelişmesini izler… Yer düzenlemesinden sonra inşaatın çatısı yavaş yavaş görülür. İnşaat, artık kendini göstermeye başlamıştırMersin’in sıcağından kurtulmaya az bir zaman kalmıştır.
Hollandalı çift, bir süre sonra Kepiri’nin merkezine geldikleri zaman, yükseklerdeki villanın tamamlanmış haliyle karşılaşırlar.
Ne var ki, bir kader değişikliği olur:
KEPİRLİ’DEKİ DAĞ EVİ HİKÂYESİNİN SONU:
Dünyayı turlarken Mersin’in Kepirli tepelerinde gördükleri bir ağaçlı arsa üzerinde, hayalini kurdukları evi inşa ettiren Hollandalı çift, evlerini son model eşyalar ile düzenledikten sonra, bu evde hiç ikamet edemeden, ailevi bir meseleden ötürü, memleketlerine göç etmek mecburiyetinde kaldı.
DOĞAN FIRSAT:
Yaşanan depremler, pek çok kişiyi tek katlı yer evlerini tercih etmeye zorlamıştır.
Yeni başlayan asrın sıcakları da insanları yaylalara yönlendirmiştir.
İşte bu insanlar için doğan bir fırsat.
Kepirli’deki bu muhteşem meskene sahip olmak istiyorsanız iki emlakçımızdan birine başvurunuz.
MESKENDEKİ KONUM VE ÖLÇÜMLER:
Arsa tamamı : 585 m2
Birinci yatak odası : 23.36 m2
İkinci yatak odası : 17.41 m2
Üçüncü yatak odası: 15.61 m2
Banyo : 5.39 m2
İkinci tuvalet : 2.96 m2 Hol : 12 m2
Salon ve mutfak : 62 m2
Teras : 30 m2
Depo : 20 m2 Bahçe bölümleri : 400 m2
Otopark : 20 m2
Hollandalı çiftin büyük umutlarla inşa ettiği vilanın hikâyesini alttaki klipte izleyiniz.