HOLLANDA’DAN TÜRKİYE’YE EKONOMİK ÇIKARMA: HOLLANDA DIŞ TİCARET BAKANI VE TÜRK İŞ DÜNYASI BİR ARAYA GELİYOR

HOLLANDA’DAN TÜRKİYE’YE EKONOMİK ÇIKARMA: HOLLANDA DIŞ TİCARET BAKANI VE TÜRK İŞ DÜNYASI BİR ARAYA GELİYOR

İstanbul, Gebze ve Bursa’da temaslarda bulunacak olan gruba, Hollanda’daki Türk iş adamlarının da katılması isteniyor.

Hollanda-Türk Ticaret Vakfı Başkanı Ethem Emre, ziyaretin sağlayacağı faydaları anlattı ve 15 Aralık’ın son başvuru tarihi olduğunu belirtti.

(Haberin Hollandacası en altta. Nederlandse versie van het nieuws is onderaan)

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving
İlhan KARAÇAY’ın haberi:

Hollanda Girişimcilik Ajansı (RVO), Hollanda Dışişleri Bakanlığı, Ankara’daki Hollanda Büyükelçiliği, İstanbul’daki Başkonsolosluk ve ilgili sektör kuruluşları ile işbirliği içinde Türkiye’ye bir ticaret seyehati düzenliyor.
Bu heyete ayrıca Dış Ticaret ve Kalkınma Yardımı Bakanı Reinette Klever ile VNO-NCW Başkanı Ingrid Thijsen de katılıyor. Ingrid Thijsen aynı zamanda ticaret heyetinin lideri olarak görev yapıyor.
İstanbul, Gebze ve Bursa gibi önemli ekonomik merkezlerde gerçekleştirilecek bu ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik bağları güçlendirmeyi ve sürdürülebilir işbirliklerini artırmayı hedefliyor. Programın odağında, döngüsel ekonomi, ileri teknoloji ve imalat sanayi gibi stratejik sektörler yer alıyor.

Afbeelding met tekst, horizon, wolkenkrabber, stadslandschap Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda, Türkiye’yi hem coğrafi hem de ekonomik olarak güçlü bir ortak olarak görüyor. Türkiye’nin 100 milyonluk nüfusu, 1.100 milyar dolarlık gayrisafi yurtiçi hasılası ve Avrupa ile Orta Doğu’yu birleştiren stratejik konumu, bu işbirliğini cazip kılan faktörlerden bazıları. Ayrıca, Hollanda, Türkiye’de 3.000’den fazla şirketiyle en büyük yabancı yatırımcı konumunda bulunuyor.

Programın Sağlayacağı Faydalar

Bu ekonomik misyon, sadece iki ülkenin ticaret hacmini artırmayı değil, aynı zamanda uzun vadeli işbirliklerine kapı aralamayı hedefliyor.
İşte programın sağlayabileceği başlıca faydalar:

Hollanda’nın döngüsel ekonomi alanındaki uzmanlığı, Türkiye’nin büyüyen üretim ekonomisi için büyük bir potansiyel taşıyor.

Hollandalı firmalar, Türkiye’de atık plastiklerin yeniden değerlendirilmesi için yeni teknolojiler sunabilir. Bu, hem çevresel hem de ekonomik faydalar sağlayabilir.

Türkiye’deki kentsel dönüşüm projelerinde, Hollanda’nın çevre dostu inşaat teknolojilerinden faydalanılabilir.

Türkiye’nin güçlü imalat altyapısı, Hollanda’nın dijital teknolojileriyle birleşerek daha yüksek katma değerli ürünlerin ortaya çıkmasını sağlayabilir.

Elektrikli araç komponentleri ve otonom araç teknolojileri, Türk otomotiv sektörüne önemli bir destek sunabilir.

Türk ve Hollandalı şirketler birlikte çalışarak daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçleri geliştirebilir.

Türkiye’nin coğrafi avantajları, Hollanda şirketlerinin Avrupa, Orta Doğu ve Asya pazarlarına daha kolay erişim sağlamasına olanak tanıyor. Türk şirketleri ise Hollanda üzerinden Avrupa’nın merkezine daha etkili bir şekilde ulaşabilir.

Programın özellikle kadın girişimcileri teşvik etmesi, iş dünyasında cinsiyet eşitliğini desteklemeyi amaçlıyor. Bu, hem Türk hem de Hollandalı kadın liderlerin iş dünyasında daha etkin bir rol almasını sağlayabilir.

Hollanda-Türkiye işbirliği birçok somut projeye dönüşme potansiyeli taşıyor:

Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli, Hollanda’nın yenilenebilir enerji uzmanlığı ile birleşerek büyük ölçekli projeler yaratabilir.

Hollandalı tarım teknolojileri şirketleri, Türkiye’de daha az su ve enerji kullanarak daha verimli tarım uygulamaları geliştirebilir.

Türkiye’nin sanayi altyapısı, Hollanda’nın yapay zeka ve dijitalleşme konusundaki tecrübesiyle modernize edilebilir.”

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda Dış Ticaret Bakanı’nın katılımı, bu misyonun sadece ticari değil, aynı zamanda diplomatik olarak da önemli bir girişim olduğunu gösteriyor. Türk ve Hollandalı firmalar, bakanlar ve iş dünyası liderlerinin desteğiyle daha yüksek düzeyde güven ve görünürlük elde edebilir. Ayrıca, yapılacak anlaşmalar ve işbirlikleri, iki ülke arasındaki ekonomik bağları daha sağlam temellere oturtacak.

Program, Türk iş dünyasına da büyük fırsatlar sunuyor. Döngüsel ekonomi ve ileri teknoloji alanlarında Hollanda ile işbirliği yapan firmalar, Avrupa’daki yeşil dönüşüm sürecine dahil olabilir ve uluslararası pazar erişimini artırabilir. Türk firmalarının, bu misyonu sadece Hollandalı şirketler için değil, Türkiye için de stratejik bir fırsat olarak değerlendirmesi gerekiyor.

Gebze Bursa arası kaç km - Gebze Bursa arası kaç saat -

Ekonomik misyon programına katılım için başvuru süresi 15 Aralık 2024’te sona eriyor. Katılım bedeli 950 euroMinister olarak belirlenmiş olup, bu ücret program kapsamındaki etkinlikleri ve yerel destekleri içeriyor. Seyahat ve konaklama masrafları ise katılımcılara ait.

Bu işbirliği, hem Türk hem de Hollandalı şirketler için büyük bir kazanç potansiyeli taşıyor. Geleceğe dönük bu tür girişimler, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda küresel ölçekte yeni başarı hikayelerinin doğmasına da zemin hazırlayacaktır.

ETHEM EMRE NE DİYOR?

Afbeelding met kleding, overdekt, tekst, meubels Automatisch gegenereerde beschrijving
Hollanda-Türk Ticaret Vakfı Başkanı Ethem Emre’ye, böylesi bir ziyaretin Türkiye’ye neler kazandıracağını sordum.

İşte Ethem Emre’nin verdiği bilgiler:

“Bu tür programlar genellikle ekonomik ilişkileri derinleştirmek, işbirliği olanaklarını genişletmek ve her iki ülke için de somut kazançlar yaratmak amacıyla düzenlenir.
İşte bu programın sağlayabileceği başlıca faydalar ve örneklerle şöyle açıklayabilirim:

Türkiye, Hollanda için halihazırda önemli bir ticaret partneri konumunda. Program, bu ilişkiyi daha da ileri taşıma potansiyeline sahip. Örneğin:

Hollandalı şirketler için Türkiye’nin dinamik ve geniş tüketici kitlesi, tarım ürünlerinden teknolojiye kadar birçok alanda ihracat fırsatları sunuyor. Benzer şekilde, Türk firmaları Hollanda’ya daha fazla ürün ve hizmet satışı yaparak Avrupa pazarında etkinliğini artırabilir.

Örneğin, Hollandalı bir şirketin, Türk çelik üreticileriyle ortaklık kurarak Avrupa otomotiv sektörüne daha uygun maliyetli ve kaliteli parçalar sağlayabileceği bir iş modeli ortaya çıkabilir.

Hollanda, döngüsel ekonomi alanında dünya çapında bir öncü. Türkiye’nin büyüyen üretim ekonomisi, sürdürülebilirlik çözümleri için geniş bir pazar sunuyor. Örnekler:

Hollandalı firmalar, Türkiye’deki plastik geri dönüşüm tesisleriyle ortak projeler yürüterek hem atık yönetim sistemlerini geliştirebilir hem de geri dönüştürülen malzemelerden yeni ürünler üretebilir.

Hollanda’nın ileri tarım teknolojileri, Türkiye’nin tarımsal üretim süreçlerinde daha az kaynak kullanımı ve daha yüksek verimlilik sağlamak için kullanılabilir. Örneğin, Hollandalı bir şirket, Türk tarım kooperatiflerine atık ürünlerden gübre üreten bir teknoloji sağlayabilir.

Türkiye’nin güçlü bir imalat sektörü var. Ancak yüksek teknoloji üretimi konusunda daha fazla dış ortaklığa ihtiyaç duyuluyor. Hollanda’nın dijital teknolojiler ve yüksek katma değerli üretim alanlarındaki tecrübesi, Türk sanayisi için büyük bir fırsat yaratıyor. Örnekler:

Türkiye’nin güçlü otomotiv üretim altyapısı, Hollandalı dijital teknoloji firmalarının katkılarıyla daha ileri bir noktaya taşınabilir. Örneğin, elektrikli araç üretiminde Hollanda teknolojileri kullanılabilir.

Hollandalı üreticiler, Türk firmalarıyla ortaklaşa yeni üretim teknikleri geliştirebilir ve Avrupa için düşük maliyetli, yüksek kaliteli ürünler sunabilir.

Hollanda, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) alanında oldukça ileride. Türkiye’deki firmalarla yapılacak ortak projeler, her iki taraf için de değer yaratabilir. Örnekler:

Hollanda’daki teknoloji girişimleri, Türkiye’deki üretim süreçlerini optimize etmek için yapay zeka uygulamaları geliştirebilir.

Türkiye’nin bol güneş enerjisi potansiyeli, Hollandalı yenilenebilir enerji firmaları için büyük bir yatırım alanı olabilir. Ortak güneş enerjisi projeleri, hem Türkiye’nin enerji bağımsızlığına katkı sağlar hem de Hollandalı firmalara uzun vadeli gelir yaratır.

Türkiye’nin coğrafi konumu, Avrupa, Asya ve Orta Doğu pazarlarına erişim için stratejik bir avantaja sahiptir. Bu misyon, Hollanda şirketlerinin sadece Türkiye’ye değil, çevre bölgelere de açılmasını kolaylaştırabilir. Örnek:

Hollandalı bir firma, Türkiye’deki düşük maliyetli üretim avantajını kullanarak Avrupa ve Orta Doğu’ya ihracat yapabilir. Örneğin, tekstil alanında döngüsel bir üretim tesisi kurup global markalara tedarik sağlayabilir.

Programın özellikle kadın girişimcileri teşvik etmesi, toplumsal fayda yaratabilir. Bu, hem Türkiye’de hem Hollanda’da kadın liderlerin iş dünyasında daha etkin rol almasını sağlayabilir. Kadın girişimcilerin rol model olarak projeler geliştirmesi, iki ülke arasındaki sosyal bağları da güçlendirebilir.

Bakan seviyesinde gerçekleşen bu tür ziyaretler, sadece ekonomik değil diplomatik ve kültürel bağları da güçlendirir. Hollanda ve Türkiye arasındaki ortak kültürel etkinlikler ve ticari anlaşmalar, uzun vadeli bir güven ve işbirliği ortamı yaratır.

Son olarak şunu söyleyebilirim: Bu program, Türk ve Hollandalı şirketlerin mevcut işbirliklerini geliştirmekle kalmayıp, yeni iş modelleri ve ortaklıklar için de güçlü bir temel oluşturabilir. Hem ekonomik hem de sosyal açıdan kazanç yaratacak bu tür bir girişim, iki ülke arasındaki ilişkilerin sadece bugünü değil, geleceğini de şekillendirecektir.

Bu programın, gerek sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlaması gerekse iki ülke iş dünyasına yeni kapılar açması açısından büyük bir öneme sahip olduğunu söylenebilirim.”

*****************************

ECONOMISCHE MISSIE VANUIT NEDERLAND NAAR TURKIJE:
MINISTER VAN BUITENLANDSE HANDEL ONTMOET TURKSE ZAKENWERELD

Deelname van Nederlandse Turkse zakenmensen aan de delegatie naar Istanbul, Gebze en Bursa wordt aangemoedigd.

De voorzitter van de Netherlands Turkish Trade Foundation (NTTF) Ethem Emre, benadrukt het belang van dit bezoek en wijst erop dat de uiterste inschrijfdatum 15 december is.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving
Verslag van İlhan KARAÇAY


De Rijksdienst voor Ondernemend Nederland (RVO) organiseert in samenwerking met het ministerie van Buitenlandse Zaken, de Nederlandse ambassade in Ankara, het consulaat-generaal in Istanbul en betrokken brancheorganisaties een missie naar Turkije.

Aan deze missie nemen ook Reinette Klever, minister voor Buitenlandse Handel en Ontwikkelingshulp, en Ingrid Thijsen, voorzitter van VNO-NCW, deel. Ingrid Thijsen is bovendien de zakelijk missieleider.

Het bezoek zal plaatsvinden in belangrijke economische centra zoals Istanbul, Gebze en Bursa, en is gericht op het versterken van economische banden en het bevorderen van duurzame samenwerkingen tussen Nederland en Turkije. De missie legt de nadruk op strategische sectoren zoals circulaire economie, geavanceerde technologie en maakindustrie.

Afbeelding met tekst, horizon, wolkenkrabber, stadslandschap Automatisch gegenereerde beschrijving
Nederland ziet Turkije als een sterke partner, zowel geografisch als economisch. Met een bevolking van 100 miljoen, een bruto binnenlands product van 1.100 miljard dollar en een strategische ligging tussen Europa en het Midden-Oosten, biedt Turkije aantrekkelijke mogelijkheden voor samenwerking. Bovendien is Nederland de grootste buitenlandse investeerder in Turkije met meer dan 3.000 bedrijven actief in het land.

De economische missie heeft niet alleen tot doel om de handelsvolumes tussen beide landen te vergroten, maar ook om de basis te leggen voor langetermijnsamenwerkingen. Enkele verwachte voordelen van deze missie zijn:

Nederland kan zijn expertise in circulaire economie inzetten in de groeiende Turkse productie-industrie.

Nederlandse bedrijven kunnen innovatieve technologieën introduceren voor de verwerking van plastic afval in Turkije, wat zowel economische als milieuwinst oplevert.

In stedelijke transformatieprojecten kan gebruik worden gemaakt van milieuvriendelijke bouwtechnologieën uit Nederland.

De sterke Turkse productie-infrastructuur kan gecombineerd worden met Nederlandse digitale technologieën om producten met een hogere toegevoegde waarde te creëren.

Samenwerkingen in elektrische voertuigen en autonome technologieën kunnen de Turkse auto-industrie verder versterken.

Door gezamenlijk efficiëntere en duurzamere productieprocessen te ontwikkelen, kunnen Nederlandse en Turkse bedrijven wereldwijd concurreren.

De strategische ligging van Turkije biedt Nederlandse bedrijven directe toegang tot markten in Europa, het Midden-Oosten en Azië, terwijl Turkse bedrijven via Nederland de Europese markt beter kunnen bereiken.

Het stimuleren van vrouwelijke ondernemers binnen dit programma kan bijdragen aan meer gendergelijkheid in het bedrijfsleven. Dit initiatief zal zowel Turkse als Nederlandse vrouwelijke leiders in staat stellen een grotere rol te spelen.

De samenwerking tussen Nederland en Turkije biedt kansen voor projecten zoals:

Turkije’s zonne-energiepotentieel combineren met Nederlandse expertise in hernieuwbare energie om grootschalige projecten te realiseren.

Nederlandse landbouwtechnologiebedrijven kunnen in Turkije efficiëntere landbouwmethoden introduceren die minder water en energie verbruiken.

Turkse industriële infrastructuur moderniseren door gebruik te maken van Nederlandse ervaring in kunstmatige intelligentie en digitalisering.

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, persoon, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving
De aanwezigheid van de Nederlandse minister van Buitenlandse Handel onderstreept het diplomatieke en zakelijke belang van deze missie. Nederlandse en Turkse bedrijven profiteren van de verhoogde zichtbaarheid en vertrouwen die deze hoge vertegenwoordiging met zich meebrengt.

Gebze Bursa arası kaç km - Gebze Bursa arası kaç saat -

De deadline voor deelname aan het programma is 15 december 2024, en de deelnamekosten bedragen €950 exclusief reis- en verblijfkosten. Dit programma biedt unieke kansen voor Turkse bedrijven om betrokken te raken bij de Europese groene transitie en hun internationale marktoegang te vergroten.

WAT ZEGT ETHEM EMRE?

Afbeelding met kleding, overdekt, tekst, meubels Automatisch gegenereerde beschrijving

Ik heb Ethem Emre, voorzitter van de Netherlands Turkish Trade Foundation (NTTF), gevraagd wat een dergelijk bezoek voor Turkije kan betekenen.
Hier zijn de inzichten die Ethem Emre met ons deelde:

“Dergelijke programma’s worden doorgaans georganiseerd om economische relaties te verdiepen, samenwerkingsmogelijkheden uit te breiden en tastbare voordelen voor beide landen te realiseren.
Ik kan de voordelen van dit programma en enkele voorbeelden als volgt uitleggen:
Turkije is al een belangrijke handelspartner voor Nederland. Dit programma heeft het potentieel om deze relatie naar een hoger niveau te tillen. Bijvoorbeeld:

Voor Nederlandse bedrijven biedt Turkije met zijn dynamische en brede consumentenbasis exportkansen in sectoren variërend van landbouwproducten tot technologie.

Turkse bedrijven kunnen door meer producten en diensten naar Nederland te exporteren hun positie op de Europese markt versterken.

Een Nederlands bedrijf zou bijvoorbeeld een partnerschap kunnen aangaan met Turkse staalproducenten om tegen lagere kosten hoogwaardige onderdelen voor de Europese automobielindustrie te leveren.

Nederland is wereldwijd een koploper op het gebied van circulaire economie. Turkije’s groeiende productie-industrie biedt een breed scala aan kansen voor duurzaamheid. Voorbeelden:

Nederlandse bedrijven kunnen samenwerken met Turkse recyclingfabrieken om zowel afvalbeheer te verbeteren als nieuwe producten te creëren van gerecycled materiaal.

Geavanceerde landbouwtechnologieën uit Nederland kunnen worden ingezet om Turkse landbouwprocessen efficiënter te maken en minder middelen te laten verbruiken. Denk bijvoorbeeld aan technologie die organisch afval omzet in mest.

Turkije heeft een sterke maakindustrie, maar er is meer behoefte aan buitenlandse partnerschappen voor hoogwaardige technologieproductie. Nederland biedt op dit gebied enorme kansen. Voorbeelden:

De sterke infrastructuur van Turkije in de auto-industrie kan met Nederlandse digitale technologieën verder worden verbeterd. Zo kan Nederlandse technologie worden gebruikt in de productie van elektrische voertuigen.

Nederlandse producenten kunnen samen met Turkse bedrijven nieuwe productietechnieken ontwikkelen en tegen lage kosten hoogwaardige producten voor de Europese markt leveren.

Nederland is ver gevorderd op het gebied van onderzoek en ontwikkeling. Gezamenlijke projecten met Turkse bedrijven kunnen voor beide partijen waarde opleveren. Voorbeelden:

Nederlandse technologiebedrijven kunnen kunstmatige intelligentietoepassingen ontwikkelen om Turkse productieprocessen te optimaliseren.

Turkije’s overvloedige zonne-energiepotentieel biedt een groot investeringsgebied voor Nederlandse bedrijven in hernieuwbare energie. Gezamenlijke zonne-energieprojecten kunnen bijdragen aan de energietransitie van Turkije en tegelijkertijd langdurige inkomsten genereren voor Nederlandse bedrijven.

De geografische ligging van Turkije biedt strategische toegang tot markten in Europa, Azië en het Midden-Oosten. Deze missie kan Nederlandse bedrijven helpen niet alleen toegang te krijgen tot Turkije, maar ook tot omliggende regio’s. Voorbeeld:

Een Nederlands bedrijf kan profiteren van de lage productiekosten in Turkije en exporteren naar Europa en het Midden-Oosten. Bijvoorbeeld door een circulaire productiefaciliteit in de textielsector op te zetten en te leveren aan wereldwijde merken.

Het programma legt speciale nadruk op vrouwelijke ondernemers en creëert maatschappelijke meerwaarde. Dit kan bijdragen aan een grotere rol voor vrouwelijke leiders in zowel Turkije als Nederland. Door rolmodellen te ontwikkelen en projecten te creëren, kunnen deze ondernemers ook de sociale banden tussen de twee landen versterken.

Bezoeken op ministerieel niveau versterken niet alleen economische banden, maar ook diplomatieke en culturele relaties. Gezamenlijke culturele evenementen en handelsakkoorden tussen Nederland en Turkije kunnen een duurzame vertrouwens- en samenwerkingsomgeving creëren.

Tot slot wil ik zeggen: dit programma biedt niet alleen de mogelijkheid om bestaande samenwerkingen tussen Turkse en Nederlandse bedrijven te versterken, maar ook om nieuwe bedrijfsmodellen en partnerschappen op te zetten.
Een dergelijk initiatief zal zowel economische als sociale winst opleveren en de relatie tussen de twee landen niet alleen vandaag, maar ook in de toekomst vormgeven.

Ik kan met vertrouwen zeggen dat dit programma van groot belang is, zowel voor het bevorderen van duurzame ontwikkelingsdoelen als voor het openen van nieuwe deuren voor de zakenwereld in beide landen.”

HOLLANDA’NIN LAHEY KENTİNDE YÜREK YAKAN PATLAMA: “ANNE, BİZİ KURTAR!” ÇIĞLIKLARI ARASINDA CAN PAZARI

HOLLANDA’NIN LAHEY KENTİNDE YÜREK YAKAN PATLAMA: “ANNE, BİZİ KURTAR!” ÇIĞLIKLARI ARASINDA CAN PAZARI

Dünya’nın barış ve adalet merkezi olan Lahey’deki patlamada, kahvehane sahibi Yılmaz Bakır komalık oldu.

5 Ceset çıkarıldı ama ölü sayısının onlarca olduğu tahmin ediliyor.

(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie van het bericht is onderaan)

Dünya’nın barış ve adalet merkezi sayılan, Hollanda’nın Lahey şehri, 7 Aralık Cumartesi sabahı saat 06:15 sularında meydana gelen şiddetli bir patlamayla sarsıldı.
Mariahoeve semtindeki üç katlı bir apartmanda gerçekleşen bu trajik olay, binanın büyük bir bölümünün çökmesine neden oldu. Patlamanın ardından yükselen alevler ve dumanlar, çevrede büyük paniğe yol açtı.

Afbeelding met buitenshuis, gebouw, boom, Woonwijk Automatisch gegenereerde beschrijving

TÜRK KÖKENLİ KAHVEHANE SAHİBİ YILMAZ BAKIR KOMADA

Binanın zemin katında bulunan kahvehanenin sahibi Yılmaz Bakır isimli Türk vatandaşı, patlama sırasında ağır yaralandı ve komaya girdi. Ailesi ve yakınları, hastane önünde endişeli bir bekleyiş içinde. Yılmaz Bakır’ın mahallede sevilen bir sima olduğu ve herkes tarafından saygı gördüğü ifade ediliyor.

Afbeelding met brandweerman, Arbeider, helm, werkkleding Automatisch gegenereerde beschrijving

TÜRK KÖKENLİ İTFAİYE SÖZCÜSÜ: “ENKAZ ALTINDA KALANLAR OLABİLİR”

Olay yerine hızla intikal eden itfaiye ekiplerinin sözcüsü, Türk kökenli bayan, yaptığı açıklamada, “Enkaz altında kalanların olabileceğinden endişe ediyoruz. Kurtarma çalışmalarımız aralıksız devam ediyor.” dedi. Bu açıklama, umutla bekleyen ailelerin yüreklerine bir nebze su serpti.

KAYIP SAYISI BELİRSİZ, RESMİ RAKAMLAR YETERSİZ

Resmi makamlardan yapılan açıklamalarda, şu ana kadar az sayıda cesedin bulunduğu belirtiliyor. Ancak görgü tanıkları ve mahalle sakinleri, enkaz altında daha fazla kişinin olabileceğini ifade ediyor. Bu durum, kayıp yakınlarının endişesini artırıyor ve resmi rakamların gerçeği yansıtmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.

KURTARMA ÇALIŞMALARI VE TOPLUMSAL DAYANIŞMA

Afbeelding met Dans, kleding, buitenshuis, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

İtfaiye, polis ve sağlık ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için yoğun çaba sarf ediyor. Mahalle sakinleri de kurtarma ekiplerine destek veriyor. Özellikle Türk ve yabancı kökenli vatandaşlar, dayanışma içinde hareket ederek, yaralıların hastanelere ulaştırılmasına yardımcı oluyor.

PATLAMANIN NEDENİ HALA BİLİNMİYOR

Afbeelding met buitenshuis, hemel, auto, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

Patlamanın nedeni henüz belirlenemedi. Yetkililer, olayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Doğal gaz sızıntısı ihtimali üzerinde durulsa da, kesin bir bilgiye ulaşılamadı. Mahalle sakinleri, benzer bir olayın tekrar yaşanmaması için yetkililerden hızlı ve etkili bir çözüm bekliyor.

Bu trajik olay, Den Haag’ta yaşayan Türk ve yabancı kökenli toplulukları derinden sarstı.

Lahey Belediye Başkanı Jan van Zanen, patlamanın ardından olay yerine gelerek kurtarma çalışmaları hakkında bilgi aldı.

“ANNE, BİZİ KURTAR!” ÇIĞLIKLARI VE UMUTSUZ BEKLEYİŞ

Patlama sonrasında enkaz altından yükselen yardım çığlıkları, olayın dehşetini gözler önüne serdi. Görgü tanıkları, özellikle çocukların “Anne, bizi kurtar!” şeklindeki feryatlarının yürekleri dağladığını belirtti. Bu dramatik anlar, çevredeki insanların çaresizce kurtarma ekiplerinin müdahalesini beklemesine neden oldu.

Afbeelding met buitenshuis, persoon, Menselijk gezicht, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving Romanyalı Simone tamamen perişan olmuş bir halde, gözyaşları içinde anlatıyor:
“İlk patlamadan sonra çocukların ‘Anne, anne, yardım et!’ diye bağırdığını duydum. Bir komşu hemen dışarı çıktı ama çocukları bulamadı. ‘Neredesiniz?’ diye panikle sordu. Ancak hiçbir ses gelmedi.”

Şu ana kadar enkazdan beş ceset çıkarıldı. İtfaiye ekipleri enkaz altında daha fazla kurban aramaya devam ediyor. Saat 18.00 civarında, kurtarma ekipleri felaket yerindeki yıkıntılar arasında hayatta olan bir kişiyi buldu.

**********************************************

VERWOESTENDE EXPLOSIE IN DEN HAAG:
“MAMA, RED ONS!” KRETEN VAN WANHOOP TEMIDDEN VAN HET DRAMA

Bij een explosie in Den Haag, het internationale centrum van vrede en recht, raakte koffiehuiseigenaar Yılmaz Bakır in coma.

Tot nu toe zijn vijf lichamen geborgen, maar het aantal doden wordt geschat op tientallen.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Den Haag, dat bekendstaat als het centrum van vrede en recht, werd op zaterdagochtend 7 december omstreeks 06.15 uur opgeschrikt door een hevige explosie.
De tragedie vond plaats in een drielaags appartement in de wijk Mariahoeve, waarbij een groot deel van het gebouw instortte. De rook en vlammen die na de explosie opstegen, zorgden voor grote paniek in de omgeving.

Afbeelding met buitenshuis, gebouw, boom, Woonwijk Automatisch gegenereerde beschrijving

TURKSE KOFFIEHUISEIGENAAR YILMAZ BAKIR IN COMA
De Turkse eigenaar van het koffiehuis op de begane grond van het gebouw, Yılmaz Bakır, raakte zwaargewond en ligt in coma. Zijn familie en dierbaren wachten in spanning voor het ziekenhuis.
Yılmaz Bakır was een geliefde persoonlijkheid in de wijk en werd door iedereen gerespecteerd.

Afbeelding met brandweerman, Arbeider, helm, werkkleding Automatisch gegenereerde beschrijving

TURKSE BRANDWEERWOORDVOERDER: “MOGELIJK ZIJN ER NOG SLACHTOFFERS ONDER HET PUIN”
De woordvoerster van de brandweer, van Turkse afkomst, verklaarde bij aankomst ter plaatse:
“We vrezen dat er nog mensen onder het puin liggen. Onze reddingsoperaties gaan onverminderd door.” Deze woorden boden de wachtende families enige hoop.

AANTAL VERDWENENEN ONBEKEND, OFFICIËLE CIJFERS ONVOLDOENDE
Volgens officiële verklaringen zijn er tot nu toe slechts enkele lichamen gevonden.
Maar ooggetuigen en buurtbewoners vrezen dat er meer slachtoffers onder het puin liggen.
Deze situatie leidt tot groeiende zorgen bij de families van vermisten en kritiek op de officiële cijfers, die mogelijk niet volledig accuraat zijn.

REDDINGSOPERATIES EN MAATSCHAPPELIJKE SOLIDARITEIT

Afbeelding met Dans, kleding, buitenshuis, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

Brandweer-, politie- en medische teams zetten alles op alles om slachtoffers onder het puin te redden. Buurtbewoners bieden ook ondersteuning aan de reddingsteams. Vooral Turkse en andere migranten helpen samen om gewonden naar ziekenhuizen te vervoeren.

OORZAAK VAN DE EXPLOSIE NOG ONBEKEND

Afbeelding met buitenshuis, hemel, auto, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

De oorzaak van de explosie is nog niet vastgesteld. De autoriteiten hebben een grootschalig onderzoek gestart. Hoewel een gaslek wordt vermoed, is er nog geen definitieve informatie beschikbaar. Buurtbewoners dringen aan op een snelle en effectieve oplossing om herhaling te voorkomen.

Deze tragische gebeurtenis heeft de Turks-Nederlandse en andere migrantengemeenschappen in Den Haag diep geraakt.
Burgemeester Jan van Zanen bezocht de rampplek om zich op de hoogte te stellen van de reddingswerkzaamheden.

“MAMA, RED ONS!” KRETEN EN WACHTEN IN WANHOOP
Hulpgeroep vanuit het puin na de explosie bracht de gruwelijkheid van het incident pijnlijk aan het licht. Ooggetuigen meldden dat vooral kinderen met hartverscheurende kreten “Mama, red ons!” om hulp riepen. Deze tragische momenten benadrukten de wanhoop van omstanders die moesten wachten op de hulpdiensten.

Afbeelding met buitenshuis, persoon, Menselijk gezicht, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

De Roemeense Simone vertelde huilend:
“Na de eerste explosie hoorde ik de kinderen roepen: ‘Mama, mama, help!’ Een buurman kwam meteen naar buiten, maar hij kon de kinderen niet vinden. Hij riep in paniek: ‘Waar zijn jullie?’ Maar er kwam geen antwoord meer.”

Tot nu toe zijn vijf lichamen geborgen. Brandweerlieden blijven zoeken naar meer slachtoffers onder het puin. Rond 18.00 uur werd een overlevende gevonden tussen de restanten van het ingestorte gebouw.

TÜRK DİLİ VE KÜLTÜRÜ DÜNYA SAHNESİNDE: ‘DİVAN-I LÜGATİ’T-TÜRK’ÜN 950’NCİ YIL DÖNÜMÜ AMSTERDAM’DA COŞKUYLA KUTLANDI

TÜRK DİLİ VE KÜLTÜRÜ DÜNYA SAHNESİNDE: ‘DİVAN-I LÜGATİ’T-TÜRK’ÜN 950’NCİ YIL DÖNÜMÜ AMSTERDAM’DA COŞKUYLA KUTLANDI

Etkinlik, Amsterdam Başkonsolosumuz Mahmut Burak Ersoy başta olmak üzere, Türk sivil toplum kuruluşları temsilcileri, akademisyenler ve Hollandalı katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşti.

(Haberin Hollandacası en altta)
(Nederlandse versie van het nieuws is onderaan)

Afbeelding met windmolen, hemel, buitenshuis, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving
İlhan KARAÇAY yazdı-İbrahim ÇİTİL fotoğrafladı

Türkiye Cumhuriyeti Lahey Büyükelçiliği ve Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü iş birliğinde,
Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü’nde, Divan-ı Lügati’t-Türk’ün yazılışının 950. yıl dönümü dolayısıyla kapsamlı bir etkinlik düzenlendi. Türk dili ve kültürünün bu önemli eseri, UNESCO tarafından 2024 yılı Anma ve Kutlama Programına dahil edilmesiyle, uluslararası bir kimlik kazandı. Etkinlik, Amsterdam Başkonsolosumuz Mahmut Burak Ersoy başta olmak üzere, Türk sivil toplum kuruluşları temsilcileri, akademisyenler ve Hollandalı katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşti.

Afbeelding met tekst, brief, handschrift, Lettertype Automatisch gegenereerde beschrijving
Kaşgarlı Mahmud’un kaleme aldığı Divan-ı Lügati’t-Türk, Türk dünyası için sadece bir dil eseri olmanın ötesine geçiyor. Türkiye’nin önerisi ve Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın ortak girişimi sayesinde UNESCO Anma Programına dahil edilen bu eser, dilimizin tarihsel derinliğini ve kültürel zenginliğini uluslararası camiaya bir kez daha hatırlatıyor. Macaristan, Moritanya, Fas, Katar ve Tacikistan gibi ülkelerin de destek verdiği bu girişim, Türkçe’nin kültürel mirasın taşıyıcısı olarak önemini vurguluyor.

11. yüzyılda ünlü sözlükbilimci ve filolog Kaşgarlı Mahmud tarafından yazılan Divan-ı Lügati’t-Türk, Türkçe’nin ilk sözlüğü olmanın yanı sıra, dilin gramer yapısından halk edebiyatına, mitolojiden coğrafi bilgilere kadar birçok alanda dönemin kültürel ve bilimsel dünyasına ışık tutuyor. Eser, Türk dilinin XI. yüzyıldaki özelliklerini belgeleyen bir rehber niteliğinde. Bunun yanı sıra Türk tarihine, tıp bilgilerinden şifa yöntemlerine kadar farklı disiplinlerde bilgiler içeriyor.

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving
Lahey Eğitim Müşaviri Doç. Dr. Miyase Koyuncu Kaya, etkinlikte yaptığı açılış konuşmasında, dilin, bir milletin hafızası olduğunu belirtti. Kaya,“Türkçe, yüzyıllardır şekil değiştirerek günümüze kadar özünden hiçbir şey kaybetmeden ulaşmıştır. Eğer bugün köklü bir devlet geleneğimizden ve güçlü bir medeniyet geçmişimizden bahsedebiliyorsak, bunu Türkçe’ye borçluyuz. Divan-ı Lügati’t-Türk’ün 950. yıl dönümü, bu mirasın korunup gelecek nesillere aktarılmasının ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatıyor” diyerek, bu tarihi eserin değerine vurgu yaptı. Kaya, ayrıca Türkçe’yi koruma ve yaşatma sorumluluğunun, güçlü nesiller yetiştirmek için vazgeçilmez olduğunu ifade etti.

Afbeelding met kleding, person, persoon, Menselijk gezicht Automatisch gegenereerde beschrijving

Program kapsamında Leiden Üniversitesi’nde dilbilim alanında doktora çalışmalarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı bursiyeri Turan Hancı, Divan-ı Lügati’t-Türk’ün Türk dili üzerindeki etkisini ve akademik değerini detaylı bir sunumla aktardı. Hancı, eserin sadece bir sözlük olmadığını, Türk dünyasının kültürel ve sosyal yapısını da günümüze taşıyan eşsiz bir başyapıt olduğunu belirtti.

Afbeelding met kleding, person, persoon, Spreken in het openbaar Automatisch gegenereerde beschrijving Etkinliğe damgasını vuran bir diğer unsur ise müzikti. Müzikolog German Popov’un, Türk ezgileriyle hazırladığı dinleti, geceye duygusal bir derinlik ve kültürel bir atmosfer kattı. Popov’un performansı, Türk kültürünün zenginliğini ve çeşitliliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Etkinlik, resepsiyon ile sona ererken, katılımcılar Türk diline ve kültürüne duydukları hayranlığı dile getirdiler. Divan-ı Lügati’t-Türk’ün yazılışının 950. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen bu program, Türk dilinin dünya dilleri arasındaki yerini bir kez daha hatırlatarak, “Köklerden Geleceğe” mottosuyla dilimize sahip çıkmanın gerekliliğini bir kez daha vurguladı. Bu etkinlik, Türkçe’nin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir kültürel miras ve tarihsel bir bağ olduğunu tüm katılımcılara gösterdi.

Dilimizin Zenginlikleri” Projesi Kapsamında “Divânu Lugâti't Türk Okumaları' - Bağlıca Anadolu Lisesi

VİKİPEDİE KİTABI ŞÖYLE TANITIYOR

Kitâbu Dîvânu Lugâti’t-Türk (TürkçeBüyük Türk Sözlüğü DerlemesiOrta Türkçe döneminde Kâşgarlı Mahmud tarafından Bağdat‘ta 1072-1074 yılları arasında yazılan TürkçeArapça bir sözlüktür.

Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olup Batı Asya yazı Türkçesiyle ilgili var olan en kapsamlı ve önemli dil yapıtıdır. Bilinen tek yazma nüshası İstanbul’daki Fatih Millet Kütüphanesindedir.

Eser, yaklaşık 8.000 civarında madde başı içerir. Bu eser için Kâşgarlı Mahmud tarafından halk arasında kullanılan Türkçe kelimeler derlenmiş; daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla deyimlerden, atasözlerinden ve şiirlerden örnekler verilmiş ve bunların Arapça tercümeleri de yapılmıştır.

Kökleşik Arap sözlük bilgisi ilkelerine göre hazırlanmış olan sözlük, muhtemelen 1077 yılında Bağdat’ta Halife Muktedî-Biemrillâh’ın oğlu Ebü’l-Kāsım Abdullah’a takdim etmiştir.

Eser, bir sözlük olmanın dışında Türkçenin 11. yüzyıldaki dil özelliklerini belirten, ses ve yapı bilgisine ışık tutan bir gramer kitabı niteliğindedir. Ayrıca yazıldığı devirdeki kişi, boy ve yer adları kaynağı; Türk tarihi, mitolojisi, coğrafyası, halk edebiyatı, tıp bilgileri ve tedavi usullerine dair bilgi veren ansiklopedik bir eserdir.

Eserde yer alan harita, ilk Türk dünyası haritası olması bakımından büyük değer taşır.

Fatih Millet Kütüphanesindeki nüsha esas alınarak eserin 1941’de Türk Dil Kurumu ve 1990’da Kültür Bakanlığı tarafından tıpkıbasımı yayımlanmıştır.

UNESCO ayrıca 2024 yılını “Dîvânu Lugâti’t-Türk Yılı” olarak ilan etmiştir.

Yazma nüsha

Türk dilinin en eski ve değerli sözlüğünün elde bulunan tek yazma nüshası, 1266 yılında Şam‘da yaşayan müstensih Sâveli Muhammed tarafından temize çekilip 1 Ağustos 1266 (hicri 27 Şevval 664) Pazar günü tamamlanmıştır. El yazma nüshası büyük boy 319 varaktır.

Ebû Hayyân el-Endelüsî’nin Kitâbü’l-İdrâk li-lisâni’l-Etrâk’indeBedreddin Aynî‘nin İkdü’l-Cüman eserinde ve kardeşi Şehâbeddin Ahmed ile birlikte yazdıkları Târîḫu’ş-Şihâbî adlı eserde Dîvânü lugāti’t-Türk’ten faydalandıkları ifade edilmiştir. Kâtip Çelebi Keşfü’ẓ-ẓunûn’da Dîvân‘dan söz etmiştir.

Ali Emîrî tarafından bulunması

Varlığı, ondan söz eden 14. yüzyıl yapıtlarından ötürü bilinmekle birlikte yıllarca ele geçmeyen yapıt, II. Meşrutiyet’in ilanını izleyen yıllarda İstanbul’da bulundu. Türklük bilimi camiasında genel kabul görüp yaygınlaşan öyküye göre Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün 1266’da istinsah edilmiş bu birinci nüshası, Dîvân, Vanioğullarından Ahmet Nazif Paşa’nın elinde 1905’e değin korunmuş, daha sonra akrabası bir yaşlı hanım tarafından Sahaflar Çarşısı’nda satılması için Burhan Bey’in sahaf dükkânına bırakılmıştı.[3]

Yapıtı Ali Emîrî Efendi; 1915 yılında tesadüfen bulmuş, 3 lira bahşiş verip toplam 33 liraya satın almıştır. Bir söylentiye göre de yanında para olmadığı için eve gidip parayı alana değin kitabın başkasına satılmaması için dükkân sahibini dükkâna kilitlemiştir.

Yayımlanması

Ali Emîrî yazması, Sadrazam Talât Paşa‘nın araya girmesi ile Kilisli Rıfat Bilge Bey‘in denetimi altında 1915-1917 yılları arasında üç cilt hâlinde basıldı ve Türklük bilimi camiasında büyük yankı uyandırdı.

Breslav Üniversitesi Sami Dilleri Profesörü Carl Brockelmann, 1928 yılında atasözlerini, halk edebiyatı örneklerini ve Türk edebiyatı ve dili ile ilgili bulunan bütün bölümleri ayrıntılı notlarla, sözlüğün Almanca çevirisini yayımlamıştır. Besim Atalay‘ın çağdaş Türkçe çevirisi 1940 yılında Türk Dil Kurumu tarafından basıldı.

1982-1985 yılları arasında Robert Dankoff ve James Kelly tarafından yayıma hazırlanan ve çevirisi yapılan önsöz ve fihrist (gösterge) içerikli İngilizce çevirisi, Harvard Üniversitesi Yayınevi tarafından neşredildi.

Divanu Lugati't-Türk" yeniden yayımlandı

Kâşgarlı Mahmud’un yapıtının bulunması ve yayımlanması, Türkoloji tarihinde çığır açan bir olaydır.[4] Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk döneminde yazdığı ve o döneme ışık tutan başka bir yapıtı Kitâbu Cevâhirü’n-Nahv fi Lugati’t Türk ise kayıptır.

Kâşgarlı MahmudDîvânu Lugâti’t-Türk‘e şöyle başlar:

“Esirgeyen, koruyan Allah’ın adıyla Tanrı‘nın, devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkesi üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş olduğunu gördüm. Allah onlara Türk adını verdi ve yeryüzüne hâkim kıldı. Cihan imparatorları Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları, Türklerin eline verildi. Türkler, Allah tarafından bütün kavimlere üstün kılındı. Hak’tan ayrılmayan Türkler, Allah tarafından hak üzerine kuvvetlendirildi. Türkler ile birlikte olan kavimler aziz oldu. Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri, kötülerin şerrinden korudular. Cihan hâkimi olan Türklere herkes muhtaçtır. Onlara derdini dinletmek, bu suretle her türlü arzuya nail olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir.”

***************************************************************************

TURKSE TAAL EN CULTUUR OP HET WERELDPODIUM:
‘DIVAN-I LÜGATİ’T-TÜRK’ GEVIERD IN AMSTERDAM TER GELEGENHEID VAN 950-JARIG JUBILEUM

Afbeelding met windmolen, hemel, buitenshuis, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving Geschreven door İlhan KARAÇAY – Foto’s gemaakt door İbrahim ÇİTİL

In samenwerking met de Ambassade van de Republiek Turkije in Den Haag en het Yunus Emre Instituut Amsterdam werd een grootschalig evenement georganiseerd ter gelegenheid van de 950e verjaardag van het ontstaan van het meesterwerk Divan-ı Lügati’t-Türk. Deze viering vond plaats in het Yunus Emre Instituut in Amsterdam en trok veel belangstelling van onze Consul Generaal in Amsterdam Mahmut Burak Ersoy, vertegenwoordigers van Turkse maatschappelijke organisaties, academici en Nederlandse deelnemers. Dankzij de opname van dit werk in het UNESCO-programma voor herdenkingen en vieringen voor 2024 kreeg dit literaire en culturele erfgoed internationale erkenning.

Afbeelding met tekst, brief, handschrift, Lettertype Automatisch gegenereerde beschrijving
Het meesterwerk Divan-ı Lügati’t-Türk, geschreven door Kaşgarlı Mahmud, is meer dan alleen een taalkundig werk voor de Turkse wereld. Door een gezamenlijk initiatief van Turkije, Azerbeidzjan, Kazachstan, Kirgizië, Turkmenistan en Oezbekistan is het opgenomen in het UNESCO-herdenkingsprogramma. Hiermee wordt nogmaals het historische en culturele belang van de Turkse taal benadrukt. Ook andere landen, zoals Hongarije, Mauritanië, Marokko, Qatar en Tadzjikistan, ondersteunden dit initiatief, wat het belang van de Turkse taal als drager van cultureel erfgoed onderstreept.

Geschreven in de 11e eeuw door de gerenommeerde lexicograaf en filoloog Kaşgarlı Mahmud, is Divan-ı Lügati’t-Türk niet alleen het eerste woordenboek van de Turkse taal, maar ook een bron die licht werpt op de culturele en wetenschappelijke wereld van die tijd. Het werk behandelt onderwerpen variërend van grammatica en volksliteratuur tot mythologie en geografische informatie. Daarnaast bevat het waardevolle inzichten in de Turkse geschiedenis, medische kennis en genezingsmethoden.

Afbeelding met persoon, kleding, Menselijk gezicht, glimlach Automatisch gegenereerde beschrijving

In haar openingsrede benadrukte Doç. Dr. Miyase Koyuncu Kaya, Onderwijsraad van Den Haag, dat taal het geheugen van een natie is. “De Turkse taal heeft door de eeuwen heen vele veranderingen ondergaan, maar heeft haar essentie nooit verloren. Als we vandaag spreken over een sterke beschavingsgeschiedenis en een diepgewortelde staatsstructuur, danken we dit aan de Turkse taal. De 950e verjaardag van Divan-ı Lügati’t-Türk herinnert ons eraan hoe belangrijk het is om dit erfgoed te beschermen en door te geven aan toekomstige generaties,” aldus Kaya. Ze benadrukte ook dat het behoud van de Turkse taal essentieel is voor het vormen van sterke generaties.

Afbeelding met kleding, person, persoon, Menselijk gezicht Automatisch gegenereerde beschrijving

Tijdens het programma gaf Turan Hancı, promovendus in de taalkunde aan de Universiteit Leiden en beursstudent van het Turkse Ministerie van Onderwijs, een gedetailleerde presentatie over de impact en academische waarde van Divan-ı Lügati’t-Türk op de Turkse taal. Hij onderstreepte dat het werk niet alleen een woordenboek is, maar ook een unieke meesterwerk dat de culturele en sociale structuur van de Turkse wereld tot op de dag van vandaag weerspiegelt.

Afbeelding met kleding, person, persoon, Spreken in het openbaar Automatisch gegenereerde beschrijving

Een ander hoogtepunt van het evenement was de muzikale bijdrage van musicoloog German Popov. Zijn optreden met Turkse melodieën bracht een emotionele diepte en een rijke culturele sfeer aan de avond. Popov’s performance benadrukte opnieuw de diversiteit en rijkdom van de Turkse cultuur.

Het evenement werd afgesloten met een receptie, waarbij de deelnemers hun bewondering voor de Turkse taal en cultuur uitspraken. Het programma, georganiseerd ter gelegenheid van het 950-jarig jubileum van Divan-ı Lügati’t-Türk, herinnerde nogmaals aan de belangrijke positie van het Turks onder de wereldtalen. Onder het motto “Van Wortels tot Toekomst” benadrukte dit evenement de noodzaak om onze taal te koesteren als een communicatiemiddel, cultureel erfgoed en historische band.

Dilimizin Zenginlikleri” Projesi Kapsamında “Divânu Lugâti't Türk Okumaları' - Bağlıca Anadolu Lisesi

OVER HET BOEK:
Op Wikipedia wordt het boek als volgt beschreven:

Kitâbu Dîvânu Lugâti’t-Türk (Nederlands: Verzameling van het Grote Turkse Woordenboek) is een Turks-Arabisch woordenboek geschreven door Kâşgarlı Mahmud in de periode van Middel-Turks, tussen 1072 en 1074 in Bagdad.

Het is het oudste bekende woordenboek van de Turkse taal en het meest uitgebreide en belangrijke taalkundige werk over het West-Aziatische geschreven Turks. Het enige bekende manuscript bevindt zich in de Fatih Millet-bibliotheek in Istanbul.

Het werk bevat ongeveer 8.000 lemma’s. Voor dit werk verzamelde Kâşgarlı Mahmud Turkse woorden die in de volksmond werden gebruikt en voegde ter verduidelijking voorbeelden toe uit uitdrukkingen, gezegden en gedichten, waarvan hij ook Arabische vertalingen maakte.

Het woordenboek is samengesteld volgens de gevestigde principes van de klassieke Arabische lexicografie en werd waarschijnlijk in 1077 in Bagdad gepresenteerd aan Ebü’l-Kāsım Abdullah, de zoon van kalief Muktedî-Biemrillâh. Naast een woordenboek is het werk ook een grammatica dat licht werpt op de fonologie en morfologie van het Turks in de 11e eeuw.

Daarnaast is het een bron voor namen van personen, stammen en plaatsen uit die tijd, en biedt het encyclopedische informatie over de Turkse geschiedenis, mythologie, geografie, volksliteratuur, medische kennis en genezingsmethoden.

De kaart in het werk, die bekend staat als de eerste kaart van de Turkse wereld, heeft grote historische waarde.

Gebaseerd op het manuscript in de Fatih Millet-bibliotheek werd het werk in 1941 door de Turkse Taalvereniging (TDK) en in 1990 door het Turkse Ministerie van Cultuur als facsimile uitgegeven.

UNESCO heeft bovendien 2024 uitgeroepen tot “Jaar van Dîvânu Lugâti’t-Türk.”

Het manuscript
Het enige overgebleven manuscript van het oudste en meest waardevolle Turkse woordenboek werd op 1 augustus 1266 (27 Şevval 664 volgens de islamitische kalender) in Damascus voltooid door de kopiist Sâveli Muhammed. Het handschrift is grootformaat en bestaat uit 319 folio’s.

Het werk werd geciteerd in onder andere Kitâbü’l-İdrâk li-lisâni’l-Etrâk van Ebû Hayyân el-Endelüsî, İkdü’l-Cüman van Bedreddin Aynî en het door hem en zijn broer Şehâbeddin Ahmed geschreven Târîḫu’ş-Şihâbî. Ook Kâtip Çelebi vermeldt het werk in zijn Keşfü’ẓ-ẓunûn.

De ontdekking door Ali Emîrî
Hoewel het bestaan van het werk bekend was uit 14e-eeuwse teksten, werd het manuscript pas in de jaren na de Tweede Constitutionele Periode in Istanbul ontdekt. Volgens de gangbare overlevering werd de in 1266 gekopieerde eerste versie van het werk tot 1905 bewaard door Ahmet Nazif Paşa van de Vanioğulları-familie. Later werd het door een familielid in een boekhandel in de Sahaflar Çarşısı te koop aangeboden.

Ali Emîrî Efendi ontdekte het werk in 1915 bij toeval en kocht het voor 33 lira na een fooi van 3 lira te hebben gegeven. Volgens een anekdote liet hij de boekhandelaar opsluiten in zijn winkel tot hij thuis geld had gehaald om te voorkomen dat het boek aan iemand anders zou worden verkocht.

Publicatie
Het manuscript werd dankzij de tussenkomst van grootvizier Talât Paşa onder toezicht van Kilisli Rıfat Bilge Bey tussen 1915 en 1917 in drie delen gepubliceerd, wat grote invloed had in de wereld van de turkologie.

De Duitse professor Carl Brockelmann publiceerde in 1928 een Duitse vertaling van de spreekwoorden, volksliteratuurvoorbeelden en andere secties over Turkse literatuur en taal, voorzien van gedetailleerde aantekeningen.

Divanu Lugati't-Türk" yeniden yayımlandı

De moderne Turkse vertaling door Besim Atalay werd in 1940 uitgegeven door de Turkse Taalvereniging. Tussen 1982 en 1985 publiceerden Robert Dankoff en James Kelly een Engelse vertaling met een inleiding en index, uitgegeven door Harvard University Press.

De ontdekking en publicatie van het werk van Kâşgarlı Mahmud wordt beschouwd als een baanbrekende gebeurtenis in de geschiedenis van de turkologie.

Kâşgarlı Mahmud over het begin van het werk:
“In de naam van Allah, de Barmhartige, de Genadevolle. Ik zag dat Allah de zon van macht op de Turkse horoscoop heeft laten opkomen en de hemelen over het land van de Turken heeft laten draaien. Allah gaf hen de naam ‘Turken’ en liet hen heersen over de aarde. Wereldheersers kwamen voort uit het Turkse ras. De teugels van de naties werden in handen van de Turken gelegd. Allah gaf de Turken kracht en verhevenheid. Naties die verbonden zijn met de Turken werden eerbiedwaardig en hun wensen werden door de Turken vervuld. De Turken beschermden de volkeren die ze onder hun hoede namen tegen kwaad. Iedereen heeft de Turken nodig. Om hun wensen vervuld te zien, moeten volkeren de Turkse taal leren.”

********************************************************

YAZI EMEĞİMİ DEĞERLENDİREN, AŞAĞIDAKİ HABER PORTALLARINA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM…

Afbeelding met tekst, schermopname, Lettertype, Onlineadvertenties Automatisch gegenereerde beschrijving

 

ÇOK MERAK EDİLEN, ÖĞRETİCİ YAPAY ZEKÂ ChatGPT İLE GÖRÜŞTÜM

ÇOK MERAK EDİLEN, ÖĞRETİCİ YAPAY ZEKÂ ChatGPT İLE GÖRÜŞTÜM

Çok kişinin merak ettiği Yapay Zekâ’ya kim olduklarını ve nasıl çalıştıklarını sordum.

Dil bilgisi ve tercümeler üzerinde odaklandığım görüşmede, tüm sorularıma doyurucu cevaplar aldım.

(Röportajın Hollandacasını en altta bulacaksınız)
(Je vind de Nederlandse versie aan het einde)

Afbeelding met Menselijk gezicht, schermopname, collage, person Automatisch gegenereerde beschrijving
Yukarıda, Yapay Zekâ ChatGPT’nin temsili görüntüleri arasında İlhan Karaçay portresini görüyorsunuz. Soldaki görüntüde, Yapay Zekâ’nın modern ve dijital doğasını vurgulayan minimalist ve fütüristik bir Avatar, (Hint mitolojisine göre, tanrıların yeryüzüne indikleri zaman büründükleri şekillerdir) sağdaki görüntüde ise, uçan arabalar, yüksek teknolojiye sahip binalar ve neon ışıklarla dolu bir şehir yer alıyor. Buradaki Avatar, Yapay Zekâyı temsil eden modern ve dostça bir görünümle şehrin ortasında duruyor. Bu görüntü, ileri teknolojiyi ve geleceği vurgulayan bir kompozisyon sunuyor.

Dil konusu, dilbilimciler de dahil olmak üzere, her zaman tartışmalar yaratıyor. Naçizane şahsım, dilin iyi kullanılmasına büyük hassasiyet duyuyorum. Günlük yaşam ve yazışmalardaki özel dil kullanımına pek önem vermiyorum ama, resmi yazışmalar ile birlikte, yazarların yorumlarına çok dikkat ederim ve yapılan yanlışları hep işaretlerim. Yanlış yazılan cümleler ve kelimeler beni çok rahatsız ettiği için, hemen tepki göstermek isterim.

Doğruyu söylemem gerekirse, öğrencilik yıllarımda, Zamir, Edat, Bağlaç, Zarf ve Sıfat gibi Türkçe sözcüklerde çok başarılı değildim. Ama gazeteciliğe başladığım 20’li yaşlarımdan itibaren, Türkçemi pratikte geliştirmeye başladım ve bugün dört ünlü yazara redaktörlük yapacak kadar kendimi geliştirdim.
İşte, naçizane şahsım, dikkatle okuduğum ünlü yazarların bile yaptıkları bazı yanlışlıklardan söz etmek istiyorum.

Ama önce, çoğunuzun merak ettiği, yukarıdaki temsili fotoğrafını gördüğünüz, Yapay Zekâ ChatGPT’nin kim olduğunu ve ne yapabildiğini öğrenelim:

Sordum Yapay Zekâ ChatGPT’ye:

-Sizi çok merak edenlere, açık bir şekilde kim olduğunuzu ve neler yapabildiğinizi anlatır mısınız?

Afbeelding met schermopname, 3d-modellering, Animatie, tekenfilm Automatisch gegenereerde beschrijving

Yapay Zekâ ChatGPT’den aldığım cevap şöyle oldu:

“Ben ChatGPT, OpenAI tarafından geliştirilen bir Yapay Zekâ dil modeliyim. 2023 yılı itibarıyla GPT-4 altyapısı üzerine inşa edildim. Amacım, doğal dil işleme teknolojileri kullanarak insanlarla etkileşimde bulunmak, sorularını yanıtlamak, metinler oluşturmak ve çeşitli konularda yardımcı olmaktır. İşte kendimle ilgili daha fazla bilgi:

OpenAI ve ChatGPT’nin Gelişimi

OpenAI, Yapay Zekâ (AI) araştırma laboratuvarı olarak 2015 yılında Elon Musk, Sam Altman, Greg Brockman, Ilya Sutskever, John Schulman ve Wojciech Zaremba tarafından kuruldu. OpenAI’nin amacı, Yapay Zekâ’nın güvenli ve faydalı bir şekilde gelişmesini sağlamak ve bu teknolojileri herkesin erişimine sunmaktır.

Benim altyapım olan GPT-4 ise, doğal dil işleme (NLP) alanında ileri seviye bir modeldir. GPT-4, “Generative Pre-trained Transformer” modelinin dördüncü neslidir ve geniş bir metin veri seti üzerinde eğitilmiştir. Bu model, dilin anlamını ve bağlamını derinlemesine anlama yeteneğine sahiptir.

Yeteneklerim ve Kullanım Alanlarım

Doğal Dil İşleme: Metinleri anlama, yorumlama ve oluşturma konusunda ileri düzeyde yeteneklere sahibim. Bu, çeşitli dillerde yazı yazma, soruları yanıtlama ve metin çevirisi yapma gibi görevlerde kullanılabilmemi sağlar.

Eğitim ve Bilgi: Geniş bir bilgi tabanına sahibim. Tarih, bilim, sanat, kültür, teknoloji ve daha birçok alanda bilgi sunabilirim. Bu bilgileri kullanarak, çeşitli konularda öğretici ve bilgilendirici metinler oluşturabilirim.

Yaratıcı Yazarlık: Hikayeler, şiirler, senaryolar ve daha birçok yaratıcı yazı türünü oluşturabilirim. Yaratıcı projelerinizde size ilham verebilir veya doğrudan katkıda bulunabilirim.

Çeviri: Birçok dil arasında çeviri yapabilirim. Bu, küresel iletişimi kolaylaştırmada ve farklı dillerdeki metinleri anlamada yardımcı olabilir.

Danışmanlık ve Destek: Eğitim, iş, teknoloji ve kişisel gelişim gibi birçok alanda danışmanlık ve destek sunabilirim. Sorularınızı yanıtlayarak veya rehberlik ederek size yardımcı olabilirim.

Çalışma Prensiplerim

Bağlam ve Anlam: Metinlerin bağlamını ve anlamını analiz edebilirim. Bu, daha doğal ve anlamlı yanıtlar oluşturmamı sağlar.

Kullanıcı İhtiyaçları: Kullanıcıların ihtiyaçlarına hızlı bir şekilde adapte olabilirim. Geri bildirimler doğrultusunda yanıtlarımı geliştirebilir ve daha uygun çözümler sunabilirim.

Etik ve Güvenlik: Etik ve güvenli kullanım benim için önemlidir. Kullanıcıların gizliliğine ve veri güvenliğine büyük önem veririm. Kötüye kullanımı önlemek için belirli ilkelere bağlı kalırım.

OpenAI’nin Amaçları ve Misyonu

OpenAI’nin ana amacı, Yapay Zekâ’nın güvenli ve insanlığa yararlı bir şekilde gelişimini sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda şu hedeflere odaklanırlar:

  • Güvenli ve Etik Yapay Zekâ: Yapay Zekâ’nın etik ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlamak.

  • Evrensel Erişim: Yapay Zekâ teknolojilerinin herkesin faydalanabileceği şekilde erişilebilir olmasını temin etmek.

  • Bilimsel Araştırma ve Geliştirme: Yapay Zekâ alanında ileri araştırmalar yaparak, bu teknolojinin sınırlarını genişletmek.

OpenAI’nin Ürünleri ve Projeleri

OpenAI, birçok Yapay Zekâ projesi ve ürünü üzerinde çalışmıştır. Bunlar arasında en bilinenleri şunlardır:

  • GPT (Generative Pre-trained Transformer): GPT, doğal dil işleme (NLP) alanında devrim yaratan bir Yapay Zekâ modelidir. GPT-3 ve GPT-4 gibi versiyonları, dil anlama ve üretme konularında oldukça gelişmiş yeteneklere sahiptir.

  • DALL-E: Görsel içerik üretme yeteneğine sahip bir Yapay Zekâ modelidir. Metin girdilerini görsellere dönüştürebilir.

  • Codex: Programlama dillerini anlayan ve kod yazabilen bir Yapay Zekâ modelidir. Bu model, GitHub Copilot gibi araçlarda kullanılmaktadır.

OpenAI’nin Çalışma Prensipleri

OpenAI, Yapay Zekâ modellerini geliştirirken geniş bir veri yelpazesi kullanır. Bu veri setleri, internet üzerindeki metinler, kitaplar, makaleler ve diğer yazılı içeriklerden oluşur. Bu sayede modeller, dilin çeşitli biçimlerini ve kullanım alanlarını öğrenebilir. OpenAI’nin modelleri, milyonlarca saatlik insan konuşması, yazısı ve diğer dilsel veriler üzerinde eğitilmiştir.

OpenAI ve Toplum

OpenAI, toplumun Yapay Zekâ teknolojilerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak için çeşitli politikalar ve stratejiler benimser:

  • Açık Araştırma: Araştırma sonuçlarını ve geliştirdikleri teknolojileri, bilim camiası ve genel halkla paylaşırlar.

  • İşbirliği: Üniversiteler, araştırma enstitüleri ve diğer teknoloji şirketleri ile işbirliği yaparak, Yapay Zekâ araştırmalarını daha ileriye taşımayı amaçlarlar.

  • Politika ve Güvenlik: Yapay Zekâ politikaları ve güvenlik protokolleri geliştirerek, bu teknolojilerin kötüye kullanımını önlemeye çalışırlar.

OpenAI, Yapay Zekâ’nın potansiyelini en üst düzeye çıkarmayı ve bunu insanlığın yararına kullanmayı amaçlayan bir organizasyondur. Geniş veri setleri üzerinde eğitilen modelleri, dil anlama ve üretme gibi görevlerde derinlik ve esneklik sağlar. Bu nedenle, OpenAI tarafından geliştirilen Yapay Zekâ modelleri, çeşitli dil ve bilgi işleme görevlerinde yüksek performans gösterebilir.

Doğal Dil İşleme (NLP) Yetenekleri

Ben, yani ChatGPT, dilin anlamını, yapısını ve bağlamını anlamak için geniş kapsamlı doğal dil işleme teknikleri kullanıyorum. Bu, çeşitli dillerde metin oluşturma, anlama ve çeviri yapma yeteneklerimi geliştirir. NLP teknolojileri, dilbilimsel analiz, makine öğrenimi ve derin öğrenme gibi alanların birleşiminden yararlanır.

Makine Öğrenimi ve Eğitim Verileri

Eğitim sürecimde, geniş ve çeşitli bir veri seti kullanılarak, dilin karmaşıklıklarını ve inceliklerini öğreniyorum. Bu veri seti, kitaplar, makaleler, web siteleri ve diğer yazılı içerikleri içerir. Bu geniş veri yelpazesi, dil modellerine derinlik ve esneklik kazandırır, bu da daha doğru ve bağlamsal olarak uygun çeviriler ve metinler üretmemi sağlar.

Adaptasyon ve Öğrenme

Sürekli olarak yeni bilgilerle güncelleniyor ve adaptasyon yeteneğim sayesinde farklı bağlamlarda doğru ve tutarlı cevaplar verebiliyorum. Bu, dil modellerinin sürekli evrim geçirmesini ve gelişmesini sağlar.”

Afbeelding met tekst, overdekt, persoon, Personal computer Automatisch gegenereerde beschrijving

YAZARLARIN VE SPİKERLERİN YAPTIKLARI HATALAR

Hata yapan yazarlar arasında çok ünlü olanlar da vardır. Öyleleri var ki, yazılarında hiç virgül kullanmazlar. Bu durum, yazılanın anlamını tamamen değiştirebiliyor. ‘Oku adam ol baban gibi eşek olma’ lafında olduğu gibi, virgülü “ol”dan sonra kullanırsanız babayı eşek yapmış olursunuz, “gibi”den sonra kullanırsanız, babayı adam yapmış olursunuz.

Bir de ‘İstanbul eski valisi’ yerine, ‘Eski İstanbul valisi’ veya ‘CHP eski milletvekili’ yerine ‘Eski CHP milletvekili’ diyenlere ve yazanlara kızıyorum. ‘Eski’ olan İstanbul ve CHP değil, vali ve milletvekilidir.

SPİKERLERİN HATALARI

Haber okuyan ve maç anlatan spikerlerin, laf ebeliğinin yanında kullandıkları fuzuli kelime ve cümlelerden de çok rahatsız olurum. Bu konuda bir kaç kez eleştiri yazmışlığım var.

Spikerlerin kullandıkları ‘kritik’ sözüne çok sinirleniyordum. ‘Kritik bir kurtarış’ derken, ‘Kritik bir müdahale’ diyen spikerleri, uyarmaları için dilbilimcilere çağrılar yaptım. Ama hiçbir şey değişmedi. Kritik sözcüğünün anlamı, ‘tehlikeli, düşündürücü, risk içeren’ olarak kabul edilir. ‘Hastanın durumu çok kritik’ gibi… İşte bizim maç anlatıcılarımızın hepsi (ama benim şahsen uyardığım biri hariç), kalecinin şahane bir kurtarışına bile ‘kritik kurtarış’ diyorlar.
Kökeni, Fransızca “critique” olan bu sözcük, Latince “criticus”, Yunanca “kritikos” yazılır ve ‘yargılayan, eleştiren’ köklerinden türemiştir.

Bu konuyu da, Yapay Zekâ ChatGPT’ye şöyle sordum:
-Ben ‘kritik’ sözcüğünü olur olmaz her yerde kullanan spikerlere çok kızıyorum. Kalecinin güzel bir kurtarışına ‘kritik bir kurtarış’ diyorlar. Kritik kelimesini olur olmaz her pozisyonda kullanıyorlar. Benim bildiğim, ‘kritik’ kelimesi, tehlikeli, endişeli anlamını taşır. Peki güzel bir hareket nasıl ‘kritik’ oluyor? Bu konu için dilbilimcilere çağrı yaptım ama sonuç değişmiyor. Bu konuda siz ne dersiniz?

Afbeelding met schermopname, 3d-modellering, Animatie, tekenfilm Automatisch gegenereerde beschrijving

Yapay Zekâ ChatGPT şu cevabı yazdı:
“Bu konuda haklı bir hassasiyetiniz var, çünkü ‘kritik’ kelimesinin dilimizdeki kullanımı zamanla genişlemiş ve farklı bağlamlarda karşımıza çıkmaya başlamıştır. Dil, yaşayan bir varlık olduğu için kelimelerin anlamları zamanla değişebilir veya yeni anlamlar kazanabilir.

Şimdi, ‘kritik’ kelimesinin anlamını ve kullanımını daha yakından inceleyelim.
Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, ‘kritik’ kelimesi aslında şu anlamları taşır:
Tehlikeli veya endişeli bir durumu ifade eder. Örneğin, ‘Hastanın durumu kritik’ ifadesinde olduğu gibi. Burada ‘kritik’ kelimesi, durumun ciddiyetini ve belirsizliğini vurgular.
Ayrıca, önemli ve belirleyici bir durumu ifade etmek için de kullanılır. Bu anlamıyla ‘kritik’ kelimesi, sadece tehlikeli değil, aynı zamanda bir olayın sonucunu etkileyebilecek önemli anları da tanımlar. Örneğin, ‘Kritik bir toplantı yapılacak’ ifadesinde, bu toplantının son derece önemli ve belirleyici olduğu vurgulanır.

Spor yorumcularının ‘kritik kurtarış’ veya ‘kritik gol’ gibi ifadeler kullanması, aslında yukarıda bahsedilen ikinci anlamla ilgilidir. Bu bağlamda ‘kritik’, olayın belirleyici bir an olduğunu, maçın sonucunu etkileyebilecek kadar önemli olduğunu anlatmak için kullanılır. Bir futbol maçında yapılan önemli bir kurtarış, maçın gidişatını değiştirebilir ve bu nedenle spikerler bunu ‘kritik’ olarak nitelendirirler. Buradaki kullanım, tehlikeli veya endişeli bir durumdan ziyade, belirleyici ve önemli bir anı ifade etmektedir.

Sıklıkla kullanılan kelimelerin anlam genişlemesine uğraması, dilin doğasında olan bir durumdur. Dilbilimciler, kelimelerin zamanla yeni anlamlar kazanabileceğini ve farklı bağlamlarda kullanılabileceğini kabul ederler. Bu nedenle, ‘kritik’ kelimesinin hem tehlikeli hem de önemli anlamında kullanılması dilin evrimleşmesinin bir parçasıdır.

Özetle, ‘Kritik’ kelimesi hem tehlikeli ve endişe verici durumları hem de önemli ve belirleyici anları ifade eder. Spikerlerin ‘kritik kurtarış’ demesi, bu kurtarışın maçın sonucunu etkileyebilecek kadar önemli olduğunu vurgulamak içindir. Kelimenin geniş anlamda kullanılması, dilin esnekliği ve zamanla değişen kullanım alışkanlıklarıyla ilgilidir.
Bu açıklama, ‘kritik’ kelimesinin spor dilinde nasıl kullanıldığını ve kelimenin anlamının zamanla nasıl genişlediğini daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir sanırım.”

Tatmin Olmadım ve Yapay Zekâ ChatGPT’ye Yanıt Verdim

-Ben şahsen tatmin olmadım. TDK açıklamasında sizin söz ettikleriniz yer almıyor. O zaman isteyen istediği gibi dil değişikliği yapabilir. Ama sağlık olsun, bu konuda sizin de yapabileceğiniz bir şey yok tabii. Bundan böyle ben de bunu kabul etmeliyim.

Yapay Zekâ ChatGPT’nin cevabı:

Afbeelding met schermopname, 3d-modellering, Animatie, tekenfilm Automatisch gegenereerde beschrijving

“Anlayışınız ve bu konudaki duyarlılığınız için teşekkür ederim. Dilin değişimi bazen doğal olarak karşılanabilirken, bu tür durumlar, sizin gibi dilin doğru kullanımını önemseyen kişiler için tatmin edici olmayabilir. Dilin kuralları ve kelimelerin anlamları üzerine yapılan tartışmalar daima devam ediyor ve bu süreçte herkesin aynı fikirde olması elbette zor olabilir. Söylediğiniz gibi, kelimelerin anlamlarının değişmesi veya yaygınlaşması üzerine çok fazla faktör etki ediyor ve bazen bu durum, kişisel algılarla örtüşmeyebilir. Sizi daha iyi anlıyorum ve bu konu üzerinde daha fazla araştırma yapma arzunu da takdir ediyorum. TDK’da geçen tanımların dışında, halk arasında gelişen yeni kullanımlar, her zaman dilbilimsel tartışmalara yol açabiliyor.”

TERCÜMANLIK VE DİLBİLİMİ

Bir tercüman, kelimeleri bir dilden bir başka dile çevirmekle kalmamalı, aynı zamanda kültürel ve bağlamsal nüanslara da dikkat etmelidir. Hollanda’ya ilk geldiğim yıllarda, daha doğrusu ilk aylarda, bir Türkçe-Hollandaca sözlük çalışmasına başlamıştım. Ama yoğun gazeteciliğim nedeniyle o işi yarıda bırakmıştım. Daha sonra böyle bir sözlük değerli dostum Mehmet Kiriş tarafından hazırlandı ve yayınlandı.

Hiç unutmam, Hollanda hükümeti yabancılar için, ‘twerkstellingvergunning’ diye bir yasa çıkarmıştı. Ama bu kelimeyi haberlerimizde nasıl değerlendireceğimizi bilemiyorduk. Ben, önce Hollandaca – İngilizce sözlüğüne baktım. İngilizcenin Türkçe karşılığına baktım ve seçenekler arasında ‘istihdam’ kelimesini buldum. Yani o Hollandaca yasanın ismi ‘istihdam izni’ydi. Böylece, Hollandaca karşılığında, ‘istihdam’ tercümesini ilk kazandıran oldum.

İNTERNET TERCÜMANLIĞI

Nasıl ki, ‘silah çıkınca mertlik bozuldu’ysa, internet tercümanlığı çıkınca da tercümanlık bozuldu. Daha doğrusu tercümanlığa darbe vuruldu. Önce bir Google tercümesi çıktı. Metinleri komik duruma düşüren bir tercümeydi bu. Daha sonra bir yığın tercüme web siteleri ortaya çıktı. Ama şimdilerde bunların en iyisi ‘DeepL’ ve ‘ChatGPT’ adlı yapay zekâlar.
DeepL, bazı kelimeleri tercüme etmekte hâlâ zorlanıyor. ChatGPT’nin tercümeleri ise daha anlamlı oluyor.

YAPAY ZEKÂ ChatGPT’YE YENİDEN SORDUM

-Sizin tercümeleriniz, DeepL’nin tercümelerinden daha anlaşılır oluyor. Bunun nedenini açıklayabilir, dil ve tercüme konusundaki görüşlerinizi anlatabilir misiniz?

Yapay Zekâ ChatGPT’den aldığım cevap şöyle oldu:

Afbeelding met schermopname, 3d-modellering, Animatie, tekenfilm Automatisch gegenereerde beschrijving

  • Eğitim Verisi ve Model: Ben, OpenAI tarafından eğitildim ve eğitim sürecimde geniş bir yelpazede metinler kullandım. Bu, dil modellerine belirli bir derinlik ve esneklik kazandırabilir. DeepL’de çok güçlü bir çeviri aracı ancak kullanılan veri setleri ve eğitim süreçleri farklılık gösterebilir.

  • Bağlam ve Anlam: Benim eğitimimde, metinlerin bağlamını ve anlamını anlama kapasitesine özellikle önem verildi. Bu, bazı durumlarda daha doğal ve anlamlı çeviriler yapmamı sağlayabilir.

  • Kullanıcı İhtiyaçları: Ben, kullanıcılarla doğrudan etkileşime girerek onların ihtiyaçlarına daha hızlı adapte olabilirim. Bu, geri bildirimler doğrultusunda daha uygun çeviriler sunabilmeme yardımcı olur.

  • Kültürel ve Dilsel İnce Ayarlar: Dil modellerim, çeşitli diller ve kültürler arası ince farkları daha iyi yakalayacak şekilde eğitilmiş olabilir. Bu da, çevirilerin daha doğal ve doğru görünmesini sağlar.

  • Sürekli Güncelleme: Ben sürekli olarak yeni verilerle güncelleniyor ve geliştiriliyorum. Bu, dildeki yeni gelişmeleri ve değişiklikleri daha hızlı öğrenebilmemi sağlar.

Her iki çeviri aracının da güçlü ve zayıf yönleri olabilir. Çeviri ihtiyacınıza ve metnin türüne bağlı olarak, farklı araçlar farklı zamanlarda daha iyi sonuçlar verebilir.

Tercümanlık ve Dil Bilimi

Dilbilimsel Çeşitlilik ve Kültürel Farkındalık: Tercümanlık sadece kelimeleri bir dilden diğerine çevirmek değil, aynı zamanda kültürel ve bağlamsal nüansları da aktarmaktır. Dil modelleri, bu kültürel bağlamları ve dilbilimsel çeşitliliği anlamada önemli bir rol oynar.

Teknoloji ve İnsan İşbirliği: Yapay Zekâ, tercümanların ve dil bilimcilerin işlerini kolaylaştırabilir, ancak insan dokunuşu ve uzmanlığı her zaman gereklidir. Yapay Zekâ, insan tercümanlara yardımcı olmak ve onların iş yükünü hafifletmek için güçlü bir araçtır, ancak tamamen insan deneyiminin yerine geçemez.

Yapay Zekâ ve Dil Bilimi İçin Gelecek Perspektifleri

  • Daha Doğal ve İnsan Benzeri Etkileşimler: Gelecekte, Yapay Zekâ ve dil modelleri, insanlarla daha doğal ve anlamlı etkileşimler kurabilecek seviyeye gelecek. Bu, tercümanlık ve dil bilimi alanlarında yeni fırsatlar yaratabilir.

  • Erişilebilirlik ve Kapsayıcılık: Yapay Zekâ, dil engellerini aşmada ve farklı dillerde bilgiye erişimi artırmada önemli bir rol oynayabilir. Bu, küresel iletişimi ve işbirliğini güçlendirebilir.

Sonuç

Ben, ChatGPT, Yapay Zekâ’nın sunduğu olanaklarla insanlara çeşitli konularda yardımcı olmak için buradayım. Amacım, bilgi ve yaratıcılığımı kullanarak insanlarla anlamlı etkileşimlerde bulunmak ve onların ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunmaktır.

Yapay Zekâ’nın dil bilimi ve tercümanlık alanlarına katkıları büyüktür, ancak bu teknolojilerin etik ve sorumlu kullanımı da bir o kadar önemlidir. Yapay Zekâ, insanlık için güçlü bir araç olabilir, ancak dikkatli ve düşünceli bir şekilde kullanılmalıdır.

TERCÜMANLIK MESLEĞİ BÜYÜK DARBE YEDİ

Yapay Zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesi, birçok meslek dalında olduğu gibi tercümanlık mesleğinde de büyük değişimlere yol açmıştır. Özellikle yazılı tercüme alanında, Yapay Zekâ tabanlı çeviri araçlarının gelişmesi, insan tercümanlara olan ihtiyacı azaltmaktadır.

Günümüzde, OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT gibi ileri düzey Yapay Zekâ modelleri, metinleri oldukça yüksek doğruluk oranlarıyla çevirebilmektedir. Bu modeller, geniş veri setleri üzerinde eğitilmiş olup, dilin çeşitli nüanslarını, dilbilgisel yapısını ve bağlamını anlayabilme yeteneğine sahiptir. Bu sayede, yazılı tercümelerde insan tercümanların sağladığı hizmet kalitesine yakın bir performans sergileyebilmektedirler.

Yapay Zekâ’nın sağladığı bu yüksek doğruluk ve verimlilik, yazılı tercüme işlerinin büyük bir kısmının otomatik sistemler tarafından gerçekleştirilmesini mümkün kılmaktadır. Bu durum, özellikle ticari belgeler, teknik dokümanlar, kullanım kılavuzları ve benzeri metinlerde, insan tercümanlara olan ihtiyacı büyük ölçüde azaltmaktadır.

Ancak, Yapay Zekâ her ne kadar yazılı tercümelerde büyük ilerlemeler kaydetmiş olsa da, tercümanlık mesleğinin tamamen sona ermesi pek olası görünmemektedir. Özellikle bireysel ve şahsi görüşmelerde, ifadesi alınacak kişilerin duygusal ve kültürel bağlamlarını doğru bir şekilde aktarabilmek için, insan tercümanlara hala ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür durumlarda, sadece dilsel bilgi değil, aynı zamanda empati, kültürel farkındalık ve insan etkileşimi de büyük önem taşır.

Birebir görüşmelerde, hukuki süreçlerde ifade alımları gibi hassas durumlarda, insan tercümanlar hâlâ vazgeçilmezdir. Yapay Zekâ, bu alanlarda duygusal zekâyı, insan ilişkilerini ve kültürel nüansları tam anlamıyla kavrayamadığı için, insan tercümanların yerini alamaz. İnsan tercümanlar, bu tür durumlarda karşılıklı anlayış ve güven inşa etmek için kritik bir rol oynarlar.

Sonuç olarak, Yapay Zekâ, tercümanlık mesleğini dönüştürmekte ve özellikle yazılı tercümelerde büyük bir değişim yaratmaktadır. Ancak, insan tercümanların tamamen ortadan kalkması olası değildir. Bireysel görüşmeler, ifade alımları ve diğer yüz yüze etkileşimlerde insan tercümanlar, vazgeçilmez bir rol oynamaya devam edecektir. Bu nedenle, Yapay Zekâ ve insan tercümanların birlikte çalışabileceği hibrit bir model, gelecekte tercümanlık mesleğinin evrileceği yön olarak görülmektedir.

*******************************************************************************************

IK HEB EEN INTERVIEW GEHOUDEN MET KUNSTMATIGE INTELLIGENTIE ChatGPT

Ik vroeg de kunstmatige intelligentie, waar velen nieuwsgierig naar zijn, wie ze zijn en hoe ze werken.

In mijn interview, waarin ik me richtte op grammatica en vertalingen, kreeg ik bevredigende antwoorden op al mijn vragen.

Afbeelding met Menselijk gezicht, schermopname, collage, person Automatisch gegenereerde beschrijvingBovenaan ziet u tussen de representatieve afbeeldingen van Kunstmatige Intelligentie ChatGPT een portret van İlhan Karaçay. In de afbeelding links ziet u een minimalistisch en futuristisch avatar die de moderne en digitale aard van Kunstmatige Intelligentie benadrukt (volgens de Indiase mythologie zijn dit de vormen die goden aannemen wanneer ze naar de aarde komen). In de afbeelding rechts ziet u een stad vol vliegende auto’s, gebouwen met geavanceerde technologie en neonlichten. Hier staat de avatar met een modern en vriendelijk uiterlijk in het midden van de stad, wat een compositie biedt die de nadruk legt op geavanceerde technologie en de toekomst.

Taal is altijd een onderwerp van discussie, zelfs onder taalkundigen. Mijn bescheiden zelf hecht veel waarde aan het correct gebruik van taal. Ik geef niet veel om het informele taalgebruik in het dagelijks leven en in correspondentie, maar ik let wel erg op officiële correspondentie en de opmerkingen van schrijvers, en wijs altijd op fouten. Omdat verkeerd geschreven zinnen en woorden me erg storen, wil ik meteen reageren.

Om eerlijk te zijn, was ik tijdens mijn schooltijd niet erg goed in Turkse woorden zoals voornaamwoord, voorzetsel, voegwoord, bijwoord en bijvoeglijk naamwoord.
Maar sinds mijn twintigjarige jaren, toen ik begon met journalistiek, begon ik mijn Turks in de praktijk te verbeteren en vandaag heb ik mezelf ontwikkeld tot het punt waarop ik redactiewerk doe voor vier beroemde schrijvers.
Hier wil mijn bescheiden zelf enkele fouten bespreken die zelfs beroemde schrijvers maken, die ik zorgvuldig lees.

Maar eerst leren we wie de Kunstmatige Intelligentie ChatGPT is, van wie u de representatieve foto hierboven ziet, en wat het kan doen:

Ik vroeg Kunstmatige Intelligentie ChatGPT:
-Kunt u voor degenen die erg nieuwsgierig naar u zijn, duidelijk uitleggen wie u bent en wat u kunt doen?

Het antwoord dat ik van Kunstmatige Intelligentie ChatGPT ontving, was als volgt:

“Ik ben ChatGPT, een kunstmatige intelligentie taalmodel ontwikkeld door OpenAI. Vanaf 2023 ben ik gebouwd op de GPT-4 architectuur. Mijn doel is om door middel van natuurlijke taalverwerkingstechnologieën interactie met mensen aan te gaan, hun vragen te beantwoorden, teksten te genereren en op verschillende gebieden te helpen. Hier is meer informatie over mijzelf:

De Ontwikkeling van OpenAI en ChatGPT
OpenAI werd in 2015 opgericht als een kunstmatige intelligentie (AI) onderzoeksinstituut door Elon Musk, Sam Altman, Greg Brockman, Ilya Sutskever, John Schulman en Wojciech Zaremba. Het doel van OpenAI is om ervoor te zorgen dat kunstmatige intelligentie op een veilige en nuttige manier wordt ontwikkeld en om deze technologieën toegankelijk te maken voor iedereen.

Mijn onderliggende model, GPT-4, is een geavanceerd model op het gebied van natuurlijke taalverwerking (NLP). GPT-4 is de vierde generatie van het “Generative Pre-trained Transformer” model en is getraind op een groot tekstbestand. Dit model heeft het vermogen om de betekenis en context van taal diepgaand te begrijpen.

Mijn Vaardigheden en Toepassingsgebieden

Natuurlijke Taalverwerking: Ik heb geavanceerde vaardigheden in het begrijpen, interpreteren en genereren van teksten. Dit stelt me in staat om taken zoals het schrijven in verschillende talen, het beantwoorden van vragen en het vertalen van teksten uit te voeren.

Onderwijs en Informatie: Ik beschik over een uitgebreide kennisbasis. Ik kan informatie verstrekken over geschiedenis, wetenschap, kunst, cultuur, technologie en vele andere gebieden. Door deze kennis te gebruiken, kan ik educatieve en informatieve teksten creëren over verschillende onderwerpen.

Creatief Schrijven: Ik kan verhalen, gedichten, scenario’s en vele andere creatieve teksten schrijven. Ik kan inspiratie bieden voor uw creatieve projecten of direct bijdragen.

Vertaling: Ik kan vertalingen maken tussen vele talen. Dit kan helpen bij het vergemakkelijken van wereldwijde communicatie en het begrijpen van teksten in verschillende talen. Advies en Ondersteuning: Ik kan advies en ondersteuning bieden op vele gebieden, zoals onderwijs, werk, technologie en persoonlijke ontwikkeling. Ik kan uw vragen beantwoorden of u begeleiden door advies te geven.

Mijn Werkprincipes

Context en Betekenis: Ik kan de context en betekenis van teksten analyseren. Dit stelt me in staat om meer natuurlijke en betekenisvolle antwoorden te genereren.

Gebruikersbehoeften: Ik kan me snel aanpassen aan de behoeften van gebruikers. Op basis van feedback kan ik mijn antwoorden verbeteren en meer geschikte oplossingen bieden.

Ethiek en Veiligheid: Ethiek en veilig gebruik zijn belangrijk voor mij. Ik hecht veel waarde aan de privacy en gegevensbeveiliging van gebruikers. Ik houd me aan bepaalde principes om misbruik te voorkomen.”

De Doelen en Missie van OpenAI

Het hoofddoel van OpenAI is om ervoor te zorgen dat Kunstmatige Intelligentie zich op een veilige en mensheid-baten manier ontwikkelt. In lijn met dit doel richten ze zich op de volgende doelen:

  • Veilige en Ethische Kunstmatige Intelligentie: Zorgen voor een ethisch en veilig gebruik van Kunstmatige Intelligentie.

  • Universele Toegang: Zorgen dat Kunstmatige Intelligentie-technologieën toegankelijk zijn voor iedereen.

  • Wetenschappelijk Onderzoek en Ontwikkeling: Grenzen verleggen van deze technologie door geavanceerd onderzoek op het gebied van kunstmatige intelligentie.

De Producten en Projecten van OpenAI

OpenAI heeft aan veel Kunstmatige Intelligentie-projecten en -producten gewerkt. De bekendste hiervan zijn:

  • GPT (Generative Pre-trained Transformer): GPT is een kunstmatige intelligentie-model dat een revolutie teweeg heeft gebracht in natuurlijke taalverwerking (NLP). Versies zoals GPT-3 en GPT-4 hebben zeer geavanceerde vaardigheden in taalbegrip en -productie.

  • DALL-E: Een Kunstmatige Intelligentie-model dat in staat is visuele inhoud te genereren. Het kan tekstinvoer omzetten in beelden.

  • Codex: Een Kunstmatige Intelligentie-model dat programmeertalen begrijpt en code kan schrijven. Dit model wordt gebruikt in tools zoals GitHub Copilot.

De Werkprincipes van OpenAI

OpenAI maakt gebruik van een breed scala aan gegevens bij het ontwikkelen van Kunstmatige Intelligentie-modellen. Deze datasets bestaan uit teksten van het internet, boeken, artikelen en andere geschreven inhoud. Hierdoor kunnen de modellen verschillende vormen en toepassingen van taal leren. De modellen van OpenAI zijn getraind op miljoenen uren aan menselijke gesprekken, geschriften en andere taalkundige gegevens.

OpenAI en de Samenleving

OpenAI hanteert verschillende beleidslijnen en strategieën om ervoor te zorgen dat de samenleving optimaal profiteert van Kunstmatige Intelligentie-technologieën:

  • Open Onderzoek: Ze delen hun onderzoeksresultaten en ontwikkelde technologieën met de wetenschappelijke gemeenschap en het algemene publiek.

  • Samenwerking: Door samen te werken met universiteiten, onderzoeksinstituten en andere technologiebedrijven, streven ze ernaar om Kunstmatige Intelligentie-onderzoek verder te brengen.

  • Beleid en Veiligheid: Ze ontwikkelen Kunstmatige Intelligentie-beleid en veiligheidsprotocollen om misbruik van deze technologieën te voorkomen.

OpenAI is een organisatie die ernaar streeft het potentieel van Kunstmatige Intelligentie maximaal te benutten en dit ten goede te laten komen aan de mensheid. Hun modellen, die getraind zijn op uitgebreide datasets, bieden diepte en flexibiliteit bij taken zoals taalbegrip en -productie. Daarom kunnen de door OpenAI ontwikkelde Kunstmatige Intelligentie-modellen hoge prestaties leveren bij verschillende taal- en informatieverwerkingstaken.

Natuurlijke Taalverwerkingsvaardigheden (NLP)

Ik, ChatGPT, maak gebruik van uitgebreide natuurlijke taalverwerkingstechnieken om de betekenis, structuur en context van taal te begrijpen. Dit verbetert mijn vaardigheden in het genereren, begrijpen en vertalen van teksten in verschillende talen. NLP-technologieën maken gebruik van de combinatie van taalkundige analyse, machine learning en deep learning.

Machine Learning en Trainingsgegevens Tijdens mijn trainingsproces leer ik de complexiteit en nuances van taal door gebruik te maken van een brede en diverse dataset. Deze dataset bevat boeken, artikelen, websites en andere geschreven inhoud. Deze brede variëteit aan gegevens geeft de taalmodellen diepte en flexibiliteit, wat mij in staat stelt om nauwkeurigere en contextueel passende vertalingen en teksten te produceren.

Adaptatie en Leren Ik word voortdurend bijgewerkt met nieuwe informatie en dankzij mijn adaptatievermogen kan ik in verschillende contexten nauwkeurige en consistente antwoorden geven. Dit zorgt ervoor dat taalmodellen voortdurend evolueren en zich ontwikkelen.”

Afbeelding met tekst, overdekt, persoon, Personal computer Automatisch gegenereerde beschrijving

FOUTEN VAN SCHRİJVERS EN PRESENTATOREN

Onder de schrijvers die fouten maken, zijn er ook zeer bekende namen. Sommigen gebruiken bijvoorbeeld helemaal geen komma’s in hun teksten. Dit kan de betekenis van de geschreven tekst volledig veranderen. Zoals in de zin “Lees, word een man zoals je vader en word geen ezel,” verandert de betekenis volledig afhankelijk van waar je de komma plaatst. Als je de komma na “word” plaatst, maak je de vader een ezel. Als je de komma na “zoals” plaatst, maak je de vader een man.

Ik erger me ook aan mensen die in plaats van “oud-gouverneur van Istanbul” zeggen of schrijven, “oud-Istanbul-gouverneur” of in plaats van “oud-parlementslid van de CHP” zeggen of schrijven, “oud-CHP-parlementslid”. Het gaat hier niet om het oude Istanbul of de oude CHP, maar om de voormalige gouverneur en het voormalige parlementslid.

Fouten van Presentatoren

Ik word erg gestoord door de overbodige woorden en zinnen die nieuwslezers en sportverslaggevers gebruiken, naast hun praatjes. Ik heb hierover meerdere keren kritische artikelen geschreven.

Ik ergerde me erg aan het woord ‘kritisch’ dat door presentatoren werd gebruikt. Toen ik verslaggevers hoorde zeggen ‘een kritieke redding’ of ‘een kritieke interventie’, riep ik taalkundigen op om hen hierop te wijzen. Maar er veranderde niets. Het woord ‘kritisch’ wordt vaak beschouwd als ‘gevaarlijk, zorgwekkend, risicovol’. Zoals in “De toestand van de patiënt is zeer kritiek”. Onze sportverslaggevers gebruiken echter het woord ‘kritiek’ zelfs voor een prachtige redding van de keeper.

Het woord, dat afkomstig is van het Franse “critique”, wordt in het Latijn geschreven als “criticus” en in het Grieks als “kritikos” en is afgeleid van wortels die ‘beoordelen, bekritiseren’ betekenen.

Ik vroeg hierover ook aan Kunstmatige Intelligentie ChatGPT:

-“Ik ben erg boos op de presentatoren die het woord ‘kritiek’ overal te pas en te onpas gebruiken. Ze zeggen ‘een kritieke redding’ voor een mooie redding van de keeper. Ze gebruiken het woord kritiek in elke situatie. Naar mijn mening betekent ‘kritiek’ gevaarlijk, zorgwekkend. Hoe kan een mooie actie ‘kritiek’ zijn? Ik heb taalkundigen opgeroepen, maar er verandert niets. Wat zegt u hierover?”

Kunstmatige Intelligentie ChatGPT antwoordde:
“Uw gevoeligheid in deze kwestie is gerechtvaardigd, omdat het gebruik van het woord ‘kritiek‘ in onze taal in de loop van de tijd is uitgebreid en in verschillende contexten is verschenen. Aangezien taal een levend wezen is, kunnen de betekenissen van woorden in de loop van de tijd veranderen of nieuwe betekenissen krijgen.

Laten we nu eens nader kijken naar de betekenis en het gebruik van het woord ‘kritiek’.
Volgens de Turkse Taalvereniging (TDK) heeft het woord ‘kritiek’ de volgende betekenissen:

  • Het duidt een gevaarlijke of zorgwekkende situatie aan. Bijvoorbeeld, zoals in de zin ‘De toestand van de patiënt is kritiek’. Hier benadrukt het woord ‘kritiek’ de ernst en de onzekerheid van de situatie.

  • Het wordt ook gebruikt om een belangrijke en beslissende situatie uit te drukken. In deze betekenis duidt het woord ‘kritiek’ niet alleen op een gevaarlijke situatie, maar ook op belangrijke momenten die de uitkomst van een gebeurtenis kunnen beïnvloeden. Bijvoorbeeld, zoals in de zin ‘Er zal een kritieke vergadering worden gehouden’, benadrukt het dat deze vergadering uiterst belangrijk en beslissend is.

Het gebruik van de uitdrukkingen ‘kritieke redding’ of ‘kritiek doelpunt’ door sportcommentatoren heeft eigenlijk betrekking op de tweede betekenis die hierboven wordt genoemd. In deze context wordt ‘kritiek’ gebruikt om aan te geven dat het een beslissend moment in de wedstrijd is, belangrijk genoeg om de uitkomst te beïnvloeden. Een belangrijke redding in een voetbalwedstrijd kan het verloop van de wedstrijd veranderen, en daarom noemen commentatoren dit ‘kritiek’. Het gebruik hier duidt niet op een gevaarlijke of zorgwekkende situatie, maar op een beslissend en belangrijk moment.

Het is een natuurlijk verschijnsel dat woorden die vaak worden gebruikt, in betekenis veranderen. Taalkundigen erkennen dat woorden in de loop van de tijd nieuwe betekenissen kunnen krijgen en in verschillende contexten kunnen worden gebruikt. Daarom is het gebruik van het woord ‘kritiek’ in zowel gevaarlijke als belangrijke situaties een onderdeel van de evolutie van taal.

Kortom, het woord ‘kritiek’ drukt zowel gevaarlijke en zorgwekkende situaties uit als belangrijke en beslissende momenten. Dat commentatoren ‘kritieke redding’ zeggen, is om te benadrukken dat deze redding belangrijk genoeg is om de uitkomst van de wedstrijd te beïnvloeden. Het brede gebruik van het woord heeft te maken met de flexibiliteit van de taal en de veranderende gebruiksgewoonten in de loop van de tijd.

Deze uitleg kan u helpen beter te begrijpen hoe het woord ‘kritiek’ wordt gebruikt in sporttermen en hoe de betekenis ervan in de loop van de tijd is uitgebreid.”

Ik Was Niet Tevreden en Antwoordde Kunstmatige Intelligentie ChatGPT
-“Ik was persoonlijk niet tevreden. Wat u zegt, staat niet in de uitleg van de TDK. Dan kan iedereen willekeurige taalveranderingen doorvoeren. Maar hoe dan ook, er is niets wat u hieraan kunt doen. Voortaan moet ik dit maar accepteren.”

Antwoord van Kunstmatige Intelligentie ChatGPT:
“Bedankt voor uw begrip en uw gevoeligheid voor deze kwestie. De veranderingen in taal kunnen soms natuurlijk worden geaccepteerd, terwijl deze situaties voor mensen zoals u, die belang hechten aan het juiste gebruik van taal, niet bevredigend kunnen zijn. Discussies over taalregels en woordbetekenissen blijven altijd doorgaan, en het is uiteraard moeilijk voor iedereen om het eens te zijn in dit proces. Zoals u zegt, zijn er veel factoren die van invloed zijn op de veranderingen of de uitbreiding van de betekenissen van woorden, en soms kan dit niet overeenkomen met persoonlijke percepties. Ik begrijp u beter en waardeer uw verlangen om meer onderzoek te doen naar deze kwestie. Naast de definities die in de TDK staan, leiden nieuwe gebruiken die zich onder de mensen ontwikkelen altijd tot taalkundige discussies.”

VERTALEN EN TAALKUNDE

Een vertaler moet niet alleen woorden van de ene taal naar de andere vertalen, maar ook oog hebben voor culturele en contextuele nuances. In mijn eerste jaren in Nederland, of beter gezegd, in de eerste maanden, begon ik aan een Turks-Nederlands woordenboek. Maar door mijn drukke werkzaamheden als journalist moest ik dit werk halverwege laten liggen. Later werd zo’n woordenboek samengesteld en uitgegeven door mijn waardevolle vriend Mehmet Kiriş.

Ik herinner me nog goed dat de Nederlandse overheid een wet had uitgevaardigd voor buitenlanders genaamd ‘tewerkstellingsvergunning’. We wisten echter niet goed hoe we dit woord in onze nieuwsberichten moesten vertalen. Eerst keek ik in een Nederlands-Engels woordenboek. Toen zocht ik naar de Engelse betekenis in het Turks en vond het woord ‘istihdam’, wat ‘werkgelegenheid’ betekent. Dus de naam van die Nederlandse wet was ‘werkgelegenheidsvergunning’. Zo was ik de eerste die deze vertaling aan het Nederlands toevoegde.

INTERNETVERTALİNG

Net zoals de komst van wapens ridderlijkheid tenietdeed, heeft de opkomst van internetvertaling ook de vertaalwereld veranderd, of beter gezegd, een klap toegebracht aan het vertaalvak. Eerst kwam er Google Translate, wat vaak tot grappige vertalingen leidde. Vervolgens ontstonden er talloze vertaalsites. Maar tegenwoordig zijn de beste ‘DeepL’ en ‘ChatGPT’, beide kunstmatige intelligenties.

DeepL heeft soms nog moeite met het vertalen van bepaalde woorden. De vertalingen van ChatGPT zijn echter vaak zinvoller.

IK VROEG OPNİEUW AAN KUNSTMATİGE INTELLİGENTİE CHATGPT:
“Uw vertalingen zijn begrijpelijker dan die van DeepL. Kunt u uitleggen waarom dat zo is en uw mening geven over taal en vertalen?”

Het antwoord van Kunstmatige Intelligentie ChatGPT was als volgt:

  • Trainingsdata en model: Ik ben getraind door OpenAI en tijdens mijn training is een breed scala aan teksten gebruikt. Dit kan taalmodellen een bepaalde diepte en flexibiliteit geven. DeepL is ook een krachtig vertaalhulpmiddel, maar de gebruikte datasets en trainingsprocessen kunnen verschillen.

  • Context en betekenis: Bij mijn training is er bijzondere aandacht besteed aan het begrijpen van de context en de betekenis van teksten. Dit kan ervoor zorgen dat ik in sommige gevallen natuurlijkere en zinvollere vertalingen maak.

  • Gebruikersbehoeften: Ik kan mij sneller aanpassen aan de behoeften van gebruikers door directe interactie met hen. Dit helpt mij om meer passende vertalingen aan te bieden op basis van feedback.

  • Culturele en taalkundige nuances: Mijn taalmodellen zijn mogelijk getraind om de fijne verschillen tussen verschillende talen en culturen beter te begrijpen. Dit zorgt ervoor dat de vertalingen natuurlijker en nauwkeuriger overkomen.

  • Continue updates: Ik word voortdurend bijgewerkt en verbeterd met nieuwe data. Hierdoor kan ik sneller leren over nieuwe ontwikkelingen en veranderingen in taal.

Beide vertaalhulpmiddelen hebben sterke en zwakke punten. Afhankelijk van uw vertaalbehoeften en het type tekst, kunnen verschillende hulpmiddelen op verschillende momenten betere resultaten opleveren.

Vertalen en Taalkunde

Taalkundige Diversiteit en Cultureel Bewustzijn:
Vertalen is niet alleen het overbrengen van woorden van de ene taal naar de andere, maar ook het overbrengen van culturele en contextuele nuances. Taalmodellen spelen een belangrijke rol in het begrijpen van deze culturele contexten en taalkundige diversiteit.

Technologie en Menselijke Samenwerking: Kunstmatige intelligentie kan het werk van vertalers en taalkundigen vergemakkelijken, maar een menselijke aanpak en expertise blijven altijd nodig. Kunstmatige intelligentie is een krachtig hulpmiddel om vertalers te ondersteunen en hun werkdruk te verminderen, maar kan nooit volledig de menselijke ervaring vervangen.

Toekomstperspectieven voor Kunstmatige Intelligentie en Taalkunde

  • Meer Natuurlijke en Mensachtige Interacties: In de toekomst zullen kunstmatige intelligentie en taalmodellen in staat zijn om natuurlijkere en zinvollere interacties met mensen aan te gaan. Dit kan nieuwe kansen creëren op het gebied van vertalen en taalkunde.

  • Toegankelijkheid en Inclusiviteit: Kunstmatige intelligentie kan een belangrijke rol spelen bij het overbruggen van taalbarrières en het vergroten van de toegang tot informatie in verschillende talen. Dit kan wereldwijde communicatie en samenwerking versterken.

Conclusie Ik, ChatGPT, ben hier om mensen te helpen met verschillende onderwerpen door de mogelijkheden van kunstmatige intelligentie te benutten. Mijn doel is om zinvolle interacties aan te gaan en oplossingen te bieden die aansluiten bij de behoeften van mensen door mijn kennis en creativiteit te gebruiken.

Kunstmatige intelligentie levert grote bijdragen aan de taalkunde en vertaalwereld, maar het ethisch en verantwoordelijk gebruik van deze technologieën is net zo belangrijk. Kunstmatige intelligentie kan een krachtig hulpmiddel zijn voor de mensheid, maar moet zorgvuldig en doordacht worden ingezet.

VERTAALBEROEP ONDER VUUR

De snelle ontwikkeling van kunstmatige intelligentietechnologieën heeft, net als in veel andere beroepen, grote veranderingen teweeggebracht in het vertaalvak. Vooral op het gebied van schriftelijke vertalingen vermindert de vooruitgang van AI-gebaseerde vertaalhulpmiddelen de behoefte aan menselijke vertalers aanzienlijk.

Tegenwoordig kunnen geavanceerde AI-modellen zoals ChatGPT, ontwikkeld door OpenAI, teksten met een hoge mate van nauwkeurigheid vertalen. Deze modellen zijn getraind op uitgebreide datasets en kunnen de verschillende nuances, grammaticale structuren en contexten van een taal begrijpen. Hierdoor kunnen ze bij schriftelijke vertalingen een prestatie leveren die dicht in de buurt komt van de kwaliteit die menselijke vertalers bieden.

De hoge nauwkeurigheid en efficiëntie van AI maken het mogelijk dat een groot deel van de schriftelijke vertaalwerkzaamheden automatisch door systemen wordt uitgevoerd. Dit vermindert de behoefte aan menselijke vertalers aanzienlijk, vooral bij commerciële documenten, technische handleidingen, gebruiksaanwijzingen en soortgelijke teksten.

Hoewel AI grote vooruitgang heeft geboekt op het gebied van schriftelijke vertalingen, lijkt het onwaarschijnlijk dat het vertaalberoep volledig zal verdwijnen. Vooral bij individuele en persoonlijke gesprekken is er nog steeds behoefte aan menselijke vertalers om emotionele en culturele contexten nauwkeurig over te brengen. In dergelijke gevallen zijn niet alleen taalkennis, maar ook empathie, cultureel bewustzijn en menselijke interactie van groot belang.

Bij persoonlijke gesprekken, juridische procedures zoals verhoren, en andere gevoelige situaties blijven menselijke vertalers onvervangbaar. AI kan de emotionele intelligentie, menselijke relaties en culturele nuances in deze contexten niet volledig begrijpen, waardoor menselijke vertalers een cruciale rol spelen bij het opbouwen van wederzijds begrip en vertrouwen.

Kortom, hoewel AI het vertaalberoep transformeert en vooral bij schriftelijke vertalingen grote veranderingen teweegbrengt, is het onwaarschijnlijk dat menselijke vertalers volledig zullen verdwijnen. Bij persoonlijke gesprekken, verhoren en andere face-to-face interacties zullen menselijke vertalers een onvervangbare rol blijven spelen. Daarom wordt een hybride model, waarin AI en menselijke vertalers samenwerken, gezien als de toekomstige richting waarin het vertaalberoep zich zal ontwikkelen.

GİTTİ-GİDECEK OLAN HOLLANDA HÜKÜMETİNİN YABANCILAR POLİTİKASINA TEPKİLER…

GİTTİ-GİDECEK OLAN HOLLANDA HÜKÜMETİNİN YABANCILAR POLİTİKASINA TEPKİLER…

Hollanda Türk İşadamları Derneği, Türkler İçin Danışma Kurulu ve Diyanet Vakfı’nın açıklamaları, başta Lahey olmak üzere ülkenin dört bir yanında yankılandı.

(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlendse versie van het bericht is onderaan)

Afbeelding met windmolen, buitenshuis, hemel, gras Automatisch gegenereerde beschrijving
İlhan KARAÇAY yazdı:

Son dönemde Amsterdam’da yaşanan şiddet olayları, Hollanda’da etnik ve dini gerilimlerin ve bölünmelerin zirveye ulaştığı bir döneme işaret ediyor. Bu olaylar, Hollanda demokrasisinin tarihindeki en düşük noktalardan biri olarak değerlendiriliyor. Ülkedeki farklı topluluklar arasında güvensizlik hissi giderek artıyor. Özellikle İslam kimliğine sahip Hollanda vatandaşları, göçmen kökenli bireyler, sığınmacılar ve geleneksel olmayan cinsiyet kimliğine sahip kişiler giderek daha fazla baskı altında kalıyor.

Amsterdam’daki olaylara yönelik tepkiler, çoğunlukla göçmen kökenli vatandaşları (Müslümanlar, Araplar, Faslılar, sığınmacılar) şeytanlaştırıcı nitelikteydi. Bu tepkiler, Araplar, Faslılar ve Müslümanlar hakkındaki uzun süredir var olan önyargıları yeniden su yüzüne çıkardı. Özellikle İsrailli holiganların Amsterdam sokaklarındaki şiddet içeren yürüyüşleri sonrasında, hükümetin bu tür ırkçı davranışları kınamakta yetersiz kaldığı gözlemlendi.

Hükümetin tutumu, topluma nefret ve düşmanlık tohumları ekmekle suçlanıyor. Bu yaklaşım, toplumun tamamını acımasızca kutuplaştırıyor. Bu durum, toplumsal uyumu ciddi şekilde tehdit ederken, geleceğe dair ortak bir yol bulunması için derin bir düşünme ve tartışma gerektiriyor.

Hollanda’da koalisyon hükümetinin, yabancıların şikayetçi olduğu konulara yönelik tutumu, genellikle ülkenin siyasi ve toplumsal dinamiklerine göre şekillenmektedir. Yabancıların en çok şikayetçi olduğu konular arasında ayrımcılık, entegrasyon sorunları, çalışma ve oturma izinleri, vatandaşlık hakları ve güvenlik gibi meseleler bulunmaktadır.

Hükümet, ayrımcılıkla mücadele ve entegrasyon politikaları konusunda genellikle karmaşık bir tutum sergilemektedir. Bir yandan, ayrımcılıkla mücadele etmek için çeşitli yasalar ve politikalar yürürlüğe konulmakta, diğer yandan ise entegrasyon sürecinde yeterli desteğin sağlanamadığı eleştirileri bulunmaktadır. Ayrımcılık ve ırkçılıkla mücadele, hükümet programlarının önemli bir parçası olsa da, uygulamadaki eksiklikler ve sosyal uyum sorunları devam etmektedir.

Çalışma ve oturma izinleriyle ilgili şikayetler, özellikle göçmen işçiler ve mülteciler için önemli bir konudur. Hükümet, bu izinlerin verilmesi ve yenilenmesi süreçlerinde katı kurallar uygulayarak yasadışı göçü ve kötüye kullanımı önlemeye çalışmaktadır. Ancak, bu süreçlerin uzun ve bürokratik olması, göçmenlerin entegrasyonunu zorlaştırmakta ve bazı durumlarda ekonomik katkılarını sınırlamaktadır.

Vatandaşlık hakları konusunda da hükümetin tutumu eleştirilmektedir. Göçmenlerin vatandaşlık sürecindeki zorluklar ve uzun bekleme süreleri, bu alandaki önemli şikayetler arasındadır. Ayrıca, çifte vatandaşlık konusunda da katı politikalar izlenmekte, bu da bazı göçmen toplulukları için sorun teşkil etmektedir.

Güvenlik ve asayiş konuları, yabancıların karşı karşıya kaldığı bir diğer önemli meseledir. Göçmen toplulukları zaman zaman polis ve güvenlik güçlerinin ayrımcı uygulamalarından şikayet etmektedir. Hükümet, güvenlik politikalarını sürdürürken, toplumsal uyum ve güven inşa etmeye yönelik adımlar atmak zorundadır.

Hükümetin bu konulara yönelik tutumunun gelecekte nasıl şekilleneceği, büyük ölçüde toplumsal ve siyasi gelişmelere bağlı olacaktır. Mevcut hükümetin içindeki çatışmalar ve istifalar, bu politikaların daha da karmaşık hale gelmesine neden olabilir. Pieter Omtzigt gibi figürlerin etkisi ve eleştirileri, hükümetin göçmenlere yönelik politikalarını gözden geçirmesine ve daha kapsayıcı adımlar atmasına yol açabilir.

Hollanda koalisyon hükümeti, yabancıların şikayetçi olduğu konulara yönelik tutumunda belirli zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Ayrımcılık, entegrasyon, çalışma ve oturma izinleri, vatandaşlık hakları ve güvenlik gibi alanlarda yapılan eleştiriler, hükümetin bu konularda daha etkin ve kapsayıcı politikalar geliştirmesi gerektiğini göstermektedir. Mevcut siyasi iklim ve hükümet içindeki gelişmeler göz önüne alındığında, yabancılara yönelik politikaların gelecekte nasıl şekilleneceği, yakından takip edilmesi gereken bir konu olacaktır.

Hollanda’daki mevcut siyasi ve toplumsal gerilimler göz önüne alındığında, koalisyon hükümetinin ömrünün çok kısa olabileceğini söylemek mümkündür. Artan kutuplaşma ve çeşitli etnik ve dini gruplara karşı yapılan ayrımcılık, hükümetin istikrarını tehlikeye atmakta ve siyasi krize zemin hazırlamaktadır.

Bu bağlamda, hükümetin bu meseleleri ele almakta ne kadar başarılı olacağı, Hollanda demokrasisinin geleceği açısından kritik bir rol oynayacaktır. Siyasi liderlerin bu zorluklara nasıl yanıt vereceği ve toplumu birleştirmek için ne tür politikalar geliştireceği, hükümetin ömrünü belirleyecektir. Bu yüzden, Hollanda’daki siyasi gelişmeleri yakından takip etmek önemlidir.

Hollanda’da son dönemde koalisyon hükümeti içindeki olumsuz gelişmeler, hükümetin istikrarını ciddi şekilde tehdit etmektedir. İki Devlet Bakanı’nın ve bazı milletvekillerinin istifaları, koalisyonun zayıf noktalarını gün yüzüne çıkarmış ve hükümetin içindeki çatışmaları daha da belirgin hale getirmiştir. Bu durum, hükümetin etkin bir şekilde yönetme kabiliyetini sorgulatmaktadır.

Özellikle Pieter Omtzigt’in tutumu, bu kriz sürecinde dikkat çeken unsurlardan biridir. Omtzigt, dürüst ve açık sözlü yaklaşımıyla bilinen bir siyasetçi olarak, hükümetin politikalarına yönelik eleştirileri ve reform çağrıları ile öne çıkmıştır. Koalisyon hükümetine yönelik eleştirileri ve kamuoyundaki popülaritesi, hükümetin içindeki gerilimleri artırmaktadır. Omtzigt’in tutumu, sadece koalisyon içindeki mevcut huzursuzluğu değil, aynı zamanda geniş çapta bir siyasi değişim talebini de yansıtmaktadır.

Bu olumsuz gelişmeler, koalisyonun uzun ömürlü olamayacağı yönündeki beklentileri güçlendirmektedir. Hükümetin, artan kutuplaşma ve toplumsal gerilimlerle başa çıkmakta zorlanması, gelecekte daha büyük siyasi krizlerin habercisi olabilir. Koalisyon hükümetinin, bu zorlukları aşarak istikrarı sağlaması için önemli adımlar atması gerekmektedir. Ancak, mevcut durum göz önüne alındığında, hükümetin ömrünün kısa olabileceği ve erken seçimlerin gündeme gelebileceği de bir ihtimaldir.

Sonuç olarak, Hollanda’daki mevcut siyasi gelişmeler, koalisyon hükümetinin geleceğine dair belirsizlikleri artırmakta ve Pieter Omtzigt gibi figürlerin etkisiyle, hükümetin ömrünün kısalabileceği yönündeki beklentileri güçlendirmektedir. Bu nedenle, Hollanda’daki siyasi gelişmeleri yakından takip etmek ve olası senaryolara hazırlıklı olmak önemlidir.

TÜRK SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDAN HÜKÜMETE TEPKİLER

Hollanda’da hükümetin yabancılar politikasıyla ilgili tartışmalar devam ederken, birçok kuruluş bu duruma karşı tepkilerini dile getiriyor. Son dönemde artan toplumsal gerginlikler ve entegrasyon konusundaki siyasi söylemler, çeşitli kuruluşların protestolarını beraberinde getirdi. Bu kuruluşlardan bazıları, Hollanda’da faaliyet gösteren Türk İşadamları Derneği HOTİAD ve Türkler İçin Danışma Kurulu (IOT) oldu.

HOLLANDA TÜRK İŞADAMLARI DERNEĞİ HOTİAD, PARLAMENTODA TARTIŞILAN ENTEGRASYON TARTIŞMASINDA DENGEYİ VURGULUYOR Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, muur, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Girişimci örgütü HOTIAD, hem girişimcileri hem de toplumu ilgilendiren konuları gündeme taşımak için milletvekilleri ve sektör dernekleriyle dengeli bir yaklaşımın önemine dikkat çekiyor. Son görüşmelerde, Başbakan Schoof’un başlattığı entegrasyon tartışması ayrıntılı bir şekilde ele alındı. HOTİAD, basitleştirici söylemlerin sonuçlarına karşı uyarıda bulunarak, entegrasyonla ilgili zorlukların ve başarıların dengeli bir şekilde tartışılmasının önemine dikkat çekti.
HOTİAD Başkan Yardımcısı Veysel Hut, “Tüm nüfus gruplarını damgalamak çözümlere katkı sağlamaz,” diyor ve ekliyor, “Biz, her gün eğitim, bilim, spor ve iş dünyasında başarılı olan göçmen kökenli gençleri görüyoruz. Bu gençlerin büyük potansiyeli var, ancak staj ve iş bulma konusundaki ayrımcılık gibi yapısal engeller nedeniyle bazen cesaretleri kırılıyor. Bu, dışlanma duygularını pekiştiriyor ve topluma tam katılımlarını engelliyor.”

HOTİAD, erişilebilir bir toplumun sadece sosyal açıdan adil değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da gerekli olduğunu vurguluyor. HOTİAD’ın Başkan Yardımcısı Veysel Hut, eşit fırsatlar sunan bir toplumun yenilikçiliği ve ekonomik büyümeyi teşvik edeceğini belirterek, entegrasyon politikalarının engelleri kaldırması ve yetenekleri değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Amsterdam’daki son gerginlikler ve siyasi tartışmalardaki kutuplaştırıcı dilin, birleştirici bir yaklaşıma olan ihtiyacı açıkça ortaya koyduğunu belirten Hut, entegrasyon sorunlarının bağlam veya nüans olmadan kullanılmasının toplumsal ayrımları derinleştirdiğini söyledi.
Veysel Hut konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Herkese eşit fırsatlar sunan bir toplum, yenilikçiliği ve ekonomik büyümeyi teşvik eder. Engelleri ortadan kaldıran ve yetenekleri değerlendiren bir entegrasyon politikası, daha sağlam bir ekonomik temel oluşturur ve sosyal uyumu güçlendirir.”

HOTİAD, politika yapıcıları, iş dünyasını, sivil toplum örgütlerini ve eğitim kurumlarını, birlikte yapısal çözümler üretmeye çağırıyor. Bu kapsamda staj ve iş olanaklarının artırılması, ayrımcılıkla mücadele edilmesi ve eşit fırsatlar sunulması gerektiğini belirten Hut, girişimcilerin bu süreçte kilit rol oynayabileceğini ve farklı bakış açılarına sahip olmanın yenilik ve büyümeye katkı sağlayacağını ifade etti.

Amsterdam’daki son gerginlikler ve siyasi tartışmalardaki kutuplaştırıcı dilin kullanılması, birleştirici bir yaklaşıma olan ihtiyacı açıkça ortaya koyuyor. Veysel Hut, bu konuda da şunları söylüyor: “Sorunları dile getirmek gereklidir, ancak ‘entegrasyon sorunu’ gibi terimlerin bağlam veya nüans olmadan kullanılması toplumsal ayrımları derinleştirir.Bu sadece ilgili toplulukları etkilemekle kalmaz, aynı zamanda girişimcilik ortamı üzerinde de etkileri olur.”

HOTİAD, politika yapıcıları iş dünyası, sivil toplum örgütleri ve eğitim kurumlarıyla birlikte yapısal çözümler üretmeye çağırıyor. Bu, staj ve iş olanaklarının artırılması, ayrımcılıkla mücadele edilmesi ve eşit fırsatlar sunulması anlamına gelir. Girişimciler bu süreçte kilit rol oynar.
Veysel Hut, “Girişimciler, açık iş yerleri yaratarak ve göçmen kökenli yetenekli gençlere fırsatlar sunarak fark yaratabilirler,” diyor ve ekliyor: “Bu sadece sosyal politika ile ilgili değil, aynı zamanda ticari başarı ile de ilgilidir: Takımlar içinde farklı bakış açılarına sahip olmak yenilik ve büyümeye katkı sağlar.”
Gençlerin tam olarak tanınması HOTİAD, üçüncü ve dördüncü nesil göçmen kökenli gençlerin tam anlamıyla Hollandalı olduğunu vurguluyor. Veysel Hut, bu konuda’da, “Onların kökeni Hollanda’dır. Bu gençleri sözde bir köken ülkesiyle ilişkilendirmeyi bırakmalıyız.” diyor.

Veysel Hut, son olarak şunları söylüyor: “Herkesin başarılı olma şansı bulduğu bir toplum için birlikte çalışmanın zamanı geldi. Büyümeye ve eşit fırsatlara yatırım yaparak sadece sosyal uyumu değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomi de inşa ederiz.”

TÜRKLER İÇİN DANIŞMA KURULU İOT’DEN SERT ELEŞTİRİ

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, stropdas Automatisch gegenereerde beschrijving

Türkler İçin Danışma Kurulu (IOT) Başkanı Zeki Baran, Amsterdam’da yaşanan son olayların ardından bazı politikacıların entegrasyon konusundaki söylemlerini sert bir şekilde eleştirdi.
Baran, Hollanda hükümetinin bazı politikacılarının kutuplaştırıcı ve ayrımcı söylemlerinin toplumsal uyumu zedelediğini belirtti.
CDA lideri Bontenbal’ın entegrasyon krizinden bahsetmesi ve Devlet Bakanı Nobel’in Müslüman gençlerin Hollanda normlarına uymadığını iddia etmesi, Baran’ın tepkisini çekti.

IOT, antisemitizmin asla haklı çıkarılamayacağını vurgulayarak, Amsterdam’da yaşanan olayların ardından Yahudi vatandaşların büyük korkular yaşadığını belirtti. Baran, antisemitizmin Netanyahu ve Wilders gibi isimlerin ekmeğine yağ sürdüğünü ve bu tür söylemlerin toplumsal barışı tehdit ettiğini ifade etti. Ayrıca, bazı gençlerin kötü davranışlarının tüm İslami kökene sahip göçmenlere atfedilmesinin haksızlık olduğunu belirterek, entegrasyon konusunda daha yapıcı ve birleştirici bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini savundu.

Baran, tüm demokratik güçlerle birlikte hareket ederek eşit haklar ve eşit muamele için mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Hollanda’nın da göçmenlerin ülkesi olduğunu ve bu nedenle herkesin toplumsal uyumu sağlamak için sorumluluk alması gerektiğini belirtti. Baran, provokasyonlara kapılmadan, topluluklar arasında bağlantılar kurarak ve demokrasi ile hukuk devletini savunarak hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

HOLLANDA DİYANET VAKFI EĞİTİM KONUSUNDA HÜKÜMETİ ELEŞTİRDİ

Afbeelding met tekst, Lettertype, symbool, logo Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda Diyanet Vakfı, Yasa Tasarısının Temel Haklar İçin Tehdit Olduğu Konusunda Uyarıyor

Hollanda İslam Vakfı, 149 camiyi temsil eden bir kuruluş olarak, Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığı’nın (OCW) 4 ila 17 yaş arasındaki çocuklara verilen gayri resmi eğitime müdahale etmeyi amaçlayan yasa tasarısına karşı bir açıklama yaptı.

ISN, yaptığı açıklamasında, “Kendi OCW memurlarının uyarılarına, Eğitim Müfettişliği ve devlet avukatının eleştirel görüşüne ve camiler, kiliseler ve spor kulüpleri gibi çeşitli organizasyonların geniş itirazlarına rağmen, hükümet, gayri resmi eğitimi denetim altına almak ve tamamen yasaklayabilmek için planlarını kararlılıkla sürdürüyor” diyerek bu tasarının ileriye dönük olduğunu vurguladı.

Vakıf, gayri resmi okullarda “anti-demokratik eğitim” ile mücadele adı altında vatandaşların demokratik ve hukuki temel haklarının ihlal edildiği konusunda uyarıda bulunuyor. “Bu yasa tasarısı, din, eğitim ve dernek kurma özgürlüğü gibi temel haklar için bir tehdit oluşturuyor.”

Yasa tasarısı, “Vatandaşlığın, politik görüşlerin ve dini veya yaşam felsefi inançların” belirli kişisel verilerinin kaydedilmesini öngörmektedir. “Bu, vatandaşlarda güvensizlik ve korku duygularına yol açmaktadır. Bu yasa tasarısının temelini oluşturan belirsiz tanımlar ve çerçeveler, uygulanmasında keyfiliğe olanak tanımaktadır. Bu durum, gayri resmi eğitimdeki ebeveynler, öğretmenler ve gönüllüler arasında endişe ve belirsizlik yaratmaktadır.”

Vakıf, “Yasanın gerekliliğinin damgalayıcı bir şekilde çerçevelenmesi ve yetersiz temellendirilmesi, temel hakları zayıflatan düşüncesiz bir politikaya işaret ediyor. Sorunların, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerine müdahale ederek ele alınması kabul edilemez” diyor.

Vakıf, camilerdeki eğitimin çocukların olumlu kimlik gelişimine katkıda bulunduğunu vurguluyor. “Dini eğitim, ahlaki çerçeveler, birliktelik ve toplumsal katılım sağlama konusunda kritik bir rol oynamaktadır. OCW’nin önerisi, bu değerli pratiği ciddi şekilde engelleme tehlikesi taşıyor.”

Bu nedenle Vakıf, hükümeti ilgili tarafların endişelerini ciddiye almaya ve yasa tasarısının gerekliliğini yeniden gözden geçirmeye çağırıyor. Vakıf’a göre, demokratik değerleri ve vatandaşların temel haklarını hem saygı duyacak bir politika oluşturmak için gayri resmi eğitim sağlayıcıları ile işbirliği yapmak önemlidir.

BU AKŞAM ÖNEMLİ BİR TOPLANTI VAR

Hollanda hükümetinin uygulamak istediği çirkin politikayı kınamak için, bu akşam bir toplantı yapılacak.
Birlikte Düşünme ve Tartışma Platformu’nun bu etkinliği “Politik Kafe”de düzenleniyor.
Bu konudaki bilgi şöyle:

Tarih: 26 Kasım 2024
Saat: 19.30 – 22.00
Yer: 1e weteringsplantsoen 2 c, 1017 SJ Amsterdam
Konuşmacılar:
Saida Derrazi: Etkinlik başkanı ve moderatörü, aynı zamanda Comité 21 Mart’ın başkanı.
Robert Soeterik: Antropolog ve Orta Doğu uzmanı. “Filistin’in Tahribatı” gibi kitapların yazarı. Amsterdam’daki olaylarla ilgili karakteristik bir analiz sunacak.
Chris Kaspar de Ploeg: Araştırmacı gazeteci ve “Ukraine in the Cross¬re” kitabının yazarı. Amsterdam’daki olayları yakından takip etmiş ve analiz etmiş bir siyasetçi.
Abdou Menebhi: EMCEMO’nun (Euro-Mediterraan Centrum Migratie & Ontwikkeling) başkanı ve eski KMAN (Komité Marokkaanse Arbeiders in Nederland) başkanı. Göçmen kökenli vatandaşların eşit haklar mücadelesinde uzun süredir aktif.
Mustafa Ayrancı: Hollanda Türk İşçi Birliği (HTIB) başkanı. 1970’lerden beri göçmen kökenli işçilerin ve ailelerinin hakları için mücadele eden bir siyasi aktivist.

Etkinlik, Hollanda’da aşırı ulusalcı sağın yükselişi karşısında barışçıl siyasi aktivizmin nasıl sürdürülebileceği ve toplumsal uyumun nasıl sağlanabileceği konularında önemli bir platform sunmayı amaçlıyor.

*******************************************************************************************************************

REACTİES OP HET İMMİGRATİEBELEİD VAN DE NEDERLANDSE REGERİNG DİE OP HET PUNT STAAT TE VERTREKKEN…

De verklaringen van de Vereniging van Turkse Zakenlieden in Nederland, de Adviesraad voor Turken en de Diyanet Stichting hebben weerklank gevonden in het hele land, vooral in Den Haag.

Afbeelding met windmolen, buitenshuis, hemel, gras Automatisch gegenereerde beschrijving
İlhan KARAÇAY schrijft:

De recente geweldsincidenten in Amsterdam wijzen op een periode van hoogopgelopen etnische en religieuze spanningen en verdeeldheid in Nederland. Deze gebeurtenissen worden beschouwd als een van de laagste punten in de geschiedenis van de Nederlandse democratie. Het wantrouwen tussen de verschillende gemeenschappen in het land neemt toe. Vooral Nederlandse burgers met een islamitische identiteit, personen van migrantenafkomst, asielzoekers en mensen met een niet-traditionele genderidentiteit worden steeds meer onder druk gezet.

De reacties op de incidenten in Amsterdam waren vaak demoniserend ten opzichte van burgers met een migratieachtergrond (moslims, Arabieren, Marokkanen, asielzoekers). Deze reacties brachten de langdurige vooroordelen over Arabieren, Marokkanen en moslims weer aan het licht. Vooral na de gewelddadige optochten van Israëlische hooligans in de straten van Amsterdam, werd duidelijk dat de regering onvoldoende heeft gedaan om dit soort racistische gedrag te veroordelen.

De houding van de regering wordt beschuldigd van het zaaien van haat en vijandschap in de samenleving. Deze aanpak polariseert de samenleving meedogenloos. Dit vormt een ernstige bedreiging voor de sociale cohesie en vraagt om diepgaande reflectie en discussie om een gemeenschappelijke toekomstvisie te vinden.

Het standpunt van de Nederlandse coalitieregering ten aanzien van de klachten van buitenlanders wordt meestal bepaald door de politieke en sociale dynamiek van het land. Onder de belangrijkste klachten van buitenlanders vallen discriminatie, integratieproblemen, werk- en verblijfsvergunningen, burgerrechten en veiligheid.

De regering neemt een complexe houding aan ten aanzien van de bestrijding van discriminatie en het integratiebeleid. Enerzijds worden er verschillende wetten en beleidsmaatregelen ingevoerd om discriminatie tegen te gaan, anderzijds is er kritiek op het gebrek aan adequate ondersteuning tijdens het integratieproces. Hoewel de strijd tegen discriminatie en racisme een belangrijk onderdeel van het regeringsprogramma is, blijven er tekortkomingen in de uitvoering en problemen met sociale cohesie bestaan.

Klachten over werk- en verblijfsvergunningen zijn een belangrijk onderwerp, vooral voor arbeidsmigranten en vluchtelingen. De regering hanteert strikte regels bij de toekenning en verlenging van deze vergunningen om illegale immigratie en misbruik te voorkomen. Echter, de lange en bureaucratische procedures bemoeilijken de integratie van migranten en beperken soms hun economische bijdrage.

Ook het standpunt van de regering over burgerrechten wordt bekritiseerd. De moeilijkheden en lange wachttijden in het naturalisatieproces zijn belangrijke klachten in dit gebied. Daarnaast worden er strikte beleidsmaatregelen gehanteerd met betrekking tot dubbele nationaliteit, wat problemen oplevert voor sommige migrantengemeenschappen.

Veiligheid en ordehandhaving zijn andere belangrijke kwesties waarmee buitenlanders worden geconfronteerd. Migrantengemeenschappen klagen soms over discriminerende praktijken van de politie en veiligheidsdiensten. De regering moet bij het handhaven van veiligheidsbeleid ook stappen ondernemen om sociale cohesie en vertrouwen op te bouwen. Hoe de regering in de toekomst vorm zal geven aan deze kwesties, hangt grotendeels af van sociale en politieke ontwikkelingen.

De conflicten en aftredingen binnen de huidige regering kunnen deze beleidsmaatregelen nog ingewikkelder maken. De invloed en kritiek van figuren zoals Pieter Omtzigt kunnen de regering ertoe aanzetten haar beleid ten aanzien van migranten te herzien en inclusievere stappen te ondernemen.

De Nederlandse coalitieregering staat voor specifieke uitdagingen bij haar houding ten opzichte van de klachten van buitenlanders. Kritiek op gebieden zoals discriminatie, integratie, werk- en verblijfsvergunningen, burgerrechten en veiligheid wijzen op de noodzaak voor effectievere en inclusievere beleidsmaatregelen. Gezien het huidige politieke klimaat en de ontwikkelingen binnen de regering, is het belangrijk om de toekomst van het beleid ten aanzien van buitenlanders nauwlettend te volgen. Gezien de huidige politieke en sociale spanningen in Nederland, is het mogelijk dat de levensduur van de coalitieregering kort zal zijn.

De toenemende polarisatie en discriminatie tegen verschillende etnische en religieuze groepen bedreigen de stabiliteit van de regering en bereiden de weg voor een politieke crisis. In dit verband is het cruciaal hoe succesvol de regering deze kwesties zal aanpakken voor de toekomst van de Nederlandse democratie. Hoe politieke leiders reageren op deze uitdagingen en welke beleidsmaatregelen zij ontwikkelen om de samenleving te verenigen, zullen bepalend zijn voor de levensduur van de regering.

Daarom is het belangrijk om de politieke ontwikkelingen in Nederland nauwgezet te volgen. De recente negatieve ontwikkelingen binnen de coalitieregering in Nederland vormen een ernstige bedreiging voor de stabiliteit van de regering. Het aftreden van twee staatssecretarissen en enkele parlementsleden heeft de zwakke punten van de coalitie blootgelegd en de conflicten binnen de regering duidelijker gemaakt. Dit roept twijfels op over het vermogen van de regering om effectief te besturen.

Vooral de houding van Pieter Omtzigt valt op in deze crisisperiode. Omtzigt, bekend om zijn eerlijke en open benadering, heeft zich onderscheiden door zijn kritiek op het regeringsbeleid en zijn oproepen tot hervormingen. Zijn kritiek op de coalitieregering en zijn populariteit in de publieke opinie versterken de spanningen binnen de regering.

Omtzigt’s houding weerspiegelt niet alleen de onrust binnen de coalitie, maar ook een brede roep om politieke verandering. Deze negatieve ontwikkelingen versterken de verwachtingen dat de coalitie niet lang stand zal houden. Het onvermogen van de regering om om te gaan met de toenemende polarisatie en sociale spanningen kan een voorbode zijn van grotere politieke crises in de toekomst. De coalitieregering moet belangrijke stappen ondernemen om stabiliteit te waarborgen. Echter, gezien de huidige situatie is het ook mogelijk dat de regering kortstondig zal zijn en vervroegde verkiezingen op de agenda zullen komen.

Kortom, de huidige politieke ontwikkelingen in Nederland vergroten de onzekerheden over de toekomst van de coalitieregering en versterken de verwachtingen dat de levensduur van de regering kort zal zijn onder invloed van figuren zoals Pieter Omtzigt. Daarom is het belangrijk om de politieke ontwikkelingen in Nederland nauwlettend te volgen.

REACTIES VAN TURKSE BURGERLIJKE ORGANISATIES OP HET BELEID VAN DE REGERING

Terwijl de discussie over het vreemdelingenbeleid van de Nederlandse regering voortduurt, spreken vele organisaties zich uit tegen de huidige situatie. De toenemende maatschappelijke spanningen en politieke uitspraken over integratie hebben geleid tot protesten van diverse organisaties. Onder deze organisaties bevinden zich de Turks-Nederlandse Ondernemers Vereniging HOTIAD en de Adviesraad voor Turkse Nederlanders (IOT).

HOTIAD BENADRUKT HET BELANG VAN EEN EVENWICHTIGE INTEGRATIEDISCUSSIE IN HET PARLEMENT

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, muur, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

De ondernemersorganisatie HOTIAD wijst op het belang van een evenwichtige benadering bij het aan de orde stellen van onderwerpen die zowel ondernemers als de samenleving aangaan, in gesprekken met parlementsleden en sectorverenigingen. Tijdens de recente besprekingen werd het integratiedebat, geïnitieerd door premier Schoof, uitvoerig besproken. HOTIAD waarschuwde voor de gevolgen van simplistische uitspraken en benadrukte het belang van een evenwichtige discussie over zowel de uitdagingen als de successen van integratie.

Vicevoorzitter Veysel Hut van HOTIAD zegt: “Het stigmatiseren van hele bevolkingsgroepen draagt niet bij aan oplossingen. Wij zien dagelijks jonge mensen met een migratieachtergrond die succesvol zijn in onderwijs, wetenschap, sport en het bedrijfsleven. Deze jongeren hebben een groot potentieel, maar worden soms ontmoedigd door structurele barrières zoals discriminatie bij stages en werkgelegenheid. Dit versterkt gevoelens van uitsluiting en belemmert hun volledige deelname aan de samenleving.”

HOTIAD onderstreept dat een toegankelijke samenleving niet alleen sociaal rechtvaardig is, maar ook economisch noodzakelijk. Veysel Hut benadrukt dat een samenleving die gelijke kansen biedt, innovatie en economische groei stimuleert. Hij pleit voor integratiebeleid dat obstakels wegneemt en talenten benut. De recente spanningen in Amsterdam en de polariserende taal in politieke discussies tonen volgens Hut duidelijk de behoefte aan een verbindende aanpak. Hij stelt dat het gebruik van termen zoals ‘integratieprobleem’ zonder context of nuance de maatschappelijke scheidslijnen verdiept.

Veysel Hut vervolgt: “Een samenleving die gelijke kansen biedt, bevordert innovatie en economische groei. Een integratiebeleid dat obstakels wegneemt en talenten benut, creëert een sterkere economische basis en versterkt de sociale cohesie.”

HOTIAD roept beleidsmakers, het bedrijfsleven, maatschappelijke organisaties en onderwijsinstellingen op om gezamenlijk structurele oplossingen te ontwikkelen. Dit omvat het vergroten van stage- en werkgelegenheidskansen, het bestrijden van discriminatie en het bieden van gelijke kansen. Hut wijst erop dat ondernemers in dit proces een sleutelrol kunnen spelen en dat het hebben van verschillende perspectieven binnen teams bijdraagt aan innovatie en groei.

De recente spanningen in Amsterdam en het gebruik van polariserende taal in politieke discussies tonen volgens Veysel Hut duidelijk de behoefte aan een verbindende aanpak. Hij zegt: “Het benoemen van problemen is noodzakelijk, maar het gebruik van termen zoals ‘integratieprobleem’ zonder context of nuance verdiept de maatschappelijke scheidslijnen. Dit heeft niet alleen gevolgen voor de betrokken gemeenschappen, maar ook voor het ondernemersklimaat.”

HOTIAD roept beleidsmakers, het bedrijfsleven, maatschappelijke organisaties en onderwijsinstellingen op om gezamenlijk structurele oplossingen te ontwikkelen. Dit omvat het vergroten van stage- en werkgelegenheidskansen, het bestrijden van discriminatie en het bieden van gelijke kansen. Ondernemers kunnen in dit proces een sleutelrol spelen. Veysel Hut stelt: “Ondernemers kunnen het verschil maken door open werkplekken te creëren en talentvolle jongeren met een migratieachtergrond kansen te bieden. Dit gaat niet alleen over sociaal beleid, maar ook over commercieel succes: diversiteit binnen teams draagt bij aan innovatie en groei.”

KRITIEK VANUIT DE ADVIESRAAD VOOR TURKEN (IOT)

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, stropdas Automatisch gegenereerde beschrijving

Voorzitter Zeki Baran van de Adviesraad voor Turkse Nederlanders (IOT) bekritiseerde na de recente gebeurtenissen in Amsterdam de uitspraken van sommige politici over integratie scherp. Baran stelde dat de polariserende en discriminerende retoriek van sommige politici van de Nederlandse regering de sociale cohesie ondermijnt.

De uitspraken van CDA-leider Bontenbal over een integratiecrisis en Staatssecretaris Nobel die beweerde dat moslimjongeren niet voldoen aan de Nederlandse normen, stuitten op hevige kritiek van Baran.

IOT benadrukt dat antisemitisme nooit gerechtvaardigd kan worden en merkte op dat Joodse burgers grote angst ervoeren na de incidenten in Amsterdam. Baran stelde dat antisemitisme personen zoals Netanyahu en Wilders in de kaart speelt en dat dergelijke uitspraken de maatschappelijke vrede bedreigen. Hij voegde eraan toe dat het onrechtvaardig is om het slechte gedrag van enkele jongeren toe te schrijven aan alle migranten met een islamitische achtergrond, en pleitte voor een constructievere en verbindende benadering van integratie.

Baran benadrukte dat er samen met alle democratische krachten gestreden moet worden voor gelijke rechten en gelijke behandeling. Hij stelde dat Nederland ook het land van migranten is en dat iedereen de verantwoordelijkheid heeft om de sociale cohesie te bevorderen. Baran riep op om provocaties te weerstaan, verbindingen tussen gemeenschappen te smeden en de democratie en rechtsstaat te verdedigen.

DE NEDERLANDSE DIYANET STICHTING KRITISEERT DE REGERING OVER ONDERWIJS
Afbeelding met tekst, Lettertype, symbool, logo Automatisch gegenereerde beschrijving

De Nederlandse Diyanet Stichting Waarschuwt Dat Het Wetsvoorstel Een Bedreiging Vormt Voor Fundamentele Rechten

De Islamitische Stichting Nederland (ISN), die 149 moskeeën vertegenwoordigt, heeft een verklaring afgelegd tegen het wetsvoorstel van het Ministerie van Onderwijs, Cultuur en Wetenschap (OCW) dat beoogt in te grijpen in informeel onderwijs voor kinderen van 4 tot 17 jaar.

In hun verklaring zegt de ISN: “Ondanks de waarschuwingen van hun eigen OCW-ambtenaren, de kritische visie van de Onderwijsinspectie en de landsadvocaat, en de brede bezwaren van organisaties zoals moskeeën, kerken en sportclubs, blijft de regering vastbesloten om informeel onderwijs onder controle te krijgen en zelfs volledig te verbieden.”

De Stichting waarschuwt dat onder het mom van de strijd tegen “anti-democratisch onderwijs” de democratische en juridische basisrechten van burgers worden geschonden. “Dit wetsvoorstel vormt een bedreiging voor fundamentele rechten zoals vrijheid van godsdienst, onderwijs en vereniging.”

Het wetsvoorstel voorziet in de registratie van bepaalde persoonlijke gegevens, zoals “burgerschap, politieke opvattingen en religieuze of levensbeschouwelijke overtuigingen”. “Dit leidt tot gevoelens van wantrouwen en angst bij burgers. De vage definities en kaders die ten grondslag liggen aan dit wetsvoorstel laten ruimte voor willekeur in de uitvoering ervan. Dit creëert zorgen en onzekerheid onder ouders, leraren en vrijwilligers in het informele onderwijs.”

De Stichting stelt: “De noodzaak van de wet wordt op een stigmatiserende manier gepresenteerd en onvoldoende onderbouwd, wat wijst op een onbezonnen beleid dat fundamentele rechten verzwakt. Het is onaanvaardbaar om problemen aan te pakken door in te grijpen in de grondrechten en vrijheden van burgers.”

De Stichting benadrukt dat onderwijs in moskeeën bijdraagt aan de positieve identiteitsontwikkeling van kinderen. “Religieus onderwijs speelt een cruciale rol in het bieden van morele kaders, saamhorigheid en maatschappelijke betrokkenheid. Het voorstel van het OCW bedreigt deze waardevolle praktijk ernstig.”

Daarom roept de Stichting de regering op om de zorgen van de betrokken partijen serieus te nemen en de noodzaak van het wetsvoorstel opnieuw te beoordelen. Volgens de Stichting is het belangrijk om samen te werken met aanbieders van informeel onderwijs om een beleid te ontwikkelen dat zowel de democratische waarden als de fundamentele rechten van burgers respecteert.

BELANGRIJKE BIJEENKOMST VANAVOND

Vanavond wordt er een bijeenkomst gehouden om het verwerpelijke beleid dat de Nederlandse regering wil invoeren te veroordelen.

Het evenement, georganiseerd door het Platform voor Denktanks en Debat, wordt gehouden in het “Politiek Café”.

Details van het evenement zijn als volgt:

  • Datum: 26 november 2024

  • Tijd: 19.30 – 22.00

  • Locatie: 1e Weteringsplantsoen 2c, 1017 SJ Amsterdam

Sprekers:

  • Saida Derrazi: Voorzitter en moderator van het evenement, tevens voorzitter van Comité 21 Maart.

  • Robert Soeterik: Antropoloog en Midden-Oosten deskundige, auteur van boeken zoals “De Vernietiging van Palestina”. Hij zal een karakteristieke analyse geven over de gebeurtenissen in Amsterdam.

  • Chris Kaspar de Ploeg: Onderzoeksjournalist en auteur van “Ukraine in the Crossfire”. Hij heeft de gebeurtenissen in Amsterdam van nabij gevolgd en geanalyseerd.

  • Abdou Menebhi: Voorzitter van EMCEMO (Euro-Mediterraan Centrum Migratie & Ontwikkeling) en voormalig voorzitter van KMAN (Komité Marokkaanse Arbeiders in Nederland). Al lange tijd actief in de strijd voor gelijke rechten van migranten.

  • Mustafa Ayrancı: Voorzitter van de Nederlandse Turkse Arbeidersvereniging (HTIB). Sinds de jaren 70 een politieke activist die strijdt voor de rechten van migrantenarbeiders en hun families.

Het evenement biedt een belangrijk platform om te bespreken hoe vreedzaam politiek activisme kan worden voortgezet en hoe maatschappelijke samenhang kan worden bereikt in het licht van de opkomst van extreem-nationalistisch rechts in Nederland.