HOLLANDA’DA KOALİSYON ARAYIŞI VE ROB JETTEN’İN TARİHÎ ŞANSI. LALELER ÜLKESİNİN BÜYÜK UMUDU OLAN EŞCİNSEL ROB JETTEN VE PARTİSİ D66’NIN YENİ YÜZÜ.

HOLLANDA’DA KOALİSYON ARAYIŞI VE ROB JETTEN’İN TARİHÎ ŞANSI. LALELER ÜLKESİNİN BÜYÜK UMUDU OLAN EŞCİNSEL ROB JETTEN VE PARTİSİ D66’NIN YENİ YÜZÜ.

HOLLANDA’DA KOALİSYON ARAYIŞI VE ROB JETTEN’İN TARİHÎ ŞANSI. LALELER ÜLKESİNİN BÜYÜK UMUDU OLAN EŞCİNSEL ROB JETTEN VE PARTİSİ D66’NIN YENİ YÜZÜ.

Şimdi en çok konuşulan soru şu: Rob Jetten, ülkeyi “ortanın soluna” mı, yoksa “ortanın sağına” mı yaslanarak yönetecek?

(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie staat onderaan)

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda’da siyaset, her zamanki gibi yine sakin ama bir o kadar da heyecanlı bir döneme girdi.
Bu ülkenin demokrasi geleneği, seçim sonrası yaşanan sabırlı ve titiz süreçlerle tanınır. Hükümeti kurma görevi, sandıktan birinci çıkan parti liderine hemen verilmez. Önce bir “verkenner”, “informateur” ve “formateur” görevlendirilir.
Bu kişiler, genellikle devletin tecrübeli isimleridir; farklı partiler arasında uzlaşının yollarını arar, ülkenin geleceğini belirleyecek koalisyonun temelini atarlar. Hollanda demokrasisinin gücü de işte bu sabırlı, ince işlenmiş süreçlerde gizlidir.

29 Ekim seçimlerinde ipi göğüsleyen Democraten 66 (D66) Partisi ve genç lideri Rob Jetten, şimdi bu tarihî geleneğin tam merkezinde yer alıyor. Informateur Wouter Koolmees, kendisine tanınan süreyi doldurdu ve topladığı tüm bilgileri bugün Jetten’e sunacak. Artık gözler, Hollanda’nın siyasi geleceğini şekillendirecek bu genç lidere çevrilmiş durumda

Şimdi en çok konuşulan soru şu: Rob Jetten, ülkeyi “ortanın soluna” mı, yoksa “ortanın sağına” mı yaslanarak yönetecek?
Bu tercih, yalnızca kurulacak hükümetin rengini değil, Hollanda siyasetinin geleceğini de belirleyecek. Zira Jetten, artık sadece bir parti lideri değil; yeni kuşağın enerjisini, özgürlükçü anlayışı ve ilerici liberalizmi temsil eden bir figür olarak görülüyor. O, alışılmış kalıpları yıkan, siyasete gençlik ve samimiyet katan bir simge haline geldi.

Ve şimdi, Hollanda’nın koalisyon masasında, bir ülkenin geleceğiyle birlikte yeni bir siyasi felsefe de şekilleniyor: bireysel özgürlükleri önceleyen, ama devletin sosyal sorumluluğunu da göz ardı etmeyen bir anlayış.
İşte tam bu noktada, Hollanda’nın büyük umudu Rob Jetten ve partisi D66’nın yeni yüzünü daha yakından tanımak gerekiyor.

Şimdi gelelim, bu değişimin merkezindeki Rob Jetten ve D66’nın yeni kimliğine…

Hollanda siyaset sahnesinde Democraten 66 (D66) partisi, uzun yıllar “ortanın solu” olarak tanımlanabilecek, reformcu bir çizgide yer almıştı. Ancak günümüzde bu tanımlama giderek yetersiz kalıyor; lider Rob Jetten’in öncülüğünde parti artık kendini daha çok ilerici liberal merkez çerçevesinde konumlandırıyor.

KÖKEN VE İLK DÖNEM

D66, 1966’da Hans van Mierlo tarafından kurulan, Jan Terlouw tarafından sürdürülen ideoloji, özellikle genç kuşaklar arasında, parlementer sistemi canlandırmayı, demokratik kurumları güçlendirmeyi, bireysel özgürlükleri ve toplumsal sorumluluğu aynı anda savunmayı amaçlıyordu.

Yani ne klasik sağın’serbest piyasa ilkeleri’ne, ne de geleneksel solun devletçi anlayışına tam olarak denk düşen bir hareketti: ‘Ortanın solu’ ya da ‘Sosyal liberal’ olarak değerlendirilebilirdi.
Alexander Pechtold ve Fatma Koşer Kaya döneminde de yukrarıda belirlilen çizgiden ayrılınmadı.

JETTEN DÖNEMİ VE YENİ ÇİZGİ

D66 – Rob Jetten: De wederopstanding van Europa is aan ons

Rob Jetten döneminde D66, bir dizi gelişmeyle kendini tazeledi ve yeniden tanımladı:
Jetten’in açık eşcinsel kimliği, partinin LGBTQ+ hakları, kimlik özgürlüğü, çevresel duyarlılık gibi alanlarda daha cesur bir duruş sergilemesine yol açtı.
Bu yönelimler, D66’yı geleneksel sol partilerle tam olarak aynı çizgiye getirmedi; aksine, “kültürel özgürlükler” alanında sol, “ekonomi ve devlet yapısı” alanında ise daha liberal bir konumu benimsedi.

D66, GroenLinks (Yeşil Sol) ya da Socialistische Partij (SP) gibi partilerle zaman zaman ideolojik uyumsuzluk yaşarken, aynı zamanda Partij van de Arbeid (PvdA) eski liderlerinden Frans Timmermans ile de belirli açılardan mesafeli bir ilişki sürdürdü.

NEDEN “SOLCU” DEĞİL?

Elbette Jetten’in D66’sı, bazı “sol” etiketleri taşıyor: eşitlik, özgürlük, toplumsal çeşitlilik gibi. Fakat ekonomik ve devlet yapısı konularında partinin tercihleri, klasik sol partilerden ayrılıyor:

Devletin ekonomik müdahalesi ya da sendikal gücün güçlendirilmesi gibi güçlü “sosyalist” söylemler yerine, daha çok rekabetçi piyasa, yenilikçilik, uluslararası entegrasyon gibi liberal çizgiler ön planda.

Bu yüzden D66 için “liberal sol” tanımı bazı açılardan yönlendirici olsa da, tam olarak solcu bir parti olduğunu söylemek yanıltıcı olabilir. D66, “merkez liberal” ya da “ilerici liberal” olarak adlandırılmayı tercih edebilir.

KİMLİK, STRATEJİ VE SİYASET

Afbeelding met person, persoon, kleding, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Jetten’in eşcinsel kimliği sadece sembolik bir detay değil; D66 için bir stratejik kapsayıcı unsur. Partinin kimlik siyaseti alanındaki aktif bakışı ve kültürel özgürlükler, eşit evlilik, çeşitlilik politikaları, D66’yı sosyal olarak ilerici bir pozisyona taşıyor.

Ancak, ekonomik ve politik alanda bu ilerici kimlikle birlikte, ılımlı-liberal bir pragmatizm de devreye giriyor. Bu yüzden D66, tamamen sol blokta yer almak yerine; ‘sağ-merkez’ ya da ‘merkez sol’ koalisyonlarında yer almayı göze alıyor.

D66, artık “ortanın solu” etiketinin ötesinde bir siyasi yapı. Parti, kültürel ve kimlik özgürlükleri açısından oldukça ilerici bir duruş sergiliyor; ancak ekonomi, devlet yapısı ve koalisyon stratejileri açısından ‘merkez-liberal’ çizgide kalıyor. Rob Jetten bu dönüşümün katalizörü ve sembolü durumunda.

Rob Jetten, Hollanda siyasetinde yeni kuşağın simgesi olarak görülüyor.
Jetten, klasik partilerde rastlanmayan bir açıklıkla hem kimliğini hem fikirlerini ortaya koyuyor. Onun kişisel duruşu, sadece D66’nın değil, genel olarak Hollanda siyasetinin dönüşümünü de temsil ediyor. Artık ideolojik kalıpların yerini kimlik, özgürlük ve pragmatizm ekseninde şekillenen bir siyaset anlayışı almış durumda.

D66 da bu dönüşümün en belirgin laboratuvarı. “Ortadan sola” uzanan bir geçmişin ardından, bugün “merkezin ilerici liberali” olarak yoluna devam ediyor. Ve bu yol, Rob Jetten gibi genç, özgüvenli, kimliğini saklamayan liderlerle daha da dikkat çekici hale geliyor.

Rob Jetten, Hollanda siyasetinde sadece genç bir lider olarak değil, yeni bir dönemin ruhunu temsil eden figür olarak öne çıkıyor. Onun hikâyesi, sıradan bir parti liderinin hikâyesi değil. Genç yaşta siyasete adım atan, kimliğini gizlemeden, aksine kimliğinden güç alarak yoluna devam eden bir isimden söz ediyoruz. Eşcinsel kimliğini saklamayan, bununla övünmeyen ama bunu bir doğallık göstergesi olarak sunan bir lider. Hollanda gibi özgürlükçü bir toplumda bile, siyasette hâlâ cesaret isteyen bir tavır bu.

Jetten, işte bu duruşuyla sadece D66’yı değil, ülkenin siyaset anlayışını da değiştirdi. Onun liderliğinde D66, klasik anlamdaki “ortanın solu” kimliğinden sıyrılarak, daha renkli, daha bireysel ve daha özgürlükçü bir ilerici liberal merkez haline geldi. Artık parti, ekonomik istikrarı savunan ama sosyal özgürlüklerden de asla taviz vermeyen bir konumda. Bu denge, bazılarına göre kararsız bir politika gibi görünse de, aslında Hollanda demokrasisinin tam kalbini yansıtıyor.

Rob Jetten’in partisiyle kurduğu bağ, ideolojik değil, felsefî bir bağ.
O, D66’yı “politik bir platformdan” çok, “özgür düşüncenin modern bir evi” haline getirdi. Bu evde kadın-erkek eşitliği, çevre bilinci, çeşitliliğe saygı ve kimlik özgürlüğü birlikte yaşanıyor. Geleneksel solun devletçi yönüyle değil, birey merkezli bir adalet anlayışıyla hareket ediliyor.

D66, artık sadece bir parti değil; Hollanda’nın çağdaş yüzü. Rob Jetten de bu yüzün enerjik, dürüst ve kendisiyle barışık temsilcisi. Onun liderliğinde D66, geçmişin “ortanın solu” tanımını geride bırakıp, geleceğin “özgürlükçü merkezi”ne doğru yürüyor. Ve bu yürüyüş, belki de Avrupa siyasetinde yeni bir tarzın kimliğinden güç alan, ideolojiden değil insandan beslenen bir siyasetin habercisi.

                                              *****************

DE COALITIEZOEKTOCHT IN NEDERLAND EN DE HISTORISCHE KANS VAN ROB JETTEN.

DE GROTE HOOP VAN HET LAND VAN DE TULPEN: DE OPENLIJKE HOMO ROB JETTEN EN HET NIEUWE GEZICHT VAN ZIJN PARTIJ D66.

De meest besproken vraag van dit moment is: Zal Rob Jetten het land leiden naar het “centrum-links” of naar het “centrum-rechts”?


Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Door İlhan KARAÇAY

De Nederlandse politiek is, zoals altijd, opnieuw een periode binnengegaan die tegelijk kalm en spannend is.
De democratische traditie van dit land staat bekend om haar geduldige en nauwgezette processen na de verkiezingen.
De taak om een regering te vormen wordt niet onmiddellijk toevertrouwd aan de leider van de winnende partij.
Eerst worden er een “verkenner”, een “informateur” en tenslotte een “formateur” aangesteld.
Deze personen zijn meestal ervaren staatslieden die zoeken naar de wegen van consensus tussen verschillende partijen en zo de basis leggen voor de toekomstige coalitie.
De kracht van de Nederlandse democratie ligt precies in deze zorgvuldige, geduldige aanpak.

Bij de verkiezingen van 29 oktober kwam de Democraten 66 (D66) partij, onder leiding van de jonge Rob Jetten, als winnaar uit de bus.
Informateur Wouter Koolmees heeft zijn termijn voltooid en zal vandaag al zijn bevindingen aan Jetten overhandigen.
Vanaf nu zijn alle ogen gericht op deze jonge leider, die de politieke toekomst van Nederland zal vormgeven.

De meest gestelde vraag is nu: zal Rob Jetten kiezen voor een coalitie aan de centrum-linkerkant, of juist aan de centrum-rechterkant?
Deze keuze zal niet alleen de kleur van de nieuwe regering bepalen, maar ook de richting van de Nederlandse politiek.
Jetten wordt inmiddels niet alleen gezien als partijleider, maar ook als het symbool van een nieuwe generatie: energiek, open en vertegenwoordiger van het progressieve liberalisme.
Hij is een leider die de traditionele politieke patronen doorbreekt en frisheid en oprechtheid brengt in de politiek.

Aan de coalitietafel van Nederland wordt nu niet alleen de toekomst van het land besproken, maar ook een nieuwe politieke filosofie gevormd:
een benadering die individuele vrijheden centraal stelt, maar de sociale verantwoordelijkheid van de staat niet vergeet.
Precies op dit punt is het belangrijk om de grote hoop van Nederland, Rob Jetten, en het nieuwe gezicht van zijn partij D66 van dichtbij te bekijken.

Laten we nu kijken naar de kern van deze verandering: Rob Jetten en de nieuwe identiteit van D66.

DEMOCRATEN 66 (D66) EN HUN NIEUWE KOERS

De partij Democraten 66 (D66) heeft jarenlang een hervormingsgezinde koers gevolgd die als “centrum-links” kon worden omschreven.
Maar tegenwoordig is die beschrijving niet meer toereikend. Onder leiding van Rob Jetten positioneert de partij zich steeds meer binnen het progressief-liberale centrum.

OORSPRONG EN EERSTE PERIODE

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, pak Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Toen D66 in 1966 werd opgericht door Hans van Mierlo en daarna Jan Terlouw, hadden de partij als doel het parlementaire systeem te vernieuwen, de democratische instellingen te versterken, individuele vrijheden te bevorderen en maatschappelijke verantwoordelijkheid te stimuleren – vooral onder jongere generaties.
Het was geen beweging die volledig aansloot bij de klassieke rechtse principes van de vrije markt, noch bij het traditionele linkse staatsdenken.
Het kon het best worden omschreven als “centrum-links” of “sociaal-liberaal”.
Ook tijdens de periode van Alexander Pechtold en Fatma Koşer Kaya bleef de partij trouw aan deze lijn.

HET TIJDPERK VAN JETTEN EN DE NIEUWE KOERS

D66 – Rob Jetten: De wederopstanding van Europa is aan ons

Onder Rob Jetten heeft D66 zichzelf vernieuwd en opnieuw gedefinieerd.
Zijn openlijke homoseksuele identiteit zorgde ervoor dat de partij moediger stelling nam in kwesties als LHBTQ+-rechten, identiteit en milieubewustzijn.

Deze koers bracht D66 niet volledig op één lijn met de traditionele linkse partijen.
Integendeel, D66 positioneerde zich als links in culturele vrijheden, maar liberaler in economische en bestuurlijke kwesties.

D66 heeft soms ideologische verschillen gehad met partijen als GroenLinks en de Socialistische Partij (SP), en ook met de voormalige PvdA-leider Frans Timmermans bleef de relatie op bepaalde punten afstandelijk.

WAAROM NIET “LINKS”?

Jettens D66 draagt zeker enkele linkse kenmerken, zoals gelijkheid, vrijheid en diversiteit.
Maar op economisch en bestuurlijk vlak wijkt de partij duidelijk af van de klassieke linkse partijen.
In plaats van sterke socialistische retoriek, zoals staatsinterventie of versterking van de vakbonden, benadrukt D66 eerder concurrentiekracht, innovatie en internationale samenwerking.
Daarom kan D66 beter worden omschreven als “centristisch liberaal” of “progressief liberaal” dan als een uitgesproken linkse partij.

IDENTITEIT, STRATEGIE EN POLITIEK

Afbeelding met person, persoon, kleding, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Jettens homoseksuele identiteit is niet slechts een symbool, maar ook een strategisch bindmiddel voor de partij.
D66’s actieve houding ten aanzien van identiteitspolitiek, huwelijksgelijkheid en diversiteitsbeleid plaatst de partij sociaal gezien in een progressieve positie.
Tegelijkertijd combineert D66 dit met een gematigd-liberale vorm van pragmatisme, waardoor de partij bereid is deel te nemen aan zowel centrum-linkse als centrum-rechtse coalities.

D66 is inmiddels uitgegroeid tot een politieke beweging die verder gaat dan het etiket “centrum-links”.
De partij staat sterk voor culturele en individuele vrijheden, maar blijft economisch en bestuurlijk in het centrum-liberale kamp.
Rob Jetten is de katalysator en het symbool van deze transformatie.

Rob Jetten wordt beschouwd als het gezicht van een nieuwe generatie in de Nederlandse politiek.
Hij onderscheidt zich door zijn openheid over zowel zijn identiteit als zijn ideeën.
Zijn persoonlijke houding weerspiegelt niet alleen de evolutie van D66, maar ook die van de Nederlandse politiek in het algemeen.
Ideologische hokjes maken plaats voor politiek gebaseerd op identiteit, vrijheid en pragmatisme.

D66 is het laboratorium van deze transformatie geworden.
Na een verleden dat zich uitstrekte van “centrum-links”, beweegt de partij zich vandaag naar het “progressieve liberale centrum”.
Onder leiding van jonge, zelfverzekerde en open leiders als Rob Jetten wordt deze koers nog opvallender.

Rob Jetten is niet zomaar een jonge politicus, maar een symbool van een nieuw tijdperk.
Hij is iemand die al op jonge leeftijd de politiek instapte, zijn identiteit niet verborg maar er juist kracht uit putte.
Hij is een leider die zijn homoseksuele identiteit niet verbergt, er niet mee pronkt, maar haar presenteert als iets vanzelfsprekends.
Zelfs in een vrijzinnige samenleving als Nederland blijft dat een moedige houding.

Met zijn leiderschap heeft Jetten niet alleen D66, maar ook het politieke klimaat van het land veranderd.
Onder zijn leiding heeft de partij zich bevrijd van het klassieke “centrum-linkse” profiel en is ze een kleurrijk, individueel en vrijzinnig progressief centrum geworden.
D66 streeft naar economische stabiliteit, zonder in te leveren op sociale vrijheden.
Voor sommigen lijkt dat een wankel evenwicht, maar in feite weerspiegelt het precies de kern van de Nederlandse democratie.

De band tussen Jetten en zijn partij is eerder filosofisch dan ideologisch.
Hij heeft van D66 niet slechts een politieke organisatie gemaakt, maar een “modern huis van vrij denken”.
In dat huis leven gendergelijkheid, milieubewustzijn, respect voor diversiteit en vrijheid van identiteit samen.
Niet het staatsgerichte linkse denken, maar een op het individu gebaseerde rechtvaardigheid vormt de leidraad.

D66 is tegenwoordig meer dan een partij; het is het moderne gezicht van Nederland.
Rob Jetten is de energieke, eerlijke en zelfbewuste vertegenwoordiger van dat gezicht.
Onder zijn leiding laat D66 het oude etiket “centrum-links” achter zich en beweegt het richting het “vrije centrum van de toekomst”.
Deze koers kondigt een nieuwe politieke stijl aan in Europa – een politiek die haar kracht haalt uit identiteit, niet uit ideologie, en die zich voedt met de mens in plaats van met het dogma.

HABER 1: THY HOLLANDA MÜDÜRÜ ‘BAŞARILI BİR KARİYER İÇİN’ GENÇLERLE BİR ARAYA GELDİ.   HABER 2: HOLLANDA TÜRK GAZETECİLER BİRLİĞİ ÜYELERİ KAHVALTIDA BULUŞTU.

HABER 1: THY HOLLANDA MÜDÜRÜ ‘BAŞARILI BİR KARİYER İÇİN’ GENÇLERLE BİR ARAYA GELDİ. HABER 2: HOLLANDA TÜRK GAZETECİLER BİRLİĞİ ÜYELERİ KAHVALTIDA BULUŞTU.

HABER 1: THY HOLLANDA MÜDÜRÜ ‘BAŞARILI BİR KARİYER İÇİN’ GENÇLERLE BİR ARAYA GELDİ.

HABER 2: HOLLANDA TÜRK GAZETECİLER BİRLİĞİ ÜYELERİ KAHVALTIDA BULUŞTU.

10 Kasım mesajları, sözleri ve şiirleri: Atatürk'ün 82. ölüm yıl dönümü anma resimli mesajları, yeni, kısa-uzun sözleri - Son Dakika Haberleri Milliyet

(Haberlerin Hollandacası en altta.
Nederlandse versies staat onderaan Turks))

Afbeelding met buitenshuis, hemel, water, gebouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda’da gençlerin kariyer gelişimini desteklemeyi amaçlayan ANKA Association, önemli bir etkinliğe imza attı. Dernek, “Kariyer Köprüsü” adını verdiği yeni programında, Türk Hava Yolları Hollanda Müdürü Kadir Karaman’ı konuk etti.

Kadir Karaman, gençlerle yaptığı samimi sohbette hem kendi meslek serüvenini anlattı hem de havacılık sektöründeki fırsatlara ışık tuttu.

KARİYERİNİZDE YÜKSELİŞE GEÇİN

Afbeelding met kleding, persoon, person, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Etkinlikte yaptığı sunumda, “Kariyerinizde yükselişe geçin” mesajını veren Karaman, gençlere şu tavsiyelerde bulundu:
“Başarılı bir kariyer, yalnızca eğitimle değil, farklı kültürleri anlamak, ekip ruhu içinde çalışmak ve sürekli öğrenmeye açık olmakla mümkündür. Her gencin içinde büyük bir potansiyel vardır; önemli olan onu fark edip doğru yönlendirmektir.”

Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği buluşmada, Türk Hava Yolları’nın global vizyonu, sürdürülebilirlik politikaları ve uluslararası insan kaynakları yapısı da ele alındı.

GENÇLERDEN YOĞUN İLGİ

Afbeelding met kleding, persoon, person, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Etkinliğe Hollanda’daki çeşitli üniversitelerden öğrenciler katıldı. Soru-cevap bölümünde gençler, Kadir Karaman’a kariyer planlaması, staj imkânları ve yurt dışı deneyimleri hakkında sorular yöneltti.

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

ANKA Association yetkilileri, bu tür etkinliklerle Avrupa’daki Türk gençlerine ilham vermeyi hedeflediklerini belirterek, “Amacımız, hem Türkiye’de hem Avrupa’da başarı kazanmış profesyonelleri gençlerle buluşturmak ve onlara mentorluk imkânı sunmak” açıklamasında bulundular.

Afbeelding met kleding, vrouw, overdekt, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

ANKA ASSOCIATION HAKKINDA

Hollanda merkezli ANKA Association, Avrupa’daki gençlerin akademik ve profesyonel gelişimlerini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren bir sivil oluşumdur. Dernek, düzenlediği seminerler, mentorluk programları ve kariyer buluşmalarıyla gençleri iş dünyasına hazırlamaktadır.

                                                *****************

ANKA ASSOCIATION ORGANISEERT BETEKENISVOLLE BIJEENKOMST:
THY-NEDERLAND MANAGER KADİR KARAMAN KOMT SAMEN MET JONGEREN VOOR EEN SUCCESVOLLE CARRIÈRE

Karaman: “Een succesvolle carrière is niet alleen mogelijk door onderwijs, maar ook door begrip voor verschillende culturen, teamwork en een open houding om voortdurend te leren. In elke jongere schuilt een groot potentieel; het belangrijkste is dit te herkennen en in de juiste richting te sturen.”

Afbeelding met buitenshuis, hemel, water, gebouw Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Door İlhan KARAÇAY

De ANKA Association, die zich inzet voor de loopbaanontwikkeling van jongeren in Nederland, heeft opnieuw een belangrijk evenement georganiseerd. In het kader van haar nieuwe programma “Carrièrebrug” was Kadir Karaman, directeur van Turkish Airlines Nederland, te gast.

Tijdens een openhartig gesprek met jongeren vertelde Karaman over zijn eigen loopbaan en gaf hij inzicht in de kansen binnen de luchtvaartsector.

ZET DE VOLGENDE STAP IN JE CARRIÈRE

Afbeelding met kleding, persoon, person, overdekt Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

In zijn presentatie, met de boodschap “Zet de volgende stap in je carrière”, gaf Karaman jongeren de volgende adviezen: “Een succesvolle carrière is niet alleen gebaseerd op onderwijs, maar ook op het begrijpen van verschillende culturen, het werken in teamverband en het openstaan voor voortdurend leren. Elke jongere heeft een groot potentieel; het belangrijkste is dit te ontdekken en goed te begeleiden.”

Tijdens de bijeenkomst, die veel belangstelling trok, werd ook gesproken over de wereldwijde visie van Turkish Airlines, haar duurzaamheidsbeleid en de internationale structuur van het personeelsbeleid.

GROTE BELANGSTELLING VAN JONGEREN

Afbeelding met kleding, persoon, person, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Aan het evenement namen studenten van verschillende universiteiten in Nederland deel. In het vraag-en-antwoordgedeelte stelden jongeren vragen aan Karaman over loopbaanplanning,
stage­mogelijkheden en internationale werkervaring.

Afbeelding met kleding, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Vertegenwoordigers van ANKA Association verklaarden dat zij met dit soort bijeenkomsten Europese Turkse jongeren willen inspireren:
“Ons doel is om succesvolle professionals uit zowel Turkije als Europa met jongeren samen te brengen en hen mentorschap te bieden.”

Afbeelding met kleding, vrouw, overdekt, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

OVER ANKA ASSOCIATION

De in Nederland gevestigde ANKA Association is een maatschappelijke organisatie die zich richt op de academische en professionele ontwikkeling van jongeren in Europa.
Door middel van seminars, mentorprogramma’s en carrièrebijeenkomsten bereidt de vereniging jongeren voor op het bedrijfsleven.

                                              ********************

                          Afbeelding met krant, tekst, Nieuws, Krantenpapier Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

HOLLANDA TÜRK GAZETECİLER BİRLİĞİ ÜYELERİ KAHVALTIDA BULUŞTU. ZOR DOĞAN BİR UMUDUN YENİ BULUŞMASI: “BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ”

ROTTERDAM,- Evet, tam elli yıl sürdü Hollanda’daki Türk gazetecilerin aynı çatı altında toplanabilmesi.
Gazetecilik, topluma yön veren, hakikatin izini süren bir meslek olduğu kadar; bazen sabır, bazen mücadele, bazen de inatla ayakta durabilme sanatıdır. Hollanda’daki Türk gazeteciler de bu inatla yazdılar, anlattılar, belgelediler… ama bir türlü aynı çatı altında birleşemediler.

Ta ki, dört cesur meslektaş “artık yeter” diyene kadar.
Özcan Özbay, Zeynel Abidin Kılıç, Mahmut Eröztürk ve Ömer Atıf…
Bu dört isim, uzun yılların dağınıklığını bir araya getirdi, dosyaları kapı kapı dolaştırdı, evrakları tamamladı, umudu yeniden yazıya döktü. Ve nihayet Hollanda Türk Gazeteciler Birliği (HTGB) resmen kuruldu.

Resmiyetin ardından gelen tanıtım resepsiyonu, yılların özlemini gideren bir dönüm noktası olmuştu. O gece, söylenen her sözde, çalınan her notada, 50 yıllık bir gecikmenin hüznüyle birlikte doğan bir gurur vardı.

Afbeelding met person, kleding, persoon, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

O gece bir kıvılcım yakıldı.
Ve şimdi, o kıvılcım, yeni bir sabahın ışığına dönüştü.

Bu kez buluşmanın adresi Rotterdam’daki Dakpark Restoran’dı.
Kahvaltı sofraları bir kez daha meslek dayanışmasının simgesi hâline geldi.
Gazeteciler bir aradaydı; ama bu kez sadece hatıralar değil, gelecek konuşuldu.

Birliğin Başkanı Özcan Özbay, açılışta yaptığı konuşmada, geçmişin dersleriyle geleceğin sorumluluğunu birleştiren bir tonda seslendi: “Biz bu birliği sadece bir tabela olsun diye kurmadık. Amacımız, Hollanda’daki Türk medyasını güçlendirmek, genç gazetecilere yol açmak ve mesleğimizin saygınlığını korumaktır. Artık birlikte hareket ederek daha güçlü olacağız.”

Afbeelding met kleding, persoon, glimlach, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Kahvaltının ev sahipleri arasında Ömer Atıf, Mahmut Eröztürk, Zeynel Abidin Kılıç, Ahmet Kaya, Ali Okşak, Mustafa Koyuncu, Hamit Sürmeneli, Burhanettin Carlak ve Recep Soysal da vardı.
Lahey Büyükelçiliği İletişim Müşaviri İsmail Erkam Sula, Birliğin Onursal Başkanı İlhan Karaçay ile Yavuz Nufel, Osman Elmacı, İsmet Özkara ve Emir Osman Kuyucu ise mazeretleri nedeniyle katılamadılar ama mesajlarıyla destek verdiler.

Toplantıda alınan kararlar, birliğin ikinci aşamasına geçildiğini gösteriyordu:
Hollanda ve Avrupa basın fonlarına başvurular, sembolik üyelik aidatı, HTGB logolu basın kartları ve ortak bir Medya Merkezi kurma planı artık gündemin merkezindeydi.

Üyeler, bu yeni dönemde şeffaflık, istişare ve ortak hareket etme ilkesinin korunması konusunda hemfikirdi.
Kimi “Türk basınının itibarını yeniden kazanması ancak ortak emekle olur” dedi, kimi “Gençleri bu mesleğe kazandırmadan geleceğimiz olmaz” diye ekledi.

Toplantı sonunda herkesin dilinde aynı cümle vardı: “Birlikte daha güçlüyüz.”
Bu söz, artık bir slogan değil, bir inançtı.
Çünkü bu birlik, sadece bir meslek örgütü değil, Hollanda’daki Türk toplumunun sesi, hafızası ve vicdanı olmayı hedefliyor.
Gazetecilik, kimi zaman tek başına yapılan bir iş gibi görünse de, aslında en çok dayanışmayla var olur.

Ve HTGB’nin bu kahvaltısı, belki de o dayanışmanın en sade, ama en anlamlı hâliydi.

Sabahın erken saatlerinde başlayan buluşma, Türkçe’nin yaşatılması ve genç gazetecilerin desteklenmesi çağrılarıyla sona erdi.

Masadaki herkes, bir kez daha aynı noktada buluştu: “Engelleri aşacağız, tembellik etmeyeceğiz, daha çok çalışacağız… çünkü ancak birlikte olursak güçlü olabiliriz.”

                                               **********

                             Afbeelding met krant, tekst, Nieuws, Krantenpapier Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

LEDEN VAN DE VERENIGING VAN TURKSE JOURNALISTEN IN NEDERLAND KWAMEN SAMEN VOOR HET ONTBIJT.

EEN NIEUWE ONTMOETING VAN EEN MOEILIJK GEBOREN HOOP: “SAMEN STAAN WE STERKER”

ROTTERDAM – Ja, het heeft maar liefst vijftig jaar geduurd voordat Turkse journalisten in Nederland zich onder één dak konden verenigen.
Journalistiek is niet alleen een beroep dat richting geeft aan de samenleving en de waarheid probeert te achterhalen; het is soms ook een kunst van geduld, strijd en standvastigheid.
De Turkse journalisten in Nederland hebben met diezelfde vastberadenheid geschreven, verteld en gedocumenteerd… maar het lukte hen lange tijd niet om zich werkelijk te verenigen.

Totdat vier moedige collega’s zeiden: “Nu is het genoeg.”
Özcan Özbay, Zeynel Abidin Kılıç, Mahmut Eröztürk en Ömer Atıf…
Deze vier namen brachten de versnippering van jaren bijeen, liepen van deur tot deur, verzamelden de nodige documenten en gaven hoop opnieuw vorm in woorden.
Zo werd de Vereniging van Turkse Journalisten in Nederland (HTGB) officieel opgericht.

De officiële lancering was een belangrijk keerpunt dat de harten van velen raakte.
Elke uitgesproken zin, elke gespeelde melodie die avond droeg zowel het verdriet van een vertraging van 50 jaar als de trots van een nieuw begin.
Die avond werd een vonk ontstoken.
En die vonk is nu veranderd in het licht van een nieuwe ochtend.

Afbeelding met person, kleding, persoon, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Deze keer vond de ontmoeting plaats in restaurant Dakpark in Rotterdam.
De ontbijttafels werden opnieuw een symbool van beroepssolidariteit.
De journalisten kwamen samen; maar dit keer ging het niet alleen over herinneringen, maar over de toekomst.

De voorzitter van de vereniging, Özcan Özbay, sprak tijdens de opening in een toon die de lessen uit het verleden combineerde met de verantwoordelijkheid voor de toekomst: “Wij hebben deze vereniging niet opgericht om slechts een naam te hebben. Ons doel is om de Turkse media in Nederland te versterken, jonge journalisten te ondersteunen en de waardigheid van ons beroep te behouden. Door samen te werken zullen we sterker staan.”

Afbeelding met kleding, persoon, glimlach, Menselijk gezicht Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Onder de aanwezigen bevonden zich Ömer Atıf, Mahmut Eröztürk, Zeynel Abidin Kılıç, Ahmet Kaya, Ali Okşak, Mustafa Koyuncu, Hamit Sürmeneli, Burhanettin Carlak en Recep Soysal.
De communicatieraad van de Turkse ambassade in Den Haag, İsmail Erkam Sula, de erevoorzitter van de vereniging İlhan Karaçay, evenals Yavuz Nufel, Osman Elmacı, İsmet Özkara en Emir Osman Kuyucu konden wegens andere verplichtingen niet aanwezig zijn, maar stuurden hun steunbetuigingen.

Tijdens de bijeenkomst werd duidelijk dat de vereniging een nieuwe fase ingaat:
aanvragen voor Nederlandse en Europese persfondsen, een symbolische ledenbijdrage, HTGB-perskaarten en plannen voor een gezamenlijk ‘Mediacentrum’ staan nu op de agenda.

De leden waren het eens over het belang van transparantie, overleg en samenwerking in deze nieuwe periode.
Sommigen benadrukten: “Het herwinnen van de geloofwaardigheid van de Turkse pers is alleen mogelijk door gezamenlijke inzet.”
Anderen voegden eraan toe: “Zonder jonge journalisten hebben we geen toekomst.”

Aan het einde van de bijeenkomst klonk dezelfde zin uit ieders mond:
“Samen staan we sterker.”

Deze woorden waren geen slogan meer, maar een overtuiging.
Want deze vereniging wil niet slechts een beroepsorganisatie zijn, maar ook de stem, het geheugen en het geweten van de Turkse gemeenschap in Nederland.
Journalistiek lijkt soms een eenzame bezigheid, maar bestaat in wezen door solidariteit.

Het ontbijt van de HTGB was misschien wel de eenvoudigste, maar tegelijk de meest betekenisvolle vorm van die solidariteit.
De ochtendbijeenkomst eindigde met oproepen om de Turkse taal levend te houden en jonge journalisten te ondersteunen.

Iedereen aan tafel was het erover eens: “Wij zullen obstakels overwinnen, niet lui zijn, harder werken… want alleen samen kunnen wij sterk zijn.”

TÜRK TEKNOLOJİCİLERİ HOLLANDA’DA BULUŞTU:BÜYÜKELÇİ YAZGAN: “O SALONDAKİ ZEKÂ SEVİYESİ GERÇEKTEN HAYRANLIK UYANDIRICIYDI”

TÜRK TEKNOLOJİCİLERİ HOLLANDA’DA BULUŞTU:BÜYÜKELÇİ YAZGAN: “O SALONDAKİ ZEKÂ SEVİYESİ GERÇEKTEN HAYRANLIK UYANDIRICIYDI”

MUTLU BİR PAZAR GÜNÜ DİLEĞİMLE…

“Turks in Tech” topluluğu, yalnızca Hollanda’da değil; Londra, New York, Toronto, San Francisco ve Barselona gibi dünya kentlerinde de aktif bir ağ oluşturmuş durumda. Bu yapı sayesinde Türk teknoloji uzmanları, küresel ölçekte birbirleriyle bağlantı kurabiliyor, bilgi paylaşabiliyor ve uluslararası projelere dahil olabiliyor.

(Haberin Hollandacası en altta.
Nederlandse versie staat onderaan)

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda’da yaşayan Türk dijital ve teknoloji profesyonelleri, “Turks in Tech” adı altında düzenlenen gönüllü bir buluşmada bir araya geldi. Amsterdam’da gerçekleştirilen bu etkinliğe, farklı alanlarda faaliyet gösteren 300’ün üzerinde Türk teknoloji uzmanı, girişimci, yazılımcı, veri analisti ve dijital stratejist katıldı.

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan da etkinliğe katılarak katılımcılarla bir araya geldi. Büyükelçi Yazgan, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Hollanda’daki 300’ü aşkın Türk dijital ve teknoloji göçmeninin gönüllü buluşması: Turks in Tech. O salondaki zeka seviyesi gerçekten hayranlık uyandırıcıydı.”

Etkinlikte, Hollanda’daki Türk profesyonellerin teknoloji ekosistemi içindeki konumu, yeni girişimlerin doğuşu, uluslararası iş birlikleri ve inovasyon alanındaki potansiyeller ele alındı. Katılımcılar, hem bireysel projelerini hem de ortak üretim alanlarını tanıtma fırsatı buldu.

TÜRKLER DÜNYA TEKNOLOJİ HARİTASINDA

Afbeelding met tekst, kleding, person, mensen Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

“Turks in Tech” topluluğu, yalnızca Hollanda’da değil; Londra, New York, Toronto, San Francisco ve Barselona gibi dünya kentlerinde de aktif bir ağ oluşturmuş durumda. Bu yapı sayesinde Türk teknoloji uzmanları, küresel ölçekte birbirleriyle bağlantı kurabiliyor, bilgi paylaşabiliyor ve uluslararası projelere dahil olabiliyor.

Hollanda’daki toplantı, bu küresel ağın Avrupa’daki en güçlü duraklarından biri oldu. Amsterdam’daki etkinlikte konuşan teknoloji girişimcileri, Türklerin dijital dönüşüm, yapay zekâ, veri bilimi ve yazılım alanlarındaki başarılarının artık uluslararası düzeyde görünür hale geldiğini vurguladılar.

DİJİTAL KÖPRÜ VE BİLGİ PAYLAŞIMI
Etkinliğe sponsor olan teknoloji şirketleri, katılımcılara mentorluk, yatırım ağı kurma ve kariyer geliştirme konularında destek sunarken, Amsterdam merkezli girişimciler de deneyimlerini paylaştı. Bu yönüyle buluşma, yalnızca bir “networking” faaliyeti değil, aynı zamanda Türkiye ile Hollanda arasında dijital bir köprü oluşturma girişimi olarak değerlendiriliyor.

Katılımcılar, Hollanda’nın inovasyon ortamının Türk girişimciler için büyük fırsatlar barındırdığını, özellikle yapay zekâ ve veri teknolojileri gibi alanlarda ortak projelerin geliştirilebileceğini ifade ettiler.

BİRLİK VE DAYANIŞMA MESAJI

Afbeelding met tekst, kleding, poster, presentatie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Turks in Tech buluşması, Hollanda’daki Türk topluluğunun artık yalnızca ekonomik ve sosyal değil, aynı zamanda teknolojik alanda da güçlü bir varlık gösterdiğinin en somut örneklerinden biri oldu.

Etkinliğe katılan profesyonellerden biri, “Biz burada hem Türkiye’yi temsil ediyoruz hem de bilgi ve yeteneğimizi dünya ile paylaşıyoruz. Bu platform, bizi birleştiriyor ve güçlendiriyor.” sözleriyle duygularını dile getirdi.

GELECEĞE YÖNELİK PLANLAR
Etkinlikte ayrıca, önümüzdeki dönemde Hollanda’da ve Avrupa genelinde düzenli aralıklarla benzer buluşmalar yapılması kararlaştırıldı. Bu toplantıların amacı, Türk teknoloji profesyonellerini bir araya getirerek ortak girişimler oluşturmak, genç yetenekleri desteklemek ve bilgi alışverişini artırmak olacak.

Amsterdam’da gerçekleşen bu geniş katılımlı buluşma, Türklerin teknoloji dünyasındaki yerinin ne kadar güçlü ve etkili hale geldiğini bir kez daha ortaya koydu.
Hollanda’daki Türk profesyoneller, bu tür etkinliklerle yalnızca bireysel başarılarını değil, aynı zamanda uluslararası dayanışma ve iş birliği kültürünü de güçlendiriyorlar.

***************************

TURKSE TECHNOLOGEN KOMEN SAMEN IN NEDERLAND.
AMBASSADEUR YAZGAN: “HET INTELLIGENTIENIVEAU IN DIE ZAAL WAS ECHT INDRUKWEKKEND”

De gemeenschap Turks in Tech heeft niet alleen in Nederland, maar ook in steden als Londen, New York, Toronto, San Francisco en Barcelona een actief netwerk opgebouwd. Dankzij deze structuur kunnen Turkse technologen wereldwijd met elkaar in contact komen, kennis delen en deelnemen aan internationale projecten.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Door İlhan KARAÇAY

Turkse digitale en technologische professionals die in Nederland wonen, kwamen samen onder de naam “Turks in Tech” tijdens een vrijwillige bijeenkomst in Amsterdam. Meer dan 300 Turkse technologie-experts, ondernemers, softwareontwikkelaars, data-analisten en digitale strategen uit verschillende sectoren namen deel aan het evenement.

Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, persoon, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Onze ambassadeur in Den Haag, Fatma Ceren Yazgan, was ook aanwezig en sprak met de deelnemers. In een bericht op haar sociale media schreef zij: “De vrijwillige bijeenkomst van meer dan 300 Turkse digitale en technologische nomaden in Nederland: Turks in Tech. Het intelligentieniveau in die zaal was echt indrukwekkend.”

Tijdens de bijeenkomst werd uitgebreid stilgestaan bij de positie van Turkse professionals in het Nederlandse technologie-ecosysteem, het ontstaan van nieuwe startups, internationale samenwerking en innovatiepotentieel. De deelnemers kregen de kans om zowel hun individuele projecten als gezamenlijke initiatieven te presenteren.

TURKEN OP DE WERELDWIJDE TECHNOLOGIEKAART

Afbeelding met tekst, kleding, person, mensen Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

De gemeenschap Turks in Tech heeft niet alleen in Nederland, maar ook in steden als Londen, New York, Toronto, San Francisco en Barcelona een actief netwerk opgebouwd. Dankzij deze structuur kunnen Turkse technologen wereldwijd met elkaar in contact komen, kennis delen en deelnemen aan internationale projecten.

De bijeenkomst in Nederland werd beschouwd als een van de sterkste Europese schakels binnen dit mondiale netwerk. Technologie-ondernemers die in Amsterdam het woord voerden, benadrukten dat de successen van Turken op het gebied van digitale transformatie, kunstmatige intelligentie, datawetenschap en softwareontwikkeling nu ook op internationaal niveau zichtbaar zijn.

EEN DIGITALE BRUG EN KENNISUITWISSELING

Technologiebedrijven die het evenement sponsorden, boden ondersteuning op het gebied van mentorschap, investeringsnetwerken en loopbaanontwikkeling. Ondertussen deelden in Amsterdam gevestigde ondernemers hun ervaringen. Hierdoor werd de bijeenkomst niet enkel een ‘networking’-evenement, maar ook een digitale brug tussen Turkije en Nederland.

De deelnemers wezen erop dat de innovatieve omgeving van Nederland grote kansen biedt voor Turkse ondernemers, vooral op het gebied van kunstmatige intelligentie en datatechnologie.

EEN BOODSCHAP VAN EENHEID EN SOLIDARITEIT

Afbeelding met tekst, kleding, poster, presentatie Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

De Turks in Tech-bijeenkomst was een duidelijk bewijs dat de Turkse gemeenschap in Nederland niet alleen economisch en sociaal, maar ook technologisch een sterke aanwezigheid heeft opgebouwd.

Een van de professionals zei: “Wij vertegenwoordigen hier niet alleen Turkije, maar delen ook onze kennis en vaardigheden met de wereld. Dit platform verbindt en versterkt ons.”

PLANNEN VOOR DE TOEKOMST

Tijdens het evenement werd besloten dat in de toekomst soortgelijke bijeenkomsten regelmatig in Nederland en elders in Europa zullen worden georganiseerd. Het doel van deze bijeenkomsten is om Turkse technologieprofessionals samen te brengen, gezamenlijke initiatieven te stimuleren, jong talent te ondersteunen en de kennisuitwisseling te bevorderen.

De grootschalige bijeenkomst in Amsterdam liet opnieuw zien hoe sterk en invloedrijk de positie van Turken in de wereld van technologie is geworden.
Turkse professionals in Nederland versterken met dit soort initiatieven niet alleen hun persoonlijke successen, maar ook de cultuur van internationale solidariteit en samenwerking.

DEZE BESLISSING KAN HET EINDE BETEKENEN VAN DE CARRIÈRE VAN DE NEDERLANDSE SCHEIDSRECHTER ALLARD LINDHOUT

DEZE BESLISSING KAN HET EINDE BETEKENEN VAN DE CARRIÈRE VAN DE NEDERLANDSE SCHEIDSRECHTER ALLARD LINDHOUT

DEZE BESLISSING KAN HET EINDE BETEKENEN VAN DE CARRIÈRE VAN DE NEDERLANDSE SCHEIDSRECHTER ALLARD LINDHOUT

(Hollanda medyasına gönderdiğim yazının Türkçesini, Hollandacanın altında bulabileceksiniz)

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Door İlhan KARAÇAY

Open brief aan Lindhout,

Wat zich gisteravond heeft afgespeeld tijdens de Europa League-wedstrijd tussen Viktoria Plzeň en Fenerbahçe was een schande voor het Europese voetbal.
In de laatste minuut, na advies van de videoscheidsrechter (VAR), werd u verzocht de beelden van een overduidelijke overtreding te bekijken. Heel Europa zag wat er gebeurde: een speler van Fenerbahçe werd duidelijk vastgehouden in het strafschopgebied. En tóch weigerde u de strafschop toe te kennen.

Afbeelding met persoon, gras, Balspel, Sport Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Dat was geen menselijke fout. Dat was een onverklaarbare, professionele misstap die de geloofwaardigheid van het Europese arbitragesysteem ernstig heeft beschadigd.

Uw beslissing tart iedere logica en voedt het gevoel dat sommige scheidsrechters niet durven handelen als de druk toeneemt. Dit was geen moeilijke beslissing – het was een test van moed, en u bent voor de ogen van miljoenen gezakt.

Afbeelding met persoon, voetbal, gras, sport Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Uw verleden helpt u hierbij niet.
U stond eerder al onder vuur in de Eredivisie – onder meer in de wedstrijd Vitesse-FC Utrecht (2022), waar u een zuivere strafschop niet toekende en later in een interview met Voetbal International toegaf dat u “die situatie verkeerd had beoordeeld”.

Ook in de wedstrijd AZ-Fortuna Sittard (2021) veroorzaakte uw rode kaart en het negeren van een duidelijke VAR-oproep hevige kritiek van analisten en coaches.
Kortom: uw reputatie was al broos. En gisteravond heeft u die reputatie zelf verwoest.

De beslissing in Pilsen is een mokerslag – niet alleen voor Fenerbahçe, maar ook voor iedereen die gelooft in eerlijke sport.
Zelfs in Nederland groeit de verontwaardiging. De Hollanda Fenerbahçeliler Derneği, onder leiding van haar voorzitter Ferhan Başaran, heeft verklaard dat zij deze zaak tot het einde zullen volgen. Başaran kondigde aan dat de vereniging, indien nodig, een officiële klacht bij de UEFA zal indienen en juridische stappen zal ondernemen om gerechtigheid te eisen.

Mijnheer Lindhout, dit is geen storm in een glas water meer.
Dit is een moment van waarheid. Een scheidsrechter die na VAR-advies weigert te doen wat iedereen ziet, schrijft zijn eigen afscheid.

Deze beslissing kan – en zal – het einde betekenen van uw internationale carrière.

Het Europese voetbal verdient respect, eerlijkheid en moed. Wat wij gisteravond zagen, was het tegenovergestelde daarvan.

Klik op de onderstaande link om de videobeelden te bekijken waarop te zien is dat het een penalty had moeten zijn.

https://x.com/tuncayyavuz/status/1986563354547093765?s=46&t=MpDReF5xBHuSNPS67AUpuA

https://www.facebook.com/reel/1393853848979411

*****************

BU KARAR, HOLLANDA’LI HAKEM ALLARD LINDHOUT’UN MESLEK YAŞAMININ SONU OLABİLİR

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, persoon Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
İlhan KARAÇAY yazdı:

Allard Lindhout’a açık mektup:

Dün akşam Avrupa Ligi’nde Viktoria Plzeň ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta yaşananlar, Avrupa futbolu adına bir utanç vesilesi olmuştur.
Maçın son dakikasında, video hakemi (VAR) tavsiyesi üzerine, pozisyonu izlemeniz istendi. Bütün Avrupa açıkça gördü: Fenerbahçeli futbolcu ceza sahasında net bir şekilde tutuluyordu.
Ancak siz, bu bariz görüntülere rağmen penaltı vermemeyi tercih ettiniz.

Afbeelding met persoon, gras, Balspel, Sport Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Bu bir “insan hatası” değildir.
Bu, profesyonel bir hakemin yapmaması gereken, açıklanamaz bir mesleki fiyaskodur.

Verdiğiniz bu karar, yalnızca sizin kişisel itibarınızı değil, Avrupa’daki hakemlik kurumuna olan güveni de ciddi biçimde sarsmıştır.
Bu pozisyon zor bir karar değildi — bu bir vicdan ve cesaret testiydi. Ve siz, milyonların gözü önünde bu testten kaldınız.

Afbeelding met persoon, voetbal, gras, sport Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Üstelik bu sizin ilk tartışmalı kararınız da değil.
Geçmişte de benzer hatalarla eleştiri oklarının hedefi oldunuz:

2022 yılında oynanan Vitesse–FC Utrecht maçında bariz bir penaltıyı vermemiş, sonrasında Voetbal International dergisine verdiğiniz röportajda “o pozisyonu yanlış değerlendirdiğinizi” itiraf etmiştiniz.

2021’deki AZ–Fortuna Sittard maçında da, VAR’ın açık uyarısına rağmen gösterdiğiniz tartışmalı kırmızı kart büyük tepki çekmişti.

Yani itibarınız zaten tartışmalıydı.
Ama dünkü skandal, sizin kariyerinizdeki son dönüm noktası olabilir.

Plzeň’deki bu karar, sadece Fenerbahçe camiasına değil, adil oyuna inanan herkese atılmış bir tokattır.
Hollanda’daki Fenerbahçeliler Derneği de bu olayı yakından takip etmektedir.
Dernek Başkanı Ferhan Başaran, yaptığı açıklamada bu skandalın peşini bırakmayacaklarını, gerekirse UEFA nezdinde resmi şikâyette bulunacaklarını ve adalet önünde hesap soracaklarını belirtmiştir.

Sayın Lindhout, bu artık “küçük bir hata” meselesi değildir.
Bu olay, futbolun adaletine duyulan güvenin kırıldığı bir andır.
Bir hakem, VAR’ın tavsiyesiyle pozisyonu izleyip de hâlâ yanlış kararda ısrar ediyorsa, kendi meslek hayatını kendi elleriyle bitiriyor demektir.

Bu karar, sizin uluslararası kariyerinizin sonu olabilir – hatta olmalıdır.

Avrupa futbolu dürüstlüğü, adaleti ve cesareti hak ediyor.
Dün akşam sahada gördüğümüz ise bunların tam tersiydi.

Penaltı olması gereken video görüntüsünü izlemek için aşağıdaki linke tıklayınız.

https://x.com/tuncayyavuz/status/1986563354547093765?s=46&t=MpDReF5xBHuSNPS67AUpuA

https://www.facebook.com/reel/1393853848979411

 

AMSTERDAM, AMSTERDAM OLALI BÖYLE BİR GECE YAŞAMADI: CİM BOM BOM TEZAHÜRATI BÜYÜKELÇİMİZ İLE DAHA DA GÜRLEŞTİ

AMSTERDAM, AMSTERDAM OLALI BÖYLE BİR GECE YAŞAMADI: CİM BOM BOM TEZAHÜRATI BÜYÜKELÇİMİZ İLE DAHA DA GÜRLEŞTİ

Galatasaray’ın Ajax’ı 0-3 gibi net bir skorla devirdiği dün gece, sadece Hollanda’yı değil, Türkiye ve Avrupa’nın dört bir yanındaki Türkleri de ayağa kaldırdı.

Maçın ardından Amsterdam’ın eğlence mekânları sarı kırmızı renklerle dolup taştı. Her köşede yankılanan “Cim Bom Bom” sesleri, Amsterdam gecesine uzun zamandır duyulmamış bir coşku kattı.

Bu zafer, benim için de özel bir anlam taşıyordu. Çünkü 65 yıllık gazetecilik yaşamımın ilk yıllarındaki spor günlerimi hatırlattı. O eski heyecan, o tribün nefesi, o kalp atışları… Galatasaray, bir kez daha o duyguyu yaşattı bana.

Afbeelding met tekst Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.
Bu kez Amsterdam’dan bildiriyorum:

Dün akşam, Amsterdam’ın Johan Cruyff Stadı’nda Ajax’ı 0-3 mağlup eden Galatasaray, başta Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan olmak üzere, binlerce Türk’ün gece yarılarına kadar eğlenmelerini sağlarken, şahsımın da 65 yıllık gazetecilik yaşamımdaki spor günlerimi hatırlattı.

Afbeelding met persoon, stadion, Menselijk gezicht, kleding Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Lahey Büyükelçimiz Fatma Ceren Yazgan da bu büyük gecede tribündeydi. Maç sonrası yaptığı kısa ama anlamlı açıklamada, “Hayatımda izlediğim ilk Galatasaray maçında ve Hollanda’da izlediğim ilk karşılaşmada, Osimhen’in hattick’ine tanık oldum. Futbolu adil ve keyifli kılan herkese teşekkürler.” diyerek hem takdirini hem de sevincini dile getirdi.

De beste clubs van Amsterdam om te clubben | City Guide

Johan Cruyff Stadı’ndaki 55 bin seyircinin önünde oynanan bu maç, Galatasaray’ın sahadaki üstünlüğüyle tarihe geçti. Hollanda’nın dev kulübü Ajax’ı sahadan silen Aslanlar, milyonlarca Türk’e gurur ve mutluluk yaşattı. Özellikle Amsterdam’a Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok kentinden akın eden taraftarlar için, o gece bir futbol şöleninden çok daha fazlasıydı: bir kimlik, bir aidiyet, bir gurur gecesiydi.

Afbeelding met krant, tekst, Nieuws, Krantenpapier Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Galatasaray’ın bu zaferi bana, arşivimin tozlu raflarında saklı kalan o eski futbol anılarını da hatırlattı. Örneğin, yıllar önce PSV karşısında 3-0 mağlup olduktan sonra teknik direktör Mustafa Denizli’nin, “Bu iş burada bitmedi, bunun İstanbul’u da var” deyişi hâlâ kulaklarımda. Ve nitekim, İstanbul’da o sözünü fazlasıyla yerine getirmişti. Yine Lüksemburg’daki Avenir Beggen karşılaşmasında izlediğim Galatasaray, rakibini sahadan silmişti.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, person Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Ajax ise benim Hollanda yıllarımda sempati duyduğum bir takımdı. Johan Cruyff, De Boer kardeşler ve diğer efsanelerle dostluklarım olmuştu. Zamanın başkanı Jaap van Praag’ın davetiyle, Ajax’ın onursal üyeliğine layık görülmüştüm. Her maçta bana ayrılan özel koltuktan karşılaşmaları izlerdim.

Afbeelding met persoon, sport, schoeisel, buitenshuis Door AI gegenereerde inhoud is mogelijk onjuist.

Hatta bir gün antrenmanlarına katılıp sırtıma Cruyff’ın efsane 14 numarasını geçirmiştim. O anı hâlâ dün gibi hatırlıyorum.

Galatasaray’ın dünkü galibiyeti, işte bu eski anıları yeniden canlandırdı. Bizler sevinçle coşarken, Hollandalılar aynı ölçüde üzüldü. Maçı anlatan spikerin ses tonundan ve bugün çıkan gazetelerden bunu anlamak mümkündü.

Ve ben yine diyorum ki:
Daha nice sevinçli, gururlu, unutulmaz maçlarımıza kadar, hoşça kalın!