Yeni yıl, ney sesiyle ve sokak ezgileriyle başladı.
(Haberin Hollandacası en altta.
Hollandse versie van het bericht)
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
Amsterdam’da yeni yılın ilk günü, klasik müziğin mabedi sayılan Concertgebouw’da alışılmışın dışında bir konserle başladı. Netherlands Blazers Ensemble’ın 1995’ten bu yana düzenlediği ve bu yıl onuncusu gerçekleştirilen Yeni Yıl Konseri, sadece bir klasik müzik gecesi olmanın ötesine geçti.
Salonu dolduran izleyici profili, ilk bakışta daha çok klasik müzik müdavimlerini andırıyordu. Sokak müziği, çağdaş denemeler ya da doğu ezgileriyle iç içe geçmiş bir repertuvara mesafeli durabilecek bir kitle izlenimi hâkimdi. Ancak konser ilerledikçe bu önyargı dağıldı.
Programda, “Türk neyinin mistik sesi”, sokak müziğinin enerjisi ve genç bestecilerin çağdaş yorumları yan yana geldi. Beklenenin aksine, salondaki dinleyiciler bu çeşitliliği tereddütle değil, samimi bir coşkuyla karşıladı. Alkışlar, sadece alışıldık melodilere değil, farklı olana ve cesur denemelere de geldi.
Bu tabloyu en iyi özetleyen değerlendirme ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan’dan geldi. Büyükelçi Yazgan, konser sonrası yaptığı paylaşımda şu vurguyu yaptı:
“Salondaki izleyiciler klasik müzik dostları gibiydi ve sokak dansının hayranları oldukları izlenimini vermiyordu. Ancak beni şaşırtan bir şekilde, Türk neyinin mistik sesi, sokak ezgileri ve genç bestecileri de içeren bu çeşitli müzik karışımını içtenlikle takdir ettiler. Hollandalılar iyi eğlenmesini ve yeteneği her biçimiyle takdir etmeyi biliyor.”
Bu sözler, sadece bir konser izlenimini değil, Hollanda’daki kültürel iklimi de tarif ediyor. Concertgebouw gibi geleneksel bir mekânda, doğu ile batının ve klasik ile sokağın aynı sahnede alkış bulabilmesi, kültürler arası geçişkenliğin canlı bir örneği olarak dikkat çekiyor.
Konserin mimarı olan Netherlands Blazers Ensemble, uzun yıllardır sürdürdüğü bu geleneği bir kez daha yenilikçi bir çizgide sürdürerek, yeni yıla sadece müzikle değil, açık fikirlilikle de girildiğini gösterdi.
Bu konser, Amsterdam’da kültür ve sanatın hâlâ risk alabilen, farklı seslere alan açan bir damar taşıdığını kanıtladı. Ve belki de en önemlisi, Türk müziğinin en kadim nefeslerinden biri olan neyin, Avrupa’nın en prestijli salonlarından birinde yadırganmadan alkışlanabildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Bu konserin asıl dikkat çekici yönü, müzikal çeşitliliğin ötesinde, kültürel entegrasyonun sahnedeki somut karşılığı olmasıydı. Doğu’nun kadim nefesini temsil eden ney ile Batı’nın köklü klasik müzik geleneğinin, Concertgebouw gibi simgesel bir mekânda aynı program içinde yer bulması ve salondan güçlü bir karşılık görmesi, entegrasyonun sloganlarla değil, sanatın diliyle mümkün olduğunu gösterdi.
Salondaki dinleyicilerin, alışık olmadıkları ezgilere mesafe koymak yerine içtenlikle alkışlaması, farklı kültürlerin bir arada yaşayabileceğinin ve birbirini besleyebileceğinin sessiz ama güçlü bir kanıtıydı. Bu tablo, entegrasyon tartışmalarının çoğu zaman siyasetin dar kalıplarına sıkıştığı bir ortamda, müziğin hâlâ ortak bir dil olabildiğini hatırlattı.
Amsterdam’da yeni yıl, bu yönüyle sadece takvimsel bir başlangıç değil, kültürel açıdan da umut veren bir buluşmayla açılmış oldu.
******************
AMBASSADEUR FATMA CEREN YAZGAN WOONDE HET NIEUWJAARSCONCERT BIJ DAT IN AMSTERDAM MET NEYKLANKEN BEGON
In het Concertgebouw kwamen ney en klassieke muziek samen.
Het nieuwe jaar begon met de klank van de ney en met straatmuziek.
Een bericht van İlhan KARAÇAY:
Op de eerste dag van het nieuwe jaar begon Amsterdam met een ongewoon concert in het Concertgebouw, dat wordt beschouwd als een tempel van de klassieke muziek. Het Nieuwjaarsconcert van het Netherlands Blazers Ensemble, dat sinds 1995 wordt georganiseerd en dit jaar voor de tiende keer plaatsvond, ging duidelijk verder dan een traditionele avond klassieke muziek.
Het publiek in de zaal deed op het eerste gezicht vooral denken aan trouwe liefhebbers van klassieke muziek. Het leek een publiek dat mogelijk afstandelijk zou staan tegenover een repertoire waarin straatmuziek, hedendaagse experimenten en oosterse klanken samenkomen. Maar naarmate het concert vorderde, verdween dit vooroordeel.
In het programma kwamen de mystieke klank van de Turkse ney, de energie van straatmuziek en eigentijdse interpretaties van jonge componisten naast elkaar. In tegenstelling tot de verwachtingen reageerde het publiek niet met terughoudendheid, maar met oprechte enthousiasme op deze diversiteit. Het applaus gold niet alleen de vertrouwde melodieën, maar ook het andere en het gedurfde.
De beoordeling die dit alles het beste samenvatte, kwam van de ambassadeur van de Republiek Turkije in Den Haag, Fatma Ceren Yazgan. In haar bericht na afloop van het concert benadrukte zij het volgende:
“Het publiek in de zaal leek uit liefhebbers van klassieke muziek te bestaan en gaf niet direct de indruk fan te zijn van straatdans. Maar tot mijn verrassing waardeerden zij met volle overtuiging deze diverse mix van muziek, waaronder de mystieke klank van de Turkse ney, straatvibes en jonge componisten. Nederlanders weten hoe ze plezier moeten maken en talent in alle vormen weten te waarderen.”
Deze woorden beschrijven niet alleen een concertbeleving, maar schetsen ook het culturele klimaat in Nederland. Dat oost en west, klassiek en straatmuziek, in een traditioneel en symbolisch gebouw als het Concertgebouw op hetzelfde podium samen applaus kunnen oogsten, valt op als een levendig voorbeeld van culturele uitwisseling.
Het Netherlands Blazers Ensemble, de drijvende kracht achter dit concert, liet met deze vernieuwende benadering opnieuw zien dat het nieuwe jaar niet alleen met muziek, maar ook met openheid van geest werd ingeluid.
Dit concert toonde aan dat cultuur en kunst in Amsterdam nog steeds ruimte bieden voor risico’s en voor nieuwe stemmen. En misschien wel het belangrijkste was dat de ney, een van de oudste ademende instrumenten uit de Turkse muziek, zonder aarzeling werd toegejuicht in een van de meest prestigieuze concertzalen van Europa.
De meest opvallende dimensie van dit concert lag echter in het feit dat het een tastbare weerspiegeling was van culturele integratie op het podium. Dat de ney, symbool van een eeuwenoude oosterse traditie, samen met de westerse klassieke muziektraditie een plaats kreeg binnen hetzelfde programma in een iconische zaal als het Concertgebouw en daar krachtig werd ontvangen door het publiek, liet zien dat integratie niet via slogans tot stand komt, maar via de taal van de kunst.
Dat het publiek onbekende klanken niet op afstand hield maar met oprechte waardering beloonde, vormde een stille maar krachtige bevestiging dat verschillende culturen samen kunnen bestaan en elkaar kunnen verrijken. In een tijd waarin integratiedebatten vaak vastlopen in de nauwe kaders van de politiek, herinnerde dit concert eraan dat muziek nog altijd een gedeelde taal kan zijn.
Het nieuwe jaar begon in Amsterdam daarmee niet alleen als een kalenderwissel, maar ook als een cultureel veelbelovende ontmoeting.