HOLLANDA’DA CUMHURİYET COŞKUSU: BİR BABAYA VEFA, BİR ESKİ DOSTA KUCAK…
Paylaş:
Hollanda’da Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümü, bin kişiyi aşan bir buluşmayla kutlandı. Büyükelçi Burak Akçapar ile üç başkonsolosun birlikte ev sahipliği yaptığı gece, birlik ve beraberliğin güçlü bir görüntüsünü sundu.
Benim için gecenin bir başka anlamı daha vardı. Kalabalığın içinden yükselen “Karaçay!” sesi, Hürriyet yıllarından dostum Ziya Akçapar ile beni yeniden buluşturdu. Karşımda, hem eski bir meslektaşım, hem de yeni büyükelçimizin babası vardı.
Annesini 13 yıl önce kaybeden Büyükelçi Burak Akçapar, babasını yalnız bırakmadı, görev yaptığı ülkelere O’nu da götürdü. 86 yaşındaki gazeteci Ziya Akçapar’ın, oğlunun ev sahipliğindeki Cumhuriyet resepsiyonunda eski meslektaşıyla buluşması, geceye ayrı bir sıcaklık kattı.
(Haberin Hollandacası, Türkçe haberin hemen altında.
De Nederlandse versie staat direct onder de Turkse tekst.)
Yazı: İlhan KARAÇAY Foto: Mustafa KOYUNCU
Cumhuriyet Bayramı, insanın nerede yaşarsa yaşasın, memleketiyle kurduğu bağı yeniden hissettiği günlerden biri. Hollanda’daki kutlamada da bu duygu, salonları dolduran kalabalığın her köşesinde hissediliyordu. Türk ve Hollandalı davetliler, Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümünde aynı çatı altında buluştular.
Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümünde, diplomatik temsilciler ve davetliler aynı bayram coşkusunda buluştu.
Lahey yakınındaki Rijswijk’te bulunan De Broodfabriek’te düzenlenen resepsiyona, binin üzerinde davetli katıldı. İki büyük salona yayılan kutlama, resmî törenin yanında, dostların karşılaştığı, eski tanışıklıkların tazelendiği bir buluşmaya da dönüştü.
KALABALIĞIN İÇİNDEN GELEN TANIDIK BİR SES
Salona girdiğim sırada, arkamdan birinin “Karaçay!” diye seslendiğini duydum. Dönüp baktığımda, karşımda Ziya Akçapar’ı gördüm. 86 yaşındaki eski dostumu tanımakta güçlük çekmedim. Yıllar geçmişti, ama meslek arkadaşlığımızın sıcaklığı yerli yerindeydi.
Ziya ile Hürriyet gazetesinde birlikte çalışmıştık. Ben, gazetenin Benelüks ülkelerindeki temsilciliğini yürütürken, O da İsviçre muhabiriydi. Ayrı ülkelerde, aynı gazetenin okurlarına haber ulaştıran iki meslektaştık. O akşam, Cumhuriyet kutlamasının kalabalığı içinde karşılaşınca, o yıllar yeniden aklıma geldi.
Kısa sohbetimiz, içten bir kucaklaşmaya dönüştü. Tam o sırada, Büyükelçi Burak Akçapar ve beraberindekiler bize doğru yürümeye başladılar. İki eski gazetecinin buluşmasına onlar da tanık oldular. Benim için, gecenin en güzel anlarından biriydi.
Hürriyet’in eski Benelüks temsilcisi İlhan Karaçay ile eski İsviçre muhabiri Ziya Akçapar, tören sırasında salonun arkasında yan yana oturarak bir hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Kutlama programı başladığında, Ziya ile salonun arkasında yan yana oturduk. Çektirdiğimiz fotoğraf, eski bir dostluğun bugüne uzanan hatırası oldu. Bir zamanlar haber peşinde koşarken paylaştığımız meslek hayatı, bu kez oğlunun ev sahipliği yaptığı Cumhuriyet resepsiyonunda bizi bir araya getirmişti.
BİR BÜYÜKELÇİNİN BABASINA VEFASI
Ziya’nın hayatında, aradan geçen yılların silemediği bir acı vardı. Eşini 13 yıl önce kaybetmişti. Uzun bir hayatı paylaştığınız insanın yokluğu, insanın gündelik hayatındaki en küçük ayrıntıda bile kendisini hissettirir. O akşam konuştuğumuz aile hikâyesinin, beni en çok düşündüren tarafı da buydu.
Burak Akçapar, annesinin vefatından sonra babasını yalnız bırakmamıştı. Görevleri nedeniyle nereye taşındıysa, babasını da yanında götürmüştü. Lahey’e gelirken de aynı şeyi yapmıştı. Diplomat iki oğlu daha bulunan Ziya, bu yeni görev yerinde de büyük oğlunun yanındaydı.
Bu yakınlık, uzun uzun anlatılmaya ihtiyaç duymayan bir vefa örneği. Bir diplomatın hayatında görevler, ülkeler, şehirler değişiyor. Burak Akçapar, bütün bu değişikliklerin içinde, babasıyla birlikte yaşamayı sürdürmüş. Cumhuriyet Bayramı gecesinde, eski dostumla karşılaşmanın sevincine, bunu öğrenmenin sıcaklığı da eklendi.
İlhan Karaçay ile Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Burak Akçapar. Cumhuriyet resepsiyonundaki buluşma, babası Ziya Akçapar ile eski meslek dostluğunu da yeniden canlandırdı.
Daha sonra Burak Akçapar ile el sıkıştık, birlikte fotoğraf çektirdik. Yeni büyükelçimizle tanışırken, babasıyla yıllar öncesine uzanan dostluğumuzun da yanımızda olduğunu hissettim. O fotoğrafa baktığımda, bundan sonra bu buluşmanın hikâyesini de hatırlayacağım.
BÜYÜKELÇİ VE ÜÇ BAŞKONSOLOSTAN ORTAK KUTLAMA
Resepsiyonun ev sahipliğini, Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Burak Akçapar ile Amsterdam Başkonsolosu Rakibe Demet Şekercioğlu, Deventer Başkonsolosu Işınsu Topcuoğlu ve Rotterdam Başkonsolosu Hakan Etkin birlikte üstlendiler. Temsilciliklerin ortak organizasyonu, Hollanda’nın farklı bölgelerindeki vatandaşları aynı kutlamada bir araya getirdi.
İstiklal Marşı ile Hollanda Millî Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mesajı da okundu. Büyükelçi Akçapar, Cumhuriyet Bayramı’nı Hollanda’da yaşayan vatandaşlarla birlikte kutlamaktan mutluluk ve şeref duyduğunu ifade etti.
Akçapar, Türkiye’nin 103 yılda, köklü devlet tecrübesi, kurumları ve kültürel mirasıyla önemli ilerlemeler kaydettiğini anlattı. Türkiye’nin bölgesindeki ve dünyadaki rolüne değinerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde barışa yönelik çabalarını ve mağdurların sesini duyurma gayretini vurguladı.
Büyükelçi, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, Türk milletinin her bir ferdinin başarısının Türkiye için gurur kaynağı olduğunu da belirtti. Göreve başladığından bu yana tanıştığı vatandaşların çalışmalarıyla gurur duyduğunu dile getirdi.
HOLLANDA’YA KATKI SAĞLAYAN BİR TOPLUM
Büyükelçi Akçapar’ın konuşmasında, Hollanda’daki Türk toplumunun bu ülkenin hayatına kattıkları önemli yer tuttu. Toplumun ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alandaki katkılarına dikkat çeken Akçapar, 54 bin işletmeye ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına işaret etti.
Resepsiyon, diplomasi, iş dünyası ve sivil toplum çevrelerini buluşturdu. Geceye katılan davetlilerden bir grup, hatıra fotoğrafında bir arada.
Siyasetçilerden sanatçılara, bilim ve teknoloji alanında çalışanlardan işçilere ve işverenlere kadar uzanan geniş bir kesimin başarılarını anlatan Akçapar, finanstan yapay zekâya, Türk mutfağına kadar pek çok alanda bu katkıların somut örneklerini gördüğünü izah etti.
Hollanda’nın refahı ve mutluluğunun, Türk Hollandalıların da huzuru ve refahı anlamına geldiğini vurgulayan Büyükelçi, iki ülkenin bu güçlü ortak zeminde buluştuğunu söyledi. Türkiye ile Hollanda arasındaki 400 yılı aşan ilişkilerin mirasını devralmaktan gurur duyduğunu belirterek, somut ve olumlu bir gündemle bu ilişkileri daha ileriye taşımak istediklerini anlattı.
Resepsiyona, DEİK-DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra, HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu, UID, MÜSİAD ve HOTİAD yöneticileri, diğer sivil toplum temsilcileri, yabancı misyon mensupları, NATO askerî temsilcileri, Hollandalı siyasetçiler ve emniyet yetkilileri de katıldılar.
İKİ SALONA YAYILAN CUMHURİYET COŞKUSU
Kırmızı ve beyaz süslemelerin altında bir araya gelen davetliler, iki büyük salonu doldurdular. Farklı şehirlerden gelen vatandaşların, iş insanlarının ve sivil toplum temsilcilerinin buluşması, Hollanda’daki Türk toplumunun geniş çevresini bir kez daha görünür kıldı.
Kırmızı ve beyaz balonlarla süslenen ana salondan iki görünüm. Davetliler, Cumhuriyet’in 103’üncü yılını birlikte kutladılar.
Katılımın yoğunluğu, salonun dışına da yansıdı. Davetlilerin geldiği otomobiller çevredeki sokaklarda büyük yoğunluk oluşturdu. Trafik polisleri, ulaşımın düzenli sürmesi için özel önlemler aldılar. İçeride bayram heyecanı yaşanırken, dışarıda da bu büyük buluşmanın hareketliliği vardı.
Kutlama, iki büyük salona yayıldı. Farklı çevrelerden gelen davetliler, resepsiyon boyunca sohbet etme ve görüşme imkânı buldular.
Böyle gecelerde, programın resmî akışı kadar, kalabalığın içinde yaşanan küçük karşılaşmalar da akılda kalıyor. Kimi uzun zamandır görmediği bir dostuna rastlıyor, kimi yeni bir tanışıklık kuruyor. Benim payıma düşen ise, Ziya Akçapar ile geçmişe uzanan, çok özel bir buluşma oldu.
ESKİ EKMEK FABRİKASINDA BAYRAM BULUŞMASI
Kutlamanın yapıldığı binanın da bir geçmişi var. Bir zamanlar ekmek üretilen De Broodfabriek, bugün fuarlara, toplantılara ve büyük buluşmalara ev sahipliği yapıyor. Lahey çevresine ekmek yetiştiren bu eski fabrikanın salonları, bu kez Cumhuriyet Bayramı için kapılarını açtı.
İkinci salondaki davetlilerden bir görünüm. Eski fabrikanın geniş iç mekânı, Cumhuriyet resepsiyonuna ev sahipliği yaptı.
Davetliler gelmeden önce, kutlama için hazırlanan iki büyük salon. Beyaz masalar ile kırmızı ve beyaz süslemeler, gecenin konuklarını bekliyordu.
Geceden ayrılırken, Cumhuriyet’in 103’üncü yılını birlikte kutlamanın sevincini taşıyordum.
Bir de, arkamdan gelen o tanıdık ses vardı aklımda. Kalabalığın içinde bir “Karaçay!” seslenişi, yıllar öncesinden bir dostluğu yeniden yanı başıma getirmişti.
*****************
NEDERLANDSE VERSIE
TURKSE REPUBLIEK FEESTELIJK GEVIERD IN NEDERLAND: ZORG VOOR EEN VADER, EEN OMHELZING VOOR EEN OUDE VRIEND…
Meer dan duizend gasten kwamen in Nederland bijeen om de 103de verjaardag van de Turkse Republiek te vieren. De avond, gezamenlijk georganiseerd door ambassadeur Burak Akçapar en de drie consuls-generaal, stond in het teken van verbondenheid en saamhorigheid.
Voor mij had de avond nog een bijzondere betekenis. Uit de menigte klonk ineens: “Karaçay!” Het was Ziya Akçapar, mijn vriend uit onze jaren bij Hürriyet. Daar stond niet alleen een oud-collega, maar ook de vader van onze nieuwe ambassadeur.
Na het overlijden van zijn moeder, dertien jaar geleden, liet ambassadeur Burak Akçapar zijn vader niet alleen achter. Naar welke buitenlandse standplaats hij ook vertrok, zijn vader ging met hem mee. De ontmoeting tussen de 86-jarige journalist Ziya Akçapar en zijn oud-collega, tijdens de receptie waarvan zijn zoon gastheer was, gaf de avond extra warmte.
Tekst: İlhan KARAÇAY Foto’s: Mustafa KOYUNCU
De Dag van de Republiek is zo’n dag waarop je, waar je ook woont, de band met je land van herkomst opnieuw voelt. Ook tijdens de viering in Nederland was dat gevoel overal merkbaar. Turkse en Nederlandse gasten kwamen onder één dak bijeen voor de 103de verjaardag van de Republiek.
Diplomatieke vertegenwoordigers en gasten vierden samen de 103de verjaardag van de Turkse Republiek.
Meer dan duizend genodigden bezochten de receptie in De Broodfabriek in Rijswijk, vlak bij Den Haag. De viering vond plaats in twee grote zalen. Naast het officiële programma bood de avond volop gelegenheid om vrienden te ontmoeten en oude contacten aan te halen.
EEN VERTROUWDE STEM UIT DE MENIGTE
Toen ik de zaal binnenkwam, hoorde ik achter me iemand “Karaçay!” roepen. Ik draaide me om en zag Ziya Akçapar staan. Mijn 86-jarige vriend herkende ik meteen. Er waren vele jaren verstreken, maar de warmte van onze oude collegiale band was er nog altijd.
Ziya en ik hadden samen bij Hürriyet gewerkt. Terwijl ik de krant in de Benelux vertegenwoordigde, was hij correspondent in Zwitserland. Vanuit verschillende landen brachten wij nieuws naar de lezers van dezelfde krant. Toen we elkaar die avond tussen de gasten tegenkwamen, kwamen de herinneringen aan die jaren weer boven.
Op ons korte gesprek volgde een hartelijke omhelzing. Juist op dat moment kwamen ambassadeur Burak Akçapar en zijn gezelschap naar ons toe. Ook zij waren getuige van het weerzien tussen twee oude journalisten. Voor mij was het een van de mooiste momenten van de avond.
İlhan Karaçay, voormalig Benelux-vertegenwoordiger van Hürriyet, en Ziya Akçapar, voormalig Zwitserland-correspondent van dezelfde krant, lieten zich tijdens het programma achter in de zaal samen fotograferen.
Toen het programma begon, gingen Ziya en ik achter in de zaal naast elkaar zitten. De foto die we daar lieten maken, werd een nieuwe herinnering aan een oude vriendschap. Ooit had het werk voor de krant ons samengebracht, nu ontmoetten we elkaar weer op de republieksreceptie waarvan zijn zoon gastheer was.
EEN AMBASSADEUR DIE ZIJN VADER NABIJ BLIJFT
Ziya droeg een verdriet met zich mee dat de jaren niet hadden kunnen wegnemen. Dertien jaar geleden had hij zijn vrouw verloren. Wie zo lang een leven met iemand heeft gedeeld, voelt diens afwezigheid ook in de kleinste dagelijkse dingen. Dat raakte mij het meest in het familieverhaal waarover we die avond spraken.
Na het overlijden van zijn moeder had Burak Akçapar zijn vader niet alleen achtergelaten. Waar zijn werk hem ook naartoe bracht, zijn vader verhuisde met hem mee. Dat was bij zijn komst naar Den Haag niet anders. Ziya, wiens twee andere zoons eveneens diplomaat zijn, woonde ook op deze nieuwe standplaats bij zijn oudste zoon.
Die nabijheid spreekt voor zich. In het leven van een diplomaat veranderen functies, landen en steden. Te midden van al die veranderingen bleef Burak Akçapar met zijn vader samenwonen. De vreugde over het weerzien met mijn oude vriend kreeg die avond nog meer warmte toen ik dat hoorde.
İlhan Karaçay met Burak Akçapar, de Turkse ambassadeur in Den Haag. Tijdens de republieksreceptie kreeg ook de oude vriendschap tussen Karaçay en de vader van de ambassadeur, Ziya Akçapar, een nieuw vervolg.
Later schudde ik Burak Akçapar de hand en gingen we samen op de foto. Bij die kennismaking met onze nieuwe ambassadeur voelde ik ook de aanwezigheid van de jarenlange vriendschap met zijn vader. Als ik voortaan naar die foto kijk, zal ik ook aan het verhaal achter deze ontmoeting denken.
AMBASSADEUR EN DRIE CONSULS-GENERAAL SAMEN GASTHEER
De receptie werd gezamenlijk georganiseerd door de Turkse ambassadeur in Den Haag, Burak Akçapar, en de consuls-generaal Rakibe Demet Şekercioğlu in Amsterdam, Işınsu Topcuoğlu in Deventer en Hakan Etkin in Rotterdam. Met deze gezamenlijke viering brachten de vertegenwoordigingen landgenoten uit verschillende delen van Nederland bijeen.
Van links naar rechts: Işınsu Topcuoğlu, consul-generaal in Deventer; Rakibe Demet Şekercioğlu, consul-generaal in Amsterdam; Burak Akçapar, ambassadeur in Den Haag; en Hakan Etkin, consul-generaal in Rotterdam.
Het programma begon met het Turkse volkslied en het Wilhelmus. Ook werd een boodschap van president Recep Tayyip Erdoğan voorgelezen. Ambassadeur Akçapar zei dat het hem veel vreugde schonk en een eer was om de Dag van de Republiek samen met de in Nederland wonende landgenoten te vieren.
Akçapar vertelde dat Türkiye in 103 jaar grote vooruitgang had geboekt, voortbouwend op een lange bestuurlijke traditie, sterke instellingen en een rijk cultureel erfgoed. Hij ging in op de rol van Türkiye in de regio en de wereld, en benadrukte de inspanningen onder leiding van president Erdoğan voor vrede en om slachtoffers een stem te geven.
De ambassadeur onderstreepte dat de successen van iedere landgenoot, waar ter wereld die ook woont, een bron van trots zijn voor Türkiye. Hij sprak ook zijn trots uit over het werk van de mensen die hij sinds zijn aantreden had leren kennen.
EEN GEMEENSCHAP DIE BIJDRAAGT AAN NEDERLAND
De bijdrage van de Turkse gemeenschap aan Nederland kreeg veel aandacht in de toespraak van ambassadeur Akçapar. Hij wees op haar betekenis voor het economische, sociale, culturele en politieke leven, op de 54.000 ondernemingen en op de inzet van maatschappelijke organisaties.
De receptie bracht vertegenwoordigers van de diplomatie, het bedrijfsleven en maatschappelijke organisaties bijeen. Een groep gasten op de foto.
Akçapar beschreef de prestaties van een brede groep mensen: van politici en kunstenaars tot wetenschappers, technologieprofessionals, werknemers en werkgevers. Hij vertelde dagelijks concrete voorbeelden van hun bijdrage te zien, van de financiële sector en kunstmatige intelligentie tot de Turkse keuken.
De ambassadeur benadrukte dat de welvaart en het welzijn van Nederland ook de rust en welvaart van Turkse Nederlanders betekenen. Daarin vinden beide landen volgens hem een stevige gemeenschappelijke basis. Hij zei trots te zijn op de erfenis van ruim vierhonderd jaar betrekkingen tussen Türkiye en Nederland, en die betrekkingen met een concrete, positieve agenda verder te willen versterken.
Onder de gasten waren Turgut Torunoğulları, voorzitter van de Europese Vertegenwoordigersraad van DEİK-DTİK, en bestuursleden, HOTİAD voorzitter Hikmet Gürcüoğlu, evenals bestuurders van UID, MÜSİAD en HOTİAD, andere vertegenwoordigers van maatschappelijke organisaties, leden van buitenlandse diplomatieke missies, militaire NAVO-vertegenwoordigers, Nederlandse politici en politiefunctionarissen.
FEESTELIJKE VIERING IN TWEE ZALEN
Onder de rode en witte versieringen vulden de gasten twee grote zalen. De komst van landgenoten, ondernemers en vertegenwoordigers van maatschappelijke organisaties uit verschillende steden liet opnieuw zien hoe breed de Turkse gemeenschap in Nederland is vertegenwoordigd.
Twee beelden uit de grote zaal, versierd met rode en witte ballonnen. De gasten vierden samen de 103de verjaardag van de Republiek.
De grote belangstelling was ook buiten merkbaar. De auto’s van de gasten zorgden voor veel drukte in de omliggende straten. De verkeerspolitie nam speciale maatregelen om het verkeer in goede banen te leiden. Terwijl binnen de feestvreugde voelbaar was, was ook buiten te merken hoeveel mensen op deze bijeenkomst waren afgekomen.
De viering vond plaats in twee grote zalen. Tijdens de receptie konden gasten uit verschillende kringen met elkaar bijpraten en kennismaken.
Op zulke avonden blijven naast het officiële programma ook de kleine ontmoetingen in de menigte je bij. De een komt een vriend tegen die hij lang niet heeft gezien, de ander legt een nieuw contact. Voor mij was het een heel bijzonder weerzien met Ziya Akçapar, dat mij terugbracht naar vroeger.
REPUBLIEKSFEEST IN EEN VOORMALIGE BROODFABRIEK
Ook het gebouw waarin de viering plaatsvond, heeft een eigen geschiedenis. De Broodfabriek, waar vroeger brood werd gebakken, biedt nu onderdak aan beurzen, bijeenkomsten en grote evenementen. De oude fabriek, die ooit brood leverde aan de Haagse regio, opende ditmaal haar deuren voor de viering van de Turkse Republiek.
Een beeld van de gasten in de tweede zaal. Het ruime interieur van de voormalige fabriek bood plaats aan de republieksreceptie.
De twee grote zalen stonden klaar voor de komst van de gasten. Witte tafels en rode en witte versieringen vormden het decor voor de avond.
Toen ik die avond vertrok, nam ik de vreugde mee van het samen vieren van de 103de verjaardag van de Republiek.
En in mijn gedachten klonk nog die vertrouwde stem. Eén keer “Karaçay!” uit de menigte had een oude vriendschap weer heel dichtbij gebracht.
Bir yanıt yazın