Geri
29 Ekim 2026 2026

HOLLANDA’DAN HABER HARMANI…

 

                           CUMHURİYET BAYRAMI KUTLU OLSUN



1-KRALIN SOFRASINDA BİR TÜRK KADINI

2-TAP HEYETİNDEN BÜYÜKELÇİ BURAK AKÇAPAR’A ZİYARET

3-TÜRK KADIN GİRİŞİMCİLERDEN BAŞKONSOLOS ŞEKERCİOĞLU’NA
ZİYARET

4-RUN GOOD DO GOOD VAKFI’NDAN BAŞKONSOLOS
ŞEKERCİOĞLU’NA ZİYARET

5-FATMA KOŞER KAYA’NIN ESKİ BİR BELGEYLE CANLANAN ANILARI

6-CEMİL KAHRAMANOĞLU TÜRK BELEDİYECİLERİ
SCHIEDAM’DA AĞIRLADI

7-TÜRK BANKA MÜDÜRÜNÜN BAŞARILI FAALİYETLERİ

8-CORENDON TENİS DÜNYASINI KEMER’DE BULUŞTURDU

9-CORENDON’DAN GENÇLERE KARİYER VE GELECEĞİN
YETKİNLİKLERİ DESTEĞİ

10-CORENDON’UN MARRIOTT İŞ BİRLİĞİNDE YENİ GELİŞMELER

11-AMSTERDAM’DA NAZMİ TÜRKKOL’DAN DAHA TEMİZ SU İÇİN
ORTAK ADIM


(Haberin Hollandacası, Türkçe haberin hemen altında.
De Nederlandse versie staat direct onder de Turkse tekst.)

 

                                           
                                                   İlhan KARAÇAY derledi:

 

KRALIN SOFRASINDA BİR TÜRK KADINI

Yeşim Candan, Hollanda Kralı Willem-Alexander ve Kraliçe Máxima’nın başarılarıyla öne çıkan isimler için düzenlediği öğle yemeğinin davetlileri arasındaydı.


Yeşim Candan (ön sırada sağdan ikinci), Kral Willem-Alexander, Kraliçe Máxima ve diğer davetlilerle…

Hollanda’da kadın hakları, eşitlik ve toplumsal çeşitlilik üzerine yazılarıyla tanınan Türk kökenli yazar ve yorumcu Yeşim Candan, bu kez bir televizyon tartışmasıyla değil, saraydan gelen özel bir davetle gündeme geldi.

RTL Nieuws, De Telegraaf ve de Volkskrant gibi yayın organlarında yazıları yayımlanan Candan, LINDA dergisinde de kadın hakları ve kadın cinayetleri üzerine kalem oynatıyor. Radyo programları ve toplumsal çalışmalarıyla da tanınıyor. Amsterdam’ın Dam Meydanı’ndaki kırmızı topuklu ayakkabılı sanat gösterileriyle kadın cinayetlerine dikkat çekmek için çalışan isimlerden biri.

İşte bizim Yeşim, 27 Ekim Salı günü Lahey’deki Noordeinde Sarayı’nda, Kral Willem-Alexander ve Kraliçe Máxima’nın sofrasındaydı.

BAŞARILARIYLA SEÇİLEN 27 DAVETLİ

Kraliyet çiftinin düzenlediği “Uitblinkerslunch”, çeşitli alanlarda başarılarıyla öne çıkan insanların ağırlandığı özel bir öğle yemeği. Sanattan bilime, spordan medyaya kadar farklı alanlarda ödül veya takdir kazanmış kişiler bu sofrada buluşuyor.

Bu kez 27 kişinin davet edildiği yemekte, yazar Connie Palmen, müzik ikilisi Suzan ve Freek, sunucular Merel Westrik ile Jeroen Kramer gibi tanınmış isimler de vardı.

Yeşim Candan’ın adı ise davetli listesinde “Altın Lale Türk Medya Ödülü” sahibi olarak yer aldı. Candan, 2025 yılında aldığı bu ödülle, yazıları ve kadın cinayetlerine karşı verdiği mücadele dolayısıyla takdir edilmişti.

Hollanda’da yetişen bir Türk kadınının, çalışmalarıyla böylesi bir davete layık görülmesi bizler için de sevinç kaynağı.

“SEVİNÇTEN AĞLADIM”

Candan’ın anlattıkları, bu davetin kendisi için ne kadar özel olduğunu gösteriyor.
Shownieuws’e konuşan Yeşim, kraliyet çiftinin öğle yemeğine katılmanın uzun zamandır hayalleri arasında bulunduğunu söyledi. Telefonunda dileklerini kaydettiği bir dosya olduğunu, bu davetin de o listede yer aldığını anlattı.

Davet telefonunu aldığında ise sevinçten ağlamıştı.

Sık sık ekranlarda gördüğümüz, görüşlerini çekinmeden açıklayan bir insanın böyle bir haberi alırken yaşadığı heyecan, son derece insani ve anlaşılır. Yıllardır çalıştığı ülkede emeğinin görülmesi, onun için unutulmayacak bir anıya dönüşmüş.

MAKYAJ ÇANTASI HABERİN ÖNÜNE GEÇMESİN

 

                                                  Yesim Candan

Ne var ki, bazı magazin yayınları bu buluşmanın başka bir ayrıntısını öne çıkardı: Yeşim’in saraya makyajsız gitmesini.

Candan, davet için kuaföre gittiğini ve hazırlandığını, ancak son anda makyaj çantasının yanında olmadığını fark ettiğini anlatmıştı. Bunun üzerine saraya makyajsız gitmişti.

Kimi yorumcular bu ayrıntıyla alay ederken, kimileri de saray buluşması hakkında anlattıklarını eleştirdi.

Elbette herkes istediği ayrıntıyı haberleştirebilir. Ancak ben bu olayda, bir Türk kadınının yıllar içindeki çalışmalarının onu Hollanda’nın seçkin başarı sahipleriyle aynı sofraya taşımasını daha değerli buluyorum.

Yeşim’in o günkü sevincini anlamak için makyaj çantasına bakmaya gerek yok. Davetli listesinde adının karşısında yazan ödüle ve o ödülün arkasındaki emeğe bakmak yeterli.

ÜNLÜ DERKSEN DAVET EDİLMEYİNCE SİTEM ETTİ

Bu arada, aynı yemek televizyon ekranlarında bir başka tartışmaya da yol açtı.

Eski futbolcu ve televizyon yorumcusu Johan Derksen, Vandaag Inside programında bugüne kadar bu daveti almamış olmasına sitem etti. Yıllardır televizyon dünyasında öne çıktığını söyleyen Derksen, bundan sonra çağrılsa da gitmeyeceğini belirtti. Stüdyodaki karşılıklı konuşmalar ve gülüşmeler, bu çıkışa programın alışılmış mizahını da kattı.

Derksen ile Yeşim Candan’ın yolları daha önce de bir televizyon tartışmasında kesişmişti. Candan, 2022 yılında Derksen’in kadınlara ilişkin tepki çeken anlatımı karşısında eleştirilerini dile getirmiş, sonrasında kendisine yönelen ırkçı ve cinsiyetçi yorumları da kamuoyuyla paylaşmıştı.

Bugün birinin davet alamamaktan yakındığı sofrada, diğerinin başarıları dolayısıyla ağırlanması dikkat çekici bir rastlantı oldu.

BİZİM İÇİN SEVİNDİRİCİ BİR FOTOĞRAF

Hollanda Türklerinin hikâyesi, kuşaklar boyunca farklı mesleklerde verilen emekle yazılıyor. Fabrikalardan üniversitelere, sanat sahnelerinden siyasete ve medya dünyasına uzanan bu hikâyeye yeni fotoğraflar ekleniyor.

Noordeinde Sarayı’ndaki öğle yemeğinde Yeşim Candan’ın da bulunması, benim için o fotoğraflardan biri.
Görüşlerinin her birine katılmak zorunda değiliz. Ancak bir Türk kadınının çalışmalarının takdir edilmesine, sevincine ve başarısına ortak olabiliriz.

Tebrikler Yeşim. Kralın sofrasında seni görmek bizi de sevindirdi.

TAP HEYETİNDEN BÜYÜKELÇİ BURAK AKÇAPAR’A ZİYARET

Turkish Alliance for Professionals (TAP) temsilcileri, Türkiye’nin Hollanda’ya yeni atanan Büyükelçisi Burak Akçapar’ı Lahey’de ziyaret etti. Görüşme, Hollanda’daki Türk profesyoneller arasındaki bağların geliştirilmesi yönündeki ortak yaklaşımın paylaşılmasına vesile oldu.

Heyette, TAP yönetim kurulu üyeleri Ali İsoğlu, Simge Seven, Barbaros Yargıç ve Ozan Arıkan ile Dış İlişkiler Koordinatörü Saygın İleri yer aldı.

TAP temsilcileri, sıcak ev sahipliği dolayısıyla Büyükelçi Akçapar’a teşekkür ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Kuruluş, Hollanda’daki Türk profesyonel topluluğuna yönelik çalışmalar çerçevesinde iletişimi sürdürmek ve ortak hedefler doğrultusunda ilişkileri geliştirmek istediklerini bildirdi.

TÜRK KADIN GİRİŞİMCİLERDEN BAŞKONSOLOS ŞEKERCİOĞLU’NA ZİYARET

Hollanda’daki Türk kadın girişimcileri bir araya getiren Turkish Women Entrepreneurs NL (TWENL) temsilcileri, Amsterdam Başkonsolosu Büyükelçi Demet Şekercioğlu’nu yeni görevi dolayısıyla ziyaret etti.

Buluşmada, Hollanda’daki Türk kadın girişimcilerin desteklenmesi, kadınların iş dünyasındaki görünürlüğünün artırılması ve iş birliği ile karşılıklı dayanışma ağlarının güçlendirilmesi üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

TWENL temsilcileri, kadınların hedeflerini hayata geçirebildiği, katkılarının takdir edildiği ve birbirlerinin başarısını desteklediği bir topluluk oluşturmayı önemsediklerini belirtti. Anlamlı ortaklıkların, kadın girişimciler için yeni kapılar açabileceği vurgulandı.

Heyet, sıcak karşılaması ve değerlendirmeleri için Demet Şekercioğlu’na teşekkür ederek, yeni görevinde başarılar diledi. TWENL, kadın girişimcileri buluşturmaya, aralarındaki bağları güçlendirmeye ve ortak çalışmalar için fırsatlar oluşturmaya devam edeceğini bildirdi.

 

RUN GOOD DO GOOD VAKFI’NDAN BAŞKONSOLOS ŞEKERCİOĞLU’NA ZİYARET

Run Good Do Good Vakfı heyeti, Hollanda’daki faaliyetlerinin birinci yılında, Türkiye’nin Amsterdam Başkonsolosu Büyükelçi Demet Şekercioğlu’na nezaket ziyaretinde bulundu. Görüşmede, spor yoluyla toplumsal fayda sağlanması ve Türkiye ile Hollanda arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ele alındı.

Ziyaretle ilgili bilgi paylaşan Meryem Eroğlu Salman, vakfın kuruluş amacının ve çalışmalarının Başkonsolos Şekercioğlu’na anlatıldığını belirtti. Buluşmada, sivil toplum çalışmalarına katılımın artırılması, uluslararası dayanışma ve kurumlar arası iş birliği üzerinde duruldu.

Vakıf temsilcileri, Türkiye ile Hollanda arasındaki bağların ortak toplumsal hedefler etrafında geliştirilmesini önemsediklerini ifade etti. Heyet, nazik ev sahipliği dolayısıyla Demet Şekercioğlu’na teşekkür ederek, yeni görevinde başarılar diledi.

FATMA KOŞER KAYA’NIN ESKİ BİR BELGEYLE CANLANAN ANILARI

Türk kökenli avukatın paylaşımı, Hollanda’da kadınların ve göçmenlerin toplumdaki yerini yeniden düşündürdü.

Bazen bir evrak, insanı yıllar öncesine götürür. Üzerindeki birkaç satır, verilen mücadeleleri, çalınan kapıları ve hayatına dokunulan insanları yeniden hatırlatır.
Hollanda’da avukatlık, milletvekilliği ve belediye yöneticiliği yapan Fatma Koşer Kaya da ortalığı toplarken karşısına çıkan bir belgeyle böyle bir yolculuğa çıktı. Sosyal medyada paylaştığı anıları ilgi görürken, gelen yorumlar onun kişisel hikâyesinin başka insanlarda da karşılık bulduğunu gösterdi.
Belgede, Koşer Kaya’nın 28 Ocak 1994’te Lahey yargı bölgesinde avukat ve dava vekili olarak yemin ettiği, üç yıllık mesleki eğitimini de 20 Mart 1997’de başarıyla tamamladığı yazıyordu.
Koşer Kaya, o günü anlatırken önemli bir ayrımı da özenle belirtiyordu: “Orada yemin eden Türk kökenli ilk kadın avukattım. En azından Lahey’de, hatta belki de bütün Hollanda’da.”

Hollanda genelindeki ilk olma ihtimalini kesin bir bilgi olarak sunmayan Koşer Kaya için o törenin anlamı açıktı: Uzun yıllar erkeklerin ağırlıkta olduğu bir mesleğe kadın olarak giriyor, aynı zamanda göçmen kökeniyle hukuk dünyasında görünür bir yer ediniyordu.

SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE ÇALINAN KAPI

Koşer Kaya’nın paylaşımındaki en çarpıcı anılardan biri, sabahın erken saatlerinde bürosunun kapısını çalan insanlarla ilgiliydi.
Müvekkillerinin çoğu Hollanda kökenliydi. Ancak Türkçe konuşabilmesi, özellikle Türk göçmenler için ona ulaşmayı kolaylaştırıyordu. Kendi dilinde derdini anlatabilmek, hukuki bir sorunla karşı karşıya kalan insana yakınlık ve güven veriyordu.
Koşer Kaya, bunun göçmenlere yargı sistemi içinde seslerini daha iyi duyurabilecekleri ve daha iyi anlaşılabilecekleri duygusunu yaşattığını belirtiyor.
Yıllar sonra hatırladıkları arasında yürek parçalayan davalar da var, savunduğu insanların haklı bulunmasıyla yaşanan büyük sevinçler de. Avukatlığı onun için özel kılan, bütün bu duygular ve insanlarla kurduğu ilişkiler olmuş.

BU PAYLAŞIM BANA BİR SEÇİMİ HATIRLATTI

Fatma’nın satırlarını okurken ben de 2006 yılına gittim.
O dönemde D66 listesinin altıncı sırasındaydı. Partisinin seçimde kazanacağı sandalye sayısı düşünüldüğünde, liste sıralamasıyla yeniden meclise girmesi mümkün görünmüyordu.
Tam o günlerde, bazı partilerin Ermeni meselesinde kendilerinden istenen tanıma açıklamasını yapmayan Türk adayları listelerinden çıkarması, Hollanda Türkleri arasında tepki yaratmıştı.
D66 ise Fatma Koşer Kaya’dan bu konuda bir açıklama talep etmemişti.
Ben de yayınlarımda, “Hadi gücümüzü gösterelim ve Fatma Koşer Kaya’yı seçelim” çağrısında bulunmuştum.

Sonuçta Fatma, 34.564 tercih oyu aldı. D66’nın yalnızca üç sandalye kazandığı seçimde, altıncı sıradan gelerek yeniden milletvekili seçildi.
O günlerdeki dayanışmayı hatırlayanlar, bu sonucun bizim için taşıdığı anlamı da bilir. Sandığa giderek, tercih oylarını belirli bir aday üzerinde toplayarak seçim sonucuna etki edebildiğimizi görmüştük.

Fatma ise milletvekilliği çalışmalarında kadınların, azınlıkların ve hak arayan insanların sorunlarını gündeme taşıdı. Sosyal işler, çalışma hayatı ve emeklilik mevzuatıyla ilgilendi; yasa teklifleri sundu.

MECLİSTEN SONRA DA HAK ARAYANLARIN YANINDA

Fatma Koşer Kaya, milletvekilliğinin ardından yerel yönetimlerde de görev yaptı. Amersfoort’ta belediye başkan yardımcısı olarak eğitim, iş gücü piyasası, ekonomi ve kültür gibi alanlarda sorumluluk üstlendi.
Daha sonra, sosyal güvenlik sisteminden yararlanan insanların sesini kamu kurumlarına ve siyasete duyurmayı amaçlayan Landelijke Cliëntenraad’ın başkanlığını yürüttü. Kurumun açıklamasına göre bu görevini 1 Kasım 2026’da devredecek.

Ortaya çıkan eski belge, Koşer Kaya’ya avukatlık yıllarını hatırlattı. Onun paylaşımı da bize, bir insanın kendi dilinde derdini anlatabilmesinin, karşısında kendisini anlayan birini bulmasının ve toplumda temsil edildiğini görmesinin değerini yeniden düşündürdü.
Benim hafızamda ise bu hikâyenin bir de sandık sayfası var: Bir çağrı, ortak bir irade ve Fatma Koşer Kaya’nın adının yanında biriken 34.564 tercih oyu.

 

CEMİL KAHRAMANOĞLU TÜRK BELEDİYECİLERİ SCHIEDAM’DA AĞIRLADI

Schiedam Belediye Başkan Yardımcısı Cemil Kahramanoğlu, Türkiye Belediyeler Birliği temsilcilerinden oluşan bir heyeti ağırladı. Ziyaret, Hollanda Belediyeler Birliği’nin uluslararası iş birliği kuruluşu VNG International’ın MATRA Govern-UP programı kapsamında gerçekleştirildi.

Görüşmelerde, Schiedam’ın kentsel gelişime yaklaşımı ve bu süreçte karşılaşılan sorunlar ele alındı. Gayrimenkul ve arsa politikaları, limanın ve sanayi bölgelerinin gelişimi, stratejik tercihler ve karar alma süreçleri hakkında bilgi verildi.

Kent sakinlerinin, yaşadıkları şehirdeki gelişmelere nasıl dâhil edildiği de gündemde yer aldı. Türk kökeni nedeniyle buluşmanın kendisi için ayrıca anlam taşıdığını belirten Kahramanoğlu, yerel demokrasinin işleyişini ve Schiedam’ın kentsel planlama yaklaşımını Türk heyetiyle paylaşmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Ziyaret, belediyelerin karşılaştığı tercihler, değerlendirmeler ve zorluklar üzerine deneyim alışverişine imkân sağladı.

TÜRK BANKA MÜDÜRÜNÜN BAŞARILI FAALİYETLERİ

Rabobank’ın Noord-Holland-Noord Bölgesi Kooperatif Direktörü ve Alkmaar ile çevresinin banka müdürü Uğur Pekdemir, derneklere verilen destekten genç yeteneklerin bölgede tutulmasına kadar uzanan çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Pekdemir’in paylaştığı iki ayrı girişim, bankacılığın yanı sıra yerel kalkınmaya ve toplumsal dayanışmaya verilen önemi de ortaya koyuyor.

Rabobank çalışanları, üye meclisi üyeleri ve denetim kurulu üyeleri, Podium Victorie’de düzenlenen buluşmada bir araya geldi. Toplantıda, bankanın kooperatif yapısı ve bu yapının bölge halkına sağladığı katkılar ele alındı.

Pekdemir, Rabobank’ın kâr payı dağıttığı hissedarları bulunmadığını, bunun yerine kooperatif kaynaklarının toplumu güçlendiren ve geleceğe hazırlayan girişimlere yönlendirildiğini vurguladı.

Rabo ClubSupport programı kapsamında, hangi kulüp ve derneklerin destekleneceğinin belirlenmesinde banka üyeleri söz sahibi oldu. Üyelerin yoğun katılımıyla yapılan oylamanın ardından, 587 dernek ve kulübe destek çeklerinin elden ulaştırılması için harekete geçildi. Pekdemir, bu ziyaretlerle kooperatif dayanışmasının bölgedeki somut karşılığının görünür hâle geldiğini belirtti.

Pekdemir’in gündeme getirdiği bir diğer çalışma ise Rabobank Noord-Holland-Noord ile AZ Alkmaar’ın bölgedeki yetenekleri desteklemek amacıyla güçlerini birleştirmesi oldu. Noordhollands Dagblad’ın da haberleştirdiği iş birliği, genç yeteneklerin bölgeye çekilmesini, burada kalmalarının teşvik edilmesini ve ekonomik gelişmenin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Bölgenin gençlere sunabileceği pek çok imkân bulunmasına rağmen, yetenekleri çekmenin ve elde tutmanın kendiliğinden gerçekleşmediğine dikkat çeken Pekdemir, iş dünyası, eğitim kurumları, kamu yönetimi ve toplumsal kuruluşlar arasındaki iş birliğinin önemini vurguladı. Bölgenin sahip olduğu değerlerin daha görünür kılınması gerektiğini belirten Pekdemir’in mesajı, Noord-Holland-Noord’un geleceğinin ortak çabayla kurulacağı yönünde oldu.

CORENDON TENİS DÜNYASINI KEMER’DE BULUŞTURDU

Corendon’un ev sahipliğinde düzenlenen Tennis Week 2026, tenis ve turizm dünyasından konukları Antalya’nın Kemer ilçesinde bir araya getirdi. Etkinliğe, Polonya Tenis Federasyonu Başkanı ve yöneticileriyle birlikte, Polonya ve İngiltere’den basın mensupları, sosyal medya içerik üreticileri ve seyahat acentesi temsilcileri katıldı.

Katılımcılar, Corendon Airlines’ın İngiltere ve Polonya’nın farklı şehirlerinden gerçekleştirdiği uçuşlarla Antalya’ya ulaştı. Konukların transfer ve şehir içi ulaşım hizmetlerini Corendon Touristic üstlenirken, konaklama Beldibi’ndeki Corendon Playa Kemer’de sağlandı.

Organizasyon, Corendon’un hava yolu taşımacılığı, tur operatörlüğü ve otelcilik alanlarındaki hizmetlerini aynı etkinlikte buluşturdu. Kemer’de gerçekleşen program, uluslararası katılımcıları tenis etrafında bir araya getirdi.

CORENDON’DAN GENÇLERE KARİYER VE GELECEĞİN YETKİNLİKLERİ DESTEĞİ

Corendon Airlines İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Berna Oskay, Genç Yetenek Kariyer ve Gelişim Kampı kapsamında düzenlenen “Geleceğin Yetkinlikleri” panelinde gençlerle bir araya geldi.

Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Girişimcilik ve Kariyer Ofisi’nin düzenlediği panel, farklı sektörlerden profesyonelleri gençlerle buluşturdu. İş dünyasının değişen beklentileri, işe alım süreçlerinde öne çıkan yetkinlikler ve kariyer gelişimine ilişkin konular ele alındı.

Gençlerin sorularını sektör temsilcilerine yöneltme imkânı bulduğu etkinlikte, çalışma hayatına hazırlanırken ihtiyaç duyulan beceriler üzerinde duruldu. Corendon Airlines, deneyim paylaşımına imkân sağlayan organizasyon için düzenleyicilere, moderatöre ve panelistlere teşekkür etti.

CORENDON’UN MARRIOTT İŞ BİRLİĞİNDE YENİ GELİŞMELER

Corendon Hotels & Resorts’un otel portföyündeki gelişmeler ve uluslararası büyüme çalışmaları, Conference Hotel Group’a yapılan ziyarette ele alındı. Satış Müdürü Thomas ile Kıdemli Satış Müdürü Onur, Corendon ile Marriott International arasındaki güçlenen iş birliği hakkında bilgi verdi.

Paylaşılan bilgilere göre, Corendon Amsterdam Schiphol Airport, a Tribute Portfolio Hotel’in yanındaki uzun süreli konaklamaya yönelik daireler, Residence Inn by Marriott Amsterdam Schiphol Airport’a dönüştürüldü. Toplam 296 stüdyo ve süitten oluşan tesis, Benelüks’ün en büyük Residence Inn oteli olarak tanıtıldı.

Corendon Village bünyesinde yer alan tesisin konukları, bitişikteki otelin toplantı ve etkinlik alanları dâhil çeşitli imkânlarından da yararlanabiliyor.

Görüşmede, Corendon’un W Amsterdam’ın işletmesini devralması ve otelin Marriott International’ın W markası altında faaliyetini sürdürmesi hakkında da bilgi verildi.
The College Hotel Amsterdam, Autograph Collection ile ilgili gelişmeler de paylaşıldı. Conference Hotel Group, otel portföyündeki bu gelişmeleri takip ederek müşterilerine aktarmayı sürdüreceğini bildirdi.

AMSTERDAM’DA NAZMİ TÜRKKOL’DAN DAHA TEMİZ SU İÇİN ORTAK ADIM

Amsterdam Belediyesi ile Amstel, Gooi en Vecht Su İdaresi, Amsterdam Nieuw-West’te suyun arıtılmasına katkı sağlayacak kanallar için iş birliği anlaşması imzaladı. Amsterdam Belediyesi adına Nazmi Türkkol’un imza attığı proje, Sloterplas çevresindeki su kalitesini iyileştirmeyi amaçlıyor.

Çalışmayla, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin artırılması ve kamusal alanların mahalle sakinleri için daha çekici hâle getirilmesi de hedefleniyor. Projede, iki kurumun farklı alanlardaki bilgi ve deneyimi bir araya getiriliyor.

Su idaresi, su kalitesi ve ekoloji konularındaki uzmanlığıyla katkı sunarken, belediye bölgesel gelişim ve halkın katılımı alanlarındaki deneyimini paylaşacak. Alınacak önlemlerin, Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi’nin hedeflerine ulaşılmasına da katkı sağlaması öngörülüyor.

YAZILARIMI YAYINLAYAN DOST HABER PORTALLARI

 

                                                           *************
NEDERLANDSE VERSIE

NIEUWSOVERZICHT UIT NEDERLAND

1-EEN TURKSE VROUW AAN TAFEL BIJ DE KONING

2-TAP-DELEGATIE BEZOEKT AMBASSADEUR BURAK AKÇAPAR

3-TURKSE ONDERNEEMSTERS BEZOEKEN CONSUL-GENERAAL ŞEKERCİOĞLU

4-STICHTING RUN GOOD DO GOOD BEZOEKT CONSUL-GENERAAL ŞEKERCİOĞLU

5-EEN OUD DOCUMENT BRENGT FATMA KOŞER KAYA’S HERINNERINGEN TOT LEVEN

6-CEMİL KAHRAMANOĞLU ONTVANGT TURKSE GEMEENTEVERTEGENWOORDIGERS IN SCHIEDAM

7-DE SUCCESVOLLE ACTIVITEITEN VAN EEN TURKSE BANKDIRECTEUR

8-CORENDON BRENGT DE TENNISWERELD SAMEN IN KEMER

9-CORENDON STEUNT JONGEREN BIJ HUN LOOPBAAN EN DE VAARDIGHEDEN VAN MORGEN

10-NIEUWE ONTWIKKELINGEN IN DE SAMENWERKING TUSSEN CORENDON EN MARRIOTT

11-NAZMI TÜRKKOL ZET IN AMSTERDAM EEN GEZAMENLIJKE STAP NAAR SCHONER WATER


Samengesteld door İlhan KARAÇAY


EEN TURKSE VROUW AAN TAFEL BIJ DE KONING

Yeşim Candan behoorde tot de genodigden van de lunch die koning Willem-Alexander en koningin Máxima organiseerden voor mensen die zich door hun prestaties hebben onderscheiden.

Yeşim Candan (op de voorste rij, tweede van rechts), met koning Willem-Alexander, koningin Máxima en de overige genodigden…

De in Nederland bekende schrijfster en opiniemaker van Turkse afkomst Yeşim Candan, die over vrouwenrechten, gelijkheid en maatschappelijke diversiteit schrijft, kwam ditmaal in het nieuws door een bijzondere uitnodiging van het paleis, in plaats van een televisiediscussie.

Candan, wier bijdragen onder meer bij RTL Nieuws, De Telegraaf en de Volkskrant verschijnen, schrijft ook voor LINDA over vrouwenrechten en femicide. Daarnaast is zij bekend van radioprogramma’s en haar maatschappelijke inzet. Zij is een van de mensen die met kunstacties met rode pumps op de Dam in Amsterdam aandacht vragen voor vrouwenmoorden.

Zo zat onze Yeşim op dinsdag 27 oktober in Paleis Noordeinde in Den Haag aan tafel bij koning Willem-Alexander en koningin Máxima.

27 GENODIGDEN GESELECTEERD OM HUN PRESTATIES

De door het koningspaar georganiseerde uitblinkerslunch is een bijzondere lunch voor mensen die op uiteenlopende terreinen iets bijzonders hebben gepresteerd. Aan tafel ontmoeten mensen elkaar die een prijs of andere erkenning hebben ontvangen, van kunst en wetenschap tot sport en media.

Onder de 27 genodigden bevonden zich ditmaal ook bekende namen als schrijfster Connie Palmen, het muzikale duo Suzan & Freek en de presentatoren Merel Westrik en Jeroen Kramer.

Yeşim Candan stond op de gastenlijst vermeld als winnares van de Turkse Media Award de Gouden Tulp. Met deze prijs, die zij in 2025 ontving, werd haar waardering betuigd voor haar publicaties en haar strijd tegen vrouwenmoorden.

Dat een in Nederland opgegroeide Turkse vrouw dankzij haar werk voor zo’n gelegenheid wordt uitgenodigd, is ook voor ons een reden tot vreugde.

“IK HUILDE VAN BLIJDSCHAP”

Uit Candans verhaal blijkt hoe bijzonder deze uitnodiging voor haar was.

In gesprek met Shownieuws vertelde Yeşim dat het al lange tijd haar droom was om aan een lunch met het koningspaar deel te nemen. Op haar telefoon bewaart zij een mapje met wensen, en deze uitnodiging stond ook op die lijst.

Toen zij het telefoontje met de uitnodiging kreeg, huilde zij van blijdschap.

De ontroering van iemand die wij regelmatig op televisie zien en die haar mening zonder aarzelen uitspreekt, is bij zo’n bericht heel menselijk en begrijpelijk. Dat haar inzet wordt gezien in het land waar zij al jarenlang werkt, is voor haar een onvergetelijke herinnering geworden.

LAAT HET MAKE-UPTASJE HET NIEUWS NIET OVERSCHADUWEN

Yesim Candan

Sommige entertainmentmedia legden echter de nadruk op een ander detail van deze ontmoeting: Yeşim was zonder make-up naar het paleis gegaan.

Candan vertelde dat zij voor de gelegenheid naar de kapper was geweest en zich had voorbereid, maar op het laatste moment ontdekte dat zij haar make-uptasje niet bij zich had. Daarom ging zij zonder make-up naar het paleis.

Sommige commentatoren dreven de spot met dit detail, terwijl anderen kritiek hadden op wat zij over haar bezoek aan het paleis vertelde.

Natuurlijk mag iedereen zelf bepalen welk detail hij of zij nieuwswaardig vindt. Zelf hecht ik in dit geval meer waarde aan het feit dat het jarenlange werk van een Turkse vrouw haar aan dezelfde tafel heeft gebracht als andere mensen die in Nederland bijzondere prestaties hebben geleverd.

Om Yeşims vreugde van die dag te begrijpen, hoeven we niet naar haar make-uptasje te kijken. De prijs die op de gastenlijst achter haar naam staat, en het werk dat aan die prijs ten grondslag ligt, zeggen genoeg.

BEKENDE TV-COMMENTATOR DERKSEN MOPPERT OVER UITBLIJVEN UITNODIGING

Dezelfde lunch leidde ondertussen op televisie tot een andere discussie.

Oud-voetballer en televisiecommentator Johan Derksen beklaagde zich in Vandaag Inside over het feit dat hij nog nooit voor deze gelegenheid was uitgenodigd. Derksen, die naar eigen zeggen al jarenlang tot de uitblinkers van de televisiewereld behoort, liet weten dat hij voortaan ook niet meer zou gaan als hij alsnog werd uitgenodigd. De onderlinge opmerkingen en het gelach in de studio gaven zijn uitlatingen de gebruikelijke humor van het programma mee.

De wegen van Derksen en Yeşim Candan hadden elkaar eerder al gekruist in een televisiediscussie. In 2022 uitte Candan kritiek op een omstreden verhaal van Derksen over vrouwen. Vervolgens maakte zij ook de racistische en seksistische reacties die zij daarop ontving openbaar.

Dat de een nu klaagt over het uitblijven van een uitnodiging, terwijl de ander vanwege haar prestaties aan diezelfde tafel wordt ontvangen, is een opmerkelijke samenloop van omstandigheden.

EEN FOTO DIE OOK ONS VERHEUGT

Het verhaal van de Turkse gemeenschap in Nederland wordt al generaties lang geschreven door mensen die zich in allerlei beroepen inzetten. Aan dat verhaal, dat loopt van fabrieken tot universiteiten en van de kunstwereld tot de politiek en de media, worden steeds nieuwe beelden toegevoegd.

De aanwezigheid van Yeşim Candan bij de lunch in Paleis Noordeinde is voor mij zo’n beeld.

We hoeven het niet met al haar standpunten eens te zijn. Maar we kunnen wel delen in de vreugde en het succes van een Turkse vrouw wier werk erkenning krijgt.

Gefeliciteerd, Yeşim. Ook wij waren blij je aan tafel bij de koning te zien.

TAP-DELEGATIE BEZOEKT AMBASSADEUR BURAK AKÇAPAR

Vertegenwoordigers van de Turkish Alliance for Professionals (TAP) hebben in Den Haag een bezoek gebracht aan Burak Akçapar, de onlangs benoemde ambassadeur van Türkiye in Nederland. Tijdens de ontmoeting spraken beide partijen over hun gedeelde wens om de banden tussen Turkse professionals in Nederland te versterken.

De delegatie bestond uit de TAP-bestuursleden Ali İsoğlu, Simge Seven, Barbaros Yargıç en Ozan Arıkan, en coördinator externe betrekkingen Saygın İleri.

De TAP-vertegenwoordigers bedankten ambassadeur Akçapar voor zijn gastvrije ontvangst en wensten hem succes in zijn nieuwe functie. De organisatie liet weten het contact te willen voortzetten en de relaties rond gezamenlijke doelstellingen te willen uitbouwen, in het kader van haar inzet voor de Turkse professionele gemeenschap in Nederland.

TURKSE ONDERNEEMSTERS BEZOEKEN CONSUL-GENERAAL ŞEKERCİOĞLU

Vertegenwoordigers van Turkish Women Entrepreneurs NL (TWENL), dat Turkse onderneemsters in Nederland samenbrengt, hebben een bezoek gebracht aan de Turkse consul-generaal in Amsterdam, ambassadeur Demet Şekercioğlu, ter gelegenheid van haar nieuwe functie.

Tijdens de ontmoeting wisselden zij van gedachten over het ondersteunen van Turkse onderneemsters in Nederland, het vergroten van de zichtbaarheid van vrouwen in het bedrijfsleven en het versterken van netwerken voor samenwerking en onderlinge steun.

De TWENL-vertegenwoordigers benadrukten dat zij willen bouwen aan een gemeenschap waarin vrouwen hun ambities kunnen verwezenlijken, hun bijdragen worden gewaardeerd en zij elkaars succes ondersteunen. Daarbij werd onderstreept dat betekenisvolle samenwerkingsverbanden nieuwe deuren kunnen openen voor vrouwelijke ondernemers.

De delegatie bedankte Demet Şekercioğlu voor haar warme ontvangst en haar inzichten, en wenste haar succes in haar nieuwe functie. TWENL liet weten te blijven werken aan het samenbrengen van onderneemsters, het versterken van hun onderlinge banden en het creëren van mogelijkheden voor gezamenlijke activiteiten.

STICHTING RUN GOOD DO GOOD BEZOEKT CONSUL-GENERAAL ŞEKERCİOĞLU

Een delegatie van Stichting Run Good Do Good heeft in het eerste jaar van haar activiteiten in Nederland een kennismakingsbezoek gebracht aan de Turkse consul-generaal in Amsterdam, ambassadeur Demet Şekercioğlu. Tijdens het gesprek stonden maatschappelijke betrokkenheid via sport en het versterken van de samenwerking tussen Türkiye en Nederland centraal.

Meryem Eroğlu Salman, die informatie over het bezoek deelde, vertelde dat de doelstelling en de activiteiten van de stichting aan consul-generaal Şekercioğlu waren toegelicht. Ook werd gesproken over het vergroten van de deelname aan maatschappelijke initiatieven, internationale solidariteit en samenwerking tussen organisaties.

De vertegenwoordigers van de stichting benadrukten dat zij waarde hechten aan het versterken van de banden tussen Türkiye en Nederland rond gezamenlijke maatschappelijke doelen. De delegatie bedankte Demet Şekercioğlu voor haar gastvrije ontvangst en wenste haar succes in haar nieuwe functie.

 

EEN OUD DOCUMENT BRENGT FATMA KOŞER KAYA’S HERINNERINGEN TOT LEVEN

Een bericht van de advocaat van Turkse afkomst zette opnieuw aan tot nadenken over de positie van vrouwen en mensen met een migratieachtergrond in Nederland.

Soms brengt een document je jaren terug in de tijd. Een paar regels roepen herinneringen op aan de strijd die je hebt gevoerd, de deuren waarop je hebt aangeklopt en de mensen voor wie je iets hebt kunnen betekenen.

Ook Fatma Koşer Kaya, die in Nederland werkzaam was als advocaat, Tweede Kamerlid en wethouder, maakte zo’n reis door de tijd toen zij tijdens het opruimen een document tegenkwam. Haar herinneringen op sociale media trokken de aandacht. De reacties lieten zien dat haar persoonlijke verhaal ook anderen raakte.

In het document stond dat Koşer Kaya op 28 januari 1994 in het arrondissement Den Haag was beëdigd als advocaat en procureur, en dat zij haar driejarige beroepsopleiding op 20 maart 1997 met goed gevolg had afgerond.

Terugblikkend op die dag maakte Koşer Kaya zorgvuldig een belangrijk voorbehoud: “Ik was daar de eerste vrouwelijke advocaat van Turkse afkomst die werd beëdigd. In ieder geval in Den Haag, en misschien zelfs in heel Nederland.”

Koşer Kaya presenteerde de mogelijkheid dat zij de eerste in heel Nederland was niet als een vaststaand feit. De betekenis van die ceremonie was voor haar echter duidelijk: als vrouw trad zij toe tot een beroep waarin mannen lange tijd de overhand hadden gehad, en tegelijkertijd verwierf zij als iemand met een migratieachtergrond een zichtbare plek in de juridische wereld.

VROEG IN DE OCHTEND WERD ER AANGEKLOPT

Een van de aangrijpendste herinneringen in Koşer Kaya’s bericht ging over de mensen die vroeg in de ochtend bij haar kantoor aanklopten.

De meeste van haar cliënten hadden een Nederlandse achtergrond. Maar doordat zij Turks sprak, was de drempel voor met name Turkse migranten lager om haar te benaderen. Je zorgen in je eigen taal kunnen verwoorden, geeft iemand die met een juridisch probleem wordt geconfronteerd een gevoel van vertrouwdheid en vertrouwen.

Volgens Koşer Kaya gaf dit migranten het gevoel dat zij binnen het rechtssysteem hun stem beter konden laten horen en beter begrepen konden worden.

Onder haar herinneringen bevinden zich zowel hartverscheurende zaken als momenten van grote vreugde wanneer de mensen die zij bijstond in het gelijk werden gesteld. Al die emoties en de banden met mensen maakten de advocatuur voor haar bijzonder.

DIT BERICHT DEED MIJ AAN EEN VERKIEZING DENKEN

Bij het lezen van Fatma’s woorden ging ook ik terug naar 2006.

Zij stond destijds op de zesde plaats van de kandidatenlijst van D66. Gezien het verwachte aantal zetels van haar partij leek een terugkeer in de Tweede Kamer op basis van haar plaats op de lijst niet haalbaar.

Juist in die periode ontstond binnen de Turkse gemeenschap in Nederland verontwaardiging omdat sommige partijen Turkse kandidaten van hun lijsten schrapten toen zij de verlangde verklaring over de erkenning van de Armeense kwestie niet wilden afleggen.

D66 had Fatma Koşer Kaya niet om zo’n verklaring gevraagd.

Daarom deed ik in mijn publicaties de oproep: “Laten we onze kracht tonen en Fatma Koşer Kaya de Kamer in stemmen.”

Uiteindelijk kreeg Fatma 34.564 voorkeurstemmen. Bij een verkiezing waarin D66 slechts drie zetels behaalde, werd zij vanaf de zesde plaats opnieuw tot Tweede Kamerlid gekozen.

Wie zich de saamhorigheid van die dagen herinnert, weet ook wat deze uitslag voor ons betekende. We hadden gezien dat we invloed konden uitoefenen op de verkiezingsuitslag door naar de stembus te gaan en onze voorkeurstemmen op één kandidaat te concentreren.

In de Tweede Kamer bracht Fatma vervolgens de problemen van vrouwen, minderheden en mensen die voor hun rechten opkwamen onder de aandacht. Zij hield zich bezig met sociale zaken, arbeidsvraagstukken en pensioenwetgeving, en diende wetsvoorstellen in.

OOK NA DE TWEEDE KAMER AAN DE ZIJDE VAN MENSEN DIE VOOR HUN RECHTEN OPKOMEN

Na haar Kamerlidmaatschap was Fatma Koşer Kaya ook actief in het lokaal bestuur. Als wethouder in Amersfoort droeg zij verantwoordelijkheid voor onder meer onderwijs, arbeidsmarkt, economie en cultuur.

Later werd zij voorzitter van de Landelijke Cliëntenraad, die de stem van mensen die gebruikmaken van de sociale zekerheid bij overheidsinstanties en de politiek wil laten doorklinken. Volgens een bekendmaking van de organisatie draagt zij deze functie op 1 november 2026 over.

Het teruggevonden document herinnerde Koşer Kaya aan haar jaren in de advocatuur. Haar bericht liet ons op onze beurt opnieuw stilstaan bij de waarde van je zorgen in je eigen taal kunnen uitspreken, iemand tegenover je vinden die je begrijpt en jezelf vertegenwoordigd zien in de samenleving.

In mijn herinnering heeft dit verhaal ook een hoofdstuk over de stembus: een oproep, een gezamenlijke wil en 34.564 voorkeurstemmen achter de naam van Fatma Koşer Kaya.

 

CEMİL KAHRAMANOĞLU ONTVANGT TURKSE GEMEENTEVERTEGENWOORDIGERS IN SCHIEDAM

De Schiedamse wethouder Cemil Kahramanoğlu heeft een delegatie van de Vereniging van Turkse Gemeenten ontvangen. Het bezoek vond plaats in het kader van het MATRA Govern-UP-programma van VNG International, de organisatie voor internationale samenwerking van de Vereniging van Nederlandse Gemeenten.

Tijdens de gesprekken stonden de Schiedamse aanpak van stedelijke ontwikkeling en de daarbij optredende vraagstukken centraal. Er werd informatie gedeeld over vastgoed- en grondbeleid, de ontwikkeling van de haven en bedrijventerreinen, strategische keuzes en besluitvormingsprocessen.

Ook kwam aan bod hoe inwoners worden betrokken bij de ontwikkelingen in hun stad. Kahramanoğlu gaf aan dat de ontmoeting vanwege zijn Turkse afkomst voor hem extra betekenis had. Hij zei het te waarderen dat hij de werking van de lokale democratie en de Schiedamse aanpak van stedelijke planning met de Turkse delegatie kon delen. Het bezoek bood gelegenheid om ervaringen uit te wisselen over de keuzes, afwegingen en uitdagingen waarmee gemeenten te maken krijgen.

DE SUCCESVOLLE ACTIVITEITEN VAN EEN TURKSE BANKDIRECTEUR

Uğur Pekdemir, directeur coöperatieve Rabobank voor Noord-Holland-Noord en bankdirecteur voor Alkmaar en omgeving, valt op door activiteiten die uiteenlopen van steun aan verenigingen tot het behouden van jong talent in de regio. Twee initiatieven die Pekdemir onder de aandacht bracht, laten zien dat naast bankieren ook regionale ontwikkeling en maatschappelijke solidariteit een belangrijke plaats innemen.

Medewerkers van Rabobank, ledenraadsleden en leden van de raad van commissarissen kwamen bijeen in Podium Victorie. Tijdens de bijeenkomst werd gesproken over het coöperatieve karakter van de bank en wat dit voor de inwoners van de regio betekent.

Pekdemir benadrukte dat Rabobank geen aandeelhouders heeft aan wie winst wordt uitgekeerd. In plaats daarvan worden de middelen van de coöperatie ingezet voor initiatieven die de samenleving versterken en voorbereiden op de toekomst.

Binnen Rabo ClubSupport hadden de leden van de bank inspraak in de keuze welke clubs en verenigingen steun zouden ontvangen. Na een stemming waaraan veel leden deelnamen, werd begonnen met het persoonlijk overhandigen van de cheques aan 587 verenigingen en clubs. Volgens Pekdemir maakten deze bezoeken zichtbaar wat de coöperatieve verbondenheid concreet voor de regio betekent.

Een ander initiatief dat Pekdemir onder de aandacht bracht, is de samenwerking tussen Rabobank Noord-Holland-Noord en AZ Alkmaar om talent in de regio te ondersteunen. De samenwerking, waarover ook het Noordhollands Dagblad berichtte, is gericht op het aantrekken en behouden van jong talent en het versterken van de economische ontwikkeling.

Pekdemir wees erop dat de regio jongeren veel te bieden heeft, maar dat het aantrekken en behouden van talent niet vanzelf gaat. Hij benadrukte het belang van samenwerking tussen het bedrijfsleven, onderwijsinstellingen, overheden en maatschappelijke organisaties. Volgens hem moeten de kwaliteiten van de regio beter zichtbaar worden gemaakt. Zijn boodschap was dat de toekomst van Noord-Holland-Noord een gezamenlijke inspanning vraagt.

 

CORENDON BRENGT DE TENNISWERELD SAMEN IN KEMER

Tennis Week 2026, georganiseerd door Corendon, bracht gasten uit de tennis- en toerismewereld samen in Kemer, in de provincie Antalya. Onder de deelnemers bevonden zich de voorzitter en bestuurders van de Poolse tennisbond, evenals journalisten, makers van socialemediacontent en vertegenwoordigers van reisbureaus uit Polen en het Verenigd Koninkrijk.

De deelnemers bereikten Antalya met vluchten van Corendon Airlines vanuit verschillende steden in het Verenigd Koninkrijk en Polen. Corendon Touristic verzorgde de transfers en het lokale vervoer, terwijl de gasten verbleven in Corendon Playa Kemer in Beldibi.

Het evenement bracht de activiteiten van Corendon op het gebied van luchtvaart, touroperating en hotellerie samen. Het programma in Kemer verenigde internationale deelnemers rond de tennissport.

 

CORENDON STEUNT JONGEREN BIJ HUN LOOPBAAN EN DE VAARDIGHEDEN VAN MORGEN

Berna Oskay, plaatsvervangend algemeen directeur verantwoordelijk voor Human Resources bij Corendon Airlines, ontmoette jongeren tijdens het panel “Vaardigheden van de toekomst”, dat plaatsvond binnen het loopbaan- en ontwikkelingskamp voor jong talent.

Het panel werd georganiseerd door het Bureau voor Ondernemerschap en Loopbaanontwikkeling van de provinciale directie Jeugd en Sport in Antalya en bracht professionals uit verschillende sectoren met jongeren samen. Onderwerpen waren de veranderende verwachtingen van werkgevers, vaardigheden die bij werving en selectie steeds belangrijker worden en loopbaanontwikkeling.

Tijdens de bijeenkomst konden jongeren hun vragen aan de vertegenwoordigers uit het bedrijfsleven stellen. Daarbij werd ingegaan op de vaardigheden die nodig zijn om zich voor te bereiden op het werkende leven. Corendon Airlines bedankte de organisatoren, de gespreksleider en de panelleden voor het evenement, dat de uitwisseling van ervaringen mogelijk maakte.

 

NIEUWE ONTWIKKELINGEN IN DE SAMENWERKING TUSSEN CORENDON EN MARRIOTT

Tijdens een bezoek aan Conference Hotel Group werden de ontwikkelingen binnen de hotelportefeuille van Corendon Hotels & Resorts en de internationale groeiplannen besproken. Salesmanager Thomas en senior salesmanager Onur gaven een toelichting op de versterkte samenwerking tussen Corendon en Marriott International.

Volgens de gedeelde informatie zijn de appartementen voor langdurig verblijf naast Corendon Amsterdam Schiphol Airport, a Tribute Portfolio Hotel, omgevormd tot Residence Inn by Marriott Amsterdam Schiphol Airport. Het complex, dat uit 296 studio’s en suites bestaat, werd gepresenteerd als het grootste Residence Inn-hotel in de Benelux.

Gasten van het hotel, dat deel uitmaakt van Corendon Village, kunnen ook gebruikmaken van verschillende voorzieningen van het naastgelegen hotel, waaronder de vergader- en evenementenruimtes.

Tijdens het gesprek werd ook informatie gegeven over de overname van de exploitatie van W Amsterdam door Corendon en de voortzetting van de hotelactiviteiten onder het W-merk van Marriott International.

Daarnaast kwamen ontwikkelingen rond The College Hotel Amsterdam, Autograph Collection aan bod. Conference Hotel Group liet weten deze ontwikkelingen binnen de hotelportefeuille te blijven volgen en met zijn klanten te delen.

 

NAZMI TÜRKKOL ZET IN AMSTERDAM EEN GEZAMENLIJKE STAP NAAR SCHONER WATER

De gemeente Amsterdam en Waterschap Amstel, Gooi en Vecht hebben een samenwerkingsovereenkomst ondertekend voor waterzuiverende grachten in Amsterdam Nieuw-West. Het project, waarvoor Nazmi Türkkol namens de gemeente Amsterdam tekende, heeft als doel de waterkwaliteit rond de Sloterplas te verbeteren.

Daarnaast moet de aanpak de biodiversiteit in het gebied vergroten en de openbare ruimte aantrekkelijker maken voor buurtbewoners. In het project worden de kennis en ervaring van beide organisaties op verschillende terreinen samengebracht.

Het waterschap draagt bij met expertise op het gebied van waterkwaliteit en ecologie, terwijl de gemeente haar ervaring met gebiedsontwikkeling en bewonersparticipatie inzet. De maatregelen moeten ook bijdragen aan het behalen van de doelstellingen van de Europese Kaderrichtlijn Water.

 

VASTGESTELDE NİEUWSPORTALS DIE MIJN ARTIKELENPUBLICEREN

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir