MEHMET TÜRKER’İ ANIYORUZ…

28 Ocak 2017’de kaybettiğimiz gazeteci dostum Mehmet Türker için, pek çok meslektaşım anılarını yazıyorlar. Bu sevgili dost için ben de bir şeyler yazmıştım.
‘Ahirete giden ünlü dostlar’ başlıklı seri yazımda değerlendirdiğim Mehmet Türker’i önce kısaca tanıyalım, daha sonra da O’nunla ilgili anılara bakalım:

C:\Users\ILHAN\Desktop\1-ISLENECEK HABERLER\mehmet-turker.jpg

Mehmet Türker (3 Ocak 1944 – 28 Ocak 2017)

Mehmet Türker, gazeteciliğe 1962 yılında Gece Postası Gazetesi’nde başladı ve sırasıyla Yeni İstanbul, Yeni Gazete gazetelerinde çeşitli sahalarda muhabir olarak görev yaptı.
Hürriyet, Meydan, Gözcü gazetelerinde yönetici olarak çalıştı. Hürriyet Gazetesi’nde kısa bir muhabirlik döneminden sonra gazetenin 20 yıl boyunca İstihbarat Şefliği ve Haberler Müdürlüğünü yaptı.
SÖZCÜ Gazetesi’nin kuruluşunda yer aldı.
Köşe yazarlığına başladığı Meydan Gazetesi ve Gözcü Gazetesi’nde aynı zamanda Yayın Koordinatörlüğü, Haberler Müdürlüğü görevlerinde bulundu.
1963 yılında ABD’li Prof. Charles Hulten’in Direktörlüğünü yaptığı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Gazetecilik Semineri Sertifika programını tamamlayarak, Burhan Felek ve Prof. Hulten imzalı “Başarı Sertifikası” aldı;
1968 yılında işçi sendikaları başarı ödülüne, 1971 ve 1976 yıllarında haber ve seri röportaj dallarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin başarı ödülüne layık görüldü.
1985 yılında ise Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından “Yılın Gazetecisi” seçilerek Onur Belgesi ve Onur Madalyası sahibi oldu.
2012 yılında da İstanbul Gazeteciler Derneği tarafından “Babıali’de 50. Altın Yıl” ödülü verilen Mehmet Türker, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin “2015 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ne” lâyık görüldü.
Kasım 2016’da “Yazık ettiler güzelim ülkeye” isimli ilk kitabını yayınladı.

MEHMET TÜRKER İLE MUHABİR HAKLARININ İKİ ‘YILMAZ SAVAŞÇISI’YDIK.

Son yılların, demokrasi savaşında önde gidenler sınıfına girmiş olan sevgili dostum Mehmet Türker’i kaybettiğimizi öğrendiğim zaman, Hürriyet gazetesindeki günlerimiz aklıma geldi.
O zaman Mehmet Türker Türkiye’de haberler üretiyor, ben de Hollanda’dan haber üretip Yazı İşleri Müdürlüğü’ne aktarıyorduk.

Şimdi hangi konu olduğunu bilemiyorum ama, Yazı İşleri Müdürlüğü’ne haber değeri olan bir konuyu fotoğraflı aktarmıştım.
Haber yayınlanmamıştı. Serviste çalışan arkadaşlara sorduğum zaman,
‘Yazı İşleri Müdürü kullandırtmadı‘ dediler.

Bunun üzerine Yazı İşleri Müdürü’müzü aradım. Haberin neden kullanılmadığını sorduğum zaman, ‘Bunun kararını ben veririm İlhan’ diye kesip atmaya çalıştı. Ben ise, haberin çok ses getirecek bir nitelikte olduğunu, özellikle Avrupa ülkelerinde ses vereceğini anlattım. Ama O yayınlamamakta direndi. Ben de hakimiyetimi biraz kaybederek üzerine gittim. ‘Sen buradaki havayı koklayamazsın, buradaki havayı ben daha iyi koklarım’dedim.
O hâlâ yayınlamamakta direnince, ‘Bak, sen de bu gazete için faydalı olmaya çalışıyorsun, ben de. Bu haber gazeteye çok şey kazandırır’ deyince, bana karşı yine direndi ve sertleşti. Bunun üzerine ben de sertleştim. ‘Bak ben konuyu patrona kadar götürürüm’ dediysem de olmadı. Öyle ya, kilometrelerce yol katederek saatlerce çalıştığım halde, haber değeri taşıyan yazım kullanılmamıştı. Sonunda çok sinirlendim ve çok kaba sayılacak kelimeler kullanarak telefonu kapadım.

Nasıl olduysa haber ertesi gün yayınlandı.
Şaşırmıştım ama, birşey anlamamıştım.

Aylar sonra, Hürriyet’in o zamanki hem Genel Müdürü ve hem de Genel Yayın Müdürü olan rahmetli Nezih Demirkent, dünyadaki tüm Hürriyet muhabirlerini Frankfurt’a çağırmıştı.

Toplantıların birinde, muhabir arkadaşların çoğu, gönderdikleri haberlerin çöp kutusuna atılmasından şikayet ettiler. Rahmetli Demirkent şikayetleri dinledikten sonra şöyle konuşmuştu: ”Şu, en arkada oturan İlhan Karaçay var ya, ona sorun, o size ne yapacağınızı iyi anlatır. Ben haberlerinin peşini bırakmayan iki adam tanıyorum. Biri Mehmet Türker, diğeri de İlhan Karaçay.”

C:\Users\Ilhan\Desktop\Ocak\Nezih Demirkent.jpg
Rahmetli Demirkent’in bu sözleri beni düşündürmüştü. Sonra birden aklıma gelmişti. Demek ki, benim münakaşa ettiğim Yazı İşleri Müdürü, yaptığımız sert tartışmadan sonra beni şikayete gitmiş. Demirkent de, habere bakınca, ‘Sen bu haberi kullan, ben Karaçay’a ağzının payını verir ve cezalandırırım” demiş olacak.

Rahmetli Mehmet Türker ile şahsımı, haberlerinin yayınlanması için savaş yapan iki muhabir olarak örnekleyen Demirkent’i ve Mehmet Türker’i rahmetle anıyorum…

 

Sohbeti başlat
1
Yardımcı olabilir miyim?
Merhaba, yardımcı olabilir miyim?