Yeni yıl, çoğu zaman geleceği değil, aslında kendimizi tarttığımız bir eşiktir.
(Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)
Yeni yıl…
Bir takvim yaprağının değişmesinden ibaret gibi görünse de, aslında insanın iç dünyasında sessiz bir muhasebe anıdır.
GEÇMİŞTE YENİ YILLAR, daha yavaştı.
Bir masa etrafında toplanılırdı, televizyon arka planda olurdu ama sohbet başroldeydi. Saatlerce konuşulur, gülünür, bazen susulur ama o suskunluk bile paylaşıldığını hissettirirdi. Hediyeler küçüktü ama niyet büyüktü. Kimse “ne kazandım” diye sormazdı, “kim yanımda” diye bakardı.
Yeni yıl eskiden aceleye gelmezdi. Televizyon açıktı ama başrolde insanlar vardı. Saatler süren sohbetler, paylaşılan sessizlikler ve küçük ama anlamlı hediyeler… Kimse saate bakmazdı, çünkü kimse bir yere yetişmeye çalışmazdı. Bu fotoğraf, zamanın değil insanların kıymetli olduğu yılları hatırlatıyor.
ŞİMDİ YENİ YILLAR, daha gürültülü ama daha yalnız.
Herkes bir yerlere yetişiyor, bir şeyleri kaçırmamak için durmadan bakıyor ama en çok da kendini ihmal ediyor. Masalar dolu ama sohbet eksik. Takvimler değişiyor ama yükler hafiflemiyor. Yeni yıl dilekleri hızlı yazılıyor, hızlı paylaşılıyor ama çabuk unutuluyor. Geri sayım başladığında herkes aynı masadaydı ama gözler birbirinde değil, ekranlardaydı.
Masalar dolu, ışıklar parlak, herkes burada… Ama herkes kendi dünyasında. Telefonlara yetişilirken yanımızdakiler kaçırılıyor. Bu kare, modern yeni yılların gürültüsünü ve aynı anda büyüyen yalnızlığı anlatıyor.
GELECEKTE YENİ YILLAR NASIL OLMALI?
Belki daha az aceleyle.
Belki daha az hesapla ve daha çok kalple.
Daha çok dinleyerek, daha az konuşarak.
Daha çok temas ederek, daha az mesafeyle.
Geleceğin yeni yılı, bizi birbirimize yaklaştırmalı.
Eksileni çoğaltmak yerine, çoğalanı anlamlandırmalı.
Takvimler zorlamamalı, zaman kucaklamalı.
Yeni yıl; telaşın değil, temenninin yılı olmalı.
Gürültünün değil, samimiyetin yılı olmalı.
Daha fazlasının değil, yeterince olanın kıymetini bilenlerin yılı olmalı.
Ve belki de en önemlisi:
Yeni yıl, insanın önce kendisine, sonra başkasına daha dürüst olduğu bir başlangıç olmalı. Çünkü insan kendine yalan söylediğinde, takvim ne kadar değişirse değişsin hiçbir şey değişmez.
İşte o zaman yeni yıl gerçekten “yeni” olur.
Kalabalık yine var ama bu kez amaç başka. Daha az acele, daha çok temas. Daha az konuşma, daha çok dinleme. Herkes aynı yerde değil belki ama aynı anda durabilmenin mümkün olduğu bir an. Bu fotoğraf bir temenniyi anlatıyor: Yeni yılın bizi hızlandırması değil, birbirimize yaklaştırması.
************ HOE WAS NIEUWJAAR VROEGER, HOE IS HET NU EN HOE ZOU HET MOETEN ZIJN ?
Nieuwjaar is vaak geen blik op de toekomst, maar een moment waarop we onszelf afwegen.
Nieuwjaar…
Het lijkt misschien slechts een datum op de kalender, maar voor veel mensen is het een moment van stilte, van terugkijken en van voorzichtig vooruitdenken.
VROEGER WAS NİEUWJAAR RUSTİGER.
Mensen zaten samen aan tafel. Gesprekken duurden langer dan de avond zelf. Cadeaus waren eenvoudig, maar de bedoeling was oprecht. Niemand vroeg wat hij had gewonnen, men keek wie er naast hem zat. Tijd werd gedeeld, niet gejaagd.
Nieuwjaar kwam vroeger niet gehaast. De televisie stond aan, maar mensen stonden centraal. Urenlange gesprekken, gedeelde stiltes en kleine cadeaus met grote betekenis.Niemand keek op de klok, omdat niemand ergens anders hoefde te zijn.Deze foto herinnert aan een tijd waarin niet de klok, maar de mens waardevol was.
VANDAAG İS NİEUWJAAR LUİDER, MAAR OOK EENZAMER.
We zijn overal tegelijk en toch nergens echt. Tafels zijn vol, maar gesprekken blijven oppervlakkig. Wensen worden snel geschreven, snel gedeeld en nog sneller vergeten. De kalender verandert, maar de zorgen blijven vaak dezelfde. Tijdens het aftellen zat iedereen aan dezelfde tafel, maar de aandacht ging naar de schermen, niet naar elkaar.
De tafel is vol, de lichten zijn fel, iedereen is aanwezig. En toch is iedereen op zichzelf gericht. Terwijl we onze schermen bijhouden, verliezen we elkaar uit het oog. Dit beeld laat de drukte van het moderne nieuwjaar zien en tegelijk de groeiende eenzaamheid.
En dan komt de echte vraag: HOE ZOU NİEUWJAAR İN DE TOEKOMST MOETEN ZİJN?
Misschien rustiger.
Met minder haast en meer aandacht.
Met minder berekening en meer gevoel.
Meer luisteren en minder roepen.
Het Nieuwjaar van de toekomst zou mensen dichter bij elkaar moeten brengen.
Niet door steeds meer te willen, maar door te begrijpen wat al genoeg is.
Niet door tijd te forceren, maar door haar ruimte te geven.
Nieuwjaar zou geen moment van stress moeten zijn, maar van hoop.
Geen lawaai, maar oprechtheid.
Geen wedstrijd, maar verbondenheid.
En misschien is dat wel het belangrijkste
Dat Nieuwjaar ons eerst eerlijker maakt tegenover onszelf
en daarna tegenover de ander. Want als we tegen onszelf blijven liegen, verandert er niets, hoe vaak de kalender ook omslaat.
Pas dan wordt een nieuw jaar ook echt “nieuw”.
De drukte is er nog steeds, maar met een andere bedoeling. Minder haast en meer nabijheid. Minder praten en meer luisteren. Niet iedereen is op dezelfde plek, maar het moment laat zien dat samen even stilstaan mogelijk is. Deze foto verbeeldt een wens: dat het nieuwe jaar ons niet sneller maakt, maar dichter bij elkaar brengt.