ABDULLAH KARABULUT’UN RESİMLERİ GÖZ KAMAŞTIRIYOR…

ABDULLAH KARABULUT’UN RESİMLERİ GÖZ KAMAŞTIRIYOR…

Çizgileriyle Hollanda’da göz kamaştırıyor…

Sergileri, galerilerde, kilise ve kütüphanelerde ilgiyle izleniyor

Resim üzerine hiç eğitim almadığını belirten Abdullah Karabulut, çizgileriyle dostluk ve barış çağrıları yaptığını söylüyor

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Abdullah Karabulut (2).jpg

İlhan KARAÇAY’ın haberi

30 yıldır Hollanda’da yaşamakta olan Abdulhamit (Abdullah olarak tanınıyor) Karabulut, sürekli olarak çalıştığı seralarda karşılaştığı çiçeklerden ilham alarak, ilkokulda başladığı çizim işini daha çok geliştirdi.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Abdullah Karabulut (1).jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Abdullah Karabulut (7).jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Abdullah Karabulut (11).jpg

Abdullah Karabulut 1974 Elazığ doğumlu. Doğduğu köyün, anasının, babasının, boşandığı eşinin ve çocuğunun isimlerini açıklamanın bir önemi olmadığını söylüyor.
Sadece şunları söyledi Karabulut: ‘Köyümde ilkokula giderken resim çizmeye başlamıştım. Çizdiklerim beğeniliyordu. Öğrenimimi ortaokul birinci sınıfta sona erdirdim. Atıldığım iş yaşamımda da şanslı değildim. Hollanda’ya geldikten sonra seralarda çalıştım. Çiçekler ile hergün iç içeydim.Nilüfer çiçeği hikâyesini okuduktan sonra çok etkilendim. Bunalımdan kurtulmak için çizme işini yoğunlaştırdım. Dünyada kötülük yapanların adaletsizliğine karşı snat ile cevap vermek istedim. Başardım da… Eserlerimi galerilerden başka, kilise ve kütüphanelerde sergilemeye başladım. Kötülükler sadece insanlar arasında değil, tabiata karşı da sürüyor. İnsanoğlu doğayı katlediyor. Bugün doğa ağlıyor. İşte ben hep bu olumsuzluklara karşı çizdim. Nilüfer’i tuvale yansıttım. Bu eserlerim çok beğeniliyor.
Sergilerimi, Hollanda’dan sonra diğer Avrupa ülkelerinde de açmak istiyorum.
Tabii ki bu konuda medyaya ihtiyacım olacak.Dilerim bu konuda bana yardımcı olacaksınız.’

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Abdullah Karabulut (3).jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Abdullah Karabulut (8).jpg
Yapmış olduğu eserleri gerçekten göz kamaştıran Abdullah Karabulut’un sergilerini duyurmak, tabii ki bir gazetecilik görevi olacaktır.

 

Girişim Hollandalı Türkler’den… Avrupa’ya işçi göçünü ölümsüzleştirmek için Sirkeci Garı’na anıt dikilecek

Girişim Hollandalı Türkler’den… Avrupa’ya işçi göçünü ölümsüzleştirmek için Sirkeci Garı’na anıt dikilecek

Rotterdam’a daha önce bir göç abidesi diken Hollanda Türkleri, şimdi de Sirkeci’de ‘Umuda Yolculuk’ adlı bir anıt dikecekler.

Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği ve çeşitli kuruluşların desteği ile dikilecek olan anıtın açılışı 2021 mayısı için planlandı.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (2).jpeg

İlhan KARAÇAY’ın haberi

Türkler’in Avrupa’ya göç serüveni 1960 yılında başlamıştı. Almanya’da çok rahat iş bulunabildiğini duyanlar, soluğu Sirkeci Garı’nda alıyor ve o meşhur ‘kara tren’lerle Münih’in Hauptbahnof istasyonuna taşınıyorlardı.
Türkler’in varlığını öğrenen Alman işverenler, Ankara ile derhal irtibata geçmişler ve ülkelerine işçi transferi yapabilmek için, 31 Ekim 1961’de resmi bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşma ile, Türkler’in Avrupa serüveni hayata geçmiş oldu.
İlk etapta, geri dönüş amaçlı başlayan işçi göçüne katılanlara ‘gastarbeter’ (Misafir işçi) denilmişti.
Bilinmeyeni, umudu, sılayı ve hasreti beraberinde taşıyan bu maceralı akım, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştı.

İşçi göçünün Hollanda’ya sirayet etmesi 19 Ağustos 1964’te imzalan sözleşme ile gerçekleşti.
İmzalanan bu işgücü anlaşması ile, iki ülke arasında 408 yıl önce inşa edilen ilişkiler yeni bir boyut kazanmış, bu kapsamda Hollanda’ya göç eden vatandaşlarımız bugün burada dördüncü nesile ulaşmışlardır. İşçi olarak gelen insanımız sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda hayatın her alanında varlık göstermişlerdir.

Resmî verilere göre, Hollanda’da 404 bin 459 Türk asıllı Hollanda vatandaşı yaşamaktadır. (Sadece Türk tabiyetinde olanlar bu sayıya dahil mi değil mi anlaşılmadı. Tahminime göre, Hollanda’daki karma Türk sayısı 600 bini geçmiştir.)
Hollanda Ticaret Odası’nın (KVK) son verilerine göre ise, Türkler, ülkedeki en çok iş yeri açan yabancılar arasında açık ara birinciliğini korumaktadır. Ülkedeki işletme sayısı  25 bin 527 olarak açıklanırken, bu işletmeler 50 binden fazla insana çalışma fırsatı sunarak ülkedeki istihdama katkıda bulunmaktadır.
Vatandaşlarımızdaki bu girişimcilik ruhu, gelecek nesiller için de cesaret ve ilham kaynağı olmuştur. Ticari atılımların yanı sıra, yaklaşık 80 bin Türk öğrenciden 5 bini üniversitelidir.
Buna ek olarak Hollanda’da yaşayan Türkler, farklı alanlarda hizmet veren yaklaşık 300 Türk Sivil Toplum Kuruluşu aracılığıyla yaşadıkları ülkenin sosyal ve siyasal hayatını zenginleştirmektedir.
Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın ortak değerleri onları bir arada tuttuğu gibi, kimliklerinin ve kişiliklerinin oluşmasına da yön vermektedir.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Goc abidesi.jpg

ABİDE
Hollanda’daki Türkler, keder ve hüzün dolu serüvenlerini ölümsüzleştirmek için, Rotterdam’da bir ‘Göç Abidesi’ dikmişlerdi.
Aynı Türkler şimdi de Avruapa genelini kapsayan bir Göç Anıtı için kolları sıvadılar.
Bakın bu konuda, Zeynel Abidin Kılıç yönetimindeki Doğuş neler yazmış:

UMUDA YOLCULUK adını taşıyan anıtın çalışması Hollanda’da yaşayan Türkler tarafından başlatıldı. Anıtın tasarım ve dökümü İzmir’de yaşayan heykel sanatçıları Derya Ersoy, Zafer Dağdeviren ve Ali Yaldır tarafından yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Hollanda Büyükelçiliği tarafından sahiplenilen proje başta Hollanda Türk İş Adamları Derneği HOTİAD üyeleri ve diğe C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (1).jpeg r girişimciler tarafından finans ediliyor.

Yolculuğun başladığı yere anıt
Hollanda’da 1983 yılından bu yana çok çeşitli çalışmalar yürüten Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu DSDF adına Proje koordinatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Hollanda Türkler İçin Danışma Kurulu Başkanı Zeki Baran “10 yıllık bir rüyanın gerçekleşmesi için son aşamaya geldik. Umuda Yolculuk Anıtı’nın dökümü tamamlanıyor. Başta Hollanda olmak üzere Türkiye’den işçi göçü alan ülkelerin resmî temsilciliklerinin de katılacağı açılış programını tamamlamak üzereyiz. Babalarımız 60 yıl önce Avrupa’nın çeşitle kentlerinde çalışmak için Umuda Yolculuğa Sirkeci Tren İstasyonu’ndan başlamıştı. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi anıt için Sirkeci Garı önündeki Parkta bir yer tahsis etti. Bu bizi çok sevindirdi. Babalarımızın bu büyük yolculuğu başladığı yerde ölümsüzleşecek” dedi.

Katkıları unutulmasın
Avrupa’ya İşçi Göçü Anıtı önerisini gazeteci Ömer Hünkar Ilık yaklaşık 13 yıl önce dile getirdi. İşçi Göçü ile ilgili Hollanda televizyonunda belgeselleri yayınlanan Ilık, ‘2014 yılında Hollanda’nın Rotterdam Kentinde, belediyenin desteği ile Misafir İşçi Anıtının açılışını gerçekleştirdik. Şimdi sırada Sirkeci anıtı var. Proje tamamlanmak üzere. Bundan büyük mutluluk duyuyorum’ dedi.
Ilık’ın konu ile yaptığı açıklamasında ayrıca şu görüşlere yer verdi: “Çoğunluğu yoksul köylülerden oluşan binlerce sağlıklı genç erkek 60 yıl önce ‘en fazla iki yıl sonra döneriz’ diye Avrupa’nın çeşitli ülkelerine çalışmak için gittiler. Geride genç karılarını ve yeni doğmuş çocuklarını bıraktılar.
Bu, umuda yolculuktu. Biraz para biriktirip, geri döneceklerdi. Avrupa ülkeleri için ucuz ve taze iş gücüydüler. Geçiciydiler. Ama yıllar geçtikçe dönme planları ertelendi. Sonunda Avrupa’da sayısı 4 milyon kişiye ulaşan yerleşik bir topluluk olduk. Bilinmezliğe doğru atılan bu adımlar ve çekilen büyük sıkıntılarla hem Türkiye ekonomisine hem de birçok Avrupa ülke ekonomisinin savaş sonrası yeniden güçlenmesine katkıda bulundular. Bu işçilerden gelen yeni kuşaklar bugün Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki en önemli bağı oluşturuyor. Avrupa Birliğine üye birçok ülkede ekonomi, sanat, bilim, hukuk, eğitim, sağlık ve daha birçok alanda katkıda bulunuyorlar.
Bu büyük toplu göçün unutulmaması ve göçün yükünü çeken birinci kuşağa saygı amaçlı hem Hollanda’da hem de Türkiye’de anıtlar dikilmelidir, diye düşündüm. Hollanda Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu DSDF bu önerime sahip çıktı ve hayata geçirdi. Başta her iki anıt projesinin de Proje Koordinatörlüğünü yürüten Zeki Baran olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum”.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (1).jpg

Hollanda öncülüğünde

UMUDA YOLCULUK Anıtı konusunda internet üzerinden yayın yapan bir Türk Televizyon kanalındaki bir yayına Ankara’dan telefonla katılarak, konu hakkında açıklamalarda bulunan Hollanda Büyükelçisi Yardımcısı Erik Weststrate, Avrupa’ya Türk İşçi Göçünü anlatan bir anıtın Türk asıllı Hollanda vatandaşlarının inisiyatifi ile gündeme gelmesinden büyük sevinç duyduğunu ve gerekli her türlü yardımı yapacaklarını bildirdi.

Anıtın Hollanda ve Türkiye arasındaki ilişkilere olumlu yansıyacağına inandığına değinen Erik Weststrate, Türkiye’den göç alan diğer Avrupa Birliği Üyesi ülkelerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilerinin anıt hakkında bilgilendirilmesi ve açılışa davet edilmesi hususunda görev almaya hazır olduklarını söyledi.
C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (2).jpg

Zafer-Ali-Derya Sanat Atölyesi

Heykel sanatçısı Derya Ersoy Dağdeviren “Böylesi anlamlı bir anıtı diğer iki heykel sanatçısı arkadaşım ile birlikte gerçekleştiriyor olmaktan büyük sevinç ve onur duyuyorum. Daha önce Soma Maden İşçi anıtını da gerçekleştirdik. UMUDA YOLCULUK anıtının tasarımı için 1960’lı yıllardaki giden işçilerin fotoğraflarını inceledik. Hollanda’daki arkadaşlar ile uzun görüşmelerimiz oldu. Sonunda güzel ve konuyu oldukça iyi anlatan bir eser ortaya çıktı. Bu eseri bir an önce Sirkeci Garı’nın karşısındaki parka yerleştirmek ve açılışını yapmak için sabırsızlanıyoruz” dedi.

Hollanda Türk İş Adamları Derneği (HOTİAD) Başkanı Hikmet Gürcüoğlu anıtın yapımında gerekli olan mali ihtiyacın karşılanmasına severek katıldığını bildirdi. Avrupa çapında etkin 5 girişimci arkadaşını da mali destek konusunda ikna eden Gürcüoğlu ‘UMUDA YOLCULUK anıtında resmedilen birinci kuşak Türk İşçilerinden ‘bizim kahramanlarımız’ diye bahsederek, ‘kendinden sonraki kuşaklara, göç ettikleri ülkelere ve Türkiye’ye büyük katkılar sağlamış bu insanların bu anıt ile ölümsüzleşmesine katkı sunmaktan büyük sevinç duyuyorum’ dedi.

UMUDA YOLCULUK anıtının resmî açılışı Korona Salgını önlemleri elverirse 2021 yılının Mayıs ayında yapılacak.

Rotterdam’a daha önce bir göç abidesi diken Hollanda Türkleri, şimdi de Sirkeci’de ‘Umuda Yolculuk’ adlı bir anıt dikecekler.

Hollanda’nın Ankara Büyükelçiliği ve çeşitli kuruluşların desteği ile dikilecek olan anıtın açılışı 2021 mayısı için planlandı.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (2).jpeg

İlhan KARAÇAY’ın haberi

Türkler’in Avrupa’ya göç serüveni 1960 yılında başlamıştı. Almanya’da çok rahat iş bulunabildiğini duyanlar, soluğu Sirkeci Garı’nda alıyor ve o meşhur ‘kara tren’lerle Münih’in Hauptbahnof istasyonuna taşınıyorlardı.
Türkler’in varlığını öğrenen Alman işverenler, Ankara ile derhal irtibata geçmişler ve ülkelerine işçi transferi yapabilmek için, 31 Ekim 1961’de resmi bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşma ile, Türkler’in Avrupa serüveni hayata geçmiş oldu.
İlk etapta, geri dönüş amaçlı başlayan işçi göçüne katılanlara ‘gastarbeter’ (Misafir işçi) denilmişti.
Bilinmeyeni, umudu, sılayı ve hasreti beraberinde taşıyan bu maceralı akım, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştı.

İşçi göçünün Hollanda’ya sirayet etmesi 19 Ağustos 1964’te imzalan sözleşme ile gerçekleşti.
İmzalanan bu işgücü anlaşması ile, iki ülke arasında 408 yıl önce inşa edilen ilişkiler yeni bir boyut kazanmış, bu kapsamda Hollanda’ya göç eden vatandaşlarımız bugün burada dördüncü nesile ulaşmışlardır. İşçi olarak gelen insanımız sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda hayatın her alanında varlık göstermişlerdir.

Resmî verilere göre, Hollanda’da 404 bin 459 Türk asıllı Hollanda vatandaşı yaşamaktadır. (Sadece Türk tabiyetinde olanlar bu sayıya dahil mi değil mi anlaşılmadı. Tahminime göre, Hollanda’daki karma Türk sayısı 600 bini geçmiştir.)
Hollanda Ticaret Odası’nın (KVK) son verilerine göre ise, Türkler, ülkedeki en çok iş yeri açan yabancılar arasında açık ara birinciliğini korumaktadır. Ülkedeki işletme sayısı  25 bin 527 olarak açıklanırken, bu işletmeler 50 binden fazla insana çalışma fırsatı sunarak ülkedeki istihdama katkıda bulunmaktadır.
Vatandaşlarımızdaki bu girişimcilik ruhu, gelecek nesiller için de cesaret ve ilham kaynağı olmuştur. Ticari atılımların yanı sıra, yaklaşık 80 bin Türk öğrenciden 5 bini üniversitelidir.
Buna ek olarak Hollanda’da yaşayan Türkler, farklı alanlarda hizmet veren yaklaşık 300 Türk Sivil Toplum Kuruluşu aracılığıyla yaşadıkları ülkenin sosyal ve siyasal hayatını zenginleştirmektedir.
Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın ortak değerleri onları bir arada tuttuğu gibi, kimliklerinin ve kişiliklerinin oluşmasına da yön vermektedir.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Goc abidesi.jpg

ABİDE
Hollanda’daki Türkler, keder ve hüzün dolu serüvenlerini ölümsüzleştirmek için, Rotterdam’da bir ‘Göç Abidesi’ dikmişlerdi.
Aynı Türkler şimdi de Avruapa genelini kapsayan bir Göç Anıtı için kolları sıvadılar.
Bakın bu konuda, Zeynel Abidin Kılıç yönetimindeki Doğuş neler yazmış:

UMUDA YOLCULUK adını taşıyan anıtın çalışması Hollanda’da yaşayan Türkler tarafından başlatıldı. Anıtın tasarım ve dökümü İzmir’de yaşayan heykel sanatçıları Derya Ersoy, Zafer Dağdeviren ve Ali Yaldır tarafından yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Hollanda Büyükelçiliği tarafından sahiplenilen proje başta Hollanda Türk İş Adamları Derneği HOTİAD üyeleri ve diğe C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (1).jpeg r girişimciler tarafından finans ediliyor.

Yolculuğun başladığı yere anıt
Hollanda’da 1983 yılından bu yana çok çeşitli çalışmalar yürüten Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu DSDF adına Proje koordinatörlüğünü yürüten ve aynı zamanda Hollanda Türkler İçin Danışma Kurulu Başkanı Zeki Baran “10 yıllık bir rüyanın gerçekleşmesi için son aşamaya geldik. Umuda Yolculuk Anıtı’nın dökümü tamamlanıyor. Başta Hollanda olmak üzere Türkiye’den işçi göçü alan ülkelerin resmî temsilciliklerinin de katılacağı açılış programını tamamlamak üzereyiz. Babalarımız 60 yıl önce Avrupa’nın çeşitle kentlerinde çalışmak için Umuda Yolculuğa Sirkeci Tren İstasyonu’ndan başlamıştı. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi anıt için Sirkeci Garı önündeki Parkta bir yer tahsis etti. Bu bizi çok sevindirdi. Babalarımızın bu büyük yolculuğu başladığı yerde ölümsüzleşecek” dedi.

Katkıları unutulmasın
Avrupa’ya İşçi Göçü Anıtı önerisini gazeteci Ömer Hünkar Ilık yaklaşık 13 yıl önce dile getirdi. İşçi Göçü ile ilgili Hollanda televizyonunda belgeselleri yayınlanan Ilık, ‘2014 yılında Hollanda’nın Rotterdam Kentinde, belediyenin desteği ile Misafir İşçi Anıtının açılışını gerçekleştirdik. Şimdi sırada Sirkeci anıtı var. Proje tamamlanmak üzere. Bundan büyük mutluluk duyuyorum’ dedi.
Ilık’ın konu ile yaptığı açıklamasında ayrıca şu görüşlere yer verdi: “Çoğunluğu yoksul köylülerden oluşan binlerce sağlıklı genç erkek 60 yıl önce ‘en fazla iki yıl sonra döneriz’ diye Avrupa’nın çeşitli ülkelerine çalışmak için gittiler. Geride genç karılarını ve yeni doğmuş çocuklarını bıraktılar.
Bu, umuda yolculuktu. Biraz para biriktirip, geri döneceklerdi. Avrupa ülkeleri için ucuz ve taze iş gücüydüler. Geçiciydiler. Ama yıllar geçtikçe dönme planları ertelendi. Sonunda Avrupa’da sayısı 4 milyon kişiye ulaşan yerleşik bir topluluk olduk. Bilinmezliğe doğru atılan bu adımlar ve çekilen büyük sıkıntılarla hem Türkiye ekonomisine hem de birçok Avrupa ülke ekonomisinin savaş sonrası yeniden güçlenmesine katkıda bulundular. Bu işçilerden gelen yeni kuşaklar bugün Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki en önemli bağı oluşturuyor. Avrupa Birliğine üye birçok ülkede ekonomi, sanat, bilim, hukuk, eğitim, sağlık ve daha birçok alanda katkıda bulunuyorlar.
Bu büyük toplu göçün unutulmaması ve göçün yükünü çeken birinci kuşağa saygı amaçlı hem Hollanda’da hem de Türkiye’de anıtlar dikilmelidir, diye düşündüm. Hollanda Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu DSDF bu önerime sahip çıktı ve hayata geçirdi. Başta her iki anıt projesinin de Proje Koordinatörlüğünü yürüten Zeki Baran olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum”.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (1).jpg

Hollanda öncülüğünde

UMUDA YOLCULUK Anıtı konusunda internet üzerinden yayın yapan bir Türk Televizyon kanalındaki bir yayına Ankara’dan telefonla katılarak, konu hakkında açıklamalarda bulunan Hollanda Büyükelçisi Yardımcısı Erik Weststrate, Avrupa’ya Türk İşçi Göçünü anlatan bir anıtın Türk asıllı Hollanda vatandaşlarının inisiyatifi ile gündeme gelmesinden büyük sevinç duyduğunu ve gerekli her türlü yardımı yapacaklarını bildirdi.

Anıtın Hollanda ve Türkiye arasındaki ilişkilere olumlu yansıyacağına inandığına değinen Erik Weststrate, Türkiye’den göç alan diğer Avrupa Birliği Üyesi ülkelerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilerinin anıt hakkında bilgilendirilmesi ve açılışa davet edilmesi hususunda görev almaya hazır olduklarını söyledi.
C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Avrupa'ya isci gocunun aniti (2).jpg

Zafer-Ali-Derya Sanat Atölyesi

Heykel sanatçısı Derya Ersoy Dağdeviren “Böylesi anlamlı bir anıtı diğer iki heykel sanatçısı arkadaşım ile birlikte gerçekleştiriyor olmaktan büyük sevinç ve onur duyuyorum. Daha önce Soma Maden İşçi anıtını da gerçekleştirdik. UMUDA YOLCULUK anıtının tasarımı için 1960’lı yıllardaki giden işçilerin fotoğraflarını inceledik. Hollanda’daki arkadaşlar ile uzun görüşmelerimiz oldu. Sonunda güzel ve konuyu oldukça iyi anlatan bir eser ortaya çıktı. Bu eseri bir an önce Sirkeci Garı’nın karşısındaki parka yerleştirmek ve açılışını yapmak için sabırsızlanıyoruz” dedi.

Hollanda Türk İş Adamları Derneği (HOTİAD) Başkanı Hikmet Gürcüoğlu anıtın yapımında gerekli olan mali ihtiyacın karşılanmasına severek katıldığını bildirdi. Avrupa çapında etkin 5 girişimci arkadaşını da mali destek konusunda ikna eden Gürcüoğlu ‘UMUDA YOLCULUK anıtında resmedilen birinci kuşak Türk İşçilerinden ‘bizim kahramanlarımız’ diye bahsederek, ‘kendinden sonraki kuşaklara, göç ettikleri ülkelere ve Türkiye’ye büyük katkılar sağlamış bu insanların bu anıt ile ölümsüzleşmesine katkı sunmaktan büyük sevinç duyuyorum’ dedi.

UMUDA YOLCULUK anıtının resmî açılışı Korona Salgını önlemleri elverirse 2021 yılının Mayıs ayında yapılacak.

 

Yusuf İslam’a göre  SORUN İSLAM’DA DEĞİL, İSLAMLAR’DA…

Yusuf İslam’a göre SORUN İSLAM’DA DEĞİL, İSLAMLAR’DA…

Müslümanlığı kabul eden ve Yusuf İslam adını alan ünlü şarkıcı, ‘Ben Kur’ân’ı okuyarak müslüman oldum, müslümanları tanısaydım olmazdım’ diyerek, Tüm dünyada İslam’ı sevimsiz hale getirenlerden şikâyet etti.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Yusuf islam-Cat Stevens.jpg

İlhan KARAÇAY’ın haberi:

Son peygamberi dünyaya göndererek, daha önceki peygamberler kanalıyla verdiği mesajları, Kur’ân-ı Kerim’de perçinleyen yüce Allah, buyruklarını anlamadan günah işleyen kullarını affeder mi bilemiyoruz ama, şöhretinin zirvesindeyken müslümanlığı kabul eden ve Yusuf İslam adını alan şarkıcı Cat Stevens bu kullardan şikâyetçi.

Yapmış olduğu son söyleşide, ‘Ben Kur’ân’ı okuyarak müslüman oldum, müslümanları tanısaydım olmazdım’ diyen Yusuf İslam, tüm dünyada İslam’ı sevimsiz hale getirenlerden şikâyetçi oldu.
İslam ve imanın şartlarında yer almayan pek çok hurafeyi işleme koyanları şiddetle eleştiren Yusuf İslam, İŞİD, DEAŞ gibi terörist grupların da İslam’a büyük zarar verdiğini belirtti.

Günümüzde de, insanların dini siyasete alet ettiklerini belirten ünlü şarkıcı, bu sorunun sürmesi halinde, tüm dünyada İslama bakış açısının daha da kötüleşeceğini söyledi.

YUSUF İSLAM’I TANIYALIM
Müslüman oluşundan sonra dünya medyasında geniş yankılar uyandıran Yusuf İslam’ın, yayınlanmış olan yaşam öyküsünden kısa bir kesit sunuyorum:

Doğum adı Stephen Demetre Georgiou olan Cat Stevens veya Yusuf İslam, 21 Temmuz 1948 yılında Londra’da doğdu. Kıbrıslı Rum bir babanın ve İsveçli bir annenin üçüncü çocuğu olan Stevens, babası Yunan Ortodoks’u olmasına rağmen bir Katolik okuluna gitti. 8 yaşındayken ebeveynleri boşandı. Bir süre beraber yaşadılarsa da, annesi oğlunu alıp İsveç’e döndü.
16 yaşındayken okulu bıraktı, daha sonra Sanat Okulu`na girdi ama oradan da ayrıldı.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Yusuf islam -gitar.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\download.jfif

İlk hit parçasını ve albümünü 18 yaşındayken yaptı. “I Love my Dog” şarkısı Cat Stevens’ın doğuşu anlamına geliyordu. 1966 yılında Matthew and Son albümünü piyasaya sürdü.
Stevens, 1968’in başında 19 yaşındayken tüberküloza yakalandı. Aylarca hastanede yattığından müziğe tekrar dönmesi 1970`i buldu.

Cat Stevens, 1970’in ikinci yarısında yayımladığı, uluslararası bir başarı yakalayan ‘Tea for the Tillerman’ albümüyle yoluna devam etti. ‘Wild World’ parçası bu albümdeki en beğenilen ve popüler parça oldu.

Kendine has bir müzik oluşturan Stevens, 1971`de çıkardığı ‘Teaser and the Firecat’ albümüyle başarının tadını çıkarmaya devam etti. Bu albümde “Peace Train”, “Morning Has Broken” ve “Moonshadow” gibi birçok hit parça yer alıyordu. 70’li yıllarda yeni albümler yayımlamaya devam etti.

Cambridge mosque C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\images.jfif
Müslüman olduktan sonra yardımseverliğini artıran Yusuf İslam, insanlara yardım
ettiği gibi, İngiltere’de yapılan bir caminin yapımını üstlenen vakıfta da görev aldı.

MÜSLÜMAN OLUŞU
1976 yılında bir kaza sonrası boğulmak üzere olan ve Tanrı’ya yakaran Cat Stevens, duasının sonunda, ‘Tanrım, eğer beni kurtarırsan senin için çalışacağım’ diye söz verir. Bu ölüme yakın deneyim, onun ruh halini değiştirdi. Kardeşi David, Kudüs’te bir camide görüp, içini rahatlattığını düşündüğü için aldığı Kur’an-ı Kerim’i Cat Stevens’a hediye etti ve böylece İslamiyete geçişi başlamış oldu.
1977 yılında Müslüman oldu. İsmini Yusuf İslam olarak değiştirdi.

Yusuf İslam, İngiltere’de açılan, Türkiye’nin de finanse ettiği Avrupa’nın ilk çevre dostu camisinin destekçilerindendi.

Paylaş

ABADA

 

Hollanda’ya ilk kadın başbakanı seçmeye var mısınız?

Hollanda’ya ilk kadın başbakanı seçmeye var mısınız?


D’66’lı Sigrid Kaag, Türkiye ve müslümanlara çok yakın davranıyor

Ermeni davasını destekleyen Hollanda meclisinde, Dışişleri Bakanı olarak konuşan Kaag, ‘Soykırımların tanınmasında, uluslararası mahkemelerin hükümleri, BM’nin bilimsel araştırma ve bulgularındaki açık ve net olan sonuçları Hollanda hükümeti için yönlendiricidir’ demiş ve oylamanın ‘kabul’ anlamına gelmeyeceğini belirtmişti.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Sigrid Kaag başortulu.jpg
Sigrid Kaag


İlhan KARAÇAY’ın analizi:

Hollanda’da siyasi partilerin bazıları, gelecek yıl mart ayında yapılacak olan genel seçimlere yeni liderler ile katılma çalışmaları içindeler.
50+ Partisi’nin kıdemli siyasi lideri Henk Krol, kurucusu olduğu partiden ayrılarak kendi partisini kurdu. Böylece 50+ Partisinin siyasi lideri Norbert Klein oldu.

Hollanda’ya ilk kadın Başbakan’ı getirmek için bir kadın lider arayan Hıristiyan Demokratlar Birliği CDA, Mona Keijzeri seçtirmeyi başaramadı.

CDA’da iki güçlü aday Pieter Omzicht ile halen Sağlık Bakanı olan Hugo de Jong arasındaki mücadeleyi, sonuncusu kazandı. (buna memnun olduk, zira diğer aday Omzicht, yabancılar için sempatik bir siyasetçi değildir)
İşçi Partisi’nin siyasi liderliğini Lodewijk Asscher’in yapacağı kesin gibi.
Hükümetin en büyük ortağı Hürriyetçi Liberal VVD’nin siyasi lideri ise, kesinlikle şimdiki Başbakan Rutte olacak.
‘Bizim partimiz’ DENK’te ise durum belli değil.
Faslı Farid Azarkan, partinin hem başkanlığını ve hem de siyasi liderliğini ele geçirmek istiyor. Bizimkiler kendi aralarında kavgayı sürdürürlerse Azarkan başarılı olabilir.

DEMOKRAT 66 PARTİSİ UMUT VERİYOR

Hollanda’ya bir kadın Başbakan kazandırabilmek için, en ciddi seçimi Demokrat 66 Partisi yaptı. Partinin siyasi başkanlığına seçilmesi halinde, D’66’ya en çok sandalyeyi kazandırıp, Koalisyon aşamasında Başbakanlığı hak edecek olan bu kadın aday Sigrid Kaag’dır.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\thumbs_b_c_c7ddd080e5bd9457b72449894885ac9e.jpgSigrid Kaag, Ankara’yı ziyaretinde anlaşma imzaladığı Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile

Sigrid Kaag şimdiki kabinede Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı olarak görev yapıyor.
Daha önceleri de başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere, çeşitli önemli görevlerde hizmet etmiş olan Sigrid Kaag, kendisini dinleyen ve okuyanlara daha ilk etapta ‘İşte bu’ dedirtecek kadar kültürlü bir insan.

Dışişleri Bakanı iken İran’a yaptığı bir ziyaret sırasındaki başörtülü fotoğraflarıyla dikkat çeken ve özellikle muhalefet tarafından eleştirilen Sigrid Kaag’ın, müslümanlara sempatik gelecek bir çok faaliyeti ve davranışı var.

TİCARETTE DESTEKÇİMİZ

Sigrid Kaag, şimdiki kabineyi temsilen gittiği Ankara’da, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile karşılıklı imzaladıkları sözleşmeden sonra, açık, samimi ve karşılıklı saygı içinde bir toplantı gerçekleştirdiklerini vurguladıktan sonra şunları söylemişti: “Ticaret hacmimiz artıyor. Hollanda Türkiye’ye yatırım yapan en büyük ülkelerden biri ve en önemli ticaret ortaklarından. Bu toplantılar sayesinde fırsatları, çözümleri, sorunları ele alma imkanı buluyoruz. Bu sayede inovasyonlarla ilişkilerimizi nasıl ileri götürebiliriz, sürdürülebilir üretim zincirimizi nasıl oluşturabiliriz, kadın girişimciliğine, döngüsel ekonomilere, akıllı şehirlere ve diğer bütün konulara nasıl katkıda bulunabiliriz, bunları tartışıyoruz. Bu noktada Türkiye ile ortaklık hayati önem arz ediyor.” 

ERMENİ DAVAMIZDA YANIMIZDA

Sigrid Kaag, Dışişleri Bakanlığı yaparken, Hollanda parlamentosunda oylanan ve kabul edilen sözde Ermeni soykırımı hakkında alınan bu kararın, hükümetin tanıması anlamına gelmediğini söylemişti.

Sigrid Kaag, hükümetin, 1915 olaylarıyla ilgili ‘Ermeni Soykırımı’ iddiası konusunda itidalli davranılması gerektiği düşüncesinde olduğunu belirtip, “Hollanda hükümeti, BM tarafından bağlayıcı bir karar ya da Srebrenitsa olayında olduğu gibi uluslararası mahkeme tarafından verilen bir hüküm olduğu zaman soykırımdan bahsedebilir” diye konuşmuştu.

Kaag, bunun Ermenistan ile Türkiye arasında bir sorun olduğunu dile getirerek “İki ülke birlikte çalışarak uzlaşmak için beraber adım atmalı ve yaşananları ortaya koymalı” çağrısı yapmıştı.
Hükümet protokolüne işaret eden Kaag, “Soykırımların tanınmasında, uluslararası mahkemelerin hükümleri, BM’nin bilimsel araştırma ve bulgularındaki açık ve net olan sonuçları Hollanda hükümeti için yönlendiricidir. Hükümet, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunun, Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre hareket ediyor” diye eklemişti.

Sigrid Kaag’ın, bizleri memnun edecek pek çok yönleri var.
Şimdi bizi memnun edecek olan bu özellikleri sıralayalım:

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Sigrid Kaag iran'da.png
Sigrid Kaag, İran’a yaptığı ziyaret sırasındaki bu başörtülü fotoğrafları yüzünden, özellikle ırkçı politikacılar tarafından çok eleştirilmişti.


Hollanda’da, popülizme inat, Arapça konuşan sıradışı bir Bakan

III. Rutte kabinesinde göreve geldiği günden itibaren, dikkatleri üzerine çeken Sigrid Kaag, alışılagelmişin dışında bir Bakan. Arapça konuşuyor. Filistin davasını savunuyor. Fransız muhabir ile Fransızca konuşurken pek çok yabancı muhabirle de kendi dillerinde cevap verebiliyor.
Kudüs’de, Amman’da, Cenevre’de, Şam’da, New York’da üst düzey görevlerde bulunan Kaag, üç yıl önce Birleşmiş Milletler Başkanı Ban Ki-Moon tarafından ‘Lübnan Özel Elçisi’ olarak görevlendirilmişti.
Tecrübeli ve dünyayı tanıyan uzman bir bürokrat olan Kaag, çok yönlü kişi.

Kaag, Utrecht Üniversitesi’nin Arapça ve Orta Doğu, Oxford’un Uluslararası İlişkiler ve Orta Doğu bölümlerini bitirmiş. Öğrencilik yıllarında Arap-İsrail çatışması ve Petrol Politikası üzerine tez hazırlamış. Londra’da Shell’de, Hollanda Dışişleri Bakanlığı’nda, Birleşmiş Milletler’de, Unicef’de çalışmış. Filistin lideri Yaser Arafat’ın önemli adamlarından diş doktoru, eski politikacı ve Filistin İsviçre Büyükelçiliği de yapan Anis al-Qaq ile evlenmiş. Dört çocukları var. Evlerinde İngilizce, Fransızca, Arapça ve Holllandaca konuşuluyor. Bakan olmadan önce görev yeri Beyrut idi..

Sigrid Kaag’ın uzmanlık alanı çok ilginç. Şu an üstlendiği Bakanlık portföyü ile tam bir uyum sağlıyor. Bakan Kaag, mülteci kamplarını ziyaret eden, Hizbullah ile görüşmeler yapan, siyasi liderler, Devlet Başkanları, Dışişleri Bakanları ile konuşan birisi olarak tanınıyor. Görüşmelerin içeriği ise malum: Lübnan meselesi, çatışmaların önlenmesi, barış, güvenllik, radikalleşme, yoksullukla mücadele.
Sigrid Kaag, 2014 yılında BM misyonu ile Suriye’deki kimyasal silahların imha edilmesini sağladı. Suriye’de çok meşhur olan Sigrid Kaag, ‘Iron Lady’, (Demir Bayan) olarak anılıyor.

Hassan-Rouhani-Sigrid-Kaag-310x200
Sigrid Kaag, İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüşürken başörtülüydü..

Peki, bu kadar yoğun işi olan Sigret Kaag nasıl Bakan oldu?
Bu soruya Kaag şu cevabı veriyor: ‘‘Bir çok insan, ‘Lübnan’ı bırakıp gelmek zor olmadı mı?’ diye soruyor. Zira, BM Elçisi olarak milyonlarca mülteciden sorumlusunuz. Lübnan’da son üç yıl son derece kritik anlar yaşadım. Benim için Lübnan’dan bir anda ayrılmak garip oldu. O kadar hızlı gelişti ki olaylar, ‘Bakanlık benim için zordur’ deme fırsatı bile bulamadım. Çocuklara söyleme zamanım bile olmadı. Oğlumun biri eğitim için Hollanda’ya gelmişti. Arkadaşlarından duymuş. Beni aradı ve ‘Anne herhalde benim kaldığım şehre yerleşmeyeceksin’ diye şaka yaptı..’’
Yani Sigrid Kaag’ın Bakan oluşu tam bir sürpriz.

Kaag, Lübnan’da eşyalarını tam olarak toplayamamış. ‘Valizlerim var Lübnan’da’ diyor Ekim (2017) ayının sonunda D66 Partisi lideri Alexander Pechtold Sigrid Kaag’ı telefonla arar. Ulaşamaz ilk önce. Daha sonra, ‘D66 olarak hükümete girersek, Bakan adayımızsın’der Pechtold. Zira, Sigret Kaag, başarılı bir Birlemiş Milletler diplomatı olarak, Pechtold’un uzun zamandır kafasındadır. Çünkü bayan Kaag, New York’da BM, Cenevre ve Orta Doğu tecrübesi, iyi bir müzakereci ve dünyayı tanımasıyla, Bakanlık için ideal bir isimdir.

Sigrid Kaag’ın Bakan olmasından rahatsız olanlar oldu tabii ki. Zira Bakan Kaag, BDS Boycot, Desinvesteringen and Sancties BDS (Filistin İçin İsrail’e Boykot Girişimi) hareketini savunanlardandır.

Evet, oldukça renkli, çok yönlü ve sıradışı bir Bakan olan Sigrid Kaag, bazı çevreleri rahatsız ediyor. Ancak, şu dönemde, Avrupa’da popülizmin geçer akçe olduğu süreçte, dünyayı bilen ve okuyan birisinin, Hollanda kabinesinde yer alması önemli bir şans. Hollanda’nın içe kapanması yerine, dış dünyayla ilişkiler kurması için önemli bir fırsat. Avrupa’nın içinden çıkamadığı göç ve mülteciler meselesi için de önemli bir değer Sigrid Kaag.

İşte böyle bir Başbakan adayıdır Sigrid Kaag.
Hoş, partinin siyasi liderliği henüz resmi olarak açıklanmadı ama, karşısında başka aday olmadığı için siyasi liderliği kesinleşen Sigrid Kaag, belki de bizim beklediğimiz Başbakan olacaktır.
Ne dersiniz, gelecek yıl mart ayında yapılacak seçimlerde, bize karşı çok sempatik olan bu hanımefendiyi, Hollanda’nın ilk kadın Başbakanı olarak seçmeye var mısınız?
Hatırlayacaksınız, bazı siyasi partiler, sözde Ermeni soykırımını tanımadıkları için Türk adayları seçim listesinden atmışlardı. Biz de bu duruma çok kızmış ve Demokrat 66 Partisinden Fatma Koşer Kaya’yı seçtirmek için harekete geçmiştik. O mücadelede başarılı olmuş ve Fatma Koşer Kaya’yı milletvekili olarak seçtirdiğimiz gibi, D’66 Partisini de güçlü hale getirmiştik.
Şimdi de aynı başarıyı göstermek neden olmasın?
Ben şahsen bu yeni mücadelede varım.
Oyum, Sigrid Kaag’a helal olsun.