TÜRKLER İÇİN DANIŞMA KURULU (İOT), ABESLE İŞTİGAL ETMEMELİ…

TÜRKLER İÇİN DANIŞMA KURULU (İOT), ABESLE İŞTİGAL ETMEMELİ…

Hollanda hükümetine, Türkler konusunda danışmanlık yapması için, çeşitli Türk Federasyonları tarafından kurulmuş olan İOT, önemli ve yararlı girişimler yaparken, sonuç elde edilemeyecek konulara dalmamalı.

Geçmişte, ‘Türkiye’den evlenmeyin’ raporu hazırlayan İOT, Hollanda Adalet Bakanı Yeşilgöz ile görüşememeyi saptırırken, şimdi de Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’ndan istenen, ‘Uçak biletlerini ucuzlatın’ çağrısına gelen olumsuz cevabı çarpıtmaya çalıştı.

‘Dünyada eşi ve benzeri yok’ diye sitayişle söz ettiğim İOT, sübvansiyonun kesilmesinden sonra ayakta durma mücadelesi verip, sponsorlukla ayakta durmaya çalışırken, abes işlere girmemeli.

İlhan KARAÇAY yazdı:

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Türkler İçin Danışma Kurulu’nu (Inspraakorgaan Turken in Nederland IOT), ilk kurulduğu günlerde ‘Dünyada eşi benzeri olmayan bir kuruluş’ diye sitayişle övmüş ve sonrasında da yaptığı yararlı çalışmaları sürekli övmüştüm.
Öyle ya, Hollanda’da bulunan, çeşitli siyasi ve dini görüşlere mensup 8 Türk Federasyonunun bir çatı altında toplanıp, Türk toplumu yararına çalışmalar yapacak olması çok önemliydi.
İOT’nin kurulma isteği Hollanda hükümetinden gelmişti. Ülkede bulunan Türk toplumu için hükümete danışmanlık yapması için kurulan İOT, gerekli sübvansiyonu yeterince alıyordu.
Ne var ki, böylesi bir kuruluşun, aldığı sübvansiyon nedeniyle hükümete yalakalı yapacağını sananlar, hayal kırıklığına uğrayınca, sübvansiyonun kesilmesi uzun sürmedi.
Tabii ki sübvansiyon kesilince de, Türk Federasyonları içinde de hoşnutsuzluk baş gösterdi ve Kurul’u oluşturan federasyonlar da değişkenlik gösterdi.

Şimdi ise sübvansiyonu kesilen İOT, sponsorluklar ile ayakta durmaya çalışıyor.

Afbeelding met persoon, Menselijk gezicht, kleding, stropdas Automatisch gegenereerde beschrijving

Türkler İçin Danışma Kurulu İOT’nin başkanlığını Zeki Baran yürütürken, Ahmet Azdural da müdürlüğünü yapıyor.
Zeki Baran, haksızlığa uğrayan Türk toplumunun haklarını savunmak için sık sık ortaya çıkıyor ama, bazı girişimlerindeki olumsuzlukları da örtbas etme meyline düşüyor. Bazen de abesle iştigal etme durumu doğuyor.
Abesle iştigal etmek sözü, boş işlerle uğraşmak, boşa zaman geçirmek ve gereksiz alakasız işlerle uğraşmak anlamını taşır. Abes kelimesi gerekli olmayan lüzumsuz anlamında bir kelimedir. İştigal kelimesi ise uğraşmak uğraşı anlamına gelir.

İşte, Zeki Baran’ın son abes ile iştigali:
Hollanda’daki yurttaşlarımız, uçak biletlerinin pahalı oluşundan yakınmışlar. Bu durumu göz önüne alan Baran, hemen kağıda kaleme sarılmış ve Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’na bir mektup döşenmiş.
‘Yurttaşlarımız mağdur oluyor, uçak biletleri için tavan fiyat koyun’ diye yazmış Zeki kardeşimiz…

Bu konuyu haber olarak gönderen İOT’nin bu girişimi bana göre, abesle iştigaldi.
Zira, Hollanda kolonisi Curacao’ya 1000 euroya uçan bir KLM varken, buna karşı Corendon’un 375 euroya uçacağı haberleri geliyor. Bu da gösteriyor ki, her ülkede bir serbest piyasa ekonomi vardır.
Türk Bakan’dan da bu konuda olumsuz bir cevap geleceğini biliyorduk.

Bakan’a gönderdikleri ilk mektup hakkında basın bülteni gönderen İOT, aynı Bakan’dan gelen olumsuz cevabı da bir bülten ile duyurdu. Bakanlığın, bilet fiyatlarının daha uygun hale gelebilmesi amacıyla rekabetçi bir ortamın teşvik edildiğini belirten İOT, bunu da olumlu bir sonuç olarak ortaya koydu.

HOLLANDA ADALET BAKANI
Zeki Baran, Hollanda Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz’e gönderdikleri bir mektuba gelen cevabı da çarpıtarak yayınlamıştı. Hollanda’da Kur’an yakma olayı hakkında Bakan’a şikâyette bulunan Zeki Baran, Bakan’a gönderdikleri mektubu da bir bülten ile duyurmuştu.
Daha sonra Bakan’dan gelen olumsuz cevabı da çarpıtan Baran, Bakan’ın kendileri ile görüşmesi için randevu verdiğini belirtmişti. Kaldı ki Bakanın verdiği randevu kendisi ile değil, yardımcıları ileydi.

Bakınız, Bakan Yeşilgöz konusundaki haberimde neler yazmıştım:

Türkler İçin Danışma Kurulu’nun, Kur’an yırtma eylemini protesto amacıyla, Türkler ve Faslılar adına mektup gönderdiği Adalet ve Güvenlik Bakanı Dilan Yeşilgöz’ün iadei cevabını memnuniyet ile karşılayanlar, diplomatik bir dil ile yazılmış olan cevabın, ‘Laf olsun, torba dolsun’ içerikli bir cevap olduğunu anlayamadılar veya anlamazdan geldiler.

Türkler İçin Danışma Kurulu Başkanı Zeki Baran, sosyal medya kanalıyla yaptığı duyuruda, Bakan’dan gelen Hollandaca mektubun yanında şunları yazdı: “Sayın Adalet Bakanı’na yazdığımız mektup için verdiği cevaba Teşekkür ediyoruz. İsteğimizi kabul ederek, bizimle görüşmek istemesi memmuniyet verici. Müslümanların kutsal kitabını yakmak veya yırtmak gibi eylemlerin düşünce özgürlüğü ile bir alakası yoktur. Bu, doğrudan kin, nefret, toplumun bir bölümüne ayrımcılık yapmaktır. Sayın Bakan ile yapacağımız görüşmede, bu gibi eylemlerin önüne geçilmesi için gerekenin yapılmasını önereceğiz.”

GÖRÜŞME BAKAN İLE DEĞİL GENEL MÜDÜR İLE

Zeki Baran’ın açıklamasında, ‘Bakan ile yapılacak olan görüşme’den söz ediliyor. Kaldı ki Bakan mektubunda, görüşmenin Yargı Koruma Genel Müdürü ile yapılacağını belirtmiş. “Bu konuda Bakanlığımın çalışanları sizinle temasa geçecektir. Müslüman ayrımcılığı temasını genişçe ele almak için bazı organizasyonlar ile de görüşeceğim” diyen Bakan Yeşilgöz, mektubunu, Hollandaca deyimi ile ‘Bla bla bla’ ile doldurmuş.

Bakan’ın, ‘Bla bla bla’larından biri de şöyle: “Kur’an yırtma ve tekmeleme eyleminin, İslam toplumu üzerinde huzursuzluk ve kızgınlık yarattığını biliyorum. Bu konuda 24 Şubat’ta meclise yazdığım mektupta, bunun kabul edilemez olduğunu belirtmiştim.”

Bakan bunları söylüyor ama, ardından da protesto özgürlüğünden, kimin ne yapacağını önceden bilememekten, protesto yasaklamanın sansür kabul edileceğinden, protesto izinlerinin Belediye Başkanı tarafından verildiğinden ve de, suç işlenip işlenmediğini savcılığın ortaya çıkaracağından söz ediyor ve ekliyor: “Bu konuda ben, Adalet ve Güvenlik Bakanı olarak görüş belirtemem.”

İyi de sayın Bakan, adını bile anmak istemediğim, kışkırtıcı islam düşmanı eylemci, Kur’an sayfalarını yırtacağını önceden bildirmemiş miydi?
Daha önceleri de, cami önlerinde, mangalda domuz kızartma eylemi için izin istenmişti. Rotterdam Belediye Başkanı Ebutaleb, demokrasi budalılığı ile bu eyleme izin vermemiş miydi? Buna karşı da Lahey, Utrecht, Arnhem ve Gouda Belediye Başkanları ret etmemişler miydi?
Savcılık, bu gibi eylemlerin kışkırtıcılık olduğunu ve istenmeyecek olayların meydana gelebileceğini hesaba katamıyor muydu?

TÜRKİYE’DEN EVLENMEYİN
İOT’nin geçmişte bir hatası daha olmuştu.
Bakanlıktan, Türkler arasındaki evlilikler konusunda bir rapor hazırlanması için 75 bin euro alan İOT,

Hazırlanan raporda aile evliliklerinin sağlıksız olduğu görüşü ile süslediği raporu olumsuz bir şekilde tamamlamıştı. O zamanla da bu raporun yazılışını sert bir şekilde eleştirmiştim.

SON SÖZ
Hollanda’daki Türk toplumu için yararlı faaliyetleri olduğu bir greçek olan İOT, para desteği olmayınca bocalamaya başlamıştır. Ne var ki bu zor durum en çok Başkan Zeki Baran’ı zor duruma sokmaktadır.
Şimdi yapılması gereken, Türk kuruluşlarının dizginleri eline almasıdır.
Bu konuda, ya Hükümet’e baskı yapılmalı, ya da Türk kuruluşlar ellerini ceplerine atmalı.
Parasızlık, insanları olduğu gibi kuruluşları da yanlış yola sevkedebilir.
Bu nedenle, Zeki Baran başkanlığındaki şimdiki İOT’nin bocamalarına da olumlu bir göz ile bakılmalı.
Haydi hayırlısı…

 

Uzun bir dünya turundan sonra, İlhan KARAÇAY’dan bir analiz: MEDENİYET VE DEMOKRASİ LAÇKALIĞA YOL MU AÇIYOR?

Uzun bir dünya turundan sonra, İlhan KARAÇAY’dan bir analiz: MEDENİYET VE DEMOKRASİ LAÇKALIĞA YOL MU AÇIYOR?

MEDENİYETİN ZİRVESİNDE OLAN ÜLKELER YOL VE MESKEN İNŞASINDA NEDEN GERİDELER?

ALMANYA’DA AYLARCA SÜREN YOL TAMİRLERİNİN, TÜRKİYE’DE DAHA ÇABUK YAPILMASININ SEBEBİ NEDİR?

İŞÇİ HAKLARININ SINIRSIZ OLUŞU, MEDENİ ÜLKELERDE YOL VE MESKEN İNŞASINDAKİ LAÇKALIĞA YOL MU AÇIYOR?

BATILILARIN ‘ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKESİ’ OLARAK GÖRDÜKLERİ TÜRKİYE, GEREK KENDİ ÜLKESİNDE VE GEREKSE DIŞ ÜLKELERDEKİ YOL VE MESKEN İNŞASINDA NEDEN BAŞARILI OLUYOR?

DEMOKRASİYE DAYALI OLAN İNSAN HAKLARI, BATIDA LAÇKALIK, ANTİDEMOKRATİK ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİNDE RANDIMAN MI KAZANDIRIYOR?

SADDAM HÜSEYİN VE MUAMMER KADDAFİ NEDEN YOK EDİLDİLER?

Uzun bir dünya turundan sonra, İlhan KARAÇAY’dan bir analiz:

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Amacım, her hangi bir devleti veya devlet başkanını övmek veya yermek değil.
Amacım, devletler, devlet başkanları ve toplumlar arasındaki, resmi, siyasi ve özel ilişkilerin nasıl işlediğini anlatmaktır.

Bugünkü dünyamız, ‘medeni ülkeler’, ‘ikinci ve üçüncü sınıf ülkeler’ diye sınıflandırılmıştır. Medeni ülkeler, tabii ki daha gelişmiş, daha demokrat ve insan haklarına saygılı ülkeler olarak tanımlanır. İkinci ve üçüncü dünya ülkeleri ise gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkeler olarak tanımlanır. Bu ülkelerde demokrasi ve insan hakları da yerini almamıştır.

Afbeelding met kleding, persoon, buitenshuis, person Automatisch gegenereerde beschrijving

Batıdaki bazı ülkelerde, seks yaşamından tutun, uyuşturucu kullanımına kadar pek çok konu sınırsız özgürlüğe sahiptir. Öyle ki, trafik cezası yazan polislerin yanında uyuşturucu kullananlar görmezden gelinmektedir. Bazı Batı ülkelerinde, pedofili, yani sübyancılığın bile serbest olması istenmektedir.

İşçi haklarına gelince…
Gelişmiş ülkelerde işçi hakları tabii ki sınırsızdır.
Gelişmemiş ülkelerde ise, var olan işçi sendikalarına rağmen, hak hukuk yok gibidir.
Şimdi soru şu: İşçi haklarının sınırsız oluşu, sözü edilen gelişmiş ülkelerde bir dezavantaj yaratmakta mıdır?
Örneğin, “Benim her türlü serbestlik hakkım var. İşe ister giderim, ister çalışırım, ister çalışmam, çayımı kahvemi istediğim saatte içerim” diyen ve böyle davranan işçiye karşı önlem alınamaması, o ülkede büyük bir laçkalığa yol açmamakta mıdır?

Afbeelding met persoon, kleding, person, schoeisel Automatisch gegenereerde beschrijving
Patron karşısında hazırol duruş                    Patron karşısında serbest duruş

55 Yıldır yaşadığım Hollanda’da ve komşu ülkelerde tespit ettiklerime göre, işçi hakları özgürlüğünün sınırsız olduğu bu ülkelerde, işler istenildiği gibi randımanlı olmamaktadır. 300 metrelik bir yol tamiratının bile, haftalarca sürmesi, sözü edilen laçkalıklardan biridir.
Konut inşaatlarında, “işçi hakkı sınırsızlığı” nedeniyle yaşanan gecikmeler, oto yolu inşaatlarında da sürmektedir.

Afbeelding met tekst, schermopname Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda’nın en büyük inşaat firması Ballast Nedam, işçi haklarının yarattığı zarardan kurtulamadığı için, Türk firması Rönesans tarafından satın alınmıştır.
Hollanda’da şimdi pek çok konut ve yol yapımları, işçi haklarına halel getirilmeden, Rönesans tarafından daha seri bir şekilde yapılmaktadır.

ALMANYA YOLLARI

Afbeelding met tekst, voertuig, buitenshuis, Landvoertuig Automatisch gegenereerde beschrijving

Geçen ay, Türkiye’ye otomobil ile bir yolculuk yaptım. Almanya yollarına girdiğim zaman, oto yollarında sık sık tamiratlar ile karşılaştım. ‘Yol tamiratı’ diyorum ama, uzun yolculuk yapanlar için üç beş saatlik gecikmeler çok yorucu olmaktadır.

Afbeelding met buitenshuis, Landvoertuig, voertuig, auto Automatisch gegenereerde beschrijving
Almanya yollarında her yıl yaşanan bu olumsuzluklar karşısında, ister istemez, “Gelecek defa Almanya yollarını kullanmayacağım. Belçika, Fransa, İsviçre ve İtalya üzerinden gideceğim” diyenlerin sayısı çok oluyor.

Afbeelding met buitenshuis, weg, scène, tekst Automatisch gegenereerde beschrijving

Türkiye güzegâhında ve diğer ülkelerde fazla sorun yaşanmıyor.
Türkiye içinde ise, medeni ve refah ülkelerin papuçlarını dama attıracak yolları görmek, sürücüyü rahatlatıyor.

Afbeelding met buitenshuis, snelweg, weg, infrastructuur Automatisch gegenereerde beschrijving

En yoğun trafiğin yaşandığı İstanbul-Ankara yolunda bile, Almanya yolları ile kıyaslanamayacak kadar pürüzsüz yol katediliyor. Türkiye’deki yol tamiratları da aylarca, haftalarca değil, birkaç günde tamamlanıyor.
(Bazı yolların paralı oluşu, istisnalar dışında tabii…)

Ankara’dan sonra, Adana istikametine giden yeni oto yolu da, Aksaray’dan değil, Niğde üzerinden gidiyor. Onlarca tunelin yer aldığı bu yolda seyredenler, huzurlu bir yolculuk yapıyorlar.

Afbeelding met buitenshuis, weg, scène, Snelweg Automatisch gegenereerde beschrijving

Çoğunuzun aklınızdan geçenleri okuyor gibiyim: “İyi ama, Türkiye çok geniş bir alana sahip” diyeceksiniz. Nüfus bakımından eşit sayılacak olan Türkiye-Almanya kıyaslamasında, Türkiye’nin biraz daha geniş bir alana sahip olduğu bir gerçektir. Ama bu gerçek, işçi laçkalığını hoş görmemize yol açmamalıdır.

AKSARAY’IN KAYBI

Her oto yolunun yarattığı olumsuzluklar vardır. Nasıl ki, Bolu otoyolu, eski yol üzerindeki restoran ve dükkânları perişan ettiyse, Niğde üzerinden giden otoyolu da Aksaray güzergâhındaki restoran ve dükkânları perişan etmiştir.

Afbeelding met tekst, wolk, poster, hemel Automatisch gegenereerde beschrijving

Hele hele Orhan Ağaçlı restoranı ve oteli, terkedilmişlik yüzünden iflasın eşiğine girmiştir.

EMPERYALİSTLERİN OYUNU

Demokrasiyi alet olarak kullanıp, emperyalizmi sürdüren bazı Batı ülkeleri, el attıkları ülkelerdeki halkın refahını görmezden gelip, sözümona demokrasi kahramanlığını oynamaktadırlar.
Örneğin, Irak’ta bir Saddam Hüseyin, Libya’da bir Muammer Kaddafi vardı.
Özellikle ABD tarafından, halklarına eziyet çektirdikleri gerekçesiyle devrilen bu iki devlet lideri, sonradan anlaşıldı ki, halklarına her türlü yaşam yardımını yapan liderlerdiler. Sosyal gelirleri yeterli olan halk, liderlerini kaybettikten sonra perişan hale gelmişlerdir. Afganistan’a bakıldığı zaman, ABD’nin ülkeyi Talibanlar’a nasıl teslim ettiği de görülür. Mısır’ın hali de ortada…
Bütün bunlar gösteriyor ki, Batı ülkelerinin demokrasi ve insan hakları konusunda gösterdikleri hassasiyetler, her ülkede aynı sonucu getirmiyor.

SONUÇ
Analizimin başlığına koyduğum cümlelere bakıldığı zaman, işçi hakları savunuculuğu yerine, haksızlığı savunduğum zehabına kapılabilirsiniz.
Ama benim anlatmak istediğim, her şeyin fazlasının, bazen yarar yerine zarar getirdiğidir. Fazla serbestinin, Batılı ülkeleri iş yapılamaz hale getirdiği gibi.
Bu nedenle de mesken ve yol yapımları da sekteye uğramaktadır.

Peki, Hollanda’da Ballast Nedam’ı satın alıp, inşaat işlerini çabuklaştıran Türk Rönesans firması ile Türkiye’deki inşaat firmaları, işçi haklarını çiğniyor mu?

İşte bu sorulara cevap bulmak için yapılanlara ve yapılamayanlara bakılmalıdır.

MÜZİK, ZENGİNLEŞİYOR MU, DEJENERE Mİ OLUYOR?

MÜZİK, ZENGİNLEŞİYOR MU, DEJENERE Mİ OLUYOR?

Hollanda’da, Theo Loevendie, Ersoy Demir ve Duygu Alkan gibi isimlerin icra ettikleri müziklerin, artıları ve eksileri nedir?

Onyıllardır, ‘Arabesk’ olarak anılan çalıntı müzik ile Türk-Yunan müzik çalıntıları, müziği dejenere etmiyor mu?

Hollandaca şarkıları Türkçe, Türkçe şarkıları da Hollandaca okuyan Ersoy Demir’i nasıl yorumlayacağız?

Türkiye’de aldığı müzik eğitimini, Hollanda’da geliştiren ve farklı müzikleri sentezleyen Duygu Alkan bir yaratıcı mı?

                       Araştırma ve yorum: Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Gençlik yıllarımda müzik ile yakından ilgilenmiş, Mersin Türk Musiki Cemiyeti’nde çalışmalar yapmış, İstanbul’da çadır tiyatrolarında sahne almış, eski bir müzik sempatizanı olarak kaleme almakta olduğum, aşağıdaki müzik araştırması, pek çok soruya tam cevap veremeyecek ama, insanları bu konuda düşünmeye sevk edecektir.

Afbeelding met tekst, brief, handschrift, Menselijk gezicht Automatisch gegenereerde beschrijving
Üstteki kimlik kartında görülebileceği gibi, şöhreti müzik dalında ararken, medya dalında bulan bir yazar olarak kaleme alacağım bu müzik araştırması, tabii ki tartışmaya açık bir yazı olacaktır.

Müzik denince, bizim aklımıza gelecek olan ilk çeşitler Türk Halk Müziği ve Türk Klasik Müziği’dir. Avrupalılar’ın aklına gelecek olan ilk müzik çeşidi ise Opera. ABD’nin Güney Doğu’sundaki Amerikalılar’ın aklına Country, diğer bölgelerdekilerin aklına Rock, Güney Amerika’dakilerin aklına Samba ve Tango gelir.
Afrikalılar’ın aklına gelecek olan müzik türü, Batı tarafından kendilerinden çalınmış olan Caz ve Blues türüdür.
Asyalılar’ın aklına ilk gelecek olan müzik türü ise, Hint, Çin ve Japon müziği olabileceği gibi, Batı hegamonyasının etkisiyle yerleşen müzik gelir.

Türk ve Arap müziğindeki makam, diğer müzik çeşitlerinde bulunmaz.
Bilirkişiler, makamı şöyle izah ediyorlar:
Türk musikisinde, kullanılan ses dizilerinin (gam) belli kurallar çerçevesinde kullanılmasıdır. Makamların dizileri, aralıkları eşit toplamı 53 koma olan sekiz sesten oluşur. Dizileri aynı olan makamlar birbirlerinden seyirlerine göre ayrılır. Bu yüzden makamda seyir çok önemlidir. Türk musikisinde diziler perdelerden oluşur ve 43 adet perde mevcuttur Türk müziğinde. Makamların karar sesleri, güçlüsü, yedeni, asma kararları ve bazen de ikinci güçlüleri olur.”

Makam konusundaki zenginlikleri anlatmaya sayfalar yetmez.
Hollanda’da ünlü bir müzik virtüözü olan Theo Loevendie, Türk müziği ile Hollanda müziği kıyaslaması yapılamayacağını, Türk müziğinin makam ve ses (gam) olarak Hollanda müziğinden çok daha zengin olduğunu söylüyor. Repertuarında onlarca Türk eseri olan Loevendie’nin yaşam öyküsünü kısa da olsa az sonra yazacağım.

TÜRK MÜZİĞİ KAYBOLUYOR

Klasik Türk müziği parçalarını icra eden o kadar tanınmış enstrüman üstadları ve solistleri vardı ki, konserlerde, radyo ve televizyonlarda isimlerini duya duya ezberlemişizdir.
Daha sonra, Arap müziğinden çalıntılar ile ‘Arabesk’ türünü müziğimize sokanlar, müziğe ilk darbeciler olmuştur. Batılıların aksine, neşelendirme yerine hüzünlendirme yaratan bu müzik türü, insanlarımızı umutsuzluğa sevketmiştir.
Ne yalan söyleyeyim, şahsımı da arada bir etkisi altına alan bu müzik türü, insanları iş hayatında da etkilediği için başarısızlıkların kaynağı olmuştur.

Tarihe karışan Zeki Müren ve Müzeyyen Senar gibi sanatçıların yok oluşundan sonra ortaya çıkan
‘lay lay lom’ müziği, ne makam ve ne de gam olarak hiç de doyurucu olmamıştır.
Sadece ticari kazancı hedefleyen radyo ve televizyon şirketleri de, Klasik Türk Müziği’nin o ünlü icracıları yerine, günümüzün ‘lay lay lom’cularını sergilemeyi tercih etmişlerdir.

Batı’da da, Türkiye’deki müzik kaybına benzer durumlar yaşanmaktadır. Batıda artık Frank Sinatralar, Tom Jonesler, Frida Boccara’ların yerini, Türkiye’deki gibi ‘lay lay lom’cular aldı.
Beethoven, Mozart, Vivaldi, Haydn, Chopin, Bach, Schubert, Verdi ve Rossini gibi müzik yaratıcıları da özlenir oldu.
Dejenere olmakta olan müzik hakkında daha pek çok eleştiri yapabilirim.
Ama ben sizlere günümüzdeki gelişmelerden üç örnek ile bir şeyler anlatmaya çalışayım.

Haber, Ersoy Demir ile ilgili. Değerli meslektaşım Abdullah Aşıran’ın aşağıdaki haberini takip ettikten sonra, Ersoy Demir’i nasıl yorumlayacağınızı çok merak ediyorum doğrusu…
Haber şöyle:

Ersoy Demir’in Hollandaca “Hatasız Kul Olmaz” şarkısı 1 milyondan fazla izlendi

Afbeelding met tekst, muziek, piano, klavier Automatisch gegenereerde beschrijving

Küçük yaşlarda müziğe ilgi duyan Hollanda doğumlu Ersoy Demir, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses ve Ferdi Tayfur gibi sanatçıların şarkılarını Hollandacaya çevirip seslendiriyor.

Hollanda’nın 2004’te vefat eden halk sanatçısı Andre Hazes’in şarkılarını da Türkçeye çevirip seslendiren ve “Türk Hazes” lakabıyla tanınan Demir, 17 yaşından bu yana düğünlerde sahne alıyor.

Afbeelding met persoon, person, binnen Automatisch gegenereerde beschrijving

Demir yaptığı açıklamada, amacının, Türk müziğini Hollandalılara tanıtarak iki ülke arasında köprü kurmak olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Hollanda şarkıları ile büyüdüm ama Türk müziğini çok seviyorum. Bizim müziğimiz kadar güzel bir müzik yok. Çok zengin ve duygu dolu bir müziğimiz var. Orhan Babamızın, Müslüm Babamızın, Ferdi Babamızın ve İbrahim Tatlıses’in şarkılarını Hollanda’ya tanıtmak istiyorum. ‘Hatasız Kul Olmaz’ şarkısı, sosyal medyada 1 milyondan fazla izlendi ve binlerce kez paylaşıldı. İnşallah Orhan Baba ile bir gün düet yaparız.”

Demir, uzun yıllar bu işi yaptığını ve son zamanlarda büyük ilgi gördüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Orhan Baba’nın, Müslüm Baba’nın, Ferdi Baba’nın, İbrahim Tatlıses abimizin müziklerini Hollandacaya çevirip söylüyorum. Hollandaca sözleri bulmakta baya bir zorlandım ama sonunda başardım. Bazı parçalarla 3 ay uğraştım, çünkü tonlar ve melodilerin uyum sağlaması lâzım. Hollandaca ve Türkçe arasında çok fark olduğu için, kelimeleri şarkıyı bozmadan yerleştirmek lazım. Çok zorlandım ama başarılı olunca çok güzel oluyor. Sosyal medyadan çok mesaj geliyor, başka şarkıları da Hollandacaya çevirmemi istiyorlar.”

Afbeelding met persoon, staand, computer, poseren Automatisch gegenereerde beschrijving

Repertuarında çok sayıda şarkı bulunduğunu ve bu işi yapmaya devam edeceğini dile getiren Demir, hem Hollandalı hem Türk sanatçı arkadaşlarına besteler yaptığını, müzik çalışmalarını da uzun yıllar birlikte çalıştığı Hollandalı bir arkadaşının stüdyosunda yaptıklarını anlattı.

Demir, Türklerin yanı sıra Hollandalılardan da güzel geri dönüşler aldığına işaret ederek, “Türk düğünlerinin yanı sıra Hollanda düğünlerinde veya doğum günü partilerinde de sahne alıyorum. Türk şarkılarını, Hollandaca söylediğimde Hollanda müziği duygusunu, Hollandaca şarkıları da Türkçe söylediğimde Türk müziği duygusunu veriyorum.” ifadesini kullandı.

Türkiye’de de sahne aldığına değinen Demir, İstanbul’da Hollanda Başkonsolosluğunda aldığı sahnede, iki ülkenin bayrağı altında şarkı söylemenin gurur verici olduğunun altını çizdi.

Afbeelding met tekst, computer Automatisch gegenereerde beschrijving

“Hazes’in eşi, beni Hollanda’da TV programına çağırdı”

Hollandalı sanatçı Hazes’in şarkılarını da Türkçeye çevirip seslendirdiğini söyleyen Demir, şunları kaydetti:

“Andre Hazes, ‘Hollanda’nın Müslüm Babası’ olarak biliniyor. Onun müziklerini de çok seviyorum ve söylüyorum. Onun eserlerini Türkçeye çevirip söylediğimde çok hoş geri dönüşler aldım. Hazes’in eşi, beni Hollanda’da bir televizyon kanalında yayınlanan programa çağırdı. ‘Sen, ilk defa bir Türk olarak Hazes’in şarkılarını Türkçe okuyorsun, bu çok hoşumuza gitti, böyle devam et.’ dedi. Ben de ona damar şarkılarını açıklamaya çalıştım çünkü Hazes’in şarkıları da damar, direkt kana giriyor.”

Ersoy Demir ile ilgili habere ve icra ettiği kliplere bakıp dinlediğimiz zaman, bu girişimin müziğe ne kattığı sorusuna verilecek cevabı merak ediyorum doğrusu. Ersoy’un tercüme şarkıları, dinleyenleri duygulandırıyor mu, yoksa sadece eğlendiriyor mu sorusu da muallakta kalıyor bence. Her şeye rağmen, Ersoy’un gayretlerini takdir etmek de bir borç olmalı bence.

Altta sizlere Ersoy Demir’in Türkçe ve Hollandaca bir klibini sunuyorum.

                       ********************


Türkiye’de aldığı müzik eğitimini, Hollanda’da geliştiren ve farklı müzikleri sentezleyen Duygu Alkan bir yaratıcı mı?
Değerli meslektaşım Merve Yılmaz Oruç’un yaptığı bir röportajı sizlere sunarak, bu sorumun yanıtını hep beraber arayalım.

DUYGU ALKAN’IN HOLLANDA’DAKİ ÇALIŞMALARI

Sesinde Anadolu müziğinin tınılarını barındıran ve Hollanda’da müzik yolculuğuna devam ederek Türk müziğini birçok farklı coğrafyada temsil eden sanatçı Duygu Alkan, yeni albümü Serenad’ı dinleyicilerle buluşturdu. Klasik ve geleneksel Türk müziği ile popüler müzik icracısı olan Alkan aynı zamanda araştırmacı ve eğitmen. Hollanda’da doktora hazırlıklarına devam ederken farklı kültürlerden sanatçılarla müzik projelerinde yer alan Alkan kendi bestelerini de yapıyor. Müzikle dolu bir hayat süren Alkan’dan yolculuğunu ve yeni çalışmalarını dinledik.

Afbeelding met persoon, kleding, Talentenjacht, muziekinstrument Automatisch gegenereerde beschrijving

-Müzik ile yolunuz nasıl kesişti?

-“Aslında hep içindeydim, çocukluğumdan beri tek hayalimdi ve gerçekleştirmek için elimden geleni yaptım, hâlâ da devam ediyorum. 2017’de Ege Üniversitesi Türk Müziği Ses Eğitimi Bölümü’nden mezun oldum. Master eğitimim için Hollanda’ya geldim. Codarts University’de dünya müzikleri altında Türk Müziği Bölümü’nde Osmanlı Müziği üzerine master eğitimimi tamamladım.”

-Şu an Hollanda’da neler yapıyorsunuz?
-“Avrupa’da farklı müzik gruplarıyla konserler veriyorum. Genel olarak Hollanda ve Belçika ağırlıklı. Klasik Türk Müziği ve Anadolu müziğini farklı müzik türleri ile sentezleyen projeler düzenliyorum ve onları hayata geçiriyorum. Bugünlerde Osmanlı – Barok müziğinden oluşan bir projem var. String Quartet ve Türk müziği enstrümanlarıyla, Klasik Türk Müziği ve barok dönemi Klasik Batı Müziği repertuvarından oluşan bir proje. Geçtiğimiz hafta kültürel diplomasinin de bulunduğu Yunus Emre Enstitüsü işbirliği ile bir konser düzenledik. Amsterdam’da bir tiyatro salonunda ve çok güzel geri dönüşümler aldık. Bu proje ile ilgili daha fazla konser düzenlemeye devam edeceğiz. Ayrıca Türk müziği koroları yönetiyorum, makam-vokal dersleri ile workshoplar veriyorum. Bir yandan da doktora eğitimime hazırlanıyorum.”

-Bize yaptığınız müziği nasıl tanımlarsınız?
-“Dünya müziği terimini her ne kadar yeterli görmesem de öyle diyebiliriz. Bulunduğum projeye göre de değişebilir. Ama Duygu Alkan ses icrasında hem klasik hem geleneksel hem de popüler öğeler barındırıyor diyebilirsiniz.”

-Geçen yıl ninnilerden oluşan My Garden’s Perennials albümünü yayınlamıştınız. Bu albümden de bahsetmeden geçmek istemedim. Ninni fikri nasıl çıkmıştı?
-“İlk tiyatro deneyimimde ninniler söylemiştim. İnsanların sözlerini anlamadıkları halde ne kadar etkilendiğini gördüm. Bu da bana insanları çocukluklarına götürme fikrini yarattı. Greek Lullaby, Laye Laye, Lori Lori, Tamzara ve Durme Durme eserleri yer aldı albümde. Farklı dillerden sevdiğim ninnilerdi kendim yorumlamak istedim.”

Afbeelding met muziekinstrument, muziek, concert, optreden Automatisch gegenereerde beschrijving

-Yurt dışında yaşıyor olmanıza rağmen Anadolu müziği sizin hep bir parçanız ve müziğinizin içerisinde kendine yer buluyor…
-“Kendi alanımın bir parçası olduğu için mekân ve zaman çok fark etmiyor.”

-Şarkı sözü yazar mısınız? Bu eserlerden bir albüm gelir mi?
-“Evet, beste de yaparım. Bazen bestelerin üzerine şarkı sözü de yazarım. Konservatuvar yıllarımdan beri. Hem enstrümantal hem de sözlü bir çok bestem var. Dinlediğim müzikler, bulunduğum ortamlar ilham oluyor tabi. İlerde planlarım arasında yer alıyor sadece kendi bestelerimden oluşan bir albüm…”
Afbeelding met Menselijk gezicht, kleding, tekst, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

-Son albümünüz Serenad’ı konuşalım. 5 parçalık bir EP…
İsmi nereden geliyor albümün? Albümde kimlerle çalıştınız?

-“İsmi benim 2018 yılında kurduğum Türk-Yunan müziği projemden geliyor. Bu albümde aşk temalı eserler seçtiğim için bu adın uygun olabileceğini düşündüm. Albümde dört tane Türk Halk Müziği bir de kendi bestem ‘Pervasız Kalp’ var. Diğer eserler; ‘Derya Kenarında Bir Ev Yapmışım’, ‘Evlerinin Önü Handır’, ‘Şu Karşıki Dağda Kar Var Duman Yok’ ve ‘Tutam Yar Elinden’. Albümün aranjelerini ve bağlamalarını Coşkun Karademir, gitarları ve yaylı tanburu Cenk Erdoğan, klasik kemençeyi Elif Canfeza Gündüz ve birbirinden değerli isimler çaldı.”

-Pervasız Kalp parçasının bir hikâyesi var mı?
-“Pandemi döneminde kendimi yalnız hissettiğim bir zamanda yazmıştım. Hollanda’nın yağmurları ve parkları bana ilham olmuştu. Yalnız ve uzun yürüyüşlerimde…”

-Ninni albümünde de Coşkun Karademir ile çalışmıştınız. Bu albümde de… Karademir ile bir müzik birlikteliği var. Neler söylemek istersiniz?
-“Müzik zevkine güvendiğim bir isim Coşkun Karademir. Hem insan olarak hem de müzisyen olarak çok iyi olduğu için severek çalışıyoruz.”

-Farklı dillerde şarkı söylüyorsunuz. Türkçe ya da farklı dilde şarkı söylerken duygu anlamında bir farklılık oluyor mu?
-“Çok teşekkür ederim. Türkçe anadilim olduğu için daha rahat hissediyorum tabi ki. Ama duygu olarak fark etmiyor benim için, Anadolu’da duygular o kadar ortak ki, kapılıp gitmemek elde değil…”

-Türkiye’de müzik çalışmalarınız olacak mı?
-“İki albümümü ve birkaç Klasik Türk Müziği kayıtlarımı Türkiye’de Türk müzisyenler eşliğinde yaptım. Sürekli gidip geldiğim için orada da yaşıyor gibiyim aslında. Umuyorum yakın zamanda ülkemde de konserlerim olur. Şu an da burada hemen hemen her hafta farklı müzik toplulukları ile konserler veriyorum. Konserler de olmayı isterim.”

-Enstrüman çalar mısınız?
-“Bağlama, piyano, lavta çalabiliyorum.”

-Yurt dışında yaşayan Türk bir müzisyen olarak orada yaşadıklarınızı merak ediyorum. Size ve müziğinize nasıl bakıyorlar?
-“Sadece Türkler tarafından değil Hollandalılar tarafından da seviliyor. Çalışmalarımı usta müzisyenlerle birlikte incelikle hazırlayıp sunduğum için bir hayli ilgi görüyor aslında. Çalıştığım müzisyenlerin çoğunluğu yabancı kültürden geliyor. Onlar da keyif alarak icra ediyorlar. Albümlerim farklı ülkelerde radyo listelerinde yer alıyor. Şaşırtıcı bir şekilde çok güzel dönüşler alıyorum.”

-Yurt dışındaki eğitiminiz ve katıldığınız uluslararası programlar sizin müziğinizi nasıl etkiledi?
-“Başka pencerelerden bakmama, müzikte daha cesaretli ve özgür hissetmeme vesile oldu diyebiliriz. Farklı kültürler bir nevi ufkumu açtı, büyük zenginlik ekledi yaptığım müziğe ve de hayatıma. Birçok başarı getirdi, en önemlisi müziğimi farklı kültürden gelen dinleyicilere ulaştırmamı sağladı.”

-Yabancı dilde bir albüm gelir mi?
-“Neden olmasın…”

-Tiyatro ile ilgili de çalışmalarınız olmuş. Bu anlamda yeni projeler var mı?
-“Evet Amsterdam Theater Rast ile birlikte bir deneyimim olmuştu, 2020’de. Geçtiğimiz ay ise Belçika’nın prestijli tiyatrolarından Ulusal Brüksel Tiyatrosu’nda çok özel bir deneyim yaşadım. Bu oyunlarda hem şarkı söyleyip hem aktörlük yaptım. Çok keyifliydi. Sahnede çekingen olmadığım için doğal olarak ilerledi aslında. Müzikten çok da uzak bir dünya değil tiyatro… Yeni bir proje daha var beni çok heyecanlandıran…”

-Nedir bu proje?
-“Hollanda’da bilindik bir orkestra ile Türk müziğini hikâye anlatıcıları ile sergileyeceğiz.”

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, Lang haar, meisje Automatisch gegenereerde beschrijving

-Müzik mesleki anlamı dışında size ne ifade ediyor?
-“Müzik de sanatın diğer dalları da zihin, beden ve ruha zaman zaman iyi gelebilecek, hayatımızda olmazsa olmazlarımızdan biri bence. Hiç mırıldanmadığınız bir gününüz oldu mu?”

-Mikrofonu elinize aldığınız anda nasıl hissediyorsunuz?
-“İnsanları kısa süre de olsa gitmek istedikleri yere, anılarına götürebilmek yani kısacası zaman yolculuğuna çıkarmak gibi. Bazen fırtınalı bazen durağan zamanlara…”

-Kimleri dinlemeyi seversiniz? Hangi müzik tarzını seversiniz?
-“Klasik Türk müziğini severim ama Jazz, blues, indie pop tarzını daha çok takip ederim. Türk sanatçılardan Erkan Oğur’u, yabancılardan ise Ella Fitzgerald, Billie Holiday’i çok severek dinlerim.”

-Çalışmalarınızda bu tarzlara yer veriyor musunuz?
-“Tam olarak söyleyemem bunu her ne kadar modern tınılara yer versek de… Ama ileriki projelerimde mutlaka bulunduracağım.”

-Müzik ile ilgili gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mı?
-“Performans alanında birçok hayalim var. Ama bir gün kendi okulumu açmayı çok isterim.”

-Eğitimci bir tarafınız da var. İleriki dönemde müziğe sadece bir eğitimci olarak mı devam etmek istersiniz, yoksa sahne sizin hayatınızda hep olacak mı?
-“Aslında hem eğitimci hem de performans sanatı olarak çok çok ilerlemek isterim, 10 yıl sonra da görmek istediğim nokta bu olur. Müzikte her zaman önceliğim performans oldu öyle de kalır zannediyorum çünkü çok seviyorum.”

CEVABI ARANAN SORU

Yukarıdaki hikâye de Duygu Alkan’ın Hollanda macerasını okudunuz. ‘Alkan’ın bu çalışmalar ile müziği zenginleştirme konusunda bir katkısı oluyor mu’ sorusunun cevabı da merak ediliyor. Duygu Alkan’ın da bir klibini altta sunuyorum. Bence başarılı bir çalışma ama karar sizin.

 

                       THEO LOEVENDİE

Componist Theo Loevendie: 'Dat gevoel van achterliggen zorgde voor een open blik' | Preludium – magazine voor liefhebbers van klassieke muziek

Johan Theodorus Loevendie 17 Eylül 1930’da Amsterdam’da doğdu.
Amsterdam müzik akademisinde (Conservatorium) kompozisyon ve klarnet eğitimi aldı. Başlangıçta caz müziği üzerinde yoğunlaştı. 1968’den itibaren opera, konçerto ve oda müziğinin de aralarında bulunduğu konser müziği de yazdı. Bestelerinden bazıları ödüller kazandı. 1970’den itibaren Loevendie, birkaç Hollanda konservatuarında kompozisyon dersleri verdi. 
Loevendie’nin Türk müziğinden etkilendiğini bilenlerimiz azdır.

Loevendie, 1952’de Boğaziçi’nde dört ay klarnetçi olarak çalıştı. Türk müziğini ilk kez orada duydu ve bu onda derin ve kalıcı bir etki bıraktı. 30 yıldır bir Türk kadını ile evli olan Loevendie’nin iki kızı bulunuyor.

Afbeelding met muziek, muziekinstrument, persoon, klassieke muziek Automatisch gegenereerde beschrijving

Loevendie kendisine “besteci olarak geç kalan biri” diyor. 1970’lere kadar sadece caz saksafoncusu olarak biliniyordu. Dörtlüsü ( Hans Dulfer , Arjen Gorter ve Martin van Duynhoven’ın ortak oluşturduğu ) ile Boy Edgar’s Big Band’in bir üyesi ve Theo Loevendie, Consort ile uluslararası üne kavuştu. Ancak o zaman çağdaş müziğe geçiş yapar. Bestelerinin karakteristik özelliği, doğaçlama alanı ve özellikle Orta Doğu müziği olmak üzere Batılı olmayan unsurlardır.

1930 – 1950

Theo Loevendie küçük yaşlardan itibaren müziğe karşı bir yetenek ve ilgiye sahiptir. İlkokulda çeşitli enstrümanlarla tanışma fırsatı yakalar. Loevendie’nin yeteneğini fark eden bir öğretmen, dokuz yaşındaki öğrenciyi, Bach’ın bir müzik konserine götürür. Loevendie, Postharmonie’de klarnet çalacak. Kısa bir süre sonra, 1949’da Amsterdam ve çevresinde aktif olan The Typhoons altılısında çalmaya başladığında caz devreye giriyor.

1951 – 1955

1952 civarında Theo Loevendie, diğerlerinin yanı sıra trompetçi Nedly Elstak ile Gökkuşağı Beşlisi’ni oluşturur. Elstak ve Berlin merkezli multi-enstrümantalist William McAllen ile birlikte gece kulüplerinde çalmak için Türkiye’ye gider. Müzisyen, bu ziyareti sırasında daha sonraki bestelerinde de etkisi görülen Doğu müziği ile tanışacaktır. Dönüş yolculuğunda daha sonra eşi olacak bir Türk kızıyla tanışır. 1955’te onu Lahey’deki kulüplerde Chuck Ross’un kombosunda alto saksafon çalarken görmeliydiniz.

1956 – 1959

Theo Loevendie, Amsterdam Konservatuarı’nda Ru Otto’dan klarnet, Ernest Mulder’dan teori ve Leon Orthel’den kompozisyon dersleri alıyor. Üç yıl sonra klarnet diplomasını alır. İki yıl sonra kompozisyon bölümünden mezun oldu. Öğretmenleri tarafından pek beğenilmeyen caz çalmaya bu dönemde devam ediyor. 1958’den 1960’a kadar, VARA iki haftada bir müzik programı yayınlar: Romance In Jazz. Loevendie, caz ve klasik müziği bir araya getirmeyi amaçlayan projenin lideri ve aranjörü. Trompetçi Ado Broodboom’un yanı sıra katılımcılar şunları içerir: Sem Nijveen (keman), Rita Reys (vokal), Pim Jacobs (piyano), Ruud Jacobs (bas), Cees Verschoor (klarnet, alto saksafon ve bas klarnet) ve Cees See ( davul).

1960 – 1968

Ado Broodboom’un girişimiyletek seferlik bir performans için büyük bir grup oluşturulur. Loevendie, bir saksafoncu ve aranjör olarak bunun bir parçası olacak. 27 Aralık 1960’ta Amsterdam Concertgebouw’da Boy Edgar’ın yönettiği konser o kadar başarılı ki, Antibes Festivali de dahil olmak üzere yurtiçi ve yurtdışındaki performanslarıyla Boy’s Big Band olarak devam ediyor. 1965 ve 1966’daki kayıtlar, Finch Eye da dahil olmak üzere Loevendie’nin bestelerini de içeriyordu. Boy Edgar, 1966 sonbaharında Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiğinde, Loevendie yönetimi devralır. Taburu bestesi 1967 Hollanda Festivali’nde seslendirildi. 1968 baharında, kısmen mali ve sanatsal sorunlardan dolayı grup için perde düşer. Theo Loevendie ve üçlüsü, 1967’de kendi adı altında, daha sonra Edison ödülü alacak olan LP Stairs’i kaydetti. 1968 sonbaharında Loevendie, formasyon Eşini öyle bir kadroyla sunar ki, artık fikirlerinin uygulanmasının önünde herhangi bir sanatsal engel kalmaz. Grupta ve daha küçük oluşumlarda yıllarca aktif kalır.

1969 – 1979

Theo Loevendie, Johan Wagenaar Vakfı tarafından orkestra için ilk bestesini yazması için görevlendirilir. Scaramuccia’nın prömiyeri 1969’da yapıldı. Rotterdam Konservatuarı’nda kompozisyon alanında kıdemli öğretim görevlisi olacak. Müzisyen, beste ve doğaçlama arasında köprü kuran Stamp konserleriyle büyük başarı elde ediyor. Scaramuccia ve Flexio (1979) adlı bestelerinin yanı sıra, bu dönemde çeşitli orkestraların repertuarlarında birçok eseri bulunmaktadır. 1979’da kendisine Wessel Ilcken Ödülü verildi. Jüri raporundan bir alıntı: “Theo Loevendie, son 15 yılda, rüzgar nerede eserse, soğukkanlılıkla kendi yoluna giden son derece çok yönlü bir müzisyen olarak kendini gösterdi.”

1980 – 1984

Bestesi ‘Venus & Adonis’in performansıyla Nieuw Ensemble yaratıldı. Anlatıcı ve topluluk için ‘Bülbül’ masallı gramofon plağı (1979) Edison Classic 1982 aldı ve TV yapımı İtalyan RAI’den ödül aldı. Theo Loevendie, Amerikan Koussevitzky Ödülü’nü (1984) orkestra çalışması ‘Flexio’ (1979) için kendisine verilen Pierre Boulez ile paylaşır.

1985 – 1986

‘Naima’ operasının prömiyeri Hollanda Festivali sırasında yapılacak. Loevendie, bu çalışma için 1986 Matthijs Vermeulen Ödülü’nü aldı.

1988 – 1991

Theo Loevendie, Lahey’deki Kraliyet Konservatuarı’nda ders veriyor. Eserleri ve birçok başarısı nedeniyle 1988’de prestijli 3M Ödülü’nü alan ilk bestecidir. Librettosunu kendisinin yazdığı ‘Gassir, The Hero’ (1990) oda operasının prömiyeri Mayıs 1991’de Boston’da yapıldı.

1995 – 1997

Loevendie ayrıca Conservatorium van Amsterdam’da öğretmen olacak. ‘Esmée’ (1994) adlı operasının prömiyeri Hollanda Festivali’nde yapılacak. Opera Berlin’de de sahnelenir ve 1997’de Bielefeld’de (Almanya) yeni bir prodüksiyon sahnelenir.

2001 – 2002

Oda operası ‘Johnny & Jones’, Hollanda Festivali’nde prömiyer yapacak. 25 Batılı ve Batılı olmayan enstrüman için ‘Seyir’ (2001) prömiyerini Berliner Festspiele 2002’de yapacak. ‘En güzel notası’ sorulduğunda, bu parçadan birini seçiyor, ancak: “Güzel olmak için müziğin hiçbir özelliği yok. Yazılı notalar sadece yardımcıdır. Besteci ancak beyan sahibidir.”

2003 – 2006

‘Johnny & Jones’ oda operası Dresden’de tekrarlanıyor. Loevendie, çok kültürlü topluluk Ziggurat’ı kurdu. Bu topluluk, Türk-Ermeni duduk ve Çin erhu gibi batılı ve batılı olmayan enstrümanların bir kombinasyonundan oluşur. Daha önce Loevendie, dünya müziğinin çalışmaları üzerindeki etkisi hakkında şunları söyledi: “Artık Batılı olmayan enstrümanlar için beste yapmaya devam etmek istiyorum. Çok fazla fedakarlık yapıyorsunuz çünkü bu zaman alıyor ve performans seçenekleri sınırlı ama bence gelecek bu. … Her kültürden müziğin birbirine karışması kaçınılmazdır.”

2007

Theo Loevendie “operina”yı icat eder; fazla dekor veya kostüm içermeyen kısa bir müzikal tiyatro çalışması. ‘Babylon’ adlı parça, eleştirmen Frits van der Waa’dan şu tepkiyi alıyor: “Loevendie, genizden gelen ancak kadifemsi bir sesi ve kışkırtıcı bir dinamik aralığı olan, obua benzeri bir Ermenistan duduk’un ifade olanaklarını test ediyor (deniyor). Çin erhu kemanı ve pan flüt. Tüm bunlar, doğaçlama ve bestenin sorunsuz bir şekilde birleştiği bir programa dahil edildi.”

2008

Amerikalı kölelik karşıtı savaşçı William L. Garrison’ın hayatını konu alan mini opera ‘Kurtarıcı’, 4 Ekim’de Boston’da prömiyer yapacak. Kees van Kooten, De Nachtegaal için yeni bir metin yazıyor, bu versiyonun prömiyeri Noord Nederlands Orkest ile yapılacak ve DVD ve CD olarak yayınlanacak.

Afbeelding met auditorium, overdekt, persoon, concertzaal Automatisch gegenereerde beschrijving

2009

Solistler, koro ve üflemeli çalgılar için ‘Fatum’ adlı eserin prömiyeri, Mozart’ın ‘Requiem’inin karşılığı olarak Nederlands Blazers Ensemble tarafından Mart ayında yapılacak bir turda yapılacak. Eylül ayında Theo Loevendie Quartet’in Martin van Duynhoven , Hans Dulfer ve Arjen Gorter ile yeniden bir araya gelmesi bekleniyor .

2010

Eylül ayında, 80. doğum günü vesilesiyle, Bimhuis, Concertgebouw (Ralph van Raat tarafından hazırlanan piyano için konçerto prömiyeri ile) ve Muziekgebouw aan ‘t IJ’de konserler düzenlenecek. Filozof Spinoza hakkında bir opera oratoryosu üzerinde çalışan Theo Loeven.

2013

Mart ayında, Muziekcentrum van de Omroep koleksiyonunda yapılan bir araştırma sırasında, Theo Loevendie’nin 1958 ile 1960 yılları arasında VARA radyo programı A Romance In Jazz için yazdığı caz standartlarında düzenlemelerle birlikte el yazısıyla yazılmış bir dizi nota tesadüfen bulundu. Repertuardan bazıları All Of You, Billie’s Bounce, Caravan, Stella By Starlight, Love For Sale ve The Nearness Of You’dur.

2014

Saksofoncunun 2014’teki ilk performansı, oluşumu The Wellingtonians ile 11 Ocak’ta Bimhuis’te. Grup, gitarist Maarten van der Grinten, basçı Mark Haanstra, davulcu Joost Lijbaart ve tenor saksafoncu Yuri Honing , tromboncu Wolter Wierbos ve viyolacı Oene van Geel’den oluşuyor.. Grubun adı, Theo Loevendie’nin 2012’den bu yana yılda birkaç kez Theo Loevendie 4 dörtlüsü de dahil olmak üzere caz konserleri verdiği Amsterdam’daki müzik kafesi Café Welling’den geliyor. 11 Ekim 2014’te The Rise Of Spinoza operası prömiyer yapacak Amsterdam’daki Concertgebouw’un Grote Zaal’ında. Hem besteler hem de libretto Loevendie’ye ait. Opera, Markus Stenz yönetimindeki Radyo Filarmoni Orkestrası tarafından icra edilecek. Hikaye, Yahudi filozof Baruch Spinoza’nın (1632-1677) Sefarad topluluğundan kovulduğu 1656 yılında geçiyor. Konserin kaydı 6 Haziran 2015’te Radyo 4’te yayınlanacak ve 2018’de CD olarak yayınlanacak.

2015 – 2016

Loevendie’nin çeşitli besteleri dünya çapında orkestralar ve daha küçük topluluklar tarafından icra edilmektedir. Claro parçası, 26 Temmuz’da Madrid’deki Uluslararası Klarnet Festivali’nde Laura Carmichael (klarnet) ve Fie Schouten (bas klarnet) tarafından ilk kez seslendirilecek. Besteci ayrıca plakçı Erik Bosgraaf ve Holland Baroque Society için besteler yazıyor. Besteci ve müzisyenin 85. doğum günü, 27 Eylül 2015’te Amsterdam Bimhuis’te Loevendie’nin düzenli caz grubu The Wellingtonians ile kutlanacak. O akşamın konukları Oene van Geel ve Yuri Honing’dir., şarkıcı Nora Fischer ve Erik Bosgraaf. Festival akşamında, Loevendie’nin bazı eserleri, The Wellingtonians üyeleri tarafından desteklenen Conservatorium van Amsterdam’dan öğrenciler tarafından da seslendirilecek. Aralık 2015’te, Podium Witteman müzik programının televizyon yayınında, Belediye Başkan Yardımcısı Kajsa Ollongren, Theo Loevendie’ye tüm faaliyetleri için bir takdir göstergesi olarak Amsterdam Şehri Andreas Madalyası takdim etti.

2017

Piyano için iki yeni Bagatelle ilk kez 26 Eylül’de Ralph van Raat tarafından Tilburg’daki Het Cenakel’deki bir konserde seslendirilecek. Konserin kayıtları Kasım ayında Concertzender tarafından yayınlanacak. Van Raat ayrıca tamamen Theo Loevendie’nin piyano eserlerinden oluşan Strides albümünü de çıkarıyor. Jazz in Welling’in ilk şafağı, 12 Kasım’da tenor saksofoncu Yuri Honing’in konuk olacağı özel bir edisyonla kutlanacak .

2018

Kaydedici Erik Bosgraaf, Brilliant Classics etiketinden bir CD’de Nachklang ve Loevendie’nin diğer eserlerini seslendiriyor. Besteci üç doğaçlamaya katılır. 4 Mart’ta, Loevendie’nin Happy Ted ve iki Bagatelles üzerine yazdığı varyasyonların dünya prömiyeri. Rotterdam, De Doelen’de Ralph van Raat tarafından icra ediliyorlar. Amsterdam’daki Çello Bienali 2018 sırasında, seçilen on beş çellist, festival adına Theo Loevendie’nin solo çello için yazdığı eseri seslendirmek zorunda oldukları bir yarışmaya katılıyor. Besteci/müzisyen, hayat hikayesini Prometheus tarafından yayınlanan Theo Loevendie: Bir bestecinin anıları adlı kitapta anlatıyor.

2019 – 2021

20 Nisan 2019’da Concertgebouw Amsterdam’da ‘Theo Loevendie ve Türk Müziğinin Etkisi’ başlıklı bir akşam gerçekleşti. Besteci, bestelerinden kendisi bir seçim yapıyor ve kemancılar Emma Breedveld ve Oene van Geel , ud sanatçısı Mehmet Polat, tromboncu Wolter Wierbos , gitarist Maarten van der Grinten ve basçı Mark Haanstra ve diğerleri ile birlikte çalıyor
Loevendie, korona krizinin patlak verdiği yılda, doksanıncı doğum gününü kutluyor.
17 Eylül 2020’de özel bir Jazz in Welling baskısının ardından, iki gün sonra sizi düzenli dörtlüsü The Wellingtonians ve Swinging Strings (Emma Breedveld, Oene van Geel, Maarten van der) ile birlikte Bimhuis’te bir caz partisine davet edecek. Grinten ve Tijs Klaassen). Besteci, Dudok Quartet Amsterdam’a ithafen yeni bir yaylı sazlar dörtlüsü yazıyor. Parça ilk kez 13 Nisan 2022’de Concertgebouw Amsterdam’da bir konser sırasında duyulabilir.

SONUÇ

Yukarıda yaşam öyküsünü okuduğunuz Loevendie’nin repertuarından onlarca Türk eseri var.
Kendisinin Türk müziğine olumlu bir katkı sağlayıp sağlamadığı sorusuna, müzik uzmanları karar verebilirler.
Ama her şeye rağmen, müzik için gösterilen gayretleri de takdir etmek, bize yakışan bir tutum olacaktır.

HOLLANDA ACİL YARDIM EKİBİ USAR’IN 20’NCİ YILI KUTLAMASINA KATILAN BÜYÜKELÇİMİZ VE HOLLANDA DIŞİŞLERİ BAKANI DOSTLUĞUMUZU PEKİŞTİRDİLER

HOLLANDA ACİL YARDIM EKİBİ USAR’IN 20’NCİ YILI KUTLAMASINA KATILAN BÜYÜKELÇİMİZ VE HOLLANDA DIŞİŞLERİ BAKANI DOSTLUĞUMUZU PEKİŞTİRDİLER

Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal: “USAR’ın 1999’da Türkiye’yi vuran trajik depremlerden ilham alınarak kurulmuş olması sevindiricidir.”

Hollanda Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra: “USAR Ekibi Türkiye’de etkileyici bir profesyonellikle büyük çaba gösterdi.”

Büyükelçimiz Ünal, 1916 ve 1953’te Hollanda’da yaşanan sel felaketlerinden sonra, Türkiye’nin yaptığı yardımları anlattı.

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda’nın, dillere destan kurtarma ekibi USAR’ın 20’nci kuruluş yıldönümü, Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal’ın çok özel katılımıyla kutlandı. Hollada Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra’nın da konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, büyükelçimiz Ünal tek yabancı davetliydi.

6 Şubat deprem felaketinden hemen sonra, 65 kişi ve 8 arama köpeği ile deprem bölgesine giden ve 12 insanımız ile bir köpeği enkaz altından canlı çıkaran USAR ekibi, günlük yaşamlarında itfaiyeci, hastabakıcı, doktor, polis ve inşaatçılardan oluşuyor.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde meydana gelen felaketler sonrasında, olay yerlerine en hızlı bir şekilde gitmesi ve başarılı çalışmalar yapması ile ünlenen USAR ekibi, 1999 yılında meydana gelen Marmara depreminden sonra kurulmuştu. Marmara depreminin kendilerine ilham vermesi sonrasında kurulan USAR’ın 20’nci kuruluş yılında etkinliğinde konuşan büyükelçimiz Selçuk Ünal, geçmişte yaşanan Hollanda’daki felaketlere, Türkiye’nin yaptığı yardımları dile getirdi.

Afbeelding met podium, Podiumapparatuur, persoon, presentatie Automatisch gegenereerde beschrijving

Büyükelçi Selçuk Ünal’ın yaptığı konuşmanın tam metni şöyle:

“Sayın Dışişleri Bakanı Hoekstra, USAR’ın Değerli ve Cesur Üyeleri, USAR’ın Destekleyici Aileleri ve İnsani Yardım Dünyasının Dostları,

USAR.NL’nin 20 yıllık olağanüstü yolculuğunu kutlayan bu anlamlı olayda bugün burada olmak benim için bir onur.
Bizleri bu önemli kutlamaya davet ettiğiniz için teşekkür ederiz.  Bana, Hollanda’nın USAR.NL’yi 1999’da Türkiye’yi vuran trajik depremlerden sonra kurmaya karar verdiği söylendi. O yüzden davetiniz çok anlamlı.

Türkler ve Hollandalılar arasındaki ilişkiler 1612’de resmi olarak diplomatik ilişkilerin kurulmasına kadar gitmektedir. Ancak gerçekte ilişkiler 1571’de başlamıştır. İlk temasın 1566’da başladığı belgelenmiştir.
Türk Hükümeti ve halkı adına, Türkiye’de son zamanlarda meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından verdiği paha biçilmez destek için USAR.NL’ye yürekten şükranlarımı sunuyorum. Sayın Dışişleri Bakanı ve ekibine, İçişleri ve Adalet Bakanlığı’na, Savunma Bakanlığı’na, Giro 555’a, Hollandalı dostlarımıza ve Türk-Hollanda camiasına büyük katkıları için teşekkür ederiz.

USAR ekibi 12 kişi, 1 köpek ve bir kanaryayı kurtardı. İnsanlığın tüm inançlarında bir canı kurtarmak, insanlığı kurtarmaktır. Yani sizler sadece gelecekteki aileleri değil, insanlığı da kurtardınız.
Kriz zamanlarında dayanışma ve merhamet kendini gösterir. İhtiyaç anında Hollanda’nın yaptığı yardımı unutamayız.
Hollanda hükümeti ve Hollanda halkı, kurtarma ve yardım operasyonlarına yardımcı olmak için yardım ellerini uzatarak, kaynaklarını sağlayarak ve uzmanlıklarını sunarak ön saflarda yer aldı.
Dahası, aramızdaki bağın sadece karşılıklılığın ötesine geçtiğini kabul etmek önemlidir. Uluslarımız, felaket zamanlarında, sınırları aşarak ve gerçek dostluk ruhunu göstererek yan yana durdular.

Hollanda yıkıcı sellerle karşı karşıya kaldığında, Türkiye de her zaman hızlı destek ve dayanışma sunarak ikili ilişkilerimizin derinliğini gösterdi.
Osmanlı Devleti, 1916 selinin yaşandığı çok zor günlerde Hollanda Krallığı’na yardım göndermişti.
1953 yılında Hollanda’da yaşanan sel felaketinin ardından Türkiye yeniden yardımda bulunmuştur.

Afbeelding met tekst, brief, document, schermopname Automatisch gegenereerde beschrijving

Felaketin 50. yıldönümü vesilesiyle dönemin Başbakanı Jan Peter Balkenende 18 Eylül 2003 tarihli mektubuyla ülkemizin yardımları karşısında Hollanda ulusu adına ülkemize resmi teşekkürlerini içeren mektubu, bu tarihi dayanışmanın simgelerinden biridir.

Aynı şekilde, Türk dernekleri ve Türk-Hollanda topluluğu, Temmuz 2021’de Limburg’da selden etkilenen 216 aileye yardım etmekte gecikmedi.
USAR.NL’nin son çalışmasında örneklenen ülkelerimiz arasındaki işbirliği, kriz zamanlarında uluslararası ortaklıkların gücünün bir kanıtıdır.
Hayat kurtarmak, acıları hafifletmek ve toplulukları yeniden inşa etmek için kaynaklarımızı, uzmanlığımızı ve sarsılmaz bağlılığımızı bu işbirlikleri aracılığıyla bir araya getirebiliriz.

USAR.NL’nin son yirmi yıldaki olağanüstü başarılarını kutlarken, ortaklığımızın daha geniş önemi üzerinde de düşünelim.
Ortak çabalarımızın etkisi, bireysel felaketleri aşar ve dünyanın dört bir yanındaki insanlarda yankı uyandıran bir birlik, dayanıklılık ve umut duygusunu besler.
USAR.NL’ye olağanüstü adanmışlığı ve insani yardım çabalarına olan sarsılmaz bağlılığı için derin takdirlerimizi ifade etmek isterim.

Türkiye ve Hollanda, birlikte, dayanışmanın, gerçek anlamda dostluk ve işbirliğinin örneğini ortaya koydular.
Gelecekteki zorluklarla sarsılmaz bir kararlılıkla yüzleşirken, bu ortaklığın gelişmeye ve başkalarına ilham kaynağı olmaya devam etmesini dilerim.
Türk-Hollanda toplumunun bir önerisini yineleyerek sözlerimi bitirmek istiyorum. STK’ların birçoğu bir Hollanda-Türk arama ve kurtarma ekibi kurulmasını tavsiye etti. Umarım 30. yıl dönümünüzde burada duran ve bu fikrin gerçekleşmesini takdir eden farklı bir Türk Büyükelçisi olur.
Teşekkür ederim.”

WOPKE HOEKSTRA

Afbeelding met kleding, persoon, Evenementenzaal, evenement Automatisch gegenereerde beschrijving

Büyükelçimizin konuşmasından sonra söz alan Hollanda Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra şunları söyledi:

Değerli USAR Ekip Üyeleri ve Aileleri, Sayın büyükelçiler, Bayanlar ve Baylar,

” Hem Yahudi, hem de İslami geleneklerde bir söz vardır. ‘Bir hayatı kurtaran, tüm dünyayı kurtarmış olur.’  USAR olarak yirmi yıldır bu prensibi uyguluyorsunuz. Hollanda’da ve tüm dünyada büyük bir özveri, cesaret ve yorulmak bilmez bir çabayla… .

En zor koşullarda, felaket kurbanlarına yardım etmek için büyük çaba harcıyorsunuz. Bununla bir ekip olarak siz – kadınlar, erkekler ve köpekler – her seferinde olağanüstü bir şey yaratırsınız. Ama turuncu miğferlerinizle bana göre daha büyük bir şeyi de temsil ediyorsunuz.

Bunu sadece son bir yılda, Sudan’dan Hollanda vatandaşlarının tahliyesinde ve Ukrayna’ya verdiğimiz desteklerde gördüm. Türkiye ve Suriye’deki şiddetli depremden sonra yaptıklarınız da cabası…

Depremde en çok hasar gören Hatay’da çok kısa bir zaman içinde ulaştınız ve orada zor koşullar altında, mümkün olduğu kadar çok insanı kurtarmak için etkileyici bir profesyonellikle büyük çaba sarf ettiniz.
Tüm Hollanda, bu fedakârlığınızı ‘Türkiye’de Turuncu Miğferler’ belgeselinde görebildi .

Hollanda’nın tamamı, ekibinizin bağlılığını, profesyonelliğini, cesaretini ve insanlığını gördü. Bu etkileyici çalışma için tüm övgüyü hak ediyorsunuz.

Bayanlar ve Baylar,

Bu taahhütle Hollanda’nın en iyi yüzünü dünyaya gösteriyorsunuz. Yararlı, profesyonel ve hayat kurtarıcı…
Bunu yaparak Hollanda diplomasisine de büyük bir katkı sağlamış oluyorsunuz. Sorumluluk alan ve başkalarına yardım etmeye hazır bir ülkeyiz. Bu, doğal afet mağduru, savaş ve şiddetten etkilenen veya bundan kaçan insanlara verilen desteği içerir.

Bunu esas olarak BM kuruluşlarının, Kızıl Haç’ın ve STK’ların çalışmalarını finansal olarak mümkün kılarak yapıyoruz. Dolayısıyla, USAR’ın konuşlandırılması gerçekten benzersizdir.

Hükümet adına, USAR üyeleri olarak sizinle gurur duyduğumuzu söylemek isterim. .

Teşekkürler ve her şeyden önce: tebrikler!”

KAHRAMANCA ÇALIŞAN USAR İÇİN DAHA ÖNCE YAYINLADIKLARIM

Kuruluşunun 20’nci yılı kutlanan USAR hakkında daha önce de yayın yapmıştım.
Hollanda ile Türkiye arasındaki yardımlaşma konusunu da haber yapmıştım.
Sizlere o iki haberi yeniden sunuyorum:

LAHEY BÜYÜKELÇİLİĞİMİZ VE YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ’NDEN HOLLANDALI DEPREM KAHRAMANLARINA BÜYÜK JEST…

Enkaz altından 12 insanımızı ve bir de köpeği canlı çıkaran Hollanda yardım ekibine, ‘Teşekkür ve Minnet Borcu Yemeği’ verildi.

45 Kişilik sağlık ekibi MEDEVAC ve 65 kişilik kurtarma ekibi USAR’ın kaptanları Maurice Schonk ve Job Kramer, “ İlk kez böyle bir jest ile karşılaştık” dediler.

USAR’ın, 1999 Marmara depreminden sonra kurulmuş olduğuna dikkat çeken Kramer, “Bu gerçek, bizi daha da kamçıladı” dedi.

Afbeelding met persoon, mensen, overdekt, groep Automatisch gegenereerde beschrijving

İlhan KARAÇAY’ın haberi:

56 Yıllık gazetecilik yaşamımda ve binlerce yıllık tabii afet tarihinde hiç rastlamadığım, Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi, bıraktığı acı izlerin yanında, insan sevgisinin de ne kadar gerçekçi olduğunu ortaya koydu.
İzleyenleri bir acı girdabına sokan Anadolu’daki son felaket, yüreğinde insan sevgisi olan herkesi harekete geçirdi. Dünyanın çeşitli ülkelerinden kurtarma ve sağlık ekipleri, depremzedeler için harekete geçti.
Sadece Avrupa Birliği’nden 21ülkeden 1.150 kişi ve 70 arama köpeği deprem bölgesine aktı.
Deprem bölgesine akan yardımseverler arasında tabii ki Hollandalılar da vardı.

MEDEVAC

Afbeelding met tekst, kleding, vliegtuig, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

Depremin birinci günü. Havacılardan oluşan 45 kişilik sağlık grubunu taşıyan C-130 Hercules uçağı, 25 şubat gününe kadar orada kaldı ve yüzlerce yaralıyı çeşitli şehirlerdeki hastanelere taşıdı.
45 kişilik ekip, deprem bölgesinde kurdukları sağlık çadırlarında da yüzlerce yaralıyı tedavi etti.

USAR

Afbeelding met buitenshuis, hemel, groot, vliegtuig Automatisch gegenereerde beschrijving

65 kişi ve 8 arama köpeği ile deprem bölgesine giden ve 12 insanımız ile bir köpeği enkaz altından canlı çıkaran USAR ekibi, günlük yaşamlarında itfaiyeci, hastabakıcı, doktor, polis ve inşaatçılardan oluşuyor.

GERİ DÖNÜŞLER

Afbeelding met tekst Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda yardım ekiplerinin geri dönüşleri de hararetli oldu. Ekiplerin Hollanda’ya geri dönüşlerinde Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz, Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Ebutaleb ve kalabalık Türk grupları çiçeklerle hazır bulundular.

…VE TEŞEKKÜR YEMEĞİ

Hollanda Yardım Kuruluşlarının, deprem sonrasında ortaklaşa başlattıkları bağiş kampanyası sonunda toplanan 110 milyon euro, Hollanda için rekor bir meblağdı. Hollanda kurtarma gruplarının, deprem bölgesinde yaptıkları fedakârlıklar, gönüllerde taht kuracak cinstendi.
Bunlara karşın, bizim devletimiz ve yurttaşlarımız gerekli şükranlıkları gösterdiler ama, birilerine göre bu yetmezdi.
İşte, bu birilerinden biri de, Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü’nün müdürü Adil Akaltun’du.
Adil Akaltun, Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal’a başvurarak durumu arzetti. Büyükelçimiz Ünal, “Ben de Hollandalıların bu fedakârca girişimlerine özel bir teşekkür düşünüyordum” dedi.
Akaltun hemen önerdi: ”Biz Yunus Emre’de bir öğle yemeği verelim, siz de bize katılın.”
Büyükelçinin onayından sonra, Hollanda’dan deprem bölgesine giden iki ekibin tamamına davetiye gönderildi.

Bu davet o kadar memnuniyet vericiydi ki, iki gruptan pek çoğu bu yemeğe katıldı.
Amsterdam Başkonsolosumuz Mahmut Burak Ersoy’un da katıldığı yemek öncesinde yapılan konuşmalarda, büyükelçimiz Ünal Ünal teşekkürlerini sunarken, iki grubun başkanları da hissiyatlarını anlattılar.

Afbeelding met tekst, persoon, overdekt, staan Automatisch gegenereerde beschrijving

Hediye dağıtımından sonra, kadınlarımızın hazırladıkları leziz yemeklerimiz açık büfe olarak sunuldu. Aslında bir Güney ve Güneydoğu yemeği olan içli köfte çok beğenildi ve kapışıldı. Ama sonradan öğrendiğime göre, içli köfteyi yapan Güneydoğulu deği, Konyalı bir bayandı.

Afbeelding met persoon, person, pak Automatisch gegenereerde beschrijving

Yemek sonrasında konuştuğum MEDEVAC’ın Başkanı Moris Schonk, Türkiye’de yaşadıkları facia sonrasının, bu güne kadar görülmüş faciaların en büyüğü olduğunu ve Türk halkının kendilerine gösterdikleri yakınlığı hiç unutamayacaklarını belirtirken, “Ama bize yapılan bus on yemek jestini hiç mi hiç unutmayacağız. Sonsuz teşekkürler” dedi.

Afbeelding met tekst, persoon, poseren Automatisch gegenereerde beschrijving
USAR’ın Başkanı Job Kramer ise şunları anlattı: “Büyükelçiliğinizin, Yunus Emre Enstitüsü ile ortaklaşa düzenledikleri bu jest bizi çok mutlu etti. Türkiye’deki çalışmalarımız sırasında çok zor anlar yaşadık. Ama biz enkaz altından canlı çıkardığımız zaman, gösterilen sevinç ve alkışları hiç unutmayacağız. Şunu mutlulukla söyleyebilirim ki, bizim grubumuz, yinebir Türkiye felaketi sonrasında kurulmuştu. 1999 Yılında yaşanan deprem felaketi sonrası devlet bize bu imkânı tanıdı. Bu nedenle de Türkiye’nin bizde bambaşka bir yeri var. “

KÖPEK MİKA DA VARDI…

Afbeelding met persoon, groep, zoogdier, hond Automatisch gegenereerde beschrijving

Deprem bçlgesine götürülen 8 köpekten biri de Mika’ydı. Teşekkür yemeğine getirilen Mika da menudeki yemeklerden nasibini aldı. Çok kişinin canlı olarak kurtarılmasında rol oynayan Mika, Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal’ın da dikkatini çekti. Büyükelçi Ünal, Mika’yı okşayarak teşekkürlerini sunmuş oldu.

                       **********************

1916 SEL FELAKETİNDE 2.387.90 FLORİN, 1953 SEL FELAKETİNDE BATTANİYE GÖNDERDİĞİMİZ HOLLANDA, TÜRKİYE DEPREMZEDELERİ İÇİN 90 MİLYON EURO TOPLADI.

Medyada tam 10 gündür, duygulu anlar yaşatan görüntülerin etkilediği Hollandalılar, 100 milyonu aşması beklenen, tarihin en büyük yardım meblağını yakaladılar.

Türkiye’de televizyonlar ortak yayın yaparken, Hollanda’da da televizyonlar, ünlülerin katılımı ile yardım çağrısında bulundular ve rekor meblağı buldular.

Sanatçımız Karsu’nun aynı yayında icra ettiği ‘Gönlüm hep seni arıyor neredesin Sen’ şarkısı, altyazı tercümeli olunca, daha çok duygulanan Hollandalılar gönüllerindekileri boşalttılar.

İlhan KARAÇAY yazdı:

Meydana gelen felaketler, insanları olduğu gibi, devletleri de duygulandırınca, medeniyet ve minnettarlık devreye giriyor ve dostluk ilişkileri alevleniyor.
Bunun son örneğini, ülkemizde onbir ilde meydana gelen deprem sırasında yaşadık.
Örneğin, düşmanca ilişkilerimiz olan Ermenistan, Yunanistan ve İsrail gibi ülkelerin yardım isteklerini geri çevirmedik. Haliyle de bu ülkelerden gelen insanlarla kucaklaştık.
Gönül ister ki, insanlık uğruna kucaklaşabildiğimiz bu ülke ve insanlarıyla, bundan sonra da sıcak ilişkilerimiz devam eder.

Şimdi sizlere düşman bir ülkeden değil, kuruluşları sırasında ilk bizim tanıdığımız, 80 yıllık İspanya savaşında destek verişimiz ile savaşı kazanmalarına yardım ettiğimiz ve lalemiz ile zengin ettiğimiz bir ülkeden, yani Hollanda’dan söz edeceğim.

Arada bir, siyasi tartışmalar yaşadığımız ve şahsen benim de ‘Irkçılık yapıyorlar’ diye fırçaladığım Hollandalılar ile gerçekten de dostmuşuz…
Hollandalılar ile dost olduğumuzun ispatı için, geçmişten pek çok örnek verebileceğim gibi, son yaşanan örneği, ‘perçin’ olarak kabul edebiliriz.

Hollandalılar, tıpkı 1999 Marmara depremi sonrasında olduğu gibi, şimdi yaşadığımız felaket sırasında ve sonrasında duyarlılıklarını yeniden ortaya serdiler.

1999 depremi sonrasında, birbirimize kenetlenerek yaptığımız bir kampanya sonrasında 67 milyon Gulden yardım toplanmıştı. O zaman da Prensesler, Bakanlar ve ünlüler camilerimize koşmuş ve sonra da yine ortak bir TV yayını ile o zamanki rekor meblağı toplamışlardı.

Afbeelding met lucht, buiten, grond, tent Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollandalılar şimdi de, deprem bölgesine kalabalık bir yardım ekibi göndererek ve 12 canımızı kurtararak dostluklarını ortaya koydular. Depremi takip eden günlerde, Başbakan ve Bakanlar ve hatta Kral Willem Alexander, Türkler ile buluştular ve kucaklaştılar. Belediyeler bayraklarını yarıya indirdiler, geceleri kırmızı ışıklarla ile Türk bayrağını simgelediler ve her yurttaş için bir euro hesabıyla, toplamda 17 milyon euro bağış yaptılar.

Afbeelding met persoon, groep Automatisch gegenereerde beschrijving
Kral Willem Alexander, ziyaret ettiği Türkler ile.

Hollandalılar’ın en büyük ve duyarlı yardım kampanyası, dün yapılan ortak TV yayınında gerçekleşti.
Türkiye’de, ünlülerin katıldığı ‘Türkiye Tek Yürek’ başlıklı ortak TV yayını sırasında 120 milyarı aşan rekor bir meblağ toplanırken, Hollanda televizyonlarının ortak yayınında da 90 milyar euroyu bulan ve 100 milyonu aşması gerek rekor bir meblağ toplandı.

Afbeelding met persoon, binnen, muur, staand Automatisch gegenereerde beschrijvingBaşbakan Rutte, ziyaret ettiği Türkler ile.

TV yayınının en duygulu anı, burada yaşayan şarkıcı kızımız Karsu’nun konuşması ve şarkı söylemesi sırasında yaşandı. Karsu, Hataylı bir ailenin kızı. Anne ve babası ona köylerinin adını vermişlerdi. Bu ara harabe haline gelmiş o köy görüntülenirken, Karsu da enkaz altında kalan 16 aile ferdinin acısını anlatıyordu. Karsu daha sonra piyanoya geçip ‘Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen’ şarkısını söyledi. Şarkının sözleri altyazı ile tercüme edilince, göz yaşları pınar olup aktı.

Afbeelding met tekst, muziek, binnen, piano Automatisch gegenereerde beschrijving

İşte Karsu’nun seslendirdiği, depremzedeler için
‘biçilmiş kaftan’ gibi şarkının sözleri ve tercümesi:

Şu garip halimden bilen, işveli nazlı,
Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
Mijn liefste, jij weet hoe verloren ik me voel;
mijn hart zoekt steeds jou, waar ben je nu?

Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm,
Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen, neredesin sen?
Je zoete woorden, je lieve lach, je mooien ogen;
Mijn hart zoekt steeds jou, waar ben je nu?

Ben ağlarsam ağlayıp, gülersem gülen,
Bütün dertlerim’ anlayıp, gönlümü bilen
Jij die huilt als ik huil, lach als ik lach;
Jij die al mijn pijn en verlangens begrijpt,

Sanki kalbimi bilerek, yüzüme gülen,
Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen, neredesin sen?
Jij die glimlachend recht in mijn hart kijkt;
Mijn hart zoekt steeds jou, waar ben je nu?

Waar ben je nu, waar ben je nu, waaar ben je nu?

GEÇMİŞTE YARDIMLAŞMA

Afbeelding met tekst Automatisch gegenereerde beschrijving

Hollanda, 16 Şubat (yani bugün) 1916’da, Amsterdam’ın kuzeyinde bulunan bölgede bir su felaketi yaşamıştı.
Pek çok ev sular altında kalırken 51 kişi hayatını kaybetmişti.
O zaman, harp içinde olan ve maddi durumu hiç iyi olmayan Osmanlı, 2.387.90 Florin tutan bir TL meblağını yardım olarak göndermişti. Bu meblağın, şimdiki değeri ile 20 bin euro olduğu tahmin ediliyor.

Zamanın Dış İşleri Bakanı, Kraliçe adına gönderdiği mektup ile teşekkür etmişti. Yukarıdaki fotoğrafta, Kraliçe adına gönderilen teşekkür mektubu, sular altında kalan evler ve bölge harıtası görülüyor.

Afbeelding met tekst Automatisch gegenereerde beschrijving

Türkiye’nin Hollanda’ya ikinci yardımı da anlamlıydı. 1836 kişinin can verdiği 31 Ocak 1953 sel felaketinden sonra, özellikle battaniye isteyen Hollanda’ya, miktarını bulamadığım kadar battaniye gönderen Türkiye’ye şükran borçluydu Hollanda. Üstteki fotoğrafta, Türkiye’den giden battaniyelere sarılan selzedeler, sular altında kalan evler ve Zeeland bölgesi haritası görülüyor.

İşte böyle değerli okurlarım. Düşman ile barışmak için ille de bir felaket olmasını beklemek nasıl doğru değil ise, insanlar ile her zaman iyi ilişki içinde olmak ve dost olmak en doğrusudur.

Kalın sağlıcakla.

AMSTERDAM’DAKİ TÜRK SAĞLIK FUARI HOLLANDALILARIN AKININA UĞRADI…

AMSTERDAM’DAKİ TÜRK SAĞLIK FUARI HOLLANDALILARIN AKININA UĞRADI…

*Hem Standlar hem de B2B İkili İş Görüşmeleri Toplantısı Hollandalılardan çok yoğun ilgi gördü.

*Sağlık turizmini ‘Sağlık hizmeti ihracatı’ kabul eden Ticaret Bakanlığı, aracıları kontrol altında tutacak ve ‘Komplikasyon sigortası’ devreye girecek.

*Türkiye’deki hastane modernitesi ve doktorlarımızın becerisi sayesinde Türkiye, sağlık turizminde gelir birincisi.

*Rotterdam’da tüm dünyaya hitap edecek ‘Dünya Sağlık Turizmi Merkezi’ tanıtıldı.

           Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving                                      Fotoğraflar: Mustafa KOYUNCU

Türkiye’de fuar merkezi işletmeciliği, fuar organizatörlüğü, sağlık turizmi, döküm endüstrisi ve e-ticaret alanlarında faaliyet gösteren ve Amsterdam, Berlin, Frankfurt ve Bosna Hersek’te sağlık turizmi fuarları düzenleyen ALZ Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Alagöz’ün Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmekte olduğu ALZ Fuar tarafından, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Uluslararası Sağlık Turizmi Sektör Meclisi, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Sağlık İş Konseyi ve Hizmet İhracatçıları Birliği’nin desteğiyle düzenlenen Amsterdam Sağlık Turizmi Fuarı, özellikle Hollandalıların akınına uğradı.

Girişin ücretsiz olduğu fuarda, Türkiye’nin güvenilir ve önde gelen 60 Hastanesi, Klinikleri (Estetik, Obezite, Diş, Saç Ekimi, Göz, Tüp Bebek vb) ve Sağlık Turizmi Acenteleriyle kendi stantlarında tanışma ve görüşme fırsatı sunuldu.

Afbeelding met scène, vrouw, persoon, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

Fuarın her iki gününde de çok yoğun Hollandalı akınına uğrayan Fuarın ikinci gününde ayrı bir salonda Türk hastane ve sağlık kuruluşları ile Avrupalı kuruluşlar arasında randevulu ikili iş görüşmeleri toplantısı düzenlendi. 20’şer dakikalık görüşme süresi ile kısıtlanan bu düzende, 400’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi.

Türkiye’den 60 hastane ve sağlık kuruluşunun yer aldığı fuarda, Türkiye’nin sağlık sektöründeki uzmanlığı, yüksek teknoloji kapasitesi, tedavi kolaylığı ve yüksek standartlardaki sağlık müdahale becerisi sergilendi.

Afbeelding met kleding, person, persoon, schoeisel Automatisch gegenereerde beschrijving

Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Meryem TUNCEL Rotterdam Başkonsolosumuz Sevgi Kısacık, Amsterdam Başkonsolosumuz M. Burak Ersoy, Ticaret Müşaviri Aşkın Pekel, Amsterdam Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Birliği Başkanı Achmed Baadoud, Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut, THY Amsterdam Müdürü Şerafettin Ekici, Ticaret Bakanlığı’ndan Alperen Kaçar, Ethem Emre, Metin Yazarel, TEMOS CEO’su Dr. Claudia Mika ve kaydedemediğim bazı isimlerin yanında, Cihat Alagöz ve eşi Mülkiye Alagöz’ün ısrarlı daveti neticesinde şahsımın da katılımıyla, krudela kesimini gerçekleştirdik.

Afbeelding met kleding, person, persoon, Menselijk gezicht Automatisch gegenereerde beschrijving

Saat 11.00’de Kurdela kesimiyle açılan fuar, Saat 12.00’deki Konferans ile devam etti.
Programın ilk konuşmasını fuarın organizatörü Cihat Alagöz yaptı.
Fuara Türkiye’den katılacak olanların büyük bir bölümünün az kalsın vize gadrine uğracaklarını belirten Alagöz, Amsterdam’daki fuara katılacak heyette yer alan 63 kişinin vizelerinin fuarın başlamasına 24 saat kalmasına rağmen onaylanmadığını syledi ve şöyle devam etti:

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving
“Sayın Büyükelçimiz Ünal ve Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun girişimleriyle, Hollanda Dışişleri 3,5 saatlik gece mesaisi yaparak 63 kişinin tamamının vizesinin alınması sağlandı. Bu büyüklükte bir grubun bu kadar hızlı neredeyse bir gecede vizesinin çıktığı sanırım daha önce görülmedi. Bu, bize Türk diplomasisinin iş dünyasına desteğini ve Hollanda’nın Türkiye iş dünyası ile ilişkilerin daha da geliştirilmesine verdiği önemi gösteriyor. Vizeler konusunda büyük çaba sarf eden, Dışişleri Bakanlığımıza, bu konuda olağanüstü çaba sarf eden Lahey Büyükelçimiz Sn. Selçuk Ünal’a, TOBB Başkanımız Sn. Rifat Hisarcıklıoğlu’na, vizelerin yetişmesi için son gece gösterdikleri olağanüstü çabadan dolayı Hollanda Dışişleri Bakanlığına, Hollanda Ankara Büyükelçisine, İstanbul Başkonsolosuna ve çalışma ekibine şükranlarımı sunuyorum”.

Türkiye’nin sağlık turizmi alanında dünyadaki pastadan her geçen yıl daha fazla pay almasında Ticaret Bakanlığı’nın üstün çalışmalarının ve Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye sağlık sektörünün gelişimine yönelik uyguladağı politikaların büyük katkısı olduğunu vurgulayan Alagöz, birbirinden değerli çalışmalarından dolayı Ticaret ve Sağlık Bakanlarına teşekkürlerini sundu.

GÜRSEL BARAN

Afbeelding met tekst, kleding, person, persoon Automatisch gegenereerde beschrijvingKonferansta ikinci konuşmayı Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran yaptı.
Hem sunulan hizmetler hem de döviz getirici faaliyet olması açısından sağlık turizminin önemli bir alan olduğuna dikkati çeken Baran, Türkiye’nin, sadece tatil turizminde değil sağlık turizminde de gelişmiş bir ülke olduğunu ifade etti.

Dünyanın en modern ve nitelikli sağlık tesislerinin Türkiye’de bulunduğunu, nitelikli sağlık tesisleri, iyi yetişmiş doktor ve sağlık personeli ile hizmet verildiğini vurgulayan Baran, şunları kaydetti:

“Doktorlarımızın isabetli tanı ve tedavileri, sağlık hizmetimizin kalitesini yükseltiyor. Modern tıbbi teknolojilerin kullanıldığı hastanelerimizde veya akredite sağlık kuruluşlarımızda, bekleme süresi olmaksızın tedavi hizmeti sağlanıyor. Avrupa’ya çok yakın bir coğrafyada olmamız, sosyo-kültürel benzerliklerimiz, ulaşımımızın kolay olması, ulaşım süresinin kısa olması sağlık turizminde ülkemizin cazibesini artırıyor. Sağlık amaçlı termal tesislerimiz de ülke olarak ilgi görüyor.”

Dört mevsimin yaşandığı iklimi, bin yılları aşan kültür ve gelenekle gelen gastronomik zenginlikleri, tarihi ve turistik merkezlerin de Türkiye’nin sağlık turizmindeki avantajlarından olduğunu belirten Baran, şu değerlendirmede bulundu.

“Tüm yeterliliklerine ve üstün niteliklerine fiyat avantajı da eklenince Türkiye dünya sağlık turizminin parlayan yıldızı haline geliyor. Bugün burada bulunan hastane ve kliniklerden oluşan 60 tesisimiz sağlık turizmi açısından kendilerini tanıtacaklar. Türkiye’nin sağlık sektöründeki gelişmişliği ve başarısı Hollanda başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde giderek artan oranda dikkat çekecektir.”

Baran, Ankara’nın sağlık turizminde Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğuna dikkat çekerek, başkentin kapasitesi hakkında da bilgi verdi.

BÜYÜKELÇİ SELÇUK ÜNAL

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijvingKonferansın, ev sahibi konuşmacısı Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, “Fuara gelen herkese çok teşekkür ediyorum. Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkiler 400 yıla dayanıyor diye bilinir fakat aslında bu ilişki daha da eskiye gidiyor. Hollandalı ve Türk tüccarlar arasındaki ilişkiler, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerden önce başlamış ve bu iki ülkenin kadim birlikteliğini gösteriyor.” dedi.
Ünal, Türk sağlık sektörünün dünyada çok önemli konuma geldiğini belirterek, “Türkiye, sağlık alanında çok iyi sınavlar verdi ve kalitesini gösterdi. Yarın açılışını yapacağımız Dünya Sağlık Turizmi Merkezi’nin sağlık firmalarımızı tek çatı altında buluşturan bir merkez haline gelip kalıcı işbirliklerine imkan sağlamasını umuyoruz.” diye devam etti.

ALPEREN KAÇAR

Afbeelding met tekst, Menselijk gezicht, person, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving
Konferansın, bilgi içerikli en dolu konuşmasını yapan, Ticaret Bakanlığı Uluaslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Alperen Kaçar yaptı.
Türk Sağlık Turizmi’nin, gelir bakımından dünyada birinci olduğunu belirten Kaçar şunları söyledi:

“Öncelikle Ticaret Bakanlığımızın sağlık turizmine bakış açısından bahsetmek istiyorum.
Bakanlığımız 12 yıldır bu sektörü destekliyor. Sağlık turizmi bizim için sağlık hizmeti ihracatıdır. Uluslararası hizmet ticaretimizde en rekabetçi olduğumuz sektörlerin başındadır.
Dünyada spesifik sağlık turizmini raporlayan biri veri tabanı yok çünkü hizmetler sektörlerinde sağlıklı veri temini zor.
Bununla birlikte turizmin altında sağlık amacıyla seyahat edenlerden elde edilen verilerin ülkeler tarafından raporlandığı TradeMap veritabanı var. Burada Türkiye’nin geçen sene yaklaşık 2 milyar dolarlık veriyle dünyada birinci sırada olduğunu görüyoruz. Bu rakamın esasında çok daha üzerinde bir gelirimiz olduğunu tahmin ediyoruz bu nedenle sağlık hizmeti ihracatımızın doğru ve eksiksiz ölçülmesi noktasında çalışmalarımız devam ediyor.
Bakanlık olarak sağlık turizmine sağlık hizmeti ihracatı olarak bakarak geçtiğimiz yıl yepyeni bir destek mekanizması kurguladık. Bunların başında komplikasyon ve seyahat sağlık sigortası desteği geliyor böylelikle ülkemizi ziyaret edecek bir sağlık turisti tedavi sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilecek komplikasyonlar dahil olmak üzere 360 derece korunuyor.
Yine yurtdışından ülkemize tedavi amaçlı gelecek sağlık turistlerine uçak biletinin belirli bir oranında tedavi indirimi desteğimiz var.
Ülkemiz açısından sağlık hizmeti ihracatında kritik olan en önemli unsur bu aşamada sürdürülebilirlik, hizmet kalitesi ve marka değeri.
Burada yine altını çizmek istiyorum yeni destek mekanizmamızın önemli bir parçası olan Heal İn Türkiye portalını işte bu nedenlerle oluşturduk.
Bu portala hizmet kalitesini taahhüt eden şikayet olduğunda 48 saat içinde aksiyon almayı taahhüt eden kuruluşlarımızı alıyoruz.
Sağlık bakanlığından sağlık turizmi yetki belgesi alan sağlık hizmeti ihracatçılarımız hizmet ihracatçı birliklerine üye olarak desteklerden yararlanmaya başlıyorlar.
Verdiğimiz yeni destek mekanizmasının da etkisiyle Hizmet ihracatçıları birliğine sağlık hizmeti ihracatında üye sayısı iki yıl önce sadece 300 iken bugün bu rakam bini geçti ve 1138 e çıktı.
Bugün bu fuarda birbirinden kıymetli 60 sağlık hizmeti ihracatı temsilcimiz var sağlık kuruluşundan, wellness tesisine ve sağlık turizmi aracı kurumuna kadar yetki belgesi olan hizmet ihracatçıları birliğine üye olan temsilcilerimiz bu fuarda boy gösterecek.
Neden buradayız çünkü sağlık hizmeti ihracatında Hollanda hedef ülkelerimiz arasında ve mevcut duruma baktığımızda gerçek potansiyelimizin çok daha yukarda olduğuna inanıyoruz.
Bu tür etkinliklerin de gerçek potansiyelimizi yakalama amacına hizmet edeceğini düşünüyoruz.”

ARACILAR KONTROL EDİLECEK, KOMPLİKASYON SİGORTASI DEVREYE GİRECEK…

Afbeelding met Menselijk gezicht, persoon, person, muur Automatisch gegenereerde beschrijving

Alperen Kaçar’ın söz ettiği, Türk sağlık turizmi için büyük yarar sağlayacak olan ‘Heal in Türkiye’ portalı hakkındaki haber şöyle:

TOBB Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Özgür Öztan, Ticaret Bakanlığı öncülüğünde kurulacak “Heal in Türkiye” portalıyla ülkenin sağlık turizminin tek elden tanıtımının yapılacağını belirterek, “‘Heal in Türkiye’ adı aynı zamanda bir marka olacak ve her yerde tanıtımları yapılacak.” dedi.

Ticaret Bakanlığı tarafından Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracatının tanıtımı için “Heal in Türkiye” portalının kurulması kararlaştırılırken bu sistemin kuruluş ve işletilmesini Hizmet İhracatçıları Birliği üstlenecek. Portalın adı, Türkiye’nin sağlık turizminin markası ve sloganı olarak da kullanılacak. Böylece, Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracatının bir bütün olarak tanıtılması sağlanacak. Portal bünyesinde bir çağrı merkezi oluşturulacak ve yabancı hastalar şikayet ve önerilerini iletebilecek.

TOBB Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Öztan, “Heal in Türkiye” portalı ve sağlık turizminde sağlanacak yeni desteklere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Sağlık turizmi alanında devletin yanlarında olmasının ve destekler sağlamasının çok önemli olduğunu vurgulayan Öztan, Türkiye’nin bu alanda birçok talep aldığını söyledi. Öztan, bu siteyle hastalara doğrudan hizmet verilebileceğini ifade ederek, “Heal in Türkiye” adının aynı zamanda bir marka olacağını ve her yerde tanıtımlarının yapılacağını bildirdi. Özgür Öztan, “Türkiye’de tedavi görmek isteyen hastalar, tek bir portal üzerinden ülkedeki sağlık kuruluşlarını, doktorları ve tedavi yöntemlerini görebilecek. Yurt dışında sağlık hizmeti almak için araştırma yapan her hastanın önüne bu portal çıkacak, reklam alanında devletin de desteğiyle güçlü olacağız. Her yerde, billboardlarda, gazete sayfalarında, internette, televizyonlarda duyurulacağız.” diye konuştu.

Hastaların sorun yaşaması halinde bu portal aracılığıyla iletebileceğini vurgulayan Öztan, sitenin, hastaların güvenliği açısından da önem taşıdığını dile getirdi.

“Hastalar merdiven altı işletmelerden korunmuş olacak”

Öztan, sitede saç ekiminden diş hekimliğine, obezite cerrahisinden termal sağlığa ve fizik tedaviye kadar her alanda bilgilendirme yapılacağı bilgisini vererek, “Bu alanlarda ne gibi tedavilerin uygulandığı, hizmet veren sağlık kuruluşları ve doktorlar görülecek. Tüm bilgiler derli toplu olarak hastanın önüne çıkacak. Hekimler olarak bizlerin bağımsız olarak yapamadığımız tanıtımlar, devlet desteğiyle bu site aracılığıyla yapılabilecek.” ifadelerini kullandı.

Yabancı hastaların bu site aracılığıyla hangi sağlık kurumlarının akredite edildiğini de görebileceğine dikkati çeken Öztan, şu değerlendirmede bulundu:
“Hastalar, böylece illegal ve merdiven altı işletmelerden korunmuş olacaklar, bu gibi yerlerden haberdar olmayacaklar. Devletin akredite ettiği, denetlediği kurumlar bu portalda yer alacak. Eğer hasta bir yerden doktor adını bulduysa bu ismi portaldan kontrol etme şansı olacak. Biz de bu sayfayı devletle çalıştığımızı göstermek için sayfalarımıza koyacağız. Global bir marka olan ‘Heal in Türkiye’nin parçası olduğumuzu göstereceğiz.”

Öztan, bazı ülkelerin sigortalarının yurt dışındaki tedavi masraflarını karşıladığını hatırlatarak, “Heal in Türkiye’nin bir akreditasyon markası olmasıyla sigortaların da Türkiye’deki tedavi masraflarını karşılaması sağlanacak. Sigortalar, bu portal üzerinden verilen sağlık hizmetinin kaliteli olduğunu görecek.” dedi.

“Komplikasyon sigortasının dünyada örneği yok”

Türkiye’nin sağlık turizminde ucuz olduğu algısı yerine, kaliteli sağlık hizmeti verdiği algısını yerleştirmesi gerektiğini belirten Öztan, şunları kaydetti:
“Türkiye, dünya çapında kaliteli sağlık hizmeti veriyor. Ticaret Bakanlığı destekleriyle verilen hizmetin kalitesi daha da artacak. Bakanlık, ‘kaliteni yüksek tut, ben seni destekliyorum’ diyor, yabancı dil bilen kişileri çalıştırmamızı, sosyal medyada yapacağımız tanıtımları destekliyor. Yurt dışında ofis açmak istersem, bunun giderlerini destekliyor. Bakanlık aynı zamanda dünyada örneği olmayan komplikasyon sigortasını da destek kapsamına aldı. Hastamızda bir komplikasyon olması ihtimaline karşı sigorta yaparsak yüzde 70 oranında desteklenecek. Başka ülkede bu sigorta komplikasyon sigortası’olmadığı için bize avantaj da sağlayacak. Hasta bu sigorta olduğu için bizi tercih edecek.”

Öztan, Bakanlığın, hizmet ihracatı kapsamında yurt dışında gösterilen Türk dizilerini de desteklediğine dikkati çekerek, bu dizilerde yapılacak sağlık turizmi tanıtımlarının da artık destek kapsamında olacağını sözlerine ekledi.

AHMED BAADOUD

Afbeelding met tekst, media, kleding, person Automatisch gegenereerde beschrijving

Amsterdam Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Birliği (MKB) Başkanı Ahmet Baadoud da “Fas asıllı bir Hollandalı olarak Türkiye’nin sağlık alanında yaptığı bu hizmeti görmekten gurur duyuyorum. Avrupa’dan çok sayıda insanın sağlık alanında hizmet almak için Türkiye’ye gittiğini biliyoruz. Siz, şimdi o insanların gitmesine gerek kalmadan hizmeti Avrupa’ya getirdiniz.” dedi.

MEHMET KESKİN

Afbeelding met tekst, persoon, presentatie, media Automatisch gegenereerde beschrijving
Konferanstaki son konuşmacı, Hollanda’dan BENİM SİGORTAM’ın CEO’su Mehmet Keskin oldu. Hastalık sigortası hakkında geniş bilgi sunan Keskin, Türkiye’deki hastaneler ile, Hollanda’dan giden hastalar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda devreye girerek sorunları çözdüklerini anlattı.

TORUNOĞULLARI, OTELLERİNE SAĞLIK İÇİN GELENLERE ÖZEL FİYAT VERECEK

Afbeelding met kleding, persoon, person, pak Automatisch gegenereerde beschrijvingAvrupa’da ve Türkiye’de inşaat, turizm ve çelik tabanlı tencere gibi yatırımları ile adından söz ettiren ünlü iş insanı Turgut Torunoğulları da Amsterdam Sağlık Fuarını ziyaret etti.

Beraberinde iş dünyasının yatırımcı insanları ile fuar alanını dolaşan ve hastahane yetkilileri ile görüşen Torunoğulları, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan beş yıldızlı otellerinde, sağlık için gelen yabancılara özel fiyat uygulayacaklarını belirtti.

PANELDEKİ KONUŞMACILAR

Afbeelding met kleding, tekst, person, Menselijk gezicht Automatisch gegenereerde beschrijvingKonferansın DEİK Sağlık İş Konseyi Başkan Yrd. Mehmet ALTUĞ’un moderatörlüğünde gerçekleşen panel bölümünde ise;
*Dr. Abdullah ATEŞ – Rivas Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi,
*Dr. Claudia MIKA – Temos Uluslararası Akreditasyon Kuruluşu CEO ve Kurucusu,
*Herman VAN DER WEIJDE – Clinical Occupational Medicine Holding Genel Müdürü,
*Dr. Carl H.D. STEINMETZ – Expats & Immigrants B.V Genel Müdürü ve Psikolog,
*Hans BIEKMAN – HB Consult – Uluslararası Sağlık Assistant Uzmanı ve Yöneticisi,
*Mehmet KESKİN – BM Sigortam Kurucusu, birbirinden değerli sunumlar gerçekleştirdi.

Afbeelding met overdekt, tafel, persoon, kleding Automatisch gegenereerde beschrijving

FUARA SAĞLIK FİRMALARI VE TEMSİLCİLERİNİN İSİMLERİ:

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ: Rektör Prof. Meryem Tuncer, Prof. Hasan Murat Gündüz, DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ: Prof. Aziz Karaoğlu, Dr. İsmail Eseoğlu, Prof. Demet Yalçın Kehribar, KOCAELİ TİC.ODASI: Başkan Hüseyin Gezer, Yön.K.Bşk. Necmi Bulut, Oğuz Çağıl, HLC: Genel Müdür Aysel Akın, Op.Dr. Hatice Gözde Muratoğlu, Lucian Doğa Çetinkaya, ESTETİCA DENTE: Dr. Aybüke Sayın, Dr.Beyza Nur Çalı, BELLA: Merve Yayla, NOYAN: Yasemin Ol Ekici, ACAR: Doc.Dr. Mustafa Acar, Cansın Yücel, Filiz Demirhen, Ayda Yücek Koçak, GÜNDOĞAY: İbrahim Gündoğay, Aleyna Öztürk, MEDİCİNE: Serdar Demirci,

Afbeelding met tekst, persoon, kleding, person Automatisch gegenereerde beschrijving

ELİT; Dr. Murat ŞenerGurbet Altay, MEDİCALPOİNT: Op.Dr. Muzaffer Önder Öner, Dyt.Bahar Ceylan, Buse Akın, ESTHERİAN Hasan Dinçman, Sibel Yağcı,
MEDİC ANTALYA: Denis Benli, Cem Ay, 100. YIL: Prof. Erden Kılıç, Yonca Kılıç, Behiye, MİRADENT: Nurcan Ergin, Nilüfer Çelik, İC: Kürşat Kağan Koç, Nezih Şensoy, İPEC: Dr. Cem İpek, Dr. Havva Duru İpek, BELLA: Ahmed Cihad Taşçıoğlu, KIZILAY: Melih Uçar, VEFADENT: Burak Önbaşlıca, Dr. Buse, Dr. Enes, EASY LİFE: Gökhan Gökalp, NOYAN: Nazlı Yoldan, DENTİS LİFE: Mehtap Ketenci, TOWER DENTAL: Vedat Etemoğlu,

Afbeelding met tekst, kleding, vrouw, persoon Automatisch gegenereerde beschrijving

HB HEALT: Dr. Asuman Kentli, Dr. Süleyman Kentli, A’HOSPİTAL: Dr. Tekin Yılmaz, Op.Dr. Jale Demir, GÜVEN: Elif Yurddaş, TERMESSOS: Dr. Serap Arslan, Emre Dank, Güngör Gencer, UA ASKEROĞLU: Ufuk Askeroğlu, Ali Zibai, MEDCLINICS: Yasemin Alaylı, Hüseyin Özaksel, Şehriban Toptaş BATI BULVAR: Dt.Canan Sarıkaya, RUMİ PULSE Dr. Asena Paran, Bekir Tekin, BAYAR CLINIC Dr. Batu Bayar, Ayağma Bayar, MEDİSTANBUL Ronald Gleijm, BAŞKENT: Şahin Bedir, TOBB ETÜ: Aydın Özsosy, Gonca Kaya, LOKMAN HEKİM: İlknur Öcal, Nuriye Beydilli, DT GROUP: Dr. Ersin Mutlu, Ece Aydın, ZSA HEALTH: Semahat Nur Çetin, Zafer Söylemez, MEDULUX: Başdoğan Varona Segura, Şebnem Akman Balta, HUMA: Bedigül Batmaz, Feride Hande Gemici, PEMBEMAVİ: Beyza Geçer, İsmail Küçükerdoğan, KORU Sevim Kaya, MEDYU: Can Gerling Bayram, EKOLİFE: Ümran Arslan, Mete Arslan, Elmas Torun, Ece Torun, Duygu Cesur, ŞAFAK: Aygül Bayrak Taşer, ELAN TOUR: C.Deniz Yıldırım, BATIGÖZ: Arzu Ada, CHECKUPWAY: Mert Demirsöz. YEŞİLYURT: Veronika Kınay, Mark Parliucenuo, ÖZEL AKTİF: Dr. Erkan Kural, Rana Şen, Beyza Çuhadar, Dr. Fatih Kırar,Sonay Gökhan, Muhammed Terzi, Selin Erden, Hilal Topal, Mehmet Safrantı, Kent Klinik.

Afbeelding met kleding, person, persoon, tekst Automatisch gegenereerde beschrijving
Fuara en kalabalık bir ekiple gelen DENGEDENT’in emektarları: Faruk Yaylalı, Mehmet İldon, Cihan Özkart, Bora Menziletoğlu, Osman Yaylalı, Hasan Bal.

                       **************************

TÜRKİYE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜN KALBİ ROTTERDAM’DA ATACAK

Rotterdam’da tüm dünyaya hitap edecek
‘Dünya Sağlık Turizmi Merkezi’ tanıtıldı.

Afbeelding met tekst, wolk, hemel, gebouw Automatisch gegenereerde beschrijvingALZ Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Alagöz, Hollanda-Türkiye Ticaret Odası Derneği Başkanı Ethem Emre ve Genel Koordinatörü Metin Yazarel’in ortak girişimiyle Hollanda’da kurulan, EU Trade Centers B.V., 1 Eylül’de açmayı planladığı, “World Health Tourism Center Rotterdam” (Dünya Sağlık Turizmi Merkezi’ni), Amsterdam Sağlık Turizmi Fuarı için Türkiye’den Hollanda’ya gelen hastane, klinik ve sağlık turizmi acentelerine tanıtıldı.
Fuarın kapanmasından sonra Amsterdam’dan Rotterdam’a otobüslerle taşınan konuklar, karşılaştıkları bina karşısında şaşırdılar. Gerek lokasyonu, gerekse fiziki özellikleri ile katılımcıların büyük beğenisini toplayan bina, iş modeli ile de herkesten tam not aldı.

Afbeelding met gebouw, persoon, kleding, hemel Automatisch gegenereerde beschrijvingYenilikçi vizyonu ve iş modeli ile dünyada bir ilk niteliğinde olan “World Health Tourism Center Rotterdam”, Hollanda ve komşu ülkelerde sağlık turizmi pazarına odaklanmak isteyen lider ve öncü Hastaneleri, Klinikleri, Termal Tesisleri, Yaşlı Bakım Merkezlerini, Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşlarını, Sigorta Şirketlerini, Asistans Şirketlerini ve İş Dünyası Sivil Toplum Kuruluşlarının Hollanda temsilciliklerini tek çatı altında Avrupa pazarı ile buluşturacak.

Afbeelding met kleding, pak, person, persoon Automatisch gegenereerde beschrijvingHollanda ve komşu ülkelerde yürütülecek etkin tanıtım ve pazarlama çalışmaları sayesinde yurt dışında tedavi olmak isteyen tüm bireyler açısından bir çekim merkezi olacak “World Health Tourism Center Rotterdam”ın tanıtımına Lahey Büyükelçimiz Selçuk Ünal, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut, Rotterdam Ticaret Ateşesi Veysel Parlak, Lahey Ticaret Müşaviri Aşkın Pekel ve Türkiye hastane ve kliniklerinin yöneticilerinden oluşan yaklaşık yüz kişilik bir heyet katıldı.

Afbeelding met kleding, persoon, Menselijk gezicht, Zakenman/-vrouw Automatisch gegenereerde beschrijvingEU Trade Centers B.V’nin üç ortağı Metin Yazarel (solda), Cihat Alagöz (ortada) ve Ethem Emre (sağda), kiraladıkları binanın sahibi ile mukavele sonrasında el sıkışırlarken.

World Health Tourism Center Rotterdam’da ofisi bulunan hastane ve klinikler, Avrupa’daki hastalar açısından en önemli dezavantajlardan biri olarak değerlendirilen “muhatabiyet” sorununu ortadan kaldıracak. Türkiye’deki tedavilerinin ardından Hollanda’ya dönen kişiler, herhangi bir sorun ya da şikayeti ortaya çıktığında, doğruca Rotterdam’daki merkezde bulunan ilgili Hollanda Temsilciliği ofisine müracaat ederek gerekli çözüm yollarının koordinasyonu sağlanacak.
Sağlık sorunları için Hollanda dışında tedavi alternatifine yönelmeyi planlayan kişilerin en önemli endişesi olan, tedavi öncesi ve sonrasındaki doğrudan muhatabiyet sorunu da, bu proje ile ortadan kalkmış olacak.

Davetlilere Merkez binanın gezdirilmesinin ardından, TOBB Fuarcılık Meclisi Başkanı Cihat Alagöz davetlilere hitaben yaptığı konuşmada neden böyle blr merkeze gerek duyulduğunu, merkezin işlevini ve amaçlarını anlattı, Dünya Sağlık Turizmi Merkezi’nin sağlık firmalarımızı tek çatı altında buluşturan bir merkez haline gelip kalıcı işbirliklerine imkan sağlamak ve dünyaya Rotterdam’dan açılmak için ilk adımı atmış bulunuyoruz’ dedi.
Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran sağlık turizmde şu andaki mevcut gelirin 2 milyar dolar civarında olduğunu ifade ettiği konuşmasında, hedefin 20 milyar dolar olduğunu söyledi. Rotterdam’da açılan bu sağlık merkezi ile hedefe daha hızlı ulaşılacağına inandığını vurguladı.

Afbeelding met tekst, person, kleding, pak Automatisch gegenereerde beschrijvingMerkezin kurucu ortaklarından Ethem Emre uzun süre araştırılmış ve eksikliği görülen böyle bir oluşumun içinde olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Büyükelçi Selçuk Ünal ise konuşmasında iki gündür sağlık fuarına gösterilen yoğun ilginin ardından böyle bir merkezi görmemekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hollanda’da göreve geldiği ilk haftalarda ( Ocak 2023) Cihat Alagöz’ün kendisini ziyaret ederek bu proje hakkında bilgi verdiğini söyleyen Ünal, “Cihat bey  o ziyarette bu projeyi o kadar heyecanla anlatmıştı ki, aynı heyecanı bize de aktardı. Tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.” dedi.

Afbeelding met kleding, vrouw, person, persoon Automatisch gegenereerde beschrijvingMerkez’in yer alacağı binada oluşturulacak olan çok amaçlı salonda, yılın belli dönemlerinde B2B İkili İş Görüşmesi Toplantıları, Alım Heyetleri buluşma etkinlikleri ile sağlık alanında ünlü isimlerin konuk edileceği konferans, seminer ve söyleşiler düzenlenecek.

Türkiye Sağlık Turizmi Sektörünü Avrupa’da çok daha güçlü bir biçimde konumlandırmaya yönelik önemli bir adım niteliğinde olan World Health Tourism Center Rotterdam, 1 Eylül 2023 tarihinde faaliyete geçecek.