BİRİNCİ FİYASKO: İSLAM YAYIN KURUMU
İKİNCİ FİYASKO : DENK PARTİSİ.

Tüm dünyanın başına bela olan salgın bir hastalık karşısında ölüm-kalım mücadelesi verirken, gündeme çok çirkin bir şekilde yerleşen siyasi çekişmeler nedeniyle üzüntümüz artıyor.
Malumunuz olduğu gibi, Hollanda’da Türk ağırlıklı siyasetçiler tarafından kurulan DENK PARTİSİ, hepimizin canla ve başla desteğimizden sonra parlamentoya 3 milletvekili sokmayı başarmıştı.
Gazetecilik yaşamım boyunca, objektifliğime halel getirmemek için çok dikkat ettim. Etik bakımdan başardım da…
Ama buna rağmen DENK Partisi için tarafsızlığımı bozarak sizlerden destek isteğinde bulundum.
İşte o DENK Partisi şimdilerde can çekişiyor.
DENK Partisi içinde ve dışında cereyan eden olayları artık hepimiz biliyoruz. Bu nedenle bugün o tartışmalı konulara girmeyeceğim. Böylece de zaten bildiğiniz konular ile başınızı şiirmek istemiyorum.
DENK Partisi üyelerinden ve yurttaşlarımızdan çıkan tepkilere bakınca, çoğunluğun barış istediği gözlemleniyor. Tabii ki bu konuda kimi Tunahan Kuzu2yu, kimi Selçuk Öztürk’ü, kimi de Farid Azarkan’ı savunuyor.
‘Kuzu şunu dedi, Öztürk bunu dedi ve Azarkan da şöyle yaptı’ fasıllarını bir kenara bırakarak sadede geliyorum.
Söyleyin Allah aşkına, Hollanda gibi bir ülkede, kendilerini Hollanda toplumundan suyutladıkları halde, bir azınlık partisinin 3 milletvekili çıkarması küçümsenecek bir başarı mıdır?
Geçmişte, İslam Yayın Kurumu (İOS) gibi büyük bir kazanımı nasıl kaybettiğimizi az sonra ibretle okuyacaksınız.
Aşağıdaki yazıyı okuyanlar belki geçmişten ders alabilirler.
DENK’in heder olmaması için mücadele eden dostlarımız, aşağıdaki konuda nasıl bir kayba uğradığımızı örnek göstererk belki başarıya ulaşabilirler.
‘İnşallah’ diyerek, çok eskilerde yayınladığım İslam Yayın Kurumu (İOS) yazısını sunuyorum.

İlhan KARAÇAY (Avrupa DÜNYA’da) yazdı…

Yoktan var ettiğimiz İslam TV’sinin akibeti !

Yıl 1986. Hollanda’da asırlık anayasa değiştirilmiş ve ülkede ikamet eden yabancılara yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verilmişti. O tarihe kadar ülkede yaşayan yabancılara karşı hep uzak duran siyasi partiler ve politikacılar, birdenbire ‘yabancı hayranı’ oluvermişlerdi.

1986 öncesi yıllarda başlayan bir mücadelemiz vardı. Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu, ülkede yaşayan Müslüman toplum için bir Radyo-TV Yayın Kurumu oluşturmak için uğraş veriyordu. Bu mücadeleye Türk medyası olarak hepimiz destek veriyorduk. Ne yazık ki, tüm bu mücadeleler bir sonuç vermiyordu. O zaman görüştüğümüz Bakanlar bize, ‘Boşuna uğraşmayın, bu ülkede Müslümanlar için özel bir yayın kurumu oluşturulamaz.’ diyorlardı.
Biz, bu ülkede Katolikler için Katolik Yayın Kurumu (KRO), Hıristiyanların geneli için Nederlands Christelijk Radio TV (NCRV) gibi yayın kurumlarının yanında, bir de tarikatçı yayın kurumu Evangelische Omroep (EO) olduğunu söylüyor ve ‘Hıristiyanlar için mezheplere ve hatta tarikatlara ayrı ayrı yayın hakkı verilirken, bu toplumun bir parçası olan Müslümanlar’a neden yayın hakkı verilmiyor, laiklik bu mudur ?’ diye direniyorduk.

Hiç unutamam, bu konuyu konuştuğum NOS Yayın Kurumu’nun Program Müdürü Karel Enkelaar bir gün bana, 1975’te naçizane şahsımın gayretleri ile başlatılan ‘Paspoort’ programını kastederek, ‘Biz siz Türkler’e haftalık yayın saatleri verdik. Bizden ayrıca Müslümanlar için yayın saati talep ederseniz bunu değerlendirmeye alırız. Ayrı bir yayın kurumu sevdasından vazgeçin. Böyle bir hayal gerçekleşemez.’ demişti.

Ne var ki, Hollanda’da Müslümanlar için bir İslam Yayın Kurumu kurulamayacağını kesin bir dille ifade eden politikacılar ve yayın yetkilileri, yabancılara seçme ve seçilme hakkı verildikten sonra, bu konudaki konuşma üsluplarını değiştirdiler.

1986’daki yerel seçimler yaklaşınca, Türk adaylar listelere kondular. Başta Başbakan olmak üzere tüm siyasi parti liderleri, Bakanlar ve milletvekilleri yabancıların mekanlarını ve camileri ziyaret etmeye başladılar.
Kabine’nin en büyük ortağı CDA’nın Başbakan’ı Ruud Rubbers, ana muhalefet partisi PvdA’nın başkanı ve eski Başbakan ve ünlü politikacı Joop den Uyl, kabinenin ortağı VVD’nin Başbakan Yardımcısı Ed Nijpels gibi isimler Türk mekanlarının daimi ziyaretçileri olmuşlardı.

Eee, durum böyle olunca da bizim isteklerimiz sıralanmaya başlandı. Tabiiki bu isteklerin başında İslam Yayın Kurumu’nun kurulması geliyordu.
Önceleri bu iş için ‘imkânsız’ diyen politikacılar nasıl da ağız değiştirmişlerdi.
İnsan ister istemez ‘Ah politika ah’ demeden edemiyor.
Bununla anladık ki, politikacı dünyanın her tarafında aynıdır. Bu nedenle Türkiye’deki politikacıları, medeni Arupalı politikacılardan daha değişik görmemek lâzım geldiğine o zaman inanmıştık.

Hollandalı politikacılar hangi mekâna girdilerse, orada istenilenlere hep ‘olur’ dediler.
Ziyaret edilen en büyük mekânlar camiler idi. Camilerin bağlı olduğu federasyonlar ne istediyse ‘olur’ yanıtını ve sözünü aldılar. Ama bizimkiler de az kurmaz değildiler.

Lubbers’e ‘Oyumuz sizin’ denilirken, aynı söz Den Uyl ve Nijpels’e de veriliyordu.
Seçimler yapıldıktan sonra 16 Türk belediye meclislerine girdi.

Hollandalı politikacıları, Türk politikacılar ile kıyaslarken bir saptama yapmıştık. Ama burada bir gerçeği doğru yansıtmak lâzım. Hollandalı politikacılar verdikleri sözü yerine getirme dürüstlüğünü göstermişlerdi. Zira, Hollanda’da bir İslam Yayın Kurumu (Islamitisch Omroep Stichting İOS) yaşama geçirilmişti.

İslam Yayın Kurumu, Hollanda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu’nun saptadığı yöneticilerle işe başladı. O zaman Fedarsyon’un Başkanı olan İbrahim Görmez, Yayın Kurumu’nun Yönetim Kurulu Başkanlığı’na, Tercüman gazetesi temsilcisi Şadi Tatlı da Genel Yayın Müdürlüğü’ne getirilmişti.

Devlet İOS’e Hilversum kentinde şatafatlı bir villa ve ilk yıl için 5 milyon gulden vermişti.
O zamanki çalışanlar kadrosunda kimler yoktu ki. Şimdi parlamentoda milletvekili olan Fadime Örgü ile Nihat Eski de bu çalışanlar kadrosundaydı.

İslam Yayın Kurumu’nda işler iyi gidiyordu. Taa ki, gazeteci Şadi Tatlı’ya yıllarca sevgi ve saygı duyan İbrahim Görmez’in, bu sevgi ve saygısı azalıncaya kadar…
Bu ikili arasındaki anlaşmazlıklar sürtüşmeye dönüştüğü zaman devreye girmeye çalıştık. ‘Yapmayın arkadaşlar. Böylesi bir çiftlik bulmuşsunuz, şimdi de bunu paylaşamıyorsunuz. Yapmayın, zira bir gün bu çiftlik elinizden gider ve başkalarının eline geçer’ uyarısında bulunduk ama nafile.

Bir gün baktık ki, İslam Yayın Kurumu’nun Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Görmez, yıllarca sevgi ve saygı beslediği Şadi Tatlı’yı işten atmış. Ama bunu yapmak kolay değildi. Ne de olsa buradaki kurbanın adı Tatlı’ydı. Şadi Tatlı, kolay kolay pes edecek bir adam değildi.
İşçi Sendikası CNV’nin Yabancılar Dairesi Sorumlusu Talip Demirhan ile temasa geçen Tatlı, ekibi ile birlikte İOS binasını işgal etmişti. ‘Bu iş yerinde grev var’ pankartı Hollanda medyasında büyük bir şekilde yer almıştı.

Şadi Tatlı ile İbrahim Görmez arasındaki sürtüşme aylarca sürdü. Sonuçta iş mahkemeye yansıdı. Ama bu ara ikisi de işlerinden oldular.
Daha sonra ne mi oldu?
İslam Yayın Kurumu’nda olanlar ülkeyi yönetenler için kabul edilemezdi.

Ayrıca, bu kurumu ele geçirmek isteyen diğer ülkelere mesup Müslümanlar için bulunmaz bir fırsat doğmuştu. Sonunda İOS’in yerine NMO geldi. Tabii ki, çok daha değişik İslam görüntüleri ile…

Türkler’in hiçbir zaman birlik ve beraberliklerini sürdüremediklerini iddia edenler, bu olaydan sonra da haklı çıkmışlardı.
Biz, hangi dalda olursa olsun, kurduğumuz birlikleri hep ikileriz ve hatta üçleriz.
Birlik olalım derken hep ayrılırız.
İslam Yayın Kurumu, başkalarının eline geçince, yolunan ve harmanlanan bir çiftlik haline geldi. Bunun en son örneği de, şimdiki yönetimin bir ‘sabun köpüğü’ filmine 1 milyon euro vermek istemesinde yaşandı.
Şimdi ne kadar pişman olsak yeridir.
Ama ne yazık ki son pişmanlık para etmiyor.
Kim bilir, belki bunlar hepimize iyi bir ders olur.
Bakalım şimdiki, İslam Federasyonu Başkanı Ayhan Tonca, bu son kargaşadan yararlanıp bu yayın kurumunda söz sahibi olmayı elde edebilecek mi?
Müslüman Türkler’in şimdiki en büyük beklentileri bu yayın kurumunda tekrar söz sahibi olmaktır. Hatta ve hatta bu kurumu yeniden ele geçirmektir.
Öyle ya, bu kurumu biz yoktan var etmedik mi?
Haydi hayırlısı…(…ve maalesef hayırlı olmadı)

 

 

Sohbeti başlat
1
Yardımcı olabilir miyim?
Merhaba, yardımcı olabilir miyim?