Hollandalılar, Srebrenitsa katliamı için üzülüyor ama özür dilemiyor…

Hollandalılar, Srebrenitsa katliamı için üzülüyor ama özür dilemiyor…

Başbakan Rutte, Endonezya’daki katliam için açıklama yapan eski Bakan Verhagen gibi konuştu

İlhan KARAÇAY Yazdı:

Hollanda Başbakanı Rutte, Srebrenitsa’da 1995 yılında meydana gelen katliama seyirci kalan askerleri için özür dilemedi ama üzüntülerini belirtti.
Kaldı ki tüm dünya iyi biliyor ki, o zaman Birleşmiş Milletler Gücü olarak orada bulunan Hollandalı askerlere komuta eden Karremans adlı korkağın kaygısızlığı o katliama neden olmuştu.
Rutte’nin açıklaması Hollanda’nın Dışişleri eski Bakanı Maxima Verhagen’in aynı başlıklı beyanatını hatırlattı bana.
Maxima Verhagen, Hollandalılar’ın 1947 yılında Endonezya’nın Rawa Gede köyünde işledikleri kitle katliamı için de özür dilememiş ve sadece üzüntülerini belirtmişti.
Şimdi de günümüzün Başbakanı Mark Rutte, ‘Özür için o günkü Hollanda hükümeti sorumludur’ demiş olan Verhagen gibi topu başkalarına atıyor gibi…

Hollanda’nın özürl dilememesinin arkasında yatan sebebi biliyoruz. Özür dilemek suçu kabul etmek demektir. Böyle olunca da, bu özürün ardından milyarlarca tazminat ve belki de toprak parçası kaybı olur.
Türkiye’nin, sözde Ermeni soykırımı için çuvaldız batırıp özür dilemesini isteyenler, konu kendileri olunca iğneyi kendilerine batırmayı bile istemiyorlar.
Hoş, Türkiye sözde Ermeni soykırımı için topu Osmanlı’ya atmıyor ve ‘Onlar bizim atalarımızdır’ deyip, işin içinden sıyrılmak istemiyor. Ama Hollandalılar, 1947’de Endonezya’da meydana gelen katiamın yükünü, o zamanki hükümete yüklüyor.

Değerli okurlarım, size önce Srebrenitsa konusundaki bir yazımı, yarın da eski Bakan Verhagen’in özür dilemeyip sadece üzüntü duyduğu olay hakkındaki yazıları sunacağım.
Uzun olacak ama içinize sindire sindire okuyunuz.

Srebrenica’nın sırrı…

Açılan gizli arşivden, Hollanda’nın o günlerdeki hükümetinin akibeti sezdiği ama lakayd kaldığı anlaşıldı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, en kanlı ve hunhar katliam olarak tarihe geçen Srebrenitsa’da Hollandalı askerlerin ihmalkârlığı unutulmuyor.

İlhan KARAÇAY yazdı:

Hollanda halkı, Srebrenitsa katliamı konusunda bugüne kadar belirsiz kalan gerçekleri, Milli Arşiv’in gizliliğinin kaldırdığı birkaç günden bu yana öğrenmeye başladı. Mavi Bereli Hollandalı askerlerin, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük katliam olan Srebrenitsa’daki yanlışı, ‘Devlet Sırrı’nın açıklanmasından sonra daha açık bir şekilde ortaya çıktı.

Açıklanan arşiv notlarında, Hollanda’nın o günlerdeki hükümetinin akibeti sezdiği ama lakayd kaldığı anlaşılıyor.
Şimdi size arşivdeki notlardan bazı paragraflar sunuyorum:

Srebrenitsa ismi, Hollanda Bakanlar Kurulu toplantısında, ilk kez 2 Nisan 1993 tarihinde duyulmuştu.
Hıristiyan Demokrat (CDA) partili Dışişleri Bakanı Peter Kooijmans, İslam halkına gitmekte olan yiyecek ve ilaçlara, Bosna-Sırp kuvvetlerinin el koyduğunu belirtmişti. İşçi Partili (PvdA) İçişleri Bakanı Ien Dales ise, ‘Hollanda bunun gerçekleşmesine seyirci kalırsa, tıpkı İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında olduğu gibi, gelişmelere karşı gözlerini kaparsa elleri kirlenir’ şeklinde çok duygusal bir yanıt vermişti.
Dales, ‘Etnik temizlikten’ de söz etti.

Hollanda 1993’te, eski Yugoslavya’daki çatışmalarda bir transport birimi ile katkıda bulunuyordu. Bu birim, birbirleriyle savaşan tarafların zorluklarına karşı direnemiyordu. Hollanda parlamentosu, buraya vuruşmaya katılabilecek askerler ile F-16 savaş uçakları gönderilmesini onaylamak istiyordu.
Lubbers III kabinesi de bunu gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanı Kooijmans, kabine toplantısında yapılan tartışmalar sırasında, barışın diplomatik yolla gerçekleşmesinin imkâsızlaştığını, Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği’nin, ‘Güvenlik Bölgesi’ için anlaştığını belirtti. Aradan bir gün geçmeden İşçi Partili Kalkınma ve İşbirliği Bakanı Jan Pronk, Srebrenitsa’da, Bosnalı Sırplar’ın çok güçlendiğini ve Müslüman halkı katledeceğini söyledi. Pronk’un söylediği hemen gerçekleşmedi ama iki yıl sonra gerçekleşti.

Hollanda, Srebrenitsa’ya henüz asker göndermemişti. İşçi Partili Savunma Bakanı Relus ter Beek, oraya 150 Kanadalı Mavi Bereli’nin gideceğini belirtiyor. Dışişleri Bakanı Kooijmans, meslektaşı Ter Beek’e, oraya bir tabur hava kuvveti gönderirlip gönderilemeyeceğini soruyor.

Bakan Ter Beek, bunun 1993 sonunda gerçekleşebileceğini, ancak ortada bir sorunun bulunduğunu, paralı askerler ile mükellef askerlerin bu görevi gönüllü olarak kabul etmeleri gerektiğini söylüyor. Başbakan Yardımcıs İşçi Partili Wim Kok ile Dışişleri Bakanı Kooijmans, Savunma Bakanı’nın bu konuda kolları sıvamasını bekliyorlar.

Yıl sonuna doğru karar süreci güçleniyor. Zira, Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, Hollanda’nın Birleşmiş Milletler gücüne katkı vermesi için Kooijmans’tan dilekte bulunmuş. Kooijmans bu istek için, ‘En kötü çözüm yolu’ demiş.

Savaş bölgesine askeri güç göndermek, Hollanda için çok kolay görünmüyordu. Kooijmans ve Ter Beek, kasım ayında bir tabur hava kuvveti gönderilmesi için Bakanlar Kurulu’nu zorluyorlar.Ter Beek, Birleşmiş Milletler Şefi Boutros-Ghali’in, kemdisinden bir zırlhlı araç taburu istediğini de söylüyor.
Ter Beek, Srebrenitsa’da bulunan 150-180 kişilik Kanadalı Mavi Bereli’nin yerini dolduracak bir paralı asker taburunun hazır olduğunu belirterek, Bakanlar Kurulu’ndan onay istiyor.

Başbakan Lubbers, başlangıçta sevkiyatı kabul ettiklerini, ancak görev dağılımı için, müttefikler ile yapılacak görüşmeleri bekleyeceklerini belirtiyor.

Bakanlar Kurulu, bu sevkiyatın finansal çözümünün de konuşulması gerektiği belirttikdikten sonra onay verdi.

Ama bu sırada ilginç bir haber geliyor. Savunma Bakanı Ter Beek, daha önce Bosna’ya göndermiş olduğu General Ruurd Reirtma’dan bir fax mesajı alıyor. Bu faks mesajında, Hollanda’dan gelecek olan askerlerin Srebrenica’daki ‘safe area’ya yerleştirileceği belirtiliyor. Ter Beek bunu kabul ediyor ve gelen mektubu Bakanlar Kurulu’na sunuyor.
Bakanlar Kurulu, bu mektubu sadece bilgi olarak kabul ediyor. Zira Kasım ayında verdikleri şartlar henüz yerine getirilmemiştir.

Hollanda Millet Meclisi, 1994’dün başında ‘Dutchbat I’ diye adlandırılan birliğin gitmesini onaylıyor. (Bu konudaki gizli notlar 2020 yılında açıklanacak.)
Hollanda, İçişleri Bakanı Ien Dales’in korktuğu gibi, bu konuya duyarsız kalınmamıştı. Ne yazık ki aynı Ien Dales, 1995’te meydana gelen katliamdan önce vefat etmiş ve o kahredici olayı yaşamamıştı.

Afbeeldingsresultaat voor 13 juli 1995 srebrenica

Srebrenica’da Sırplar, 11 Temmuz 1995 günü 9 bine yakın Bosnalı Müslüman’ı hunharca katletmişti. Bu katliama göz yuman Hollandalı askerler, 15 temmuz günü Müslüman halkın isyanını da böyle seyretmişti.

Hollanda Barış Gücü’nün göz yumduğu Srebrenitsa

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’da yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımı, aradan geçen 24 yıla rağmen Boşnakların kapanmayan yarası olmaya devam ediyor.

Bosna Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te başlayan, 8 bin 372 Boşnak sivilin Ratko Mladic komutasındaki Sırp askerler tarafından hunharca öldürüldüğü soykırım, sadece Bosna Hersek’te değil, tüm dünyada acının ve adalet arayışının sembolü haline gelmişti.

Nasıl başladı?

Ratko Mladic komutasındaki Sırp birlikler, 11 Temmuz 1995’te Hollandalı Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin koruması altındaki “güvenli bölge” Srebrenitsa’ya girdi.

Lahey’deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesinin (ICTY), aralarında Srebrenitsa soykırımının da bulunduğu birçok suçtan müebbet hapse mahkum ettiği Mladic’in,
11 Temmuz 1995’te yaptığı açıklama, sonraki birkaç günde olacakların habercisiydi.

Mladic, Sırp Bayramı arifesinde, şehri Sırp milletine hediye ettiklerini kaydederek, “Nihayet bu topraklarda Türkler’den (bölge Müslümanları için kullanılan ifade) intikam alma zamanı geldi.” ifadelerini kullanmıştı.

Sırplar, Srebrenitsa düştükten sonra 8 bin 372 Boşnak sivili katletti, çok sayıda kadın ve çocuk evlerinden sürüldü.

“Ölüm Yolu”

Srebrenitsa’nın düşmesinin ardından, bu şehirde yaşayan Müslüman halkın bir kısmı, bugünkü şehitliğin tam karşısında bulunan eski akümülatör fabrikasında konuşlanan Hollanda askerlerine sığınırken, bir kısmı da orman yolundan Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmayı denedi. Orman yolunu seçenlerin de, Hollandalı askerlere sığınanların da kaderi aynı oldu.

Yaşanan büyük katliamlar nedeniyle halk arasında “ölüm yolu” olarak da anılan orman yolunu tercih eden binlerce Boşnak, Sırp askerlerin kurduğu pusularda yaşamını yitirdi.

Hollandalı askerlere sığınanlar da eski akümülatör fabrikasındaki ilk gecenin ardından başlarına gelecekleri anladı. İlk gece fabrikaya giren Sırp askerler, Boşnakların kimlik kontrolünü yapıp keyiflerine göre bazılarını götürürken, eşlerinden ya da oğullarından ayrılan kadınların çığlıkları olacakların habercisiydi.

Ertesi gün Hollandalı askerlerin birkaç metre ilerisinde, kampın hemen dışında bekleyen Sırp askerler, kadın ve çocukları otobüslere bindirirken, erkekleri hemen orada ailelerinden ayırdı. Ailelerinden ayrılan erkekler, daha sonra katledilip farklı toplu mezarlara gömüldü. Kadın ve çocuklar ise yıllardır yaşadıkları evlerinden sürgün edildi.

Srebrenica'nın sırrı (1)

12 Temmuz 1995’te Bosnalı Sıpların komutanı General Ratko Mladiç ile Hollandalı komutan Ton Karremans Potocari kasabasında yanlarındaki askerlerle birlikte kadeh kaldırıyor

Hollanda’nın rolü

Srebrenitsalı Boşnak sivillerin o dönem “tutunacak dal” olarak gördüğü Hollandalı BM askerlerinin rolü, aradan 24 yıl geçmesine rağmen bugün de tartışılıyor.

Şehrin Sırp güçlerince işgal edilmesinin ardından çekilen ve kamuoyunun da aşina olduğu görüntülerde, Hollandalı BM askerlerinin komutanı Thom Karremans’ın, 11 Temmuz 1995’te görüştüğü Mladic karşısında el pençe durması gözden kaçmıyor. Şehre giren Sırp askerlerine ateş açılması nedeniyle Karremans’ın adeta ifadesini alan Mladic’in, görüntülerin sonunda ise Karremans’a içki ısmarlaması ve ikilinin birlikte kadeh kaldırması dikkati çekiyor. Hollandalı askerlerin Srebrenitsa’dan uğurlanması öncesinde de Sırp komutanın, Karremans ve ailesine çeşitli hediyeler vermesi de bir başka detay olarak göze çarpıyor.

Hollanda mahkemesinin kararı

Hollanda’da bir mahkeme ise 3 yıl önce, kasabada 300 Boşnak’ın öldürülmesinden Hollandalı BM askerlerinin doğrudan sorumlu olduğuna hükmetti.

Lahey kentinde görülen davada kararı okuyan Yargıç Larissa Alwin, Hollandalı BM barışgücü askerlerinin kontrolleri altındaki kamptan götürülen erkeklerin öldürüleceğini bilmesi gerektiğini, çünkü o dönemde de Sırpların savaş suçları işlediğine dair kanıtlar bulunduğunu vurgulamıştı.

Acı tarihin yıl dönümü: Srebrenitsa Katliamı Acı tarihin yıl dönümü: Srebrenitsa Katliamı

Alwin, “Hollandalı BM barışgücü askerleri bu erkeklerin karargahtan götürülmesinde işbirliği yaparak yasalara aykırı davranmışlardır” demişti.Mahkeme Hollanda’nın 300 erkeğin yakınlarına tazminat ödemesi gerektiğine karar vermişti. Ancak mahkemeye göre, Hollandalı askerlerin Srebrenitsa’nın düşmesinden ve karargaha değil etraftaki orman arazisine sığınan diğer kurbanların ölümlerinden sorumlu tutulamazlardı.

Hollandalı Bakan: Srebrenitsa katliamı önlenebillirdi

Bosna Hersek’te 8 binden fazla Boşnağın öldürüldüğü Srebrenitsa katliamı sırasında, koalisyon ülkeleri arasındaki gizli anlaşma nedeniyle hava operasyonu yapılmadığı ortaya çıktı. Eski Hollanda savunma Bakanı Joris Voorhoeve, “Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa’da hava desteğine izin vermiş olsaydı, kitlesel katliamların önüne geçilebilecekti.” diyor.

Hollanda 2 kanalında yayınlanan “Srebrenitsa Neden Düşmeliydi?” adlı programda, BM’nin, “Bosna’daki katliama seyirci kaldığı” iddialarına ilişkin belgelere yer verildi.
ABD kaynaklı gizli belgeler Hollandalı eski Bakan tarafından da doğrulandı.
Bosna iç savaşı sırasında “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa kenti, BM adına görev yapan Hollanda taburunun (Dutchbat) kontrolündeydi.
Bu nedenle Hollanda, Srebrenitsa katliamı nedeniyle en fazla eleştirilen ülkelerden bir oldu.

Hollanda'nın Srebrenitsa katliamındaki büyük payıHollanda'nın Srebrenitsa katliamındaki büyük payı
Gizli anlaşma

Savunma eski Bakanı Voorhoeve, Fransa, İngiltere ve ABD arasında, 1995 yılı Mayıs ayında imzalanan gizli anlaşma nedeniyle, Srebrenitsa’ya hava desteği verilmediğini açıkladı.
Hollandalı Bakana göre bu gizli anlaşma, İngiliz ve Fransız barış gücü askerlerinin Sırplar tarafından kaçırılmasının ardından yapıldı.
Londra ve Paris, Washington yönetimi ile NATO hava gücünün Bosnalı Sırplara karşı kullanılmaması konusunda anlaşmaya vardı. Anlaşma, kamuoyundan gizli tutuldu.
Joriz Voorhoeve, 1 Temmuz’da yayımlanacak “Güvenli Bölgeler” adlı kitabında da bu konuya değiniyor.

Srebrenitsa’ya yönelik Sırp saldırısı 6 Temmuz 1995 tarihinde başladı. Dutchbat Komutanı Ton Karremans’ın hava desteği talebi, BM tarafından her seferinde geri çevrildi.

‘Sırp saldırganlığının sonucu’

Hollandalı eski Bakan, BM’nin hava desteği vermemesinin mantıklı bir açıklaması bulunmadığını düşünüyor. “Bunun gerekçesini kendime bile açıklayamıyorum” diyor.

Voorhoeve, BM’nin o bölgedeki başarısızlığı nedeniyle Hollanda taburunun haksız yere “günah keçisi” olarak gösterildiğini söylüyor.
Savunma eski Bakanı, “BM önemli bir hava desteği vermiş olsaydı, büyük sayıda kurban ölümden kurtarılabilirdi” diyor ve Gorajde’de hava desteği nedeniyle kitlesel ölümlerin önlendiğine dikkati çekiyor.

Joris Voorhoeve, buna rağmen gizli anlaşma yapan üç ülke ile BM’nin katliamlardan sorumlu tutulamayacağını savunuyor ve “Srebrenitsa’nın düşmesi, Sırp saldırganlığının sonucuydu” görüşünü dile getiriyor.

Hollandalı eski Bakan’a göre, Bosna Hersek’teki katliamların çok sayıda nedeni var. BM gücü UNPROFOR’un eksikliği, Hollanda hükümetinin toplu katliamlara yol açan gelişmeleri doğru yorumlayamaması, bunlardan bazıları.

Askerler açıklama istiyor

Ortaya çıkan yeni gelişme, Srebrenitsa katliamının tanığı olan Hollandalı askerlerde “şok etkisi” yarattı.

Dutchbat’ta görev alan askerler, bu konuda kapsamlı açıklama istiyorlar. Askerler, “NATO’nun Sırp saldırılarından haberdar olduğu, ancak bunu Hollanda’dan sakladığı iddiaları, artık açıklığa kavuşturulmalı”. dediler.

Askerlerin bağlı olduğu kuruluş, “devlet sırrı dahi olsa, bu konudaki bütün bilgilerin kamuoyu ile paylaşılmasını” istiyor.
Dutchbat Komutanı Ton Karremans ise, “Bu gerçeği biliyordum ama ispat edemiyordum” diyor. Karremans, Srebrenitsa katliamı sırasında karşısına çıkan “politik çıkarlarlarla mücadele ettiğini” vurguluyor.
Ton Karremans, Hollanda hükümetinden, ABD’nin elindeki gizli belgeleri istemesini de talep ediyor.
Eğer bu gerçekleşmezse, ABD mahkemelerine şahsen başvurarak, konunun aydınlatılması için çaba harcayacağını söylüyor.

YARIN:
Hollanda’nın Endonezya’daki katliamı

 

50 kişilik kadro ‘Bu Dağlarda Bağ Olmaz’ şarkısını ‘telekonser’ ile dünyaya yayıyor…

50 kişilik kadro ‘Bu Dağlarda Bağ Olmaz’ şarkısını ‘telekonser’ ile dünyaya yayıyor…

İlhan KARAÇAY yazdı
Gümbür gümbür enstrüman çalıyorlar ve şarkıları ile şakıyorlar…
Kimi müzik öğretmeni, kimi mühendis…
Kimi şef teknisyen, kimi aranjör…
Davula vuran da var, bağlama, ud, keman, klavye, gitar, basgitar, kanun, klarnet ve cümbüşüyle, dinleyenleri ve izleyenleri duygulandıranlar da var.
Kimi Konya’da, kimi de (sözümona) Kenya’da…
Yani, Anadolu’nun dört bir yanında, ‘sığınma evi’ gibi sığındıkları dört duvar arasında, enstrümanları ve sesleri ile bir şahaser icra ettiler…
Şimdi de telekonser ile dünyayı dolaşıyorlar.

Merak ettiniz değil mi?
Bu müzik dehaları kim acaba?
Anlatayım:

Koronavirüs nedeniyle evde kalanları eğlendirmek için yaptılar bu ‘telekonser’i.
Yukarıda yazdığım gibi, müzisyenler ile orkestra şefi ve yapımcıların her biri farlı ortamlarda olmasına rağmen ortaya konan eser ile büyük beğeni kazandılar.

Türkiye’de müziğe gönül vermiş olan büyük bir sanatçı grubu, ‘Bu dağlarda bağ olmaz’ adlı şarkıyı, 50 kişilik bir kadro ile telekonser yayınlayarak, müzikseverlerin gönlünde taht kurmuş oldu.
İlk defa gerçekleştirilen projeler arasında yer alan bu ‘telekonser’in, tüm dünyada bir örnek teşkil edeceği ve bu modayı geliştireceği sanılıyor.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Mustafa Guzel-Mustafa Beder.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Pelin Orhuner.jpg
‘Bu dağlarda bağ olmaz’ adlı Eskişehir yöresine ait, Osman Özdenkçi’den alınan duygu yüklü türküye, nefis bir yeni yorum kattılar.
Konya şehrimizden doğan, farklı jenerasyonlardan müzisyenlerin, dostluk güneşi ile aydınlanan yorumun hikayesi şöyle;

C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Selcan Mutaf-Emre Karabay.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Ozcan Celik.jpg
Konyada müzik hayatlarına başlayan ve hem kişilikleri ile hem de sanatları ile tüm Türkiye’nin takdirini toplayan Hasan GENÇ, Zeynel GENÇ ve Mustafa BEDER gibi tanınmış müzisyenlerin varolduğu proje, bu insanların ışık tuttuğu Konya’da, gerek halen yaşayan gerekse hayatının bir dönemini geçiren genç müzisyenlerin ‘evdekal-evdeçal’ sloganıyla, pandemi sürecinde üretme arzularıyla başladı.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Zeynel Genc-Mustafa Ersen.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Durak.jpg
Müziğe gönül veren bu gençler, bir çok katılımcı ile güzel bir türküyü çalmak ve seslendirmek istedikleri zaman, projenin kadrosu hakkında yaptıkları istişare sonucunda, onlara hem müzik konusunda ışık tutan, hem de tevazularıyla onlara hep bir ‘abi kardeş’ ilişkisiyle yaklaşan abilerinin de, bu projede olmasını yürekten arzuladılar.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Emre Oral Burc.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Bedriye Tamer.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Cemil Yapar.jpg
Başta da belirttiğim gibi, farklı jenerasyonlardan isimlerin bulunduğu proje için ilk aranan isim ise, yine tüm Türkiye’de müziği ve gönlünün güzelliğiyle tanınan Mustafa GÜZEL oldu. Bütün bu güzel isimler, kardeşlerinin bu teklifini memnuniyetle karşıladılar.
İstanbul’da yaşayan, başta Yıldız TİLBE ve Muazzez ERSOY gibi bir çok ünlü ismin orkestrasında görmeye alışık olduğumuz, dizi ve film müziklerinin aranılan aranjörü Mustafa GÜZEL’in, müzik düzenlemelerini yaptığı projede, şu an TRT Ankara radyosu sanatçısı olan ve Türkiye’de bağlama denilince akla gelen ilk isim olan Hasan GENÇ, Alanya’da yaşamını sürüdüren, klavye icralarını tüm müzisyenlerin yakından takip ettiği, yurtdışındaki vatandaşlarımızın özel günlerinde özellikle aralarında görmek isteyip davet ettiği Mustafa BEDER, eğitimlerini Konya’da alan ve şu an Türkiye’nin dört bir yanında müzik öğretmenliği ve eğitmenliği yapan birbirinden değerli isimler var bu grupta.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Cemil Yapar-Hakan Sen.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Emre Yildirim.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Muhammet Ali Buyuktekin.jpeg
Tabii ki, bu projeye konuk olan bir diğer ünlü isim olan, Emre Oral Burç’dan da bahsetmemek olmaz.
2002 yılında Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı’ndan mezun olarak, profesyonel müzik kariyerine başlayan Emre Oral Burç, 5 Quartet isimli müzik grubunun da üyesi. Türkü, sanat müziği ve birçok farklı tarzdaki müzikleri kendi yorumuyla seslendiren Burç, bir çok sanatseverin gönlünde taht kurmuş durumda.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\di Harman-Fahri Buyukbahcevan.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Hakan Hakan.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\ibrahim Aslanturk.jpg
Yine başka bir konuk sanatçı olan, Kavak Yelleri, Aile Saadeti, Alın Yazısı, Şevkat Yerimdar gibi dizilerden tanıdığımız, TRT Okul’da ‘Bir Hikayem Var’ ve Dream TV’de ‘Evdeki Ses’ programlarının sunuculuğunu yapan Pelin ORHUNER ise projeye bambaşka bir renk katmış.
Bu güzel projenin mix – mastering işlemleri ve video montajı, şu an Konya’da müzik öğretmenliği yapan Muhammet Ali BÜYÜKTEKİN tarafından yapıldı.
Ses kayıtlarının alınması işlemi de, yine Konya’da müzik öğretmenliği yapan Ercan YANDIMOĞLU tarafından yapıldı.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Ercan Yandimoglu.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Mustafa Beder-Muzik\Mehmet Arif Tur-Soysal Tosun-Mustafa Tosun.jpg
Projeye birbirinden güzel sesleri ve ustaca enstrüman icralarıyla katkıda bulunan değerli insanlar şunlardı:
Klavye: Mustafa Beder (Müzisyen – Alanya) Gitarlar: Mustafa Güzel, (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Aranjör – İstanbul) Ali Çolak (Ziraat Mühendisi – Müzisyen – Konya) Bas Gitar: Hakan şen. (Müzik Öğretmeni – Dore Müzik Eğitim Direktörü – İstanbul) Asma Davul: Abdi Harman. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Kopuz: Mustafa Ersen (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – İstanbul) Şelpe: Fahri Büyükbahçıvan. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Bağlamalar: Hasan Genç. (TRT Ankara Radyosu Sanatçısı – Müzisyen – Ankara) Emre Yıldırım. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Alanya) Muhammet Ali Büyüktekin. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Aranjör – Konya) Kadir Taşkıran. (Müzisyen – Bağlama Eğitmeni – Hasan Genç Müzik Merkezi Eğitim Direktörü – Konya) Fahri Büyükbahçıvan. ( Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Ud: Mehmet Arif Tur. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Kanun: Soysal Tosun. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Klarnet: Mustafa Tosun. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Keman : Emre Karabay. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – İstanbul) Vokaller : Cemil Yapar. (Müzisyen – Konya) Pelin Orhuner. (Oyuncu – Müzisyen – İstanbul) Çağrı Barış Koyuncu. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Zeynel Genç. (Müzisyen – Emekli Şef Teknisyen – Konya) İbrahim Arslantürk. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Afyonkarahisar) Ibrahim Çileli. (Sağlık Memuru – Konya) Bedriye Tamer. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Ankara) Özcan Çetik. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Emre Oral Burç. (Ses Sanatçısı – İzmir) Selcan Mutaf. (Müzik Öğretmeni – Konya) Ercan Yandımoğlu (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Konya) Betül Durak. (Müzik Öğretmeni – Konya) Mustafa Ersen. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – İstanbul) Emre Yıldırım. (Müzisyen – Müzik Öğretmeni – Alanya)

Sözü edilen ‘Bu dağlarda bağ olmaz’ı dinlemek istiyorsanız, aşağıdaki linke tıklayınız.

 

GURBET YOLU’NA OTOMOBİLLERİ İLE GİDECEKLERE UYARI !

GURBET YOLU’NA OTOMOBİLLERİ İLE GİDECEKLERE UYARI !

Karayoluyla Türkiye’ye gidecek olan izincileri uyarıyoruz. Sırbistan’dan transit geçiş yapacak olanlar 10 bin Euro’dan fazla para taşımaları durumunda, bunu beyan etmek zorunda.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\download (1).jpgC:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\SILA YOLU-Gurbetciler Sirbistan'da 1976.jpg

Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk ve Türkiye kökenlilerin arasında kara yoluyla izne gidenlerin neredeyse tamamı Sırbistan rotasını tercih ediyor. Kara yoluyla Türkiye’ye gideceklerin en çok başını ağrıtan konu ise gümrük mevzuatındaki yaptırımlar.

Mevzuata göre, Sırbistan’dan transit geçiş yapacak yolcular, beraberinde taşıdıkları para miktarının 10 bin Euro’yu aşması halinde beyanda bulunmak zorunda. 10 bin Euro’dan fazla para bulunduranlar beyanda bulunmadıkları taktirde haklarında soruşturma açılıyor ve yargılanıyor.

Daha önceki yıllarda mevzuata göre sınır kapılarında beyan edilmediği için el konulan paralar Sırbistan Maliye Bakanlığı’na aktarılıyordu. Belgrad Büyükelçiliği, Sırbistan Maliye Bakanlığı’na konuyla ilgili nota veriyordu. Bürokratik işlemler tamamlanıp cezai işlemler yapıldıktan sonra da Türk vatandaşlarına ait el konulan paranın geri kalan kısmı büyükelçiliğe teslim ediliyordu. Büyükelçilik yetkilileri yeni mevzuatla kendilerinin devreden çıktığını söyledi. “Artık konu mahkemelere intikal ediyor. Maliye Bakanlığı karışmıyor. Bu yüzden biz devreye giremiyoruz. Sadece vatandaşa bilgi verebiliyoruz” dediler.

Yeni mevzuat, transit yolcunun beraberinde şahsi kullanım fazlası olarak değerlendirilecek miktarda değerli takı, mücevher, elektronik eşya, tekstil ürünü ve benzerlerini ülkeye sokmayı da yasaklıyor. Büyükelçilik’ten yapılan açıklamada, özellikle altın ve değerli takı konusunda uyarı yapıldı.Büyükelçilik açıklamasında, Türkiye dönüşünde, düğünde takılan takı ve altınların araçta bulunmasının yasak olduğunu hatırlatarak, “Yeni gümrük mevzuatı, altın ve takılara el koymanın yanı sıra otomobile de el koymayı öngörüyor. Otomobilde bulunan altınların ve takıların değeri aracın fiyatının üçte birini geçiyorsa hem altınlara hem de otomobile el konuyor. Örneğin şahsın 15 bin Euro değerinde bir otomobili var. Sırbistan’a bu otomobille girerken yanında 5 bin Euro’yu aşan değerde altın ve değerli takı bulundu. Gümrük polisi bu durumda hem araca hem de altın ve mücevhere el koyabiliyor” dendi.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Saban Disli-ilhan Karacay (1).jpgSırbistan’da paralarına el konulan Türkler arasında Hollanda’dan gidenler de bulunuyor. Bu konuda medya mensuplarına gelen şikâyetler de var.
Bu durumu açıklığa kavuşturmak için bilgilerine başvurdüğümüz Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli, Sırbistan’da yaşanan her olaydan, Dışileri kanalıyla bilgi sahibi olduklarını belirtirken, ‘Sırbistan’da bu yıl Türkler’den toplanan para meblağının 2 milyon euroyu geçtiğini öğrendik. Yurttaşlarımız bu konuda çok dikkatli olmalılar. Bunun için Bakanlığımızın yayınladığı duyuruyu dikkate almalılar. Hatta sizden ricamız, bu duyuruyu sizin de yayınlamanızdır’ dedi.

BAKANLIK DUYURUSU:

Çok uzun bir yazı olacak ama, Türkiye’ye otomobilleri ile gidecek olan yurttaşlarımızın, hayati önem taşıdığı için, altta belirtilen konulara çok dikkat etmeleri gerekiyor.
Yolculuğa başlamadan önce, alttakileri sindire sindire okuyunuz ve notlar alınız.

Belgrad’da 12 Temmuz 2010 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sırbistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Vizenin Karşılıklı Olarak Kaldırılmasına Dair Anlaşma” uyarınca, iki tarafın geçerli umuma mahsus ve resmi (diplomatik, hizmet, resmi ve hususi) pasaport, deniz adamı cüzdanı, uçak mürettebatı için seyahat belgesi, geçici pasaport ve seyahat belgesi hamili vatandaşları, diğer Tarafın ülkesinde, ilk giriş tarihinden itibaren, her altı ay içinde doksan günü aşmayan seyahatlerinde vizeden muaftır. Anlaşma, her iki Tarafın tren, kamyon ve otobüs sürücüleri ile yardımcıları, tren ve lokomotif, sivil uçak ile gemi mürettebatı gibi uluslararası yolcu ve mal nakliyesi yapan vatandaşlarının, her altı ay içinde doksan günü aşmamak kaydıyla, birbirlerinin ülkelerine yapacakları seyahatlerinde (transit geçişler dâhil olmak üzere) vizeden muaf olmalarını da hükme bağlamaktadır.

Bununla birlikte, Sırbistan’a seyahat edecek vatandaşlarımızın pasaportlarının en az 6 ay geçerli olması tavsiye edilmektedir.

Hamili bulunduğu pasaport, seyahat belgesi veya ikamet tezkeresi hakkında önceden başka bir ülkede kayıp veya çalıntı bildiriminde bulunmuş olan vatandaşlarımızın tüm ülkelere olduğu gibi Sırbistan’a da sözkonusu belgeyle girmeleri mümkün değildir. Böyle durumlarda bu belgeye sınır makamlarınca el konulmakta ve hamilinin Sırbistan’a girişine müsaade edilmemektedir. Sözkonusu belgeler hakkında ilgili ülkenin makamlarınca Interpol kanalıyla arama emri çıkartılmaktadır.

Ayrıca, Sırbistan Sınır Güvenliği mevzuatı gereği, Sırbistan’ı ziyaret edecek yabancıların sınır kapılarında seyahat amaçlarını beyan etmeleri gerekmektedir. Yabancıların sınır kapılarında gidiş-dönüş bileti, kalış sürelerine göre yeterli miktarda nakit para, davet mektubu veya teyitli otel rezervasyonu gibi belgeleri ibraz etmeleri zorunludur.

Sırbistan’dan transit geçeceğini beyan eden yabancıların ise seyahat etmeyi öngördükleri üçüncü ülkeye seyahat engeli taşımadıklarını doğrulayan, giriş vizesi gibi belgeleri kontrol edilmektedir.

Sınır polisinin, yabancının Sırbistan’a seyahat amacından, seyahatinin sonunda ülkeden ayrılmayacağı veya üçüncü bir ülkeye yasal olmayan yollarla gitmeye çalışacağından şüphe duyması durumunda, bu kişiyi ülkeye kabul etmeme yetkisi bulunmaktadır.

AB üyesi ülkelerde süreli/süresiz oturum belgesi/kartı bulunan vatandaşlarımızın da Sırbistan’a pasaportlarıyla birlikte seyahat etmeleri gerekmektedir.

Sırbistan’a seyahat edecek reşit olmayan yabancıların ise sınır kapılarında, ebeveynince düzenlenmiş ülkeye seyahat nedenini ve bu seyahat süresince kendilerine refakat edecek kişi veya kurumun isim ve açık adresini içeren belge (muvafakatname) ibraz etmeleri gerekmektedir.

Karayoluyla seyahat eden vatandaşlarımızın sözkonusu seyahatlerini birkaç araba ile konvoy halinde gerçekleştiriyor olmaları halinde, sınır kapılarında pasaport kontrolü esnasında, pasaportlarını görevli memura tek tek vermeleri ve en öndeki aracın şoförünün tüm araçlardaki yolcuların pasaportlarını bir seferde vermemesi, sınır kapılarında uzun kuyruklar oluşmasının önlenmesi açısından büyük önem arzetmektedir.

YOL GÜZERGÂHI VE SINIR KAPILARI

Sırbistan’ın Batı Avrupa ile Türkiye’yi birbirine bağlayan yol üzerinde bulunması nedeniyle her yıl birçok vatandaşımız bu ülkeden transit geçmektedir. Transit geçiş yapan vatandaşlarımızın çoğunluğunu Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız ile bu ülkelerden mal ve yolcu taşıyan otobüs ve TIR şoförlerimiz oluşturmaktadır.

Sözkonusu ülkelerden Türkiye’ye seyahat eden vatandaşlarımız, Sırbistan’a Macaristan veya Hırvatistan’dan giriş yapmakta; Bulgaristan ve Makedonya’dan çıkmaktadırlar. Dönüşte de aynı güzergâhlar, bu kere ters istikamette kullanılmaktadır. Bu çerçevede;

– Macaristan üzerinden Sırbistan’a gelen vatandaşlarımız genellikle, Macaristan’ın Reske, Tombo, Hercegsanto veya Kelebija şehirlerinden geçerek, Sırbistan’a Horgoş (E-75), Kelebija (E-75’den sapak) ve Baçki Breg (E-660) sınır kapılarından girmekte ve Sırbistan’ın Subotica şehrine ulaşmaktadırlar. Daha sonra, sırasıyla, Subotica, Novi Sad, Belgrad, Niş ve Pirot şehirlerini takip ederek Sırbistan-Bulgaristan arasındaki Gradina/Kalotina (E-80) sınır kapısını kullanmaktadırlar.

– Macaristan’dan Sırbistan’a gelen vatandaşlarımız ayrıca, Niş kentinden Makedonya istikametini takip edip, Sırbistan-Makedonya sınırındaki Preşevo/Tabanoce (E-75) sınır kapısını kullanarak ülkeden ayrılmaktadırlar. Sırbistan-Makedonya sınırını kullanan vatandaşlarımız Yunanistan’dan geçerek Türkiye’ye İpsala sınır kapısından girmektedirler.

– Hırvatistan’dan Sırbistan’a gelen vatandaşlarımız ise Zagrep-Bajakova güzargahını takip ederek, Batrovci/Bajakova gümrük kapısından E-70 otoyolunu kullanarak Belgrad’a ulaşmaktadırlar.

Vatandaşlarımızın ve nakliyecilerimizin yoğun bir şekilde kullandıkları Sırbistan güzergahından transit geçişlerini kolaylaştırmak amacıyla İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) desteğiyle ilk olarak 15 Haziran-15 Eylül 2019 döneminde hayata geçirilen “Sıla Yolu” projesi bu yıl da uygulanmaktadır.

Sırp tarafıyla varılan mutabakat çerçevesinde 25 Haziran – 20 Eylül 2020 tarihleri arasında vatandaşlarımıza yardımcı olmak üzere 11 polis memurumuz ve YTB tarafından istihdam edilen 9 tercüman Sırbistan sınır kapıları ve Belgrad’daki görevlerine başlamışlardır.

Sözkonusu proje kapsamında, EGM personeli ve onlara yardım etmek üzere YTB tarafından istihdam edilen Türkçe ve Sırpça bilen yerel görevliler Belgrad’da ve vatandaşlarımızın en çok geçiş yaptıkları Batrovci (Sırbistan-Hırvatistan), Gradina (Sırbistan-Bulgaristan) ve Horgoş (Sırbistan-Macaristan) sınır kapılarında görev yapmaktadır.

Sırbistan sınır kapılarında görev yapan polislerimiz ve YTB görevlileri, vatandaşlarımıza Sırbistan’dan transit geçiş yaparken uymaları gereken kurallarla ilgili bilgilendirici el broşürleri dağıtmakta, güvenli dinlenme noktaları ve kaza/arıza durumlarında yardım alabilecekleri güvenilir araç servisleri hakkında bilgi vermekte ve Sırp sınır makamlarıyla iletişimlerinde karşılaştıkları dil engeli konusunda da yardımcı olmaktadırlar.

Öte yandan, Belgrad-İstanbul arasında, Türk Havayollarının her gün iki seferi, Air Serbia’nın her gün bir seferi, Pegasus’un ise haftada dört seferi bulunmaktadır. Alman Havayolları Lufthansa’nın Ankara-Münih/Frankfurt-Belgrad seferi de mevcuttur.

Bu yıl COVID-19 pandemisi nedeniyle sefer sayılarında değişiklikler ve seferlerde aksamalar olabileceği göz önüne alınmalıdır.

GÜMRÜK KURALLARI

Sırbistan gümrük kuralları gereği, yabancıların ülkeye girerken yanlarında bulunan her şeyi sözlü olarak sınır kapılarında gümrük görevlilerine beyan etmeleri gerekmektedir. Gümrük görevlileri gerekli görürler ise bagajlarının açılmasını talep edebilirler. Yolcunun seyahati süresince ihtiyacı olacak miktardaki giysi, ayakkabı, yiyecek maddesi, ilaç, ev eşyası gibi ürünler şahsi kullanıma ait kabul edilerek, normal gümrük beyan işlemine tabi tutulurlar ve bunlardan gümrük vergisi alınmaz. Ancak, yabancıların valizlerinde, diğer bagajlarında veya seyahat ettikleri aracın içerisinde bulunan, aynı türden şahsi kullanım fazlası olarak değerlendirilebilecek eşya (giysi, cep telefonu, bilgisayar, ev eşyası vb.) ticari amaçlı olarak kabul edilerek, gümrük kontrolünde, satın alındığı ülkeden temin edilecek faturası ile birlikte yazılı olarak bildirilmesi istenir.

Ayrıca, yolcu beraberinde bulunan ve yolcunun sözkonusu seyahati esnasında kullanabileceği miktardan daha fazla olduğu değerlendirilebilecek eşyanın (mücevherat, altın ve gümüş takı, altın ve gümüş süs eşyası, cep telefonu, bilgisayar, giysi, vb…) sınır kapılarında beyan edilmesi gerekmektedir.

Sırbistan’a uyuşturucu, zehir ve toksik niteliği olabilecek her türlü malzeme, her türlü silah (kurusıkı ve pompalı silahlar dâhil), silah mühimmatı, ticari madde ile altın, değerli taş, gümüş ve külçe değerli maden sokulması veya çıkartılması yasaktır.

Sırbistan gümrük mevzuatına göre ülkeye girerken döviz bildirim mecburiyeti bulunmaktadır. Ülkeye girişte kişi başı 10.000 Avro üzeri nakit paranın yazılı olarak beyan edilmesi zorunludur. Sırbistan’a girerken 10.000 Avro üzeri nakit parasını beyan etmeyen vatandaşlarımız, paralarına el konularak mahkemeye çıkarılmaktadırlar. Bu sebepten ötürü mahkemeye çıkarılan kişilerden paralarının kaynağını ispatlayabilenlere paralarının bir kısmı mahkemelerce iade edilebilmektedir. Ancak, sözkonusu belgeleri ibraz edemeyenlerin paralarına el konulmaktadır.

Öte yandan, Sırbistan’a giriş yapan vatandaşlarımızın yanlarında bulunan ve kişi başı 10.000 Avro’yu aşan para miktarını beyan etmeleri durumunda Sırbistan’dan çıkış yaparken, taşıdıkları para miktarıyla ilgili sorun yaşamaksızın ülkeden ayrılmaları mümkündür.

Gümrük kapılarında beyan edilmemesi nedeniyle el konulan para ve eşyanın değeri, seyahat edilen aracın değerine belirli bir oranda yaklaşması durumunda araca da mahkeme kararıyla el konulmaktadır.

Diğer taraftan, yabancıların Sırbistan’da yapacakları 150 Avro’nun üzerindeki alışverişleri için ödedikleri katma değer vergisini geri almaları mümkündür. Bunun için ülkeden ayrılmadan önce, satın alınan eşyanın faturasının sınır kapılarındaki gümrük kontrol noktalarında onaylatılması gerekmektedir. Gümrük makamlarınca düzenlenecek olan REA 4 formunun, düzenlenme tarihinden itibaren 6 ay içerisinde ürünün satın alındığı mağazaya ibraz edilmesi halinde, mağaza tarafından katma değer vergisi bedeli iade edilmektedir.

KARAYOLLARININ DURUMU VE GÜVENLİK

Batı Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye seyahat eden vatandaşlarımızın sıklıkla kullandıkları E-75 ve E-70 karayollarının çeşitli noktalarında yol çalışmaları devam etmektedir.

Vatandaşlarımızın seyahatlerine başlamadan önce “Auto Moto Savez Srbije”nin (AMSS) web sayfasını (www.amss.org.rs ) kontrol etmeleri ve bu sayfada belirtilen ihtarlara uymaları tavsiye edilmektedir. Anılan derneğin 24 saat hizmet veren +381111987 ve +381113331200 numaralı telefonları aranarak da bilgi alınması mümkündür.

Sırbistan’da otoyollar ve diğer şehirlerarası yollar genel olarak güvenlidir. Yollarda soygun ve gasp gibi olaylara nadir rastlanmaktadır. Özellikle oto yollarda güvenlik güçleri düzenli olarak denetim yapmaktadır. Bununla birlikte, vatandaşlarımızın araçlarının veya araç içerisinde bıraktıkları çanta, cüzdan, vb. eşyaların çalınması olaylarının çoğunlukla benzin istasyonlarında meydana geldiği bilinmektedir. Bu itibarla, vatandaşlarımızın mağdur olmamaları için bu tür değerli eşyalarını ve pasaportlarını, araçlarının kapalı bölmelerinde muhafaza etmeleri ve beraberlerindeki paralarını tek bir yer yerine farklı yerlerde bulundurmalarında fayda görülmektedir. Öte yandan vatandaşlarımızın hırsızlık ve gasp gibi olaylarla karşılaşmaları durumunda en yakın polis karakoluna başvurmaları ve dil sorunundan kaynaklanan yanlış anlaşılmaları engellemek için acilen Büyükelçiliğimizle temas kurmaları uygun olacaktır.

Son dönemde bazı benzin istasyonları ve mola yerlerinde araçlara müdahale edilerek, geçici arıza çıkarıldığı ve tamirci olduklarını ifadeyle vatandaşlarımızı oto tamirhanelerine götürüp, yardım etme vaadiyle yüklü meblağlar istendiği konusunda şikayetler alınmaktadır. Bu nedenle, araçların uzun süreli boş bırakılmamasında yarar görülmektedir.

Vatandaşlarımız Sırbistan’da otoyol ücretlerini Dinar’ın yanı sıra Avro ile de ödeyebilmektedirler. Vatandaşlarımızın otoyol ücretini ödemek için yanlarında bozuk para bulundurmaları ve gişelere yaklaşırken yol ücretlerini hazır bulundurmaları gişelerde oluşabilecek uzun kuyrukların önlenmesi bakımından önem arzetmektedir. (1 Avro yaklaşık 118 Sırp Dinarı’dır.)

Öte yandan, Sırbistan’da, Avrupa Birliği Ülkelerinde otoyol ücretlerinin ödenmesi için kullanılmakta olan “Vignet” uygulaması yoktur. Otoyol ücretleri mesafelere göre tahsil edilmektedir. Örneğin, Macaristan’dan Sırbistan’a gelen bir sürücünün, Subotica-Novi Sad ve Novi Sad-Belgrad mesafeleri için ayrı ayrı ücret ödemesi gerekmektedir.

Otoyol ücretlerinin, bozuk para olmaması gibi gerekçelerle ödenmesi gereken ücretten daha fazlasının talep edilmesi durumunda, vatandaşlarımız Büyükelçiliğimiz Konsolosluk Şubesi ile temasa geçebilirler. Büyükelçiliğimize 7 gün 24 saat ulaşılabilecek telefon numarası: +381 11 333 24 00’dır.

TEMSİLCİLİK İRTİBAT BİLGİLERİ VE YARARLI TELEFONLAR

Büyükelçiliğimiz iletişim bilgileri:

Telefon : +381 11 333 24 00

Faks: +381 11 333 24 33

Nöbetçi Tel: +381 69 669 948 (mesai saatleri harici acil durumlarda)

E-posta: embassy.belgrade@mfa.gov.tr

Adres: Krunska 73, 11000 Belgrade, Serbia

Yararlı Telefonlar :

Türk Havayolları Belgrad Ofisi: 00 381 11 303 61 95 (Hafta içi 09:00-17:00)
Türk Havayolları Belgrad Nikola Tesla Havalimanı Ofisi: 00 381 11 209 72 25/26 (Haftanın hergünü 07:00-11:00/17:00-21:00)
Polis:192
İtfaiye:193
Ambulans:194
Askeri Ambulans:1976
AMSS Yol Yardımı 1987
Askeri Polis 19860
Vatandaşlarımızın seyahate çıkmadan önce bilgi temin edebilecekleri internet sayfaları:

Büyükelçiliğimiz : www.belgrad.be.mfa.gov.tr/Mission.aspx

Sırbistan Gümrük İdaresi : www.carina.rs

Sırbistan İçişleri Bakanlığı : www.mup.gov.rs

Auto Moto Savez Srbije (AMSS) : www.amss.org.rs

Sırbistan Karayolları Kamu Kuruluşu : www.putevi-srbije.rs

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR

a) Sırbistan, Batı Avrupa ülkelerine gitmeye çalışanların kullandığı güzergah üzerinde yer almakta olup, son mülteci ve göçmen krizinin etkilerini yakından hissetmektedir. Bu nedenle, ülkeye giriş ve ülkeden çıkışlarda kullanılan kara ve hava sınır kapılarında sıkı denetimler uygulamaktadır. Ülke yasaları gereği, yabancıların sınır kapılarında, seyahat amacını doğrulayıcı belgelerin (pasaport, vize, reşit olmayanlar için muvafakatname) sınır polisine ibraz edilmesi gerekmektedir.

Sınır polisinin pasaport kontrolü esnasında yaptığı mülakata kısa ve net cevaplar verilmesi ve seyahat amacının açıkça belirtilmesi ülkeye kabul için büyük önem arzetmektedir.

b) Bulgaristan’a giriş yapmak için gerekli şartları (AB ülkelerinde ikamet, Schengen vizesi veya transit vize gibi) sağlayamayanların Sırbistan’a girişlerine izin verilmemektedir.

c) Sırbistan gümrük mevzuatı gereği ülkeye sokulması yasak olan mallara azami dikkat gösterilmesi gerekmektedir. Özellikle, ülkemize beyanda bulunmaksızın yolcu beraberinde nakit para getirilmesine ilişkin düzenlemeler sonrasında Türkiye’ye yüksek miktarda dövizle giriş yapanların sayısında artış olduğu, bu sebeple ülkemize müteveccihen Sırbistan’a giriş yaparken yanlarında bulundurdukları10.000 Avro ve üzeri nakit parayı ve ziynet eşyasını beyan etmeyen vatandaşlarımızın paralarına ve ziynet eşyalarına el konulması vakalarında artış yaşandığı gözlemlenmektedir.

Bu itibarla, vatandaşlarımızın mağdur olmamaları için, Sırbistan’a girişlerinde kişi başına (reşit her birey için) 10.000 Avro ve üzeri nakit parayı mutlaka beyan etmeleri gerekmektedir. Beyan ettikleri takdirde düzenlenecek belgeleri çıkış yapacakları gümrük kapılarında ibraz ettiklerinde ise sorun yaşamadan yollarına devam edeceklerdir. Aksi halde 10.000 Avro üzeri meblağa el konularak mahkemeye sevk edilen vatandaşlarımızdan paralarının kaynağını ibraz etmeleri istenmektedir. Kaynağın ibraz edildiği hallerde dahi, paranın bir kısmına el konulabilmektedir. İbraz edemeyenlerin paraları ise iade edilmemektedir. Ayrıca, Gümrük mevzuatının ihlalinden kaynaklanan nedenlerle mahkeme kararıyla el konulan para ve mallar için vatandaşlarımızın yaptığı başvurulara ilişkin mahkeme süreci uzun yıllar sürmektedir.

d) Trafik kurallarının ihlalinden kaynaklanan hapis cezaları para cezasına dönüştürülmemekte ve sürücüler kefaletle serbest bırakılmamaktadır.

e) Sırbistan’da her ne sebepten olursa olsun tutuklanan veya gözaltına alınan vatandaşlarımıza Büyükelçiliğimizce güvenilir avukat ve yeminli tercüman bulması konusunda destek sağlanmakta mamafih mahkeme sürecine, mahkeme kararına veya Sırbistan’daki hukuki sürece müdahalede bulunulması, hukukun bağımsızlığı ilkesi nedeniyle, mümkün değildir.

f) Sırbistan’da yere çöp atılması, mesire alanlarında ve dinlenme tesislerinde çöp bırakılması halinde, bölge polisi tarafından 50 Avro’dan başlayan para cezası uygulanmaktadır.

f) Ülkemiz ve Sırbistan’ın da taraf olduğu “Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Taşıtlarda Çalışan Personelin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşması (AETR)” kapsamında Sırbistan karayolunu kullanacak TIR şoförlerimizin anılan Anlaşma ve Sırbistan trafik kurallarına azami riayet etmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde, hem yapacakları trafik ihlallerinden hem de takograf cihazlarında kayıtlı ihlallerden ötürü haklarında cezai işlem uygulanmak üzere mahkemeye çıkarılmaktadırlar.

TRAFİK KURALLARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Sırbistan’da 2014 yılında yürürlüğe giren yeni trafik kanunu oldukça ağır cezalar içermektedir. Vatandaşlarımızın seyahatleri süresince trafik kurallarına uymaları, hız sınırlarına dikkat etmeleri ve hatalı sollama yapmamaları tavsiye edilmektedir. Vatandaşlarımızın uyması gereken trafik kuralları özetle aşağıda maddeler halinde yer almaktadır. (1 Avro yaklaşık 118 Sırp Dinarı’dır.)

Ayrıca, Sırbistan Yol Güvenlik Kurulu tarafından yapılan bilgilendirmede, otobanlardaki güvenliği arttırma amacıyla, 30 Nisan 2018 itibariyle, ortalama hız kontrolü uygulamasına geçildiği bildirilmiştir. Bu uygulamayla Sırbistan Cumhuriyeti içindeki uluslararası güzergahı kullanacak olan araçların hızı, Belgrad – Subotica, Belgrad – Niş ve Belgrad – Şid otobanlarında yapacakları ortalama hızlar baz alınarak ölçülmektedir.

Bu şekilde yapılan hız kontrolünde, aracın hızının karayolu bilet gişesinden geçtiği esnada kaydedilerek, hız sınırının hafif aşımlarında bile 3000 Dinar’dan başlayan para cezası kesileceği, hız sınırının saatte 100 km üzerinde (otobanda saatte 230 km üzerinde) olduğu durumlarda ise 30 – 60 gün süreli hapis cezasına varabilecek cezaların uygulanabileceği kaydedilmektedir.

Uyulması Zorunlu Olan Kurallar:

· Sırbistan’da farların 24 saat açık tutulması, ön ve arka koltuklarda emniyet kemeri takılması zorunludur.

  • Sürücülerin seyir halinde cep telefonu kullanması yasaktır.

· Trafik işaretleriyle özel bir ikaz yapılmamış olması halinde, yolda öncelik her zaman sağ taraftan seyreden araca aittir.

· Trafik suçlarında, trafik polisi olay yerinde cezası 3.000 veya 5.000 Dinar tutarında olan suçlar için makbuz düzenleyebilmektedir. Sürücünün bu cezayı hemen banka veya postane aracılığı ile ödemesi gerekmektedir. Suçlunun sözkonusu cezanın yarısına tekabül eden, 1.500 ve 2.500 Dinar tutarındaki kısmını banka veya postaneye ödemesi halinde cezanın tamamı ödenmiş kabul edilmektedir.

· Olay gün veya saatinde banka ve postanelerin kapalı olması ya da olayın yerleşim yeri dışında meydana gelmesi durumunda, trafik polisi 3.000 Dinar tutarındaki cezayı 1.500 Dinar, 5.000 Dinar tutarındaki cezayı ise 2.500 Dinar olarak tahsil edebilmektedir. Cezanın olay yerinde ödenmesi durumunda, polise ayrıca 45 Dinar posta ücreti de ödenmektedir.

· Suçlu para cezasını ödemez ise, mahkemeye çıkartılmayı talep ettiği kabul edilerek hemen ilgili mahkemeye götürülür. Ancak, suçlunun olay günü mahkemeye çıkartılmasının mümkün olmadığı takdirde, ilgili trafik polisinin önerisiyle suçla alakalı adli süreç tamamlanıncaya kadar, mahkeme suçlunun pasaport veya devlet sınırını terk etmesine imkân tanıyacak seyahat belgesine el koyabilmektedir.

· Daha ağır trafik suçlarında polis sürücüyü, suçun mahiyetine göre 6.000 Dinar’dan 120.000 Dinar’a kadar para cezası hükmetmeye yetkili bir hâkimin karşısına çıkartmaktadır. Hâkim suçun derecesine göre 60 güne kadar hapis cezası kararı verebilmektedir. Para cezasını ödemeyenlerin cezaları hapis cezasına çevrilmektedir.

· Trafik polisi sadece, olay yerinde 1.500 ve 2.500 Dinar’ı aşmayan para cezaları ile 45 Dinar posta ücretini tahsil etmeye yetkilidir.

· Para cezaları polise sadece Dinar olarak ödenebilir. Bunun haricindeki yöntemlere başvurulması suç teşkil etmektedir.

· Trafik ekiplerinin otoyollarda sivil araçlarla kontrol yapması mümkündür. Bu araçlar radar ve kamera sistemiyle donatılmıştır.

· Sivil araçlarda görev yapan polis memurları yolda seyreden araçları durdurmak istediklerinde, şüpheli aracın önüne geçerek ve ekip aracının arka kısmında bulunan LED ekrândan yazılı olarak, Sırpça, İngilizce ve Almanca “Takip Et, Polis veya Dur” gibi ihtarlarda bulunacaklardır.

· Böyle bir durumda sürücülerin önlerinde seyreden polis ekibinin ihtarına riayet ederek, en uygun yerde durmaları gerekmektedir.

· Vatandaşlarımızın sözkonusu sivil aracın polis ekibi olduğu konusunda tereddüt etmeleri halinde ise, ihtarı anladıklarını göstermek maksadıyla 4’lü sinyal yakmaları ve güvenli olduğunu düşündükleri (benzin istasyonu gibi) en yakın noktada durmaları gerekmektedir.

· Trafik kontrolü otoyollarda bulunan kameralar aracılığıyla da yapılabilmektedir. Trafik kurallarını ihlal eden sürücüler, otoban çıkışlarındaki yol ayrımlarında veya benzin istasyonlarının girişinde durdurulabilmektedir.

· Trafik polisinin rüşvet talep etmesi durumunda, sürücülerin otoyol kenarlarında bulunan ilan panolarında yer alan ihbar hattı telefon numarasını aramaları gerekmektedir. Bu tür durumlarda Büyükelçiliğimizin Konsolosluk Şubesi ile de temas edilmesinde yarar görülmektedir.

· İhbar hattı Sırpça, İngilizce ve Almanca hizmet vermektedir.

· Otoyol kenarlarında bulunan servis/acil durum şeritlerini gereksiz yere ihlal ederek trafik güvenliğini tehlikeye sokan sürücülere 40.000 dinar para cezası kesilmektedir. Bu itibarla, konvoy halinde seyahat eden vatandaşlarımızın, konvoydaki araçlardan birinin polis tarafından durdurulması halinde, yollarına devam ederek en yakın park alanında beklemeleri tavsiye edilmektedir.

· Müsaade edilen alkol oranı 0,2 promil’dir. Bu oranın üzerinde alkollü olan sürücüler tutuklanmaktadır.

· Sürücüler kırmızı ışıkta geçmesi veya yaya önceliğine riayet etmemesi durumunda, 100.000 ila 120.000 Dinar para, 60 güne kadar hapis ve 9 ay süreyle trafikten men cezasına, kaza durumunda ise 60 güne kadar hapis cezası ve 10 ay süreyle trafikten men cezasına çarptırılmaktadırlar.

· Araçlarda ilk yardım çantası, üçgen reflektör, çekme halatı ve yedek far ampulü ile reflektörlü yelek bulundurulması zorunludur.

· Otoyollarda durulması ve araçtan inilmesi kesin olarak yasaktır. Araçtan inilmesi gereken durumlarda reflektörlü yelek giyilmesi gerekmektedir.

· Hız sınırı, mesken mahalde 50, tali yollarda 80, otoyollarda ise 130 km/h’dir.

· Sırbistan’ın ilgili yasaları uyarınca, kamu güvenliğinin tehlikeye atıldığı kabul edilen trafik suçlarında, sürücü mahkemeye sevk edilmekte ve hakkında başlatılan adli süreç tamamlanıncaya kadar Sırbistan’dan ayrılmasına imkân verecek pasaport ve seyahat belgesi gibi evrakına el konulmaktadır.

· Diğer taraftan, 5.000 Dinar’ın üzerindeki para cezalarında ise sürücü mahkemeye sevk edilmektedir. Sürücüler, hatalı solama ve hız sınırının aşılması gibi trafik suçlarında dahi para cezasına dönüştürülmeyen ve 30 günden başlayan hapis cezasına çarptırılmaktadır.

Sırbistan’da trafik kazası yapılması durumunda, sürücülerin en yakın polis karakoluna başvurması gerekmektedir. Kazanın hemen ardından polis ile savcı olay yerine gelerek durumu tespit eder ve kaza hakkında tutanak düzenler. Sözkonusu kazaya sebebiyet veren kişi, savcının talimatı ile tutuklanır ve ilk ifadesi alınır. Tutukluya yanında avukat bulundurması tavsiye edilmektedir. Savcı iddianamesini hazırladıktan sonra duruşmanın yapılabilmesini teminen dosyayı mahkemeye iletir. Mahkeme Başkanı’nın ana duruşmayı yürütecek hâkimi tayininden sonra duruşmanın günü tespit edilir. Tutuklanan yabancılara Sırbistan Mahkemelerince avukat ve tercüman tayin edilmektedir. Yabancının polis ve savcıya vereceği ilk ifadesinde bahsekonu avukat ve yeminli tercüman ücretleri mahkeme tarafından ödenmektedir.

Ölümlü trafik kazasına sebebiyet veren sürücüler hakkında ise 1-10 yıl arasında değişen hapis cezası kararı alınmaktadır. Trafik suçlarından kaynaklanan hapis cezaları kefalete veya başka tür cezaya (ülkede araba kullanma yasağı, para cezası, vb…) dönüştürülmemektedir.

Diğer taraftan, vatandaşlarımız, araç tamiri ve yolda kalma gibi konularında da AMSS otomobil kulübünün +3811987 numaralı çağrı merkezine başvurulabilmektedir. Anılan çağrı merkezi Sırpça İngilizce ve Almanca hizmet vermektedir. AMSS aynı zamanda, Almanya ADAC, Avusturya OAMTC, İsviçre TCS, Fransa ACTA, Hollanda ANWB, İskandinav ülkeleri SOS, Belçika TCB, İngiltere AA otomobil kulüplerine ait üyelikleri de kabul etmektedir. Yukarıda kayıtlı otomobil kulüpleri dışında üyelikleri bulunan vatandaşlarımızın da AMSS hizmetlerinden ücret karşılığı yararlanmaları mümkün olabilecektir.

AMSS tarafından gönderilen çekici ve servis araçlarının BG plakalı olması zorunluluğu bulunmamaktadır.

 

Atamız yurtdışında bir başka anılıyor ve seviliyor…

Atamız yurtdışında bir başka anılıyor ve seviliyor…

 

Varsın, bazı kendini bilmezler Atatürk’ümüze hakaret etsinler. Varsın, bazı kara cahiller, Atatürk’ümüz  için çeşitli iftiralar yaratsınlar. Varsın, Atatürk’ümüze  yapılan bu haksızlıklara başta göz yumanlar, şimdi gerçeği görmüş olsunlar ve Atatürk’ümüze  saygıda kusur etmemeye başlasınlar. Halkımızın büyük bir kesiminin, daha doğrusu tamamına yakınının yüreklerindeki Atatürk  sevgisi, sadece anavatınımızda değil, dünyanın dört bir yanında, aynı duygularla yaşatılıyor.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\ATATURK 1.jpg
Amsterdam’daki Atatürk Sokağı’nda Atatürk Anıtı

İlhan KARAÇAY Yazdı:

Ata’mız yurtdışında bir başka anılıyor ve seviliyor. Anavatanımızdaki bazı kendini bilmez kara cahillerin acımasız ve insafsız  yalan ve iftira çirkinlikleri, ne mulu ki yurtdışına sıçramamış.
Yurtdışındaki Türkler’in Atatürk sevgisine gıpta eden yerel yöneticiler, bu sevgi karşısında hayrete düşüyorlar ve Türkler’e jest yapmak için Atatürk ismini sokak ve caddelere veriyorlar.
C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Ataturkstraat.jpg

İşte, bu jeste başlayan kentlerden ilki belki de Amsterdam oluyor. Bir zamanlar, Amsterdam’ın kuzeyindeki gemi tersanesinde çalışan Türkler için kurulan Atatürk Kampı’nın bulunduğu sokağa ‘Atatürk’ ismini veren Amsterdam Belediyesi, jest yapan kentlerden ilki oluyordu.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Ataturk Kampi'da roportaj 1970.jpg
1969 yılında Amsterdam’daki Atatürk Kampı’nda bir mülakat

Hollanda’da sokaklarına ‘Atatürk’ ismini veren kentler arasına Rotterdam’ da katılmış.
Ermeniler ve ayrımcıların kışkırtması ile harekete geçen bir ırkçı siyasetçi buna karşı çıkmıştı ama, geçen hafta yapılan oylamada, Atatürk Sokağı’nın idame edlmesine karar verilmişti. Dün yazdığım haberde bu konuya geniş yer vermiştim.
Utrecht  Belediyesi de Atatürk adını bir sokakta yaşatıyor.

https://www.yeniposta.de/wp-content/uploads/ATA-ANMA-291x300.png C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\amsterdam.jpg
Amsterdam’da Atatürk Sokağı’nda bir de Atatürk anıtı var

Daha sonra çeşitli Belediyeler sokaklarına Atatürk adını yakıştırıyor.
Hollandalılar’daki Atatürk sevgisini anlayabilmek için, soğanını bizden aldıkları bir lale çeşidine ‘Atatürk’ adını vermelerine bakmalıyız. Hollandalılar, zenginliklerini bize borçlu oldukları lale soğanlarından yeni bir tür yarattılar. 10 yıllık bir çalışmadan sonra ürettikleri bir lale çeşidine ‘Atatürk’ adını verdiler ve dünyanın en büyük çiçek bahçesi Keukenhof’ta bu laleyi sergilediler.

https://www.yeniposta.de/wp-content/uploads/ATA-CICEK-300x210.png C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Ataturk lalesi-kupür - kopie.jpgKeukenhof’taki dünyanın en büyük çiçek bahçesini gezen milyonlarca kişi, Atatürk ismi verilen laleye hayran kalıyorlar

DÜNYA’DA ATATÜRK’ÜN İSMİNİN VERİLDİĞİ
VE ANITININ YAPILDIĞI ÜLKELER

Türkiye’nin kurucusu ve kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk’ün Dünya’nın her yerinde tanınıyor ve O’nun anısına soskaklara ismi veriliyor anıtlar yapılıyor. (Derleme / Semra BAYRAKTAR)

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image001952.jpg?w=600
PLACE ATATÜRK-Vise / BELÇİKA: Belçika`nın Almanya sınırı yakınında, Vise kentine bağlı Cheratte kasabasında bulunan Mustafa Kemal Atatürk`ün adını taşıyan meydan, bölgedeki Türkler`in gurur kaynağı. Maden ocaklarında çalışmak için Belçika`ya gelen Türk ailelerin yaşadığı bölgede, Türkiye ve Atatürk hayranı Vise Belediye Başkanı Marcel Neven`in girişimi ile, 2003`te asılan 2002 yılında önce bir caddeye Atatürk adı verilmiş, bazı çevrelerden tepki gelmesi üzerine levha kaldırılmıştı. Bunun üzerine bir yıl sonra caddenin hemen yanındaki meydana Atatürk adı verilmişti.
Ancak daha sonra Atatürk Meydanı`nın “Place Attaturk” diye yanlış yazıldığı anlaşıldı. Bir süre sonra bu hatadan dönüldü ve yazı “Place Ataturk” şeklinde değiştirildi.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image002138.jpg?w=600 C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\mexico city.jpg
MEKSİK A’DA OSMANLI SAATİ VE ATATÜRK: Meksika`nın başkenti Mexico City`de 1910 yılında yaptırılan ve “Osmanlı Saati” olarak bilinen tarihi saat kulesi, Türkiye`den binlerce kilometre uzaklıktaki ülkenin Osmanlı izlerini taşıyan tek yapısı olarak yükseliyor. Meksika`da ayrıca bir Atatürk anıtı da yer alıyor. Osmanlı saat kulesi, başkentin tarihi Zocalo meydanı yakınlarındaki Venustiano Carranza ve Bolivar sokaklarının kesiştiği köşede bulunuyor. Çinilerle bezenmiş saat kulesinin üzerindeki levhada, İspanyolca “Osmanlı Cemaatinden Meksika`ya-Eylül 1910″ yazıyor.

Saat kulesinin, Meksika`nın bağımsızlığının 100. yıl dönümünü kutlamak üzere, Meksika`ya göç eden çoğu Lübnan ve Arap kökenli Osmanlı vatandaşı tarafından hediye edildiği belirtiliyor.

Saatinde hem Latince hem de Arapça sayıların kullanıldığı kulenin açılışının, 22 Eylül 1910 tarihinde, dönemin Meksika Cumhurbaşkanı Guillermo de Landa ile Osmanlı 100. Yıl Komitesi Başkanı, Osmanlı vatandaşı Antonio Letayf tarafından yapıldığı biliniyor.

1970`li yılların sonunda Lübnan asıllı Meksika vatandaşları, saat kulesinin atalarının mali katkısıyla yapıldığını ileri sürerek, levhadaki “Osmanlı” kelimesini “Lübnan” olarak değiştirtmiş, ancak Türk Büyükelçiliğinin çabaları sonucu 1986 yılında “Osmanlı” kelimesi levhaya yeniden yazdırılmıştır.

Meksika`da ki Atatürk Anıtı 2002 yılında Türkiye’nin Meksika Büyükelçisi Ergün Pelit tarafından yoğun girişimler sonucunda TİSK’in de katkılarıyla La Reforma caddesine yaptırılmış.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image00387.jpg?w=600
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK STREET – Santo Domingo / DOMİNİCAN REPUBLİC:

Calle Mustafa Kemal Ataturk, Santo Domingo, Dominican Republic Dominik Cumhuriyeti (İspanyolca República Dominicana, okunuşu `Republika Dominikana`), Karayiplerdeki Hispanyola adasında yer alan bir ülkedir. Hispanyola, Porto Riko`nun batısında, Küba ve Jamaika`nın doğusunda yer alır. Venezuela ile deniz sınırı vardır.
Adanın batı kısmında Haiti bulunur. Dominik Cumhuriyeti Avrupalıların Amerika kıtalarında ilk oluşturdukları yerleşimdir. Başkenti, Santo Domingo da Amerika`lardaki ilk sömürge başkentiydi.
Bağımsızlığının büyük bir bölümünde ülkede siyasi buhran yaşanmış, halkı temsil etmeyen ve baskıcı pekçok hükümet tarafından idare edilmiştir. 1961`de diktatör Rafael Leonidas Trujillo Molina`nın ölümünden sonra Dominik Cumhuriyeti temsili demokrasiye geçmiştir.Yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image00454.jpg?w=600 ATATÜRK Statue – Be`er Sheva / ISRAEL: Sderot David Tuviyahu ile Ali Daivis caddelerinin kesiştiği yerde.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image00669.jpg?w=600
ATATÜRK ANITI – Wellington / YENİ ZELANDA
THE ATATÜRK MEMORIAL IN WELLINGTON, NEW ZEALAND
M. K. Atatürk Anıtı; Tarakina koyu, başkent Wellington`ta. Anıt Cook Boğazı`na bakıyor, burasını Gelibolu Yarımadası`na benzemesinden dolayı seçmişler.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image00724.jpg?w=600
Mustafá Kemal Atatürk – Caracas / VENEZUELA
: Reconocido como fundador
del moderno estado Turco, La plaza Santa Sofía, municipio Baruta.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image00817.jpg?w=600

Havana / KÜBA;Başka hiçbir yabancı devlet adamın heykeli bulunmamaktadır!

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image00912.jpg?w=600 Canberra / AVUSTRALYA: Anzac Savaş Anıtı karşısında ki Atatürk Anıtı.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image01012.jpg?w=600
Albany / BATI AVUSTRALYA:
The Ataturk Channel
Mustafa Kemal Ataturk (1881-1938) Heykel Atatürk`e benzemiyor, ama adı yeter.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image01110.jpg?w=600 Bükreş / ROMANYA: Statuia lui Mustafa Kemal Ataturk

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image0127.jpg?w=600
Santiago /ŞİLİ
: Şili`nin başkenti Santiago`da Apoguindo Caddesi Novigod Parkı`ndaki Atatürk Anıtı. Şili`nin başkenti Santiago`da belediye, kentte yaşayan kişilerin örnek alması için bir parka, Atatürk`ün sözlerinin yer aldığı rölyefini yaptırdığı bildirildi.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image0135.jpg?w=600
Statue of Mustafa Kemal ATATÜRK – Kuşimoto / JAPONYA
Kashino, Kushimoto, Higashimuro District, Vakayama, Japonya

18 Eylül 1890`da ERTUĞRUL FIRKATEYNİ Kushimoto açıklarında tayfuna yakalanınca kayalara çarparak batmıştı.
Amiral Osman Bey dahil 655 mürettebattan, sadece 69 kişi kurtulabildi.
Şehitler arasında Hasan Âli Yücel`in annesi Neyyire Hanım tarafından dedesi ve Can Yücel`in büyükdedesi Kaptan Âli Bey de bulunmaktaydı.
Kazada ölenlerin anısına Kuşimoto’da bir anıt yapılmıştır.
İlk anıt Japonlar tarafından 1891’de dikilirken, 1929 yılında yine Japonlar tarafından genişletilmiştir. Şehitlik Anıtı, 3 Haziran 1929 tarihinde Japon İmparatoru tarafından da ziyaret edilmiştir. 1937’de Türkiye tarafından restore edilen anıt önünde her yıl düzenli olarak anma törenleri yapılmaktadır.
Kuşimoto kasabası Mersin ve Yakakent ile kardeş şehirdir.Kuşimoto’da bir de müze bulunmaktadır. 1974 yılında inşa edilen “Türk Müzesi”nde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunmaktadır.

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image0153.jpg?w=600
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MARG CADDESİ – Yeni Delhi /HİNDİSTAN
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MARG CADDESİ, KONSOLOSLUKLAR BÖLGESİ – YENİ DELHİ / HİNDİSTAN

https://istihbaratsahasi.files.wordpress.com/2013/07/image0164.jpg?w=600
Largo Mustafa Kemal Atatürk – Roma / İTALYA

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\islamabad.jpg
THE ATATÜRK AVENUE – İslamabad / PAKİSTAN

Bu da değişik bir hikâye

Muhammed Alparslan Civrilli adlı bir dost yazmış ama altına da Hüsnü Oral’dan alıntı demiş.
Gemi ile yapılan bir dünya turu sırasında başlarından geçenler şöyle anlatılmış:

Yıl 1971
Fırat adlı gemiyle, Amerika’nın Philadelphia limanına 10 bin ton tütün götürmüştük. 3 kişi olarak şehri dolaşmış gemiye dönüyorduk. Yanımıza bir araba yaklaştı. Sürücü nereye gittiğimizi sordu. ‘Limana’ deyince bizi götürebileceğini söyledi. Bizi geminin bordasına kadar getirdi. Bu kibar Amerikalıyı ‘Türk kahvesi’ ikram etmek için gemiye davet ettim. Memnuniyetle kabul etti.
Zabitan salonuna geçtik. Kaptanımız da oradaydı. Misafirimiz salonu inceledıkten sonra; “Bu geminin Türk gemisi olduğunu söylediniz. Ancak, salonda Atatürk resmi yok” dedi ve hemen ilave etti; “Önce Atatürk’ün resmini koymalıydınız”.
İnanır mısınız,
çok kızdığı için kahveyi içmeden gemiden ayrıldı. Hepimiz şaşırıp kalmıştık. Karşılaştığımız olaya bir anlam veremiyorduk. Bu olayı çok düşündüm.Sanırım bu kibar Amerikalı, varlık nedenimiz olan Atatürk’e kayıtsız kaldığımızı düşünmüş ve tavrımızı vefasızlık olarak değerlendirerek bizi protesto etmişti. Karşılaştığımız bu sıradışı olaya başka açıklama bulamamıştım…

Yıl 1985
İzmir’e yük getiren Yunan bandralı gemide baş mühendis mide kanaması geçirdiği için hastahaneye kaldırılmış. İşe davet ettikleri için görev aldım. Gemide tek Türk, baş mühendis olarak benim. Bir sohbet esnasında gemi kaptanı Kosta, gümrükte fotoğraf makinesinin mühürlü kamaraya kilitlendiğini ve bu duruma çok üzüldüğünü söyledi. ‘Makine yanında olsaydı ne yapacaktın’ diye sordum. Oğlu istediği için, Kordon’daki Atatürk Anıtı’nın resmini çekeceğini söyledi.
Şaşırmıştım.“Atatürk size tarihinizin en büyük darbesini vuran komutandı, neden onun resmini çekmeyi düşünüyorsunuz” dedim.
Adam şu cevabı verdi;
“Biz, emperyalizmin emrinde haksız ve işgalci olarak Anadolu’ya geldik. Uçurumdan aşağı yuvarlanırken Atatürk sizi uçurumun kenarından alıp, özgür uluslar arasına modern bir ulus olarak kattı.Bunu yaparken, insanlık tarihine ezilen ulusların kurtuluşuna örnek olan, yeni bir deneyim kazandırdı. Onlara, özgürlükleri için mücadele ederlerse kazanacaklarını öğretti. Atatürk, bu nedenle bizim için de değerlidir”.
Bu cevap nedeniyle, etkisini hayatım boyunca taşıdığım bir duygu yoğunlaşması yaşamıştım…

Yıl 1988
Ekvador’un Guayaquil şehrindeyiz.
Gemideki işim bitince, çevreyi tanımak için dolaşmaya çıktım. Bir okula rastladım. okulun girişindeki alanda 5 tane büst gördüm.
Birinci büst Simon Bolivar’a aitti. İkincisi Che Guavera’ya, üçüncüsü Fidel Castro’ya, dördüncüsü Emiliyano Zapata’ya ve Beşinci büst de Mustafa Kemal Atatürk’e aitti.
Büstleri inceleyip İspanyolca açıklamaları anlamaya çalışırken, öğretmen olduğunu düzgün İngilizcesi ile söyleyen bir kişi geldi. Nereli olduğumu sordu. Türk olduğumu söyleyince, içtenlikli bir ilgi gösterdi.
Atatürk hakkında konuşmaya başladık. Türk devrimi konusundaki bilgisi yüksekti.
Atatürk’ü, saygı duyduğu diğer 4 devrimciden ayrı tuttuğunu söyledi. “O yalnızca ülkesini kurtarıp modern bir ulus yaratmakla kalmadı, ezilen uluslara evrensel bir örnek yarattı. İnsanlık tarihinde hiçbir lider bunu başaramamıştır” dedi. O an duyduğum övünç ve mutluluğu unutmam mümkün değildir.

Yıl 1999

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\ATATURK HER HERDE foto.jpg
Hindistan’ın Visakapatman limanındayız.
Şehri dolaşırken büyük bir kitapçı dükkanına girdim.
Çocuklar için kısaltılmış İngilizce dünya klasikleri dizisi olduğunu gördüm. İncelediğim listede, ‘Atatürk’ün Hayatı ve Devrimleri’ isimli bir kitap bulunuyordu.
Listede olmasına rağmen raflarda yoktu. Görevliyi buldum ve diğerleri ile bu kitabı istediğimi söyledim.
Görevli, okulların yeni açıldığı, ilginin fazla olması nedeniyle kitabın kalmadığını, ısmarladıklarını ve bir hafta sonra uğramamı söyledi.
Ertesi gün limandan hareket edeceğimiz için zamanım olmadığından bu kitabı alamadım. Bir yandan bütün kitabevi benim olmuş gibi mutlu oldum, diğer yandan, derin bir acı ve üzüntü duydum. Dünyanın öbür ucunda, çocuklara öğretilen Atatürk’ün, kendi ülkesinde unutturulmaya çalışılması ne hazin değil mi?

Yıl 2003
Kamerun’un Douala Limanındayız.
Kütük kereste yüklenecek. Yükün sahibi, gemiye yüklemeye nezaret edecek bir kaptan göndermişti.
Kaptan Hırvattı. Zabitan odasına geldiğinde, karşısına düşen duvardaki Atatürk resmini görünce duraladı.
Bir süre durduktan sonra resme doğru yürüdü.
Saygı ifade eden davranışlarla resmi nazikçe düzeltti ve hepimizin yüreğine bir ok gibi saplanan şu sözleri söyledi; “Siz bu insanı ve ideallerini anlayamadınız. Anlamış olsaydınız bugün Avrupa kapılarında sürünmez, Avrupalılar sizin kapılarınızda bekleşirlerdi. ”

Yıl 2017
Bangladeşin Chittgong limanındayız.
Gemiden inmiş limanın çıkış kapısına doğru gidiyordum. Takkeli, entari ya da şalvar giyimli, yaşlı birisi ile hafifçe çarpıştık. Çarpışmanın nedeni o olmamasına rağmen özür diledi ve konuşmaya başladık.
Nereli olduğumu sordu. Türk olduğumu söyledim.
Hiç beklemediğim bir cevap verdi;
“Atatürk’ün çocuğusun yani” dedi. Heyecanlanmıştım.
Sohbeti sürdürdüm.
Birçok kimseye inanılmaz gelebilir ama bana şunları söyledi; “En büyük Müslüman Atatürk’tür. Biz Bangaldeş olarak onun öğrettiği yoldan gittik ve özgürlüğümüze kavuştuk. Fakiriz ama onun yaptıklarını yaparsak fakirlikten de kurtulabiliriz. O sadece Türklerin değil tüm Doğu halkları için de büyük bir liderdir.”

 

İlhan KARAÇAY soruyor: Atatürkçüler neredeydiler?

İlhan KARAÇAY soruyor: Atatürkçüler neredeydiler?

 

*Rotterdam’daki ‘Atatürk sokağı’nın iptal
edilmesini isteyen ırkçı başaramadı

*Belediye Meclisi oylamasında 12 siyasi parti
önergeye hayır derken, ırkçı parti tek başına kaldı

*Meclis üyelerini ikna kampanyasında Zeki Baran
takdir toplarken, Bülent Türker sempati kazandı

*Atatürkçü Düşünce Derneği’nden hiç ses çıkmadığı
gibi, televizyonda bile konuşmak istemediler

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Ataturkstraat 2.jpg

ROTTERDAM,- Varsın, bazı kendini bilmezler Atatürk’ümüze hakaret etsinler. Varsın, bazı kara cahiller, Atatürk’ümüz  için çeşitli iftiralar yaratsınlar. Varsın, Atatürk’ümüze  yapılan bu haksızlıklara başta göz yumanlar, şimdi gerçeği görmüş olsunlar ve Atatürk’ümüze  saygıda kusur etmemeye başlasınlar. Halkımızın büyük bir kesiminin, daha doğrusu tamamına yakınının yüreklerindeki Atatürk  sevgisi, sadece anavatınımızda değil, dünyanın dört bir yanında, aynı duygularla yaşatılıyor.

Atatürk’e önem veren ve sokaklarına adını veren ülkelerdeki sevgi hikâyelerini sizlere yarın sunacağım. Ama bugün size Rotterdam’da gelişen olaydan söz edeceğim.
Hollanda’nın çeşitli kentlerinde olduğu gibi, Rotterdam’da da bir sokağa Atatürk adı verilmiş. Hem de kentin en güzel semtindeki bir sokağa.
Prinsland adlı bu semtteki Atatürk sokağı, Gerd Wilders’in ırkçı partisinin gözüne batmış. Bu partinin Belediye Meclis Üyesi Maurice Meeuwissen, o sokaktan Atatürk tabelasının kaldırılması için bir önerge verdi.
Ermenilerin ve ayrılıkçıların etkisi altında kaldığı sanılan PVV’li meclis üyesi bakınız önergesinde neler yazmış:
‘Mustafa Kemal Atatürk, sözümona modern Türkiye’nin kurucusu olmanın yanında, binlerce Ermeni ve Kürd’e yapılan baskılardan da sorumludur.

Bu Atatürk, birbuçuk milyon Ermeni ve diğer Hıristiyan azınlıkların ölümüyle sonuçlanan soykırım için hiç af dilememiştir.

Rotterdam sokakları despotların isimleri ile anılmamalıdır.
Bu nedenle, sokak isimleri komisyonunundan, adı geçen sokağa verilen ismin kaldırılmasını talep ediyorum.’

Irkçı siyasetçinin bu önerisi geçtiğimiz 2 temmuz günü mecliste görüşüldü ve oylandı.
Ama isterseniz, bu oylamadan önce neler yaşandığına bakalım.
Hollanda’daki faaliyetleri ile sempati kazanan Bülent Türker, organize ettiği etkinliklerle Atatürk Sokağı’nı cıvıl cıvıl fotoğraflamaya başladı.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Zeki Baran.JPG
Zeki Baran

Daha önce Belediye Meclis Üyeliği yapmış olan ve Şimdi de 8 Türk kuruluşundan oluşan Türkler İçin Danışma Kurulu’nun başkanlığını yapan Zeki Baran da siyasi lobiyi yürüttü.
Önce kendi partisi olan İşçi Partili üyeleri aradı. İşçi Partili üyeler, ‘Senden hemen bilgi almamız lazım’ dediler ve kendisiyle görüştüler. Atatürk’ün emperyalizme karşı verdiği mücadelenin, diğer ezilen halklar için bayrak olduğunu, kadın haklarını pek çok ülkeden önce Türkiye’de uyguladığını anlatan bir rapor sunan Zeki Baran, diğer partililer ile de görüşmeler yaptı. Sosyalist Parti ve Yeşil Sol parti üyeleri, Baran’dan bilgi almayı istemeden ret oyu vereceklerini belirttiler. İslam Partisi Nida da ret oyu vereceğini bildirdi.
Öldürülen ırkçı Pim Vortuin’in partisi Leefbaar, üyelerini serbest bırakacağını belirtti.

C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\IMG_0994.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\AGUSTOS BULTENINE GIRECEKLER\Ataturk sokagi icin oylama sonucu.JPG
İşte, meczubun önergesi                                                                         Oylama sonucu

2 temmuz günü yapılan oylamada, mecliste yer alan 12 siyasi parti teklife ret oyu verirken, önerge sahibi PVV tek başına kaldı.
Bu karar üzerine çok sevinen Türkler, yine Bülent Türker’in inisiyatifi ile sokakta şenlik gösterileri yaptılar.
Rotterdam’da yayın yapan Rijmond Telev,zyonu, sokakta bulunan Hollandalılar’a fikirlerini sordu. Halkın tamamı, Atatürk adından rahatsızlık duymadıklarını, Türkiye’nin kurtarıcısı ve kurucusu olan bir insanın, kendi vatandaşları tarafından yaşatılmak istenmesine sempati ile baktıklarını belirttiler.

Peki, bütün bunlar olurken, ‘Hollanda’daki Atatürkçü Düşünce Derneği ne yaptı’ diye soracak olursanız, bunun karşılığında kocaman bir ‘HİÇ’ cevabını alırsınız.
Oylama öncesinde günlerce ses çıkarmayan bu derneğin yöneticileri, bırakın ses vermeyi, Rijmond televizyonunun mülakat teklifini bile, ‘Hollandacamız iyi değil’ bahanesi ile kabul etmediler. Kaldı ki, teklif edilen kişi bir öğretim üyesiydi.

Değerli okurlarım, dikkat ettiyseniz, Atatürkçü Düşünce Derneği’nden söz ederken, ne başkanın adını, ne de televizyona çıkmak istemeyen diğer yöneticinin adını, polemiğe girmemek için açıklamadım.
Ne var ki, böylesi konularda lakayd kalmanın da ne kadar tehlikeli olduğunu bilmemiz lâzımdır.

YARIN:
Atatürk’ün, dünya ülkelerindeki sokak adı ve anıtlarını anlatacağım.