Başarılı Müdür Cengiz İnceosman Varşova’ya giderken, Tiflis’ten Şerafettin Ekici Amsterdam’a geldi.
Biri, Hollanda yolcu sayısını ikiye katladı, diğeri Gürcistan’a en çok yolcu taşıma ödülü aldı.
Hollanda’daki seyahatçılar ve Türk Sivil Toplum Kuruluşu temsilcilerinin katıldığı ‘Veda ve Hoşgeldin’ seremonisinde duygulu anlar yaşandı.
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
55 Yıldır yaşadığım ve gazetecilik yaptığım Hollanda’da, Türk Hava Yolları’nda tamı tamına 11 müdür değişikliğine şahit oldum. Burada görev yapan müdürlerin çoğu başarılı faaliyetlere imza attılar. Çoğu müdür ile çok iyi dost oldum. Çok azı ile de küstüm.
Dün akşam Corendon Oteli salonlarında yapılan devir teslim törenindeki iki müdür için çok daha olumlu vurgulamalar yapacağım.
Biri halef, diğeri de selef olan Şerafettin Ekici (solda) ve Cengiz İnceosman (sağda) ile kucaklaşan ve vedalaşan ilk gazeteci ben oldum.
Hollanda THY’de son 6 yıldır görev yapan Cengiz İnceosman, çok zor şartlara rağmen yolcu sayısını ikiye katlarken, Gürcistan’da görev yapan Şerafettin Ekici de, ‘Gürcistan’a en çok yolcu taşıma’ ödülü aldı.
Cengiz İnceosman’ın, Hollanda’daki görev sürecinde, Türkiye’ye boykot ve pandemi talihsizlikleri yaşandığı halde, Türk Hava Yolları’na ilgide bir azalma olmadığı gibi, yolcu sayısında büyük bir patlama gerçekleşti.
THY Tiflis Müdürü Şerafettin Ekici’ye, ‘Gürcistan’a en çok yolcu taşıyan hava yolu ödülü’ Rustavi 2 televizyonunun yayınladığı canlı yayında verilmişti.
Gürcistan’da görev yapan Şerafettin Ekici’nin elde ettiği başarı ise dillere destan nitelikteydi. Gürcistan’da faaliyet gösteren Rustavi 2 televizyon kanalının canlı yayınladığı, “Welcome To Georgia” adıyla düzenlenen turizm ödülleri töreninde bir konuşma yapan Gürcistan Havalimanları İdaresi Müdürü Tamar Archvadze, Gürcistan’da 2021 yılında en fazla yolcu taşıyan şirketin Türk Hava Yolları olduğunu açıklamıştı. Archvadze, programa katılan THY Gürcistan Müdürü Şerafettin Ekici’ye “en fazla yolcu taşıyan hava yolu şirketi” ödülünü vermişti.
‘VEDA’ VE ‘HOŞGELDİN’ SEREMONİSİ
Cengiz İnceosman’a ‘veda’, Şerafettin Ekici’ye de ‘Hoşgeldin’ seremonisi, Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli, Rotterdam Başkonsolosumuz Engin Arıkan, Corendon CEO’su Atilay Uslu, seyahat acentesi sahipleri ve Türk Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerinin katılımı ile Corendon Oteli salonlarında yapıldı.
300 konuğun yer aldığı akşam yemeği, Corendon Otel’in ünlü aşçıları tarafından özel olarak hazırlanmıştı.
DUYGULU ANLAR
Polonya’nın Varşova kentine gitmek üzere veda konuşması yapan Cengiz İnceosman, Hollanda’daki görev sürecinde kendisine yardımcı olanlara teşekkür ederken zor ve duygulu anlar yaşadı.
Görevi devralan Şerafettin Ekici de, İnceosman’ın yerini layıkı ile dolduracağını belirterek duygulu anları sürdürdü. Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli de, pandemi sonrası felç olan Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda aksamadan çalışan tek havayolu şirketinin THY olduğunu söyledi.
SEYAHATÇILARDAN HEDİYE VE ÖDÜL
Seremoniye katılan seyahat acenteleri adına söz alan Ahmet Kızıltepe, meslektaşlarından gelen çeşitli hediyeleri ve plaket ödüllerini verdiği İnceosman’a, “Sizi unutmayacağız” dedi.
İLGİ BÜYÜKTÜ
Halef-selef ve veda-kucaklaşma seremonisine Hollanda’nın dörd bir yanından 300 konuk geldi.
3 saat sürmesi gereken seremoniye ilginin fazla olması, programın 4 saat sürmesine neden oldu.
MEDYA’YA TEŞEKKÜR
Hollanda’daki Türk medya mensuplarının, THY’ye göstermiş olduğu yakın ilişkiye teşekkür eden Cengiz İnceosman, “Sizleri Varşova’da da bekliyorum” dedi.
15 Yıldır Beşiktaşlılar Derneği’ne başkanlık yapan Aykut Torunoğulları, muhteşem bir veda partisi ile uğurlandı.
Ailece Beşiktaş’a hizmet eden Torunoğulları’ndan Erdal da, Karakartal’ın İstanbul’daki ana yuvası yönetiminde görev almıştı.
Sadece taraftarlık değil, futbol dışı sosyal ve kültürel faaliyetler ile de topluma yararlı olan Torunoğulları’nın yerini doldurmak zor olacak…
Hollanda’da çeşitli branşlarda başarılı faaliyetleri olan Torunoğulları kardeşlerden Aykut ve Erdal, Beşiktaş sevdası ile ünlüdürler. Aykut Torunoğulları, Hollanda’da kurulmuş olan Beşiktaşlılar Derneği’ne 15 yıl önce ‘Başkan’ olmuştu. Erdal Torunoğulları ise Haziran 2013’te Beşiktaş Jimnastik Kulübü A.Ş.’nin Başkanlığına seçilen Fikret Orman’ın listesinden kulüp yönetimindeki (Futbol Dış İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi) görevine başlamıştı.
İşte bu iki Karakartal sevdalısı kardeşlerden Aykut, geçtiğimiz Pazar gecesi 15 yıllık başkanlık görevine son verdiğini açıklayan bir veda partisi düzenledi.
300 konuğun katıldığı ve ünlü sanatçı Ender Balkır’ın bir müzik resitalı sunduğu gecede duygulu anlar yaşandı.
2004 yılında kurulan, başkanlığını Ömer Faruk Akınbigöl’ün yaptığı Hollanda Beşiktaşlılar Derneği’ne, 2007 yılında ‘Başkan’ seçilen Aykut Torunoğulları, tam 15 yıldır başarılı bir şekilde yaptığı bu görevinden istifa ettiğini açıklarken duygulu anlar yaşandı.
Aykut Torunoğulları, görev yaptığı sürece, Beşiktaşlılar Derneği’ni, bir taraftar derneği olmaktan daha ötelere taşıyarak, pek çok sosyal ve kültürel projeyi gerçekleştirmişti. Türkiye’de ihtiyaç sahibi yüzlerce öğrenciye araç, gereç ve giysi desteğinin yanı sıra, Hollanda huzurevlerine yaptığı yardım ve ziyaretler ile dikkat çeken Torunoğulları, Türk toplumundan başka Hollandalılar tarafından da takdir edildi.
Aykut Torunoğulları veda gecesindeki konuşmasında özet olarak şunları söyledi: “15 yıldır başkanlığını yaptığım derneğimizde, ‘Siyasetçiler gibi geldi gitmiyor’ denmesinden korktuğum için, yerimi gençlere bırakmayı düşündüm.
Görev süremiz boyunca yaptıklarımızı tek tek anlatmama gerek yok sanırım. Benden önceki başkan ve yöneticiler gibi, benden sonraki başkan ve yöneticiler de bu görevleri başarı ile sürdüreceklerdir. Bu göreve gelenler derneğimizin temel amaçlarına hizmet edeceklerdir. Beşiktaş’ımızın tarihine yakışır aktiviteleri sürdüreceklerdir. Ben Karakartal yuvasından ayrılıyorum ama, kanatlarım hep bu yuvanın üzerinde olacaktır.
Benden hizmet bu kadar. Hepinizi çok seviyorum. Hoşçakalın…”
Aykut Toruoğulları, yaptığı veda konuşmasından sonra, 23 Ekim Pazar günü genel kurul toplantısının yapılacağını ve yeni yöneticilerin seçileceğini belirtti.
Gecenin sonunda, derneğe emeği geçmiş olanlara plaketler sunuldu.
Hollanda Beşiktaşlılar Derneği’nin Yönetim Kurulu, çok başarılı faaliyetleri ile dikkat çekmenin yanında, Türk ve Hollanda toplumunun da sempatisini kazanmıştı.
Beşiktaşlılık, Torunoğulları ailesinin içine sinmiştir. Hollanda’daki faaliyetlerde Aykut Torunoğulları, Türkiye’deki faaliyetlerde Erdal Torunoğulları dizginleri ellerinde tuttular.
Fotoğrafta, Beşiktaş’ın eski başkanlarından Fikret Orman, Torunoğulları ailesinin bir düğününde görülüyor.
Erdal Torunoğulları, İstanbul’daki ana kartal yuvası Beşiktaş yönetiminde başarılı çalışmalar yaptı. Erdal Torunoğulları, kardeşi Aykut’un Hollanda’daki faaliyetleri ile de paye kazanıyordu.
Serdar Tuncer ve Bosnalı Zeyd Şoto’nun programında, şiirler, ilahiler ve müzik ile bezenmiş program muhteşemdi.
Corendon Oteli salonlarında gerçekleşen dinletiye Lahey Büyükelçimiz ve Amsterdam Başkonsolosumuz katıldılar.
Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü’nün yeni başkanı Adil Akaltun oldu.
YAVUZ NUFEL yazdı İLHAN KARAÇAY derledi…
AMSTERDAM,- Almanya’nın Köln şehrinde başlayan ve Yunus Emre Enstitüleri’nin bulunduğu 55 ülkedeki 65 yerde tekrarlanacak olan ‘Yunus’un İzinde’ proğramlarının ikincisi Hollanda’nın Amsterdam şehrinde gerçekleşti.
Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü tarafından Corendon Hotel’de düzenlenen Yunus’un izinde proğramına ilgi beklenenin üzerinde oldu.
Yunus Emre Enstitüsü genel başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, T.C. Lahey Büyükelçisi Şaban Dişli, T.C. Amsterdam Başkonsolosu Engin Arıkan, HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu, THY Amsterdam yeni müdürü Şerafettin Ekici başta olmak üzere yaklaşık 300 kişinin katıldığı programda ünlü sunucu / yorumcu Serdar Tuncer Yunus Emre şiirleri ve anlatısı ile Bosnalı sanatçı Zeyd Şoto ise ilahilerle sahne aldı.
Gecenin sürpriz ise Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü başkanlığını beş yıldır yapan Abdullah Atay’ın görevini yoğun işleri dolayısı ile bırakacağının açıklanması oldu.
Ünlü sunucu ve anlatıcı Serdar Tuncer proğramın ilerleyen saatlerinde Genel Başkan Prof. Dr. Şeref Ateş’i sahneye davet etti. Ateş yaptığı konuşmada Yunus Emre Enstitülerinin İktidar ve muhalefet partilerinin ortak kararı ile kurulduğunu ifade ederek, kurulduğu günden itibaren tüm dünyada kabul görerek, dünya barışına, insan sevgisine Yunus Emre düşüncesi ile hizmet ettiğini söyledi. Daha sonra Amsterdam Yunus Emre Enstitüsünde beş yıldır başarı ile görev yapan Abdullah Altay’ın kendi isteği ile bayrağı Adil Akaltun’a deveredeceğini söyledi.
Plaket takdimi ve konuşmaların ardından Serdar Tuncer bir süre daha şiirler ve Yunus Emre’ye ait anlarlarla proğramına devam etti.
Davetlilerin pür dikkat izlediği program sonunda davetliler Amsterdam Yunus Emre Enstitüsü yeni başkanı Adil Akaltun’u tebrik ederek başarı dileklerinde bulundular.
Yunus Emre Kimdir?
Hayatı, Eserleri Ve Sözleri…
Yunus Emre Anadolu’da doğan ve Anadolu’nun Türk – İslam kültürleriyle bütünleştiren, önemli olan isimlerden biridir. Dünya üzerinde çok sayıda üniversitede kurulmuş olan ‘Yunus Emre Enstitüleri’nde kendisine ait olan şiirler incelenmektedir.
Eskişehir’de doğduğu düşünülen Yunus Emre, hayatının tümünü Anadolu’da geçirmiş bir şairdir. Anadolu’nun dört bir yanında tanınmış olan Türk ozanlarından biridir. Yunus Emre’nin birçok eseri günümüze kadar gelmiştir. Herkes tarafından sevilen ve tanınan bir ozandır.
Yunus Emre 1241 yılında doğmuş ve 1320 ya da 1321 yılında vefat ettiği düşünülmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküş döneminde olması ve Moğolların istilasının gerçekleşmesi ile, zulüm dolu olan bir dönemde hayata gelmiş olan Yunus Emre ile ilgili pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Yunus Emre’nin eğitim hayatı ile ilgili olarak da bilinen pek bir şey yoktur.
Farsça ve Arapça bildiği bilinmekte fakat bu eğitimleri nereden aldığı bilinmemektedir. Bazı rivayetler Yunus Emre’nin okuma yazma bilmediğini, babasının yanında çiftçilik yaptığını söylemektedir. Günümüzde yazılı bir kaynaktan bu bilgiler gelemediği için eğitimi ile ilgili herhangi net bir bilgi bulunmamaktadır. Selçukluların çöküş dönemindeyken tam olarak nelerle uğraştığı bilinmemektedir.
1241 yılında batıya doğru yayılmış olan Moğol istilasıyla, çok sayıda sanatçı, mutasavvıf, Türkmen ve bilim adamı Anadolu’ya göç etmiştir. Yunus Emre’nin zulmün yaygın olduğu bu dönemde dünyaya gelmiş olması, hoşgörü ve halkı sevgiye davet etmek üzerine şiirler yazmasına vesile olmuştur. Yunus Emre, derviş olarak Anadolu’ya, Azerbaycan’a ve İran’a seyahat etmiştir. Şam, Şiraz, Tebriz, Maraş, Nahcivan, Kayseri, Sivas gibi çok sayıda kültür merkezi olan şehirlerde bulunmuştur.
Yunus Emre’nin evlenip evlenmediği ile ilgili net bir bilgi bulunamamıştır. Kendisinin yazmış olduğu bir dizede belirttiğine göre, çocuklarının var olduğu düşünülmektedir. Eserlerinin her birinde, şeyhinin Tapduk Emre olduğunu bildirmiştir. Taptuk, Yunus ismini bazı şiirlerinde kullanmıştır. Mevlana Celaleddin Rumi için de birçok övgü dolu sözler söylemiştir. Bazı görüşlere göre, Yunus Emre’nin Hacı Bektaşi Veli ile karşılaştığı söylense de buna dair hiçbir kanıt yoktur. Hiçbir şiirinde bundan bahsedilmemiştir.
1321 yılında da vefat etmiş olduğu düşünülmektedir.
YUNUS EMRE ENSTiTÜSÜ
Ankara‘nın Altındağ ilçesine bağlı Ulus semtinde bulunmaktadır. Tekel Başmüdürlüğü binası olarak Giulio Mongeri tarafından inşa edilen binada Yunus Emre Vakfı‘na bağlı olarak kurulan Yunus Emre Enstitüsü, 5653 numaralı kanunun amaçlarını gerçekleştirmek üzere eğitim ve öğretim faaliyetleri ile bilimsel araştırma ve uygulamaları yürütmektedir. Başkanlığını Prof. Dr. Şeref Ateş, Başkan Yardımcılıklarını Doç. Dr. Ahmet Naim Çiçekler ve Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Kutalmış Yalçın yürütmektedir.]
Türk dili, tarihi, kültürü, sanatı gibi alanlarda, sertifika programlarıyla eğitim-öğretim uygulamalarını gerçekleştirmek, Enstitünün hedefleri arasındadır. Enstitü, kuruluş amaçları doğrultusunda Türk kültürünün, tarihinin, dilinin ve edebiyatının daha iyi tanıtılması ve öğretilmesi için araştırmalar yapmak; farklı kurumlarla iş birliği içerisine girerek bilimsel çalışmaları desteklemek ve ortaya çıkan sonuçları çeşitli yayınlar vasıtasıyla kamuoyuna duyurmak amacına yönelik olarak da pek çok faaliyet yürütmektedir[4].
Yunus Emre Vakfına bağlı olarak kurulan Yunus Emre Enstitüsü, kanunun amaçlarını gerçekleştirmek üzere eğitim ve öğretim faaliyetleri ile bilimsel araştırma ve uygulamaları yürütmektedir. Enstitü, kuruluş amaçları doğrultusunda Türk kültürünün, tarihinin, dilinin ve edebiyatının daha iyi tanıtılması ve öğretilmesi amacıyla araştırmalar yapmak, farklı kurumlarla iş birliği yaparak bilimsel çalışmaları desteklemek ve ortaya çıkan sonuçları çeşitli yayınlar vasıtasıyla kamuoyuna duyurmak amacına yönelik faaliyetler yürütmektedir. Yunus Emre Enstitüsü, Türk dili, tarihi, kültürü, sanatı ve müziği alanlarında yetkin akademisyen ve araştırmacıların yetişmesine katkı sağlamayı; sertifika programlarıyla eğitim-öğretim uygulamalarını gerçekleştirmeyi de hedeflemektedir. Yunus Emre Enstitüsü yurt dışında çeşitli ülkelerde açacağı Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri ile Türkiye’nin, Türk dilinin, kültürünün, sanatının ve tarihinin tanıtılması adına çalışmalar yapacaktır. Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerinde bilimsel projeler, kültürel etkinlikler ve kurslar aracılığıyla bir taraftan Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlanırken, diğer taraftan Türkiye ile diğer ülkeler arasında dostluk pekiştirilecek ve kültürler arasındaki münasebetler artırılacaktır. Yunus Emre Türk Kültür Merkezleri bünyesinde yürütülecek olan Türkçe dil kursları sayesinde hem yabancı dil olarak Türkçe öğrenmek isteyenlere Türkçe öğrenim imkânı sağlanmış olacak hem de ilgili ülkelerdeki Türk vatandaşlarının, dillerini daha yakından tanımaları temin edilerek, Türkiye ile kültürel bağlarının devamı sağlanacaktır.
Yunus Emre Enstitüsü yurt dışında kurduğu merkezlerde eğitim ve öğretim çalışmalarının yanı sıra kültürel ve sanatsal faaliyetler yürütmekte, bilimsel araştırmalara destek vermektedir.
2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsünün bugün itibarıyla 52 ülkede 62 merkezi bulunuyor. Bu merkezlerde isteyen herkese Türkçe öğretiliyor. Çeşitli seminerler, sempozyumlar, konferanslar ve paneller düzenlenen merkezlerde kültür ve sanat dünyasının önde gelen isimleri sanatseverlerle buluşuyor.
Yunus Emre Enstitüsünün bulunduğu ülke ve şehirler
Serdar Tuncer ve Bosnalı Zeyd Şoto’nun programında, şiirler, ilahiler ve müzik ile bezenmiş ‘Yunus’un İzinde’ dinletisi sunulacak.
Programa katılım ücretsiz ama email ile kayıt yapmak şart
İlhan KARAÇAY’ın haberi
Şair, yazar, sunucu ve televizyon programcısı Serdar Tuncer’in, Bosna Hersekli sanatçı Zeyd Şoto ile birlikte gerçekleştireceği, şiirler, ilahiler ve müzik ile bezenmiş ‘Yunus’un İzinde’ dinleti programında, Yunus Emre’nin bilgeliği dile getirilecek.
Program, 25 eylül Pazar günü saat 19.00’da, Schipholweg 275, 1171 PK Badhoevedorp adresindeki Corendon Village Hotel’de yapılacak.
Katılımın ücretsiz olduğu program için, amsterdam@yee.org.tr adresine mail göndermek şart.
Yunus Emre Kimdir? Kısaca Hayatı, Eserleri Ve Sözleri…
Yunus Emre Anadolu’da doğan ve Anadolu’nun Türk – İslam kültürleriyle bütünleştiren, önemli olan isimlerden biridir. Dünya üzerinde çok sayıda üniversitede kurulmuş olan ‘Yunus Emre Enstitüleri’nde kendisine ait olan şiirler incelenmektedir.
Eskişehir’de doğduğu düşünülen Yunus Emre, hayatının tümünü Anadolu’da geçirmiş bir şairdir. Anadolu’nun dört bir yanında tanınmış olan Türk ozanlarından biridir. Yunus Emre’nin birçok eseri günümüze kadar gelmiştir. Herkes tarafından sevilen ve tanınan bir ozandır.
Yunus Emre 1241 yılında doğmuş ve 1320 ya da 1321 yılında vefat ettiği düşünülmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin çöküş döneminde olması ve Moğolların istilasının gerçekleşmesi ile, zulüm dolu olan bir dönemde hayata gelmiş olan Yunus Emre ile ilgili pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Yunus Emre’nin eğitim hayatı ile ilgili olarak da bilinen pek bir şey yoktur.
Farsça ve Arapça bildiği bilinmekte fakat bu eğitimleri nereden aldığı bilinmemektedir. Bazı rivayetler Yunus Emre’nin okuma yazma bilmediğini, babasının yanında çiftçilik yaptığını söylemektedir. Günümüzde yazılı bir kaynaktan bu bilgiler gelemediği için eğitimi ile ilgili herhangi net bir bilgi bulunmamaktadır. Selçukluların çöküş dönemindeyken tam olarak nelerle uğraştığı bilinmemektedir.
1241 yılında batıya doğru yayılmış olan Moğol istilasıyla, çok sayıda sanatçı, mutasavvıf, Türkmen ve bilim adamı Anadolu’ya göç etmiştir. Yunus Emre’nin zulmün yaygın olduğu bu dönemde dünyaya gelmiş olması, hoşgörü ve halkı sevgiye davet etmek üzerine şiirler yazmasına vesile olmuştur. Yunus Emre, derviş olarak Anadolu’ya, Azerbaycan’a ve İran’a seyahat etmiştir. Şam, Şiraz, Tebriz, Maraş, Nahcivan, Kayseri, Sivas gibi çok sayıda kültür merkezi olan şehirlerde bulunmuştur.
Yunus Emre’nin evlenip evlenmediği ile ilgili net bir bilgi bulunamamıştır. Kendisinin yazmış olduğu bir dizede belirttiğine göre, çocuklarının var olduğu düşünülmektedir. Eserlerinin her birinde, şeyhinin Tapduk Emre olduğunu bildirmiştir. Taptuk, Yunus ismini bazı şiirlerinde kullanmıştır. Mevlana Celaleddin Rumi için de birçok övgü dolu sözler söylemiştir. Bazı görüşlere göre, Yunus Emre’nin Hacı Bektaşi Veli ile karşılaştığı söylense de buna dair hiçbir kanıt yoktur. Hiçbir şiirinde bundan bahsedilmemiştir.
1321 yılında da vefat etmiş olduğu düşünülmektedir.
Caz müziğine klasik Türk ve Osmanlı eserleri kazandıran sanatçımız, kendi kompozizsyonlarının yanında, Rumi’den Nazım Hikmet’e, Tango’dan Waltz’e, Caz’dan Klasik Osmanlı müziğine kadar kompozisyonları da icra ediyor.
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
Avrupa’da ünlenen sanatçılarımız arasında önemli bir yer tutan Esra Dalfidan, çeşitli ülkelerde sürdürdüğü konserlerinden birini, yeni sezon başlangıcında, 9 Eylül Cuma akşamı, Hollanda’nın Alkmaar kentinde gerçekleştirecek.
Esra Dalfidan Topluluğu’nun, Luttik Oudorp 78 adresinde bulunan Podiumcafe De Brouwerij’de gerçekleştireceği konserde, Emine Bostancı (kemençe), Franz von Chossy (piyano) ve Alper Kekeç (davul), Rumi’den Nazım Hikmet’e, Tango’dan Waltz’e, Caz’dan Klasik Osmanlı müziğine kadar atalarımızdan miras kalan kompozisyonları canlandıracak.
Kaçırmamanızı tavsiya edeceğim bu konsere giriş bedeli 10.00 euro. studiodesocieteit@gmail.com adresine göndereceğiniz mesajınızda, tarih, kişi ve isimler ile telefon numaranızı belirtiniz.
Kısaca Esra Dalfidan
Almanya doğumlu ve Hollanda eğitimli genç ve güzel caz sanatçımız ve onur kaynağımız Esra Dalfidan, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çeşitli etkinliklerde birincilikler ve ödüller kazanmış.
1975’te doğan Esra Dalfidan, müzik alanında da doğu ve batı arasındaki köprüyü kurmayı hedefledi. ”Yaptığım müzik, değişik kültürel ve etnik etkilerin karışımı olmasa asla beni ve kişiliğimi yansıtamaz” diyor Esra Dalfidan.
Kendisi, müzisyenleri ile Türk müziğinin geleneksel unsurlarını caz ile birleştirmeye devam ediyor ve bunu kendi tarafından hazırlanan bestelerle meydana getiriyor.
Esra Dalfidan müzik eğitimine 4 yaşında başladı. 5 yıl temel müzik eğitiminin ardından gitar dersleri almaya başladı. Bu sürede Alman müzik yarışması olan “Jugend Musiziert”te birincilik ödülleri kazandı. 1998’de Fachhochschule Heidelberg’in müzik terapisi bölümünü bitirdi.
Çocukluğunda okul arkadaşlarının anket defterlerine not ettiklerini okuyor ve ancak o zaman şarkı söyleme tutkusunun kendisiyle ne kadar özdeşleşmiş olduğunu fark ediyor. Kendini bildi bileli şarkı söyleyen Dalfidan, buna rağmen, kendisini anlatmak için kullanmak istediği asıl enstrumanın „SES” olduğunu keşfetmesi biraz zaman aldı.
Dört yaşından beri aldığı müzik anabilim derslerinden sonra, dokuz yaşında klasik gitar eğitimine başladı. On yıl boyunca yoğun bir şekilde bu alanda çalıştı. Bu süre içinde Almanya’nın en ünlü müzik yarışması „Jugend musiziert“ te dört kez birincilik ödülü aldı ve aynı zamanda NRW’nin gitar ve mandolin orkestrasına katılarak konserler, turneler ve CD çekimlerinde yer aldı. Almanya’ da „Abitur“ okul derecesini tamamladıktan sonra, Heidelberg Üniversitesinde „Müzikli Terapi“ bölümünde okudu. Bu arada ABD, California, San Diego’da staj gördü ve diplomasını aldıktan sonra Almanya’da müzikli terapist olarak iki yıl Nörolojik Rehabilitasyon alanında çalıştı. Aynı zamanda, Almanya, Köln şehrinde „Offene Jazzhausschule“de düzenlenen, André Nendza tarafından yönetilen konservatuar hazırlık kurslarına katıldı.
Eylül 2001’de Hollanda, Amsterdam konservaturanında caz bölümünde, ana dalı şan olarak, akademik müzik eğitimine başladı Esra Dalfidan ve 2005 de “Bachelor of Music” derecesini tamamladıktan sonar 2007‘de “Master of Music” derecesini “cum laude” ile noktaladı.
Eğitimin dışında FİDAN adlı grubunu kurdu ve kendisi tarafından hazırlandığı kompozisyon ve aranjmanları ünlü festival ve konser salonlarında duyurmaya başladı. Kendisi ve bütün çalışmaları hakkında ünlü “Deutsche Welle” adlı radyo kanalı 2003 senesinin Nisan ayında ayrıntılı bir portre düzenledi; bu portre tüm dünyanın ingilizce konuşulan ülkelerinde yayınlandı.
Esra Dalfidan, 2007 yılında Hollanda‘da iki yılda bir düzenlenen ‘Caz Vokal Yarışması’nın birincilik ödülünü alarak çalışmalarına devam ediyor.
Dalfidan’ın ilk albümünü Hollanda‘da ünlü “Challenge Record” adlı plak şirketi yayınlıyor.