Belediye Başkanı Sharon Dijksma’nın ev sahipliğinde açılan sergiye Amsterdam Başkonsolosumuz Engin Arıkan, 6 ülkenin diplomatları, milletvekilleri ve siyasetçiler katıldı.
17 Ekim’e kadar açık kalacak olan sergide, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Hollanda’ya gelmiş ve kalkınmada büyük rol oynamış, birinci nesil işçilerin fotoğrafları ve hayat hikâyeleri yer alıyor.
Daha önce, Türkiye ve Hollanda’nın çeşitli kentlerinde ‘Gurbette’ sergilerini açan Atlas Kültür Merkezi, bu kez İtalyan, İspanyol, Yugoslav, Türk, Faslı ve Yunan işçilerinin fotoğraflarını sergiliyor.
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
UTRECHT,- Daha önceleri Türkiye ve Hollanda’nın çeşitli kentlerinde, ‘Gurbette’ adlı fotoğraf sergileriyle, Türk işçilerini tanıtan Atlas Kültür Merkezi, şimdi de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu ülkeye gelerek, kalkınmada büyük rol oynayan diğer ülke insanlarının da fotoğrafları ile yeni bir sergi açtı.
Utrecht Belediye Başkanı Sharon Dijksma’nın ev sahipliğindeki açılışa Amsterdam Başkonsolosumuz Engin Arıkan, 6 ülkenin diplomatları, milletvekilleri ve siyasetçiler katıldı.
17 Ekim’e kadar açık kalacak olan sergide, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Hollanda’ya gelmiş ve kalkınmada büyük rol oynamış, birinci nesil işçilerin fotoğrafları ve hayat hikâyeleri yer alıyor.
Ayrıca, organizasyonun mimarı olan Şahin Yıldırım, Hollanda’nın kalkınmasında büyük rol oynayan İtalyanlar (1960), İspanyollar (1961), Türkler (1964), Yunanlılar (1966) Faslılar (1969) ve Yugoslavlar (1970)’dan oluşan birinci nesilden insanların anısına bir anıtın da, bu yıl içinde yine Utrecht’te kurulacağını belirtti.
Sergiye ev sahipliği yapan Utrecht Belediye Başkanı Sharon Dijksma, “Göçmen tarihi, Hollanda tarihinin olmazsa olmaz bir parçasıdır. 1960’lı yıllarda buraya işçi olarak gelen insanların, şimdi toplumun her yerinde temsil ediliyor olması bizim için kıvançtır. Kültürel çalışmaları sayesinde farklı toplumları ve görüşleri yan yana getirdiği için emek sarf eden Atlas Kültür Merkezi çalışanlarına, gönüllülerine ve yöneticilerine şükranlarımı sunarım. Bu tür çalışmaların yapılması bizi bir birimize kaynastırır, ön yargılarımızı kırar ve ayrışmaları önler.” dedi.
Açılışa katılan Amsterdam Başkonsolosumuz Engin Arıkan ise, “Hollanda’da yaklaşık 500 bini aşkın bir Türk topluluğu bulunmaktadır. Yaklaşık 25 bin küçük ve orta ölçekli işverenlerimizle bu toplumun bir parçasıyız. Zamanında ‘işçi, göçmen ve yabancı’ terimlerinin yerini, artık ‘Hollandalı Türkler’ almalıdır.” diye konuştu.
İtalyan Büyükelçiliği adına konuşan Maria Pia Bianconi, “İtalyan ve Hollanda tarihi büyük bir geçmişe dayanmaktadır. İtalyanlar 2000 yıl önce Hollanda’yı ele geçirmişlerdi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, İtalya’dan Hollanda’ya geçici işçi akımı başlamıştı. İtalya ve Hollanda ilişkileri, tarihte olduğu gibi şu anda da siyasi, ekonomik, kültürel bağlamda güçlü bir şekilde devam etmektedir. Bugün burada Hollanda’ya Göç ve Fotoğraf Sergisin’de de, İtalyanlar’ın hikâyesini okuduğumuz zaman bunu görebiliyoruz.” dedi.
Fas’ın Utrecht Başkonsolusu Nabila Azougrah ise, “Hollanda’da çok yönlü ve kucaklayıcı kültürel faaliyetlere her zaman ihtiyacımız var. Bu sergi, sadece toplumları değil, ayrıca ülke temsilcileri arasında da köprü vazifesi görüyor. Sergideki hikyelerê baktığınız zaman, insana değer verildiğini görüyorsunuz. Atlas Kültür Merkezi’nin bu çalışmanın çok değerli olduğu görüyoruz.Bu konulardaki başarıların devamını diliyorum.” dedi.
Hollanda’nın tanınmış violisti Eddi Solomun müziği eşliğinde misafirlere ikramda bulunulan ve program sonunda, birinci nesilden bir kaç kişi ile söyleşiler yapıldı. Duygu dolu anların yaşandığı ve bazı katılımcıların göz yaslarını tutamadığı söyleşilerden bazıları şöyle:
Necati: “54 yıldır Hollanda’dayım ve hiç bir zaman kendimi böylesi farklı duygular içinde hissetmemiştim. Bizim hayat hikâyemizi unutmayan, bunu arşivleyen ve yeni nesillere aktarılmasında büyük emek sarf eden yöneticilere çok teşekkür ederim.”
Ries: “Ben 1960 yılından bu yana Utrecht şehtinde yaşıyorum. Hollanda’da etnik azınlıkların yaşadıkları zorlukları, güzellikleri ve acılarına yakından şahitlik ettim. Geçmişten, geleceğe doğru Hollanda’daki ortak tarihimizi ele aldıkları için Atlas Kültür Merkezi’ne minnettarım.” Hollanda’ya Göç ve Fotoğraf Sergisi 17 Ekim’e kadar Utrecht tren istasyonu yanında ziyaretcilerini bekliyor.
Not: Atlas Kültür Merkezi, 2024 yılına doğru giderken, Türklerin Hollanda’ya göçünün 60’ıncı yılı çerçevesinde, ‘Gurbette’ adında bir sergi çalışmasını sürdürüyor. Merkez’in, bu çerçevede bir çok üniversite ve kurumla görüşmeleri devam ediyor. Bu çalışmaya katkıda bulunmak isteyenler info@atlascultureelcentrum.nl mail adresi ile, başvuruda bulunabilirler.
ATLAS KÜLTÜR MERKEZİ’Nİ TANIYALIM:
Başarılı bir şekilde geçen organizasyonların baş mimarı olan, Atlas Kültür Merkezi’nin kurucusu ve Başkanı olan Şahin Yıldırım, bu güne kadar yaptıklarını ve bundan sonra yapacaklarını şöyle dile getiriyor:
“Atlas Kültür Merkezi, 2011 yılında Hollanda’nın Den Haağ şehrinde oturan ikinci nesilden bir grup Türk’ün girişimiyle çalışmalarını başlatılmış ve 2014 yılında Hollanda yasalarına göre kurulmuştur. Atlas Kültür Merkezi’nin amacı, birinci nesil Türk, Faslı , İtalyan, İspanyol ve Yunan işçilerin hayat hikâyelerini ve burada yaşadıkları yarım asırlık tarihi, araştırmak, muhafaza etmek ve oluşan kollektif tarihimizi gelecek nesillere aktarmaktır. Atlas Kültür Merkezi ayrıca, Hollanda genelinde eğitim programları, konferanslar, resim sergileri ve film günleri düzenleyerek farklı etnik guruplar arasında kaynaşmayı sağlıyor ve bu alanda farkındalık oluşturuyor.
Daha önce Atlas Kültür Merkezi olarak desteklediğimiz ve gerçekleştirdiğimiz bazı projeler şöyle:
Atlas Kültür Merkezi 2012 yılında Hollanda-Türkiye ilişkilerinin 400’üncü yılı çerçevesinde aktif rol oynayarak ‘Prins en Pasja’ sergisine ve Hollanda-Türkiye ilişkilerine katkı sunmuştur.
Bunun yanı sıra, 2014 yılında Hollanda’ya göç eden birinci nesil Türkler ile alakalı ilk defa çok kapsamlı bir araştırma yaparak ’50 jaar, 50 verhalen’ (50 Yıl 50 Hikâye) adlı eser yayımladı ve fotoğraf sergisi, konferanslar ve edebiyat günleri düzenledi. 2019 yılından itibaren ise Marmara Üniversitesi ortaklığıyla ‘Gurbette’ adlı bir sergi hazırladı ve bu sergi İstanbul, Ankara, Bursa, Trabzon illerinde kültür, tarih ve sanat severlerle buluşturuldu.
Atlas Kültür Merkezi 2019-2022 yıllarında ‘Karma evlilikler’ projesi ile, farklı kültürden evlenen çiftlerin karşılaştığı sorunlarını, geleceğe dair endişelerini, çocuk pedagojisi ve eğitimi ve kişiler ile ilgili önyargıları üzerinde bir araştırma yaptı.
Atlas Kültür Merkezi şu anda farklı üniversiteler ile çalışmalar yapıyor ve yüksek lisans ve doktora üzerine tez hazırlığında olan öğrencilere destek oluyor.
Ayrıca okullarda eğitim programları, konferanslar, edebiyat günleri, müzik ve eğlence programları yanı sıra, Utrecht Üniversitesi ile birlikte göçmenlerin, özelde Utrecht şehrine ve genelde Hollanda’ya yaptıkları katkılar üzerine bir araştırma yapılacak ve 2022 yılının sonunda da diğer göçmen gurupları ile birlikte bir göçmen anıtının açılışı yapılacak
Göç süreci farklı etnik, inanç ve düşünceye sahip olan insanları Hollanda’da birleştirdi, sıla artık vatan oldu ve bu da kalıcı, uyumlu, barışçı bir ortak hayatın kurulmasının yolunu açmıştır.
2036 yılına kadar Hollanda nüfusun 19 milyonu geçeceğini öngören Hollanda İstatik Kurumu, nüfusunun %29’unun farklı ırk ve etnik guruplardan oluşacağını tahmin ediyor. Özellikle Amsterdam, Rotterdam, Den Haağ ve Utrecht şehrinde şu anda azıklık etnik gurupların nüfusunun çoğunluğu oluşturduğunu göz onunda bulundurduğumuzda, Atlas Kültür Merkezinin öneminin bu farklı etnik azınlıklar arasında ve devlet kurumları arasındaki önemi daha net anlaşılmaktadır.”
Bir süre önce kurulmuş olan, ‘Hollanda Görev Gücü’nün Amsterdam’daki toplantısı büyük ilgi gördü.
Hollanda ile olan kurumsal ilişkileri ve bu ülkeye yönelik etkinlikleri sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde koordine edecek olan Görev Gücü, Hollanda’daki muadil kuruluşlar VNO-NCW gibi çeşitli kurum ve paydaşlar vasıtasıyla Türk ve Hollanda iş dünyası temsilcileri arasındaki işbirliğinin artırılması hedefiyle faaliyetler yürütecek.
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
Türkiye’nin önde gelen girişimcilerinin ve iş insanlarının 1971 yılında kurduğu Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’ (TÜSİAD), İstanbul’daki merkezi, Ankara, Brüksel, Washington, Berlin, Londra ve Paris’teki temsilciliklerden sonra, Amsterdam’da kurulan ‘Hollanda Görev Gücü’ kanalıyla, Hollanda ile olan kurumsal ilişkileri ve bu ülkeye yönelik etkinlikleri sistemli ve sürdürülebilir bir şekilde koordine edecektir. Öncelikle Hollanda’daki muadil kuruluşlar VNO-NCW olmak üzere, çeşitli kurum ve paydaşlar vasıtasıyla Türk ve Hollanda iş dünyası temsilcileri arasındaki işbirliğinin arttırılması hedefiyle faaliyetler yürütecek olan ‘Hollanda görev Gücü’nün hedefleri şöyle belirlenmiştir:
Türkiye ve Hollanda arasındaki ikili ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamak amacıyla toplantılar/etkinlikler düzenlemek,
TÜSİAD’ın Hollanda’daki muadil kuruluşu ve ilgili paydaşlar ile biraraya gelmek suretiyle iki ülke arasındaki iş ilişkilerini / işbirliklerini güçlendirmek,
İlgili paydaşlarla olan diyaloglarda, Türk iş dünyası ve Türkiye’deki iş yapma ortamı ile ilgili bilgiler paylaşmak; Türkiye’nin AB üyeliği ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecini vurgulamak,
Hollanda’nın teknoloji gibi katma değeri yüksek iş alanlarında ve Afrika ve Doğu Asya gibi diğer bölgelerde Türk iş dünyasına sunduğu fırsatların daha iyi değerlendirilmesine katkı sağlamak.
AMSTERDAM TOPLANTISI
Amsterdam’da yapılan toplantıda yer alan (soldan sağa) Nazif Ertekin, Can Yücaoğlu, Pınar Salda, Rıza Kadılar ve Murat Başbay.
‘Hollanda Görev Gücü’nün, Amsterdam’daki Corenden’a ait College Hotel’de yaptığı toplantıya TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Küresel İlişkiler ve AB Yuvarlak Masa Başkanı Bedii Can Yücaoğlu ve TÜSİAD Hollanda Görev Gücü Başkanı Dr. Rıza Kadılar, Hollanda’daki Türk ve Hollandalı iş dünyası temsilcileri katıldılar.
Toplantıda, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım alanındaki işbirliği olanakları ile Hollanda’daki teknoloji alanında girişimcilik ekosistemine ilişkin fırsatlar görüşüldü.
TÜSİAD’DAKİ GELİŞMELER
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gibi kuruluşlarda bir araya gelen büyük sermaye çevreleri, bağımsız hareket edememek ve hükümete karşı etkili bir güç oluşturamadıkları gerekçesiyle bir derneğin etrafında birleşmeye karar verdi.
1960’lı yıllarda sendikal hareketlerle sol kesimin siyasi açıdan güçlenmesi ve 12 Mart Muhtırası örgütün kurulmasını hızlandırıcı etkenler oldu. Önde gelen 12 sanayicinin 2 Nisan 1971’de verdiği imza sonucunda, hükümet örgütün kuruluşunu 20 Mayıs 1971’de resmen kabul etti. Derneğin ilk genel sekreteri Güngör Uras oldu (1974-1980).
SİYASETTE SÖZ SAHİBİ OLDU
TÜSİAD başlangıçta siyasi açıdan fazla etkili olmamasına rağmen, 1970’lerin sonlarına doğru ekonomik ve politik anlamda gittikçe güç kazandı.
Hükümetin istifasını talep eden gazete ilanları vererek 15 Mayıs 1979’da başlattığı kampanya, Bülent Ecevit başbakanlığındaki hükümetin düşmesinde önemli rol oynadı. Ondan sonra kurulan Süleyman Demirel başkanlığındaki azınlık hükûmetine de destek vererek, 24 Ocak Kararlarının alınmasında kilit rol üstlendi.
1995 genel seçimlerinde Refah Partisi’nin (RP) birinci olması üzerine TÜSİAD, tarihinde ikinci defa verdiği gazete ilanlarıyla Anavatan Partisi (ANAP) – Doğru Yol Partisi (DYP) koalisyonunun oluşmasını destekledikleri ilan etti.
KADIN BAŞKAN SEÇİLİNCE DERNEĞİN ADI DEĞİŞTİ
25 Ocak 2007’de Arzuhan Doğan Yalçındağ TÜSİAD’ın yeni yönetim kurulu başkanı seçilerek, TÜSİAD’ın tarihindeki ilk kadın yönetim kurulu başkanı oldu. Çalkantılı bir dönem geçiren Yalçındağ, daha sonra görevi Ümit Boyner’e teslim etti.
12 Aralık 2009’da Ümit Boyner, TÜSİAD’ın tarihinde seçilen ikinci kadın yönetim kurulu başkanı oldu. Ümit Boyner de çalkantılı bir dönem geçirdi.
18 Ocak 2018’deki 48. Olağan Genel Kurul’da ‘Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği’ adı, ‘Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’ olarak değiştirildi.
TÜSİAD YÖNETİM KURULU (2022-2024)
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) 52. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 29 Mart 2022 günü gerçekleştirilmişti. Genel Kurul’da yapılan oylamada, iş insanı Orhan Turan, TÜSİAD’ın yeni başkanı seçildi.
TÜSİAD’ın yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:; Cevdet Alemdar, İzel Levi Coşkun, Fatih Kemal Ebiçlioğlu, Ozan Diren, Perihan İnci, Çağatay Özdoğru, Murat Özyeğin, Mehmet Tara, Serpil Veral, Elvan Ünlütürk ve Bedii Can Yücaoğlu.
TÜSİAD’ın 29 Mart 2022 tarihinde yapılan genel kurulunda, Yönetim Kurulu Başkanlığına 2 yıllığına Orhan Turan seçildi. Devir teslim törenin konuşan yeni TÜSİAD Başkanı, “Gençlere hayallerini bu ülkede gerçekleştirmelerini sağlayacak bir Türkiye’yi inşa etmek hepimizin sorumluluğudur. İnsan, bilim ve kurumları öncelik olarak belirleyen bir ülke olmanın yol haritasını tartışacak, yeniden biz olabilmek için ümidimizi asla kaybetmeyeceğiz. Bu ümide sarılmanın Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kurulan cumhuriyetimizin yüzüncü yılının arifesinde büyük anlam taşıdığına inanıyoruz” dedi.
Hollanda’da 25 bini aşkın Türk işyerini bir çatı altında birleştirme girişimleri başarıyla devam ediyor.
HOTİAD, TOVER ve TOV’dan sonra, şimdi de Hollanda Türk Girişimci Dernekleri Platformu TNOP, başarıları perçinliyor.
Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli’nin katılımı ile yapılan Genel Kurul Toplantısı’ndan önemli kararlar çıktı: Meslek Okulları açılacak.
Geçmişi 60 yıla varan Hollanda’daki Türkler, çarıkla geldikleri bu ülkede yetiştirdikleri evlatları ile ne kadar övünseler azdır. Zira, bir zamanlar ‘çarıklı’ diye küçümsenen o insanların evlatları, şimdilerde 25 bini aşkın işyeri ile 100 bin kişiye iş veriyorlar ve ülke ekonomisine büyük bir destek sağlıyorlar.
Hollanda’daki Türk girişimcileri bir çatı altında toplama fikri ve girişimi yıllar öncesine dayanıyor. 2004 yılında kurulan ‘Hollanda Türk İşadamları Derneği HOTİAD’, Turgut Torunoğulları’nın başkanlığa gelmesinden sonra çok güçlenmiş ve Türkiye ile Hollanda arasındaki ticaret hacmi rekor düzeye ulaşmıştı. Torunoğulları döneminden sonra Hikmet Gürcüoğlu döneminde de başarıyla tönetilen HOTİAD, şimdilerde rakip sayılabilecek yeni oluşumlarla birlikte çalışma inceliğini gösteriyor.
Leideden’deki TOVER, Arnhem, Utrecht ve Den Bosch’taki TOV ve Amsterdam’daki Esnaflar Birliği tarafından kurulmuş olan ‘Hollanda Türk Girişimci Dernekleri Platformu TNOP’un yönetimine, Durmuş Doğan Başkan, Taner Karaaslan Sekreter, Ömer Soner Muhasip, Aziz Zeyrek ile Ramazan Kaya da yönetici olarak seçilmişlerdi.
İşte, iki yıl önce kurulmuş olan ‘Hollanda Türk Girişimci Dernekleri Platformu TNOP’ en büyük Genel Kurul Toplantısı’nı, Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli’nin katılımı ile Utrecht şehrinde yaptı.
Amsterdam Başkonsolosumuz Engin Arıkan, Lahey Ticaret Müşavirimiz Aşkın Pekel, HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu, Hollanda Türk Seyahat Acenteler Birliği HTTD Başkanı Kamil Saygı, Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Ömer Altay, CMO Başkanı Muhsin Köktaş, Hollanda Horeca Bond Başkanı Tarık Şaki, Türk Federasyonu Başkan Yardımcısı Vedat Özdal ve çok sayıda denek başkanının katıldığı toplantıda önemli kararlar alındı. Bu kararların arasında, Hollanda Eğitim Kurumu ROC işbirliği ile, kaliteli personel yatiştirmek için meslek okulu açılması da yer aldı.
Lahey Büyükelçimiz Şaban Dişli yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Kıymetli misafirler, Tabii ki bizim büyük arzumuz Türkiye ile ticaret yapmaktır Bu pastadan pay almak için bir sıkıntı yaşıyoruz. Her iki tarafta sıkıntıya giriyor. Buradaki kuralları, gelişmeleri ve yaşananları aslında bu tür toplantılarda birbirimize aktarmamız lazım. Küçük bir örnek vermek istiyorum: Bir gün kaplumbağa “hacca gidiyorum” der. Kaplumbağaya sorarlar “ama sen bu hâlinle hacca nasıl gideceksin?” O da, Niyetim belli, gidemesem de o yolda ölürüm” demiş. Niyet halis ve hayırlı olacak, ki başarıya ulaşılsın. Sizin gibi kuruluşların bu güzel ve halis niyetlerle yol alması çok güzel. Bu da başarıya götürür, hedeflere ulaştırır. Bu ülkede yaşayan insanlarımızın başarıları her iki ülkenin liderlerine söylendi. Burada yaşayan Türk kökenli Hollandalılar ikili ilişkilerinin çimentosudur. Bu güzellikler de ancak hem Türkiye’mizi hem Hollanda’yı gururlandırır. Başarılı olabilmeniz için de, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkilileri olarak sıkıntınız olması hâlinde personelimiz ile 24 saat hizmetinizdeyiz. Elimizden gelen gayreti, yetkilerimiz doğrultusunda her zaman sizlere sunmaya hazırız.
Hollanda ile İlişkilerimiz çok güzel bir seviyeye geldi. Hollanda Başbakanı Rutte 14 Mart’ta Türkiye’ye ziyaret etti. Baş başa ikili görüşmeler gerçekten çok başarılı geçti. Daha sonra Hollanda Dışişleri Bakanı ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın Ankara’da ikili görüşmesi, toplantısı yapıldı. İki ülkenin her alandaki soruları yetkili bakanlara iletildi. Dışişleri Bakanlığı nezdinde yapılan görüşmelerde değişik bakanlıklardan gelen uzmanlar karşılıklı tartışarak bir ortak sonuca varmaya çalıştılar. Terör, Avrupa Birliği, teknoloji, çevre, iklim gibi konularda yapılan görüşmeler çok verimli geçti. Bizim ilişkilerimiz 400 yılı aşkın sürmektedir. Tabii ki engebeli bir yol bu, inişli çıkışlıdır. İlişkileri şu anda çok iyidir. Bunu mükemmel hâle getirmenin birinci adımı da ticarettir.
1 milyar avroyu aşkın biz dış ticaretimiz var; bunu başardık. Bunu kısa vadede 15 milyar daha sonra orta vadede 20 milyar avro seviyelere çıkartmak her iki ülkenin de hedefleri arasındadır.
İnşallah Eylül’den sonra Ticaret Bakanımız yine iki ülkenin ekonomik konularını görüşmek üzere Hollanda’ya gelecekler. Dolayısıyla burada yaşanan ticari bütün sıkıntıları da kendilerine aktarmamız lazım. Ayrımcılıktan bahsettiniz. Hollanda Devletinin her kademesinde bir ayrımcılık olur. Hatta son zamanlar yabancı düşmanlığı daha da arttı. Belki biz Türkler buna birazda İslamofobiyi eklememiz lazım. Onlar da bunu kabul ediyorlar. Bunun için de geçtiğimiz haftalarda “Ayrımcılıkla Mücadele Komiserliği” adı altında yeni bir Komiser atadılar. Meclisimizin İnsan Hakları Komisyonu’nun Hollanda’ya yaptıkları ziyarette komiseri ziyaret etme fırsatı buldular. İnşallah bir ortak çalışma olacak.”
Yoğun ilgi gösterilen toplantıda, TNOP Başkanı Durmuş Doğan şu konuşmayı yaptı:
“Hollanda’da sayıları hızla artarak 25 bini geçen Türk kökenli küçük, orta ve büyük ölçekli girişimcileri bir araya getirerek ortak vizyon, ortak çalışma, ortak hedef oluşturma anlayışıyla yola çıkan, Hollanda Türk Girişimci Dernekleri Platformu TNOP, bu hedefe ulaşmak için bünyesinde bulunan derneklerle “TNOP Girişimciler Buluşmasını” organize etmektedir.
Her alanda değişen, değişirken de daha zorlaşan bir Hollanda ile karşı karşıya kalıyoruz. Siyasal, sosyal ve toplumsal alanda daha radikalleşen bir yapıya doğru giden Hollanda toplumunda, varlığımızı sürdürebilmek ve artık yurdumuz olmuş bu topraklarda daha köklü olabilmek için, bizlerin de güçlerini birleştirerek değişime karşı bir çalışma yapmamız gerekmektedir. Bu anlayışla yola çıkan bizler, uzun sürse de 2020 başlarında en azından Hollanda’da 5 şehirde faaliyet gösteren girişimci derneklerini bir araya getirme çalışmasını sonlandırdık.
BİZ KİMİZ?
Hollanda Türk girişimci dernekleri platformu TNOP olarak adlandırdığımız bu birliktelikte, TOV Arnhem, Amsterdam Esnaflar Birliği, TOV Utrecht, TOVER Leiden, TOV Den Bosch bulunmaktadır.
Farkı sektörlerde ticaret yapan küçük ve orta ölçekli işletmelerin üyesi olduğu bu dernekler bulundukları şehirlerde faaliyet göstermektedirler.
Bu nedenle TNOP’un oluşmasında en küçük katkısı olan herkese canı gönülden teşekkür ederim.
AMACIMIZ…
“Yerelde etkin olamazsanız ülkesel etkin olmazsınız” anlayışından yola çıkarak bu derneklerimizin bulundukları şehirlerde belediye, yerel girişimciler, üniversiteler ve girişimci dernekleri ile ilişki içeresinde olarak etkin rol almaları, görünür ve yönlendirici olmalarıdır.
HEDEFLERİMİZ…
– Girişimci derneklerin olmadığı, Türk girişimcilerinin bulunduğu şehirlerde aynı vizyonu taşıyan girişimcilerle birlikte teşkilatlanmak,
– Ortak ticaret alanları yaratmak,
– Mesleki teşkilatlanmaları teşvik etmek,
– Yıllardır dillendirilen Hollanda Türk Ticaret merkezinin kurulmasını teşvik etmek,
– Etnik girişimciliğin artmasından dolayı ROC gibi kurumlarla anlaşarak bazı sektörler için personel yetiştirecek Meslek okulu açılmasını teşvik etmek,
– Hollandalı Türklerin sermayesinden oluşan bir Türk bankasının kurulmasını dillendirmek..
– Hollandalı devlet ve ticaret temsilcileriyle ortak çalışmalar yapabilme
– Staj sorunu yaşayan öğrencilerimizin sorununu çözecek “Staj Başvuru Merkezi” oluşturmak, oluşturulmasını desteklemek,
– Yeni fikirleri destekleyen “Yeni Fikirler, Yeni Girişimciler” merkezi oluşturmak, oluşturmasını desteklemek..
Bazı hedefler ütopik ve hayal olarak görülebilir. Her şey hayallerle başlar. Bütün bu planları gerçekleştirebilmek ancak birlikte hareket etmekle mümkündür.
Evet Hollanda toplumun bir parçasıyız.
Daha fazla görünür olmak için girişimcilere ve ticaret insanlarına da görev düşüyor.
Türk toplumun varlığını kalıcı kılmak için, kültürel, siyasal, sosyal alanda etkin olmaya çalışıldığı gibi ticari alanda da etkin olmak, birlikte hareket etmek kaçınılmazdır.
Bir tarafta üzerinde yaşadığımız ve neslimizin ikametini sürdüreceği yurdumuz Hollanda diğer tarafta gönün bağımızın olduğu aziz vatanımız Türkiye. Her iki ülkeye de faydalı işler yapmak, Hollanda Türk toplumun konumunu güçlendirerek mümkündür.
Büyük düşence adamı İsmail Gaspiralı’nın dediği gibi: “Dilde birlik, işte birlik, fikirde birlik” şiarı, Hollanda Türk toplumun bu topraklarda kalıcı olarak varlığını sürdürmesinin yegâne yoludur.
O yüzden Hollanda Türk toplumu geleceğini düşünen her bir girişimciyi birliktelik ruhuyla bir araya gelerek teşkilatlanmaya, güçlerini birleştirmeye davet ediyorum.
Güçlü bir TNOP, daha güçlü bir Hollanda Türk toplumu demektir. TNOP olarak düzenlediğimiz toplantıya katılım sağlayarak bizi onure ettiğiniz için çok teşekkür ederim.”
Ticaret Müşaviri Aşkın Pekel, yaptığı konuşmasında önemli konulara değindi. İki ülke arasında yürütülmekte olan ticari ilişkiler hakkında da bilgi veren Pekel şunları ifade etti: “Bizim dünyaya sattığımız yüksek kaliteli ürünler var. Bizim dünyaya çokça sattığımız; Hollanda’nın da dünyadan diğer ülkelerden çokça aldığı fakat bizden almadığı ürünler var.
Durmuş başkanımız anlamlı bir konuşma yaptı. Ben etkilendim açıkçası. Konuşmada öne çıkan bazı hususlar hakkında düşüncelerimiz paylaşmak istiyorum: Taleplerden biri tanesi banka, bir tanesi Türk Ticaret Merkezi, bir başkası inşaat malzemelerinin ticareti ve diğeri de ortak ticari girişimlerle burada görünür hâle gelmek ve gücümüzü arttırmaya dönük çalışmalardı. Bizim gördüğümüz kadarıyla Türkiye’nin genelde toprak, cam, seramik grubu dediğimiz fayans grupları hem Hollanda’nın inşaat ve konut sektörünü hem de Avrupa’nın ihtiyacını karşılayacak şekilde yakın gelecekte ithalattaki en öncelikli yerini alacaktır.
Bunların üzerinde daha fazla yoğunlaşılmasını bizlerden sonra gelecek olan çalışma arkadaşlarımıza da aktarmalıyız. Ama burada plastik inşaat malzemelerine de dikkat çekmek isterim. Bunlar, Hollanda’nın dünyadan temin ettiği diğer ürünler; Türkiye’den buraya az çok az geldiğini görüyoruz. Bizim bu konuda potansiyeli olan firmalarımızın olduğunu biliyoruz. Bu konuda ticarette bir alan görüyoruz.
Bizim mesafe kat edebileceğimiz alt ürün grupları yine alüminyum saclar, levhalar ve şeritler. Bunlar konut piyasasında yakın dönemde Hollanda’da beklenen canlılık gerçekleşirse, Türkiye’den Hollanda’ya yönelik bu saydığım ürün gruplarını çok ciddi bir hareketlilik katabileceğini düşünüyorum. Yine sizlerin malumu olduğu hazır giyim konusundan çokça potansiyel teşkil eden birtakım alt gruplar var. Bunlar hem kadın hem de erkek takım elbiseler, ceketler ayrı ayrı olmak üzere pantolonlar erkekler için erkek çocuklar için tulum ve şortlar kadınlar için pantolon etekler ciddi Hollanda’da alıcısı olduğunu olandan dışarıdan temin ettiğini görebiliyoruz. Türkiye’den buraya Bu ürünlerde potansiyel olduğunu görebiliyoruz. Bir diğer grup ise elektrik makineler ve kablolar. Bu elektrikli makineler ve kablolar da bir kısım inşaat sektörü ile ilgili ama onun dışında her sektörde kullanabilecek ürünler. Bunların ticareti de büyük bir fırsat olabilir. Sizlerin hem girişimcilik faaliyetlerinizi destekleyebilecek hem de iki ülke arasındaki ticareti artırabileceğini düşünüyorum. Elektrikli su ısıtıcıları, ortam ısıtıcıları saç ve el kurutucuları, ütüler de bu alanda pazarı olan diğer ürünlerdir. Kauçuk da ülkemizin bu alanda üretimi kuvvetli olan bir başka ürünü. Bu ürünlerin de Hollanda’ya ülkemizden getirilmesi hâlinde burada pazarda karşılık görebileceğine inanıyorum Hollanda’nın bu tür ürünleri de yine birkaç milyar dolarlık yurt dışından tedarik ettiğini görüyoruz..”
Kendilerine rakip oldukları halde, TNOP’un toplantısına katılma inceliği gösteren, Hollanda Türk İşadamları Derneği HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu yaptığı konuşmada şunlara değindi:
“Hollanda’da 22 ila 28 bin işletmeci sayımız bulunmaktadır. Biz bunu ortalamasını alıp 25 bin diyoruz. Kaldı ki bu veri hâlâ 5 yıl öncesine dayanıyor. 25 bin işletme ile 80 bini aşkın insanın istihdamı ile dünyanın 16. büyük ekonomisine sahip olan Hollanda’nın yüzde ikisini oluşturan Gayrimenkul Safi Millî Hasılaya sahibiz. Dişe dokunur bir güce sahibiz ve bütün mesele de bu çalışmaların altında görünüyor.
Ne kadar hissettiriyorsanız o kadar varsınız ve ne kadar varsanız o kadar önemlisiniz. Zaman hâlâ maalesef ‘parayı verenin düdüğü çaldığı’ zaman. Hollanda Türkleri de girişimcilik ve eğitim alanında kendine iki tane çok güzel hedef yakalamış. Bunları iyi kullanmış. Hollanda’da yaşayan Türk toplumunun nüfusu 500 bine yaklaşmış durumda. Yaklaşık yüzde sekseni Hollanda vatandaşı olmuş. Her iki aileden bir tanesi üniversite mezunu barındırıyor. Her dört aileden bir tanesi âdeta bağımsızlığını ilan etmiş, kendi işletmesini kurmuş kendi ekmeğini kendi kazanmaya başlamış durumda. Ve her dört kişiden bir tanesi de yine kendi satın almış olduğu mülkü olan evinde oturuyor. Göç ve gurbetçi olayı artık sonlanmış; yerleşik hayata geçmişiz.
Hollanda’da emniyetten orduya, sağlıktan eğitime, kamu yönetiminden girişimcilere her alanda ve her seviyede bizi bulabiliyorlar. Siyasette dişe dokunur bir hâliniz var. Bununla yetinmeyip mücadele edeceğiz. Hollanda hükûmetinde iki Bakan’ımızın 6 milletvekilimiz ve bir de siyasi partimiz var.
Bu güzellikleri artırarak bu toplumdaki varlığımızı perçinleyeceğiz.”
Programda, TNOP Başkanı Durmuş Doğan tarafından konuşmacılara birer kahve fincanı hediye edildi.
Hollanda Türk Girişimci Dernekleri Platformu yönetimi, program sonunda davetlilere açık büfe aperatif yemekler ve içecekler ikram etti. İkram sırasında davetliler kendi aralarında tanışma fırsatı buldular.
HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu’na hediye takdimi…
T.C. Amsterdam Başkonsolosu Engin Arıkan’a hediye takdimi…
Özellikle Seksenler dizisinden tanıdığımız Şoray Uzun, çiftlerle sohbet ederken hem güldürüyor ve hem de ağlatıyor.
Hem eski ve hem de yeni sayılar, Türkler’i en çok Hollandalılar’ın beğendiğini ortaya koyuyor.
Pazar günleri saat 20.00’de TRT TÜRK’te yayınlanan programlarda yer almak isteyen yabancı çiftler başvuru yapabilirler.
İlhan KARAÇAY yazdı:
Tam 40 yıl önceydi. Hollandalılar ile evlenen Türkler’in sayıları artış gösteriyordu.
Bu ilginç gelişmeyi okurlarımıza duyurmak için tam 15 çift ile röportaj yapmıştım.
Türk erkekleri Hollandalı kızlarla evleniyordu ama, Türk kızının Hollandalı erkekle evlenmesi nadir oluyordu. Röportajımda bu nadir evlilikler de yer almıştı.
Aradan 30 yıl geçtikten sonra, Hürriyet’te yayınlanmış olan o seri yazımı, ‘Türkiye-Hollanda Arasında 400 Yıllık Resmi İlişkiler ve Hollanda’ya Türk Göçünün 50’nci Yılı’ başlıklı kitabıma da eklemiştim. Okurlardan röportaj için çok sayıda teşekkür mesajları gelmişti.
O röportajın ÖNSÖZ’ünü ve o zamanki yabancı evlilik sayılarını, bu haberin altında bulacaksınız.
OĞLAN BİZİM KIZ BİZİM
Şimdi, hemen hemen 60 yıllık bir Hollanda serüveninde, Türkler’in Hollandalılarla evlilik sayısı 30 bine yanaşmıştır. Ayrı din, dil, kültür ve gelenekler nedeniyle çok zor yürüyen yabancı evlilik, onbinlerce boşanma ile sonuçlanmıştır.
Kim düşündü bilemiyorum ama, Hollanda’da yaşayan dostum Burhanettin Carlak aradı ve TRT’nin ‘Oğlan Bizim Kız Bizim’ başlıklı bir programa başladığını belirtti.
Burhanettin Carlak bu program için danışmanlık yapıyor.
Yabancılarla evli çiftleri bulmakta zorluk çektiklerini, buldukları arasında da çoğunun programa katılmaktan çekindiklerini belirten Carlak, daha önce yayınlanmış olan programlardan üç link gönderdi.
Merakla ve dikkatle izlediğim programları, ünlü sanatçımız Şoray Uzun sunuyor. ‘Siz neredeyseniz, biz oradayız’ sloganı ile programa başlayan Şoray Uzun, kendine has becerileriyle programa renk katıyor.
Hemen hemen her insanın kalbine dokunabilen Şoray Uzun, sevginin, kültür farklılıklarına rağmen, nasıl galebe geldiğini, bazen kahkaha bazen de gözyaşı ile dile getiriyor.
İŞTE BENİM 40 YIL ÖNCE HÜRRİYET’TE, 10 YIL ÖNCE DE KİTABIMDA YAYINLADIĞIM RÖPORTAJIN ÖNSÖZÜ VE BAZI ARAŞTIRMA SONUÇLARI:
ÖNSÖZ
Geçmiş yıllarda gerek Hürriyet’te ve gerekse diğer basın organlarında yabancılarla evli Türklere ait röportajları okuyanlarımız oldu. Ne var ki yabancılarla evli Türklerin bu evlilikleri diğer ülkelerin insanlarının evliliklerinden ayrı bir nitelik taşımıyordu.
Ülkelerde birbirleri ile karşılaşan insanlar bu tip karışık evlilikleri yıllardan beri sürdürmüşlerdir.
Kısa bir süre önce Hürriyet’in yayınladığı “Almanya’dan Bir Yar Gelir Bizlere” adlı seri röportaj bu tip karışık evliliklerin bir örneği idi. Hollanda’daki Türklerin Hollandalılar ile yaptıkları evliliklerde bir ayrıcalık var. Bu küçük ülkede genç ve güzel kızlar Türk erkeklerini adeta kapışıyor gibiler.
Bunun en büyük nedenlerinden biri, Hollanda halkının Almanlar, Fransızlar ve Amerikalar gibi aşırı milliyetçi olmamaları. İkinci neden de Hollandalı kızların diğer ülkelerin kızlarına kıyasla daha serbest yetişmeleri.
Türkler açısından önemli olan üçüncü neden ise Hollandalı kızların Türk erkeklerini diğerlerinden daha insancıl, daha yürekli ve de daha yakışıklı bulmalarıdır.
Hollandalılar ile Türkleri arasındaki evliliklerin yüzde onun boşanmalar ile sonuçlanmaktadır. İki ayrı kültüre ve iki ayrı geleneğe sahip bu insanların birlikte yaşamalı özellikle ilk yıllarda zor oluyor. Gerçi Hollanda’daki evliliklerin dörtte biri yani yüzde yirmi beşi ayrılmalarla sonuçlanıyor ama bu ayrılıkların nedenleri daha ziyade cinsel ilişkiler ve cinsel serbestîden oluşuyor.
Türkler ile Hollandalılar arasındaki evlilikler ise çoğunlukla kültür ve gelenek anlaşmazlıklarından bozuluyor.
Bir Türkle evli olmanın Hollandalı kadına mutluluk verdiği şeklindeki görüş ve inanış, genç kızlar arasında bir reklam gibi yayılırken, bu iki ırk arasındaki birleşmeler de her geçen yıl artıyor.
Ortada bulunan tek engel, gerek Hollandalı’nın gerekse Türk’ün ebeveynlerinden geliyor. Ama iki sevgili arasındaki aşk bağı bu engeli her zaman aşmasını biliyor.
Hollandalılar’ın, nesillerini kuruturcasına yabancılarla evlenmeleri bu konuyu derinlemesine deşmemize yetti.
Biz Türkiye’nin ayrı ayrı yörelerinden Hollanda’ya gelmiş olup, bu ülkenin insanlarıyla evlenmiş olanlar arasında bu evlilikleri inceledik.
Karı-koca ayrı branşlardan kimseleri seçtik. Kendileri ile konuştuğum halde sütünlarıma aktarmadığım çiftler oldu.
Sütunlarımıza aktaracağımız çiftleri saatlerce dinledim. Onların duygularını tam olarak aktarma gücü ne bir gazetecide ne de bir başka uzman kişide bulunur.
Bir insanın duyguları, kendi kaleminden en gerçekçi bir şekilde çıkar. İşte ben de bir Hollandalı ile evli Türk olarak bu seri röportajın sonunda kendimle yaptığım röportajı yayınlamayı en çıkar yol olarak gördüm.
Acısı tatlısı, mutlusu ve az mutlusu ile Türk-Hollanda karışımı çiftlerimizin öykülerini hep birlikte okumaya başlamadan önce, aile sırlarını hiç çekinmeden anlatan çiftlere teşekkür etmeyi bir borç bildiğimi belirtmek isterim. İLHAN KARAÇAY
SAYILARLA YABANCI EVLİLİK ( Bu sayılar 40 yıl önceye aittir)
Türkler’i en çok Hollandalılar seviyor.
Yel değirmeni ve lâleler ülkesinin kızları Türk erkeklerini kapışıyorlar.
14 milyon nüfuslu Hollanda’nın 6151 kızı Türk erkeği ile evli, 322 Hollandalı erkek de Türk kızını seçti.
Toplam olarak 111 bin 242 Hollandalı kız, 69 bin 428 Hollandalı erkek yabancılarla evli.
Her yıl 10 bin Hollandalının bir yabancı ile evlenmesinin sürmesi halinde, Hollanda nesli kayıplara karışacak gibi.
Ülkede 1 milyonu aşkın melez çocuk var.
Hollanda-Türk melez çocuklarının sayısı 13 bin 744.
Yel değirmenleri, lalesi, peyniri, futbolu ve Johan Cruyff’ı ile dünya ülkelerinin büyük sevgisini kazanmış olan küçücük Hollanda, Türkler’i en çok seven ülke görünümünde.
Nüfus oranına göre, dünyada Türk erkeğini en çok tercih eden kızlar Hollanda’da bulunuyor.
İki milyon Türk’ün yaşadığı ve nüfusu 60 milyonu aşan Batı Almanya’da Alman kızları ile evli Türklerin sayısı 11 bin iken, 100 bin Türk’ün bulunduğu ve nüfusu 14 milyon olan Hollanda’da, Türk ile evli Hollandalı kızların sayısı 6151.
Gerek Türklerin sayıları ve gerekse Alman ve Hollandalıların nüfusları oranlandırıldığı zaman, Hollandalı kızların Türk erkeklerini tercihi bir dünya rekoru oluyor.
Türk kadınları yönünden durum tam olarak tersi. Hollandalı erkeklerle evli Türk kadınlarının toplam sayısı 322 iken, Bonn Evlilik Büroları Federal Birliği’nin bildirdiğine göre, her yıl 400 kadar Türk kadını Alman erkeklerle evleniyor.
Buna rağmen gerek Alman ve gerekse Hollandalı erkeklerin yabancı kadınlarla evlenmeleri oranlandırıldığı zaman Türk kadınlarının kendi milletlerinden bir erkeği tercih ettiği anlaşılıyor.
Hollanda’da toplam olarak 111 bin 242 kız 69 bin 428 erkek yabancılarla evli. Evliliklerin çoğu yabancıların kendi ülkelerinde yapılıyor ve bunların büyük bir kısmı da Hollanda’ya yerleşiyor.
Her yıl 10 bin kadar Hollandalı yabancı biriyle evleniyor, yabancılarla evliliklerin devam etmesi halinde 100 yıl sonra Hollanda neslinin kayıplara karışacağı hesap ediyor.
Zira eskiden sömürgeci bir ülke olan Hollanda’da bulunan Surinamlı, Endonezyalı ve Antil Adaları’ndan gelenlerle yapılan evlilikler de hesaba katıldığı zaman, yarım milyon Hollandalının ayrı ırktan biri olduğu ve bu evliliklerden bir milyonu aşkın melez çocuk doğduğu ortaya çıkıyor.
Hollanda’da bulunan Hollandalı Türk melezlerinin sayısı da artıyor. Bu melezlerin sayısı şu anda 13 bin 744.
Her yıl 500 kadar Türk’ün bir Hollandalı ile evlenmesi ve bu rakamların yıldan yıla artması ile 100 yıl sonra Hollanda’da Türk-Hollandalı karışımı nüfusun 1 milyonu bulması bekleniyor.
Hollanda’da bulunan saf Türklerle, karışık Türkler’in birleşmeleri ile de yüz yıl sonra Hollanda’da iki milyonluk dev bir Türk toplumu oluşacak.
Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri de hesaba katıldığı zaman Avrupa’daki Türk nüfusunun 20 milyonu bulması bekleniyor. Yurt dışından yaşadıkları ülkenin yönetiminde söz hakkı olan 20 milyonluk bir Türk toplumu düşünüldüğü zaman da 100 yıl sonraki Türkiye’nin ‘lobili’ gücü şimdiden Avrupa’lıyı da korkutuyor olmalı.
Hollandalılar ile diğer yabancıların evlilik rakamlarına bakıldığı zaman Almanlar’ın birinci sırayı aldıkları görülür. Hollandalılar sıra ile en çok Alman, İngiliz, Belçikalı, Türk, İtalyan, İspanyol ve Faslılar ile evleniyor. Bu sıralamaya göre Türkler dördüncü sırayı alıyor.
Ancak Türklerin genel olarak hangi ülkenin insanları ile evlilik yaptıkları oranlandırıldığı zaman, Hollandalılar rekor kırıyor.
Demek oluyor ki Türkleri en çok Hollandalılar seviyor.
Okul bitirme sınavında Türkçeden de sınava girebilir, ve aldığınız sonuçlara göre zayıf olan bir dersinizi sistemden çıkarıp yerine Türkçe başarı notunuzu koyabilirsiniz.
Bu yıl bu haktan sadece 86 öğrencimiz yararlanmış.
Bazı okullar ders masraflarını öğrenciye ödetiyor ama, okullar pekala bu bütçeyi devletten alabiliyorlar.
İlhan KARAÇAY’ın haberi:
Hollanda’da eğitim gören Türk kökenli öğrenciler, bitirme sınavlarında, başarısız oldukları yabancı diller yerine, ana dilleri olan Türkçe’yi tercih edebiliyorlar.
Böyle bir haktan habersiz olan öğrenci ve velilerimizin çoğu, bu yüzden mağduriyet yaşıyorlar. Hollanda medyası, bu konuyu dile getirirken, Türk kökenli öğrencilerin son 10 yıl içindeki Türkçe seçiminde yüzde yüzlük bir gelişme gösterdiklerini yazdı.
Eğitimci Canan Gönençay, bu bilinmez hakkında açıklamada bulundu.
Bakınız Gönençay neler diyor:
“Okul bitirme sınavında Türkçeden de sınava girebilir, ve aldığınız sonuçlara göre zayıf olan bir dersinizi sistemden çıkarıp yerine Türkçe başarı notunuzu koyabilirsiniz. Türkçeyi “keuzevak” olarak seçip daha zayıf olduğu bir dersin örneğin Fransızca veya Almanca dersinin notuyla değiştirebilir. Gelecek sene VMBO 3’e veya 4’e başlayacak olanlar, HAVO 4 veya 5’e başlayacak olanlar ve VWO 5 veya 6’ya başlayacak tüm öğrencilerimizin böyle bir hakları var ve maalesef bilmiyorlar. Aileler de bilmiyor. Öğrenciler bu taleplerini mentor veya okul müdürlerine ilettiğinde okullar öğrenciyi bitirme sınavlarına ( Eindexamen ) yerleştirmeye mecburlar. Ama diyorlar ki ‘bizim öğretmenimiz yok, altyapımız yok, sen bu sınava kendin hazırlan biz seni okul bitirme sınavları için Türkçe dersinden DUO’ya bildiririz ve diğer sınavların yanısıra Türkçe sınavı yapmanı da sağlarız.’ Zaten yasalar gereği buna mecburlar. Böyle bir durum olduğunda bu öğrenciler ya da bazen okullar “ Levende Talen Turks” bölümüne müracaat ediyor ve yardım istiyorlar. Onlar da bu öğrencilere Türkçe dersi verecek öğretmen ayarlıyor ve öğrenci kendi para ödeyerek bu sınava hazırlanıyor. Bu imkân hâlâ var ama benim yaygınlaştırmayı ve genele yaymayı istediğim konu, öğrenciye hiçbir maliyeti olmadan, okulda bu dersi almasını sağlamak. Bazı okullar ders masraflarını öğrenciye ödetiyor ama, okullar pekala bu bütçeyi devletten alabiliyorlar.”
Gönençay, bu konuda yapılan ve yapılacak olan çalışmalar hakkındaki bilgilere şöyle devam ediyor: “Ben de Yunus Emre Enstitüsü görevlerimin yanısıra, kuruculuğunu ve başkanlığını Karijn Helsloot’un yaptığı ve çok dilliliği savunan ve bizim Türk öğrencilerimize gönülden yardım eden “Stichting Taal Naar Keuze” (https://www.taalnaarkeuze.nl/eindexamen/ ) profesyonel ekibiyle çalışıyorum. Zira bu vakıf sadece Türk öğrencilerin Türkçe ders ve sınav hakkı için değil Faslı öğrencilerin de Arapçadan bitirme sınavına girmelerini sağlıyor.
Bu yıl bu haktan sadece 86 öğrencimiz yararlanmış.
Amsterdam Caland Lyceum’da 9 öğrencimizle bizzat ben çalışıyorum. Arapçadan da bu sene sınava o okulda sınava giren 7 öğrenci var. Bu öğrenciler bir sene boyunca haftada 2 saat okul saatleri içerisinde ve zaman zaman da online ortamda ücretsiz Türkçe dersi alarak bu sınava hazırlandılar. Öğrencilerin notlarını görebildikleri “Magister” sisteminde, Türkçe notlarını da görebildiler. Hem daha yüksek not ile ortalamalarını yükselttiler hem de güzel Türkçemizi daha da iyi öğrenmek için bulunmaz bir fırsat yakaladılar. Bazen çocuklarımız 0,1 puan eksikle liseyi bitiremiyorlar ve tekrarlamak zorunda kalıyorlar. Halbuki bizim çocuklarımızın Türkçe anlama ve konuşma seviyesi yüksek, zayıf oldukları konularda ve alanlarda da onları 2 sene boyunca yetiştirme imkânı var. Genel gözlemim olarak da bizim öğrencilerimizin Fransızcaları çok zayıf ve bu durum okul ortalamalarını ve başarılarını düşürüyor, bu anlamda Türkçeden alacağı yüksek notlar çok değerli. Haklarımızı Bilmiyoruz ve maalesef talep etmiyoruz. Yardım ve yönlendirme için bana ulaşabilirsiniz. “Stichting Taal naar Keuze” vakfı ile donanımlı Türkçe öğretmenlerimiz ile tüm öğrencilerimize yardım etmeye hazırım. “
Başarılı bir Eğitim Koordinatörü olan Canan Gönençay, bu konularda kendisinden yardım alınabilmesi için telefon numarasını ve email adresini bildirmekten de çekinmedi.
Tel: 0624632134 Email: canangonencay@gmail.com