DENK PARTİSİ ÜYELERİ’NE ÇAĞRI: Genel Kurul Toplantısı 16 Ekim’de yapılacak

DENK PARTİSİ ÜYELERİ’NE ÇAĞRI: Genel Kurul Toplantısı 16 Ekim’de yapılacak

*Parti’nin Genel Başkanı, Yönetim Kurulu ve Siyasi Liderin seçimi   için hararetli bir yarışma var

*İstifadan vazgeçen Tunahan Kuzu yeniden Siyasi Lider olacak mı?

İlhan KARAÇAY yazdı:

Geçtiğimiz mart ayından bu yana kaynayan DENK Partisi, defalarca yapılan ve geçersiz sayılan Genel Kurul Toplantıları’nın telafisini, 16 Ekim’de yapılacak olan üçüncü toplantıda gerçekleştirecek.
Son olarak 26 eylül günü yapılan ve geçerli sayılmayan toplantının ardından sürpriz bir açıklama yapan, partinin milletvekili ve eski siyasi lideri olan Tunahan Kuzu, istifasını geri aldığını belirterek, milletvekilliği için yeniden aday olacağını söylemişti.

DENK Partisi’nden yapılan yeni açıklamaya göre, bugüne kadar hatalı yapılan Genel Kurul Toplantıları’nın telafisi için, yeni toplantının 16 Ekim’de yapılacak.
Korona önlemlerinin sorun yarattığı için, daha büyük bir salon kiralanacağı belirtien açıklamada, ‘Bu kez toplantıya katılmak için başvuracak olan üyelerimizin hepsini salona sığdıramazsak da, dijital olarak-* tamamına oy kullandırmayı gerçekleştireceğiz’ denildi.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\Tunahan Kuzu-Farid Azarkan.jpgYenilenecek olan Genel Kurul Toplantısı’da yapılacak olan seçimlerde, Tunahan Kuzu’nun siyasi liderlik için aday olup olmayacağı, Kuzulu bir yönetimin başına Ejder Köse’nin seçilip seçilemeyeceği merak konusu.
Kuzu’nun geri dönmesi için harekete geçmiş olan akil kişiler, ‘Tunahan Kuzu siyasi lider olmazsa DENK yine başarılı olamaz’ şeklinde konuşuyorlar.

Yeri daha sonra belirtilecek olantoplantının akışı şöyle olacak:
Saat 15.00 salona giriş
Saat 15.15 – 15.25 Başlangıç ve Geçici Başkan’dan açış konuşması
Saat 15.25 – 15.40 Daha önce yapılan toplantı raporunun okunması
Saat 15.40 – 15.55 Seçimler
Saat 16.00 Kapanış.

 

VATANDAŞLARINI İHBAR EDEN DEVLET SİSTEMİ YURTTAŞLARIMIZI RAHATSIZ EDİYOR

VATANDAŞLARINI İHBAR EDEN DEVLET SİSTEMİ YURTTAŞLARIMIZI RAHATSIZ EDİYOR

Vatandaşlarını ihbar eden devlet sistemi yurttaşlarımızı rahatsız ediyor…

Malvarlığını beyan etmek, babadan kalma mallar için geçerli olmamalı.

Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi’ yani ‘Otomatik Bilgi Değişimi’ hakkaniyetli uygulanmalı

C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\7231.jpg

İlhan KARAÇAY’ın analizi:

Milleti ve devleti için, canını verecek kadar fedakâr olan vatandaşlarını tam 135 ülkeye ihbar edecek kadar aciziyet gösteren bir devlet olur mu hiç?
Aciziyet diyorum çünkü, güya vergi kaçakçılığını, kara para trafiğini ve terörün finansmanını önlemek, vergi konusunda şeffaflığı getirmek için kurulduğu iddia edilen, Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi’ndeki kurnazlıktan yararlanacak ülkelere yem olmayı fark edememektir bu…

Aşağıda, uzmanların detaylı bir şekilde anlatacakları, sözleşmenin ana hatlarını okumadan önce sizlere, yurtdışında yaşayan yurttaşlarımızı haksız bir şekilde mağdur edecek noktaları anlatmaya çalışacağım.

Adı geçen sözleşme çifte vergilendirmeyi vatandaşlar yararına önlüyor ama, aynı vatandaşların doğdukları ülkelerdeki, babadank alma malvarlıklarına da büyük bir vergi borcu yüklüyor.

Şöyle ki, doğdukları ülkedeki malvarlıklarını geride bırakıp bir başka ülkeye göç eden vatandaş, göç ettiği ülke ile hiçbir ilişkisi olmayan o malvarlığı için vergi ödemek mecburiyetinde kalacak. Zira her ülkede, vergi mükelleflerinin mal beyanı mecburiyeti vardır.

Şimdi size Hollanda’da yaşanacak olan bir haksızlıktan söz edeyim.
Hollanda yasalarına göre, sosyal ödenek almak isteyenlerin, mal sahibi olmamaları gerekiyor. Bunun için doldurulan bir formda, ‘Mal varlığım yoktur’ diye imza attırılıyor. Yani başvuranın otomobili varsa, ‘Otomobilini sat ve parasını ye, para bitince bize gel’ deniliyor. Aynı durum emlak sahibi olanlara da ‘Evini sat, parasını ye, ondan sonra bize gel’ deniliyor.

Buraya kadar hiçbir şikâyetimiz yok. Zira aynı işlem Hollandalılar için de geçerli. Öyle ki, ödenek alan Hollandalılar’ın dış ülkelerdeki emlakları bile aranıyor, bulunursa da hukuki işlem yapılıyor.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\imzalanan-cifte-vergilendirme-yasasi-gurbetci-emekliyi-borclu-cikartti.jpeg

10 yıl kadar önce Hollanda devleti, Türkiye’den malvarlığı hakkında bilgi istediği zaman, bizim medyamız kıyameti koparmıştı. Devletimizin bu konuda bilgi vermemesi için kampanyalar başlatılmıştı. İşte o sırada naçizane şahsım, ‘Yapmayın beyler, Hollandalı için bile geçerli olan bu araştırmaya neden kızıyoruz ki? Ciddi ve medeni devletler, başka bir devlet tarafından istenen bilgiyi vermek zorundadır.’ demiştim.
Demiştim ama şunu da eklemiştim: ‘Bizim yapmamız gereken, bizden malvarlığı beyanı isteyen Hollanda’ya şunu söylemektir. Şayet biz, Türkiye’deki malvarlığımızı, Hollanda’da kazandığımız para ile yapmışsak, boynumuz kıldan ince. Ama malvarlığımız babadan kalma ise veya biz Hollanda’ya gelmeden önce sahiplenmişsek, yasa şartlarınız bizi bağlamamalı.
İşte biz, Hollanda devletinden bu uygulamanın bizler için değiştirilmesini istemeliyiz.

Hollanda devleti karşısında güçlü olmak için şu uygulamayı örnek olarak gösterebiliriz.
Hollanda devleti, vatandaşlarının emeklilik işlemini 50 yıllık bir süre için hesaplıyor.
Yani, 15 yaşından 65 yaşına kadar Hollanda’da resmen kayıtlı kim varsa 50 yıl üzerinden tam emekli oluyor. Örneğin ben, Hollanda’ya geldiğim zaman 25 yaşındaydım. Hollanda devleti banim emekliliğimi 25 yaşımdan 65 yaşıma kadar hesap ediyor ve emeklilik ödeneğimi 10 yıl eksik hesap ediyor.

Biz de Hollanda’ya aynen şunu söylemeliyiz: Bizim emekliliğimizi nasıl ki 25 yaşımızdan sonra hesaba katıyorsanız, malvarlığı konusnda da 25 yaşımızdan önceki yıllarda aramamalısınız.

İşte böyle değerli okurlarım. Bizim yapmamız gereken, yasaları çiğnemek değil, yasalardaki haksızlıklar için mücadele etmektir. Bu konuda tabii ki devletimizden de makul isteklerde bulunmalıyız.
136 ülkenin imzaladığı,Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi’ne Türkiye devleti de uysun ama, yukarıda söz ettiğim hususları da hesaba katarak hakkımızı korusun.

Şimdi gelelim,Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi’ne, yani ‘Otomatik Bilgi Değişimi’ konusuna:

C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\ifte-vergilendirme-7-638.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\cifte-vergi-resmi-gaz-intro.jpg C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\download.jpg

Vergi kaçakçılığını önlemek için, OECD tarafından oluşturulan Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesine, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamının yanı sıra, İsviçre, Norveç, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler de dâhil 136 ülke taraf olmuştur. Bu sözleşmeye imza atanTürkiye, TBMM tarafından kabul edildikten sonra, 20 Mayıs 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra ortak oldu.
.
Sözleşme, OECD, Avrupa Birliği (AB) ve G20 ülkelerinin birlikte çalışmasıyla gerçekleştirildi ve adına da Otomatik Bilgi Değişimi denildi.
‘Otomatik Bilgi Değişimi’, kişilerin yaşamakta olduğu ülke dışındaki yerlerde finansal hesap bilgilerinin, yaşamakta olduğu ülkeye, her yıl diğer ülke vergi idareleri tarafından vergisel amaçlarla kullanılmak üzere, karşılıklılık ilkesi gereği otomatik olarak paylaşılmasıdır.

Sistem, vergi kaçakçılığını, kara para trafiğini ve terörün finansmanını önlemek, vergi konusunda şeffaflığı getirmek için kuruldu. 136 ülkenin taraf olduğu sistemi şu anda 107 ülke kullanıyor. Dünyada kara para trafiğinin önlenmesi, vergi şeffaflığının gerçekleştirilmesi konusunda bütün ülkelerin beraber çalıştığı bir ortamda, Türkiye’nin de bu anlaşmanın içinde olması gerekiyordu. Aksi halde birinci etapta ‘gri liste’, ikinci etapta ‘kara liste’ diye ifade edilen, herhangi bir şekilde vergi konusunda iş birliği yapmayan ülkeler listesine girmesi, orta ve uzun vadede kredi ve finans kuruluşlarından, uluslararası piyasalarda fonlama noktalarından tecrit edilecekti.

‘Otomatik Bilgi Değişimi’ kapsamında hangi bilgiler paylaşılacak, bu kimleri kapsayacak? Adres bilgisi, isim, soy isim, doğum tarihi, doğum yeri, ilgili ülkedeki vergi kimlik numarası, hesap bilgisi, hesap bakiyesi, hesap bakiyesinde yıl içinde ödenen bir faiz, temettü veya kâr payı gelirleri paylaşılacak. Hesaba yıl içinde ödenen başka ödemeler yani hesap hareketleri otomatik bilgi paylaşımı kapsamında olmayacak. Mevduat hesapları, saklama hesapları, ortaklık ve borç ilişkisi menfaatleri, nakdi değer sigorta sözleşmeleri ve düzenli ödeme sözleşmeleri ise paylaşılacak hesaplar arasında yer alıyor.

‘Otomatik Bilgi Değişimi’ni uluslararası vergi kaçakçılığıyla mücadelede bir devrim olarak niteleyen uzmanlar bu konuda şunları söylüyorlar:
OECD’nin hazırladığı, ilk kez 29 Ekim 2014’te 51 ülke ve daha sonrasında daha birçok ülke tarafından imzalanan ortak raporlama, usul ve standartlarına (Common Reporting Standard – CRS) dair bu anlaşmaya göre, kaynak ülkelerdeki finans kuruluşları bilgileri, ülke içindeki merkezi bir kuruma (gelir idareleri) iletiyor, bilgileri derleyen bu kurum ise bilgileri şifreleyerek partner ülkedeki merkezi kuruma iletiyor. Bu merkezi kurum da bilgileri çözümleyip eşleştirmeyi gerçekleştirerek kendi maliye kurumlarına aktarıyor. Bilgiyi alan maliye kurumları da bu bilgileri kendi vergi hesaplamalarına dahil ederek gerekli soruşturmaları başlatıyor.

Otomatik Bilgi Değişimi, diğer ülkelerde bulunan finansal hesap bilgilerinin kişinin yaşadığı ülkeye her yıl karşılıklı ve otomatik olarak elektronik ortamda gönderilmesi anlamına geliyor. Türkiye anlaşmaya taraf ülkelerle hesap bilgilerini karşılıklı olarak paylaşacaktır. Bu sistem bir devrim. Çünkü ekonomik ilişkilerin ülke sınırlarını tanımadığı bir dünyada vergi dairelerinin sınır ötesi gelirlere erişememesi, önemli bir sorun teşkil ediyordu. Bu bir yandan ülkeler arası haksız vergi rekabetine yol açarken, diğer yandan mukim ülkelerde gelir eşitsizliğine katkıda bulunuyor. Geçmişte genellikle talep üzerine veya düzensiz yapılan bilgi değişimleri ise uluslararası vergi kaçakçılığının önüne geçmekte yetersiz olarak görülüyordu. Türkiye, AB üyesi ülkelerin tamamının yanı sıra İsviçre, Norveç, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler de dahil,136 ülkenin taraf olduğu, 107 ülkenin kullandığı bu sistemi, 21.04.2017 tarihinde imzalamış, 31.12.2019 tarihinde onaylamıştır. Bu anlaşmaya göre, imzacı ülkeler, karşılıklılık temelinde ilgili ülkelerin mukimlerine ait finansal hesap bilgilerini, finansal kuruluşlardan toplayıp ayrı bir talep gerekmeksizin (otomatik olarak) her yıl ilgili ülkeyle paylaşacaktır. Türkiye’de otomatik bilgi değişimi için bilgileri toplamaya ve paylaşmaya yetkili makam, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı’dır.

Türkiye’de elde edilen gelirler Türkiye’de vergilendiriliyor. Aynı gelirin farklı ülkelerde iki kere vergilendirilmesi çifte vergilendirilme anlaşmalarına aykırı bulunuyor. Ancak Avrupa’da aynı gelir türlerine uygulanan Türkiye’den daha yüksek vergi oranları, bu gelirlerin Avrupa’da da farklı oranda vergilendirilmesini gerektiriyor. Bunun dışında Türkiye’deki gelirlerin, kişinin Avrupa’da tabi olduğu vergi dilimini yükseltmesi de söz konusu.
Bu durum neticesinde de Avrupa’da vergi yükümlülüğü bulunan, ancak Türkiye’de elde ettiği gelirleri Avrupa’da beyan etmeyenler için, kayıp vergilerin faiziyle tahsili ve vergi kaçırmadan hukuki süreç başlatılması söz konusu. Bunun dışında sosyal yardım alanların Türkiye’deki gelirlerinin ve gayrimenkullerinin de dolaylı yoldan ortaya çıkması ihtimal dahilinde. Bu da dolandırıcılık suçlamasıyla açılacak davaları beraberinde getirebilir.

Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika’da yaşayan Türkiye kökenliler hariç, karşılıklılık sağlanan ülkelere 2019 yılına ait bilgilerin bu yılın sonuna kadar iletilecek.
Bu tarihlerden önceki yıllara ilişkin otomatik bilgi değişimi yapılması söz konusu değil.

Çifte vatandaşlığı bulunan Türk vatandaşlarının hem Türkiye’de hem yabancı bir ülkede adresi olması halinde yine de bildirim yapılır mı?
Finansal bilgi değişiminde kriter vatandaşlık olmayacak. Önemli olan kişinin yaşadığı yer. Gelir Vergisi Kanunu’nun 4’üncü maddesine göre ikametgâhı Türkiye’de olanlar ile bir takvim yılında 6 aydan fazla devamlı olarak Türkiye’de oturanlar, Türkiye’de yerleşik sayılıyor.
İnceleme yöntemleri ise farklıdır. 01/07/2017 tarihinden sonra açılan hesaplarda kişinin Türkiye’de yerleşik olduğunu beyan etmesi ve bu beyanın hesap açılışında alınan diğer bilgiler ile çelişmiyor olması halinde, beyanın makul olduğu kabul edilir ve hesaba ilişkin bilgiler bildirilmez. Bu tarihten önce açılan hesaplarda ise finansal kuruluşun kayıtlarındaki tek gösterge, adres bilgisi değildir.
Türkiye anlaşmaları onaylamış ve iç hukukuna nakletmiş olsa da, teknik alt yapısı henüz tamamlanmadığı gerekçesiyle, ‘Otomatik Bilgi Değişimi’ kapsamında henüz bir paylaşımda bulunmamıştır. Normalde bilgi paylaşımı, her yılın eylül ayında yapılacak ve doğrudan bir önceki yılı kapsayacak. Mal ve mülkler otomatik paylaşımına doğrudan tabi olmayacak. Ancak gayrimenkullerden elde edilen kira gibi gelirler hesap bakiyelerine yansıyacağından, gayrimenkul bilgilerinin de dolaylı olarak aktarılması söz konusu. 01/07/2017 tarihinden önce açılmış tüzel kişilere ait hesaplarda bakiyenin 250 bin ABD dolarını geçmemesi halinde finansal kuruluşun bu hesabı başkanlığa bildirmesi zorunlu değildir. Bireysel hesaplar için ise böyle bir eşik değer söz konusu değildir. 01/07/2017 tarihinden sonra açılan hem bireysel hesaplar hem de kurum hesapları bakiyesi ne olursa olsun bildirim kapsamındadır.

“Finansal kuruluşlar yeni açılan hesaplar için müşterilerden hangi ülkede yerleşik (mukim) olduklarını gösteren beyanlarını alır. Ayrıca 01/07/2017 tarihinden önce açılmış hesaplarda finansal kuruluşlar kayıt taraması yaparlar. Kayıtlarında kişinin ilgili ülkede yerleşik (mukim) olduğuna ilişkin kayıt, ilgili ülkede güncel yazışma ya da ikametgâh adresi, ilgili ülkede kayıtlı telefon numarası (Türkiye’de bir telefon numarası yoksa), mevduat hesapları dışındaki hesaplardan ilgili ülkedeki hesaplara düzenli fon transferi talimatı, ilgili ülkede adresi bulunan bir kişiye verilmiş temsil veya imza yetkisi (vekaletname), finansal kuruluşun kayıtlarında başka bir adres olmaması halinde posta bekletme servisi talimatı veya posta gönderisi için belirtilen adres bunlardan birinin bulunması halinde göstergenin bulunduğu ülkeye ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirim gönderir. Bu nedenle, banka hesap sahiplerinin bankadaki adreslerini kontrol etmesi ve güncel ikamet bilgilerini kişisel beyan ve kanıtlayıcı belge ile birlikte bankalarına bildirmesi ve iletişim bilgilerini güncellemeleri önemlidir. Finansal kuruluşlar, gösterge buldukları müşterileriyle iletişime geçerek onlardan gerçekte nerede yerleşik (mukim) olduklarını gösteren kişisel beyanlarını ve bu beyanı destekleyen bir belge isteyebilir. Eğer ilgili kişi Türkiye’de yerleşik (mukim) olduğunu beyan ediyor ve mukimlik belgesi, yerleşim yeri belgesi vb. gibi bir kanıtlayıcı belge ile bu beyanı destekliyor ise hakkında bildirim yapılmasına gerek kalmaz. Böyle bir beyanda bulunan kişinin gerçek halini yansıtacak şekilde beyan ve belge sunması sonradan karşılaşılabilecek olası yaptırımlardan sakınmasını sağlayacaktır.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yurt dışında yaşayan vatandaşların Türkiye’deki finansla ilgili son bir yıl bilgilerinin paylaşılması, Avrupa’da yaşayan Türklerin bir bölümünü zor durumda bırakacak. Yurt dışında yaşayıp sosyal yardım alan aynı zamanda da Türkiye’den ya da herhangi bir geliri olanların bu bilgileri yaşadıkları ülkelere bildirmesi zorunlu. Paylaşmamaları ve bu durumun ortaya çıkması halinde ‘vergi kaçırmak’ suçundan yasal yaptırımlara maruz kalabilirler. Eylül 2020 ile Eylül 2021 arası çok önemli. Avrupa’da yaşayan Türkler bu bilgi paylaşımı noktasında en az zararla kurtulabilir. Önlerinde bir yıl var. Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun da faydası olabilir. Ayrıca hesabı açtığınız dönemde Türkiye’de yaşamıyor ancak daha sonra adresinizi Türkiye’ye taşıdıysanız veya ileriki zamanlarda ikametinizi Türkiye’ye taşıyacaksanız, hızlı şekilde bankalara giderek adres bilginizi güncellemeniz gerekiyor. Çünkü adres bilginizi güncellerseniz, artık Türkiye’de yaşıyorsanız, otomatik bilgi paylaşımı kapsamına girmezsiniz.

Hangi kuruluşlar bildirim yapacak?
1- Mevduat kuruluşları (Bankalar)
2- Saklama kuruluşları (Saklama bankaları vb.)
3- Yatırım kurumları (Yatırım bankaları ve fonlar gibi)
4- Belirli sigorta şirketleri
(Kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar bu kapsamda sayılmaz.)

 

DENK PARTİSİ KONGRESİ YENİ BAŞTAN!

DENK PARTİSİ KONGRESİ YENİ BAŞTAN!

DENK PARTİSİ KONGRESİ YENİ BAŞTAN!

Siyasi Lider ve yönetim seçiminin yasalara aykırı olduğu iddia edilmişti.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\1240.jpg

İlhan KARAÇAY’ın haberi:

DENK Partisi Genel Kurul Toplantısı’nın yasalara aykırı bir şekilde yapıldığı iddialarından sonra toplanan Geçiçi Yönetim Kurulu, toplantının yeniden yapılmasına ve siyasi lider ile Yönetim Kurlu seçimlerinin de yenilenmesine karar vedi.

Geçen hafta yapılan Genel Kurul Toplantısı’nın, Dernekler Kanunu uzmanlarına göre, üyelerin sadece bir kısmına oy kullandırıldığı için geçersiz sayılması gerekiyordu.

Yapılan Genel Kurul Toplantısı için 144 başvuru yapılmıştı. Ne var ki Korona salgını nedeniyle salona 94 kişi kabul edildi. Yapılan seçimlerde ise saece salondaki 94 kişi oy kullandı. Kaldı ki, bundan önceki seçimde, toplantıya katılamaynlar ile birlikte 550 üye dijital olarak oy kullanmıştı. Amsterdam’da yapılan toplantıdaki seçimlerde dijital oy kullanımı yapılmamıştı.

DENK Partisi Genel Kurul Toplantısı sonrasında görüş belirten pek çok Sivil Toplum Kuruluşu yetkilisi, kendisini liste başı yani siyasi lider olarak seçtiren Farid Azarkan’ın, ‘En az 6 milletvekili çıkaracağız’ şeklindeki beyanına gülüp geçtiklerini belirtirlerken, Tunahan Kuzu’nun partiye dönüş yapması için çabaların sürmesi gerektiğini söylemişlerdi.
‘Kuzu’yu geri döndüremezsek, DENK’in sonu gelir’ diyenlerin bu uyarısını ciddiye alan Tunahan Kuzu, siyasete geri döneceğini ve DENK Partisi için milletvekili adaylığını koyacağını açıkladı.

Şimdiki Geçici Yönetim Kurulu’nun, gerek itirazlara kulak vermesi ve gerekse Tunahan Kuzu’nun geri dönmesi karşısında etkilendiği sanılıyor.

Ne zaman yapılacağı henüz açıklanmayan yeni toplantıda, Haziran ayında yapılan toplatıda olduğu gibi, tüm üyelerin dijital oy kullanımı sağlanacak.
Yeni Genel Kurul Toplantısı’nda, yeni siyasi lider ve Yönetim Kurulu seçimi de tazelenecek.

 

Hollanda gazetesinin başlığı: Su altında kabaran Yunanistan-Türkiye savaşı Avrupa Birliği’ni titretiyor

Hollanda gazetesinin başlığı: Su altında kabaran Yunanistan-Türkiye savaşı Avrupa Birliği’ni titretiyor

Hollanda gazetesinin başlığı:
Su altında kabaran Yunanistan-Türkiye savaşı Avrupa Birliği’ni titretiyor

Deniz hukuku uzmanları Meis Adası konusunda Türkiye’yi haklı buluyor…

Yargıya gidilmesi halinde Türkiye’nin haklı çıkacağını öne süren uzmanlar, diğer konular için Türkiye’nin lakayıt (vurdumduymaz) davrandığını iddia etti.

C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\IMG_1227.jpg

İlhan KARAÇAY’ın haberi

Hollanda’nın ‘de Volkskrant’ gazetesinde yayınlanan iki sayfa dolusu bir haber-analizde, Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz hukuku konularının bazılarında, Türkiye’nin haklı olduğu vurgulanırken, bazı konularda da Türkiye’nin lakayıt (vurdumduymaz) davrandığı ileri sürüldü.
‘Su altında kabaran Yunanistan-Türkiye savaşı, Avrupa Birliği’ni titretiyor’ başlığı ile yayınlanan haber-analizde, Hollandalı Deniz Hukuku Uzmanı Alex Oude Elferink, Meis Adası konusunda Türkiye’nin haklı olduğunu, mahkemeye başvurulması halinde Türkiye’nin davayı kazanacağını ileri sürdü.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle, savaş çıkma ihtimalinden söz edilirken, ‘Bu durumda Avrupa Birliği titriyor’ vurgulaması yapıldı.
Türkiye’nin, Uluslararası Deniz Yetki Alanları sözleşmesini imzalamamış olmasının bir dezavantaj olduğu, Türkiye’nin bu nedenle haklı olduğu bir konuda dahi destekçi bulamadığı belirtilen haberde, ‘Bu nedenle de Türkiye dünyada yalnız kaldı’ vurgulaması yapıldı.

Haberde şu sözler dikkat çekiyor: Atina Panteion Üniversitesi Yüksek Öğretim Üyesi olan Yunanlı Kostas Ifantis’e göre, Türk-Yunan anlaşmazlıkları eskiden kısmi sorun yaratırdı. Ama şimdi Erdoğan’ın hırsı nedeniyle bulaşıcı bir hastalık haline geldi.
Hollandalı, Türk ve Yunanlı Deniz Hukuku uzmanları ile yaptığımız görüşmelerde, Türkiye’nin bir konuda çok haklı olduğu görülüyor. Türkiye’nin burnunun dibinde olan ve Yunanistan’a çok uzak olan Meis Adası için Yunanlılar tarafından istenen Münhasır Ekonomik Bölge hakkı, Türkiye için haksız bir hırsızlık olur. Uluslararası bir mahkeme, bu konuda Türkiye’ye hak verecektir.
Ama bunun gerçekleşmemiş olması, Türkiye’nin dikkafalılığından olmuştur. Zira Türkiye, deniz hukuku konusundaki anlaşmazlıkları, uluslarası mahkemelerde ele alınmasına yanaşmıyor.
Şimdi her iki ülke bu konuda diyaloga açık olduklarını belirttikleri için, bu yolun açılması bekleniyor.

1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 121’inci maddesine göre, adaların Karasuları, Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge sınırları, ana topraktaki haklara eşittir.
Böyle bir durumda, Türkiye’ye, denizlerde balık tutmak için bile yer kalmamaktadır.
Deniz Hukuku Sözleşmesine göre, Türkiye Ege Denizi’nde Münhasır Ekonomik Bölge pastasından bir dilim bile yiyemediği için, kendilerini aldatılmış hissediyor.

Birleşmiş Milletlere üye ülkeler, 1970’li yıllarda Deniz Hukuku sözleşmesinin 74’üncü maddesi konusunda fikirbirliği yapamadılar. Türkiye bu konuda çok inatçı bir tutum aldı. Yunanistan’ın içinde bulunduğu diğer gruptaki ülkeler maddeyi desteklediler. Fakat o günden bu yana ağızlar hiç açılmadı ve sessiz kalma taktiği uygulandı.
Kaldı ki, bu sorunu ele alabilecek uluslararası yargıçlar bir karara varabilirler. Bu konuda Lahey Yüksek Adalet Divanı ile Hamburg Deniz Hukuku Mahkemesi pek çok yargısal kararlar almışlardır.

Yunan Adası Meis: Türkiye kazanır

Konuşulan uzmanlara göre, bu konuda Türkiye çok güçlü görülüyor. Türkiye sahiline iki kilometre mesafede bulunan Meis’te 500 kişi yaşıyor. En yakın Yunan adası olan Rodos’a 122 km. mesafede olan, izole edilmiş Meis Adası için, 40 bin metrekarelik bir deniz isteniyor. Bu tabii ki Ankara’nın onurunu kırmaktadır.
Hollanda Deniz Hukuku Enstitüsü Başkanı Alex Oude Elferink, mahkemenin, çok küçük olan Meis adasını hiçe sayacağını belirtirken, Yunanlı meslektaşı Ifantis şunları söyledi: ‘Yapılacak olan bir duruşmada Türkiye kesinlikle kazanır. Tanıdığım en iyi Yunan hukuçuların hepsi aynı kanaatte.’

Hukukçular, Uluslararası Mahkemelerde daha önce görülmüş olan davalarda, başka bir ülkenin sahiline yakın olan adalara ‘Münhasır Ekonomik Bölge’ hakkı verilmemiş olduğunu belirtiyorlar.
Bu konuda verilebilecek en iyi örnek, St. Martins adası için verilen karardır. Bengladeş’in Myanmar sahiline yakın adası St. Martins’in Münhasır Ekonomik Bölge hırsızlığına göz yumulmamıştır.
St.Martins ile Meis adasını kıyasladığınız zaman, St. Martins Meis’ten üç misli büyük olduğu gibi, nüfusu da Meis’ten sekiz defa fazladır. Bu durum Türkiye için bir piyangodur.

Türkiye’nin lakayıtlığı

Gazete haberinde konuşturulan uzmanların çoğu (ki, Türk uzman Emre Açıkgönül dahil), Türkiye’nin, Uluslararası Deniz Yetki Alanları sözleşmesini imzalamamış olmasının, Yunanistan’ın elini güçlendirdiğini öne sürüyorlar. ‘Türkiye bu sözleşmeyi imzalamadığı sürece, uluslarası mahkemelere gidemez’ diyen hukukçular, ‘Türkiye adı geçen sözleşmeyi imzalarsa, diyalog başlar ve o zaman tavizler konuşulur ve hatta verilir’ diye ilave ediyorlar.

Yunanistan’ın almış olduğu karasularını 6 milden 12 mile çıkarma kararını, Türkiye’nin savaş tehdidi nedeniyle uygulamadığını belirten uzmanlar, muhtemel bir savaşın önüne geçmek için, iki ülkenin diyalog masasına oturtulması gerektiğini söylüyorlar. Türkiye’nin, Uluslararası Deniz Yetki Alanları sözleşmesini imzalamamış olmasının bir dezavantaj olduğunu, bu durumun diyalogu da önlediğini belirten uzmanlar, Türkiye’nin bazı konularda ikna edilmesi gerektiğini söylüyorlar.

 

TUNAHAN KUZU DENK’İ YARI YOLDA BIRAKMAYACAK

TUNAHAN KUZU DENK’İ YARI YOLDA BIRAKMAYACAK

Tunahan Kuzu DENK’i  yarı yolda bırakmayacak

Sosyal medyada canlı olarak yaptığı açıklamada, milletvekilliği için aday olacağını belirten Kuzu, ‘Bana 130 bin oy veren insanın baskıları karşısında egoistlik yapamazdım’ dedi.
C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\IMG_1214.jpg
Tunahan Kuzu, canlı yayında kendisine gönderilen mektupları gösteriyor


İlhan KARAÇAY’ın haberi:

Hollanda’da Türkler’in desteği ile 3 milletvekili çıkaran DENK Partisi’nin eski siyasi lideri Tunahan Kuzu, geçtiğimiz mart ayında yaptığı bir açıklamada, şimdi üstlenmiş olduğu milletvekilliğini, önümüzdeki mart ayında yapılacak olan genel seçimlere kadar sahipleneceğini, ne var ki seçimlerde yeniden aday olmayacağını kesin bir dille belirtmişti.

Kuzu’yu siyaseti bırakma aşamasına getiren özel yaşamındaki gelişmelerin, parti içinde tartışılmaya başlanması, DENK Partisi için ‘sonun başlangıcıydı.’

Daha önce yayınladığım haberimde, cumartesi günü yapılan DENK Partisi Genel Kurul Toplantısı’nın yasalara uygun olmadığı, aynı toplantıda Kuzu’nun siyasi liderlik pozisyonunu Farid Azarkan’a devrettiği, bu durumda da ‘Kuzu’suz bir DENK’in yok olmaya mahkûm olduğu belirtilmişti.

Hollanda’daki Sivil Toplum Kuruluşları’nın temsilcileri ile akil insanların DENK’e oy vermiş binlerce insanın sesine kulak veren Tunahan Kuzu, bir sosyal medya kuruluşuna yaptığı canlı açıklamada,
‘Kuzu devam etmeli’ sözünün, ‘Kuzu devam ediyor’a dönüştüğünü belirtti.
C:\Users\ILHAN\Desktop\Ekim BULTENINE GIRECEKLER\IMG_1224.jpg
Tunhan Kuzu canlı yayında ‘Devam tokalaşması’ yapıyor

Kendisine tercihli olarak 130 bin oy vermiş insanların içinde, 8 yaşındaki Çetin isimli bir çocuğun whatsapp ile gönderdiği mektubundan da söz eden Kuzu, ‘Etrafımda çok büyük bir kalabalık olduğu halde, kendimi aylarca yalnız hissettim. Bana, yola devam etmem için tavsiyede bulunan insanlara karşı egoistlik yapamazdım. Bu nedenle, yola devam etme kararı verdim. Bugun milletvekilli adaylığı kaydı için son gündür. Şimdi bilgisayarın arkasına geçip, başvuru dilekçemi yazacağım.’ şeklinde konuştu.

Tunahan Kuzu’nun DENK Partisi’nde yola devam edeceğini açıklaması, kendisini destekleyen seçmenleri arasında büyük sevinç yarattı.
Her haber ve yorumumda, yola devam etmesi gerektiğini vurguladığım Kuzu’ya ‘Yolun açık olsun’ dileğinde bulunuyorum.

 

Sohbeti başlat
1
Yardımcı olabilir miyim?
Merhaba, yardımcı olabilir miyim?